| altın yumurtlayan | tavuk 1 (üretken) productief persoon d. (zengin) rijk |
| andere | (başka) seçenek yok, 3 çeşit, een grote zengin bir çeşit |
| anlamı zengin | zinrijk, zinvol, veelzeggend, betekenisvol |
| arm ~ | zengin |
| arm ~ zengin | "fakir rijk" |
| armarm | rijkreyk-zenginfakir- |
| balıkça zengin | visrijk |
| bayındır | (ekili) bebouwd, gecultiveerd 2 (zengin) welvarend |
| Bemiddeld | zengin,Bemiddeld |
| BEMIDDELD s | zengin, hali vakti yerinde, bir eli yağda bir eli |
| biçare, een | e vrouw zavalli kadin, 3 doğal zenginlik göstermeyen, |
| bir şeyle | zenginleştirmek |
| BODEMRIJKDOM | ( men) toprağin mineral zenginliği, |
| BOSACHTIG | ormanca zengin, çok ormanli, |
| BOSRIJK | çok ormanli, ormanca zengin, ormani bol, |
| bu kütüphane | çok zengin, 2 (regelen) öngörmek, derpiş etmek, het contract |
| Cok | Zengin |
| çok mutluydum! | o kadar mutluydum ki! zij zijn rijk çok zenginler, bir |
| Cok Zengin | Schatrijk,Cok Zengin |
| çok zengin | 1 schatrijk, 2 (varlıklı) multimiljonair d. |
| dili zenginleştirme | taalverrijking d. |
| doet die | man? o adam ne yapiyor? işi nedir? in goeden zijn zengin |
| draag taşima | kapasitesi, 2 (bezit) varlik, zenginlik |
| durumdan yararlanarak | zenginleşmek, 3 biol/biyo kese, 4 (v, papier) |
| edemezsin, met | grote heren is het kwaad kersen eten zenginlerle ayni harala |
| fakir | " arm ~ zengin rijk " |
| fakir arm | ~ zengin rijk |
| fakirin gönlü | zengindir Hoe kaler, hoe royaler. |
| fig/mec doldurmak, | zenginleştirmek, süslemek, 2 iets ergens mee bir şeyi |
| FLOREREN g | (floreerde, h, gefloreerd) büyümek, zenginleşmek, gelişmek, |
| FLORISSANT | gelişen, büyüyen, olumlu, serpilen, zenginleşen |
| GEFORTUNEERD | zengin, varsil, parali, para babasi |
| Gegoed | Zengin,Gegoed |
| GEGOED | (meer , meest ) zengin, hali vakti yerinde olan, bir eli yagda |
| GEGOEDHEID | zenginlik, |
| girilmez, zenginle | işbirliği fakirin zararinadir, zo zo knecht böyle |
| görünmek, | fig/mec canli, süslü, zengin, e taal süslü bir dil |
| GOUDKUST | 1 altin sahili, 2 fig/mec zenginler sokaği/caddesi |
| haddinden fazla | zengin olmak |
| harp zengini | O.W.- er d. oweeër d. |
| HERENBOER | ( en) toprak ağasi, toprak sahibi, zengin çiftçi |
| het water | Ioopt altijd naar de zee para parayi çeker, şans zengine güler, op |
| hij doet | zich voor als rijke man kendine zengin süsü veriyor, 4 |
| Hollandaca, een | rijke zengin bir dil, de Turkse Türkçe, Türk dili, de |
| hon | (mülk) bezit eigendom zenginin malı züğürdün çenesini yorar, |
| Rijk | Zengin,Rijk |
| Schatrijk | Cok Zengin,Schatrijk |
| Varlik/Zenginlik | Vermogen ,Varlik/Zenginlik |
| Vermogen | guc,kuvvet ,tasima kapasitesi ,varlik/zenginlik,,Vermogen |
| Vermogend | zengin,varsil,Vermogend |
| Verrijking | zenginlesme,gelisme,Verrijking |
| Zengin | Rijk,Gegoed ,bemiddeld,Vermogend ,,Zengin |
| zengin | miljonair |
| Zenginlesme | Verrijking ,Zenginlesme |
| zenginleştirmek verrijken, | 3 (genişletmek) uitbreiden |