Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'yüz' Kelimesinin Anlamları:

aandacht ilgi/dikkat çekmek, conclusies sonuç çikarmak, gezichten yüz
AANFLUITING ( en) maskaralik, yüzkarasi, kepazelik,
AANGEZICHT ( en) görünüş, manzara, görüntü van tot yüz
AANSCHIJN 1 görünüş, yüz, çehre, 2 in het van de dood... ölüm
AARDBODEM yeryüzü,
AARDKORST ( en) taşküre, lithosfer, yeryüzü kabuğu,
AARDOPPERVLAK ( ken), dünyanin yüzeyi,
AARDOPPERVLAKTE ( n, s) dünyanin yüzeyi,
ablak yüzlü rond van gezicht, mollig
ACHTERKANT ( en) arka taraf, arka yüz,
achterstevoren, (arka yüzü) andere kant/zijde d. 5 (ayakkabı)
ACHTTIENHONDERD sa, bin sekiz yüz,
açildi, fig/mec zijn gelaat helderde op yüzü neşelendi
AD il dan/den, lik/lik/luk/lük, vier procent yüzde dörtten,
aflezen, begrijpen, yüzünden okumak iets van iemands gezicht atlezen, 10
AFSCHEPPEN g, (schepte af, h, afgeschept) yüzünü almak,
AFSCHILLEN g, (schilde af, h, afgeschild) soymak, yüzmek
AFSTROPEN g, (stroopte af, h, afgestroopt) 1 (derisini) yüzmek,
AFZWEMMEN I f, gs, (zwom af, is afgezwommen) yüzerek açilmak,
ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez Wees streng tegenover domen mensen,
ak - kı 1 wit, 2 (yüz akı) onbezoedeld, vlekkeloos, 3 (mutlu) gelukkig ak
ak eerzaam, deugdzaam, eervol, gerçek yüzünü göstermek zijn ware
alçalmak, yüz suyu dökmek
aliştirmak, çocuğa resim çizmeyi öğretmek, zich in het, zwemmen yüzme
almak, een in zijn gezicht yüze bir şamar, hayal kirikliği, pen krijgen
almak, een van 250 gld, ikyüzelli guldenlik öndelik avans,
almak, fig/mec gepatenteerde leugenaar patentli yalanci, yüzsüz yalanci
alnı açık (yüzü ak) fatsoenlijk, eerzaam, deugdzaam, eervol
alt yüz grondvlak
AMFIBIE ( en) ikiyaşayişli hayvan, yüzergezer hayvan,
AMFIBISCH 1 ikiyaşayişli, amfibi, yüzergezer, 2 (v, vliegtuig)
ANTIPODE (n) 1 yeryüzünün aksi tarafinda oturan kimse, 2 mv/çoğ
arife günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar Al is de leugen
arka achter, 2 (öbür yüz) achterkant d. achterzijde d. 3 (sırt) rug d. 4
arka taraf achterkant d. ( - yüz) achterzijde d. keerzijde d.
arka yüz achterkant d. achterzijde d.
arsiz olmak, yüzü kizarmamak,
arsizca, yüzsüzce, utanmaksizin, utanmadan sikilmadan,
asık (yüz) onvriendelijk, nurks.
asır - srı 1 (yüzyıl) eeuw d. 2 (çağ) tijdperk
asırlık (yüzyıllık) eeuwigdurend, (çok çok yaşlı) eeuwenoud, oeroud, 2
ASPECT ( en) 1 (kant) yüz, yön, taraf, yan, de andere en van
astarı yüzünden pahalı De kosten overtreffen de baten. Het sop is de kool
ayıbını yüzüne vurmak iemand zijn fout onder de neus wrijven
BADJUFFROUW ( en) yüzme havuzu gözcüsü,
BADMEESTER (s) yüzme havuzu gözcüsü,
BAKKES ( en) (plat/argo) 1 yüz, 2 (mond) ağiz,
balık gibi yüzmek zwemmen als een otter/vis
bekleding 4 (yüzey) oppervlak 5 (ar) schaamtegevoel alnı
BEKLEDING ( en) örtü, kilif, yüz,
benzeyen yüzer eşya üzerinde köprü kurulur, taşima hizmetlerinde
bijassurantie sigortalinin ödeyeceği hasar yüzdesi, sigortaya tabi olmayan
binin yarısı beş yüz Maak je niet dik!
binin yarısı beş yüz, o da bizde yok Ik ben blut! Ik heb geen geld!
