Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'gün' Kelimesinin Anlamları:

aan het komen gün işiğina çikmak, ipliği pazara çikmak, fig/mec
aangroeien, (güneş opgaan, rijzen, 5 (terfi et promotie
AANKAARTEN g, (kaartte aan, h, aangekaart) iets gündeme
aankomen, (eklem, kol vb. verzwikken, verstuiken, 18 (güneş, zon)
achterstallig günü dolmuş, vadesi geçmiş, 3 bot, bir yildan fazla yaşayan
açiğa kavuşmak, iets naar brengen ileri sürmek, bir konuşmada gündeme
açik bir gün, 5 (duidelijk) açik, belli, besbelli, aşikar, apaçik, seçik,
açiklamak, we hebben geen vandaag! bu gün okul yok! okul tatil! II d,
açılış günü openingsdag d.
aciyor, de zon steekt güneş yakiyor, in de schulden borçlu olmak, borca
açmak, (bekendmaken) gün işiğina çikarmak, açiğa vurmak, de waarheid
ACTUALITEIT ( en) güncellik, aktüalite, günün olayi,
ACTUEEL güncel, şimdiki, een actuele kwestie güncel bir sorun,
Ademoğlunun Kalbi, tıpkı kuş gibidir. Bir günde yedi kere değişir Het hart van de zoon van Adams is als een vogel, in een dag verandert het zeven keer
AFGUNST kiskançlik, kiskanma, haset, günü, koesteren
AFLAAT (...laten) günah çikarma, günahlari bağişlama,
afrika Afrika, Güney Afrika Zuid-Afrika
AFRIKAANS I s, Afrikali, Afrikaya ait, II h, Güney Afrikada
ağarmak, doğmak, başlamak, de dag brak aan gün ağardi, (nacht)
AGENDAPUNT ( en) gündem maddesi
ak akçe kara gün içindir Een appeltje voor de dorst.
akçe duit d. ak akçe kara gün içindir een appeltje voor de dorst.
akgünlük wierook
akitmak, hij is er aan onun bir suçu yok, 2 saf, günahsiz, temiz, een
alir, bir haftaya mal olur, het zal mij drie dagen üç günümü alir
allahın her günü dag in, dag uit, elke dag weer
alle dagen her gün bayram değil ya, van een koude thuiskomen
ALLEDAAGS 1 günlük, her günkü, e gebeurtenissen günlük
als een gün gibi ortada II d, ( sen) (auto) otobüs, ik ga met de
als een klontje gün gibi açik, besbelli, gün gibi ortada, iemand klare wijn
als kop van dienen günah keçisi olmak, şamar oğlani olmak, en Jul hantal
altı günlük zesdaags
aman çok kisa, op een bir gün, günlerden bir gün, over vijf en
ana baba günü chaos d. pandemonium warboel d. wanorde d.
anneler günü moederdag d.
arasinda saymak, zijn geld parasini saymak, zijn dagen zijn geteld günleri
ARBEIDSDAG ( en) işgünü,
arife günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar Al is de leugen
arılık (saflık) zuiverheid d. 2 (günahsızlık) onschuld d. 3 (temizlik)
artıkgün schrikkeldag
aşiri, iki günde bir, het is kort çok az zaman var, çok acele,
asri, güncel, 4 (ander) başka, yeni, 5 (onervaren) yeni, toy, acemi, de ste
atmak, fig/mec (geheim enz,) gün işiğina çikarmak, esrar perdesini
aydinlatmak, işiklandirmak, de zon verlicht de aarde güneş dünyayi
ayırmak elimineren, afzonderen, 7 /, - den/ (sürmek, sürgün et
BAALDAG ( en) yorgunluk istirahati günü, aylaklik günü,
BALLING ( en) sürgün,
BALLINGSCHAP sürgünlük,
BALLINGSOORD ( en) sürgün yeri,
BANNELING ( en) (erkek) sürgün,
BANNEN g, (bande, h, gebannen) 1 kovmak, sürgün etmek, 2
banyo bad douche d. güneş banyosu zonnebad 2 ( - odası) badkamer d.
BARBERTJE Barbertje moet hangen her zaman bir günah keçisi bulunur,
başından sonunn kadar van het begin tot het einde, 2 ( - günlerde,
başka güne rastlamak verspringen (v.dagen)
batım ondergang d. gün/güneş batımı zonsondergang d.
