| AANDEELHOUDER | (s) hissedar, ortak, paydaş, |
| Aanschaffen | Tedarik Etmek,Aanschaffen |
| Aanstoot | Darginlik,Aanstoot |
| AANSTOOT | fig/mec darginlik, kirginlik, geven incitmek, |
| ABN | afk/kis Algemeen (Beschaafd) Nederlands Genel Standart |
| aç tavuk | kendini darı ambarında görür Arme mensen dromen van rijkdom, De |
| açik eksiltme | ile balik satmak, 6 (v, munten) darpetmek, 7 iemand |
| açıklık | opening d. ouverture d. (dar spleet d. kier d. (delik) gaping |
| ademhalings nefes | darliği, solunum rahatsiz, communicatie iletişim |
| Ademi | Ikdidar |
| Ademi Ikdidar | Onmacht Tot Geslachtelijke Vereningen,Ademi Ikdidar |
| ademi iktidar | impotentie d. onmacht (tot geslachtelijke vereniging) d. |
| ADEMTOCHT | soluk, nefes, tot de laatste son nefese kadar, |
| ADLIB afk/kis | ad libitum istenildiği kadar, istenildiği gibi, |
| ADMINISTRATEUR | ( s, en) idareci, yönetici, müdür, |
| Administratie | Muhasebe,Idare,Administratie |
| ADMINISTRATIE d | (s) 1 (bestuur) idare, yönetim, (kantoorwerk) |
| ADMINISTRATIEF | idari, yönetime ait, kayit işlemleriyle ilgili, |
| ADMINISTRATIEKOSTEN | mv/çoğ idare masraflari, idari masraflar, |
| Administreren | Yonetmek,Idare Etmek ,Administreren |
| AFKIJKEN | g, (keek af, h, afgekeken) 1 sonuna kadar seyretmek, |
| AFLEZEN | g, (las af, h, afgelezen) 1 (tot het einde) sonuna kadar |
| AFWEGEN | g, (woog af, h, afgewogen) 1 ağirliği azaltmak, darasini |
| ağzına kadar | dolu overvol, propvol, boordevol, eivol, stampvol, tjokvol |
| ahretlik | (dindar) devoot, godvruchtig, vroom, 2 (öbür dünyaya ait) |
| akdarı bot | gierst d. (Panicum miliaceum) |
| akıllı köprü | arayıncaya kadar deli suyu geçer Terwijl de wijzen naar een |
| akşam etmek | 1 (akşama kadar kal ergens tot de avond blijven, 2 (akşama |
| akşamlamak | (Akşama kadar kal ergens tot de avond blijven, 2 /- de/ |
| alakadar | betrokken, betreffend, 2 belanghebbende d. betrokkene d. |
| alakadar etmek | / interesseren, aangaan |
| alakadar olmak | geïnteresseerd zijn in, interesse hebben voor, interesse |
| alamayacağim kadar | pahali, 2 des beter öyle daha iyi, 3 iemand snel/vlug |
| Alcoholvrije | Darnken |
| Alcoholvrije Darnken | Alkolsuz Icecekler,Alcoholvrije Darnken |
| alemdar | vaandeldrager d. 2 mec/fig (lider) leider d. |
| Alkolsuz Icecekler | Alcoholvrije Darnken,Alkolsuz Icecekler |
| Alla bir kulu idareci yapmak istediği zaman ona yardım elini uzatır | Als Allah wil om een van Zijn dienaren een beheerder, Hij geeft hem een hand (hulp) |
| allak bullak | etmek / 1 (darmadağın et rommelig maken, een warboel |
| ALLEENHEERSCHAPPIJ | ( en) otokrasi, mutlak hükümdarlik |
| almak, aandeelhouders | hissedarin hisselerini satin almak |
| almak, başa | oturmak, başa kurulmak, II g, idare etmek, yönetmek, başkanlik |
| Als | Eger,Kadar,Gibi,Olarak,,Als |
| ALS I | bağ,1 (zoals) kadar, gibi, lopen een haas tavşan gibi hizli |
| alt üst | etmek, darmadağin etmek, dağitmak |
| ana madde | hoofdartikel |
| anemi anemie | d. bloedarmoede d. |
| anlam daralması | zinvernauwing d. |
| anlayışı kıt | 1 onnozel, dom 2 (dar kafalı) kleingeestig, bekrompen, |
| apandisit - | ti blindedarmontsteking d. |
| Apandist | Blindedarm ontsteking,Apandist |
| Apandiz | Blindedarm,Apandiz |
| Approvianderen | Tedarik Etmek,Approvianderen |
| arada dağlar | kadar fark var Er zijn ongelofelijk grote verschillen tussen |
| aralarında dağlar | kadar fark var Ze zijn zo verschillend als dag en nacht. |
| argo kazik, | (kostbaar) değerli, hoe is dat? ne kadardir? kaça? |
| arpa gerst | d. arpa boyu kadar ilerlemek niet veel vorderingen maken, |
| asil, | op zwart zinen eli dar olmak, zor geçinmek, meteliksiz kalmak, |
| aşırı dar | kafalı kleinzielig, bekrompen |
| atan, içi | dar, 2 (haastig) tez, hizli, makina gibi, aceleci, hij zat |
| atı alan | üsküdarı geçti Je hebt je kans gemist. Je bent te laat! |
| AUTORITAIR | z, 1 yetkili, 2 otoriter, siki idare taraftari olan, |
| avazı çıktığı | kadar bağırmak luidkeels schreeuwen. |
| avazı çıktığı | kadar luidkeels, uit volle borst |
| avuç içi | kadar zeer klein, erg smal |
| ayağına kadar | gelmek / n/ 1 (ziyarete gel persoonlijk bij iemand op |
| Ayakkabi Vurmasi | knellen,dar gelmek,Ayakkabi Vurmasi |
| ayar, de | dubbele çifte standard, gouden altin standardi, altin ayari |
| ayrıntılarına kadar | anlatmak / in details vertellen, in geuren en |
| azicik miktar, | zerrecik, zerre kadar miktar |
| azizlik! | (met pen enz,) vuruş, darbe, 3 (gebied) bölge, mintika, 4 |
| babasinin huyunu | kapmiş, babasina çekmek, het zal zon niet lopen o kadar |
| bacak kadar | kort, klein (van gestalte), klein van stuk |
| Bagirsak | Darm,darm(,en),Bagirsak |
| bağırsak | darm |
| bağırsak düğümlenmesi | darmkronkel d. |
| Bagirsak Hastaligi | Darmziekte ,Bagirsak Hastaligi |
| Bagirsak Hummasi | Darmtyfus,Bagirsak Hummasi |
| bağırsak humması | darmtyfus d. |
| Bagirsak Iltihabi | Darmonsteking,Bagirsak Iltihabi |
| bağırsak iltihabı | darmontsteking d. |
| bağırsak kanalı | darmkanaal |
| Bagirsak Mikrobu | darmflora,Bagirsak Mikrobu |
| Bagirsak Ulseri | Darmgezwe,Bagirsak Ulseri |
| Bagirsakkanali | Darmkana,Bagirsakkanali |
| bağırsaklar darmen | d. ince Bağırsak dunne darm kalın Bağırsak dikke darm |
| bağnaz | fanatiek, (tutucu) behoudend, 2 (darkafalı) kleinzielig, |
| bakimi, geneeskundige | tibbi bakim, van een kind çocuk bakimi, 2 tedarik |
| Barbaars | merhametsiz,zalim,gaddar,Barbaars |
| BARSTENSVOL | tika basa dolu, ağzina kadar dolu, çok dolu, |
| başa, son | derece, iliğine kadar, iyice, kursağina kadar, een gek zirzop |
| başhekim ziekenhuisdirecteur | d. hoofdarts d. |
| başı dara | düşmek / n/ in het nauw raken, in de klem/knel raken, in |
| başı darda | kalmak / n/ omhoogzitten met, in moeilijkheden zitten, in de |
| başına dünyayı | dar etmek / n/ iemands leven zuur maken, iemand leven tot |
| başına dünyayı | dar getirmek / n/ iemands leven zuur maken, iemand leven |
| başından sonuna | kadar van het begin rot het einde |
| başından sonunn | kadar van het begin tot het einde, 2 ( - günlerde, |
| başmakale | hoofdartikel |
| baştan sona | kadar, alle is moeilijk her başlangiç zordur, |
