Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'dar' Kelimesinin Anlamları:

AANDEELHOUDER (s) hissedar, ortak, paydaş,
Aanschaffen Tedarik Etmek,Aanschaffen
Aanstoot Darginlik,Aanstoot
AANSTOOT fig/mec darginlik, kirginlik, geven incitmek,
ABN afk/kis Algemeen (Beschaafd) Nederlands Genel Standart
aç tavuk kendini darı ambarında görür Arme mensen dromen van rijkdom, De
açik eksiltme ile balik satmak, 6 (v, munten) darpetmek, 7 iemand
açıklık opening d. ouverture d. (dar spleet d. kier d. (delik) gaping
ademhalings nefes darliği, solunum rahatsiz, communicatie iletişim
Ademi Ikdidar
Ademi Ikdidar Onmacht Tot Geslachtelijke Vereningen,Ademi Ikdidar
ademi iktidar impotentie d. onmacht (tot geslachtelijke vereniging) d.
ADEMTOCHT soluk, nefes, tot de laatste son nefese kadar,
ADLIB afk/kis ad libitum istenildiği kadar, istenildiği gibi,
ADMINISTRATEUR ( s, en) idareci, yönetici, müdür,
Administratie Muhasebe,Idare,Administratie
ADMINISTRATIE d (s) 1 (bestuur) idare, yönetim, (kantoorwerk)
ADMINISTRATIEF idari, yönetime ait, kayit işlemleriyle ilgili,
ADMINISTRATIEKOSTEN mv/çoğ idare masraflari, idari masraflar,
Administreren Yonetmek,Idare Etmek ,Administreren
AFKIJKEN g, (keek af, h, afgekeken) 1 sonuna kadar seyretmek,
AFLEZEN g, (las af, h, afgelezen) 1 (tot het einde) sonuna kadar
AFWEGEN g, (woog af, h, afgewogen) 1 ağirliği azaltmak, darasini
ağzına kadar dolu overvol, propvol, boordevol, eivol, stampvol, tjokvol
ahretlik (dindar) devoot, godvruchtig, vroom, 2 (öbür dünyaya ait)
akdarı bot gierst d. (Panicum miliaceum)
akıllı köprü arayıncaya kadar deli suyu geçer Terwijl de wijzen naar een
akşam etmek 1 (akşama kadar kal ergens tot de avond blijven, 2 (akşama
akşamlamak (Akşama kadar kal ergens tot de avond blijven, 2 /- de/
alakadar betrokken, betreffend, 2 belanghebbende d. betrokkene d.
alakadar etmek / interesseren, aangaan
alakadar olmak geïnteresseerd zijn in, interesse hebben voor, interesse
alamayacağim kadar pahali, 2 des beter öyle daha iyi, 3 iemand snel/vlug
Alcoholvrije Darnken
Alcoholvrije Darnken Alkolsuz Icecekler,Alcoholvrije Darnken
alemdar vaandeldrager d. 2 mec/fig (lider) leider d.
Alkolsuz Icecekler Alcoholvrije Darnken,Alkolsuz Icecekler
Alla bir kulu idareci yapmak istediği zaman ona yardım elini uzatır Als Allah wil om een van Zijn dienaren een beheerder, Hij geeft hem een hand (hulp)
allak bullak etmek / 1 (darmadağın et rommelig maken, een warboel
ALLEENHEERSCHAPPIJ ( en) otokrasi, mutlak hükümdarlik
almak, aandeelhouders hissedarin hisselerini satin almak
almak, başa oturmak, başa kurulmak, II g, idare etmek, yönetmek, başkanlik
Als Eger,Kadar,Gibi,Olarak,,Als
ALS I bağ,1 (zoals) kadar, gibi, lopen een haas tavşan gibi hizli
alt üst etmek, darmadağin etmek, dağitmak
ana madde hoofdartikel
anemi anemie d. bloedarmoede d.
anlam daralması zinvernauwing d.
anlayışı kıt 1 onnozel, dom 2 (dar kafalı) kleingeestig, bekrompen,
apandisit - ti blindedarmontsteking d.
Apandist Blindedarm ontsteking,Apandist
Apandiz Blindedarm,Apandiz
Approvianderen Tedarik Etmek,Approvianderen
arada dağlar kadar fark var Er zijn ongelofelijk grote verschillen tussen
aralarında dağlar kadar fark var Ze zijn zo verschillend als dag en nacht.
argo kazik, (kostbaar) değerli, hoe is dat? ne kadardir? kaça?
arpa gerst d. arpa boyu kadar ilerlemek niet veel vorderingen maken,
asil, op zwart zinen eli dar olmak, zor geçinmek, meteliksiz kalmak,
aşırı dar kafalı kleinzielig, bekrompen
atan, içi dar, 2 (haastig) tez, hizli, makina gibi, aceleci, hij zat
atı alan üsküdarı geçti Je hebt je kans gemist. Je bent te laat!
AUTORITAIR z, 1 yetkili, 2 otoriter, siki idare taraftari olan,
avazı çıktığı kadar bağırmak luidkeels schreeuwen.
avazı çıktığı kadar luidkeels, uit volle borst
avuç içi kadar zeer klein, erg smal
ayağına kadar gelmek / n/ 1 (ziyarete gel persoonlijk bij iemand op
Ayakkabi Vurmasi knellen,dar gelmek,Ayakkabi Vurmasi
ayar, de dubbele çifte standard, gouden altin standardi, altin ayari
ayrıntılarına kadar anlatmak / in details vertellen, in geuren en
azicik miktar, zerrecik, zerre kadar miktar
azizlik! (met pen enz,) vuruş, darbe, 3 (gebied) bölge, mintika, 4
babasinin huyunu kapmiş, babasina çekmek, het zal zon niet lopen o kadar
bacak kadar kort, klein (van gestalte), klein van stuk
Bagirsak Darm,darm(,en),Bagirsak
bağırsak darm
bağırsak düğümlenmesi darmkronkel d.
Bagirsak Hastaligi Darmziekte ,Bagirsak Hastaligi
Bagirsak Hummasi Darmtyfus,Bagirsak Hummasi
bağırsak humması darmtyfus d.
Bagirsak Iltihabi Darmonsteking,Bagirsak Iltihabi
bağırsak iltihabı darmontsteking d.
bağırsak kanalı darmkanaal
Bagirsak Mikrobu darmflora,Bagirsak Mikrobu
Bagirsak Ulseri Darmgezwe,Bagirsak Ulseri
Bagirsakkanali Darmkana,Bagirsakkanali
bağırsaklar darmen d. ince Bağırsak dunne darm kalın Bağırsak dikke darm
bağnaz fanatiek, (tutucu) behoudend, 2 (darkafalı) kleinzielig,
bakimi, geneeskundige tibbi bakim, van een kind çocuk bakimi, 2 tedarik
Barbaars merhametsiz,zalim,gaddar,Barbaars
BARSTENSVOL tika basa dolu, ağzina kadar dolu, çok dolu,
başa, son derece, iliğine kadar, iyice, kursağina kadar, een gek zirzop
başhekim ziekenhuisdirecteur d. hoofdarts d.