BEDROEFD z, üzgün, üzüntülü, kederli, acili, bağriyanik,
BEDRUKT kederli, sikintili, mahzun, üzüntülü, üzgün,
bela, in vooren iyi ve kötü günlerde
berichten güncel haberler,
besbelli bir gerçek, gün gibi ortada bir gerçek, 2 (plat/argo) inek herif,
BEVRIJDINGSDAG kurtuluş günü,
BEZOEKDAG ( en) ziyaret günü,
BEZONDIGEN (bezondigde zich, h, zich bezondigd) zich aan günah
BIDDAG d ( en) dua günü,
BIECHT ( en) günah çikartma, te e gaan günah çikartmak, uit
BIECHTEN g, (biechtte, h, gebiecht) günah çikartmak, (bekennen)
BIECHTGEHEIM ( en) günah çikartma sirri itiraf sirri,
BIECHTVADER (s) günah çikaran papaz,
bir çift, 3 (enige) birkaç, bir iki, birkaç tane, een dagen birkaç gün,
bir gün 1 etmaal een dag, 2 een keer, wel eens
bir gün evvel zo snel mogelijk, zo spoedig mogelijk
bir gün uğrarım Ik kom wel een keer langs. 3 (geçmişte eens, vroeger,
bir günlük 1 (bir gün süren) eendaags, 2 (bir gün için) voor een dag
bir şeyin kabahatini birine yüklemek, 3 (zonde) günah, * belofte maakt söz
bir ülkede, op e dag bir gün, een voorzitter bir başkan, in opzicht bir
birkaç gün een paar dagen, enkele dagen
birkaç gün için voor een paar dagen, voor enkele dagen
Birlikte her geçen gün kalbimde ve hislerimde daha önemli bir yer aliyorsun.
BLASFEMIE ( en) Allahla alay, günaha girme, küfür,
borçlar, zand yumuşak ve gevşek kum, 9 een se arbeider gündelikçi,
boşluk kalmak, 2 (v, tijd) gün atlamak, başka güne rastlamak, 3 zijn voet
BOSSANOVA (s) Güney Amerika dansi,
BOZE I d, şeytan, iblis, ifrit, dat is uit den çok fena günahtir,
BRUIDSDAGEN mv/çoğ nişanlilik günleri,
BRUILOFTSDAG ( en) düğün günü,
bu taxi service d. rit d. dienst d. Taksi bugün iki servis
bugün vandaag
Bugün Vandaag
bugün sinds en dag uzun zarnandir, yillardir, senelerdir, yillardan beri,
bugün vandaa heden
bugün yarın binnenkort, vandaag of morgen
bugünden tezi yok liever vandaag dan morgen, dadelijk, meteen, op staande
bugünden/şimdiden tezi yok, yarin olacağina bugün olsun, de dag günümüzde,
bugüne bugün vergeet niet ..., onthoud dat..., je moet weten dat ...
bugüne kadar tot op heden tot op de dag van vandaag, tot nu toe
bugünkü işi yarına bırakma stel niet uit tot morgen wat je heden doen kunt.
bugünkü tegenwoordi huidig
bugünlerde tegenwoordi heden ten dage, thans, nu
bugünlük alleen voor vandaag
bugünü bırakıp yarını düşünme Geen zorgen voor de dag van morgen. Wie dan
BUIKLOOP amel, sürgün, ishal,
BULLETIN (s) 1 (v, ziekte) günlük rapor, 2 (mededeling) bülten,
bütün gün de hele dag, van 's morgens vroeg tot 's avonds laat
bütün gün hastayla meşgul oldu, 4 (v, vliegtuig) havalanmak, (v, autos)
çağdaşlar, de tegenwoordige günümüz kuşaği, tweede ikinci kuşak, ikinci
çalişma günü,
çamaşır günü wasdag d.
