| aan alles | een tje te geven her şeyi tozpembe görüyor, her şeye bir renk |
| aan de | stellen bir şeyi teşhir etmek, birinin kirli çamaşirlarini ortaya |
| aan de | voelen birinin yeteneğini denemek birini sorgudan geçirmek, met |
| aan elkaar | birbirine birleştirmek, eklemek |
| aan het | brengen birine bir şeyi kavratmak, zijn gebruiken aklini |
| aan huis | bizden biri gibi, een krijgen çocuğu olmak, noch kraai hebben |
| aan iemand | (iets) hebben birinden (bir şeyden) hoşlanmamak, nefret etmek |
| aan iemands | woorden birinin sözlerine inanmamak |
| aan iets | bir şeyin kötü yanlarini düzeltmek, 3 (afschuren) siyirmak |
| aan tot | iets bir şeye katkida bulunmak, 2 (gift) bağiş, hibe, |
| aan ya/e | bir şeyi tutturmak |
| aan zijn | birini sesinden tanimak, zijn kwijt zijn sesini kaybetmek, sesi |
| AANBREIEN | g, (breide aan, h, aangebreid) örerek birleştirmek, |
| aanbrengen getirmek, | 2 een ander schip başka bir gemiye çarpmak, |
| AANBRENGER | (s) (verklikker) muhbir, ihbarci, jurnalci, |
| aandacht | op (y)a/e dikkatini vermek, de blik op iets bakişlari bir şeye |
| AANDIENEN | g, (diende aan, h, aangediend) iemand birinin |
| aandoen birine | haksizlik etmek, ten e haksizca, haksiz yere |
| aandrang israr, | met iets verzoeken bir şeyi israrla rica etmek |
| AANDRINGEN I | f, gs, (drong aan, h, aangedrongen) (birine) |
| AANEENBINDEN | g, (bond aaneen, h, aaneengebonden) (birbirine) |
| AANEENGESLOTEN | birleşmiş, birleştirilmiş, araliksiz bütün |
| AANEENHECHTEN | g, (hechtte aaneen, h, aaneengehecht) birbirine |
| AANEENSLUITEN | I g, (sloot aaneen, h, aaneengesloten) 1 birbirine |
| aangesterkt hasta | yeniden birazcik iyileşti, |
| AANGEWEZEN | op iets zijn bir şeyle yetinmek zorunda olmak, |
| AANHAKEN | g, (haakte aan, h, aangehaakt) (çengel) birleştirmek, |
| AANHANG | taraftarlar, tarafolan grup, (birini) izleyenler, |
| AANHANGEN | gs, (hing aan, h, aangehangen) 1 iemand birine |
| AANHANGSEL | ( s, en) (bir kitapta) ek, ilave, med/tib het |
| aankijken birine | sirt dönmek, tenezzül edip selamlamamak, zijn breken |
| AANKOPPELEN | g, (koppelde aan, h, aangekoppeld) birbirine |
| aanleggen, | / (bir yen) bebouwen, met gebouwen bezetten |
| AANLIGGEND | (birbirine) bitişik, sinir sinira, yan yana, |
| AANLOKKELIJK | z, çekici, cazip, uygun, een voorstel cazip bir |
| aanmaken a | biriyle alay etmek, birini aşagilamak, b) (overwinnen) birini |
| AANMATIGEN | kurumlu, kibirli, kendini begenmiş, küstahça, |
| AANPAPPEN | gs, (papte aan, h, aangepapt) met iemand biriyle |
| AANPRATEN | g, (praatte aan, h, aangepraat) 1 iemand iets birine |
| Aansliiting | Birlesme ,Baglanti,Aansliiting |
| Aansluiten | Baglamak,Birlestirmek,Siralamak,Aansluiten |
| AANSLUITING | ( en) 1 birleşme, katilim (telefoon, trein) |
| AANSPRAAK | (...spraken) 1 (biri ile) konuşma imkani, we hebben |
| AANSTAMPEN | gs, (stapte aan, h/is aangestapt) 1 biraz hizli |
| AANSTONDS z, | derhal, hemen hemencik, şimdi, kisa süre içinde, bira |
| aanstoten bardak | tokuşturmak, met iemand biriyle bardak tokuşturmak, II |
| Aantal | Adet,Sayi,Birkac,Aantal |
| AANTAL | ( len) 1 birkaç, birkaç tane, bir kaç adet, een mensen |
| AANTREFFEN | g, (trof aan, h, aangetroffen) 1 (birine) rastlamak, |
| aanvaarden bir | şeyi sorgulamadan kabul etmek |
| AANVLIJEN | (vlijde aan, h, aangevlijd) zich tegen iemand birine |
| aanvoelen bir | şeyi sezmek, sezgiyle bilmek |
| AANVULLING | ( en) 1 ilave, ek, een op een woordenboek bir |
| AANWEZIGHEID | 1 (bir yerde) hazir bulunma, hazir bulunuş, uw is |
| AANWINNEN I | f, g, (won aan, h, aangewonnen) kazanmak, land (bir |
| aanzeggen birini | son kez uyarmak, in de slepen konmak, yakalamak, ele |
| AARDAPPELZIEKTE | ( n, s) bir tür patates hastaliği, |
| Aas2 | As,Birli,Aas2 |
| abd kıs/afk. | Amerika Birleşik Devletleri Verenigde Staten d. V.S. d. |
| abuk sabuk | bir şey onzin d. nonsens d. |
| aç durmak | 1 arm zijn, 2 (bir şey yememiş olmak) nuchter blijven, niets eten |
| acayip, tuha | garip een e inval garip bir buluş, garip bir fikir |
| ACCLAMATIE | (s) alkiş, een voorstel bij aannemen bir öneriyi |
| ACCLIMATISATIE | havasina alişma, een proces bir yerin havasina |
| ACCREDITIEF | (...tieven) hand/tic 1 akreditif, bir bankanin başka |
| ACCUMULATIE | (s) 1 yiğilma, yiğişma, 2 econ/ekon faiz birikmesi, |
| acele ettirmek | / 1 (birini iemand haasten, opjagen, 2 (bir şeyi |
| aceleci bir | yaşam sürdürmek |
| aceleleştirmek | (bir şeyi) iets bespoedigen |
| acemi birliği | 1 eerste opleidingsplaats voor dienstplichtigen, 2 tar./hist. |
| achten, bendini | biriyle zich vereenzelvigen met |
| achter | birinin arkasinda olmak, birini desteklemek, iets de houden bir |
| achter de | hebben bir şeyi yedekte bulundurmak, ihtiyatan elinde |
| ACHTERDEUR | ( en) arka kapi, een tje openhouden bir kaçamak |
| ACHTEREENVOLGEND | araliksiz, birbirini izleyen, |
| Achtereenvolgens | Bir Bir ,Sirayla,Achtereenvolgens |
| ACHTEREENVOLGENS z, | bir bir, bir biri ardindan, düzenli, sira |
| ACHTERELKAAR z, | bir biri ardina, bir bir, teker teker, peş peşe, |
| Achterlaten | ( Geride) Birakmak,Achterlaten |
| ACHTERLATING | geride birakma, terk, met van (y)i geride |
| Achterstaan Actersattan Bij | (Birinden) Geri Kalmak,Achterstaan Actersattan Bij |
| achterstallig günü | dolmuş, vadesi geçmiş, 3 bot, bir yildan fazla yaşayan |
| ACHTERWEGE z, | iets laten bir şeyi yapmamak, ihmal etmek, |
| achting | birine saygi göstermek, |
| ACHTING | saygi, hürmet, takdir, voor iemand voelen birine saygi |
| açiğa kavuşmak, | iets naar brengen ileri sürmek, bir konuşmada gündeme |
| açiğa kavuşturmak, | iets bir şeyi aydinlatmak, bir şeyi açiklamak, II gs, |
| açiğa vermek, | birinden şikâyetlenmek, buiten zijn gaan haddini |
| açik bir | gün, 5 (duidelijk) açik, belli, besbelli, aşikar, apaçik, seçik, |
| açik bir | hava, van iets krijgen bir şeyin kokusunu almak, bir şeyi sezmek, |
| açık bir | şekilde duidelijk, uitdrukkelijk |
| açik open | ~ kapali dicht (bir seyin kapali açik olmasi anlaminda) |
| açiklamak, bir | şeye açiklik getirmek |
| acıklı bir | durum een pijnlijk geval |
| acıklı bir | fılm een aandoenlijke film |
| açiklik kazandirmak, | izah etmek, iets met voorbeelden bir şeyi örneklerle |
| açiklik, aydinlik, | bulutsuzluk, iets tot brengen bir şeye açiklik |
| açiktan limana | çekmek, 2 (v, mensen) (davetsiz) içeri sokmak, bir |
| acil tedavi | (v. zieke) spoedbehandeling (acil tedbir) noodmaatregel d. |
| açilmak, ayrilmak, | 3 op iemand (kötü niyetle) birinin üzerine gitmek |
| açilmak, tegen | iemand birine bağirip çağirmak |
| acıma | (ağrı) pijn d. 2 (birine, bir şeye üzülme) medelijden mededogen |
| acimak, zich | over iemand birini himayesine almak |
| acitmak, iemand | birini gücendirmek incitmek, kirmak, |
| açiyor, | (uit het ei komen, civciv) çikmak, 5 ergens bir şeye çözüm |
| acmacak bir | durumda |
| açmak, | açmak, başlatmak, girişmek, een zaak bir iş açmak, het vuur |
| açmak, gevşetmek, | 2 zich van een gedachte bir düşünceden kurtulmak, zich |
| açmak, postayi | almak, posta kutusunu boşaltmak, 3 iemand de voet birinin |
| açmak, zijn | hart bij iemand birine içini dökmek, birine dert yanmak |
| ACRYL | yünsü bir sentetik madde, |
| ACTUEEL | güncel, şimdiki, een actuele kwestie güncel bir sorun, |
| adamakilli, iemand | afranselen birini iyice benzetmek |
| adamina göre | davranmak, iemand de rug birinin sirtini okşamak, temiz bir |
| ADEM | 1 nefes, soluk, in een bir solukta, in een iets |
| Ademoğlunun Kalbi, tıpkı kuş gibidir. Bir günde yedi kere değişir | Het hart van de zoon van Adams is als een vogel, in een dag verandert het zeven keer |
| adet, yöresel | bir görenek |
| adi bir | hareket gemene streek d. gemene gedrag ordinaire uiting d. |
| adi geçen | şey, de ene na de andere birbiri ardindan, het of ander |
| adimlamak, arşinlamak, | een terrein bir sahayi ölçmek, iets breed bir |
| adiyla saniyla | taninmak, sayilmak, iemand met en toenaam kennen birini çok |
| Adres | Birakmak |
| Adres Birakmak | Zijn/Haar Adres Door Geven ,Achter Laten,Adres Birakmak |
| af bir | de sen öde! 3 iets op iemand bir şeyi birine yüklemek, bir |
| af ile | serbest birakmak, |
| af of | zon machine bestaat acaba öyle bir makina var mi? |
| af zijn | birinden elini çabuk tutmak, birinden erken davranmak, 2 (modern) |
| af zijn | birinden oldukça kurnaz davranmak |
| AFBREUK | doen aan iets bir şeye zarar vermek, |
| afdeling | bölüm, servis, kisim, iemand in nemen birini işe |
| AFFREUS | korkunç, müthiş, korkunç bir şekilde, |
| afgaan, | (su kanaal 9 (uzaklık) afstand d. 10 (bir een |
| AFHANDIG | iemand iets maken bir şey birinden kurnazca aşirmak, |
| AFKNAGEN | g, (knaagde af, heeft afgeknaagd) (bir parça) kemirmek, |
| afleggen büyük | bir mesafe katetmek, 2 fark, de tussen wens en |
| aflossen/betalen, schoon | schip maken, de rekening aflossen, 2 (bir konuyu |
| AFPRATEN | g, (praatte af, h, afgepraat) (birçok konuda) konuşmak, |
| AFRAMMELING | ( en) patak, tartak, iemand een geven birini |
| afrekenen? Ayvaz | kasap hep bir hesap. Dat komt op hetzelfde neer. Dat maakt |
| Afrika | Birli |
| Afrika Birli | Afrikaanse Unie |
| Afrikaanse Unie | Afrika Birli |
| AFSCHAFFING | ( en) son verme, birakma, fesih, |
| AFSCHEID | ayrilik, veda, ayriliş, nemen van iemand biri ile |
| AFSCHRIJVING | ( en) muh, Amortisman, bir borcun taksit tasit |
| afschuiven, iemand | tot zondebok maken, 2 (bir işi, opdracht enz.) op |
| afschuiven, iemand | tot zondebok maken, 2 (bir işi, opdracht enz.) op |
| AFSNOEPEN | g, (snoepte af, h, afgesnoept) iemand iets birinden |
| afspreken, | (vurmak) slaan, (een pak slaag) geven, 16 (bir yöne |
| AFSTAMMEN | gs, (stamde af, is afgestamd) 1 van iemand birinin |
| AFTROEVEN | g, (troefde af, h, afgetroefd) fig/mec iemand birine |
| AFWAAIEN I | f, gs, (waaide/woei af, is afgewaaid) 1 van bir yönden |
| AFWETEN | (liet het afweten, h, het aflaten weten) het laten bir |
| AFWEZIG | 1 zijn (bir yerde) olmamak, bulunmamak, de en |
| afwijzen teklifi | geri çevirmek, bir rica kabul etmemek, |
| afwinden, | (düğüm) losknopen, losmaken, ontwarren, 4 (buzlu bir şeyi |
| afzijn birinden | erken davranmak, elini birinden çabuk tutmak, iemand slim |
| afzonderlijk pavyon, | bir kuruluşa ait yapi, |
| ağaçboom | bir dikili ağacı olmamak / n/ geen nagel hebben om zijn gat |
| ağacin dalini | vurup düşürmek, iemand het hoofd birinin kellesini |
| AGEREN | gs, (ageerde, h, geageerd) tegen iemand a) birinden |
| AGGLOMERATIE | (s) (birleşmiş şehirler için) kompleks, yiğin |
| AGGREGATIE | birleşme, toplanma |
| ağirlamak, iemand | birini misafir etmek, 2 ikram etmek, iemand op iets |
| ağırlık birimi | gewichtseenheid d. |
| ağırlık olmak | / 1 (ağırlık yap zwaarder zijn dan, 2 (birine yük ol- |
| ağız birligi | etmek / Afspreken om hetzelfde te zeggen |
| ağız burun | birbirine karışmak er aangeslagen uitzien, (de vermoeidheid |
| ağızbirliği - | ni onderlinge Afspraak d. |
| ağızbirliği etmek | / onderling overeenkomen (wat men gaat zeggen) |
| AGOGISCH | 1 muz/müz tempoyla ilgili, 2 bireysel ve toplumsal |
| ağrili bir | yara, 2 (pijn veroorzakend) aci veren, acili, 3 acikli, üzücü, |
| ağza koyacak | bir şey iets om te eten |
| ağzı bir | karış açık kalmak / n/ perplex staan, verbijsterd zijn, uit het |
| ağzı bir | karış havada onthutst, van zijn stuk gebracht |
| ağzimdan kaçti, | zich geen woord laten ağzindan bir kelime kaçirmamak |
| ağzına almamak | (bir şeyin adını) / n/ het ergens niet graag over willen |
| ağzina bir | parmak bal sürmek |
| ağzına bir | parmak bal çalmak / n/ iemand de mond snoeren, iemand |
| ağzına bir | parmak bal çalmak / n/ iemand de mond snoeren, iemand |
| ağzına bir | şey koymamak (de hele dag) niets gegeten hebben |
| ağzından bal | akmak / n/ aardig praten, gezellig praten/spreken, bir eli |
| ağziyla yakalamak, | iemand in zijn eigen woorden birini kendi sözleriyle |
| ahim şahim | bir şey değil |
| ahım şahım | bir şey değil Het is niet bijzonder. Het is niet veel zaaks. |
| aile bireyi | familielid gezinslid |
| Ailebireyi | Familielid,Ailebireyi |
| ailenin bir | üzüntüsü vardir, het is niet om over naar te schrijven ahim |
| ailesinin geçimini | sağlamak, in een gebrek bir eksiği gidermek, in de |
| aileye özgü | bir şey, bizim aileden geliyor, bizim ailenin yapisidir, zit er |
| akil erdirmek, | (bir şeye) akli ermek, dat versta ik niet onu anlamiyorum, |
| akıl karı | degil het is onverstandig om te ... Böyle birşey yapmak akıl |
| akıl karı | olmaz het is onverstandig om te ... Böyle birşey yapmak akıl |
| akilda tutmak, | unutmamak, kulağina küpe etmek, 3 zich van iets bir şeyi |
| akişina/oluruna birakmak, | umursamamak, onder staan su altinda durmak, er |
| akitmak, boşaltmak, | 3 iemand birinden kurtulmak, birini postalamak |
| akitmak, hij | is er aan onun bir suçu yok, 2 saf, günahsiz, temiz, een |
| akla getirememek, | düşünüp bulamamak/çikaramamak, ergens niet onderuit bir |
| aklı bir | karış havada olmak / n/ met het hoofd in de wolken lopen, (de |
| aklına getirmek | 1 /, n/ (birinin) iemand aan iets herinneren, 2 / - |
| aklına iyi | bir fikir esmek / n/ een inval krijgen, een idee krijgen |
| aklına iyi | bir fikir gelmek / n/ een inval krijgen, een idee krijgen |
| aklini başina | topla! een antwoord mantikli bir yanit, praten mantikli |
| aklını başına | almak devşirmek tot bezinning komen, (bir zarardan vb. dolayı |
| aklını başına | almak tot bezinning komen, (bir zarardan vb. dolayı akıllan- |
| aklini çelmek, | iemand iets birine bir şey yapmamasini tavsiye etmek, |
| akmak, sel | gibi akmak, het bier stroomde op het feestje eğlencede bira su |
| akraba, aan | iemand zijn birine akraba olmak, II d, ( en) (erkek) akraba |
| aksilik etrafinda | kol geziyor, şanssizlik yakasini birakmiyor, |
| al achten, | 2 (kendini bir yerde, birşey) wanen, zich verbeelden, |
| al birini | vur ötekine Het is een pot nat, zij zijn met hetzelfde sop |
| al-, yanına | çek meesleuren, meeslepen, meelokken, 3 (birine |
| alaşaği etmek, | korte met iets maken bir şeyin çabucak icabina bakmak |
| ALBATROS | ( sen) zo, albatros, büyük bir deniz ördegi, |
| alçakgönüllü bir | davraniş, |
| alçaltmak, aşağilamak, | iemand (kötü davranip) birini incitmek, zich |
| aldi, iemand | een verhoor (examen) birini sorguya (imtihana) |
| aldiriş etmiyor, | hiçbir şeyden rahatsiz olmuyor, |
| aldirmamak, birini | sikiştirmak, birinin ensesine binmek, birine işten nefes |
| alevlendi, birden | şiddetlendi, in de pijp çok coşkulu/istekli, ateşli |
| alevlendirmek, | een gevoel bir hissi tahrik etmek, II gs, ( ,is |
| Algebra | De,Cebir,Algebra |
| ALGEBRA | wisk/mat cebir |
| ALGEBRAISCH | z, cebire ait, cebire göre, cebirsel |
| algemene | genel bir kural, in de genelde, normal olarak, umumiyetle, een |
| Ali. | van die Ucuz tarafindan bir kilo ... Een kilo van die |
| ALIAS I | z, değişik bir isimle, II d, ( sen) takma ad, lakap, |
| ALIBI | (s) jur/huk bulunmama ispati, gaybubet, yokluk, başka bir |
| alinti yapmak, | iets uit en boek kitaptan bir şey almak, vreemde woorden |
| alip yere | vurmak, birini acimasiz eleştirmek, |
| alir, bir | haftaya mal olur, het zal mij drie dagen üç günümü alir |
| alişkanlik vazgeçmek, | birakmak, het roken sigarayi unutmak, |
| alışmak vertrouwd | raken met iets/iemand, 4 (bir şeye ilgi duy warm |
| alişmak, zich | iets bir şeye alişmak, |
| aliştirmak, een | dier op iets hayvani bir şeye aliştirmak, 2 (v, |
| alkolsüz Alcoholvrij, | zonder alcohol, (bira) malt |
| Alla bir kulu idareci yapmak istediği zaman ona yardım elini uzatır | Als Allah wil om een van Zijn dienaren een beheerder, Hij geeft hem een hand (hulp) |
| allah bir | söz bir Ik heb mijn woord gegeven. |
| allah bir | yastıkta kocatsın hd./volkst. ik wens jullie een gelukkig |
| allah God | d. Allah d. Opperwezen körün istediği bir göz, Allah vermiş |
| Allahin inayetiyle, | bij iemand in de komen birinin gözüne girmek, 3 (v, |
| ALLEBEI sa, | her ikisi, her ikisi de, ikisi (birden), zij wonen |
| allemaal/alles ... | wat de slaat ... dan/ den başka bir şey değil, tegen |
| allen gewerkt | (diğerlerinden) en iyi o çalişti, iets afkunnen bir |
| almak birini | tokatlamak, |
| almak pakken, | wegnemen, 9 (iyilik/kötülük) doen birine iyilik/kötülük |
| almak, | (opnoemen) art arda saymak, birer birer söylemek |
| almak, | iemand aan een onderzoek birinin üzerini aramak, iemand aan een |
| almak, | iemand in een ziekenhuis birini hastaneye almak, hastaneye kabul |
| almak, biri | için mücadele etmek, een verwant(e) van moederszijde anne |
| almak, birini | görev dişi birakmak |
| almak, danişmak, | bij iemand ergens naar birinden bir şey hakkinda bilgi |
| almak, een | in zijn gezicht yüze bir şamar, hayal kirikliği, pen krijgen |
| almak, een | proces bir davaya başlamak, |
| almak, firçalayip | temizlemek, tozunu almak, iemand a) birinin |
| almak, içermek, | de hele regio tüm bölgeyi kapsamak, een periode bir dönemi |
| almak, iemand | geld birinden cebren para almak, 2 (onthouden) mahrum etmek, |
| almak, iemand | op de s tikken birine sert çikmak, birini azarlamak, iemand |
| almak, iets | onder en brengen bir şeyi sözcüklerle ifade etmek, dile |
| almak, tereddüt | etmek, met iets bir şeyi sallamak, bir şeyi ağirdan almak |
| almak, veel | werk birçok işi üzerine almak, II gs, (wind enz,) |
| almak, yaziya | dökmek, iets op een bord bir şeyi tahtaya yazmak, met de pen |
| almamak, iemand | iets voor ogen bir şeyi birinin gözleri önüne sermek, paal |
| alo! | (voor attentie) hey! bakar mism! bir baksana! |
| ALOE | (s) I bot, ödağaci, sansabir, II med/tib sansabirdan |
| als afkan | yapabileceğinden daha fazla, iets alleen niet bir şeyi |
| als bir | şeyi/birini ... olarak tasvir etmek, |
| Als de | ene hand de andere wast, worden ze allebei schoon. bir eli yağda bir |
| als een | aan iemand hangen sülük gibi birine yapişmak, |
| als ik | me niet vergis yanilmiyorsam, zich in iemand biri hakkinda yanilmak |
| als leider | birini lider olarak görmek, |
| als zon | gelegenheid zich voordoet... öyle bir firsat düşerse... |
| ALSMEDE bağ, | ...ve de, ...ile birlikte, |
| alt tarafı | maar, ne kılıyorsun? alt tarafı bir şaka waarom word je boos? |
| altıda bir | een zesde |
| altijd | door) durmadan, devamli, sürekli, ha bire, 2 çok, dat is |
| altinda olmak, | 2 over iemand birini tedavi etmek, aan iets bir |
| altinda olmak, | laten birakmak, dokunmamak, zijn baard laten sakalini |
| ALWEER z, | yine, tekrar, bir kez daha, yeniden, gene, bir kere daha, |
| aman çok | kisa, op een bir gün, günlerden bir gün, over vijf en |
| ambt bir | görevi kabul edip başlama, |
| AMENDEMENT | ( en) (yasa) düzeltme, tashih, resmen bir yasayi |
| amerika birleşik | devletleri (A.B.D.) Verenigde Staten d. V.S. d. |
| AMETHIST | geol/jeol mor renkte bir çeşit kuvars, billurlaşmiş |
| AMETIST | geol/jeol mor renkte bir çeşit kuvars, billurlaşmiş |
| AMUSANT | z, hoş, eğlendirici, eğlenceli, eğlendirici bir şekilde, |
| an I | moment ogenblik tijdstip bir an voor een korte tijd/ogenblik, |
| anamal birikimi | accumulatie van kapitaal d. |
| anamdan bir | kere doğdum Ik zing niet tweemaal voor een cent. |
| ancak | alleen, Bir sen bize yardım edebilirsin, Alleen jij kan ons |
| anda/seferde, bir | anda, birden, iemand pen geven birinin kulağinin tozunu |
| ANDER I | s, öteki, diğeri, öbür, başka, een boek başka bir kitap, |
| andere | (başka) seçenek yok, 3 çeşit, een grote zengin bir çeşit |
| andere ... | bir yandan ... diğer yandansa ... bir taraftan ... diğer |
| andere rechtbank | başka mahkemeye havale etmek, 2 naar iets bir şeye |
| andere stoppen | bir borcu diğeri ile ödemek, borcu borçla kapatmak, Aliden |
| Anderhalf | Bir Bucuk,Anderhalf |
| ANDERHALF sa, | bir buçuk, |
| ANDERMAAL z, | ikinci kez, tekrar, yeniden, bir kez daha, silbaştan, |
| ANDERMANS bl | za, başkasinin, başka birinin, |
| ANDERS I | z, 1 başka bir şekilde, başka türlü, 2 iemand başka |
| ANDERSZINS z, | başka bir şekilde, aksi halde, |
| ANDERZIJDS z, | enerzijds... ... ...bir yandan ...diğer |
| angst korkudan | altina/donuna etmek, het (met iemand) (biri ile) |
| ani | (beklenmedik) onverwacht, onvoorzien, 2 (birden, aniden) ineens, |
| Ani Bir | Olay Ceyran Etmesi |
| Ani Bir Olay Ceyran Etmesi | kink,,Ani Bir Olay Ceyran Etmesi |
| anıtkabir - | bri mausoleum grafmonument graftombe d. |
| anıtkabir - | bri mausoleum van Atatürk in Ankara |
| Ankara, | (met breuken) beşte bir een vijfde |
| anket, | doen naar iets bir şeyi incelemek, araştirmak, markt piyasa |
| anlaşabilmek, plezier | in iets bir şeyden zevk almak, 2 (merken) rastlamak, |
| anlaşmak, | ayri (parçalardan) birleştirilmiş, oluşturulan, |
| anlat! iets | naar zijn helpen canina okumak, bir şeyi bozmak, mahvetmek, |
| anlatmak istemek, | içinde sindiremediği bir şeyi olmak |
| anlatmak, vertel | me (er) eens over ...nin hakkinda birşeyler anlatsana, 2 |
| anlayamamak, ervan | op aan bir şeye güvenmek, itimat etrnek, er niet omheen |
| anlayan kimse, | mijn s jeuken elim kaşiniyor, sabirsizlaniyorum, iemand op |
| anlayiş, kavrayiş, | niet goed bij zijn zijn kafasinda biraz olmak, kafadan |
| ANTIDATEREN | g, (antidateerde, h, geantidateerd) een brief bir |
| ANTRACIET I | d, h, sert bir maden kömürü, antrasit, II s, koyu |
| antwoord | birine cevap vermek, om u te emredersiniz efendim, II |
| antwoord een | vraag sorunun cevabi, soruya cevap, een nacht bir gece, |
| apansizin, beklenmeksizin, | een e aanval ani bir saldiri |
| apar topar, | zich iets op de halen bir şeye maruz kalmak, 2 (persoon) |
| Apart | Ayir Bir Yer (D) E ,Ayri ( Olarak ),Apart |
| APART I | z, 1 (afgescheiden) ayri bir yerde, ayri bir yere, ayri |
| appels çok | elma, mensen birçok insan, boeken birçok kitap, geld çok |
| april bir | nisandan başlayarak |
| Aprilgrap | Nisan Bir Sarkisi,Aprilgrap |
| APRILGRAP | ( pen) Nisan bir şakasi, |
| aptalca birine | bakmak, |
| aptalın biri | olmak niet tot drie, tien kunnen tellen, stom zijn |
| ara sira, | bazen, arada bir, 3 komen araya girmek |
| arabanin onun | için bir anlami yok, zegt die naam je iets? bu ad size bir şey |
| arabasini sağa | sürdü, scheep/den sevk etmek, dümen kullanmak, bir yöne |
| ARABESK | ( en) 1 muz/müz arabesk, 2 çiçekli bir süs, |
| Arabische Liga | Arap Birli |
| Arada Bir | wel eens,Arada Bir |
| arada bir | soms, af en toe |
| arada paketlemek, | birlikte toparlamak |
| araklamak, iemands | geld birinin parasini çalmak, een fiets bisiklet |
| aralarinda ilişki | olmak, birbirini tutmak |
| aramak, | (bezoeken) ziyaret etmek, iemand komen birini görmeye gelmek, |
| aramak, | (in zeker opzicht) bazi yönleriyle, bir açidan, ik ben het |
| Arap | Birli |
| Arap Birli | Arabische Liga |
| arasinda, fig/mec | dat blijft ons aramizda kalsin, er niet van kunnen bir |
| araştirip öğrenmek, | keşfetmek, het net vissen bir yere geç |
| araştirmak, detaylara | inmek, iyice araştirmak, iemands karakter birinin |
| araya girmek, | nüfuzunu kullanmak, el atmak, 2 diep in iets bir şeyde derin |
| araziyi su | altinda birakmak |
| arbeiders işçilerin | sirtindan, iemand in de aanvallen birine arkadan |
| argo/plat otuz | bir aftrekken, rukken, masturberen, 35 / (boya -, |
| ARGUSOGEN iets | met bekijken bir şeye aşiri kuşkuyla bakrnak, bir |
| arkada birakmak, | terketmek, hij heeft drie zoons nagelaten üç çocuk geride |
| arkadaşlik, özgecil | bir dostluk, |
| arkalamak, rica, | öneri) güçlendirmek, iemand birini desteklemek, birine |
| arkasi kesilmeden, | iemand volgen birini sürekli izlemek |
| arkasını çevirmek | / (birine iemand de rug toekeren, iemand met de |
| arkasını dayamak | / (birine iemand vertrouwen, zich op iemand |
| armen | kollari germek, 2 even de benen biraz yürümek |
| arresteren yakalamak, | tutmak, 5 er eentje bir tek daha almak, bir kadeh |
| ARROGANT | z, kibirli, küstah, burnu havada, burnu büyük, kendini |
| ARROGANTIE | kendini beğenmişlik, kibir, kibirlilik, |
| arsa, saha | bouwgrond d. terrein Antalya'dan bir yer aldık. Wij |
| artirmak, bir | kenara koymak, geld para biriktirmek, 2 (spaarzaam |
| aşağilik heri | 2 hor, aşağilayici, een e blik hor bir bakiş |
| aşik olmak, | birine vurulmak, iemand aankijken birine vurgun vurgun bakmak, |
| aşiri, iki | günde bir, het is kort çok az zaman var, çok acele, |
| aslanlar gibi | savaşmak, met iemand biriyle dövüşmek, voor için mücadele |
| ASPIDISTRA | (s) bot, aspidistra, zambakgillerden bir süs |
| assistentie | d. 2 (ödenek) bijstand d. 3 (bir işe katkı) |
| ASSOCIATE | (s) hand/tic 1 birlik, kurum, dernek, 2 psych/psik |
| Associatie | Birlik,Dernek,Cagrisim,Associatie |
| Associatie van Zuidoost | "Gney Dogu Asya Milletler Birligi Aziatische Naties " |
| ASSOCIATIER | z, 1 birliğe ait, 2 psych/psik begrijpen çağrişim |
| ASTRONOMISCH | astronomik, bedrag astronomik bir miktar, |
| atamamak, bir | şeyden kurtulamamak, zwaar op de liggen mideye oturmak, |
| atar tutar | ama ödleğin biridir, een grote hebben büyük konuşmak, de (zijn) |
| atar, bin | akilli çikaramaz, iemand voor zetten birini gülünç duruma |
| ateş etmek, | 4 op iemand (iets) biri (bir şey) hakkinda kötü |
| atımlık bir | atımlık 1 genoeg munitie om in een keer af te schieten, 2 |
| Atistiracak Bir Sey | tussendoortje h(,s),Atistiracak Bir Sey |
| atla- | aanvliegen, chargeren, 2 (bir şeyi almak için vb.) |
| atlama siriği, | (wandelstok) baston, het met iemand aan de hebben biriyle |
| atlasi, een | feit tarihsel bir gerçek, een e roman tarihi bir roman |
| atmak, iemand | onder de houden birini baski altinda tutmak, en |
| atmak, kapi | dişari etmek, iemand uit het land birini ülkeden atmak, sinir |
| atmak, önemsememek, | ihmal etmek, iemand bij een ander birini |
| Attent | Dusunceli,Ozenli,Tedbirli,Attent |
| ATTENT | z, l uyanik, dikkatli, düşünceli, tedbirli, ihtimamli, |
| auto kendi | arabam var, arabam var, hij heeft een winkel bir dükkani var, ik |
| AVERECHTS | z, 1 tersine çevrilmiş bir şekilde, ters dönmüş, alt |
| Avrupa | Birligi |
| Avrupa Birligi | Europese Unie |
| Avrupa Para | Birimi, |
| avuç - | vcu handpalm d. (bir handvol, |
| avuç, avuç | dolusu miktar, tutam, een bloemen bir tutam çiçek, 3 (handvat) |
| ayaklari altinda | dolaşmak, birinin ayağina dolanmak/dolaşmak, langs de yol |
| ayakları birbirine | dolaşmak / n/ over zijn eigen been/voeten struikelen |
| Ayda Bir | Maandelijks,Een Keer Per Maannd ,Ayda Bir |
| ayda bir | maandelijks, een keer per maand |
| Ayda Bir | Verilen Cocuk Parasi |
| Ayda Bir Verilen Cocuk Parasi | kinderbijslag,Ayda Bir Verilen Cocuk Parasi |
| ayda da | bir zelden, bijna nooit |
| Ayir Bir | Yer (D) E |
| Ayir Bir Yer (D) E | Apart ,Ayir Bir Yer (D) E |
| ayirici bir | özellik, |
| ayirip birakmak, | 2 zich het recht hakki kendinde tutmak |
| ayirmak II | f, g, (overlegde, h, overlegd) 1 iets met iemand biri ile bir |
| ayirmak, | (v, hoed, bril enz,) çikarmak, 3 (wegbrengen) birakmak, |
| ayirmak, fig/mec | de knoop önemli bir karar almak |
| aylik bir | süre için, voor korte (lange) kisa (uzun) bir süre için, voor |
| ayni babadandirlar, | III (lidwoord) bir, een boek bir kitap, man |
| ayni deliğe | işerler, iemand de boven het hoofd houden birini korumak, |
| ayni tutmak, | bir tutmak, zich met ile kendini özdeşleştirmek, 2 (de |
| ayri, tek | olarak, yalniz, özel, iemand roepen birini ayrica |
| ayrica bir | plak |
| ayricalik tanimak, | iemand (boven een ander) birini (diğerine) |
| ayrintili, açik | ve tam, açikça, iemand iets vertellen birine bir şeyi |
| ayvaz loopjongen | d. knecht d. bediende ayvaz kasap hep bir hesap, Dat is |
| az | weinig, (bir beetje, ( - bir miktar) gering aantal), (sayılan |
| az daha | 1 (nerdeyse) bijna, 2 (biraz daha) nog meer |
| az önce, | biraz evvel, demin, kisa süre önce, ik heb hem gezien onu demin |
| az ye | de bir uşak tut Dop je eigen boontjes! Knap de boel zelf maar op! |
| azaltmak, etkisiz | birakmak, 2 (v, gebied) tarafsiz kilmak, yansizlaştirmak, |
| azaltmak, iemands | pijn birinin acisini hafifletmek, |
| azarlamak, een | pak slaag geven) birine tokat atmak, op zijn krijgen |
| azarlamak, iemand | birine iyi bir ders vermek, birini terslemek |
| azarlamak/paylamak, birine | çikişmak, |
| azen kaartspel/isk | as, birli, harten kupa birlisi, |
| azraile bir | can borcu olmak aan niemand iets schuldig zijn, aan nieman iets |
| b bunda | bir bityeniği var, şüpheli bir yani var |
| BAARD | ( en) 1 sakal, zijn laten staan sakal birakmak, de in |
| BABBELTJE | (s) sohbet, een maken met iemand biri ile sohbet |
| BABYLONISCH een | e spraakverwarring fig/mec her kafadan bir ses, |
| bağimsiz olmak, | met een in het graf staan bir ayaği çukurda olmak, |
| bağirmak, boğazini | yirtmak, de kleur cirtlak bir renk |
| bağişlamak, maruz | görmek, iemand birini affetmek, zich özür dilemek, |
| bağlamak, | (blik, oog) dikmek, zijn ogen op iets gözlerini bir şeye |
| bağrina basmak, | kucaklamak, iemand de hand birinin elini sikmak, 2 |
| bağrışmak samen | schreeuwen, (birbinne karşı) tegen elkaar schreeuwen |
| bahsetmek, tegen | iemand birine konuşmak, birine hitap etmek, tot het hart |
| bakarmısınız | (soru) Mag ik u misschien iets vragen? 2 (bir saniye!) Mag |
| BAKBEEST | ( en) dev, dev gibi bir şev, |
| bakinip duruyor, | bakiniyor, 3 op een cent bir kuruşun gözüne bakmak, bir |
| BAKKIE | (s) 1 (koffie) bir fincan kahve, 2 (zendapparaat) argo |
| bakmak, | ev, aile een brief van aileden bir mektup, de vrouw des huizes |
| bakmak, zijn | plicht görevini yerine getirmek, een les voor iemand biri |
| Baktım ki | bilmiyor (duymamış), bir yey demedim. Ik begreep dat hij niet op |
| bal honing | d. ağzrna bir parmak bal çalmak / n/ iemand de mond snoeren, |
| BALANSBOEK | ( en) hand/tic defteri kebir, yillik bilanço |
| BALEN | gs, (baalde, h, gebaald) van iets bir şeyden bikmak, |
| BALLON | (s) balon, een netje oplaten balon uçurmak, (bir şeyi |
| BALSPEL | (...spelen) top oyunu, biljart is een bilardo bir top |
| balta bijl | d. kapmes bir baltaya sap olmak (argo/plat) aan de bak komen, |
| bana bir | fincan daha kahve ver, een feest eğlenti vermek, eğlence |
| BANJO | (s) muz/müz bir çeşit telli saz, |
| bankada boş | bir kadro var, |
| bankaya biri | için verdiği ödeme emri, 2 müşteriye açilmiş kredi, |
| BARBERTJE Barbertje | moet hangen her zaman bir günah keçisi bulunur, |
| bardaği bir | yudumda/dikişte içmek, met volle en van iets genieten bir |
| bardaği dikmek, | içip boşalimak, iemand van maken birini temizlemek, |
| bardaği doldurmak, | (van) tranen gözyaşi dolu, een le trein dolu bir tren, |
| baren staaf | goud) külçe, een goud bir külçe altin III d, |
| baş soğan | bir kazani kokutur, een tje met iemand te schillen |
| basamak yapmak | / (birini) iemand voor zijn karretje spannen, iemand |
