Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'bir' Kelimesinin Anlamları:

aan alles een tje te geven her şeyi tozpembe görüyor, her şeye bir renk
aan de stellen bir şeyi teşhir etmek, birinin kirli çamaşirlarini ortaya
aan de voelen birinin yeteneğini denemek birini sorgudan geçirmek, met
aan elkaar birbirine birleştirmek, eklemek
aan het brengen birine bir şeyi kavratmak, zijn gebruiken aklini
aan huis bizden biri gibi, een krijgen çocuğu olmak, noch kraai hebben
aan iemand (iets) hebben birinden (bir şeyden) hoşlanmamak, nefret etmek
aan iemands woorden birinin sözlerine inanmamak
aan iets bir şeyin kötü yanlarini düzeltmek, 3 (afschuren) siyirmak
aan tot iets bir şeye katkida bulunmak, 2 (gift) bağiş, hibe,
aan ya/e bir şeyi tutturmak
aan zijn birini sesinden tanimak, zijn kwijt zijn sesini kaybetmek, sesi
AANBREIEN g, (breide aan, h, aangebreid) örerek birleştirmek,
aanbrengen getirmek, 2 een ander schip başka bir gemiye çarpmak,
AANBRENGER (s) (verklikker) muhbir, ihbarci, jurnalci,
aandacht op (y)a/e dikkatini vermek, de blik op iets bakişlari bir şeye
AANDIENEN g, (diende aan, h, aangediend) iemand birinin
aandoen birine haksizlik etmek, ten e haksizca, haksiz yere
aandrang israr, met iets verzoeken bir şeyi israrla rica etmek
AANDRINGEN I f, gs, (drong aan, h, aangedrongen) (birine)
AANEENBINDEN g, (bond aaneen, h, aaneengebonden) (birbirine)
AANEENGESLOTEN birleşmiş, birleştirilmiş, araliksiz bütün
AANEENHECHTEN g, (hechtte aaneen, h, aaneengehecht) birbirine
AANEENSLUITEN I g, (sloot aaneen, h, aaneengesloten) 1 birbirine
aangesterkt hasta yeniden birazcik iyileşti,
AANGEWEZEN op iets zijn bir şeyle yetinmek zorunda olmak,
AANHAKEN g, (haakte aan, h, aangehaakt) (çengel) birleştirmek,
AANHANG taraftarlar, tarafolan grup, (birini) izleyenler,
AANHANGEN gs, (hing aan, h, aangehangen) 1 iemand birine
AANHANGSEL ( s, en) (bir kitapta) ek, ilave, med/tib het
aankijken birine sirt dönmek, tenezzül edip selamlamamak, zijn breken
AANKOPPELEN g, (koppelde aan, h, aangekoppeld) birbirine
aanleggen, / (bir yen) bebouwen, met gebouwen bezetten
AANLIGGEND (birbirine) bitişik, sinir sinira, yan yana,
AANLOKKELIJK z, çekici, cazip, uygun, een voorstel cazip bir
aanmaken a biriyle alay etmek, birini aşagilamak, b) (overwinnen) birini
AANMATIGEN kurumlu, kibirli, kendini begenmiş, küstahça,
AANPAPPEN gs, (papte aan, h, aangepapt) met iemand biriyle
AANPRATEN g, (praatte aan, h, aangepraat) 1 iemand iets birine
Aansliiting Birlesme ,Baglanti,Aansliiting
Aansluiten Baglamak,Birlestirmek,Siralamak,Aansluiten
AANSLUITING ( en) 1 birleşme, katilim (telefoon, trein)
AANSPRAAK (...spraken) 1 (biri ile) konuşma imkani, we hebben
AANSTAMPEN gs, (stapte aan, h/is aangestapt) 1 biraz hizli
AANSTONDS z, derhal, hemen hemencik, şimdi, kisa süre içinde, bira
aanstoten bardak tokuşturmak, met iemand biriyle bardak tokuşturmak, II
Aantal Adet,Sayi,Birkac,Aantal
AANTAL ( len) 1 birkaç, birkaç tane, bir kaç adet, een mensen
AANTREFFEN g, (trof aan, h, aangetroffen) 1 (birine) rastlamak,
aanvaarden bir şeyi sorgulamadan kabul etmek
AANVLIJEN (vlijde aan, h, aangevlijd) zich tegen iemand birine
aanvoelen bir şeyi sezmek, sezgiyle bilmek
AANVULLING ( en) 1 ilave, ek, een op een woordenboek bir
AANWEZIGHEID 1 (bir yerde) hazir bulunma, hazir bulunuş, uw is
AANWINNEN I f, g, (won aan, h, aangewonnen) kazanmak, land (bir
aanzeggen birini son kez uyarmak, in de slepen konmak, yakalamak, ele
AARDAPPELZIEKTE ( n, s) bir tür patates hastaliği,
Aas2 As,Birli,Aas2
abd kıs/afk. Amerika Birleşik Devletleri Verenigde Staten d. V.S. d.
abuk sabuk bir şey onzin d. nonsens d.
aç durmak 1 arm zijn, 2 (bir şey yememiş olmak) nuchter blijven, niets eten
acayip, tuha garip een e inval garip bir buluş, garip bir fikir
ACCLAMATIE (s) alkiş, een voorstel bij aannemen bir öneriyi
ACCLIMATISATIE havasina alişma, een proces bir yerin havasina
ACCREDITIEF (...tieven) hand/tic 1 akreditif, bir bankanin başka
ACCUMULATIE (s) 1 yiğilma, yiğişma, 2 econ/ekon faiz birikmesi,
acele ettirmek / 1 (birini iemand haasten, opjagen, 2 (bir şeyi
aceleci bir yaşam sürdürmek
aceleleştirmek (bir şeyi) iets bespoedigen
acemi birliği 1 eerste opleidingsplaats voor dienstplichtigen, 2 tar./hist.
achten, bendini biriyle zich vereenzelvigen met
achter birinin arkasinda olmak, birini desteklemek, iets de houden bir
achter de hebben bir şeyi yedekte bulundurmak, ihtiyatan elinde
ACHTERDEUR ( en) arka kapi, een tje openhouden bir kaçamak
ACHTEREENVOLGEND araliksiz, birbirini izleyen,
Achtereenvolgens Bir Bir ,Sirayla,Achtereenvolgens
ACHTEREENVOLGENS z, bir bir, bir biri ardindan, düzenli, sira
ACHTERELKAAR z, bir biri ardina, bir bir, teker teker, peş peşe,
Achterlaten ( Geride) Birakmak,Achterlaten
ACHTERLATING geride birakma, terk, met van (y)i geride
Achterstaan Actersattan Bij (Birinden) Geri Kalmak,Achterstaan Actersattan Bij
achterstallig günü dolmuş, vadesi geçmiş, 3 bot, bir yildan fazla yaşayan
ACHTERWEGE z, iets laten bir şeyi yapmamak, ihmal etmek,
achting birine saygi göstermek,
ACHTING saygi, hürmet, takdir, voor iemand voelen birine saygi
açiğa kavuşmak, iets naar brengen ileri sürmek, bir konuşmada gündeme
açiğa kavuşturmak, iets bir şeyi aydinlatmak, bir şeyi açiklamak, II gs,
açiğa vermek, birinden şikâyetlenmek, buiten zijn gaan haddini
açik bir gün, 5 (duidelijk) açik, belli, besbelli, aşikar, apaçik, seçik,
açik bir hava, van iets krijgen bir şeyin kokusunu almak, bir şeyi sezmek,
açık bir şekilde duidelijk, uitdrukkelijk
açik open ~ kapali dicht (bir seyin kapali açik olmasi anlaminda)
açiklamak, bir şeye açiklik getirmek
acıklı bir durum een pijnlijk geval
acıklı bir fılm een aandoenlijke film
açiklik kazandirmak, izah etmek, iets met voorbeelden bir şeyi örneklerle
açiklik, aydinlik, bulutsuzluk, iets tot brengen bir şeye açiklik
açiktan limana çekmek, 2 (v, mensen) (davetsiz) içeri sokmak, bir
acil tedavi (v. zieke) spoedbehandeling (acil tedbir) noodmaatregel d.
açilmak, ayrilmak, 3 op iemand (kötü niyetle) birinin üzerine gitmek
açilmak, tegen iemand birine bağirip çağirmak
acıma (ağrı) pijn d. 2 (birine, bir şeye üzülme) medelijden mededogen
acimak, zich over iemand birini himayesine almak
acitmak, iemand birini gücendirmek incitmek, kirmak,
açiyor, (uit het ei komen, civciv) çikmak, 5 ergens bir şeye çözüm
acmacak bir durumda
açmak, açmak, başlatmak, girişmek, een zaak bir iş açmak, het vuur
açmak, gevşetmek, 2 zich van een gedachte bir düşünceden kurtulmak, zich
açmak, postayi almak, posta kutusunu boşaltmak, 3 iemand de voet birinin
açmak, zijn hart bij iemand birine içini dökmek, birine dert yanmak
ACRYL yünsü bir sentetik madde,
ACTUEEL güncel, şimdiki, een actuele kwestie güncel bir sorun,
adamakilli, iemand afranselen birini iyice benzetmek
adamina göre davranmak, iemand de rug birinin sirtini okşamak, temiz bir
ADEM 1 nefes, soluk, in een bir solukta, in een iets
Ademoğlunun Kalbi, tıpkı kuş gibidir. Bir günde yedi kere değişir Het hart van de zoon van Adams is als een vogel, in een dag verandert het zeven keer
adet, yöresel bir görenek
adi bir hareket gemene streek d. gemene gedrag ordinaire uiting d.
adi geçen şey, de ene na de andere birbiri ardindan, het of ander
adimlamak, arşinlamak, een terrein bir sahayi ölçmek, iets breed bir
adiyla saniyla taninmak, sayilmak, iemand met en toenaam kennen birini çok
Adres Birakmak
Adres Birakmak Zijn/Haar Adres Door Geven ,Achter Laten,Adres Birakmak
af bir de sen öde! 3 iets op iemand bir şeyi birine yüklemek, bir
af ile serbest birakmak,
af of zon machine bestaat acaba öyle bir makina var mi?
af zijn birinden elini çabuk tutmak, birinden erken davranmak, 2 (modern)
af zijn birinden oldukça kurnaz davranmak
AFBREUK doen aan iets bir şeye zarar vermek,
afdeling bölüm, servis, kisim, iemand in nemen birini işe
AFFREUS korkunç, müthiş, korkunç bir şekilde,
afgaan, (su kanaal 9 (uzaklık) afstand d. 10 (bir een
AFHANDIG iemand iets maken bir şey birinden kurnazca aşirmak,
AFKNAGEN g, (knaagde af, heeft afgeknaagd) (bir parça) kemirmek,
afleggen büyük bir mesafe katetmek, 2 fark, de tussen wens en
aflossen/betalen, schoon schip maken, de rekening aflossen, 2 (bir konuyu
AFPRATEN g, (praatte af, h, afgepraat) (birçok konuda) konuşmak,
AFRAMMELING ( en) patak, tartak, iemand een geven birini
afrekenen? Ayvaz kasap hep bir hesap. Dat komt op hetzelfde neer. Dat maakt
Afrika Birli
Afrika Birli Afrikaanse Unie
Afrikaanse Unie Afrika Birli
AFSCHAFFING ( en) son verme, birakma, fesih,
AFSCHEID ayrilik, veda, ayriliş, nemen van iemand biri ile
AFSCHRIJVING ( en) muh, Amortisman, bir borcun taksit tasit
afschuiven, iemand tot zondebok maken, 2 (bir işi, opdracht enz.) op
afschuiven, iemand tot zondebok maken, 2 (bir işi, opdracht enz.) op
AFSNOEPEN g, (snoepte af, h, afgesnoept) iemand iets birinden
afspreken, (vurmak) slaan, (een pak slaag) geven, 16 (bir yöne
AFSTAMMEN gs, (stamde af, is afgestamd) 1 van iemand birinin
AFTROEVEN g, (troefde af, h, afgetroefd) fig/mec iemand birine
AFWAAIEN I f, gs, (waaide/woei af, is afgewaaid) 1 van bir yönden
AFWETEN (liet het afweten, h, het aflaten weten) het laten bir
AFWEZIG 1 zijn (bir yerde) olmamak, bulunmamak, de en
afwijzen teklifi geri çevirmek, bir rica kabul etmemek,
afwinden, (düğüm) losknopen, losmaken, ontwarren, 4 (buzlu bir şeyi
afzijn birinden erken davranmak, elini birinden çabuk tutmak, iemand slim
afzonderlijk pavyon, bir kuruluşa ait yapi,
ağaçboom bir dikili ağacı olmamak / n/ geen nagel hebben om zijn gat
ağacin dalini vurup düşürmek, iemand het hoofd birinin kellesini
AGEREN gs, (ageerde, h, geageerd) tegen iemand a) birinden
AGGLOMERATIE (s) (birleşmiş şehirler için) kompleks, yiğin
AGGREGATIE birleşme, toplanma
ağirlamak, iemand birini misafir etmek, 2 ikram etmek, iemand op iets
ağırlık birimi gewichtseenheid d.
ağırlık olmak / 1 (ağırlık yap zwaarder zijn dan, 2 (birine yük ol-
ağız birligi etmek / Afspreken om hetzelfde te zeggen
ağız burun birbirine karışmak er aangeslagen uitzien, (de vermoeidheid
ağızbirliği - ni onderlinge Afspraak d.
ağızbirliği etmek / onderling overeenkomen (wat men gaat zeggen)
AGOGISCH 1 muz/müz tempoyla ilgili, 2 bireysel ve toplumsal
ağrili bir yara, 2 (pijn veroorzakend) aci veren, acili, 3 acikli, üzücü,
ağza koyacak bir şey iets om te eten
ağzı bir karış açık kalmak / n/ perplex staan, verbijsterd zijn, uit het
ağzı bir karış havada onthutst, van zijn stuk gebracht
ağzimdan kaçti, zich geen woord laten ağzindan bir kelime kaçirmamak
ağzına almamak (bir şeyin adını) / n/ het ergens niet graag over willen
ağzina bir parmak bal sürmek
ağzına bir parmak bal çalmak / n/ iemand de mond snoeren, iemand
ağzına bir parmak bal çalmak / n/ iemand de mond snoeren, iemand
ağzına bir şey koymamak (de hele dag) niets gegeten hebben
ağzından bal akmak / n/ aardig praten, gezellig praten/spreken, bir eli
ağziyla yakalamak, iemand in zijn eigen woorden birini kendi sözleriyle
ahim şahim bir şey değil
ahım şahım bir şey değil Het is niet bijzonder. Het is niet veel zaaks.
aile bireyi familielid gezinslid
Ailebireyi Familielid,Ailebireyi
ailenin bir üzüntüsü vardir, het is niet om over naar te schrijven ahim
ailesinin geçimini sağlamak, in een gebrek bir eksiği gidermek, in de
aileye özgü bir şey, bizim aileden geliyor, bizim ailenin yapisidir, zit er
akil erdirmek, (bir şeye) akli ermek, dat versta ik niet onu anlamiyorum,
akıl karı degil het is onverstandig om te ... Böyle birşey yapmak akıl
akıl karı olmaz het is onverstandig om te ... Böyle birşey yapmak akıl
akilda tutmak, unutmamak, kulağina küpe etmek, 3 zich van iets bir şeyi
akişina/oluruna birakmak, umursamamak, onder staan su altinda durmak, er
akitmak, boşaltmak, 3 iemand birinden kurtulmak, birini postalamak
akitmak, hij is er aan onun bir suçu yok, 2 saf, günahsiz, temiz, een
akla getirememek, düşünüp bulamamak/çikaramamak, ergens niet onderuit bir
aklı bir karış havada olmak / n/ met het hoofd in de wolken lopen, (de
aklına getirmek 1 /, n/ (birinin) iemand aan iets herinneren, 2 / -
aklına iyi bir fikir esmek / n/ een inval krijgen, een idee krijgen
aklına iyi bir fikir gelmek / n/ een inval krijgen, een idee krijgen
aklini başina topla! een antwoord mantikli bir yanit, praten mantikli
aklını başına almak devşirmek tot bezinning komen, (bir zarardan vb. dolayı
aklını başına almak tot bezinning komen, (bir zarardan vb. dolayı akıllan-
aklini çelmek, iemand iets birine bir şey yapmamasini tavsiye etmek,
akmak, sel gibi akmak, het bier stroomde op het feestje eğlencede bira su
akraba, aan iemand zijn birine akraba olmak, II d, ( en) (erkek) akraba
aksilik etrafinda kol geziyor, şanssizlik yakasini birakmiyor,
al achten, 2 (kendini bir yerde, birşey) wanen, zich verbeelden,
al birini vur ötekine Het is een pot nat, zij zijn met hetzelfde sop
al-, yanına çek meesleuren, meeslepen, meelokken, 3 (birine
alaşaği etmek, korte met iets maken bir şeyin çabucak icabina bakmak
ALBATROS ( sen) zo, albatros, büyük bir deniz ördegi,
alçakgönüllü bir davraniş,
alçaltmak, aşağilamak, iemand (kötü davranip) birini incitmek, zich
aldi, iemand een verhoor (examen) birini sorguya (imtihana)
aldiriş etmiyor, hiçbir şeyden rahatsiz olmuyor,
aldirmamak, birini sikiştirmak, birinin ensesine binmek, birine işten nefes
alevlendi, birden şiddetlendi, in de pijp çok coşkulu/istekli, ateşli
alevlendirmek, een gevoel bir hissi tahrik etmek, II gs, ( ,is
Algebra De,Cebir,Algebra
ALGEBRA wisk/mat cebir
ALGEBRAISCH z, cebire ait, cebire göre, cebirsel
algemene genel bir kural, in de genelde, normal olarak, umumiyetle, een
Ali. van die Ucuz tarafindan bir kilo ... Een kilo van die
ALIAS I z, değişik bir isimle, II d, ( sen) takma ad, lakap,
ALIBI (s) jur/huk bulunmama ispati, gaybubet, yokluk, başka bir
alinti yapmak, iets uit en boek kitaptan bir şey almak, vreemde woorden
alip yere vurmak, birini acimasiz eleştirmek,
alir, bir haftaya mal olur, het zal mij drie dagen üç günümü alir
alişkanlik vazgeçmek, birakmak, het roken sigarayi unutmak,
alışmak vertrouwd raken met iets/iemand, 4 (bir şeye ilgi duy warm
alişmak, zich iets bir şeye alişmak,
aliştirmak, een dier op iets hayvani bir şeye aliştirmak, 2 (v,
alkolsüz Alcoholvrij, zonder alcohol, (bira) malt
Alla bir kulu idareci yapmak istediği zaman ona yardım elini uzatır Als Allah wil om een van Zijn dienaren een beheerder, Hij geeft hem een hand (hulp)
allah bir söz bir Ik heb mijn woord gegeven.
allah bir yastıkta kocatsın hd./volkst. ik wens jullie een gelukkig
allah God d. Allah d. Opperwezen körün istediği bir göz, Allah vermiş
Allahin inayetiyle, bij iemand in de komen birinin gözüne girmek, 3 (v,
ALLEBEI sa, her ikisi, her ikisi de, ikisi (birden), zij wonen
allemaal/alles ... wat de slaat ... dan/ den başka bir şey değil, tegen
allen gewerkt (diğerlerinden) en iyi o çalişti, iets afkunnen bir
almak birini tokatlamak,
almak pakken, wegnemen, 9 (iyilik/kötülük) doen birine iyilik/kötülük
almak, (opnoemen) art arda saymak, birer birer söylemek
almak, iemand aan een onderzoek birinin üzerini aramak, iemand aan een
almak, iemand in een ziekenhuis birini hastaneye almak, hastaneye kabul
almak, biri için mücadele etmek, een verwant(e) van moederszijde anne
almak, birini görev dişi birakmak
almak, danişmak, bij iemand ergens naar birinden bir şey hakkinda bilgi
almak, een in zijn gezicht yüze bir şamar, hayal kirikliği, pen krijgen
almak, een proces bir davaya başlamak,
almak, firçalayip temizlemek, tozunu almak, iemand a) birinin
almak, içermek, de hele regio tüm bölgeyi kapsamak, een periode bir dönemi
almak, iemand geld birinden cebren para almak, 2 (onthouden) mahrum etmek,
almak, iemand op de s tikken birine sert çikmak, birini azarlamak, iemand
almak, iets onder en brengen bir şeyi sözcüklerle ifade etmek, dile
almak, tereddüt etmek, met iets bir şeyi sallamak, bir şeyi ağirdan almak
almak, veel werk birçok işi üzerine almak, II gs, (wind enz,)
almak, yaziya dökmek, iets op een bord bir şeyi tahtaya yazmak, met de pen
almamak, iemand iets voor ogen bir şeyi birinin gözleri önüne sermek, paal
alo! (voor attentie) hey! bakar mism! bir baksana!
ALOE (s) I bot, ödağaci, sansabir, II med/tib sansabirdan
als afkan yapabileceğinden daha fazla, iets alleen niet bir şeyi
als bir şeyi/birini ... olarak tasvir etmek,
Als de ene hand de andere wast, worden ze allebei schoon. bir eli yağda bir
als een aan iemand hangen sülük gibi birine yapişmak,
als ik me niet vergis yanilmiyorsam, zich in iemand biri hakkinda yanilmak
als leider birini lider olarak görmek,
als zon gelegenheid zich voordoet... öyle bir firsat düşerse...
ALSMEDE bağ, ...ve de, ...ile birlikte,
alt tarafı maar, ne kılıyorsun? alt tarafı bir şaka waarom word je boos?
altıda bir een zesde
altijd door) durmadan, devamli, sürekli, ha bire, 2 çok, dat is
altinda olmak, 2 over iemand birini tedavi etmek, aan iets bir
altinda olmak, laten birakmak, dokunmamak, zijn baard laten sakalini
ALWEER z, yine, tekrar, bir kez daha, yeniden, gene, bir kere daha,
aman çok kisa, op een bir gün, günlerden bir gün, over vijf en
ambt bir görevi kabul edip başlama,
AMENDEMENT ( en) (yasa) düzeltme, tashih, resmen bir yasayi
amerika birleşik devletleri (A.B.D.) Verenigde Staten d. V.S. d.
AMETHIST geol/jeol mor renkte bir çeşit kuvars, billurlaşmiş
AMETIST geol/jeol mor renkte bir çeşit kuvars, billurlaşmiş
AMUSANT z, hoş, eğlendirici, eğlenceli, eğlendirici bir şekilde,
an I moment ogenblik tijdstip bir an voor een korte tijd/ogenblik,
anamal birikimi accumulatie van kapitaal d.
anamdan bir kere doğdum Ik zing niet tweemaal voor een cent.
ancak alleen, Bir sen bize yardım edebilirsin, Alleen jij kan ons
anda/seferde, bir anda, birden, iemand pen geven birinin kulağinin tozunu
ANDER I s, öteki, diğeri, öbür, başka, een boek başka bir kitap,
andere (başka) seçenek yok, 3 çeşit, een grote zengin bir çeşit
andere ... bir yandan ... diğer yandansa ... bir taraftan ... diğer
andere rechtbank başka mahkemeye havale etmek, 2 naar iets bir şeye
andere stoppen bir borcu diğeri ile ödemek, borcu borçla kapatmak, Aliden
Anderhalf Bir Bucuk,Anderhalf
ANDERHALF sa, bir buçuk,
ANDERMAAL z, ikinci kez, tekrar, yeniden, bir kez daha, silbaştan,
ANDERMANS bl za, başkasinin, başka birinin,
ANDERS I z, 1 başka bir şekilde, başka türlü, 2 iemand başka
ANDERSZINS z, başka bir şekilde, aksi halde,
ANDERZIJDS z, enerzijds... ... ...bir yandan ...diğer
angst korkudan altina/donuna etmek, het (met iemand) (biri ile)
ani (beklenmedik) onverwacht, onvoorzien, 2 (birden, aniden) ineens,
Ani Bir Olay Ceyran Etmesi
Ani Bir Olay Ceyran Etmesi kink,,Ani Bir Olay Ceyran Etmesi
anıtkabir - bri mausoleum grafmonument graftombe d.
anıtkabir - bri mausoleum van Atatürk in Ankara
Ankara, (met breuken) beşte bir een vijfde
anket, doen naar iets bir şeyi incelemek, araştirmak, markt piyasa
anlaşabilmek, plezier in iets bir şeyden zevk almak, 2 (merken) rastlamak,
anlaşmak, ayri (parçalardan) birleştirilmiş, oluşturulan,
anlat! iets naar zijn helpen canina okumak, bir şeyi bozmak, mahvetmek,
anlatmak istemek, içinde sindiremediği bir şeyi olmak
anlatmak, vertel me (er) eens over ...nin hakkinda birşeyler anlatsana, 2
anlayamamak, ervan op aan bir şeye güvenmek, itimat etrnek, er niet omheen
anlayan kimse, mijn s jeuken elim kaşiniyor, sabirsizlaniyorum, iemand op
anlayiş, kavrayiş, niet goed bij zijn zijn kafasinda biraz olmak, kafadan
ANTIDATEREN g, (antidateerde, h, geantidateerd) een brief bir
ANTRACIET I d, h, sert bir maden kömürü, antrasit, II s, koyu
antwoord birine cevap vermek, om u te emredersiniz efendim, II
antwoord een vraag sorunun cevabi, soruya cevap, een nacht bir gece,
apansizin, beklenmeksizin, een e aanval ani bir saldiri
apar topar, zich iets op de halen bir şeye maruz kalmak, 2 (persoon)
Apart Ayir Bir Yer (D) E ,Ayri ( Olarak ),Apart
APART I z, 1 (afgescheiden) ayri bir yerde, ayri bir yere, ayri
appels çok elma, mensen birçok insan, boeken birçok kitap, geld çok
april bir nisandan başlayarak
Aprilgrap Nisan Bir Sarkisi,Aprilgrap
APRILGRAP ( pen) Nisan bir şakasi,
aptalca birine bakmak,
aptalın biri olmak niet tot drie, tien kunnen tellen, stom zijn
ara sira, bazen, arada bir, 3 komen araya girmek
arabanin onun için bir anlami yok, zegt die naam je iets? bu ad size bir şey
arabasini sağa sürdü, scheep/den sevk etmek, dümen kullanmak, bir yöne
ARABESK ( en) 1 muz/müz arabesk, 2 çiçekli bir süs,
Arabische Liga Arap Birli
Arada Bir wel eens,Arada Bir
arada bir soms, af en toe
arada paketlemek, birlikte toparlamak
araklamak, iemands geld birinin parasini çalmak, een fiets bisiklet
aralarinda ilişki olmak, birbirini tutmak
aramak, (bezoeken) ziyaret etmek, iemand komen birini görmeye gelmek,
aramak, (in zeker opzicht) bazi yönleriyle, bir açidan, ik ben het
Arap Birli
Arap Birli Arabische Liga
arasinda, fig/mec dat blijft ons aramizda kalsin, er niet van kunnen bir
araştirip öğrenmek, keşfetmek, het net vissen bir yere geç
araştirmak, detaylara inmek, iyice araştirmak, iemands karakter birinin
araya girmek, nüfuzunu kullanmak, el atmak, 2 diep in iets bir şeyde derin
araziyi su altinda birakmak
arbeiders işçilerin sirtindan, iemand in de aanvallen birine arkadan
argo/plat otuz bir aftrekken, rukken, masturberen, 35 / (boya -,
ARGUSOGEN iets met bekijken bir şeye aşiri kuşkuyla bakrnak, bir
arkada birakmak, terketmek, hij heeft drie zoons nagelaten üç çocuk geride
arkadaşlik, özgecil bir dostluk,
arkalamak, rica, öneri) güçlendirmek, iemand birini desteklemek, birine
arkasi kesilmeden, iemand volgen birini sürekli izlemek
arkasını çevirmek / (birine iemand de rug toekeren, iemand met de
arkasını dayamak / (birine iemand vertrouwen, zich op iemand
armen kollari germek, 2 even de benen biraz yürümek
arresteren yakalamak, tutmak, 5 er eentje bir tek daha almak, bir kadeh
ARROGANT z, kibirli, küstah, burnu havada, burnu büyük, kendini
ARROGANTIE kendini beğenmişlik, kibir, kibirlilik,
arsa, saha bouwgrond d. terrein Antalya'dan bir yer aldık. Wij
artirmak, bir kenara koymak, geld para biriktirmek, 2 (spaarzaam
aşağilik heri 2 hor, aşağilayici, een e blik hor bir bakiş
aşik olmak, birine vurulmak, iemand aankijken birine vurgun vurgun bakmak,
aşiri, iki günde bir, het is kort çok az zaman var, çok acele,
aslanlar gibi savaşmak, met iemand biriyle dövüşmek, voor için mücadele
ASPIDISTRA (s) bot, aspidistra, zambakgillerden bir süs
assistentie d. 2 (ödenek) bijstand d. 3 (bir işe katkı)
ASSOCIATE (s) hand/tic 1 birlik, kurum, dernek, 2 psych/psik
Associatie Birlik,Dernek,Cagrisim,Associatie
Associatie van Zuidoost "Gney Dogu Asya Milletler Birligi Aziatische Naties "
ASSOCIATIER z, 1 birliğe ait, 2 psych/psik begrijpen çağrişim
ASTRONOMISCH astronomik, bedrag astronomik bir miktar,
atamamak, bir şeyden kurtulamamak, zwaar op de liggen mideye oturmak,
atar tutar ama ödleğin biridir, een grote hebben büyük konuşmak, de (zijn)
atar, bin akilli çikaramaz, iemand voor zetten birini gülünç duruma
ateş etmek, 4 op iemand (iets) biri (bir şey) hakkinda kötü
atımlık bir atımlık 1 genoeg munitie om in een keer af te schieten, 2
Atistiracak Bir Sey tussendoortje h(,s),Atistiracak Bir Sey
atla- aanvliegen, chargeren, 2 (bir şeyi almak için vb.)
atlama siriği, (wandelstok) baston, het met iemand aan de hebben biriyle
atlasi, een feit tarihsel bir gerçek, een e roman tarihi bir roman
atmak, iemand onder de houden birini baski altinda tutmak, en
atmak, kapi dişari etmek, iemand uit het land birini ülkeden atmak, sinir
atmak, önemsememek, ihmal etmek, iemand bij een ander birini
Attent Dusunceli,Ozenli,Tedbirli,Attent
ATTENT z, l uyanik, dikkatli, düşünceli, tedbirli, ihtimamli,
auto kendi arabam var, arabam var, hij heeft een winkel bir dükkani var, ik
AVERECHTS z, 1 tersine çevrilmiş bir şekilde, ters dönmüş, alt
Avrupa Birligi
Avrupa Birligi Europese Unie
Avrupa Para Birimi,
avuç - vcu handpalm d. (bir handvol,
avuç, avuç dolusu miktar, tutam, een bloemen bir tutam çiçek, 3 (handvat)
ayaklari altinda dolaşmak, birinin ayağina dolanmak/dolaşmak, langs de yol
ayakları birbirine dolaşmak / n/ over zijn eigen been/voeten struikelen
Ayda Bir Maandelijks,Een Keer Per Maannd ,Ayda Bir
ayda bir maandelijks, een keer per maand
Ayda Bir Verilen Cocuk Parasi
Ayda Bir Verilen Cocuk Parasi kinderbijslag,Ayda Bir Verilen Cocuk Parasi
ayda da bir zelden, bijna nooit
Ayir Bir Yer (D) E
Ayir Bir Yer (D) E Apart ,Ayir Bir Yer (D) E
ayirici bir özellik,
ayirip birakmak, 2 zich het recht hakki kendinde tutmak
ayirmak II f, g, (overlegde, h, overlegd) 1 iets met iemand biri ile bir
ayirmak, (v, hoed, bril enz,) çikarmak, 3 (wegbrengen) birakmak,
ayirmak, fig/mec de knoop önemli bir karar almak
aylik bir süre için, voor korte (lange) kisa (uzun) bir süre için, voor
ayni babadandirlar, III (lidwoord) bir, een boek bir kitap, man
ayni deliğe işerler, iemand de boven het hoofd houden birini korumak,
ayni tutmak, bir tutmak, zich met ile kendini özdeşleştirmek, 2 (de
ayri, tek olarak, yalniz, özel, iemand roepen birini ayrica
ayrica bir plak
ayricalik tanimak, iemand (boven een ander) birini (diğerine)
ayrintili, açik ve tam, açikça, iemand iets vertellen birine bir şeyi
ayvaz loopjongen d. knecht d. bediende ayvaz kasap hep bir hesap, Dat is
az weinig, (bir beetje, ( - bir miktar) gering aantal), (sayılan
az daha 1 (nerdeyse) bijna, 2 (biraz daha) nog meer
az önce, biraz evvel, demin, kisa süre önce, ik heb hem gezien onu demin
az ye de bir uşak tut Dop je eigen boontjes! Knap de boel zelf maar op!
azaltmak, etkisiz birakmak, 2 (v, gebied) tarafsiz kilmak, yansizlaştirmak,
azaltmak, iemands pijn birinin acisini hafifletmek,
azarlamak, een pak slaag geven) birine tokat atmak, op zijn krijgen
azarlamak, iemand birine iyi bir ders vermek, birini terslemek
azarlamak/paylamak, birine çikişmak,
azen kaartspel/isk as, birli, harten kupa birlisi,
azraile bir can borcu olmak aan niemand iets schuldig zijn, aan nieman iets
b bunda bir bityeniği var, şüpheli bir yani var
BAARD ( en) 1 sakal, zijn laten staan sakal birakmak, de in
BABBELTJE (s) sohbet, een maken met iemand biri ile sohbet
BABYLONISCH een e spraakverwarring fig/mec her kafadan bir ses,
bağimsiz olmak, met een in het graf staan bir ayaği çukurda olmak,
bağirmak, boğazini yirtmak, de kleur cirtlak bir renk
bağişlamak, maruz görmek, iemand birini affetmek, zich özür dilemek,
bağlamak, (blik, oog) dikmek, zijn ogen op iets gözlerini bir şeye
bağrina basmak, kucaklamak, iemand de hand birinin elini sikmak, 2
bağrışmak samen schreeuwen, (birbinne karşı) tegen elkaar schreeuwen
bahsetmek, tegen iemand birine konuşmak, birine hitap etmek, tot het hart
bakarmısınız (soru) Mag ik u misschien iets vragen? 2 (bir saniye!) Mag
BAKBEEST ( en) dev, dev gibi bir şev,
bakinip duruyor, bakiniyor, 3 op een cent bir kuruşun gözüne bakmak, bir
BAKKIE (s) 1 (koffie) bir fincan kahve, 2 (zendapparaat) argo
bakmak, ev, aile een brief van aileden bir mektup, de vrouw des huizes
bakmak, zijn plicht görevini yerine getirmek, een les voor iemand biri
Baktım ki bilmiyor (duymamış), bir yey demedim. Ik begreep dat hij niet op
bal honing d. ağzrna bir parmak bal çalmak / n/ iemand de mond snoeren,
BALANSBOEK ( en) hand/tic defteri kebir, yillik bilanço
BALEN gs, (baalde, h, gebaald) van iets bir şeyden bikmak,
BALLON (s) balon, een netje oplaten balon uçurmak, (bir şeyi
BALSPEL (...spelen) top oyunu, biljart is een bilardo bir top
balta bijl d. kapmes bir baltaya sap olmak (argo/plat) aan de bak komen,
bana bir fincan daha kahve ver, een feest eğlenti vermek, eğlence
BANJO (s) muz/müz bir çeşit telli saz,
bankada boş bir kadro var,
bankaya biri için verdiği ödeme emri, 2 müşteriye açilmiş kredi,
BARBERTJE Barbertje moet hangen her zaman bir günah keçisi bulunur,
bardaği bir yudumda/dikişte içmek, met volle en van iets genieten bir
bardaği dikmek, içip boşalimak, iemand van maken birini temizlemek,
bardaği doldurmak, (van) tranen gözyaşi dolu, een le trein dolu bir tren,
baren staaf goud) külçe, een goud bir külçe altin III d,
baş soğan bir kazani kokutur, een tje met iemand te schillen
basamak yapmak / (birini) iemand voor zijn karretje spannen, iemand
başanı yemek / n/ 1 (birinin) iemand problemen bezorgen, 2 (Ölümüne
başedebilmek, dengi olmak, iemand biriyle başedebilmek, veel geld
başına bir hal gelmek / n/ in een vervelende situatie verzeild raken, in
basınç birimi fız./nat. bar d.