başı dara düşmek / n/ in het nauw raken, in de klem/knel raken, in
başı darda kalmak / n/ omhoogzitten met, in moeilijkheden zitten, in de
başına dünyayı dar etmek / n/ iemands leven zuur maken, iemand leven tot
başına dünyayı dar getirmek / n/ iemands leven zuur maken, iemand leven
başından sonuna kadar van het begin rot het einde
başından sonunn kadar van het begin tot het einde, 2 ( - günlerde,
başmakale hoofdartikel
baştan sona kadar, alle is moeilijk her başlangiç zordur,
başyazı hoofdartikel
BEDAREN I f, gs, (bedaarde, is bedaard) (tot rust komen)
BEDRIJFSADMINISTRATIE (s) iş idaresi,
Bedrijfsleider Yonetici,idareci,Bedrijfsleider
BEDRIJFSLEIDER (s) iş idarecisi, şirket idarecisi,
BEDRIJFSLEIDING iş idaresi, iş vönetimi,
BEDRIJFSVOERING işletme idaresi,
Beheer idare,Beheer
BEHEER (iş, para) idare, yönetme, çekip çevirme,
Beheerder idareci,Beheerder
BEHEERDER (s) idareci, yönetici,
Beheersen Kontrol Etmek,Idare Etmek,hukum surmek,Beheersen
BEHEERSER (s) yönetici, hükümdar,
Beheren idare etmek,Beheren
BEHEREN g, (beheerde, h, beheerd) yönetmek, idare etmek, çekip
beklenildiği kadar güzel olmamak, umulandan kötü olmak
Bekrompen dar fikirli,Bekrompen
BEKROMPEN z, 1 (nauw) dar, daracik, 2 (kleingeestig) dar kafali,
BEKROMPENHEID dar kafalilik, dar görüşlülük, bağnazlik,
bekrompenheid bağnazlik, dar görüşlülük,
BELANGHEBBENDE (n) ilgili, alakadar, taraftar,
Beledigen gucendirmek,dariltmak,Beledigen
Beleid idare,Beleid
BELEID 1 politika, yaklaşim, idare, yönetim, financieel mali
BELEIDSMEDEWERKER (s) idari personel, yönetim personeli,
Benauwd Nefes Darligi,sikisik,sikilmak,sikinti,,Benauwd
benzerlik dayanışması mechanische solidariteit d.
BEPERKT sinirli, kisitli, dar, e aansprakelijkheid sinirli
beperkt, kari miniem, başı dara düşmek / n/ in moeilijkheden raken,
berhudar olmak blij zijn, gelukkig zijn,
beşikten mezara kadar van de wieg tot het graf
beşikten mezara kadar, bütün ömür boyunca,
beşikten mezara kadar, voor dichter in de gelegd doguştan şair, hij is
BESTUREN g, (bestuurde, h, bestuurd) 1 yönetmek, idare etmek,
BESTURING ( en) 1 güdüm, idare, 2 (mechanisme) idare araci,
BESTUUR h (besturen) 1 (leiding) idare, yönetim, 2 (personen)
Bestuurder de yonetici,idareci,Bestuurder
BESTUURDER (s) 1 yönetici, idareci, direktör, 2 (v, tram enz,)
BESTUURSAPPARAAT (...raten) yönetim organi, idare
BESTUURSLID (...leden) yönetim kurulu üyesi, idare meclisi
BESTUURSRECHT yönetim kanunu, idare hukuku,
BESTUURSVERGADERING ( en) yönetim kurulu toplantisi, idare
BESTUURSVORM ( en) yönetim şekli, idare biçimi,
BETROKKEN 1 ilgili, Alâkadar, de en ilgililer, de
BETROKKENE (n) ilgili, alâkadar, alâkali kimse,
Bevolkingsbureau het nufus idaresi,Bevolkingsbureau
BEVOORRADEN g, (bevoorraadde, h, bevoorraad) sağlamak, tedarik
BEWAARDER (s) 1 (conservator) bölüm idarecisi, bölüm şefi, 2
Bewind yonetim,iktidar,Bewind
BEWIND idare, yönetim, iktidar, hükümet, kabine, aan het komen
BEWINDSMAN (...lieden) kabine/iktidar üyesi, (v, bestuur)
BEZUINIGING ( en) kisitlama, tasarruf, idare,
BIBLIOTHECARESSE (n) (bayan) kütüphaneci, kütüphane idarecisi,
BIBLIOTHECARIS ( sen) (erkek) kütüphaneci, kütüphane idarecisi,
bıçak darbesi messteek d.
bıçak sırtı kadar fark een haarbreed verschil, een heel klein verschil,
bij af te likken pasta parmak yalatacak kadar tatli,
bildiğim kadariyla, zover het oog reikt gözün alabildiği kadar, tot bu
bildiğim kadariyla, zover het oog reikt gözün alabildiği kadar, tot bu
BIMETALLISME h econ/ekon çift maden standardi,
Bin Adet Kadar
Bin Adet Kadar duizendtal(,len),Bin Adet Kadar
Bin Tane Kadar
Bin Tane Kadar duizendtal(,len),Bin Tane Kadar
Bir Dereceye Kadar
bir dereceye kadar tot een bepaald niveau, tot op zekere hoogte
Bir Dereceye Kadar Enigarmate,Bir Dereceye Kadar
bir şekilde, eerder, beter ne kadar erken olursa o kadar iyi olur, III h,
bir şeyden bikana kadar bakmak, güzelliğini kaniksamak, 2 iets van
bir şeyi en ince detaylarina kadar anlatmak, iciğini ciciğini anlatmak
bir sürü iş, başini kaşiyamayacağin kadar iş, 2 (onbetaald werk) angarya, 3
birakmak, yüzüstü birakmak, birini ortada birakmak, darda birakmak, iets in
birçok şeye maruz kaldi, 2 (bereiken) kadar yaşamak, erişmek,
birini dan/den haberdar etmek, birine haber/bilgi vermek, bij iemand
birini/birşeyi timaği kadar sevmemek
birinin başina dünyayi dar etmek, zure melk ekşi süt, II h, 1 scheik/kim
birkaç yil öncesine kadar, zover buraya kadar, bu kadar, bitti,
birlik eenheid d. eendracht d. 2 (dayanışma) solidariteit d. 3 (kurum)
bitirmek, sonuna kadar yazmak, 2 een prijsvraag ödül koymak, 3
BLADSTIL sütliman, yaprak kimildamayacak kadar sakin, çok
Blindedarm kor bagarsak, apandiz,Blindedarm
Blindedarm Ontsteking
BLINDEDARM anat körbağirsak, apandis,
Blindedarm Ontsteking apandist,Blindedarm Ontsteking
BLINDEDARMONTSTEKING ( en) apandisit, körbağirsak iltihabi,
BLOEDARMOEDE kansizlik, anemi,
BOF I ünl, puf sesi, II d, ( fen) darbe, vuruş, III d, şans,
Bof(de) kabakulak,darbe,Bof(de)
Bogaz Nek ,Hals,Keel/keelgat,Slokdarm,,Bogaz
boğazına kadar borç içinde olmak tot aan zijn nek in de schuld zitten, tot
boğazına kadar tot aan zijn nek
BOMVOL spreekt/kd dopdolu, ağzina kadar dolu, tika basa dolu,
Bons de darbe,Bons
BOORDEVOL ağzina kadar dolu,
BORSTHOOGTE op göğse kadar, göğüs boyu,
boş fıçılar çok langırdar Holle /lege vaten klinken het hardst.
BOSBEHEER orman idaresi, het staats devlet orman idaresi,
BOTTLENECK dar boğaz,
breed ~ dar
breed ~ dar "genis smal"
breken birinin yaninda affedilecek kadar iyi notu olmak, davranişlari hoş
brief mektubun alicisi, 2 (ambtenaar) tahsildar, 3 tech/tek alici, ahize,
Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur, Niets kan volmaakt zijn. Overal
bu kadar çok zoveel
bu kadar kusur kadı kızında da bulunur Elke gek heeft zijn gebrek. Niets
Bu Kadar Yeter
bu kadar ziezo! klaar is Kees!