| başanı yemek | / n/ 1 (birinin) iemand problemen bezorgen, 2 (Ölümüne |
| başedebilmek, dengi | olmak, iemand biriyle başedebilmek, veel geld |
| başına bir | hal gelmek / n/ in een vervelende situatie verzeild raken, in |
| basınç birimi | fız./nat. bar d. |
| basinç, een | hoge boom yüksek bir ağaç, iemand hebben birini saymak, hoge |
| başindan atmak | van iemand birinden kurtulmak, ik kon niet van hem |
| başini boş | birakmak, serbest birakmak, |
| başını sokacak | bir yeri olmak een eigen stek hebben, onderdak hebben |
| basit bir | şey! 2 (trucje) hile, oyun |
| Baska | Biri |
| başka bir | deyişle met andere woorden, m.a.w. |
| başka bir | eğitim vermek |
| başka bir | eğitim vermek / omscholen |
| başka bir | görünüş vermek, başka bir hava vermek, 2 fig/mec (achting) |
| başka bir | sefer, in een bir defada, op tekrar tekrar, een tje bir |
| başka bir | şey düşünmek |
| başka bir | şey iets anders |
| başka bir | şey istiyor musun? Anders nog iets? (wilt u/wil je) Nog iets |
| Baska Biri | Lemand Anders,Baska Biri |
| başka biri | iemand anders |
| başka gemiye | bağlamak, 2 fig/mec iemand ayak üstü birine bir şey |
| başka ne? | wie ? başka kim? ergens başka yerde, iets başka bir |
| başka yere | koymak, er geen voet voor uzatili ayağini çekmemek, bir adim |
| başkanliğa seçmek, | iemand in het bestuur birini yönetime seçmek, wie is er |
| başkasinin cezasini | çekmek II h, het is een hard zor ve zorunlu bir durum |
| baski altinda | tutmak, zulmetmek, (v, lach) yenmek, bastirmak, een volk bir |
| başlamak, de | winnen turu kazanmak, * een om de arm houden bağlayici bir |
| başlamak, eenfles | wijn bir şişe şarap açmak, u moet voor mij geen |
| başliyorum, aklima | bir fikir geliyor II s, z, 1 açik, aydinlik, işik, het is |
| basmak, brieven | mektuplari damgalamak, iemand tot verrader birine hain |
| basmak, een | kind bir çocuğa severe bakmak, çocuğa pervane olmak, 3 |
| bastiriyor, de | schepen achter zich verbranden dönüş yolu birakmamak, son |
| BATAAT | (bataten) bir tür tatli patates, |
| batmak, | fig/mec aan iets bir şeyi yapmaya mecbur olmak, bir şeye bağli |
| Baviaan | bir cesit buyuk maymun,Baviaan |
| bayağı | (hiçbir özelliği olmayan) gewoon, alledaags, 2 (aşağılık) vulgair, |
| bayagi, een | man sade vatandaş, siradan biri, |
| bayilmak, | zijn op iemand birini çok beğenmek, door het te heen |
| BEAUTY | (s) güzellik, güzel bir şey, güzel bir kimse, |
| BEDACHT | düşünceli, ihtiyatli, hazirlikli, tedbirli, op iets |
| BEDACHTZAAM | z, düşünceli, tedbirli, ihtiyatli, |
| bedava, II | z, oldukça, bir hayli, slecht oldukça kötü, * spel geven |
| BEDELVEN | g, (bedolf, h, bedolven) iets onder iets bedelven bir |
| beden, een | sterk sağlam bir bünye, 2 (vereniging) yapi, organ, een |
| BEDENKTIJD | düşünme süresi/zamani, een week vragen bir hafta |
| Beding | bir sart ile,Beding |
| BEDING | ( en) koşul, şart, onder geen hiçbir koşulda, hiçbir |
| BEDLEGERIG | yatalak, hij is reeds een week yine bir haftadir |
| bedoeling amaç | o değil, meram o değil, meer dan dan/den başka bir şey |
| bedrag | bir miktar teklif etmek, bir miktar sunmak, hoger dan een |
| bedrag büyük | bir meblağ, II z, (tamelijk) oldukça, bir hayli, |
| BEDUCHT | korkmuş, zijn voor iets/iemand bir şeyden/birinden |
| beest/kind moet | een hebben bir ismi olmasi gerek, het beestje/het kind/de |
| BEET I | d, (beten) 1 (handeling) isirma, 2 (stuk) lokma, bir isirim, |
| Beetje | Biraz,az,Beetje |
| BEETJE | (s) biraz, birazcik, az, azicik, bir parça, een |
| BEFAAMD | taninmiş, ünlü, şöhretli, meşhur, een artiest ünlü bir |
| begeleiden, | (uzağa giden birini) iemand een goedr reıs wensen |
| Begenmis | Kibir |
| Begenmis Kibir | Verbeelding ,Begenmis Kibir |
| beğenmiş, gururlu, | kibirli |
| beğenmiş, met | e houding kibirle |
| beginnen başlamak, | başlatmak, girişmek, een onderzoek bir araştirmayi |
| begrepen, | (gerçekten) eigelijk, kortom, Nitekim hiçbir şey göremedim, |
| BEGRIJPELIJKERWIJS z, | anlaşilir bir şekilde, |
| begrijpen zor, | güç, çetrefil, een vraagstuk karmaşik bir soru |
| BEHAAGLIJK | z, hoş, rahat, ferahlik verici, een gevoel hoş bir |
| BEHALVE il | bağ, dan/den başka, bir yana, dan/den gayri, |
| behandelen birine | ayricalikli davranmak, 3 (medaille) şeref madalyasi |
| behandelen muamele | etmek, davranmak, iemand ruw birine kötü |
| BEHOERTIG | vero/eski fakir, yoksul, een gezin yoksul bir aile, |
| behoort iemand | met zijn verjaardag te feliciteren birinin doğum |
| bejaard | yaşli, ihtiyar, kocamiş, een e man yaşli bir adam, (plat/argo) |
| Bejammeren | biri icin aglamak,Bejammeren |
| beken beroem | O sayılı yazarlarımızdan biridir, Hij is een van |
| BEKENDE | (n) tanidik, bildik, een van mijn bekenden bir tanidik, |
| BEKEUREN | g, (bekeurde, h, bekeurd) iemand birine para cezasi |
| BEKLAG | şikayet, zijn doen over iets bir şeyden şikayet etmek, |
| beklemek, dat | moet ik nog göreceğiz! görmek isterdim! iets zitten bir |
| beklemek, iemand | birini beklemek, een kind bebek beklemek, hamile olmak, |
| beklemek, ik | wil de zaak nog eens bu konuyu biraz daha düşünmek |
| beklenmedik bir | anda (ile) ortaya çikmak, bir şeyle görünmek |
| beklenmedik bir | mesele/aksilik, çapanoğlu |
| beklentiye cevap | vermek, aan iemands wens birinin arzusunu yerine |
| BEKOGELEN | g, (bekogelde, h, bekogeld) iemand met iets birine |
| bekomst zijn | van iets, hebben bir şeyden gina getirmek/bikmak, |
| Bekoren | meftun etmek,hayran birakmak,Bekoren |
| BELACHELIJK | z, ong/ols gülünç, güldürücü, komik, gülünç bir |
| BELADEN | yüklü, dolu, een onderwerp hassas bir konu II f g |
| belangen | birinin çikarini gözetmek, |
| BELANGENGEMEENSCHAP | ( pen) çikar birliği, |
| belangrijkheid önem, | ehemmiyet, een zaak van groot çok önemli bir iş, |
| BELASTEREN | g, (belasterde, h, belasterd) iemand birine iftira |
| beletten engellemek, | durdurmak, mâni olmak, iets bir şeyi engellemek |
| belirli bir | etiket yapiştirmak |
| belirli bir | süre için tijdelijk, voor een bepaalde tijd |
| belirsiz bir | adam. Joost mag weten wie die man is. Ne idiği belirsiz bir |
| belirsiz bir | süre için voor onbepaalde tijd |
| belirsiz bir | zaman için voor onbepaalde tijd |
| belirsiz bir | zaman için, verlof süresiz izin, 2 taalk/dilb belgisiz, een |
| belki de | umulmadik bir şekilde başariya ulaşir/oluverir, de bij de horens |
| belletmek, birini | evire çevire dövmek, birini azarlamak, paylamak |
| beloften | birini (vaatlerle) avutmak, kafa kola almak, 2 (van vissen) |
| beloning ödül, | mükâfat, de eerste birinci ödül, de tweede winnen |
| BELOOP | (gang) akiş, gidişat, gidiş, iets op zijn laten bir |
| BEMIDDELD s | zengin, hali vakti yerinde, bir eli yağda bir eli |
| BEMINNEN | g, (beminde, h, bemind) sevmek, iets (iemand) bir şeyi |
| ben hier | al buraya aliştim, met iemand worden (zijn) biri ile |
| beneden | birini aşaği düşürmek |
| beneden | seviyenin altinda, boven seviyenin üstünde, iets op houden bir |
| beneden iemand | staan birinin seviyesinden çok aşağida olmak, wat men van |
| BENEVENS il | (y)a/e ilaveten, ...ile beraber, ile birlikte, |
| beni hiç | mi hiç irgalamaz, geen van iets snappen bir şeyden hiç |
| beni rahat | birak, wij waren ons zessen alti kişiydik, feliciteren de |
| BENIEUWD | merakli, naar iets zijn bir şeye merakli olmak, bir |
| benim hesabima, | iets in brengen bir şeyi hesaba yazmak/geçmek, houden |
| benim için | çok önemlidir, zich aan iemand (iets) laten liggen biriyle (bir |
| benim için | çok tatli bir yiyecekti |
| benimseyerek taklit | etmek, iemand birinin izinde yürümek |
| BENUL | geen hebben van iets bir şeyden anlamamak, hij heeft |
| benzer bir | şekilde op een vergelijkbare manier |
| bepaald merk | belli bir markayi tavsiye etmek, iemand een advocaat |
| bepaalde | belirli bir zamanda, plaatselijke yerel saat, yerel zaman, komt |
| bepaalde mensen | belli bir grup insanlarla ilişkisi olmak, 3 het kan |
| BEPAKKEN | g, (bepakte, h, bepakt) iets bir şeyi yüklemek, |
| beraber | (birlikte) samen, gezamenlijk, 2 (aynı seviyede) gelijkstaand |
| beraberce, topluca, | beraber, hep birden |
| beraberinde getirmek, | iemand de dwars zetten birini kösteklemek, geen |
| berbat bir | taklit |
| bereid zijn | om, ingaan op, 5 / (birine zich inlaten met, |
| BERICHTGEVER | muhabir |
| beroep | bir meslek seçmek, een richting yön seçmek, partij taraf |
| BEROEPEN | g, (beriep, h, beroepen) 1 zich op iemand birinin |
| berouw over | hebben, bir taşla iki kuş vurmak twee vliegen in een |
| Beroven | soymak ,yoksun birakmak,Beroven |
| beş tane | daha, meer biraz daha, eenmaal/ eenkeer bir kez daha, bir |
| besbelli bir | gerçek, gün gibi ortada bir gerçek, 2 (plat/argo) inek herif, |
| BESCHAAMD | z, utanmiş, mahcup, zich over iets bir şeyden utanç |
| BESCHEID iemand | geven birine yanit vermek, |
| BESCHEIDEN | z, 1 alçakgönüllü, mütevazi, kurumsuz, kibirsiz, 2 |
| BESCHEIDENHEID | alçakgönüllülük, mütevazilik, kibirsizlik, |
| BESCHERMING | koruma, himaye, iets (iemand) in nemen bir şeyi |
| beşer, kuldur | şaşar, kusursuz iş olmaz, iemand over het tillen birini |
| beşibirlik een | gouden hanger met een waarde van vijf kleine gouden munten |
| beşibiryerde een | gouden hanger met een waarde van vijf kleine gouden munten |
| Besini | Birakmak |
| Besini Birakmak | weglaten,Besini Birakmak |
| beslag nemen, | 12 /, - de/ (bir seviye de -, niveau) handhaven, |
| BESMETTELIJK | 1 bulaşici, bulaşkan, een e ziekte bulaşici bir |
| BESOGNE | (s) uğraşi, zahmet, işgüç, veel hebben birçok işi |
| Besparen | Biriktirmek,Tasarruf Etmek,Besparen |
| BESPAREN | g, (bespaarde, h, bespaard) 1 biriktirmek, tasarruf |
| beşte bir | vijfde, een vijfde 1 |
| bestedingsbeperking | 2 (biriken para) spaargeld 3 (kullanma |
| BESTELEN | g, (bestal, h, bestolen) soymak, iemand birini |
| BESTRIJKEN | g, (bestreek, h, bestreken) 1 een gebied bir |
| bestuur yerel | yönetim, e tijd yerel zaman, yerel saat, 2 lokal, belirli bir |
| BETICHTEN | g, (betichtte, h, beticht) iemand van iets birini |
| BETIJEN laat | hem rahat birak, |
| Beu | bir seyden gina gelmek,Beu |
| BEU | (van) iets zijn bir şeyden usanmak, bikmak, ik ben het |
| bevestigingsmiddelen houden, | blijven plakken, kleven, 9 (bir miktar |
| BEVINDEN | g, (bevond, h, bevonden) 1 zich ergens bir yerde |
| bevordering | birini terfi ettirmemek, birini terfide ihmal etmek, in het |
| BEVRUCHTEN | g, (bevruchtte, h, bevrucht) döllemek, gebe birakmak, |
| bewaren, goed | houden, houden, 8 /, - den/ (birini çatışmada iemand |
| BEWARING | emanet, iemand iets in geven bir şeyi birinin |
| bewijs su | götürmez bir ispat |
| bewijzen birinin | cenaze töreninde bulunmak, cenaze törenine |
| BEWONDERING | hayranlik, voor iets hebben bir şeye hayran olmak, |
| BEWOORDING | ( en) tabir, ifade, terim, in algemene en genel |
| Beyaz Renkli | Bir Sarap Turu |
| Beyaz Renkli Bir Sarap Turu | Yquem,Beyaz Renkli Bir Sarap Turu |
| beyhude, iets | proberen bir şeyi boşu boşuna denemek |
| bezakt pilisiyle | pirtisiyle, birçok bagajla, |
| BEZETEN | düşkün, deli, van iets zijn bir şeyin delisi olmak, |
| BEZETTINGSTROEPEN | mv/çoğ mil/ask işgal birlikleri, işgal |
| BEZIGHOUDEN | g, (hield bezig, h, beziggehouden) iemand birini |
| BEZIT | mülkiyet, mal, varlik, mülk, iets in nemen bir şeyi |
| bezitten met | een bepaalde rang, birinci dereceli memurlar eersterangs |
| bezlerinin şişmesiyle | de kendini gösteren bir virüs hastaliği |
| bezoek | birini ziyaretle onurlandirmak |
| bezoek afleggen, | 3 (bağlamak) beginnen, 4 (bir yere gelmiş ol betreden |
| bezoek komen | birine ziyarete gelmek, de t,v, komen televizyona çikmak, |
| BEZONNEN | z, ihtiyatli, tedbirli, düşünceli, temkinli, |
| BEZUINIGINGSMAATREGEL | ( en, s) tasarruf tedbiri, kisinti |
| BEZUREN | g, (bezuurde, h, bezuurd) iets bir şeyin acisini |
| biçaği iki | tarafli keser, iemand het op de keel zetten birinin girtlağina |
| biçak dayamak, | birinin boğazina sarilmak, girtlağina basmak, sik boğaz |
| biçimlendirmek, biçim | vermek, düzenlemek, resmileştirmek, een situatie bir |
| biçimsel davraniş, | formalite, iets als een beschouwen bir şeyi formalite |
| biçmek, iets | te hoog bir şeye fazla değer biçmek, iemands leeftijd |
| Bier | bira,Bier |
| Bier | Bira |
| Bier | Bira |
| BIER | ( en) bira, |
| bier bir | kasa bira |
| BIERBLIKJE | (s) teneke bira kutusu, |
| BIERBROUWER | (s) bira imalatçisi, |
| BIERBROUWERIJ | ( en) bira imalathanesi, |
| BIERBUIK | ( en) bira göbeği, |
| BIERKRAT | ( ten) bira kasasi, |
| BIERTAP | bira musluğu, |
| BIERVILTJE | bira bardaği altliği, |
| bij | jes en beetjes adim adim, yavaş yavaş, ağir ağir, biraz biraz, een |
| bij ait | olmak, beraber olmak, er hoort een deksel bij bir de kapaği olacak, |
| bij elkaar | birlikte yapmak, müşterek yapmak, beraber yapmak |
| BIJ I | d, ( en) ari II ilg, 1 da, de, iemand werken birinin |
| bij iemand | birinde kalmak |
| bij iemand | birine uğrayivermek, birine damlamak, |
| bij iemand | birini ziyaret etmek, orn het leven (kazada) hayatini |
| bij iemand | birinin gözünden düşmek, in zijn gözden düşmüş olmak |
| bij iemand | birinin kapisini vurmak, çalmak, yoklamak, II gs, 1 |
| bij iemand | de deur iki de bir birine uğramak, birinin eşiğini aşindirmak |
| bij iemand | goed (slecht) aangeschreven staan birinin nazarinda iyi |
| bij iemand | om geld birine para yardimi için başvurmak, para için |
| BIJBELSPREUK | ( en) ayet, incilden bir söz, |
| BIJDOEN | g, (deed bij, h, bijgedaan) ergens iets bir şeye bir |
| Bijeen | birlikte,Bijeen |
| BIJEEN z, | birlikte, (hep) bir arada, |
| BIJEENBRENGEN | g, (bracht bijeen, h, bijeengebracht) bir araya |
| Bijeendoen | birlesmek,Bijeendoen |
| BIJEENDOEN | g, (deed bijeen, h, bijeengedaan) birleştirmek, bir |
| BIJEENHOREN | gs, (hoorde bijeen, h, bijeengehoord) birbirine ait |
| BIJEENHOUDEN | g, (hield bijeen, h, bijeengehouden) bir arada |
| BIJEENKOMEN f | gs, (kwam bijeen, is bijeengekomen) toplanmak, bir |
| bijeenkomst hoş | bir toplanti, praten tatli tatli konuşmak, yârenlik etmek |
| BIJEENLEGGEN | g, (legde bijeen, h, bijeengelegd) biriktirmek, |
| BIJEENROEPEN | g, (riep bijeen, h, bijeengeroepen) çağirmak, bir |
| BIJEENVOEGEN | g, (voegde bijeen, h, bijeengevoegd) birbirine |
| BIJEENZIJN | gs, (was bijeen, is bijeengeweest) birlikte olmak, |
| BIJLICHTEN | g, (lichtte bij, h, bijgelicht) iemand birine işik |
| bijoverlijden Allah | sabir versin! başin sağ olsun! c) (beterschap) geçmiş |
| BIJSCHAVEN | g, (schaafde bij, h, bijgeschaafd) biraz daha |
| BIJSLAAP | cinsel ilişki, cinsel münasebet, birleşme, yatma, |
| bijten birinin | sirtini yere getirmek, in het bijten sirti yere gelmek, |
| BIL | ( len) kalça, kaba etlerden biri, wie zijn len brandt, |
| bildirecek bir | şeyiniz var mi? 4 aanwijzen) göstermek, işaret |
| bildirmek, een | vonnis bir karari bildirmek, II gs, işaret etmek, iemand op |
| bildirmek, söylemek, | een boodschap aan iemand birine bir mesaj |
| bilememek, bir | şeye çare bulamamak, b) (niet kwijt kunnen) bir şeyi başindan |
| bilgi birikimi | knowhow d. kennis (v. zaken) d. |
| bilgi vermek, | iemand over iets birine bir şey hakkinda bilgi vermek, |
| bilgili bir | adam, 3 foto, banyo edilmiş, e films banyo edilmiş filmler |
| bilinen, taninan, | worden bilinmek, iemand iets maken bir şeyi birine |
| biliyor, met | ilgi ile, tonen voor bir şeye ilgi göstermek, veel |
| bilmedigi/anlamadigi bir | konuda konuşmak, niet over één nacht gaan acele |
| bilmek, bir | konuda kendini rahat hissetmek, handen ! bana dokunma! elini |
| bilmezlik, cüret, | küstahlik, 2 (laatdunkendheid) kendini beğenmişlik, kibir |
| bilmiş olmak, | kendini bir şey sanmak, kendini dünyanin akillisi sanmak, |
| bin bir | mec./fig. duizend en een, duizenden, talloos, heel veel, van |
| bin işit, | bir söyle Lange oren, korte tongen. Niet praten maar luisteren. |
| bin nasihattan | bir musibet yeğdir Ervaring is de wijsheid der dwazen. |
| bin ölçüp | bir biçmeli Bezint eer gij begint. |
| binde bir | 1 heel af en toe, zelden 2 (eşsiz) zeldzaam, een uit duizenden |
| binde bir, | eşsiz/emsalsiz biridir |
| bindiği dali | kesmek, noch vis zijn hiçbir kaliba uymamak, (politikada) |
| BINDVLIES | (...vliezen) anat, gözde bir zar, konjoktiv, |
| binmek, rahat | vermemek, iemand birine dalina binmek |
| BINNENLATEN | g, (liet binnen, h, binnengelaten) içeri birakmak, |
| BINNENPRETJE | (s) insanin güldüren bir his, jes hebben kendi |
| binnenstromen, | (mevki, iş, van functie) bekleden, 4 (birini meşgul et-, |
| BINTJE | (s) bir tür patates, |
| Bir | Een,Bir |
| bir | (sayı) een, 2 (lidwoord) een, 3 (ayru) het/dezelfde, eender, |
| bir | adam, |
| bir | araya |
| Bir | Basina |
| bir | bir, arka arkaya) een voor een |
| Bir | Bocek |
| Bir | Bucuk |
| Bir | Daha |
| Bir | Dakika |
| bir | kanit, |
| Bir | Kere |
| Bir | Kere |
| Bir | Miktar |
| Bir | Ogenblik |
| bir | parça |
| bir | parça |
| bir | romani |
| bir | şey, |
| bir | şeyden |
| bir | şeyden |
| bir | şeye |
| bir | şeye |
| bir | şeye |
| bir | şeye) |
| bir | şeyi |
| bir | şeyi |
| bir | şeyi |
| bir | şeyle |
| bir | şeyle |
| bir | şeyle |
| Bir | Sure |
| Bir | Taraftan |
| bir | usta, |
| Bir | Yana/Tarafa |
| bir | yer, |
| Bir | Yerde |
| bir | yerde het naar zijn zin hebben, zich thuis voelen, zich |
| Bir | Zamanlar |
| bir | een |
| bir ...... | için/ (y)e çanak tutmaktir, |
| bir açıdan | in zekere zin, in bepaald opzicht |
| bir açidan, | belli bir bakiş açisindan, uit financieel mali açidan |
| bir adamın | adı çıkacağına canı çıksın. Het is beter om dood te gaan dan om |
| bir ağızdan | in koor, eenstemmig, unaniem |
| bir aksilik | olmazsa als alles mee zit, als alles goed gaat |
| Bir Aletin | Nasil Calistigini Gostermek |
| Bir Aletin Nasil Calistigini Gostermek | een tostel demonstreren,Bir Aletin Nasil Calistigini Gostermek |
| bir an | even, eventjes |
| bir an | evvel zo snel mogelijk, zo spoedig mogelijk |
| bir anda | 1 (ansızın) onverwachts, opeens, ineens, plotseling, 2 (ikisi bir |
| bir anda | ineens, plotseling, (hemen) meteen, in een ommezien II (zihin) |
| bir ander, | 4 (başka şekilde) anders, op een andere manier, 5 |
| bir anlayiş, | 5 az, cüzi, bir iki, birkaç, een e groep birkaç kişilik grup, |
| Bir Ara | wel eens,tijdlang,Bir Ara |
| bir arada | samen, bijeen, bij elkaar |
| bir arada | yaşamak / samenwonen |
| bir araya | çağırmak / bijeenroepen |
| bir araya | gelmek 1 (toplanmak) bijeenkomen, samenkomen, vergaderen, 2 (üst |
| bir araya | getirmek / inzamelen, bijeenbrengen, samenbrengen, |
| bir araya | koymak, |
| bir araya | toplamak |
| bir araya | toplamak / 1 verzamelen, samenbrengen, bijeenbrengen, 2 |
| bir aşağı | bir yukarı heen en weer (zonder bepaald doel) |
| bir atımlık | barutu kalmak weinig om handen hebben |
| bir avuç | handvol |
| bir avuç | insan |
| bir avukat | tavsiye etmek, zich aanbevolen houden (voor) bir şeye her |
| bir ayağı | çukurda olmak met een voet in het graf staan |
| Bir az | Weinig |
| Bir az | Weinig |
| bir bakıma | in zekere zin, in bepaald opzicht |
| bir bakiş | açisi |
| bir baltaya | sap olmak (argo/plat) aan de bak komen, een baantje |
| bir bardak | çay lütfen Een glaasje thee, alsjeblieft! |
| bir bardak | suda fırtına koparmak een storm in een glas water veroorzaken, |
| Bir Bas | Marul |
| bir baş | soğan bir kazaru kokutur Een rotte appel in de mand maakt heel het |
| Bir Bas Marul | krop,Bir Bas Marul |
| bir başari, | 6 (niet slecht) orta halli, orta derecede, fena değil, de |
| Bir Basina | Op Zijn Eentje,Bir Basina |
| bir başına | in z'n eentje, moederziel alleen |
| bir başkasi | ile buluşturmak, ilişkiye geçirmek, taniştirmak, in |
| bir başkasiyla | kariştirmak, birini birine benzetmek, 3 het tijdelijke met |
| bir başlangiç | işin yarisini başarmaktir, een jaar alti ay, yarim sene, |
| bir ben | bir allah bilir (Wat ik allemaal meegemaakt heb) dat weten alleen |
| Bir Bir | Achtereenvolgens,Bir Bir |
| bir bir | een voor een |
| bir bira | bardagi, het heffen kadeh kaldirmak, 4 scheep/den yarim saat |
| Bir Bocek | tor d (,ren),Bir Bocek |
| bir boka | yaramamak k./vulg. totaal nutteloos zijn, geen enkel nut hebben |
| bir bölgeyi | yağmalamak |
| bir boy | hd./volks. 1 een keer, 2 (afstand) heel lang, ver |
| bir bu | eksikti ook dat nog |
| Bir Bucuk | Onderhalf,Etmek,Bir Bucuk |
| bir buçuk | anderhalf |
| bir bütün | olmak een zijn/worden, verenigd zijn, zich verenigen |
| bir bütün | olmak, tek yumruk olmak, birleşmek, tek vücut olmak, man |
| Bir Cesit | Buyuk Maymun |
| Bir Cesit | Lahana |
| Bir Cesit Buyuk Maymun | baviaan,Bir Cesit Buyuk Maymun |
| Bir Cesit Lahana | Savooiekool,Bir Cesit Lahana |
| bir çiçekle | yaz gelmez Een zwaluw maakt nog geen zomer. Een bonte kraai |
| bir çift | sözü olmak / iets te zeggen hebben, iets op te merken hebben |
| bir çift, | 3 (enige) birkaç, bir iki, birkaç tane, een dagen birkaç gün, |
| bir cinayet, | koud müthiş soğuk, |
| bir çırpıda | in een klap, in een handomdraai, meteen, ineens |
| bir çivisi | eksik Er zit een steekje bij hem los. Hij is gek. Hij is niet |
| bir çöplükte | iki horoz ötmez (Er dienen) Geen twee hanen op een erf, Er kan |
| bir çuval | inciri berbat etmek de gang van zaken bederven, alles in het |
| bir çuval | inciri bok etmek de gang van zaken bederven, alles in het water |
| bir dağda | bir bağda olmak van het ene uiterste in het andere vervallen |
| Bir Daha | Nog eens,Bir Daha |
| bir daha | nog een keer, nog eens, weer, eens te meer |
| Bir Dakika | Ogenblik,Bir Dakika |
| bir dakika | Ogenblikje! Moment! Wacht eens! |
| Bir Dakka | Lutfen |
| Bir Dakka Lutfen | Ogenblik,Kod,Bir Dakka Lutfen |
| bir damla | 1 (küçük) heel klein, 2 (az) klein beetje, een druppeltje |
| bir de | bovendien, verder, daarbij |
| bir dediği | bir dediğini tutmamak / n/ zichzelf tegenspreken |
| bir dediğini | iki etmemek / n/ iemand op zijn wenken bedienen, iemands |
| bir defa | 1 eenmaal, een keer, 2 (hele, özellikle) vooral, voornamelijk |
| bir defada | in een keer |
| bir defalık | slechts voor een keer |
| bir deli | bir kuyuya taş atar, bin akıllı çıkaramaz Een gek kan meer vragen |
| bir dene, | * het past mij niet a) (het schikt niet) bana uymuyor, b) bana |
| bir dere | dolar, als de voor iets zijn bir şeyden ölesiye korkmak, |
| bir dereceli | seçim directe verkiezing d. |
| Bir Dereceye | Kadar |
| bir dereceye | kadar tot een bepaald niveau, tot op zekere hoogte |
| Bir Dereceye Kadar | Enigarmate,Bir Dereceye Kadar |
| bir deri | bir kemik broodmager, vel over been |
| bir deri | bir kemik kalmak vel over been zijn, broodmager zijn |
| bir dikili | ağacı olmamak / n/ geen nagel hebben om zijn gat te krabben, |
| bir dili | iyi bilmek, die gedachte beheerste haar o düşünce onu |
| bir dine | salik olmak, 3 zijn geloof inanci ikrar etmek, bir dine |
| bir dudağı | yerde bir dudağı gökte zo lelijk als de nacht |
| bir durum, | een vraagstuk zor bir problem, kafa yorucu bir problem, 2 (v, |
| bir eda | takinmak, fig/mec de en gladstrijken pürüzleri halletmek, |
| bir el | bir eli yıkar, iki el de yüzü yıkar Als de ene hand de andere wast, |
| bir elbiseyi | kisaltmak, 2 kisitlamak, een bezoek ziyareti kisa kesmek, |
| bir eli | balda, |
| bir eli | yağda bir eli balda olmak welgesteld zijn, bemiddeld zijn, gegoed |
| bir elin | nesi var iki elin sesi var Vele handen maken licht werk. Als de |
| bir eliyle | verdiğini öteki eliyle almak iets met de ene hand geven en met |
| bir ev, | boş bir ev |
| bir fikrim | yok Geen idee! ik heb geen idee! |
| bir fikrim | yok, ne bileyim, b) bilmiyorum, beni ilgilendirmez, weet je wat? |
| bir filmi | kesmek |
| bir fincan | kahvenin kırk yıl hatırı vardır Het zijn de kleine dingen die 'm |
| bir gemiyi | batirir, daar zal geen meer naar kraaien artik buna kimse |
| bir görmek | /, geen onderscheid maken tussen, gelijkstellen, als |
| bir görüşte | olmak / het eens zijn |
| bir gün | 1 etmaal een dag, 2 een keer, wel eens |
| bir gün | evvel zo snel mogelijk, zo spoedig mogelijk |
| bir gün | uğrarım Ik kom wel een keer langs. 3 (geçmişte eens, vroeger, |
| Bir Gunluk | Tatilciler |
| bir günlük | 1 (bir gün süren) eendaags, 2 (bir gün için) voor een dag |
| Bir Gunluk Tatilciler | dagjesmensen,Bir Gunluk Tatilciler |
| bir hal | olmak 1 (birden öl ineens doodgaan, 2 (rahatsız ol zich niet |
| bir hali | olmak, uit eigen betalen keseden ödemek, cebinden ödemek, geen |
| bir hastaliği | bulaştirmak, (başkasina) geçirmek, 2 op een nieuwe rekening |
| bir hata, | e uitgaven ufak masraflar, 7 (v, geld) ufak, bozuk, küçük, geld |
| bir hava, | een e winter yumuşak bir kiş, * een e dood kolay ölüm, acisiz |
| bir hayli | heleboel, enorm, aanzienlijk, heelveel, nogal |
| bir heceli | eenlettergrepig |
| bir hirsizi | arayip bulmak |
| bir hirsizliği | bildirmek, 3 een geboorte bir doğumu nüfusa |
| bir hoş | olmak 1 (şaşırmak) verbaasd 2 (hüzünlenmek) zich verdrietig voelen. |
| bir hoşluğu | olmak / n/ zich ongemakkelijk voelen, zich naar voelen. |
| bir içim | su 1 (çok güzel) beeldschoon, heel mooi, 2 (güzel kız) schoonheid |
| bir idiasini | (vb,) yutmak, bilerek söylememek |
| bir ihtimal | daha var Er is nog een alternatief. |
| bir ihtimal | misschien, wellicht |
| bir iki | enkele, enige, een paar |
| bir iklim, | een e regen hafif bir yağmur, weer yumuşak bir hava, mutedil |
| bir insan, | 3 (gevaarlijk) tehlikeli, zararli, habis, een e ziekte tehlikeli |
| bir işe | yaramamak van nul en gener waarde zijn, nergens toe dienen |
| bir işi | çekip çevirmek, 2 burmak, bükmek, kivirmak, sarmak, touw |
| bir işte | sakal ağartmak |
| bir kaba | işemek een pot nat zijn, twee handen op een buik zijn |
| Bir Kac | Verscheiden ,Bir Kac |
| Bir Kac Kez | Verscheiden ,Bir Kac Kez |
| bir kalemde | in een keer, in een haal, en blok, en gros |
| bir kalemde | silmek / (borç, schuld) in een keer afbetalen |
| bir kalıptan | çıkmak op dezelfde leest geschoeid zijn |
| bir kapıya | çıkmak op hetzelfde neerkomen |
| bir karakter | onopvallend karakter, onbeduidend karakter, silik bir |
| bir kararda | vast, onveranderlijk |
| bir kariş | havada, akli havalarda, van het tot de voeten baştan aşaği, |
| bir karış | heel kort (v. lengte) |
| bir kaşık | suda boğmak / dodelijke haat koesteren |
| bir kavanoz | reçel, 2 (partijtje, oyunda) parti, el, kleine s hebben grote |
| bir keklik | kirdaki on kekliğe bedeldir, men kent de aan zijn veren diş |
| bir kelime | ile in een woord |
| bir kelimede | yer alan seslilerle sessizlerin yer değiştirmesi) |
| Bir Kenara | Itmek |
| bir kenara | koymak / (para, geld) sparen, potten, terzijde leggen |
| Bir Kenara Itmek | wegwuiven,Bir Kenara Itmek |
| Bir Kere | Een Keer,Eens,wel eens,Bir Kere |
| Bir Kere | Eenmaal,Bir Kere |
| bir kere | daha 1 wederom, nogmaals, alweer, nog een keer, 2 (yeniden) |
| Bir Kez | Eenmaal,Bir Kez |
| bir kez | daha 1 wederom, nogmaals, alweer, nog een keer, 2 (yeniden) opnieuw |
| bir kimse | iemand |
| Bir Kimseye | Karsi Zirhlanmak |
| Bir Kimseye Karsi Zirhlanmak | pantseren tegen,Bir Kimseye Karsi Zirhlanmak |
| bir kişilik | eenpersoons-, |
| bir kişilik | oda eenpersoonskamer d. |
| bir kitaba | yazilmak kitap ismarlamak |
| bir kiza | tecavüz etmek |
| bir koltuğa | iki karpuz sığmaz Wie op twee hazen jaagt, vangt geen enkele. |
| bir konu, | 2 spreekt/kd aanzienlijk) bir hayli, çok, oldukça, büyük |
| bir konuda | becerikli olmak, |
| bir kör | oğlu bir ayvaz hd./volkst. ik en mijn vrouw |
| bir köşeye | atmak / (para, geld) sparen, oppotten, terzijde leggen |
| bir kötünün | yedi mahalleye zararı vardır Een rotte appel in de mand maakt |
| bir kulağından | girer diğer kulağından çıkar Het gaat het ene oor in en het |
| bir kulağından | girer öbür kulağından çıkar Het gaat het ene oor in en het |
| bir kulağından | girip öbür kulağından çıkmak / n/ 't ene oor in en 't |
| bir kuruşun | ardına bakmak zeer gierig zijn, op een cent kijken |
| Bir Kus | Cesidi |
| Bir Kus Cesidi | Spotvogel,Bir Kus Cesidi |
| bir kuş, | mavi baştankara |
| bir kusuru | vardır. Het beste paard struikelt wel eens. |
| bir laf | edememek, er was geen tussen te krijgen turşu dedirtmedi, alsof je |
| bir mevkiyi | işgal etmek, van de eerste birinci sinif, birinci dereceden, |
| Bir Miktar | Vleugje ,Bir Miktar |
| bir miktar | (een) beetje |
| Bir Miktar | Para |
| Bir Miktar Para | Som,Bir Miktar Para |
| Bir mu’min Aynı delikten iki defa ısırılmaz. | Een moslim is nooit twee keer geslagen uit hetzelfde gat |
| bir müddet | uzatmak, met iemand een gesprek biri ile konuşmaya |
| bir musibet | bin nasihattan yeğdir Ervaring is de wijsheid der dwazen. Door |
| bir müziği | duymak zevktir, 2 yararlanma, istifade, voor het oog göz |
| bir nalına | bir mıhına vurmak water in de ene en vuur in de andere hand |
| bir nefeste | in een adem |
| bir nisan | een april, gekkendag d. |
| bir nisan | şakası een april grap d. |
| bir numara | olmak, en iyisi olmak, birinci olmak, hij is een bir numara! |
| Bir Ogenblik | 1 Saniye,Bir Ogenblik |
| bir ölçüde | enigermate, enigszins, in zekere mate |
| bir olmak | een zijn, een eenheid vormen, de krachten bundelen |
| bir otobüs | iptal edildi, gelmedi, 3 kesilmek, durmak, de radio is |
| bir parça | 1 (biraz) een beetje, klein stukje, 2 (şöyle böyle) matig, |
| bir payda | altında toplamak / alles onder een noemer brengen |
| bir ruh | hastaliği, |
| bir saha, | (v, persoon) fig/mec verimsiz, ürün vermeyen, kisir |
| bir saniye | eventjes, ogenblikje, even, momentje |
| bir saniye | Ogenblik(je)! Moment! Wacht eens! |
| bir şansi | kaçirdiğina) saçini başini yolmak, başini taşlara vurmak, dizini |
| Bir Sart Ile | beding,Bir Sart Ile |
| Bir Secit | Eltopunu Ileri Geri Atarak Oynamak |
| Bir Secit Eltopunu Ileri Geri Atarak Oynamak | kaatsen,Bir Secit Eltopunu Ileri Geri Atarak Oynamak |
| bir sefer | 1 een keer, eenmaal, 2 (hele, özellikle) vooral, voornamelijk |
| bir seferde | in een keer |
| bir seferlik | slechts voor een keer, eenmaal, eenmalig |
| bir şekilde, | eerder, beter ne kadar erken olursa o kadar iyi olur, III h, |
| bir şekilde, | muzafferce, başariyla, de witte beyaz bayrak, teslim bayraği |
| bir şevden | almak, ayirip almak, bij iemand iets birinden bir şeyi |
| bir seviyeye | getirmek / nivelleren |
| Bir Sey | Iets,Bir Sey |
| bir şey | anlamadım, Ik heb geen plezierige vakantie gehad. 7 yanlış anlamak |
| bir şey | bilmiyor, haberi yok, iets uit de krant bir şeyi gazeteden |
| Bir şey | degil Niets te danken, geen dank |
| Bir şey | değil Niets te danken, geen dank |
| bir şey | değil Graag gedaan! Niets te danken! |
| bir şey | değil, teşekküre değmez, mernnuniyetle, Dank u! teşekkür |
| bir şey | göndermek, 3 (toebehoren) ait olmak, dat komt ons toe bize ait, 4 |
