| AANGELEGEN | bitişik, hemsinir, hemhudut, sinir sinira olan, |
| AANGERENZEND | (y)a/e bitişik, sinir sinira, yaninda olan, de e |
| AANLIGGEND | (birbirine) bitişik, sinir sinira, yan yana, |
| AANSCHIKKEN | gs, (schikte aan, is aangeschikt) 1 yan yana sikişik |
| açiğa çikmak, | geven işik vermek, er gaat mij een op (şimdi) anlamaya |
| açik, işik | yaniyor, 3 daar is niets van o doğru değil, yalandir, |
| adres değişikliği | Adreswijziging d. |
| ADRESWIJZIGING | ( en) adres değişikliği, |
| AFWISSELEND I | s, değişken, değişik, farkli, çeşitli, II z, sira |
| AFWISSELING | ( en) 1 değişme, değişim, 2 (afleiding) değişiklik, |
| AGGLOMERAAT | (...raten) karişik yiğin |
| ağız değişikliği | smaakverschil |
| ALIAS I | z, değişik bir isimle, II d, ( sen) takma ad, lakap, |
| ALLERHANDE I | s, 1 çeşitli, değişik, farkli, hier zijn hoeden te |
| AMBIVALENT | çelişik, kararsiz, karişik, |
| anayasa değişikliği | grondwetsherziening d. |
| ANDERSDENKEND | değişik inançli/düşünceli, |
| anlamaz, mantiktan | anlamaz 2 (voor ziekte) bağişik, voor ziekten |
| anlaşilmaz, belirsiz, | karişik, kapali, müphem, muğlak, de e |
| arap saçina | çevirmek, karmakarişik etmek, ergens/bij iemand een kunnen |
| askerliğinden dolayi | muafiyet/bağişiklik, |
| aydinlatmak, işikla | donatmak |
| aydinlatmak, işiklandirmak, | de zon verlicht de aarde güneş dünyayi |
| BAAIERD | 1 kaos, 2 fig/mec kargaşa, karişiklik, |
| bagişik tutmak, | muaf tutmak, istisna tutmak, van belasting vergiden |
| bagişik tutmak, | van de militaire dienst vrijgesteld worden askeri hizmetten |
| bağişik, | (niet beperkt) açik, sinirsiz, het e veld açik saha, 4 (niet |
| başliyorum, aklima | bir fikir geliyor II s, z, 1 açik, aydinlik, işik, het is |
| BEHOORLIJK I | s, z, uygun, yakişik, yaraşan, münasip, iyi, denk, |
| BELENDEND | yakin, bitişik, sinir sinira, komşu, huizen bitişik |
| BELICHTINGSMETER | (s) foto işikölçer, pozometre, fotometre, |
| BEROERING | (opschudding) karişiklik, rahatsizlik, huzursuzluk, |
| BESCHIJNEN | g, (bescheen, h, beschenen) aydinlatmak, işik |
| BIJGAAND | ekli, ilişikte, ilişik olan, eklenmiş, |
| BIJGELEGEN | bitişik, sinir sinira olan, |
| BIJLICHTEN | g, (lichtte bij, h, bijgelicht) iemand birine işik |
| birden,birlikte, door | karmakarişik, düzensiz, alt üst, met |
| bitişik aangelegen, | aanliggend, aangrenzend, naburig |
| bitişik olmak | liggen aan, grenzen aan |
| bitişik, | (behalve) hariç, başka, gayri, op mijn vader ... babam hariç, |
| BLINKEN | gs, (blonk, h, geblonken) işildamak, pirildamak, işik |
| BOEL | 1 eşya, ev eşyasi, 2 (rommel) karmakarişik şeyler, |
| BOVENLICHT | ( en) 1 çatidan gelen işik, 2 (lichtopening) dam |
| brengen bir | şeyde değişiklik yapmak, van spijs, doet eten değişiklik iştah |
| çarpişan, tutarsiz, | e belangen çatişan çikarlar, e berichten çelişik |
| çekmek, | işikla |
| çelişik davranmak, | uit de en kunnen kolay hareket edebilmek, met iets uit |
| çelişik tegenstrijdi | inconsequent |
| çelişmek | 1 (çelişik ol tegenstrijdig zijn, indruisen tegen, 2 |
| çeşitli, karişik, | her türden, her cinsten, fig/mec het te maken |
| CHAOS | kaos, kargaşa, karişiklik, anababa günü |
| CHAOTISCH | z, karmakarişik, düzensiz |
| chaotische toestand | kaos, kargaşa, karişiklik, 3 moloz yiğini |
| çilelemek, alles | door elkaar her şeyi karmakarişik etmek, II gs, 1 |
| COMPLICATIE | (s) çetrefillilik, karişiklik, karmakarişiklik |
| COMPOST | karişik gübre |
| COMPOSTEREN composteerde, | h, gecomposteerd) karişik gübre haline |
| CONSTERNATIE | (s) karişiklik, telaş |
| darmadağin, ongeordend | düzensiz, karişik, iç içe, 2 fig/mec şaşkin, kafasi |
| DECORUM | terbiye, görgü, adabimuaşeret, yakişik, het in acht |
| değişik | verschillend, verscheiden, afwisselend, 2 (başka) apart, 3 (başka |
| değişik bir | isimle met een andere naam, alias |