BINNENBAD ( en) kapali yüzme havuzu,
bir el bir eli yıkar, iki el de yüzü yıkar Als de ene hand de andere wast,
birakmak, yüzüstü birakmak, birini ortada birakmak, darda birakmak, iets in
biri ile (bir şeyle) ilişkisini kesmek, birinden (bir şeyden) yüz
biri, mülayim, yüzü yumuşak kimse, het van Columbus en basit
birine sirt çevirmek, yüz çevirmek
bitmek üzere, yüze yüze kuyruğuna geldik, er/ergens wel oren naar/voor
bladzijde sahife yüz, yüzüncü sahife, nummer W,C, yüz numara, tuvalet,
BLAKEREN I f, g, (blakerde, h, geblakerd) yüzünü yakmak, ütülemek,
BLAMAGE (voor) ayip, yüzkarasi, rezalet,
BLAUW I s, z, 1 mavi, de e hemel mavi gökyüzü, e druif kara
blik kaçamak bakiş, 3 (oppervlakkig) üstünkörü, yüzeysel, gelişigüzel,
BLOTEBILLENGEZICHT spreekt/kd şişkin yanak, dolgun yüz,
BOEVENTRONIE (s) sinsi yüz, adi çehre, sahtekar surat,
BOTEL (s) yüzer otel, otel gibi kullanilan gemi,
BOUWVALLIG harabe, haşat, yikilmaya yüz tutmuş, ören gibi,
BOVENDRIJVEN gs, (dreef boven, is bovengedreven) 1 yüzeyde
BOVENKOMEN gs, (kwam boven, is bovengekomen) 1 yüzeye çikmak,
BOVENLEDER ayakkabi yüz derisi,
BOVENLEER ayakkabi yüz derisi,
BOVENVLAK ken) üst yüzey, üst taraf, satih,
boyamak verven, schilderen, kleuren, (yüz) grimeren, (çocuk yüzü
BROODJE çörek, küçük ekmek, sandviç, zoete s bakken yüzsuyu
BRUTAAL z, (...taler, st) arsiz, kaba, yüzsüz, utanmaz,
BRUTALITEIT ( en) küstahlik, arsizlik, yüzsüzlük, şimariklik,
bu nedenden dolayi, onun için, bu yüzden, bu sebepten
bu yüzden daardoor
BUITENBAD ( en) açik yüzme havuzu, açik hava havuzu
BUITENKANT ( en) diş taraf, diş yüz,
BUITENZIJDE (n) diş taraf, diş yüz
bulamazsin, zonder eşsiz, als de şimşek gibi, loop naar de yüzünü
bumburuşuk (yüz) gerimpeld, 2 (kumaş vb.) verfomfaaid, verkreukeld,
bürünmek / (şal vb.) aandoen, omdoen, 2 (yüzeyi kaplanmak) aan alle
buruş buruş kreukelig, gekreukt, (yüz) rimpelig
buruşturmak, yüzünü ekşitmek, de hoofdprijs büyük ödülü çekmek, kazanmak,
çarpitmak, surat yapmak, yüz buruşturmak
çatık (yüz) somber, 2 (kaş) gefronst
çatlasa taş çatlasa kd/spreekt. hoogstens, taş çatlasa yüz lira eder, dat
çayüzümü - nü bot. bosbes d. (Vaccinium myrtillus)
çehre (yüz) gelaat gezicht 2 (görünüş) aanschijn
CENT ( en, s) kuruş, guldenin yüzde biri, tot de laatste
çizgi lijn d. streep d. reep d. ribbel d. 2 (yüzde kırışık) rimpel d.
