Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'işik' Kelimesinin Anlamları:

AANGELEGEN bitişik, hemsinir, hemhudut, sinir sinira olan,
AANGERENZEND (y)a/e bitişik, sinir sinira, yaninda olan, de e
AANLIGGEND (birbirine) bitişik, sinir sinira, yan yana,
AANSCHIKKEN gs, (schikte aan, is aangeschikt) 1 yan yana sikişik
açiğa çikmak, geven işik vermek, er gaat mij een op (şimdi) anlamaya
açik, işik yaniyor, 3 daar is niets van o doğru değil, yalandir,
adres değişikliği Adreswijziging d.
ADRESWIJZIGING ( en) adres değişikliği,
AFWISSELEND I s, değişken, değişik, farkli, çeşitli, II z, sira
AFWISSELING ( en) 1 değişme, değişim, 2 (afleiding) değişiklik,
AGGLOMERAAT (...raten) karişik yiğin
ağız değişikliği smaakverschil
ALIAS I z, değişik bir isimle, II d, ( sen) takma ad, lakap,
ALLERHANDE I s, 1 çeşitli, değişik, farkli, hier zijn hoeden te
AMBIVALENT çelişik, kararsiz, karişik,
anayasa değişikliği grondwetsherziening d.
ANDERSDENKEND değişik inançli/düşünceli,
anlamaz, mantiktan anlamaz 2 (voor ziekte) bağişik, voor ziekten
anlaşilmaz, belirsiz, karişik, kapali, müphem, muğlak, de e
arap saçina çevirmek, karmakarişik etmek, ergens/bij iemand een kunnen
askerliğinden dolayi muafiyet/bağişiklik,
aydinlatmak, işikla donatmak
aydinlatmak, işiklandirmak, de zon verlicht de aarde güneş dünyayi
BAAIERD 1 kaos, 2 fig/mec kargaşa, karişiklik,
bagişik tutmak, muaf tutmak, istisna tutmak, van belasting vergiden
bagişik tutmak, van de militaire dienst vrijgesteld worden askeri hizmetten
bağişik, (niet beperkt) açik, sinirsiz, het e veld açik saha, 4 (niet
başliyorum, aklima bir fikir geliyor II s, z, 1 açik, aydinlik, işik, het is
BEHOORLIJK I s, z, uygun, yakişik, yaraşan, münasip, iyi, denk,
BELENDEND yakin, bitişik, sinir sinira, komşu, huizen bitişik
BELICHTINGSMETER (s) foto işikölçer, pozometre, fotometre,
BEROERING (opschudding) karişiklik, rahatsizlik, huzursuzluk,
BESCHIJNEN g, (bescheen, h, beschenen) aydinlatmak, işik
BIJGAAND ekli, ilişikte, ilişik olan, eklenmiş,
BIJGELEGEN bitişik, sinir sinira olan,
BIJLICHTEN g, (lichtte bij, h, bijgelicht) iemand birine işik
birden,birlikte, door karmakarişik, düzensiz, alt üst, met
bitişik aangelegen, aanliggend, aangrenzend, naburig
bitişik olmak liggen aan, grenzen aan
bitişik, (behalve) hariç, başka, gayri, op mijn vader ... babam hariç,
BLINKEN gs, (blonk, h, geblonken) işildamak, pirildamak, işik
BOEL 1 eşya, ev eşyasi, 2 (rommel) karmakarişik şeyler,
BOVENLICHT ( en) 1 çatidan gelen işik, 2 (lichtopening) dam
brengen bir şeyde değişiklik yapmak, van spijs, doet eten değişiklik iştah
çarpişan, tutarsiz, e belangen çatişan çikarlar, e berichten çelişik
çekmek, işikla
çelişik davranmak, uit de en kunnen kolay hareket edebilmek, met iets uit
çelişik tegenstrijdi inconsequent
çelişmek 1 (çelişik ol tegenstrijdig zijn, indruisen tegen, 2
çeşitli, karişik, her türden, her cinsten, fig/mec het te maken
CHAOS kaos, kargaşa, karişiklik, anababa günü
CHAOTISCH z, karmakarişik, düzensiz
chaotische toestand kaos, kargaşa, karişiklik, 3 moloz yiğini
çilelemek, alles door elkaar her şeyi karmakarişik etmek, II gs, 1
COMPLICATIE (s) çetrefillilik, karişiklik, karmakarişiklik
COMPOST karişik gübre
COMPOSTEREN composteerde, h, gecomposteerd) karişik gübre haline
CONSTERNATIE (s) karişiklik, telaş
darmadağin, ongeordend düzensiz, karişik, iç içe, 2 fig/mec şaşkin, kafasi
DECORUM terbiye, görgü, adabimuaşeret, yakişik, het in acht
değişik verschillend, verscheiden, afwisselend, 2 (başka) apart, 3 (başka