| başyazı | hoofdartikel |
| BEDAREN I | f, gs, (bedaarde, is bedaard) (tot rust komen) |
| BEDRIJFSADMINISTRATIE | (s) iş idaresi, |
| Bedrijfsleider | Yonetici,idareci,Bedrijfsleider |
| BEDRIJFSLEIDER | (s) iş idarecisi, şirket idarecisi, |
| BEDRIJFSLEIDING | iş idaresi, iş vönetimi, |
| BEDRIJFSVOERING | işletme idaresi, |
| Beheer | idare,Beheer |
| BEHEER | (iş, para) idare, yönetme, çekip çevirme, |
| Beheerder | idareci,Beheerder |
| BEHEERDER | (s) idareci, yönetici, |
| Beheersen | Kontrol Etmek,Idare Etmek,hukum surmek,Beheersen |
| BEHEERSER | (s) yönetici, hükümdar, |
| Beheren | idare etmek,Beheren |
| BEHEREN | g, (beheerde, h, beheerd) yönetmek, idare etmek, çekip |
| beklenildiği kadar | güzel olmamak, umulandan kötü olmak |
| Bekrompen | dar fikirli,Bekrompen |
| BEKROMPEN | z, 1 (nauw) dar, daracik, 2 (kleingeestig) dar kafali, |
| BEKROMPENHEID | dar kafalilik, dar görüşlülük, bağnazlik, |
| bekrompenheid bağnazlik, | dar görüşlülük, |
| BELANGHEBBENDE | (n) ilgili, alakadar, taraftar, |
| Beledigen | gucendirmek,dariltmak,Beledigen |
| Beleid | idare,Beleid |
| BELEID | 1 politika, yaklaşim, idare, yönetim, financieel mali |
| BELEIDSMEDEWERKER | (s) idari personel, yönetim personeli, |
| Benauwd | Nefes Darligi,sikisik,sikilmak,sikinti,,Benauwd |
| benzerlik dayanışması | mechanische solidariteit d. |
| BEPERKT | sinirli, kisitli, dar, e aansprakelijkheid sinirli |
| beperkt, kari | miniem, başı dara düşmek / n/ in moeilijkheden raken, |
| berhudar olmak | blij zijn, gelukkig zijn, |
| beşikten mezara | kadar van de wieg tot het graf |
| beşikten mezara | kadar, bütün ömür boyunca, |
| beşikten mezara | kadar, voor dichter in de gelegd doguştan şair, hij is |
| BESTUREN | g, (bestuurde, h, bestuurd) 1 yönetmek, idare etmek, |
| BESTURING | ( en) 1 güdüm, idare, 2 (mechanisme) idare araci, |
| BESTUUR h | (besturen) 1 (leiding) idare, yönetim, 2 (personen) |
| Bestuurder | de yonetici,idareci,Bestuurder |
| BESTUURDER | (s) 1 yönetici, idareci, direktör, 2 (v, tram enz,) |
| BESTUURSAPPARAAT | (...raten) yönetim organi, idare |
| BESTUURSLID | (...leden) yönetim kurulu üyesi, idare meclisi |
| BESTUURSRECHT | yönetim kanunu, idare hukuku, |
| BESTUURSVERGADERING | ( en) yönetim kurulu toplantisi, idare |
| BESTUURSVORM | ( en) yönetim şekli, idare biçimi, |
| BETROKKEN | 1 ilgili, Alâkadar, de en ilgililer, de |
| BETROKKENE | (n) ilgili, alâkadar, alâkali kimse, |
| Bevolkingsbureau | het nufus idaresi,Bevolkingsbureau |
| BEVOORRADEN | g, (bevoorraadde, h, bevoorraad) sağlamak, tedarik |
| BEWAARDER | (s) 1 (conservator) bölüm idarecisi, bölüm şefi, 2 |
| Bewind | yonetim,iktidar,Bewind |
| BEWIND | idare, yönetim, iktidar, hükümet, kabine, aan het komen |
| BEWINDSMAN | (...lieden) kabine/iktidar üyesi, (v, bestuur) |
| BEZUINIGING | ( en) kisitlama, tasarruf, idare, |
| BIBLIOTHECARESSE | (n) (bayan) kütüphaneci, kütüphane idarecisi, |
| BIBLIOTHECARIS | ( sen) (erkek) kütüphaneci, kütüphane idarecisi, |
| bıçak darbesi | messteek d. |
| bıçak sırtı | kadar fark een haarbreed verschil, een heel klein verschil, |
| bij af | te likken pasta parmak yalatacak kadar tatli, |
| bildiğim kadariyla, | zover het oog reikt gözün alabildiği kadar, tot bu |
| bildiğim kadariyla, | zover het oog reikt gözün alabildiği kadar, tot bu |
| BIMETALLISME h | econ/ekon çift maden standardi, |
| Bin Adet | Kadar |
| Bin Adet Kadar | duizendtal(,len),Bin Adet Kadar |
| Bin Tane | Kadar |
| Bin Tane Kadar | duizendtal(,len),Bin Tane Kadar |
| Bir Dereceye | Kadar |
| bir dereceye | kadar tot een bepaald niveau, tot op zekere hoogte |
| Bir Dereceye Kadar | Enigarmate,Bir Dereceye Kadar |
| bir şekilde, | eerder, beter ne kadar erken olursa o kadar iyi olur, III h, |
| bir şeyden | bikana kadar bakmak, güzelliğini kaniksamak, 2 iets van |
| bir şeyi | en ince detaylarina kadar anlatmak, iciğini ciciğini anlatmak |
| bir sürü | iş, başini kaşiyamayacağin kadar iş, 2 (onbetaald werk) angarya, 3 |
| birakmak, yüzüstü | birakmak, birini ortada birakmak, darda birakmak, iets in |
| birçok şeye | maruz kaldi, 2 (bereiken) kadar yaşamak, erişmek, |
| birini | dan/den haberdar etmek, birine haber/bilgi vermek, bij iemand |
| birini/birşeyi timaği | kadar sevmemek |
| birinin başina | dünyayi dar etmek, zure melk ekşi süt, II h, 1 scheik/kim |
| birkaç yil | öncesine kadar, zover buraya kadar, bu kadar, bitti, |
| birlik | eenheid d. eendracht d. 2 (dayanışma) solidariteit d. 3 (kurum) |
| bitirmek, sonuna | kadar yazmak, 2 een prijsvraag ödül koymak, 3 |
| BLADSTIL | sütliman, yaprak kimildamayacak kadar sakin, çok |
| Blindedarm | kor bagarsak, apandiz,Blindedarm |
| Blindedarm | Ontsteking |
| BLINDEDARM | anat körbağirsak, apandis, |
| Blindedarm Ontsteking | apandist,Blindedarm Ontsteking |
| BLINDEDARMONTSTEKING | ( en) apandisit, körbağirsak iltihabi, |
| BLOEDARMOEDE | kansizlik, anemi, |
| BOF I | ünl, puf sesi, II d, ( fen) darbe, vuruş, III d, şans, |
| Bof(de) | kabakulak,darbe,Bof(de) |
| Bogaz | Nek ,Hals,Keel/keelgat,Slokdarm,,Bogaz |
| boğazına kadar | borç içinde olmak tot aan zijn nek in de schuld zitten, tot |
| boğazına kadar | tot aan zijn nek |
| BOMVOL | spreekt/kd dopdolu, ağzina kadar dolu, tika basa dolu, |
| Bons | de darbe,Bons |
| BOORDEVOL | ağzina kadar dolu, |
| BORSTHOOGTE op | göğse kadar, göğüs boyu, |
| boş fıçılar | çok langırdar Holle /lege vaten klinken het hardst. |
| BOSBEHEER | orman idaresi, het staats devlet orman idaresi, |
| BOTTLENECK | dar boğaz, |
| breed ~ | dar |
| breed ~ dar | "genis smal" |
| breken birinin | yaninda affedilecek kadar iyi notu olmak, davranişlari hoş |
| brief mektubun | alicisi, 2 (ambtenaar) tahsildar, 3 tech/tek alici, ahize, |
| Bu | kadar kusur kadı kızında da bulunur, Niets kan volmaakt zijn. Overal |
| bu kadar | çok zoveel |
| bu kadar | kusur kadı kızında da bulunur Elke gek heeft zijn gebrek. Niets |
| Bu Kadar | Yeter |
| bu kadar | ziezo! klaar is Kees! |
| Bu Kadar Yeter | welletjes,Bu Kadar Yeter |
| bu kadar! | işte bu kadar! waarom? niçin? zomaar lafin gelişi, zó! bak |
| bu kadar, | hijheeft boeken verkocht çok kitap satti, II z, bu kadar, o |