| değişikliği, voor | de değişiklik için, değişiklik olsun diye, in iets |
| değişikliğin ne | getireceği bilinmez, doen (laten) bildirmek, haber vermek, |
| değişiklik | wijziging d. verandering d. varieteit d. adres değişikliği |
| değişiklik gösteren | afwijkend |
| değişiklik iştah | açar Verandering van spijs doet eten |
| değişiklik olsun | diye |
| değişiklik olsun | diye voor een verandering |
| değişiklik yapmak | / wijzigen, wijzigingen/ veranderingen aanbrengen |
| değişiklik yapmak, | adres adres değişikliği |
| değişiklik, voor | de değişiklik olsun diye, biol/biyo değişim, değişme, |
| değişiklikler yapmak, | van omgeving çevre değişikliği, van weer hava |
| denkend bulanik | kafali, karişik düşünen, sersem |
| deşelemek, eşeleyip | kariştirmak, karmakarişik etmek, de grond topraği |
| dichter ünlü | bir şair, 2 tanidik, tanişik, bildik, zij komt mij |
| DIFFUUS | (diffuser, t) yaygin, dağinik, licht yaygin işik |
| DOOLHOF | (...hoven) labirent, fig/mec karmakarişik şey |
| door elkaar | staan karmakarişik durmak, darmadağinik durmak III 1 s, |
| DOOREEN z, | 1 karmakarişik, karmançorman, darmadağinik, alles ligt |
| DOORSCHEMEREN | gs, (schemerde door, h, doorgeschemerd) 1 işik |
| düşürmek, | işik |
| düzeni bozmak, | karmakarişik etmek |
| ENTROPIE | (s) isi verilmesiyle vücutta değişiklik durumu, |
| etmek, eşelemek, | 2 (haar) kariştirmak, karmakarişik etmek, altini üstüne |
| EXEMPT | bağişik, muaf, ayri tutulan |
| EXEMPTIE | (s) bağişiklik, muafiyet |
| eyvallah dememek, | boyun eğmemek, aan zitten omuz omuza oturmak, sikişik |
| FATSOENLIJK | z, 1 (netjes) yakişik, yakişir, uygun, 2 (net) kibar, |
| FEESTVERLICHTING | ( en) eğlence işiklandirmasi |
| fig/mec bilgilendirmek, | bilgi vermek, malumat vermek, aydinlatmak, işik |
| FRONS | (fronsen, fronzen) kirişik, buruşuk |
| GECOMPLICEERD | karişik, karmaşik, een geval karişik bir durum |
| GEDRANG | 1 yiğişma, yiğilma, tikişiklik, 2 (biriken/toplanan) kalabalik, |
| GEDRONGEN | 1 tiknaz, bodur, kisa boylu, 2 (compact) sikişik, sik, |
| GEDRONGENHEID | tiknazlik, sikişiklik, |
| gelijk soortig | değişik, 2 farkli, ayri, başka, de meningen farkli |
| GEMELEERD | karişik |
| GEMENGD | karişik, karma, çeşitli, türlü, farkli, değişik türden, |
| GEVARIEERD | çeşitli, değişik |
| GEWEND | aan (y)a/e alişik, alişkin zijn om meye alişkin olmak, |
| gewend alişik, | alişkin, alişmiş, aan iets zijn bir şeye alişkin olmak, |
| GEWOEL | kaynaşma, (kaynaşan) kalabalik, karişiklik, tikişiklik |
| gidişik jeuk | d. kriebel d. |
| girişik ingewikkel | verward |
| girişik, birleşik, | e interest birleşik faiz, e interestberekening bileşik |
| GLANZEN | (glansde, h, geglansd) I gs, parlamak, işik saçmak, parildamak, |
| GRENZEN | gs, (grensde, h, gegrensd) 1 yakin olmak, bitişik olmak, 2 |
| GROEN I | s, l yeşil, fig/mec het e licht geven yeşil işik yakmak, 2 |
| GRONDWETSHERZIENING | ( en) anayasa reformu, anayasa değişikliği |
| HALFOMHALF | d, 1 (gehakt) karişik, kiyma, |
| HALO | (s) hâle, işik halkasi, işin halkasi |
| hastaliklara karşi | bağişik, 3 voor hoger beroep temyizden muaf |
| HEKSENKETEL | (s) 1 büyücü kazani, 2 fig/mec cehennem, karmakarişik yer, |
| heleboel bir | yiğin, 3 (rommel) karişiklik, yiğin, de kamer was een |
| HIERNEVENS z, | ilişikte, ekli |
| HUIDPLOOI | ( en) cilt buruşuğu/kirişikliği |
| lamp işik, | lamba, het aandoen işiği açmak, 3 (venster) aydinlik, 4 |
| licht işin | yaymak, II gs, (, is ) isi veya işik yayilmak |
| onbetamelijk yakişiksiz, | yakişik almaz, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz |
| onleesbaar schrift | karişik yazi, okunmaz yazi, |
| verscheidenheid çeşitlilik, | ter (voor de) bir değişiklik için, |
| verschillend farkli, | değişik, ayni değil, eşitsiz, van breedte farkli |
| wanorde kao | karmakarişiklik, darmadağiniklik |