basinç, een hoge boom yüksek bir ağaç, iemand hebben birini saymak, hoge
başindan atmak van iemand birinden kurtulmak, ik kon niet van hem
başini boş birakmak, serbest birakmak,
başını sokacak bir yeri olmak een eigen stek hebben, onderdak hebben
basit bir şey! 2 (trucje) hile, oyun
Baska Biri
başka bir deyişle met andere woorden, m.a.w.
başka bir eğitim vermek
başka bir eğitim vermek / omscholen
başka bir görünüş vermek, başka bir hava vermek, 2 fig/mec (achting)
başka bir sefer, in een bir defada, op tekrar tekrar, een tje bir
başka bir şey düşünmek
başka bir şey iets anders
başka bir şey istiyor musun? Anders nog iets? (wilt u/wil je) Nog iets
Baska Biri Lemand Anders,Baska Biri
başka biri iemand anders
başka gemiye bağlamak, 2 fig/mec iemand ayak üstü birine bir şey
başka ne? wie ? başka kim? ergens başka yerde, iets başka bir
başka yere koymak, er geen voet voor uzatili ayağini çekmemek, bir adim
başkanliğa seçmek, iemand in het bestuur birini yönetime seçmek, wie is er
başkasinin cezasini çekmek II h, het is een hard zor ve zorunlu bir durum
baski altinda tutmak, zulmetmek, (v, lach) yenmek, bastirmak, een volk bir
başlamak, de winnen turu kazanmak, * een om de arm houden bağlayici bir
başlamak, eenfles wijn bir şişe şarap açmak, u moet voor mij geen
başliyorum, aklima bir fikir geliyor II s, z, 1 açik, aydinlik, işik, het is
basmak, brieven mektuplari damgalamak, iemand tot verrader birine hain
basmak, een kind bir çocuğa severe bakmak, çocuğa pervane olmak, 3
bastiriyor, de schepen achter zich verbranden dönüş yolu birakmamak, son
BATAAT (bataten) bir tür tatli patates,
batmak, fig/mec aan iets bir şeyi yapmaya mecbur olmak, bir şeye bağli
Baviaan bir cesit buyuk maymun,Baviaan
bayağı (hiçbir özelliği olmayan) gewoon, alledaags, 2 (aşağılık) vulgair,
bayagi, een man sade vatandaş, siradan biri,
bayilmak, zijn op iemand birini çok beğenmek, door het te heen
BEAUTY (s) güzellik, güzel bir şey, güzel bir kimse,
BEDACHT düşünceli, ihtiyatli, hazirlikli, tedbirli, op iets
BEDACHTZAAM z, düşünceli, tedbirli, ihtiyatli,
bedava, II z, oldukça, bir hayli, slecht oldukça kötü, * spel geven
BEDELVEN g, (bedolf, h, bedolven) iets onder iets bedelven bir
beden, een sterk sağlam bir bünye, 2 (vereniging) yapi, organ, een
BEDENKTIJD düşünme süresi/zamani, een week vragen bir hafta
Beding bir sart ile,Beding
BEDING ( en) koşul, şart, onder geen hiçbir koşulda, hiçbir
BEDLEGERIG yatalak, hij is reeds een week yine bir haftadir
bedoeling amaç o değil, meram o değil, meer dan dan/den başka bir şey
bedrag bir miktar teklif etmek, bir miktar sunmak, hoger dan een
bedrag büyük bir meblağ, II z, (tamelijk) oldukça, bir hayli,
BEDUCHT korkmuş, zijn voor iets/iemand bir şeyden/birinden
beest/kind moet een hebben bir ismi olmasi gerek, het beestje/het kind/de
BEET I d, (beten) 1 (handeling) isirma, 2 (stuk) lokma, bir isirim,
Beetje Biraz,az,Beetje
BEETJE (s) biraz, birazcik, az, azicik, bir parça, een
BEFAAMD taninmiş, ünlü, şöhretli, meşhur, een artiest ünlü bir
begeleiden, (uzağa giden birini) iemand een goedr reıs wensen
Begenmis Kibir
Begenmis Kibir Verbeelding ,Begenmis Kibir
beğenmiş, gururlu, kibirli
beğenmiş, met e houding kibirle
beginnen başlamak, başlatmak, girişmek, een onderzoek bir araştirmayi
begrepen, (gerçekten) eigelijk, kortom, Nitekim hiçbir şey göremedim,
BEGRIJPELIJKERWIJS z, anlaşilir bir şekilde,
begrijpen zor, güç, çetrefil, een vraagstuk karmaşik bir soru
BEHAAGLIJK z, hoş, rahat, ferahlik verici, een gevoel hoş bir
BEHALVE il bağ, dan/den başka, bir yana, dan/den gayri,
behandelen birine ayricalikli davranmak, 3 (medaille) şeref madalyasi
behandelen muamele etmek, davranmak, iemand ruw birine kötü
BEHOERTIG vero/eski fakir, yoksul, een gezin yoksul bir aile,
behoort iemand met zijn verjaardag te feliciteren birinin doğum
bejaard yaşli, ihtiyar, kocamiş, een e man yaşli bir adam, (plat/argo)
Bejammeren biri icin aglamak,Bejammeren
beken beroem O sayılı yazarlarımızdan biridir, Hij is een van
BEKENDE (n) tanidik, bildik, een van mijn bekenden bir tanidik,
BEKEUREN g, (bekeurde, h, bekeurd) iemand birine para cezasi
BEKLAG şikayet, zijn doen over iets bir şeyden şikayet etmek,
beklemek, dat moet ik nog göreceğiz! görmek isterdim! iets zitten bir
beklemek, iemand birini beklemek, een kind bebek beklemek, hamile olmak,
beklemek, ik wil de zaak nog eens bu konuyu biraz daha düşünmek
beklenmedik bir anda (ile) ortaya çikmak, bir şeyle görünmek
beklenmedik bir mesele/aksilik, çapanoğlu
beklentiye cevap vermek, aan iemands wens birinin arzusunu yerine
BEKOGELEN g, (bekogelde, h, bekogeld) iemand met iets birine
bekomst zijn van iets, hebben bir şeyden gina getirmek/bikmak,
Bekoren meftun etmek,hayran birakmak,Bekoren
BELACHELIJK z, ong/ols gülünç, güldürücü, komik, gülünç bir
BELADEN yüklü, dolu, een onderwerp hassas bir konu II f g
belangen birinin çikarini gözetmek,
BELANGENGEMEENSCHAP ( pen) çikar birliği,
belangrijkheid önem, ehemmiyet, een zaak van groot çok önemli bir iş,
BELASTEREN g, (belasterde, h, belasterd) iemand birine iftira
beletten engellemek, durdurmak, mâni olmak, iets bir şeyi engellemek
belirli bir etiket yapiştirmak
belirli bir süre için tijdelijk, voor een bepaalde tijd
belirsiz bir adam. Joost mag weten wie die man is. Ne idiği belirsiz bir
belirsiz bir süre için voor onbepaalde tijd
belirsiz bir zaman için voor onbepaalde tijd
belirsiz bir zaman için, verlof süresiz izin, 2 taalk/dilb belgisiz, een
belki de umulmadik bir şekilde başariya ulaşir/oluverir, de bij de horens
belletmek, birini evire çevire dövmek, birini azarlamak, paylamak
beloften birini (vaatlerle) avutmak, kafa kola almak, 2 (van vissen)
beloning ödül, mükâfat, de eerste birinci ödül, de tweede winnen
BELOOP (gang) akiş, gidişat, gidiş, iets op zijn laten bir
BEMIDDELD s zengin, hali vakti yerinde, bir eli yağda bir eli
BEMINNEN g, (beminde, h, bemind) sevmek, iets (iemand) bir şeyi
ben hier al buraya aliştim, met iemand worden (zijn) biri ile
beneden birini aşaği düşürmek
beneden seviyenin altinda, boven seviyenin üstünde, iets op houden bir
beneden iemand staan birinin seviyesinden çok aşağida olmak, wat men van
BENEVENS il (y)a/e ilaveten, ...ile beraber, ile birlikte,
beni hiç mi hiç irgalamaz, geen van iets snappen bir şeyden hiç
beni rahat birak, wij waren ons zessen alti kişiydik, feliciteren de
BENIEUWD merakli, naar iets zijn bir şeye merakli olmak, bir
benim hesabima, iets in brengen bir şeyi hesaba yazmak/geçmek, houden
benim için çok önemlidir, zich aan iemand (iets) laten liggen biriyle (bir
benim için çok tatli bir yiyecekti
benimseyerek taklit etmek, iemand birinin izinde yürümek
BENUL geen hebben van iets bir şeyden anlamamak, hij heeft
benzer bir şekilde op een vergelijkbare manier
bepaald merk belli bir markayi tavsiye etmek, iemand een advocaat
bepaalde belirli bir zamanda, plaatselijke yerel saat, yerel zaman, komt
bepaalde mensen belli bir grup insanlarla ilişkisi olmak, 3 het kan
BEPAKKEN g, (bepakte, h, bepakt) iets bir şeyi yüklemek,
beraber (birlikte) samen, gezamenlijk, 2 (aynı seviyede) gelijkstaand
beraberce, topluca, beraber, hep birden
beraberinde getirmek, iemand de dwars zetten birini kösteklemek, geen
berbat bir taklit
bereid zijn om, ingaan op, 5 / (birine zich inlaten met,
BERICHTGEVER muhabir
beroep bir meslek seçmek, een richting yön seçmek, partij taraf
BEROEPEN g, (beriep, h, beroepen) 1 zich op iemand birinin
berouw over hebben, bir taşla iki kuş vurmak twee vliegen in een
Beroven soymak ,yoksun birakmak,Beroven
beş tane daha, meer biraz daha, eenmaal/ eenkeer bir kez daha, bir
besbelli bir gerçek, gün gibi ortada bir gerçek, 2 (plat/argo) inek herif,
BESCHAAMD z, utanmiş, mahcup, zich over iets bir şeyden utanç
BESCHEID iemand geven birine yanit vermek,
BESCHEIDEN z, 1 alçakgönüllü, mütevazi, kurumsuz, kibirsiz, 2
BESCHEIDENHEID alçakgönüllülük, mütevazilik, kibirsizlik,
BESCHERMING koruma, himaye, iets (iemand) in nemen bir şeyi
beşer, kuldur şaşar, kusursuz iş olmaz, iemand over het tillen birini
beşibirlik een gouden hanger met een waarde van vijf kleine gouden munten
beşibiryerde een gouden hanger met een waarde van vijf kleine gouden munten
Besini Birakmak
Besini Birakmak weglaten,Besini Birakmak
beslag nemen, 12 /, - de/ (bir seviye de -, niveau) handhaven,
BESMETTELIJK 1 bulaşici, bulaşkan, een e ziekte bulaşici bir
BESOGNE (s) uğraşi, zahmet, işgüç, veel hebben birçok işi
Besparen Biriktirmek,Tasarruf Etmek,Besparen
BESPAREN g, (bespaarde, h, bespaard) 1 biriktirmek, tasarruf
beşte bir vijfde, een vijfde 1
bestedingsbeperking 2 (biriken para) spaargeld 3 (kullanma
BESTELEN g, (bestal, h, bestolen) soymak, iemand birini
BESTRIJKEN g, (bestreek, h, bestreken) 1 een gebied bir
bestuur yerel yönetim, e tijd yerel zaman, yerel saat, 2 lokal, belirli bir
BETICHTEN g, (betichtte, h, beticht) iemand van iets birini
BETIJEN laat hem rahat birak,
Beu bir seyden gina gelmek,Beu
BEU (van) iets zijn bir şeyden usanmak, bikmak, ik ben het
bevestigingsmiddelen houden, blijven plakken, kleven, 9 (bir miktar
BEVINDEN g, (bevond, h, bevonden) 1 zich ergens bir yerde
bevordering birini terfi ettirmemek, birini terfide ihmal etmek, in het
BEVRUCHTEN g, (bevruchtte, h, bevrucht) döllemek, gebe birakmak,
bewaren, goed houden, houden, 8 /, - den/ (birini çatışmada iemand
BEWARING emanet, iemand iets in geven bir şeyi birinin
bewijs su götürmez bir ispat
bewijzen birinin cenaze töreninde bulunmak, cenaze törenine
BEWONDERING hayranlik, voor iets hebben bir şeye hayran olmak,
BEWOORDING ( en) tabir, ifade, terim, in algemene en genel
Beyaz Renkli Bir Sarap Turu
Beyaz Renkli Bir Sarap Turu Yquem,Beyaz Renkli Bir Sarap Turu
beyhude, iets proberen bir şeyi boşu boşuna denemek
bezakt pilisiyle pirtisiyle, birçok bagajla,
BEZETEN düşkün, deli, van iets zijn bir şeyin delisi olmak,
BEZETTINGSTROEPEN mv/çoğ mil/ask işgal birlikleri, işgal
BEZIGHOUDEN g, (hield bezig, h, beziggehouden) iemand birini
BEZIT mülkiyet, mal, varlik, mülk, iets in nemen bir şeyi
bezitten met een bepaalde rang, birinci dereceli memurlar eersterangs
bezlerinin şişmesiyle de kendini gösteren bir virüs hastaliği
bezoek birini ziyaretle onurlandirmak
bezoek afleggen, 3 (bağlamak) beginnen, 4 (bir yere gelmiş ol betreden
bezoek komen birine ziyarete gelmek, de t,v, komen televizyona çikmak,
BEZONNEN z, ihtiyatli, tedbirli, düşünceli, temkinli,
BEZUINIGINGSMAATREGEL ( en, s) tasarruf tedbiri, kisinti
BEZUREN g, (bezuurde, h, bezuurd) iets bir şeyin acisini
biçaği iki tarafli keser, iemand het op de keel zetten birinin girtlağina
biçak dayamak, birinin boğazina sarilmak, girtlağina basmak, sik boğaz
biçimlendirmek, biçim vermek, düzenlemek, resmileştirmek, een situatie bir
biçimsel davraniş, formalite, iets als een beschouwen bir şeyi formalite
biçmek, iets te hoog bir şeye fazla değer biçmek, iemands leeftijd
Bier bira,Bier
Bier Bira
Bier Bira
BIER ( en) bira,
bier bir kasa bira
BIERBLIKJE (s) teneke bira kutusu,
BIERBROUWER (s) bira imalatçisi,
BIERBROUWERIJ ( en) bira imalathanesi,
BIERBUIK ( en) bira göbeği,
BIERKRAT ( ten) bira kasasi,
BIERTAP bira musluğu,
BIERVILTJE bira bardaği altliği,
bij jes en beetjes adim adim, yavaş yavaş, ağir ağir, biraz biraz, een
bij ait olmak, beraber olmak, er hoort een deksel bij bir de kapaği olacak,
bij elkaar birlikte yapmak, müşterek yapmak, beraber yapmak
BIJ I d, ( en) ari II ilg, 1 da, de, iemand werken birinin
bij iemand birinde kalmak
bij iemand birine uğrayivermek, birine damlamak,
bij iemand birini ziyaret etmek, orn het leven (kazada) hayatini
bij iemand birinin gözünden düşmek, in zijn gözden düşmüş olmak
bij iemand birinin kapisini vurmak, çalmak, yoklamak, II gs, 1
bij iemand de deur iki de bir birine uğramak, birinin eşiğini aşindirmak
bij iemand goed (slecht) aangeschreven staan birinin nazarinda iyi
bij iemand om geld birine para yardimi için başvurmak, para için
BIJBELSPREUK ( en) ayet, incilden bir söz,
BIJDOEN g, (deed bij, h, bijgedaan) ergens iets bir şeye bir
Bijeen birlikte,Bijeen
BIJEEN z, birlikte, (hep) bir arada,
BIJEENBRENGEN g, (bracht bijeen, h, bijeengebracht) bir araya
Bijeendoen birlesmek,Bijeendoen
BIJEENDOEN g, (deed bijeen, h, bijeengedaan) birleştirmek, bir
BIJEENHOREN gs, (hoorde bijeen, h, bijeengehoord) birbirine ait
BIJEENHOUDEN g, (hield bijeen, h, bijeengehouden) bir arada
BIJEENKOMEN f gs, (kwam bijeen, is bijeengekomen) toplanmak, bir
bijeenkomst hoş bir toplanti, praten tatli tatli konuşmak, yârenlik etmek
BIJEENLEGGEN g, (legde bijeen, h, bijeengelegd) biriktirmek,
BIJEENROEPEN g, (riep bijeen, h, bijeengeroepen) çağirmak, bir
BIJEENVOEGEN g, (voegde bijeen, h, bijeengevoegd) birbirine
BIJEENZIJN gs, (was bijeen, is bijeengeweest) birlikte olmak,
BIJLICHTEN g, (lichtte bij, h, bijgelicht) iemand birine işik
bijoverlijden Allah sabir versin! başin sağ olsun! c) (beterschap) geçmiş
BIJSCHAVEN g, (schaafde bij, h, bijgeschaafd) biraz daha
BIJSLAAP cinsel ilişki, cinsel münasebet, birleşme, yatma,
bijten birinin sirtini yere getirmek, in het bijten sirti yere gelmek,
BIL ( len) kalça, kaba etlerden biri, wie zijn len brandt,
bildirecek bir şeyiniz var mi? 4 aanwijzen) göstermek, işaret
bildirmek, een vonnis bir karari bildirmek, II gs, işaret etmek, iemand op
bildirmek, söylemek, een boodschap aan iemand birine bir mesaj
bilememek, bir şeye çare bulamamak, b) (niet kwijt kunnen) bir şeyi başindan
bilgi birikimi knowhow d. kennis (v. zaken) d.
bilgi vermek, iemand over iets birine bir şey hakkinda bilgi vermek,
bilgili bir adam, 3 foto, banyo edilmiş, e films banyo edilmiş filmler
bilinen, taninan, worden bilinmek, iemand iets maken bir şeyi birine
biliyor, met ilgi ile, tonen voor bir şeye ilgi göstermek, veel
bilmedigi/anlamadigi bir konuda konuşmak, niet over één nacht gaan acele
bilmek, bir konuda kendini rahat hissetmek, handen ! bana dokunma! elini
bilmezlik, cüret, küstahlik, 2 (laatdunkendheid) kendini beğenmişlik, kibir
bilmiş olmak, kendini bir şey sanmak, kendini dünyanin akillisi sanmak,
bin bir mec./fig. duizend en een, duizenden, talloos, heel veel, van
bin işit, bir söyle Lange oren, korte tongen. Niet praten maar luisteren.
bin nasihattan bir musibet yeğdir Ervaring is de wijsheid der dwazen.
bin ölçüp bir biçmeli Bezint eer gij begint.
binde bir 1 heel af en toe, zelden 2 (eşsiz) zeldzaam, een uit duizenden
binde bir, eşsiz/emsalsiz biridir
bindiği dali kesmek, noch vis zijn hiçbir kaliba uymamak, (politikada)
BINDVLIES (...vliezen) anat, gözde bir zar, konjoktiv,
binmek, rahat vermemek, iemand birine dalina binmek
BINNENLATEN g, (liet binnen, h, binnengelaten) içeri birakmak,
BINNENPRETJE (s) insanin güldüren bir his, jes hebben kendi
binnenstromen, (mevki, iş, van functie) bekleden, 4 (birini meşgul et-,
BINTJE (s) bir tür patates,
Bir Een,Bir
bir (sayı) een, 2 (lidwoord) een, 3 (ayru) het/dezelfde, eender,
bir adam,
bir araya
Bir Basina
bir bir, arka arkaya) een voor een
Bir Bocek
Bir Bucuk
Bir Daha
Bir Dakika
bir kanit,
Bir Kere
Bir Kere
Bir Miktar
Bir Ogenblik
bir parça
bir parça
bir romani
bir şey,
bir şeyden
bir şeyden
bir şeye
bir şeye
bir şeye
bir şeye)
bir şeyi
bir şeyi
bir şeyi
bir şeyle
bir şeyle
bir şeyle
Bir Sure
Bir Taraftan
bir usta,
Bir Yana/Tarafa
bir yer,
Bir Yerde
bir yerde het naar zijn zin hebben, zich thuis voelen, zich
Bir Zamanlar
bir een
bir ...... için/ (y)e çanak tutmaktir,
bir açıdan in zekere zin, in bepaald opzicht
bir açidan, belli bir bakiş açisindan, uit financieel mali açidan
bir adamın adı çıkacağına canı çıksın. Het is beter om dood te gaan dan om
bir ağızdan in koor, eenstemmig, unaniem
bir aksilik olmazsa als alles mee zit, als alles goed gaat
Bir Aletin Nasil Calistigini Gostermek
Bir Aletin Nasil Calistigini Gostermek een tostel demonstreren,Bir Aletin Nasil Calistigini Gostermek
bir an even, eventjes
bir an evvel zo snel mogelijk, zo spoedig mogelijk
bir anda 1 (ansızın) onverwachts, opeens, ineens, plotseling, 2 (ikisi bir
bir anda ineens, plotseling, (hemen) meteen, in een ommezien II (zihin)
bir ander, 4 (başka şekilde) anders, op een andere manier, 5
bir anlayiş, 5 az, cüzi, bir iki, birkaç, een e groep birkaç kişilik grup,
Bir Ara wel eens,tijdlang,Bir Ara
bir arada samen, bijeen, bij elkaar
bir arada yaşamak / samenwonen
bir araya çağırmak / bijeenroepen
bir araya gelmek 1 (toplanmak) bijeenkomen, samenkomen, vergaderen, 2 (üst
bir araya getirmek / inzamelen, bijeenbrengen, samenbrengen,
bir araya koymak,
bir araya toplamak
bir araya toplamak / 1 verzamelen, samenbrengen, bijeenbrengen, 2
bir aşağı bir yukarı heen en weer (zonder bepaald doel)
bir atımlık barutu kalmak weinig om handen hebben
bir avuç handvol
bir avuç insan
bir avukat tavsiye etmek, zich aanbevolen houden (voor) bir şeye her
bir ayağı çukurda olmak met een voet in het graf staan
Bir az Weinig
Bir az Weinig
bir bakıma in zekere zin, in bepaald opzicht
bir bakiş açisi
bir baltaya sap olmak (argo/plat) aan de bak komen, een baantje
bir bardak çay lütfen Een glaasje thee, alsjeblieft!
bir bardak suda fırtına koparmak een storm in een glas water veroorzaken,
Bir Bas Marul
bir baş soğan bir kazaru kokutur Een rotte appel in de mand maakt heel het
Bir Bas Marul krop,Bir Bas Marul
bir başari, 6 (niet slecht) orta halli, orta derecede, fena değil, de
Bir Basina Op Zijn Eentje,Bir Basina
bir başına in z'n eentje, moederziel alleen
bir başkasi ile buluşturmak, ilişkiye geçirmek, taniştirmak, in
bir başkasiyla kariştirmak, birini birine benzetmek, 3 het tijdelijke met
bir başlangiç işin yarisini başarmaktir, een jaar alti ay, yarim sene,
bir ben bir allah bilir (Wat ik allemaal meegemaakt heb) dat weten alleen
Bir Bir Achtereenvolgens,Bir Bir
bir bir een voor een
bir bira bardagi, het heffen kadeh kaldirmak, 4 scheep/den yarim saat
Bir Bocek tor d (,ren),Bir Bocek
bir boka yaramamak k./vulg. totaal nutteloos zijn, geen enkel nut hebben
bir bölgeyi yağmalamak
bir boy hd./volks. 1 een keer, 2 (afstand) heel lang, ver
bir bu eksikti ook dat nog
Bir Bucuk Onderhalf,Etmek,Bir Bucuk
bir buçuk anderhalf
bir bütün olmak een zijn/worden, verenigd zijn, zich verenigen
bir bütün olmak, tek yumruk olmak, birleşmek, tek vücut olmak, man
Bir Cesit Buyuk Maymun
Bir Cesit Lahana
Bir Cesit Buyuk Maymun baviaan,Bir Cesit Buyuk Maymun
Bir Cesit Lahana Savooiekool,Bir Cesit Lahana
bir çiçekle yaz gelmez Een zwaluw maakt nog geen zomer. Een bonte kraai
bir çift sözü olmak / iets te zeggen hebben, iets op te merken hebben
bir çift, 3 (enige) birkaç, bir iki, birkaç tane, een dagen birkaç gün,
bir cinayet, koud müthiş soğuk,
bir çırpıda in een klap, in een handomdraai, meteen, ineens
bir çivisi eksik Er zit een steekje bij hem los. Hij is gek. Hij is niet
bir çöplükte iki horoz ötmez (Er dienen) Geen twee hanen op een erf, Er kan
bir çuval inciri berbat etmek de gang van zaken bederven, alles in het
bir çuval inciri bok etmek de gang van zaken bederven, alles in het water
bir dağda bir bağda olmak van het ene uiterste in het andere vervallen
Bir Daha Nog eens,Bir Daha
bir daha nog een keer, nog eens, weer, eens te meer
Bir Dakika Ogenblik,Bir Dakika
bir dakika Ogenblikje! Moment! Wacht eens!
Bir Dakka Lutfen
Bir Dakka Lutfen Ogenblik,Kod,Bir Dakka Lutfen
bir damla 1 (küçük) heel klein, 2 (az) klein beetje, een druppeltje
bir de bovendien, verder, daarbij
bir dediği bir dediğini tutmamak / n/ zichzelf tegenspreken
bir dediğini iki etmemek / n/ iemand op zijn wenken bedienen, iemands
bir defa 1 eenmaal, een keer, 2 (hele, özellikle) vooral, voornamelijk
bir defada in een keer
bir defalık slechts voor een keer
bir deli bir kuyuya taş atar, bin akıllı çıkaramaz Een gek kan meer vragen
bir dene, * het past mij niet a) (het schikt niet) bana uymuyor, b) bana
bir dere dolar, als de voor iets zijn bir şeyden ölesiye korkmak,
bir dereceli seçim directe verkiezing d.
Bir Dereceye Kadar
bir dereceye kadar tot een bepaald niveau, tot op zekere hoogte
Bir Dereceye Kadar Enigarmate,Bir Dereceye Kadar
bir deri bir kemik broodmager, vel over been
bir deri bir kemik kalmak vel over been zijn, broodmager zijn
bir dikili ağacı olmamak / n/ geen nagel hebben om zijn gat te krabben,
bir dili iyi bilmek, die gedachte beheerste haar o düşünce onu
bir dine salik olmak, 3 zijn geloof inanci ikrar etmek, bir dine
bir dudağı yerde bir dudağı gökte zo lelijk als de nacht
bir durum, een vraagstuk zor bir problem, kafa yorucu bir problem, 2 (v,
bir eda takinmak, fig/mec de en gladstrijken pürüzleri halletmek,
bir el bir eli yıkar, iki el de yüzü yıkar Als de ene hand de andere wast,
bir elbiseyi kisaltmak, 2 kisitlamak, een bezoek ziyareti kisa kesmek,
bir eli balda,
bir eli yağda bir eli balda olmak welgesteld zijn, bemiddeld zijn, gegoed
bir elin nesi var iki elin sesi var Vele handen maken licht werk. Als de
bir eliyle verdiğini öteki eliyle almak iets met de ene hand geven en met
bir ev, boş bir ev
bir fikrim yok Geen idee! ik heb geen idee!
bir fikrim yok, ne bileyim, b) bilmiyorum, beni ilgilendirmez, weet je wat?
bir filmi kesmek
bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır Het zijn de kleine dingen die 'm
bir gemiyi batirir, daar zal geen meer naar kraaien artik buna kimse
bir görmek /, geen onderscheid maken tussen, gelijkstellen, als
bir görüşte olmak / het eens zijn
bir gün 1 etmaal een dag, 2 een keer, wel eens
bir gün evvel zo snel mogelijk, zo spoedig mogelijk
bir gün uğrarım Ik kom wel een keer langs. 3 (geçmişte eens, vroeger,
Bir Gunluk Tatilciler
bir günlük 1 (bir gün süren) eendaags, 2 (bir gün için) voor een dag
Bir Gunluk Tatilciler dagjesmensen,Bir Gunluk Tatilciler
bir hal olmak 1 (birden öl ineens doodgaan, 2 (rahatsız ol zich niet
bir hali olmak, uit eigen betalen keseden ödemek, cebinden ödemek, geen
bir hastaliği bulaştirmak, (başkasina) geçirmek, 2 op een nieuwe rekening
bir hata, e uitgaven ufak masraflar, 7 (v, geld) ufak, bozuk, küçük, geld
bir hava, een e winter yumuşak bir kiş, * een e dood kolay ölüm, acisiz
bir hayli heleboel, enorm, aanzienlijk, heelveel, nogal
bir heceli eenlettergrepig
bir hirsizi arayip bulmak
bir hirsizliği bildirmek, 3 een geboorte bir doğumu nüfusa
bir hoş olmak 1 (şaşırmak) verbaasd 2 (hüzünlenmek) zich verdrietig voelen.
bir hoşluğu olmak / n/ zich ongemakkelijk voelen, zich naar voelen.
bir içim su 1 (çok güzel) beeldschoon, heel mooi, 2 (güzel kız) schoonheid
bir idiasini (vb,) yutmak, bilerek söylememek
bir ihtimal daha var Er is nog een alternatief.
bir ihtimal misschien, wellicht
bir iki enkele, enige, een paar
bir iklim, een e regen hafif bir yağmur, weer yumuşak bir hava, mutedil
bir insan, 3 (gevaarlijk) tehlikeli, zararli, habis, een e ziekte tehlikeli
bir işe yaramamak van nul en gener waarde zijn, nergens toe dienen
bir işi çekip çevirmek, 2 burmak, bükmek, kivirmak, sarmak, touw
bir işte sakal ağartmak
bir kaba işemek een pot nat zijn, twee handen op een buik zijn
Bir Kac Verscheiden ,Bir Kac
Bir Kac Kez Verscheiden ,Bir Kac Kez
bir kalemde in een keer, in een haal, en blok, en gros
bir kalemde silmek / (borç, schuld) in een keer afbetalen
bir kalıptan çıkmak op dezelfde leest geschoeid zijn
bir kapıya çıkmak op hetzelfde neerkomen
bir karakter onopvallend karakter, onbeduidend karakter, silik bir
bir kararda vast, onveranderlijk
bir kariş havada, akli havalarda, van het tot de voeten baştan aşaği,
bir karış heel kort (v. lengte)
bir kaşık suda boğmak / dodelijke haat koesteren
bir kavanoz reçel, 2 (partijtje, oyunda) parti, el, kleine s hebben grote
bir keklik kirdaki on kekliğe bedeldir, men kent de aan zijn veren diş
bir kelime ile in een woord
bir kelimede yer alan seslilerle sessizlerin yer değiştirmesi)
Bir Kenara Itmek
bir kenara koymak / (para, geld) sparen, potten, terzijde leggen
Bir Kenara Itmek wegwuiven,Bir Kenara Itmek
Bir Kere Een Keer,Eens,wel eens,Bir Kere
Bir Kere Eenmaal,Bir Kere
bir kere daha 1 wederom, nogmaals, alweer, nog een keer, 2 (yeniden)
Bir Kez Eenmaal,Bir Kez
bir kez daha 1 wederom, nogmaals, alweer, nog een keer, 2 (yeniden) opnieuw
bir kimse iemand
Bir Kimseye Karsi Zirhlanmak
Bir Kimseye Karsi Zirhlanmak pantseren tegen,Bir Kimseye Karsi Zirhlanmak
bir kişilik eenpersoons-,
bir kişilik oda eenpersoonskamer d.
bir kitaba yazilmak kitap ismarlamak
bir kiza tecavüz etmek
bir koltuğa iki karpuz sığmaz Wie op twee hazen jaagt, vangt geen enkele.
bir konu, 2 spreekt/kd aanzienlijk) bir hayli, çok, oldukça, büyük
bir konuda becerikli olmak,
bir kör oğlu bir ayvaz hd./volkst. ik en mijn vrouw
bir köşeye atmak / (para, geld) sparen, oppotten, terzijde leggen
bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır Een rotte appel in de mand maakt
bir kulağından girer diğer kulağından çıkar Het gaat het ene oor in en het
bir kulağından girer öbür kulağından çıkar Het gaat het ene oor in en het
bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak / n/ 't ene oor in en 't
bir kuruşun ardına bakmak zeer gierig zijn, op een cent kijken
Bir Kus Cesidi
Bir Kus Cesidi Spotvogel,Bir Kus Cesidi
bir kuş, mavi baştankara
bir kusuru vardır. Het beste paard struikelt wel eens.
bir laf edememek, er was geen tussen te krijgen turşu dedirtmedi, alsof je
bir mevkiyi işgal etmek, van de eerste birinci sinif, birinci dereceden,
Bir Miktar Vleugje ,Bir Miktar
bir miktar (een) beetje
Bir Miktar Para
Bir Miktar Para Som,Bir Miktar Para
Bir mu’min Aynı delikten iki defa ısırılmaz. Een moslim is nooit twee keer geslagen uit hetzelfde gat
bir müddet uzatmak, met iemand een gesprek biri ile konuşmaya
bir musibet bin nasihattan yeğdir Ervaring is de wijsheid der dwazen. Door
bir müziği duymak zevktir, 2 yararlanma, istifade, voor het oog göz
bir nalına bir mıhına vurmak water in de ene en vuur in de andere hand
bir nefeste in een adem
bir nisan een april, gekkendag d.
bir nisan şakası een april grap d.
bir numara olmak, en iyisi olmak, birinci olmak, hij is een bir numara!
Bir Ogenblik 1 Saniye,Bir Ogenblik
bir ölçüde enigermate, enigszins, in zekere mate
bir olmak een zijn, een eenheid vormen, de krachten bundelen
bir otobüs iptal edildi, gelmedi, 3 kesilmek, durmak, de radio is
bir parça 1 (biraz) een beetje, klein stukje, 2 (şöyle böyle) matig,
bir payda altında toplamak / alles onder een noemer brengen
bir ruh hastaliği,
bir saha, (v, persoon) fig/mec verimsiz, ürün vermeyen, kisir
bir saniye eventjes, ogenblikje, even, momentje
bir saniye Ogenblik(je)! Moment! Wacht eens!
bir şansi kaçirdiğina) saçini başini yolmak, başini taşlara vurmak, dizini
Bir Sart Ile beding,Bir Sart Ile
Bir Secit Eltopunu Ileri Geri Atarak Oynamak
Bir Secit Eltopunu Ileri Geri Atarak Oynamak kaatsen,Bir Secit Eltopunu Ileri Geri Atarak Oynamak
bir sefer 1 een keer, eenmaal, 2 (hele, özellikle) vooral, voornamelijk
bir seferde in een keer
bir seferlik slechts voor een keer, eenmaal, eenmalig
bir şekilde, eerder, beter ne kadar erken olursa o kadar iyi olur, III h,
bir şekilde, muzafferce, başariyla, de witte beyaz bayrak, teslim bayraği
bir şevden almak, ayirip almak, bij iemand iets birinden bir şeyi
bir seviyeye getirmek / nivelleren
Bir Sey Iets,Bir Sey
bir şey anlamadım, Ik heb geen plezierige vakantie gehad. 7 yanlış anlamak
bir şey bilmiyor, haberi yok, iets uit de krant bir şeyi gazeteden
Bir şey degil Niets te danken, geen dank
Bir şey değil Niets te danken, geen dank
bir şey değil Graag gedaan! Niets te danken!
bir şey değil, teşekküre değmez, mernnuniyetle, Dank u! teşekkür
bir şey göndermek, 3 (toebehoren) ait olmak, dat komt ons toe bize ait, 4
bir şey iets s iyi bir şey, 3 (nut) fayda, çikar, yarar, voor iemands eigen
bir şey iets, een ding
bir şey olarak görmek, birini bir şey sanmak, birini bir şey yerine koymak,
bir şey sağlamak, 2 (baten) yaran dokunmak, yaramak, 3 (verplegen)
bir şey sanmak teleurgesteld worden (door misrekening enz.)