| Bu ne | kadar? |
| Bu ne | kadar? |
| Bu ne kadar? | Wat kost dit? Hoeveel kost dit? |
| Bu ne kadar? | Wat kost dit? Hoeveel kost dit? |
| buçuktan biraz | sonra, dört buçuğu geçerek, 4 denken geniş düşünmek, dar |
| bugüne kadar | tot op heden tot op de dag van vandaag, tot nu toe |
| buiten gaan | şimdi mümkün olduğu kadar erken dişari gitmek istiyorum, niet |
| bulanana kadar, | 2 fig/mec ik walg van mezelf kendimden tiksiniyorum, 3 |
| bulmak, vermek, | gelden para bulmak, para tedarik etmek, iemand |
| bumbar dikke | darm (bij slachtvee) d. |
| bunaltici hava, | (nauw) dar, daracik, het is hier erg burasi çok |
| bungelen, | (çökmek) doorzakken, 3 (bir yere kadar git verder |
| buradan oraya | kadar, van 2 10 ikiden ona kadar, 2 liğe, olarak, iemand |
| burama kadar | geldi, ! yeter! bu kadari fazla! Zichzelf zijn kendi kendine |
| BUREAUCRAAT | (...craten) bürokrat, darkafali memur, |
| burnunun ucunu | görmemek 1 (dar kafalı ol niet verder kijken dan zijn |
| Can Sikmak | knellen,dar gelmek,Can Sikmak |
| Canakkale Bogazi | Dardenellen,Canakkale Bogazi |
| çanakkale boğazı | Dardanellen d. |
| canını dar | atmak ternauwernood ontsnappen |
| çavdar | rogge |
| çavdar ekmeği | roggebrood |
| çavdar unu | roggemeel |
| cehenneme kadar | yolu var Loop naar de bliksem! Loop naar de pomp! Loop naar |
| cehenneme kadar | yolun var, canin cehenneme! fig/mec de arme |
| çekemem, bu | kadarida fazla, |
| çekiç darbesi | hamerslag d. |
| çekingen bir | sesle, 2 (kleinzielig) darkafali, |
| cemaat ne | kadar çok olsa, imam yine bildiğini okur Van niemand wordt het |
| çevre idaresi | milieubeheer |
| ciddiye almamak, | in het raken başi dara düşmek, sikintiya düşmek, başi |
| çiftçi boer | d. landbouwer d. agrariër d. landarbeider d. |
| çifte ahlak | standardi |
| çikarmak, gücendirmek, | dariltmak, zich gücenmek, kizmak, darilmak, |
| çikarsa, tot | in de s en ince ayrintilarina kadar, noktasinoktasina, |
| çildirtmak, birini | çildirtacak kadar korkutmak |
| cildiyeci dermatoloog | d. huidarts d. |
| çileden çikaracak | kadar yavaş |
| cilt doktoru | dermatoloog d. huidarts d. |
| cinsel iktidar | seksuele potentie d. |
| çiplak gerçek, | katiksiz gerçek, uitgeschud worden iliklerine kadar |
| civadara sancağı | geus d. |
| civar, | (provincie) idari bölge, yerel bölge |
| CLUBBESTUUR | (...sturen) kulüp idaresi |
| çocuksu olmamak, | darkafali olmamak, |
| Cok Cok.Istenildigi | Kadar |
| Cok CokIstenildigi Kadar | keur,Cok CokIstenildigi Kadar |
| çok fakir | doodarm, zeer arm |
| çok mutluydum! | o kadar mutluydum ki! zij zijn rijk çok zenginler, bir |
| çok yoksul | straatarm, doodarm |
| COMMUNE | (s) komün, temel idari taksimat |
| CONSISTORIE | (s) 1 kilise idare heyeti, 2 (vergadering) papa |
| CONSISTORIEKAMER | (s) kilise idare heyetinin toplanti yeri |
| Coup | Darbe,Ele Gecirme,Coup |
| COUP | (s) darbe, detat askeri darbe |
| criterium kriter, | ölçüt, ölçün, 4 miyar, mikyas, standart, ölçü birimi, |
| CURATORIUM | (...ria) idare heyeti, idari kurul, kayyimlar heyeti |
| CURIE | (s) (papalik) idari organ |
| dağ I | berg d. arada daglar kadar fark var, er zijn ongelooflijk grote |
| dağitip saçmak, | döküp dağitmak, darmadağin etmek |
| dağlar kadar | fark een enorm verschil, Aralarında dağlar kadarfark var, Ze |
| dağlar kadar | heel veel, enorm |
| damar daralması | vaatvernauwing d. |
| DAMPIG | buğulu, sisli, puslu, (v, paarden) nefes darliği olan, |
| dapdaracık heel | nauw, erg smal |
| Dar | Nauwsluitend ,Nauw,Spannend,Strak,Eng,,Dar |
| dar | (ensiz) eng, nauw, nauwsluitend, smal, strak, krap, 2 (kıt) weinig, |
| Dar | Fikirli |
| Dar | Kafali |
| Dar | Sokak |
| DAR | ( ren) erkek ari |
| dar açı | mat./wisk. een scherpe hoek |
| dar aile | kerngezin |
| dar boğaz | knelpunt bottleneck d. crisis d. |
| Dar Fikirli | bekrompen,Dar Fikirli |
| dar gelirli | (iemand) met minimum inkomen |
| dar gelmek | / strak zijn, spannen, krap zitten |
| dar görüşlü | bekrompen, kortzichtig, kleingeestig, benepen |
| dar görüşlülük | bekrompenheid d. |
| Dar Kafali | krudenier,kleinzielig,Dar Kafali |
| dar kafalı | bekrompen, benepen, kortzichtig, kleingeestig, kleinburgerlijk, |
| dar kafalılık | bekrompenheid d. kortzichtigheid d. kleingeestigheid d. |
| Dar Sokak | Steeg,Dar Sokak |
| Dar Ve | Derin Korfez |
| Dar Ve Derin Korfez | Fjord,Dar Ve Derin Korfez |
| dar yetişmek | / op het nippertje aankomen/net halen, op het laatste |
| Dar Yol | pad,paadje,Dar Yol |
| dara | tarra |
| dara dar | yetişmek net op tijd binnen zijn, op het nippertje halen |
| dara düşmek | krap zitten, gebrek aan geld hebben, in financiële |
| dara gelmek | (door tijdgebrek) haastig gedaan/gemaakt zijn, afgeraffeld |
| daraçı mat./wisk. | een scherpe hoek |
| daracık | zeer, nauw, 2 (elbise) zeer strak, zeer nauw zittend |
| Daragaci | Galg ,Schavot,Daragaci |
| darağacı | galg |
| darağacı - | nı galg d. |
| darağacı ipi | strop d. |
| darağacına çekmek | / iemand ophangen |
| daralma | (küçülme) inkrimping d. samentrekking d. 2 (bunalma) benauwdheid |
| daralmak | (elbise vb. van kleren) strakker/krapper/ nauwer worden, |
| daralmiş, boğulmuş | gibi, |
| daralmiş, boğulmuş, | de patient heeft het hasta bunalmiş, |
| daraltılmak | (darlaştırılmak) nauwer gemaakt worden, 2 (elbise, v. kleren) |
| Daraltmak | Vernauwen ,Daraltmak |
| daraltmak | 1 (elbise vb.) nauwer maken, vernauwen, innemen (een |
| daraltmak, | (bang maken) korkutmak, |
| darasını düşmek | de tarra aftrekken |
| Darbe | Slag,Coup,bof,Bons,,Darbe |
| darbe | (çarpma) slag d. stoot d. 2 ask./mil. hükümet darbesi staatsgreep |
| darbe indirmek | (düşmana) op de vijand inhakken, aanvallen |
| darbe vurmak | / 1 (engellemek) belemmeren, tegenhouden, 2 (çökertmek) |
| darbesi, | aan de gaan sivişmak, tabanlari yağlamak, kaçmak |
| darbesini yemiş | kimse |
| Darbimesel | Spreuk,Darbimesel |
| Darbimesel | Kabilinden |
| Darbimesel Kabilinden | Spreekwoordelijk,Darbimesel Kabilinden |
| darbuka kleine | drum aan een kant met leer bedekt) |
| darda kalmak | 1 (parasal) krap zitten, geen geld hebben, in financiële |
| darda olmak, | sikintida olmak, in het zitten çikmazda olmak, zor durumda |