değişik bir isimle met een andere naam, alias
değişikliği, voor de değişiklik için, değişiklik olsun diye, in iets
değişikliğin ne getireceği bilinmez, doen (laten) bildirmek, haber vermek,
değişiklik wijziging d. verandering d. varieteit d. adres değişikliği
değişiklik gösteren afwijkend
değişiklik iştah açar Verandering van spijs doet eten
değişiklik olsun diye
değişiklik olsun diye voor een verandering
değişiklik yapmak / wijzigen, wijzigingen/ veranderingen aanbrengen
değişiklik yapmak, adres adres değişikliği
değişiklik, voor de değişiklik olsun diye, biol/biyo değişim, değişme,
değişiklikler yapmak, van omgeving çevre değişikliği, van weer hava
denkend bulanik kafali, karişik düşünen, sersem
deşelemek, eşeleyip kariştirmak, karmakarişik etmek, de grond topraği
dichter ünlü bir şair, 2 tanidik, tanişik, bildik, zij komt mij
DIFFUUS (diffuser, t) yaygin, dağinik, licht yaygin işik
DOOLHOF (...hoven) labirent, fig/mec karmakarişik şey
door elkaar staan karmakarişik durmak, darmadağinik durmak III 1 s,
DOOREEN z, 1 karmakarişik, karmançorman, darmadağinik, alles ligt
DOORSCHEMEREN gs, (schemerde door, h, doorgeschemerd) 1 işik
düşürmek, işik
düzeni bozmak, karmakarişik etmek
ENTROPIE (s) isi verilmesiyle vücutta değişiklik durumu,
etmek, eşelemek, 2 (haar) kariştirmak, karmakarişik etmek, altini üstüne
EXEMPT bağişik, muaf, ayri tutulan
EXEMPTIE (s) bağişiklik, muafiyet
eyvallah dememek, boyun eğmemek, aan zitten omuz omuza oturmak, sikişik
FATSOENLIJK z, 1 (netjes) yakişik, yakişir, uygun, 2 (net) kibar,
FEESTVERLICHTING ( en) eğlence işiklandirmasi
fig/mec bilgilendirmek, bilgi vermek, malumat vermek, aydinlatmak, işik
FRONS (fronsen, fronzen) kirişik, buruşuk
GECOMPLICEERD karişik, karmaşik, een geval karişik bir durum
GEDRANG 1 yiğişma, yiğilma, tikişiklik, 2 (biriken/toplanan) kalabalik,
GEDRONGEN 1 tiknaz, bodur, kisa boylu, 2 (compact) sikişik, sik,
GEDRONGENHEID tiknazlik, sikişiklik,
gelijk soortig değişik, 2 farkli, ayri, başka, de meningen farkli
GEMELEERD karişik
GEMENGD karişik, karma, çeşitli, türlü, farkli, değişik türden,
GEVARIEERD çeşitli, değişik
GEWEND aan (y)a/e alişik, alişkin zijn om meye alişkin olmak,
gewend alişik, alişkin, alişmiş, aan iets zijn bir şeye alişkin olmak,
GEWOEL kaynaşma, (kaynaşan) kalabalik, karişiklik, tikişiklik
gidişik jeuk d. kriebel d.
girişik ingewikkel verward
girişik, birleşik, e interest birleşik faiz, e interestberekening bileşik
GLANZEN (glansde, h, geglansd) I gs, parlamak, işik saçmak, parildamak,
GRENZEN gs, (grensde, h, gegrensd) 1 yakin olmak, bitişik olmak, 2
GROEN I s, l yeşil, fig/mec het e licht geven yeşil işik yakmak, 2
GRONDWETSHERZIENING ( en) anayasa reformu, anayasa değişikliği
HALFOMHALF d, 1 (gehakt) karişik, kiyma,
HALO (s) hâle, işik halkasi, işin halkasi
hastaliklara karşi bağişik, 3 voor hoger beroep temyizden muaf
HEKSENKETEL (s) 1 büyücü kazani, 2 fig/mec cehennem, karmakarişik yer,
heleboel bir yiğin, 3 (rommel) karişiklik, yiğin, de kamer was een
HIERNEVENS z, ilişikte, ekli
HUIDPLOOI ( en) cilt buruşuğu/kirişikliği
lamp işik, lamba, het aandoen işiği açmak, 3 (venster) aydinlik, 4
licht işin yaymak, II gs, (, is ) isi veya işik yayilmak
onbetamelijk yakişiksiz, yakişik almaz, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz
onleesbaar schrift karişik yazi, okunmaz yazi,
verscheidenheid çeşitlilik, ter (voor de) bir değişiklik için,
verschillend farkli, değişik, ayni değil, eşitsiz, van breedte farkli
wanorde kao karmakarişiklik, darmadağiniklik

Ana Sayfaya Dön