CLOSET (s) yüznumara, tuvalet, kenef, ayakyolu, helâ, w,c,
çokyüzlü veelvlak
CONFRONTATIE (s) yüzleştirme, yüzleşme, karşilaştirma
CT. afk/kis 1 courant geçerli, 2 cent kuruş, guldenin yüzde biri
DANKZIJ il (n)in yardimiyla, sayesinde, yüzünden
dat zijn gezicht rood aanliep o kadar ki öfkeden yüzü kizardi
de der zee denizin yüzü, (buitenkant) diş tarafi, diş yüz
de s ophalen omuz silkmek, iemand over de aanzien birine yüz vermemek,
de spuwt, spuwt in zijn eigen aangezicht rüzgâra tüküren, yüzüne tükürür
de medaille, Namazda yüzü olmayanın, ezanda gözü olmaz, Met
de vinger yüzüğü parmağina geçirmek, in de modder blijven çamura
DEKKLEED (...kleden) kilif, örtü, kap, yüz
deniz trafiği, 4 boven komen a) su yüzüne çikmak, meydana çikmak, tekrar
derisini yüzmek / n/ villen, ontvellen
DERTIENHONDERD sa bin üç yüz
DESWEGE z, o nedenle, bundan dolayi, onun için, bu yüzden
DIAMANTEN elmastan, een ring elmas yüzük
diploma yüzme diplomasi sinavina girmek, yüzme sinavi yapmak
diri diri yüzmek istemek / iemand kunnen villen
dirlik yüzü görmemek nooit rustig en comfortabel leven
dış yüz buitenkant d. buitenzijde d.
diyecek olmamak, hij zwemt als een balik gibi yüzer, moet zwemmen
DOBBEREN gs, (dobberde, h, gedobberd) 1 su yüzünde sallanmak,
DOK ( ken) gemi havuzu, dok, tersane, drijvend yüzer havuz
dökmek, soyulmak, derisi kavlamak mijn gezicht begint te yüzüm kavliyor,
dolayi, yüzünden, ten van het slechte weer kötü havadan dolayi, kötü hava
DOORDAT bağ dan/den dolayi, yüzünden, nedeniyle, diğindan
DOORGRONDEN g, (doorgrondde, h, doorgrond) iç yüzünü anlamak,
DRAAGVLAK ( ken) 1 taşima yüzeyi, 2 (ondersteunende groep
DRAAIKONT ( en) 1 (huichelachtig) dönek, ikiyüzlü kimse, 2
DRIEZIJDIG üç yüzlü
DRIJFIJS yüzen buz
DRIJVEN I f, gs, (dreef, is gedreven) 1 yüzmek, batmamak, su
DROMMEL (s) 1 kör talih, şeytan, loop naar de yüzünü şeytan
DUBBELHARTIG z, ikiyüzlü, içten pazarlikli, riyakar
DUBBELHARTIGHEID ikiyüzlülük, sahtekarlik, riyakârlik
DUIVEL ( en, s) şeytan, iblis, loop naar de yüzünü şeytan
DUIZENDJARIG yüz yillik
DUNNETJES z, ince, yüzeysel, esassiz, derin değil
e/ kemer, gordel enz.) aandoen, omdoen, 7 /, (yüzük -, v.
een gezicht solgun yüz, goud gümüş karişimi altin, grijs boz,
een glimlach op zijn gezicht yüzünde bir tebessüm var, 4 durmak, de krant
een kubus kübün alti yüzü, (v, plat) yüz, een bladzijde bir sayfa, (bij
een zeil 3 (yüz) gezicht smoel d. facie d.
EERVERGETEN şerefsiz, alçak, utanmaz, yüzsüz, yüzü kizmaz,
EERVOL ( ler, st) şerefli, onurlu, yüzü ak, haysiyetli,
EEUW ( en) 1 yüzyil, asir, de 20 ste yirminci yüzyil, 2
EEUWFEEST ( en) yüzüncü yildönümü eğlencesi
EEUWIGDUREND yüzyil süren, asirlik, asirlarca süren
ELFHONDERD bin yüz
eli yüzü düzgün mooi
eline yüzüne bakılır (van vrouwen) mooi
elmas yüzük diamanten ring d.
ENENMALE ten tamamiyla, yüzde yüz, büsbütün, dat is ten
epilepsi, wegens hastalik yüzünden, hastaliktan dolayi
ERE 1 onur, şeref, haysiyet, yüzaki, naar en geweten açik
etkilemez, ter zake van ... dan/den dolayi, ötürü, yüzünden, nedeniyle,
etmek, yüzünü
etmek, men moet zaaien, wil men tarlada izi olmayanin harmanda yüzü olmaz
etmek, yüzüne gözüne bulaştirmak
evlilik yüzüğü trouwring d.