| DARDANELLEN | mv/çoğ Çanakkale Boğazi |
| Dardenellen | Canakkale Bogazi ,Dardenellen |
| Dargin | kwaad,Dargin |
| dargın | (kırgın) gekrenkt, geraakt, gekwetst, 2 (kızgın) gebelgd, geërgerd |
| Darginlik | Aanstoot ,Ergernis,Darginlik |
| dargınlık gekrenkt | zijn ergernis d. |
| darı darına | geçinmek de eindjes nauwelijks aan elkaar kunnen knopen, het |
| darı darına | ternauwernood, op het kantje af |
| darı darına | yetişmek net op tijd binnen zijn, op het nippertje halen |
| darılmaca zich | gekrenkt voelen |
| darılmak- | el gekrenkt zijn over, geraakt zijn over, kwaad zijn op |
| Dariltmak | beledigen,Dariltmak |
| darıltmak | kwetsen, krenken, beledigen, aanstoot geven aan, choqueren |
| dariltmak, | nemen aan... (y)a/e incinmek, gücenmek, darilmak, |
| darısı başınıza | Ik hoop dat het jou ook overkomt/ gebeurt! Ik hoop dat jij |
| darlaştırmak | nauwer maken, innemen (van kleding) |
| Darlik | Engte,Darlik |
| darlık | het nauw zijn, het strak zijn, 2 (parasal) tekort gebrek |
| darlik, in | de raken başi dara düşme in de zitten sikintida olmak, darda |
| Darm | Bagirsak,Darm |
| DARM | ( en) bağirsak, de dikke en de dunne ince ve kalin |
| Darm(,En) | bagirsak ,Darm(,En) |
| Darmadagin | dooreen,Darmadagin |
| darmadağın | rommelig, ongeordend, chaotisch, door elkaar, 2 (durum vb. |
| darmadağın olmak | 1 (karma karışık ol door elkaar raken, rommelig worden, |
| darmadağin, ongeordend | düzensiz, karişik, iç içe, 2 fig/mec şaşkin, kafasi |
| darmadağınık etmek | /l 1 (karmakarışık et rommelig maken, in het |
| darmadağinik olmak, | dağilmak, dağilip yayilmak |
| darmadağınıklık warboel | d. janboel d. |
| Darmflora | bagirsak mikrobu ,Darmflora |
| DARMFLORA | bağirsak mikrobu |
| DarmgezweL | Bagirsak Ulseri,DarmgezweL |
| Darmkana l | Bagirsakkanali,Darmkana l |
| DARMKANAAL | (...kanalen) bağirsak kanali, bağirsaklar |
| DARMKRONKEL | (s) bağirsak düğümlenmesi |
| Darmonsteking | Bagirsak Iltihabi,Darmonsteking |
| DARMONTSTEKING | ( en) bağirsak iltihab |
| Darmtyfus | Bagirsak Hummasi,Darmtyfus |
| Darmziekte | Bagirsak Hastaligi,Darmziekte |
| darphane | Rijksmunt |
| DARTEL | z, neşeli, şen, kabina siğmayan, haspa |
| DARTELEN | gs, (dartelde, h, gedarteld) oynaşmak, atlayip |
| DARTELHEID | oynaklik, canlilik, kabina siğmazlik, |
| DARTS | küçük ok, cirit |
| darülaceze tehuis | voor bejaarden, armen en gehandicapten |
| Darulacize | Sleep,In,Darulacize |
| darwin teorisi | evolutietheorie d. |
| darwinci | Darwinist |
| DARWINISME | Darvinizm |
| DARWINIST | ( en) Darwinci, Darvin taraftari |
| darwinizm | Darwinisme |
| dat zijn | gezicht rood aanliep o kadar ki öfkeden yüzü kizardi |
| dayanışma grevi | solidariteitsstaking d. |
| dayanışma solidariteit | d. verbondenheid d. saamhorigheid d. |
| dayanışmaduygusu | solidariteitsgevoel |
| de | en kunnen bir şeyle idare etmek, bir şeyle ne yapacağini bilmek, vaste |
| de | ne darm ince bağirsak II h, met iemand door dik en gaan |
| de | uit girtlağima kadar geldi biktim, iemand het mes op de zetten |
| de naald | kruipen dara dar kurtulmak, paçayi zor kurtarmak, om (en) tand |
| DEELGENOOT | (...noten) hand/tic (erkek) ortak, hissedar, paydaş, |
| DEELGENOOTSCHAP | hissedarlik, paydaşlik |
| DEELHEBBER | (s) katilimci, iştirakçi, ortak, hissedar |
| DEELTIJDARBEID | yarim gün iş, |
| defterdar provinciale | belastingambtenaar d. |
| defterdarlık | provinciale belastingdienst d. 2 provinciaal |
| değil, | steeds hâlâ, şu ana kadar, 2 (verder) daha, yine, een appel bir |
| değil, idare | eder, het te krijgen dayanamamak, duygulanna yenilmek, |
| değin, ik | blijf hier dinsdag saliya kadar kaliyorum, 5 uur saat beşe |
| değin, meydana | kadar, nog toe şimdiye dek, henüz, nu toe şimdiye kadar, |
| derisi kalin | olmak, arsiz olmak, tot op de nat iliklerine kadar islak, |
| Dermate | o dereceki,o kadarki,o suretteki,Dermate |
| DERMATE z, | dat o derece ki, o kadar ki, o surette ki, hij was |
| DES I | z, te meer/ ...(d)er ne kadar ...sa o kadar ... hoe |
| DESPOTISME | despotluk, zorba ve baskici idare, (plat/argo) |
| destanlaşmak legendarisch/fabelachtig | worden |
| detaylarına kadar | tot in de puntjes, tot in de kleinste bijzonderheden |
| detayli, | e berichten daha detayli bilgi, tot order yeni bir emre kadar, |
| devlet idaresi | staatsbestuur staatsbeheer |
| devlet, müstakil | devlet, II d, ( en) hükümdar |
| Devoot | sofu,dindar,dinci,Devoot |
| DEVOOT | z, (... voter, st) sofu, dindar, dinci |
| DEVOTIE | (s) dindarlik, sofuluk |
| Devotie(,S) | dindarlik,sofuluk ,Devotie(,S) |
| dibine darı | ekmek / n/ alles opmaken, alles uitgeven, verbruiken, |
| DIJKWEZEN | set bakimi idaresi |
| dikmek, dikip | daraltmak, (v, boek) dikip tutturmak |
| dili döndüğü | kadar anlatmak / zo goed mogelijk proberen uit te leggen |
| Dindar | Vroom ,devoot,Dindar |
| Dindar Kiz | kwezel,Dindar Kiz |
| dindar religieu | devoot, gelovig, vroom, godvruchtig, godvrezend, |
| Dindarlik | devotie(,s),Dindarlik |
| dindarlık godsdienstigheid | d. devotie d. |
| diploma o | kadar okudu vb,) yine de diplomasi yok, |
| DIRECTIE | (s) idare, idare heyeti, (bestuur) idare, yönetim |
| Directie(,S) | muduriyet,idare ,Directie(,S) |
| DIRECTIEKAMER | (s) müdüriyet, idare odasi |
| Directiekamer(,S) | muduriyet,idare odasi ,Directiekamer(,S) |
| DIRECTIESECRETARIAAT ...riaten | idare heyeti sekreterliği, |
| Directiesecretariaat(Riaten) | idare heyeti sekreterligi ,Directiesecretariaat(Riaten) |
| direkteur bevorderen | birini müdürlüğe terfi ettirmek, II bağ, ... kadar, |
| diretip gerçekleştirmek, | dayatip yapmak, vazgeçmemek, sonuna kadar |
| diş doktoru | tandarts d. |
| Dis Doktoru Asistani/Yardimcisi | tandartsassistente d(,en),Dis Doktoru Asistani/Yardimcisi |
| Dis Doktoru/Hekimi | tandarts d(,en),Dis Doktoru/Hekimi |
| diş hekimi | tandarts d. |
| diş tabibi | tandarts d. |
| dişan çikarmak | iemand birine kapiyi göstermek, birini kapiya kadar |
| dişçi | tandarts |
| doktoru dermatoloog | d. huidarts d. göz doktoru oogarts d. oogheelkundige d. |
| DOLKSTEEK | (...steken) hançer darbesi |
| DOLKSTOOT | (,stoten) hançer darbesi |
| DOODARM | çok fakir, çok yoksul |