Bu Kadar Yeter welletjes,Bu Kadar Yeter
bu kadar! işte bu kadar! waarom? niçin? zomaar lafin gelişi, zó! bak
bu kadar, hijheeft boeken verkocht çok kitap satti, II z, bu kadar, o
Bu ne kadar?
Bu ne kadar?
Bu ne kadar? Wat kost dit? Hoeveel kost dit?
Bu ne kadar? Wat kost dit? Hoeveel kost dit?
buçuktan biraz sonra, dört buçuğu geçerek, 4 denken geniş düşünmek, dar
bugüne kadar tot op heden tot op de dag van vandaag, tot nu toe
buiten gaan şimdi mümkün olduğu kadar erken dişari gitmek istiyorum, niet
bulanana kadar, 2 fig/mec ik walg van mezelf kendimden tiksiniyorum, 3
bulmak, vermek, gelden para bulmak, para tedarik etmek, iemand
bumbar dikke darm (bij slachtvee) d.
bunaltici hava, (nauw) dar, daracik, het is hier erg burasi çok
bungelen, (çökmek) doorzakken, 3 (bir yere kadar git verder
buradan oraya kadar, van 2 10 ikiden ona kadar, 2 liğe, olarak, iemand
burama kadar geldi, ! yeter! bu kadari fazla! Zichzelf zijn kendi kendine
BUREAUCRAAT (...craten) bürokrat, darkafali memur,
burnunun ucunu görmemek 1 (dar kafalı ol niet verder kijken dan zijn
Can Sikmak knellen,dar gelmek,Can Sikmak
Canakkale Bogazi Dardenellen,Canakkale Bogazi
çanakkale boğazı Dardanellen d.
canını dar atmak ternauwernood ontsnappen
çavdar rogge
çavdar ekmeği roggebrood
çavdar unu roggemeel
cehenneme kadar yolu var Loop naar de bliksem! Loop naar de pomp! Loop naar
cehenneme kadar yolun var, canin cehenneme! fig/mec de arme
çekemem, bu kadarida fazla,
çekiç darbesi hamerslag d.
çekingen bir sesle, 2 (kleinzielig) darkafali,
cemaat ne kadar çok olsa, imam yine bildiğini okur Van niemand wordt het
çevre idaresi milieubeheer
ciddiye almamak, in het raken başi dara düşmek, sikintiya düşmek, başi
çiftçi boer d. landbouwer d. agrariër d. landarbeider d.
çifte ahlak standardi
çikarmak, gücendirmek, dariltmak, zich gücenmek, kizmak, darilmak,
çikarsa, tot in de s en ince ayrintilarina kadar, noktasinoktasina,
çildirtmak, birini çildirtacak kadar korkutmak
cildiyeci dermatoloog d. huidarts d.
çileden çikaracak kadar yavaş
cilt doktoru dermatoloog d. huidarts d.
cinsel iktidar seksuele potentie d.
çiplak gerçek, katiksiz gerçek, uitgeschud worden iliklerine kadar
civadara sancağı geus d.
civar, (provincie) idari bölge, yerel bölge
CLUBBESTUUR (...sturen) kulüp idaresi
çocuksu olmamak, darkafali olmamak,
Cok Cok.Istenildigi Kadar
Cok CokIstenildigi Kadar keur,Cok CokIstenildigi Kadar
çok fakir doodarm, zeer arm
çok mutluydum! o kadar mutluydum ki! zij zijn rijk çok zenginler, bir
çok yoksul straatarm, doodarm
COMMUNE (s) komün, temel idari taksimat
CONSISTORIE (s) 1 kilise idare heyeti, 2 (vergadering) papa
CONSISTORIEKAMER (s) kilise idare heyetinin toplanti yeri
Coup Darbe,Ele Gecirme,Coup
COUP (s) darbe, detat askeri darbe
criterium kriter, ölçüt, ölçün, 4 miyar, mikyas, standart, ölçü birimi,
CURATORIUM (...ria) idare heyeti, idari kurul, kayyimlar heyeti
CURIE (s) (papalik) idari organ
dağ I berg d. arada daglar kadar fark var, er zijn ongelooflijk grote
dağitip saçmak, döküp dağitmak, darmadağin etmek
dağlar kadar fark een enorm verschil, Aralarında dağlar kadarfark var, Ze
dağlar kadar heel veel, enorm
damar daralması vaatvernauwing d.
DAMPIG buğulu, sisli, puslu, (v, paarden) nefes darliği olan,
dapdaracık heel nauw, erg smal
Dar Nauwsluitend ,Nauw,Spannend,Strak,Eng,,Dar
dar (ensiz) eng, nauw, nauwsluitend, smal, strak, krap, 2 (kıt) weinig,
Dar Fikirli
Dar Kafali
Dar Sokak
DAR ( ren) erkek ari
dar açı mat./wisk. een scherpe hoek
dar aile kerngezin
dar boğaz knelpunt bottleneck d. crisis d.
Dar Fikirli bekrompen,Dar Fikirli
dar gelirli (iemand) met minimum inkomen
dar gelmek / strak zijn, spannen, krap zitten
dar görüşlü bekrompen, kortzichtig, kleingeestig, benepen
dar görüşlülük bekrompenheid d.
Dar Kafali krudenier,kleinzielig,Dar Kafali
dar kafalı bekrompen, benepen, kortzichtig, kleingeestig, kleinburgerlijk,
dar kafalılık bekrompenheid d. kortzichtigheid d. kleingeestigheid d.
Dar Sokak Steeg,Dar Sokak
Dar Ve Derin Korfez
Dar Ve Derin Korfez Fjord,Dar Ve Derin Korfez
dar yetişmek / op het nippertje aankomen/net halen, op het laatste
Dar Yol pad,paadje,Dar Yol
dara tarra
dara dar yetişmek net op tijd binnen zijn, op het nippertje halen
dara düşmek krap zitten, gebrek aan geld hebben, in financiële
dara gelmek (door tijdgebrek) haastig gedaan/gemaakt zijn, afgeraffeld
daraçı mat./wisk. een scherpe hoek
daracık zeer, nauw, 2 (elbise) zeer strak, zeer nauw zittend
Daragaci Galg ,Schavot,Daragaci
darağacı galg
darağacı - nı galg d.
darağacı ipi strop d.
darağacına çekmek / iemand ophangen
daralma (küçülme) inkrimping d. samentrekking d. 2 (bunalma) benauwdheid
daralmak (elbise vb. van kleren) strakker/krapper/ nauwer worden,
daralmiş, boğulmuş gibi,
daralmiş, boğulmuş, de patient heeft het hasta bunalmiş,
daraltılmak (darlaştırılmak) nauwer gemaakt worden, 2 (elbise, v. kleren)
Daraltmak Vernauwen ,Daraltmak
daraltmak 1 (elbise vb.) nauwer maken, vernauwen, innemen (een
daraltmak, (bang maken) korkutmak,
darasını düşmek de tarra aftrekken
Darbe Slag,Coup,bof,Bons,,Darbe
darbe (çarpma) slag d. stoot d. 2 ask./mil. hükümet darbesi staatsgreep
darbe indirmek (düşmana) op de vijand inhakken, aanvallen
darbe vurmak / 1 (engellemek) belemmeren, tegenhouden, 2 (çökertmek)
darbesi, aan de gaan sivişmak, tabanlari yağlamak, kaçmak
darbesini yemiş kimse
Darbimesel Spreuk,Darbimesel
Darbimesel Kabilinden
Darbimesel Kabilinden Spreekwoordelijk,Darbimesel Kabilinden
darbuka kleine drum aan een kant met leer bedekt)
darda kalmak 1 (parasal) krap zitten, geen geld hebben, in financiële
darda olmak, sikintida olmak, in het zitten çikmazda olmak, zor durumda
DARDANELLEN mv/çoğ Çanakkale Boğazi
Dardenellen Canakkale Bogazi ,Dardenellen
Dargin kwaad,Dargin
dargın (kırgın) gekrenkt, geraakt, gekwetst, 2 (kızgın) gebelgd, geërgerd
Darginlik Aanstoot ,Ergernis,Darginlik
dargınlık gekrenkt zijn ergernis d.
