| aangesloten worden, | 3 (yakınlık duymak) toegewijd zijn aan, 4 (üstlenmek, |
| aanhoren, | (duymak) horen |
| acı duymak | pijn hebben |
| ağzından çıkanı | kulağı duymamak niet op zijn woorden letten |
| arasinda, başkalari | duymadan, vier ogen baş başa, başka kimse olmadan, 3 |
| arzu duymak | / verlangen (naar), wensen, willen, zin hebben in |
| Baktım ki | bilmiyor (duymamış), bir yey demedim. Ik begreep dat hij niet op |
| başkasindan duymak/işitmek, | tot over de oren in de schuld zitten |
| BELUISTEREN | g, (beluisterde, h, beluisterd) 1duymak, işitmek, |
| bir müziği | duymak zevktir, 2 yararlanma, istifade, voor het oog göz |
| bir şeyden | utanmak, bir şeyden utanç duymak, sikilmak, zij zich zoiets te |
| bir şeyden | zevk almak, haz duymak, met zevkle, een voor de ogen göz |
| birine sempati | duymak, birine yakinliği olmak |
| biriyle iftihar | etmek, biriyle kivanç duymak, zo als een pauw koltuklari |
| cinsel istek | duymak / geilen op |
| DIKHUIDIG I | s, 1 kalin derili, 2 fig/mec vurdum duymaz, |
| DOODNUCHTER z, | soğukkanlica, vurdumduymazca |
| Doof | Sagir,duymaz ,Doof |
| DOOF | (dover, st) 1 sağir, duymaz, hij is aan een oor bir |
| doofzijn vurdumduymaz | olmak, van zeggen kulağina gelmek/çalmak, |
| dostça hisleri | olmak, birine yakinlik duymak |
| duyarsızlaşmak | (vurdumduymaz ol onverschillig worden, 2 (hissini |
| duygusuz, taş | gibi, vurdumduymaz, şefkatsiz |
| Duyma | Gehoor,Duyma |
| duyma | horen |
| Duymak | Horen,Vernemen ,Duymak |
| duymak - | ar / 1 horen, 2 (haber vb. al van iemand horen, vernemen, |
| duymak, | dan/den korkmak, voor zijn leven hayatindan endişe duymak, voor |
| duymak, bir | şeye istekli olmak |
| duymak, bir | şeye kafasina takmak, tasalanmak, bir şeyi evirip çevirmek, over |
| duymak, bir | şeye memnun olmak, 2 (betaling) ödeme |
| duymak, bir | şeye önem vermek, aldirmak, bir şeyi istemek, hij taalt er niet |
| duymak, birine | saygi duymak, 2 fig/mec tegen iets bir şeyden çekinmek, |
| duymak, er | is geen gevaar te korkacak bir tehlike yok, nergens te |
| duymak, meraki | olmak, 2 (s) (voorwerp) ilgi duyulan şey, 3 (belang) önem |
| duymak, şevk | duymak |
| duymamak, itimat | etmemek, II h, güvensizlik, itimatsizlik, koesteren tegen |
| duymamazlıktan gelmek | / doen alsof je iets niet hoort, Oost-Indisch |
| Duymaz | doof,Duymaz |
| Eerbiedigen | Saygi Duymak,Eerbiedigen |
| EERBIEDIGEN | g, (eerbiedigde, h, geeerbiedigd) saygi duymak, |
| endişelenmek, bir | şeyden endişe duymak, 2 fig/mec dat zit er niet in olacağa |
| Flegmatiek | Asiri Sogukkanli,vurdumduymaz,Flegmatiek |
| FLEGMATIEK | z, duyarsiz, hissiz, soğukkanli, vurdumduymaz |
| FLEGMATISCH | z, duyarsiz, hissiz, soğukkanli, vurdumduymaz |
| Gehoor | Duyma,Isitme,Gehoor |
| GEHOOR | 1 işitim, duyma, işitme, 2 işitim yetenegi een fijn ince bir |
| GEHOORAFSTAND | ( en) işitme mesafesi/uzakliği, duyma mesafesi, |
| gereksinimi olmak, | bir şeye ihtiyaç duymak, b) (rijp zijn) hazir |
| GEVOELLOOSHEID | duygusuzluk, duyarsizlik, hissizlik, vurdumduymazlik |
| göstermek, ilgi | duymak, ile ilgilenmek, zij stelde belang in de |
| Gurur | Duymak |
| Gurur Duymak | trots,Gurur Duymak |
| gurur duymak | / trots op iets zijn |
| gurur duymak, | bir şeyle iftihar etmek, bir şeyden kivanç duymak, bir şeye |
| güven duymak | / iemand vertrouwen |
| güven duymamak | / wantrouwen |
| hak eder, | iemand in houden birine saygi göstermek/duymak, |
| Hardhorig | Zorlukla Duymak,Hardhorig |
| HATEN | g, (haatte, h, gehaat) 1 kin beslemek, kin gütmek, kin duymak, |
| haz duymak | /- den/ ergens plezier in hebben, ergens behagen in scheppen |
| hebben voor, | interesse tonen voor, 2 (yakınlık duymak) aandacht |
| hem gehoord | ondan hiç kaba bir söz duymadim |
| Hic | Duymamak |
| Hic Duymamak | Horen,Hic Duymamak |
| hiçbir kuşku | duymadan, zonder e reden hiçbir neden olmaksizin, 2 |
| Horen | Hic duymamak,Dinle Bak,Duymak,Horen |
| horen duymak, | (lezen) okumak, je weet wat je hebt, maar niet wat je krijgt |
| HOREN I | g, (hoorde, h, gehoord) 1 (niet doof zijn) işitmek, duymak, , |
| iets birine | (bir şeye) sevgi duymak, een plan plan yapmak, planlamak, 2 |
| Kusku Duymak | twijfelen,Kusku Duymak |
| nodig hebben | gereksinim/ihtiyaç duymak, gereksinimi/ihtiyaci olmak, ik mis |
| over ya/e | karşi güvensizlik duymak |
| Saygi Duymak | Eerbiedigen,Saygi Duymak |
| Trots | gurur duymak ,Trots |
| Twijfelen | kusku duymak ,Twijfelen |
| Vernemen | duymak,isitmek,Vernemen |
| Vurdumduymaz | Flegmatiek,Vurdumduymaz |
| ya/e arzu | duymak |
| ya/e ilgi | duymak |
| ya/e özlem | duymak, naar vrijheid özgürlük aşki çekmek, özgürlük hasreti |