Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'ay' Kelimesinin Anlamları:

aal, dat is nogal söylemek gerekmez, gayet açiktir, II z, tamamen,
AALITTEREREN g, (allittereerde, h, geallittereerd) ayni sesi
aan de natuur öldü, nallari dikti II d, ( len) (kinderspeeltuig) maymun,
aan de stellen bir şeyi teşhir etmek, birinin kirli çamaşirlarini ortaya
aan haar (bayanlar iciin)
aan haar (bayanlar iciin) Ona
aan het slechte weer kaza kötü havaya yüklendi, dat heb je aan je zelf te
aan huis ev ev dolaşmak, (beurtelings) sirayla dolaşmak, sirayla gitmek
aan regels (enz,) kurallara (vb,) uymak, kurallardan (vb,) ayrilmamak, met
aan waarde değerini kaybetmek, değerden düşmek
aan zijn birini sesinden tanimak, zijn kwijt zijn sesini kaybetmek, sesi
aan, O pek paraya Bakmaz. Hij geeft niet zoveel om geld, 14 (kusura vb.
AANBIDDER (s) 1 tapan, 2 (bewonderaar) hayran, s van nin
Aanbreken Acmak,Kullanmaya Baslamak, (Gun) Agarmak,Aanbreken
Aandeel Pay,Hisse,Hisse Senedi,Aandeel
AANDEEL (...delen) 1 hisse, pay, üleş, 2 (bewijs) hisse senedi,
AANDEELHOUDER (s) hissedar, ortak, paydaş,
AANDELENKAPITAAL (...kapitalen) hisselere bölünmüş sermaye,
aandrukken, (ayaklanmayı -, opstand) onderdrukken, 4 (üstün gel
AANGELEERD öğrenilmiş, doğuştan olmayan, (yetenek, alişkanlik)
AANGEPAST l uyarlanmiş, ayarlanmiş, uydurulmuş, 2 (topluma)
AANGESLAGEN dengesi bozulmuş, dengesini kaybetmiş, zijn ruhsal
AANGEZIEN bağ, mademki, çünkü, ... diğindan dolayi, diği için
AANHARKEN g, (harkte aan, h, aangeharkt) tarayarak toplamak, de
AANHEFFEN g, (hief aan, h, aangeheven) (söylemeye, çalmaya)
Aanklacht Sikayet,Suclama,Aanklacht
AANKLACHT ( en) 1 şikayet, suçlama, itham, suç iddiasi, 2
Aanklagen Sikayet Etmek ,Suclamak,Aanklagen
AANKLAGEN g, (klaagde aan, h, aangeklaagd) şikayet etmek,
AANKLAGER (s) davaci, suçlayan kimse, openbare savci,
AANLASSEN g, (laste aan, h, aangelast) kaynatmak, kaynakla
Aanleunen Dayanmak,Yaslanmak,Aanleunen
AANLEUNEN gs, (leunde aan, h, aangeleund) 1 dayanmak, tegen de
aanmaken a biriyle alay etmek, birini aşagilamak, b) (overwinnen) birini
Aanmerkelijk Onemli ,Epey ,Bayagi,Aanmerkelijk
AANMERKELIJK z, epey, oldukça, hayli, önemli, epeyce, büyük
Aanmerken Gormek,Saymak,Uygun Gormek,Aanmerken
Aanneming Kabul Onaylama,Aanneming
AANSCHOUWELIJK z, görülür, somut, maken aydinlatmak,
AANSTAMPEN g, (stampte aan, h, aangestampt) (ayakla) vurarak
AANSTEKELIJK z, bulaşici, bulaşkan, bulaşir, başkalarina kolay
Aanstellen Atamak,Tayin Etmek ,Aanstellen
Aanstelling Tayin,Atamak,Aanstelling
AANSTELLING ( en) 1 atama, tayin, 2 (akte) atama belgesi, görev
AANSTICHTER (s) kişkirtici, parmakçi, provakatör, önayak,
Aanstotelijk Ayip,Cirkin,Aanstotelijk
Aantal Adet,Sayi,Birkac,Aantal
aantal [het]adet,sayi--
aantal, niet veel, een paar, beperkt, Bu işi yapan sayılı kişilerden
AANVERWANT I s, akraba, evlilikle akraba olan, 2 (dil) akraba, ayni
Aanvuren Tesvik Etmek,Havaya Sokmak,Aanvuren
AANZETRIEM ( en) bileği kayişi, ustura kayişi,
Aanzien2 Gorunus ,Sayginlik,Itibar,Aanzien2
Aanzienlijk Onemli,Saygin ,Kodaman,Hayli Onemli,,Aanzienlijk
AANZIENLIJK I s, ileri gelen, saygin, itibarli, (belangrijk)
Aap Maymun,Aap
AAP (apen) 1 zo, maymun, 2 (persoon) kötü niyetli, şebek,
AAPACHTIG z, maymun gibi, maymuna benzer, maymunumsu,
aardbei tilek-ardbay-
AARDS 1 dünya ile ilgili, dünyaya ait, 2 dünyevi, dünyalik,
AARDVERSCHUIVING ( en) toprak kaymasi,
AAS I h, 1 yem, 2 (kreng) leş, hayvan cesedi, (v, mensen) ceset, II
abayı yakmak / verkikkerd zijn op, verliefd zijn op, verzot
abayı yakmak / verkikkerd zijn op, verliefd zijn op, verzot zijn op,
abayi yakmak, sevdalanmak
abayı yakmış verzot, verkikkerd, verliefd
abıhayat - tı ambrozijn godendrank d. levenselixir nectar d.
abıhayat içmiş oergezond
ablukaya almak / blokkeren
ablukayı kaldırmak de blokkade opheffen
ablukayı yarmak de blokkade doorbreken
ABRAHAM Ibrahim, weten waar de mosterd haalt hayat tecrübesi
Abrikoos kayisi,Abrikoos
ABRIKOOS (...kozen) 1 kayisi, zerdali, 2 (boom) kayisi ağaci,
abrikoosabrikos Kayisi--
ABSENT hazir bulunmayan, gelmeyen, de en hazir bulunmayan
ABSURD z, saçma, anlamsiz, manasiz, gülünç, mantiğa aykiri,
ACADEMICA ( ...icas) (bayan) üniversite mezunu,
acayibine gitmek / n/ het raar/vreemd vinden
Acayip Zonderling,keihard,Acayip
acayip (tuhaf) raar, vreemd, eigenaardig, zonderling, grotesk, 2 (harika)
acayip büyük ontzettend groot
acayip olmak 1 (tuhaf olmak) vreemd worden, 2 (garip hisset zich vreemd
acayip, II z, 1 (zeer) çok, oldukça, dat is mooi oldukça güzel, 2
acayip, tuha garip een e inval garip bir buluş, garip bir fikir
acayip, tuha garip, göze çarpan
acayipleşmek vreemd worden, raar worden, eigenaardig/zonderling worden
acayiplik vreemdheid d. buitenissigheid d.
acceptatie 4 (üstlenme) aanneming d. 5 (onay) toestemming d. 6 (itiraf)
Accountant Sayman,Muhasebeci,Accountant
ACCOUNTANT (s) sayman, muhasebeci,
acem h/volkst. 1 Perzisch, 2 Pers d. (bayan) Perzische d.
acemi çaylak groentje nieuweling d. beginneling d.
ACHTBAAN (...banen) sekiz şeklinde rayli eğlence araci,
Achtbaar Saygideger,Achtbaar
ACHTBAAR ( der, st) değerli, saygin, saygideğer, saygiya
ACHTELOOS z, (achtelozer, meest ) dikkatsiz, kayitsiz,
achteloos düşüncesiz, tasasiz, kaygisiz, hoppa, endişesiz
ACHTELOOSHEID dikkatsizlik, kayitsizlik mv/çoğ dikkatsizlik,
ACHTENSWAARD hatiri sayilir, saygin, saygi değer, muhterem,
ACHTENSWAARDIG hatiri sayilir, saygin, saygi değer, muhterem,
ACHTERAAN z, arkaya, arkadan, geriye, arka tarafta, geride(n), wij
ACHTERDEEL (...delen) arka bölüm, arka kisim, hayvanin arka kaba
Achtereenvolgens Bir Bir ,Sirayla,Achtereenvolgens
Achterhalen Yetismek,Ortaya Cikarmak,Anlamak,Achterhalen
Achterom Arkadan,Arkaya,Achterom
ACHTEROM z, arkadan, arkaya, geriye doğru, kom maar ! arkadan
ACHTERPOOT (...poten) arka ayak, op zijn achterpoten gaan staan
Achterruit Arkaya ,Geriye,Achterruit1
ACHTERST en arkadaki, arkaya konmuş fig/mec op zijn e poten
achterstallig günü dolmuş, vadesi geçmiş, 3 bot, bir yildan fazla yaşayan
achterstevoren, (arka yüzü) andere kant/zijde d. 5 (ayakkabı)
ACHTERUIT I z, arkaya (doğru), geriye, II d, (v, auto) geri vites,
Achteruitkijkspiegel Dikiz Aynasi,Achteruitkijkspiegel
ACHTERUITKIJKSPIEGEL (s) dikiz aynasi,
Achterwaarts Arkaya ,Geriye,Achterwaarts
ACHTERWAARTS I z, arkaya doğru, geriye, II s, geriye dönük, arkaya
Achting Saygi,Achting
achting birine saygi göstermek,
ACHTING saygi, hürmet, takdir, voor iemand voelen birine saygi
acı paylaşılarak azalır (mutluluk paylaşılarak büyür) Gedeelde smart is
açiğa çikmak, geven işik vermek, er gaat mij een op (şimdi) anlamaya
açiğa kavuşturmak, iets bir şeyi aydinlatmak, bir şeyi açiklamak, II gs,
açık artırmaya çıkarmak / veilen
açik ayran budalasi, aptalin aptali
Acik Cay Slappe Thee,Acik Cay
açık çay slappe thee d.
açık open, vrij, toegankelijk, 4 (zorunlu olmayan) vrijblijvend
açık saçık yayın pornografıe d.
açiklamak, aydinlatmak, izah etmek, met voorbeelden örneklerle açiklamak
acıklı (üzüntülü) treurig, smartelijk, deerlijk, droef, droevig, 2 (olay,
açiklik, aydinlik, bulutsuzluk, iets tot brengen bir şeye açiklik
açıktan tayin etmek /, van buiten benoemen
Acil Postayla
Acil Postayla Expresse,Acil Postayla
açılan solar, ağlayan güler Aan alles komt een eind. Na vasten komt Pasen.
açilmak, ayrilmak, 3 op iemand (kötü niyetle) birinin üzerine gitmek
acimak, zich over dan/den şikayetlenmek, dan/den yakinmak,
acimak, zich over iemand birini himayesine almak
acın kabadayısı kale kak d. kauwen kak d.
acinacak, esefe şayan,
açıortay mat./wisk.bissectrice
acısını paylaşma mededogen medelijden
acısını paylaşmak / n/ medelijden hebben met
acisini paylaşmak, met oprechte başiniz sağ olsun, en derin
acıya dayanamamak geen pijn kunnen verdragen
acıya dayanıklı berustend, lijdzaam
açlıktan bayılayazmak van de graat vallen, bijna flauwvallen van honger
açmak, niyetini ortaya koymak, aan de groene zitten yönetimde bulunmak,
açmak, postayi almak, posta kutusunu boşaltmak, 3 iemand de voet birinin
açmak, zich yayilmak, uzanmak, açilmak, het groene veld ontrolde zich voor
ACROBAT d (s) (bayan) akrobat, cambaz,
ACTIE (s) 1 eylem, faaliyet, hareket, 2 jur/huk dava, şikayet,
ACTUALITEIT ( en) güncellik, aktüalite, günün olayi,
adaba aykırı onfatsoenlijk, onzedelijk
adaçayı bot salie d. (Salvia)
adalet bakani, het paleis van adliye sarayi, officier van savci,
adalet sarayı paleis van justitie
adam saymak / met respect behandelen
adama dayanma ölür, ağaca dayanma kurur mec/fig Je moet zelfvertrouwen
adamdan saymak / met respect behandelen
adamın sermayesi yalan hij liegt alsof het gedrukt staat. hij liegt dat hij
Aday Sollicitant,Aday
aday kandidaat d. gegadıgde d. (başvuran sollicitant(e) d. 2
aday gösterme kandidaatstelling d.
aday göstermek / iemand voordragen, iemand kandidaat stellen, iemand
aday göstermek, 3 (voorleggen) anlatmak, izah etmek, arz etmek
aday kandidaat d. (işe başvuran) sollicitant d. aspirant d. 3
aday listesi kandidatenlijst d. nominatie d.
aday listesinde olmak op de nominatie staan, voorgedragen zijn
aday öğrenci stagiair(e) d. stageloper d.
aday olmak / zich kandidaat stellen
aday yoklaması voorverkiezing d.