| DOODSTEEK | öldürücü darbe, fig/mec de geven son darbeyi |
| door elkaar | staan karmakarişik durmak, darmadağinik durmak III 1 s, |
| Dooreen | karmakarisik,darmadagin ,Dooreen |
| DOOREEN z, | 1 karmakarişik, karmançorman, darmadağinik, alles ligt |
| DOORNAT | sirilsiklam, yamyaş, tamamen islak, iliklerine kadar |
| dörtlük, | fundum (drinken) bardaği dibine kadar (içmek), interim |
| DRACONISCH | z, çok ağir, gaddar, e wetten Drakona kanunlari, |
| DRIFTKIKKER | (s) içi dar, öfkeci, çabuk öfkelenen kimse |
| DRIFTKOP | ( pen) içi dar, öfkeci, çabuk öfkelenen kimse |
| DRINKWATERVOORZIENING | içme suyu tedariki, |
| DROMEDARIS | ( sen) tek hörgüçlü deve, hecin devesi |
| Duizendtal(,Len) | bin adet kadar,bin tane kadar ,Duizendtal(,Len) |
| Dunnedarm | Ince Bagirsak,Dunnedarm |
| dünya başına | dar gelmek / n/ zich diep ongelukkig voelen, zijn wereld |
| dünya başına | dar gelmek in een moeilijk parket zitten/raken, in een |
| dünya wereld | d. aardrijk aarde d. aardbol d. eşkiya dünyaya hükümdar |
| dünyalar kadar | fark olmak een enorm verschil |
| dünyaya hükümdar | olmaz, zalimin saltanati kisa olur |
| dünyayı başına | dar etmek / n/ iemands leven zuur maken, iemands leven |
| düşünmemek, in | de ileride, in de verste niet hiç, zerre kadar, hiç mi |
| Dusver | simdiye kadar ,Dusver |
| DUSVERRE z, | tot şimdiye kadar, henüz |
| düttürü argo/plat | (v. vrouw) in heel strakke kleding gekleed, (dar |
| duurt het | ? ne kadar sürüyor? ne kadar sürer? jaren yillarca, het is |
| düz bağırsak | endeldarm d. |
| DWERGACHTIG | cücemsi, çok küçük, parmak kadar |
| DWINGELAND | ( en) zalim, gaddar, despot |
| DWINGELANDIJ | zulüm, gaddarlik, despotluk |
| DYNASTIE | ( en) hanedan, hükümdar sülalesi |
| e, -a | kadar 1 tot, totdat, 2 (zaman) tot die tijd |
| ECHTER z, | yine de, her ne kadar... ise de, ama, ancak, lakin, |
| edilecek, şaşilacak, | 2 (buitengewoon) inanilmayacak kadar, duyulmamiş, |
| EDOCH bağ | yinede, bununla beraber, her ne kadar,, ise de, oysa, |
| een | ona bir bakayim, de zaak is zo bekeken bu kadar, şip şak, bir |
| EER I | 1 z, erken, önce, hoe hoe liever ne kadar erken olursa o |
| eerste plaats | innemen, 2 (iktidara gel in de regering komen |
| efsaneleşmek legendarisch | worden, een legende worden |
| efsaneleştirmek | legendarisch maken, tot een legende maken |
| efsanevi legendarisc | mythologisch, mythisch |
| efsanevileşmek legendarisch | worden |
| EIVOL | dopdolu, tika basa dolu, tiklim tiklim, ağzina kadar dolu |
| ekonomik | economisch, 2 (idareli) zuinig, spaarzaam, Avrupa Ekonomik |
| ekonomik yaşam, | een e oorlog ekonomik savaş, 2 (zuinig) idareli, |
| eksikliğini telafi | etmek, het aan (y)a/e eksiklik, (y)a/e darlik, nin |
| elden geldiği | kadar zo veel mogelijk |
| eli dar | olmak / n/ krap zitten, om geld verlegen zijn, gebrek aan geld |
| eli uzundur, | om je s bij af te likken parmak yalatacak kadar tatli, |
| elinden geldiği | kadar zoveel als hij kan, naar zijn capaciteit, binnen zijn |
| emekçi arbeider | d. proletariër d. kol emekçisi handarbeider d. |
| en dan | ..., 6 (edat vb. pekiştireci) niet zo ...(als), beklediğin kadar da |
| en ince | ayrıntılarına kadar tot in de details, in de finesses |
| ENDELDARM | ( en) anat, düz bağirsak, göden bağirsaği, rektum, |
| ENERGIEVOORZIENING d | enerji sağlama/tedariği |
| Eng | Dar,Eng |
| Engte | Darlik,Engte |
| ENGTE | ( n, s) 1 darlik, ensizlik, 2 (nauwe doorgang) dar |
| Enigarmate | Bir Dereceye Kadar,Enigarmate |
| ENIGERMATE z, | kismen, biraz, bir ölçüde, bir dereceye kadar, |
| Er is | geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou hou…dunyada seni ne kadar sevdigimi anlatabilen bi mesaj yoktur |
| Er is | geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou houdünyada seni ne kadar sevdiğimi anlatabilen bir mesaj yoktur |
| Er is geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou hou… | dunyada seni ne kadar sevdigimi anlatabilen bi mesaj yoktur |
| Er is qeen sms ter wereId die kan beschrijven hoeveeI ik van jou hou | dünyada seni ne kadar sevdiğimi anIatabiIen bir mesaj yoktur |
| ERGERLIJK | z, kizdirici, sinir edici, gücendirici, dariltici |
| Ergernis | Kizginlik,darginlik,Ergernis |
| ervoor? ona | ne kadar istiyor? (om) een aalmoes sadaka istemek, wij een |
| erzakta, uit | depodan, zo lang de strekt yettiği kadar, depo bitene |
| eşek kadar | groot genoeg (om te begrijpen enz.) |
| eşek sudan | gelinceye kadar dövmek / iemand bont en blauw slaan |
| eşkiya dünyaya | hükümdar olmaz Strenge heren regeren niet lang. |
| etmemek, ne | kadar kötüleşse de devam etmek, het e! âlâsi! harika! |
| etmemek, ne | kadar kötüleşse de devam etmek, het e! âlâsi! harika! |
| ev idare | bilgisi huishoudkunde d. |
| ev idaresi | huishouding d. |
| ev idaresi | okulu huishoudschool d. |
| eve ait, | de e zaken ev idaresiyle ilgili işler, e uitgaven geçim |
| EVENVEEL bl | sa, ayni derecede çok, o kadar çok, studenten ayni |
| EVENZEER z, | ayni ölçüde, ayni derecede, aynen, en az... kadar, |
| EVENZO z, | groot als kadar büyük, en zijn vader ve hem de |
| EVENZOGOED z, | 1 (net zo goed) als ... kadar iyi, 2 (desondanks) |
| evet demem | onu hayir demesi kadar yerindedir, een vraag met beantwoorden |
| FACULTEITSBESTUUR | (...sturen) fakülte idaresi/yönetimi |
| FACULTEITSRAAD | ( raden) fakülte konseyi, fakülte idare meclisi, fakülte |
| Felegin Darbesini | Yemis Kimse |
| feleğin darbesini | yemiş mislukkeling d. pechvogel d. |
| Felegin Darbesini Yemis Kimse | pechtvogel,Felegin Darbesini Yemis Kimse |
| fikir elemanı | hoofdarbeider d. |
| Firca | Darbesi |
| Firca Darbesi | Veeg ,Firca Darbesi |
| fiyata, fig/mec | ne pahasina olursa olsun, en met (kadar) ve de dahil, en |
| fiyatı ne | kadardır? Wat kost het? Hoeveel kost het? Hoe duur is het? |
| Fjord | Dar Ve Derin Korfez,Fjord |
| FJORD | (en) fiyort, dar ve derin körfez |
| FLESSENHALS | (...,halzen) 1 şişe boğazi, 2 (knelpunt) dar geçit, dar |
| Gaddar | barbaars,Gaddar |
| gaddar meedogenloo | ongenadig, hardvochtig, onmenselijk, onvermurwbaar, |
| gaddar olmak | meedogenloos zijn, zich ongenadig gedragen, hardvochtig |
| gaddar, | (hevig, zeer erg) şiddetli, sert, çok fena, esasli, iyi, |