CHAOS kaos, kargaşa, karişiklik, anababa günü
çikamadik, bütün gün yağmur yağdi, o nedenle dişari çikamadik
CREOOL (creolen) 1 Orta ve Güney Amerikada Avrupali soyu, 2
cuma günü vrijdag
DAAGS I z, (per dag) her gün, tevoren bir gün evvel, bir gün
DAARAANVOLGEND ertesi, müteakip, sonraki, de dag ertesi gün
DAG I ( en) 1 gün, in, uit her gün, Allahin her günü, na
DAGBLAD ( en) (günlük) gazete
DAGBLADPERS (günlük) basin
DAGBOEK ( en) 1 günce, hatira defteri, günlük, 2 hand,/tic
DAGDIENST ( en) gündüz vardiyasi, gündüz görevi
DAGELIJKS I s, günlük, gündelik, her günkü, het e leven günlük
dagelijkse affolunur günah, doen günah işlemek, eeuwig çok çok yazik,
dagen (hastaliktan) birkaç gün yatmaliyim, onder een deken bir kaptan su
DAGENLANG z, günler boyunca, günlerce
DAGGELD ( en) gündelik, yevmiye, günlük ücret
DAGJESMENS ( en) günübirlikçi, bir günlük tatilci
DAGKAART ( en) günlük kart, günlük bilet
DAGLICHT gün işiği, gün, iets bij bekijken bir şeyi özenle
DAGLONER (s) gündelikçi, günlükçü, yevmiyeci
DAGLOON (...lonen) gündelik, günlük ücret, yevmiye
DAGONDERWIJS gündüz eğitimi, volledig tam gün öğretim
DAGOPLEIDING ( en) gündüz kursu/eğitimi
DAGORDE gündem
DAGORDER h, (s) mil/ask günlük emir
DAGPAUWOOG (...ogen) zo, gündüz tavus kelebeği
DAGPLOEG ( en) gündüz vardiyasi
DAGRECREANT ( en) günübirlikçi, bir günlük tatilci
DAGREGISTER (s) günlük kayit defteri, yevmiye defteri, günlük
DAGREIS (...reizen) günlük seyahat, günlük yolculuk
DAGRETOUR (s) günlük gidişgeliş bileti
DAGSCHOOL (...scholen) gündüz okulu, gündüzlü okul
DAGSCHOTEL (s) günün yemeği
DAGTAAK günlük iş, günün işi, her günküiş
DAGTOCHT ( en) bir günlük gezinti, günlük yürüyüş
DAGVERBLIJF (...blijven) gündüz bakim yeri, kinder çocuk bakim
DAGWAARDE (n) (kur vb,) günlük değer
DAGWERK günlük iş, günlük mesleki meşguliyet
dat staat als een boven water gün gibi ortada, şüphe götürmez, iki kere
DATUM I d, ( s, data) tarih, gün, II h, (data) veri, bilgi, data
de bir boyu da, ha yedi gün ha bir hafta, ha hasan dayi ha dayi hasan, een
de dagen günler kisaliyor
de dagen van vrede zullen eens özgürlük günleri geri gelecek
de toekomst ileride, gelecekte, günün birinde, 3 kom hier! buraya
de zieke is de laatste dagen afgenomen hasta son günlerde
de zon güneşde yanrnak,
de zon heeft zijn huid gebruind güneş onun derisini esmerleştirdi,
de..., gün aşırı om de dag
DECADE ( s, n) on gün
DEELTIJD yarim gün,
DEELTIJDARBEID yarim gün iş,
DEELTIJDBAAN (...banen) yarim gün iş,
deliye her gün bayram Voor een gek is het altijd feest.
DEPORTATIE (s) sürme, sürgün, ülkeden çikarma, sinir dişi
DEPORTEREN g, (deporteerde, h, gedeporteerd) sürmek, sürgün
der advocaten baro, * (niet) aan de zijn gündemde ol(ma)mak, aan de
DERDE si, sa üçüncü, de dag üçüncü gün, sp hij was o
derli toplu, 2 (sierlijk, schoon) süslü, şik, temiz, düzgün, güzel, biçimli,
dersini vermek, haddini bildirmek, ik heb vandaag twee sen bugün iki dersim
dertli ziekelijk, zorgelijk, (üzgün) verdrietig, bedroefd
devir yapmak, de planeten om de zon gezeğenler güneşin etrafinda
DIARREE med/tib sürgün, ishal, amel
dinlenme günü rustdag d.