adaylığını koymak / zich kandidaat stellen
adaylık kandidateur
adaylik süresi proeftijd d. proefperiode d
Adder El Merdiveni,( Insaatlarda Kullanilan ),Hayb Engerek,Adder
adet aantal (sayı) nummer 2 (tane) stuk
ADHESIE 1 nat/fiz ayni tür moleküllerin çekim gücü, 2 betuigen
adı sanı belli olmayan degene van wie de naam en reputatie nog niet bekend
adimlamak, arşinlamak, een terrein bir sahayi ölçmek, iets breed bir
adimlamak, yürümek, 2 (meten) adimlayarak ölçmek
adını anmaya değer / n/ noemenswaard, vermeldenswaard
adını anmaya değmemek / n/ geen naam hebben,
adını anmaya degmez Dat mag geen naam hebben
adiyla saniyla taninmak, sayilmak, iemand met en toenaam kennen birini çok
ADJUDANT ( en) emir subayi, yaver,
Adliye Sarayi
Adliye Sarayi paleis,Adliye Sarayi
adliye sarayı paleis van justitie
ADMINISTRATIEF idari, yönetime ait, kayit işlemleriyle ilgili,
ADMINISTRATIEKANTOOR (...toren) muhasebe kayit servisi, muhasebe
adrese ulaşmayan onbestelbaar
Adresi Olmayan
Adresi Olmayan Onbestelbaar,Adresi Olmayan
ADVENT Noel bayrami için hazirlik zamani,
ADVOCATE (s) (bayan) avukat,
AFBOUWEN g, (bouwde af, h, afgebouwd) 1 (v, gebouwen) inşayi
AFBRAAKPRODUKT ( en) zayiflatma ürünü,
AFBREEKBAAR ayrişabilir,
Afdekken Oertmek,Sofrayi Kaldirmak,Afdekken
AFDOEND (meer ,meest ) kati, kesin, caydirici, etkin, ikna
Afdwalen Sapmak,Ayrilmak,Afdwalen
AFDWALEN gs, (dwaalde af, is afgedwaald) ayrilmak, sapmak,
AFFAIRE (s) 1 olay, iş, mesele, 2 (rechtzaak) dava, 3 met
AFFIRMATIEF z, onaylayci, tasdik edici
AFGELEEFD yaşlanmiş, yipranmiş ve zayif düşmüş, takattan düşmüş,
AFGEMETEN I s, ölçülü ve ayarli, II z, fig/mec ölçülü, ihtiyatli,
AFGESCHEIDEN ayrilmiş, ayri, van dan/den, ayri, göz önüne
afgevallen kilo verdim, beş kilo zayifladim, 3 (naar beneden
Afgezaagd Siradan,Bayagi,Afgezaagd
AFGEZAAGD bayagi, adi, basmakalip, siradan, eskimiş, een
AFGEZONDERD z, ayrilmiş, tecrit olmuş, issiz, yalniz, tek
AFGLIJDEN gs, (gleed af, is afgegleden) aşaği kaymak, kayip
AFGRAZEN g, (graasde af, h, afgegraasd) 1 otlamak, otlamaya
AFHAKKEN g, (hakte af, h, afgehakt) kesmek, baltayla ayirmak,
AFKAMMEN g, (kamde af, h, afgekamd) 1 tarayarak temizlemek, 2
AFKAPPEN g (kapte af, h, afgekapt) kesip ayirmak, vurup
afkeuren kinamak, ayiplamak, mahkum etmek, kötü bulmak, iemands houding
Afkeurend Yerici,Onamayan,Afkeurend
AFKEUREND s kinayici, mahkum edici, yerici, menfi, een e blik
AFKEURING ( en) 1 çürüğe çik(art)ma, sakata ayirma, 2 (het
AFKOKEN I f, g, (kookte af, h, afgekookt) kaynatarak kemikten
Afkomen Ayrilmak,Kurtulmak,Afkomen
AFKOMST nesil, soy, asil, kaynak, köken, van Franse Fransiz
AFKOPPELEN g, (koppelde af, h, afgekoppeld) baği ayirmak,
AFLEGGER (s) 1 cenaze hazirlayici, 2 (kledingstuk) iskarta
AFLEREN g, (leerde af, h/is afgeleerd) 1 (beceri) yapmayarak
AFLIKKEN g, (likte af, h, afgelikt) 1 yalamak, yalayarak almak,
afmarcheren, optrekken, uitnıkken, 3 aynı yola çıkmak op hetzelfde
AFMELDEN g, (meldde af, h, afgemeld) aynlişini bildirmek,
AFMEREN g, (meerde af, h, afgemeerd) gemiyi karaya palamarlamak,
AFPIKKEN g, (pikte af, h, afgepikt) 1 gagalayip almak,
Aframmelen Dovmek,Dayak Atmak,Aframmelen
Afreis Haraket ,Ayrilis,Afreis
Afreizen Hareket Etmek,Ayrilmak,Afreizen
afrekenen? Ayvaz kasap hep bir hesap. Dat komt op hetzelfde neer. Dat maakt
AFRIKAANS I s, Afrikali, Afrikaya ait, II h, Güney Afrikada
AFRIKAANSE (n) (bayan) Afrikali,
AFROMEN g, (roomde af, h, afgeroomd) 1 (melk) kaymağini almak, 2
Afrossen Dovmek,Dayak Atmak,Afrossen
Afschaffer Yesilayci,Afschaffer
AFSCHEID ayrilik, veda, ayriliş, nemen van iemand biri ile
Afscheiden Ayirmak,Salgilamak,Afscheiden
AFSCHEIDEN g, (scheidde af, h, afgescheiden) 1 ayirmak, (v,
afscheiden ayirmak, bölmek, 3 (in gedachten afscheiden) ayrimina
AFSCHEIDINGSBEWEGING ( en) ayrilikçi örgüt,
AFSCHEIDSBEZOEK ( en) veda ziyareti, ayrilik ziyareti,
AFSCHRIKWEKKEND caydirici, gözdaği veren, korkutucu
Afschutten Ayirmak,Bolmek,Afschutten
afschutten ayirmak, bölmek, II gs, (, is ) (losgaan) boşalmak,
afschuwelijk korkunç, iğrenç II ünl, hey mübarek! hay Allah! canina
AFSLAG ( en) 1 (v,weg) yol ayrimi sapak, u moet de Sloten
Afslanken Zayiflamak,Afslanken
AFSLANKEN I f, g, (slankte af, h, afgeslankt) 1 zayiflatmak, 2
afstandelijk, topluma uymayan) asociaal 5 beest robbedoes d.
AFSTAPPEN gs, (stapte af, is afgestapt) 1 inmek, adimlayip
Afstellen Kurmak,Ayarlamak,Afstellen
Afstelling Ayar,Afstelling
AFSTELLING ( en) tech/tek ayar
Afstemmen Reddetmek,Ayarlamak,Akort Etmek,Afstemmen
AFSTEMMEN g, (stemde af, h, afgestemd) 1 (bijstemming) oylayip
afstuderen, afmaken, 4 /- den/ (işten ayrıl ontslag nemen, 5 (yükselmek)
AFTAKKEN g, (takte af, h, afgetakt) dallara/kollara ayirmak,
AFTELLEN g, (stelde af, h, afgesteld) ayarlamak, kurmak
AFTELLEN g, (telde af, h, afgeteld) (v, dagen) saymak, fig/mec
AFTELLING ( en) geri sayma
AFTOCHT ( en) mil/ask çekiliş, ayriliş, de blazen a) çekilme
Afvallen Zayiflama,Dusmek,Kilo Vermek,Afvallen
AFWENTELEN I f, g, (wentelde af, h, afgewenteld) 1 yuvarlayip
AFWERKING ( en) tamamlama, tamamlayiş
Afwezig (Hazir ) Bulunmayan,Dalgin ,Afwezig
AFWEZIGE (n) gelmeyen kimse, bulunmayan kimse
AFWEZIGHEID bulunmayiş, hazir olmayiş, yokluk, bij van
Afwezinheid Bulunmayis,Yokluk,Afwezinheid
Afwijken Sapmak,Ayrilmak,Afwijken
AFWIJKEN gs, (week af, is afgeweken) 1 sapmak, ayrilmak, van de
Afzonderen Ayirmak,Afzonderen
AFZONDEREN g, (zonderde af, h, afgezonderd) 1 ayirmak, izole
Afzonderlijk Ayirmak,Ozel,Afzonderlijk
afzonderlijk ayri, tek tek, 3 (niet strak gespannen) gevşek, bol, sarkik,
AFZONDERLIJK I s, (afgezonderd) ayri, özel II z, ayri ayri
Ag (bilgisayar)
Ag (bilgisayar) Net,Vangnet ,Ag (bilgisayar)
ağarmak, witte (of vrije) produkten işporta mali, markasi belli olmayan mal,
AGENTUUR d ( ,turen) (v,firma) temsilcilik, bayilik, (kantoor)
ağır ağır kaynamak langzaam koken, pruttelen
ağır kayıp zwaar verlies
ağır sanayi zware industrie d. grote metaalindustrie d.
ağırayak hd/volkst zwangere vrouw d.
ağirlaştirmak, (uitstellen) ertelemek, geciktirmek, tehir etmek, sonraya
ağırlık kayıbı gewichtsverlies
Agiz Payi
ağız - ğzı I 1 mond d. (gaga) bek d. (domuz, köpek, ayı vb. - n) snuit d.
Agiz Payi donderpreek(preken),Agiz Payi
ağızdan ağıza yayılmak van mond tot mond gaan, overal rondverteld worden
Aglamak Huilen,Adet,Sayi,Schreien,,Aglamak
ağlamaya başladi, gözleri doldu
ağlamayan çocuğa meme vermezler Men voedt het kind niet als het niet huilt.
ağlaya ağlaya (constant) huilend
ağlayacak. Hij huilt bijna.
ağlayası gelmek /n, tot tranen bewogen zijn, diep geroerd zijn
ağlayıp boşalmak uithuilen
ağlayıp rahatlamak uithuilen
ağlayış geschrei gehuil
ağlayl verdi. Terwijl hij speelde, begon hij ineens te huilen.
ağlı açık ayrandelisi onnozele hals d.
ağzına bakmak / n/ 1 (hayranlıkla dinle aan iemands lippen hangen,
ağzına layık lekker, heerlijk
ağzına layık Precies! Goed dat je dat gezegd hebt!
ağzından baklayı çıkarmak zijn ei kwijt kunnen, ermee voor de draad komen,
ağzını havaya açmak met lege handen thuiskomen, met de kous op de kop
ağzını hayra aç De hemel verhoede het!
ağzinin payini vermek,
ağzının payını almak /- den/ 1 (tokat vb. yemek) voor de billen krijgen,
ağzının payını vermek / n/ iemand een les geven, iemand een lesje
ağzının payını vermek / n/ iemand een les geven, iemand een lesje leren,
ağzının tadını kaçırmak / n/ iemand ongemak veroorzaken, (hayatı zehir
ahçı kok d. (bayan) kokkin d.
ahlak taslayıcı fatsoensrakker d.
ahlaka aykırı onzedelijk, immoreel, zedenkwetsend, aanstotelijk
ahlaka uymayan onzedelijk
ahlaki hayat tarzı levenswandel d.
ahlatın iyisini ayı yer Het geluk is met de domen. De vuilste varkens
ahlayıp vahlamak zuchten, weeklagen
ahretlik (dindar) devoot, godvruchtig, vroom, 2 (öbür dünyaya ait)
aile çevresi, de schrijvers yazarlar çevresi, 2 astr, hale, ayla, 3 (ring)
aile hayatı gezinsleven
AIs jij een traan was zou ik nooit meer durven huiIen anders zou ik jou verIiezen qöz yaşı oIsaydın, ağIamaya caseret edemezdim, yoksa seni kaybederdim
ait olmayan kimse, de gebraden en vliegen niemand in de mond
ajani, tech/tek göstergeç, sayaç, gösterge, duyurma cihazi
akıl kişiye sermayedir Wie niet sterk is, moet slim zijn.
akıl sır erdirememek / 1 (anlayamamak) niet kunnen voorstellen, niet
akıl zayıflığı zwakbegaafd zijn zwakzinnigheid d.
akıllı köprü arayıncaya kadar deli suyu geçer Terwijl de wijzen naar een
akla dayanan beredeneerd, rationeel
akla dayanmayan onberedeneerd, onlogisch, redeloos, irrationeel
akla gelmek, esmek, (tranen) boşalmak, in de lach kahkahayi basmak,
akla hayale gelmez ongelooflijk, onvoorstelbaar
akla karayı seçmek moeilijke tijden doorstaan, ergens veel moeite mee
aklı başına gelmek / n/ 1 (ayıkmak) tot bewustzijn komen, weer bij
aklı başında olmak / n/ 1 (Akıllı olmak) verstandig zijn, 2 (ayık olmak)
aklim ermez, heeft u van computers? bilgisayardan anlar misiniz? met dien
aklına şaşayım Ben je wel goed bij je hoofd? Gebruik toch je verstand!
aklını başına almak devşirmek tot bezinning komen, (bir zarardan vb. dolayı
aklını başına almak tot bezinning komen, (bir zarardan vb. dolayı akıllan-
akraba kayırıcılığı nepotisme vriendjespolitiek d.
akşam ayini avonddienst d. lof vesper d.
aktif actief, dynamisch, (gayretli) ijverig, werkzaam, 2 (güçlü)
al- opnemen, 4 (kayda geç registreren
al bayrak Turkse vlag d.
al elmaya taş atan çok olur Hoge bomen vangen veel wind.
al Onu ayakkabıcı yaptı/yetiştirdi. Hij maakte hem een schoenmaker
Al Te Epey ,Bayagi,Al Te
alacabaykuş zo bosuil d. (Strix aluco)
alacağa kaydetmek / crediteren, op creditzijde boeken, (op iemands
alacağa kaydetmek, alacağa geçirmek,
alakasız (duyarsız) onverschillig, ongeïnteresseerd, 2 (ilgisi olmayan)
alakayı kesmek / het contact verbreken met, de relatie
alamayacağim kadar pahali, 2 des beter öyle daha iyi, 3 iemand snel/vlug
alan korkusu pleinvrees d. agorafobie d. 2 (kaygı) zorg d. bezorgdheid d.
Alay Schimpscheut,Spot,parade,bespotting,,Alay
Alay Etmek
Alay Ederek Dalga Gecmek
Alay Ederek Taklidini Yapmak
Alay Ederek Dalga Gecmek pesten,Alay Ederek Dalga Gecmek
Alay Ederek Taklidini Yapmak paradieren,Alay Ederek Taklidini Yapmak
alay edici spottend, ironisch
Alay Etme Hastasi Insan
Alay Etme Hastasi Insan plaageest,Alay Etme Hastasi Insan
Alay Etmek Spotten,bespotten,Alay Etmek
alay etmek / voor de gek houden, de draak steken met, bespotten,
alay geçmek / voor de gek houden, de draak steken met, bespotten,
alay I bespotting d. schimp d. spot d. spotternij d. ironie d. II ask/mil
alay kabilinden spottend, snerend, ironisch
Alay Mars Yuruyusu
Alay Mars Yuruyusu parademars,Alay Mars Yuruyusu
alay mı ediyorsun? Dat meen je niet! Dat kan niet! ik geloof het niet!
alay/yürüyüş processtukken d, mv/çoğ dava dosyalari Proces verbaal h,
alaya almak / iemand voor de gek houden, de draak steken met
alaycı spotten sarcastisch, sardonisch
alaycılık spotlust
Alayli Schamper,Alayli
alaylı alaylı ironisch, spottend
alaylı gülüş hoongelach spotlach d.
alaylı ironisc spottend
alaysı sneeren ironisch
alb kıs./afk. Albay) ask/mil kolonel d.
