Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'bir şeyi' Kelimesinin Anlamları:

aan de stellen bir şeyi teşhir etmek, birinin kirli çamaşirlarini ortaya
aan het brengen birine bir şeyi kavratmak, zijn gebruiken aklini
aan iets bir şeyin kötü yanlarini düzeltmek, 3 (afschuren) siyirmak
aan ya/e bir şeyi tutturmak
aandrang israr, met iets verzoeken bir şeyi israrla rica etmek
acele ettirmek / 1 (birini iemand haasten, opjagen, 2 (bir şeyi
aceleleştirmek (bir şeyi) iets bespoedigen
achter de hebben bir şeyi yedekte bulundurmak, ihtiyatan elinde
ACHTERWEGE z, iets laten bir şeyi yapmamak, ihmal etmek,
açiğa kavuşturmak, iets bir şeyi aydinlatmak, bir şeyi açiklamak, II gs,
açik bir hava, van iets krijgen bir şeyin kokusunu almak, bir şeyi sezmek,
açiklik kazandirmak, izah etmek, iets met voorbeelden bir şeyi örneklerle
af bir de sen öde! 3 iets op iemand bir şeyi birine yüklemek, bir
afwinden, (düğüm) losknopen, losmaken, ontwarren, 4 (buzlu bir şeyi
ağzına almamak (bir şeyin adını) / n/ het ergens niet graag over willen
akilda tutmak, unutmamak, kulağina küpe etmek, 3 zich van iets bir şeyi
alaşaği etmek, korte met iets maken bir şeyin çabucak icabina bakmak
almak, iets onder en brengen bir şeyi sözcüklerle ifade etmek, dile
almak, tereddüt etmek, met iets bir şeyi sallamak, bir şeyi ağirdan almak
almak, yaziya dökmek, iets op een bord bir şeyi tahtaya yazmak, met de pen
almamak, iemand iets voor ogen bir şeyi birinin gözleri önüne sermek, paal
als afkan yapabileceğinden daha fazla, iets alleen niet bir şeyi
anket, doen naar iets bir şeyi incelemek, araştirmak, markt piyasa
anlat! iets naar zijn helpen canina okumak, bir şeyi bozmak, mahvetmek,
anlatmak istemek, içinde sindiremediği bir şeyi olmak
atla- aanvliegen, chargeren, 2 (bir şeyi almak için vb.)
ayrintili, açik ve tam, açikça, iemand iets vertellen birine bir şeyi
BALLON (s) balon, een netje oplaten balon uçurmak, (bir şeyi
batmak, fig/mec aan iets bir şeyi yapmaya mecbur olmak, bir şeye bağli
beletten engellemek, durdurmak, mâni olmak, iets bir şeyi engellemek
BEMINNEN g, (beminde, h, bemind) sevmek, iets (iemand) bir şeyi
benim hesabima, iets in brengen bir şeyi hesaba yazmak/geçmek, houden
BEPAKKEN g, (bepakte, h, bepakt) iets bir şeyi yüklemek,
BESCHERMING koruma, himaye, iets (iemand) in nemen bir şeyi
BEWARING emanet, iemand iets in geven bir şeyi birinin
beyhude, iets proberen bir şeyi boşu boşuna denemek
BEZETEN düşkün, deli, van iets zijn bir şeyin delisi olmak,
BEZIT mülkiyet, mal, varlik, mülk, iets in nemen bir şeyi
BEZUREN g, (bezuurde, h, bezuurd) iets bir şeyin acisini
biçimsel davraniş, formalite, iets als een beschouwen bir şeyi formalite
bilememek, bir şeye çare bulamamak, b) (niet kwijt kunnen) bir şeyi başindan
bilinen, taninan, worden bilinmek, iemand iets maken bir şeyi birine
bir şevden almak, ayirip almak, bij iemand iets birinden bir şeyi
bir şey bilmiyor, haberi yok, iets uit de krant bir şeyi gazeteden
bir şeyden vazgeçmek, el çekmek, bir şeyi birakmak, hij liet niet af
bir şeyi ağira almak, ciddiye almak, bir şeyden dolayi kederlenmek,
bir şeyi anlaşilir hale getirmek,
bir şeyi anlayamamak
bir şeyi asla/hiç yapmamak, voor hetzelfde ayni şekilde/ölçüde, geen
bir şeyi banda almak, een film film çekmek, 9 (tot zich nemen) emmek,
bir şeyi başka bir şekilde denemek, nog heel wat voor de hebben
bir şeyi baştan savmak, bir şeyden siyrilmak/kurtulmak, iemand
bir şeyi belirlemek,
bir şeyi bir şeyle değiştirmek, birini verip diğerini almak, değiş tokuş
bir şeyi bir tür malumat olarak kabul etmek, bilgi mahiyetinde kabul etmek,