darı darına geçinmek de eindjes nauwelijks aan elkaar kunnen knopen, het
darı darına ternauwernood, op het kantje af
darı darına yetişmek net op tijd binnen zijn, op het nippertje halen
darılmaca zich gekrenkt voelen
darılmak- el gekrenkt zijn over, geraakt zijn over, kwaad zijn op
Dariltmak beledigen,Dariltmak
darıltmak kwetsen, krenken, beledigen, aanstoot geven aan, choqueren
dariltmak, nemen aan... (y)a/e incinmek, gücenmek, darilmak,
darısı başınıza Ik hoop dat het jou ook overkomt/ gebeurt! Ik hoop dat jij
darlaştırmak nauwer maken, innemen (van kleding)
Darlik Engte,Darlik
darlık het nauw zijn, het strak zijn, 2 (parasal) tekort gebrek
darlik, in de raken başi dara düşme in de zitten sikintida olmak, darda
Darm Bagirsak,Darm
DARM ( en) bağirsak, de dikke en de dunne ince ve kalin
Darm(,En) bagirsak ,Darm(,En)
Darmadagin dooreen,Darmadagin
darmadağın rommelig, ongeordend, chaotisch, door elkaar, 2 (durum vb.
darmadağın olmak 1 (karma karışık ol door elkaar raken, rommelig worden,
darmadağin, ongeordend düzensiz, karişik, iç içe, 2 fig/mec şaşkin, kafasi
darmadağınık etmek /l 1 (karmakarışık et rommelig maken, in het
darmadağinik olmak, dağilmak, dağilip yayilmak
darmadağınıklık warboel d. janboel d.
Darmflora bagirsak mikrobu ,Darmflora
DARMFLORA bağirsak mikrobu
DarmgezweL Bagirsak Ulseri,DarmgezweL
Darmkana l Bagirsakkanali,Darmkana l
DARMKANAAL (...kanalen) bağirsak kanali, bağirsaklar
DARMKRONKEL (s) bağirsak düğümlenmesi
Darmonsteking Bagirsak Iltihabi,Darmonsteking
DARMONTSTEKING ( en) bağirsak iltihab
Darmtyfus Bagirsak Hummasi,Darmtyfus
Darmziekte Bagirsak Hastaligi,Darmziekte
darphane Rijksmunt
DARTEL z, neşeli, şen, kabina siğmayan, haspa
DARTELEN gs, (dartelde, h, gedarteld) oynaşmak, atlayip
DARTELHEID oynaklik, canlilik, kabina siğmazlik,
DARTS küçük ok, cirit
darülaceze tehuis voor bejaarden, armen en gehandicapten
Darulacize Sleep,In,Darulacize
darwin teorisi evolutietheorie d.
darwinci Darwinist
DARWINISME Darvinizm
DARWINIST ( en) Darwinci, Darvin taraftari
darwinizm Darwinisme
dat zijn gezicht rood aanliep o kadar ki öfkeden yüzü kizardi
dayanışma grevi solidariteitsstaking d.
dayanışma solidariteit d. verbondenheid d. saamhorigheid d.
dayanışmaduygusu solidariteitsgevoel
de en kunnen bir şeyle idare etmek, bir şeyle ne yapacağini bilmek, vaste
de ne darm ince bağirsak II h, met iemand door dik en gaan
de uit girtlağima kadar geldi biktim, iemand het mes op de zetten
de naald kruipen dara dar kurtulmak, paçayi zor kurtarmak, om (en) tand
DEELGENOOT (...noten) hand/tic (erkek) ortak, hissedar, paydaş,
DEELGENOOTSCHAP hissedarlik, paydaşlik
DEELHEBBER (s) katilimci, iştirakçi, ortak, hissedar
DEELTIJDARBEID yarim gün iş,
defterdar provinciale belastingambtenaar d.
defterdarlık provinciale belastingdienst d. 2 provinciaal
değil, steeds hâlâ, şu ana kadar, 2 (verder) daha, yine, een appel bir
değil, idare eder, het te krijgen dayanamamak, duygulanna yenilmek,
değin, ik blijf hier dinsdag saliya kadar kaliyorum, 5 uur saat beşe
değin, meydana kadar, nog toe şimdiye dek, henüz, nu toe şimdiye kadar,
derisi kalin olmak, arsiz olmak, tot op de nat iliklerine kadar islak,
Dermate o dereceki,o kadarki,o suretteki,Dermate
DERMATE z, dat o derece ki, o kadar ki, o surette ki, hij was
DES I z, te meer/ ...(d)er ne kadar ...sa o kadar ... hoe
DESPOTISME despotluk, zorba ve baskici idare, (plat/argo)
destanlaşmak legendarisch/fabelachtig worden
detaylarına kadar tot in de puntjes, tot in de kleinste bijzonderheden
detayli, e berichten daha detayli bilgi, tot order yeni bir emre kadar,
devlet idaresi staatsbestuur staatsbeheer
devlet, müstakil devlet, II d, ( en) hükümdar
Devoot sofu,dindar,dinci,Devoot
DEVOOT z, (... voter, st) sofu, dindar, dinci
DEVOTIE (s) dindarlik, sofuluk
Devotie(,S) dindarlik,sofuluk ,Devotie(,S)
dibine darı ekmek / n/ alles opmaken, alles uitgeven, verbruiken,
DIJKWEZEN set bakimi idaresi
dikmek, dikip daraltmak, (v, boek) dikip tutturmak
dili döndüğü kadar anlatmak / zo goed mogelijk proberen uit te leggen
Dindar Vroom ,devoot,Dindar
Dindar Kiz kwezel,Dindar Kiz
dindar religieu devoot, gelovig, vroom, godvruchtig, godvrezend,
Dindarlik devotie(,s),Dindarlik
dindarlık godsdienstigheid d. devotie d.
diploma o kadar okudu vb,) yine de diplomasi yok,
DIRECTIE (s) idare, idare heyeti, (bestuur) idare, yönetim
Directie(,S) muduriyet,idare ,Directie(,S)
DIRECTIEKAMER (s) müdüriyet, idare odasi
Directiekamer(,S) muduriyet,idare odasi ,Directiekamer(,S)
DIRECTIESECRETARIAAT ...riaten idare heyeti sekreterliği,
Directiesecretariaat(Riaten) idare heyeti sekreterligi ,Directiesecretariaat(Riaten)
direkteur bevorderen birini müdürlüğe terfi ettirmek, II bağ, ... kadar,
diretip gerçekleştirmek, dayatip yapmak, vazgeçmemek, sonuna kadar
diş doktoru tandarts d.
Dis Doktoru Asistani/Yardimcisi tandartsassistente d(,en),Dis Doktoru Asistani/Yardimcisi
Dis Doktoru/Hekimi tandarts d(,en),Dis Doktoru/Hekimi
diş hekimi tandarts d.
diş tabibi tandarts d.
dişan çikarmak iemand birine kapiyi göstermek, birini kapiya kadar
dişçi tandarts
doktoru dermatoloog d. huidarts d. göz doktoru oogarts d. oogheelkundige d.