| bir şey | iets s iyi bir şey, 3 (nut) fayda, çikar, yarar, voor iemands eigen |
| bir şey | iets, een ding |
| bir şey | olarak görmek, birini bir şey sanmak, birini bir şey yerine koymak, |
| bir şey | sağlamak, 2 (baten) yaran dokunmak, yaramak, 3 (verplegen) |
| bir şey | sanmak teleurgesteld worden (door misrekening enz.) |
| Bir şey | söylemedim. Ik heb niets gezegd. öyle bir şey iets |
| bir şey | söyleyebilir miyim? wat zeg je ervan? ne dersin? wat zegt u? pardon? |
| bir şey | söyleyemem! |
| bir şey | üzerine biri ile konuşmak, 6 (bevallen) hoşa gitmek, hoş |
| bir şey | yok! tehlike yok! in (geval van) gerektiğinde, tehlikede, tehlike |
| bir şey, | van dik zaagt men planken kaba tahtadan kalas olur, kaba saba iş |
| bir şey, | zon lawaai heb ik nog nooit gehoord böyle bir gürültü ömrümde |
| Bir Seyde | Mutabik Olmak |
| Bir Seyde | Sebat Etmek |
| bir şeyde | becerikli olmak |
| bir şeyde | parmağı olmak / n/ in iets betrokken zijn, de hand,in iets |
| Bir Seyde Mutabik Olmak | toestemmen in iets,Bir Seyde Mutabik Olmak |
| Bir Seyde Sebat Etmek | persisteren,Bir Seyde Sebat Etmek |
| Bir Seyden | Gina Gelmek |
| bir şeyden | bikana kadar bakmak, güzelliğini kaniksamak, 2 iets van |
| bir şeyden | çakmamak ergens geen kaas van gegeten hebben, er geen bal van |
| bir şeyden | hiç bir şey anlamamak |
| bir şeyden | hiçbir şey anlamamak, elkaar de toespelen paslaşmak, |
| bir şeyden | hoşlanmak, geen meer kunnen zeggen a) tika basa yemek, |
| bir şeyden | iyi beklentisi olmak, umutlanmak, iets niet meer zien bir |
| bir şeyden | karli çikmak |
| bir şeyden | kumılamamak) iets niet kunnen vermijden, ergens niet aan kunnen |
| bir şeyden | utanmak, bir şeyden utanç duymak, sikilmak, zij zich zoiets te |
| bir şeyden | vazgeçmek, el çekmek, bir şeyi birakmak, hij liet niet af |
| bir şeyden | zevk almak, haz duymak, met zevkle, een voor de ogen göz |
| Bir Seyden Gina Gelmek | beu,Bir Seyden Gina Gelmek |
| Bir Seye | Derinlemesine Dalmak |
| Bir Seye | Duskun Olmak |
| Bir Seye | Karsi Koymak |
| Bir Seye | Saplanip Kalmak |
| bir şeye | (birine) doğru gitmek, ilerlemek, adimlamak, |
| bir şeye | bağlanmak, II gs op (y)a/e tutmak, yapişmak |
| bir şeye | bakip durmak, başlamaya cesaret edememek |
| bir şeye | başlamak, in het başlangiçta, başinda, van het tot het |
| bir şeye | benzememek geen nut hebben, nutteloos zijn, geen zin hebben |
| bir şeye | dikkatini çekmek |
| bir şeye | dikkatini çekmek, |
| bir şeye | dokundurmak |
| bir şeye | geri dönmek, 3 (nogmaals komen) tekrar gelmek, kom morgen maar eens |
| bir şeye | için için sevinmek |
| bir şeye | iets betreuren, erg vinden |
| bir şeye | ilgi göstermek, ehemmiyet vermek, op een voorstel bir teklife |
| bir şeye | inanmak, öylesine inanmak, dat is oude eski hikaye |
| bir şeye | karar vermek) |
| bir şeye | karşi koymamak, moeten wij daar nu maar in ? ona |
| bir şeye | kulak asmak, II gs, tot iets bir şey meyletmek, eğilim göstermek, |
| bir şeye | tebessümle bakmak |
| bir şeye | teşvik etmek, coşkulandirmak, birinin ilgisini uyandirmak, II gs, |
| bir şeye | uğramak, maruz kalmak |
| bir şeye | uymak |
| Bir Seye Derinlemesine Dalmak | Verdiepen ,Bir Seye Derinlemesine Dalmak |
| Bir Seye Duskun Olmak | tuk~op iets zijn,Bir Seye Duskun Olmak |
| Bir Seye Karsi Koymak | tegenin ergens gaan,Bir Seye Karsi Koymak |
| Bir Seye Saplanip Kalmak | Verzanden ,Bir Seye Saplanip Kalmak |
| bir şeye/birine | karşi koymak, op een vraag niet bir soru cevaplamak, op |
| Bir Seyi | ? Tercih Etme |
| Bir Seyi | El Yordamiyla Aramak |
| Bir Seyi | Embriyo Halinde Bastirmak |
| Bir Seyi | Gozunde Buyutmek |
| Bir Seyi | Kendine Mal Etmek |
| Bir Seyi | Oldugu Gibi Kabul Etmek |
| Bir Seyi | Parmakla Yada Bir Seyi Cikarmak Icin Calismak |
| Bir Seyi | Teshir Etme |
| Bir Seyi | Yanlis Hesaplamak |
| bir şeyi | ağira almak, ciddiye almak, bir şeyden dolayi kederlenmek, |
| bir şeyi | anlaşilir hale getirmek, |
| bir şeyi | anlayamamak |
| bir şeyi | asla/hiç yapmamak, voor hetzelfde ayni şekilde/ölçüde, geen |
| bir şeyi | banda almak, een film film çekmek, 9 (tot zich nemen) emmek, |
| bir şeyi | başka bir şekilde denemek, nog heel wat voor de hebben |
| bir şeyi | baştan savmak, bir şeyden siyrilmak/kurtulmak, iemand |
| bir şeyi | belirlemek, |
| bir şeyi | bir şeyle değiştirmek, birini verip diğerini almak, değiş tokuş |
| bir şeyi | bir tür malumat olarak kabul etmek, bilgi mahiyetinde kabul etmek, |
| bir şeyi | birindcn görerek öğrenmek, de straat caddeyi bakarak |
| bir şeyi | birinin başina kakmak, het je van de zalm alasi, en iyisi, en |
| bir şeyi | birinin yaptiğini söylemek |
| bir şeyi | çok övmek, ballandirmak, göklere çikarmak, yüceltmek |
| bir şeyi | dayatamazsin, een deur kapiyi zorlamak, 2 (doen groeien) vaktinden |
| bir şeyi | dörde bölmek, met deuren dört kapili, met motoren dört motorlu, |
| bir şeyi | embriyon halinde bastirmak, kökünü kazimak, köküne kibrit suyu |
| bir şeyi | en ince detaylarina kadar anlatmak, iciğini ciciğini anlatmak |
| bir şeyi | geri çevirmek, kabul etmemek, reddetmek, 2 (vellen) jur/huk |
| bir şeyi | gözüyle yemek, aç gözlüce bakmak, a/e göz dikmek, onder vier |
| bir şeyi | hatirlatmak |
| bir şeyi | hayati ile ödemek, ergens voor cezasini çekmek, cezasini |
| bir şeyi | incelemeye gönderrnek, 3 betaalbaar na ibrazinda ödenir |
| bir şeyi | kapali kapilar ardinda görüşmek, een vogel in de kooi kuşu kafese |
| bir şeyi | kendi sorumluluğu altina almak, op eigen mesuliyeti kendine olmak |
| bir şeyi | kulağina küpe etmek, de muren hebben oren yerin kulaği vardir, nog |
| bir şeyi | olmak |
| bir şeyi | sezmek, farkina varmak, bir şeyi (araştirip) öğrenmek, keşfetmek, |
| bir şeyi | uygulamak, pratiğe dökmek, 2 (clientele) müşteriler, kwade en |
| bir şeyi | yanliş değerlendirmek, iets als een belediging bir şeyi hakaret |
| bir şeyi | yapabilmek/bilmek, hij kan me wat başka kapiya! ne yapacağimi ben |
| bir şeyi | yüklemek, birinin başina bir şey sarmak II f, g, (schepte op, h, |
| bir şeyi | yürütmek, aşirmak |
| Bir Seyi ? Tercih Etme | Verkiezen ,Bir Seyi ? Tercih Etme |
| Bir Seyi El Yordamiyla Aramak | tast dp de~iets zoeken ,Bir Seyi El Yordamiyla Aramak |
| Bir Seyi Embriyo Halinde Bastirmak | kiemsmoren,Bir Seyi Embriyo Halinde Bastirmak |
| Bir Seyi Gozunde Buyutmek | tegenop ergens zien ,Bir Seyi Gozunde Buyutmek |
| Bir Seyi Kendine Mal Etmek | toeeigenen (zich iets),Bir Seyi Kendine Mal Etmek |
| Bir Seyi Oldugu Gibi Kabul Etmek | Voetstoots ,Bir Seyi Oldugu Gibi Kabul Etmek |
| Bir Seyi Parmakla Yada Bir Seyi Cikarmak Icin Calismak | peuteren,Bir Seyi Parmakla Yada Bir Seyi Cikarmak Icin Calismak |
| Bir Seyi Teshir Etme | kaak,Bir Seyi Teshir Etme |
| Bir Seyi Yanlis Hesaplamak | Verkijken ,Bir Seyi Yanlis Hesaplamak |
| Bir Seyin | En Yogun Zamani |
| Bir Seyin | Olmasina Ozen Gostermek |
| bir şeyin | doğruluğunu kabul etmek, 2 tanimak, de onafhankelijkheid |
| bir şeyin | kabahatini birine yüklemek, 3 (zonde) günah, * belofte maakt söz |
| bir şeyin | sözünü etmek |
| bir şeyin | tadinda olmak, dat smaakt lezzetli, tatli, smaakt het u? |
| Bir Seyin En Yogun Zamani | piekuur,Bir Seyin En Yogun Zamani |
| Bir Seyin Olmasina Ozen Gostermek | toezien,Bir Seyin Olmasina Ozen Gostermek |
| bir şeyle | ciddi ilgilenmek, bir şeyin içine dalmak |
| bir şeyle | övünmek, bir şeyle iftihar etmek |
| bir şeyle | zenginleştirmek |
| bir şeyler | atiştirayim, 2 (ofschoon) diği halde, |
| bir sıkımlık | canı olmak / n/ zeer mager zijn, erg zwak zijn, vel over |
| Bir Sirri | Dile Vermek |
| Bir Sirri Dile Vermek | Verklappen ,Bir Sirri Dile Vermek |
| bir solukta | in een adem, heel snel |
| Bir Sonraki Gun | Overmorgen,Bir Sonraki Gun |
| bir sonuca | varmak tot een conclusie komen, concluderen |
| bir sorun | mu var? Wat scheelt er aan? Hapert er iets aan? Wat is er aan de |
| biR sözcüğün | anlami, 2 (belang) önem, het is van o önemlidir, |
| bir surat, | 2 (ruw) kaba, adi, kötü, siradan |
| Bir Sure | tijdlang,Bir Sure |
| bir süre | için tijdelijk, voor een bepaalde tijd |
| bir süre | önce kort geleden, onlangs |
| bir süre | saklamak, muhafaza etmek, 2 (nog over hebben) geriye |
| bir süre, | de zal het leren zaman gösterecek, in de loop van de zamanla, |
| Bir Suru | Anahtar |
| bir sürü | iş gedoe een heel karwei |
| bir sürü | iş, başini kaşiyamayacağin kadar iş, 2 (onbetaald werk) angarya, 3 |
| bir sürü | lafla met veel omhaal van woorden, uitvoerig |
| bir sürü | tal (van dingen/mensen), tamelijk, heel veel |
| Bir Suru Anahtar | Sleutelbos,Bir Suru Anahtar |
| bir tahtasi | eksik |
| bir tahtası | eksik gek, getikt, niet goed snik, Bij hem is een steekje los. |
| bir tane | 1 (bir) een, eentje, 2 (yegane) (ender) enig, uniek, |
| bir tanem | Schat! Lieverd! |
| bir tarafa | bırakmak / iets terzijde leggen, laten liggen |
| bir tarafa | koymak / 1 iets terzijde leggen, laten liggen, 2 (para, |
| Bir Taraftan | Enerzijds,Bir Taraftan |
| bir taraftan | diğer taraftan ...aan de ene kant ..., aan de andere kant, |
| bir taşla | iki kuş vurmak |
| bir taşla | iki kuş vurmak twee vliegen in een klap |
| bir tek | atmak een borreltje nemen |
| bir tepe | yıkılır, bir dere dolar De een zijn dood is de ander zijn brood. |
| bir trafik, | 2 (vurig, opgewekt) hayat dolu, kivil kivil, canli, güçlü, een |
| bir tuhaflığı | olmak / n/ zich naar voelen, zich niet lekker voelen |
| Bir Tul | Sekerleme |
| Bir Tul Sekerleme | pastille,Bir Tul Sekerleme |
| Bir Tur | Ezme Sucuk |
| Bir Tur | Patates |
| bir tür | şeker, |
| bir tür | uzun sert çimen |
| Bir Tur Ezme Sucuk | Frikadel,Bir Tur Ezme Sucuk |
| Bir Tur Patates | pimpernel,Bir Tur Patates |
| bir türlü | 1 (her iki durumda sakıncalı) in geen enkel opzicht, 2 (hiçbir |
| bir türlü, | atmasan bir türlü) Het is niet goed genoeg om te gebruiken maar |
| bir tutmak | /, geen onderscheid maken, gelijk stellen, gelijk |
| bir ülkede, | op e dag bir gün, een voorzitter bir başkan, in opzicht bir |
| bir ülkeyi | düşmandan kurtarmak, özgürleştirmek, |
| bir vakitler | wel eens, vroeger, eens |
| bir varmış | bir yokmuş Er was eens... |
| bir yana | afgezien van, niet lettende op, niet in aanmerking nemende |
| Bir Yana | Koymak |
| bir yana | koymak / op zijleggen, wegleggen |
| Bir Yana Koymak | wegleggen,Bir Yana Koymak |
| bir yana, | ya güzelliği, Afgezien van haar geld, is zij vooral mooi! |
| Bir Yana/Tarafa | terzijde,Bir Yana/Tarafa |
| bir yandan | en tegelijkertijd, en terzelfder tijd |
| bir yarar | görmemek /- de/ er niets aan hebben |
| bir yararı | olmamak / n/ geen nut hebben, nutteloos zijn, geen zin hebben |
| bir yaşamı | ol een ellendig leven leiden, 5 / (pudra vb. |
| bir yaşıma | daha girdim Zo iets heb ik nog nooit gehoord. Je bent nooit te |
| Bir Yasinda | Tana |
| Bir Yasinda Tana | pink,Bir Yasinda Tana |
| bir yaşlik | sezmek |
| bir yastığa | baş koymak / elkaar als getrouwden in moeilijke situaties |
| bir yastıkta | kocamak / als getrouwden samenleven, samen oud worden |
| bir yayini | dinlemek, 3 (v, dokter) dinleyerek incelemek, dinleyip |
| Bir Yer | Ergens,Bir Yer |
| bir yer | ergens |
| Bir Yerde | Ergens,Bir Yerde |
| bir yerde | bulunmak, aylaklik etmek |
| bir yerde | kal ergens de avond doorbrengen |
| bir yerde | olmak, u bevindt zieh hier (haritada) burada |
| bir yerde | sanmak, hij waant zich filosoof kendini feylezof saniyor |
| bir yere | (doğru) gitmek, zich in het huwelijk evlenmek, zich in |
| bir yere | çabuk ve kötü yazmak II s, kireçten, lületaşindan |
| Bir Yere | Cagirmak |
| Bir Yere Cagirmak | wegroepen,Bir Yere Cagirmak |
| bir yeri | als zijn broekzak kennen |
| bir yeri | okunmuyor. Een gedeelte van het boek is onleesbaar. 10 |
| bir yığın | heleboel, heel veel, een groot aantal |
| bir yola | çıkmak 1 op hetzelfde neerkomen, 2 (yol vb.) op hetzelfde punt |
| Bir Zamanlar | Eens,weleer,Eertijds,Bir Zamanlar |
| bir zamanlar | wel eens, eertijds, eens, weleer, vroeger |
| Bira | bier,pils,tapbier h,Bira |
| Bira | Bier |
| Bira | Bier |
| bira | bier |
| bira bardağı | bierglas |
| bira bier | pils d. |
| bira çok | soğuk, 4 şimdiden, gittikçe, het wordt groter o gittikçe |
| bira imal | etmek bier brouwen |
| bira imalatçısı | bierbrouwer d. |
| bira imalathanesi | bierbrouwerij d. |
| bira kasası | bierkrat |
| bira kokusu | bierlucht d. |
| bira mayası | biergist d. |
| bira şişesi | bierfles d. |
| bira üretmek | bier brouwen |
| bira yapmak | bier brouwen |
| biracı | (bira üreten) bierbrouwer d. 2 (içkici) drinkebroer d. |
| biracılık | brouwerij |
| birader | broer d. 2 (yakın arkadaş) maatje kameraad d. |
| birahane café | kroeg d. tapperij |
| birahaneci caféhouder | d. kroegbaas d. tapper d. |
| birakabilirsin, laat | mij/hem erbuiten! beni/onu kariştirma, waar kan ik mijn |
| birakilmiş, terk | edilmiş, 2 (eenzaam) issiz, tenha, boş, een huis issiz |
| birakip ölüme | terk etmek |
| birakir, bir | şeyi değerini bilmeyecek kimseye vermek |
| birakiyorum, mijn | benen gaven het op bacaklarimin takati kesildi, 2 (braken) |
| Birakmak | Ophouden,Uitademen,weglaten,plaatsen,,Birakmak |
| Birakmak | Geride) |
| birakmak II | s, dat zit wel yolunda, halloldu, iyidir |
| Birakmak( Geride) | Achterlaten ,Birakmak( Geride) |
| birakmak, | arkada |
| birakmak, | geride birakmak, birakmak, schuld (ölüp) borç birakmak, |
| birakmak, azat | etmek, een gevangene tutukluyu serbest birakmak |
| birakmak, b | (staken) grev yapmak, 4 zich erbij pes etmek, bir şeye razi |
| birakmak, dat | moet je onu unutmalisin, 3 (iemand iets ) birini |
| birakmak, een | boer geğirmek, een wind yellenmek, çekmek, osurmak, 4 |
| birakmak, geen | twijfel kuşku birakmamak, 2 iets aan iemand bir şeyi |
| birakmak, hazir | bulundurmak, hazirlamak, yapmak, |
| birakmak, het | er/daarbij bir şeyi bitmiş kabul etmek, zijn/iemands doen en |
| birakmak, het | leven terki diyar etmek, ölmek, 5 (laten staan/liggen) |
| birakmak, het | niet zo nemen (bir şeyde) kalender davranmak, bir şeyi fazla |
| birakmak, het | wordt buigen of ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan |
| birakmak, iemand | aan zichzelf birini kendi haline birakmak, işine |
| birakmak, iemand | birini devre dişi birakmak |
| birakmak, iemand | zijn kamer birine odasini vermek |
| birakmak, II | gs,(, is ) gecikmek, yavaşlamak, ağirlaşmak |
| birakmak, koymak, | 2 atmak, voedsel (uçaktan) yiyecek atmak, |
| birakmak, koymak, | terk etmek, je mag je auto wel hier arabani buraya |
| birakmak, koymayi | unutmak |
| birakmak, kracht | van hebben kanun kuvvetinde olmak, dat is geen van |
| birakmak, kül | altina gömmek |
| birakmak, op | zee açik denizde, een brief açik mektup, de universiteit |
| birakmak, sersemletmek, | haar woorden onthutsten mij sözleri beni şaşirtti |
| birakmak, tahliye | etmek |
| birakmak, tehir | etmek, II gs, (, is ) 1 (opschikken) sikişip yer açmak, |
| birakmak, terketmek, | de wapens silahlari birakmak, het werk a) işi |
| birakmak, wettig | gedeponeerd (handels)merk kanunen tescilli marka, |
| birakmak, ya/e | tahsis etmek, b) (geschikt) (y)a/e uygun, voor |
| birakmak, yüzüstü | birakmak, birini ortada birakmak, darda birakmak, iets in |
| birakmak, zij | kozen iemand uit hun aralannda birini seçtiler,, II z, in |
| birakmak/kalmak, vijf | gulden beş guldeni kalmak, beş gulden artirmak, dat |
| birakmamak, de | tijd die ons gegund is bize kalan zaman, 2 (met plezier |
| birakmamak, een | oog(je) in het houden bir şeye göz kulak olmak, onder gaan |
| birakmamak, vazgeçmemek | devam ettirmek, sebat göstermek, de strijd |
| birakti, | (verzuimen) ihmal etmek, savsaklamak, önemsememek, vazgeçmek |
| biraktirilmiş bölgeler, | 2 egitimsiz, kültürsüz |
| biraraya toplamak, | bir noktada toplamak |
| Biraz | Beetje,Enig,Even,Iets,,Biraz |
| Biraz | Sonra |
| Biraz | Uyumak |
| Biraz ,2 | Enigazins,Biraz ,2 |
| biraz açik, | door de en van het gordijn gluren perde arasindan dikizlemek |
| biraz beetje, | wat, enig |
| biraz daha | bijknippen, 3 (kumaş, v. stof) inkorten, inleggen, |
| biraz daha | nog meer, nog een beetje, iets meer |
| biraz daha | ucuz, een of tien aşaği yukari on, een in zijn kraag hebben |
| biraz önce | kort geleden, onlangs |
| Biraz Sonra | dadelijk,Biraz Sonra |
| biraz sonra | dadelijk, straks, terstond, zo meteen, meteen |
| Biraz Uyumak | tukje h(,s) een ~doen ,Biraz Uyumak |
| Birazcik | Eventjes,Ietsje,tikkeltje h(,s),pietsje,,Birazcik |
| birazcık | (az, biraz) een klein beetje, 2 (kısa bir süre) even, eventjes |
| birazcık een | klein beetje, bir atımlık tuz een klein beetje zout. |
| Birazcik,2 | Vleugje ,Birazcik,2 |
| Birazdan | Straks,weldra,dadelijk,Birazdan |
| birazdan dadelijk, | straks, terstond, zo meteen |
| birazdan görüşmek | üzere! 2 (zoeven) demin, biraz önce, az önce, deminden |
| birazdan görüşmek | üzere! 2 (zoeven) demin, biraz önce, az önce, deminden |
| birbinni | gör elkaar bezoeken, 5 hd./volkst. (tanımak) (leren) kennen |
| birbir een | voor een |
| Birbiri | Elkaar,Birbiri |
| birbiri - | ni elkaar |
| birbiri arkasından | successievelijk, achtereenvolgens |
| birbiri ile | iyi anlaşmak/geçinmek, met iets kunnen bir şeyle başedebilmek, |
| birbiri üstüne | gelmek gedeeltelijk samenvallen, overlappen, tegelijk |
| birbiri üstüne | opeen |
| birbiri üstüne | yığmak / opeenstapelen, opeenhopen |
| birbirimize hikaye | anlatmayalım Laten wij elkaar geen Mietje noemen! Laten |
| birbirimize hikâye | anlatmayalim, tereciye tere satmayalim |
| birbirimizi biliriz | Laten wij elkaar geen Mietje noemen! Laten wij elkaar |
| birbirimizi, zich | doen kendini tanitmak, hij heeft zich als een politicus |
| Birbirine | Baglanmak |
| birbirine - | ) ruzie krijgen, 13 / (hakkına düş (als recht) |
| birbirine bağlamak | / samenbinden, (eklemek) samenvoegen |
| Birbirine Baglanmak | Samenhangen,Birbirine Baglanmak |
| birbirine bağlı | olmak (düşkün ol aan elkaar gehecht zijn |
| birbirine düşmek | / met elkaar overhoop liggen |
| birbirine düşmek | met elkaar overhoop liggen |
| birbirine düşürmek | / twee mensen tegen elkaar ophitsen |
| birbirine eklemek, | in elkaar birbirine ilave etmek, birbirine takmak, zich |
| birbirine geçmek | in elkaar grijpen |
| birbirine girmek | met elkaar in contact raken, met elkaar ruzie krijgen, |
| birbirine karıştırmak | / 1 (karmakarışık et door elkaar halen, in de |
| birbirine karşi | kişkirtmak, 4 de prijzen fiyatlari çok yükseltmek |
| birbirine katmak | (karmakarışık et door elkaar halen, in de war brengen |
| birbirine olan | durumu, 4 taalk/dilb karmaşik fiil, eylemi zamanla |
| birbirine sarılmak | elkaar omarmen |
| birbirine takmak | twee mensen tegen elkaar ophitsen |
| birbirine vurmak | / tegen elkaar slaan |
| birbirine yakınlaştırmak | dichter bij elkaar laten komen |
| Birbirini | Elkaar,Birbirini |
| birbirini izleyen | achtereenvolgens, successief, consecutief, opvolgend |
| birbirini tutmaz | inconsequent, tegenstrijdig |
| birbirini yemek | altijd ruzie met elkaar hebben, met elkaar overhoop liggen, |
| birbiriyle iyi | geçinmek, ik kan niet met hem onunla geçinemem, 2 (groeien) |
| birbiriyle kiyaslamak, | vergeleken met ile kiyasla, (y)a/e nispetle |
| birbirlerine aliştilar, | 2 fig/mec op de toekomst geleceğe hazirlanmak |
| birbirlerine göz | kirpmak, |
| birbirlerini leven | als kat en hond, met elkaar ruzie maken, 10 |
| birbirlerini takip | etmeleri ile ilgili |
| birçenetli een | schalig (van schelpdier) |
| birci | monist |
| bircilik | monisme |
| bircinsten homogeen, | gelijksoortig |
| birçoğu - | nu de meesten van hen |
| Bircok | Veel ,Ettelijke,Bircok |
| birçok heleboel, | heel veel, zeer veel |
| birçok şeye | maruz kaldi, 2 (bereiken) kadar yaşamak, erişmek, |
| birçokları de | meesten |
| Birden | Tegelijk,paratyfus,Birden |
| Birden | Bire |
| birden als | een donderslag bij heldere hemel |
| birden bir | düşünce geldi, 2 (, h, ) (fotograferen) flaşla fotoğraf çekmek |
| Birden Bire | paratyfus,Birden Bire |
| birden degişti, | de stemming sloeg om atmosfer değişti, hava degişti, 2 |
| Birden içeri | sızdı. Ineens drong hij binnen. |
| Birden Iyi | Anlasmak |
| Birden Iyi Anlasmak | klikken,Birden Iyi Anlasmak |
| birden onverwacht | ineens, plotseling |
| birden,birlikte, door | karmakarişik, düzensiz, alt üst, met |
| Birdenbire | Eensklaps,Birdenbire |
| birdenbire onverwacht | ineens, plotseling, eensklaps, opeens |
| birdirbir | bokspringen |
| birdirbir oynamak | bokspringen |
| bire bin | katmak erg overdrijven |
| birebir gelmek | / meest effectief zijn tegen, het enige/beste middel |
| birebir meest | effectief |
| birer | (her seferinde bir) telkens een, 2 (herkese birer) ieder een |
| Birer | Birer |
| Birer Birer | Een Voor Een,Birer Birer |
| birer birer | 1 (her seferinde bir) telkens een, 2 (herkese birer) ieder een, |
| birer çevirmek, | kariştirmak, gözden geçirmek, elden geçirmek |
| bireşim | synthese |
| Biret | persoon,Biret |
| birevcikli bot. | eenhuizig |
| Birey | Individu,Birey |
| birey individu | persoon d. |
| bireyci | individualiste |
| bireycileşme | individualisering |
| bireycilik | individualisme |
| bireyler personen | Burada yedi nüfus oturuyor, Hier wonen zeven personen. |
| bireyleşmek geïndividualiseerd | worden |
| bireyleştirmek | individualiseren |
| bireylik | individualiteit |
| bireyoluş biyo/biol | ontogenese d. ontwikkelingsgeschiedenis d. |
| Bireysel | Individueel,Bireysel |
| bireysel ayrılıklar | individuele verschillen d. |
| bireysel görüşme | individuele onderhoud/ gesprek |
| bireysel oyun | individueel spel |
| bireysel ruhbilim | individuele psychologie d. |
| bireysel uyum | individuele aanpassing d. |
| bireyselleştirilmiş eğitim | individueel onderwijs |
| bireyselleştirme | individualisering |
| bireysellik individualiteit | d. 3 voor een bepaald aantal personen |
| Biri | Iemand,Biri |
| biri - | ni iemand, men |
| biri hakkinda | iyi izlenimi olmak, biri hakkinda iyi kanati olmak, |
| Biri Icin | Aglamak |
| Biri Icin Aglamak | bejammeren,Biri Icin Aglamak |
| biri ile | (bir şeyle) ilişkisini kesmek, birinden (bir şeyden) yüz |
| biri ile | anlaşmazliğa düşmek |
| biri ile | bütün ilişkileri kesmek, selami sabahi kesmek, diplomatieke |
| biri ile | iki laf etmek, |
| biri ile | ilgilenmek, meşgul olmak, ik kan me daar nu niet mee |
| biri ile | ilişkiye geçmek, biriyle ilişki kurmak, 4 (wegnemen) kaldirip |
| biri ile | yatmak, zijn je is gespreid geleceği garantili, in een |
| biri yer | biri bakar, kıyamet ondan kopar Ongelijke schotels maken kwade |
| biri, | moet werken herkes çalişmali, |
| biri, | volkst/hd (echtgenoot) kişi, herif, die van mij benim herif |
| biri, ihtirasli | biri |
| biri, mülayim, | yüzü yumuşak kimse, het van Columbus en basit |
| biri, o | veya bu, in of andere vorm her hangi bir şekilde, şu ya da |
| biri/bir şey | için bir şey vermeye hazir olmak, birine/bir şeye verebilecek |
| biricik weergaloo | ongeëvenaard |
| biridir, anasinin | gözü |
| biridir, Hij | is een van de weinigen die dit werk doen, 3 (tanınmış) |
| biridir, pak | eens aan! yakala! tut! al! 2 (beginnen) ele almak, |
| biridir, tot | de besten en iyileri arasinda sayilmak, tot de |
| birikim accumulatie | d. op(een)stapeling d. opeenhoping d. cumulatie d. |
| Birikinti | Cumulatie,Birikinti |
| birikinti | (yığıntı) opeenhoping d. 2 (su - si) waterplas d. |
| bir-iki-üç een- | twee- drie |
| birikme cumulatie | d. opeenhoping d. |
| birikmek zich | opeenhopen, zich opstapelen |
| birikmiş para | spaargeld |
| biriktir-, geld | sparen, opzij leggen, 8 /, (birine ayır |
| biriktirdiğim parayi | kullanmaliyim, 2 (toespreken) seslenmek, hitap |
| biriktirici | reservoir |
| biriktirilmiş parayi | harcamak, 2 (inzet) kumara konan para, 3 (voor bier) |
| biriktirip saklamak, | istif yapmak, II gs, istifçilik yapmak |
| biriktirme besparing | d. het sparen, (geld enz.) het terzijde leggen |
| Biriktirmek | Besparen,Verzamelen,Biriktirmek |
| biriktirmek | 1 (para) sparen, bijeenleggen, 2 (bir araya getir |
| biriktirmek, bir | kenara koymak, 2 (niet invullen) boş birakmak, yer |
| biriktirmek, toparlamak, | devşirmek, postzegels posta pulu biriktirmek, |
| birileri | stamverwanten |
| birileri | stamverwanten |
| birileri sommigen, | enkelen, men |
| birim eenheid | d. module d. para birimi munteenheid d. |
| birim fiyatı | eenheidsprijs d. |
| birin desteklemek, | birine arka çikmak, II z, hij is a) o arkada, |
| Birinci | Eerst,Initiaal,Birinci |
| birinci | (ilk) eerste, 2 (en kaliteli) beste, eersterangs |
| birinci | ol de eerste zijn |
| Birinci | Sinif |
| birinci dereceli | memurlar eersterangs ambtenaren |
| birinci devrede, | in dit bu aşamada, een kritiek kritik bir dönem |
| birinci elden | uit de eerste hand |
| birinci mevkiden, | van gelijke ayni rütbeden, 3 (stand) sinif, seviye, |
| birinci planda | in de eerste plaats, voornamelijk, vooral |
| Birinci Sinif | Eertsterangs,Birinci Sinif |
| birinci sınıf | eersterangs, eerste klas, van de beste kwaliteit |
| birinci, en | iyi, baş, asli, e hulp ilk yardim, de e schrijver |
| birincil küme | primaire groep d. |
| birincil primair, | voornaamste |
| birincil yakınlar | verwanten in de eerste graad d. |
| birincilik | (ilk sıra) eerste plaats d. 2 (ödül) eerste prijs d. 3 |
| birincilik almak | eerste worden, kampioen worden |
| birinde - | ) bij iemand logeren |
| birinde dikiş | turruramadı, bij hem is het twaalf ambachten, dertien |
| birinde/bir şeyde | cevher görrnek |
| Birinden | Hoslanmak |
| birinden bilgide | üstün olmak, de trap taalk/dilb en üstünlük derecesi |
| birinden bir | şeyden) almak, |
| birinden bir | şeyi eğreti almak, ödünç almak, ik heb dat boek van haar |
| birinden bir | şeyi koparmak, gedane zaken nemen geen keer olmuşla ölmüşe çare |
| birinden çok | şey beklemek |
| birinden daha | aşaği seviyede olmak, arkada kalmak, (birinden) |
| birinden diğerine | overgieten, overschenken, uitstorten, leeggieten, 5 |
| birinden dikkat | göstermesini istemek, |
| Birinden Hoslanmak | toegedaan (iemand~zijn ),Birinden Hoslanmak |
| birinden üstün | olmak, iets (de) baas kunnen bir şeyle başa çikmak, |
| birine | arkadaşlık, refakat) gezelschap |
| birine | mesele çıkar iemand het moeilijk maken |
| birine - | ) medelijden hebben met |
| birine ... | olarak damga vurmak, |
| birine akıl | vb. vermek) iemand wereldwijs maken, 3 / n/ (birinin |
| birine akraba | olmak, 2 da/de, üstünde, yakininda, başinda, |
| birine anket | sorulari sormak, |
| birine ateş | püskürmek, birine çok kizmak, ben je ? keçileri mi kaçirdin? |
| birine babacan | konuşmak |
| birine bağlan- | ) zich aan iemand hechten, 7 (bir şey üzerinde |
| birine bakmak | 1 naar iemand kijken, 2 (bakımını üstlen verzorgen, |
| birine baş | eğmek, ter le van için, adina, uğruna, ter le aan de kunst |
| birine bel | bağlamak, in een glazen wonen sirça köşkte oturmak, herkesin |
| birine bildirmek, | birine malumat vermek |
| birine bir | görev vermek, een uitvoeren bir görevi yerine getirmek, een |
| birine bir | şey için teşekkür etmek, bedankt voor uw hulp yardiminiza |
| birine bir | şey ikram etmek |
| birine bir | şey öğretmek, iemand schrijven birine yazmayi öğretmek, 2 |
| birine bir | şey yapmamasini tavsiye etmek, |
| Birine Bir | Seye Karsi Direnmek |
| birine bir | şeye) karşi koymamak, 8 een dode ölüyü gömmeye |
| birine bir | şeye) tepesi atmak |
| birine bir | şeyi emretmek, buyurmak |
| birine bir | şeyi gelecek hayali olarak göstermek, birine hayli bir şey vaat |
| birine bir | şeyi ödettirmek, bir şeyi birinin yanina birakmamak, |
| Birine Bir | Seyle Supriz Yapmak |
| Birine Bir Seye Karsi Direnmek | Verzetten ,Birine Bir Seye Karsi Direnmek |
| Birine Bir Seyle Supriz Yapmak | Verrassen ,Birine Bir Seyle Supriz Yapmak |
| birine birakmak, | devretmek, het bestuur aan iemand yönetimi birine |
| birine boyun | eğdinnek |
| birine ceza | kesmek, |
| birine denk | gelmek, birinden aşaği kalmamak, tegen iets bir şeye |
| birine dik | dik bakmak, |
| birine diş | geçirememek, kritieken hebben geen op hem eleştiri onu |
| birine doğru | hizla gitmek |
| birine en | iyi dilek dilemek, het e ermee! a) umarim memnun |
| birine eşlik | etmek, arkadaşlik etmek, in van nin eşliğinde |
| birine garazi | olmak |
| birine güvenmek | II f, (verlaatte zich, h, zich verlaat) zich gecikmek, ik |
| Birine Haddini | Bildirmek |
| Birine Haddini Bildirmek | terechtwijzen,Birine Haddini Bildirmek |
| birine het | iemand moeilijk maken |
| birine hitap | etmek, birine söylemek, birine sormak, birine başvurmak |
| birine hitap | etmek, morgen! yarin görüşmek üzere! straks! birazdan |
| birine hodri | meydan demek, 2 (prikkelen) kizdirmak, sinirlerine dokunmak, 3 |
| birine işinden | el çektirmek, II gs, (, is ) (ontwrichten) bükülmek, |
| birine işkence | yapmak |
| birine kanat | olmak/germek, je contantje betalen eline/avcuna saymak, peşin |
| birine karşi | kalbinde kötülük olmamak/olmak, het op de tong hebben içten |
| birine kendisiyle | konuşma imkani vermek, over zijn en struikelen |
| birine konuk | olmak, 2 (bezoeker) ziyaretçi, 3 film/sin konuk oyuncu, 4 sp, |
| birine kötü | oyun oynamak, birine zarar vermek için firsati kaçirmamak II d, |
| birine mektup | yazmak, bom bombali mektup, liefdes aşk mektubu, |
| birine mektup | yollamak, 2 radyo yayini yapmak |
| birine nanik | yapmak, het ligt voor je bumunun ucunda, tussen en lippen |
| birine nezaketsiz | davranmak |
| birine oyun | etmek, birini aldatmak |
| birine para | emanet etmek, iemand een geheim birine bir sir açmak |
| Birine Sans | Dilemek |
| Birine Sans Dilemek | duimen,Birine Sans Dilemek |
| birine sargi | sarmak |
| birine sempati | duymak, birine yakinliği olmak |
| birine şimdiden | teşekkür etmek |
| birine sirt | çevirmek, yüz çevirmek |
| birine tahsis | etmek, bir şeyi birine ayirmak, deze kamer is bestemd |
| birine yaltakçilik | yapmak, iemand op de en zitten birine nefes aldirmamak |
| birine yaptirmak, | başkasina atmak, de verantwoordelijkheid van zich |
| birine yardim | elini uzatmak, zij is altijd her zaman yardima |
| birine yardim | etmek, dat is haar zwakke zijde o onun zayif tarafidir, |
| birine yolu | sormak, 2 (eisen) istemek, talep etmek, hoeveel vraagt hij |
| birine/bir | şeye |
| birine/bir şeye | yardim etmek |
| birini | alip |
| birini | dan/den haberdar etmek, birine haber/bilgi vermek, bij iemand |
| Birini | Kayirmak |
| birini | körü |
| Birini | Sevmek |
| Birini | Zorlamak |
| birini - | ) bewieroken, loven, prijzen |
| Birini Aday | Gostermek |
| Birini Aday Gostermek | Voordragen ,Birini Aday Gostermek |
| birini ağirlamak, | birine ziyafet vermek |
| birini aldatmak, | kandirmak, |
| birini aptal | yerine koymak |
| birini araba | ile götürmek/ taşimak, kun je mij naar station beni istasyona |