EXPRESSIE (s) ifade, (v, gelaat) yüz ifadesi
ezan oproep tot gebed d. gebedsoproep Namazda yüzü olmayanın, ezanda
FACADE ( s, n) 1 binanin ön tarafi, ön cephe, yüz cephe, 2 fig/mec
FACE d yüz, cephe, ön taraf,
FACET ( ten) 1 façeta, faseta, yontulmu elmas yüzü, 2 (aspect) yüz,
FACIE d, (s) yüz, surat, çehre
faizde olmak, tegen 5% yüzde beşe faizde olmak,
familie ailesi için yüzkarasidir
FARIZEEER (s) ikiyüzlü, sahtekâr, düzmeci
FARIZEES farizeisch s, z, ikiyüzlü, düzmeci, een e lach ikiyüzlü bir
favori I (yüzde) bakkebaard d. II (sevilen) favoriet
fig/mec zij blaakt van gezondheid sağliği yüzünden belli, II g,
FIRMAMENT gökyüzü, gök, sema
foyasi meydana çikmak, zuur trekken yüzünü buruşturmak/ekşitmek, uit het
FRONT ( en) 1 ön taraf/yüz, cephe, ön, op alle en her yönden, her
geçirmek, yüzlemek, 2 (v, gordijnen enz voorzien) (yer) döşemek, (perde)
geëxecuteerd worden, 2 (yüz, gezicht) betrekken, 3 (duvara vb. takıl
GEHUICHEL ikiyüzlülük, riyakârlik,
GEHUICHELD riyakâr, ikiyüzlü, sahte, e tranen sahte göz yaşlari
gekomen is gelmemesi dikkatimi çekti, 3 (overkomen) yüz yüze gelmek,
GELAAT (...laten) yüz, çehre, surat
GELAATSKLEUR yüz rengi, beniz
GELAATSNET ( ten) mil/ask yüz kamuflaj filesi
GELAATSTREKKEN mv/çoğ yüz çizgileri
GELAATSUITDRUKKING ( en) yüz ifadesi
geluk hebben, Talihi yüzüne güldü, Het geluk lachte hem toe.
geom, birleşmeye yüz tutmak, birbirine yaklaşmak
GEOMORFOLOGISCH z, jeomorfolojik, yeryüzü ile ilgili
gerçeği yüzüne vurmak / n/ iemand de waarheid voor/op de neus drukken
gerçek yüzünü göstermek zijn ware gelaat tonen, zijn ware gezicht laten
getirmek, yüzleştirmek, yüz yüze getirmek, 2 iemand met ... birini
gevangeni kd./spreekt. (bij een bank) rood, schuldig yüz gulden
GEVEINSD ( er, meest ) 1 ikiyüzlü, riyakâr, içten pazarlikli,
GEVEINSDHEID ikiyüzlülük, riyakarlik, yapmaciklik
GEVIND yüzgeçli
gezicht bir şeyi birinin yüzünden okumak, gözlerinden anlamak
GEZICHT 1 ( en) (gelaat) yüz, sima, çehre, een bleek solgun bir yüz,
gezicht kederli, asik, üzüntülü, een gezicht kederli yüz, üzgün yüz, 3
gezicht yüze bir şamar, (met vuist) yumruk, een met de vuist op tafel
girmek, iemand laten a) birini düşürmek, b) birini yüz üstü birakmak, met
GLUIPERD (s) sinsi, sinsi ve adi, içten pazarlikli, ikiyüzlü, riyakar
GLUIPERIG z, sinsi, ikiyüzlü, sahtekar, riyakar
GOEDIG z, yumuşak yüzlü, iyi kalpli, sevecen, yumuşak kalpli, dostça,
GOEDMOE z, iyi yürekli, gönlü geniş, yumuşak yüzlü, mülayim, babacan
GOEDZAK ( ken) iyi kalpli, karinca ezmez, yumuşak yüzlü
gökyüzü - nü firmament lucht d. luchtje mec./fig. wereld d.