Bir şey söylemedim. Ik heb niets gezegd. öyle bir şey iets
bir şey söyleyebilir miyim? wat zeg je ervan? ne dersin? wat zegt u? pardon?
bir şey söyleyemem!
bir şey üzerine biri ile konuşmak, 6 (bevallen) hoşa gitmek, hoş
bir şey yok! tehlike yok! in (geval van) gerektiğinde, tehlikede, tehlike
bir şey, van dik zaagt men planken kaba tahtadan kalas olur, kaba saba iş
bir şey, zon lawaai heb ik nog nooit gehoord böyle bir gürültü ömrümde
Bir Seyde Mutabik Olmak
Bir Seyde Sebat Etmek
bir şeyde becerikli olmak
bir şeyde parmağı olmak / n/ in iets betrokken zijn, de hand,in iets
Bir Seyde Mutabik Olmak toestemmen in iets,Bir Seyde Mutabik Olmak
Bir Seyde Sebat Etmek persisteren,Bir Seyde Sebat Etmek
Bir Seyden Gina Gelmek
bir şeyden bikana kadar bakmak, güzelliğini kaniksamak, 2 iets van
bir şeyden çakmamak ergens geen kaas van gegeten hebben, er geen bal van
bir şeyden hiç bir şey anlamamak
bir şeyden hiçbir şey anlamamak, elkaar de toespelen paslaşmak,
bir şeyden hoşlanmak, geen meer kunnen zeggen a) tika basa yemek,
bir şeyden iyi beklentisi olmak, umutlanmak, iets niet meer zien bir
bir şeyden karli çikmak
bir şeyden kumılamamak) iets niet kunnen vermijden, ergens niet aan kunnen
bir şeyden utanmak, bir şeyden utanç duymak, sikilmak, zij zich zoiets te
bir şeyden vazgeçmek, el çekmek, bir şeyi birakmak, hij liet niet af
bir şeyden zevk almak, haz duymak, met zevkle, een voor de ogen göz
Bir Seyden Gina Gelmek beu,Bir Seyden Gina Gelmek
Bir Seye Derinlemesine Dalmak
Bir Seye Duskun Olmak
Bir Seye Karsi Koymak
Bir Seye Saplanip Kalmak
bir şeye (birine) doğru gitmek, ilerlemek, adimlamak,
bir şeye bağlanmak, II gs op (y)a/e tutmak, yapişmak
bir şeye bakip durmak, başlamaya cesaret edememek
bir şeye başlamak, in het başlangiçta, başinda, van het tot het
bir şeye benzememek geen nut hebben, nutteloos zijn, geen zin hebben
bir şeye dikkatini çekmek
bir şeye dikkatini çekmek,
bir şeye dokundurmak
bir şeye geri dönmek, 3 (nogmaals komen) tekrar gelmek, kom morgen maar eens
bir şeye için için sevinmek
bir şeye iets betreuren, erg vinden
bir şeye ilgi göstermek, ehemmiyet vermek, op een voorstel bir teklife
bir şeye inanmak, öylesine inanmak, dat is oude eski hikaye
bir şeye karar vermek)
bir şeye karşi koymamak, moeten wij daar nu maar in ? ona
bir şeye kulak asmak, II gs, tot iets bir şey meyletmek, eğilim göstermek,
bir şeye tebessümle bakmak
bir şeye teşvik etmek, coşkulandirmak, birinin ilgisini uyandirmak, II gs,
bir şeye uğramak, maruz kalmak
bir şeye uymak
Bir Seye Derinlemesine Dalmak Verdiepen ,Bir Seye Derinlemesine Dalmak
Bir Seye Duskun Olmak tuk~op iets zijn,Bir Seye Duskun Olmak
Bir Seye Karsi Koymak tegenin ergens gaan,Bir Seye Karsi Koymak
Bir Seye Saplanip Kalmak Verzanden ,Bir Seye Saplanip Kalmak
bir şeye/birine karşi koymak, op een vraag niet bir soru cevaplamak, op
Bir Seyi ? Tercih Etme
Bir Seyi El Yordamiyla Aramak
Bir Seyi Embriyo Halinde Bastirmak
Bir Seyi Gozunde Buyutmek
Bir Seyi Kendine Mal Etmek
Bir Seyi Oldugu Gibi Kabul Etmek
Bir Seyi Parmakla Yada Bir Seyi Cikarmak Icin Calismak
Bir Seyi Teshir Etme
Bir Seyi Yanlis Hesaplamak
bir şeyi ağira almak, ciddiye almak, bir şeyden dolayi kederlenmek,
bir şeyi anlaşilir hale getirmek,
bir şeyi anlayamamak
bir şeyi asla/hiç yapmamak, voor hetzelfde ayni şekilde/ölçüde, geen
bir şeyi banda almak, een film film çekmek, 9 (tot zich nemen) emmek,
bir şeyi başka bir şekilde denemek, nog heel wat voor de hebben
bir şeyi baştan savmak, bir şeyden siyrilmak/kurtulmak, iemand
bir şeyi belirlemek,
bir şeyi bir şeyle değiştirmek, birini verip diğerini almak, değiş tokuş
bir şeyi bir tür malumat olarak kabul etmek, bilgi mahiyetinde kabul etmek,
bir şeyi birindcn görerek öğrenmek, de straat caddeyi bakarak
bir şeyi birinin başina kakmak, het je van de zalm alasi, en iyisi, en
bir şeyi birinin yaptiğini söylemek
bir şeyi çok övmek, ballandirmak, göklere çikarmak, yüceltmek
bir şeyi dayatamazsin, een deur kapiyi zorlamak, 2 (doen groeien) vaktinden
bir şeyi dörde bölmek, met deuren dört kapili, met motoren dört motorlu,
bir şeyi embriyon halinde bastirmak, kökünü kazimak, köküne kibrit suyu
bir şeyi en ince detaylarina kadar anlatmak, iciğini ciciğini anlatmak
bir şeyi geri çevirmek, kabul etmemek, reddetmek, 2 (vellen) jur/huk
bir şeyi gözüyle yemek, aç gözlüce bakmak, a/e göz dikmek, onder vier
bir şeyi hatirlatmak
bir şeyi hayati ile ödemek, ergens voor cezasini çekmek, cezasini
bir şeyi incelemeye gönderrnek, 3 betaalbaar na ibrazinda ödenir
bir şeyi kapali kapilar ardinda görüşmek, een vogel in de kooi kuşu kafese
bir şeyi kendi sorumluluğu altina almak, op eigen mesuliyeti kendine olmak
bir şeyi kulağina küpe etmek, de muren hebben oren yerin kulaği vardir, nog
bir şeyi olmak
bir şeyi sezmek, farkina varmak, bir şeyi (araştirip) öğrenmek, keşfetmek,
bir şeyi uygulamak, pratiğe dökmek, 2 (clientele) müşteriler, kwade en
bir şeyi yanliş değerlendirmek, iets als een belediging bir şeyi hakaret
bir şeyi yapabilmek/bilmek, hij kan me wat başka kapiya! ne yapacağimi ben
bir şeyi yüklemek, birinin başina bir şey sarmak II f, g, (schepte op, h,
bir şeyi yürütmek, aşirmak
Bir Seyi ? Tercih Etme Verkiezen ,Bir Seyi ? Tercih Etme
Bir Seyi El Yordamiyla Aramak tast dp de~iets zoeken ,Bir Seyi El Yordamiyla Aramak
Bir Seyi Embriyo Halinde Bastirmak kiemsmoren,Bir Seyi Embriyo Halinde Bastirmak
Bir Seyi Gozunde Buyutmek tegenop ergens zien ,Bir Seyi Gozunde Buyutmek
Bir Seyi Kendine Mal Etmek toeeigenen (zich iets),Bir Seyi Kendine Mal Etmek
Bir Seyi Oldugu Gibi Kabul Etmek Voetstoots ,Bir Seyi Oldugu Gibi Kabul Etmek
Bir Seyi Parmakla Yada Bir Seyi Cikarmak Icin Calismak peuteren,Bir Seyi Parmakla Yada Bir Seyi Cikarmak Icin Calismak
Bir Seyi Teshir Etme kaak,Bir Seyi Teshir Etme
Bir Seyi Yanlis Hesaplamak Verkijken ,Bir Seyi Yanlis Hesaplamak
Bir Seyin En Yogun Zamani
Bir Seyin Olmasina Ozen Gostermek
bir şeyin doğruluğunu kabul etmek, 2 tanimak, de onafhankelijkheid
bir şeyin kabahatini birine yüklemek, 3 (zonde) günah, * belofte maakt söz
bir şeyin sözünü etmek
bir şeyin tadinda olmak, dat smaakt lezzetli, tatli, smaakt het u?
Bir Seyin En Yogun Zamani piekuur,Bir Seyin En Yogun Zamani
Bir Seyin Olmasina Ozen Gostermek toezien,Bir Seyin Olmasina Ozen Gostermek
bir şeyle ciddi ilgilenmek, bir şeyin içine dalmak
bir şeyle övünmek, bir şeyle iftihar etmek
bir şeyle zenginleştirmek
bir şeyler atiştirayim, 2 (ofschoon) diği halde,
bir sıkımlık canı olmak / n/ zeer mager zijn, erg zwak zijn, vel over
Bir Sirri Dile Vermek
Bir Sirri Dile Vermek Verklappen ,Bir Sirri Dile Vermek
bir solukta in een adem, heel snel
Bir Sonraki Gun Overmorgen,Bir Sonraki Gun
bir sonuca varmak tot een conclusie komen, concluderen
bir sorun mu var? Wat scheelt er aan? Hapert er iets aan? Wat is er aan de
biR sözcüğün anlami, 2 (belang) önem, het is van o önemlidir,
bir surat, 2 (ruw) kaba, adi, kötü, siradan
Bir Sure tijdlang,Bir Sure
bir süre için tijdelijk, voor een bepaalde tijd
bir süre önce kort geleden, onlangs
bir süre saklamak, muhafaza etmek, 2 (nog over hebben) geriye
bir süre, de zal het leren zaman gösterecek, in de loop van de zamanla,
Bir Suru Anahtar
bir sürü iş gedoe een heel karwei
bir sürü iş, başini kaşiyamayacağin kadar iş, 2 (onbetaald werk) angarya, 3
bir sürü lafla met veel omhaal van woorden, uitvoerig
bir sürü tal (van dingen/mensen), tamelijk, heel veel
Bir Suru Anahtar Sleutelbos,Bir Suru Anahtar
bir tahtasi eksik
bir tahtası eksik gek, getikt, niet goed snik, Bij hem is een steekje los.
bir tane 1 (bir) een, eentje, 2 (yegane) (ender) enig, uniek,
bir tanem Schat! Lieverd!
bir tarafa bırakmak / iets terzijde leggen, laten liggen
bir tarafa koymak / 1 iets terzijde leggen, laten liggen, 2 (para,
Bir Taraftan Enerzijds,Bir Taraftan
bir taraftan diğer taraftan ...aan de ene kant ..., aan de andere kant,
bir taşla iki kuş vurmak
bir taşla iki kuş vurmak twee vliegen in een klap
bir tek atmak een borreltje nemen
bir tepe yıkılır, bir dere dolar De een zijn dood is de ander zijn brood.
bir trafik, 2 (vurig, opgewekt) hayat dolu, kivil kivil, canli, güçlü, een
bir tuhaflığı olmak / n/ zich naar voelen, zich niet lekker voelen
Bir Tul Sekerleme
Bir Tul Sekerleme pastille,Bir Tul Sekerleme
Bir Tur Ezme Sucuk
Bir Tur Patates
bir tür şeker,
bir tür uzun sert çimen
Bir Tur Ezme Sucuk Frikadel,Bir Tur Ezme Sucuk
Bir Tur Patates pimpernel,Bir Tur Patates
bir türlü 1 (her iki durumda sakıncalı) in geen enkel opzicht, 2 (hiçbir
bir türlü, atmasan bir türlü) Het is niet goed genoeg om te gebruiken maar
bir tutmak /, geen onderscheid maken, gelijk stellen, gelijk
bir ülkede, op e dag bir gün, een voorzitter bir başkan, in opzicht bir
bir ülkeyi düşmandan kurtarmak, özgürleştirmek,
bir vakitler wel eens, vroeger, eens
bir varmış bir yokmuş Er was eens...
bir yana afgezien van, niet lettende op, niet in aanmerking nemende
Bir Yana Koymak
bir yana koymak / op zijleggen, wegleggen
Bir Yana Koymak wegleggen,Bir Yana Koymak
bir yana, ya güzelliği, Afgezien van haar geld, is zij vooral mooi!
Bir Yana/Tarafa terzijde,Bir Yana/Tarafa
bir yandan en tegelijkertijd, en terzelfder tijd
bir yarar görmemek /- de/ er niets aan hebben
bir yararı olmamak / n/ geen nut hebben, nutteloos zijn, geen zin hebben
bir yaşamı ol een ellendig leven leiden, 5 / (pudra vb.
bir yaşıma daha girdim Zo iets heb ik nog nooit gehoord. Je bent nooit te
Bir Yasinda Tana
Bir Yasinda Tana pink,Bir Yasinda Tana
bir yaşlik sezmek
bir yastığa baş koymak / elkaar als getrouwden in moeilijke situaties
bir yastıkta kocamak / als getrouwden samenleven, samen oud worden
bir yayini dinlemek, 3 (v, dokter) dinleyerek incelemek, dinleyip
Bir Yer Ergens,Bir Yer
bir yer ergens
Bir Yerde Ergens,Bir Yerde
bir yerde bulunmak, aylaklik etmek
bir yerde kal ergens de avond doorbrengen
bir yerde olmak, u bevindt zieh hier (haritada) burada
bir yerde sanmak, hij waant zich filosoof kendini feylezof saniyor
bir yere (doğru) gitmek, zich in het huwelijk evlenmek, zich in
bir yere çabuk ve kötü yazmak II s, kireçten, lületaşindan
Bir Yere Cagirmak
Bir Yere Cagirmak wegroepen,Bir Yere Cagirmak
bir yeri als zijn broekzak kennen
bir yeri okunmuyor. Een gedeelte van het boek is onleesbaar. 10
bir yığın heleboel, heel veel, een groot aantal
bir yola çıkmak 1 op hetzelfde neerkomen, 2 (yol vb.) op hetzelfde punt
Bir Zamanlar Eens,weleer,Eertijds,Bir Zamanlar
bir zamanlar wel eens, eertijds, eens, weleer, vroeger
Bira bier,pils,tapbier h,Bira
Bira Bier
Bira Bier
bira bier
bira bardağı bierglas
bira bier pils d.
bira çok soğuk, 4 şimdiden, gittikçe, het wordt groter o gittikçe
bira imal etmek bier brouwen
bira imalatçısı bierbrouwer d.
bira imalathanesi bierbrouwerij d.
bira kasası bierkrat
bira kokusu bierlucht d.
bira mayası biergist d.
bira şişesi bierfles d.
bira üretmek bier brouwen
bira yapmak bier brouwen
biracı (bira üreten) bierbrouwer d. 2 (içkici) drinkebroer d.
biracılık brouwerij
birader broer d. 2 (yakın arkadaş) maatje kameraad d.
birahane café kroeg d. tapperij
birahaneci caféhouder d. kroegbaas d. tapper d.
birakabilirsin, laat mij/hem erbuiten! beni/onu kariştirma, waar kan ik mijn
birakilmiş, terk edilmiş, 2 (eenzaam) issiz, tenha, boş, een huis issiz
birakip ölüme terk etmek
birakir, bir şeyi değerini bilmeyecek kimseye vermek
birakiyorum, mijn benen gaven het op bacaklarimin takati kesildi, 2 (braken)
Birakmak Ophouden,Uitademen,weglaten,plaatsen,,Birakmak
Birakmak Geride)
birakmak II s, dat zit wel yolunda, halloldu, iyidir
Birakmak( Geride) Achterlaten ,Birakmak( Geride)
birakmak, arkada
birakmak, geride birakmak, birakmak, schuld (ölüp) borç birakmak,
birakmak, azat etmek, een gevangene tutukluyu serbest birakmak
birakmak, b (staken) grev yapmak, 4 zich erbij pes etmek, bir şeye razi
birakmak, dat moet je onu unutmalisin, 3 (iemand iets ) birini
birakmak, een boer geğirmek, een wind yellenmek, çekmek, osurmak, 4
birakmak, geen twijfel kuşku birakmamak, 2 iets aan iemand bir şeyi
birakmak, hazir bulundurmak, hazirlamak, yapmak,
birakmak, het er/daarbij bir şeyi bitmiş kabul etmek, zijn/iemands doen en
birakmak, het leven terki diyar etmek, ölmek, 5 (laten staan/liggen)
birakmak, het niet zo nemen (bir şeyde) kalender davranmak, bir şeyi fazla
birakmak, het wordt buigen of ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan
birakmak, iemand aan zichzelf birini kendi haline birakmak, işine
birakmak, iemand birini devre dişi birakmak
birakmak, iemand zijn kamer birine odasini vermek
birakmak, II gs,(, is ) gecikmek, yavaşlamak, ağirlaşmak
birakmak, koymak, 2 atmak, voedsel (uçaktan) yiyecek atmak,
birakmak, koymak, terk etmek, je mag je auto wel hier arabani buraya
birakmak, koymayi unutmak
birakmak, kracht van hebben kanun kuvvetinde olmak, dat is geen van
birakmak, kül altina gömmek
birakmak, op zee açik denizde, een brief açik mektup, de universiteit
birakmak, sersemletmek, haar woorden onthutsten mij sözleri beni şaşirtti
birakmak, tahliye etmek
birakmak, tehir etmek, II gs, (, is ) 1 (opschikken) sikişip yer açmak,
birakmak, terketmek, de wapens silahlari birakmak, het werk a) işi
birakmak, wettig gedeponeerd (handels)merk kanunen tescilli marka,
birakmak, ya/e tahsis etmek, b) (geschikt) (y)a/e uygun, voor
birakmak, yüzüstü birakmak, birini ortada birakmak, darda birakmak, iets in
birakmak, zij kozen iemand uit hun aralannda birini seçtiler,, II z, in
birakmak/kalmak, vijf gulden beş guldeni kalmak, beş gulden artirmak, dat
birakmamak, de tijd die ons gegund is bize kalan zaman, 2 (met plezier
birakmamak, een oog(je) in het houden bir şeye göz kulak olmak, onder gaan
birakmamak, vazgeçmemek devam ettirmek, sebat göstermek, de strijd
birakti, (verzuimen) ihmal etmek, savsaklamak, önemsememek, vazgeçmek
biraktirilmiş bölgeler, 2 egitimsiz, kültürsüz
biraraya toplamak, bir noktada toplamak
Biraz Beetje,Enig,Even,Iets,,Biraz
Biraz Sonra
Biraz Uyumak
Biraz ,2 Enigazins,Biraz ,2
biraz açik, door de en van het gordijn gluren perde arasindan dikizlemek
biraz beetje, wat, enig
biraz daha bijknippen, 3 (kumaş, v. stof) inkorten, inleggen,
biraz daha nog meer, nog een beetje, iets meer
biraz daha ucuz, een of tien aşaği yukari on, een in zijn kraag hebben
biraz önce kort geleden, onlangs
Biraz Sonra dadelijk,Biraz Sonra
biraz sonra dadelijk, straks, terstond, zo meteen, meteen
Biraz Uyumak tukje h(,s) een ~doen ,Biraz Uyumak
Birazcik Eventjes,Ietsje,tikkeltje h(,s),pietsje,,Birazcik
birazcık (az, biraz) een klein beetje, 2 (kısa bir süre) even, eventjes
birazcık een klein beetje, bir atımlık tuz een klein beetje zout.
Birazcik,2 Vleugje ,Birazcik,2
Birazdan Straks,weldra,dadelijk,Birazdan
birazdan dadelijk, straks, terstond, zo meteen
birazdan görüşmek üzere! 2 (zoeven) demin, biraz önce, az önce, deminden
birazdan görüşmek üzere! 2 (zoeven) demin, biraz önce, az önce, deminden
birbinni gör elkaar bezoeken, 5 hd./volkst. (tanımak) (leren) kennen
birbir een voor een
Birbiri Elkaar,Birbiri
birbiri - ni elkaar
birbiri arkasından successievelijk, achtereenvolgens
birbiri ile iyi anlaşmak/geçinmek, met iets kunnen bir şeyle başedebilmek,
birbiri üstüne gelmek gedeeltelijk samenvallen, overlappen, tegelijk
birbiri üstüne opeen
birbiri üstüne yığmak / opeenstapelen, opeenhopen
birbirimize hikaye anlatmayalım Laten wij elkaar geen Mietje noemen! Laten
birbirimize hikâye anlatmayalim, tereciye tere satmayalim
birbirimizi biliriz Laten wij elkaar geen Mietje noemen! Laten wij elkaar
birbirimizi, zich doen kendini tanitmak, hij heeft zich als een politicus
Birbirine Baglanmak
birbirine - ) ruzie krijgen, 13 / (hakkına düş (als recht)
birbirine bağlamak / samenbinden, (eklemek) samenvoegen
Birbirine Baglanmak Samenhangen,Birbirine Baglanmak
birbirine bağlı olmak (düşkün ol aan elkaar gehecht zijn
birbirine düşmek / met elkaar overhoop liggen
birbirine düşmek met elkaar overhoop liggen
birbirine düşürmek / twee mensen tegen elkaar ophitsen
birbirine eklemek, in elkaar birbirine ilave etmek, birbirine takmak, zich
birbirine geçmek in elkaar grijpen
birbirine girmek met elkaar in contact raken, met elkaar ruzie krijgen,
birbirine karıştırmak / 1 (karmakarışık et door elkaar halen, in de
birbirine karşi kişkirtmak, 4 de prijzen fiyatlari çok yükseltmek
birbirine katmak (karmakarışık et door elkaar halen, in de war brengen
birbirine olan durumu, 4 taalk/dilb karmaşik fiil, eylemi zamanla
birbirine sarılmak elkaar omarmen
birbirine takmak twee mensen tegen elkaar ophitsen
birbirine vurmak / tegen elkaar slaan
birbirine yakınlaştırmak dichter bij elkaar laten komen
Birbirini Elkaar,Birbirini
birbirini izleyen achtereenvolgens, successief, consecutief, opvolgend
birbirini tutmaz inconsequent, tegenstrijdig
birbirini yemek altijd ruzie met elkaar hebben, met elkaar overhoop liggen,
birbiriyle iyi geçinmek, ik kan niet met hem onunla geçinemem, 2 (groeien)
birbiriyle kiyaslamak, vergeleken met ile kiyasla, (y)a/e nispetle
birbirlerine aliştilar, 2 fig/mec op de toekomst geleceğe hazirlanmak
birbirlerine göz kirpmak,
birbirlerini leven als kat en hond, met elkaar ruzie maken, 10
birbirlerini takip etmeleri ile ilgili
birçenetli een schalig (van schelpdier)
birci monist
bircilik monisme
bircinsten homogeen, gelijksoortig
birçoğu - nu de meesten van hen
Bircok Veel ,Ettelijke,Bircok
birçok heleboel, heel veel, zeer veel
birçok şeye maruz kaldi, 2 (bereiken) kadar yaşamak, erişmek,
birçokları de meesten
Birden Tegelijk,paratyfus,Birden
Birden Bire
birden als een donderslag bij heldere hemel
birden bir düşünce geldi, 2 (, h, ) (fotograferen) flaşla fotoğraf çekmek
Birden Bire paratyfus,Birden Bire
birden degişti, de stemming sloeg om atmosfer değişti, hava degişti, 2
Birden içeri sızdı. Ineens drong hij binnen.
Birden Iyi Anlasmak
Birden Iyi Anlasmak klikken,Birden Iyi Anlasmak
birden onverwacht ineens, plotseling
birden,birlikte, door karmakarişik, düzensiz, alt üst, met
Birdenbire Eensklaps,Birdenbire
birdenbire onverwacht ineens, plotseling, eensklaps, opeens
birdirbir bokspringen
birdirbir oynamak bokspringen
bire bin katmak erg overdrijven
birebir gelmek / meest effectief zijn tegen, het enige/beste middel
birebir meest effectief
birer (her seferinde bir) telkens een, 2 (herkese birer) ieder een
Birer Birer
Birer Birer Een Voor Een,Birer Birer
birer birer 1 (her seferinde bir) telkens een, 2 (herkese birer) ieder een,
birer çevirmek, kariştirmak, gözden geçirmek, elden geçirmek
bireşim synthese
Biret persoon,Biret
birevcikli bot. eenhuizig
Birey Individu,Birey
birey individu persoon d.
bireyci individualiste
bireycileşme individualisering
bireycilik individualisme
bireyler personen Burada yedi nüfus oturuyor, Hier wonen zeven personen.
bireyleşmek geïndividualiseerd worden
bireyleştirmek individualiseren
bireylik individualiteit
bireyoluş biyo/biol ontogenese d. ontwikkelingsgeschiedenis d.
Bireysel Individueel,Bireysel
bireysel ayrılıklar individuele verschillen d.
bireysel görüşme individuele onderhoud/ gesprek
bireysel oyun individueel spel
bireysel ruhbilim individuele psychologie d.
bireysel uyum individuele aanpassing d.
bireyselleştirilmiş eğitim individueel onderwijs
bireyselleştirme individualisering
bireysellik individualiteit d. 3 voor een bepaald aantal personen
Biri Iemand,Biri
biri - ni iemand, men
biri hakkinda iyi izlenimi olmak, biri hakkinda iyi kanati olmak,
Biri Icin Aglamak
Biri Icin Aglamak bejammeren,Biri Icin Aglamak
biri ile (bir şeyle) ilişkisini kesmek, birinden (bir şeyden) yüz
biri ile anlaşmazliğa düşmek
biri ile bütün ilişkileri kesmek, selami sabahi kesmek, diplomatieke
biri ile iki laf etmek,
biri ile ilgilenmek, meşgul olmak, ik kan me daar nu niet mee
biri ile ilişkiye geçmek, biriyle ilişki kurmak, 4 (wegnemen) kaldirip
biri ile yatmak, zijn je is gespreid geleceği garantili, in een
biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar Ongelijke schotels maken kwade
biri, moet werken herkes çalişmali,
biri, volkst/hd (echtgenoot) kişi, herif, die van mij benim herif
biri, ihtirasli biri
biri, mülayim, yüzü yumuşak kimse, het van Columbus en basit
biri, o veya bu, in of andere vorm her hangi bir şekilde, şu ya da
biri/bir şey için bir şey vermeye hazir olmak, birine/bir şeye verebilecek
biricik weergaloo ongeëvenaard
biridir, anasinin gözü
biridir, Hij is een van de weinigen die dit werk doen, 3 (tanınmış)
biridir, pak eens aan! yakala! tut! al! 2 (beginnen) ele almak,
biridir, tot de besten en iyileri arasinda sayilmak, tot de
birikim accumulatie d. op(een)stapeling d. opeenhoping d. cumulatie d.
Birikinti Cumulatie,Birikinti
birikinti (yığıntı) opeenhoping d. 2 (su - si) waterplas d.
bir-iki-üç een- twee- drie
birikme cumulatie d. opeenhoping d.
birikmek zich opeenhopen, zich opstapelen
birikmiş para spaargeld
biriktir-, geld sparen, opzij leggen, 8 /, (birine ayır
biriktirdiğim parayi kullanmaliyim, 2 (toespreken) seslenmek, hitap
biriktirici reservoir
biriktirilmiş parayi harcamak, 2 (inzet) kumara konan para, 3 (voor bier)
biriktirip saklamak, istif yapmak, II gs, istifçilik yapmak
biriktirme besparing d. het sparen, (geld enz.) het terzijde leggen
Biriktirmek Besparen,Verzamelen,Biriktirmek
biriktirmek 1 (para) sparen, bijeenleggen, 2 (bir araya getir
biriktirmek, bir kenara koymak, 2 (niet invullen) boş birakmak, yer
biriktirmek, toparlamak, devşirmek, postzegels posta pulu biriktirmek,
birileri stamverwanten
birileri stamverwanten
birileri sommigen, enkelen, men
birim eenheid d. module d. para birimi munteenheid d.
birim fiyatı eenheidsprijs d.
birin desteklemek, birine arka çikmak, II z, hij is a) o arkada,
Birinci Eerst,Initiaal,Birinci
birinci (ilk) eerste, 2 (en kaliteli) beste, eersterangs
birinci ol de eerste zijn
Birinci Sinif
birinci dereceli memurlar eersterangs ambtenaren
birinci devrede, in dit bu aşamada, een kritiek kritik bir dönem
birinci elden uit de eerste hand
birinci mevkiden, van gelijke ayni rütbeden, 3 (stand) sinif, seviye,
birinci planda in de eerste plaats, voornamelijk, vooral
Birinci Sinif Eertsterangs,Birinci Sinif
birinci sınıf eersterangs, eerste klas, van de beste kwaliteit
birinci, en iyi, baş, asli, e hulp ilk yardim, de e schrijver
birincil küme primaire groep d.
birincil primair, voornaamste
birincil yakınlar verwanten in de eerste graad d.
birincilik (ilk sıra) eerste plaats d. 2 (ödül) eerste prijs d. 3
birincilik almak eerste worden, kampioen worden
birinde - ) bij iemand logeren
birinde dikiş turruramadı, bij hem is het twaalf ambachten, dertien
birinde/bir şeyde cevher görrnek
Birinden Hoslanmak
birinden bilgide üstün olmak, de trap taalk/dilb en üstünlük derecesi
birinden bir şeyden) almak,
birinden bir şeyi eğreti almak, ödünç almak, ik heb dat boek van haar
birinden bir şeyi koparmak, gedane zaken nemen geen keer olmuşla ölmüşe çare
birinden çok şey beklemek
birinden daha aşaği seviyede olmak, arkada kalmak, (birinden)
birinden diğerine overgieten, overschenken, uitstorten, leeggieten, 5
birinden dikkat göstermesini istemek,
Birinden Hoslanmak toegedaan (iemand~zijn ),Birinden Hoslanmak
birinden üstün olmak, iets (de) baas kunnen bir şeyle başa çikmak,
birine arkadaşlık, refakat) gezelschap
birine mesele çıkar iemand het moeilijk maken
birine - ) medelijden hebben met
birine ... olarak damga vurmak,
birine akıl vb. vermek) iemand wereldwijs maken, 3 / n/ (birinin
birine akraba olmak, 2 da/de, üstünde, yakininda, başinda,
birine anket sorulari sormak,
birine ateş püskürmek, birine çok kizmak, ben je ? keçileri mi kaçirdin?
birine babacan konuşmak
birine bağlan- ) zich aan iemand hechten, 7 (bir şey üzerinde
birine bakmak 1 naar iemand kijken, 2 (bakımını üstlen verzorgen,
birine baş eğmek, ter le van için, adina, uğruna, ter le aan de kunst
birine bel bağlamak, in een glazen wonen sirça köşkte oturmak, herkesin
birine bildirmek, birine malumat vermek
birine bir görev vermek, een uitvoeren bir görevi yerine getirmek, een
birine bir şey için teşekkür etmek, bedankt voor uw hulp yardiminiza
birine bir şey ikram etmek
birine bir şey öğretmek, iemand schrijven birine yazmayi öğretmek, 2
birine bir şey yapmamasini tavsiye etmek,
Birine Bir Seye Karsi Direnmek
birine bir şeye) karşi koymamak, 8 een dode ölüyü gömmeye
birine bir şeye) tepesi atmak
birine bir şeyi emretmek, buyurmak
birine bir şeyi gelecek hayali olarak göstermek, birine hayli bir şey vaat
birine bir şeyi ödettirmek, bir şeyi birinin yanina birakmamak,
Birine Bir Seyle Supriz Yapmak
Birine Bir Seye Karsi Direnmek Verzetten ,Birine Bir Seye Karsi Direnmek
Birine Bir Seyle Supriz Yapmak Verrassen ,Birine Bir Seyle Supriz Yapmak
birine birakmak, devretmek, het bestuur aan iemand yönetimi birine
birine boyun eğdinnek
birine ceza kesmek,
birine denk gelmek, birinden aşaği kalmamak, tegen iets bir şeye
birine dik dik bakmak,
birine diş geçirememek, kritieken hebben geen op hem eleştiri onu
birine doğru hizla gitmek
birine en iyi dilek dilemek, het e ermee! a) umarim memnun
birine eşlik etmek, arkadaşlik etmek, in van nin eşliğinde
birine garazi olmak
birine güvenmek II f, (verlaatte zich, h, zich verlaat) zich gecikmek, ik
Birine Haddini Bildirmek
Birine Haddini Bildirmek terechtwijzen,Birine Haddini Bildirmek
birine het iemand moeilijk maken
birine hitap etmek, birine söylemek, birine sormak, birine başvurmak
birine hitap etmek, morgen! yarin görüşmek üzere! straks! birazdan
birine hodri meydan demek, 2 (prikkelen) kizdirmak, sinirlerine dokunmak, 3
birine işinden el çektirmek, II gs, (, is ) (ontwrichten) bükülmek,
birine işkence yapmak
birine kanat olmak/germek, je contantje betalen eline/avcuna saymak, peşin
birine karşi kalbinde kötülük olmamak/olmak, het op de tong hebben içten
birine kendisiyle konuşma imkani vermek, over zijn en struikelen
birine konuk olmak, 2 (bezoeker) ziyaretçi, 3 film/sin konuk oyuncu, 4 sp,
birine kötü oyun oynamak, birine zarar vermek için firsati kaçirmamak II d,
birine mektup yazmak, bom bombali mektup, liefdes aşk mektubu,
birine mektup yollamak, 2 radyo yayini yapmak
birine nanik yapmak, het ligt voor je bumunun ucunda, tussen en lippen
birine nezaketsiz davranmak
birine oyun etmek, birini aldatmak
birine para emanet etmek, iemand een geheim birine bir sir açmak
Birine Sans Dilemek
Birine Sans Dilemek duimen,Birine Sans Dilemek
birine sargi sarmak
birine sempati duymak, birine yakinliği olmak
birine şimdiden teşekkür etmek
birine sirt çevirmek, yüz çevirmek
birine tahsis etmek, bir şeyi birine ayirmak, deze kamer is bestemd
birine yaltakçilik yapmak, iemand op de en zitten birine nefes aldirmamak
birine yaptirmak, başkasina atmak, de verantwoordelijkheid van zich
birine yardim elini uzatmak, zij is altijd her zaman yardima
birine yardim etmek, dat is haar zwakke zijde o onun zayif tarafidir,
birine yolu sormak, 2 (eisen) istemek, talep etmek, hoeveel vraagt hij
birine/bir şeye
birine/bir şeye yardim etmek
birini alip
birini dan/den haberdar etmek, birine haber/bilgi vermek, bij iemand
Birini Kayirmak
birini körü
Birini Sevmek
Birini Zorlamak
birini - ) bewieroken, loven, prijzen
Birini Aday Gostermek
Birini Aday Gostermek Voordragen ,Birini Aday Gostermek
birini ağirlamak, birine ziyafet vermek
birini aldatmak, kandirmak,
birini aptal yerine koymak
birini araba ile götürmek/ taşimak, kun je mij naar station beni istasyona
birini azarlamak, een krijgen papara yemek, azar işitmek
birini azarlamak, iyice paylamak, ağzinin payini vermek
birini başindan atmak, uzaklaştirmak, 8 de thermometer
birini biçakla tehdit etmek, II gs, tehdit etmek, olacak olmak, eli
birini bir işle görevlendirmek, birine görev vermek, dat is mijn o benim
birini bir şeyden muaf tutmak
birini bir şeye karşi uyarmak, voor (een) gevaar tehlikeye karşi uyarmak,
birini bir şeyele sözünde durmaya zorlamak,
birini bir şeyi savunmak, 5 tegen iets (iemand) bir şeye (birine) karşi
birini bir şeyi) anmak
birini bir şeyi) gözü tutmamak,
birini biri adina karşilamak, b) (helpen) birine sorunlarinda yardim etmek
birini çağirtmak, ayağina getirtmek, in het leven hayata geçirmek, meydana
birini çok gücendirmek, birini kirmak, 2 (benadelen) zarar vermek,
birini çok sicak karşilamak
birini diş görünüşüne göre degerlendirmek,
birini dişari atmak, (met geweld) birini yaka paça kapi dişari etmek
birini ekmeğinden etmek, birine işini kaybettirmek,
birini eleştirerek gülünç duruma düşürmek, 3 fig/mec zerre, zerrecik, ufacik
birini en zayif yerinden vurmak, op eigen benen staan kendi ayaklari
birini enayi yerine koymak, birini makaraya almak, birini kandirmak, de
birini gayrete getirmek, de leerlingen ögrencileri
birini göklere çikarmak
birini görevinden almak, birine görevden el çektirmek
birini göz süzmek
birini haşlamak, de tegenpartij karşi tarafi yenmek
birini hedef almak, dat doelt op mij beni hedeflemekte
birini hiçe saymak, gözü görmemek
Birini Iflasa Zorlamak
Birini Iflasa Zorlamak kling,Birini Iflasa Zorlamak
birini ıslatmak iemand in elkaar slaan, iemand in elkaar timmeren
birini işten atmak, dat past precies in zijn je tam onun istediği gibi,
birini kafaya almak, birini kafa kola almak
birini kapidan sepetlemek
birini karalamak iemand zwart maken, iemand zwart afschilderen
birini karalamak, birine çamur atmak,
birini karşi yakaya geçirmek III f, g, (overvoer, h, overvaren) scheep/den
Birini Kayirmak Voortrekken ,Birini Kayirmak
birini kederlendirmek, II gs, 1 oy vermek, oy atmak, op iemand birine oy
Birini Kilicdan Gecirmek
Birini Kilicdan Gecirmek kling,Birini Kilicdan Gecirmek
birini körkütük sarhoş etmek, de kaarten op leggen kartlarini masaya
birini lafa tutmak, 2 laf, söz, dil, vuile kötü laf, müstehcen konuşma
birini mahkemeye vermek, birinden bir talepte bulunmak, 5 iemand
birini mutsuz etmek, 2 (niet voorspoedig) şanssiz, talihsiz, uğursuz,
birini ödemeye zorlamak,
birini öldürmek, iemand van zijn vrijheid birine özgürlüğünü
birini öldürmek, oorlog soğuk savaş
birini ölümle tehdit etmek, birinin hayatina kastetmek, zijn op het spel
birini onurlandirmak, birine saygi sunmak, 2 een mening bir fikre taraftar
birini örnek almak, bij örneğin, örnek olarak, mesela
birini postalamak, sepetlemek
birini sabirsizlikla beklemek, gedeelde is halve aci paylaşilarak azalir
Birini Saf Biri Olarak Gormek
Birini Saf Biri Olarak Gormek Verslijten (versleet versleten) ,Birini Saf Biri Olarak Gormek
birini serbest birakmak, zijn hond köpeği serbest birakmak, köpeği başi
Birini Sevmek toegedaan (iemand~zijn ),Birini Sevmek
birini sevmek, een meisje bir kizi sevmek,
birini soyup soğana çevirmek, een uitpersen limon sikmak
birini temizlemek iemand uit de weg ruimen, iemand van kant maken,
birini tokatlamak, 2 (eentonig geluid) yeknesak ses, can sikici ses,
birini yakindan tanimak, iets van bekijken bir şeyi yakindan incelemek, II
birini yatağinda tutuklamak, 5 mil/ask askere almak, askere çağirmak
birini yerin dibine sokmak de vloer met iemand aanvegen
birini yolundan alikoymak, 2 (arresteren) tutuklamak, tutmak,
birini zor bir seçenekle karşi karşiya birakmak,
birini zor duruma sok veroordelen, afkeuren
Birini Zorlamak kling,Birini Zorlamak
birini zorlamak, diretmek, sikiştirmak, israr etmek, dring niet
birini/birşeyi timaği kadar sevmemek
birinin adina
birinin een kogel door iemands hoofd schieten
birinin - ) een smet op iemands naam werpen, iemands goede naam aantasten,
birinin - ) iemand gelukwensen met zijn/haar verjaardag, iemand
birinin - ) iemand vervangen, inspringen.