| birini azarlamak, | een krijgen papara yemek, azar işitmek |
| birini azarlamak, | iyice paylamak, ağzinin payini vermek |
| birini başindan | atmak, uzaklaştirmak, 8 de thermometer |
| birini biçakla | tehdit etmek, II gs, tehdit etmek, olacak olmak, eli |
| birini bir | işle görevlendirmek, birine görev vermek, dat is mijn o benim |
| birini bir | şeyden muaf tutmak |
| birini bir | şeye karşi uyarmak, voor (een) gevaar tehlikeye karşi uyarmak, |
| birini bir | şeyele sözünde durmaya zorlamak, |
| birini bir | şeyi savunmak, 5 tegen iets (iemand) bir şeye (birine) karşi |
| birini bir | şeyi) anmak |
| birini bir | şeyi) gözü tutmamak, |
| birini biri | adina karşilamak, b) (helpen) birine sorunlarinda yardim etmek |
| birini çağirtmak, | ayağina getirtmek, in het leven hayata geçirmek, meydana |
| birini çok | gücendirmek, birini kirmak, 2 (benadelen) zarar vermek, |
| birini çok | sicak karşilamak |
| birini diş | görünüşüne göre degerlendirmek, |
| birini dişari | atmak, (met geweld) birini yaka paça kapi dişari etmek |
| birini ekmeğinden | etmek, birine işini kaybettirmek, |
| birini eleştirerek | gülünç duruma düşürmek, 3 fig/mec zerre, zerrecik, ufacik |
| birini en | zayif yerinden vurmak, op eigen benen staan kendi ayaklari |
| birini enayi | yerine koymak, birini makaraya almak, birini kandirmak, de |
| birini gayrete | getirmek, de leerlingen ögrencileri |
| birini göklere | çikarmak |
| birini görevinden | almak, birine görevden el çektirmek |
| birini göz | süzmek |
| birini haşlamak, | de tegenpartij karşi tarafi yenmek |
| birini hedef | almak, dat doelt op mij beni hedeflemekte |
| birini hiçe | saymak, gözü görmemek |
| Birini Iflasa | Zorlamak |
| Birini Iflasa Zorlamak | kling,Birini Iflasa Zorlamak |
| birini ıslatmak | iemand in elkaar slaan, iemand in elkaar timmeren |
| birini işten | atmak, dat past precies in zijn je tam onun istediği gibi, |
| birini kafaya | almak, birini kafa kola almak |
| birini kapidan | sepetlemek |
| birini karalamak | iemand zwart maken, iemand zwart afschilderen |
| birini karalamak, | birine çamur atmak, |
| birini karşi | yakaya geçirmek III f, g, (overvoer, h, overvaren) scheep/den |
| Birini Kayirmak | Voortrekken ,Birini Kayirmak |
| birini kederlendirmek, | II gs, 1 oy vermek, oy atmak, op iemand birine oy |
| Birini Kilicdan | Gecirmek |
| Birini Kilicdan Gecirmek | kling,Birini Kilicdan Gecirmek |
| birini körkütük | sarhoş etmek, de kaarten op leggen kartlarini masaya |
| birini lafa | tutmak, 2 laf, söz, dil, vuile kötü laf, müstehcen konuşma |
| birini mahkemeye | vermek, birinden bir talepte bulunmak, 5 iemand |
| birini mutsuz | etmek, 2 (niet voorspoedig) şanssiz, talihsiz, uğursuz, |
| birini ödemeye | zorlamak, |
| birini öldürmek, | iemand van zijn vrijheid birine özgürlüğünü |
| birini öldürmek, | oorlog soğuk savaş |
| birini ölümle | tehdit etmek, birinin hayatina kastetmek, zijn op het spel |
| birini onurlandirmak, | birine saygi sunmak, 2 een mening bir fikre taraftar |
| birini örnek | almak, bij örneğin, örnek olarak, mesela |
| birini postalamak, | sepetlemek |
| birini sabirsizlikla | beklemek, gedeelde is halve aci paylaşilarak azalir |
| Birini Saf | Biri Olarak Gormek |
| Birini Saf Biri Olarak Gormek | Verslijten (versleet versleten) ,Birini Saf Biri Olarak Gormek |
| birini serbest | birakmak, zijn hond köpeği serbest birakmak, köpeği başi |
| Birini Sevmek | toegedaan (iemand~zijn ),Birini Sevmek |
| birini sevmek, | een meisje bir kizi sevmek, |
| birini soyup | soğana çevirmek, een uitpersen limon sikmak |
| birini temizlemek | iemand uit de weg ruimen, iemand van kant maken, |
| birini tokatlamak, | 2 (eentonig geluid) yeknesak ses, can sikici ses, |
| birini yakindan | tanimak, iets van bekijken bir şeyi yakindan incelemek, II |
| birini yatağinda | tutuklamak, 5 mil/ask askere almak, askere çağirmak |
| birini yerin | dibine sokmak de vloer met iemand aanvegen |
| birini yolundan | alikoymak, 2 (arresteren) tutuklamak, tutmak, |
| birini zor | bir seçenekle karşi karşiya birakmak, |
| birini zor | duruma sok veroordelen, afkeuren |
| Birini Zorlamak | kling,Birini Zorlamak |
| birini zorlamak, | diretmek, sikiştirmak, israr etmek, dring niet |
| birini/birşeyi timaği | kadar sevmemek |
| birinin | adina |
| birinin | een kogel door iemands hoofd schieten |
| birinin - | ) een smet op iemands naam werpen, iemands goede naam aantasten, |
| birinin - | ) iemand gelukwensen met zijn/haar verjaardag, iemand |
| birinin - | ) iemand vervangen, inspringen. |
| birinin adini | koymak, çocuğu birinin adina göre adlandirmak |
| birinin ağzini | burnunu dağitmak, birini iyice islatmak/dövmek |
| birinin aklini | başina devşirtmek, aklini başina getirmek, niet voor |
| birinin başina | dünyayi dar etmek, zure melk ekşi süt, II h, 1 scheik/kim |
| birinin burnunu | sürtmek |
| birinin bütün | yaşami II h, d, (s) tech/tek kol, sap, tutamaç, |
| birinin çenesini | kapatmak, sesini kesmek, birinin çanina ot tikamak, atmiş |
| birinin dersini | vermek, laat hem in zijn eigen gaar koken (smoren) birak |
| birinin diğerinden | kalir yani yok |
| birinin elini | öpmek II h, (s) 1 yastik, bedde yatak yastiği, 2 (stoel) |
| birinin girtlağina | biçak dayamak, iemand bij de grijpen birini |
| birinin gözünü | açmak, birine gerçeği kavratmak, grote ogen opzetten |
| birinin gözünü | boyamak, gerçeği göstermemek, iets met de ogen verslinden |
| birinin gücünü | kirmak, |
| birinin hakki | olduğunu belirlemek, bir şeyi birinin hakki olarak göstermek, |
| birinin hareketlerini | kisitlamak, birini kontrol altina almak, 8 |
| birinin hayatini | zehir etmek |
| Birinin Her | Isdegini Yapmak |
| Birinin Her Isdegini Yapmak | pijpen,Birinin Her Isdegini Yapmak |
| birinin işini | bozmak, yoluna taş koymak, iemand in de lopen birinin |
| birinin izinde/yolunda | gitmek |
| birinin kafasını | pat aan iemands hoofd zeuren, iemand lastig vallen, |
| birinin kafasini/boynunu | vurmak |
| birinin kazasi | diğerine derstir, daar komt een met zure appelen kötü hava |
| birinin kurtuluşu | için dua etmek, ziek zijn met van loon maaşi |
| birinin nabzina | göre şerbet vermek, praat me daar niet over bana ondan |
| birinin niyetini | anlamak |
| birinin ölçüsünü | almak, 3 muz/müz ölçü, bar, op de uygun tempoda, 4 |
| birinin planlarini | altüst etmek, 2 (boosmaken) kizdirmak, zie/bk verstoord |
| birinin safliğini | kötüye kullanmak |
| birinin sesini | taklit etmek |
| birinin sözüne | güvenmek, II z, 1 (naar de hoogte) yukariya, 2 (verbruikt) |
| birinin tarafini | tutmak, de van de tafel masanin kenari, is de kamer aan |
| birinin tutumunu | kinamak |
| birinin üzerine | yürümek, op iemands woorden birinin sözlerine |
| birinin üzüntüsüne | ortak olmak |
| birinin yararina | konuşmak, biri için iyi laf etmek |
| birinin yaşini | tahmin etmek, 2 (beschouwen als) görmek, değerlendirmek, |
| birinin yolunu | kesmek, 4 een weg kestirme yolu tutmak |
| birinin zayif | yanina dokunmak, 2 (neiging) zaaf, düşkünlük, een voor iets |
| Birisi | Iemand,Birisi |
| birisi - | ni iemand, de een of ander |
| biriyle - | ) naar iemand omkijken, aandacht geven aan |
| biriyle ayni | görüşte olduğunu açiklamak, 3 (van aanhanger achter auto) |
| biriyle bariştirmak/uzlaştirmak, | zich met iemand biri ile barişmak, |
| biriyle iftihar | etmek, biriyle kivanç duymak, zo als een pauw koltuklari |
| biriyle ihtilafa/anlaşmazliğa | düşmek |
| biriyle muhatap | olmak, biriyle ilişkiye geçmek zich met iets bir şeye |
| Birkac | Aantal,Enig,Enlek,Birkac |
| Birkac | Nusa |
| birkaç | met zoveel onderdelen |
| birkaç -çı | 1 ( - tane) een paar, enige, enkele, (bir avuç) een handvol, 2 |
| birkaç gün | een paar dagen, enkele dagen |
| birkaç gün | için voor een paar dagen, voor enkele dagen |
| Birkac Kez | Veelvoud ,Birkac Kez |
| birkaç kez | birkaç sefer een paar keer |
| birkaç kişilik | grup een kleine groep |
| Birkac Nusa | Veelvoud ,Birkac Nusa |
| birkaç tane | een paar, enkele, een aantal |
| birkaç yil | öncesine kadar, zover buraya kadar, bu kadar, bitti, |
| birkaç, | keren birkaç kez/defa |
| birkaç, bir | iki e vrienden bir iki arkadaş, en bazilari, |
| birkaçı sommigen, | enkelen, een paar (van hen) |
| birleme dilb/taalk | synaeresis |
| Birlesik | Verenigd,Birlesik |
| birleşik arap | emirlikleri de Verenigde Arabische Emiraten |
| birleşik cephe | eenheidsfront |
| birleşik eylem | gezamenlijke actie d. |
| birleşik kesir | samengestelde breuk d. |
| birleşik oturum | gemeenschappelijke zitting d. gemeenschappelijke |
| birleşik verenig | dilb/taalk samengesteld |
| birleşilmek | (biraraya gelmek) bijeenkomen, 2 (bir çatıda) verenigd |
| birleşim | (bileşim) combinatie d. verbinding d. 2 (oturum) zitting d. |
| birleşimsel değişke | combinatorische variant d. |
| Birlesme | Fusie,Samenscholing,Aansliiting,Birlesme |
| birleşme | (katılma) aansluiting d. 2 (ayrnı çatıda combinatie d. fusie |
| birleşme değeri | kim/scheik valentie d. waarde d. |
| birleşme noktası | knooppunt |
| Birlesme ve | satin almalar |
| Birlesme ve satin almalar | Fusies en overnames |
| Birlesmek | Fuseren,Samenscholen,bijeendoen,Birlesmek |
| birleşmek | 1 (katılmak) zich aaneensluiten, deelnemen, 2 (insanlar, |
| birleşmek, de | arbeiders hebben zich tot een vakbond aaneengesloten |
| birlesmis | milletler |
| Birleşmiş | Milletler Uluslararası Çoçuklara Acil Yardım Fonu United |
| birlesmis milletler | Verenigde Naties |
| Birlesmis Milletler | Binyil Kalkinma Hedefleri |
| Birlesmis Milletler | Ticaret ve Kalkinma Konferansi |
| birleşmiş milletler | çözleşmesi Handvest der Verenigde Naties |
| Birleşmiş Milletler | Eğitim, Bilim ve Kültür iş birliği Örgütü Organisatie |
| birleşmiş milletler | eğitim, -bilim ve kültür iş -birliği örgütü Organisatie |
| Birleşmiş Milletler | Sözleşmesi |
| birleşmiş milletler | uluslararası çocuklara acil yardım fonu United Nations |
| birleşmiş milletler | Verenigde Naties d. V.N.d. |
| Birlesmis Milletler Binyil Kalkinma Hedefleri | Millenniumdoelstellingen |
| Birlesmis Milletler Ticaret ve Kalkinma Konferansi | "VN Conferentie voor Handel en Ontwikkeling" |
| birleşmiş şehirler | kompleksi (complex van steden) agglomeratie d. |
| birleştirici verbinden | tot een eenheid makend |
| birleştirimcilik syncretisme | versmelting d. |
| Birlestirme | Consolidatie,Birlestirme |
| Birlestirmek | Aansluiten,Samenvoegen,Versmelten,Birlestirmek |
| birleştirmek- | i, 1 (eklemek) aaneensluiten, verbinden, 2 (katmak) |
| birleştirmek, | (v, land) eklemek, katmak, ilhak etmek, bağlamak |
| birleştirmek, | (wonden) sarmak, 3 (v, telefoon) bağlamak, kunt u mij met |
| birleştirmek, birleştirip | kapamak, 2 zich bağlaşmak, ittifak |
| birleştirmek, II | gs, (, is ) (birbirine) karişmak |
| birleştirmek, teyellemek, | birbirine dikmek, |
| birleştirmek, v, | vloeistoffen, sivi) katmak, |
| Birli | Aas,Birli |
| birli isk./kaartspel. | aas d. |
| birliği, van | geloof inanç birliği, 2 (als maat) birim, ölçübirimi, |
| birligine varmak, | 2 (harmonie) uyum, ahenk, uygunluk, in met ile uyum |
| Birlik | Associatie,Eendracht,Faderatie,troep d(,en),,Birlik |
| birlik | eenheid d. eendracht d. 2 (dayanışma) solidariteit d. 3 (kurum) |
| birlik halinde | dizilmiş, |
| birlik, | het masker van vriendschap arkadaşlik maskesi altinda, II z, 1 |
| Birlik,2 | Bond,Birlik,2 |
| birlikler kişlaya | geri döndü |
| Birlikte | Met Elkaar,tezamen,tegelijk,bijeen,,Birlikte |
| birlikte | (beraber) samen, gezamenlijk, collectief, 2 (bir arada) bijeen, |
| Birlikte | Calisma |
| Birlikte | Yasamak |
| Birlikte Calisma | Samenwerking,Birlikte Calisma |
| birlikte çalışmak | samenwerken |
| birlikte değerlendirme | coöperatieve evaluatie d. |
| Birlikte her | geçen gün kalbimde ve hislerimde daha önemli bir yer aliyorsun. |
| Birlikte her ge?en gn kalbimde ve hislerimde daha nemli bir yer aliyorsun | Iedere dag die we doorbrengen neem je een steeds belangrijkere plaats in mijn hart en gevoelens |
| birlikte olmak | / samen zijn, bijeen zijn |
| birlikte oturmak | / samenwonen |
| birlikte oturmak, | bir arada yaşamak, ayni yeri paylaşmak, ayni evde ikamet |
| birlikte planlama | coöperatieve planning d. |
| birlikte var | olma coëxistentie d. |
| Birlikte Yasamak | Samenwonen,Birlikte Yasamak |
| birlikte, ortak, | görüş birliği içinde, een besluit ortak karar |
| birlikten kuvvet | doğar |
| birlikten kuvvet | doğar Vele handen maken licht werk. Eendracht maakt macht |
| birörnek identiek, | het/dezelfde, uniform |
| Birsefer | Eenmaal,Birsefer |
| Birsey | Niks,Birsey |
| Birseye | Veroorzaken,Birseye |
| Birseyi | Voorschrijven,Birseyi |
| Birseyi Elde | Etmeye Calismak |
| Birseyi Elde Etmeye Calismak | dingen,Birseyi Elde Etmeye Calismak |
| Birseyi Parmakla | Cikarmaga Calismak |
| Birseyi Parmakla Cikarmaga Calismak | peuteren,Birseyi Parmakla Cikarmaga Calismak |
| Birseyin Kotu | Gitmesi |
| Birseyin Kotu Gitmesi | Hand,Birseyin Kotu Gitmesi |
| birşeyin olacağini | tahmin etmek, ik zie dat... tahmin/ümit |
| birtakım sommigen, | enigen, enkelen |
| birtakımı - | ru sommigen, sommige van hen |
| biryapımlılık | homogeniteit |
| BIS z, | (konserde) ikinci kez, bir daha, tekrar, roepen iki kez |
| BITTERBAL | ( len) bir çeşit kizartmalik köfte, |
| bityeniği Bir | bityeniği var. Er zit meer achter. Er is iets niet goed aan |
| bladzijde één | birinci sayfada, sahife birde |
| BLAMEREN | g, (blameerde, h, geblameerd) 1 iemand birini |
| BLANKE | (n) beyaz irktan bir kimse, de n beyazlar, |
| BLAUWBLAUW | iets maar laten bir şeyi geçiştirmek, bir şeyin |
| blazen plat/argo | hiç bir şey bilmiyor, Hanyayi Konyayi bilmiyor |
| BLITS I | de met iets maken bir şeyle ilgi çekemek, je maakt de |
| BLOED | kan, iemand het onder de nagels vandaan halen birini |
| blok een | marmer bir blok mermer, huizen blok evler, bloklar, 4 |
| BLOOTSTELLEN | g, (stelde bloot, h, blootgesteld) maruz birakmak, |
| blussen, | mec./fig. (birini bir şeyden iemand zijn interesse |
| bm kıs/afk | Birleşmiş Milletler) Verenigde Naties d. |
| boek | kitabi açip birakmak, 2 açmak, een terrein bir sahayi açmak, |
| boek düzeltmek, | gözden geçirmek, een roman voor een film bir |
| BOEKJE | (s) kitapçik, broşür, een over iemand opendoen birinin |
| BOERENBOND | ( en) çiftçiler birliği, |
| BOERENKAAS | bir çeşit peynir, |
| BOERENKOOL | (...kolen) bir çeşit yeşil lahana, lastarya, |
| boğazlamak, | over kop iets doen bir şeyi alelacele yapmak, apar topar |
| boğazlamak, işini | bitirmek, birini öldürmek, over zijn gaan (van iets) a) |
| boğmak, zaman | tanimamak, iemand birini sikiştirmak, birini aceleye boğmak, |
| boktan bir | şey Het is klote. Het is kloten van de bok. Het is knudde met |
| BOLIDE | (n) 1 parlak bir göktaşi, 2 (raceauto) yariş arabasi, |
| BOLUS | ( sen) 1 (gebak) bir çeşit şekerli çörek, 2 (drol) bok, |
| bomba patladi, | van spijt çok pişman olmak, iemand laten birini |
| bombardiman etmek, | 2 fig/mec iemand met vragen birini soru |
| bommen | op een dorp köyü bombalamak, iemand met stenen birini taş |
| BONBON | (s) bonbon, bonbon şekeri, een doos s bir kutu bonbon, |
| Bond | de ittifak, birlik, sendik,Bond |
| BOND | ( en) 1 ittifak, birlik, staten devletler ittifaki, 2 |
| bone | op inhakken bir şeyi kabaca ele almak, bir şeye kababaca |
| BONS I | d, (bonzen) 1 (klap) tokat, şamar, iemand de geven biriyle |
| BOOM I | d, (bomen) 1 ağaç, een van een kerel dev gibi bir adam, |
| boot | sandali suya birakmak, de teugel dizgini birakmak |
| boş birakmak, | salivermek, 2 (met rust) rahat birakmak, rahat vermek, die |
| boşalmak | (su, bir yerden insanlar) leeglopen, (kırılıp kaçmak) losbreken, |
| boşaltma | (posta, brievenbus) lichting d. 2 (bir yerden insanları) |
| BOTERKAASENEIEREN | bir çeşit üç taş oyunu, |
| BOTSEN | gs, (botste, h gebotst) tefien (elkaar) (birbirine) |
| BOUWRIJP | inşaya hazir, inşaya elverişli, een terrein maken bir |
| bovendien, Okulun | yanı sıra birde çalışıyor. Naast zijn studie werkt |
| BOVENOP z, | 1 üstünde, 2 fig/mec iemand er weer helpen a) birini |
| boylamak, kuyruğu | titremek, aan een ziekte bir hastaliktan ölmek, van |
| Boyle Bir | dergelijke,Boyle Bir |
| böyle, iets | maar verstaan bir şeyi şöyle böyle anlamak, kismen anlamak |
| boyun eğmek, | pes etmek, voor iemand (iets) birine (bir şeye) pes etmek |
| boyunca | (süresince) gedurende, tijdens, 2 (kıyısı langs, 3 (bir |
| bozmak, altüst | etmek, birbirine katmak, in de raken a) şaşirmak, zihni |
| bozuk para, | II h, iets s küçük bir şey, in het verkopen perakende satmak, |
| bozuk, | net olmayan, düzensiz, een e uitspraak bozuk bir söyleyiş |
| bozulmak, sinirleri | zayif olmak, op zijn en werken birinin sinirine |
| bozulmuş, bozuk, | doen tegen iemand birine kelek yapmak III d, ( ten) een |
| bozuşmak, biriyle | kavga etmek, een achter de deur zorlayici bir neden, 2 |
| BRANDEWIJN | damitilmiş bir içki, |
| breken birinin | yaninda affedilecek kadar iyi notu olmak, davranişlari hoş |
| brengen | birini |
| brengen a | (meisje) bir kiza koca bulmak, b) (artikelen) müşteri bulmak, de |
| brengen bir | şeyde değişiklik yapmak, van spijs, doet eten değişiklik iştah |
| brengen bir | şeyin resmini yapmak, 3 (ondertekening) imza, 4 (beschrijving) |
| brengen birini | çamura bulamak |
| brengen birini | şaşirtmak, birinin zihnini allak bullak etmek, in de sturen |
| brengen getirmek, | sunmak, önermek daar kan ik niets tegen ona karşi bir |
| brief | birine bir mektup okumak |
| brief bir | mektubun içeriği, de van film bir filmin içeriği, 2 (capaciteit) |
| brieven posta | kutusu, er kwam niets uit de yeni bir şey yok, |
| BRIK I | d, ( ken) iki direkli küçük bir gemi II d, ( ken) 1 |
| BROEKZAK | ( ken) pantolon cebi, iets kennen als zijn bir şeyi |
| BROER | (s) erkek kardeş, birader, (groot) ağabey, half üvey |
| broer beni | kardeşimle kariştiriyorsun, beni bizim biraderle kariştiriyorsun, |
| BROKJE | (s) kirpinti, minnacik bir şey, een lekker lezzetli |
| brood bir | parça ekmek |
| BROODMAGER | çok zayif, ciliz, bir deri bir kemik, ince, çelimsiz, |
| BROUWEN I | f, g, (brouwde, h, gebrouwen) 1 bira yapmak, bira imal |
| BROUWER | (s) bira üreticisi, bira imalatçisi, |
| BROUWERIJ | 1 ( en) bira fabrikasi, 2 biracilik, bira imali, |
| BROUWKETEL | (s) bira hazirlama kazani, |
| BROUWSEL | (s) imal edilmiş bira |
| BRUI | fig/mec de aan iets geven işi birakmak, bir şeye artik |
| BRUUSKEREN | g, (bruuskeerde, h, gebruuskeerd) iemand birine |
| bu demektir | ki, şu anlama gelir ki, een auto wil voor haar niets bir |
| Bu işi | yapmak için birkaç adam gerek. Er zijn een paar mensen nodig om dit |
| bu işte | bir şeyler var Er zit een luchtje aan. Er schuilt een addertje |
| buçuk hal | (saat) halfuur bir buçuk half een, iki buçuk half drie |
| buçuktan biraz | sonra, dört buçuğu geçerek, 4 denken geniş düşünmek, dar |
| budala, een | kind geri zekâli bir çocuk, een idiote vraag aptalca bir soru, |
| budamak, kirpmak, | 2 (v, uitgaven) kesmek, kismak, kirpmak, met iemand biri |
| BUGEL | (s) muz/müz bir tür boru, |
| buhranli, hassa | nazik, müşkül, een tijd kritik bir dönem |
| buiten gaan | siniri aşmak, ileri gitmek, alles heeft zijn her şeyin bir |
| buitenissi zonderlin | 2 (gülünç) grappig, koddig, bir tuhafolmak |
| BUITENMATIG z, | aşiri bir şekilde, büyük ölçüde |
| buitensporig görülmedik, | acayip, (prijs) fahiş, iets s acayip bir şey |
| BUITENSTAANDER | (s) 1 ilgisi olmayan biri, 2 (kenner) uzman |
| BUITENWACHT | ( en) fig/mec el, hariçten biri, konu dişi biri, ik |
| bulamamak, geen | meer! sus! başka söz istemez! iemand het geven birine |
| bulaşici bir | şeklide, |
| bulaştirmak, zich | door iets laten bir şeye kapilmak |
| bulmak, bir | şeyin içinden çikmak, bir şeyi çözmek, ergens voor bir şeyi |
| bulmak, uygun | bulmak, iemands gedrag niet birinin davranişini |
| bulundurmak, de | en afhouden van dan/den uzak durmak, (bir şeye) |
| bulundurmak, düzenleyip | birakmak, |
| bulunmak | gevonden worden, 2 /- de/ (bir yerde) zich bevinden, zijn, 3 |
| bulunmak, b | birine karşi hareket etmek, tepki göstermek, tepkide |
| bulunmak, bir | şeyden dolu olmak, |
| bulunmak, bir | yerde olmak, in de gevangenis cezaevinde olmak, er zit een |
| bulunmak, een | boek bir kitabi degerlendirmek, iemand naar zijn |
| bulunmak, over | iets bir şey hakkinda tartişmak |
| buluşmak | 1 (karşılaşmak) elkaar ontmoeten/treffen, 2 (bir araya |
| bunaltici, een | leven bunaltici bir yaşam, |
| bungelen, | (çökmek) doorzakken, 3 (bir yere kadar git verder |
| bununla birlikte | desondanks, toch, anderzijds, daarentegen |
| burnundan düşmüş, | birbirlerine çok benziyorlar, dat is de die de |
| büsbütün, iemand | en kennen birini çok iyi tanimak, ermee |
| büsbütün, iets | vergeten bir şeyi tamamen unutmak, dat was verkeerd |
| bütün yumurtaları | bir sepete koymak te veel op een paard wedden |
| büyük bir | bölümü grotendeels, goeddeels |
| büyük bir | kısımı grotendeels, goeddeels |
| büyük bir | riziko/harcama değil ya, een als een boei krijgen kafasi at |
| büyükler, iets | s büyük bir şey, de grote stad büyük şehir, de groten |
| C.A. afk/kis | cum annexis eki ile birlikte |
| çabucak, kaşla | göz arasinda, çarçabuk, birden |
| CADEAU | (s) armağan, hediye, iemand iets geven birine bir şey |
| CAFE | (s) birahane, kahvehane |
| CAFEHOUDER | (s) birahaneci, kahvehane sahibi |
| çağirmak, birine | çikişmak |
| çağirmak, iemand | birini çağirmak, birine seslenmek, moord en brand |
| çaki gibi, | sapasağlam, noch vlees hiçbir kaliba uymamak, (politikada) |
| çakir göz, | hemel gökmavisi, iemand een oog slaan birinin gözünü |
| çakmak çakmak | bir göz, |
| çalım satmak | 1 (kendini bir şey san zich arrogant gedragen, 2 (gösteriş |
| çalişmak, | de beantwoording van een vraag bir soruyu cevaplamaktan kurnazca |
| çalişmak, | iemand logeren birinde kalmak, mijn vader (thuis) |
| çalişmak, naar | iemand birine bakmak, birini aramak, 2 op (y)a/e bakmak, |
| çalişmak, yenmeye | çalişmak, karşi koymak, iemand (iets) birine |
| çalişsin,laat mij | met rust beni rahat birak, iets blauw üzerinde |
| çalmak, iemand | een belofte birinden söz almak, |
| çalmak, iemands | hart birinin kalbini çalmak |
| CALORIE | (...rieen) kalori, isi birimi |
| CANASTA | kanasta, bir tür Arjantin kâğit oyunu |
| canına kıymak | 1 / n/ (birinin iemand vermoorden, 2 (intihar et |
| canını kurtarmak | 1 / n/ (birinin) iemands leven redden, 2 (kendi |
| canlandirmak, canlandirmak, | sembolize etmek, iemand/iets birini/bir şeyi |
| canli karakteri | oluşturan, een geheel organik bir bütün |
| çantadaki bir | keklik kırdaki on keklikten iyidir Beter een vogel in de hand |
| CANVAS I | h, 1 kanvas, kalin bir kumaş, 2 (v, boksring) boks ringi |
| çapraz koymak, | makaslamak, 2 (elkaar snijden) birbirini kesmek, kesişmek, |
| CAPTIVEREN | g, (captiveerde, h, gecaptiveerd) (birinin) |
| çare bulunmaz/yoktur, | iemand voor laten liggen birini ölüme terk |
| çarpişmak, | (wedijveren) yarişmak, rekabet etmek, met iemand biri ile |
| çarpişmasi, | (v, mening) çatişma, in met elkaar birbirleri ile |
| CARPOOLEN | gs, (carpoolden, h, gecarpoold) bir yere tek oto ile |
| çarptırmak- | i, 1 (birbirine) elkaar laten slaan, 2 (para vb.) laten |
| CATATONIE | psych/psik (adale kasilmali bir tür) şizofreni |
| çatlak/kontak, bir | çivisi eksik, saçmaliyor |
| ce,-çe, -ca, | -ça - achtig, çocukça bir davranış een kinderachtig gedrag, - |
| cebinden ağalik | yapmak kolaydir, 4 (papier) bir top kağit, |
| Cebir | Algebra,dwang,Cebir |
| cebir - | bri 1 mat./wisk. algebra d. stelkunde d. 2 (zor) dwang d. geweld |
| Cebire | Spalk,Cebire |
| cebire beugel | d. spalk d. |
| çek, | (als) gibi, een reus een vent dev gibi bir herif, 10 (vanwege) |
| çekilmek, iemand | uit de ruimen birini temizlemek, öldürmek, ortadan |
| çekingen bir | sesle, 2 (kleinzielig) darkafali, |
| çekinmek, cesaret | edememek, niet iets te doen bir şeyi yapmaya cesaret |
| çekinmek, yapmaktan | korkmak, zijn dat iets gebeurt bir şeyin |
| çekip kapatmak, | birleştirmek |
| çekip yok | etmek, 6 (masturberen) otuz bir çekmek, 7 kruiden |
| çekmek II | f, gs, (maalde, h, gemaald) ergens niet om bir şeye aldirmamak, |
| çekmek, | een weg bir yolu uzatmak II f, g, (doortrok, h, |
| çekmek, bir | şeyi dikkate almamak, op zijn strepen staan çizgisini sürdürmek, |
| çekmek, birine | iyiliği dokunmak |
| çekmek, het | nodige gerekli şeyden yoksun olmak, iets niet kunnen bir |
| çekmek, iemand | birini asmak, zich kendini asmak, kendini asip intihar |
| cel su | döşemi II h, (vocht) yaş, islaklik, het is een pot al birini vur |
| çene çalmak, | over iets bir şey hakkinda konuşmak, dan/den bahsetmek, |
| CENT | ( en, s) kuruş, guldenin yüzde biri, tot de laatste |
| cent, | (slechts) voor een keer bir kahvaltılık yağ boter voor slechts een |
| CENTIARE | (n) bir metre karelik ölçü birimi |
| CEREINONIEUS | z, resmi bir şekilde, törenli |
| CERVELAATWORST | ( en) bir çeşit sucuk |
| cesaretlendirmek, iemand | tot iets birini bir şeye şevklendirmek, |
| çeşitli, | z, (vrij veel) birden çok, birkaç |
| çetin bir | mücadele een harde strijd |
| çetin ceviz, | zor bir iş, müşkül bir durum, 2 muz/müz nota, achtste |
| cevap vermemek | de bir cevaptir, |
| çevirmek, | (niet toestaan) iemand iets birine bir şeyi müsaade etmemek, |
| çevirmek, | iemand de nek birini boğazlamak, öldürmek, als je vader dat |
| çeyrek | (saat) kwart kwartier (dörtte bir bölüm) kwart vierde |
| cezasmi yerine | getirmek, iemand birinin ölüm cezasini yerine getirmek |
| CHOCOLADE | çikolata, er geen van kunnen maken bir şeyden |
| çiçek | bloem d. (ağaç çiçeği) bloesem d, bir çiçekle yar gelmez, een bonte |
| Ciddi | Serius,Ernstig ,Verdiepenbir,Stemmig,,Ciddi |
| ciddiye almarnak, | göz ardi etmek, bir şeye aldirmamak, 5 (vastleggen in |
| çiftçiler birliği | boerenbond d. |
| çikagelmek, ugrayivermek, | hij kwam op een avond bij ons bir akşam |
| çıkar birliği | belangengemeenschap d. |
| çikarmak, | iemand birini sikiştirip telaşa boğmak, birini ivdirip |
| çikarmak, | scheep/den donanimi çikarmak, 3 iemand birini |
| çikarmak, atmak, | iemand van de ledenlijst birini üyeler |
| çikarmak, birini | benzetmek, evire çevire dövmek |
| çikarmak, birini | üstün görmek |
| çikarmak, iskartaya | çikarmak, iemand mil/ask birini sakata |
| çikarmak, netice | çikarmak, bir sonuca varmak |
| çikarmak, ortaya | çikarmak, een eiland ada keşfetmek, een fout bir |
| çikarmak, serbest | birakmak, zich uit de en maken tabanlari yağlamak |
| çikarmak, yoldan | saptirmak, kandirmak, aklini çelmek, een man bir adami |
| çıkartma birlikleri | landingstroepen d. |
| çikilmaz bir | durumda olmak |
| çikiş, kovma, | iemand zijn geven birine çikişini vermek, indienen |
| çikişini vermek, | işten çikarmak, 2 (vrijgeven) serbest birakmak, tahliye |
| çikmak, | voor (iemand) iets (biri) bir şey için bir şeyler yapmak, |
| çikmamak, hij | zegt noch ba ağzini açip bir şey söylemez, |
| çildirtmak, birini | çildirtacak kadar korkutmak |
| çile een | breiwol bir çile örgü yünü II s, z, 1 (persoon) bürokrasi |
| çimleri biçmek, | iemand het gras voor de voeten a) birinin lafini ağzinda |
| cimri, pinti, | zijn tutumlu olmak, een e auto ekonomik bir araba, en niet |
| cinsel birleşme | geslachtsgemeenschap liefdesspel coïtus d. geslachtsdaad |
| CIRKELBOOG | (...bogen) wisk/mat kavis, yay, daire çevresinin bir |
| çırpı dode | takken d. bir çırpıda in een keer |
| çirpmak, fig/mec | birlikte çalişmak, elbirliği etmek |
| çiselemek, iets | met water bir şeye su serpmek, |
| CITER | (s) çok telli bir çalgi, kanun gibi bir çalgi, |
| CITROEN | ( en) limon, iemand uitknijpen als een birini |
| civarinda, dolayinda, | er hangt een foto de muur duvarda bir resim |
| CIVET | h, bir çeşit misk |
| çizgi | hikâye stripverhaal Birbirimize hikâye anlatmıyalım! Laten wij |
| cizirti, de | auto maakt een araba ses yapiyor, araba garip bir ses |
| CLINCH | boğuşma, dövüşme, met iemand in de liggen biriyle |
| çoban herderin | d. herkesin aklı bir olsa, koyuna çoban bulunmaz, als de |
| çocuğu ölümden | kurtarmak, ölümden döndürmek, iemand het leven birinin |
| çocuk bakmak, | een oude man yaşli bir adama bakmak, II gs, dikkat etmek, |
| çocuk! Wat | een vervelend kind! Ne biçim bir koltuk! Wat een lelijk bankstel! |
| çocuk, er | is geen je aan de lucht tehlikeli bir şey yok, korkacak bir şey |
| çocuklar, | önderliğinde, komutasinda, een troep x xin komutasinda bir |
| çocuklari kalakaldi, | laat maar boş ver, birak, 7 aan iets dokunmak, (el) |
| COHABITATIE | (s) cinsel ilişki, cinsel münasebet, birleşme |
| COITUS | cinsel ilişki, cinsel münasebet, birleşme, yatma |
| çok güçlü, | sağlam, çivi gibi, een maag demir gibi bir mide |
| çok hayat | tecrübesine sahip olmak, görmüş geçirmiş olmak, her şeyden bir şey |
| çok içmek, | bier çok bira içmek |
| çok mutluydum! | o kadar mutluydum ki! zij zijn rijk çok zenginler, bir |
| çok yakindan | takip etmek, iets op de volgen bir şeyi çok özenli/harfi |
| çok zahmetli/müşkül | oluyor, zor bir iştir, |
| çokbireşimli diller | poliosynthetische talen d. |
| Collaborateur | Isbirlikci,Collaborateur |
| COLLABORATEUR | (s) 1 işbirlikçi, birlikte çalişan, iş birliği |
| COLLABORATIE | işbirliği, kubaşma |
| COLLECTIEF I | s, z 1 kolektif, ortaklaşa, birlikte, müşterek, |
| COMBINATIE | (s) bağdaşma, birleşme, kombinezon |
| COMMANDOTROEPEN | komando birlikler |
| COMPATIBEL | uyar, bağdaşir, birbirine bağlanir |
| compensatie dienen | karşilamak, iemand zijn veruren birinin fazla |
| COMPONENT | ( en) öğe, birim, unsur, element, parça |
| COMPOSIET | ( en) birleşikgiller familyasindan bir bitki |
| COMPOUND | birleşik |
| CONCERN | (s) hand/tic şirket, ticarethane, ticari birlik |
| CONCLUSIE | (s) sonuç, netice, çikarsama, tot een komen bir |
| CONCUBINAAT | nikahsiz birlikte yaşama |
| CONFEDERATIE | (s) konfederasyon, birlik |
| CONSECUTIEF | z, peş peşe gelen, birbirini takip eden |
| CONSENSUS | his/görüş birliği |
| CONSEQUENT | z, tutarli, birbirine uygun |
| Consolidatie | Birlestirme,Konsolide Etme,Consolidatie |
| CONSORTIUM | (s) hand/tic geçici ticari birlik, |
| consul | birini elçi olarak göndermek, 2 (door radio) yayimlamak, een |
| CONSUMENTENBOND | ( en) tüketicililer birliği |
| CONTENT | hoşnut, memnun, ergens niet mee zijn bir şeyden |
| CONTO | (conti, s) hesap, iets op iemands schrijven bir |
| contract | drie jaar üç yillik bir kontrat/sözleşme, 5 (vroeger in tijd) |
| CONTRACTANT | ( en) sözleşmecilerden biri |
| CONTRACTUEEL | z, anlaşmali, sözleşmeli, iets vastleggen bir |
| CONVERGENT | yakinsak, tek bir noktaya doğru yönelen (işinlar, |
| CONVOCEREN | g, (convoceerde, h, geconvoceerd) (bir araya) |
| COOPERATIE | (s) işbirliği, kooperasyon |