| gaddarlık meedogenloosheid | d. dwingelandij d. wreedheid d. |
| Galg | Daragaci,Galg |
| GALG | ( en) darağaci, idam sehpasi, voor en rad opgroeien çok şimarik |
| GE ST. | afk/kis Gedeputeerde Staten il idaresi, |
| GEBELGD | kizgin, gücenik, dargin, öfkeli 2 (v, vluchtelingen) siğinmaci |
| GEBORNEERD | dar kafali, dar görüşlü |
| GEBREK | 1 (tekort) eksiklik, noksanlik, azlik, yetersizlik, darlik, |
| gebrek yokluk, | darlik, açlik, zaruret, (ellende) sefalet, perişanlik, |
| gebruiken idareli | kullanmak, 3 (ontzien) esirgemek, korumak, bağişlamak, de |
| geçinip gitmek, | elindeki ile idare etmek, |
| geçinmek, ucunu | kulağina getirmek, idare etmek, niet met zijn salaris |
| geen | zonder schuim bu kadar kusur kadi kizinda da olur, waard zijn |
| geen tijd | çabucak, çarçabuk, hoe ... hoe beter ne kadar azsa... o kadar |
| GEESTVERWANT | ( en) kafadar, yoldaş |
| geld | zijn eli dar olmak, paraya muhtaç olmak, beter mee dan om fazla |
| GELDGEBREK | parasizlik, para sikintisi, para darliği |
| GELDSCHAARSTE | para darliği, parasizlik, para kitliği |
| GELDSCHIETER | (s) para veren, finanse eden, sermayedar, tefeci |
| gelecek yil | açiliyor, geopend van ... tot ... dan/den (y)a/e kadar açik |
| gelene kadar | bekle, |
| gelene kadar | beklemek |
| GELIJKGESTEMD | hemfikir, kafadar |
| GELIJKGEZIND | hemfikir, ayni görüşlü, kafadar, kafa dengi |
| gelirli | een inkomen hebbend, verdienend, 2 met...inkomen dar gelirli met |
| gelmek, | (met zijn geld) ucunu kulağina getirmek, geçinmek, idare etmek, |
| GELOVIG | z, dindar, dini bütün, iman sahibi, inançli, dinine kuvvetli, |
| GELOVIGE | (n) mümin, dindar, dini bütün kimse |
| GEMEENTEADMINISTRATIE | (s) belediye idari işleri |
| Gemis | Darlik,Eksiklik,Yetersizlik,Gemis |
| GEMIS | darlik, eksiklik, yetersizlik, een van iets vergoeden bir şeyin |
| gemiyle ne | kadar zamanda katedilebilir? 2 een afgevaren schip |
| GENADESLAG | öldürücü darbe, son darbe, merhamet darbesi, de geven |
| gençken,, | (niet groot in aantal) az, kit, dar, sinirli, een verstand kit |
| Gendarme | Jandarma,Gendarme |
| GENDARME | ( n, s) jandarma |
| GENDARMERIE | jandarma gücü |
| genis | " breed ~ dar smal " |
| geniş breed | ~ dar smal |
| GERAAKT | gücenik, dargin, kirgin, kizmiş, gücenmiş, gauw zijn limoni |
| gerçektir, daar | is niets van zerre kadar gerçek payi yok, niet ? ...değil |
| gestandaardiseerd | standartlaştirmak, normlamak, (belli bir) norma |
| geteerd | op idare etmek, geçinmek, ile yaşamak |
| GEUS | (geuzen) scheep/den civadara sancaği |
| gevallen zijn | her şeyi anlamak, her şeyi anlayacak kadar uyanik |
| GEWELDENAAR | ( s, ...naren) 1 zalim, gaddar, despot, 2 (platlargo) boğa |
| GEZAGVOERDER | (s) 1 yüksek idari görevli, 2 (piloot) pilot, 3 |
| gibi nefes | darliği hastaliklarinin genel adi, |
| gidemem, zover | zijn we nog niet o kadar ilerlemedik, voor zover ik weet |
| gidemem, zover | zijn we nog niet o kadar ilerlemedik, voor zover ik weet |
| gidiyor? idare | eder, şöyle böyle, fena değil, |
| girişmek, yapamayacaği | kadar iş üstlenmek, te en te gras düzensiz, |
| girtlağina kadar | borçlu olmak, tot over de oren verliefd zijn karasevda |
| gırtlağına kadar | borç içinde olmak tot aan zijn nek in de schuld zitten, |
| gırtlağına kadar | borç içinde olmak tot over zijn oren in de schulden zitten, |
| Girtlak,2 | Strot,Strottenhoofd,Slokdarm,Girtlak,2 |
| giyemezsin, ik | kan de kleren niet aan elbiseler dar geliyor, |
| göden bağırsak | endeldarm d. |
| göden endeldarm | d. rectum |
| GODSDIENSTIG | z, 1 (religieus) dindar, inançli, 2 dinsel, dini, dinle |
| GODSDIENSTIGHEID | dindarlik, sofuluk, |
| GODVREZEND | dindar, sofu, Allahtan korkan |
| GODVRUCHTIG | z, dindar, sofu, een e vrouw dindar bir kadin |
| godvruchtig sofu, | dindar, 3 vrome wensen gerçekleşmez arzular |
| GOEDKOOPHEID goedkoopte | d,1 ucuzluk, 2 (zuinigheid) idare, tutum, |
| Gördüğüm/ anladığım | kadarıyla Voor zover ik het kan zien, Voor zover ik het |
| görebilecek kadar | olmak, idare etmek, en gezond sapasağlam, turp |
| göremeyecek miyiz? | tot het (toe) sonuna kadar, wij zijn nog niet |
| göremeyecek miyiz? | tot het (toe) sonuna kadar, wij zijn nog niet |
| GORTIG het | al te maken çok ileri gitmek, dat is me te bu kadarini da |
| göründüğü kadar | aptal değildir, zo als het achtereind van een |
| göründüğü kadar | zor degil, |
| görünen tehlikeli | kişi, met de wolven in het bos huilen köprüyü geçene kadar |
| görüşlü, | (armelijk) dar, yetersiz, sinirli, kit, |
| görüşünü bildirmek, | II gs, (, is ) (ten einde spreken) sonuna kadar |
| GOUDEN | altindan, standaard altin standardi, altin esasi sistemi, een |
| göz açıp | kapayıncaya kadar in een handomdraai, in een wip, in een oogwenk |
| gözü alabildiği | kadar zover het oog reikt, zover als je met de ogen kunt |
| GREINTJE | zerrecik, geen verschil zerre kadar fark yok |
| grevi, solidariteits | dayanişma grevi, in gaan greve gitmek, in zijn |
| GRIFFIER | (s) zabit katibi, kayit memuru, (okul) sekreter, idari |
| gücendirmek, dariltmak, | alindirmak, |
| güçleşirse, insanin | başi daralirsa, 2 (gevaar) tehlike, acil durum, geen ! |
| gücü yettiği | kadar zoveel als hij kan, naar zijn capaciteit, binnen zijn |
| günahı kadar | sevmemek / afkeer hebben van, een hekel hebben aan, |
| günümüze kadar | tot op de huidige dag, tot nu toe, tot op de dag van vandaag |
| günümüze kadar, | bugüne kadar, ten en dage bugünlerde |
| gurlamak mide | knorren, (bağırsak, van darmen) rommelen |
| guruldamak mide | knorren, (bağrrsak, van darmen) rommelen |
| guruldatmak | laten (mide) knorren, (bağırsak, van darmen) laten |
| Guvenlik | Jandarmasi |
| Guvenlik Jandarmasi | koninklijke marechausee,Guvenlik Jandarmasi |
| haber vermek, | iemand van iets birini bir şeyden haberdar etmek |
| haberdar- | den/ op de hoogte gesteld |
| haberdar etmek | /, - den/ (iemand ergens van) op de hoogte stellen, |
| hadde kadar | 3 mant./log. mat./wisk. term d. |
| HAK I | d, ( ken) 1 kesme, kiyma, 2 (slag) vuruş, darbe, iemand een zetten |
| hakikaten, sahi, | 4 her ... ise de, her ne kadar ...olsa da, hoe klein hij |