ALBAST ( en) kaymak taşi,
ALBASTEN kaymak taşindan,
albay ask/mil kolonel d.
albaylık rütbe kolonelsrang d. (görev) functie van kolonel d. (mevki)
ALCOHOLIC I d, mv/çog alkollü içkiler, II d, (s), (bayan) alkolik,
alelacayip heel raar, zeer vreemd
alev bacayı sardı Het is te laat (om te voorkomen, beheersen).
alevlendirmek, II gs, (, is ) in liefde abayi yakmak, yanip tutuşmak,
alfabetik sıraya göre Alfabetisch
ALFABETISCH z, alfabetik, alfabeye ait, alfabetik siraya göre,
Algemeen Genel,Yaygin,Genellikle,Algemeen
ALGEMEEN I s, z, 1 genel, umumi, yaygin, algemene geografie genel
ALGERIJE Cezayir
ALGERIJN ( en) Cezayirli
algilayamamak, b dan/den haberi olmamak, geen hebben van goed
algın (zayıf) zwak, (hastaca) ziekelijk, onwel, ongesteld, 2 (vurgun)
ALIBI (s) jur/huk bulunmama ispati, gaybubet, yokluk, başka bir
alir, bir haftaya mal olur, het zal mij drie dagen üç günümü alir
alişkanlik vazgeçmek, birakmak, het roken sigarayi unutmak,
aliştirmak, een dier op iets hayvani bir şeye aliştirmak, 2 (v,
ALITTEREREN g, (allittereerde, h, geallittereerd) ayni sesi
allah aşkına ne yapayım? Wat ter wereld moet ik doen? 2 (yapma ya!) Wat
Allah aşkına ne yapayım? Wat ter wereld moet ik doen? çocukluk aşkı
allah kolaylık versin Sterkte!
allah rızası için 1 in hemelsnaam, om godswil, 2 (hayır için, karşılıksız)
allahın bildiğini kuldan ne saklayayım Waarom zou ik het geheimhouden,
Allahin inayetiyle, bij iemand in de komen birinin gözüne girmek, 3 (v,
allayıp pullamak / opsmukken, opschikken, versieren
alle dagen her gün bayram değil ya, van een koude thuiskomen
ALLEENSTAAND 1 tek, yalniz, ayri, 2 fig/mec yegane, eşsiz, 3
allemaal op hetzelfde neer ayni şeye gelir, ayni sonuca varir, 3 (treffen)
ALLEMACHTIG z, spreekt/kd acayip, şahane, groot acayip büyük
ALLESETER (s) biol /biyo, hepçil, hem otçul hem etçil hayvan
ALLOCHTOON I s, başka kaynaktan, yabanci kökenli, II d, (...tonen)
Allooi Ayar,Derece,Allooi
ALLOOI ayar, derece, 2 fig/mec insanin doğasi, iç dünya, iemand
almak için elinden geleni yapmak, her türlü çabayi göstermek II h,
almak, (opnoemen) art arda saymak, birer birer söylemek
almak, de boog yayi gevşetmek, 2 (spier, geest) rahatlatmak, gevşetmek,
almak, de kamer odayi ölçmek, de tijd süreyi belirlemek, van een
almak, een huis ev satin almak, 2 wat koop ik ervoor? bana ne faydasi var?
almak, een in zijn gezicht yüze bir şamar, hayal kirikliği, pen krijgen
almak, een proces bir davaya başlamak,
almak, firçalayip temizlemek, tozunu almak, iemand a) birinin
almak, II gs, tayfa olmak/yazilmak, hij heeft bij een schip
almak, kun je op zeggen (vallahi) emin olabilirsin, op! kaybol!
almak, yaziya dökmek, iets op een bord bir şeyi tahtaya yazmak, met de pen
almak, yazmak, kaydetmek, 2 muz/müz notaya almak, notalamak
Almancaya çaliyor, Almanca aksanla konuşuyor, 2 (klemtoon) vurgu,
alninin aki ile, de aan zichzelf houden büyüklük göstermek, ayni
ALOMVATTEND kapsamli, her şeyi kapsayan,
als de dag van gisteren dün gibi hatirliyorum, dat zal u kolay kolay
als gözden kaybolmak enz.) gezicht oog 11 (bulmacada vb. van puzzel
Als jij een traan was zou ik nooit meer durven huilen anders zou ik jou verliezen !goz yasi olsaydin, aglamaya caseret edemezdim, yoksa seni kaybederdim…!
Als jij een traan was zou ik nooit meer durven huilen anders zou ik jou verliezengöz yaşı olsaydın, ağlamaya caseret edemezdim, yoksa seni kaybederdim
Als jij een traan was zou ik nooit meer durven huilen anders zou ik jou verliezen ! goz yasi olsaydin, aglamaya caseret edemezdim, yoksa seni kaybederdim…!
alsof het gedrukt staat gözünü kirpmadan yalan söyler, adamin sermayesi
alt tabakayi ortaya çikarmak, kazip açmak,
altı ayaklı mısra hexameter d.
altı ayaklı zesvoetig
altı aylık halfjaarlijks
altijd op hetzelfde aambeeld hep ayni davulu çalmak
altın arayıcı gouddelver d. goudzoeker d.
altın ayarcısı essayeur d.
altın yumurtlayan tavuk 1 (üretken) productief persoon d. (zengin) rijk
ama ayrintilari bilmiyor, dat klinkt als een dosdoğru, saat gibi, çok iyi,
amaç, hede gaye, dat is mijn benim gayem budur
amaca uymayan ondoelmatig
aman gayret Volhouden! Doorgaan!
Ambassadrice Bayan Elci,Ambassadrice
AMBASSADRICE (s) (bayan) büyükelçi, sefir,
AMBITIEUS hirsli, gayretli,
AMBROZIJN abihayat, bengisu,
ambt göreve başlama töreni, 3 (toestel) tesisat, cihaz, aygit, tertibat,
AMBTSAANVAARDING memuriyete başlama, vazifeye başlayiş,
AMBTSHALVE z, resmi olarak, resmi görevden dolayi,
AMENDEMENT ( en) (yasa) düzeltme, tashih, resmen bir yasayi
Amerikada yaşayan tembel hayvan
AMFIBIE ( en) ikiyaşayişli hayvan, yüzergezer hayvan,
AMFIBISCH 1 ikiyaşayişli, amfibi, yüzergezer, 2 (v, vliegtuig)
amin demek, baş üstüne demek, geen en geen neen zeggen ne evet ne hayir
amin demek, her şeyi evetlemek, evet efendim çekmek, her duaya amin
AMNESIA bellek yitimi, hafiza kaybi,
AMORTISATIE (s) hand/tic amortisman, eskime payi, düzenli
AMSTERDAMSE (n) (bayan) Amsterdamli,
ana moeder d. (hayvan - sı) moer (van een dier) d. moederdier 2
ana babaya ait ouderlijk
Ana Evinden Ayrilmamak
Ana Evinden Ayrilmamak pappot,Ana Evinden Ayrilmamak
ana hayvan moederdier
ana kaynak hoofdbron d.
ANAEROOB biol/biyo oksijensiz yaşayabilen,
ANALISTE (n) (bayan) tahlilci, analist,
anamaya enzym
anasayfa Homepage
anasermaye grondkapitaal
anasını satayım 1 (boş ver) Daar heb ik schijt aan! Dat zal mij worst
Anayasa Constitutie,Grondwet,Anayasa
anayasa constitutie d. grondwet d.
anayasa değişikliği grondwetsherziening d.
anayasa dışı ongrondwettig
anayasa maddesi grondwetsartikel
anayasa reformu grondwetsherziening d.
anayasal constitutioneel, grondwettelijk
anayasaya aykırı ongrondwettig, inconstitutioneel, tegen de grondwet
anayol hoofdweg d. hoofdstraat d. (trafik damarı) verkeersader d.
anayön kompasstreek d. windstreek d.
anayurt vaderland geboorteland geboortegrond d.
Angstid Korkak,Korkutucu,Kaygi Verici,Angstid
Ani Bir Olay Ceyran Etmesi
Ani Bir Olay Ceyran Etmesi kink,,Ani Bir Olay Ceyran Etmesi
animeren, weergeven, 4 (hayata döndür doen herleven, tot leven brengen,
Ankara Ankaraya varmak, de brief is niet aangekomen mektup elime
anlam kayması betekenisverschuiving d.
anlama gelmek 1 betekenen, 2 (aynı op hetzelfde neerkomen
anlamayana davul zurna az, Een goed verstaander heeft maar een half
anlamayanin hakki kötektir, zich ergens thuis evinde gibi hissetmek, evi
anlaşılmak blijken, (ortaya çık duidelijk worden, aan het licht komen
anlaşmak Afspreken met, overeenkomen met, (aynı kanıda ol het
anlaşmak, ayri (parçalardan) birleştirilmiş, oluşturulan,
anlaşmaya varmak / overeenkomen met, het eens worden met
anlatma, bana yutturmaya kalkma
anlatmak, hikaye etmek
anlayamamak, ervan op aan bir şeye güvenmek, itimat etrnek, er niet omheen
anlayan beri gelsin wie het begrijpt mag het zeggen!
anlayan deskundi capabel, kundig, bekwaam, Hasan o işin ehlidir. Hasan
anlayan kimse, mijn s jeuken elim kaşiniyor, sabirsizlaniyorum, iemand op
anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az Een goed verstaander
Anlayis begrip,Anlayis
anlayış (zihniyet) mentaliteit d. opvatting d. (bakış) blik d. kijk d.
anlayış göstermek / verdragen, tolereren, toestaan, dulden
anlayış gücü bevattingsvermogen
anlayiş, görüş, II h, 1 (metal) saç, teneke, ( ken) teneke kutu,
anlayiş, haar op het leven (de toekomst) hayata (geleceğe) bakişi, een
anlayiş, kavrayiş, niet goed bij zijn zijn kafasinda biraz olmak, kafadan
Anlayisi Kit kleinzielig,krenterig,Anlayisi Kit
anlayışı kıt 1 onnozel, dom 2 (dar kafalı) kleingeestig, bekrompen,
anlayışı schoonheidsgevoel schoonheidszin d.
anlayişi, van eer şeref anlayişi, rechts sağduyu
Anlayisli Verstandig ,Anlayisli
anlayışlı verstandig, intelligent, bijdehand, knap, 2 (hoşgörülü)
anlayışlı olmak /- e karşı/ begrip hebben voor
anlayışlılık begrip tolerantie d.
anlayışsız onverstandig, niet slim, 2 mec/fig tactloos, lomp, onbehouwen,
Anlayissizlik Onbegrip,Anlayissizlik
anlayışsızlık onbegrip
ANORGANISCH inorganik, yaşamayan, cansiz,
ANTIPATHIEK z, sevilmeyen, nefret uyandiran, sempatik olmayan,
ANTIQUITEIT ( en) 1 antikalik, zamana uymayan şey, eskilik, 2
Apart Ayir Bir Yer (D) E ,Ayri ( Olarak ),Apart
APART I z, 1 (afgescheiden) ayri bir yerde, ayri bir yere, ayri
Apartheid Irk Ayrimi,Apartheid
APARTHEID irk ayrimi, ayrimcilik,
APARTHEIDSPOLITIEK aynmcilik politikasi,
apaydın zeer helder, zeer zonnig
apayrı apart, bijzonder, excentriek
APENKOP ( pen) terbiyesiz çocuk, (v, aap) maymun kafasi,
APIN ( nen) dişi maymun,
apışmak (hayvan, dier) in spreidstand gaan zitten, 2 mec/fig (şaşırmak)
APOSTAAT (...staten) dini zayif, dönek, dinsiz,
APOSTROF ( s, fen) kesme işareti, üsten ayiran virgül
Apparaat Cihaz,Aygit,Alet,Apparaat
APPARAAT (...raten) 1 alet, cihaz, aygit, makina, gehoor
Apparatuur Tertibat,Aygit,Apparatuur
APPOSITIE (s) taalk/dilb koşuntu, ayni şeyleri açiklayan iki
april bir nisandan başlayarak
ara sira, bazen, arada bir, 3 komen araya girmek
araba aynası autospiegel d.
araba trafik muayenesi autokeuring d.
arabaya bakitmak, bekijk het maar sen bilirsin, ne yaparsan yap, ik
arabayi itmek, 2 (vast) daha siki bastirmak, het deksel van de kist
arabayla dolaşmak rondrijden, tuffen
arabayla gelmek met de auto komen
arabayla gezmek rondrijden, tuffen, toeren
arabayla gezmek, II g, orasini burasini arabayla dolaşmak, de stad şehri
Arabayla Tamire Gelmek Voorrijden ,Arabayla Tamire Gelmek
araçlar, (onbevredigend) doyurmayan, tatmin etmeyen
arada kaynamak ongemerkt voorbijgaan
aradan alir payini, insanlar başka amaca ayrilan parayi çoğu kez cebe
aralari kaymak gibi
araları kaymak gibi Het is koek en ei tussen die twee. Het is dikke mik
aralarında bağ olmayan onsamenhangend
aralarında sayılmak beschouwd worden als, gehouden worden voor, geteld
aralık ( - ayı) december d. 2 (boşluk) gat gaatje ruimte d.
Aralik Ayi december,Aralik Ayi
arasinda olmak, pagina sayfa kirk,
arasinda saymak, zijn geld parasini saymak, zijn dagen zijn geteld günleri
araştirmak, detaylara inmek, iyice araştirmak, iemands karakter birinin
Araya Eklemek
Araya Girmek
Araya Sokmak
araya tussenvoegen
araya almak / omsingelen
araya almak, kuşatmak, çembere almak, een stad şehrin etrafini sarmak,
Araya Eklemek tussenvoegen,Araya Eklemek
araya eklemek / tussenvoegen, invoegen, inweven, interpoleren
araya eklemek, katmak
araya ekli tussengevoegd
araya getirmek, toparlamak, 5 (vrijen) kiriştirmak, flört etmek, cilveleşmek
Araya Girmek tussenbeide,Araya Girmek
araya girmek bemiddelen, tussenbeide komen, interveniëren, intercederen,
araya girmek, müdahale etmek
araya girmek, nüfuzunu kullanmak, el atmak, 2 diep in iets bir şeyde derin
araya ilave etmek / tussenvoegen, doorschieten
araya koymak / invoegen, interpoleren, inlassen, inpassen,
araya soğukluk girmek bekoelen (v.vriendschap)
Araya Sokmak Inlassen,Araya Sokmak
araya sokmak / invoegen, interpoleren, inlassen, inpassen,
araya toplamak, merkezileştirmek, zijn aandacht op (y)a/e
Arayan Giren
Arayan Giren bemiddelaar,Arayan Giren
arayı bozmak / de vriendschap verbreken, zich brouilleren met iemand
arayı düzeltmek / het goed maken (na ruzie), de ruzie bijleggen
arayı yapmak / het goed maken (na ruzie), de ruzie bijleggen
arayıcı zoeker
arayıcı fişek voetzoeker d.