birinin adini koymak, çocuğu birinin adina göre adlandirmak
birinin ağzini burnunu dağitmak, birini iyice islatmak/dövmek
birinin aklini başina devşirtmek, aklini başina getirmek, niet voor
birinin başina dünyayi dar etmek, zure melk ekşi süt, II h, 1 scheik/kim
birinin burnunu sürtmek
birinin bütün yaşami II h, d, (s) tech/tek kol, sap, tutamaç,
birinin çenesini kapatmak, sesini kesmek, birinin çanina ot tikamak, atmiş
birinin dersini vermek, laat hem in zijn eigen gaar koken (smoren) birak
birinin diğerinden kalir yani yok
birinin elini öpmek II h, (s) 1 yastik, bedde yatak yastiği, 2 (stoel)
birinin girtlağina biçak dayamak, iemand bij de grijpen birini
birinin gözünü açmak, birine gerçeği kavratmak, grote ogen opzetten
birinin gözünü boyamak, gerçeği göstermemek, iets met de ogen verslinden
birinin gücünü kirmak,
birinin hakki olduğunu belirlemek, bir şeyi birinin hakki olarak göstermek,
birinin hareketlerini kisitlamak, birini kontrol altina almak, 8
birinin hayatini zehir etmek
Birinin Her Isdegini Yapmak
Birinin Her Isdegini Yapmak pijpen,Birinin Her Isdegini Yapmak
birinin işini bozmak, yoluna taş koymak, iemand in de lopen birinin
birinin izinde/yolunda gitmek
birinin kafasını pat aan iemands hoofd zeuren, iemand lastig vallen,
birinin kafasini/boynunu vurmak
birinin kazasi diğerine derstir, daar komt een met zure appelen kötü hava
birinin kurtuluşu için dua etmek, ziek zijn met van loon maaşi
birinin nabzina göre şerbet vermek, praat me daar niet over bana ondan
birinin niyetini anlamak
birinin ölçüsünü almak, 3 muz/müz ölçü, bar, op de uygun tempoda, 4
birinin planlarini altüst etmek, 2 (boosmaken) kizdirmak, zie/bk verstoord
birinin safliğini kötüye kullanmak
birinin sesini taklit etmek
birinin sözüne güvenmek, II z, 1 (naar de hoogte) yukariya, 2 (verbruikt)
birinin tarafini tutmak, de van de tafel masanin kenari, is de kamer aan
birinin tutumunu kinamak
birinin üzerine yürümek, op iemands woorden birinin sözlerine
birinin üzüntüsüne ortak olmak
birinin yararina konuşmak, biri için iyi laf etmek
birinin yaşini tahmin etmek, 2 (beschouwen als) görmek, değerlendirmek,
birinin yolunu kesmek, 4 een weg kestirme yolu tutmak
birinin zayif yanina dokunmak, 2 (neiging) zaaf, düşkünlük, een voor iets
Birisi Iemand,Birisi
birisi - ni iemand, de een of ander
biriyle - ) naar iemand omkijken, aandacht geven aan
biriyle ayni görüşte olduğunu açiklamak, 3 (van aanhanger achter auto)
biriyle bariştirmak/uzlaştirmak, zich met iemand biri ile barişmak,
biriyle iftihar etmek, biriyle kivanç duymak, zo als een pauw koltuklari
biriyle ihtilafa/anlaşmazliğa düşmek
biriyle muhatap olmak, biriyle ilişkiye geçmek zich met iets bir şeye
Birkac Aantal,Enig,Enlek,Birkac
Birkac Nusa
birkaç met zoveel onderdelen
birkaç -çı 1 ( - tane) een paar, enige, enkele, (bir avuç) een handvol, 2
birkaç gün een paar dagen, enkele dagen
birkaç gün için voor een paar dagen, voor enkele dagen
Birkac Kez Veelvoud ,Birkac Kez
birkaç kez birkaç sefer een paar keer
birkaç kişilik grup een kleine groep
Birkac Nusa Veelvoud ,Birkac Nusa
birkaç tane een paar, enkele, een aantal
birkaç yil öncesine kadar, zover buraya kadar, bu kadar, bitti,
birkaç, keren birkaç kez/defa
birkaç, bir iki e vrienden bir iki arkadaş, en bazilari,
birkaçı sommigen, enkelen, een paar (van hen)
birleme dilb/taalk synaeresis
Birlesik Verenigd,Birlesik
birleşik arap emirlikleri de Verenigde Arabische Emiraten
birleşik cephe eenheidsfront
birleşik eylem gezamenlijke actie d.
birleşik kesir samengestelde breuk d.
birleşik oturum gemeenschappelijke zitting d. gemeenschappelijke
birleşik verenig dilb/taalk samengesteld
birleşilmek (biraraya gelmek) bijeenkomen, 2 (bir çatıda) verenigd
birleşim (bileşim) combinatie d. verbinding d. 2 (oturum) zitting d.
birleşimsel değişke combinatorische variant d.
Birlesme Fusie,Samenscholing,Aansliiting,Birlesme
birleşme (katılma) aansluiting d. 2 (ayrnı çatıda combinatie d. fusie
birleşme değeri kim/scheik valentie d. waarde d.
birleşme noktası knooppunt
Birlesme ve satin almalar
Birlesme ve satin almalar Fusies en overnames
Birlesmek Fuseren,Samenscholen,bijeendoen,Birlesmek
birleşmek 1 (katılmak) zich aaneensluiten, deelnemen, 2 (insanlar,
birleşmek, de arbeiders hebben zich tot een vakbond aaneengesloten
birlesmis milletler
Birleşmiş Milletler Uluslararası Çoçuklara Acil Yardım Fonu United
birlesmis milletler Verenigde Naties
Birlesmis Milletler Binyil Kalkinma Hedefleri
Birlesmis Milletler Ticaret ve Kalkinma Konferansi
birleşmiş milletler çözleşmesi Handvest der Verenigde Naties
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür iş birliği Örgütü Organisatie
birleşmiş milletler eğitim, -bilim ve kültür iş -birliği örgütü Organisatie
Birleşmiş Milletler Sözleşmesi
birleşmiş milletler uluslararası çocuklara acil yardım fonu United Nations
birleşmiş milletler Verenigde Naties d. V.N.d.
Birlesmis Milletler Binyil Kalkinma Hedefleri Millenniumdoelstellingen
Birlesmis Milletler Ticaret ve Kalkinma Konferansi "VN Conferentie voor Handel en Ontwikkeling"
birleşmiş şehirler kompleksi (complex van steden) agglomeratie d.
birleştirici verbinden tot een eenheid makend
birleştirimcilik syncretisme versmelting d.
Birlestirme Consolidatie,Birlestirme
Birlestirmek Aansluiten,Samenvoegen,Versmelten,Birlestirmek
birleştirmek- i, 1 (eklemek) aaneensluiten, verbinden, 2 (katmak)
birleştirmek, (v, land) eklemek, katmak, ilhak etmek, bağlamak
birleştirmek, (wonden) sarmak, 3 (v, telefoon) bağlamak, kunt u mij met
birleştirmek, birleştirip kapamak, 2 zich bağlaşmak, ittifak
birleştirmek, II gs, (, is ) (birbirine) karişmak
birleştirmek, teyellemek, birbirine dikmek,
birleştirmek, v, vloeistoffen, sivi) katmak,
Birli Aas,Birli
birli isk./kaartspel. aas d.
birliği, van geloof inanç birliği, 2 (als maat) birim, ölçübirimi,
birligine varmak, 2 (harmonie) uyum, ahenk, uygunluk, in met ile uyum
Birlik Associatie,Eendracht,Faderatie,troep d(,en),,Birlik
birlik eenheid d. eendracht d. 2 (dayanışma) solidariteit d. 3 (kurum)
birlik halinde dizilmiş,
birlik, het masker van vriendschap arkadaşlik maskesi altinda, II z, 1
Birlik,2 Bond,Birlik,2
birlikler kişlaya geri döndü
Birlikte Met Elkaar,tezamen,tegelijk,bijeen,,Birlikte
birlikte (beraber) samen, gezamenlijk, collectief, 2 (bir arada) bijeen,
Birlikte Calisma
Birlikte Yasamak
Birlikte Calisma Samenwerking,Birlikte Calisma
birlikte çalışmak samenwerken
birlikte değerlendirme coöperatieve evaluatie d.
Birlikte her geçen gün kalbimde ve hislerimde daha önemli bir yer aliyorsun.
Birlikte her ge?en gn kalbimde ve hislerimde daha nemli bir yer aliyorsun Iedere dag die we doorbrengen neem je een steeds belangrijkere plaats in mijn hart en gevoelens
birlikte olmak / samen zijn, bijeen zijn
birlikte oturmak / samenwonen
birlikte oturmak, bir arada yaşamak, ayni yeri paylaşmak, ayni evde ikamet
birlikte planlama coöperatieve planning d.
birlikte var olma coëxistentie d.
Birlikte Yasamak Samenwonen,Birlikte Yasamak
birlikte, ortak, görüş birliği içinde, een besluit ortak karar
birlikten kuvvet doğar
birlikten kuvvet doğar Vele handen maken licht werk. Eendracht maakt macht
birörnek identiek, het/dezelfde, uniform
Birsefer Eenmaal,Birsefer
Birsey Niks,Birsey
Birseye Veroorzaken,Birseye
Birseyi Voorschrijven,Birseyi
Birseyi Elde Etmeye Calismak
Birseyi Elde Etmeye Calismak dingen,Birseyi Elde Etmeye Calismak
Birseyi Parmakla Cikarmaga Calismak
Birseyi Parmakla Cikarmaga Calismak peuteren,Birseyi Parmakla Cikarmaga Calismak
Birseyin Kotu Gitmesi
Birseyin Kotu Gitmesi Hand,Birseyin Kotu Gitmesi
birşeyin olacağini tahmin etmek, ik zie dat... tahmin/ümit
birtakım sommigen, enigen, enkelen
birtakımı - ru sommigen, sommige van hen
biryapımlılık homogeniteit
BIS z, (konserde) ikinci kez, bir daha, tekrar, roepen iki kez
BITTERBAL ( len) bir çeşit kizartmalik köfte,
bityeniği Bir bityeniği var. Er zit meer achter. Er is iets niet goed aan
bladzijde één birinci sayfada, sahife birde
BLAMEREN g, (blameerde, h, geblameerd) 1 iemand birini
BLANKE (n) beyaz irktan bir kimse, de n beyazlar,
BLAUWBLAUW iets maar laten bir şeyi geçiştirmek, bir şeyin
blazen plat/argo hiç bir şey bilmiyor, Hanyayi Konyayi bilmiyor
BLITS I de met iets maken bir şeyle ilgi çekemek, je maakt de
BLOED kan, iemand het onder de nagels vandaan halen birini
blok een marmer bir blok mermer, huizen blok evler, bloklar, 4
BLOOTSTELLEN g, (stelde bloot, h, blootgesteld) maruz birakmak,
blussen, mec./fig. (birini bir şeyden iemand zijn interesse
bm kıs/afk Birleşmiş Milletler) Verenigde Naties d.
boek kitabi açip birakmak, 2 açmak, een terrein bir sahayi açmak,
boek düzeltmek, gözden geçirmek, een roman voor een film bir
BOEKJE (s) kitapçik, broşür, een over iemand opendoen birinin
BOERENBOND ( en) çiftçiler birliği,
BOERENKAAS bir çeşit peynir,
BOERENKOOL (...kolen) bir çeşit yeşil lahana, lastarya,
boğazlamak, over kop iets doen bir şeyi alelacele yapmak, apar topar
boğazlamak, işini bitirmek, birini öldürmek, over zijn gaan (van iets) a)
boğmak, zaman tanimamak, iemand birini sikiştirmak, birini aceleye boğmak,
boktan bir şey Het is klote. Het is kloten van de bok. Het is knudde met
BOLIDE (n) 1 parlak bir göktaşi, 2 (raceauto) yariş arabasi,
BOLUS ( sen) 1 (gebak) bir çeşit şekerli çörek, 2 (drol) bok,
bomba patladi, van spijt çok pişman olmak, iemand laten birini
bombardiman etmek, 2 fig/mec iemand met vragen birini soru
bommen op een dorp köyü bombalamak, iemand met stenen birini taş
BONBON (s) bonbon, bonbon şekeri, een doos s bir kutu bonbon,
Bond de ittifak, birlik, sendik,Bond
BOND ( en) 1 ittifak, birlik, staten devletler ittifaki, 2
bone op inhakken bir şeyi kabaca ele almak, bir şeye kababaca
BONS I d, (bonzen) 1 (klap) tokat, şamar, iemand de geven biriyle
BOOM I d, (bomen) 1 ağaç, een van een kerel dev gibi bir adam,
boot sandali suya birakmak, de teugel dizgini birakmak
boş birakmak, salivermek, 2 (met rust) rahat birakmak, rahat vermek, die
boşalmak (su, bir yerden insanlar) leeglopen, (kırılıp kaçmak) losbreken,
boşaltma (posta, brievenbus) lichting d. 2 (bir yerden insanları)
BOTERKAASENEIEREN bir çeşit üç taş oyunu,
BOTSEN gs, (botste, h gebotst) tefien (elkaar) (birbirine)
BOUWRIJP inşaya hazir, inşaya elverişli, een terrein maken bir
bovendien, Okulun yanı sıra birde çalışıyor. Naast zijn studie werkt
BOVENOP z, 1 üstünde, 2 fig/mec iemand er weer helpen a) birini
boylamak, kuyruğu titremek, aan een ziekte bir hastaliktan ölmek, van
Boyle Bir dergelijke,Boyle Bir
böyle, iets maar verstaan bir şeyi şöyle böyle anlamak, kismen anlamak
boyun eğmek, pes etmek, voor iemand (iets) birine (bir şeye) pes etmek
boyunca (süresince) gedurende, tijdens, 2 (kıyısı langs, 3 (bir
bozmak, altüst etmek, birbirine katmak, in de raken a) şaşirmak, zihni
bozuk para, II h, iets s küçük bir şey, in het verkopen perakende satmak,
bozuk, net olmayan, düzensiz, een e uitspraak bozuk bir söyleyiş
bozulmak, sinirleri zayif olmak, op zijn en werken birinin sinirine
bozulmuş, bozuk, doen tegen iemand birine kelek yapmak III d, ( ten) een
bozuşmak, biriyle kavga etmek, een achter de deur zorlayici bir neden, 2
BRANDEWIJN damitilmiş bir içki,
breken birinin yaninda affedilecek kadar iyi notu olmak, davranişlari hoş
brengen birini
brengen a (meisje) bir kiza koca bulmak, b) (artikelen) müşteri bulmak, de
brengen bir şeyde değişiklik yapmak, van spijs, doet eten değişiklik iştah
brengen bir şeyin resmini yapmak, 3 (ondertekening) imza, 4 (beschrijving)
brengen birini çamura bulamak
brengen birini şaşirtmak, birinin zihnini allak bullak etmek, in de sturen
brengen getirmek, sunmak, önermek daar kan ik niets tegen ona karşi bir
brief birine bir mektup okumak
brief bir mektubun içeriği, de van film bir filmin içeriği, 2 (capaciteit)
brieven posta kutusu, er kwam niets uit de yeni bir şey yok,
BRIK I d, ( ken) iki direkli küçük bir gemi II d, ( ken) 1
BROEKZAK ( ken) pantolon cebi, iets kennen als zijn bir şeyi
BROER (s) erkek kardeş, birader, (groot) ağabey, half üvey
broer beni kardeşimle kariştiriyorsun, beni bizim biraderle kariştiriyorsun,
BROKJE (s) kirpinti, minnacik bir şey, een lekker lezzetli
brood bir parça ekmek
BROODMAGER çok zayif, ciliz, bir deri bir kemik, ince, çelimsiz,
BROUWEN I f, g, (brouwde, h, gebrouwen) 1 bira yapmak, bira imal
BROUWER (s) bira üreticisi, bira imalatçisi,
BROUWERIJ 1 ( en) bira fabrikasi, 2 biracilik, bira imali,
BROUWKETEL (s) bira hazirlama kazani,
BROUWSEL (s) imal edilmiş bira
BRUI fig/mec de aan iets geven işi birakmak, bir şeye artik
BRUUSKEREN g, (bruuskeerde, h, gebruuskeerd) iemand birine
bu demektir ki, şu anlama gelir ki, een auto wil voor haar niets bir
Bu işi yapmak için birkaç adam gerek. Er zijn een paar mensen nodig om dit
bu işte bir şeyler var Er zit een luchtje aan. Er schuilt een addertje
buçuk hal (saat) halfuur bir buçuk half een, iki buçuk half drie
buçuktan biraz sonra, dört buçuğu geçerek, 4 denken geniş düşünmek, dar
budala, een kind geri zekâli bir çocuk, een idiote vraag aptalca bir soru,
budamak, kirpmak, 2 (v, uitgaven) kesmek, kismak, kirpmak, met iemand biri
BUGEL (s) muz/müz bir tür boru,
buhranli, hassa nazik, müşkül, een tijd kritik bir dönem
buiten gaan siniri aşmak, ileri gitmek, alles heeft zijn her şeyin bir
buitenissi zonderlin 2 (gülünç) grappig, koddig, bir tuhafolmak
BUITENMATIG z, aşiri bir şekilde, büyük ölçüde
buitensporig görülmedik, acayip, (prijs) fahiş, iets s acayip bir şey
BUITENSTAANDER (s) 1 ilgisi olmayan biri, 2 (kenner) uzman
BUITENWACHT ( en) fig/mec el, hariçten biri, konu dişi biri, ik
bulamamak, geen meer! sus! başka söz istemez! iemand het geven birine
bulaşici bir şeklide,
bulaştirmak, zich door iets laten bir şeye kapilmak
bulmak, bir şeyin içinden çikmak, bir şeyi çözmek, ergens voor bir şeyi
bulmak, uygun bulmak, iemands gedrag niet birinin davranişini
bulundurmak, de en afhouden van dan/den uzak durmak, (bir şeye)
bulundurmak, düzenleyip birakmak,
bulunmak gevonden worden, 2 /- de/ (bir yerde) zich bevinden, zijn, 3
bulunmak, b birine karşi hareket etmek, tepki göstermek, tepkide
bulunmak, bir şeyden dolu olmak,
bulunmak, bir yerde olmak, in de gevangenis cezaevinde olmak, er zit een
bulunmak, een boek bir kitabi degerlendirmek, iemand naar zijn
bulunmak, over iets bir şey hakkinda tartişmak
buluşmak 1 (karşılaşmak) elkaar ontmoeten/treffen, 2 (bir araya
bunaltici, een leven bunaltici bir yaşam,
bungelen, (çökmek) doorzakken, 3 (bir yere kadar git verder
bununla birlikte desondanks, toch, anderzijds, daarentegen
burnundan düşmüş, birbirlerine çok benziyorlar, dat is de die de
büsbütün, iemand en kennen birini çok iyi tanimak, ermee
büsbütün, iets vergeten bir şeyi tamamen unutmak, dat was verkeerd
bütün yumurtaları bir sepete koymak te veel op een paard wedden
büyük bir bölümü grotendeels, goeddeels
büyük bir kısımı grotendeels, goeddeels
büyük bir riziko/harcama değil ya, een als een boei krijgen kafasi at
büyükler, iets s büyük bir şey, de grote stad büyük şehir, de groten
C.A. afk/kis cum annexis eki ile birlikte
çabucak, kaşla göz arasinda, çarçabuk, birden
CADEAU (s) armağan, hediye, iemand iets geven birine bir şey
CAFE (s) birahane, kahvehane
CAFEHOUDER (s) birahaneci, kahvehane sahibi
çağirmak, birine çikişmak
çağirmak, iemand birini çağirmak, birine seslenmek, moord en brand
çaki gibi, sapasağlam, noch vlees hiçbir kaliba uymamak, (politikada)
çakir göz, hemel gökmavisi, iemand een oog slaan birinin gözünü
çakmak çakmak bir göz,
çalım satmak 1 (kendini bir şey san zich arrogant gedragen, 2 (gösteriş
çalişmak, de beantwoording van een vraag bir soruyu cevaplamaktan kurnazca
çalişmak, iemand logeren birinde kalmak, mijn vader (thuis)
çalişmak, naar iemand birine bakmak, birini aramak, 2 op (y)a/e bakmak,
çalişmak, yenmeye çalişmak, karşi koymak, iemand (iets) birine
çalişsin,laat mij met rust beni rahat birak, iets blauw üzerinde
çalmak, iemand een belofte birinden söz almak,
çalmak, iemands hart birinin kalbini çalmak
CALORIE (...rieen) kalori, isi birimi
CANASTA kanasta, bir tür Arjantin kâğit oyunu
canına kıymak 1 / n/ (birinin iemand vermoorden, 2 (intihar et
canını kurtarmak 1 / n/ (birinin) iemands leven redden, 2 (kendi
canlandirmak, canlandirmak, sembolize etmek, iemand/iets birini/bir şeyi
canli karakteri oluşturan, een geheel organik bir bütün
çantadaki bir keklik kırdaki on keklikten iyidir Beter een vogel in de hand
CANVAS I h, 1 kanvas, kalin bir kumaş, 2 (v, boksring) boks ringi
çapraz koymak, makaslamak, 2 (elkaar snijden) birbirini kesmek, kesişmek,
CAPTIVEREN g, (captiveerde, h, gecaptiveerd) (birinin)
çare bulunmaz/yoktur, iemand voor laten liggen birini ölüme terk
çarpişmak, (wedijveren) yarişmak, rekabet etmek, met iemand biri ile
çarpişmasi, (v, mening) çatişma, in met elkaar birbirleri ile
CARPOOLEN gs, (carpoolden, h, gecarpoold) bir yere tek oto ile
çarptırmak- i, 1 (birbirine) elkaar laten slaan, 2 (para vb.) laten
CATATONIE psych/psik (adale kasilmali bir tür) şizofreni
çatlak/kontak, bir çivisi eksik, saçmaliyor
ce,-çe, -ca, -ça - achtig, çocukça bir davranış een kinderachtig gedrag, -
cebinden ağalik yapmak kolaydir, 4 (papier) bir top kağit,
Cebir Algebra,dwang,Cebir
cebir - bri 1 mat./wisk. algebra d. stelkunde d. 2 (zor) dwang d. geweld
Cebire Spalk,Cebire
cebire beugel d. spalk d.
çek, (als) gibi, een reus een vent dev gibi bir herif, 10 (vanwege)
çekilmek, iemand uit de ruimen birini temizlemek, öldürmek, ortadan
çekingen bir sesle, 2 (kleinzielig) darkafali,
çekinmek, cesaret edememek, niet iets te doen bir şeyi yapmaya cesaret
çekinmek, yapmaktan korkmak, zijn dat iets gebeurt bir şeyin
çekip kapatmak, birleştirmek
çekip yok etmek, 6 (masturberen) otuz bir çekmek, 7 kruiden
çekmek II f, gs, (maalde, h, gemaald) ergens niet om bir şeye aldirmamak,
çekmek, een weg bir yolu uzatmak II f, g, (doortrok, h,
çekmek, bir şeyi dikkate almamak, op zijn strepen staan çizgisini sürdürmek,
çekmek, birine iyiliği dokunmak
çekmek, het nodige gerekli şeyden yoksun olmak, iets niet kunnen bir
çekmek, iemand birini asmak, zich kendini asmak, kendini asip intihar
cel su döşemi II h, (vocht) yaş, islaklik, het is een pot al birini vur
çene çalmak, over iets bir şey hakkinda konuşmak, dan/den bahsetmek,
CENT ( en, s) kuruş, guldenin yüzde biri, tot de laatste
cent, (slechts) voor een keer bir kahvaltılık yağ boter voor slechts een
CENTIARE (n) bir metre karelik ölçü birimi
CEREINONIEUS z, resmi bir şekilde, törenli
CERVELAATWORST ( en) bir çeşit sucuk
cesaretlendirmek, iemand tot iets birini bir şeye şevklendirmek,
çeşitli, z, (vrij veel) birden çok, birkaç
çetin bir mücadele een harde strijd
çetin ceviz, zor bir iş, müşkül bir durum, 2 muz/müz nota, achtste
cevap vermemek de bir cevaptir,
çevirmek, (niet toestaan) iemand iets birine bir şeyi müsaade etmemek,
çevirmek, iemand de nek birini boğazlamak, öldürmek, als je vader dat
çeyrek (saat) kwart kwartier (dörtte bir bölüm) kwart vierde
cezasmi yerine getirmek, iemand birinin ölüm cezasini yerine getirmek
CHOCOLADE çikolata, er geen van kunnen maken bir şeyden
çiçek bloem d. (ağaç çiçeği) bloesem d, bir çiçekle yar gelmez, een bonte
Ciddi Serius,Ernstig ,Verdiepenbir,Stemmig,,Ciddi
ciddiye almarnak, göz ardi etmek, bir şeye aldirmamak, 5 (vastleggen in
çiftçiler birliği boerenbond d.
çikagelmek, ugrayivermek, hij kwam op een avond bij ons bir akşam
çıkar birliği belangengemeenschap d.
çikarmak, iemand birini sikiştirip telaşa boğmak, birini ivdirip
çikarmak, scheep/den donanimi çikarmak, 3 iemand birini
çikarmak, atmak, iemand van de ledenlijst birini üyeler
çikarmak, birini benzetmek, evire çevire dövmek
çikarmak, birini üstün görmek
çikarmak, iskartaya çikarmak, iemand mil/ask birini sakata
çikarmak, netice çikarmak, bir sonuca varmak
çikarmak, ortaya çikarmak, een eiland ada keşfetmek, een fout bir
çikarmak, serbest birakmak, zich uit de en maken tabanlari yağlamak
çikarmak, yoldan saptirmak, kandirmak, aklini çelmek, een man bir adami
çıkartma birlikleri landingstroepen d.
çikilmaz bir durumda olmak
çikiş, kovma, iemand zijn geven birine çikişini vermek, indienen
çikişini vermek, işten çikarmak, 2 (vrijgeven) serbest birakmak, tahliye
çikmak, voor (iemand) iets (biri) bir şey için bir şeyler yapmak,
çikmamak, hij zegt noch ba ağzini açip bir şey söylemez,
çildirtmak, birini çildirtacak kadar korkutmak
çile een breiwol bir çile örgü yünü II s, z, 1 (persoon) bürokrasi
çimleri biçmek, iemand het gras voor de voeten a) birinin lafini ağzinda
cimri, pinti, zijn tutumlu olmak, een e auto ekonomik bir araba, en niet
cinsel birleşme geslachtsgemeenschap liefdesspel coïtus d. geslachtsdaad
CIRKELBOOG (...bogen) wisk/mat kavis, yay, daire çevresinin bir
çırpı dode takken d. bir çırpıda in een keer
çirpmak, fig/mec birlikte çalişmak, elbirliği etmek
çiselemek, iets met water bir şeye su serpmek,
CITER (s) çok telli bir çalgi, kanun gibi bir çalgi,
CITROEN ( en) limon, iemand uitknijpen als een birini
civarinda, dolayinda, er hangt een foto de muur duvarda bir resim
CIVET h, bir çeşit misk
çizgi hikâye stripverhaal Birbirimize hikâye anlatmıyalım! Laten wij
cizirti, de auto maakt een araba ses yapiyor, araba garip bir ses
CLINCH boğuşma, dövüşme, met iemand in de liggen biriyle
çoban herderin d. herkesin aklı bir olsa, koyuna çoban bulunmaz, als de
çocuğu ölümden kurtarmak, ölümden döndürmek, iemand het leven birinin
çocuk bakmak, een oude man yaşli bir adama bakmak, II gs, dikkat etmek,
çocuk! Wat een vervelend kind! Ne biçim bir koltuk! Wat een lelijk bankstel!
çocuk, er is geen je aan de lucht tehlikeli bir şey yok, korkacak bir şey
çocuklar, önderliğinde, komutasinda, een troep x xin komutasinda bir
çocuklari kalakaldi, laat maar boş ver, birak, 7 aan iets dokunmak, (el)
COHABITATIE (s) cinsel ilişki, cinsel münasebet, birleşme
COITUS cinsel ilişki, cinsel münasebet, birleşme, yatma
çok güçlü, sağlam, çivi gibi, een maag demir gibi bir mide
çok hayat tecrübesine sahip olmak, görmüş geçirmiş olmak, her şeyden bir şey
çok içmek, bier çok bira içmek
çok mutluydum! o kadar mutluydum ki! zij zijn rijk çok zenginler, bir
çok yakindan takip etmek, iets op de volgen bir şeyi çok özenli/harfi
çok zahmetli/müşkül oluyor, zor bir iştir,
çokbireşimli diller poliosynthetische talen d.
Collaborateur Isbirlikci,Collaborateur
COLLABORATEUR (s) 1 işbirlikçi, birlikte çalişan, iş birliği
COLLABORATIE işbirliği, kubaşma
COLLECTIEF I s, z 1 kolektif, ortaklaşa, birlikte, müşterek,
COMBINATIE (s) bağdaşma, birleşme, kombinezon
COMMANDOTROEPEN komando birlikler
COMPATIBEL uyar, bağdaşir, birbirine bağlanir
compensatie dienen karşilamak, iemand zijn veruren birinin fazla
COMPONENT ( en) öğe, birim, unsur, element, parça
COMPOSIET ( en) birleşikgiller familyasindan bir bitki
COMPOUND birleşik
CONCERN (s) hand/tic şirket, ticarethane, ticari birlik
CONCLUSIE (s) sonuç, netice, çikarsama, tot een komen bir
CONCUBINAAT nikahsiz birlikte yaşama
CONFEDERATIE (s) konfederasyon, birlik
CONSECUTIEF z, peş peşe gelen, birbirini takip eden
CONSENSUS his/görüş birliği
CONSEQUENT z, tutarli, birbirine uygun
Consolidatie Birlestirme,Konsolide Etme,Consolidatie
CONSORTIUM (s) hand/tic geçici ticari birlik,
consul birini elçi olarak göndermek, 2 (door radio) yayimlamak, een
CONSUMENTENBOND ( en) tüketicililer birliği
CONTENT hoşnut, memnun, ergens niet mee zijn bir şeyden
CONTO (conti, s) hesap, iets op iemands schrijven bir
contract drie jaar üç yillik bir kontrat/sözleşme, 5 (vroeger in tijd)
CONTRACTANT ( en) sözleşmecilerden biri
CONTRACTUEEL z, anlaşmali, sözleşmeli, iets vastleggen bir
CONVERGENT yakinsak, tek bir noktaya doğru yönelen (işinlar,
CONVOCEREN g, (convoceerde, h, geconvoceerd) (bir araya)
COOPERATIE (s) işbirliği, kooperasyon
COOPEREREN coöpereerde, h, gecoöpereerd) işbirliği yapmak,
COORDINAAT (...naten) koordinat, bir noktanin yerini belirtmeye
COORDINATIE (s) koordinasyon, işbirliği sağlama, düzenleştirme
COPRODUKTIE (s) ortak üretim, birlikte ürteim
CORNER (s) 1 sp, korner, köşe, 2 hand/tic spekülasyon birliği
CORPORATIE (s) mesleki birlik, korporasyon
CORPS 1 birlik, studenten öğrenci birliği, 2 diplomatique
CORPSBAL ( len) birlik öğrencisi
Correspondent Muhabir,Correspondent
CORRESPONDENT ( en) 1 muhabir, haberci, kuryeci, 2
coşkun, e liefde ateşli bir aşk, (branderig) ateşli, yangili, een oog
çözümsel-birleşimsel yöntem analytisch synthetische methode d.