bir şeyi birindcn görerek öğrenmek, de straat caddeyi bakarak
bir şeyi birinin başina kakmak, het je van de zalm alasi, en iyisi, en
bir şeyi birinin yaptiğini söylemek
bir şeyi çok övmek, ballandirmak, göklere çikarmak, yüceltmek
bir şeyi dayatamazsin, een deur kapiyi zorlamak, 2 (doen groeien) vaktinden
bir şeyi dörde bölmek, met deuren dört kapili, met motoren dört motorlu,
bir şeyi embriyon halinde bastirmak, kökünü kazimak, köküne kibrit suyu
bir şeyi en ince detaylarina kadar anlatmak, iciğini ciciğini anlatmak
bir şeyi geri çevirmek, kabul etmemek, reddetmek, 2 (vellen) jur/huk
bir şeyi gözüyle yemek, aç gözlüce bakmak, a/e göz dikmek, onder vier
bir şeyi hatirlatmak
bir şeyi hayati ile ödemek, ergens voor cezasini çekmek, cezasini
bir şeyi incelemeye gönderrnek, 3 betaalbaar na ibrazinda ödenir
bir şeyi kapali kapilar ardinda görüşmek, een vogel in de kooi kuşu kafese
bir şeyi kendi sorumluluğu altina almak, op eigen mesuliyeti kendine olmak
bir şeyi kulağina küpe etmek, de muren hebben oren yerin kulaği vardir, nog
bir şeyi olmak
bir şeyi sezmek, farkina varmak, bir şeyi (araştirip) öğrenmek, keşfetmek,
bir şeyi uygulamak, pratiğe dökmek, 2 (clientele) müşteriler, kwade en
bir şeyi yanliş değerlendirmek, iets als een belediging bir şeyi hakaret
bir şeyi yapabilmek/bilmek, hij kan me wat başka kapiya! ne yapacağimi ben
bir şeyi yüklemek, birinin başina bir şey sarmak II f, g, (schepte op, h,
bir şeyi yürütmek, aşirmak
bir şeyin doğruluğunu kabul etmek, 2 tanimak, de onafhankelijkheid
bir şeyin kabahatini birine yüklemek, 3 (zonde) günah, * belofte maakt söz
bir şeyin sözünü etmek
bir şeyin tadinda olmak, dat smaakt lezzetli, tatli, smaakt het u?
bir şeyle ciddi ilgilenmek, bir şeyin içine dalmak
birakmak, geen twijfel kuşku birakmamak, 2 iets aan iemand bir şeyi
birakmak, het er/daarbij bir şeyi bitmiş kabul etmek, zijn/iemands doen en
birakmak, het niet zo nemen (bir şeyde) kalender davranmak, bir şeyi fazla
birine bir şeyi ödettirmek, bir şeyi birinin yanina birakmamak,
birine tahsis etmek, bir şeyi birine ayirmak, deze kamer is bestemd
birini yakindan tanimak, iets van bekijken bir şeyi yakindan incelemek, II
birinin hakki olduğunu belirlemek, bir şeyi birinin hakki olarak göstermek,
BLAUWBLAUW iets maar laten bir şeyi geçiştirmek, bir şeyin
boğazlamak, over kop iets doen bir şeyi alelacele yapmak, apar topar
bone op inhakken bir şeyi kabaca ele almak, bir şeye kababaca
böyle, iets maar verstaan bir şeyi şöyle böyle anlamak, kismen anlamak
BROEKZAK ( ken) pantolon cebi, iets kennen als zijn bir şeyi
bulmak, bir şeyin içinden çikmak, bir şeyi çözmek, ergens voor bir şeyi
büsbütün, iets vergeten bir şeyi tamamen unutmak, dat was verkeerd
canlandirmak, canlandirmak, sembolize etmek, iemand/iets birini/bir şeyi
çekinmek, cesaret edememek, niet iets te doen bir şeyi yapmaya cesaret
çekinmek, yapmaktan korkmak, zijn dat iets gebeurt bir şeyin
çevirmek, (niet toestaan) iemand iets birine bir şeyi müsaade etmemek,
çok yakindan takip etmek, iets op de volgen bir şeyi çok özenli/harfi
da bilinen bir şeyi tekrarlamak, iemand de uitzetten birini kapi
dağitmak, suiker over iets bir şeyin üzerine şeker serpmek
DAGLICHT gün işiği, gün, iets bij bekijken bir şeyi özenle
davranmak, iets bir şeyin yapilmasina diretmek,
de laten bir şeyi yanda birakmak,
de arm birini kollarina almak, iets op zich bir şeyi taahhüt etmek, bir
de grond krijgen hiçbir şansi olmamak (bir şeyi halletmeye vb,) kimseden
de mouw birine bir şeyi yutturmak
DEALEN gs, (dealde, h gedeald) 1 in iets bir şeyin ticaretini