DINSDAG ( en) sali, sali günü
DINSDAGS z, sali günleri
doğma (doğum) geboorte d. 2 (güneş, van zon) opkomst d. 3 (doğmuş)
doğmak - ar 1 (çocuk) geboren worden, 2 (güneş, ay) opkomen, opgaan
doğru, gün gibi ortada, II g, 1 (elbise, hali) çirpmak, çubuklamak, dövmek,
doğum günü eğlencesi verjaardagsfeest
doğum günü hediyesi verjaardagscadeau
doğum günü partisi verjaardagsfeest
doğum günü, dan ben je nog niet desene seni iyi bir ceza bekliyor!
doğum günüm bu yil cuma gününe denk geliyor, op iemand/iets birini/bir
doğum gününü kutlamak /nl iemand feliciteren met zijn verjaardag
doğum gürü 1 (yaşgünü) verjaardag d. 2 (doğulan gün) geboortedag d.
doğuş geboorte d. 2 (güneş) opgang d. opkomst d.
DONDERDAG ( en) perşembe, perşembe günü,
DONDERDAGS z, perşembe günleri
DOODZONDE (n) amansiz günah,
DOORDEWEEKS z, een dag hafta içinde bir gün
DOORZONWONING ( en) güneşe açik ev, güneş gören ev
dorst, iş çalışma günü werkdag d. iyi günler! Goedendag! Dag! öbür gün
dört günlük vierdaags
dost kara günde belli olur in nood leert men zijn vrienden kennen
DOWN üzgün, moralsiz
DRIJFJACHT ( en) sürgün avi, sürek avi
düğün günü bruiloftsdag d.
dün bir bugün iki het is te vroeg, het is nog te kort geleden
dünden önceki gün eergisteren
dünün bugünün işi değil Dat is niet van vandaag of gisteren
dürüst olmamak, open ziyarete/incelemeye vb, açik gün, over
düşmek, günü dolmak,
düzgün (düzenli) ordelijk, geordend, geregeld, opgeruimd, net, 2 (düz)
düzgün elyazisi, er uitzien temiz ve düzgün görünmek, 2 (smaakvol) hoş,
düzgünlük regelmatigheid d. orde d. 2 (düzlük) vlakheid d.
DWAALGEEST ( en) günahkar, yoldan sapmiş, kafir
ECLIPS ( en) astr tutulma, güneş tutulmasi, ay tutulmasi
ECLIPSEREN gs, (eclipseerde, is geeclipseerd) (güneş, ay)
Een dag zonder jou is als verdriet zonder een traan. Een nacht zonder jou is als blijdschap zonder een lac Maar 1 seconde het gevoel van jouw kus maakt alles weer goed.sensiz bir gün, göz yaşı olmayan kedere gibi,sensiz gece, gülüşsüz mutluluk gibiama bir saniyelik öpücüğünü hissetmek, herşeyi düzeltiyor
EENDAAGS 1 günde bir kez olan, 2 (één dag geldig) bir günlük
EERGISTEREN z, dünden önceki gün, evvelki gün
EERST I si sa birinci, ilk, de e dag birinci gün, ilk gün, II s,
EERSTDAAGS z, kisa süre içinde, pek yakinda, bugünlerde
eğlence günü feestdag d.
eğlenti günü feestdag d.
eğlentiyi kaçirrnaz, bij dit dieet mag je twee dagen diyette iki gün
EIGENHEID (...heden) 1 özgünlük, karakteristik özellik, 2
el gün hd./holkst. anderen, andere mensen, Jan en Alleman, de hele wereld,
ele güne karşı 1 (başkaları önünde) voor iedereen, 2 (iş olsun diye) voor
eli yüzü düzgün mooi
ELK bls za her, dag her gün, jaar her yil, 2 (persoon)
enz. slaan, 6 /, (güneş yağı vb. sür smeren, strijken 7 (müzik
EQUINOX ( en) ekinoks, gece gündüz eşitliği,
ERFZONDE mirasi günah,
ertesi gün de dag daarop(volgend)
eser - ) schrijven, produceren, 13 (ödemek) betalen, 14 (gün
ETMAAL (...malen) bir gün, hij heeft gedurende een hevige
etmek iemand met zijn verjaardag birinin doğum gününü kutlamak
etmek, de aarde beweegt zich om de zon dünya güneş etrafinda hareket
etmek, II gs, (het , h, ) (gün) ağarmak, fig/mec het begon mij te
etmeliyim ki... 6 (ontdekt worden) ortaya çikmak, çözülmek, keşfedilmek, gün
evlilik günü trouwdag d.