CRIME het is een çok adi bir şey
criterium kriter, ölçüt, ölçün, 4 miyar, mikyas, standart, ölçü birimi,
CROQUET I d, ( ten) kroket, (sucuk gibi) bir tür etdolma II h,
CT. afk/kis 1 courant geçerli, 2 cent kuruş, guldenin yüzde biri
cümbül cemaat (bir arada ne güzel) II f, gs, (jongde, h, gejongd)
Cumhurbaşkani yazari bir madalya ile onurlandirdi II s, 1 (niet
Cumulatie Birikinti,Cumulatie
CUMULATIE (s) yiğiliş, birikme, toplanma, kümelenme
CUMULATIEF biriken, toplanan, yiğilan, hand/tic preferente
CURIE nat/fiz küri, radyoaktivite birimi
çuval grote zak d. jutezak d. baal d. bir çuval inciri berbat etmek/ bir
da bilinen bir şeyi tekrarlamak, iemand de uitzetten birini kapi
Da’s een slimme beslissing. Bu akıllıca bir karar.
DAAGS I z, (per dag) her gün, tevoren bir gün evvel, bir gün
DAALDER (s) bir buçuk gulden
DAARGELATEN z, ... bir yana, ... göz önüne alinmazsa, dat bu bir
DAARLATEN g, (liet daar, h, daargelaten) (bir tarafa) birakmak,
DAARSTRAKS z, az önce, biraz önce, demin, deminden
DACTYLUS (...tylen, ...tyli) bir açik iki kapali vezin
Dadelijk hemen,derhal ,biraz sonra,birazdan ,,Dadelijk
dag met je je el salla, iemand iets aan de doen birine bir şey sağlamak,
dagblad tarafsiz bir gazete
dagen (hastaliktan) birkaç gün yatmaliyim, onder een deken bir kaptan su
dağitma, iemand bezorgen birinin dikkatini dağitmak, ik heb echt
dağitmak, iemand van zijn werk birinin işinden dikkatini dağitmak,
dağitmak, suiker over iets bir şeyin üzerine şeker serpmek
DAGJESMENS ( en) günübirlikçi, bir günlük tatilci
Dagjesmensen gunubirlikciler,bir gunluk tatilciler ,Dagjesmensen
DAGLICHT gün işiği, gün, iets bij bekijken bir şeyi özenle
DAGRECREANT ( en) günübirlikçi, bir günlük tatilci
DAGTOCHT ( en) bir günlük gezinti, günlük yürüyüş
daha, bir daha, II (v, zelfde mening) mutabik, ayni kanida, ayni
dakika minuut d. Bir dakika (lütfen)! een ogenblikje (alsjeblieft,
dalga, en dik tiknaz, bodur ve şişko, iemand te doen birine hak ettiği
damgalamak, fig/mec lekelemek, iernand als birini ...olarak
damgasini vurmak, bir şeyde çok iyi uzman olmak, nemen op iets bir şeye
damla, deryada bir damla, bir damlacik, minnacik şey
dan dan/den başka bir şey istememek, je moest maar naar buiten gaan
dan Ali, 4 (ait) bij, met, yanında bir de fincan veriliyor, er
dan weet ik nog niet wat ik met hem doe enz.) b) (vaat, beloofte) Hele bir
DANK teşekkür, şükran, geen ! bir şey değil! sözü mü olur!
dansen birinin suyundan gitmek, de aan Maarten geven a) nallari dikmek,
dat is een apart bu başka/ayri bir konu
dat is geen zuivere pek güvenilir bir iş değil, zwarte sütsüz kahve,
dat is nu net een tje voor hem tam ona göre bir iş, 4 (zwaar werk) ağir iş,
dat is om oud ijzer ayva kasap hep bir hesap, al birini vur ötekine,
dat snijdt geen o bir işe yaramaz, bu bir şey ispatlamaz, işimize yaramaz
davet et- ) uitnodigen, inviteren, (bir araya bijeenroepen,
davet et- ) uitnodigen, inviteren, (bir araya bijeenroepen,
davranmak, iemand slecht birine kötü davranmak,
davranmak, iets bir şeyin yapilmasina diretmek,
davranmak/yararlanmak, başka bir şeyden önce oluşmak,
davranmaya söz vermek, bir daha yapmayacağina söz vermek,
dayak çekmek, de warmte sicakliği ölçmek, zich met iemand biriyle boy
dayan! kendini koyverme! kendini birakma! ouwe e eski toprak, yaşli ve dinç
dayanmak, tahammül etmek, kaldirmak, zo iets kan ik niet böyle bir şeye
dayanmak, tegen iets bir şeye yaslanmak, dayanmak II f, gs, (steunde, h,
dayanmayan, e vrees mantiksiz bir korku, 2 (onnadenkend) düşüncesiz,
de af vragen direkt sormak, en paard noemen hiçbir şey gizlememek, een
de en kunnen bir şeyle idare etmek, bir şeyle ne yapacağini bilmek, vaste
de helpen birine gerçeği kavratmak, birinin gözünü açmak, birine
de laten bir şeyi yanda birakmak,
de s kennen püf noktalarini bilmek, een met iemand nemen aldatmak, birini
de s ophalen omuz silkmek, iemand over de aanzien birine yüz vermemek,
de schade op iemand zarari birinden talep etmek II f, g, (verhaalde, h,
de slaan kendini övmek, iemand het pistool op de zetten birinin
de spannen (diğerlerini) gölgede birakmak, en iyisi olmak, dat spant de
de van de weg yol kenarinda, aan iemands staan birinin tarafinda olmak,
de van het dorp köy civari, in een van 10 km 10 kmlik bir civarda, in de
de wijzen birine kapiyi göstermek, birini kapi dişari etmek,
de zijn bir şeyde çiraklik yapmak, çirak olmak III h, (bereide dierenhuid)
de andere wast, worden ze beide schoon bir elin nesi var iki elin sesi var,
de arm birini kollarina almak, iets op zich bir şeyi taahhüt etmek, bir
de behulpzame hand birine yardim eli uzatmak, verzet karşi
de besten en iyilerden biri, en ander bahsedilen husus, bahsedilen
de bir boyu da, ha yedi gün ha bir hafta, ha hasan dayi ha dayi hasan, een
de bir şeyler ister, diş görünüş yabana atilmamali, een je in het zeil
de brij iki kaptan bir gemiyi batirir, ahçinin çok olduğu yerde yemekler
de gang is), 2 (birini zorla iemand dwingen (om iets te doen), 3
de geest af böyle bir iş ruhu köreltir
de grond krijgen hiçbir şansi olmamak (bir şeyi halletmeye vb,) kimseden
de kamer, cebimde in mijn zak, 4 (met breuken) beşte bir een vijfde
de mantel birini paylamak, birine çikişmak, birini pataklamak
de mouw birine bir şeyi yutturmak
de problemen naar zich toetrekken, 2 (birinin) / n/ iemand moeilijkheden
de problemen naar zich toetrekken, b) (birinin) / n/ iemand in
de schenen leggen a) birini ikrara zorlamak, b) fig/mec birini köşeye
de staart kuyruğu kisaltmak, 2 op iets bir şeyde kisinti yapmak, op het
de tafel gekrast. 2 (hakkında) over insan hakları üstüne bir
de toekomst ileride, gelecekte, günün birinde, 3 kom hier! buraya
de val kibir kendini aşağilar
de var mi biraz?
de vastgestelde belirli bir süre içinde, op lange uzun vadeli, krediet
de vingers birini cezalandirmak, paylamak, azarlamak, 4 (typen) daktilo
de wijsheid der dwazen bir musibet bin nasihattan yeğdir,
de/ bir yerde gecele ergens de nacht doorbrengen
DEALEN gs, (dealde, h gedeald) 1 in iets bir şeyin ticaretini
DECENTRALISEREN g, (decentraliseerde, h, gedecentraliseerd) bir
DECIBEL (s) nat/fiz ses şiddeti ölçme birimi
DECIMEREN g, (decimeerde, h, gedecimeerd) büyük bir bölümünü
DEERN ( en, s) genç kiz, eenfrisse sağlikli bir kiz
defa, bir daha tekrarlamaksizin, niet hatta, hiçde bile, nog bir
defol! kaybol! gözüm görmesin! goed iyi bir iş bulmak, ergens goed bij
defteri kebir grootboek balansboek
değeri olmamak, masrafa değmemek, iemand van tot gort kennen birini çok
değerlendirmek, iets juist bir şeyi doğru değerlendirmek II h, mijns s
değil, steeds hâlâ, şu ana kadar, 2 (verder) daha, yine, een appel bir
değil, azimsanacak şey değil, boru değil bu, boru mu bu? yabana atilacak bir
değil, baştadır. Ouderdom gaat niet altijd samen met wijsheid. bir başından
değil, ziyani yok, b) (helpt niet) bir yarari olmaz, veel om aldirmak,
değişik bir isimle met een andere naam, alias
değişken bir hava
değişmek, met iemand biri ile nöbetleşmek
değişmez bir gerçekti, het is een dat ... bir gerçektir ki... historische
değişti, een spelen bir rolü oynamak, 2 tech/tek silindir, rulo, 3 (v,
değiştirmek, (uitstellen) ertelemek, tehir etmek, geriye birakmak, başka
değiştirmek, (verteren) harcamak, eritmek, 4 iemand birini uslandirmak,
değiştirmek, dat verandert niets aan haar gedachten o düşüncelerinden bir
değiştirmemek, olduğu gibi birakmak
DELIBERATIE (s) düşünüp taşinma, görüşme, daniş, birlikte
delice I 1 (sevmek vb.) hartstochtelijk, vurig, 2 (biraz deli) een beetje
deliden al, aan huis zijn aileden/kendilerinden biri gibi olmak, hij is
deliklerini kapatmak, fig/mec iemand iets birine bir şeyi yamamak,
Demarrage(,S) demaraj ,geride birakma ,Demarrage(,S)
deme gitsin Prachtig! Uitstekend! Je kunt je het niet voorstellen! Öyle bir
denemek, bir şeye soyunmak, b) (voorspellen) tahminde bulunmak
denemek, kaldirmadik taş birakmamak
denemek, yapmaya gayret etmek, iets bir şey için elinden geleni yapmak
dengi olmak, eşiti olmak, iemand in iets birine bir şeyde eşit
Deponeren Para Yatirmak,emanete birakmak,atmak,koymak ,,Deponeren
derde düşmek, birçok sorunu olmak, 4 bot, nod, boğum, düğüm, yumru, 5
Dergelijke boyle bir ,benzeri,Dergelijke
deri (cilt) huid d. vel bir deri bir kemik broodmager, vel over been,
deri bir kemik (kalmiş), iemand het over de oren halen birine çok para
derin bir araştirma, e meningsverschillen derin görüş ayriliği
derin bir araştırrma een diepgaand onderzoek
derin düşünmek, over iets bir şey hakkinda derin derin düşünmek
derin et yapmak, een goede maken/geven intiba yapmak, tesir birakrnak, een
derisi kalin, damari çatlak, een e leugenaar arsiz bir yalanci
dertig yaklaşik otuzunda bir adam, 5 (openhartig) samimi, açik, açik kalpli,
DERTIGER (s) otuzlu, otuz kirk yaşlari arasinda biri
dertte olmak, bir şeyle sorunu olmak
deryada bir damla een druppel in de oceaan
desteklemek, destek sağlamak, iemand in iets birine bir şeyde
desteklemek, een man van de enerjik bir adam, raad na komt te
desteklemek, iemand om vragen birine fikir sormak, goede is duur büyük
desteklemek, müdafaa etmek, arkalamak, iemands belangen birinin
DETACHEMENT ( en) mil/ask kita, müfreze, birlik, askeri kol
detayli, e berichten daha detayli bilgi, tot order yeni bir emre kadar,
dev, kocaman/koskoca bir şey, een van een vis kocaman bir balik,
devam et! ergens achterheen bir şeyin peşine düşmek, bir şeyi araştirmak,
devam etmemek, met (te) meye devam etmemek, meyi birakmak, zonder
deveyi yardan atan bir tutam ottur Een beetje hebzucht kan onheil
devretmek, iets aan iemand birine bir şeyi resmen devretmek, 2 (v, ziekte)
dichtbij/naderbij brengen, 3 (birini bir şeye inandır iemand
dichter ünlü bir şair, 2 tanidik, tanişik, bildik, zij komt mij
die bu yaşta, een meisje van mijn benim yaşimda bir kiz, van dezelfde
die manier, Hiçbir veçhile ile onder geen beding, onder geen
dienst birini askerliğe uygun bulmak
dienst işten ayrilmak, işi birakrnak, 2 (achterlaten) geride birakmak,
DIJK ( en) set, kenar seti, een van een çok iyi bir... een
diken diken olmak, voor (van) iets bir şeyden irkilmek, bir şeyden
dikkat gösterme oplettendheid d. 4 (bir şeye yoğunlaşma) concentratie d.
dikkat, büyük bir dikkatle, iemands vragen birinden ilgi rica
dikkatimi dağitacak bir şeye ihtiyacim var, 2 taalk/dilb türetme,
dikkatini çekmek iemand attent maken op, iemand attenderen op, 4 (bir kızı
dikkatli davranmak, birini/bir şeyi korumak, hij moet worden ona nazik
dikmek, de koers naar (y)a/e rotayi çevirmek, de troepen birlikleri
dikmek, zijn aandacht op iemand dikkatini birine yöneltmek, vermek, 4 zich
dilbirim dilb./taalk. glosseem
dilemek, iemand om hulp birinden yardim rica etmek, yardim istemek, men
dilencinin kapısı bir olsa acından ölür Er zijn meer huizen dan kerken.
dili bir karış brutaal, grof, lomp, onbeschaafd
dili bir karış dışarı çıkmak / n/ de tong op de schoenen hebben, met de
dili bir karış olmak / n/ grote bek/mond hebben,
dilinin altında bir şey var Er is iets dat hij wou zeggen, maar hij is er
Dingen birseyi elde etmeye calismak ,Dingen
direkteur bevorderen birini müdürlüğe terfi ettirmek, II bağ, ... kadar,
dirhem drachme, iki dirhem bir çekirdek onbelangrijk, onbeduidend
dişan çikarmak iemand birine kapiyi göstermek, birini kapiya kadar
dişari adim atmamak, iemand op zijn plaats birinin burnunu sürtmek,
dişi birakmak, atmak, kullanmamak, iskartaya çikarmak,
dışında (dışarısında) buiten, 2 (hariç) behalve, 3 (bir yana, göz önüne
dişinda oldu, benden habersiz oldu, 2 tanişma, met iemand maken biriyle
dişkulak, iemand iets in het fluisteren birinin kulağina bir şey
DIXIELAND bir tür caz
DIXIELANDMUZIEK bir tür caz
diye kirmak, de wind heeft veel bomen geknakt rüzgâr birçok ağaci kirdi, 2
diye tanıtmak 1 (kendini zich voordoen als, 2 (birini iemand
diz üstünde yazmak, op iemands zitten birinin dizinde oturmak, 2 (v,
DOBBER (s) olta mantari, een zware zor bir iş, hij heeft
DOCHTERMAATSCHAPPIJ ( en) yan kuruluş, bir şirketin şubesi
DOCHTERONDERNEMING ( en) yan kuruluş, bir şirketin şubesi
doctor de filosofie felsefe doktoru, een woord bir kelime ile, het
dode punt ölü nokta, over het dode punt heen zijn bir
doe niet zo ! nazlanma! naz etme! siktin ha! ik heb geen idee hiçbir
doel amacina ulaşmak, 2 iemand biri ile ilişkiye/temasa geçmek,
doen böyle bir şey yapmaya utanirlar, böyle bir şey yapmayi utanç sayarlar
doen geloven birini bir şeye inandirmak, door schade en schande wordt men
doen van ayrilmak, istifa etmek, birakmak, zijn ambt istifa etmek,
doen! Als ik jou was, zou ik zoiets nooit doen! Sen sen ol bir daha
doen, (birini zorlamak) iemand dwingen om iets te doen, 3
doğal bir şekilde natuurlijkerwijs, op natuurlijke wijze
doğma büyüme olmak 1 (bir yerli) ergens geboren en getogen zijn, 2 (yetenek
doğum günü, dan ben je nog niet desene seni iyi bir ceza bekliyor!
doğum günüm bu yil cuma gününe denk geliyor, op iemand/iets birini/bir
doğum yapmak, zij is van een dochter o bir kiz doğurdu, bir kizi
doktorali kimse, zich van iets maken bir şeyi mülkiyetine almak, ele
doktorasini almak, II g, (, h, ) iemand birine doktora vermek
dokunaklı bir sesle met een doordringende/gevoelige stem
dokunmak, birini sinir etmek
dokunmak, ellemek, 2 iemand birini parmakla muayne etmek, 3 geld para
dokunmamak, birine zarar vermemek, iemand tegen de haren in strijken birinin
dolamak, iets in een krant bir şeyi gazeteye sarmak
dolap, oyun, muziplik, iemand en spelen birine oyun oynamak
dolaşmak, iemand birini arabayla gezdirmek
dolaştirmak, het garen ipi dolaştirmak, iemands hoofd birinin kafasini
doldurmak, (versterken) sağlamlaştirmak, een dijk bir seti
doldurmak, mermi vermek, iets op zich bir şeyi yüklenmek, 3 elek,
doldurtmak, yerini değiştirmek, iets door iets anders bir şeyin yerine
dolu olmak, tegen iemand birine kin beslemek
DONDERBUS ( sen) eski bir tüfek
döne döne uçmak, fig/mec parlamak, birden kizmak, öfkelenmek, taşmak, barut
dönmek, op iemand ( op iets) birine (bir şeye) çarpmak, birine
dood birinin matemini tutmak,
DOOD I d, ölüm, iemand ter veroordelen birini ölüme mahkum
dood veroordelen ölüme mahkum etmek, een zaak hand nemen bir işi ele almak
DOODDOENER (s) hiçbir işe yaramayan cevap
DOODENKEL sade ve sadece birkaç, yalniz ve yalnizca birkaç, een
DOODLEUK z, sakince, pişkince, bir şey olmamiş gibi
doodschieten, (birini mahvet tenietdoen, ruineren, te gronde
doodskist birinin başbelasi, sikinti kaynaği, op zijn s bijten
DOODSSCHRIK ölümcül korku, iemand de op het lijf jagen birini
DOOF (dover, st) 1 sağir, duymaz, hij is aan een oor bir
DOOFPOT ( ten) şamdan külahi, iets in de stoppen bir şeyi
DOOLHOF (...hoven) labirent, fig/mec karmakarişik şey
Doolhof(Hoven) labirent ,Doolhof(Hoven)
DOOPCEEL (...celen) iemands lichten birinin kötü yanlarini
DOORDENKERTJE ince espiri, derin giz, dat is een bu ince bir
DOORDEWEEKS z, een dag hafta içinde bir gün
DOORDOUWER s (dik kafali) azimkli bir kimse
DOORDRAMMEN gs, (dramde door, h, doorgedramd) over iets bir
doorgestoken kararlaştirilmiş bir iştir, bu tesadüf bir şey degildir,
Doorzettingsvermogen dayanma gucu,sabir,sebat,Doorzettingsvermogen
DOORZETTINGSVERMOGEN direnme gücü sabir, sebat, kararlilik
dört bir yandan uit alle hoeken en gaten
dörtte bir bölüm
dörtte bir een vierde, (çeyrek) kwart
DOSSIER (s) dosya, evraklar, een aanleggen van iets bir şeyi
dostane, iemand behandelen birine nazik davranmak
dostça hisleri olmak, birine yakinlik duymak
DOT ( ten) 1 (Pluk) tutam, yumak, topak, een geld bir yiğin
Douane "gmrk birligi unie "
DOUANE (n) gürnrük, gümrük dairesi, iets bij de aangeven bir
DOUCEUR (s) bahşiş, iemand een tje geven birine bahşiş
draaien birini aldatmak, het vijfde aan de wagen istenmeyen kimse veya
dragcn elkaar geen goed hart toe aralarinda bir sevgi yok, biribirini
dragen, (bir yerde zich ophouden
DRIEEENHEID (dinde) üç birlik, teslis
DRIEHOEKSVERHOUDING oynaş ilişkisi, evli bir çiftle
DRIEJAARLIJKS z, üç yilda bir olan
DRIELING ( en) üçüz, üçü bir doğan çocuklar
Driemaandelijk uc ayda bir ,Driemaandelijk
DRIEMAANDELIJKS z, üç ayda bir olan, üç ayda bir
DRONK ( en) yudum, içim, een water bir içim su, een
DROPPEN g, (dropte, h, gedropt) 1 iemand ( iets) birini (bir
DROPPING ( en) gece birakilan yerder bir noktaya toplanma
dubbele iki nokta, ergens een achter zetten bir şeyi noktalamak,
duble dubbel, (bira için) halve liter
duidelijk açikça, iyice, iyiden iyiye, iyi bir şekilde, 3 kolayca, het is
Duimen birine sans dilemek ,Duimen
DUIMEN gs, (duimde, h, geduimd) voor iemand birine şans
DUIMSCHROEF (...schroeven) başparmaği sikan eski bir işkence
dün bir bugün iki het is te vroeg, het is nog te kort geleden
dünyadan bir görünüş
dünyalar birinin olmak de prins/de koning te rijk zijn, in de zevende hemel
dünyanın bir ucunda aan de andere kant van de wereld, heel erg ver weg
DUPE (s) kurban, aldatilmiş, faka basmiş, van iets zijn bir
durdurmak, oynatmamak, kimildatmamak, iets bir şeyi durdurmak
durmak, asili olmak, takili olmak, sarkmak, 2 aan iemand birine çok düşkün
dürmek, sarmalamak, iets op een klos bir şeyi makaraya sarmak, 2
dursun, dat ligt aan u zelf size bağlidir, het laten bir şeyi birakmak,
dürtmek, kakmak, elkaar met de elleboog dirsekleşmek, birbirini dirsekle
durum, hal, vaziyet, 7 (bouwstijl) (n) mimari tarz, 8 birlik, tarikat, de
durum, zo iets s öyle garip bir şey, (belachelijk) gülünç, komik, dat is
duruma düşmek, iemand in brengen birini zor durumda birakmak
duruma getirmek, (verslaan) birini tamamen mağlup etmek, je kunt er van de
durumda, biçak kemiğe dayandiğinda, II z, büyük ölçüde, aşiri bir şekilde
durumda, in geen asla, hiç, hiçbir durumda, in alle len, in elk her
durumu, de economische ekonomik durum, in een slechte verkeren kötü bir
durup dururken 1 (birden) ineens, onverwacht, plotsklaps, 2 (nedensiz)
duruyor, zich op iets laten bir şeyle iftihar etmek, bir şeyden gurur
düşe kalka (bir şeyi elde etmek) met vallen en opstaan (iets bereiken)
düşkün, eve bağli, een man evine bağli bir erkek
düşmanca bir zihniyet,
düşmek, dillerde dolaşmak, iemand over de laten gaan biri hakkinda
düşmek, man ! biri denize düştü!
düştüğü kuyuya bir daha düşmez. Een ezel stoot zich geen twee keer aan
düşünce birliği instemming d.
düşünce, de van een volk bir halkin ruhu, 3 (vernuft) yaşama gücü,
düşüncesine dalmak, bir şeyin planini kurmak, op wraak öç almayi düşünmek,
düşüncesini/görüşünü öğrenmeye çalişmak, birine düşüncesini söyletmek
düşüncesiz, sersem, mankafa, een me fout aptalca bir hata, geen woord
düşündürmek, aan iemand birini düşünmek, hij denkt altijd in geld
düşünrneyen, een meisje terniz kalpli bir kiz,
düşünüp taşinmak, (bir şey) hakkinda düşünmek, ik moet er eens over o
düşür- neerslaan, 3 (birden iç achterover slaan, 4 (kayık vb.) om laten
düşürmek, derecesini indirmek, iemand birinin rütbesini düşürmek,
düşürmek, een tak bir dali kesmek,
düşürmek, het bevreemdt mij dat men zoiets vraagt böyle bir şeyi
düşürmek, iemands geduld (kracht) birinin sabrini (gücünü) tüketmek
DUURKOOP goedkoop is ucuzdur vardir bir illeti (pahalidir
duurkoop ucuzdur vardir bir illeti (pahalldir vardir bir hikmeti), ucuz etin
duurt een bir çeyrek sürüyor, 2 (stadswijk) semt, mahalle, havali, civar,
duvarsaati, toren çan saati, hij is een man van de dakik bir adamdir,
duygulu bir şekilde, 3 (besef) anlayiş, het voor het schone güzellik
duymak, bir şeye istekli olmak
duymak, bir şeye kafasina takmak, tasalanmak, bir şeyi evirip çevirmek, over
duymak, bir şeye memnun olmak, 2 (betaling) ödeme
duymak, bir şeye önem vermek, aldirmak, bir şeyi istemek, hij taalt er niet
duymak, birine saygi duymak, 2 fig/mec tegen iets bir şeyden çekinmek,
duymak, er is geen gevaar te korkacak bir tehlike yok, nergens te
düzenlemek, iemand raad birine öğüt vermek, een zoen öpücük vermek, 2
düzenli bir şekilde regelmatig, geregeld, regulair, (sistemli) stelselmatig
düzenli bir yaşam, II z, düzenli bir şekilde, derli toplu
Dwang zor,baski,cebir,Dwang
DWANG zor, baski, cebir, zorlama
e bir bilet, lütfen.
e bir bilet, ltfen Een kaartje naar , alstublieft
e/ birini birine zich in iemand vergissen, iemand met iemand anders
ECARTEREN g, (ecarteerde, h, geecarteerd) ekarte etmek, bir
echtgenoot vent d. 4 (herif) vent d. kerel d. 5 (biri) iemand d. persoon
edememek, bir şey boş verememek
edilemez bir hakkin başka bir kişiye verilememesi), een erfgoed
edilemez, kavranamaz, akla siğmaz, een e angst anlaşilmaz bir korku, 2
Een Bir,Een
een aan iemands been zijn birine ayakbaği olmak, iemand voor het
een antwoord isabetli bir cevap, 2 maar kletsen ordan burdan konuşmak
een bir çirpida, bir hamlede, met de Franse iets doen bir şeyi
een bir yil sonra, van het vorig geçen yildan, vandaag over een seneye
een boeken birkaç kitap, een woorden birkaç kelime, bir iki kelime II s,
een bu bir önyargidir
een chocolade bir kalip çikolata II d, ( ken) sopa, öğrenci dövme sopasi,
een e hals ne saf biri, 4 (argeloos) masum, een kind masum çocuk
een e jongen kivil kivil bir genç, lachen katila katila gülmek,
een e koelte hoş bir serinlik, zich voelen kendini rahat
een e marxist koyu bir marksist
een e plek morarmiş yer, 2 fig/mec een e maandag kisa bir süre
een e term genel ifade, geçerli tabir
een e tijd zor bir dönem, weer çekilmez bir hava
een e toestand kritik bir durum, een ogenblik endişe verici bir an, II d,
een fe maatregel sert bir önlem, 4 (energiek) enerjik, dinamik
een geval acikli bir durum
een geven havalara girmek, kendine bir hava vermek, 2 in de gaan staan
een kind ele avuca siğmaz bir çocuk, II z, (met moeite) güçlükle, zoru
een kinderen bir dizi çocuk, 3 (persoon) sirik, fasulye siriği, uzun
een kleren bir çiki elbise, een gedichten bir şiir demeti, şiir
een maken bir yumruk olmak, direniş örgütlemek, eten uit het je elle
een noemen rast gele bir örnek vermek, rast gele bir cevap vermek
een ona bir bakayim, de zaak is zo bekeken bu kadar, şip şak, bir
een opmerking anlamsiz bir yorum
een paard astimli bir at
een plaatsen birini kiskaca almak
een punt sabit bir nokta, 2 (permanent) sürekli, devamli, değişmez, sabit,
een re reis uzak bir seyahat, in re tijden çok eskiden, weg uzak yol, 2
een tegen iemand (iets) birine (bir şeye) karşi önyargili olmak, dat is
een tje lichten birine çelme takrnak, op zijn laatste benen lopen
een tje vechten ufak bir kavga yapmak
een toneelstuk harika bir tiyatro oyunu, II z, çok, aşiri, inanilmayacak
een verder şimdi biraz daha ileride, het is hier ken goedkoper burasi
een zonder end dipsiz kuyu, yilan hikayesi, sonu olmayan bir şey/iş,
een afstand bir uzakliği yürüyüp katetmek, II gs, bir miktara
een beek bir derenin yatağini değiştirmek, een weg yolu başka yerden
een bepaalde vorm geven) belli bir şekle sokmak, biçime sokmak, formüle
een bezoek bir ziyaretin olmayacağini bildirmek, zijn meisje
een bire karşi sekiz, ik vertel het je moeder annene söylerim, de muur
een boek kitabin çikişi, 3 (visioen) görüntü, een mooie iyi bir görünüş
Een dag zonder jou is als verdriet zonder een traan. Een nacht zonder jou is als blijdschap zonder een lac Maar 1 seconde het gevoel van jouw kus maakt alles weer goed.sensiz bir gün, göz yaşı olmayan kedere gibi,sensiz gece, gülüşsüz mutluluk gibiama bir saniyelik öpücüğünü hissetmek, herşeyi düzeltiyor
een emmer water bir kova suyu vurup devirmek
een fiets bisikletten inmek, 2 op iemand (iets) birine (bir
één gedachte sen benden çok yaşayacaksin (iki kişinin ayni anda bir şeyi
een gevoelige raken bam teline dokunmak, birinin hassas damarina basmak,
een glimlach op zijn gezicht yüzünde bir tebessüm var, 4 durmak, de krant
een goede oyunun iyi bir kadrosu vardi,
EEN I sa bir, een van mijn buren komşularimdan biri, bir komşum,
Een kaartje naar , alstublieft e bir bilet, ltfen
een kasteel saray gibi ev, huizen bouwen op iemand birine tamamen güvenmek,
Een Keer Bir Kere,Een Keer
Een Keer Per Maannd Ayda Bir,Een Keer Per Maannd
een knoop bir düğümü sikiştirmak, 5 fig/mec de stoute schoenen
een koele soğuk bir karşilama, 3 de en en uitgaven gelirler ve giderler,
een kubus kübün alti yüzü, (v, plat) yüz, een bladzijde bir sayfa, (bij
een leveren birine adi bir oyun oynamak
Een Man Van Aanzien Itibarli Bir Adam ,Een Man Van Aanzien
een mand appelen bir sepet dolusu elma, angst korku dolu, hoop umut
een meisje kitap gibi bir kiz,
een mens! sen de insansin! zij heeft er nog een onun bir tane daha var,
een mijn bir mayina çarpmak, zij Ioopt naar de veertig kirkina merdiven
een mooie plaats. Burası güzel bir yer, Hier is een mooi plekje.
een muur bir duvari badanalamak, beyazlatmak, 2 iets ergens op bir şeyi
een nieuwe bouwen yeni bir fabrika kurmak
een onbewaakt gafil bir anda, op dit şu anda, op een gegeven bir ara,
een oude rot, bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak 't ene oor in en
een plan bir plani gerçekleştirmek, II gs, 1 (sterker worden)
een plan bir plani somutlaştirmak
een rustig leven sakin bir yaşam sürdürmek, 5 götürmek, dat leidt tot
een schip op aan de horizon ufukta bir gemi görünüyor
een school okul müdürü, afdelings bölüm başkani, 5 (individu) kişi, birey,
een staat bir ülkede içki yasaklamak
een stad bir şehri kurtarmak, 2 (uit een ambt) işten el çektirmek,
een stem bir sesin netliği
een stevig doyurucu bir yemek
een tijdje kisa bir süre için, geçici olarak, voor zijn vaktinden önce,
Een Tostel Demonstreren bir aletin nasil calistigini gostermek ,Een Tostel Demonstreren
een uitnodiging bir daveti yerine getirmek, bir davete uymak, geven aan
een verplichting birini bir yükümden kurtarrnak, iemand uit zijn ambt
een verzoek bir teklife ilgi göstermek, teklifle ilgilenmek, ergens op
een vitale kwestie hayati bir mesele, 2 (vol levenskracht) hayat dolu,
Een Voor Een Birer Birer,Een Voor Een
een wasmachine bir çamaşir makinesine ihtiyacim var, 4 kunt u iets voor de
een wens bir arzuyu yerine getirmek, ten van nin sonucu olarak, dan/den
een zaak bir işi aceleye getirmek, zich çok acele etmek, iki ayağini bir
een ziekenhuis hastanede görevli, hij is in een fabriek bir fabrikada
een, Bir hava, bir hava! Wat een weer, wat een weer! Bir bitirsem! Was ik
EENDAAGS 1 günde bir kez olan, 2 (één dag geldig) bir günlük
EENDAGSVLIEG ( en) zo efemerid, kisa ömürlü bir böcek
Eendracht Uyuym,birlik,Eendracht
EENDRACHT uyum, ahenk, birlik, kubaşma, elbirliği, maakt macht
EENHEID (...heden) 1 (het niet verdeeld zijn) birlik, van
EENHEIDSFRONT birleşik cephe
EENHEIDSPRIJS (...prijzen) 1 (per eenheid) birim başi fiyat, 2
EENHOORN (s) tek boynuzlu efsanevi bir at
EENJARIG s 1 bir yaşinda, 2 (een jaar durende) bir yil süren,
EENLETTERGREPIG tek heceli, bir heceli, woord tek heceli
EENLING ( en) tek başina biri, kendi halinde biri
Eenmaal Birsefer,Bir Kere,bir kez,Eenmaal
EENMAAL z, bir defa, bir kez, bir sefer, is geen maal bir
EENMALIG bir defalik, bir kez karşilaşlian, bir kere olan
EENMANS bir kişilik, tek kişi tarafindan yapilan vb,
EENPARIG z, uyumlu, mutabik, birlikte met e stemmen oybirliği
EENPARIGHEID oybirliği, mutabiklik,
EENPERSOONS bir kişilik, tek kişilik, tek kişi için
Eens Bir Kere,Gelecekte,eskiden,bir zamanlar,,Eens
eens bir daha bakmak, yeniden gözden geçirmek, het hebben ardindan
eens bir daha sorayim
eens ara sira, bir ara, bir zamanlar, (ooit) hiç, 7 je weet het niet, ?
EENS I 1 z, (nog één keer) bir kez daha, bir misli daha, zo
EENSDEELS z, ... anderdeels bir taraftan... bir taraftan da,
Eensklaps Birdenbire,Eensklaps
EENSKLAPS z, aniden, birden bire, beklenmeksizin, apansizin
EENTJE (s) 1 tek, biricik, 2 in (op) mijn kendi başima,
EENTWEEDRIE birden bire, hemencecik, bir kiüç
EENWORDING birleşme
Eerst Birinci,ilk once,Eerst
EERST I si sa birinci, ilk, de e dag birinci gün, ilk gün, II s,
EERSTEGRAADS birinci dereceden, verwonding birinci dereceden
EERSTEKLAS birinci sinif, şahane, een bediening birinci sinif
EERSTERANGS birinci sinif, en iyi kalite, lüks,
Eertijds Eskiden,bir zamanlar ,Eertijds
EERTIJDS z, önceleri, vaktiyle, bir zamanlar, evvel zaman içinde
Eertsterangs Birinci Sinif,luks,Eertsterangs
EETCAFE (s) yemekli birahane, yemekli kahve
eetkamer 2 (birlik) vereniging d. verbond kamer d. Ticaret Odası Kamer
efendiden bir adam een fatsoenlijk man
EFFE z, (een ogenblik) bir an, birazcik, bir saniye, wacht
efkarumumiye, tegen iets maken bir şeye karşi kamuoyu meydana getirmek, 5
eften püften bir şey Het is pet. Het is klote.