değerlendirmek, iets juist bir şeyi doğru değerlendirmek II h, mijns s
deliklerini kapatmak, fig/mec iemand iets birine bir şeyi yamamak,
devam et! ergens achterheen bir şeyin peşine düşmek, bir şeyi araştirmak,
devretmek, iets aan iemand birine bir şeyi resmen devretmek, 2 (v, ziekte)
dikkatli davranmak, birini/bir şeyi korumak, hij moet worden ona nazik
doktorali kimse, zich van iets maken bir şeyi mülkiyetine almak, ele
dolamak, iets in een krant bir şeyi gazeteye sarmak
doldurmak, mermi vermek, iets op zich bir şeyi yüklenmek, 3 elek,
doldurtmak, yerini değiştirmek, iets door iets anders bir şeyin yerine
DOOFPOT ( ten) şamdan külahi, iets in de stoppen bir şeyi
DOSSIER (s) dosya, evraklar, een aanleggen van iets bir şeyi
dubbele iki nokta, ergens een achter zetten bir şeyi noktalamak,
durdurmak, oynatmamak, kimildatmamak, iets bir şeyi durdurmak
dürmek, sarmalamak, iets op een klos bir şeyi makaraya sarmak, 2
dursun, dat ligt aan u zelf size bağlidir, het laten bir şeyi birakmak,
düşe kalka (bir şeyi elde etmek) met vallen en opstaan (iets bereiken)
düşüncesine dalmak, bir şeyin planini kurmak, op wraak öç almayi düşünmek,
düşürmek, het bevreemdt mij dat men zoiets vraagt böyle bir şeyi
duymak, bir şeye kafasina takmak, tasalanmak, bir şeyi evirip çevirmek, over
duymak, bir şeye önem vermek, aldirmak, bir şeyi istemek, hij taalt er niet
een bir çirpida, bir hamlede, met de Franse iets doen bir şeyi
één gedachte sen benden çok yaşayacaksin (iki kişinin ayni anda bir şeyi
een muur bir duvari badanalamak, beyazlatmak, 2 iets ergens op bir şeyi
eğriltmek, iets bir şeyi eğmek, II gs, (, is ) eğrilmek, bükülmek, (yol)
er niets aan toe te voegen ekleyecek bir şeyim yok, 2 (als helper) yardimci
erbij aniden bir şeyi birakmak
ergens bir şeyi yüklenmek
ergens tegenop bir şeyi gözünde büyütmek, iets door de vingers
ergens bij bir şeyi bir şeye eklemek, twee dingen bij elkaar iki şeyi
ergens niets van bir şeyi iyi yapmamak
ervaring kennen bir şeyi deneyimden/tecrübeden bilmek, het hoofd (weten)
esasli görüşmek, iets bir şeyi esasli görüşmek
eten ? yemek hazir mi? met tets zijn bir şeyi bitirmiş olmak, tamamlamiş
eten masaya getirmek, sofraya koymak, 5 het niet kunnen bir şeyi
etmek, op iets ingaan bir şeyin detaylarina girmek, het huilen staat hem
etmek, ayirt etmek, iets bir şeyi ayirt etmek
etmek, de laatste aan iets leggen bir şeyi tamamlamak, bitirmek, de
etmek, iemand (iets) birini (bir şeyi) temsil etmek, 2 (betekenen)
etmek, op iets bir şeyi üstü kapali ifade etmek, bir şeyi hissettirmek,
etmemiş gibi davranmak, iemand iets door de boren birinin bir şeyini
etmeye çalişmak, çaba/gayret göstermek, iets te grijpen bir şeyi
evenwicht denge, iets in houden bir şeyi dengede tutmak,
ezbere bilmek / (bir şeyi) van buiten kennen, uit het hoofd kennen,
fig/mec iets met stilzwijgen bir şeyi sükut geçmek, iemand bij
fig/mec doldurmak, zenginleştirmek, süslemek, 2 iets ergens mee bir şeyi
fig/mec het van iets dragen bir şeyin damgasini taşimak, van de oude
fig/mec iemand iets laten birini bir şeyin dişinda birakmak, iets
fig/mec overdrijven abartmak, şişirmek, iets te zeer bir şeyi çok
FLARD ( en) paçavra, bez parçasi, iets aan en scheuren bir şeyi
FRUTSELEN gs, (frutselde, h, gefrutseld) ergens aan bir şeyi ellemek,
gayri iradi yapmak, 3 zich niet zijn van iets bir şeyin farkinda olmamak
GEBUKT gaan onder iets bir şeyin altinda ezilmek, beli bükülmek
geçirmek, iets in hebben bir şeyi mülkiyetine almak, geld para
geçirmek, iets zijn bir şeyin ustasi olmak
GEDENKDAG ( en) (bir şeyin) yildönümü
