Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'düşmek' Kelimesinin Anlamları:

aan waarde değerini kaybetmek, değerden düşmek
achteruitgaan işlemeyen demir pas tutar, durmak düşmek demektir, d water
açmaza düşmek in een impasse raken
adamına düşmek 1 in goede handen zijn, 2 (olumsuz anlamda) aan het goede
AFBOEKEN g, (boekte af, h, afgeboekt) hesaptan düşmek,
ağa düşmek in de val lopen
ağıza düşmek bkz/zie dile düşmek
ağza düşmek over de tong gaan, het onderwerp van roddel worden
ak düşmek / (saç, haar) grijs worden
ak sakaldan yok sakala düşmek (van mensen) oud worden
aklına düşmek 1 / n/ te binnen schieten, invallen, 2 (hatırlamak) zich
alçalmak zich verlagen voor een doel, 3 (düşmek, van prijs) dalen,
anlaşamamak, ihtilâfa düşmek
ardına düşmek / n/ volgen, achtervolgen, achternazitten
arkasına düşmek / n/ 1 (peşine düş iemand volgen, van nabij volgen,
aşağı düşmek 1 naar beneden vallen, 2 (fiyatlar, prijzen) omlaag gaan,
ateşi düşmek / n/ dalen/omlaaggaan van koorts/temperatuur
attan eşeğe düşmek van het bed in het stro raken, van de wal in de sloot
avcunu yalamak, hava almak, eli boş dönmek, in het vallen ağa düşmek,
ayağı çukurda olmak met één voet in het graf staan, dört ayak üstüne düşmek
ayağına düşmek / n/ een knieval voor iemand maken
ayrı düşmek van elkaar gescheiden worden
başı dara düşmek / n/ in het nauw raken, in de klem/knel raken, in
başı öne düşmek knikkebollen
başının derdine düşmek met zichzelf in de knoop zitten
batağa düşmek in het moeras zitten, in het nauw raken
baygın düşmek flauwvallen, in zwijm vallen van zijn stokje gaan/vallen
beklentiye denk düşmek, buiten/tegen beklentinin tersine, boven
beperkt, kari miniem, başı dara düşmek / n/ in moeilijkheden raken,
bij iemand birinin gözünden düşmek, in zijn gözden düşmüş olmak
birbirine düşmek / met elkaar overhoop liggen
birbirine düşmek met elkaar overhoop liggen
biri ile anlaşmazliğa düşmek
biriyle ihtilafa/anlaşmazliğa düşmek
bitkin düşmek op zijn tandvlees lopen, doodmoe/afgemat/uitgeput zijn
bladeren dökülmek, düşmek, 3 (regen, hagel, sneeuw) yağmak, er valt regen
boğaz derdine düşmek aan de kost zien te komen, in zijn onderhoud moeten
boğaz derdine düşmek aan de kost zien te komen, in zijn onderhoud moeten
bok yemek düşmek / k./vulg. geen recht van spreken hebben, niets te
BUITELEN gs, (buitelde, h/is gebuiteld) tepe taklak düşmek,
burnundan düşmek, tipa tip benzemek, Gods over Gods akker laten lopen işi
can derdine düşmek strijden voor zijn eigen leven of bestaan
canının derdine düşmek strijden voor zijn eigen leven of bestaan
cansız düşmek op zijn tandvlees lopen, doodmoe/afgemat/uitgeput zijn (door
çaptan düşmek 1 (insan, v. mensen) oud worden, afgetakeld zijn, 2 (modası
cenaze namazina, voor staan rezil olmak, gülünç duruma düşmek,
çenesi düşmek / n/ snateren, ratelen, (içkiden sonra) lallen
cezaevine düşmek in de gevangenis terechtkomen
ciddiye almamak, in het raken başi dara düşmek, sikintiya düşmek, başi
çikarmak, hesaplayip çikarmak, düşmek, 2 (betalen) ödemek, ober! kan
çiy düşmek dauwen
dağlara düşmek vertrekken naar verre plaats (door verdriet enz.)