evvelki gün eergisteren
EXTERN z, 1 yatili olmayan, gündüzlü, leerlingen gündüzlü
FEESTDAG ( en) eğlenti günü, christelijke en hiristiyanlik bayrami
felekten bir gün çalmak een gezellige/leuke dag/avond hebben
fig/mec aan het brengen gün işiğina çikarrnak, 5 fig/mec (levenslicht)
figür, fig/mec günah keçisi, sürekli gülünç duruma düşen kimse, lul hiyar,
FORMATIEPLAATS ( en) kadro, tam günlük iş yeri
FULLTIME tam gün, een taak tam günlük iş
GALGEMAAL 1 (...malen) idam öncesi son ögün, 2 iron/alay veda yemeği
gayet açik, gün gibi ortada, besbelli, gunstig te staan iyi
GEBOORTEDAG ( en) 1 doğum günü, 2 (verjaardag) yaş günü, dogum günü
gebrek aan water, zonder water, Dört gündür susuzuz, Wij hebben al
gece gündüz dag en nacht
gece gündüz dememek van de nacht een dag maken, dag en nacht werken, lange
gece gündüz eşitliği nachtevening d. equinox d.
gece nacht ~ gündüz dag
geceli gündüzlü dag en nacht, constant, altijd en eeuwig
geçen vori (birkaç gün önce) jongstleden
geceyi gündüze çevirmek van de nacht een dag maken, dag en nacht werken,
geceyi gündüze çevirmek, gece gündüz dememek, bij en ontij, vakitli
geceyi gündüze katmak van de nacht een dag maken, dag en nacht werken,
geciktirmek, stel niet uit tot morgen, wat je heden kunt bezorgen bugünün
GEDAG zeggen iyi günler dilemek
GEDEPORTEERDE (n) sürgün
geëlimineer afgezonderd worden, 6 /- den/ (sürgün edil weggestuurd
gefeliciteerd met je verjaardagdoğum günün kutlu olsun
gehad o tam bir gün boyunca ateşlendi, bütün gün ateşi vardi
geldiği gün, de manier hij reageerde... onun tepki gösterme biçimi
geleidelijk gitgide, gittikçe, ağir ağir, gün geçtikçe, kademe kademe,
gerçeği gün işiğina çikarmak
GERECHTSDAG (...dagen) mahkeme günü
GEREGELD I s, düzenli, düzgün, muntazam, nizamli, kuralli, een leven
geregen wij niet uit konden gaan bütün gün yağmur yağdiği için dişari
gereksinimi olmak, natuurlijke doğa ihtiyaç, dagelijkse n günlük
GERICHT I h, het jongste kiyamet günü II s, z, yönelik, dönük
getal az, bir iki, tek tük, e dagen bir iki gün, III z, (slechts)
getirmek, gündeme getirmek, een voorstel ter brengen bir öneriyi gündeme
gezicht kederli, asik, üzüntülü, een gezicht kederli yüz, üzgün yüz, 3
gidi (bij een uitroep) och, Hey gidi günler hey! Och, dat waren nog eens
ging om gün geçti, 3 (hanteren) goed met kinderen çocuklarla iyi anlaşmak,
gitmek, (paspoort enz,) günü dolmak, suresi geçmek, bitmek, 3 de winkel
gitmek, batmak, de zon ging onder güneş batti, 2 (düzen) çökmek, batmak II
gitmek, lange en maken gece gündüz dememek, geceli gündüzlü
GLAD I s, 1 (effen) düz, düzgün, yassi, pürüzsüz, 2 (glibberig) kaygan,
GLASHELDER z, cam gibi açik, saydam, fig/mec gün gibi ortada, apaçik,
glashelder zijn, zo klaar als een klontje zijn, Bu, gün gibi ortada. Dat
glashelder zijn, zo klaar als een klontje zijn, Bu, gün gibi ortada. Dat
GOEDEMORGEN ünl, günaydin, iyi sabahlar
GOEDENDAG ünl, a) iyi günler, selam, b) (afscheidsgroet) hoşça kalin,
GOEDENDAGZEGGEN g, (zei goedendag, h, goedendaggezegd) 1 iyi günler
goederen teslim edilen şey, dag van teslim günü, plaats van teslim
gölgelik schaduwrijke plaats d. 2 (güneşlik) zonnescherm
gözlük bril d. güneş gözlüğü zonnebril d.