Arayip Taramak
arayıp bulmak / opdiepen, opsnorren, opduiken, opscharrelen
arayıp da bulamadığı olmak / n/ zeldzaam en waardevol zijn voor iemand,
arayıp da bulamamak / zeldzaam en waardevol zijn voor iemand, een
arayıp sormak 1 informeren naar het welzijn (van iemand), 2 (ziyaret et
Arayip Taramak doorzoeken,Arayip Taramak
arayıp taramak / doorzoeken, afzoeken, snuffelen
arayış zoeken onderzoek
Arazi Yaya Yolu
Arazi Yaya Yolu paadje,Arazi Yaya Yolu
arbeiders hebben vijf maanden gestaakt işçiler beş ay grev yapti, de stemmen
ARBEIDZAAM (...zamer, st) çalişkan, hamarat, faal, gayretli,
arborea, ettiği /yaptığı hayır ürküttügü kurbağaya değmemek iemand van de
arday kroonprins d. kroonprinses d.
arife günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar Al is de leugen
arka arka gitmek achteruitgaan, (arabayla) achteruitrijden
arka arkaya achter elkaar
arkadaşi, levens hayat arkadaşi, vrij bekar
arkasindan, bilahara, begonnen zij weer te huilen sonra tekrar ağlamaya
arkasını dayamak / (birine iemand vertrouwen, zich op iemand
Arkaya Achterom,Achterruit1,Achterwaarts,Arkaya
arkaya çifte
arkaya achteruit, achterom, achterwaarts
arkaya bakınız zie ommezijde, z.o.z.
ARMOE is geen schande fakirlik ayip değil, het is daar troef
armudun iyisini ayı yer Het geluk is met de domen.
armutlari kariştirmak, sapla samani kariştirmak, benzerlik olmayan
arpa unundan kadayıf olmaz Voor een goed resultaat moet je goed materiaal
arsizlaşmiş olmak, ut bilmemek, ayibi rafa kaldirmak,
art arda saymak optellen
ARTIESTE ( n/ s) (bayan) artist, sanatkar,
Artifeceel Yapay,Suni,Artifeceel
ARTIFICIEEL z, yapay, suni,
artıkay schrikkelmaand
aşaği inmek, in bijzonderheden detaylara inmek, detaylara dalmak,
aşağı kaymak afglijden
Asagilayici denigrerend,Asagilayici
aşağılayıcı gülüş hoongelach
aşağılayıcı söz hoon d. beledigende woorden d.
aşağılayıcı sözler kullanmak / minachtende woorden gebruiken,
aşağilik heri 2 hor, aşağilayici, een e blik hor bir bakiş
aşağlayıcı vernederen minachtend
asalak (çürükçül) parasitisch, 2 (çürükçül hayvan) parasiet d.
asayiş openbare orde d. algemene rust d.
asayişsizlik onlusten
asıl gaye einddoel
asıl sayılar hoofdtelwoorden d. kardinale getallen d.
asılsız (doğru değil) onwaar, onjuist, onwaarachtig, 2 (hayali)
asilsiz, temelsiz, yersiz, akli olmayan, akla dayanmayan, akil dişi,
aşınma payı afschrijvingspercentage depreciatie d.
Asiri Sermaye Getiren
Asiri Sermaye Getiren kapitaalintensief,Asiri Sermaye Getiren
aşk hayatı liefdesleven
aşk hikayesi liefdesgeschiedenis d.
asker hayatı soldatenleven
askerliğinden dolayi muafiyet/bağişiklik,
aşkolsun Bravo! Goed zo! 2 (ayıp) Schaam je!
asla, yok canim! ! ! bak hele! yok ya! vay vay! ! be! dank u teşekkür
aslan payı leeuwedeel
aslan payını almak /- den/ het leeuwendeel van iets krijgen
ASOCIAAL topluma uyamayan, uymamiş, asosyal,
ASSISTENTE ( n, s) (bayan) asistan,
assubay onderofficier
astırmak- i, 1 (elbise, adam laten hangen/ophangen, 2 (bayrak)
astsubay onderofficier
astsubay okulu onderofficiersschool d.
ASYMMETRISCH z, bakişimsiz, simetrik olmayan,
At Panayiri
At Panayiri paardenmarkt,At Panayiri
atamayi kabul etmek, een weigeren atamayi reddetmek,
ateş almaya mı geldin? Waarom heb je zo'n haast? Moet je met de trein mee
ateş bacayı sarmış / 1 (iş işten geçmiş) niet onder controle te
ateş olmayan yerde duman tütmez waar rook is, is vuur, daar is ook water,
ateşle oynayan kendini yakar die met messen speelt, snijdt zic
atfen 1 gewijd aan, toegeschreven aan, 2 (dayanarak) gebaseerd op
atlayabilirsin, scheep/den aktarma yapmak, een klas sinif atlatmak, II
atlayip ayağini oynatmak, atlayip ayağini çikartmak II h, uzun atlama
atlayış sprong d. zet d.
ATLETE (s) (bayan) sporcu, Atlet,
atmamak, hiç zahmet etmemek, de klok saati ayarlamak, een vergadering
ATROFIE ( en) med/tib gidasizliktan zayiflama,
AUREOOL (aureolen) ayla, hale,
AUSPICIEN mv/çoğ onder (de) van ...himayesinde, koruma
AUTHENTICITEIT asliyla aynilik,
AUTHENTIEK 1 otantik, asil, asliyla ayni, 2 (rechtsgeldig)
AUTISTISCH z, içekapanik, hayale dalan, hayal alemine ait,
av avlanmiş tav tavlanmiş, te gaan ortaliği yaygaraya vermek, gürültüye
avcuna saymak /, n/ contant betalen, boter bij de vis leveren
avlamak 1 (hayvan) jagen, (balık) vissen, (tutmak) vangen, 2
avlamak, in water is het goed vissen kurt dumanli havayi sever
avlanmaya gitti, gisteren ging ik hem opzoeken dün ziyaretine gittim,
avlu, etrafi kapali yer kerk mezarlik, 2 (paleis) saray, 3 (het
avlu, sahin II d, ( en) bot, kayinağaci, de rode karagürgen III
AVONTURENVERHAAL (...verhalen) serüven, macerali hikaye,
Ay Maand,Maan,Ay
Ay Maand
Ay Maand
ay Ai! 2 (van pijn) Au!
Ay Hastaligi
ay maand d. 2 (uydu) maan d. Mart ayı, dert ayı Maart roert zijn staart.
Ay Tutmasi
Ay Maand
ay bacayı açmak de boot/trein missen, te laat zijn, te veel tijd verlopen
ay balığı zo maanvis d. (Mola mola)
Ay Hastaligi Maanziekte,Ay Hastaligi
ay hastalığı maanziekte d.
ay hastası maanziek
ay ışığı maneschijn d.
ay parçası beeldschoon
ay Türkiyeye gidecektim ama, ze zal mij niet hebben begrepen beni anlamamiş
ay tutmalı maanziek
Ay Tutmasi Maanziekte,Ay Tutmasi
ay tutması maanziekte d.
ay tutulması maansverduistering d.
ay yıldız embleem van de Turkse vlag
aya el - sı) handpalm d. (ayak - sı) zool d.
ayağa fırlamak ineens opstaan, klaar staan voor iets/om iets te doen
ayağa gelmek (argo/plat) geil worden, een stijve krijgen
ayağa kaldırmak / 1 (rahatsız et onrust bij anderen veroorzaken,
ayağa kalkmak 1 (dikilmek, yataktan kalk opstaan, 2 (iyileşmek) zich
ayağa kalkmak, yavaş yavaş düzelmek
ayağa kapanma voetval d. kniebuiging d.
ayağı alışmak / vaak bezoeken, de deur platlopen
ayağı bağlı olmak / n/ aan handen en voeten gebonden zijn, verhinderd
ayağı çarıklı onbehouwen, boers
ayağı çukurda olmak met een voet in het graf staan
ayağı çukurda olmak met één voet in het graf staan, dört ayak üstüne düşmek
ayağı dolaşmak mec/fig zenuwachtig worden
Ayagi Ile Yere Vurmak
ayağı ile gelmek een makkie zijn, in de schoot geworpen krijgen
Ayagi Ile Yere Vurmak Stampvoeten,Ayagi Ile Yere Vurmak
ayağı suya ermek / n/ zijn lesje krijgen
ayağı uğurlu gelukbrengend
ayağına bağ olmak / n/ een blok aan iemands been zijn, iemand
ayağına çağırmak / iemand persoonlijk uitnodigen
ayağına çelme takmak / n/ 1 iemand (een) beentje lichten, iemand laten
ayağına dolaşmak / n/ iemand voor de voeten lopen, in de weg lopen
ayağına düşmek / n/ een knieval voor iemand maken
ayağına gelmek / n/ naar iemand persoonlijk toekomen (uit
ayağına gitmek / n/ iemand persoonlijk bezoeken
ayağına kadar gelmek / n/ 1 (ziyarete gel persoonlijk bij iemand op
ayağına kapanmak / n/ een knieval voo iemand maken, iemand smeken
ayağına kara su inmek / n/ erg moe zijn, uitgeput zijn (door het lopen)
ayağına sıcak su mu, soğuk su mu dökelim? Welke wind heeft je hier
ayağına su dökememek / n/ verreweg d mindere van iemand zijn, niet in
ayağına su dökememek / n/ verreweg de mindere van iemand zijn,
ayağına tez snelvoetig, vlug
ayağını atacak dermanı kalmamak / n/ geen been meer kunnen verzetten,
ayağını atacak hali kalmamak / n/ geen been meer kunnen verzetten, geen
ayağını çabuk tutmak snel lopen, haastig lopen, opschieten
ayağını çekmek 1 /- den/ (adım atma geen stap meer binnen zenen, een
ayağını çelmek / n/ iemands succes belemmeren, iemand uit het zadel
ayağını denk almak uitkijken, op zijn hoede zijn, oppassen, bedacht zijn
ayağını kaydırmak / n/ iemand uit het zadel lichten, iemand de voet
ayağını kesmek /- den/ niet meer bezoeken, ergens niet meer komen
ayağini sürterek, 2 (kogel) kurşun, 3 scheep/den (dieplood) iskandil, 4
ayağını sürümek 1 (ölmek üzere olmak) op sterven na dood zijn, erg ziek
ayağini sürüyerek yürümek, (v, slang) sürünmek, 2 (dansen) ağir ağir dans
ayağını sürüyerek gitmek met tegenzin ergens heen gaan
ayağını yorganına göre uzat Spring niet verder dan je stok lang is. Men
ayağını yorganına göre uzatmak de tering naar de nering zetten
ayağinin alti sağlam olmak, işinden emin olmak, met lood in de en lopen
ayagının altına karpuz kabuğu koymak / n/ iemand uit het zadel lichten,
ayağının altına almak iemand schoppen en slaan.
ayağinin çamuru kurumadan, wij komen van school yeni okuldan geliyoruz
ayağının tozu ile direkt na zijn thuiskomst
ayağinin üstüne düşer, her iş sonunda düzene girer, de op het spek binden
Ayak Voet,Ayak
Ayak Atmak
Ayak Banyosu
Ayak Basmak
Ayak Bilegi
Ayak Bilegi(Anat)
Ayak Cekmesi
Ayak Destegi
Ayak Parmagi
Ayak Takimi
Ayak Terlemesi
Ayak Uydurmak
ayak voet d. 2 (hayvan poot d. 3 (nehir uitmonding d. 4 (sutün
ayak altına almak / mec/fig negeren, geringschatten, veronachtzamen,
ayak altında dolaşmak in de weg staan/lopen, voor de voeten lopen
ayak altında durmak in de weg staan/lopen, voor de voeten lopen
ayak altında ezmek / verpletteren, vertrappen
ayak altından çekilmek ophoepelen
Ayak Atmak Stappen,Ayak Atmak
ayak atmak /- el voor de eerste keer bezoeken/betreden
ayak atmamak / ergens geen voet meer binnen zetten, een plaats niet
ayak bağı olmak / iemand verhinderen/belemmeren, een blok aan iemands
ayak bağı stan- de- weg d.
ayak bakım uzmanı pedicure d. voetverzorger d. chiropodist d.
Ayak Bakimi pedicure,Ayak Bakimi
ayak bakımı pedicure d. voetverzorging d.
Ayak Banyosu Voedbad,Ayak Banyosu
ayak banyosu voetbad d.
Ayak Basmak Stappen,betreden,Ayak Basmak
ayak basmak / 1 ergens aankomen, arriveren, 2 (ziyaret et bezoeken,
ayak basmamak / ergens geen voet meer binnen zetten, een plaats niet
Ayak Bilegi Enkel2,Ayak Bilegi
ayak bileği anat enkel d.
Ayak Bilegi(Anat) Enkel,Ayak Bilegi(Anat)
Ayak Cekmesi Stuiptrekkenuyusma,Slapgevoel,Spazm,Gevoelloos ,,Ayak Cekmesi
ayak damlası podagra voetjicht d.
ayak değiştirmek van pas wisselen
Ayak Destegi Steunzool,Ayak Destegi
ayak diremek / zijn poot/been stijf houden, erop staan, niet toegeven,
ayak freni voetrem d. (bisiklette) terugtraprem d.
ayak işçisi loopjongen d.
ayak işi loopwerk
ayak ısıtıcısı stoof d. voetveerwarmer d.
Ayak Izi Voetstap ,Ayak Izi
ayak izi voetspoor voetafdruk d.
ayak kirası fooi voor een loopjongen d.
ayak minderi voetkussen
Ayak Parmagi Teen (de),Ayak Parmagi
ayak parmağı teen d.
ayak paspası deurmat d.
ayak perdesi zwemvlies
ayak sürümek 1 mec/fig (ağırdan al treuzelen, talmen, teuten, dralen,
ayak taburesi voetbank d.