GEHOUDEN (yasal) zorunlu, zijn om (tot) iets bir şeyi (yapmaya)
gelişigüzel yapmak, bir şeyi çarçabuk yapmak, baştan savmak, prijzen
GEMIS darlik, eksiklik, yetersizlik, een van iets vergoeden bir şeyin
getirmek, aan iets bir şeyi düşünmek, over iets üzerinde
getirmek, animsatmak, iemand ergens aan birine bir şeyi animsatmak,
getirmek, iets met de tanden bir şeyi dişle ezmek, öğütmek
getirmek, iets onder de vegen/schuiven bir şeyi hasir atli etmek, 2
geuren en en vertellen bir şeyi en ince ayrintilariyla anlatmak, hij weet
geven birine bir şeyi) layik görmek, (birinin bir şeyini) kiskanmamak,
gezicht bir şeyi birinin yüzünden okumak, gözlerinden anlamak
gitmek, de groene futbol sahasi, op het je worden geroepen a) bir şeyin
GLADWEG z, büsbütün, tamamen, iets vergeten bir şeyi tamamen unutmak
gönderme, sevk, iets in nemen bir şeyi emanet almak
görmek, iemand (iets) leren a) birini (bir şeyi) tanimak, birini (bir
görmek, esirgemek, birinden bir şeyi sakinmak, kiskanmak
görmemek, fazla önem vermemek, hafife almak, bir şeyi ciddiye almamak, iets
görmemiş, iets laten bir şeyi cevapsiz birakmak, e liefde karşilik
görüşmek, görüş alişverişi yapmak, over iets bir şeyi tartişmak
görüşte olmak, het ergens mee zijn bir şeyi tasdik etmek, iyi
görüşü, iets buiten laten bir şeyi hesaba katmamak, göz önüne
göstermek, geen voor iets hebben bir şeyi anlamamak, bir şeyi akli
göstermemek, iets met volgen bir şeyi dikkatle izlemek, met grote
gözden uzaklaştirmak, bir şeyi perdelemek, görünmez hale getirmek
gözle, iets met blote handen doen bir şeyi eliyle yapmak, araçsiz
gözü olmak, birini gözü tutmak, een in het zeil houden birini/bir şeyi
gözünün önünde canlandirmak, bir şeyi gözünün önüne getirmek
gürültü, patirti, yaygara, * iets in het roepen bir şeyi oluşturmak,
güze sözle bir şeyi geçiştirmek
haberler, iets maken bir şeyin yalan olduğunu göstermek
hakikatleştirmek, zich iets bir şeyi anlamak, idrak etmek, tasavvur etmek
hakki vb,alana kadar) diretmek, ergens een onder zetten bir şeyi
HAP ( pen) 1 lokma, 2 isirma, een in iets doen bir şeyi isirmak
harfine izlemek, dikkatle takip etmek, noktasi noktasina bir şeyi izlemek,
hassas bir konuyu) bir şeyi geçiştirmek,
hatirimdadir, hâlâ gözlerimin önünde, zich iets voor de halen bir şeyi
haver tot kennen (weten) bir şeyi tüm ayrintilarina kadar anlatmak, zo
hebben birini (bir şeyi) hedeflemek, birine/bir şeye garazi olmak, hij heeft
hebben birini göz önünde bulundurmak, iets in de en krijgen bir şeyin
hebben içinde (söyleyecek) bir şeyi olmak, iets niet over zijn kunnen
hebben korkacak bir şeyi olmamak, het gevaar tehlikeden korkmak, II gs,
hesabma yazmak, iemand iets te hoog birine bir şeyi fazla yazmak,
hier niet otobüs burada durmuyor, 2 met iets bir şeyi birakmak, ik ben
hizaya getirmek, terzijde bir şeyi kullanmamak, hesaba almamak, göz önüne
houd op! kes! yapma! 2 (eindigen) met iets bir şeyi birakmak, bir şeye
iets birini (bir şeyi) savunmak, birine (bir şeye) sahip çikmak, birini
inspecteren gözetmek, kontrol etmek, 5 iets kunnen bir şeyi tahayyül
Kim bir kimsenin arkasından onda bulunan bir şeyi söylerse gıybet etmiş olur Als iemand praat iets achter de rug van iemand die ze al hebben, dat iemand sets geruchten boven water (tot roddels)
niet willen zien) bir şeyi görmek istememek, het staat mij nog voor de ogen
opruimen temizlemek, toparlamak, iets uit de weg bir şeyi ortadan
over iets bir şeyin altindan kalkamamak, uit zijn nek kletsen/praten
üzerine yikmak, iets aan bir şeyi (y)a/e yüklemek, het ongeluk was te

Ana Sayfaya Dön