GREGORIAANS de Gregoriaanse kalender Gregoryan günbilgisi/takvimi, rumi
gün dag d. daglicht Ak akçe kara gün içindir. Een appeltje voor de
gün dag
gün ağarmak (dag) aanbreken
gün aşırı om de dag
gün atlamak (dag) verspringen
gün boyunca de hele dag (door)
gün bugün het is de juiste tijd (ervoor), het is de juiste tijd om te ...
gün doğmadan neler doğar De morgen weet niet wat de avond brengt.
gün doğmak 1 (dag) aanbreken, 2 / mec./fig. (şans doğ mazzel
gün geçirmek /- le, - de/ ergens met iemand samenleven
gün geçmesi lichte zonnesteek d.
gün gibi açık olmak als een paal boven water staan, overduidelijk zijn,
gün gibi ortada olmak als een paal boven water staan, overduidelijk zijn,
gün gibi ortada olmak, dat ligt voor de besbelli, izah gerektirmez, gayet
gün gibi ortada zonneklaar, overduidelijk, ondubbelzinnig
gün görmek in overvloed geleefd hebben, in voorspoed leven/geleefd hebben
gün görmüş 1 wie de betere dagen gekend heeft, 2 (görmüş geçirmiş) ervaren
gün iş, een maaltijd tam gidali yemek, een lid tam üye
gün ışığına çıkarmak / aan het licht brengen
gün ışığına çıkmak aan het daglicht komen
gün ola devran döne Komt tijd, komt raad.
gün sonra, 7 (gedurende) dag gündüz, gündüzün, gündüzleyin, 8 (wat betreft)
gün süren tatil, een blad on dört günlük dergi, iki haftada bir çikan
gün tutulması zonsverduistering d.
günah bağışlama aflaat d. biecht d, vergeving van de zonden d.
günah çıkarma biecht d.
günah çıkarmak 1 biechten, 2 (itiraf et opbiechten, bekennen
günah çıkartma biecht d.
günah işlemek zondigen, misdoen, zonde begaan
günah keçisi olmak als kop van jut dienen, zondebok zijn
günah keçisi zondebok d.
günah schuld d. zonde d.
günah schuld d. zonde d.
günaha girmek zondigen, misdoen, zonde begaan
günaha sokmak / laten zondigen
günahı kadar sevmemek / afkeer hebben van, een hekel hebben aan,
günahı üzerinden atmak niet meer verantwoordelijk zijn
günahını çekmek / n/ voor iets (moeten) boeten, aan iemands fout enz.
günahını vermez Hij/zij is vrekkig. Hij is op de centen.
günahkar zondig, 2 zondaar d. dwaalgeest d.
günahkarlık zondigheid
günahlı zondig, 2 zondaar d.
günaşırı om de dag, om de (andere) dag
Günaydin Goedemorgen
Günaydın Goede morgen
günbatısı - nı westen
günbegün elke dag, altijd
günbilgisi - ni kalender d. almanak d.
güncel huidi actueel, nieuw
güncel olay actuele gebeurtenis d.
güncelleleşmek actueel worden
güncelleştirmek actueel maken
güncellik actualiteit
günçiçeği - ni bot. zonnebloem d. (Helianthus annuus)
günde bir defa een keer per dag
günde bir kez een keer per dag
günde bir sefer een keer per dag
gündelik dagelijks, daags, 2 daggeld dagloon
gündelik dil omgangstaal d. dagelijkse taal d.
gündelikçi dagloner d. losse arbeider d.
gündelikçilik dagwerk losse arbeid d.
gündem agenda
gündem maddesi agendapunt
gündeme getirmek / ter tafel brengen, ter sprake brengen, in de agenda
gündeme getirmek, ortaya koymak, ter komen görüşülmek, değinilmek
günden güne van dag tot dag, langzamerhand
gündönümü - nü dag- en- nachtevening equinox d.