DOLKSTEEK (...steken) hançer darbesi
DOLKSTOOT (,stoten) hançer darbesi
DOODARM çok fakir, çok yoksul
DOODSTEEK öldürücü darbe, fig/mec de geven son darbeyi
door elkaar staan karmakarişik durmak, darmadağinik durmak III 1 s,
Dooreen karmakarisik,darmadagin ,Dooreen
DOOREEN z, 1 karmakarişik, karmançorman, darmadağinik, alles ligt
DOORNAT sirilsiklam, yamyaş, tamamen islak, iliklerine kadar
dörtlük, fundum (drinken) bardaği dibine kadar (içmek), interim
DRACONISCH z, çok ağir, gaddar, e wetten Drakona kanunlari,
DRIFTKIKKER (s) içi dar, öfkeci, çabuk öfkelenen kimse
DRIFTKOP ( pen) içi dar, öfkeci, çabuk öfkelenen kimse
DRINKWATERVOORZIENING içme suyu tedariki,
DROMEDARIS ( sen) tek hörgüçlü deve, hecin devesi
Duizendtal(,Len) bin adet kadar,bin tane kadar ,Duizendtal(,Len)
Dunnedarm Ince Bagirsak,Dunnedarm
dünya başına dar gelmek / n/ zich diep ongelukkig voelen, zijn wereld
dünya başına dar gelmek in een moeilijk parket zitten/raken, in een
dünya wereld d. aardrijk aarde d. aardbol d. eşkiya dünyaya hükümdar
dünyalar kadar fark olmak een enorm verschil
dünyaya hükümdar olmaz, zalimin saltanati kisa olur
dünyayı başına dar etmek / n/ iemands leven zuur maken, iemands leven
düşünmemek, in de ileride, in de verste niet hiç, zerre kadar, hiç mi
Dusver simdiye kadar ,Dusver
DUSVERRE z, tot şimdiye kadar, henüz
düttürü argo/plat (v. vrouw) in heel strakke kleding gekleed, (dar
duurt het ? ne kadar sürüyor? ne kadar sürer? jaren yillarca, het is
düz bağırsak endeldarm d.
DWERGACHTIG cücemsi, çok küçük, parmak kadar
DWINGELAND ( en) zalim, gaddar, despot
DWINGELANDIJ zulüm, gaddarlik, despotluk
DYNASTIE ( en) hanedan, hükümdar sülalesi
e, -a kadar 1 tot, totdat, 2 (zaman) tot die tijd
ECHTER z, yine de, her ne kadar... ise de, ama, ancak, lakin,
edilecek, şaşilacak, 2 (buitengewoon) inanilmayacak kadar, duyulmamiş,
EDOCH bağ yinede, bununla beraber, her ne kadar,, ise de, oysa,
een ona bir bakayim, de zaak is zo bekeken bu kadar, şip şak, bir
EER I 1 z, erken, önce, hoe hoe liever ne kadar erken olursa o
eerste plaats innemen, 2 (iktidara gel in de regering komen
efsaneleşmek legendarisch worden, een legende worden
efsaneleştirmek legendarisch maken, tot een legende maken
efsanevi legendarisc mythologisch, mythisch
efsanevileşmek legendarisch worden
EIVOL dopdolu, tika basa dolu, tiklim tiklim, ağzina kadar dolu
ekonomik economisch, 2 (idareli) zuinig, spaarzaam, Avrupa Ekonomik
ekonomik yaşam, een e oorlog ekonomik savaş, 2 (zuinig) idareli,
eksikliğini telafi etmek, het aan (y)a/e eksiklik, (y)a/e darlik, nin
elden geldiği kadar zo veel mogelijk
eli dar olmak / n/ krap zitten, om geld verlegen zijn, gebrek aan geld
eli uzundur, om je s bij af te likken parmak yalatacak kadar tatli,
elinden geldiği kadar zoveel als hij kan, naar zijn capaciteit, binnen zijn
emekçi arbeider d. proletariër d. kol emekçisi handarbeider d.
en dan ..., 6 (edat vb. pekiştireci) niet zo ...(als), beklediğin kadar da
en ince ayrıntılarına kadar tot in de details, in de finesses
ENDELDARM ( en) anat, düz bağirsak, göden bağirsaği, rektum,
ENERGIEVOORZIENING d enerji sağlama/tedariği
Eng Dar,Eng
Engte Darlik,Engte
ENGTE ( n, s) 1 darlik, ensizlik, 2 (nauwe doorgang) dar
Enigarmate Bir Dereceye Kadar,Enigarmate
ENIGERMATE z, kismen, biraz, bir ölçüde, bir dereceye kadar,
Er is geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou hou…dunyada seni ne kadar sevdigimi anlatabilen bi mesaj yoktur
Er is geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou houdünyada seni ne kadar sevdiğimi anlatabilen bir mesaj yoktur
Er is geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou hou… dunyada seni ne kadar sevdigimi anlatabilen bi mesaj yoktur
Er is qeen sms ter wereId die kan beschrijven hoeveeI ik van jou hou dünyada seni ne kadar sevdiğimi anIatabiIen bir mesaj yoktur
ERGERLIJK z, kizdirici, sinir edici, gücendirici, dariltici
Ergernis Kizginlik,darginlik,Ergernis
ervoor? ona ne kadar istiyor? (om) een aalmoes sadaka istemek, wij een
erzakta, uit depodan, zo lang de strekt yettiği kadar, depo bitene
eşek kadar groot genoeg (om te begrijpen enz.)
eşek sudan gelinceye kadar dövmek / iemand bont en blauw slaan
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz Strenge heren regeren niet lang.
etmemek, ne kadar kötüleşse de devam etmek, het e! âlâsi! harika!
etmemek, ne kadar kötüleşse de devam etmek, het e! âlâsi! harika!
ev idare bilgisi huishoudkunde d.
ev idaresi huishouding d.
ev idaresi okulu huishoudschool d.
eve ait, de e zaken ev idaresiyle ilgili işler, e uitgaven geçim
EVENVEEL bl sa, ayni derecede çok, o kadar çok, studenten ayni
EVENZEER z, ayni ölçüde, ayni derecede, aynen, en az... kadar,
EVENZO z, groot als kadar büyük, en zijn vader ve hem de
EVENZOGOED z, 1 (net zo goed) als ... kadar iyi, 2 (desondanks)
evet demem onu hayir demesi kadar yerindedir, een vraag met beantwoorden
FACULTEITSBESTUUR (...sturen) fakülte idaresi/yönetimi
FACULTEITSRAAD ( raden) fakülte konseyi, fakülte idare meclisi, fakülte
Felegin Darbesini Yemis Kimse
feleğin darbesini yemiş mislukkeling d. pechvogel d.
Felegin Darbesini Yemis Kimse pechtvogel,Felegin Darbesini Yemis Kimse
fikir elemanı hoofdarbeider d.
Firca Darbesi
Firca Darbesi Veeg ,Firca Darbesi
fiyata, fig/mec ne pahasina olursa olsun, en met (kadar) ve de dahil, en
fiyatı ne kadardır? Wat kost het? Hoeveel kost het? Hoe duur is het?
Fjord Dar Ve Derin Korfez,Fjord
FJORD (en) fiyort, dar ve derin körfez
FLESSENHALS (...,halzen) 1 şişe boğazi, 2 (knelpunt) dar geçit, dar
Gaddar barbaars,Gaddar
gaddar meedogenloo ongenadig, hardvochtig, onmenselijk, onvermurwbaar,
gaddar olmak meedogenloos zijn, zich ongenadig gedragen, hardvochtig
gaddar, (hevig, zeer erg) şiddetli, sert, çok fena, esasli, iyi,
gaddarlık meedogenloosheid d. dwingelandij d. wreedheid d.
