| achter de | hebben bir şeyi yedekte bulundurmak, ihtiyatan elinde |
| birakmak, hazir | bulundurmak, hazirlamak, yapmak, |
| bulundurmak, boş | bulundurmak |
| bulundurmak, de | en afhouden van dan/den uzak durmak, (bir şeye) |
| bulundurmak, düzenleyip | birakmak, |
| bulundurmak, lekker | is maar een lang gülün ömrü az olur, hij heeft lange |
| bulundurmak, stokta | bulundurmak, |
| bulundurmak, zich | hazir durrnak/olmak/bulunmak |
| elinde tutmak, | een buek in de hand kitabi elinde bulundurmak, je mag het |
| etmek, kontrol | altinda bulundurmak, denetlemek |
| hebben birini | göz önünde bulundurmak, iets in de en krijgen bir şeyin |