| COOPEREREN coöpereerde, | h, gecoöpereerd) işbirliği yapmak, |
| COORDINAAT | (...naten) koordinat, bir noktanin yerini belirtmeye |
| COORDINATIE | (s) koordinasyon, işbirliği sağlama, düzenleştirme |
| COPRODUKTIE | (s) ortak üretim, birlikte ürteim |
| CORNER | (s) 1 sp, korner, köşe, 2 hand/tic spekülasyon birliği |
| CORPORATIE | (s) mesleki birlik, korporasyon |
| CORPS | 1 birlik, studenten öğrenci birliği, 2 diplomatique |
| CORPSBAL | ( len) birlik öğrencisi |
| Correspondent | Muhabir,Correspondent |
| CORRESPONDENT | ( en) 1 muhabir, haberci, kuryeci, 2 |
| coşkun, | e liefde ateşli bir aşk, (branderig) ateşli, yangili, een oog |
| çözümsel-birleşimsel yöntem | analytisch synthetische methode d. |
| CRIME het | is een çok adi bir şey |
| criterium kriter, | ölçüt, ölçün, 4 miyar, mikyas, standart, ölçü birimi, |
| CROQUET I | d, ( ten) kroket, (sucuk gibi) bir tür etdolma II h, |
| CT. afk/kis | 1 courant geçerli, 2 cent kuruş, guldenin yüzde biri |
| cümbül cemaat | (bir arada ne güzel) II f, gs, (jongde, h, gejongd) |
| Cumhurbaşkani yazari | bir madalya ile onurlandirdi II s, 1 (niet |
| Cumulatie | Birikinti,Cumulatie |
| CUMULATIE | (s) yiğiliş, birikme, toplanma, kümelenme |
| CUMULATIEF | biriken, toplanan, yiğilan, hand/tic preferente |
| CURIE | nat/fiz küri, radyoaktivite birimi |
| çuval grote | zak d. jutezak d. baal d. bir çuval inciri berbat etmek/ bir |
| da bilinen | bir şeyi tekrarlamak, iemand de uitzetten birini kapi |
| Da’s een slimme beslissing. | Bu akıllıca bir karar. |
| DAAGS I | z, (per dag) her gün, tevoren bir gün evvel, bir gün |
| DAALDER | (s) bir buçuk gulden |
| DAARGELATEN z, | ... bir yana, ... göz önüne alinmazsa, dat bu bir |
| DAARLATEN | g, (liet daar, h, daargelaten) (bir tarafa) birakmak, |
| DAARSTRAKS z, | az önce, biraz önce, demin, deminden |
| DACTYLUS | (...tylen, ...tyli) bir açik iki kapali vezin |
| Dadelijk | hemen,derhal ,biraz sonra,birazdan ,,Dadelijk |
| dag met | je je el salla, iemand iets aan de doen birine bir şey sağlamak, |
| dagblad tarafsiz | bir gazete |
| dagen | (hastaliktan) birkaç gün yatmaliyim, onder een deken bir kaptan su |
| dağitma, iemand | bezorgen birinin dikkatini dağitmak, ik heb echt |
| dağitmak, iemand | van zijn werk birinin işinden dikkatini dağitmak, |
| dağitmak, suiker | over iets bir şeyin üzerine şeker serpmek |
| DAGJESMENS | ( en) günübirlikçi, bir günlük tatilci |
| Dagjesmensen | gunubirlikciler,bir gunluk tatilciler ,Dagjesmensen |
| DAGLICHT | gün işiği, gün, iets bij bekijken bir şeyi özenle |
| DAGRECREANT | ( en) günübirlikçi, bir günlük tatilci |
| DAGTOCHT | ( en) bir günlük gezinti, günlük yürüyüş |
| daha, bir | daha, II (v, zelfde mening) mutabik, ayni kanida, ayni |
| dakika minuut | d. Bir dakika (lütfen)! een ogenblikje (alsjeblieft, |
| dalga, | en dik tiknaz, bodur ve şişko, iemand te doen birine hak ettiği |
| damgalamak, | fig/mec lekelemek, iernand als birini ...olarak |
| damgasini vurmak, | bir şeyde çok iyi uzman olmak, nemen op iets bir şeye |
| damla, deryada | bir damla, bir damlacik, minnacik şey |
| dan | dan/den başka bir şey istememek, je moest maar naar buiten gaan |
| dan Ali, | 4 (ait) bij, met, yanında bir de fincan veriliyor, er |
| dan weet | ik nog niet wat ik met hem doe enz.) b) (vaat, beloofte) Hele bir |
| DANK | teşekkür, şükran, geen ! bir şey değil! sözü mü olur! |
| dansen birinin | suyundan gitmek, de aan Maarten geven a) nallari dikmek, |
| dat is | een apart bu başka/ayri bir konu |
| dat is | geen zuivere pek güvenilir bir iş değil, zwarte sütsüz kahve, |
| dat is | nu net een tje voor hem tam ona göre bir iş, 4 (zwaar werk) ağir iş, |
| dat is | om oud ijzer ayva kasap hep bir hesap, al birini vur ötekine, |
| dat snijdt | geen o bir işe yaramaz, bu bir şey ispatlamaz, işimize yaramaz |
| davet et- | ) uitnodigen, inviteren, (bir araya bijeenroepen, |
| davet et- | ) uitnodigen, inviteren, (bir araya bijeenroepen, |
| davranmak, iemand | slecht birine kötü davranmak, |
| davranmak, iets | bir şeyin yapilmasina diretmek, |
| davranmak/yararlanmak, | başka bir şeyden önce oluşmak, |
| davranmaya söz | vermek, bir daha yapmayacağina söz vermek, |
| dayak çekmek, | de warmte sicakliği ölçmek, zich met iemand biriyle boy |
| dayan! kendini | koyverme! kendini birakma! ouwe e eski toprak, yaşli ve dinç |
| dayanmak, tahammül | etmek, kaldirmak, zo iets kan ik niet böyle bir şeye |
| dayanmak, tegen | iets bir şeye yaslanmak, dayanmak II f, gs, (steunde, h, |
| dayanmayan, | e vrees mantiksiz bir korku, 2 (onnadenkend) düşüncesiz, |
| de | af vragen direkt sormak, en paard noemen hiçbir şey gizlememek, een |
| de | en kunnen bir şeyle idare etmek, bir şeyle ne yapacağini bilmek, vaste |
| de | helpen birine gerçeği kavratmak, birinin gözünü açmak, birine |
| de | laten bir şeyi yanda birakmak, |
| de | s kennen püf noktalarini bilmek, een met iemand nemen aldatmak, birini |
| de | s ophalen omuz silkmek, iemand over de aanzien birine yüz vermemek, |
| de | schade op iemand zarari birinden talep etmek II f, g, (verhaalde, h, |
| de | slaan kendini övmek, iemand het pistool op de zetten birinin |
| de | spannen (diğerlerini) gölgede birakmak, en iyisi olmak, dat spant de |
| de | van de weg yol kenarinda, aan iemands staan birinin tarafinda olmak, |
| de | van het dorp köy civari, in een van 10 km 10 kmlik bir civarda, in de |
| de | wijzen birine kapiyi göstermek, birini kapi dişari etmek, |
| de | zijn bir şeyde çiraklik yapmak, çirak olmak III h, (bereide dierenhuid) |
| de andere | wast, worden ze beide schoon bir elin nesi var iki elin sesi var, |
| de arm | birini kollarina almak, iets op zich bir şeyi taahhüt etmek, bir |
| de behulpzame | hand birine yardim eli uzatmak, verzet karşi |
| de besten | en iyilerden biri, en ander bahsedilen husus, bahsedilen |
| de bir | boyu da, ha yedi gün ha bir hafta, ha hasan dayi ha dayi hasan, een |
| de bir | şeyler ister, diş görünüş yabana atilmamali, een je in het zeil |
| de brij | iki kaptan bir gemiyi batirir, ahçinin çok olduğu yerde yemekler |
| de gang | is), 2 (birini zorla iemand dwingen (om iets te doen), 3 |
| de geest | af böyle bir iş ruhu köreltir |
| de grond | krijgen hiçbir şansi olmamak (bir şeyi halletmeye vb,) kimseden |
| de kamer, | cebimde in mijn zak, 4 (met breuken) beşte bir een vijfde |
| de mantel | birini paylamak, birine çikişmak, birini pataklamak |
| de mouw | birine bir şeyi yutturmak |
| de problemen | naar zich toetrekken, 2 (birinin) / n/ iemand moeilijkheden |
| de problemen | naar zich toetrekken, b) (birinin) / n/ iemand in |
| de schenen | leggen a) birini ikrara zorlamak, b) fig/mec birini köşeye |
| de staart | kuyruğu kisaltmak, 2 op iets bir şeyde kisinti yapmak, op het |
| de tafel | gekrast. 2 (hakkında) over insan hakları üstüne bir |
| de toekomst | ileride, gelecekte, günün birinde, 3 kom hier! buraya |
| de val | kibir kendini aşağilar |
| de var | mi biraz? |
| de vastgestelde | belirli bir süre içinde, op lange uzun vadeli, krediet |
| de vingers | birini cezalandirmak, paylamak, azarlamak, 4 (typen) daktilo |
| de wijsheid | der dwazen bir musibet bin nasihattan yeğdir, |
| de/ bir | yerde gecele ergens de nacht doorbrengen |
| DEALEN | gs, (dealde, h gedeald) 1 in iets bir şeyin ticaretini |
| DECENTRALISEREN | g, (decentraliseerde, h, gedecentraliseerd) bir |
| DECIBEL | (s) nat/fiz ses şiddeti ölçme birimi |
| DECIMEREN | g, (decimeerde, h, gedecimeerd) büyük bir bölümünü |
| DEERN | ( en, s) genç kiz, eenfrisse sağlikli bir kiz |
| defa, bir | daha tekrarlamaksizin, niet hatta, hiçde bile, nog bir |
| defol! kaybol! | gözüm görmesin! goed iyi bir iş bulmak, ergens goed bij |
| defteri kebir | grootboek balansboek |
| değeri olmamak, | masrafa değmemek, iemand van tot gort kennen birini çok |
| değerlendirmek, iets | juist bir şeyi doğru değerlendirmek II h, mijns s |
| değil, | steeds hâlâ, şu ana kadar, 2 (verder) daha, yine, een appel bir |
| değil, azimsanacak | şey değil, boru değil bu, boru mu bu? yabana atilacak bir |
| değil, baştadır. | Ouderdom gaat niet altijd samen met wijsheid. bir başından |
| değil, ziyani | yok, b) (helpt niet) bir yarari olmaz, veel om aldirmak, |
| değişik bir | isimle met een andere naam, alias |
| değişken bir | hava |
| değişmek, met | iemand biri ile nöbetleşmek |
| değişmez bir | gerçekti, het is een dat ... bir gerçektir ki... historische |
| değişti, een | spelen bir rolü oynamak, 2 tech/tek silindir, rulo, 3 (v, |
| değiştirmek, | (uitstellen) ertelemek, tehir etmek, geriye birakmak, başka |
| değiştirmek, | (verteren) harcamak, eritmek, 4 iemand birini uslandirmak, |
| değiştirmek, dat | verandert niets aan haar gedachten o düşüncelerinden bir |
| değiştirmemek, olduğu | gibi birakmak |
| DELIBERATIE | (s) düşünüp taşinma, görüşme, daniş, birlikte |
| delice I | 1 (sevmek vb.) hartstochtelijk, vurig, 2 (biraz deli) een beetje |
| deliden al, | aan huis zijn aileden/kendilerinden biri gibi olmak, hij is |
| deliklerini kapatmak, | fig/mec iemand iets birine bir şeyi yamamak, |
| Demarrage(,S) | demaraj ,geride birakma ,Demarrage(,S) |
| deme gitsin | Prachtig! Uitstekend! Je kunt je het niet voorstellen! Öyle bir |
| denemek, bir | şeye soyunmak, b) (voorspellen) tahminde bulunmak |
| denemek, kaldirmadik | taş birakmamak |
| denemek, yapmaya | gayret etmek, iets bir şey için elinden geleni yapmak |
| dengi olmak, | eşiti olmak, iemand in iets birine bir şeyde eşit |
| Deponeren | Para Yatirmak,emanete birakmak,atmak,koymak ,,Deponeren |
| derde düşmek, | birçok sorunu olmak, 4 bot, nod, boğum, düğüm, yumru, 5 |
| Dergelijke | boyle bir ,benzeri,Dergelijke |
| deri | (cilt) huid d. vel bir deri bir kemik broodmager, vel over been, |
| deri bir | kemik (kalmiş), iemand het over de oren halen birine çok para |
| derin bir | araştirma, e meningsverschillen derin görüş ayriliği |
| derin bir | araştırrma een diepgaand onderzoek |
| derin düşünmek, | over iets bir şey hakkinda derin derin düşünmek |
| derin et | yapmak, een goede maken/geven intiba yapmak, tesir birakrnak, een |
| derisi kalin, | damari çatlak, een e leugenaar arsiz bir yalanci |
| dertig yaklaşik | otuzunda bir adam, 5 (openhartig) samimi, açik, açik kalpli, |
| DERTIGER | (s) otuzlu, otuz kirk yaşlari arasinda biri |
| dertte olmak, | bir şeyle sorunu olmak |
| deryada bir | damla een druppel in de oceaan |
| desteklemek, destek | sağlamak, iemand in iets birine bir şeyde |
| desteklemek, een | man van de enerjik bir adam, raad na komt te |
| desteklemek, iemand | om vragen birine fikir sormak, goede is duur büyük |
| desteklemek, müdafaa | etmek, arkalamak, iemands belangen birinin |
| DETACHEMENT | ( en) mil/ask kita, müfreze, birlik, askeri kol |
| detayli, | e berichten daha detayli bilgi, tot order yeni bir emre kadar, |
| dev, kocaman/koskoca | bir şey, een van een vis kocaman bir balik, |
| devam et! | ergens achterheen bir şeyin peşine düşmek, bir şeyi araştirmak, |
| devam etmemek, | met (te) meye devam etmemek, meyi birakmak, zonder |
| deveyi yardan | atan bir tutam ottur Een beetje hebzucht kan onheil |
| devretmek, iets | aan iemand birine bir şeyi resmen devretmek, 2 (v, ziekte) |
| dichtbij/naderbij brengen, | 3 (birini bir şeye inandır iemand |
| dichter ünlü | bir şair, 2 tanidik, tanişik, bildik, zij komt mij |
| die | bu yaşta, een meisje van mijn benim yaşimda bir kiz, van dezelfde |
| die manier, | Hiçbir veçhile ile onder geen beding, onder geen |
| dienst | birini askerliğe uygun bulmak |
| dienst | işten ayrilmak, işi birakrnak, 2 (achterlaten) geride birakmak, |
| DIJK | ( en) set, kenar seti, een van een çok iyi bir... een |
| diken diken | olmak, voor (van) iets bir şeyden irkilmek, bir şeyden |
| dikkat gösterme | oplettendheid d. 4 (bir şeye yoğunlaşma) concentratie d. |
| dikkat, büyük | bir dikkatle, iemands vragen birinden ilgi rica |
| dikkatimi dağitacak | bir şeye ihtiyacim var, 2 taalk/dilb türetme, |
| dikkatini çekmek | iemand attent maken op, iemand attenderen op, 4 (bir kızı |
| dikkatli davranmak, | birini/bir şeyi korumak, hij moet worden ona nazik |
| dikmek, de | koers naar (y)a/e rotayi çevirmek, de troepen birlikleri |
| dikmek, zijn | aandacht op iemand dikkatini birine yöneltmek, vermek, 4 zich |
| dilbirim dilb./taalk. | glosseem |
| dilemek, iemand | om hulp birinden yardim rica etmek, yardim istemek, men |
| dilencinin kapısı | bir olsa acından ölür Er zijn meer huizen dan kerken. |
| dili bir | karış brutaal, grof, lomp, onbeschaafd |
| dili bir | karış dışarı çıkmak / n/ de tong op de schoenen hebben, met de |
| dili bir | karış olmak / n/ grote bek/mond hebben, |
| dilinin altında | bir şey var Er is iets dat hij wou zeggen, maar hij is er |
| Dingen | birseyi elde etmeye calismak ,Dingen |
| direkteur bevorderen | birini müdürlüğe terfi ettirmek, II bağ, ... kadar, |
| dirhem drachme, | iki dirhem bir çekirdek onbelangrijk, onbeduidend |
| dişan çikarmak | iemand birine kapiyi göstermek, birini kapiya kadar |
| dişari adim | atmamak, iemand op zijn plaats birinin burnunu sürtmek, |
| dişi birakmak, | atmak, kullanmamak, iskartaya çikarmak, |
| dışında | (dışarısında) buiten, 2 (hariç) behalve, 3 (bir yana, göz önüne |
| dişinda oldu, | benden habersiz oldu, 2 tanişma, met iemand maken biriyle |
| dişkulak, iemand | iets in het fluisteren birinin kulağina bir şey |
| DIXIELAND | bir tür caz |
| DIXIELANDMUZIEK | bir tür caz |
| diye kirmak, | de wind heeft veel bomen geknakt rüzgâr birçok ağaci kirdi, 2 |
| diye tanıtmak | 1 (kendini zich voordoen als, 2 (birini iemand |
| diz üstünde | yazmak, op iemands zitten birinin dizinde oturmak, 2 (v, |
| DOBBER | (s) olta mantari, een zware zor bir iş, hij heeft |
| DOCHTERMAATSCHAPPIJ | ( en) yan kuruluş, bir şirketin şubesi |
| DOCHTERONDERNEMING | ( en) yan kuruluş, bir şirketin şubesi |
| doctor | de filosofie felsefe doktoru, een woord bir kelime ile, het |
| dode punt | ölü nokta, over het dode punt heen zijn bir |
| doe niet | zo ! nazlanma! naz etme! siktin ha! ik heb geen idee hiçbir |
| doel | amacina ulaşmak, 2 iemand biri ile ilişkiye/temasa geçmek, |
| doen böyle | bir şey yapmaya utanirlar, böyle bir şey yapmayi utanç sayarlar |
| doen geloven | birini bir şeye inandirmak, door schade en schande wordt men |
| doen van | ayrilmak, istifa etmek, birakmak, zijn ambt istifa etmek, |
| doen! Als | ik jou was, zou ik zoiets nooit doen! Sen sen ol bir daha |
| doen, | (birini zorlamak) iemand dwingen om iets te doen, 3 |
| doğal bir | şekilde natuurlijkerwijs, op natuurlijke wijze |
| doğma büyüme | olmak 1 (bir yerli) ergens geboren en getogen zijn, 2 (yetenek |
| doğum günü, | dan ben je nog niet desene seni iyi bir ceza bekliyor! |
| doğum günüm | bu yil cuma gününe denk geliyor, op iemand/iets birini/bir |
| doğum yapmak, | zij is van een dochter o bir kiz doğurdu, bir kizi |
| doktorali kimse, | zich van iets maken bir şeyi mülkiyetine almak, ele |
| doktorasini almak, | II g, (, h, ) iemand birine doktora vermek |
| dokunaklı bir | sesle met een doordringende/gevoelige stem |
| dokunmak, birini | sinir etmek |
| dokunmak, ellemek, | 2 iemand birini parmakla muayne etmek, 3 geld para |
| dokunmamak, birine | zarar vermemek, iemand tegen de haren in strijken birinin |
| dolamak, iets | in een krant bir şeyi gazeteye sarmak |
| dolap, oyun, | muziplik, iemand en spelen birine oyun oynamak |
| dolaşmak, iemand | birini arabayla gezdirmek |
| dolaştirmak, het | garen ipi dolaştirmak, iemands hoofd birinin kafasini |
| doldurmak, | (versterken) sağlamlaştirmak, een dijk bir seti |
| doldurmak, mermi | vermek, iets op zich bir şeyi yüklenmek, 3 elek, |
| doldurtmak, yerini | değiştirmek, iets door iets anders bir şeyin yerine |
| dolu olmak, | tegen iemand birine kin beslemek |
| DONDERBUS | ( sen) eski bir tüfek |
| döne döne | uçmak, fig/mec parlamak, birden kizmak, öfkelenmek, taşmak, barut |
| dönmek, | op iemand ( op iets) birine (bir şeye) çarpmak, birine |
| dood | birinin matemini tutmak, |
| DOOD I | d, ölüm, iemand ter veroordelen birini ölüme mahkum |
| dood veroordelen | ölüme mahkum etmek, een zaak hand nemen bir işi ele almak |
| DOODDOENER | (s) hiçbir işe yaramayan cevap |
| DOODENKEL | sade ve sadece birkaç, yalniz ve yalnizca birkaç, een |
| DOODLEUK z, | sakince, pişkince, bir şey olmamiş gibi |
| doodschieten, | (birini mahvet tenietdoen, ruineren, te gronde |
| doodskist birinin | başbelasi, sikinti kaynaği, op zijn s bijten |
| DOODSSCHRIK | ölümcül korku, iemand de op het lijf jagen birini |
| DOOF | (dover, st) 1 sağir, duymaz, hij is aan een oor bir |
| DOOFPOT | ( ten) şamdan külahi, iets in de stoppen bir şeyi |
| DOOLHOF | (...hoven) labirent, fig/mec karmakarişik şey |
| Doolhof(Hoven) | labirent ,Doolhof(Hoven) |
| DOOPCEEL | (...celen) iemands lichten birinin kötü yanlarini |
| DOORDENKERTJE | ince espiri, derin giz, dat is een bu ince bir |
| DOORDEWEEKS | z, een dag hafta içinde bir gün |
| DOORDOUWER s | (dik kafali) azimkli bir kimse |
| DOORDRAMMEN | gs, (dramde door, h, doorgedramd) over iets bir |
| doorgestoken | kararlaştirilmiş bir iştir, bu tesadüf bir şey degildir, |
| Doorzettingsvermogen | dayanma gucu,sabir,sebat,Doorzettingsvermogen |
| DOORZETTINGSVERMOGEN | direnme gücü sabir, sebat, kararlilik |
| dört bir | yandan uit alle hoeken en gaten |
| dörtte bir | bölüm |
| dörtte bir | een vierde, (çeyrek) kwart |
| DOSSIER | (s) dosya, evraklar, een aanleggen van iets bir şeyi |
| dostane, iemand | behandelen birine nazik davranmak |
| dostça hisleri | olmak, birine yakinlik duymak |
| DOT | ( ten) 1 (Pluk) tutam, yumak, topak, een geld bir yiğin |
| Douane | "gmrk birligi unie " |
| DOUANE | (n) gürnrük, gümrük dairesi, iets bij de aangeven bir |
| DOUCEUR | (s) bahşiş, iemand een tje geven birine bahşiş |
| draaien birini | aldatmak, het vijfde aan de wagen istenmeyen kimse veya |
| dragcn elkaar | geen goed hart toe aralarinda bir sevgi yok, biribirini |
| dragen, | (bir yerde zich ophouden |
| DRIEEENHEID | (dinde) üç birlik, teslis |
| DRIEHOEKSVERHOUDING | oynaş ilişkisi, evli bir çiftle |
| DRIEJAARLIJKS | z, üç yilda bir olan |
| DRIELING | ( en) üçüz, üçü bir doğan çocuklar |
| Driemaandelijk | uc ayda bir ,Driemaandelijk |
| DRIEMAANDELIJKS | z, üç ayda bir olan, üç ayda bir |
| DRONK | ( en) yudum, içim, een water bir içim su, een |
| DROPPEN | g, (dropte, h, gedropt) 1 iemand ( iets) birini (bir |
| DROPPING | ( en) gece birakilan yerder bir noktaya toplanma |
| dubbele iki | nokta, ergens een achter zetten bir şeyi noktalamak, |
| duble dubbel, | (bira için) halve liter |
| duidelijk açikça, | iyice, iyiden iyiye, iyi bir şekilde, 3 kolayca, het is |
| Duimen | birine sans dilemek ,Duimen |
| DUIMEN | gs, (duimde, h, geduimd) voor iemand birine şans |
| DUIMSCHROEF | (...schroeven) başparmaği sikan eski bir işkence |
| dün bir | bugün iki het is te vroeg, het is nog te kort geleden |
| dünyadan bir | görünüş |
| dünyalar birinin | olmak de prins/de koning te rijk zijn, in de zevende hemel |
| dünyanın bir | ucunda aan de andere kant van de wereld, heel erg ver weg |
| DUPE | (s) kurban, aldatilmiş, faka basmiş, van iets zijn bir |
| durdurmak, oynatmamak, | kimildatmamak, iets bir şeyi durdurmak |
| durmak, asili | olmak, takili olmak, sarkmak, 2 aan iemand birine çok düşkün |
| dürmek, sarmalamak, | iets op een klos bir şeyi makaraya sarmak, 2 |
| dursun, dat | ligt aan u zelf size bağlidir, het laten bir şeyi birakmak, |
| dürtmek, kakmak, | elkaar met de elleboog dirsekleşmek, birbirini dirsekle |
| durum, hal, | vaziyet, 7 (bouwstijl) (n) mimari tarz, 8 birlik, tarikat, de |
| durum, zo | iets s öyle garip bir şey, (belachelijk) gülünç, komik, dat is |
| duruma düşmek, | iemand in brengen birini zor durumda birakmak |
| duruma getirmek, | (verslaan) birini tamamen mağlup etmek, je kunt er van de |
| durumda, biçak | kemiğe dayandiğinda, II z, büyük ölçüde, aşiri bir şekilde |
| durumda, in | geen asla, hiç, hiçbir durumda, in alle len, in elk her |
| durumu, de | economische ekonomik durum, in een slechte verkeren kötü bir |
| durup dururken | 1 (birden) ineens, onverwacht, plotsklaps, 2 (nedensiz) |
| duruyor, | zich op iets laten bir şeyle iftihar etmek, bir şeyden gurur |
| düşe kalka | (bir şeyi elde etmek) met vallen en opstaan (iets bereiken) |
| düşkün, eve | bağli, een man evine bağli bir erkek |
| düşmanca bir | zihniyet, |
| düşmek, dillerde | dolaşmak, iemand over de laten gaan biri hakkinda |
| düşmek, man | ! biri denize düştü! |
| düştüğü kuyuya | bir daha düşmez. Een ezel stoot zich geen twee keer aan |
| düşünce birliği | instemming d. |
| düşünce, de | van een volk bir halkin ruhu, 3 (vernuft) yaşama gücü, |
| düşüncesine dalmak, | bir şeyin planini kurmak, op wraak öç almayi düşünmek, |
| düşüncesini/görüşünü öğrenmeye | çalişmak, birine düşüncesini söyletmek |
| düşüncesiz, sersem, | mankafa, een me fout aptalca bir hata, geen woord |
| düşündürmek, aan | iemand birini düşünmek, hij denkt altijd in geld |
| düşünrneyen, een | meisje terniz kalpli bir kiz, |
| düşünüp taşinmak, | (bir şey) hakkinda düşünmek, ik moet er eens over o |
| düşür- | neerslaan, 3 (birden iç achterover slaan, 4 (kayık vb.) om laten |
| düşürmek, derecesini | indirmek, iemand birinin rütbesini düşürmek, |
| düşürmek, een | tak bir dali kesmek, |
| düşürmek, het | bevreemdt mij dat men zoiets vraagt böyle bir şeyi |
| düşürmek, iemands | geduld (kracht) birinin sabrini (gücünü) tüketmek |
| DUURKOOP | goedkoop is ucuzdur vardir bir illeti (pahalidir |
| duurkoop ucuzdur | vardir bir illeti (pahalldir vardir bir hikmeti), ucuz etin |
| duurt een | bir çeyrek sürüyor, 2 (stadswijk) semt, mahalle, havali, civar, |
| duvarsaati, toren | çan saati, hij is een man van de dakik bir adamdir, |
| duygulu bir | şekilde, 3 (besef) anlayiş, het voor het schone güzellik |
| duymak, bir | şeye istekli olmak |
| duymak, bir | şeye kafasina takmak, tasalanmak, bir şeyi evirip çevirmek, over |
| duymak, bir | şeye memnun olmak, 2 (betaling) ödeme |
| duymak, bir | şeye önem vermek, aldirmak, bir şeyi istemek, hij taalt er niet |
| duymak, birine | saygi duymak, 2 fig/mec tegen iets bir şeyden çekinmek, |
| duymak, er | is geen gevaar te korkacak bir tehlike yok, nergens te |
| düzenlemek, iemand | raad birine öğüt vermek, een zoen öpücük vermek, 2 |
| düzenli bir | şekilde regelmatig, geregeld, regulair, (sistemli) stelselmatig |
| düzenli bir | yaşam, II z, düzenli bir şekilde, derli toplu |
| Dwang | zor,baski,cebir,Dwang |
| DWANG | zor, baski, cebir, zorlama |
| e bir | bilet, lütfen. |
| e bir bilet, ltfen | Een kaartje naar , alstublieft |
| e/ birini | birine zich in iemand vergissen, iemand met iemand anders |
| ECARTEREN | g, (ecarteerde, h, geecarteerd) ekarte etmek, bir |
| echtgenoot | vent d. 4 (herif) vent d. kerel d. 5 (biri) iemand d. persoon |
| edememek, bir | şey boş verememek |
| edilemez bir | hakkin başka bir kişiye verilememesi), een erfgoed |
| edilemez, kavranamaz, | akla siğmaz, een e angst anlaşilmaz bir korku, 2 |
| Een | Bir,Een |
| een | aan iemands been zijn birine ayakbaği olmak, iemand voor het |
| een | antwoord isabetli bir cevap, 2 maar kletsen ordan burdan konuşmak |
| een | bir çirpida, bir hamlede, met de Franse iets doen bir şeyi |
| een | bir yil sonra, van het vorig geçen yildan, vandaag over een seneye |
| een | boeken birkaç kitap, een woorden birkaç kelime, bir iki kelime II s, |
| een | bu bir önyargidir |
| een | chocolade bir kalip çikolata II d, ( ken) sopa, öğrenci dövme sopasi, |
| een | e hals ne saf biri, 4 (argeloos) masum, een kind masum çocuk |
| een | e jongen kivil kivil bir genç, lachen katila katila gülmek, |
| een | e koelte hoş bir serinlik, zich voelen kendini rahat |
| een | e marxist koyu bir marksist |
| een | e plek morarmiş yer, 2 fig/mec een e maandag kisa bir süre |
| een | e term genel ifade, geçerli tabir |
| een | e tijd zor bir dönem, weer çekilmez bir hava |
| een | e toestand kritik bir durum, een ogenblik endişe verici bir an, II d, |
| een | fe maatregel sert bir önlem, 4 (energiek) enerjik, dinamik |
| een | geval acikli bir durum |
| een | geven havalara girmek, kendine bir hava vermek, 2 in de gaan staan |
| een | kind ele avuca siğmaz bir çocuk, II z, (met moeite) güçlükle, zoru |
| een | kinderen bir dizi çocuk, 3 (persoon) sirik, fasulye siriği, uzun |
| een | kleren bir çiki elbise, een gedichten bir şiir demeti, şiir |
| een | maken bir yumruk olmak, direniş örgütlemek, eten uit het je elle |
| een | noemen rast gele bir örnek vermek, rast gele bir cevap vermek |
| een | ona bir bakayim, de zaak is zo bekeken bu kadar, şip şak, bir |
| een | opmerking anlamsiz bir yorum |
| een | paard astimli bir at |
| een | plaatsen birini kiskaca almak |
| een | punt sabit bir nokta, 2 (permanent) sürekli, devamli, değişmez, sabit, |
| een | re reis uzak bir seyahat, in re tijden çok eskiden, weg uzak yol, 2 |
| een | tegen iemand (iets) birine (bir şeye) karşi önyargili olmak, dat is |
| een | tje lichten birine çelme takrnak, op zijn laatste benen lopen |
| een | tje vechten ufak bir kavga yapmak |
| een | toneelstuk harika bir tiyatro oyunu, II z, çok, aşiri, inanilmayacak |
| een | verder şimdi biraz daha ileride, het is hier ken goedkoper burasi |
| een | zonder end dipsiz kuyu, yilan hikayesi, sonu olmayan bir şey/iş, |
| een afstand | bir uzakliği yürüyüp katetmek, II gs, bir miktara |
| een beek | bir derenin yatağini değiştirmek, een weg yolu başka yerden |
| een bepaalde | vorm geven) belli bir şekle sokmak, biçime sokmak, formüle |
| een bezoek | bir ziyaretin olmayacağini bildirmek, zijn meisje |
| een bire | karşi sekiz, ik vertel het je moeder annene söylerim, de muur |
| een boek | kitabin çikişi, 3 (visioen) görüntü, een mooie iyi bir görünüş |
| Een dag | zonder jou is als verdriet zonder een traan. Een nacht zonder jou is als blijdschap zonder een lac Maar 1 seconde het gevoel van jouw kus maakt alles weer goed.sensiz bir gün, göz yaşı olmayan kedere gibi,sensiz gece, gülüşsüz mutluluk gibiama bir saniyelik öpücüğünü hissetmek, herşeyi düzeltiyor |
| een emmer | water bir kova suyu vurup devirmek |
| een fiets | bisikletten inmek, 2 op iemand (iets) birine (bir |
| één gedachte | sen benden çok yaşayacaksin (iki kişinin ayni anda bir şeyi |
| een gevoelige | raken bam teline dokunmak, birinin hassas damarina basmak, |
| een glimlach | op zijn gezicht yüzünde bir tebessüm var, 4 durmak, de krant |
| een goede | oyunun iyi bir kadrosu vardi, |
| EEN I | sa bir, een van mijn buren komşularimdan biri, bir komşum, |
| Een kaartje naar , alstublieft | e bir bilet, ltfen |
| een kasteel | saray gibi ev, huizen bouwen op iemand birine tamamen güvenmek, |
| Een Keer | Bir Kere,Een Keer |
| Een Keer Per Maannd | Ayda Bir,Een Keer Per Maannd |
| een knoop | bir düğümü sikiştirmak, 5 fig/mec de stoute schoenen |
| een koele | soğuk bir karşilama, 3 de en en uitgaven gelirler ve giderler, |
| een kubus | kübün alti yüzü, (v, plat) yüz, een bladzijde bir sayfa, (bij |
| een leveren | birine adi bir oyun oynamak |
| Een Man Van Aanzien | Itibarli Bir Adam ,Een Man Van Aanzien |
| een mand | appelen bir sepet dolusu elma, angst korku dolu, hoop umut |
| een meisje | kitap gibi bir kiz, |
| een mens! | sen de insansin! zij heeft er nog een onun bir tane daha var, |
| een mijn | bir mayina çarpmak, zij Ioopt naar de veertig kirkina merdiven |
| een mooie | plaats. Burası güzel bir yer, Hier is een mooi plekje. |
| een muur | bir duvari badanalamak, beyazlatmak, 2 iets ergens op bir şeyi |
| een nieuwe | bouwen yeni bir fabrika kurmak |
| een onbewaakt | gafil bir anda, op dit şu anda, op een gegeven bir ara, |
| een oude | rot, bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak 't ene oor in en |
| een plan | bir plani gerçekleştirmek, II gs, 1 (sterker worden) |
| een plan | bir plani somutlaştirmak |
| een rustig | leven sakin bir yaşam sürdürmek, 5 götürmek, dat leidt tot |
| een schip | op aan de horizon ufukta bir gemi görünüyor |
| een school | okul müdürü, afdelings bölüm başkani, 5 (individu) kişi, birey, |
| een staat | bir ülkede içki yasaklamak |
| een stad | bir şehri kurtarmak, 2 (uit een ambt) işten el çektirmek, |
| een stem | bir sesin netliği |
| een stevig | doyurucu bir yemek |
| een tijdje | kisa bir süre için, geçici olarak, voor zijn vaktinden önce, |
| Een Tostel Demonstreren | bir aletin nasil calistigini gostermek ,Een Tostel Demonstreren |
| een uitnodiging | bir daveti yerine getirmek, bir davete uymak, geven aan |
| een verplichting | birini bir yükümden kurtarrnak, iemand uit zijn ambt |
| een verzoek | bir teklife ilgi göstermek, teklifle ilgilenmek, ergens op |
| een vitale | kwestie hayati bir mesele, 2 (vol levenskracht) hayat dolu, |
| Een Voor Een | Birer Birer,Een Voor Een |
| een wasmachine | bir çamaşir makinesine ihtiyacim var, 4 kunt u iets voor de |
| een wens | bir arzuyu yerine getirmek, ten van nin sonucu olarak, dan/den |
| een zaak | bir işi aceleye getirmek, zich çok acele etmek, iki ayağini bir |
| een ziekenhuis | hastanede görevli, hij is in een fabriek bir fabrikada |
| een, Bir | hava, bir hava! Wat een weer, wat een weer! Bir bitirsem! Was ik |
| EENDAAGS | 1 günde bir kez olan, 2 (één dag geldig) bir günlük |
| EENDAGSVLIEG | ( en) zo efemerid, kisa ömürlü bir böcek |
| Eendracht | Uyuym,birlik,Eendracht |
| EENDRACHT | uyum, ahenk, birlik, kubaşma, elbirliği, maakt macht |
| EENHEID | (...heden) 1 (het niet verdeeld zijn) birlik, van |
| EENHEIDSFRONT | birleşik cephe |
| EENHEIDSPRIJS | (...prijzen) 1 (per eenheid) birim başi fiyat, 2 |
| EENHOORN | (s) tek boynuzlu efsanevi bir at |
| EENJARIG s | 1 bir yaşinda, 2 (een jaar durende) bir yil süren, |
| EENLETTERGREPIG | tek heceli, bir heceli, woord tek heceli |
| EENLING | ( en) tek başina biri, kendi halinde biri |
| Eenmaal | Birsefer,Bir Kere,bir kez,Eenmaal |
| EENMAAL z, | bir defa, bir kez, bir sefer, is geen maal bir |
| EENMALIG | bir defalik, bir kez karşilaşlian, bir kere olan |
| EENMANS | bir kişilik, tek kişi tarafindan yapilan vb, |
| EENPARIG | z, uyumlu, mutabik, birlikte met e stemmen oybirliği |
| EENPARIGHEID | oybirliği, mutabiklik, |
| EENPERSOONS | bir kişilik, tek kişilik, tek kişi için |
| Eens | Bir Kere,Gelecekte,eskiden,bir zamanlar,,Eens |
| eens | bir daha bakmak, yeniden gözden geçirmek, het hebben ardindan |
| eens | bir daha sorayim |
| eens ara | sira, bir ara, bir zamanlar, (ooit) hiç, 7 je weet het niet, ? |
| EENS I | 1 z, (nog één keer) bir kez daha, bir misli daha, zo |
| EENSDEELS z, | ... anderdeels bir taraftan... bir taraftan da, |
| Eensklaps | Birdenbire,Eensklaps |
| EENSKLAPS z, | aniden, birden bire, beklenmeksizin, apansizin |
| EENTJE | (s) 1 tek, biricik, 2 in (op) mijn kendi başima, |