Ayak Takimi Crapuul,Ayak Takimi
Ayak Terlemesi Zweetvoeten,Ayak Terlemesi
ayak üstü mec/fig voor een korte tijd/ogenblik, (acelece) zeer haastig
Ayak Uydurmak bijhouden,Ayak Uydurmak
ayak uydurmak / 1 (geri kalma bijblijven, bijhouden, mee kunnen
ayak uydurmuş (v. mensen) aangepast
ayak üzeri mec/fig voor een korte tijd/ogenblik, (acelece) zeer haastig
ayak uzmanı pedicure d.
ayak yapmak / bedotten, beetnemen, bedriegen
ayak yıkama voetbad d.
Ayakalti Voetzool ,Ayakalti
ayakaltı - ni plaats waar iedereen rondloopt, een drukke plaats
ayakbaği olmak, engeleyici nitelikte olmak,
ayakbastı parası tol d. tolgeld
ayakçak trapper/pedaal van een trapmachine d.
ayakçı loopjongen d. loper d.
ayakçık voetje (hayvan pootje
Ayakda Isemek
Ayakda Isemek piessen,sidik dokmek,Ayakda Isemek
Ayakda Tedavi Merkezi
Ayakda Tedavi Merkezi kliniek,Ayakda Tedavi Merkezi
Ayakkabi Schoen,Ayakkabi
Ayakkabi Boyacisi
Ayakkabi Boyasi
Ayakkabi Cekecegi
Ayakkabi Dukkani
Ayakkabi Fircasi
Ayakkabi Tamircisi
Ayakkabi Vurmasi
ayakkabı - ı) leest d.
ayakkabı - yi schoen d.
ayakkabı bağı schoenveter d.
Ayakkabi Boyacisi Schoenpoetser,Ayakkabi Boyacisi
ayakkabı boyacısı schoenpoetser d.
Ayakkabi Boyasi Schoensmeer,Ayakkabi Boyasi
ayakkabı boyası schoensmeer li.
Ayakkabi Cekecegi Schoenlepel,Ayakkabi Cekecegi
ayakkabı çekeceği schoenlepel d.
Ayakkabi Dukkani Schoenenwinkel,Ayakkabi Dukkani
ayakkabı dükkanı schoenwinkel d.
Ayakkabi Fircasi Schoenborstel,Ayakkabi Fircasi
ayakkabı fırçası schoenborstel d.
ayakkabı giymek schoenen aantrekken/aandoen
ayakkabı kopçası schoengesp d.
ayakkabı magazası schoenwinkel d.
ayakkabı nylon schoen d.
ayakkabı pençesi schoenzool d.
ayakkabı tabanı schoenzool d.
Ayakkabi Tamircisi Schoenmeker,Ayakkabi Tamircisi
ayakkabı tamircisi schoenmaker d.
ayakkabı tokası schoengesp d.
Ayakkabi Vurmasi knellen,dar gelmek,Ayakkabi Vurmasi
ayakkabıcı schoenmaker d. 2 (atölye) schoenmakerij d.
ayakkabıcı atölyesi schoenmakerij d.
ayakkabıcılık schoenmakerij
ayakkabilarin ipini daha sikiştirmak,
ayaklandırmak 1 tot opstand brengen, in oproer brengen, 2
ayaklanma oproer d. opstand d. rebellie d. onlusten d. onrust d. (denizci -
ayaklanma vb. niet in bedwang te houden, 3 (kale vb.) onneembaar
ayaklanmacı opstandeling
ayaklanmak rebelleren, in opstand komen, muiten
ayaklanmaya yatkın opstandig
ayaklanmayı bastırmak een opstand onderdrukken
ayaklar altına almak geen respect hebben voor, minachten
ayaklari altinda dolaşmak, birinin ayağina dolanmak/dolaşmak, langs de yol
ayakları birbirine dolaşmak / n/ over zijn eigen been/voeten struikelen
ayakları geri geri gitmek / n/ met tegenzin ergens heen gaan, ergens
ayakları üstünde durmak op eigen benen staan
ayakları üstüne dikmek / iets op poten zetten
ayakları yere değmemek / n/ heel blij zijn, uitgelaten zijn, in de
ayaklarına kapanmak / n/ een voetval voor iemand doen
ayaklarına kara su inmek / n/ uitgeput zijn (door het lopen)
Ayaklarini Suruyerek Yurumek
Ayaklarini Suruyerek Yurumek Schuifelen,Ayaklarini Suruyerek Yurumek
ayaklarini yara etmek III f, g, (doorliep, h, doorlopen) 1 een
ayaklı dikiş makinası trap(naai)machine d.
ayaklı gazate iemand die alles weet van het nieuws
ayaklı kütüphane een wandelende encyclopedie
ayaklı şamdan kandelaar d.
Ayaklik pedal,Ayaklik
ayaklık statief 2 trapper d. pedaal d.
Ayakmantari Voetschemmel,Ayakmantari
ayakotu bot. zegge d. (Carex)
ayaksızlar çoğ/mv zo. pootloze dieren (Apoda)
Ayakta Staan,Stond,Ayakta
Ayakta Durmak
Ayakta Tedavi
ayakta duracak hali kalmamak op zijn laatste benen lopen, uitgeput zijn,
Ayakta Durmak Staan,Ayakta Durmak
ayakta durmak staan
ayakta kalmak 1 (yer bulama geen zitplaats vinden, 2 mec/fig het hoofd
Ayakta Tedavi dagbehandeling (,en),Ayakta Tedavi
ayakta tedavi poliklinische behandeling d.
ayakta tutmak 1 / (ayakta beklet iemand staande houden, 2
ayakta uyumak verstrooid zijn, suffen, afwezig zijn
ayaktakımı - nı tuig schorriemorrie schorem gespuis gepeupel
ayaktaragı - ni middenvoet d.
ayaktaragı kemiği middenvoetsbeentje
ayaktopu - nu voetbal d.
ayakucu - nu voeteneind(e)
ayaküstü staande, (acele) zeer haastig
ayakyolu - nu closet b. toilet
ayakyoluna gitmek naar de wc gaan, naar het toilet gaan
ayan heyan zeer duidelijk, overduidelijk, evident, zonneklaar,
Ayar Liedje,Afstelling,Allooi,Instelling,,Ayar
ayar afstelling d. instelling d. 2 (altın vb.) karaat allooi
ayar aleti ijktoestel
ayar basmak / er een ijk zegel op drukken/plakken
ayar cihazı ijk toestel
ayar damga dairesi ijk kantoor
ayar damgası ijk zegel d. keurteken keurijzer
ayar etmek / 1 Afstellen, bijstellen, 2 (saat gelijkzetten
ayar somunu stelschroef d.
ayar vidası verstelschroef d.
ayar yapmak / Afstellen, instellen, stellen, bijstellen, 2 (saat
ayar, de dubbele çifte standard, gouden altin standardi, altin ayari
Ayar,2 Standaard,Ayar,2
Ayari Beeldinstelling,Ayari
ayarı bozuk 1 (bozuk) kapot, defect, niet goed ingesteld/afgesteld, 2
ayarla- instellen, afstellen, africhten, 5 (hükümet -, van regering)
ayarlama Afstelling d. instelling d. regulatie d.
Ayarlamak Instellen,Afstellen,Afstemmen,Verstellen ,,Ayarlamak
ayarlamak 1 (ayar yap Afstellen, bijstellen, instellen,
ayarlamak bijstellen, afstellen, 3 (hata vb.) verbeteren, corrigeren,
ayarlamak, ayar yapmak, een camera fotoğraf makinasini kurmak, 4
ayarlamak, op radio 2 radyo 2ye ayarlamak, 4 iets op iets anders
ayarlanabilir verstelbaar, regelbaar
ayarlar ve ölçüler amiri waagmeester d.
ayarlayıcı cihaz gangmaker d.
ayarlı verstelbaar, 2 (ayarlanmış) afgepast, geijkt
ayarsız niet goed afgesteld, (akortsuz) ontstemd, 2 mec/fig ondeugend,
ayartıcı verleider d. verleidster d.
Ayartmak Verleiden ,Ayartmak
ayartmak verleiden, (tot iets slechts) overhalen
ayasofya Hagia Sophia d. Aya Sofia d.
ayasofya'da dilenip sultanahmet'te sadaka vermek (in de Ayasofya) bedelen
AYASOPHIA Ayasofya, Ayasofya camii,
AYATOLLAH (s) ayetullah,
ayaz vriesweer
ayaz almak /- de/ ergens geen voordeel van krijgen, met lege handen
ayazlamak ijskoud worden, bevriezen
Aybasi Bezi
aybaşı - nı menstruatie d. periode d.
Aybasi Bezi damesverband(,en),Aybasi Bezi
aybaşı bezi maandverband
aybaşı olmak ongesteld zijn, menstruatie hebben
ayçiçeği - ni zonnebloem d. (Helianthus annuus)
Ayda Bir Maandelijks,Een Keer Per Maannd ,Ayda Bir
ayda bir maandelijks, een keer per maand
Ayda Bir Verilen Cocuk Parasi
Ayda Bir Verilen Cocuk Parasi kinderbijslag,Ayda Bir Verilen Cocuk Parasi
ayda da bir zelden, bijna nooit
aydede çd/kinder maan d. mannetje in de maan
Aydin (Kimse)
aydın (okumuş) geletterde d. intellect 2 (aydınlık) helder
Aydin (Kimse) Intellectueel2,Aydin (Kimse)
aydın kesim intelligentsia d.
aydıncılık intellectualisme
aydınlanma verlichting
aydınlanma verlichting
aydınlanma verlichting
aydınlanma çağı (tijdperk van de) Verlichting d.
aydınlanmak lichten, ophelderen
aydınlar intelligentsia
aydınlatıcı (ışık verici) verlichtend, lichtgevend, 2 (bilgilendirici)
aydınlatılmak (sokak vb.) verlicht worden, 2 (kişi) geinformeerd worden,
aydinlatiyor II f, g, (verlichtte, h, verlicht) fig/mec hafifletmek,
Aydinlatma Illumunatie,Aydinlatma
aydınlatma fişeği lichtkogel d.
aydınlatma verlichting d. illuminatie d. 2 (ağıklık getir
Aydinlatmak Illumineren,toelichten,Verlichten,Verlichting ,,Aydinlatmak
aydinlatmak, açiğa kavuşturmak, açiklamak, açiklik getirmek
aydinlatmak, işikla donatmak
aydinlatmak, işiklandirmak, de zon verlicht de aarde güneş dünyayi
aydınlatmak/ - i/ 1 verlichten, belichten, 2 (bilgi vermek) toelichten,
Aydinlik Licht,Daglicht,dakraam(ramen),Aydinlik
aydınlık (ışık) licht helderheid d. 2 mim/bouwk bovenlicht dakraam
aydırmak 1 (v. dronken) laten bijkomen, 2 (gerçeği göster iemand
ayet - ti vers Koranvers Bijbelvers Bijbelspreuk d.
aygın baygın 1 (aşk dolu) liefdevol, 2 (yorgun) uitgeput, afgemat
aygır hengst
Aygit Apparaat,Apparatuur,toestel h(,len),Aygit
aygıt - tı apparaat instrument toestel
aygiti (broedmachine) kuluçka makinasi
Ayi beer,Ayi
ayı avcılığı berenjacht d.
ayı beer d. aç ayı oynamaz voor een lege maag is het slecht preken. Een
ayı gibi 1 (insan) forsgebouwd, struis, corpulent, robuust, 2 (kaba) ruw,
Ayi takim yildizi, 2 burç, takim yildizi,
ayıbalığı - nı rob d. zeehond d. zeeleeuw d. zeerob d.
ayıbalığı avcılığı robejacht d. zeehondenjacht d.
ayıbını yüzüne vurmak iemand zijn fout onder de neus wrijven
ayıcı berentemmer
Ayigulu pioen roos,Ayigulu
ayıgülü - nü bot pioen d. pioenroos d. (Paeonia officinalis)
Ayik Nuchter,Sober,Ayik
ayık nuchter, 2 (açıkgöz) bijdehand, waakzaam, alert
ayıkla pirincin taşını Wat een pech! Nu zijn we in de aap gelogeerd!
ayıklama sorteren uitzoeken 2 (kabuk vb. soyma) pellen schillen
ayıklamak sorteren, uitzoeken, schiften
ayıklanma selectie
ayıklanma teorisi selectietheorie d.
ayıklatmak 1 laten sorteren, uitzoeken, 2 (kabuk vb.) laten pellen,
ayıkmak bij bewustzijn komen, bijkomen, tot zichzelf komen, nuchter worden
ayılıp bayılmak 1 iets ontzettend mooi vinden, gefascineerd zijn door, 2
ayılmak bijkomen (na flauwvallen), 2 (içkiden) nuchter worden
ayıltmak bijbrengen, ontnuchteren
Ayin Sacrament,Ayin
ayin ceremonie d. godsdienstoefening d. mis d.
ayin kitabı missaal misboek
ayin son çarşambasi, balik kavağa çikinca, asla
ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne Hij berijdt altijd zijn
Ayip Aanstotelijk,Schande,kwalijk,Ayip
Ayip Ediyorsun
Ayip Yeri
ayıp schandalig, schandelijk, 2 schande d. schaamte d. 3 (kusur) gebrek
ayıp ayıp Schaam je!
ayıp duygusu schaamtegevoel
Ayip Ediyorsun Schaam Je!,Gedraag Je!,Ayip Ediyorsun
ayıp ediyorsun Schaam je! Gedraag je!
ayıp etmek zich misdragen, zich onfatsoenlijk gedragen, een blunder begaan
ayıp yapmak zich misdragen, zich onfatsoenlijk gedragen, een blunder begaan
Ayip Yeri Schaamstreek ,Ayip Yeri
ayıp yeri schaamstreek d.
ayıplamak afkeuren, laken, verwijten, bekritiseren, ongelijk geven,
ayıplanmak afgekeurd worden (voor zijn gedrag), veroordeeld worden
Ayiptir Soylemesi
Ayiptir Soylemesi Met Uw Verlof!,Dat Ik Het Zeg! ,Neem Me Niet Kwalijk Als,Ayiptir Soylemesi
ayıptır söylemesi Met uw verlof! Neem me niet kwalijk als/dat ik het zeg!