| hakki vb,alana | kadar) diretmek, ergens een onder zetten bir şeyi |
| hali, | de van beleg afkondigen sikiyönetim ilan etmek, örfi idare ilan |
| HAMERSLAG | ( en) çekiç darbesi, çekiç vuruşu |
| hançer darbesi | dolksteek d. dolkstoot d. |
| Handarbeid | Kesmek(Yapistirmak),Handarbeid |
| HANDARBEIDER | (s) amele |
| HANDOMDRAAI | in een kaşla göz arasinda, göz açip kapayincaya kadar, |
| har hevi | straf, 6 (cimri) gerig, 7 (dar, van schoenen enz.) |
| HARDVOCHTIG | z, taşkalpli, acimasiz, duygusuz, gaddar, insafsiz, kalpsiz |
| HARDVOCHTIGHEID | taşkalplilik, insafsizlik, kalpsizlik, gaddarlik |
| HARTELUST | naar doya doya, cani istediği kadar, bikana kadar |
| Hava Alacak | Kadar Aralik Tutmak |
| Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak | kilitlememek,Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak |
| havadar | (havalandırılmış) goed geventileerd, 2 (yüksek) hoog |
| havadar, havali, | 3 (onbezorgd) kaygisiz, tasasiz, havai |
| havadarlık het | lekker fris zijn, veel frisse lucht hebbend, een lekker |
| haver tot | kennen (weten) bir şeyi tüm ayrintilarina kadar anlatmak, zo |
| hayat standardı | levensstandaard d. |
| hazinedar tar./hist. | penningmeester d. thesaurier d. |
| hebben eli | dar olmak, (v, tijd) epey, uzunca, een geruime tijd epey bir |
| hecin devesi | zo. dromedaris d. (camellus dromedarius) |
| heelmeester zaman | her şeyin üstesinden gelir, het is hoog vakit dar, het |
| HEEMRAAD | (...raden) su seti ve arazi idaresi üyesi, |
| HEEMRAADSCHAP | ( pen) su seti ve arazi idaresi üyeliği |
| HEERSCHAPPIJ | hükümdarlik, saltanat |
| HEERSER | (s) (erkek) hükümdar, sultan |
| HEERSERES | ( sen) (bayan) hükümdar, amir |
| HEETGEBAKERD | z, öfkeci, içi dar, çabuk kizar |
| HEETHOOFD | ( en) öfkeci, içi dar, çabuk kizar kimse |
| hem in | de ogen gözüne batiyor, zich in de schulden girtlağina kadar borca |
| Her Ne | Kadar |
| her ne | kadar ise de hoewel, ofschoon |
| Her Ne Kadar | wel is waar,Her Ne Kadar |
| Her şeyin ifsat eden bir afeti vardır. Bu dinin afeti de kötü idarecilerdir | Alles heeft een ramp die zich ondermijnt. De ramp van deze religie is de slechte beheerders |
| het is | niet eenvoudig als je denkt düşündügün kadar kolay degil, is het zo |
| het mooiste | ik ooit gezien heb şimdiye kadar gördüğüm en güzel şeydi, IV |
| het weten | bilme, vukuf, naar mijn bildigim kadariyla, bana ulaştiği |
| het? ne | kadar ağir? de zware industrie ağir sanayi, 2 (v, alcohol, sigaar) |
| hetzelfde zijn, | niet onderdoen, (diğeri kadar iyi olmak) net zo goed zijn |
| heveslendirmek, ilgi | çekmek, alakadar etmek, merak uyandirmak, dit |
| heyet, komite, | idareciler grubu, het plaatselijk a) yerel idare, |
| hier om | te burasi insani boğacak kadar sicak |
| hissedar aandeelhouder | d. deelgenoot d. mede- eigenaar d. |
| hissedarlık | deelgenootschap |
| Hoe | Nasil,Nekadar,Hoe |
| Hoelang | Ne kadar sure,Hoelang |
| HOELANG z, | zal het nog duren? daha ne kadar sürecek, tot ne zamana |
| HOEVEEL kaç, | ne kadar, kaç tane, is het? ne kadar? kaça? kaç lira? |
| hoeveel kost | het? ne kadar? kaça? kaça mal oluyor? kaç para ediyor? deze |
| HOEVERRE z, | ne ölçüde, ne kadar, in ne dereceye kadar |
| HOEWEL bağ, | diği halde, her ne kadar ...ise de, rağmen |
| HOEZEER bağ, | her ne kadar (çok) ...(i)se de, ne kadar ...se de |
| HOFJE | (s) düşkünlerevi, bakimevi, bakim yurdu, darülaceze |
| Hollanda Kraliyet | Jandarmasi |
| Hollanda Kraliyet Jandarmasi | koninklijke marechausee,Hollanda Kraliyet Jandarmasi |
| Hollandali pintiliği, | b) (kleingeestigheid) Hollandali dar kafaliliği, 2 |
| HONDERD sa, | yüz, tot tellen yüze kadar saymak, tien maal tien is on |
| hoofdarbeider | 2 (parça) component d. element d. |
| HOOFDARBEIDER | (s) fikir elemani, |
| HOOFDARTIKEL | ( en, s) 1 ana madde, ana ilke, 2 hand/tic temel mal, 3 |
| HOOFDBESTUUR | (...besturen) genel idar kurulu, genel yönetim kurulu |
| hoog? ne | kadar yüksek? vaak? ne kadar sik? II bağ, hangi şekilde, nasil |
| hoppa, havai, | dar kafali, een meisje hoppa bir kiz |
| HOTPANTS çoğ, | kisa ve dar bayan şortu |
| HOUW | ( en) 1 (slag) keskin bir şeyle vuruş, 2 vuruş izi, darbe izi, |
| HUIDARTS | ( en) cildiyeci, cilt doktoru |
| HUISHOUDELIJK | z, 1 ev idaresiyle ilgili, geçimle ilgili, eve yönelik, |
| HUISHOUDGELD | ev idaresi parasi, geçim parasi |
| HUISHOUDHULP | ev idaresi yardimi |
| HUISHOUDING | ( en) 1 ev işleri, ev idaresi, 2 (gezin) aile, |
| HUISHOUDKUNDE | ev idaresi bilgisi |
| HUISHOUDSCHOOL | (...scholen) ev idares okulu |
| Hukumdar | Soeverein,Vorst ,Hukumdar |
| hükümdar heerser | d. gebieder d. koning d. regeerder d. monarch d. |
| hükümdar sülalesi | dynastie d. |
| hükümdarlık heerschappij | d. koningschap regentschap |
| Hukumet | Darbesi |
| Hukumet Darbesi | Staatsgreep,Hukumet Darbesi |
| hükümet darbesi | staatsgreep d. putsch d. coup d'etat d. |
| hükümeti sirasinda, | nin idaresi boyunca, het eten yemek esnasinda, 4 |
| hulp vragen | yardim istemek, 13 het heeft niets het lijf (o kadar) önemi |
| HUMMEL | (s) parmak kadar çocuk, küçük çocuk |
| Idare | Beheersen,Administratie,directie(,s),beheer,,Idare |
| Idare Etmek | toekunnen,Besparen,Administreren,beheren,,Idare Etmek |
| Idare Heyeti Sekreterligi | directiesecretariaat(riaten),Idare Heyeti Sekreterligi |
| Idare Odasi | directiekamer(,s),Idare Odasi |
| Idare,2 | beleid,Idare,2 |
| Idareci | bedrijfsleider,beheerder,bestuurder,Idareci |
| Idareli | karig,Spaarzaam,Idareli |
| Idari Bolge | territorium h(,sria),Idari Bolge |
| ik hou van je! Van de aarde tot de maan | seni seviyorum! topraktan aya kadar! |
| Ik hou van je! Van de aarde tot de maan! | seni seviyorum, topraktan aya kadar..! |
| ik zat tijdens wiskunde te denken aan jou, maar het is niet te berekenen hoeveeI ik van je hou | matematik çaIışırken oturup seni düşünüyordum ama seni ne kadar sevdiqim hesapIanıIamaz! |
| Ik zat tijdens wiskunde te denken aan jou, maar het is niet te berekenen hoeveel ik van je hou!! | matematik calisirken oturup seni dusunuyordum ama seni ne kadar sevdigim hesaplanilamaz..! |
| Iktidar | bewind,Iktidar |
| Iktidarsiz | Impotent,Iktidarsiz |