Galg Daragaci,Galg
GALG ( en) darağaci, idam sehpasi, voor en rad opgroeien çok şimarik
GE ST. afk/kis Gedeputeerde Staten il idaresi,
GEBELGD kizgin, gücenik, dargin, öfkeli 2 (v, vluchtelingen) siğinmaci
GEBORNEERD dar kafali, dar görüşlü
GEBREK 1 (tekort) eksiklik, noksanlik, azlik, yetersizlik, darlik,
gebrek yokluk, darlik, açlik, zaruret, (ellende) sefalet, perişanlik,
gebruiken idareli kullanmak, 3 (ontzien) esirgemek, korumak, bağişlamak, de
geçinip gitmek, elindeki ile idare etmek,
geçinmek, ucunu kulağina getirmek, idare etmek, niet met zijn salaris
geen zonder schuim bu kadar kusur kadi kizinda da olur, waard zijn
geen tijd çabucak, çarçabuk, hoe ... hoe beter ne kadar azsa... o kadar
GEESTVERWANT ( en) kafadar, yoldaş
geld zijn eli dar olmak, paraya muhtaç olmak, beter mee dan om fazla
GELDGEBREK parasizlik, para sikintisi, para darliği
GELDSCHAARSTE para darliği, parasizlik, para kitliği
GELDSCHIETER (s) para veren, finanse eden, sermayedar, tefeci
gelecek yil açiliyor, geopend van ... tot ... dan/den (y)a/e kadar açik
gelene kadar bekle,
gelene kadar beklemek
GELIJKGESTEMD hemfikir, kafadar
GELIJKGEZIND hemfikir, ayni görüşlü, kafadar, kafa dengi
gelirli een inkomen hebbend, verdienend, 2 met...inkomen dar gelirli met
gelmek, (met zijn geld) ucunu kulağina getirmek, geçinmek, idare etmek,
GELOVIG z, dindar, dini bütün, iman sahibi, inançli, dinine kuvvetli,
GELOVIGE (n) mümin, dindar, dini bütün kimse
GEMEENTEADMINISTRATIE (s) belediye idari işleri
Gemis Darlik,Eksiklik,Yetersizlik,Gemis
GEMIS darlik, eksiklik, yetersizlik, een van iets vergoeden bir şeyin
gemiyle ne kadar zamanda katedilebilir? 2 een afgevaren schip
GENADESLAG öldürücü darbe, son darbe, merhamet darbesi, de geven
gençken,, (niet groot in aantal) az, kit, dar, sinirli, een verstand kit
Gendarme Jandarma,Gendarme
GENDARME ( n, s) jandarma
GENDARMERIE jandarma gücü
genis " breed ~ dar smal "
geniş breed ~ dar smal
GERAAKT gücenik, dargin, kirgin, kizmiş, gücenmiş, gauw zijn limoni
gerçektir, daar is niets van zerre kadar gerçek payi yok, niet ? ...değil
gestandaardiseerd standartlaştirmak, normlamak, (belli bir) norma
geteerd op idare etmek, geçinmek, ile yaşamak
GEUS (geuzen) scheep/den civadara sancaği
gevallen zijn her şeyi anlamak, her şeyi anlayacak kadar uyanik
GEWELDENAAR ( s, ...naren) 1 zalim, gaddar, despot, 2 (platlargo) boğa
GEZAGVOERDER (s) 1 yüksek idari görevli, 2 (piloot) pilot, 3
gibi nefes darliği hastaliklarinin genel adi,
gidemem, zover zijn we nog niet o kadar ilerlemedik, voor zover ik weet
gidemem, zover zijn we nog niet o kadar ilerlemedik, voor zover ik weet
gidiyor? idare eder, şöyle böyle, fena değil,
girişmek, yapamayacaği kadar iş üstlenmek, te en te gras düzensiz,
girtlağina kadar borçlu olmak, tot over de oren verliefd zijn karasevda
gırtlağına kadar borç içinde olmak tot aan zijn nek in de schuld zitten,
gırtlağına kadar borç içinde olmak tot over zijn oren in de schulden zitten,
Girtlak,2 Strot,Strottenhoofd,Slokdarm,Girtlak,2
giyemezsin, ik kan de kleren niet aan elbiseler dar geliyor,
göden bağırsak endeldarm d.
göden endeldarm d. rectum
GODSDIENSTIG z, 1 (religieus) dindar, inançli, 2 dinsel, dini, dinle
GODSDIENSTIGHEID dindarlik, sofuluk,
GODVREZEND dindar, sofu, Allahtan korkan
GODVRUCHTIG z, dindar, sofu, een e vrouw dindar bir kadin
godvruchtig sofu, dindar, 3 vrome wensen gerçekleşmez arzular
GOEDKOOPHEID goedkoopte d,1 ucuzluk, 2 (zuinigheid) idare, tutum,
Gördüğüm/ anladığım kadarıyla Voor zover ik het kan zien, Voor zover ik het
görebilecek kadar olmak, idare etmek, en gezond sapasağlam, turp
göremeyecek miyiz? tot het (toe) sonuna kadar, wij zijn nog niet
göremeyecek miyiz? tot het (toe) sonuna kadar, wij zijn nog niet
GORTIG het al te maken çok ileri gitmek, dat is me te bu kadarini da
göründüğü kadar aptal değildir, zo als het achtereind van een
göründüğü kadar zor degil,
görünen tehlikeli kişi, met de wolven in het bos huilen köprüyü geçene kadar
görüşlü, (armelijk) dar, yetersiz, sinirli, kit,
görüşünü bildirmek, II gs, (, is ) (ten einde spreken) sonuna kadar
GOUDEN altindan, standaard altin standardi, altin esasi sistemi, een
göz açıp kapayıncaya kadar in een handomdraai, in een wip, in een oogwenk
gözü alabildiği kadar zover het oog reikt, zover als je met de ogen kunt
GREINTJE zerrecik, geen verschil zerre kadar fark yok
grevi, solidariteits dayanişma grevi, in gaan greve gitmek, in zijn
GRIFFIER (s) zabit katibi, kayit memuru, (okul) sekreter, idari
gücendirmek, dariltmak, alindirmak,
güçleşirse, insanin başi daralirsa, 2 (gevaar) tehlike, acil durum, geen !
gücü yettiği kadar zoveel als hij kan, naar zijn capaciteit, binnen zijn
günahı kadar sevmemek / afkeer hebben van, een hekel hebben aan,
günümüze kadar tot op de huidige dag, tot nu toe, tot op de dag van vandaag
günümüze kadar, bugüne kadar, ten en dage bugünlerde
gurlamak mide knorren, (bağırsak, van darmen) rommelen
guruldamak mide knorren, (bağrrsak, van darmen) rommelen
guruldatmak laten (mide) knorren, (bağırsak, van darmen) laten
Guvenlik Jandarmasi
Guvenlik Jandarmasi koninklijke marechausee,Guvenlik Jandarmasi
haber vermek, iemand van iets birini bir şeyden haberdar etmek
haberdar- den/ op de hoogte gesteld
haberdar etmek /, - den/ (iemand ergens van) op de hoogte stellen,
hadde kadar 3 mant./log. mat./wisk. term d.
HAK I d, ( ken) 1 kesme, kiyma, 2 (slag) vuruş, darbe, iemand een zetten
hakikaten, sahi, 4 her ... ise de, her ne kadar ...olsa da, hoe klein hij
hakki vb,alana kadar) diretmek, ergens een onder zetten bir şeyi
hali, de van beleg afkondigen sikiyönetim ilan etmek, örfi idare ilan
HAMERSLAG ( en) çekiç darbesi, çekiç vuruşu
hançer darbesi dolksteek d. dolkstoot d.