ayır- veel aandacht besteden aan, veel bezig zijn met
Ayir Bir Yer (D) E
Ayir Bir Yer (D) E Apart ,Ayir Bir Yer (D) E
ayirici bir özellik,
ayırıcı distinctie onderscheidend, karakteristiek, kenmerkend
ayırım discriminatie d. (ayırma) separatie d. 2 (anlaşmazlık) onenigheid
ayırım yapmak onderscheiden, ongelijk behandelen,discrimineren
ayirim yapmak, dat maakt een groot çok fark eder, dat maakt geen fark
ayirip atmak,
ayirip birakmak, 2 zich het recht hakki kendinde tutmak
Ayirma Eliminatie,Schifting,Splitsing,Scheiding,,Ayirma
ayırma selectie d. separatie d. 2 (düzenleme) sortering d. (ayrıştırma)
ayırma işaret deelteken
Ayirma,2 Selectie,Ayirma,2
ayırmagücü onderscheidingsvermogen
Ayirmak Onderverdelen,Afscheiden ,Afschutten,Afzonderen,,Ayirmak
ayırmak /, - den/ onderscheiden, afzonderen,uitzonderen,scheiden,
ayırmak elimineren, afzonderen, 7 /, - den/ (sürmek, sürgün et
ayirmak II f, g, (overlegde, h, overlegd) 1 iets met iemand biri ile bir
ayirmak, (v, hoed, bril enz,) çikarmak, 3 (wegbrengen) birakmak,
ayirmak, bölmek, 2 scheik/kim ayriştirmak, çözeltmek, biol/biyo
ayirmak, fark gözetmek
ayirmak, fig/mec de knoop önemli bir karar almak
ayirmak, gruplara bölmek, gruplamak, tasnif etmek, bölümlemek
ayirmak, II gs, (, is ) 1 dişari gitmek, şehir dişina çikmak, 2 ! soyun!
ayirmak, II gs, in 1 katilmak, ortak olmak, in de winst kâra
ayirmak, parselle satmak
ayirmak, santrifuje etmek, (drogen) santrifujle kurutmak
ayirmak, seçip almak, 2 (sorteren) ayiklamak, tasnif etmek, 3 (proberen te
Ayirmak,2 Elimineren,Scheiden,Schiften,Splitsen,,Ayirmak,2
Ayirmak,3 Selecteren,Ayirmak,3
ayirmak/çikarmak, çürüğe ayirmak/çikarmak, een auto arabayi çürüğe
ayirmlak, (trachten te verkijgen) koparmak, almaya çalişmak, hij probeerde
ayırt etmek /, - den/ 1 onderscheiden, een onderscheid maken tussen, 2
ayirt etmek, seçmek
ayırt onderscheiding d. distinctie d.
ayırtı nuance
ayırtım bespreking d. boeking d. reservering d.
ayırtmak reserveren, boeken, bespreken
ayiya dayi demek, 2 aan de tanden diş çürüğü
ayiyi vurmadan derisini satma, doğmamiş oğlana don biçilmez, dikke hebben
ayıyı vurmadan postunu satmak de huid verkopen voor men de beer
ayıyı vurmadan postunu satmak de huid verkopen voor men de beer geschoten
ayıyoncası - nı bot kardoen d. (Cynara cardunculus)
Aykiri tegenstrijdig,Aykiri
Aykiri Dusunce
Aykiri Gorunen
Aykiri Dusunce paradox,Aykiri Dusunce
Aykiri Dusunce Niteliginde
Aykiri Dusunce Niteliginde paradoxaal,Aykiri Dusunce Niteliginde
Aykiri Gorunen paradoxaal,Aykiri Gorunen
aykırı tegenstrijdi abnormaal, ongepast, (tutarsız) inconsequent,
aykiri, normal olmayan, norma uymayan, een abnormale toestand
Aykirikani paradox,Aykirikani
aykırıkanı paradox
aykırılığı olan tegen, 4 (kendimize vb. tegen, jegens, tegenover, 5 ( -
Aykirilik tegenstelling d(,en),tegenstrijdigheid d(heden),Aykirilik
aykırılık tegenstrijdigheid d. contradictie d. verschil afwijking d.
ayla lichtkring d. stralenkrans d. nimbus d. Aureool d. halo d.
aylak lui, doelloos, 2 landloper d.
aylak aylak gezmek drentelen, slenteren, rondhangen
aylakcı losse arbeider d.
aylaklık dagdieverij d. lediggang d.
aylaklık etmek drentelen, klungelen, rondhangen, luieren, luilakken,
aylaklık yapmak drentelen, klungelen, rondhangen, luieren, luilakken,
aylık maandelijks, 2 salaris maandgeld traktement emekli aylığı
aylık almak /- den/ maandelijks loon krijgen
aylik bir süre için, voor korte (lange) kisa (uzun) bir süre için, voor
aylık cetvel maandstaat d.
aylık dergi maandblad
aylık gazete maandblad
aylık maaş maandgeld
aylik maaş, minimum asgari ücret, naar werken krijgen cezasini bulmak,
aylık magazin maandblad
aylık ücret maandgeld
aylıkçı salarisontvanger
aylıklı met zoveel loon/salaris, bezoldigd, gesalarieerd
aymak - ar weer bijkomen, tot bewustzijn komen, nuchter worden
aymaz onopletten onvoorzichtig
aymazlık onoplettendheid d. onvoorzichtigheid d.
Ayna Spiegel,Onemli,Ayna
ayna spiegel d. sihirli ayna toverspiegel d. 2 (dizde) knieschijf d.
ayna camı spiegelglas
ayna çerçevesi lijst van een spiegel d.
ayna gibi spiegelblank, spiegelglad,
aynalı dolap spiegelkast d.
aynasidir, fig/mec (produkt) meyve, verim, ürün, (winst) kâr, zonder
aynasidir, pje verwisselen görüş değiştirmek, parti değiştirmek,
aynasız argo/plat smeris d. pik d. witte muis d. agent d.
aynen I 1 letterlijk, precies, 2 (değişmeksizin) onveranderd, ongewijzigd
Ayni Hetzelfde,Tegelijkertijd,Evenals,Gelijktijdig,,Ayni
Ayni Benzer
Ayni Degerde
Ayni Isimle
Ayni Kulupten
Ayni Olmak
Ayni Sekilde
Ayni Zamanda
Ayni Zamanda/Anda
aynı dezelfde, hetzelfde, eender, evenals, idem dito, 2 (özdeş) identiek,
ayni adam, vrouw ayni kadin
aynı adlı gelijknamig
ayni anda olmak
aynı anda gelijktijdig, gelijk
aynı anlamlı gelijkluidend
ayni babadandirlar, III (lidwoord) bir, een boek bir kitap, man
Ayni Benzer Gelijk ,Ayni Benzer
aynı biçimde op gelijke wijze, op dezelfde manier
aynı bokun soyu (k/vulg) Dat is een pot nat. Ze zijn van/uit dezelfde klei
aynı büyüklükte olmak / van dezelfde grootte zijn, gelijk zijn in
aynı cinsten gelijksoortig, homogeen
ayni çizgiyi izlemek, rente faiz almak, steun yardim almak, de wortel
aynı davulu çalmak altijd op hetzelfde aanbeeld slaan
Ayni Degerde pari,Ayni Degerde
ayni deliğe işerler, iemand de boven het hoofd houden birini korumak,
aynı deliğe işemek / k/vulg een pot nat zijn, in een pot pissen, twee
aynı derecede çok evenzeer, evenveel
aynı derecede ilgi göstermek zorundadır. Zowel de moeder als de vader moeten
aynı düşünmemek / het oneens zijn, het niet eens zijn
aynı düzeyde op hetzelfde niveau (als/met)
aynı eserde ibidem
aynı evde ikamet etmek / samenwonen
aynı görüşlü gelijkgezind
aynı görüşte olmak / het eens zijn
aynı görüşü paylaşmak / het eens zijn met, eenzelfde mening delen
aynı huyda olmak / dezelfde karaktereigenschappen hebben
Ayni Isimle Gelijknamig ,Ayni Isimle
aynı kafada olmak / twee handen op een buik zijn
aynı kanıda olmak het eens zijn, eenzelfde mening delen
aynı kapıya çıkmak / op hetzelfde neerkomen
aynı karakteri taşımak / dezelfde karaktereigenschappen hebben
aynı kefeye koymak / (hepsini) allen/alles over een kam scheren
aynı kıymette gelijkwaardig
aynı kökten stamverwant, van dezelfde herkomst
Ayni Kulupten Clubgenoot,Ayni Kulupten
aynı kurmak / (saat) gelijkzetten
aynı ölçüde 1 evengoed, zozeer, evenzeer, 2 (aynı derecede) in gelijke mate
Ayni Olmak krek,Ayni Olmak
aynı sakızı çiğnemek altijd op hetzelfde aanbeeld slaan
aynı sayıda evenveel
Ayni Sekilde Insgelijk,Ayni Sekilde
aynı şekilde 1 gelijkvormig, 2 -! insgelijks!
aynı şekilde op gelijke wijze, op dezelfde manier
aynı seviyeye getirme nivellering d.
aynı seviyeye getirmek /, 1 (düzlemek) vereffenen, slechten, 2
aynı şeye gelir Dat komt op hetzelfde neer.
aynı sınıfı tekrarlamak doubleren, blijven zitten
aynı surette op dezelfde manier/ wijze
aynı tarzda op gelijke wijze, op dezelfde manier
ayni temel düşünceye dayanmak, 3 (taille) ( en) anat, bel
ayni tür insanlar ayni muameleyi görür, ayni durumdaki insanlar için ayni
aynı türden gelijksoortig, homogeen
aynı türden olmayan heterogeen
aynı tutmak /, 1 gelijkstellen, 2 (özdeşleştirmek) identifıceren,
ayni tutmak, bir tutmak, zich met ile kendini özdeşleştirmek, 2 (de
aynı tutulmak / gelijk gesteld worden met
ayni yaşta, op middelbare orta yaşlarda
aynı yerde (kitap vb.) ibidem
aynı yere çıkar Dat komt op hetzelfde neer.
aynı yolun yolcusu olmak in hetzelfde schuitje zitten
aynı yönde gelijkgericht
aynı zamana rastlamak / samenvallen, tegelijkertijd plaatsvinden
Ayni Zamanda passant,Ayni Zamanda
aynı zamanda gelijktijdig, gelijk, tegelijk, tevens, tegelijkertijd
aynı zamanda olmak samenvallen, tegelijkertijd plaatsvinden
aynı zamanda olmasını sağla doen samenvallen met, laten
Ayni Zamanda/Anda tegelijk,Ayni Zamanda/Anda
Ayni(Si) Zelfde,Ayni(Si)
ayni, iedereen hemen hemen herkes, altijd nerdeyse her zaman, nooit
Ayni,2 dezelfde,dito,Even,Eender,,Ayni,2
aynılık gelijkheid d. identiteit d. uniformiteit d.
aynısafa bot goudsbloem d. (Calendula officinalis)
Aynisi Hetzelfde,Aynisi
aynısını yapmak / n/ nadoen, na- apen, playbacken
ayniyat - tı (roerende) goederen d.
aynmcılık yap- ) discrimineren, 4 / (seçmek) uitkiezen, uitzoeken,
ayol Hoor! Kijk eens! Hoor eens! (gebruikt door vrouwen)
Ayrac parenthese,Ayrac
ayral uitzonderlijk, buitengewoon
Ayran karnemelk,Ayran
ayran karnemelk
ayran delisi dom, onnozel
ayranı duru, ekmeği kuru olmak zijn kostje gekocht hebben, zijn schaapjes
ayranı kabarmak / n/ 1 woest worden, 2 mec/fig (cinsel uyan geil
ayranı yok içmeye kürkle gider sıçmaya k/vulg Hij is echt praalziek. Hij
ayranım ekşi diyen olmaz Niemand ziet zijn eigen gebreken.
Ayri Olarak )
ayrı ver van elkaar, niet dichtbij, vaneen, los, separaat, uiteenlopend,
Ayri ( Olarak ) Apart ,Ayri ( Olarak )
ayri ayri göstermek
ayrı ayrı 1 (farklı) verschillend, 2 (teker teker) per persoon, een voor
ayrı baş çekmek 1 (bildiğinden şaşma uit de pas lopen, zijn eigen weg
ayrı basım overdruk d.
ayri basim, 3 (op postzegels enz,) sürşarj
ayrı cinsten heterogeen, ongelijkslachtig
ayrı düşmek van elkaar gescheiden worden
ayrı kökenli van verschillende afkomst
ayrı türden ongelijksoortig
ayrı tutmak /,- den/ onderscheiden, ongelijk behandelen
ayri, tek olarak, yalniz, özel, iemand roepen birini ayrica
Ayrica Bovendien,daarbij,daarnaast,tevens,,Ayrica
ayrıca (bundan başka) bovendien, daarenboven, daarbij, overigens, onder
ayrica bir plak
Ayrica,2 Voorts ,Ayrica,2
Ayricalik bevoorrechting,Ayricalik
Ayricalik Hakki Tanima
Ayricalik Hakki Tanima Capituleren,Ayricalik Hakki Tanima
ayrıcalık sahibi concessiehouder d.
ayrıcalık tanımak / bevoorrechten, privilegiëren
ayricalik tanimak, iemand (boven een ander) birini (diğerine)
ayricalik tanimak, muaf tutmak
ayrıcalık voorrecht privilege
Ayricalikli Sansli
Ayricalikli Sansli bevoorrecht,Ayricalikli Sansli
Ayricaustelik bovendien,Ayricaustelik
ayrık abnormaal, 2 (ayrılmış) in delen gescheiden, los van elkaar, 3
ayrık ev vrijstaand huis
ayrıklık uitzondering d. deviatie d. afwijking d.