gündüz overdag, 2 daglicht gece gündüz dememek dag en nacht werken,
gündüz bakım yeri dagverblijf
gündüz görevi dagdienst d.
gündüz gözüyle overdag
gündüz okulu dagschool d.
gündüz vardiyası 1 dagdienst d. 2 (grup) dagploeg d.
gündüzlü öğrenci externe leerling d. leerling die dagonderwijs volgt d.
gündüzlü okul dagschool d. externaat
güne, heden ten e bugünlerde, de jongste kiyamet günü, om de
günebakan bot. zonnebloem d. (Helianthus annuus)
güneş banyosu yapmak zonnebaden
güneş banyosu zonnebad
güneş batmak (v. zon) ondergaan
güneş çarpması zonnesteek d.
güneş gözlüğü zonnebril d.
güneş ışığı zonnestraal d. zonlicht
güneş ışını zonnestraal d. zonlicht
güneş kremi zonnebrandolie d.
güneş lekesi zonnevlek d.
güneş saati zonnewijzer d.
güneş şemsiyesi parasol d.
güneş sıcaklığı zonnewarmte d. zonnegloed d.
güneş siperi zonnescherm
güneş tutulması zonsverduistering d.
güneş yağı zonnebrandolie d.
güneş yanığı zonnebrand d.
güneş yılı zonnejaar
güneşçik parasol d. zonnescherm markies d.
güneşin batışı zonsondergang d.
güneşin doğuşu zonsopgang d.
güneşkıran zonneklep
güneşlenmek zonnebaden, zonnen
güneşlik, (vloerzeil) döşemelik, tahta bezi
güneştopu - nu slaapmutsje (escholtzia californica)
güney zuiden 2 (- e ait) zuidelijk
güney afrika Zuid-Afrika
güney amerika Zuid-Amerika
Güney Dogu Asya Milletler Birligi
güney kutbu IV d, (s) hand/tic rekabeti önleme anlaşmasi
güney kutbu zuidpool d.
Güney Ortak Pazari Mercosur
güney rüzgarı zuidoostenwind d.
güney sahili boyunca seyretmek, fig/mec een idee laten bir fikirden
Güney ve Dogu Afrika Ortak Pazari
güneybatı zuidwesten
güneybatidan esiyor, III z, güneybatiya doğru
güneydoğu zuidoosten
güneyli zuiderling
günlem kroniek
günlem yazarı kroniekschrijver d.
günler boyunca dagenlang
günler gelukkige toekomst d. 4 göz akı oogwit yumurta akı eiwit
günlerden bir gün vroeger, weleens
günleri sayılı olmak / n/ zijn dagen zijn geteld
günlük bilet dagkaart d.
günlük çevresi, onun arkadaşlari, 2 (buurt) civar, dolay, havali, çevre, de
günlük elbise dagelijkse/daagse kleren
günlük fiyat dagelijkse prijs d.
günlük gazete dagblad
günlük gidişgeliş bileti dagretour
günlük güneşlik zonnig, zeer helder
günlük hayat het dagelijkse leven
günlük I 1 dagelijks, daags, alledaags, 2 edeb./lit. memoires d. 3 ( -
günlük iş dagwerk dagtaak d.
günlük kart dagkaart d.
günlük kayıt defteri dagregister
günlük plan dagelijks plan dagrooster
günlük seyahat dagreis d.
günlük ücret daggeld
günlükçü dagloner
günü afgunst
günü dolmak / n/ 1 zijn dagen zijn geteld, 2 (süre vb.) verlopen,
günü dolmuş overjarig, vervallen
günü gününe uymamak / n/ wispelturig zijn, veranderlijk zijn, niet
günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çikar, 2 achterhaald
günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çikar, de ligt in het midden
günü yetmek / n/ 1 zijn dagen zijn geteld, 2 (süre vb.) verlopen,
günü yüzü kara çikar, een om bestwil makbul yalan, (grote) schaamteloze
günü yüzü kara çıkar. Al is de leugen nog zo snel, de waarheid achterhaalt
günübirlik een dag durend, slechts voor een dag
günübirlik yaşamak bij de dag leven
günübirlikçi dagjesmens d. passant d.