Handarbeid Kesmek(Yapistirmak),Handarbeid
HANDARBEIDER (s) amele
HANDOMDRAAI in een kaşla göz arasinda, göz açip kapayincaya kadar,
har hevi straf, 6 (cimri) gerig, 7 (dar, van schoenen enz.)
HARDVOCHTIG z, taşkalpli, acimasiz, duygusuz, gaddar, insafsiz, kalpsiz
HARDVOCHTIGHEID taşkalplilik, insafsizlik, kalpsizlik, gaddarlik
HARTELUST naar doya doya, cani istediği kadar, bikana kadar
Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak
Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak kilitlememek,Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak
havadar (havalandırılmış) goed geventileerd, 2 (yüksek) hoog
havadar, havali, 3 (onbezorgd) kaygisiz, tasasiz, havai
havadarlık het lekker fris zijn, veel frisse lucht hebbend, een lekker
haver tot kennen (weten) bir şeyi tüm ayrintilarina kadar anlatmak, zo
hayat standardı levensstandaard d.
hazinedar tar./hist. penningmeester d. thesaurier d.
hebben eli dar olmak, (v, tijd) epey, uzunca, een geruime tijd epey bir
hecin devesi zo. dromedaris d. (camellus dromedarius)
heelmeester zaman her şeyin üstesinden gelir, het is hoog vakit dar, het
HEEMRAAD (...raden) su seti ve arazi idaresi üyesi,
HEEMRAADSCHAP ( pen) su seti ve arazi idaresi üyeliği
HEERSCHAPPIJ hükümdarlik, saltanat
HEERSER (s) (erkek) hükümdar, sultan
HEERSERES ( sen) (bayan) hükümdar, amir
HEETGEBAKERD z, öfkeci, içi dar, çabuk kizar
HEETHOOFD ( en) öfkeci, içi dar, çabuk kizar kimse
hem in de ogen gözüne batiyor, zich in de schulden girtlağina kadar borca
Her Ne Kadar
her ne kadar ise de hoewel, ofschoon
Her Ne Kadar wel is waar,Her Ne Kadar
Her şeyin ifsat eden bir afeti vardır. Bu dinin afeti de kötü idarecilerdir Alles heeft een ramp die zich ondermijnt. De ramp van deze religie is de slechte beheerders
het is niet eenvoudig als je denkt düşündügün kadar kolay degil, is het zo
het mooiste ik ooit gezien heb şimdiye kadar gördüğüm en güzel şeydi, IV
het weten bilme, vukuf, naar mijn bildigim kadariyla, bana ulaştiği
het? ne kadar ağir? de zware industrie ağir sanayi, 2 (v, alcohol, sigaar)
hetzelfde zijn, niet onderdoen, (diğeri kadar iyi olmak) net zo goed zijn
heveslendirmek, ilgi çekmek, alakadar etmek, merak uyandirmak, dit
heyet, komite, idareciler grubu, het plaatselijk a) yerel idare,
hier om te burasi insani boğacak kadar sicak
hissedar aandeelhouder d. deelgenoot d. mede- eigenaar d.
hissedarlık deelgenootschap
Hoe Nasil,Nekadar,Hoe
Hoelang Ne kadar sure,Hoelang
HOELANG z, zal het nog duren? daha ne kadar sürecek, tot ne zamana
HOEVEEL kaç, ne kadar, kaç tane, is het? ne kadar? kaça? kaç lira?
hoeveel kost het? ne kadar? kaça? kaça mal oluyor? kaç para ediyor? deze
HOEVERRE z, ne ölçüde, ne kadar, in ne dereceye kadar
HOEWEL bağ, diği halde, her ne kadar ...ise de, rağmen
HOEZEER bağ, her ne kadar (çok) ...(i)se de, ne kadar ...se de
HOFJE (s) düşkünlerevi, bakimevi, bakim yurdu, darülaceze
Hollanda Kraliyet Jandarmasi
Hollanda Kraliyet Jandarmasi koninklijke marechausee,Hollanda Kraliyet Jandarmasi
Hollandali pintiliği, b) (kleingeestigheid) Hollandali dar kafaliliği, 2
HONDERD sa, yüz, tot tellen yüze kadar saymak, tien maal tien is on
hoofdarbeider 2 (parça) component d. element d.
HOOFDARBEIDER (s) fikir elemani,
HOOFDARTIKEL ( en, s) 1 ana madde, ana ilke, 2 hand/tic temel mal, 3
HOOFDBESTUUR (...besturen) genel idar kurulu, genel yönetim kurulu
hoog? ne kadar yüksek? vaak? ne kadar sik? II bağ, hangi şekilde, nasil
hoppa, havai, dar kafali, een meisje hoppa bir kiz
HOTPANTS çoğ, kisa ve dar bayan şortu
HOUW ( en) 1 (slag) keskin bir şeyle vuruş, 2 vuruş izi, darbe izi,
HUIDARTS ( en) cildiyeci, cilt doktoru
HUISHOUDELIJK z, 1 ev idaresiyle ilgili, geçimle ilgili, eve yönelik,
HUISHOUDGELD ev idaresi parasi, geçim parasi
HUISHOUDHULP ev idaresi yardimi
HUISHOUDING ( en) 1 ev işleri, ev idaresi, 2 (gezin) aile,
HUISHOUDKUNDE ev idaresi bilgisi
HUISHOUDSCHOOL (...scholen) ev idares okulu
Hukumdar Soeverein,Vorst ,Hukumdar
hükümdar heerser d. gebieder d. koning d. regeerder d. monarch d.
hükümdar sülalesi dynastie d.
hükümdarlık heerschappij d. koningschap regentschap
Hukumet Darbesi
Hukumet Darbesi Staatsgreep,Hukumet Darbesi
hükümet darbesi staatsgreep d. putsch d. coup d'etat d.
hükümeti sirasinda, nin idaresi boyunca, het eten yemek esnasinda, 4
hulp vragen yardim istemek, 13 het heeft niets het lijf (o kadar) önemi
HUMMEL (s) parmak kadar çocuk, küçük çocuk
Idare Beheersen,Administratie,directie(,s),beheer,,Idare
Idare Etmek toekunnen,Besparen,Administreren,beheren,,Idare Etmek
Idare Heyeti Sekreterligi directiesecretariaat(riaten),Idare Heyeti Sekreterligi
Idare Odasi directiekamer(,s),Idare Odasi
Idare,2 beleid,Idare,2
Idareci bedrijfsleider,beheerder,bestuurder,Idareci
Idareli karig,Spaarzaam,Idareli
Idari Bolge territorium h(,sria),Idari Bolge
ik hou van je! Van de aarde tot de maan seni seviyorum! topraktan aya kadar!
Ik hou van je! Van de aarde tot de maan! seni seviyorum, topraktan aya kadar..!
ik zat tijdens wiskunde te denken aan jou, maar het is niet te berekenen hoeveeI ik van je hou matematik çaIışırken oturup seni düşünüyordum ama seni ne kadar sevdiqim hesapIanıIamaz!
Ik zat tijdens wiskunde te denken aan jou, maar het is niet te berekenen hoeveel ik van je hou!! matematik calisirken oturup seni dusunuyordum ama seni ne kadar sevdigim hesaplanilamaz..!