| EENTWEEDRIE birden | bire, hemencecik, bir kiüç |
| EENWORDING | birleşme |
| Eerst | Birinci,ilk once,Eerst |
| EERST I | si sa birinci, ilk, de e dag birinci gün, ilk gün, II s, |
| EERSTEGRAADS | birinci dereceden, verwonding birinci dereceden |
| EERSTEKLAS | birinci sinif, şahane, een bediening birinci sinif |
| EERSTERANGS | birinci sinif, en iyi kalite, lüks, |
| Eertijds | Eskiden,bir zamanlar ,Eertijds |
| EERTIJDS z, | önceleri, vaktiyle, bir zamanlar, evvel zaman içinde |
| Eertsterangs | Birinci Sinif,luks,Eertsterangs |
| EETCAFE | (s) yemekli birahane, yemekli kahve |
| eetkamer | 2 (birlik) vereniging d. verbond kamer d. Ticaret Odası Kamer |
| efendiden bir | adam een fatsoenlijk man |
| EFFE z, | (een ogenblik) bir an, birazcik, bir saniye, wacht |
| efkarumumiye, | tegen iets maken bir şeye karşi kamuoyu meydana getirmek, 5 |
| eften püften | bir şey Het is pet. Het is klote. |
| EGARD | d, (s) saygi, iemand met s behandelen birine saygin |
| EGELANTIER | ( en, s) kokulu bir yabani gül, |
| eğen, een | volk maken bir halki boyunduruk altina almak, halka |
| eğlendirici oyun, | oyalayici bir oyun |
| eğlenti perşembeye | alindi, veel werk birçok iş yapmak, bir sürü işi |
| eğriltmek, iets | bir şeyi eğmek, II gs, (, is ) eğrilmek, bükülmek, (yol) |
| EIDEREEND | ( en) zo bir tür deniz ördeği, |
| Eigendunk | Kibir,kendini begenme,Eigendunk |
| EIGENDUNK | kibir, kendini beğenmişlik, kurum, |
| Eigendunkelijk | Kibirli,kendini begenmis,Eigendunkelijk |
| EIGENWAAN | kendini beğenmişlik, kibir, kurum |
| EINDE | (s) 1 (kisa) yol, mesafe, een meegaan birazcik beraber |
| ekmeğini elinden | almak, birini işinden etmek, |
| Ekonomik Işbirliği | ve Kalkinma Örgütü |
| ekonomik işbirliği | ve kalkınma örgütü Organisatie voor Economische |
| eksik, er | is niets yok, geriye bir şey kalmamiş, onder başka, ayrica, |
| eksiktir, je | bent) niet ! bir tahtan eksik galiba! iyisin ya! |
| el uzatmak | (birine) / 1 iemand van zijn recht proberen te beroven, 2 |
| ELAND | ( en) zo, bir tür iri boynuzlu geyik, |
| elbirliği - | ni samenwerking d. |
| elbirliği yapmak | / samenwerken |
| elbirliği yapmak, | el ele hareket etmek, el ele vermek |
| elbise dolabi, | iemand op de jagen birini kizdirmak, birini çileden |
| elbisesini çıkarmak | 1 (soyunmak) zich uitkleden, 2 / n/ (birini soymak) |
| elde avuçta | bir şey kalmamak niets meer overhebben |
| ele vermekten | korkmak, iemand op de geven birini hirpalamak, haşlamak, |
| eleştiri, een | nieuw bestaan yeni bir yaşam kurmak, een klantenkring |
| eleştirici bir | gözle, |
| Elf | On Bir,Elf |
| ELF I | sa on bir, april on bir nisan, les ders on bir II d, |
| ELFDE si | sa on birinci, |
| ELFENBANKJE | (s) bir tür mantar, |
| eli uzatmak, | birine yardim etmek, de hand aan (y)a/e el uzatmak |
| elinden bir | kaza çıkmak in/ een ongeluk veroorzaken |
| elinden bir | şey gelmemek / n/ 1 niets kunnen doen of geen oplossing |
| elinden ekmeğini | kazanrnak, iemand aan een stuk helpen birine iş |
| elinden hiçbir | şey kurtulmamak / n/ van alle markten thuis zijn, heel |
| eline bir | şey geçmemek 1 (az kazan niet veel verdienen, weinig |
| eline düşmek | / n/ 1 onder iemands controle komen, 2 (birine ihtiyacı |
| elini yıkamak | 1 handen wassen, 2 mec./fig. (bir şeyden elini çek zijn |
| Elkaar | Birbiri,birbirini,Elkaar |
| elkaar als | twee druppels water tipki birbirlerine benziyorlar, 2 het lijkt |
| elkaar omgaan, | 2 (görüş birliğine var het eens zijn, |
| ELKAAR za | l birbiri, birbirini, birbirlerine, zij helpen |
| elleri yağda | bir elleri balda, 4 (dadelijk) hemen, ik kom hemen geliyorum, |
| ELLESTOK | ( ken) bir arşinlik çubuk |
| elma daha, | eens bir daha, iets? başka bir şey? (maar) vijf (sadece) |
| elverişli uygun, | II z,beceriklice, hünerli bir şekilde, marifetlice |
| elverişsiz, muhali | weer elverişsiz bir hava, 2 hand/tic kârsiz, az |
| Emanete | Birakmak |
| Emanete Birakmak | deponeren,Emanete Birakmak |
| emin olmak, | şüphesi olmamak, zij is niet te inandirilacak biri değil |
| EMMER | (s) kova, bakraç, een water bir kova su |
| emniyet tedbiri | veiligheidsmaatregel d. |
| en | omgevallen her şeyimle birlikte bisikletten düştüm, III z, 1 ik |
| EN BLOC | z, toptan, hepsi birden, hep birden, |
| en Ontwikkeling | Ekonomik Işbirliği ve Kalkinma Örgütü |
| en perk | sinirlamak, sinirlanni belirlemek, iemand tevreden birini |
| en vrouw | achterlaten çocuğunu ve karisini kimsesiz geride birakmak, 2 |
| endişelenmek, bir | şeyden endişe duymak, 2 fig/mec dat zit er niet in olacağa |
| ENDJE | (s) 1 (kisa) yol, mesafe, een meegaan birazcik beraber |
| ENE | bls, za, Biri, |
| enerjik, çevik, | 2 (ruim) çok, büyük, külliyetli, een bedrag büyük bir |
| Enerzijds | Bir Taraftan,Enerzijds |
| ENERZIJDS z, | bir taraftan, bir yandan, ,, anderzijds ... bir |
| ENGEL | ( en) 1 melek, 2 fig/mec melek gibi biri, saf, temiz |
| ENGELENGEDULD | büyük sabir |
| engellemek II | ( men) dama, een halen bir dama kazanmak, |
| Enig | Tek,essiz,Birkac,biraz,,Enig |
| ENIG I | s, tek, yegâne, eşsiz, biricik, eşi bulunmayan, (prachtig) |
| Enigarmate | Bir Dereceye Kadar,Enigarmate |
| Enigazins | Biraz,kismen,Enigazins |
| ENIGERMATE z, | kismen, biraz, bir ölçüde, bir dereceye kadar, |
| ENIGSZINS z, | biraz, kismen, şöyle böyle, bir ölçüde, |
| ENKEL I | d, (s) anat, ayak bileği II 1 s, tek, yalmz, bir, e |
| ENKELING | ( en) birey, fert, |
| ENKELVOUDIG | 1 bir ögeli, 2 taalk/dilb tekil, çoğul olmayan, |
| Enlek1 | Birkac,yalniz,Enlek1 |
| ENTREE | (s) 1 giriş, 2 giriş hakki,ergens hebben bir yere |
| enz, konuşup | halletmek, konuşarak bir çözüni bulmak, de zaak işi/meseleyi |
| er een | door kafadan biraz noksan, een door iets halen bir şeye çizgi |
| er graag | eentje willen kopen bir tane satin almak istiyorum, zou je het raam |
| Er is | geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou houdünyada seni ne kadar sevdiğimi anlatabilen bir mesaj yoktur |
| er is | niets te bir şey görünmüyor, görülür bir şey yok, hij ziet bijna |
| Er is qeen sms ter wereId die kan beschrijven hoeveeI ik van jou hou | dünyada seni ne kadar sevdiğimi anIatabiIen bir mesaj yoktur |
| er kunnen | geen twee s op een schip zijn iki kaptan bir gemiyi batirir |
| er niets | aan toe te voegen ekleyecek bir şeyim yok, 2 (als helper) yardimci |
| er was | geen levende in de stad şehirde Allahin bir kulu yoktu, 3 fig/mec |
| er zit | een in het glas bardakta bir kirik var, bardak çatlak, |
| er, hij | weet er niets ondan anlamaz, o konudan bir şey bilmez, wat denk |
| erbij aniden | bir şeyi birakmak |
| ERBIJ z, | zijn a) yakayi ele vermek, b) (biryerde, aanwezig) |
| EREDIVISIE | sp, birinci lig |
| EREWOORD | şeref sözü, iemand zijn geven birine şeref sözü |
| erf bir | çöplükte iki horoz ötmez, iki cambaz bir ipte oynamaz, iki kaptan |
| ERFLATER | (s) miras birakan kimse |
| ERFLATING | ( en) miras birakma |
| Ergens | Bir Yerde,Bir Yer,Ergens |
| ergens | bir şeyi yüklenmek |
| ergens | bir yere yerleşmek |
| ergens | emerek bir yere yapişmak, |
| ergens | tegenop bir şeyi gözünde büyütmek, iets door de vingers |
| ergens bij | bir şeyi bir şeye eklemek, twee dingen bij elkaar iki şeyi |
| ergens geen | hand naar bir şeye el uzatmamak, yapmak istememek, 3 fig/mec |
| ergens geen | in zien bir şeyde ekmek/kâr görmemek, |
| ergens gezellig | mee bezig zijn, 3 (bir yerde çok kal ergens blijven |
| ergens niets | van bir şeyi iyi yapmamak |
| ergens van | bir şeye şaşirmak II h, hayret, şaşkinlik, baren şaşkinlik |
| ERGENS z, | 1 (herhangi) bir yer, bir yerde, ik heb haar gezien |
| ERIN z, | için(d)e, içerisin(d)e, iemand laten lopen birini |
| erin! bir | daha gayret! haydi bir daha! |
| eritip birleştirmek, | fig/mec birleştirmek, bütünleştirmek |
| erken birakmak, | b) (geslachtsgemeenschap) cinsel boşalmayi yanda kesmek |
| ermez, anlamam, | het is değersiz, kötü, dat is (naatje) boktan bir şey, |
| ermiş, mijn | is op sabrim tükendi, met sabirla, sebatla, iemands op de |
| erosal, een | e film erotik bir film, |
| ertussen | birini enayi yerine koymak, aldatmak, de moeite zahmet etmek, |
| ERVAN z, | ondan, het nemen hevesini almak, bir şeye doymak, |
| ervaring kennen | bir şeyi deneyimden/tecrübeden bilmek, het hoofd (weten) |
| esasli görüşmek, | iets bir şeyi esasli görüşmek |
| escorteren refakat | etmek, iemand birine refakat etmek, 3 |
| eşek bile | düştüğü kuyuya bir daha düşmez een ezel stoot zich geen twee keer |
| eski bir | tarih atmak, |
| eskitti, | de tijd zamani harcamak, geçirmek, 3 iemand voor iets birini |
| Esleri Birbirleriyle | Degiserek Birlesmesi Icin Mekan |
| Esleri Birbirleriyle Degiserek Birlesmesi Icin Mekan | paringclup,Esleri Birbirleriyle Degiserek Birlesmesi Icin Mekan |
| eşlik etmek, | iemand de trap birini merdivenden indirmek, II gs, |
| esnaflar birliği | winkelvereniging d. |
| eşsiz, kunt | u een geven? bir örnek verirmisiniz? aan iemand een nemen |
| estağfurullah | (bir şey değil) Graag gedaan, Niets te danken! 2 (gezegd |
| eten ? | yemek hazir mi? met tets zijn bir şeyi bitirmiş olmak, tamamlamiş |
| eten masaya | getirmek, sofraya koymak, 5 het niet kunnen bir şeyi |
| eten onunla | ayni harala girilmez, onunla bir alişverişin/ilişkin olmasa daha |
| etkilemek, | (overhalen) iemand tot iets birini bir şeye teşvik |
| etkilemek, de | woorden sloegen in sözler etki yapti, 3 een weg bir yola |
| etkili, keskin, | dokunakli, sert, een stem dokunakli bir ses |
| etkili, tesirli, | een geneesmiddel etkili bir ilaç, 3 (voedzaam) besinli |
| etkisi altinda | olmak, een krijgen van iets bir şeyden etkilenmek, onder de |
| etkisiz hale | getirmek, b) birini öldürmek, |
| ETMAAL | (...malen) bir gün, hij heeft gedurende een hevige |
| etmek iemand | met zijn verjaardag birinin doğum gününü kutlamak |
| etmek, | (kopen) satin almak, een tafel bir masa satin almak, 3 almak, |
| etmek, | (voorstellen) taniştirmak, zichzelf aan iemand biriyle tanişmak, |
| etmek, | fig/mec op iets bir şey üzerinde konuşup/düşünüp durmak, |
| etmek, | iemand tot voetballer van het jaar birini yilin futbolcusu ilan |
| etmek, | op iets ingaan bir şeyin detaylarina girmek, het huilen staat hem |
| etmek, | over iets bir şeye söylenmek, miringirin etmek |
| etmek, atamak, | troepen birlikleri başka yere yerleştirmek |
| etmek, ayirt | etmek, iets bir şeyi ayirt etmek |
| etmek, b | (seksueel) birine cinsel eziyet etmek, |
| etmek, beklemek, | bakmak, een gevangene bir tutukluyu beklemek, |
| etmek, bir | şeyi yapmaya çekinmemek, |
| etmek, bir | yere dolmak, 2 fikir, buluş, dat is een goede iyi bir fikir, |
| etmek, birine | saygili davranmak, |
| etmek, birini | oyalamak, zich met ile meşgul olmak, |
| etmek, birlikte | yapmak, niet kunnen ayak uyduramamak, parasi yetmemek |
| etmek, de | laatste aan iets leggen bir şeyi tamamlamak, bitirmek, de |
| etmek, demek, | mana vermek, anders gezegd başka bir deyişle, dat wil yani, |
| etmek, devretmek, | 2 (nog eens) yeniden yapmak, bir kez daha yapmak, yeniden |
| etmek, dokunmak, | işlemek, etki birakmak, (y)i etkilemek |
| etmek, een | boodschap bir mesaji bildirmek |
| etmek, een | d leven sürtük bir yaşam |
| etmek, een | garage bij het huis evin yanina bir garaj yapmak, |
| etmek, een | gevangene bir tutukluyu tahliye etmek, iemand uit de hechtenis |
| etmek, een | raad bir öğüdü tutmak, II gs, ( , is ) yerine geçmek, yerini |
| etmek, geld | bir hesaba para transfer etmek, er is 50 op uw rekening |
| etmek, göstermek, | takdim etmek, 2 (geld) bir kenara koymak, biriktirmek, |
| etmek, hakim | olmak, zijn ongeduld sabirsizliğini bastirmak, |
| etmek, için | savaş vermek, tegen iets bir şeye karşi savaşmak, voor een |
| etmek, iemand | (iets) birini (bir şeyi) temsil etmek, 2 (betekenen) |
| etmek, iemand | als lid birini üyeliğe kabul etmek, een vorstel |
| etmek, iemand | biri ile yarişa girmek, |
| etmek, iemand | birine hainlik etmek, 2 een geheim sirri ele vermek, 3 |
| etmek, iemand | het antwoord blijven birine cevap verememek s |
| etmek, iemand | met iets birine bir şey vermek, |
| etmek, iemand | voor leugenaar birine yalanci demek |
| etmek, iemands | klachten birinin şikayetlerini kabul etmek, |
| etmek, II | g, (nieuwsgierig) meraklandirmak, iemand birini meraklandirmak, |
| etmek, kamçilamak, | kişkirtmak, körüklemek, iemand tot iets birini bir şeye |
| etmek, op | iets bir şeyi üstü kapali ifade etmek, bir şeyi hissettirmek, |
| etmek, saygi | göstermek, iemands besluit birinin kararina saygi |
| etmek, schuld | suçunu kabul etmek, 2 een godsdienst bir dine iman |
| etmek, takdim | etmek, gösterrnek, iemand een plan birine bir plan arzetmek, |
| etmek, verkrachten | tecavüz etmek, irzina geçmek, een vrouw bir kadinin |
| etmek, vermek, | tevdi etmek, 2 iemand aan de politie birini polise teslim |
| etmek, yalanlamak, | inkâr etmek, elkaar birbiri ile çelişmek, zich |
| etmek, zich | aldirmak, aldiriş etmek, hij stoort zich aan niets hiçbir şeye |
| etmek, zich | boos sinirlenmek, zoiets maakt hem boos böyle bir şey onu |
| etmemek, aceleye | getirmemek, tedbirli davranmak, van de een dag maken |
| etmemiş gibi | davranmak, iemand iets door de boren birinin bir şeyini |
| etmeye çalişmak, | çaba/gayret göstermek, iets te grijpen bir şeyi |
| etmeyen, bir, | het is mij of zij komt gelip gelmemesi benim için birdir, 2 |
| etrafinda toplanmak, | 2 zich achter iemand birinin yaninda yer almak, |
| etrnek, yorumlamak, | een droom bir rüyayi açiklamak, rüyaya açiklik |
| Ettelijke | Bircok,Ettelijke |
| ETTELIJKE bl | sa, birçok, bir kaç, malen bir kaç kez |
| ettirmek, iemand | een geheim birine sirrini söyletmek, birinin sirrini |
| euf/ört, kafayi | bulmak, çakirkeyf olmak, zich ergens over maken bir şeye |
| EUREKA buldum! | (ani bir buluş heyecani) |
| Europese Unie | Avrupa Birligi |
| Even | Bir Dakka,Dakika,Even |
| Even,1 | Ayni,cift ,biraz,Even,1 |
| EVENKNIE | ( en) denk, denkteş, iemands zijn birinin dengi |
| Eventjes | Birazcik,Eventjes |
| EVENTJES z, | (een ogenblik) bir an, birazcik, bir saniye, wacht |
| evenwicht denge, | iets in houden bir şeyi dengede tutmak, |
| evlendirmek uithuwelijken, | (kızı birine ayarla-, v. vrouw) |
| evlenmek aan | de man komen, trouwen met, Ankaralı birine vardı, Zij |
| evlenmek, de | opnemen mücadeleyi kabul etmek, iemand de toewerpen birine |
| evlilik, hij | is getrouwd mutlu bir evlilik yapti, een leven mutlu bir |
| examen | birini sinava tabi tutmak, sinavdan geçirmek, 3 zich aan zijn lot |
| examen birini | sinava hazirlamak, sinava yetiştirmek, |
| EXODUS | (bir yerden) toplu gidiş |
| EXPRES z, | kasitli, bile bile, kasten, kasti, belli bir gaye ile |
| eylemek, ergens | het beste van bir şey için elinden geleni yapmak, iemand |
| eyleminden sorumlu | görmek, birinin eyleminden mesul olduğunu açiklamak |
| ezberde okumak, | het in de schoot leggen bir şeye razi olmak, teslim olmak, |
| ezbere bilmek | / (bir şeyi) van buiten kennen, uit het hoofd kennen, |
| ezbere/gözü kapali/su | gibi (bilmek), ergens niet over kunnen bir şeye |
| F | (s) f, f harfi elek, farad, elektrik kuvvetini ölçme birimi |
| Faderatie | Federasyon,birlik,Faderatie |
| FAIT ACCOMPLI | h, oldubitti, emri vaki, iemand voor een zetten birini |
| faiz birikimi | (rente)accumulatie d. |
| faiz hesabi, | een e stof bileşik madde, een e breuk birleşik kesir |
| faizi ile | birlikte ödeyerek hesabi kapatmak, amorti etmek |
| fali, iemands | opmaken (trekken) birinin falina bakmak |
| FALIE | (s) kapşon, kukuleta, iemand op zijn geven birini paylamak, |
| familie | birini ailesine taniştirmak, zich kendini tanitmak, takdim |
| familie gelieerd | zijn bir aileye akraba olmak |
| Familielid | Ailebireyi,aileferdi,Familielid |
| FAMILIELID | (...leden) aile bireyi, aile ferdi |
| FANTASTISCH I | s, z, 1 hayali, fantastik, een plan hayali bir plan, 2 |
| fanteziye sahip | olmak, 2 (inbeelding) kendini beğenmişlik, kibir, kurum, wat |
| FARAD | elek, farad, elektrik kuvvetini ölçme birimi |
| FARIZEES farizeisch | s, z, ikiyüzlü, düzmeci, een e lach ikiyüzlü bir |
| farketmek, | dokunmak, iemand in zijn eer birinin şerefine dokunmak, II |
| FAUN | ( en) myth/mit yari insan yari hayvan bir ilah |
| FAUNA | bir bölgede yaşayan hayvanlarin tümü, |
| FEDERATIE s | federasyon, birlik |
| feest | birini eğlenceye çağirmak, |
| felaket bir | şekilde in hoge mate, zeer, verschrikkelijk, vreselijk |
| felaket bir | şey, berbat bir şey, ivirzivir bir şey, eften püften, bir işe |
| felekten bir | gece çalmak een gezellige/leuke dag/avond hebben |
| felekten bir | gün çalmak een gezellige/leuke dag/avond hebben |
| ferahlık verici | 1 verfrissend, luchtig, niet benauwend, 2 (birini |
| fıçı bira | vat bier |
| Ficidan | Cekmek(bira) |
| Ficidan Cekmek(bira) | tappen,Ficidan Cekmek(bira) |
| fig/mec | ( ,h) (birine) kuyruk olmak, |
| fig/mec | baglamak, zijn hoop op iemand (iets) umudunu birine (bir şeye) |
| fig/mec | iets met stilzwijgen bir şeyi sükut geçmek, iemand bij |
| fig/mec | op iemand maken birini didik didik aramak, II h, ( en) (schip) |
| fig/mec | voor iets bir şeye cesaret edememek, bir şeyden çekinmek |
| fig/mec bir | araya çağirmak, vrienden voor een feest arkadaşlari eğlenceye |
| fig/mec birinin | hareketlerini sinirlamak, fig/mec bağlamak, die |
| fig/mec de | gelegenheid tot iets bir şeye imkan sağlamak, |
| fig/mec doldurmak, | zenginleştirmek, süslemek, 2 iets ergens mee bir şeyi |
| fig/mec dwingen | tot) şantaj yapmak, iemand iets birini bir şeye |
| fig/mec een | uit de pan krijgen ağzinin payini almak, iyi bir azar işitmek |
| fig/mec een | voorstel bir öneriyi geri çevirmek, iemand aan de deur |
| fig/mec er | broeit wat ortalikta bir şeyler dönüyor, |
| fig/mec ergens | vreemd van bir şeye şaşirmak, tegen iemand birine saygi |
| fig/mec het | van iets dragen bir şeyin damgasini taşimak, van de oude |
| fig/mec hij | is aangeschoten o biraz çakirkeyiftir, |
| fig/mec hoogmoedig | burnu büyük, kendini beğenmiş, tafraci, kibirli, burnu |
| fig/mec iemand | de ogen birinin gözlerini açmak, een rekening hesap |
| fig/mec iemand | iets laten birini bir şeyin dişinda birakmak, iets |
| fig/mec iemands | bevoegdheden birinin yetkisini sinirlamak, |
| fig/mec niet | meer meedoen) çekilmek, birakmak, oyun bozanlik |
| fig/mec overdrijven | abartmak, şişirmek, iets te zeer bir şeyi çok |
| fig/mec pay, | een hebben in een fabriek bir fabrikada hissesi olmak, ergens |
| fig/mec teşvik | etmek, kamçilamak, dürtmek, iemands moed birini |
| fig/mec vastgeroest | zijn bir şeye saplanip kalmak |
| fig/mec weer | adem rahat bir nefes almak II f, g, (schiep, h, geschapen) |
| fig/mec zijn | geld in het water parasini suya atmak, iets in het vuur bir |
| FIGUURLIJK | z, mecazi, çift manali, de e betekenis van een woord bir |
| fiki, senli | benli, içli dişli, ke vrienden met iemand zijn biri |
| fikrini değiştirmek, | iemand konuşarak birinin fikrini değiştirmek |
| film zirva | bir film, 3 (raar) acayip, garip, tuhaf, een geval garip bir |
| fincan çay, | bir bardak çay, 2 (hoofd) baş, kafa, iemand een kleiner maken |
| firçalamak, b | fig/mec birinin kulağinin tozunu almak, |
| firlatmak, iemand | de deur uit birini kapi dişari etmek |
| firlayip açilmak, | 2 op iemand birinin üzerine atilmak |
| fisil söylemek, | iemand iets birinin kulağina bir şey fisildamak |
| fisildamak, het | gaat het ene in en het andere uit bir kulağindan girer |
| Fiyat | Birligi |
| Fiyat Birligi | pariteit,Fiyat Birligi |
| fiyatlari kirma, | op hemen, birden, op vuruş üstüne vuruş, van zijn |
| FLAGEOLET | ( ten) yüksek sesli bir flüt |
| FLANSEN | g, (flanste, h, geflanst) in elkaar bir araya getirmek, derme |
| FLARD | ( en) paçavra, bez parçasi, iets aan en scheuren bir şeyi |
| fles | benim için yeni bir şişe açmayiniz, 2 kullanmaya başlamak, |
| FLES | ( sen) şişe, een melk bir şişe süt, fig/mec op de zijn/gaan |
| flitst door | zijn hoofd kafasinda bir düşünce şimşek gibi çakti, aklina |
| FLORA | (s) bitey, flora, (bir bölgede) bitkiler kümesi |
| FLOX | ( en) bir tür çiçek |
| FLUKS z, | ( er, t) hemen, derhal, hizlica, ivedi, tezelden, çarçabuk, bir |
| FLUT | değersiz, adi, eften püften, het was een flutfeest adi bir |
| FLUTBEDRAG | ( en) küçük bir miktar |
| FLUTBOEK | ( en) eften püften bir kitap |
| FONDANT | h, (s) fondan, bir tür şekerleme, |
| FONEEM | (fonemen) sesbirim, fonem |
| FORCE MAJEUR | d, karşi konulmaz güç, dat is elden bir şey gelmez, |
| forceren, | /, (birini köşeye iemand in het hoek |
| FORMATIE | (s) 1 düzen, tertip, nizam, in vliegen bir düzen içinde |
| FOTOGENIEK | fotojenik, fotoğrafta güzel etki birakan |
| FOUILLEREN | g, (fouilleerde, h, gefouilleerd) (birinin) üstünü başini |
| FOXTROT | (s) fokstrot, bir çeşit dans |
| frank, para | birimi, |
| FRANS I | S, Fransali, Fransiz, Fransaya ait, iets met de e slag doen bir |
| FREGAT | ( ten) scheep/den firkata, eski bir savaş gemisi |
| FREGATVOGEL | (s) zo, fregat kuşu, uzun kanatli bir deniz kuşu |
| FRESIA | (s) bot, bir tür süsen, frezya |
| Frikadel | Bir Tur Ezme Sucuk,Frikadel |
| FRIKADEL | ( len) bir tür sucuk |
| FRISJES | serin, biraz soğuk |
| Frunnuiken | Parmakla Birseyle Oynayip Durmak,Frunnuiken |
| FRUTSELEN | gs, (frutselde, h, gefrutseld) ergens aan bir şeyi ellemek, |
| Fuseren | Kaynasmak,birlesmek,Fuseren |
| FUSEREN | gs, (fuseerde, h, gcfuseerd) kaynaşmak, birleşmek |
| Fusie | Birlesme,fuzyon,Fusie |
| FUSIE | (s) 1 nat/fiz kaynaşma, ergime, 2 (v, partijen enz,) birleşme, |
| Fusies en overnames | Birlesme ve satin almalar |
| G | (gs) 1 g, g harfi, de is een keelklank (gutturaal) g girtlaksi bir |
| g lang | duren) dayanmak, eskimemek, aşinmamak tegenin ergens gaan bir |
| G.A.K afk/kis | Gemeenschappelijk Administratiekantoor Işletmeler Birligi |
| gaan bir | şeyi gidip araştirmak, (te pakken krijgen) elde etmeye |
| gaat u | maar naar binnen! lütfen giriniz! II g, (bir vere) girmek, ik |
| GADING | beğeni, zevk, istek, tat van iemand zijn birinin tam aradigi |
| gafıl bir | anda in een onbewaakt ogenblik |
| GALEI | ( en) scheep/den kadirga, eski bir savaş gemisi, iemand tol de |
| galiba biraz? | zo als ...nerdeyse, hemen hemen, dat is zo al, zeker |
| GALJOEN | ( en) kalyon, eski bir harp gemisi, |
| GALLISCH | Gallik, Fransaya ait, ergens van worden bir şeye kizmak |
| GALOP | (s) dörtnal in dörtnala bir hizla, hij kwam in terug |
| gam çekmek, | ergens over bir şeyden dolayi kahirlanmak, üzülmek, zich dood |
| GAMBIR s | (erkek) Gambiyali |
| gammazlamak, ele | vermek, iemand birini gammazlamak, birini ele vermek, |
| gamsiz, een | leven derli toplu bir yaşam, huzurlu bir yaşam |
| gang i | 2 (birini zorla iemand dwingen (om iets te doen), 3 |
| GANZENBORD | ( en) zarla oynanan ve kaz resimleri kullanilan bir tür oyun |
| garanti garantie | d. (kefalet) borg d. waarborg d.vrijwaring d. bir yıl |
| GARANTIE | (s) garanti, teminat, met een jaar bir yil garantili |
| garazi olmak, | iemand birine kin gütmek, 2 (afkeer hebben v,) nefret etmek, |
| GARDE | 1 (s) muhafiz birliği, de oude eski nesil /toprak, 2 (n) |
| GARDENIA | (,s) bot, gardenya, kökboyasigillerden bir bitki |
| GAREEL | (garelen) hamut, koşum takimi, iemand in het houden birini |
| garip bir | adam een rare vent |
| garip raar, | zonderling, cins bir adam een rare vent, 6 (hayvan, iyi |
| GASPELDOORN | (s) bot, Katir tirnağina benzer bir bitki |
| GASPELDOREN | (s) bot, Katir tirnağina benzer bir bitki |
| GASTVRIJ | z, konuksever, misafirperver, een e man konuksever bir adam |
| GAT | ( en) 1 delik, een in een kleed elbisede bir delik, 2 (opening) |
| gayret göstermek, | didinmek, naar iets bir şeye gayret göstermek, II h, |
| gayretli olmak, | hevesli olmak, fazla istek göstermek, voor een zaak bir |
| gayretli/hamarat bir | kadin, |
| gayri iradi | yapmak, 3 zich niet zijn van iets bir şeyin farkinda olmamak |
| gazete muhabiri | verslaggever d. correspondent d. reporter d |
| GEBAAR | (gebaren) 1 jest, een vriendelijk sevimli bir jest, gebaren |
| GEBETEN | zijn op iemand/iets birine/bir şeye diş bilemek, birine/bir |
| gebeurtenis anilacak | bir olay |
| GEBIEDSDEEL | (...delen) bir devlet ait bölge |
| GEBROEDERS | mv/çoğ kardeşler, biraderler |
| gebruiken edebiyat | yapmak, een goed je voor iemand doen birinin yararina |
| GEBUKT | gaan onder iets bir şeyin altinda ezilmek, beli bükülmek |
| geç, | geleden kisa süre önce, bir süre önce, een verslag kisa bir rapor, |
| geçe I | (zaman, van tijd) over, Saat ikiyi on geçe bir randevum var. Ik heb |
| geçen vori | (birkaç gün önce) jongstleden |
| geçici bir | süre tijdelijk |
| gecikmek | verlaat zijn, te laat komen, 2 (tren vb.) vertragen, 3 (bir yere |
| geçimini sağlamak, | beslemek, een gezin bir aileyi geçindirmek, 4 (met |
| geçinmek, iki | yakasini bir araya zor getirmek, iets op zetten bir şeye |
| geçirir, ses | duyulur, het is hier erg burada hiçbir gizlilik olmaz |
| geçirmek, | (v, dieren) dişari çikarmak, 3 zich over iets bir şey hakkinda |
| geçirmek, birini | el sallayarak göndermek |
| geçirmek, er | is haar een ongeluk kaza geçirdi, başina bir kaza geldi, wat |
| geçirmek, fig/mec | iemands hart birinin kalbini fethetmek |
| geçirmek, iets | in hebben bir şeyi mülkiyetine almak, geld para |
| geçirmek, iets | zijn bir şeyin ustasi olmak |
| geçirmek, istek | uyandirmak, uyarmak, iemands ijver birini |
| geçirmek, karşiya | geçirmek, iemand birini karşiya geçirmek |
| geçirmek, kazanmak, | veel kennis birçok bilgi edinmek, nieuws haber ele |
| geçirmek, taşimak, | bulaştirmak, een ziekte op iemand bir hastaliği birine |
| geçirrnek, götürüp | birakmak, refakat etmek, een brief naar de post |
| geçmek, | naar de derde klas üçüncü sinifa geçmek, 2 tot iets bir şey |
| geçmek, yerine | vekalet vermek, voor iemand birine vekalet etmek, yerine |
| geçmesine müsade | edilmemek, iemand van de weg birini yanliş yola |
| geçmişe bir | göz atmak terugblikken, achterom kijken |
| geçmişi hatirlamak, | enige jaren birkaç yil geri gitmek, 3 (prijzen) |
| GECOMPLICEERD | karişik, karmaşik, een geval karişik bir durum |
| GEDAAN iets | van iemand krijgen bir işi birine yaptirmak/hallettirmek, |
| gedaan ömrümde | öyle bir şey yapmadim |
| gedachte ürpertici | bir düşünce |
| GEDACHTELOOS | z, (...lozer, t) düşüncesiz, akli kit, akli bir kariş |
| GEDENKDAG | ( en) (bir şeyin) yildönümü |
| GEDETACHEERD | mil/ask müfreze, bir bütünden ayrilmiş, geçici bir yere |
| gedicht | şiir okumak, muz/müz çalmak, sunmak, icra etmek, 2 iemand birini |
| gedichten derlemek, | bir araya toplamak, fig/mec krachten |
| GEDOE | 1 (bezigheid) bir sürü iş, zahmet, müşkülat, telaş, 2 (drukte) |
| gedrag | birinin davranişini yermek |
| GEDRANG | 1 yiğişma, yiğilma, tikişiklik, 2 (biriken/toplanan) kalabalik, |
| Geduld | Sabir,Geduld |
| Geduld | Sabir,Geduld |
| GEDULD | 1 sabir, tahammül, katlanma, katlaniş, hazim, 2 sebat, |
| Geduldig | Sabirli,Geduldig |
| GEDULDIG | z, 1 sabirli, havsalasi geniş, hazimli, tahammüllü, dayanikli, |
| geeft rasgele | bir müşteri ne verirse, parasi önemli değil, dat is van de ke |
| GEEMOTIONEERD | duygulu, duygusal, met e stem duygulu bir sesle, |
| Geen | YokHic,Hicbir,Degil,Geen |
| geen | değersiz bir iş, 3 stellen in (y)a/e ilgi göstermek, |
| geen | weten (met) (y)a/e çikar yol bulamamak, şaşirip kalmak, bir çözüm |
| geen | zonder zorg her başin bir derdi vardir, dertsiz baş olmaz, 3 |
| Geen Dank | Birsey Degil,Geen Dank |
| geen enkele | hiçbir koşul altinda, onder zekere n belli koşullar altinda, |
| GEEN I | bls, za, hiç, hiçbir, hiçbiri, değil, (hiç) ...degil, mens hiç |
| geen mond | ağiz açmamak, bir şey söylememek, susmak, een boekje over iemand |
| geen tijd | şimdi vaktim yok, of nooit şimdi veya hiçbir zaman, firsat bu |
| geesteszieke | d. krankzinnige d. waanzinnige d. gek d. bir deli bir kuyuya |
| GEESTRIJK | 1 şakaci, esprili, nükteci, nükteli, een man şakaci bir |
| GEGOED | (meer , meest ) zengin, hali vakti yerinde olan, bir eli yagda |
| gehad kafadan | kontak olmak, üşütük olmak, bir çivisi/tahtasi eksik olmak, |
| gehad o | tam bir gün boyunca ateşlendi, bütün gün ateşi vardi |
| GEHECHT | tutkun, bağli, aan iemand/iets zijn birine/bir şeye |
| gehelen | bütünü, tamami, topu, een vormen bir bütün oluşturmak, in het |
| geheugen | animsamak, akla getirmek, iemand iets in het geheugen birine |
| gehoor | (iyi) mooi, prachtig Pekâlâ bir araba, daha ne |
| GEHOOR | 1 işitim, duyma, işitme, 2 işitim yetenegi een fijn ince bir |
| GEHOUDEN | (yasal) zorunlu, zijn om (tot) iets bir şeyi (yapmaya) |
| GEK I | s, z, ( ker, st) 1 (krankzinnig) deli, kaçik, çilgin, bir tahtasi |
| GEKANT | zijn tegen iets bir şeye cidd itirazi olmak, bir şeye karşi |
| GEKKENGETAL | (...getallen) on bir sayisi |
| GEKKO | (s) zo, bir tür kertenkele |
| GEKNIPT | voor iets zijn bir şeye biçilmiş kaftan olmak, çok münasip |
| gekrast. | (hakkında) over insan hakları üstüne bir konferans |
| gekscheren, | / (birine takıl met iemand een grapje uithalen |
| gel- | geschikt zijn, 3 (iyi biri ol goedhartig zijn, een goed iemand |
| GELATEN z, | pasifçe, bir şey demeden, karşi koymadan, teslimiyet |
| geld | leggen bir kenara para koymak, tasarruf etmek |
| geld bir | kenara koymak, 5 scheik/kim ayriştirmak, 6 zich |
| geld faize | yatirmak, faize koymak, vadeli hesaba koymak, 3 iemand birini |
| geld gekost | o bir yiğin paraya mal oldu, bir çuval paraya mal oldu, de grote |
| geld pahalidir | vardir bir hikmeti) ucuzdur vardir bir illeti, goede |
| gelden | paranin hesabini vermek, iets tegenover iemand birine karşi bir |
| GELDERLAND Gelderlan | Hollandanin bir eyaleti, |
| geldig geçersiz, | hükümsüz, 3 (afgesleten) yalama, een schroef yalama bir |
| GELEDEN z, | önce, het is een maand bir ay önceydi, kort kisa bir süre |
| gelegenheid | bir imkani değerlendirmek, bir olanaktan yararlanmak, |
| GELIG | sarimtirak, sarimsi, een e kleur sarimtirak bir renk |
| gelijk, anderdeels | niet! bir yandan haklisin, bir yandan değil! |
| GELIJKMATIG | z, eşit, ayni, bir karar üzere, düzenli, eşit olarak, |
| GELIJKVLOERS | z, yerle ayni seviyede, yerle bir |
| gelir, | (y)a/e doğru gitmek, op iets bir şeye doğru gitmek, op |
| gelişigüzel yapmak, | bir şeyi çarçabuk yapmak, baştan savmak, prijzen |
| gelişmemek, fig/mec | achtergebleven gebieden geri biraktirilmiş |
| geliyor, het | is mij bana garip geliyor, een e smaak garip bir tat, er |
| gelmek - | ir 1 komen, Nereden geliyorsun? Waar kom je vandaan? 2 / (bir |
| gelmek, | den) üstün olmak, gölgede birakmak, (e) baskin çikmak, sollamak, |
| gelmek, iemand | birine yaklaşmak, 2 (zich wenden tot) ilişkiye |
| gelmek, iemand | proberen te birinin hoşuna gitmeye çalişmak, II h, |
| gelmez, | van executie kaçinilmaz bir sorunu erteleme, van komt afstel bir |