günümüz het heden
günümüzde hedendaag tegenwoordig,
günümüze kadar tot op de huidige dag, tot nu toe, tot op de dag van vandaag
günümüze kadar, bugüne kadar, ten en dage bugünlerde
günümüze uydurmak / moderniseren, vernieuwen
günümüze uydurmak, asrileştirmek
günün adamı actuele persoonlijkheid d.
günün birinde op een dag, weleens, eens
gününü görmek / n/ 1 (mutluluğunu gör iemands geluk meemaken, iemand
gününü göstermek / iemand mores leren, iemand de les lezen
gününü gün etmek erop los leven, zich amuseren, de dag plukken
güpegündüz op klaarlichte dag
ha bugün ha yarın vandaag of morgen, binnenkort
HACIENDA (s) (Orta ve Güney Amerikada) büyük çiftlik
HAFT ( en) zo, günlükböcek
hafta sekiz, gün dokuz bijna elke dag, vaak, zowat dagelijks
HALFMAANDELIJKS z, yarim aylik, on beş günlük, on beş günde bir,
halinde, in leert men zijn vrienden kennen dost kara günde belli olur, 3
hand/tic son gün, een vaststellen vadeyi belirlemek, tayin etmek, binnen
hasta, yorgun (ziek, moe) worden, 8 / (bir güne denk (dag)
hayvan vb. sürüp çıkart verjagen, wegjagen, verdrijven, 3 (sürgün et
HEBBELIJK z, 1 özgün, karakteristik, 2 (fatsoenlijk) uygun, müsait,
HEDEN z, bugün, over 8 dagen haftaya bugün, ik, morgen gij gülme
HEDENDAAGS I z, bugünlerde, günümüzde, II s, günümüz, günümüze ait, de e
helaas verhinderd maalesef cuma günü bana uygun değil, maalesef cuma günü
HELD ( en) 1 kahraman, yiğit, de van de dag günün kahramani, 2
helder als de gün gibi açik, besbelli, een verschil van en nacht
hele dag gün boyunca, 3 (niet onophoudend) devamli, durmadan,
hele dag te spelen çocuklar bütün gün oynuyorlar, 6 (met infinitief) blijven
HEMELVAARTSDAG miraç kutlama günü
hemen bir saat, op dag bir gün, günün birinde, één keer bir sefer,
her gün elke dag, dagelijks
HERDENKINGSDAG ( en) anma günü
het is niet eenvoudig als je denkt düşündügün kadar kolay degil, is het zo
het is yazik, het is en jammer çok yazik, een kleine hafif günah,
het spijt me dat... üzgünüm ki... het zal hem pişman olacak
HETZIJ bağ, ya... ya (da), vandaag of morgen ya bugün ya (da) yarin,
hiç yabanci değil, betere dagen gekend hebben gün görmüş olmak, zich laten
hij is erg gece gündüz dişarida, eve girmek bilmez
hoedanigheid of toestand aan) zijn Bugün orada olmalıyım. Vandaag moet ik
HOLLANDER (s) 1 Kuzey veya Güney Hollandali, 2 (Nederlander)
HONDSDAGEN mv/çoğ yilin en sicak yaz günleri
HOOFDZONDE (n) baş günah, büyük günah,
HOOGTIJDAG ( en) önemli bayram günü, ziyafet günü
hoşça kal, iyi günler
HOT NEWS h, önemli güncel haber, baş haber
HUIDIG güncel, de e mode güncel moda, geçerli moda, tot op de e dag
Huis Beyaz Saray, Witte Donderdag paskalyadan evvelki perşembe günü, maken
huis köprüden gelirken üçüncü ev, van die dag o günden beri, en
naar het Zuiden) güneye doğru
Nijmeegse Vierdaagse Dört günlük Nijmegen yürüyüşü
treurig üzgün, neşesiz, 3 (bewolkt) bulutlu, sisli,
v, wissel enz,) günü dolmuş, vadesi geçmiş, 4 (v, recht) geçersiz,
xxx (günah vb.) vergiffenis d. (din Adamınca absolutie d.
yaşına bas- ) Üç gün sonra dördüne giriyor. Over drie dagen wordt hij vier.
zich bevinden bulunmak, zij nog een paar dagen birkaç gün daha

Ana Sayfaya Dön