EGARD d, (s) saygi, iemand met s behandelen birine saygin
EGELANTIER ( en, s) kokulu bir yabani gül,
eğen, een volk maken bir halki boyunduruk altina almak, halka
eğlendirici oyun, oyalayici bir oyun
eğlenti perşembeye alindi, veel werk birçok iş yapmak, bir sürü işi
eğriltmek, iets bir şeyi eğmek, II gs, (, is ) eğrilmek, bükülmek, (yol)
EIDEREEND ( en) zo bir tür deniz ördeği,
Eigendunk Kibir,kendini begenme,Eigendunk
EIGENDUNK kibir, kendini beğenmişlik, kurum,
Eigendunkelijk Kibirli,kendini begenmis,Eigendunkelijk
EIGENWAAN kendini beğenmişlik, kibir, kurum
EINDE (s) 1 (kisa) yol, mesafe, een meegaan birazcik beraber
ekmeğini elinden almak, birini işinden etmek,
Ekonomik Işbirliği ve Kalkinma Örgütü
ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü Organisatie voor Economische
eksik, er is niets yok, geriye bir şey kalmamiş, onder başka, ayrica,
eksiktir, je bent) niet ! bir tahtan eksik galiba! iyisin ya!
el uzatmak (birine) / 1 iemand van zijn recht proberen te beroven, 2
ELAND ( en) zo, bir tür iri boynuzlu geyik,
elbirliği - ni samenwerking d.
elbirliği yapmak / samenwerken
elbirliği yapmak, el ele hareket etmek, el ele vermek
elbise dolabi, iemand op de jagen birini kizdirmak, birini çileden
elbisesini çıkarmak 1 (soyunmak) zich uitkleden, 2 / n/ (birini soymak)
elde avuçta bir şey kalmamak niets meer overhebben
ele vermekten korkmak, iemand op de geven birini hirpalamak, haşlamak,
eleştiri, een nieuw bestaan yeni bir yaşam kurmak, een klantenkring
eleştirici bir gözle,
Elf On Bir,Elf
ELF I sa on bir, april on bir nisan, les ders on bir II d,
ELFDE si sa on birinci,
ELFENBANKJE (s) bir tür mantar,
eli uzatmak, birine yardim etmek, de hand aan (y)a/e el uzatmak
elinden bir kaza çıkmak in/ een ongeluk veroorzaken
elinden bir şey gelmemek / n/ 1 niets kunnen doen of geen oplossing
elinden ekmeğini kazanrnak, iemand aan een stuk helpen birine iş
elinden hiçbir şey kurtulmamak / n/ van alle markten thuis zijn, heel
eline bir şey geçmemek 1 (az kazan niet veel verdienen, weinig
eline düşmek / n/ 1 onder iemands controle komen, 2 (birine ihtiyacı
elini yıkamak 1 handen wassen, 2 mec./fig. (bir şeyden elini çek zijn
Elkaar Birbiri,birbirini,Elkaar
elkaar als twee druppels water tipki birbirlerine benziyorlar, 2 het lijkt
elkaar omgaan, 2 (görüş birliğine var het eens zijn,
ELKAAR za l birbiri, birbirini, birbirlerine, zij helpen
elleri yağda bir elleri balda, 4 (dadelijk) hemen, ik kom hemen geliyorum,
ELLESTOK ( ken) bir arşinlik çubuk
elma daha, eens bir daha, iets? başka bir şey? (maar) vijf (sadece)
elverişli uygun, II z,beceriklice, hünerli bir şekilde, marifetlice
elverişsiz, muhali weer elverişsiz bir hava, 2 hand/tic kârsiz, az
Emanete Birakmak
Emanete Birakmak deponeren,Emanete Birakmak
emin olmak, şüphesi olmamak, zij is niet te inandirilacak biri değil
EMMER (s) kova, bakraç, een water bir kova su
emniyet tedbiri veiligheidsmaatregel d.
en omgevallen her şeyimle birlikte bisikletten düştüm, III z, 1 ik
EN BLOC z, toptan, hepsi birden, hep birden,
en Ontwikkeling Ekonomik Işbirliği ve Kalkinma Örgütü
en perk sinirlamak, sinirlanni belirlemek, iemand tevreden birini
en vrouw achterlaten çocuğunu ve karisini kimsesiz geride birakmak, 2
endişelenmek, bir şeyden endişe duymak, 2 fig/mec dat zit er niet in olacağa
ENDJE (s) 1 (kisa) yol, mesafe, een meegaan birazcik beraber
ENE bls, za, Biri,
enerjik, çevik, 2 (ruim) çok, büyük, külliyetli, een bedrag büyük bir
Enerzijds Bir Taraftan,Enerzijds
ENERZIJDS z, bir taraftan, bir yandan, ,, anderzijds ... bir
ENGEL ( en) 1 melek, 2 fig/mec melek gibi biri, saf, temiz
ENGELENGEDULD büyük sabir
engellemek II ( men) dama, een halen bir dama kazanmak,
Enig Tek,essiz,Birkac,biraz,,Enig
ENIG I s, tek, yegâne, eşsiz, biricik, eşi bulunmayan, (prachtig)
Enigarmate Bir Dereceye Kadar,Enigarmate
Enigazins Biraz,kismen,Enigazins
ENIGERMATE z, kismen, biraz, bir ölçüde, bir dereceye kadar,
ENIGSZINS z, biraz, kismen, şöyle böyle, bir ölçüde,
ENKEL I d, (s) anat, ayak bileği II 1 s, tek, yalmz, bir, e
ENKELING ( en) birey, fert,
ENKELVOUDIG 1 bir ögeli, 2 taalk/dilb tekil, çoğul olmayan,
Enlek1 Birkac,yalniz,Enlek1
ENTREE (s) 1 giriş, 2 giriş hakki,ergens hebben bir yere
enz, konuşup halletmek, konuşarak bir çözüni bulmak, de zaak işi/meseleyi
er een door kafadan biraz noksan, een door iets halen bir şeye çizgi
er graag eentje willen kopen bir tane satin almak istiyorum, zou je het raam
Er is geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou houdünyada seni ne kadar sevdiğimi anlatabilen bir mesaj yoktur
er is niets te bir şey görünmüyor, görülür bir şey yok, hij ziet bijna
Er is qeen sms ter wereId die kan beschrijven hoeveeI ik van jou hou dünyada seni ne kadar sevdiğimi anIatabiIen bir mesaj yoktur
er kunnen geen twee s op een schip zijn iki kaptan bir gemiyi batirir
er niets aan toe te voegen ekleyecek bir şeyim yok, 2 (als helper) yardimci
er was geen levende in de stad şehirde Allahin bir kulu yoktu, 3 fig/mec
er zit een in het glas bardakta bir kirik var, bardak çatlak,
er, hij weet er niets ondan anlamaz, o konudan bir şey bilmez, wat denk
erbij aniden bir şeyi birakmak
ERBIJ z, zijn a) yakayi ele vermek, b) (biryerde, aanwezig)
EREDIVISIE sp, birinci lig
EREWOORD şeref sözü, iemand zijn geven birine şeref sözü
erf bir çöplükte iki horoz ötmez, iki cambaz bir ipte oynamaz, iki kaptan
ERFLATER (s) miras birakan kimse
ERFLATING ( en) miras birakma
Ergens Bir Yerde,Bir Yer,Ergens
ergens bir şeyi yüklenmek
ergens bir yere yerleşmek
ergens emerek bir yere yapişmak,
ergens tegenop bir şeyi gözünde büyütmek, iets door de vingers
ergens bij bir şeyi bir şeye eklemek, twee dingen bij elkaar iki şeyi
ergens geen hand naar bir şeye el uzatmamak, yapmak istememek, 3 fig/mec
ergens geen in zien bir şeyde ekmek/kâr görmemek,
ergens gezellig mee bezig zijn, 3 (bir yerde çok kal ergens blijven
ergens niets van bir şeyi iyi yapmamak
ergens van bir şeye şaşirmak II h, hayret, şaşkinlik, baren şaşkinlik
ERGENS z, 1 (herhangi) bir yer, bir yerde, ik heb haar gezien
ERIN z, için(d)e, içerisin(d)e, iemand laten lopen birini
erin! bir daha gayret! haydi bir daha!
eritip birleştirmek, fig/mec birleştirmek, bütünleştirmek
erken birakmak, b) (geslachtsgemeenschap) cinsel boşalmayi yanda kesmek
ermez, anlamam, het is değersiz, kötü, dat is (naatje) boktan bir şey,
ermiş, mijn is op sabrim tükendi, met sabirla, sebatla, iemands op de
erosal, een e film erotik bir film,
ertussen birini enayi yerine koymak, aldatmak, de moeite zahmet etmek,
ERVAN z, ondan, het nemen hevesini almak, bir şeye doymak,
ervaring kennen bir şeyi deneyimden/tecrübeden bilmek, het hoofd (weten)
esasli görüşmek, iets bir şeyi esasli görüşmek
escorteren refakat etmek, iemand birine refakat etmek, 3
eşek bile düştüğü kuyuya bir daha düşmez een ezel stoot zich geen twee keer
eski bir tarih atmak,
eskitti, de tijd zamani harcamak, geçirmek, 3 iemand voor iets birini
Esleri Birbirleriyle Degiserek Birlesmesi Icin Mekan
Esleri Birbirleriyle Degiserek Birlesmesi Icin Mekan paringclup,Esleri Birbirleriyle Degiserek Birlesmesi Icin Mekan
eşlik etmek, iemand de trap birini merdivenden indirmek, II gs,
esnaflar birliği winkelvereniging d.
eşsiz, kunt u een geven? bir örnek verirmisiniz? aan iemand een nemen
estağfurullah (bir şey değil) Graag gedaan, Niets te danken! 2 (gezegd
eten ? yemek hazir mi? met tets zijn bir şeyi bitirmiş olmak, tamamlamiş
eten masaya getirmek, sofraya koymak, 5 het niet kunnen bir şeyi
eten onunla ayni harala girilmez, onunla bir alişverişin/ilişkin olmasa daha
etkilemek, (overhalen) iemand tot iets birini bir şeye teşvik
etkilemek, de woorden sloegen in sözler etki yapti, 3 een weg bir yola
etkili, keskin, dokunakli, sert, een stem dokunakli bir ses
etkili, tesirli, een geneesmiddel etkili bir ilaç, 3 (voedzaam) besinli
etkisi altinda olmak, een krijgen van iets bir şeyden etkilenmek, onder de
etkisiz hale getirmek, b) birini öldürmek,
ETMAAL (...malen) bir gün, hij heeft gedurende een hevige
etmek iemand met zijn verjaardag birinin doğum gününü kutlamak
etmek, (kopen) satin almak, een tafel bir masa satin almak, 3 almak,
etmek, (voorstellen) taniştirmak, zichzelf aan iemand biriyle tanişmak,
etmek, fig/mec op iets bir şey üzerinde konuşup/düşünüp durmak,
etmek, iemand tot voetballer van het jaar birini yilin futbolcusu ilan
etmek, op iets ingaan bir şeyin detaylarina girmek, het huilen staat hem
etmek, over iets bir şeye söylenmek, miringirin etmek
etmek, atamak, troepen birlikleri başka yere yerleştirmek
etmek, ayirt etmek, iets bir şeyi ayirt etmek
etmek, b (seksueel) birine cinsel eziyet etmek,
etmek, beklemek, bakmak, een gevangene bir tutukluyu beklemek,
etmek, bir şeyi yapmaya çekinmemek,
etmek, bir yere dolmak, 2 fikir, buluş, dat is een goede iyi bir fikir,
etmek, birine saygili davranmak,
etmek, birini oyalamak, zich met ile meşgul olmak,
etmek, birlikte yapmak, niet kunnen ayak uyduramamak, parasi yetmemek
etmek, de laatste aan iets leggen bir şeyi tamamlamak, bitirmek, de
etmek, demek, mana vermek, anders gezegd başka bir deyişle, dat wil yani,
etmek, devretmek, 2 (nog eens) yeniden yapmak, bir kez daha yapmak, yeniden
etmek, dokunmak, işlemek, etki birakmak, (y)i etkilemek
etmek, een boodschap bir mesaji bildirmek
etmek, een d leven sürtük bir yaşam
etmek, een garage bij het huis evin yanina bir garaj yapmak,
etmek, een gevangene bir tutukluyu tahliye etmek, iemand uit de hechtenis
etmek, een raad bir öğüdü tutmak, II gs, ( , is ) yerine geçmek, yerini
etmek, geld bir hesaba para transfer etmek, er is 50 op uw rekening
etmek, göstermek, takdim etmek, 2 (geld) bir kenara koymak, biriktirmek,
etmek, hakim olmak, zijn ongeduld sabirsizliğini bastirmak,
etmek, için savaş vermek, tegen iets bir şeye karşi savaşmak, voor een
etmek, iemand (iets) birini (bir şeyi) temsil etmek, 2 (betekenen)
etmek, iemand als lid birini üyeliğe kabul etmek, een vorstel
etmek, iemand biri ile yarişa girmek,
etmek, iemand birine hainlik etmek, 2 een geheim sirri ele vermek, 3
etmek, iemand het antwoord blijven birine cevap verememek s
etmek, iemand met iets birine bir şey vermek,
etmek, iemand voor leugenaar birine yalanci demek
etmek, iemands klachten birinin şikayetlerini kabul etmek,
etmek, II g, (nieuwsgierig) meraklandirmak, iemand birini meraklandirmak,
etmek, kamçilamak, kişkirtmak, körüklemek, iemand tot iets birini bir şeye
etmek, op iets bir şeyi üstü kapali ifade etmek, bir şeyi hissettirmek,
etmek, saygi göstermek, iemands besluit birinin kararina saygi
etmek, schuld suçunu kabul etmek, 2 een godsdienst bir dine iman
etmek, takdim etmek, gösterrnek, iemand een plan birine bir plan arzetmek,
etmek, verkrachten tecavüz etmek, irzina geçmek, een vrouw bir kadinin
etmek, vermek, tevdi etmek, 2 iemand aan de politie birini polise teslim
etmek, yalanlamak, inkâr etmek, elkaar birbiri ile çelişmek, zich
etmek, zich aldirmak, aldiriş etmek, hij stoort zich aan niets hiçbir şeye
etmek, zich boos sinirlenmek, zoiets maakt hem boos böyle bir şey onu
etmemek, aceleye getirmemek, tedbirli davranmak, van de een dag maken
etmemiş gibi davranmak, iemand iets door de boren birinin bir şeyini
etmeye çalişmak, çaba/gayret göstermek, iets te grijpen bir şeyi
etmeyen, bir, het is mij of zij komt gelip gelmemesi benim için birdir, 2
etrafinda toplanmak, 2 zich achter iemand birinin yaninda yer almak,
etrnek, yorumlamak, een droom bir rüyayi açiklamak, rüyaya açiklik
Ettelijke Bircok,Ettelijke
ETTELIJKE bl sa, birçok, bir kaç, malen bir kaç kez
ettirmek, iemand een geheim birine sirrini söyletmek, birinin sirrini
euf/ört, kafayi bulmak, çakirkeyf olmak, zich ergens over maken bir şeye
EUREKA buldum! (ani bir buluş heyecani)
Europese Unie Avrupa Birligi
Even Bir Dakka,Dakika,Even
Even,1 Ayni,cift ,biraz,Even,1
EVENKNIE ( en) denk, denkteş, iemands zijn birinin dengi
Eventjes Birazcik,Eventjes
EVENTJES z, (een ogenblik) bir an, birazcik, bir saniye, wacht
evenwicht denge, iets in houden bir şeyi dengede tutmak,
evlendirmek uithuwelijken, (kızı birine ayarla-, v. vrouw)
evlenmek aan de man komen, trouwen met, Ankaralı birine vardı, Zij
evlenmek, de opnemen mücadeleyi kabul etmek, iemand de toewerpen birine
evlilik, hij is getrouwd mutlu bir evlilik yapti, een leven mutlu bir
examen birini sinava tabi tutmak, sinavdan geçirmek, 3 zich aan zijn lot
examen birini sinava hazirlamak, sinava yetiştirmek,
EXODUS (bir yerden) toplu gidiş
EXPRES z, kasitli, bile bile, kasten, kasti, belli bir gaye ile
eylemek, ergens het beste van bir şey için elinden geleni yapmak, iemand
eyleminden sorumlu görmek, birinin eyleminden mesul olduğunu açiklamak
ezberde okumak, het in de schoot leggen bir şeye razi olmak, teslim olmak,
ezbere bilmek / (bir şeyi) van buiten kennen, uit het hoofd kennen,
ezbere/gözü kapali/su gibi (bilmek), ergens niet over kunnen bir şeye
F (s) f, f harfi elek, farad, elektrik kuvvetini ölçme birimi
Faderatie Federasyon,birlik,Faderatie
FAIT ACCOMPLI h, oldubitti, emri vaki, iemand voor een zetten birini
faiz birikimi (rente)accumulatie d.
faiz hesabi, een e stof bileşik madde, een e breuk birleşik kesir
faizi ile birlikte ödeyerek hesabi kapatmak, amorti etmek
fali, iemands opmaken (trekken) birinin falina bakmak
FALIE (s) kapşon, kukuleta, iemand op zijn geven birini paylamak,
familie birini ailesine taniştirmak, zich kendini tanitmak, takdim
familie gelieerd zijn bir aileye akraba olmak
Familielid Ailebireyi,aileferdi,Familielid
FAMILIELID (...leden) aile bireyi, aile ferdi
FANTASTISCH I s, z, 1 hayali, fantastik, een plan hayali bir plan, 2
fanteziye sahip olmak, 2 (inbeelding) kendini beğenmişlik, kibir, kurum, wat
FARAD elek, farad, elektrik kuvvetini ölçme birimi
FARIZEES farizeisch s, z, ikiyüzlü, düzmeci, een e lach ikiyüzlü bir
farketmek, dokunmak, iemand in zijn eer birinin şerefine dokunmak, II
FAUN ( en) myth/mit yari insan yari hayvan bir ilah
FAUNA bir bölgede yaşayan hayvanlarin tümü,
FEDERATIE s federasyon, birlik
feest birini eğlenceye çağirmak,
felaket bir şekilde in hoge mate, zeer, verschrikkelijk, vreselijk
felaket bir şey, berbat bir şey, ivirzivir bir şey, eften püften, bir işe
felekten bir gece çalmak een gezellige/leuke dag/avond hebben
felekten bir gün çalmak een gezellige/leuke dag/avond hebben
ferahlık verici 1 verfrissend, luchtig, niet benauwend, 2 (birini
fıçı bira vat bier
Ficidan Cekmek(bira)
Ficidan Cekmek(bira) tappen,Ficidan Cekmek(bira)
fig/mec ( ,h) (birine) kuyruk olmak,
fig/mec baglamak, zijn hoop op iemand (iets) umudunu birine (bir şeye)
fig/mec iets met stilzwijgen bir şeyi sükut geçmek, iemand bij
fig/mec op iemand maken birini didik didik aramak, II h, ( en) (schip)
fig/mec voor iets bir şeye cesaret edememek, bir şeyden çekinmek
fig/mec bir araya çağirmak, vrienden voor een feest arkadaşlari eğlenceye
fig/mec birinin hareketlerini sinirlamak, fig/mec bağlamak, die
fig/mec de gelegenheid tot iets bir şeye imkan sağlamak,
fig/mec doldurmak, zenginleştirmek, süslemek, 2 iets ergens mee bir şeyi
fig/mec dwingen tot) şantaj yapmak, iemand iets birini bir şeye
fig/mec een uit de pan krijgen ağzinin payini almak, iyi bir azar işitmek
fig/mec een voorstel bir öneriyi geri çevirmek, iemand aan de deur
fig/mec er broeit wat ortalikta bir şeyler dönüyor,
fig/mec ergens vreemd van bir şeye şaşirmak, tegen iemand birine saygi
fig/mec het van iets dragen bir şeyin damgasini taşimak, van de oude
fig/mec hij is aangeschoten o biraz çakirkeyiftir,
fig/mec hoogmoedig burnu büyük, kendini beğenmiş, tafraci, kibirli, burnu
fig/mec iemand de ogen birinin gözlerini açmak, een rekening hesap
fig/mec iemand iets laten birini bir şeyin dişinda birakmak, iets
fig/mec iemands bevoegdheden birinin yetkisini sinirlamak,
fig/mec niet meer meedoen) çekilmek, birakmak, oyun bozanlik
fig/mec overdrijven abartmak, şişirmek, iets te zeer bir şeyi çok
fig/mec pay, een hebben in een fabriek bir fabrikada hissesi olmak, ergens
fig/mec teşvik etmek, kamçilamak, dürtmek, iemands moed birini
fig/mec vastgeroest zijn bir şeye saplanip kalmak
fig/mec weer adem rahat bir nefes almak II f, g, (schiep, h, geschapen)
fig/mec zijn geld in het water parasini suya atmak, iets in het vuur bir
FIGUURLIJK z, mecazi, çift manali, de e betekenis van een woord bir
fiki, senli benli, içli dişli, ke vrienden met iemand zijn biri
fikrini değiştirmek, iemand konuşarak birinin fikrini değiştirmek
film zirva bir film, 3 (raar) acayip, garip, tuhaf, een geval garip bir
fincan çay, bir bardak çay, 2 (hoofd) baş, kafa, iemand een kleiner maken
firçalamak, b fig/mec birinin kulağinin tozunu almak,
firlatmak, iemand de deur uit birini kapi dişari etmek
firlayip açilmak, 2 op iemand birinin üzerine atilmak
fisil söylemek, iemand iets birinin kulağina bir şey fisildamak
fisildamak, het gaat het ene in en het andere uit bir kulağindan girer
Fiyat Birligi
Fiyat Birligi pariteit,Fiyat Birligi
fiyatlari kirma, op hemen, birden, op vuruş üstüne vuruş, van zijn
FLAGEOLET ( ten) yüksek sesli bir flüt
FLANSEN g, (flanste, h, geflanst) in elkaar bir araya getirmek, derme
FLARD ( en) paçavra, bez parçasi, iets aan en scheuren bir şeyi
fles benim için yeni bir şişe açmayiniz, 2 kullanmaya başlamak,
FLES ( sen) şişe, een melk bir şişe süt, fig/mec op de zijn/gaan
flitst door zijn hoofd kafasinda bir düşünce şimşek gibi çakti, aklina
FLORA (s) bitey, flora, (bir bölgede) bitkiler kümesi
FLOX ( en) bir tür çiçek
FLUKS z, ( er, t) hemen, derhal, hizlica, ivedi, tezelden, çarçabuk, bir
FLUT değersiz, adi, eften püften, het was een flutfeest adi bir
FLUTBEDRAG ( en) küçük bir miktar
FLUTBOEK ( en) eften püften bir kitap
FONDANT h, (s) fondan, bir tür şekerleme,
FONEEM (fonemen) sesbirim, fonem
FORCE MAJEUR d, karşi konulmaz güç, dat is elden bir şey gelmez,
forceren, /, (birini köşeye iemand in het hoek
FORMATIE (s) 1 düzen, tertip, nizam, in vliegen bir düzen içinde
FOTOGENIEK fotojenik, fotoğrafta güzel etki birakan
FOUILLEREN g, (fouilleerde, h, gefouilleerd) (birinin) üstünü başini
FOXTROT (s) fokstrot, bir çeşit dans
frank, para birimi,
FRANS I S, Fransali, Fransiz, Fransaya ait, iets met de e slag doen bir
FREGAT ( ten) scheep/den firkata, eski bir savaş gemisi
FREGATVOGEL (s) zo, fregat kuşu, uzun kanatli bir deniz kuşu
FRESIA (s) bot, bir tür süsen, frezya
Frikadel Bir Tur Ezme Sucuk,Frikadel
FRIKADEL ( len) bir tür sucuk
FRISJES serin, biraz soğuk
Frunnuiken Parmakla Birseyle Oynayip Durmak,Frunnuiken
FRUTSELEN gs, (frutselde, h, gefrutseld) ergens aan bir şeyi ellemek,
Fuseren Kaynasmak,birlesmek,Fuseren
FUSEREN gs, (fuseerde, h, gcfuseerd) kaynaşmak, birleşmek
Fusie Birlesme,fuzyon,Fusie
FUSIE (s) 1 nat/fiz kaynaşma, ergime, 2 (v, partijen enz,) birleşme,
Fusies en overnames Birlesme ve satin almalar
G (gs) 1 g, g harfi, de is een keelklank (gutturaal) g girtlaksi bir
g lang duren) dayanmak, eskimemek, aşinmamak tegenin ergens gaan bir
G.A.K afk/kis Gemeenschappelijk Administratiekantoor Işletmeler Birligi
gaan bir şeyi gidip araştirmak, (te pakken krijgen) elde etmeye
gaat u maar naar binnen! lütfen giriniz! II g, (bir vere) girmek, ik
GADING beğeni, zevk, istek, tat van iemand zijn birinin tam aradigi
gafıl bir anda in een onbewaakt ogenblik
GALEI ( en) scheep/den kadirga, eski bir savaş gemisi, iemand tol de
galiba biraz? zo als ...nerdeyse, hemen hemen, dat is zo al, zeker
GALJOEN ( en) kalyon, eski bir harp gemisi,
GALLISCH Gallik, Fransaya ait, ergens van worden bir şeye kizmak
GALOP (s) dörtnal in dörtnala bir hizla, hij kwam in terug
gam çekmek, ergens over bir şeyden dolayi kahirlanmak, üzülmek, zich dood
GAMBIR s (erkek) Gambiyali
gammazlamak, ele vermek, iemand birini gammazlamak, birini ele vermek,
gamsiz, een leven derli toplu bir yaşam, huzurlu bir yaşam
gang i 2 (birini zorla iemand dwingen (om iets te doen), 3
GANZENBORD ( en) zarla oynanan ve kaz resimleri kullanilan bir tür oyun
garanti garantie d. (kefalet) borg d. waarborg d.vrijwaring d. bir yıl
GARANTIE (s) garanti, teminat, met een jaar bir yil garantili
garazi olmak, iemand birine kin gütmek, 2 (afkeer hebben v,) nefret etmek,
GARDE 1 (s) muhafiz birliği, de oude eski nesil /toprak, 2 (n)
GARDENIA (,s) bot, gardenya, kökboyasigillerden bir bitki
GAREEL (garelen) hamut, koşum takimi, iemand in het houden birini
garip bir adam een rare vent
garip raar, zonderling, cins bir adam een rare vent, 6 (hayvan, iyi
GASPELDOORN (s) bot, Katir tirnağina benzer bir bitki
GASPELDOREN (s) bot, Katir tirnağina benzer bir bitki
GASTVRIJ z, konuksever, misafirperver, een e man konuksever bir adam
GAT ( en) 1 delik, een in een kleed elbisede bir delik, 2 (opening)
gayret göstermek, didinmek, naar iets bir şeye gayret göstermek, II h,
gayretli olmak, hevesli olmak, fazla istek göstermek, voor een zaak bir
gayretli/hamarat bir kadin,
gayri iradi yapmak, 3 zich niet zijn van iets bir şeyin farkinda olmamak
gazete muhabiri verslaggever d. correspondent d. reporter d
GEBAAR (gebaren) 1 jest, een vriendelijk sevimli bir jest, gebaren
GEBETEN zijn op iemand/iets birine/bir şeye diş bilemek, birine/bir
gebeurtenis anilacak bir olay
GEBIEDSDEEL (...delen) bir devlet ait bölge
GEBROEDERS mv/çoğ kardeşler, biraderler
gebruiken edebiyat yapmak, een goed je voor iemand doen birinin yararina
GEBUKT gaan onder iets bir şeyin altinda ezilmek, beli bükülmek
geç, geleden kisa süre önce, bir süre önce, een verslag kisa bir rapor,
geçe I (zaman, van tijd) over, Saat ikiyi on geçe bir randevum var. Ik heb
geçen vori (birkaç gün önce) jongstleden
geçici bir süre tijdelijk
gecikmek verlaat zijn, te laat komen, 2 (tren vb.) vertragen, 3 (bir yere
geçimini sağlamak, beslemek, een gezin bir aileyi geçindirmek, 4 (met
geçinmek, iki yakasini bir araya zor getirmek, iets op zetten bir şeye
geçirir, ses duyulur, het is hier erg burada hiçbir gizlilik olmaz
geçirmek, (v, dieren) dişari çikarmak, 3 zich over iets bir şey hakkinda
geçirmek, birini el sallayarak göndermek
geçirmek, er is haar een ongeluk kaza geçirdi, başina bir kaza geldi, wat
geçirmek, fig/mec iemands hart birinin kalbini fethetmek
geçirmek, iets in hebben bir şeyi mülkiyetine almak, geld para
geçirmek, iets zijn bir şeyin ustasi olmak
geçirmek, istek uyandirmak, uyarmak, iemands ijver birini
geçirmek, karşiya geçirmek, iemand birini karşiya geçirmek
geçirmek, kazanmak, veel kennis birçok bilgi edinmek, nieuws haber ele
geçirmek, taşimak, bulaştirmak, een ziekte op iemand bir hastaliği birine
geçirrnek, götürüp birakmak, refakat etmek, een brief naar de post
geçmek, naar de derde klas üçüncü sinifa geçmek, 2 tot iets bir şey
geçmek, yerine vekalet vermek, voor iemand birine vekalet etmek, yerine
geçmesine müsade edilmemek, iemand van de weg birini yanliş yola
geçmişe bir göz atmak terugblikken, achterom kijken
geçmişi hatirlamak, enige jaren birkaç yil geri gitmek, 3 (prijzen)
GECOMPLICEERD karişik, karmaşik, een geval karişik bir durum
GEDAAN iets van iemand krijgen bir işi birine yaptirmak/hallettirmek,
gedaan ömrümde öyle bir şey yapmadim
gedachte ürpertici bir düşünce
GEDACHTELOOS z, (...lozer, t) düşüncesiz, akli kit, akli bir kariş
GEDENKDAG ( en) (bir şeyin) yildönümü
GEDETACHEERD mil/ask müfreze, bir bütünden ayrilmiş, geçici bir yere
gedicht şiir okumak, muz/müz çalmak, sunmak, icra etmek, 2 iemand birini
gedichten derlemek, bir araya toplamak, fig/mec krachten
GEDOE 1 (bezigheid) bir sürü iş, zahmet, müşkülat, telaş, 2 (drukte)
gedrag birinin davranişini yermek
GEDRANG 1 yiğişma, yiğilma, tikişiklik, 2 (biriken/toplanan) kalabalik,
Geduld Sabir,Geduld
Geduld Sabir,Geduld
GEDULD 1 sabir, tahammül, katlanma, katlaniş, hazim, 2 sebat,
Geduldig Sabirli,Geduldig
GEDULDIG z, 1 sabirli, havsalasi geniş, hazimli, tahammüllü, dayanikli,
geeft rasgele bir müşteri ne verirse, parasi önemli değil, dat is van de ke
GEEMOTIONEERD duygulu, duygusal, met e stem duygulu bir sesle,
Geen YokHic,Hicbir,Degil,Geen
geen değersiz bir iş, 3 stellen in (y)a/e ilgi göstermek,
geen weten (met) (y)a/e çikar yol bulamamak, şaşirip kalmak, bir çözüm
geen zonder zorg her başin bir derdi vardir, dertsiz baş olmaz, 3
Geen Dank Birsey Degil,Geen Dank
geen enkele hiçbir koşul altinda, onder zekere n belli koşullar altinda,
GEEN I bls, za, hiç, hiçbir, hiçbiri, değil, (hiç) ...degil, mens hiç
geen mond ağiz açmamak, bir şey söylememek, susmak, een boekje over iemand
geen tijd şimdi vaktim yok, of nooit şimdi veya hiçbir zaman, firsat bu
geesteszieke d. krankzinnige d. waanzinnige d. gek d. bir deli bir kuyuya
GEESTRIJK 1 şakaci, esprili, nükteci, nükteli, een man şakaci bir
GEGOED (meer , meest ) zengin, hali vakti yerinde olan, bir eli yagda
gehad kafadan kontak olmak, üşütük olmak, bir çivisi/tahtasi eksik olmak,
gehad o tam bir gün boyunca ateşlendi, bütün gün ateşi vardi
GEHECHT tutkun, bağli, aan iemand/iets zijn birine/bir şeye
gehelen bütünü, tamami, topu, een vormen bir bütün oluşturmak, in het
geheugen animsamak, akla getirmek, iemand iets in het geheugen birine
gehoor (iyi) mooi, prachtig Pekâlâ bir araba, daha ne
GEHOOR 1 işitim, duyma, işitme, 2 işitim yetenegi een fijn ince bir
GEHOUDEN (yasal) zorunlu, zijn om (tot) iets bir şeyi (yapmaya)
GEK I s, z, ( ker, st) 1 (krankzinnig) deli, kaçik, çilgin, bir tahtasi
GEKANT zijn tegen iets bir şeye cidd itirazi olmak, bir şeye karşi
GEKKENGETAL (...getallen) on bir sayisi
GEKKO (s) zo, bir tür kertenkele
GEKNIPT voor iets zijn bir şeye biçilmiş kaftan olmak, çok münasip
gekrast. (hakkında) over insan hakları üstüne bir konferans
gekscheren, / (birine takıl met iemand een grapje uithalen
gel- geschikt zijn, 3 (iyi biri ol goedhartig zijn, een goed iemand
GELATEN z, pasifçe, bir şey demeden, karşi koymadan, teslimiyet
geld leggen bir kenara para koymak, tasarruf etmek
geld bir kenara koymak, 5 scheik/kim ayriştirmak, 6 zich
geld faize yatirmak, faize koymak, vadeli hesaba koymak, 3 iemand birini
geld gekost o bir yiğin paraya mal oldu, bir çuval paraya mal oldu, de grote
geld pahalidir vardir bir hikmeti) ucuzdur vardir bir illeti, goede
gelden paranin hesabini vermek, iets tegenover iemand birine karşi bir
GELDERLAND Gelderlan Hollandanin bir eyaleti,
geldig geçersiz, hükümsüz, 3 (afgesleten) yalama, een schroef yalama bir
GELEDEN z, önce, het is een maand bir ay önceydi, kort kisa bir süre
gelegenheid bir imkani değerlendirmek, bir olanaktan yararlanmak,
GELIG sarimtirak, sarimsi, een e kleur sarimtirak bir renk
gelijk, anderdeels niet! bir yandan haklisin, bir yandan değil!
GELIJKMATIG z, eşit, ayni, bir karar üzere, düzenli, eşit olarak,
GELIJKVLOERS z, yerle ayni seviyede, yerle bir
gelir, (y)a/e doğru gitmek, op iets bir şeye doğru gitmek, op
gelişigüzel yapmak, bir şeyi çarçabuk yapmak, baştan savmak, prijzen
gelişmemek, fig/mec achtergebleven gebieden geri biraktirilmiş
geliyor, het is mij bana garip geliyor, een e smaak garip bir tat, er
gelmek - ir 1 komen, Nereden geliyorsun? Waar kom je vandaan? 2 / (bir
gelmek, den) üstün olmak, gölgede birakmak, (e) baskin çikmak, sollamak,
gelmek, iemand birine yaklaşmak, 2 (zich wenden tot) ilişkiye
gelmek, iemand proberen te birinin hoşuna gitmeye çalişmak, II h,
gelmez, van executie kaçinilmaz bir sorunu erteleme, van komt afstel bir
geloof dönmek, çekilmek, ayrilmak, (van) iemand birine
geloof sarsilmaz bir inanç
GELUKSVOGEL (s) şansli biri/kimse, hij is een echte şansli biridir,
GEMBERBIER zencefilli bira
GEMEENSCHAPPELIJK z, müşterek, ortak, birleşik, toplu, birlikte,
GEMIS darlik, eksiklik, yetersizlik, een van iets vergoeden bir şeyin
gemiye yiyecek sağlamak, iemand van geld birine para sağlamak, zich van
GEMOEID ergens mee zijn bir şey için gerekli olmak, gerekmek, er is
GEMUNT het op iemand hebben birini hedef almak, birini gözü önüne almak,
gençten jon Kapıda gençten bir adam duruyor, Er staat een jonge man voor
gene (tekrar) weer, opnieuw, alweer, 2 (bir kez daha) toch, alsnog
GENEGEN 1 meyilli, eğilimli, yönelimli, istekli, 2 iemand zijn birine
GENERALIST ( en) genelci, bir dalda uzmanlaşmayan
generallik derecesi, één mijn vrienden bir arkadaşim, 6 (ter aanduiding v,
GENERLEI hiç er is gevaar hiçbir tehlike yok
GENIETROEPEN mv/çoğ istihkâm birlikleri
geniş bir bilgi
genişliğindedir, een brede weg geniş bir yol, II z, al lang en
GENOEGEN 1 memnuniyet, tatmin, nemen met iets bir şeyden memnun
GENOOTSCHAP ( pen) birlik, kurum, cemiyet, dernek
geom, birleşmeye yüz tutmak, birbirine yaklaşmak
GEPAARD ikişer, ikili, çift, birlikte, gaan birlikte olmak/gitmek
GEPORTEERD zijn voor iemand/iets biri /bir şey hoşuna gitmek,
gereksinimi olmak, bir şeye ihtiyaç duymak, b) (rijp zijn) hazir
gerektiren, sorum isteyen, mesuliyetli, een e baan mesuliyetli bir iş,
Geri Kalmak(Birinden)
geri- terugkeren, 5 / (birine zich tot iemand wenden, 6 (yön
geri almamak, iptal etmemek, yürürlükte birakmak, terketmemek, 3 (niet
geri çekmek, een wet (voorstel) bir yasayi (teklifi) geri çekmek, iptal
geri döndürmek, de rug naar iemand birine sirtini dönmek, II gs, (, is )
Geri Kalmak(Birinden) Achterstaan Actersattan Bij ,Geri Kalmak(Birinden)
Geride Birakilmis
geride birakip...