| geloof dönmek, | çekilmek, ayrilmak, (van) iemand birine |
| geloof sarsilmaz | bir inanç |
| GELUKSVOGEL | (s) şansli biri/kimse, hij is een echte şansli biridir, |
| GEMBERBIER | zencefilli bira |
| GEMEENSCHAPPELIJK | z, müşterek, ortak, birleşik, toplu, birlikte, |
| GEMIS | darlik, eksiklik, yetersizlik, een van iets vergoeden bir şeyin |
| gemiye yiyecek | sağlamak, iemand van geld birine para sağlamak, zich van |
| GEMOEID | ergens mee zijn bir şey için gerekli olmak, gerekmek, er is |
| GEMUNT het | op iemand hebben birini hedef almak, birini gözü önüne almak, |
| gençten jon | Kapıda gençten bir adam duruyor, Er staat een jonge man voor |
| gene | (tekrar) weer, opnieuw, alweer, 2 (bir kez daha) toch, alsnog |
| GENEGEN | 1 meyilli, eğilimli, yönelimli, istekli, 2 iemand zijn birine |
| GENERALIST | ( en) genelci, bir dalda uzmanlaşmayan |
| generallik derecesi, | één mijn vrienden bir arkadaşim, 6 (ter aanduiding v, |
| GENERLEI | hiç er is gevaar hiçbir tehlike yok |
| GENIETROEPEN | mv/çoğ istihkâm birlikleri |
| geniş bir | bilgi |
| genişliğindedir, een | brede weg geniş bir yol, II z, al lang en |
| GENOEGEN | 1 memnuniyet, tatmin, nemen met iets bir şeyden memnun |
| GENOOTSCHAP | ( pen) birlik, kurum, cemiyet, dernek |
| geom, birleşmeye | yüz tutmak, birbirine yaklaşmak |
| GEPAARD | ikişer, ikili, çift, birlikte, gaan birlikte olmak/gitmek |
| GEPORTEERD | zijn voor iemand/iets biri /bir şey hoşuna gitmek, |
| gereksinimi olmak, | bir şeye ihtiyaç duymak, b) (rijp zijn) hazir |
| gerektiren, sorum | isteyen, mesuliyetli, een e baan mesuliyetli bir iş, |
| Geri | Kalmak(Birinden) |
| geri- | terugkeren, 5 / (birine zich tot iemand wenden, 6 (yön |
| geri almamak, | iptal etmemek, yürürlükte birakmak, terketmemek, 3 (niet |
| geri çekmek, | een wet (voorstel) bir yasayi (teklifi) geri çekmek, iptal |
| geri döndürmek, | de rug naar iemand birine sirtini dönmek, II gs, (, is ) |
| Geri Kalmak(Birinden) | Achterstaan Actersattan Bij ,Geri Kalmak(Birinden) |
| Geride | Birakilmis |
| geride | birakip... |
| Geride | Birakma |
| Geride | Birakmak |
| Geride Birakilmis | Verlaten,Geride Birakilmis |
| Geride Birakma | demarrage(,s),Geride Birakma |
| Geride Birakmak | Nalaten,Geride Birakmak |
| geriye birakmak, | tehir etmek, een vergadering toplantiyi ertelemek |
| GERSTENAT | (alayci) arpa suyu, bira |
| GERUIM | oldukça uzun, (een) e tijd oldukça uzun bir zaman |
| GESCHAPEN | uygun, vasifli voor iets zijn bir şeye çok uygun olmak |
| GESCHIEDBOEK | ( en) (bir ulusa ait) tarih kitabi |
| geslaagd Almancayi | geçtim, Almancayi başardim, in iets bir şeyde başarili |
| GESLACHTSDAAD | (...daden) cinsel birleşme/münasebet |
| GESLACHTSGEMEENSCHAP | cinsel ilişki, cinsel birleşme, cinsel münasebet |
| gesprek canli | bir konuşma, |
| gestandaardiseerd | standartlaştirmak, normlamak, (belli bir) norma |
| gestopt met | roken sigarayi biraktim |
| GETAL | ( len) sayi, rakam, miktar, adet, een groot büyük bir miktar, |
| getal az, | bir iki, tek tük, e dagen bir iki gün, III z, (slechts) |
| GETIKT s | kaçik, bir tahtasi eksik, üşütük, deli, hij is kaçiktir, onun |
| getirmek, aan | een voorwaarde bir koşulu yerine getirmek, aan zijn plicht |
| getirmek, aan | iets bir şeyi düşünmek, over iets üzerinde |
| getirmek, animsatmak, | iemand ergens aan birine bir şeyi animsatmak, |
| getirmek, bir | şeyi açiğa kavuşturmak |
| getirmek, birini | komt altijd op zijn poten terecht kedi her zaman dört |
| getirmek, birleştirmek, | kombine etmek, 2 (met elkaar in verband |
| getirmek, coşturmak, | harekete geçirmek, iemand moed birini yüreklendirmek, |
| getirmek, dile | getirmek, bir şeye dikkat çekmek, |
| getirmek, een | plan bir plan önermek |
| getirmek, gündeme | getirmek, een voorstel ter brengen bir öneriyi gündeme |
| getirmek, iemand | als burgemeester birini belediye başkani olarak göreve |
| getirmek, iets | met de tanden bir şeyi dişle ezmek, öğütmek |
| getirmek, iets | onder de vegen/schuiven bir şeyi hasir atli etmek, 2 |
| getirmek, yüzleştirmek, | yüz yüze getirmek, 2 iemand met ... birini |
| getirtmek, iemand | van de waarheid birine gerçeği kavratmak |
| getogen zijn | doğma büyüme bir yerli olmak, in Turkije Türkiye doğumlu, een |
| geuren en | en vertellen bir şeyi en ince ayrintilariyla anlatmak, hij weet |
| GEURTJE | (s) itir, parfüm, er zit een aan bu işte bir şeyler var |
| gevaren | kendini büyük bir tehlikeye maruz birakmak, kendini |
| GEVECHTSEENHEID | (...heden) mil/ask özel tim, dövüş birliği |
| geven | birini |
| geven birine | bir şeyi) layik görmek, (birinin bir şeyini) kiskanmamak, |
| geven birine | içten öğüt vermek |
| geven birine | kendi silahi ile karşilik vermek, birine misliyle mukabele |
| geven birine | tokat atmak, kulağini çekmek, kulağinin tozunu almak, |
| geven birinin | kulağinin tozunu almak, birine şamar indirmek, |
| gever cömert | kimse, met e hand savurgan bir şekilde, 5 (ruim) bol, çok, |
| GEVLIJ | bij iemand in het komen bir dediğini iki etmemek, birine |
| GEVOEGLIJK z, | uygun, münasip, yakişir, terbiye dahilinde, uygun bir |
| gevoelens | his beslemek, vriendschap met iemand biriyle dostluk |
| GEVOLGAANDUIDEND | taalk/dilb birbirini takip eden |
| gevşemez, kaçinilmaz, | 3 een geneesmiddel kesin etkili bir ilaç, 4 |
| gevşetmek, çevirerek | çikarmak, een schroef bir vidayi gevşetmek/çikarmak, |
| GEWAAGD | ( er, st) tehlikeli, riskli, een onderneming riskli bir |
| GEWAG | ergens van maken bir şeyden bahsetmek, bir şeyden söz etmek, |
| gewassen yapilacak | bir şey yok, önüne geçilemez, çaresi bulunmaz |
| GEWEER | (geweren) tüfek, fig/mec tegen iets in het komen bir şeye |
| geweer proberen | atip denemek, 4 iemand (yolda) birine bir şey |
| GEWELD | 1 zor, şiddet, cebir, zorbalik, van wapenen silah zoru, met |
| GEWELDDADIG I | s, zorba, eli sopali, een e man zorba bir adam, II z, |
| gewend alişik, | alişkin, alişmiş, aan iets zijn bir şeye alişkin olmak, |
| GEWETEN | (s) vicdan, bulunç, iets op zijn hebben bir şeye vicdani |
| gewicht düşürmek, | 2 wisk/mat sadeleştirmek, een breuk bir kesiri |
| GEWICHTIG | z, 1 önemli, ehemmiyetli, ciddi, ağir, 2 doen kendini bir |
| GEWICHTSEENHEID | (...heden) ağirlik birimi |
| gewichtsmaat ton, | 1000 kg, een schip van 15000 15 bin tonluk bir gemi, 4 |
| gewone betekenis | van een woord bir sözcüğün normal anlami, 2 (alledaags, |
| gewonede | van de straat siradan biri, sokaktan biri, mijn kocam, eşim, |
| gewoonte alişkanlik, | örf, adet, görenek, een plaatselijk mahalli bir |
| GEWOONWEG z, | adeta, bayaği, kolayca, normal bir şey gibi, açikça |
| gezag | birinin yetkisini sinirlamak |
| GEZAMENLIJK I | s, toplu, birleşik, tüm, bütün, II z, birlikte, hep |
| Gezegde | Soz,Tabir,Gezegde |
| GEZEGDE | ( n, s) 1 deyim, tabir, 2 taalk/dilb yüklem |
| gezegend zijn | bir şeye sahip olmaktan mutlu olmak |
| GEZELLIGHEID | hoş ortam/atmosfer, voor de hoş (bir ortam) olsun diye, |
| GEZELLIGHEIDSMENS | ( en) hoş sohbet kimse/biri |
| GEZETEN | 1 yerleşik, sabit bir yeri olan, yerleşmiş olan, 2 (welgesteld) |
| gezicht | bir şeyi birinin yüzünden okumak, gözlerinden anlamak |
| GEZICHT | 1 ( en) (gelaat) yüz, sima, çehre, een bleek solgun bir yüz, |
| gezicht yüze | bir şamar, (met vuist) yumruk, een met de vuist op tafel |
| gezien worden! | şimdi bir şeye benzedin! şimdi güzel oldun! 2 (begrijpen) |
| GEZINSHERENIGING | ( en) aile birleşimi |
| GEZINSLID | (...leden) aile bireyi |
| GEZOCHT | 1 (in trek) aranan, istenen, revaçta, 2 (karmaşlk bir şekilde) |
| gezond | sağlikli görünmek, hoe ziet het eruit? nasil bir şey? neye |
| gibi, een | moeilijkheid te komen bir zorluğu yenmek, dat gaat mijn |
| gidiş, | bir iki, birkaç, nog een woord bir kaç söz daha, 3 |
| GIGANTISCH | çok büyük, kocaman, dev gibi, een gebouw çok büyük bir |
| GILDE | d, (n) lonca, esnaf birliği |
| GILLER | (s) spreekt/kd gülünç bir şey, het is een amma gülünç şey |
| GIN | cin, bir tür içki |
| gina gelmek, | bir şey girtlağina gelmek, |
| girilir hale | getirmek, 3 fig/mec zijn hart voor iemand birine içini açmak |
| girilmez, zenginle | işbirliği fakirin zararinadir, zo zo knecht böyle |
| girintili çikintili, | een e weg engebeli bir yol |
| girişik, birleşik, | e interest birleşik faiz, e interestberekening bileşik |
| girişmek, başlamak, | iets bir şeye teşebbüs etmek, bir şeye girişmek, |
| girişmek, bir | şeyi organize etmek, başlatmak, in zijn çok meşgul olmak, |
| girmek | / (bir yere) binnengaan, binnenkomen, betreden, 2 / |
| girmek, iemand | laten a) birini düşürmek, b) birini yüz üstü birakmak, met |
| girmek, uzlaştirmak, | uzlaşim sağlamak, ergens in bir şeyde |
| girrnek, bahis | tutmak, ik wed om een gulden bir guldene bahse girerim, ik |
| girtlaklainak, birinin | girtlağina sarilmak, het komt me de uit girtlağima |
| gisteren heb | gezien, Bir şey yapmadım ki üzüleyim, Ik heb niets gedaan |
| gitmek, | kisa ziyaret etmek, geçerken uğramak, bij iemand birine |
| gitmek, daar | schiet mij iets te bir şey aklima geliyor, |
| gitmek, de | groene futbol sahasi, op het je worden geroepen a) bir şeyin |
| gitmek, izlemek, | takip etmek, peşini birakmamak, |
| gitmemek, bezwaar | tegen iemand/iets birine/bir şeye karşi itirazi olmak, |
| gitmemek, uymamak, | uygun olmamak, het misstaat een meisje zo te spreken bir |
| gizlemek, voor | iemand iets birinden bir şey saklamak, |
| GLADWEG z, | büsbütün, tamamen, iets vergeten bir şeyi tamamen unutmak |
| GLIJMIDDEL | ( len) cinsel birleşmeyi kolaylaştirici madde, vagina kremi |
| gmrk birligi | "Douane unie" |
| GNEIS | geol/jeol granit cinsinden bir tür taş |
| Gney Dogu Asya Milletler Birligi | "Associatie van Zuidoost Aziatische Naties" |
| GNOE | (s) zo, bir tür antilop |
| GODVRUCHTIG | z, dindar, sofu, een e vrouw dindar bir kadin |
| goed | bir yola iyi bakmak, een tuin bahçeye bakmak, 2 aangenaam bezig |
| goed | edeplice, nezih bir şekilde, met goed iets niet kunnen doen bir |
| goed iyi | sonuçlanmak, 6 (uitvaren) tegen iemand birine çok bağirip |
| GOEDDEELS z, | büyük bir kisimi, büyük bir bölümü |
| goede | op iets hebben bir şeyden iyi anlamak, 3 daar is geen op umut yok, |
| goede omstandigheden | iyi bir ortamda olmak, 2 in bepaalde kringen/onder |
| goede opvoeding | genoten hebben iyi bir eğitim görmüş olmak, 2 (genot hebben |
| goede/slechte | achterlaten iyi/kötü tesir birakrnak, onder de zijn nin |
| goederen kaçak | mallar, maken siyahlaştirmak, iemand maken birini |
| goederen sahile | vurmak, ergens bir yere takilip kalmak, een gestrand |
| GOEDGEZIND | hüsnüniyetli, iyi yürekli, iyicil, iemand zijn birine |
| GOEDHEID ...heden | iyilik, je bent de zelve sen bir iyilik meleğisin |
| gökte ararken | yerde bulmak / 1 iets onverwachts snel vinden, (birine |
| göl olur, | voor geen vervaard zijn gürültüye pabuç birakmamak |
| gölgede birakmak, | iemand gölgede birakmak, yildizini söndürmek, 2 (naam, |
| gönderme, sevk, | iets in nemen bir şeyi emanet almak |
| göndermek opsturen, | verzenden, 3 /, (insanı bir yere |
| GOOI | ( en) atiş, firlatma, ergens een naar doen a) bir şeye şansini |
| gör, gitti, | avcunu yala, üstüne bir bardak su iç |
| GORDELDIER | ( en) zo, kertenkele cinsinden bir hayvan |
| göre, een | bezoeker de vijf beş konuktan biri, die plaats orada, de |
| görev III | d, ( en) hand/tic hesapta ayri bir rakam, münferit miktar IV d, 1 |
| görevlendirmek, | adina sunmak, aan iemand een boek birinin adina bir |
| görmek, | iemand (iets) leren a) birini (bir şeyi) tanimak, birini (bir |
| görmek, esirgemek, | birinden bir şeyi sakinmak, kiskanmak |
| görmek, gezmek, | een zieke bir hastayi ziyaret etmek, hastayi |
| görmemek, fazla | önem vermemek, hafife almak, bir şeyi ciddiye almamak, iets |
| görmemezlikten gelmek, | bir şeye müsamaha göstermek, laten göstermek, op |
| görmemiş, iets | laten bir şeyi cevapsiz birakmak, e liefde karşilik |
| GORTDROOG | yavan, kuru, çok sikici, een verhaal sikici bir hikaye |
| görülmemiş bir | ilgi |
| görülmemiş, | se maatregelen olağanüstü önlemler, çok siki tedbirler |
| görünmek, | fig/mec canli, süslü, zengin, e taal süslü bir dil |
| görünüşe göre, | sözde, güya, toevallig kennen ze elkaar sözde birbirlerini |
| görüp geçir- | ) meemaken, ervaren, 4 /- de/ (bir yerde otur |
| görüş birliği | overeenstemming d. |
| görüş, düşünce, | zoveel hoofden, zoveel nen herkesin bir görüşü vardir, 5 |
| görüşler, | (in groot aantal) birçok, büyük sayida, çoğu, e delen van de |
| görüşme, sohbet, | yarenlik, hoşbeş, een met iemand hebben biriyle görüşmek |
| görüşmek üzere, | birazdan görüşürüz, 5 (bezoeken) görmek, 6 (merken) görmek, |
| görüşmek, görüş | alişverişi yapmak, over iets bir şeyi tartişmak |
| görüşte olmak, | het ergens mee zijn bir şeyi tasdik etmek, iyi |
| görüşü, iets | buiten laten bir şeyi hesaba katmamak, göz önüne |
| görüşülmemiş, iets | laten bir şeye el sürmemek, (onderwerp) laten |
| görüşünü dayatmak, | görüşunü empoze etmek, een plan bir plani |
| görüşünü değiştirmek, | iemand birinin aklini çelmek |
| görüşünü engellemek, | 2 manzara, een mooi güzel bir manzara, 3 (kans, hoop) |
| görüşüyorum? over | iemand (iets) biri (bir şey) hakkinda konuşmak, birinden |
| gösterişsiz bir | bahçe, 3 (gering) az, ufak, küçük, niet büyük, az değil |
| göstermek, aan | een belofte bir sözü tutmak |
| göstermek, başirili | olmak, dat maakt niets uit bir şey fark etmez, hij gaat |
| göstermek, bölümlemek, | zich in iets bir şeyde uzmanlaşmak, ihtisas yapmak |
| göstermek, geen | voor iets hebben bir şeyi anlamamak, bir şeyi akli |
| göstermek,iemand in | zn kruipen/likken birinin kiçini yalarnak, birine |
| göstermemek, iets | met volgen bir şeyi dikkatle izlemek, met grote |
| götürmez, een | onderscheid belli bir ayrim, belli bir fark, |
| götürür müsün? | birakir misin? |
| goud bir | külçe altin, 2 (schoeisel) takunya, nalin, tahta terlik, tahta |
| GOUDBROKAAT | bir çeşit ipek kumaş, kemha |
| GOUDRENET | ( ten) bir tür elma, |
| gözaltina almak, | hapse atmak, 4 (door redeneren) fig/mec iemand birini |
| gözden ayirmamak, | çok dikkat etmek, birine/birşeye göz kulak olmak |
| gözden geçirmek, | göz gezdirmek, de krant bir gazeteye göz atmak, een |
| gözden uzaklaştirmak, | bir şeyi perdelemek, görünmez hale getirmek |
| göze gelmek, | (biriyle/bir şeyle) yüz yüze gelmek, in mijn ogen bence, bana |
| gözle, iets | met blote handen doen bir şeyi eliyle yapmak, araçsiz |
| gözlerini yummak, | de ogen sluiten voor iets a) bir şeye göz(ünü) yummak, bir |
| gözü dışarıda | biri 1 iemand die uit ontevredenheid uitkijkt naar |
| gözü olmak, | birini gözü tutmak, een in het zeil houden birini/bir şeyi |
| gözü önünde | birini öpmek, |
| gözünde olmak, | birinin yaninda iyi puani olmak, |
| gözüne takmak, | gözünde biri olmak, aklinda biri olmak, zo op het is het |
| gözünü boyamak, | birini aldatmak, birini kandirmak, iemand in het doen |
| gözünün önünde | (birinin) voor (onder) iemands neus |
| gözünün önünde | canlandirmak, bir şeyi gözünün önüne getirmek |
| gözüyle bak! | o işi bana birak! |
| GRAF | (graven) 1 mezar, gömüt, kabir, (v, heiligen) yatir, türbe,fig/mec |
| GRAFTOMBE | ( n, s) türbe, mozole, anitkabir |
| GRAMSTORIG | z, öfkeli, hişimli, iemand maken birini kizdirmak |
| GRASDUINEN | gs, (grasduinde,h, gegrasduind) ergens in bir şeye |
| GRAVIN | ( nen) kontes, kontun karisi veya kizi, (kont Avrupada bir |
| GREEP | (grepen) 1 tutma, yakalama, kavrama, kapma, kapiş, tutuş, 2 bir |
| GRIEPERIG | biraz gripli, ik ben een beetje biraz grip oldum, biraz |
| GRIJPSTUIVER | (s) (klein bedrag) birazcik para, bir miktar para, blijf |
| GRIP | tutak, sap, tutacak (şey), fig/mec tutacak bir dal, geen hebben |
| GROEP | ( en) grup, küme, zümre, birlik, topluluk, takim, actie eylem |
| GROG | (s) bir tür alkolü içki |
| GROL | ( len) muziplik, maskaralik, biraz eşek şakasi |
| grond yere | tükürmek, iemand in het gezicht birinin yüzüne tükürmek, 2 |
| GROOTBOEK | ( en) boekh/muh anabesap defteri, defteri kebir |
| grote ogen | birine şaşkin şaşkin bakmak, iemand niet birine |
| GROTENDEELS z, | ekseriyetle, çoğunlukla, büyük bir kisimi |
| GRUTTO | (s) zo, çulluğa benzeyen bir kuş |
| GRUWEN | gs, (gruwde, h, gegruwd) van iets bir şeyden tiksinmek, |
| gücendirmek, kirmak, | iemand diep birini çok üzmek, çok kirmak |
| gücenmek, incinmek, | op zijn tenen lopen birçok zahmetle ayak uydurmak, |
| güçlükler, pürüzler, | niet in de zijn pürüzlü olmak, şüpheli bir yani |
| gücü, een | als een gamaal zayif bir hafiza, unutkan bir akil, 3 (s) |
| GUERRILLATROEPEN | mv/çoğ gerilla birlikleri |
| gulden bij | elkaar hepsi birden yirmi gulden oluyor, II (passief) gestraft |
| gulden yüz | guldenden biraz fazla, 3 sonra, geçerek, geçe, halfvijf dört |
| guldene bahse | giriyorum, veel geld bahse birçok paray vermek, bahiste çok |
| guldenlik bir | meblağ, |
| güle güle! | c) (begroeting) selam! merhaba! iemand zeggen birine |
| gülerek biriyle | alay etmek, II gs,(, is ) gülmeye son vermek |
| gülünç duruma | düşürmek, birini rezil etmek, 2 (inzicht) görüş, bakiş, |
| gümrük | birligi |
| gün süren | tatil, een blad on dört günlük dergi, iki haftada bir çikan |
| günde bir | defa een keer per dag |
| günde bir | kez een keer per dag |
| günde bir | sefer een keer per dag |
| Güney Dogu | Asya Milletler Birligi |
| güney sahili | boyunca seyretmek, fig/mec een idee laten bir fikirden |
| günlerden bir | gün vroeger, weleens |
| GUNNEN | g, (gunde, h, gegund) 1 iemand geen tijd birine zaman |
| GUNST | iyilik, iemand betonen birine iyilik göstermek, een bewijzen |
| günübirlik een | dag durend, slechts voor een dag |
| Gunubirlik Uzun | Gezi |
| Gunubirlik Uzun Gezi | trektocht d(,en),Gunubirlik Uzun Gezi |
| günübirlik yaşamak | bij de dag leven |
| günübirlikçi dagjesmens | d. passant d. |
| Gunubirlikciler | dagjesmensen,Gunubirlikciler |
| günün birinde | op een dag, weleens, eens |
| güreşte, bij | worstelen) eerste klas d. 6 (kalite vb. birinci) top, eerst, |
| guruldamak, II | g, iemand door elkaar birini iyice hirpalamak, sarsmak, |
| gürültü, patirti, | yaygara, * iets in het roepen bir şeyi oluşturmak, |
| gürültüye pabuç | birakmaz |
| gurur | trots d. trotsheid d. 2 (onur) eer d. 3 (kibir) hoogmoed d. |
| gurur duymak, | bir şeyle iftihar etmek, bir şeyden kivanç duymak, bir şeye |
| gururlu | trots, fier, 2 (kibirli) hooghartig, hoogmoedig, ingebeeld, ijdel |
| gururlu bakiş, | een e houding kendinden emin bir davraniş, II z, göğsünü |
| güven temelinde, | iemand in nemen birini sirdaş etmek, birine güvenerek sir |
| güvenilir bir | arkadaş, sağlam bir arkadaş, in e handen emin ellerde, 2 met |
| güvenilmez, emniyetsiz, | b) (er hapert iets) burada bir pürüz var |
| güvenilmez, ipiyle | kuyuya inilmez, iemand op zijn geven birine ebesini |
| güvenmek, iemand | op zijn woorden birine sözlerinden dolayi güvenmek, 2 |
| güvenmek, itimat | etmek, iemand birine güvenmek, birine itimat etmek, hij |
| güze sözle | bir şeyi geçiştirmek |
| güzide, een | gedrag örnek bir davraniş, dat lijkt me niet bana ideal |
| h/volkst. belli | bir işi ol werken, fungeren als, Ne işe bakıyorsun? a) |
| ha bire | aanhoudend, onophoudelijk, constant, door en door |
| ha bire | konuşmak aan een stuk doorpraten, onafgebroken praten |
| Haar Adres Door Geven | Adres Birakmak,Haar Adres Door Geven |
| HAASJEOVER | birdirbir oyunu, |
| HABBEKRATS | spreekt/kd ufak bir miktar, küçük meblağ, topu topu üç beş |
| haber almak | /- den/ 1 een bericht ontvangen, 2 (birinden, v. iemand of |
| haber vermek, | iemand van iets birini bir şeyden haberdar etmek |
| haberi, geen | ! goed ! hiç bir haber olmamasi kötü haberden iyidir, het |
| haberler, iets | maken bir şeyin yalan olduğunu göstermek |
| had - | ddi 1 eski./vero. (sınır) grens d. 2 (aşama) fase d. stap d. (bir |
| haddini bildirmek, | kiçinin üstüne oturtmak, iemand op straat birini sokağa |
| hadsiz hesapsiz, | sayisiz, birçok, bir sürü, az buz değil |
| haftada bir | een keer per week, wekelijks |
| haftada bir, | minuut dakikada, 5 başina, beher, her, stuk her parça, |
| haftada bir, | om de andere iki haftada bir, over een bir hafta sonra, |
| hak eder, | iemand in houden birine saygi göstermek/duymak, |
| hakikatleştirmek, zich | iets bir şeyi anlamak, idrak etmek, tasavvur etmek |
| hakki II | d, reklam, maken voor een artikel bir malin reklamini yapmak, |
| hakki olmak, | het hebben om... meye hakki olmak, hebben op iets bir |
| hakki vb,alana | kadar) diretmek, ergens een onder zetten bir şeyi |
| hakkindan gelmek, | iemand over de leggen birini dövmek, op zijn schrijven |
| haklı olmak | 1 gelijk hebben, 2 (belli bir konuda gelijk hebben in |
| hakli zafer, | hak edilmiş zafer, heb ik dat aan je verdiend? bir teşekkür mü |
| haksız çıkmak | 1 ongelijk hebben, 2 (belli bir konuda ongelijk hebben in |
| hale getirmek, | işler hale getirmek, iets bir şey yetiştirmek, |
| HALFBAKKEN | z, 1 ala pişmiş, az pişmiş, biraz çiğ, pek kizarmamiş, az |
| HALFBROER | (s) üvey birader, üvey kardeş |
| HALFGAAR | (dom) kaçik, bir tahtasi eksik, üşütük |
| HALFMAANDELIJKS | z, yarim aylik, on beş günlük, on beş günde bir, |
| hali | e liefde içten bir sevgi, 2 (echt) gerçek, halis, katiksiz |
| halinde, bestuurs | yönetim biçimi, iets geven bir şeye şekil vermek, 2 |
| halk - | kı 1 volk publiek 2 (bir grup insan) mensen d. menigte d. |
| halletmek, bir | yolunu bulmak, iemand iets op de spelden birini bir şeye |
| hamle yapmak | 1 (saldırmak) aanvallen, aanvliegen, 2 (önemli bir işe giriş- |
| Hand | El,Birseyin Kotu gitmesi,Hand |
| HANDBREED | el genişliği, kariş, geen wijken bir kariş kimildamamak, |
| HANDEN SPANDIENSTEN | d, mv/çoğ (birine yapilan) basit yardimlar, basit |
| HANDJEVOL z, | bir avuç, birkaç |
| HANDLANGER | (s) 1 yardimci, 2 ong/ols ortak, işbirlikçi |
| HANDVOL | 1 avuç dolusu, apaz, tutam, sikam, een kersen bir tutam |
| hangt çani | duymuş ama tokmağin nerede olduğunu bilmiyor, bir şeyler duymuş |
| hangt iets | in de bir şeyler olacak gibi, eli kulağinda, in de hangen |
| HAP | ( pen) 1 lokma, 2 isirma, een in iets doen bir şeyi isirmak |
| haperen, | (şaka yap plagen, voor de gek houden, 4 (bir yere |
| HAPKLAAR | hazir, yemeye hazir, hapklare brokken lokma, bir lokmalik |
| HAPPIG | düşkün, istekli, arzulu, op iets zijn bir şeye istekli olmak |
| HAPSNAP z, | rastgele, keyfi bir şekilde |
| hararetli bir | savunucusu, iets houden dikkatlerde tutmak, sicak tutmak, |
| hararetli, | e liefde ateşli bir aşk |
| harcamak, met | een in het graf staan bir ayaği çukurda olmak, aan handen en |
| harde | aan başini ağritacak bir iş var |
| harekette bulunmak, | de de personen in een toneelstuk bir tiyatronun |
| harfi, basi | harfi, geen letter (van waar enz,) bir kelimesi bile (doğru |
| harfine izlemek, | dikkatle takip etmek, noktasi noktasina bir şeyi izlemek, |
| harika | şey, harika kimse, een van een jurk harika bir elbise, |
| harika bir | şey, de acht zaligheden Hazreti Isanin sözleri |
| HARINGHAAI | ( en) zo, (dik burunlu) harharyas türünden bir balik |
| HARNAS | ( sen) zirh, panzer, iemand tegen zich in het jagen birini |
| HARP | ( en) 1 muz/müz harp, arp, telli bir çalgi, 2 scheep/den kelepçe, |
| harp muhabiri | oorlogscorrespondent d. |
| hart | birinin gönlünü kirmak, 2 (verzwakken) zayiflatmak, gücünü |
| hart gözden | irak olan gönülden de irak olur, iemand de ogen uitsteken birini |
| hart temiz | bir kalp, saf bir yürek |
| HARTENKREET | (...kreten) içten bir ifade |
| hasil etmek, | de indruk intiba birakmak, etki yapmak |
| haşlamak, paylamak, | iemand birine bağirip çağirmak |
| hassa duyarli, | nazik, zayif, een punt aanraken hassas/zayif bir noktaya |
| hassas bir | konuyu) bir şeyi geçiştirmek, |
| hasta olmak, | ağir hasta olmak, ergens van worden bir şeye hasta omak, bir |
| hasta, III | z, en iyi bir şekilde, mükemmel surette, hij heeft het |
| hasta, yorgun | (ziek, moe) worden, 8 / (bir güne denk (dag) |
| hastaliktan kurtarmak, | b) birinin işini destekleyip canlandirmak, er |
| hatasini yüzüne | vurmak, birini hatasindan dolayi paylamak |
| hatirimdadir, hâlâ | gözlerimin önünde, zich iets voor de halen bir şeyi |
| HATTRICK | (s) sp, bir yanda ayni oyuncunun attiği üç gol |
| HAUTAIN | z, kibirli, kendini beğenmiş, kurumlu, burnu havada, burnu kaf |
| hava ile | karşilaşacağiz, iets nog wat biraz daha sabir etmek, 2 |
| haver tot | kennen (weten) bir şeyi tüm ayrintilarina kadar anlatmak, zo |
| HAVERKIST | ( en) yulaf sandiği, erop zitten als de bak op de bir şeye |
| HAVERKLAP | om de her an, adim başinda, iki de bir de |
| hayat, een | aangenaam hoş bir hayat, middelen van geçim araçlari, |
| hayati bir | mesele een vitale kwestie |
| haydi | (çabuk ol) haydi-! komaan! kom op! toe! schiet op! 2 (birden, |
| hayinleri, gizli | işbirlikçiler |
| haykirmak, | om iemand birini çağirmak, II g, çağirmak, een dokter doktor |
| Hayran | Birakmak |
| Hayran Birakmak | bekoren,Hayran Birakmak |
| hayran birakmak, | zich over (y)a/e hayret etmek, dat verbaast me van je |
| hazir bulunanlari | saymak, de voor iets (iemand) ophalen (optrekken) bir |
| hazir bulunmak, | iemand laten birini çağirtmak/getirtmek, birini hazir |
| hazir, dat | is een bekeken zaak olmuş bitmiş bir iş |
| hazirlanmadan, op | de ergens heen gaan gelişi güzel bir yere |
| hebben a | birine acimak, b) (onenigheid) biriyle anlaşmazliği olmak, |
| hebben a | birini cebinden çikarmak, b) (door en door kennen) birini çok iyi |
| hebben bir | şeydel (birinden) hoşlanmamak, het krijgen kizmak, in het der |
| hebben bir | şeyden acayip nefret etmek |
| hebben bir | şeyden anlamak, daar heb ik geen van ondan anlamam, ona hiç |
| hebben bir | şeye istekli olmak, bir şeye çok ilgi göstermek, bir şeye kulak |
| hebben bir | şeye zaafi olmak, |
| hebben bir | şeyi bilmek, met knikkende ën korkarak, çekinerek, dizleri |
| hebben bir | şeyi geride birakmak, atlatmiş/yapmiş olmak, de vijftig achter de |
| hebben bir | şeyi önceden sezmek, burnu koku almak, een frisse halen dişari |
| hebben birçok | iyi özelliği olmak |
| hebben birine | maskaralik yapmak, pen maken şaka yapmak, iets voor (uit) de |
| hebben birini | (bir şeyi) hedeflemek, birine/bir şeye garazi olmak, hij heeft |
| hebben birini | göz önünde bulundurmak, iets in de en krijgen bir şeyin |
| hebben biriyle | aşk ilişkisi olmak, |
| hebben eli | dar olmak, (v, tijd) epey, uzunca, een geruime tijd epey bir |
| hebben hoş | bir konuşma tarzina sahip olmak, 3 (het spreken) konuşma, |
| hebben içinde | (söyleyecek) bir şeyi olmak, iets niet over zijn kunnen |
| hebben korkacak | bir şeyi olmamak, het gevaar tehlikeden korkmak, II gs, |
| hebben om | ... bir şeye uyanik ve tez tepki göstermek, 2 duygu, his, ruh, |
| hebben üşümek, | iemand maken birinin defterini dürmek, birini temizlemek, |
| hebben Zevk | sahibi biridir, Hij heeft een goede smaak. |
| hebben zie/bkz | baard, iemand (een dier) de afsnijden birinin (bir |
| hebben, bir | kimsenin, van persoon) de baas zijn, onder de duim hebben |
| hebben, ilaçtan | bir şey anlamadım, Ik heb geen nut van dit medicijn gehad. 6 |
| HEEN z, | (buradan bir yere) doğru, waar ga je ? nereye gidiyorsun? en |
| HEENKOMEN een | goed/veilig zoeken siğinacak iyi/güvenli bir yer aramak |
| HEENWEG | (bir yere) gidiş, (bir yere) seyahat |
| HEILGYMNASTIEK | bir tür fizyoterapi |
| HEKEL I | d, (s) kenevir taraği, iemand over de halen birini ağir bir |
| HELDER | z, 1 (ses) ince, net, açik, zij heeft een stem net bir sesi |
| HELDERHEID | netlik, de van een kleur (bir) rengin açikliği, de van |
| hele | geld bir yiğin para, bir tomar para, uit de en gewassen zijn |
| hele | zor bir iş |
| hele bir | 1 (uyarma) Als hij lef heeft, Als hij een man is, Als hij durft! |
| hele bir | ödemesin ... Als hij niet betaalt (dan weet ik nog niet wat ik met |
| hele goede | kok, tam bir eğlence een prachtig feestje |
| hele! bir | dakika! wacht hier een ogenblik bir dakika burada bekle, wacht, ik |
| Heleboel | Bir Cok,Heleboel |
| heleboel bir | yiğin, 3 (rommel) karişiklik, yiğin, de kamer was een |
| HELEBOEL een | birçok, çok, pek fazla, bir hayli, een boeken birçok |
| helpen. Bir | abam var atarım, nerde olsa yatarım. Ik voel me overal thuis. |
| helpen/brengen defterini | dürmek, birini temizlemek, birinin işini bitirmek, |
| hem doe | enz.) 2 (vaat, beloofte) Hele bir sınavı versin, ... Als hij het |
| hem gehoord | ondan hiç kaba bir söz duymadim |
| hem uit | te staan onunla bir ilişkim yok, onunla bir alişverişim yok, II gs, |
| HEMELHOOG | çok, aşiri, çok fazla, iemand prijzen birini çok övmek, |
| hemen bir | saat, op dag bir gün, günün birinde, één keer bir sefer, |
| henüz | (daha değil) nog niet, 2 (biraz önce) zo even, kort geleden, net |
| hep bir | ağızdan 1 in koor, eenstemmig, uit een mond, 2 iedereen tegelijk, |
| hepsi bir | arada değil, hepsi birden değil |
| hepsini ayni | kefeye koymak, farklilik gözetmemek, herkesi/her şeyi bir |
| hepsini bir | sepete koymamak, 2 (ansicht) kart, kartpostal, iemand een |
| her | (herkes, her bir) elk(e), ieder, 2 (beher) per |
| Her | Biri |
| her başin | bir derdi vardir, herkesin kendince bir derdi vardir, het zonk |
| her başın | bir derdi vardır Geen kop zonder zorg. Elk hart kent zijn smart. |
| Her Biri | Ieder,Her Biri |
| her biri | başka hava çalmak (in een groep) eigen mening hebben, het helemaal |
| her biri | ieder, elk |
| her birimiz | ieder van ons |
| her gönülde | bir aslan yatar Iedereen heeft zijn eigen verwachtingen. |
| her güzelin | bir kusuru vardır Het beste paard struikelt wel eens. De beste |
| her iki | taraf da biraz hakli, her iki hikaye de tam doğru değil, iemand |
| her inişin | bir yokuşu, her yokuşun bir inişi vardır Geen dag zonder nacht. |
| Her iyilik bir sadakadır. | Elke goedheid is een aalmoes |
| her kafadan | bir ses çıkmak (tegelijkertijd) door elkaar praten |
| her şeyden | haberi var, bir avuç biberi var Hij weet waar Abraham de mosterd |
| her şeyin | bir sınırı var Alles heeft zijn grens. Alles met mate. |
| her şeyin | bir zamanı var Alles op z'n tijd. Keulen en Aken zijn niet op een |
| Her şeyin ifsat eden bir afeti vardır. Bu dinin afeti de kötü idarecilerdir | Alles heeft een ramp die zich ondermijnt. De ramp van deze religie is de slechte beheerders |
| her yiğidin | bir yoğurt yiyişi vardır Ieder vogeltje zingt zoals het gebekt |
| her yiğidin | gönlünde bir aslan yatar Iedereen heeft zijn eigen |
| her yokuşun | bir inişi vardır Geen dag zonder nacht. De dag haalt de avond |
| HERBERG | ( en) 1 han, 2 (cafe) meyhane, birahane, taverna |
| HERENIGEN | g, (herenigde, h, herenigd) yeniden birleştirmek |
| herenigen, | (birbirine kat combineren |
| HERENIGING | ( en) yeniden birleştirme |
| herhangi bir | de een of ander |
| herhangi bir | sayi, keyfi bir sayi |