| İlim öğrenmeye çalışan evine dönünceye kadar Allah yolundadır | Iemand die probeert om wijsheid te leren (wetenschap) is op het pad van Allah totdat hij / zij terug naar huis |
| Impotent | Iktidarsiz,Impotent |
| Impotentie | Sktsdarsizlik,Impotentie |
| Incasseerder | Tahsildar,Incasseerder |
| Ince Bagirsak | Dunnedarm ,Ince Bagirsak |
| inkoop | tedarik |
| Interceptor | Radar,Interceptor |
| Jandarma | Gendarme,Jandarma |
| Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk | Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen |
| Kadar | Zoveel,Peron,Als,toe,,Kadar |
| Kadar (A/E ) | totdat,Kadar (A/E ) |
| kadar uzanmak, | yayilmak, gitmek, dit strekt zich ook uit tot ...için de |
| Karig | cimri,idareli,pinti, ,,Karig |
| Kesmek Yapistirmak | Handarbeid,Kesmek Yapistirmak |
| Keur | cok cok,en iyisini secme,istenildigi kadar,bol bol,,Keur |
| Kilitlememek | hava alacak kadar aralik tutmak, ,Kilitlememek |
| kırmak, | darıltmak) kwetsen, krenken, grieven, vernederen |
| kleingeestig dar | kafali, bağnaz, anlayişi kit |
| Kleinzielig | dar kafali,anlayisi kit,,Kleinzielig |
| Knellen,Dar Gelmek | sikmak,bogmak,ayakkabi vurmasi,can sikmak,,Knellen,Dar Gelmek |
| Koninklijke Marechausee | hollanda kraliyet jandarmasi,guvenlik jandarmasi,askeri polis, ,,Koninklijke Marechausee |
| Kor Bagarsak | Blindedarm,Kor Bagarsak |
| Krudenier | bakkal,dar kafali,,Krudenier |
| Kwaad | hiddetlikizkin,ofkeli,sinirli,dargin,,Kwaad |
| Kwezel | dindar kiz,sofu kadin,,Kwezel |
| Legendarisch | Efsanevi,Legendarisch |
| Leiding | Sevk Ve Idare,Leiding |
| Levenstandaard | Hayat Standardi,Levenstandaard |
| Leverantie | Teslim,Tedarik,Leverantie |
| Loei | Darbe,Tokat,Buyukce,Loei |
| ls het zo erg? | Bu kadar kötü, ha? \ O kadar kötü mü? |
| Luchtig | Havadar,Luchtig |
| Maagdarm Kanaal | Ince Bagirsak,Maagdarm Kanaal |
| Machtstrijd | Iktidar Mucadelesi,Machtstrijd |
| Madara | Slecht,Onsympathiek,Madara |
| Madara Olmak | Als Slecht Mens Gelden,Madara Olmak |
| Managen | Yonetmek,Idare Etmek,Managen |
| Mandarijn | Mandalina,Mandarijn |
| Manidar | Veelbetekenend,Manidar |
| Medeeigenaar | Ortak,Hissedar,Medeeigenaar |
| Mep | Vurus,Darbe,Samar,Mep |
| met sağlamak, | tedarik etmek, karşilamak, het schip van levensmiddelen |
| Mide Borusu | Slokdarm,Mide Borusu |
| Miliaria | Darica,Miliaria |
| Mogenheid | Guc,Iktidar,Mogenheid |
| Nauw | dar,Nauw |
| nauwer | worden) daralmak II s, 1 bitmiş, geçmiş, dolmuş, 2 (niet meer |
| Nauwsluitend | dar,Nauwsluitend |
| Ne Kadar Sure | Hoelang,Ne Kadar Sure |
| Nekadar | Hoe,Nekadar |
| Nufus Idaresi | bevolkingsbureau,Nufus Idaresi |
| O Kadarki | dermate,O Kadarki |
| Onmacht Tot Geslachtelijke Vereningen | Kisirlik,Ademi Ikdidar,Onmacht Tot Geslachtelijke Vereningen |
| Paadje | patika yol,keci yolu,dar yol,arazi yaya yolu,,Paadje |
| Pad | kucuk yol,dar yol,ara yol,keci yolu,,Pad |
| Parti Tarafdari | partijganger,Parti Tarafdari |
| Partijganger | parti tarafdari,partili,,Partijganger |
| Pechtvogel | bahti kara,talihsiz,sansizlik,felegin darbesini yemis kimse,,Pechtvogel |
| persoon personel, | görevli, administratieve idari personel, leer |
| Plaats Gebrek | yer darligi,yer sikintisi,,Plaats Gebrek |
| Productieketen | tedarik zinciri |
| Radar | Interceptor,Radar |
| Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen | Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk |
| Schavot | Daragaci, platform,Schavot |
| schip sevk | ve idare etmek, |
| Sikmak | Vervelen,Afpersen,knijpen,knellen,dar gelmek,,Sikmak |
| Simdiye Kadar | dusver,Simdiye Kadar |
| Sktsdarsizlik | Impotentie,Sktsdarsizlik |
| Slag | Darbe,Vurus, carpma,Slag |
| Sleep,In | Konaklama Yeri, darulacize,Sleep,In |
| Slokdarm | Yemek Borusu, bogaz, girtlak,Slokdarm |
| Smal | Dar,Ensiz,Smal |
| Soeverein | Ala, hukumdar,Soeverein |
| Spaarzaam | Ekonomik, idareli, elverisli,Spaarzaam |
| Spannend | Dar, siki, heyecanli,Spannend |
| Spreekwoordelijk | Darbimesel Kabilinden,Spreekwoordelijk |
| Spreuk | Vecize, darbimesel,Spreuk |
| Staatsgreep | Hukumet Darbesi,Staatsgreep |
| Standaard | Standart, ayar,Standaard |
| Standart | Standaard,Standart |
| Steeg | Dar Sokak, ara yol,Steeg |
| Strak | Siki, dar,Strak |
| Su Idaresi | waterbeheer,Su Idaresi |
| Tahsildar | Incasseerder,Tahsildar |
| tamelijk nispeten, | goed nispeten iyi, fena sayilmaz, idare eder, 5 |
| Tandarts D(,En) | dis doktoru/hekimi ,Tandarts D(,En) |
| Tandartsassistente D(,En) | dis doktoru asistani/yardimcisi ,Tandartsassistente D(,En) |
| Tedarek Etmek | Verschaffen ,Tedarek Etmek |
| Tedarik | Voorziening ,Tedarik |
| tedarik | inkoop |
| Tedarik Etmek | Aanschaffen,Approvianderen,Verstrekken ,Voorzien ,,Tedarik Etmek |
| tedarik zinciri | Productieketen |
| ten | einde schrijven) yazip bitirmek, sonuna kadar yazmak, 3 (niet |
| Territorium H(,SRia) | toprak,arazi,idari bolge,Territorium H(,SRia) |
| Teskin Etmek | Sussen,bedaren,Teskin Etmek |
| Toe | Dogru,yonune dogru,kadar,Toe |
| Toekunnen | idare etmek ,Toekunnen |
| Tot | kadar,Tot |
| tot | einde) sonuna kadar izlemek, 3 (yol, şehir, dükkan) dolaşmak, |
| Totdat | kadar (a/e ),Totdat |
| Veeg | firca darbesi,Veeg |
| Vernauwen | daraltmak,Vernauwen |
| Verschaffen | tedarek etmek,Verschaffen |
| verschaffen sağlamak, | tedarik etmek, temin etmek, 3 iemand werk birine |
| Verstrekken | Vermek, tedarik etmek,Verstrekken |
| Voorzien | on gormek,onceden gormek ,tedarik etmek,Voorzien |
| Voorziening | tedarik,temin ,olanak,kolaylik,,Voorziening |
| Vorst | Kral,hukumdar,Vorst |
| Vroom | dindar,Vroom |
| wanorde kao | karmakarişiklik, darmadağiniklik |
| Wat kost dit? Hoeveel kost dit? | Bu ne kadar? |
| Wat kost dit? Hoeveel kost dit? | Bu ne kadar? |
| Wat kost een kaartje? | Yolculuk creti ne kadar? |
| Waterbeheer | su idaresi, ,Waterbeheer |
| Wel Is Waar | gerci,ama,her ne kadar,se de yine,,Wel Is Waar |
| Welletjes | bu kadar yeter,zo is het,,Welletjes |
| xxx | (dar kafalı memur) kleingeestige bureaucraat d. |
| Yatistirmak | Sussen,bedaren,Yatistirmak |
| Yemek Borusu | Slokdarm,Yemek Borusu |
| Yer Darligi | plaats gebrek,Yer Darligi |
| Yolculuk creti ne kadar? | Wat kost een kaartje? |
| Zoveel | O Kadar Cok,Zoveel |