Geride Birakma
Geride Birakmak
Geride Birakilmis Verlaten,Geride Birakilmis
Geride Birakma demarrage(,s),Geride Birakma
Geride Birakmak Nalaten,Geride Birakmak
geriye birakmak, tehir etmek, een vergadering toplantiyi ertelemek
GERSTENAT (alayci) arpa suyu, bira
GERUIM oldukça uzun, (een) e tijd oldukça uzun bir zaman
GESCHAPEN uygun, vasifli voor iets zijn bir şeye çok uygun olmak
GESCHIEDBOEK ( en) (bir ulusa ait) tarih kitabi
geslaagd Almancayi geçtim, Almancayi başardim, in iets bir şeyde başarili
GESLACHTSDAAD (...daden) cinsel birleşme/münasebet
GESLACHTSGEMEENSCHAP cinsel ilişki, cinsel birleşme, cinsel münasebet
gesprek canli bir konuşma,
gestandaardiseerd standartlaştirmak, normlamak, (belli bir) norma
gestopt met roken sigarayi biraktim
GETAL ( len) sayi, rakam, miktar, adet, een groot büyük bir miktar,
getal az, bir iki, tek tük, e dagen bir iki gün, III z, (slechts)
GETIKT s kaçik, bir tahtasi eksik, üşütük, deli, hij is kaçiktir, onun
getirmek, aan een voorwaarde bir koşulu yerine getirmek, aan zijn plicht
getirmek, aan iets bir şeyi düşünmek, over iets üzerinde
getirmek, animsatmak, iemand ergens aan birine bir şeyi animsatmak,
getirmek, bir şeyi açiğa kavuşturmak
getirmek, birini komt altijd op zijn poten terecht kedi her zaman dört
getirmek, birleştirmek, kombine etmek, 2 (met elkaar in verband
getirmek, coşturmak, harekete geçirmek, iemand moed birini yüreklendirmek,
getirmek, dile getirmek, bir şeye dikkat çekmek,
getirmek, een plan bir plan önermek
getirmek, gündeme getirmek, een voorstel ter brengen bir öneriyi gündeme
getirmek, iemand als burgemeester birini belediye başkani olarak göreve
getirmek, iets met de tanden bir şeyi dişle ezmek, öğütmek
getirmek, iets onder de vegen/schuiven bir şeyi hasir atli etmek, 2
getirmek, yüzleştirmek, yüz yüze getirmek, 2 iemand met ... birini
getirtmek, iemand van de waarheid birine gerçeği kavratmak
getogen zijn doğma büyüme bir yerli olmak, in Turkije Türkiye doğumlu, een
geuren en en vertellen bir şeyi en ince ayrintilariyla anlatmak, hij weet
GEURTJE (s) itir, parfüm, er zit een aan bu işte bir şeyler var
gevaren kendini büyük bir tehlikeye maruz birakmak, kendini
GEVECHTSEENHEID (...heden) mil/ask özel tim, dövüş birliği
geven birini
geven birine bir şeyi) layik görmek, (birinin bir şeyini) kiskanmamak,
geven birine içten öğüt vermek
geven birine kendi silahi ile karşilik vermek, birine misliyle mukabele
geven birine tokat atmak, kulağini çekmek, kulağinin tozunu almak,
geven birinin kulağinin tozunu almak, birine şamar indirmek,
gever cömert kimse, met e hand savurgan bir şekilde, 5 (ruim) bol, çok,
GEVLIJ bij iemand in het komen bir dediğini iki etmemek, birine
GEVOEGLIJK z, uygun, münasip, yakişir, terbiye dahilinde, uygun bir
gevoelens his beslemek, vriendschap met iemand biriyle dostluk
GEVOLGAANDUIDEND taalk/dilb birbirini takip eden
gevşemez, kaçinilmaz, 3 een geneesmiddel kesin etkili bir ilaç, 4
gevşetmek, çevirerek çikarmak, een schroef bir vidayi gevşetmek/çikarmak,
GEWAAGD ( er, st) tehlikeli, riskli, een onderneming riskli bir
GEWAG ergens van maken bir şeyden bahsetmek, bir şeyden söz etmek,
gewassen yapilacak bir şey yok, önüne geçilemez, çaresi bulunmaz
GEWEER (geweren) tüfek, fig/mec tegen iets in het komen bir şeye
geweer proberen atip denemek, 4 iemand (yolda) birine bir şey
GEWELD 1 zor, şiddet, cebir, zorbalik, van wapenen silah zoru, met
GEWELDDADIG I s, zorba, eli sopali, een e man zorba bir adam, II z,
gewend alişik, alişkin, alişmiş, aan iets zijn bir şeye alişkin olmak,
GEWETEN (s) vicdan, bulunç, iets op zijn hebben bir şeye vicdani
gewicht düşürmek, 2 wisk/mat sadeleştirmek, een breuk bir kesiri
GEWICHTIG z, 1 önemli, ehemmiyetli, ciddi, ağir, 2 doen kendini bir
GEWICHTSEENHEID (...heden) ağirlik birimi
gewichtsmaat ton, 1000 kg, een schip van 15000 15 bin tonluk bir gemi, 4
gewone betekenis van een woord bir sözcüğün normal anlami, 2 (alledaags,
gewonede van de straat siradan biri, sokaktan biri, mijn kocam, eşim,
gewoonte alişkanlik, örf, adet, görenek, een plaatselijk mahalli bir
GEWOONWEG z, adeta, bayaği, kolayca, normal bir şey gibi, açikça
gezag birinin yetkisini sinirlamak
GEZAMENLIJK I s, toplu, birleşik, tüm, bütün, II z, birlikte, hep
Gezegde Soz,Tabir,Gezegde
GEZEGDE ( n, s) 1 deyim, tabir, 2 taalk/dilb yüklem
gezegend zijn bir şeye sahip olmaktan mutlu olmak
GEZELLIGHEID hoş ortam/atmosfer, voor de hoş (bir ortam) olsun diye,
GEZELLIGHEIDSMENS ( en) hoş sohbet kimse/biri
GEZETEN 1 yerleşik, sabit bir yeri olan, yerleşmiş olan, 2 (welgesteld)
gezicht bir şeyi birinin yüzünden okumak, gözlerinden anlamak
GEZICHT 1 ( en) (gelaat) yüz, sima, çehre, een bleek solgun bir yüz,
gezicht yüze bir şamar, (met vuist) yumruk, een met de vuist op tafel
gezien worden! şimdi bir şeye benzedin! şimdi güzel oldun! 2 (begrijpen)
GEZINSHERENIGING ( en) aile birleşimi
GEZINSLID (...leden) aile bireyi
GEZOCHT 1 (in trek) aranan, istenen, revaçta, 2 (karmaşlk bir şekilde)
gezond sağlikli görünmek, hoe ziet het eruit? nasil bir şey? neye
gibi, een moeilijkheid te komen bir zorluğu yenmek, dat gaat mijn
gidiş, bir iki, birkaç, nog een woord bir kaç söz daha, 3
GIGANTISCH çok büyük, kocaman, dev gibi, een gebouw çok büyük bir
GILDE d, (n) lonca, esnaf birliği
GILLER (s) spreekt/kd gülünç bir şey, het is een amma gülünç şey
GIN cin, bir tür içki
gina gelmek, bir şey girtlağina gelmek,
girilir hale getirmek, 3 fig/mec zijn hart voor iemand birine içini açmak
girilmez, zenginle işbirliği fakirin zararinadir, zo zo knecht böyle
girintili çikintili, een e weg engebeli bir yol
girişik, birleşik, e interest birleşik faiz, e interestberekening bileşik
girişmek, başlamak, iets bir şeye teşebbüs etmek, bir şeye girişmek,
girişmek, bir şeyi organize etmek, başlatmak, in zijn çok meşgul olmak,
girmek / (bir yere) binnengaan, binnenkomen, betreden, 2 /
girmek, iemand laten a) birini düşürmek, b) birini yüz üstü birakmak, met
girmek, uzlaştirmak, uzlaşim sağlamak, ergens in bir şeyde
girrnek, bahis tutmak, ik wed om een gulden bir guldene bahse girerim, ik
girtlaklainak, birinin girtlağina sarilmak, het komt me de uit girtlağima
gisteren heb gezien, Bir şey yapmadım ki üzüleyim, Ik heb niets gedaan
gitmek, kisa ziyaret etmek, geçerken uğramak, bij iemand birine
gitmek, daar schiet mij iets te bir şey aklima geliyor,
gitmek, de groene futbol sahasi, op het je worden geroepen a) bir şeyin
gitmek, izlemek, takip etmek, peşini birakmamak,
gitmemek, bezwaar tegen iemand/iets birine/bir şeye karşi itirazi olmak,
gitmemek, uymamak, uygun olmamak, het misstaat een meisje zo te spreken bir
gizlemek, voor iemand iets birinden bir şey saklamak,
GLADWEG z, büsbütün, tamamen, iets vergeten bir şeyi tamamen unutmak
GLIJMIDDEL ( len) cinsel birleşmeyi kolaylaştirici madde, vagina kremi
gmrk birligi "Douane unie"
GNEIS geol/jeol granit cinsinden bir tür taş
Gney Dogu Asya Milletler Birligi "Associatie van Zuidoost Aziatische Naties"
GNOE (s) zo, bir tür antilop
GODVRUCHTIG z, dindar, sofu, een e vrouw dindar bir kadin
goed bir yola iyi bakmak, een tuin bahçeye bakmak, 2 aangenaam bezig
goed edeplice, nezih bir şekilde, met goed iets niet kunnen doen bir
goed iyi sonuçlanmak, 6 (uitvaren) tegen iemand birine çok bağirip
GOEDDEELS z, büyük bir kisimi, büyük bir bölümü
goede op iets hebben bir şeyden iyi anlamak, 3 daar is geen op umut yok,
goede omstandigheden iyi bir ortamda olmak, 2 in bepaalde kringen/onder
goede opvoeding genoten hebben iyi bir eğitim görmüş olmak, 2 (genot hebben
goede/slechte achterlaten iyi/kötü tesir birakrnak, onder de zijn nin
goederen kaçak mallar, maken siyahlaştirmak, iemand maken birini
goederen sahile vurmak, ergens bir yere takilip kalmak, een gestrand
GOEDGEZIND hüsnüniyetli, iyi yürekli, iyicil, iemand zijn birine
GOEDHEID ...heden iyilik, je bent de zelve sen bir iyilik meleğisin
gökte ararken yerde bulmak / 1 iets onverwachts snel vinden, (birine
göl olur, voor geen vervaard zijn gürültüye pabuç birakmamak
gölgede birakmak, iemand gölgede birakmak, yildizini söndürmek, 2 (naam,
gönderme, sevk, iets in nemen bir şeyi emanet almak
göndermek opsturen, verzenden, 3 /, (insanı bir yere
GOOI ( en) atiş, firlatma, ergens een naar doen a) bir şeye şansini
gör, gitti, avcunu yala, üstüne bir bardak su iç
GORDELDIER ( en) zo, kertenkele cinsinden bir hayvan
göre, een bezoeker de vijf beş konuktan biri, die plaats orada, de
görev III d, ( en) hand/tic hesapta ayri bir rakam, münferit miktar IV d, 1
görevlendirmek, adina sunmak, aan iemand een boek birinin adina bir
görmek, iemand (iets) leren a) birini (bir şeyi) tanimak, birini (bir
görmek, esirgemek, birinden bir şeyi sakinmak, kiskanmak
görmek, gezmek, een zieke bir hastayi ziyaret etmek, hastayi
görmemek, fazla önem vermemek, hafife almak, bir şeyi ciddiye almamak, iets
görmemezlikten gelmek, bir şeye müsamaha göstermek, laten göstermek, op
görmemiş, iets laten bir şeyi cevapsiz birakmak, e liefde karşilik
GORTDROOG yavan, kuru, çok sikici, een verhaal sikici bir hikaye
görülmemiş bir ilgi
görülmemiş, se maatregelen olağanüstü önlemler, çok siki tedbirler
görünmek, fig/mec canli, süslü, zengin, e taal süslü bir dil
görünüşe göre, sözde, güya, toevallig kennen ze elkaar sözde birbirlerini
görüp geçir- ) meemaken, ervaren, 4 /- de/ (bir yerde otur
görüş birliği overeenstemming d.
görüş, düşünce, zoveel hoofden, zoveel nen herkesin bir görüşü vardir, 5
görüşler, (in groot aantal) birçok, büyük sayida, çoğu, e delen van de
görüşme, sohbet, yarenlik, hoşbeş, een met iemand hebben biriyle görüşmek
görüşmek üzere, birazdan görüşürüz, 5 (bezoeken) görmek, 6 (merken) görmek,
görüşmek, görüş alişverişi yapmak, over iets bir şeyi tartişmak
görüşte olmak, het ergens mee zijn bir şeyi tasdik etmek, iyi
görüşü, iets buiten laten bir şeyi hesaba katmamak, göz önüne
görüşülmemiş, iets laten bir şeye el sürmemek, (onderwerp) laten
görüşünü dayatmak, görüşunü empoze etmek, een plan bir plani
görüşünü değiştirmek, iemand birinin aklini çelmek
görüşünü engellemek, 2 manzara, een mooi güzel bir manzara, 3 (kans, hoop)
görüşüyorum? over iemand (iets) biri (bir şey) hakkinda konuşmak, birinden
gösterişsiz bir bahçe, 3 (gering) az, ufak, küçük, niet büyük, az değil
göstermek, aan een belofte bir sözü tutmak
göstermek, başirili olmak, dat maakt niets uit bir şey fark etmez, hij gaat
göstermek, bölümlemek, zich in iets bir şeyde uzmanlaşmak, ihtisas yapmak
göstermek, geen voor iets hebben bir şeyi anlamamak, bir şeyi akli
göstermek,iemand in zn kruipen/likken birinin kiçini yalarnak, birine
göstermemek, iets met volgen bir şeyi dikkatle izlemek, met grote
götürmez, een onderscheid belli bir ayrim, belli bir fark,
götürür müsün? birakir misin?
goud bir külçe altin, 2 (schoeisel) takunya, nalin, tahta terlik, tahta
GOUDBROKAAT bir çeşit ipek kumaş, kemha
GOUDRENET ( ten) bir tür elma,
gözaltina almak, hapse atmak, 4 (door redeneren) fig/mec iemand birini
gözden ayirmamak, çok dikkat etmek, birine/birşeye göz kulak olmak
gözden geçirmek, göz gezdirmek, de krant bir gazeteye göz atmak, een
gözden uzaklaştirmak, bir şeyi perdelemek, görünmez hale getirmek
göze gelmek, (biriyle/bir şeyle) yüz yüze gelmek, in mijn ogen bence, bana
gözle, iets met blote handen doen bir şeyi eliyle yapmak, araçsiz
gözlerini yummak, de ogen sluiten voor iets a) bir şeye göz(ünü) yummak, bir
gözü dışarıda biri 1 iemand die uit ontevredenheid uitkijkt naar
gözü olmak, birini gözü tutmak, een in het zeil houden birini/bir şeyi
gözü önünde birini öpmek,
gözünde olmak, birinin yaninda iyi puani olmak,
gözüne takmak, gözünde biri olmak, aklinda biri olmak, zo op het is het
gözünü boyamak, birini aldatmak, birini kandirmak, iemand in het doen
gözünün önünde (birinin) voor (onder) iemands neus
gözünün önünde canlandirmak, bir şeyi gözünün önüne getirmek
gözüyle bak! o işi bana birak!
GRAF (graven) 1 mezar, gömüt, kabir, (v, heiligen) yatir, türbe,fig/mec
GRAFTOMBE ( n, s) türbe, mozole, anitkabir
GRAMSTORIG z, öfkeli, hişimli, iemand maken birini kizdirmak
GRASDUINEN gs, (grasduinde,h, gegrasduind) ergens in bir şeye
GRAVIN ( nen) kontes, kontun karisi veya kizi, (kont Avrupada bir
GREEP (grepen) 1 tutma, yakalama, kavrama, kapma, kapiş, tutuş, 2 bir
GRIEPERIG biraz gripli, ik ben een beetje biraz grip oldum, biraz
GRIJPSTUIVER (s) (klein bedrag) birazcik para, bir miktar para, blijf
GRIP tutak, sap, tutacak (şey), fig/mec tutacak bir dal, geen hebben
GROEP ( en) grup, küme, zümre, birlik, topluluk, takim, actie eylem
GROG (s) bir tür alkolü içki
GROL ( len) muziplik, maskaralik, biraz eşek şakasi
grond yere tükürmek, iemand in het gezicht birinin yüzüne tükürmek, 2
GROOTBOEK ( en) boekh/muh anabesap defteri, defteri kebir
grote ogen birine şaşkin şaşkin bakmak, iemand niet birine
GROTENDEELS z, ekseriyetle, çoğunlukla, büyük bir kisimi
GRUTTO (s) zo, çulluğa benzeyen bir kuş
GRUWEN gs, (gruwde, h, gegruwd) van iets bir şeyden tiksinmek,
gücendirmek, kirmak, iemand diep birini çok üzmek, çok kirmak
gücenmek, incinmek, op zijn tenen lopen birçok zahmetle ayak uydurmak,
güçlükler, pürüzler, niet in de zijn pürüzlü olmak, şüpheli bir yani
gücü, een als een gamaal zayif bir hafiza, unutkan bir akil, 3 (s)
GUERRILLATROEPEN mv/çoğ gerilla birlikleri
gulden bij elkaar hepsi birden yirmi gulden oluyor, II (passief) gestraft
gulden yüz guldenden biraz fazla, 3 sonra, geçerek, geçe, halfvijf dört
guldene bahse giriyorum, veel geld bahse birçok paray vermek, bahiste çok
guldenlik bir meblağ,
güle güle! c) (begroeting) selam! merhaba! iemand zeggen birine
gülerek biriyle alay etmek, II gs,(, is ) gülmeye son vermek
gülünç duruma düşürmek, birini rezil etmek, 2 (inzicht) görüş, bakiş,
gümrük birligi
gün süren tatil, een blad on dört günlük dergi, iki haftada bir çikan
günde bir defa een keer per dag
günde bir kez een keer per dag
günde bir sefer een keer per dag
Güney Dogu Asya Milletler Birligi
güney sahili boyunca seyretmek, fig/mec een idee laten bir fikirden
günlerden bir gün vroeger, weleens
GUNNEN g, (gunde, h, gegund) 1 iemand geen tijd birine zaman
GUNST iyilik, iemand betonen birine iyilik göstermek, een bewijzen
günübirlik een dag durend, slechts voor een dag
Gunubirlik Uzun Gezi
Gunubirlik Uzun Gezi trektocht d(,en),Gunubirlik Uzun Gezi
günübirlik yaşamak bij de dag leven
günübirlikçi dagjesmens d. passant d.
Gunubirlikciler dagjesmensen,Gunubirlikciler
günün birinde op een dag, weleens, eens
güreşte, bij worstelen) eerste klas d. 6 (kalite vb. birinci) top, eerst,
guruldamak, II g, iemand door elkaar birini iyice hirpalamak, sarsmak,
gürültü, patirti, yaygara, * iets in het roepen bir şeyi oluşturmak,
gürültüye pabuç birakmaz
gurur trots d. trotsheid d. 2 (onur) eer d. 3 (kibir) hoogmoed d.
gurur duymak, bir şeyle iftihar etmek, bir şeyden kivanç duymak, bir şeye
gururlu trots, fier, 2 (kibirli) hooghartig, hoogmoedig, ingebeeld, ijdel
gururlu bakiş, een e houding kendinden emin bir davraniş, II z, göğsünü
güven temelinde, iemand in nemen birini sirdaş etmek, birine güvenerek sir
güvenilir bir arkadaş, sağlam bir arkadaş, in e handen emin ellerde, 2 met
güvenilmez, emniyetsiz, b) (er hapert iets) burada bir pürüz var
güvenilmez, ipiyle kuyuya inilmez, iemand op zijn geven birine ebesini
güvenmek, iemand op zijn woorden birine sözlerinden dolayi güvenmek, 2
güvenmek, itimat etmek, iemand birine güvenmek, birine itimat etmek, hij
güze sözle bir şeyi geçiştirmek
güzide, een gedrag örnek bir davraniş, dat lijkt me niet bana ideal
h/volkst. belli bir işi ol werken, fungeren als, Ne işe bakıyorsun? a)
ha bire aanhoudend, onophoudelijk, constant, door en door
ha bire konuşmak aan een stuk doorpraten, onafgebroken praten
Haar Adres Door Geven Adres Birakmak,Haar Adres Door Geven
HAASJEOVER birdirbir oyunu,
HABBEKRATS spreekt/kd ufak bir miktar, küçük meblağ, topu topu üç beş
haber almak /- den/ 1 een bericht ontvangen, 2 (birinden, v. iemand of
haber vermek, iemand van iets birini bir şeyden haberdar etmek
haberi, geen ! goed ! hiç bir haber olmamasi kötü haberden iyidir, het
haberler, iets maken bir şeyin yalan olduğunu göstermek
had - ddi 1 eski./vero. (sınır) grens d. 2 (aşama) fase d. stap d. (bir
haddini bildirmek, kiçinin üstüne oturtmak, iemand op straat birini sokağa
hadsiz hesapsiz, sayisiz, birçok, bir sürü, az buz değil
haftada bir een keer per week, wekelijks
haftada bir, minuut dakikada, 5 başina, beher, her, stuk her parça,
haftada bir, om de andere iki haftada bir, over een bir hafta sonra,
hak eder, iemand in houden birine saygi göstermek/duymak,
hakikatleştirmek, zich iets bir şeyi anlamak, idrak etmek, tasavvur etmek
hakki II d, reklam, maken voor een artikel bir malin reklamini yapmak,
hakki olmak, het hebben om... meye hakki olmak, hebben op iets bir
hakki vb,alana kadar) diretmek, ergens een onder zetten bir şeyi
hakkindan gelmek, iemand over de leggen birini dövmek, op zijn schrijven
haklı olmak 1 gelijk hebben, 2 (belli bir konuda gelijk hebben in
hakli zafer, hak edilmiş zafer, heb ik dat aan je verdiend? bir teşekkür mü
haksız çıkmak 1 ongelijk hebben, 2 (belli bir konuda ongelijk hebben in
hale getirmek, işler hale getirmek, iets bir şey yetiştirmek,
HALFBAKKEN z, 1 ala pişmiş, az pişmiş, biraz çiğ, pek kizarmamiş, az
HALFBROER (s) üvey birader, üvey kardeş
HALFGAAR (dom) kaçik, bir tahtasi eksik, üşütük
HALFMAANDELIJKS z, yarim aylik, on beş günlük, on beş günde bir,
hali e liefde içten bir sevgi, 2 (echt) gerçek, halis, katiksiz
halinde, bestuurs yönetim biçimi, iets geven bir şeye şekil vermek, 2
halk - kı 1 volk publiek 2 (bir grup insan) mensen d. menigte d.
halletmek, bir yolunu bulmak, iemand iets op de spelden birini bir şeye
hamle yapmak 1 (saldırmak) aanvallen, aanvliegen, 2 (önemli bir işe giriş-
Hand El,Birseyin Kotu gitmesi,Hand
HANDBREED el genişliği, kariş, geen wijken bir kariş kimildamamak,
HANDEN SPANDIENSTEN d, mv/çoğ (birine yapilan) basit yardimlar, basit
HANDJEVOL z, bir avuç, birkaç
HANDLANGER (s) 1 yardimci, 2 ong/ols ortak, işbirlikçi
HANDVOL 1 avuç dolusu, apaz, tutam, sikam, een kersen bir tutam
hangt çani duymuş ama tokmağin nerede olduğunu bilmiyor, bir şeyler duymuş
hangt iets in de bir şeyler olacak gibi, eli kulağinda, in de hangen
HAP ( pen) 1 lokma, 2 isirma, een in iets doen bir şeyi isirmak
haperen, (şaka yap plagen, voor de gek houden, 4 (bir yere
HAPKLAAR hazir, yemeye hazir, hapklare brokken lokma, bir lokmalik
HAPPIG düşkün, istekli, arzulu, op iets zijn bir şeye istekli olmak
HAPSNAP z, rastgele, keyfi bir şekilde
hararetli bir savunucusu, iets houden dikkatlerde tutmak, sicak tutmak,
hararetli, e liefde ateşli bir aşk
harcamak, met een in het graf staan bir ayaği çukurda olmak, aan handen en
harde aan başini ağritacak bir iş var
harekette bulunmak, de de personen in een toneelstuk bir tiyatronun
harfi, basi harfi, geen letter (van waar enz,) bir kelimesi bile (doğru
harfine izlemek, dikkatle takip etmek, noktasi noktasina bir şeyi izlemek,
harika şey, harika kimse, een van een jurk harika bir elbise,
harika bir şey, de acht zaligheden Hazreti Isanin sözleri
HARINGHAAI ( en) zo, (dik burunlu) harharyas türünden bir balik
HARNAS ( sen) zirh, panzer, iemand tegen zich in het jagen birini
HARP ( en) 1 muz/müz harp, arp, telli bir çalgi, 2 scheep/den kelepçe,
harp muhabiri oorlogscorrespondent d.
hart birinin gönlünü kirmak, 2 (verzwakken) zayiflatmak, gücünü
hart gözden irak olan gönülden de irak olur, iemand de ogen uitsteken birini
hart temiz bir kalp, saf bir yürek
HARTENKREET (...kreten) içten bir ifade
hasil etmek, de indruk intiba birakmak, etki yapmak
haşlamak, paylamak, iemand birine bağirip çağirmak
hassa duyarli, nazik, zayif, een punt aanraken hassas/zayif bir noktaya
hassas bir konuyu) bir şeyi geçiştirmek,
hasta olmak, ağir hasta olmak, ergens van worden bir şeye hasta omak, bir
hasta, III z, en iyi bir şekilde, mükemmel surette, hij heeft het
hasta, yorgun (ziek, moe) worden, 8 / (bir güne denk (dag)
hastaliktan kurtarmak, b) birinin işini destekleyip canlandirmak, er
hatasini yüzüne vurmak, birini hatasindan dolayi paylamak
hatirimdadir, hâlâ gözlerimin önünde, zich iets voor de halen bir şeyi
HATTRICK (s) sp, bir yanda ayni oyuncunun attiği üç gol
HAUTAIN z, kibirli, kendini beğenmiş, kurumlu, burnu havada, burnu kaf
hava ile karşilaşacağiz, iets nog wat biraz daha sabir etmek, 2
haver tot kennen (weten) bir şeyi tüm ayrintilarina kadar anlatmak, zo
HAVERKIST ( en) yulaf sandiği, erop zitten als de bak op de bir şeye
HAVERKLAP om de her an, adim başinda, iki de bir de
hayat, een aangenaam hoş bir hayat, middelen van geçim araçlari,
hayati bir mesele een vitale kwestie
haydi (çabuk ol) haydi-! komaan! kom op! toe! schiet op! 2 (birden,
hayinleri, gizli işbirlikçiler
haykirmak, om iemand birini çağirmak, II g, çağirmak, een dokter doktor
Hayran Birakmak
Hayran Birakmak bekoren,Hayran Birakmak
hayran birakmak, zich over (y)a/e hayret etmek, dat verbaast me van je
hazir bulunanlari saymak, de voor iets (iemand) ophalen (optrekken) bir
hazir bulunmak, iemand laten birini çağirtmak/getirtmek, birini hazir
hazir, dat is een bekeken zaak olmuş bitmiş bir iş
hazirlanmadan, op de ergens heen gaan gelişi güzel bir yere
hebben a birine acimak, b) (onenigheid) biriyle anlaşmazliği olmak,
hebben a birini cebinden çikarmak, b) (door en door kennen) birini çok iyi
hebben bir şeydel (birinden) hoşlanmamak, het krijgen kizmak, in het der
hebben bir şeyden acayip nefret etmek
hebben bir şeyden anlamak, daar heb ik geen van ondan anlamam, ona hiç
hebben bir şeye istekli olmak, bir şeye çok ilgi göstermek, bir şeye kulak
hebben bir şeye zaafi olmak,
hebben bir şeyi bilmek, met knikkende ën korkarak, çekinerek, dizleri
hebben bir şeyi geride birakmak, atlatmiş/yapmiş olmak, de vijftig achter de
hebben bir şeyi önceden sezmek, burnu koku almak, een frisse halen dişari
hebben birçok iyi özelliği olmak
hebben birine maskaralik yapmak, pen maken şaka yapmak, iets voor (uit) de
hebben birini (bir şeyi) hedeflemek, birine/bir şeye garazi olmak, hij heeft
hebben birini göz önünde bulundurmak, iets in de en krijgen bir şeyin
hebben biriyle aşk ilişkisi olmak,
hebben eli dar olmak, (v, tijd) epey, uzunca, een geruime tijd epey bir
hebben hoş bir konuşma tarzina sahip olmak, 3 (het spreken) konuşma,
hebben içinde (söyleyecek) bir şeyi olmak, iets niet over zijn kunnen
hebben korkacak bir şeyi olmamak, het gevaar tehlikeden korkmak, II gs,
hebben om ... bir şeye uyanik ve tez tepki göstermek, 2 duygu, his, ruh,
hebben üşümek, iemand maken birinin defterini dürmek, birini temizlemek,
hebben Zevk sahibi biridir, Hij heeft een goede smaak.
hebben zie/bkz baard, iemand (een dier) de afsnijden birinin (bir
hebben, bir kimsenin, van persoon) de baas zijn, onder de duim hebben
hebben, ilaçtan bir şey anlamadım, Ik heb geen nut van dit medicijn gehad. 6
HEEN z, (buradan bir yere) doğru, waar ga je ? nereye gidiyorsun? en
HEENKOMEN een goed/veilig zoeken siğinacak iyi/güvenli bir yer aramak
HEENWEG (bir yere) gidiş, (bir yere) seyahat
HEILGYMNASTIEK bir tür fizyoterapi
HEKEL I d, (s) kenevir taraği, iemand over de halen birini ağir bir
HELDER z, 1 (ses) ince, net, açik, zij heeft een stem net bir sesi
HELDERHEID netlik, de van een kleur (bir) rengin açikliği, de van
hele geld bir yiğin para, bir tomar para, uit de en gewassen zijn
hele zor bir iş
hele bir 1 (uyarma) Als hij lef heeft, Als hij een man is, Als hij durft!
hele bir ödemesin ... Als hij niet betaalt (dan weet ik nog niet wat ik met
hele goede kok, tam bir eğlence een prachtig feestje
hele! bir dakika! wacht hier een ogenblik bir dakika burada bekle, wacht, ik
Heleboel Bir Cok,Heleboel
heleboel bir yiğin, 3 (rommel) karişiklik, yiğin, de kamer was een
HELEBOEL een birçok, çok, pek fazla, bir hayli, een boeken birçok
helpen. Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım. Ik voel me overal thuis.
helpen/brengen defterini dürmek, birini temizlemek, birinin işini bitirmek,
hem doe enz.) 2 (vaat, beloofte) Hele bir sınavı versin, ... Als hij het
hem gehoord ondan hiç kaba bir söz duymadim
hem uit te staan onunla bir ilişkim yok, onunla bir alişverişim yok, II gs,
HEMELHOOG çok, aşiri, çok fazla, iemand prijzen birini çok övmek,
hemen bir saat, op dag bir gün, günün birinde, één keer bir sefer,
henüz (daha değil) nog niet, 2 (biraz önce) zo even, kort geleden, net
hep bir ağızdan 1 in koor, eenstemmig, uit een mond, 2 iedereen tegelijk,
hepsi bir arada değil, hepsi birden değil
hepsini ayni kefeye koymak, farklilik gözetmemek, herkesi/her şeyi bir
hepsini bir sepete koymamak, 2 (ansicht) kart, kartpostal, iemand een
her (herkes, her bir) elk(e), ieder, 2 (beher) per
Her Biri
her başin bir derdi vardir, herkesin kendince bir derdi vardir, het zonk
her başın bir derdi vardır Geen kop zonder zorg. Elk hart kent zijn smart.
Her Biri Ieder,Her Biri
her biri başka hava çalmak (in een groep) eigen mening hebben, het helemaal
her biri ieder, elk
her birimiz ieder van ons
her gönülde bir aslan yatar Iedereen heeft zijn eigen verwachtingen.
her güzelin bir kusuru vardır Het beste paard struikelt wel eens. De beste
her iki taraf da biraz hakli, her iki hikaye de tam doğru değil, iemand
her inişin bir yokuşu, her yokuşun bir inişi vardır Geen dag zonder nacht.
Her iyilik bir sadakadır. Elke goedheid is een aalmoes
her kafadan bir ses çıkmak (tegelijkertijd) door elkaar praten
her şeyden haberi var, bir avuç biberi var Hij weet waar Abraham de mosterd
her şeyin bir sınırı var Alles heeft zijn grens. Alles met mate.
her şeyin bir zamanı var Alles op z'n tijd. Keulen en Aken zijn niet op een
Her şeyin ifsat eden bir afeti vardır. Bu dinin afeti de kötü idarecilerdir Alles heeft een ramp die zich ondermijnt. De ramp van deze religie is de slechte beheerders
her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır Ieder vogeltje zingt zoals het gebekt
her yiğidin gönlünde bir aslan yatar Iedereen heeft zijn eigen
her yokuşun bir inişi vardır Geen dag zonder nacht. De dag haalt de avond
HERBERG ( en) 1 han, 2 (cafe) meyhane, birahane, taverna
HERENIGEN g, (herenigde, h, herenigd) yeniden birleştirmek
herenigen, (birbirine kat combineren
HERENIGING ( en) yeniden birleştirme
herhangi bir de een of ander
herhangi bir sayi, keyfi bir sayi
herhangi biri iemand
heri een van een roman eften püften bir roman, een schilder eften
herkes başka bir hava çalıyor Iedereen praat langs elkaar heen.
herkes bir hava,
herkesin aklı bir olsa, koyuna çoban bulunmaz Verschillende vakken eisen
Herkesin aklı bir olsa, koyuna çoban bulunmaz, Verschillende vakken eisen
herkesin bir kusuru vardır Elke gek heeft zijn gebrek. Het beste paard
herkesin gönlünde bir aslan yatar Iedereen heeft zijn eigen verwachtingen.