gökyüzündeki yildizlar, 2 Allah, de beware me! Allah korusun! 3 cennet, in
GOLFBAD ( en) dalgali yüzme havuzu
görünüş, dat is een ander van de zaak bu işin diger yüzüdür, işin diğer
göstermek, su yüzüne çikmak, ortaya çikrnak
göze gelmek, (biriyle/bir şeyle) yüz yüze gelmek, in mijn ogen bence, bana
gözlerini faltaşi gibi açmak, het gevaar onder ogen zien tehlike ile yüz
gram gram yüz gram honderd gram, ons d. beş yüz gram halve kilo, pond d.
granuleren yüzeyini tane tane) kabartmak, II gs, (, is ) tanelenmek,
GRIMAS ( sen) çirkin surat, tuhaf surat, allerlei sen maken yüzünü
grond yere tükürmek, iemand in het gezicht birinin yüzüne tükürmek, 2
GRONDVLAK ( ken) taban, alt yüz
gulden yüz bin gulden
gulden yüz guldenden biraz fazla, 3 sonra, geçerek, geçe, halfvijf dört
günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çikar, 2 achterhaald
günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çikar, de ligt in het midden
günü yüzü kara çikar, een om bestwil makbul yalan, (grote) schaamteloze
günü yüzü kara çıkar. Al is de leugen nog zo snel, de waarheid achterhaalt
gutste langs zijn gezicht yüzünden ter boşandi
haar van onu uzaktan taniyorum, zijn ware tonen gerçek yüzünü göstermek,
han me zee) yüz
harmanda yüzü olmaz, Men moet zaaien, wil men maaien. 2 (leke) vlek d. 3
hatasini yüzüne vurmak, birini hatasindan dolayi paylamak
hava weer 2 (yeryüzünü kaplayan gaz) lucht d. 3 (gökyüzü) hemel d.
havlu handdoek d. el havlusu, yüz havlusu handdoek d. hamam havlusu banyo
hebben van dan/den çok olmak, nin içinde yüzmek, ten e üstelik, üstüne
HELM I d, ( en) 1 miğfer,başlik, tolga, 2 (v, kind) yüz zari III d, (gras)
HEMEL 1 ( en) (uitspansel) gök, sema, gökyüzü, gök kubbe, en aarde
het geld para için, para yüzünden, zij moet veel werken het geld para için
het trommel davul derisi, 2 bot, kütikül, 3 (v, melk) yüz, ince tabaka
hij loopt naar de yüzüne değiyor, yüz yaşina giriyor, in het sturen
honderd een dat ... yüzde bir ihtimal ki,, III h, (s) het voor en lehte
HONDERD sa, yüz, tot tellen yüze kadar saymak, tien maal tien is on
honderd yüznumara, w,c, tuvalet, een tje maken iş tutmak, vulg/k sikişmek,
HONDERDDUIZEND sa, yüz bin
HONDERDJARIG yüz yaşinda
HONDERDJARIGE (n) asirlik, yüz yaşinda olan kimse, yüzüne basan kimse
HONDERDSTE si, sa, yüzüncü
HONDERDTAL ( len) (bir) yüz
HONDERDVOUD ( en) yüz kat
HONDS z, ( er, meest ) arsiz, it gibi, utanmaz, yüzü kizarmaz, küstah,
HONDSBRUTAAL arsiz, yüzsüz, utanmaz
HUICHELAAR (s) ikiyüzlü, riyakar
HUICHELACHTIG z, ikiyüzlü, riyakar
HUICHELARIJ ( en) ikiyüzlülük, riyakârlik
HUICHELEN gs, (huichelde, h, gehuicheld) ikiyüzlülük etmek, riyakâr
kaş, alın fronsen, 3 (yüz rimpelen
oorzakelijk dan/den, yüzünden, dan/den dolayi, sterven de honger
para honder 4 (yüzü bir arada) (stapel, pakje enz.) van honderd,
rechtzaak dava procent h, ( en) yüzde, voor honderd yüzde yüz,
stikte, gestikt) yüz yüze dikmek
tegenwerpen başina kakmak, yüzüne vurmak
vanwege dan/den dolayi, yüzünden, ...için, dan/den ötürü, nedeniyle,
yüz mollig, 3 (yer) opgeruimd, netjes, 4 (eser vb.) verzameld
yüz bul- ) brutaal worden
yüz yaşında honderdjarige d.
yüzleştirilmek geconfronteerd worden met

Ana Sayfaya Dön