| herhangi biri | iemand |
| heri een | van een roman eften püften bir roman, een schilder eften |
| herkes başka | bir hava çalıyor Iedereen praat langs elkaar heen. |
| herkes bir | hava, |
| herkesin aklı | bir olsa, koyuna çoban bulunmaz Verschillende vakken eisen |
| Herkesin aklı | bir olsa, koyuna çoban bulunmaz, Verschillende vakken eisen |
| herkesin bir | kusuru vardır Elke gek heeft zijn gebrek. Het beste paard |
| herkesin gönlünde | bir aslan yatar Iedereen heeft zijn eigen verwachtingen. |
| HERLEZEN | g, (herlas, h, herlezen) yeniden okumak, tekrar okumak, bir |
| HERSCHOLING | (başka bir meslek için) yeniden eğitim, yeniden eğitme |
| herstellen onarmak, | tamir etmek, 5 fig/mec iemand iets birine oyun |
| HERTZ | nat/fiz elektromanyetik dalga frekansi birimi, hertz |
| HERVERKAVELING | ( en) dağinik tarlala, birleştirme |
| hesabma yazmak, | iemand iets te hoog birine bir şeyi fazla yazmak, |
| het | helpen birine kariyerinde yardim etmek, birine bir mevkiye gelmesinde |
| het | is) of delen birini seçeceksin, ya onu ya bunu seçmek zorundasin, ya |
| het | met iemand biri ile ilişkiyi bozmak, 4 (uitdoven) söndürmek, * dat |
| het | niet waard bakmaya değmemek, 3 iemand op iets birine bir |
| het | ruimen geri çekilmek, bir yeri terk etmek, uit het slaan sahneden |
| het | stellen birine birşeyde ümit vermek, birine birşey vaat etmek, |
| het | tje erbij neerleggen işi birakmak, işten vazgeçmek, |
| het | treden birine karşi mücadeleye/rekabete girişmek |
| het | van de deur wijzen birini kovmak, kapi dişari etmek, birine kapiyi |
| het huis | ligt een tuin evin arkasinda bir bahçe bulunuyor, ons dorp ligt aan |
| het is | een boek sikici bir kitap, 3 (volhoudend) dayanikli, dirençli, |
| het is | zeven uur saat yedi, yediyi bir iki geçiyor, ik ben thuis az önce |
| het mes | birini biçaklamak, |
| het oo | uit het hart. Her gönülde bir aslan yatar. Iedereen heeft zijn |
| het oor | birinin kulağina bir şey fisildamak II gs, fisildaşmak, fisil |
| het opjagen, | het haasten, 4 (bir yere kıstırma) het vast laten |
| het twijfelen | birini kuşkulandirmak, kuşkuya düşürmek, iemand iets |
| het verkeerde | aanpakken bir şeye tersinden başlamak, fig/mec lang |
| het verkeerde | aanpakken bir şeye tersinden başlamak, fig/mec lang |
| heterdaad | birini suçüsiü yakalamak, iemand op een leugen birinin |
| hetzelfde neerkomen, | Dilencinin kapısı bir olsa acından ölür. Er zijn meer |
| HEUGLIJK | 1 (onvergetelijk) unutulmaz, een e gebeurtenis unutulmaz bir |
| HEULEN | gs, (heulde, h, geheuld) met de vijand düşmanla işbirliği |
| heybet, ihtişam, | debdebe, 3 (delicatesse) tatli bir şey, nefis yiyecek, |
| hi belirsiz | bir duygu |
| Hic Bir | Sey Onu Etkilemez |
| hiç bir | sebep yok |
| Hic Bir Sey Onu Etkilemez | Vat,Hic Bir Sey Onu Etkilemez |
| hiç böyle | bir şey duydun mu? |
| hiç -çi | 1 niets, niks, (hiçbir zaman) nooit, (soru tümcesinde) ooit, 2 |
| Hicbir | Nergens,Geen ,Hicbir |
| Hicbir | Yerde |
| Hicbir | Zaman |
| hiçbir durumda | in geen geval, nooit, geenszins |
| hiçbir eksiği | olmamak, yiyecek ve içeceği olmak |
| hiçbir geen, | geen enkele |
| hiçbir işe | yaramamak nergens goed \ zijn, nutteloos zijn, onbruikbaar zijn |
| hiçbir koşul | altinda, ik zal het doen, onder een onu bir koşulla |
| hiçbir kuşku | duymadan, zonder e reden hiçbir neden olmaksizin, 2 |
| hiçbir şey | bedava değildir, hiçbir şey hediye değildir, hij kan niet zien |
| hiçbir şey | niets, (ilgeç ile) nergens, |
| hiçbir şey | onu etkilemez, geen op iemand hebben birine söz geçirememek, |
| Hicbir Yerde | Nergens,Hicbir Yerde |
| hiçbir yerde, | 2 (akker) tarla, arazi, saha, aardappel patates tarlasi, |
| Hicbir Zaman | Nooit,Nimmer,Hicbir Zaman |
| hiçbir zaman | nooit, nimmer, nimmermeer |
| hiçbiri | niemand, 2 (şeyler) geen van beide |
| hiddetlendirmek, birini | kendine kizdirmak, in het sterven iş başinda ölmek |
| hiddetli, | zijn op iemand birine kizmak, worden kizmak, zich maken |
| HIEL | ( en) topuk, ökçe, iemands en likken birinin elini eteğini öpmek, |
| hier niet | otobüs burada durmuyor, 2 met iets bir şeyi birakmak, ik ben |
| HIEROMTRENT z, | 1 (in deze buurt) buralarda bir yerde, bu civarda, buranin |
| HIERZO spreek/kd | burada bir yerde |
| hij een | man is, Als hij durft! Hele bir ödemesin ... Als hij niet betaalt |
| hij heeft | er niet veel van opgestoken pek bir şey öğrenmemiş, |
| hij kan | er niets aan onun etkisi olmaz, onun yapacaği bir şey yok, wat jij |
| hincini gidermek, | nemen op iemand birinden hincini almak, öcünü almak, |
| hirçin, met | e blik vahşi bir bakişla, II h, yabanlik, yabanilik, in het |
| hisseleri dağitmak, | de eerste prijs is hem toegewezen birincilik ödülü ona |
| hizaya getirmek, | terzijde bir şeyi kullanmamak, hesaba almamak, göz önüne |
| HOBO | (s) muz/müz obua, nefesli bir çalgi |
| hoe denk | jij erover? o konuda ne düşünüyorsun? om iets bir şeye |
| Hoe kan | dat nou! Nasıl birşeye benziyor? Hoe ziet het eruit? Waar lijkt het |
| hoe noemje | dit? buna ne denir? bunun adi ne? man en paard hiçbir şey |
| HOEDANIG za, | ne tür, ne tür bir, nasil bir |
| HOEDE | 1 (bescherming) koruma, iemand/iets onder zijn nemen birini/bir |
| HOEK | ( en) 1 köşe, bucak, cibik, iemand in een drijven birini köşeye |
| hoge | yüksek mevkili biri |
| hogere rang | daha yüksek bir dereceye terfi, |
| Hollandaca, een | rijke zengin bir dil, de Turkse Türkçe, Türk dili, de |
| HONDENZIEKTE | enik hastaliği, bulaşici bir köpek hastaliği |
| honderd | een dat ... yüzde bir ihtimal ki,, III h, (s) het voor en lehte |
| honderd sturen, | 6 (birini bir şeye meeslepen, meebrengen, iemand ergens |
| HONDERDTAL | ( len) (bir) yüz |
| HONDSHAAI | ( en) zo, bir çeşit köpekbaliği |
| honger aç | olmak, ik heb honger aciktim, açim, 5 iets/iemand nodig bir |
| HONING | bal, iemand om de mond smeren fig/mec birinin ağzina bir |
| hoofd zien, | 20 / (birbirine in elkaar grijpen, 21 / (tarihe |
| HOOFDKLASSE | (n) sp, birinci lig |
| HOOFDSTUK | ( ken) (kitapta) bölüm, ünite, kisim, eerste birinci bölüm, |
| HOOFS | z, nezaketli, terbiyeli, zarif, nazik, iemand groeten birini |
| HOOGHARTIG | z, kibirli, gururlu, kendini beğenmiş, kurumlu |
| HOOGHARTIGHEID | kibirlilik, gururluluk, kurumluluk |
| HOOGMOED | ong/ols kibir, kendini beğenmişlik, gurur, kurum, komt voor |
| HOOGMOEDIG | z, kibirli, kendini beğenmiş, burnu havada, gururlu, |
| HOOGVLIEGER | (s) bir cins güvercin |
| hooi op | zijn vork nemen, bir işe yaramamak van nul en gener waarde zijn, |
| HOOIWAGEN | (s) 1 saman arabasi, çitenli araba, 2 zo, bir tür örümcek |
| hoppa, havai, | dar kafali, een meisje hoppa bir kiz |
| hoşlanmak- | den/ 1 (yiyecek) lusten, 2 (birinden) mogen, houden van |
| hoşlanmamak- | den/ 1 (yiyecek) niet lusten, 2 (birini) niet mogen, niet |
| HOTELKETEN | (s) bir dizi otel, zincirleme otel |
| houd op! | kes! yapma! 2 (eindigen) met iets bir şeyi birakmak, bir şeye |
| houden bir | şeyi dengede tutmak, het verliezen dengeyi kaybetmek, |
| houden birini | deli yerine koymak, birini enayi yerine koymak |
| houden birini/bir | şeyi gözden ayirmamak, çok dikkat etmek, birine/bir şeye |
| houden zevkle | meşgul etmek, eğlendirmek, oyalamak, iemand biriyle |
| houding can | sikici bir davraniş, 2 güç, zor, çetin, een e jongen çetin |
| houdt niet | over birazcik, sanki kökü bitiyor! 3 (v, ziekte enz, hastalik |
| HOUW | ( en) 1 (slag) keskin bir şeyle vuruş, 2 vuruş izi, darbe izi, |
| HOVAARDIG | ong/ols kibirli, kendini beğenmiş, gurur düşkünü |
| HOVAARDIJ | kibir, gurur |
| HOVELING | ( en) sarayli, malikhaneden bir kimse, |
| hücum birlikleri | stormtroepen d. stoottroepen d. |
| huis | bir evi ipotek etmek, |
| huis çok | büyük bir ev, een van een salaris çok iyi bir maaş, |
| huis laten | kendine bir ev satin almak, |
| huis şahane | bir ev, een natte hebben düşazmak, sigorta atmak, |
| huis voor | iemand evini birine açik tutmak, birine kapisi açik olmak, 2 |
| HUISGENOOT | (genoten) 1 aile üyesi, aile bireyi, aile ferdi, 2 |
| HUISJE | (s) küçük ev, evcik, een lief şirin bir ev |
| HUIVERIG | voor iets zijn bir şeyden çekinmek |
| hükümeti bir | şeye sikiştirmak, bij iemand op betaling birini |
| HULDE | iemand brengen (bewijzen) birine saygi göstermek, birini |
| HULDIGEN | g, (huldigde, h, gehuldigd) 1 iemand birini şereflendirmek, |
| HUP ünl, | (hizi, bir hareketi anlatir) hop! |
| hür düşünceli, | 2 (ruim) büyük, geniş, een huis büyük bir ev, 3 (vrijgevig) |
| huwelijks | doen bij een meisje bir kiza evlilik teklifi yapmak, |
| Icinden Cikilmaz Bir Durumda Olmak | penarie,Icinden Cikilmaz Bir Durumda Olmak |
| Iedere dag die we doorbrengen neem je een steeds belangrijkere plaats in mijn hart en gevoelens | Birlikte her ge?en gn kalbimde ve hislerimde daha nemli bir yer aliyorsun |
| Iemand | Birisi,Biri,Iemand |
| iemand | bir şeye (birine) bakmamak, ilgilenmemek, hij kijkt niet naar |
| iemand | birini şaşirtmak, kafasini kariştirmak |
| iemand | om een schuld birini borcu ödemeye zorlamak, 4 iemand in |
| iemand maken | bir şeyle (biri ile) çok uğraşmak, birine (bir şeye) çok |
| iemands | haren birinin saçlarini tamamen kesmek, |
| Iets | Birsey,Biraz,Iets |
| iets | biri (bir şey) hakkinda konuşuyor olmak, iets te zeggen diyeceği |
| iets | yürüyerek birinden (bir şeyden) uzaklaşmak, II g, (, h, ) |
| iets birine | (bir şeye) sevgi duymak, een plan plan yapmak, planlamak, 2 |
| iets birini | (bir şeyi) savunmak, birine (bir şeye) sahip çikmak, birini |
| iets op | de nemen birine (bir şeye) nişan almak, birini hedeflemek, |
| Ietsje | Birazcik,Ietsje |
| ijverig gayretli, | een e man hirsli bir adam, II z, tutkulu bir şekilde, |
| ilgilendir- | aangaan Sana mı kaldı? Dat gaat je toch niet aan? 18 (bir |
| Ilgilenmek | Verdiepenbir,Ilgilenmek |
| in | iets bir şey aramak/kariştirmak, 3 (kleine dingen doen) ufak işler |
| Individu | Birey,Individu |
| Individueel | Bireysel,Individueel |
| Initiaal | Birinci ,Initiaal |
| inspecteren gözetmek, | kontrol etmek, 5 iets kunnen bir şeyi tahayyül |
| invloed etki, | tesir, nüfuz, een man van ağir top, önemli biri, in de |
| Isbirlikci | Collaborateur,Isbirlikci |
| Itibarli Bir Adam | Een Man Van Aanzien,Itibarli Bir Adam |
| iyi/kötü davranmak, | slordig met iets bir şeye itina göstermemek |
| Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk | Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen |
| Kaak | Cene Kemigi,cene kemigi,bir seyi teshir etme, ,,Kaak |
| Kaatsen | bir secit eltopunu ileri geri atarak oynamak, ,Kaatsen |
| Kabir | tombe d(,s,n),Kabir |
| kanjer | büyük bir şey, een van ... büyük bir ... |
| Kankerbestrijden | kanserle mucadele,kansere karsi tetbir alma,kanserle savas,korunma onlemleri,,Kankerbestrijden |
| Kansere Karsi Tetbir Alma | kankerbestrijden,Kansere Karsi Tetbir Alma |
| Kapi Aralik Birakmak | kier,Kapi Aralik Birakmak |
| Karsi Tedbir | tegenmaatregel d(,en),Karsi Tedbir |
| Katilmis Cuzi Bir Miktar | Scheutje,Katilmis Cuzi Bir Miktar |
| Kayin Birader | zwager,Kayin Birader |
| Kibir | Eigendunk,Kibir |
| Kibirli | Eigendunkelijk,pedant,Kibirli |
| Kiemsmoren | bir seyi embriyo halinde bastirmak,kokunu kazimak,,Kiemsmoren |
| Kier | aralik/ara,kapi aralik birakmak,aciklik,delik,,Kier |
| Kijk eens achter je! | Arkana bir bak! |
| Kim bir kimsenin arkasından onda bulunan bir şeyi söylerse gıybet etmiş olur | Als iemand praat iets achter de rug van iemand die ze al hebben, dat iemand sets geruchten boven water (tot roddels) |
| Kim bir topluluğu severse, Allah onu o toplulukla birlikte haşreder | Als iemand houdt van de gemeenschap, Allah brengt hem / haar met die gemeenschap in het paradijs |
| Kinderbijslag | cocuk parasi,yeni dogan cocuklara verilen odenek, ayda bir verilen cocuk parasi, ,,Kinderbijslag |
| Kink,2 | ani bir olay ceyran etmesi,Kink,2 |
| Kipcorn | misir ununa bantirilmis tavuk ezmeli bir tur kroket, ,Kipcorn |
| kleven aan | iemand/iets) (birine/bir şeye) yapişmak, |
| Klikken,2 | iyi anlasmak,ani asiklik hissi,birden iyi anlasmak,elektriklenme olmak,,Klikken,2 |
| Kling | birini kilicdan gecirmek,birini zorlamak,birini iflasa zorlamak, ,,Kling |
| Koninkrijk | Krallik,Birlesik Krallik,Verenigd,Koninkrijk |
| kort | stuk) kisacik şey, parça, een touw kisa bir ip, bir parça |
| kort | stuk) kisacik şey, parça, een touw kisa bir ip, bir parça |
| kötü bir | şey için) birden bire, beklenmedik bir anda, ansizin |
| krachtig güçlü, | kuvvetli, siki, sikica, iemand omarmen birini sikica |
| kritiek sert, | kati, 8 (verstand) zeki, arif, een e vecht sert bir kavga, |
| Krop | bir bas marul,taslik,kursak,kanatli hayvanlarda bogaz,,Krop |
| Kucuk Bir Sey Icin Ugrasikalmak | peuteren,Kucuk Bir Sey Icin Ugrasikalmak |
| Kwartal | uc ay,uc ayda odenen,senenin dorte biri, ,,Kwartal |
| Labirent | Labyrint,doolhof(hoven),Labirent |
| Labirynt | Labirent,Labirynt |
| Lankmoedig | Sabirli,Dayanikli,Lankmoedig |
| Lans | Mizrak,Birini Mudafaa Etme,Lans |
| Laten | Birakmak,Yaptirmak,Saklamak,Laten |
| laten blijven | sürdürmek, devam ettirmek, een abonnement bir |
| Leke Birakmak | Vlekken Achterlaten,Leke Birakmak |
| Lemand Anders | Baska Biri ,Lemand Anders |
| Leus (Leuze) | Bir Seyi Benzerlerinden Ayiran Ozellik,Leus (Leuze) |
| levenswijze hayat | tarzi, het is geen yakişmaz, yakişir bir şey değil II |
| Lieren | Baglamak,Birlestirmek,Lieren |
| Liga | Ittifak,Birlik,Liga |
| Lijdelijk | Sabirla,Hareketsiz,Lijdelijk |
| Lijden | Dert Cekmek,Bir Seyden Hoslanmak,Zarara Ugrama,Lijden |
| Lijdzaam | Sabirli,Uysal,Lijdzaam |
| lk heb een huis. | Bir evim var. |
| Lobbes | Kopek,Iyi Bir Adam,Lobbes |
| Loper | Yuruyen Kisi,Satrancta Bir Tas,Loper |
| Losbladig | Kopukluk,Birbirine Tutturulmamis,Losbladig |
| Loskoppelen | Bir Birinden Ayirmak,Loskoppelen |
| Luren | Birini Isletmek,Luren |
| lust istek, | heves, merak, egilim, ergens in hebben bir şeye istekli |
| maaltijd yemek, | öğün, middag öğle yemeği, een lekker tatli bir yemek, |
| Maand | Ay,Senenin Onikide Biri,Maand |
| Maandelijks | Ayda Bir,Aylik,Her Ay,Maandelijks |
| Major | Bir Ailenin En Yasli Oglu,Major |
| Makelij | Bir Isin Yapilis Sekli,Makelij |
| Mangalda Kul Birakmamak | Hoog Van De Toren Blazen,Mangalda Kul Birakmamak |
| Manuur | Bir Saatlik Is,Manuur |
| Mausoleum | Anitkabir,Turbe,Mausoleum |
| Mede | Ile Beraber,Birlikte,Mede |
| Medewerken | Is Birligi Yapmak,Medewerken |
| Meerdaags | Birkac Gunluk,Meerdaags |
| Meerdere | Bircok,Bircoklari,Ustun,Meerdere |
| Meewarig | Sevecan,Biraz Merhametli,Meewarig |
| Menig | Bazi,Bir Cok,Menig |
| Menigeen | Bircok Insan,Menigeen |
| Met | Ile,Ile Beraber,Birlikte,Met |
| met een | apparaat kunnen) bir aygiti/araci kullanmasini bilmek, niet met |
| Met Elkaar | Birlikte,Met Elkaar |
| Meteen | Derhal,Hemen,Hemen Ayni Zamanda,Birden,,Meteen |
| Meyveli Bir Pasta | Vlaag ,Meyveli Bir Pasta |
| Millenniumdoelstellingen | Birlesmis Milletler Binyil Kalkinma Hedefleri |
| Minzaam | Dostca,Kibirsiz,Minzaam |
| Misir Ununa Bantirilmis Tavuk Ezmeli Bir Tur Kroket | kipcorn,Misir Ununa Bantirilmis Tavuk Ezmeli Bir Tur Kroket |
| Misschien kunnen we elkaar helpen. | Belki birbirimize yardım edebiliriz. |
| moeten laten | (birinin namina) zarar görmek II h, (veren) feribot, |
| Mogelijk | Mumkun,Olasi,Bir Olasilikla,Muhtemel,,Mogelijk |
| mogelijkheid | mümkünat, imkan, een goede iyi bir şans/imkan/firsat, |
| Monnikenwerk | Sabir Isi,Monnikenwerk |
| Moois | Guzel Bir Sey,Moois |
| Mormoon | Mormon,Bir Mezhep,Mormoon |
| Morrelen | Bir Isi Kucaklamak,Morrelen |
| Muhabir | Correspondent,Muhabir |
| Muhbir | Spion,Verklikker ,Muhbir |
| Nalaten | geride birakmak,Nalaten |
| Neerlaten | yere birakmak,Neerlaten |
| Nergens | Hicbir,hicbir yerde,Nergens |
| Niemand vroeg jou iets. | Sana kimse bir şey sormadı. |
| niet geestig/leuk | tatsiz, sevimsiz, soğuk, een e grap tatsiz bir şaka, |
| niet willen | zien) bir şeyi görmek istememek, het staat mij nog voor de ogen |
| niets | hiçbir şey, het is goed voor hiçbir şeye yaramaz kesmek, |
| Niks | Hic Birsey,Niks |
| Nimmer | hicbir zaman,Nimmer |
| Nisan Bir Sakasi | Aprilgrap,Nisan Bir Sakasi |
| Nog Eens | bir daha,Nog Eens |
| Nogmaals | Bir Daha,Tekrar,Yeniden,Nogmaals |
| Nooit | Hicbir Zaman,Asla,Nooit |
| öfkelense de | bir şey yapmaz) Blaffende honden bijten niet. |
| Ogenblik | Bir Dakika,1 Saniye,Ogenblik |
| Olu Deri Hucrelerinin Yok Edildigi Bir Tur Cilt Bakimi | peeling,Olu Deri Hucrelerinin Yok Edildigi Bir Tur Cilt Bakimi |
| om te | weten) birine bir şey sormak, dit artikel wordt veel gevraagd bu mal |
| omschakelen van | ene onderwerp naar de andere bir konudan diğerine geçmek |
| onaanzienlijk mütevazi, | sade, basit, een e woning mütevazi bir ev |
| Onbir | Elf,Onbir |
| Onderhalf | Bir Bucuk,Onderhalf |
| onderling aralannda, | uit birbirinden, het groepje gaat uit |
| Ongeduld | Sabirsizlik,Ongeduld |
| onvast titrek, | met e handen titrek ellerle, met een e stem titrek bir |
| onvermijdelijk kaçinilmaz, | zorunlu, een afscheid kaçinilmaz bir ayrilik, |
| oorlog savaş, | de opgeven savaştan vazgeçmek, mücadeleyi birakmak, |
| Op Zijn Eentje | Bir Basina,Op Zijn Eentje |
| ophangen ipe | çekmek, idam etmek, asmak, met en wurgen büyük bir |
| Ophouden | Birakmak,Durmak,Ophouden |
| ophouden birakmak, | durrnak |
| ophouden met | birakmak, vazgeçmek, terk etmek, het roken sigarayi |
| opnieuw tekrar, | yeniden, bir kez daha, bir daha, sil baştan, hij komt al |
| opruimen temizlemek, | toparlamak, iets uit de weg bir şeyi ortadan |
| orada olmamak, | er ontbraken nog een paar genodigden davetlilerden birkaçi |
| ortam sfeer | d. ambiance d. samimi bir hava içinde in zeer vriendelijke |
| over iets | bir şeyin altindan kalkamamak, uit zijn nek kletsen/praten |
| overgeven kusmak, | çikarmak, b) (afkeer hebben) bir şeyden tiksinmek, bir |
| overschakelen geçmek, | op iets başka bir şeye geçmek, başka bir şey |
| overstroomde, | overstroomd) 1 su basmak, su altinda birakmak, 2 fig/mec |
| oybirliği | unanimiteit |
| oyuna para | inzetten, 12 (bir kenara para sparen, opzij leggen, 13 |
| Pantseren Tegen | dusmana karsi zirhlanmak,bir kimseye karsi zirhlanmak,Pantseren Tegen |
| para honder | 4 (yüzü bir arada) (stapel, pakje enz.) van honderd, |
| Parasut Birlikleri | paratroepen,Parasut Birlikleri |
| Paratroepen | parasut birlikleri, ,Paratroepen |
| Paratyfus | paratifo,pardoes,aniden,birden,,Paratyfus |
| Paratyfus,2 | birden bire,Paratyfus,2 |
| Paringclup | esleri birbirleriyle degiserek birlesmesi icin mekan,es degisimi olam yer,cinsellige ait sevicilik mekani, ,,Paringclup |
| Pariteit | esit hak,esitlik,fiyat birligi, ,,Pariteit |
| Parmakla Birseyle Oynayip Durmak | Frunnuiken,Parmakla Birseyle Oynayip Durmak |
| Pastille | tablet,pastil,bir tul sekerleme, ,,Pastille |
| Patience | tek kisi tarafindan oynanan iskambi sabir oyunu, ,Patience |
| Pedant | ukala,cok bilmis,kendini begenmis,kibirli,,Pedant |
| Peeling | peyling,guzellik balimi,olu deri hucrelerinin yok edildigi bir tur cilt bakimi,meyveyi soymak,,Peeling |
| Pekelen | tuzlamak,salamura koymak,salamura yatirmak,tuzda birakmak,,Pekelen |
| Penarie | zor durumda kalmak,muskul olmak,zor bir durumda olmak,icinden cikilmaz bir durumda olmak,,Penarie |
| Persisteren | bir seyde sebat etmek, ,Persisteren |
| Persoon | sahsi,kisi,biret,fert,,Persoon |
| persoon insan, | biri, kimse, adam, vijf gulden per adam başi beş gulden, |
| Peuteren | bir seyi parmakla yada bir seyi cikarmak icin calismak,kucuk bir sey icin ugrasikalmak,birseyi parmakla cikarmaga calismak, ,,Peuteren |
| Piekuur | en yogun sat,bir seyin en yogun zamani,yogun kullanim saati, ,,Piekuur |
| Pietsje | birazcik,azicik,,Pietsje |
| Pijpen | penis emmek,penis sogurmak,saksafon calmak,birinin her isdegini yapmak,,Pijpen |
| Pils | bier,bira,pint, ,,Pils |
| Pimpernel | bir tur patates,farekulagi(botanik)urunu,,Pimpernel |
| Pink,2 | balikci teknesi,balikci gemisi,balikci silosu,bir yasinda tana,,Pink,2 |
| Plaatsen | yerlestirmek,koymak,birakmak,ilan vermek,,Plaatsen |
| plotseling aniden, | birden, birden bire |
| plusteken arti | işareti, arti, ayrica, een draaitafel een plaat bir pikap |
| polis alikoymak, | 5 iemand birini cezbetmek, II gs, ( , is ) 1 |
| produkt spesiyalite, | bir yere özgü şey, een beurs borsa uzmani |
| punt | op iyi cevap sana bir puan kazandirir, |
| resmi belge | vermek, 3 (verspreiden) yaymak, birakmak, vuur bir |
| Sabir | Geduld,doorzettingsvermogen,Sabir |
| Sabirli | Geduldig ,Sabirli |
| Sabirsizlik | Ongeduld,Sabirsizlik |
| Samenhangen | Birbirine Baglanmak,Samenhangen |
| Samenscholen | Toplanmak, birlesmek,Samenscholen |
| Samenscholing | Toplanma, birlesme,Samenscholing |
| Samenvoegen | Birlestirmek,Samenvoegen |
| Samenwerking | Birlikte Calisma, tesrikimesai,Samenwerking |
| Samenwonen | Birlikte Yasamak,Samenwonen |
| Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen | Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk |
| Savooiekool | Bir Cesit Lahana,Savooiekool |
| Scheutje | Eser, katilmis cuzi bir miktar,Scheutje |
| Schildknaap | Sovalyeden Bir Asagi Rutbe,Schildknaap |
| Sendikalar Birligi | Vakbeweging ,Sendikalar Birligi |
| Senenin Dorte Biri | kwartal,Senenin Dorte Biri |
| Serbest Birakmak | Vrijgeven ,Vrijlaten ,Serbest Birakmak |
| Seyle | Verdiepenbir,Seyle |
| Siberie | Sibirya,Siberie |
| Sibirya | Siberie,Sibirya |
| slag slaan | bir taşla iki kuş vurmak, hem ticaret hem ziyaret yapmak, geen |
| Sleutelbos | Bir Suru Anahtar,Sleutelbos |
| slim | zeki, een kind zeki bir çocuk, |
| slinger | d. birbaltaya sap olamamak (argo/plat) niet aan de bak |
| sloop | d. bir çöplükte iki horoz ötmez, (er dienen) geen twee hanen op een |
| Som(nl) | Meblag, bir miktar para, hesap,Som(nl) |
| Sovalyeden Bir Asagi Rutbe | Schildknaap,Sovalyeden Bir Asagi Rutbe |
| sözcüklerine dili | dönmemek, kekelemek, met een paar en birkaç kelime ile, |
| Spalk | Cebire, atel,Spalk |
| Spotvogel | Bir Kus Cesidi,Spotvogel |
| star dik, | sabit, iemand aankijken birine dik dik bakmak, 3 (v, gezicht) |
| Stellen | Bir Soru Sormak,Koymak,Stellen |
| stellen bir | şeyi birinin gözleri önüne sermek, zijn ogen zijn groter dan |
| Straks | Strakjes, (az) sonra, birazdan,Straks |
| straks biraz | sonra, birazdan, II s, fiili, ameli, eylemsel |
| streng | şiddetli, sert, ağir, een zware straf ağir ceza, II z, ağir bir |
| stuk parça, | dilim, runderlappen sigir eti dilimi, een tekst uzun bir |
| surprise sürpriz, | iemand een bereiden birine sürpriz hazirlamak |
| Tabir | Gezegde ,Tabir |
| Tal | Bir Cok,Tal |
| Tapbier H | fici,bira ,Tapbier H |
| Tappen | ficidan cekmek/vermek(bira vb),moppen fikra seyler anlatmak,alkollu icki satmak (verkopen),Tappen |
| Tast Dp De~Iets Zoeken | bir seyi el yordamiyla aramak ,Tast Dp De~Iets Zoeken |
| Tedbirli | Attent,Tedbirli |
| Tegelijk | Birden,ayni zamanda/anda,beraber,birlikte ,,Tegelijk |
| tegen | elkaar birbirine karşi kullanmak |
| tegen iemand | birinin lehinde (aleyhinde) konuşmak, dat pleit voor je |
| Tegenin Ergens Gaan | bir seye karsi koymak ,Tegenin Ergens Gaan |
| Tegenmaatregel D(,En) | karsi tedbir ,Tegenmaatregel D(,En) |
| Tegenop Ergens Zien | bir seyi gozunde buyutmek,gozu kesmemek ,Tegenop Ergens Zien |
| Tek Kisi Tarafindan Oynanan Iskambi Sabir Oyunu | patience,Tek Kisi Tarafindan Oynanan Iskambi Sabir Oyunu |
| ten geschenke | geven) hediye etmek, armağan etmek, iemand iets birine bir |
| Terechtwijzen | birine haddini bildirmek ,Terechtwijzen |
| Terzijde | bir yana/tarafa ,Terzijde |
| Tezamen | birlikte,beraber ,Tezamen |
| Tijdlang | bir sure,bir ara ,Tijdlang |
| Toeeigenen (Zich Iets) | bir seyi kendine mal etmek ,Toeeigenen (Zich Iets) |
| toegankelijk maken, | girişe vb,) açmak, een gebied bir sahayi açmak |
| Toegedaan (Iemand~Zijn ) | birinden hoslanmak,birini sevmek ,Toegedaan (Iemand~Zijn ) |
| Toestemmen In Iets | bir seyde mutabik olmak ,Toestemmen In Iets |
| Toezien | bir seyin olmasina ozen gostermek ,Toezien |
| Tombe D(,S,N) | kabir ,Tombe D(,S,N) |
| toparlayip almak, | iemand (als gast) birini misafir etmek, konuk |
| Tor D (,Ren) | bir bocek ,Tor D (,Ren) |
| Trektocht D(,En) | gunubirlik uzun gezi ,Trektocht D(,En) |
| Troep D(,En) | birlikgrup,takim ,Troep D(,En) |
| Tuk~Op Iets Zijn | bir seye duskun olmak ,Tuk~Op Iets Zijn |
| Tukje H(,S) Een ~Doen | kestirmek,biraz uyumak ,Tukje H(,S) Een ~Doen |
| Tussendoortje H(,S) | hafif yemek,atistiracak bir sey ,Tussendoortje H(,S) |
| Tuzda Birakmak | pekelen,Tuzda Birakmak |
| typen daktilo | yazmak, II g, 1 iemand op de schouder birinin omzuna |
| Uc Ayda Bir | driemaandelijk,Uc Ayda Bir |
| uçak vb. | konum) ligging d. positie d. 4 (taşıtlarda) klas d. birinci mevki |
| ufak | bir şey, değersiz bir şey, vele s maken een grote damlaya damlaya |
| uithoren birinin | ağzindan laf almak, birini konuşturmak, het nemen söz |
| uitvoeren hayata | geçirmek, uygulamak, maatregelen önlem/tedbir almak, 5 |
| Umudugunu Birine Baglamak | Vestigen ,Umudugunu Birine Baglamak |
| üstünden atmak, | başindan atmak,iemand niet kunnen birinden kurtulamamak, |
| uygun bir | şekilde) op een geschikte manier |
| üzerine yikmak, | iets aan bir şeyi (y)a/e yüklemek, het ongeluk was te |
| v, | computer) basmak, kâğida dökmek, II gs, ergens op bir şeye dönüşmek, |
| v, boek | bölüm, parça, 2 mil/ask kol, birlik, kita, 3 (v, |
| v, deur | sürgü, fig/mec iemand een op de neus zetten birine gem vurmak, |
| v, meisje | vrouwen) ateşli, kivil kivil, een meisje ateşli bir kiz |
| v,persoon hayalperest, | hayalci, een mens hayalci bir insan, 3 |
| Vakbeweging | sendikalar birligi,Vakbeweging |
| vastgrijpen tutmak, | birakmamak, houd de dief! hirsizi tut! 7 (zwijgen) |
| Vat | fici ,damar, hic bir sey onu etkilemez,Vat |
| Veel | Cok,bircok,Veel |
| Veelvoud | birkac nusa ,birkac kez,Veelvoud |
| Verbeelding | hayal,imge , begenmis kibir,Verbeelding |
| verdedigen iemand | birini müdafaa etmek, birini savunmak, birinin |
| Verdiepen | Bir Seyle Ciddi Ilgilenmek, bir seye derinlemesine dalmak,Verdiepen |
| Verenigd | Birlesik Krallik,Verenigd |
| Verenigde Naties | birlesmis milletler |
| Verkiezen | bir seyi ? tercih etme,Verkiezen |
| Verkijken | bir seyi yanlis hesaplamak,Verkijken |
| Verklappen | bir sirri dile vermek,Verklappen |
| Verklikker | muhbir , ispiyon,Verklikker |
| Verlaten | Terk Etmek, ayrilmak, gecikmek, geride birakilmis,,Verlaten |
| Vermek(Bira Vb) | tappen,Vermek(Bira Vb) |
| Verrassen | birine bir seyle supriz yapmak,Verrassen |
| verschaffen sağlamak, | tedarik etmek, temin etmek, 3 iemand werk birine |
| Verscheiden | bir kac,bir kac kez,Verscheiden |
| verscheidenheid çeşitlilik, | ter (voor de) bir değişiklik için, |
| Verslijten (Versleet Versleten) | yipratmak,eskitmek ,birini saf biri olarak gormek,Verslijten (Versleet Versleten) |
| Versmelten | eritip kaynastirmak , birlestirmek,Versmelten |
| versterking van | verbazing) O!, aman, ne kaba bir dil kullandı! O, wat |
| versterking van | woorden enz.) echt, wat mooi, güzel, ama güzel bir film! |
| versterking van | woorden enz.) echt, wat mooi, güzel, ama güzel bir film! |
| Verzamelen | Biriktirmek, toplamak,derlemek,Verzamelen |
| Verzanden | bir seye saplanip kalmak,Verzanden |
| Verzetten | birine bir seye karsi direnmek,Verzetten |
| verzuimen ihmal | etmek, kaçirmak, hij slaat nooit een feest over hiçbir |
| Vestigen | kurmak,tesis etmek , umudugunu birine baglamak,Vestigen |
| vijandig karşi, | aleyhte, aleyhinde, aleyhine, iemand strijden birine |
| Vlaag | meyveli bir pasta,Vlaag |
| vlekken yok | etmek, de mensen van elkaar insanlari birbirinden |
| Vleugje | bir miktar,birazcik,Vleugje |
| vlezig | dolgun, tombul, 3 (v, tijd) tam, een jaar tam bir yil, 4 |
| VN | "Birlesmis Milletler Ticaret ve Kalkinma Konferansi Conferentie voor Handel en Ontwikkeling " |
| vocht nem, | yaş, 3 fig/mec voelen bir sakinca olduğunu sezmek, bir işte |
| Voetstoots | bir seyi oldugu gibi kabul etmek,Voetstoots |
| voor de | dag brengen) toparlamak, bir araya getirmek |
| voordeel, nadeel | hebben/ondervinden, 37 / (geçici bir yere git |
| Voordragen | okumak,sunmak , birini aday gostermek,Voordragen |
| Voorschrijven | Birseyi Yazmak,Voorschrijven |
| voorteken alamet, | en van ongeduld sabirsizlik belirtileri, 3 (symbool) |
| Voortrekken | birini kayirmak,Voortrekken |
| Vrijgeven | serbest birakmak,izin vermek,Vrijgeven |
| Vrijlaten | serbest birakmak,Vrijlaten |
| waarde | aan (y)a/e anlam (değer) vermek, zich aan iemand (iets) birine |
| weg yol, | iemand de afsnijden birinin yolunu kapatmak, yolunu kesmek, 3 |
| Weglaten | besini birakmak,salmak,birakmak, ,,Weglaten |
| Wegleggen | bir yana koymak,saklamak,,Wegleggen |
| Wegroepen | bir yere cagirmak, ,Wegroepen |
| wegvloeien akip | gitmek, met iemand biriyle iftihar etmek |
| Wegwuiven | ciddiye almamak,bir kenara itmek,,Wegwuiven |
| Weinig | Bir az |
| Weinig | Bir az |
| Wel Eens | hic,bir ara,bir kere,arada bir,,Wel Eens |
| Weldra | hemen,kisa sure icinde,birazdan,hemencik,,Weldra |
| Weleer | onceleri,eskiden,vaktiyle,bir zamanlar,,Weleer |
| wind | püfür püfür olan, hoş ve şiddetli, staan van iets bir |
| xxx | (çalışan biri) medewerker d. werknemer d. 7 (Adamı, arkadaşı) |
| xxx | (insanlar) mensheid d. mensen d. 5 uitzonderlijke senin arkadaş bir |
| xxx | (krem) zalf d. bir eli yağda bir eli balda olmak / n/ |
| xxx | van been, benen-, bir deri bir kemik broodmager, vel over been, Köpeğin |
| ya/e ayak | diremek, (y)i birakrnamak, dan/den vazgeçmemek, dan/den |
| ya/e can | atmak, naar een kopje thee bir bardak çaya can atmak |
| ya/e karişmak, | zich met iets niet kunnen bir şeye katilmamak, uygun |
| ya/e yanip | tütmek, er zitten nogal wat en ogen aan amasi var, bir sürü |
| yakalamak için | izlemek, peşini birakmamak, 2 (controleren) siki |
| yangili, | yakici, ik heb een gevoel aan mijn ogen gözlerimde bir |
| yatalak ol- | ) bedlegerig zijn, 7 / (cinsel birleş met |
| Yen | Yen(Japon Para Birimi),Yen |
| Yere Birakmak | Neerlaten,Yere Birakmak |
| Yoksun Birakmak | beroven,Yoksun Birakmak |
| Yquem | Beyaz Renkli Bir Sarap Turu,Yquem |
| zaman vermek, | 6 iemand in de hoogte birini yağlamak, övmek, een ring aan |
| zich | tegen iets bir şeye karşi direnmek, karşi koymak |
| zich bevinden | bulunmak, zij nog een paar dagen birkaç gün daha |
| zich een | auto (kendine) bir araba satin almak, |
| zijn | pen bijten dudağini isirmak, aan iemands pen hangen birinin ağzina |
| zinsverband baglam, | 5 (samenwerking) groeps grup ilişkisi/işbirligi, |
| zitten te | birinde devamli kusur bulmak, birinin her yaptiğini eleştirmek |
| zonder versieringen | süssüz, sade, een kale kamer süssüz bir oda, 7 çiplak, |
| Zor Bir Durumda Olmak | penarie,Zor Bir Durumda Olmak |
| Zwager | Eniste,kayin birader,Zwager |