HERLEZEN g, (herlas, h, herlezen) yeniden okumak, tekrar okumak, bir
HERSCHOLING (başka bir meslek için) yeniden eğitim, yeniden eğitme
herstellen onarmak, tamir etmek, 5 fig/mec iemand iets birine oyun
HERTZ nat/fiz elektromanyetik dalga frekansi birimi, hertz
HERVERKAVELING ( en) dağinik tarlala, birleştirme
hesabma yazmak, iemand iets te hoog birine bir şeyi fazla yazmak,
het helpen birine kariyerinde yardim etmek, birine bir mevkiye gelmesinde
het is) of delen birini seçeceksin, ya onu ya bunu seçmek zorundasin, ya
het met iemand biri ile ilişkiyi bozmak, 4 (uitdoven) söndürmek, * dat
het niet waard bakmaya değmemek, 3 iemand op iets birine bir
het ruimen geri çekilmek, bir yeri terk etmek, uit het slaan sahneden
het stellen birine birşeyde ümit vermek, birine birşey vaat etmek,
het tje erbij neerleggen işi birakmak, işten vazgeçmek,
het treden birine karşi mücadeleye/rekabete girişmek
het van de deur wijzen birini kovmak, kapi dişari etmek, birine kapiyi
het huis ligt een tuin evin arkasinda bir bahçe bulunuyor, ons dorp ligt aan
het is een boek sikici bir kitap, 3 (volhoudend) dayanikli, dirençli,
het is zeven uur saat yedi, yediyi bir iki geçiyor, ik ben thuis az önce
het mes birini biçaklamak,
het oo uit het hart. Her gönülde bir aslan yatar. Iedereen heeft zijn
het oor birinin kulağina bir şey fisildamak II gs, fisildaşmak, fisil
het opjagen, het haasten, 4 (bir yere kıstırma) het vast laten
het twijfelen birini kuşkulandirmak, kuşkuya düşürmek, iemand iets
het verkeerde aanpakken bir şeye tersinden başlamak, fig/mec lang
het verkeerde aanpakken bir şeye tersinden başlamak, fig/mec lang
heterdaad birini suçüsiü yakalamak, iemand op een leugen birinin
hetzelfde neerkomen, Dilencinin kapısı bir olsa acından ölür. Er zijn meer
HEUGLIJK 1 (onvergetelijk) unutulmaz, een e gebeurtenis unutulmaz bir
HEULEN gs, (heulde, h, geheuld) met de vijand düşmanla işbirliği
heybet, ihtişam, debdebe, 3 (delicatesse) tatli bir şey, nefis yiyecek,
hi belirsiz bir duygu
Hic Bir Sey Onu Etkilemez
hiç bir sebep yok
Hic Bir Sey Onu Etkilemez Vat,Hic Bir Sey Onu Etkilemez
hiç böyle bir şey duydun mu?
hiç -çi 1 niets, niks, (hiçbir zaman) nooit, (soru tümcesinde) ooit, 2
Hicbir Nergens,Geen ,Hicbir
Hicbir Yerde
Hicbir Zaman
hiçbir durumda in geen geval, nooit, geenszins
hiçbir eksiği olmamak, yiyecek ve içeceği olmak
hiçbir geen, geen enkele
hiçbir işe yaramamak nergens goed \ zijn, nutteloos zijn, onbruikbaar zijn
hiçbir koşul altinda, ik zal het doen, onder een onu bir koşulla
hiçbir kuşku duymadan, zonder e reden hiçbir neden olmaksizin, 2
hiçbir şey bedava değildir, hiçbir şey hediye değildir, hij kan niet zien
hiçbir şey niets, (ilgeç ile) nergens,
hiçbir şey onu etkilemez, geen op iemand hebben birine söz geçirememek,
Hicbir Yerde Nergens,Hicbir Yerde
hiçbir yerde, 2 (akker) tarla, arazi, saha, aardappel patates tarlasi,
Hicbir Zaman Nooit,Nimmer,Hicbir Zaman
hiçbir zaman nooit, nimmer, nimmermeer
hiçbiri niemand, 2 (şeyler) geen van beide
hiddetlendirmek, birini kendine kizdirmak, in het sterven iş başinda ölmek
hiddetli, zijn op iemand birine kizmak, worden kizmak, zich maken
HIEL ( en) topuk, ökçe, iemands en likken birinin elini eteğini öpmek,
hier niet otobüs burada durmuyor, 2 met iets bir şeyi birakmak, ik ben
HIEROMTRENT z, 1 (in deze buurt) buralarda bir yerde, bu civarda, buranin
HIERZO spreek/kd burada bir yerde
hij een man is, Als hij durft! Hele bir ödemesin ... Als hij niet betaalt
hij heeft er niet veel van opgestoken pek bir şey öğrenmemiş,
hij kan er niets aan onun etkisi olmaz, onun yapacaği bir şey yok, wat jij
hincini gidermek, nemen op iemand birinden hincini almak, öcünü almak,
hirçin, met e blik vahşi bir bakişla, II h, yabanlik, yabanilik, in het
hisseleri dağitmak, de eerste prijs is hem toegewezen birincilik ödülü ona
hizaya getirmek, terzijde bir şeyi kullanmamak, hesaba almamak, göz önüne
HOBO (s) muz/müz obua, nefesli bir çalgi
hoe denk jij erover? o konuda ne düşünüyorsun? om iets bir şeye
Hoe kan dat nou! Nasıl birşeye benziyor? Hoe ziet het eruit? Waar lijkt het
hoe noemje dit? buna ne denir? bunun adi ne? man en paard hiçbir şey
HOEDANIG za, ne tür, ne tür bir, nasil bir
HOEDE 1 (bescherming) koruma, iemand/iets onder zijn nemen birini/bir
HOEK ( en) 1 köşe, bucak, cibik, iemand in een drijven birini köşeye
hoge yüksek mevkili biri
hogere rang daha yüksek bir dereceye terfi,
Hollandaca, een rijke zengin bir dil, de Turkse Türkçe, Türk dili, de
HONDENZIEKTE enik hastaliği, bulaşici bir köpek hastaliği
honderd een dat ... yüzde bir ihtimal ki,, III h, (s) het voor en lehte
honderd sturen, 6 (birini bir şeye meeslepen, meebrengen, iemand ergens
HONDERDTAL ( len) (bir) yüz
HONDSHAAI ( en) zo, bir çeşit köpekbaliği
honger aç olmak, ik heb honger aciktim, açim, 5 iets/iemand nodig bir
HONING bal, iemand om de mond smeren fig/mec birinin ağzina bir
hoofd zien, 20 / (birbirine in elkaar grijpen, 21 / (tarihe
HOOFDKLASSE (n) sp, birinci lig
HOOFDSTUK ( ken) (kitapta) bölüm, ünite, kisim, eerste birinci bölüm,
HOOFS z, nezaketli, terbiyeli, zarif, nazik, iemand groeten birini
HOOGHARTIG z, kibirli, gururlu, kendini beğenmiş, kurumlu
HOOGHARTIGHEID kibirlilik, gururluluk, kurumluluk
HOOGMOED ong/ols kibir, kendini beğenmişlik, gurur, kurum, komt voor
HOOGMOEDIG z, kibirli, kendini beğenmiş, burnu havada, gururlu,
HOOGVLIEGER (s) bir cins güvercin
hooi op zijn vork nemen, bir işe yaramamak van nul en gener waarde zijn,
HOOIWAGEN (s) 1 saman arabasi, çitenli araba, 2 zo, bir tür örümcek
hoppa, havai, dar kafali, een meisje hoppa bir kiz
hoşlanmak- den/ 1 (yiyecek) lusten, 2 (birinden) mogen, houden van
hoşlanmamak- den/ 1 (yiyecek) niet lusten, 2 (birini) niet mogen, niet
HOTELKETEN (s) bir dizi otel, zincirleme otel
houd op! kes! yapma! 2 (eindigen) met iets bir şeyi birakmak, bir şeye
houden bir şeyi dengede tutmak, het verliezen dengeyi kaybetmek,
houden birini deli yerine koymak, birini enayi yerine koymak
houden birini/bir şeyi gözden ayirmamak, çok dikkat etmek, birine/bir şeye
houden zevkle meşgul etmek, eğlendirmek, oyalamak, iemand biriyle
houding can sikici bir davraniş, 2 güç, zor, çetin, een e jongen çetin
houdt niet over birazcik, sanki kökü bitiyor! 3 (v, ziekte enz, hastalik
HOUW ( en) 1 (slag) keskin bir şeyle vuruş, 2 vuruş izi, darbe izi,
HOVAARDIG ong/ols kibirli, kendini beğenmiş, gurur düşkünü
HOVAARDIJ kibir, gurur
HOVELING ( en) sarayli, malikhaneden bir kimse,
hücum birlikleri stormtroepen d. stoottroepen d.
huis bir evi ipotek etmek,
huis çok büyük bir ev, een van een salaris çok iyi bir maaş,
huis laten kendine bir ev satin almak,
huis şahane bir ev, een natte hebben düşazmak, sigorta atmak,
huis voor iemand evini birine açik tutmak, birine kapisi açik olmak, 2
HUISGENOOT (genoten) 1 aile üyesi, aile bireyi, aile ferdi, 2
HUISJE (s) küçük ev, evcik, een lief şirin bir ev
HUIVERIG voor iets zijn bir şeyden çekinmek
hükümeti bir şeye sikiştirmak, bij iemand op betaling birini
HULDE iemand brengen (bewijzen) birine saygi göstermek, birini
HULDIGEN g, (huldigde, h, gehuldigd) 1 iemand birini şereflendirmek,
HUP ünl, (hizi, bir hareketi anlatir) hop!
hür düşünceli, 2 (ruim) büyük, geniş, een huis büyük bir ev, 3 (vrijgevig)
huwelijks doen bij een meisje bir kiza evlilik teklifi yapmak,
Icinden Cikilmaz Bir Durumda Olmak penarie,Icinden Cikilmaz Bir Durumda Olmak
Iedere dag die we doorbrengen neem je een steeds belangrijkere plaats in mijn hart en gevoelens Birlikte her ge?en gn kalbimde ve hislerimde daha nemli bir yer aliyorsun
Iemand Birisi,Biri,Iemand
iemand bir şeye (birine) bakmamak, ilgilenmemek, hij kijkt niet naar
iemand birini şaşirtmak, kafasini kariştirmak
iemand om een schuld birini borcu ödemeye zorlamak, 4 iemand in
iemand maken bir şeyle (biri ile) çok uğraşmak, birine (bir şeye) çok
iemands haren birinin saçlarini tamamen kesmek,
Iets Birsey,Biraz,Iets
iets biri (bir şey) hakkinda konuşuyor olmak, iets te zeggen diyeceği
iets yürüyerek birinden (bir şeyden) uzaklaşmak, II g, (, h, )
iets birine (bir şeye) sevgi duymak, een plan plan yapmak, planlamak, 2
iets birini (bir şeyi) savunmak, birine (bir şeye) sahip çikmak, birini
iets op de nemen birine (bir şeye) nişan almak, birini hedeflemek,
Ietsje Birazcik,Ietsje
ijverig gayretli, een e man hirsli bir adam, II z, tutkulu bir şekilde,
ilgilendir- aangaan Sana mı kaldı? Dat gaat je toch niet aan? 18 (bir
Ilgilenmek Verdiepenbir,Ilgilenmek
in iets bir şey aramak/kariştirmak, 3 (kleine dingen doen) ufak işler
Individu Birey,Individu
Individueel Bireysel,Individueel
Initiaal Birinci ,Initiaal
inspecteren gözetmek, kontrol etmek, 5 iets kunnen bir şeyi tahayyül
invloed etki, tesir, nüfuz, een man van ağir top, önemli biri, in de
Isbirlikci Collaborateur,Isbirlikci
Itibarli Bir Adam Een Man Van Aanzien,Itibarli Bir Adam
iyi/kötü davranmak, slordig met iets bir şeye itina göstermemek
Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen
Kaak Cene Kemigi,cene kemigi,bir seyi teshir etme, ,,Kaak
Kaatsen bir secit eltopunu ileri geri atarak oynamak, ,Kaatsen
Kabir tombe d(,s,n),Kabir
kanjer büyük bir şey, een van ... büyük bir ...
Kankerbestrijden kanserle mucadele,kansere karsi tetbir alma,kanserle savas,korunma onlemleri,,Kankerbestrijden
Kansere Karsi Tetbir Alma kankerbestrijden,Kansere Karsi Tetbir Alma
Kapi Aralik Birakmak kier,Kapi Aralik Birakmak
Karsi Tedbir tegenmaatregel d(,en),Karsi Tedbir
Katilmis Cuzi Bir Miktar Scheutje,Katilmis Cuzi Bir Miktar
Kayin Birader zwager,Kayin Birader
Kibir Eigendunk,Kibir
Kibirli Eigendunkelijk,pedant,Kibirli
Kiemsmoren bir seyi embriyo halinde bastirmak,kokunu kazimak,,Kiemsmoren
Kier aralik/ara,kapi aralik birakmak,aciklik,delik,,Kier
Kijk eens achter je! Arkana bir bak!
Kim bir kimsenin arkasından onda bulunan bir şeyi söylerse gıybet etmiş olur Als iemand praat iets achter de rug van iemand die ze al hebben, dat iemand sets geruchten boven water (tot roddels)
Kim bir topluluğu severse, Allah onu o toplulukla birlikte haşreder Als iemand houdt van de gemeenschap, Allah brengt hem / haar met die gemeenschap in het paradijs
Kinderbijslag cocuk parasi,yeni dogan cocuklara verilen odenek, ayda bir verilen cocuk parasi, ,,Kinderbijslag
Kink,2 ani bir olay ceyran etmesi,Kink,2
Kipcorn misir ununa bantirilmis tavuk ezmeli bir tur kroket, ,Kipcorn
kleven aan iemand/iets) (birine/bir şeye) yapişmak,
Klikken,2 iyi anlasmak,ani asiklik hissi,birden iyi anlasmak,elektriklenme olmak,,Klikken,2
Kling birini kilicdan gecirmek,birini zorlamak,birini iflasa zorlamak, ,,Kling
Koninkrijk Krallik,Birlesik Krallik,Verenigd,Koninkrijk
kort stuk) kisacik şey, parça, een touw kisa bir ip, bir parça
kort stuk) kisacik şey, parça, een touw kisa bir ip, bir parça
kötü bir şey için) birden bire, beklenmedik bir anda, ansizin
krachtig güçlü, kuvvetli, siki, sikica, iemand omarmen birini sikica
kritiek sert, kati, 8 (verstand) zeki, arif, een e vecht sert bir kavga,
Krop bir bas marul,taslik,kursak,kanatli hayvanlarda bogaz,,Krop
Kucuk Bir Sey Icin Ugrasikalmak peuteren,Kucuk Bir Sey Icin Ugrasikalmak
Kwartal uc ay,uc ayda odenen,senenin dorte biri, ,,Kwartal
Labirent Labyrint,doolhof(hoven),Labirent
Labirynt Labirent,Labirynt
Lankmoedig Sabirli,Dayanikli,Lankmoedig
Lans Mizrak,Birini Mudafaa Etme,Lans
Laten Birakmak,Yaptirmak,Saklamak,Laten
laten blijven sürdürmek, devam ettirmek, een abonnement bir
Leke Birakmak Vlekken Achterlaten,Leke Birakmak
Lemand Anders Baska Biri ,Lemand Anders
Leus (Leuze) Bir Seyi Benzerlerinden Ayiran Ozellik,Leus (Leuze)
levenswijze hayat tarzi, het is geen yakişmaz, yakişir bir şey değil II
Lieren Baglamak,Birlestirmek,Lieren
Liga Ittifak,Birlik,Liga
Lijdelijk Sabirla,Hareketsiz,Lijdelijk
Lijden Dert Cekmek,Bir Seyden Hoslanmak,Zarara Ugrama,Lijden
Lijdzaam Sabirli,Uysal,Lijdzaam
lk heb een huis. Bir evim var.
Lobbes Kopek,Iyi Bir Adam,Lobbes
Loper Yuruyen Kisi,Satrancta Bir Tas,Loper
Losbladig Kopukluk,Birbirine Tutturulmamis,Losbladig
Loskoppelen Bir Birinden Ayirmak,Loskoppelen
Luren Birini Isletmek,Luren
lust istek, heves, merak, egilim, ergens in hebben bir şeye istekli
maaltijd yemek, öğün, middag öğle yemeği, een lekker tatli bir yemek,
Maand Ay,Senenin Onikide Biri,Maand
Maandelijks Ayda Bir,Aylik,Her Ay,Maandelijks
Major Bir Ailenin En Yasli Oglu,Major
Makelij Bir Isin Yapilis Sekli,Makelij
Mangalda Kul Birakmamak Hoog Van De Toren Blazen,Mangalda Kul Birakmamak
Manuur Bir Saatlik Is,Manuur
Mausoleum Anitkabir,Turbe,Mausoleum
Mede Ile Beraber,Birlikte,Mede
Medewerken Is Birligi Yapmak,Medewerken
Meerdaags Birkac Gunluk,Meerdaags
Meerdere Bircok,Bircoklari,Ustun,Meerdere
Meewarig Sevecan,Biraz Merhametli,Meewarig
Menig Bazi,Bir Cok,Menig
Menigeen Bircok Insan,Menigeen
Met Ile,Ile Beraber,Birlikte,Met
met een apparaat kunnen) bir aygiti/araci kullanmasini bilmek, niet met
Met Elkaar Birlikte,Met Elkaar
Meteen Derhal,Hemen,Hemen Ayni Zamanda,Birden,,Meteen
Meyveli Bir Pasta Vlaag ,Meyveli Bir Pasta
Millenniumdoelstellingen Birlesmis Milletler Binyil Kalkinma Hedefleri
Minzaam Dostca,Kibirsiz,Minzaam
Misir Ununa Bantirilmis Tavuk Ezmeli Bir Tur Kroket kipcorn,Misir Ununa Bantirilmis Tavuk Ezmeli Bir Tur Kroket
Misschien kunnen we elkaar helpen. Belki birbirimize yardım edebiliriz.
moeten laten (birinin namina) zarar görmek II h, (veren) feribot,
Mogelijk Mumkun,Olasi,Bir Olasilikla,Muhtemel,,Mogelijk
mogelijkheid mümkünat, imkan, een goede iyi bir şans/imkan/firsat,
Monnikenwerk Sabir Isi,Monnikenwerk
Moois Guzel Bir Sey,Moois
Mormoon Mormon,Bir Mezhep,Mormoon
Morrelen Bir Isi Kucaklamak,Morrelen
Muhabir Correspondent,Muhabir
Muhbir Spion,Verklikker ,Muhbir
Nalaten geride birakmak,Nalaten
Neerlaten yere birakmak,Neerlaten
Nergens Hicbir,hicbir yerde,Nergens
Niemand vroeg jou iets. Sana kimse bir şey sormadı.
niet geestig/leuk tatsiz, sevimsiz, soğuk, een e grap tatsiz bir şaka,
niet willen zien) bir şeyi görmek istememek, het staat mij nog voor de ogen
niets hiçbir şey, het is goed voor hiçbir şeye yaramaz kesmek,
Niks Hic Birsey,Niks
Nimmer hicbir zaman,Nimmer
Nisan Bir Sakasi Aprilgrap,Nisan Bir Sakasi
Nog Eens bir daha,Nog Eens
Nogmaals Bir Daha,Tekrar,Yeniden,Nogmaals
Nooit Hicbir Zaman,Asla,Nooit
öfkelense de bir şey yapmaz) Blaffende honden bijten niet.
Ogenblik Bir Dakika,1 Saniye,Ogenblik
Olu Deri Hucrelerinin Yok Edildigi Bir Tur Cilt Bakimi peeling,Olu Deri Hucrelerinin Yok Edildigi Bir Tur Cilt Bakimi
om te weten) birine bir şey sormak, dit artikel wordt veel gevraagd bu mal
omschakelen van ene onderwerp naar de andere bir konudan diğerine geçmek
onaanzienlijk mütevazi, sade, basit, een e woning mütevazi bir ev
Onbir Elf,Onbir
Onderhalf Bir Bucuk,Onderhalf
onderling aralannda, uit birbirinden, het groepje gaat uit
Ongeduld Sabirsizlik,Ongeduld
onvast titrek, met e handen titrek ellerle, met een e stem titrek bir
onvermijdelijk kaçinilmaz, zorunlu, een afscheid kaçinilmaz bir ayrilik,
oorlog savaş, de opgeven savaştan vazgeçmek, mücadeleyi birakmak,
Op Zijn Eentje Bir Basina,Op Zijn Eentje
ophangen ipe çekmek, idam etmek, asmak, met en wurgen büyük bir
Ophouden Birakmak,Durmak,Ophouden
ophouden birakmak, durrnak
ophouden met birakmak, vazgeçmek, terk etmek, het roken sigarayi
opnieuw tekrar, yeniden, bir kez daha, bir daha, sil baştan, hij komt al
opruimen temizlemek, toparlamak, iets uit de weg bir şeyi ortadan
orada olmamak, er ontbraken nog een paar genodigden davetlilerden birkaçi
ortam sfeer d. ambiance d. samimi bir hava içinde in zeer vriendelijke
over iets bir şeyin altindan kalkamamak, uit zijn nek kletsen/praten
overgeven kusmak, çikarmak, b) (afkeer hebben) bir şeyden tiksinmek, bir
overschakelen geçmek, op iets başka bir şeye geçmek, başka bir şey
overstroomde, overstroomd) 1 su basmak, su altinda birakmak, 2 fig/mec
oybirliği unanimiteit
oyuna para inzetten, 12 (bir kenara para sparen, opzij leggen, 13
Pantseren Tegen dusmana karsi zirhlanmak,bir kimseye karsi zirhlanmak,Pantseren Tegen
para honder 4 (yüzü bir arada) (stapel, pakje enz.) van honderd,
Parasut Birlikleri paratroepen,Parasut Birlikleri
Paratroepen parasut birlikleri, ,Paratroepen
Paratyfus paratifo,pardoes,aniden,birden,,Paratyfus
Paratyfus,2 birden bire,Paratyfus,2
Paringclup esleri birbirleriyle degiserek birlesmesi icin mekan,es degisimi olam yer,cinsellige ait sevicilik mekani, ,,Paringclup
Pariteit esit hak,esitlik,fiyat birligi, ,,Pariteit
Parmakla Birseyle Oynayip Durmak Frunnuiken,Parmakla Birseyle Oynayip Durmak
Pastille tablet,pastil,bir tul sekerleme, ,,Pastille
Patience tek kisi tarafindan oynanan iskambi sabir oyunu, ,Patience
Pedant ukala,cok bilmis,kendini begenmis,kibirli,,Pedant
Peeling peyling,guzellik balimi,olu deri hucrelerinin yok edildigi bir tur cilt bakimi,meyveyi soymak,,Peeling
Pekelen tuzlamak,salamura koymak,salamura yatirmak,tuzda birakmak,,Pekelen
Penarie zor durumda kalmak,muskul olmak,zor bir durumda olmak,icinden cikilmaz bir durumda olmak,,Penarie
Persisteren bir seyde sebat etmek, ,Persisteren
Persoon sahsi,kisi,biret,fert,,Persoon
persoon insan, biri, kimse, adam, vijf gulden per adam başi beş gulden,
Peuteren bir seyi parmakla yada bir seyi cikarmak icin calismak,kucuk bir sey icin ugrasikalmak,birseyi parmakla cikarmaga calismak, ,,Peuteren
Piekuur en yogun sat,bir seyin en yogun zamani,yogun kullanim saati, ,,Piekuur
Pietsje birazcik,azicik,,Pietsje
Pijpen penis emmek,penis sogurmak,saksafon calmak,birinin her isdegini yapmak,,Pijpen
Pils bier,bira,pint, ,,Pils
Pimpernel bir tur patates,farekulagi(botanik)urunu,,Pimpernel
Pink,2 balikci teknesi,balikci gemisi,balikci silosu,bir yasinda tana,,Pink,2
Plaatsen yerlestirmek,koymak,birakmak,ilan vermek,,Plaatsen
plotseling aniden, birden, birden bire
plusteken arti işareti, arti, ayrica, een draaitafel een plaat bir pikap
polis alikoymak, 5 iemand birini cezbetmek, II gs, ( , is ) 1
produkt spesiyalite, bir yere özgü şey, een beurs borsa uzmani
punt op iyi cevap sana bir puan kazandirir,
resmi belge vermek, 3 (verspreiden) yaymak, birakmak, vuur bir
Sabir Geduld,doorzettingsvermogen,Sabir
Sabirli Geduldig ,Sabirli
Sabirsizlik Ongeduld,Sabirsizlik
Samenhangen Birbirine Baglanmak,Samenhangen
Samenscholen Toplanmak, birlesmek,Samenscholen
Samenscholing Toplanma, birlesme,Samenscholing
Samenvoegen Birlestirmek,Samenvoegen
Samenwerking Birlikte Calisma, tesrikimesai,Samenwerking
Samenwonen Birlikte Yasamak,Samenwonen
Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk
Savooiekool Bir Cesit Lahana,Savooiekool
Scheutje Eser, katilmis cuzi bir miktar,Scheutje
Schildknaap Sovalyeden Bir Asagi Rutbe,Schildknaap
Sendikalar Birligi Vakbeweging ,Sendikalar Birligi
Senenin Dorte Biri kwartal,Senenin Dorte Biri
Serbest Birakmak Vrijgeven ,Vrijlaten ,Serbest Birakmak
Seyle Verdiepenbir,Seyle
Siberie Sibirya,Siberie
Sibirya Siberie,Sibirya
slag slaan bir taşla iki kuş vurmak, hem ticaret hem ziyaret yapmak, geen
Sleutelbos Bir Suru Anahtar,Sleutelbos
slim zeki, een kind zeki bir çocuk,
slinger d. birbaltaya sap olamamak (argo/plat) niet aan de bak
sloop d. bir çöplükte iki horoz ötmez, (er dienen) geen twee hanen op een
Som(nl) Meblag, bir miktar para, hesap,Som(nl)
Sovalyeden Bir Asagi Rutbe Schildknaap,Sovalyeden Bir Asagi Rutbe
sözcüklerine dili dönmemek, kekelemek, met een paar en birkaç kelime ile,
Spalk Cebire, atel,Spalk
Spotvogel Bir Kus Cesidi,Spotvogel
star dik, sabit, iemand aankijken birine dik dik bakmak, 3 (v, gezicht)
Stellen Bir Soru Sormak,Koymak,Stellen
stellen bir şeyi birinin gözleri önüne sermek, zijn ogen zijn groter dan
Straks Strakjes, (az) sonra, birazdan,Straks
straks biraz sonra, birazdan, II s, fiili, ameli, eylemsel
streng şiddetli, sert, ağir, een zware straf ağir ceza, II z, ağir bir
stuk parça, dilim, runderlappen sigir eti dilimi, een tekst uzun bir
surprise sürpriz, iemand een bereiden birine sürpriz hazirlamak
Tabir Gezegde ,Tabir
Tal Bir Cok,Tal
Tapbier H fici,bira ,Tapbier H
Tappen ficidan cekmek/vermek(bira vb),moppen fikra seyler anlatmak,alkollu icki satmak (verkopen),Tappen
Tast Dp De~Iets Zoeken bir seyi el yordamiyla aramak ,Tast Dp De~Iets Zoeken
Tedbirli Attent,Tedbirli
Tegelijk Birden,ayni zamanda/anda,beraber,birlikte ,,Tegelijk
tegen elkaar birbirine karşi kullanmak
tegen iemand birinin lehinde (aleyhinde) konuşmak, dat pleit voor je
Tegenin Ergens Gaan bir seye karsi koymak ,Tegenin Ergens Gaan
Tegenmaatregel D(,En) karsi tedbir ,Tegenmaatregel D(,En)
Tegenop Ergens Zien bir seyi gozunde buyutmek,gozu kesmemek ,Tegenop Ergens Zien
Tek Kisi Tarafindan Oynanan Iskambi Sabir Oyunu patience,Tek Kisi Tarafindan Oynanan Iskambi Sabir Oyunu
ten geschenke geven) hediye etmek, armağan etmek, iemand iets birine bir
Terechtwijzen birine haddini bildirmek ,Terechtwijzen
Terzijde bir yana/tarafa ,Terzijde
Tezamen birlikte,beraber ,Tezamen
Tijdlang bir sure,bir ara ,Tijdlang
Toeeigenen (Zich Iets) bir seyi kendine mal etmek ,Toeeigenen (Zich Iets)
toegankelijk maken, girişe vb,) açmak, een gebied bir sahayi açmak
Toegedaan (Iemand~Zijn ) birinden hoslanmak,birini sevmek ,Toegedaan (Iemand~Zijn )
Toestemmen In Iets bir seyde mutabik olmak ,Toestemmen In Iets
Toezien bir seyin olmasina ozen gostermek ,Toezien
Tombe D(,S,N) kabir ,Tombe D(,S,N)
toparlayip almak, iemand (als gast) birini misafir etmek, konuk
Tor D (,Ren) bir bocek ,Tor D (,Ren)
Trektocht D(,En) gunubirlik uzun gezi ,Trektocht D(,En)
Troep D(,En) birlikgrup,takim ,Troep D(,En)
Tuk~Op Iets Zijn bir seye duskun olmak ,Tuk~Op Iets Zijn
Tukje H(,S) Een ~Doen kestirmek,biraz uyumak ,Tukje H(,S) Een ~Doen
Tussendoortje H(,S) hafif yemek,atistiracak bir sey ,Tussendoortje H(,S)
Tuzda Birakmak pekelen,Tuzda Birakmak
typen daktilo yazmak, II g, 1 iemand op de schouder birinin omzuna
Uc Ayda Bir driemaandelijk,Uc Ayda Bir
uçak vb. konum) ligging d. positie d. 4 (taşıtlarda) klas d. birinci mevki
ufak bir şey, değersiz bir şey, vele s maken een grote damlaya damlaya
uithoren birinin ağzindan laf almak, birini konuşturmak, het nemen söz
uitvoeren hayata geçirmek, uygulamak, maatregelen önlem/tedbir almak, 5
Umudugunu Birine Baglamak Vestigen ,Umudugunu Birine Baglamak
üstünden atmak, başindan atmak,iemand niet kunnen birinden kurtulamamak,
uygun bir şekilde) op een geschikte manier
üzerine yikmak, iets aan bir şeyi (y)a/e yüklemek, het ongeluk was te
v, computer) basmak, kâğida dökmek, II gs, ergens op bir şeye dönüşmek,
v, boek bölüm, parça, 2 mil/ask kol, birlik, kita, 3 (v,
v, deur sürgü, fig/mec iemand een op de neus zetten birine gem vurmak,
v, meisje vrouwen) ateşli, kivil kivil, een meisje ateşli bir kiz
v,persoon hayalperest, hayalci, een mens hayalci bir insan, 3
Vakbeweging sendikalar birligi,Vakbeweging
vastgrijpen tutmak, birakmamak, houd de dief! hirsizi tut! 7 (zwijgen)
Vat fici ,damar, hic bir sey onu etkilemez,Vat
Veel Cok,bircok,Veel
Veelvoud birkac nusa ,birkac kez,Veelvoud
Verbeelding hayal,imge , begenmis kibir,Verbeelding
verdedigen iemand birini müdafaa etmek, birini savunmak, birinin
Verdiepen Bir Seyle Ciddi Ilgilenmek, bir seye derinlemesine dalmak,Verdiepen
Verenigd Birlesik Krallik,Verenigd
Verenigde Naties birlesmis milletler
Verkiezen bir seyi ? tercih etme,Verkiezen
Verkijken bir seyi yanlis hesaplamak,Verkijken
Verklappen bir sirri dile vermek,Verklappen
Verklikker muhbir , ispiyon,Verklikker
Verlaten Terk Etmek, ayrilmak, gecikmek, geride birakilmis,,Verlaten
Vermek(Bira Vb) tappen,Vermek(Bira Vb)
Verrassen birine bir seyle supriz yapmak,Verrassen
verschaffen sağlamak, tedarik etmek, temin etmek, 3 iemand werk birine
Verscheiden bir kac,bir kac kez,Verscheiden
verscheidenheid çeşitlilik, ter (voor de) bir değişiklik için,
Verslijten (Versleet Versleten) yipratmak,eskitmek ,birini saf biri olarak gormek,Verslijten (Versleet Versleten)
Versmelten eritip kaynastirmak , birlestirmek,Versmelten
versterking van verbazing) O!, aman, ne kaba bir dil kullandı! O, wat
versterking van woorden enz.) echt, wat mooi, güzel, ama güzel bir film!
versterking van woorden enz.) echt, wat mooi, güzel, ama güzel bir film!
Verzamelen Biriktirmek, toplamak,derlemek,Verzamelen
Verzanden bir seye saplanip kalmak,Verzanden
Verzetten birine bir seye karsi direnmek,Verzetten
verzuimen ihmal etmek, kaçirmak, hij slaat nooit een feest over hiçbir
Vestigen kurmak,tesis etmek , umudugunu birine baglamak,Vestigen
vijandig karşi, aleyhte, aleyhinde, aleyhine, iemand strijden birine
Vlaag meyveli bir pasta,Vlaag
vlekken yok etmek, de mensen van elkaar insanlari birbirinden
Vleugje bir miktar,birazcik,Vleugje
vlezig dolgun, tombul, 3 (v, tijd) tam, een jaar tam bir yil, 4
VN "Birlesmis Milletler Ticaret ve Kalkinma Konferansi Conferentie voor Handel en Ontwikkeling "
vocht nem, yaş, 3 fig/mec voelen bir sakinca olduğunu sezmek, bir işte
Voetstoots bir seyi oldugu gibi kabul etmek,Voetstoots
voor de dag brengen) toparlamak, bir araya getirmek
voordeel, nadeel hebben/ondervinden, 37 / (geçici bir yere git
Voordragen okumak,sunmak , birini aday gostermek,Voordragen
Voorschrijven Birseyi Yazmak,Voorschrijven
voorteken alamet, en van ongeduld sabirsizlik belirtileri, 3 (symbool)
Voortrekken birini kayirmak,Voortrekken
Vrijgeven serbest birakmak,izin vermek,Vrijgeven
Vrijlaten serbest birakmak,Vrijlaten
waarde aan (y)a/e anlam (değer) vermek, zich aan iemand (iets) birine
weg yol, iemand de afsnijden birinin yolunu kapatmak, yolunu kesmek, 3
Weglaten besini birakmak,salmak,birakmak, ,,Weglaten
Wegleggen bir yana koymak,saklamak,,Wegleggen
Wegroepen bir yere cagirmak, ,Wegroepen
wegvloeien akip gitmek, met iemand biriyle iftihar etmek
Wegwuiven ciddiye almamak,bir kenara itmek,,Wegwuiven
Weinig Bir az
Weinig Bir az
Wel Eens hic,bir ara,bir kere,arada bir,,Wel Eens
Weldra hemen,kisa sure icinde,birazdan,hemencik,,Weldra
Weleer onceleri,eskiden,vaktiyle,bir zamanlar,,Weleer
wind püfür püfür olan, hoş ve şiddetli, staan van iets bir
xxx (çalışan biri) medewerker d. werknemer d. 7 (Adamı, arkadaşı)
xxx (insanlar) mensheid d. mensen d. 5 uitzonderlijke senin arkadaş bir
xxx (krem) zalf d. bir eli yağda bir eli balda olmak / n/
xxx van been, benen-, bir deri bir kemik broodmager, vel over been, Köpeğin
ya/e ayak diremek, (y)i birakrnamak, dan/den vazgeçmemek, dan/den
ya/e can atmak, naar een kopje thee bir bardak çaya can atmak
ya/e karişmak, zich met iets niet kunnen bir şeye katilmamak, uygun
ya/e yanip tütmek, er zitten nogal wat en ogen aan amasi var, bir sürü
yakalamak için izlemek, peşini birakmamak, 2 (controleren) siki
yangili, yakici, ik heb een gevoel aan mijn ogen gözlerimde bir
yatalak ol- ) bedlegerig zijn, 7 / (cinsel birleş met
Yen Yen(Japon Para Birimi),Yen
Yere Birakmak Neerlaten,Yere Birakmak
Yoksun Birakmak beroven,Yoksun Birakmak
Yquem Beyaz Renkli Bir Sarap Turu,Yquem
zaman vermek, 6 iemand in de hoogte birini yağlamak, övmek, een ring aan
zich tegen iets bir şeye karşi direnmek, karşi koymak
zich bevinden bulunmak, zij nog een paar dagen birkaç gün daha
zich een auto (kendine) bir araba satin almak,
zijn pen bijten dudağini isirmak, aan iemands pen hangen birinin ağzina
zinsverband baglam, 5 (samenwerking) groeps grup ilişkisi/işbirligi,
zitten te birinde devamli kusur bulmak, birinin her yaptiğini eleştirmek
zonder versieringen süssüz, sade, een kale kamer süssüz bir oda, 7 çiplak,
Zor Bir Durumda Olmak penarie,Zor Bir Durumda Olmak
Zwager Eniste,kayin birader,Zwager

Ana Sayfaya Dön