ayrıkotu - nu bot kweek d. kweekgras (Agropyrum repens)
ayrıksı (farklı) afwijkend, verschillend, 2 (ayrıksın) uitzonderlijk
ayrıksılık afwijking d. uitzonderlijk zijn
ayrıksın excentriek, zonderling, uitzonderlijk
ayrılabilir scheidbaar, splijtbaar
ayrildi, b kendinde değil, hij is helemaal hiç kendinde değil, van iets
ayriliği, iaşe ve ibate ayriliği, iemand onder de drinken beraber içerek
ayrılık (boşanma) echtscheiding d. scheiding d. 2 (veda) Afscheid 3
ayrılık ziyareti Afscheidsbezoek
ayrılıkçı separatist
ayrılıkçılık separatisme
Ayrilis Afreis,Ayrilis
ayrılış (gidiş, kalkış) vertrek 2 (veda) Afscheid
Ayrilma Scheiding,Ayrilma
ayrılma (gitme) vertrek 2 (boşanma) echtscheiding d. 3 (aralıklanma)
Ayrilmak Afkomen,Afdwalen,Afwijken,Afreizen,,Ayrilmak
ayrılmak /- den/ (gitmek, hareket et vertrekken, weggaan, verlaten,
ayrilmak, çekilmek,
ayrilmak, dan/den gitmek, (y)i terketmek, het dorp köyü terk etmek, de
ayrilmak, dat gaat hem gemakkelijk af bu onun için kolaydir, ona
ayrilmak, e meningen ayrişan görüşler
ayrilmak, çikmak, van het personeel zijn 200 mensen afgevloeid
ayrilmak, devam edememek, iptal olmak, (sakata, çürüğe) ayrilmak, er zijn
ayrilmak, doodgaan ölmek, hij is heengegaan öldü, 2 (v, tijd) almak,
ayrilmak, hij is opgestapt işten ayrildi, işten istifa etti
ayrilmak, kollara ayrilmak
ayrilmak, op (met) gaan tatile gitmek, tatile çikmak, ik ga met naar
Ayrilmak,2 Scheiden,Vandoor ,Verlaten,Versplinteren ,,Ayrilmak,2
ayrilmayin, hij is blijven oturup kaldi, zijn kinderen blijven zitten
ayrılmaz onscheidbaar, onafscheidbaar, onafscheidelijk, onlosmakelijk
ayrılmış I 1 afgescheiden, afgezonderd, 2 (boşanmış, v. echtparen)
ayrılmış para fonds kas d. teminat fonu garantiefonds
ayrilmiş para, pensioen emekli fonu, 2 (vereniging) fon, vakif, kurum,
Ayrim Verschil ,Ayrim
ayrım (ayrım yapma) onderscheid uitzondering d. ongelijke behandeling
ayrım gözetmemek geen onderscheid maken, alles over een kam scheren
ayrım yap- ) ongelijk behandelen, onheus bejegenen, discrimineren
ayrım yapmak onderscheid maken, ongelijk behandelen, discrimineren
Ayrimcilik discriminatie,Ayrimcilik
Ayrimcilik Yapmak
ayrımcılık apartheid d. discriminatie d.
ayrımcılık politikası apartheidspolitiek d.
Ayrimcilik Yapmak discrimineren,Ayrimcilik Yapmak
ayrımına varmak / n/ het verschil inzien/beseffen
ayrımlanmak verschillen (van elkaar), verschillend worden
ayrımlaşmak zich verschillend vormen/ontwikkelen
ayrımlı verschillen verdeeld in secties, opgesplitst
Ayrinti detail(,s),Finesse,Ayrinti
ayrıntı detail nuance d. bijzonderheid d. en ulvi/ince ayrıntılarına
ayrıntılandırmak detailleren
ayrintilari bilmeyen,
ayrintilari ile, in s treden ayrintilara girmek
ayrıntılarına kadar anlatmak / in details vertellen, in geuren en
Ayrintili breedsprakig,diepgaand,Ayrintili
ayrintili, açik ve tam, açikça, iemand iets vertellen birine bir şeyi
ayrıntıya girmek in details treden
ayrısı gayrısı olmamak / dikke vrienden zijn en elkaar alles gunnen
ayrışık kim/scheik Afscheiding d. Afsplitsing d. 2 (ayrı cinsten)
ayrışık küme heterogene groep d.
ayrışım kim/scheik afbraak d.
ayrışkan diller isolerende talen d.
ayrışma dissimilatie
ayrışmak kim/scheik afgebroken worden
ayrıştırma ontleden, 2 kim/scheik (v. een stof) afbraakproces
ayrıştırmak n/ ontbinden, ontleden, oplossen, afscheiden
Ayrit kantlijn,Ayrit
ayrıt rib (van een kubus enz.) d.
aysberk - ki ijsberg d.
Ayse Kadin Fasulye
Ayse Kadin Fasulye Sperziebonen,Ayse Kadin Fasulye
ayşekadın snijboon
Ayva kwee,Ayva
Ayva Agaci
Ayva Agaci kweeboom,Ayva Agaci
ayva ağacı bot kweeboom d. (cydonia oblonga)
Ayva kwee (kweepeer)
ayva kwee d. kweepeer d.
ayvan (teras bahçe) voortuin d. 2 (kurutma yeri) hoge droogplaats d.
ayvayı yemek in de aap gelogeerd zijn, in de puree zitten
ayvaz loopjongen d. knecht d. bediende ayvaz kasap hep bir hesap, Dat is
Ayyas dronkaard(,s),drinker(,s),pimpelaar,Ayyas
ayyaş alcoholisc verslaafd aan sterke drank
ayyaş herif alcoholist(e) d. dronkaard d. dronkelap d. drankzuchtige d.
ayyaş olmak aan de drank zijn
ayyaşlık alcoholisme drankzucht d. verslaafdheid aan alcohol d.
ayyuka çıkmak overal bekend zijn, overal besproken worden, overal onderwerp
az weinig, (bir beetje, ( - bir miktar) gering aantal), (sayılan
az kaynatılmış zachtgekookt
azaltmak, de voorraad erzaki kullanmaya başlamak, II gs, ( , is
azarlamak/paylamak, birine çikişmak,
azarlanmak, paylanmak, (een pak slaag krijgen) tokat yemek
AZIATISCH Asyaya ait,
b b d. 2 B kim/scheik borium 3 B, (kıs/afk Bay) heer d.
BAALDAG ( en) yorgunluk istirahati günü, aylaklik günü,
BAANVEGER (s) patinaj yolu temizlikçisi, tramvay yolu açicisi,
Baat kGr,fayda,istifade,Baat
BAAT (baten) 1 maddi kazanç, kar, çikar, yarar, fayda, ten bate
babanın hayrına Omwille van je vader, (lütfen) Asjeblieft!
babasini kaybetmek, öksüz kalmak, zijn leven hayatini yitirmek, de oorlog
babasının hayrına mı? Dat doet hij niet voor niets! Met het oog op winst!
babaya ait vaderlijk
babayiğit sterke man d. 2 (kahraman) volksheld d.
babayiğitlik dapperheid d. bravoure d.
babbelen gevezelik etmek, çan çan etmek, çene çalmak, kaynatmak
BABYFOON (s) bebek dinleme aygiti, bebefon,
bacak been 2 (hayvan poot d. 3 isk./kaartspel. boer d.
bacterien bakteri kültürü, 3 (tarwegras) bot, ayrikotu
BADINEREN gs, (badineerde, h, gebadineerd) alay etmek, şaka
Badpak mayo,Badpak
BADPAK ( ken) mayo,
bağ I 1 (ip, sicim) band d. koord 2 (ayakkabı veter d. 3 (şerit)
Bagaj Kayisi
Bagaj Kayisi Snelbinder,Bagaj Kayisi
Bagatel ufak tefek,kolay is,Bagatel
BAGGEREN g, (baggerde, h, gebaggerd) dibini taramak, tarayip
bağimli, tabi, de operatie is van het weer operasyon havaya
bağimsiz olmak, met een in het graf staan bir ayaği çukurda olmak,
bağış toplayıcı collectant d.
bagislayan donor
bağişlayan kimse
bağlayarak eklemek, iliştirmek,
bağlayıcı olmayan niet bindend, vrijblijvend
bağlayıcı verbinden obligatoir.
bahçe tuin d. 2 (park) park çay Bahçesi theetuin çocuk Bahçesi
bahçeyi tirmiklayip toplamak,
bahtsiz, in het spel, gelukkig in de liefde kumarda kaybeden aşkta
BAISSE (s) hand/tic değerden düşme, değer kaybetme,
Bajonet bayonet,sungu,Bajonet
bak sen curcunaya Dat komt ervan! Daar heb je de poppen aan het dansen!
bak sen curcunaya, patirti kopuyor,
bakıcılık (bebek oppas d. 2 (hasta vb.) verzorging d. 3 (hayvan)
bakilirsa, göz önüne alinirsa, ( den) dolayi, de moeilijkheden
baklayı ağzından çıkarmak ermee voor de draad komen
bakmak, yaya kalmak, eli boş kalmak,
bakmaya gelmek / komen kijken
BAKMEEL h karbonatli buğday unu,
bal gibi 1 honingzoet, mierzoet, 2 (kolay) van een leien dakje, vlot, heel
balalayka Balalaika
balans ayarı (v. autowielen) Balans d. Balanceren
Balayi Huwelijksreis,Wittebroodsweken,Balayi
balayı - nı wittebroodsweken d. huwelijksreisd.
balayı seyahati huwelijksreis d.
BALDAKIJN d, ( en, s) gölgelik, sayvan, saçak,
BALIEKLUIVER (s) aylak, avare, boş gezer,
balıkçı kayığı vissersboot d. smak d.
balıketinde bayan volslank
balta bijl d. kapmes bir baltaya sap olmak (argo/plat) aan de bak komen,
baltalamak 1 (baltayla kes afhakken, afhouwen, 2 (sabote et
baltaya sap olamamak niet aan de bak kunnen komen, geen werk kunnen vinden
baltayi taşa vurmak, gaf yapmak, pot kirmak, çiğlik etmek, gülünç duruma
baltayı taşa vurmak mec./fig. een blunder begaan, stuntelen, een bok
BALTS (hayvanlarda) çiftleşme hareketleri,
bana dokunmayan yılan bin yaşasın Dat is ver van mijn bed.
bana kalirsa hayir,
BANAAL z, (banaler, st) bayaği, adi, basmakalip, siradan,
BANCAIR bankayla ilgili,
Banda Almak/Kaydetmek
Banda Almak/Kaydetmek tapen,Banda Almak/Kaydetmek
Bandiet haydut,Bandiet
BANDIET ( en) haydut, eşkiya, yol kesen,
BANDITISME eşkiyalik, haydutluk, çetecilik,
BANDOPNAME (n) muz/müz bant kayit, banda alma,
Banier sancak,bayrak,Banier
bankaya biri için verdiği ödeme emri, 2 müşteriye açilmiş kredi,
bant kayıt bandopname d.
bantan banda kayit yapmak,
bardak glas drinkglas kom d. beker d. mok d. kopje çay bardağı
Baris Severyanlisi Bayan
Baris Severyanlisi Bayan pacifiste,Baris Severyanlisi Bayan
Barrevoets yalinayak,Barrevoets
BARREVOETS z, çiplak ayakla, yalinayak,
baş ağrisindan perişan, 2 (voor de grap) takilmak, kizdirmaya çalişmak, 3
baş sayfa titelblad
Basaklarini Ayirmak
Basaklarini Ayirmak dorsen,Basaklarini Ayirmak
başaklarını ayırmak / n/ dorsen
başari kaydetmek, 2 (reserveren) yer ayirtmak, rezerve ettirmek,
Basbayagi Gewoon,Basbayagi
basbayağı ordinair, alledaags, gewoon
Baseren dayamak,Baseren
başgöz etmek, iki ayağini dört etmek
başı belaya girmek in een vervelende situatie verzeild raken, in
başi çevirmek, zich arkaya dönmek
başı göl, ayağı sel Laat hem maar zijn gang gaan!
başıboş bırakmak / 1 (hayvan) loslaten, 2 (insan) vrijlaten, alleen
Basim Ve Yayim Ozgurlugu
Basim Ve Yayim Ozgurlugu vrijheid van drukpers,Basim Ve Yayim Ozgurlugu
başina buyruk, laf dinlemez, çetin ceviz, saygisiz,
başına dünyayı dar etmek / n/ iemands leven zuur maken, iemand leven tot
başına dünyayı dar getirmek / n/ iemands leven zuur maken, iemand leven
başına yıkmak /,n/ (iş) iemand met iets opzadelen, dünyayı başına
başına zindan etmek (dünyayı /, n/ iemands leven tot een hel
basinç, een hoge boom yüksek bir ağaç, iemand hebben birini saymak, hoge
başından aşağı kaynar sular dökülmek / n/ de schrik om het hart slaan,
başını kaşımaya eli değmemek, başını kaşımaya zamanı yok, / n/ het
başını belaya sokmak 1 (kendi başına) zich moeilijkheden op de hals halen,
başını kaşımaya eli değmemek / n/ het zeer druk hebben, overstelpt zijn
başını kaşımaya vakti olmamak / n/ het zeer druk hebben, overstelpt zijn
başını ortaya koymak zijn leven riskeren, zijn leven wagen
başını sallamak 1 (evetlemek) ja knikken, 2 (hayır demek) (nee) schudden
basıp yaymak / publiceren
BASIS ( sen, bases) 1 (voet) temel, ayak, 2 temel, esas,
basit - ti 1 (kolay) makkelijk, gemakkelijk, eenvoudig, simpel, 2 (sade)
başka (diğer) ander, 2 (farklı) verschillend, anders dan, 3 (ayrıca)
başka gemiye bağlamak, 2 fig/mec iemand ayak üstü birine bir şey
başka yere koymak, er geen voet voor uzatili ayağini çekmemek, bir adim
başka zamana kaydırmak / naar een andere dag verschuiven/verzetten
başkaldırmak 1 (ayaklanmak) in opstand komen, in oproer komen, 2
başkasının kesesinden ağalık etmek kolaydır Het is goed spinnen van
başlamadan önce düşün, son pişman]ik fayda vermez, zich ergens op
başlamak, de winnen turu kazanmak, * een om de arm houden bağlayici bir
Baslayan Beginner,Baslayan
başlayan beginner d. starter d.
başlayanlar için kilavuz
başlayarak, dan/den bu yana, 8 uur saat sekizden itibaren, saat sekizde
başlayıcı beginner d. starter d.
başlayip gelişmek, aan de zijn işlemde/muamelede olmak,
başlayip oyuna sokmak,
başlayip, dinsdag a) salidan bu yana, b) salidan itibaren,
başlayış aanpak d. wijze van beginnen d.
başliyorum, aklima bir fikir geliyor II s, z, 1 açik, aydinlik, işik, het is
basmak - ar 1 / (ayak stappen, betreden, 2 / (basıp
basmak verstrikt in iets raken ağziyla yakalanmak, tongaya basmak, tuzağa
Bastaard pic,gayrimesruu cocuk,Bastaard
bastırılamaz (ayaklanma) oncontroleerbaar, 2 (açlık) niet te stillen,
bastirmak, oyuna getirmek, çürük tahtaya bastirmak,
başvurma aanvraag d. (işe sollicitatie d. 2 (kayıt vb.) aanmelding d.
başvuru (müracaat) aanvraag d. 2 (işe sollicitatie d. 3 (kayıt vb.)
başvuru formu aanvraagformulier kayıt yazılma formu
BATE (n) maddi kazanç, kar, çikar, yarar, fayda
Batlayici patroon,Batlayici
batmak, fig/mec aan iets bir şeyi yapmaya mecbur olmak, bir şeye bağli
batmasma, yakayi ele vermesine vb,) neden oldu, bu onu ipe götürdü,
battiğinda, (indien) eğer, şayet, diği takdirde, hijgaat, ga ik niet o
BAVAROIS meyveli kaymakli dondurma,
Baviaan bir cesit buyuk maymun,Baviaan
Bay Heer/Heren,Meneer,Bay
bay menneer, heer, mijnheer, (op toilet) 'man', 'heren'
Baya Nogal,Baya
Bayagi Afgezaagd,Al Te ,Aanmerkelijk,Schuldige,,Bayagi
bayağı (hiçbir özelliği olmayan) gewoon, alledaags, 2 (aşağılık) vulgair,
bayagi, een man sade vatandaş, siradan biri,
Bayagi,2 Vunzig ,doodgewoon,Vulgair,Bayagi,2
bayağıkesir mat./wisk. gewone breuk d.
bayağılaşmak vulgair worden
bayağılaştırmak vulgariseren, populariseren
bayağılık vulgariteit
bayağılık vulgariteit d.