Iktidar bewind,Iktidar
Iktidarsiz Impotent,Iktidarsiz
İlim öğrenmeye çalışan evine dönünceye kadar Allah yolundadır Iemand die probeert om wijsheid te leren (wetenschap) is op het pad van Allah totdat hij / zij terug naar huis
Impotent Iktidarsiz,Impotent
Impotentie Sktsdarsizlik,Impotentie
Incasseerder Tahsildar,Incasseerder
Ince Bagirsak Dunnedarm ,Ince Bagirsak
inkoop tedarik
Interceptor Radar,Interceptor
Jandarma Gendarme,Jandarma
Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen
Kadar Zoveel,Peron,Als,toe,,Kadar
Kadar (A/E ) totdat,Kadar (A/E )
kadar uzanmak, yayilmak, gitmek, dit strekt zich ook uit tot ...için de
Karig cimri,idareli,pinti, ,,Karig
Kesmek Yapistirmak Handarbeid,Kesmek Yapistirmak
Keur cok cok,en iyisini secme,istenildigi kadar,bol bol,,Keur
Kilitlememek hava alacak kadar aralik tutmak, ,Kilitlememek
kırmak, darıltmak) kwetsen, krenken, grieven, vernederen
kleingeestig dar kafali, bağnaz, anlayişi kit
Kleinzielig dar kafali,anlayisi kit,,Kleinzielig
Knellen,Dar Gelmek sikmak,bogmak,ayakkabi vurmasi,can sikmak,,Knellen,Dar Gelmek
Koninklijke Marechausee hollanda kraliyet jandarmasi,guvenlik jandarmasi,askeri polis, ,,Koninklijke Marechausee
Kor Bagarsak Blindedarm,Kor Bagarsak
Krudenier bakkal,dar kafali,,Krudenier
Kwaad hiddetlikizkin,ofkeli,sinirli,dargin,,Kwaad
Kwezel dindar kiz,sofu kadin,,Kwezel
Legendarisch Efsanevi,Legendarisch
Leiding Sevk Ve Idare,Leiding
Levenstandaard Hayat Standardi,Levenstandaard
Leverantie Teslim,Tedarik,Leverantie
Loei Darbe,Tokat,Buyukce,Loei
ls het zo erg? Bu kadar kötü, ha? \ O kadar kötü mü?
Luchtig Havadar,Luchtig
Maagdarm Kanaal Ince Bagirsak,Maagdarm Kanaal
Machtstrijd Iktidar Mucadelesi,Machtstrijd
Madara Slecht,Onsympathiek,Madara
Madara Olmak Als Slecht Mens Gelden,Madara Olmak
Managen Yonetmek,Idare Etmek,Managen
Mandarijn Mandalina,Mandarijn
Manidar Veelbetekenend,Manidar
Medeeigenaar Ortak,Hissedar,Medeeigenaar
Mep Vurus,Darbe,Samar,Mep
met sağlamak, tedarik etmek, karşilamak, het schip van levensmiddelen
Mide Borusu Slokdarm,Mide Borusu
Miliaria Darica,Miliaria
Mogenheid Guc,Iktidar,Mogenheid
Nauw dar,Nauw
nauwer worden) daralmak II s, 1 bitmiş, geçmiş, dolmuş, 2 (niet meer
Nauwsluitend dar,Nauwsluitend
Ne Kadar Sure Hoelang,Ne Kadar Sure
Nekadar Hoe,Nekadar
Nufus Idaresi bevolkingsbureau,Nufus Idaresi
O Kadarki dermate,O Kadarki
Onmacht Tot Geslachtelijke Vereningen Kisirlik,Ademi Ikdidar,Onmacht Tot Geslachtelijke Vereningen
Paadje patika yol,keci yolu,dar yol,arazi yaya yolu,,Paadje
Pad kucuk yol,dar yol,ara yol,keci yolu,,Pad
Parti Tarafdari partijganger,Parti Tarafdari
Partijganger parti tarafdari,partili,,Partijganger
Pechtvogel bahti kara,talihsiz,sansizlik,felegin darbesini yemis kimse,,Pechtvogel
persoon personel, görevli, administratieve idari personel, leer
Plaats Gebrek yer darligi,yer sikintisi,,Plaats Gebrek
Productieketen tedarik zinciri
Radar Interceptor,Radar
Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk
Schavot Daragaci, platform,Schavot
schip sevk ve idare etmek,
Sikmak Vervelen,Afpersen,knijpen,knellen,dar gelmek,,Sikmak
Simdiye Kadar dusver,Simdiye Kadar
Sktsdarsizlik Impotentie,Sktsdarsizlik
Slag Darbe,Vurus, carpma,Slag
Sleep,In Konaklama Yeri, darulacize,Sleep,In
Slokdarm Yemek Borusu, bogaz, girtlak,Slokdarm
Smal Dar,Ensiz,Smal
Soeverein Ala, hukumdar,Soeverein
Spaarzaam Ekonomik, idareli, elverisli,Spaarzaam
Spannend Dar, siki, heyecanli,Spannend
Spreekwoordelijk Darbimesel Kabilinden,Spreekwoordelijk
Spreuk Vecize, darbimesel,Spreuk
Staatsgreep Hukumet Darbesi,Staatsgreep
Standaard Standart, ayar,Standaard
Standart Standaard,Standart
Steeg Dar Sokak, ara yol,Steeg
Strak Siki, dar,Strak
Su Idaresi waterbeheer,Su Idaresi
Tahsildar Incasseerder,Tahsildar
tamelijk nispeten, goed nispeten iyi, fena sayilmaz, idare eder, 5
Tandarts D(,En) dis doktoru/hekimi ,Tandarts D(,En)
Tandartsassistente D(,En) dis doktoru asistani/yardimcisi ,Tandartsassistente D(,En)
Tedarek Etmek Verschaffen ,Tedarek Etmek
Tedarik Voorziening ,Tedarik
tedarik inkoop
Tedarik Etmek Aanschaffen,Approvianderen,Verstrekken ,Voorzien ,,Tedarik Etmek
tedarik zinciri Productieketen
ten einde schrijven) yazip bitirmek, sonuna kadar yazmak, 3 (niet
Territorium H(,SRia) toprak,arazi,idari bolge,Territorium H(,SRia)
Teskin Etmek Sussen,bedaren,Teskin Etmek
Toe Dogru,yonune dogru,kadar,Toe
Toekunnen idare etmek ,Toekunnen
Tot kadar,Tot
tot einde) sonuna kadar izlemek, 3 (yol, şehir, dükkan) dolaşmak,
Totdat kadar (a/e ),Totdat
Veeg firca darbesi,Veeg
Vernauwen daraltmak,Vernauwen
Verschaffen tedarek etmek,Verschaffen
verschaffen sağlamak, tedarik etmek, temin etmek, 3 iemand werk birine
Verstrekken Vermek, tedarik etmek,Verstrekken
Voorzien on gormek,onceden gormek ,tedarik etmek,Voorzien
Voorziening tedarik,temin ,olanak,kolaylik,,Voorziening
Vorst Kral,hukumdar,Vorst
Vroom dindar,Vroom
wanorde kao karmakarişiklik, darmadağiniklik
Wat kost dit? Hoeveel kost dit? Bu ne kadar?
Wat kost dit? Hoeveel kost dit? Bu ne kadar?
Wat kost een kaartje? Yolculuk creti ne kadar?
Waterbeheer su idaresi, ,Waterbeheer
Wel Is Waar gerci,ama,her ne kadar,se de yine,,Wel Is Waar
Welletjes bu kadar yeter,zo is het,,Welletjes
xxx (dar kafalı memur) kleingeestige bureaucraat d.
Yatistirmak Sussen,bedaren,Yatistirmak
Yemek Borusu Slokdarm,Yemek Borusu
Yer Darligi plaats gebrek,Yer Darligi
Yolculuk creti ne kadar? Wat kost een kaartje?
Zoveel O Kadar Cok,Zoveel

Ana Sayfaya Dön