dalalete düşmek van de goede weg afgaan/ afdwalen
DALEN gs, (daalde, is gedaald) düşmek, azalmak, inmek, de
dara düşmek krap zitten, gebrek aan geld hebben, in financiële
darasını düşmek de tarra aftrekken
DAUWEN g (het dauwde, h, gedauwd) çiy düşmek
de trap merdivenden paldir küldür düşmek, II g, (, h, ) iemand
de trap merdivenden yuvarlanmak, merdivenden tepe taklak düşmek, II g, 1
değeri düşmek devalueren, waarde verliezen
dehşete düşmek griezelen, huiveren, in paniek raken
denk düşmek /e/ toegesneden zijn
derde düşmek, birçok sorunu olmak, 4 bot, nod, boğum, düğüm, yumru, 5
derdine düşmek / n/ zich ergens heel intensief mee bezighouden
devam et! ergens achterheen bir şeyin peşine düşmek, bir şeyi araştirmak,
devirmek, gaf yapmak, küçük düşmek, maskaraya dönmek,
devrilmek, düşmek, düşüp kalmak, 2 van het lachen gülmekten yerlere yatmak
dile düşmek over de tong gaan, van mond tot mond gaan, onderwerp van roddel
dile düşürmek, dillere destan etmek, zich in brengen dile düşmek
dillere düşmek over de tong gaan, onderwerp van roddel worden
dipnot düşmek,
dipnot düşmek / annoteren, kanttekeningen maken
dolu düşmek hagelen
dört ayak üstüne düşmek met zijn neus in de boter vallen, met zijn gat in
durmak, kafa ütülemek, düşünmeden konuşmak, çenesi düşmek, 2 (vocht
duruma düşmek, çok gerilemek, (mali) topu dikmek, iflas etmek, batmak
duruma düşmek, iemand in brengen birini zor durumda birakmak
düşmek - er 1 vallen, neervallen, 2 (fiyat, prijs) dalen, omlaag gaan,
düşmek, (v, woord) ağzindan kaçmak, 3 (uit het geheugen) aklindan çikmak,
düşmek, worden delirmek, çildirmak, 2 (onzinnig) zirva, saçma een ke
düşmek, Ankara komen a) Ankaradan gelmek, b) Ankarali olmak, het raam
düşmek, aşaği devrilmek, 4 (naar beneden hangen) aşaği sarkmak, 5
düşmek, buiten zijn körkütük sarhoş olmak, 2 bati bölgesi, het van
düşmek, değer kaybetmek
düşmek, dillerde dolaşmak, iemand over de laten gaan biri hakkinda
düşmek, gerilemek, inmek, 4 (verzwakken) azalmak, zayiflamak, 5 (terugkeren)
düşmek, günü dolmak,
düşmek, II g, (, h, ) rulosunu açmak, yaymak, sermek, een vlag bayraği
düşmek, man ! biri denize düştü!
düşmek, op de lange schuiven uzun süre ertelemek, rafa kaldirmak,
düşmek, op de pedalen pedallamak, 2 ayak basmak
düşmek, ümidini kesmek, aan dan/den ümidini kesmek
düşmek, van de muur duvardan aşaği atlamak, 2 fig/mec bozulmak,
elden ayaktan düşmek uitgeput/uitgemergeld raken door ziekte of ouderdom
eline ayağına düşmek / n/ smeken, afsmeken
eline düşmek / n/ 1 onder iemands controle komen, 2 (birine ihtiyacı
esir düşmek krijgsgevangen genomen, worden
etmek, II gs, (, is ) 1 öbür kenarina düşmek, devrilmek, 2 scheep/den
etmek, met zijn in de boter vallen dört ayağinin üstüne düşmek, wie zn
faka basmak, oyuna gelmek, tuzağa düşmek, in de laten lopen çürük/yaş
fakir düşmek verarmen, arm worden
FEILEN gs, (feilde, h, gefeild) yanilmak, hataya düşmek
fiyatı düşmek 1 / n/ omlaag gaan/dalen van de prijzen, 2 (fıyatı kır
FLAUWVALLEN gs, (viel flauw, is flauwgevallen) bayilmak, güçsüz düşmek,
fout begaan yanilmak, hataya düşmek,
g , is ) (vallen) düşmek, van de trap merdivenden düşmek
geçmiş olmak, modadan düşmek, vrije boş zaman, van die af o zamandan
gelden hükümsüz olmak, geçersiz olmak, düşmek II s, 1 (bouwvallig) çökmüş,
gerilemek, grond verimi düşmek, fakirleşmek, II g, (, h )
girmek, beraber çalmaya başlamak, 4 (mager worden) zayiflamak, zayif düşmek,
gözden düşmek (bij iemand) uit de gunst zijn, in ongenade vallen, eruit
gözünden düşmek, ten e van yararina,
GROND ( en) 1 yer, toprak, op de vallen yere düşmek, onder de yer
gülünç duruma düşmek voor gek lopen, voor Piet Snot staan, voor joker
güm diye düşmek smakken
gunstigs kismetine düşmek II d, (delen) l (plank) döşeme tahtasi,
HAGELEN gs, (het hagelde, h, gehageld) 1 dolu yağmak, dolu düşmek, 2
halden düşmek zwak worden, verzwakken
halsiz düşmek uitgeput zijn, afgemat zijn, kapot zijn, doodmoe zijn
hand/tic (dalen, minder worden) düşmek, azalmak
hand/tic düşmek, inmek
hasta düşmek ziek worden
hataya düşmek zich vergissen, het mis hebben
hesaptan düşmek / afschrijven, aftrekken (van de rekening)
het vallen suya düşmek, yatmak, olmamak, het feest is in het gevallen
höpürdetmek, tegen de grond pattadak düşmek, güm diye düşmek, II g,
ontmaskerd worden maskesi düşmek
ophouden te bestaan) yok olmak, 3 (v, takken) kuruyup düşmek
para vb. düşmek, bedrag) verminderen, de prijs verlagen, (çıkarmak,
rüzgar tarafindan sürüklenmek, esinti ile düşmek, IIg, (, h, )
uyuklarken başi öne düşmek
van zijn plaats raken) yerinden düşmek, 3 (niet meer aanwezig zijn) artik
verminderen azalmak, düşmek, de kleur gaat eraf o renk kayboluyor,
verschijnen zich görünmek, ortaya çikmak, (firsat vb,) düşmek, olmak,
zwoor/zweerde a is afgezworen) (nagel, vinger) yara olup düşmek

Ana Sayfaya Dön