Bayan Vrouw,Mevrouw,Dame,dame(,s),,Bayan
Bayan Barissever
Bayan Cantasi
Bayan Elbisesi
Bayan Elci
Bayan Filistinli
Bayan Hasta
Bayan Izci
Bayan Mudur
Bayan Ogretmen
Bayan Pakistanli
Bayan Tandelci
Bayan Tuvaleti
Bayan Vekil
Bayan Yavrukurt
Bayan At Binici
Bayan At Binici paardrijdster,Bayan At Binici
bayan ayakkabısı damesschoen d.
Bayan Barissever pacifiste,Bayan Barissever
bayan bisikleti damesfiets d.
Bayan Cantasi damestasje(,s),Bayan Cantasi
bayan çantası damestasje
bayan ceketi damesjack damesjas d.
bayan çorabı dameskous d.
bayan cüzdanı damesportemonnee d.
bayan dame d. vrouw d. (hitap şekli) mejuffrouw d. juffrouw d. mevrouw d.
Bayan Elbisesi dameskleding,Bayan Elbisesi
bayan elbisesi japon d. jurk d. (takım elbise) damespakje
Bayan Elci Ambassadrice,Bayan Elci
Bayan Filistinli palestijnse,Bayan Filistinli
bayan giysisi dameskleding d.
Bayan Hasta patiente,Bayan Hasta
bayan işçi werkster d.
Bayan Izci padvindster,Bayan Izci
bayan kolyesi halssnoer
bayan konfeksiyonu damesconfectie d.
bayan kuaförü dameskapper d.
bayan magazini damesblad
bayan modası damesmode d.
Bayan Mudur directrice(,s),Bayan Mudur
bayan müdür directrice d.
bayan odası damesvertrek
Bayan Ogretmen Leraar,Docente,Bayan Ogretmen
Bayan Pakistanli pakistaanse,Bayan Pakistanli
bayan paltosu damesjas d.
bayan pantolonu damespantalon d. damesbroek d.
bayan redaktör redactrice d.
bayan saati dameshorloge
Bayan Tandelci kantwerkster,Bayan Tandelci
bayan terzisi kleermaker van dameskleren d.
Bayan Tuvaleti damestoilet,Bayan Tuvaleti
bayan tuvaleti damestoilet
Bayan Vekil plaats vervangster,Bayan Vekil
Bayan Yavrukurt padvindster,Bayan Yavrukurt
bayan yazar schrijfster d.
Bayanlar Icin
Bayanlar Icin Voor Dames,Bayanlar Icin
bayanlar! de Hendrik bay Hendrik, (man) bey, eruitzien als een bey gibi
Bayat Muf,Bayat
bayat - tı 1 (meyva vb.) bedorven, 2 (yoğurt, süt) zuur, 3 (ekmek, brood)
bayat, brood bayat/eski ekmek, e wijn eski şarap, yillanmiş şarap, 3
bayatlamak (meyva vb.) bederven, 2 (yoğurt, süt) zuur worden, 3 (şarap
bayatlatmak 1 laten bederven, laten rotten, 2 (v. vlees) laten
bayatlık (eskimişlik) het bedorven zijn, het niet vers zijn, verrot zijn,
Baygin Bewusteloos,Baygin
baygın (bayılmış) bewusteloos, 2 mec./fig. (gönül vermiş) verliefd, 3
baygın baygın bakmak / verliefd kijken, smachtend kijken
baygın düşmek flauwvallen, in zwijm vallen van zijn stokje gaan/vallen
baygınlaşmak (baygınlık geçir flauwvallen, bijna bewusteloos worden, 2
Bayginlik Bewusteloosheid,Flauwte,Bayginlik
baygınlık geçir flauwvallen, bezwijmen
baygınlık flauwte d. bewusteloosheid d.
baygınlık geçir- ) flauwvallen, bezwijmen
baygınlık geçirmek flauwvallen, bezwijmen
baygınlık gelmek / bezwijmen, flauwvallen
Bayi dealer(,s),Bayi
bayi - i handelsvertegenwoordiger d alleenverkoper d.
bayilik agentuur
Bayilma Flauwvallen,Bayilma
Bayilmak Flauvallen,Doorliegen,Viel,dwepen,,Bayilmak
bayılmak flauwvallen, (narkozla) het bewustzijn verliezen, buiten kennis
bayilmak, zijn op iemand birini çok beğenmek, door het te heen
bayilmak, şuurunu yitirmek, bilincini yitirmek, weer tot komen
Bayiltmak Onder Narkose Bringen,Bayiltmak
bayıltmak 1 bewusteloos maken, 2 (narkoz ver narcotiseren, onder
bayındır (ekili) bebouwd, gecultiveerd 2 (zengin) welvarend
bayindir bölge, de bebouwde van de gemeente belediye bayindir sahasi
bayındırlaştırmak 1 (geliştirmek) bebouwen, cultiveren, opbouwen,
bayır helling
bayırkuşu - nu zo. boomleeuwerik d. (Lullula arborea)
bayırturpu - nu bot. mierik d. mierikswortel d. (Armoracia rusticana)
baykuş zo. uil d. (Strix), peçeli baykuş kerkuil d. torenuil d. (Tyto alba)
Baylar Icin
Baylar Icin Voor Heren,Baylar Icin
Bayonet bajonet,Bayonet
Bayrak Vlag ,banier,Vaandel,Bayrak
bayrak açmak 1 (asker topla soldaten werven, 2 / mec/fıg. (baş
bayrak bezi vlaggendoek
bayrak çekmek de vlag hijsen
bayrak direği vlaggenstok d.
bayrak gösterisi vlagvertoon
bayrak vb. uithangen, 3 (kâğıt) behangen, 4 / (okul vb.) verzuimen
bayrak vlag d. vaandel
bayraklamak, sp, bayrakla işaret etmek
bayraktar vaandeldrager
Bayram Feest,Bayram
bayram feest ceremonie d. 2 (dini) godsdienstig feest 3
bayram arifesi 1 vooravond d. 2 de dag voor het vastenfeest
bayram elbisesi feestkleding d.
bayram ertesi na het godsdienstige feest
bayram etmek 1 (bayram kutla feestvieren, feesten, 2 / mec/fıg een
bayram haftasını mangal tahtası anlamak helemaal verkeerd begrijpen
bayram havası feeststemming d.
bayram şekeri suikergoed aangeboden aan bezoekers op bayram)
bayram sevinci feestvreugde d.
bayram tatili feestdag d.
bayram yapmak 1 feestvieren, feesten, 2 mec./fıg. zich erg verheugen
bayram yemeği feestmaal
bayram, dat gaat niet door onu sil, olmayacak, 2 (fuif) eğlenti, şenlik,
bayramda seyranda zelden, heel af en toe, soms, heel weinig
bayramdan bayrama zelden, heel af en toe, soms, heel weinig
bayramıruz kutlu olsun Prettige feestdagen!
bayramlaşmak elkaar prettige feestdagen toewensen
bayramlık feestelijk, voor een feest, 2 (bayram elbisesi) feestkleding d.
Baytar Veearts ,Baytar
baytar veearts
baytarlık diergeneeskunde d. veeartsenijkunde d.
BAZIG z, patronluk taslayan, patron gibi, patronca,
BAZIN ( nen) 1 patronun eşi, 2 patronluk taslayan kadin,
BD buiten dienst emekli, tekaüt, işten ayrilmiş,
be (şaşırma, van verbazing) ... Jeetje! 2 (hayranlık, van bewondering)
BEADEMING yapay solunum, sunni teneffüs,
BEADEMINGSAPPARAAT (...raten) yapay solunum aygiti, sunni
becayiş overplaatsing (van ambtenaren) d.
bedava, II z, oldukça, bir hayli, slecht oldukça kötü, * spel geven
BEDEKT z, dolayli, imali, op e termen dolayli olarak, imali
BEDELMONNIK ( en) dilenci rahip, dilencilikle yaşayan fakir
beden lichaam lijf 2 (ceset) corpus 3 (ayakkabı, elbise, van
beden muayenesi lichamelijk onderzoek
bedeni (fıziksel) lichamelijk, lijfelijk, 2 ( - şikayet için) somatisch,
bedensel (fıziksel) lichamelijk, lijfelijk, 2 ( - şikayet için)
bedensel adim atacak hali kalmamak, yorgunluktan ayakta duracak
BEDERFELIJK dayaniksiz, bozulur,
BEDORVEN bozuk, bayat, bozulmuş, kokmuş, vlees bozulmuş et,
bedrag büyük bir meblağ, II z, (tamelijk) oldukça, bir hayli,
bedrag büyük miktarda para, 3 yatirim, dood ölü yatirim, ölü sermaye, III
Bedrijfskapitaal isleyen sermaye,Bedrijfskapitaal
BEDRIJFSKAPITAAL (...kapitalen) işletme sermayesi, aktif para,
Bedrijfsleven sanayi,Bedrijfsleven
BEDRIJFSLEVEN iş hayati, iş dünyasi,
BEDRIJVIG gayretli, dolu, aktif, çalişkan, hamarat, een e
BEDWELMD sersemleşmiş, yan baygin, sarhoş gibi, başi dönmüş,
bedwelmd gazla bayiltilmiş,
Beek cay,kucuk irmak,Beek
BEEK (beken) dere, çay
Beeldinstelling Goruntu Ayari,Beeldinstelling
BEELDSCHOON çok güzel, huri gibi, ay parçasi, (v,dingen) çok
BEELDVERHAAL (...halen) resimli hikaye, resimli öykü,
BEEMD ( en) çayirlik, otlak,
Beer ayi,Beer
BEER I d, (beren) 1 ayi, de huid van de verkopen eer hij gevangen
Beest hayvan,canavar,Beest
BEEST ( en) 1 hayvan, 2 (onbeschaafd mens) yabani, kaba kimse,
Beestachtig hayvan gibi,Beestachtig
BEESTACHTIG z, 1 hayvan gibi, kaba, kabaca, hayvanca, zich
BEESTENMARKT ( en) hayvan pazari,
BEGELEIDSTER (s) (bayan) kilavuz, rehber,
BEGINNELING ( en) yeni başlayan kimse,
beginnen başlamak, başlatmak, girişmek, een onderzoek bir araştirmayi
BEGINNER (s) yeni başlayan kimse, een handleidin voor s yeni
BEGRAFENISPLECHTIGHEID (...heden) cenaze töreni ve kudas ayini,
BEGRAFENISSTOET ( en) cenaze alayi/korteji,
Begrip anlayis,Begrip
BEGRIP ( pen) 1 (bevatting) anlayiş, kavrayiş, idrak, snel van
BEGUNSTIGDE (n) yararlanici, faydalanici,
BEHALVE il bağ, dan/den başka, bir yana, dan/den gayri,
behandelen birine ayricalikli davranmak, 3 (medaille) şeref madalyasi
Behandeling Muayene,tedavi,bakim,isleme,,Behandeling
Behartigen mukayyet olmak,Behartigen
Behoorlij munasip,layik,terbiyeli,Behoorlij
behorend hayvanlara ait, 3 (wild) hayvan gibi, vahşi, kaba, * het
Behoudens olmasaydi,Behoudens
beken beroem O sayılı yazarlarımızdan biridir, Hij is een van
bekend worden resmen yayimlanmak, çikmak, bildirilmek, 5 van
Beklag sikayet,Beklag
BEKLAG şikayet, zijn doen over iets bir şeyden şikayet etmek,
beklenmedik bir anda (ile) ortaya çikmak, bir şeyle görünmek
beklentilerinde hayal
beklentilerinde hayal kirikliğina uğramak, beklentileri boşa çikmak, 2
BEKOMMERD (om, over) endişeli, tasali, kaygili, zijn over de
Bekoren meftun etmek,hayran birakmak,Bekoren
BEKRACHTIGING ( en) yasallik kazanma, onay, onama, tasdik,
BELANG ( en) 1 (voordeel) yarar, çikar, menfaat, fayda,
BELASTING ( en) 1 vergi, direkte dolaysiz vergi, indirekte
belaya çatmak zich moeilijkheden op de hals halen, de problemen naar zich
belaya girmek zich moeilijkheden op de hals halen, de problemen naar zich
belaya sokmak / iemand problemen bezorgen
belayı satın almak zichzelf in de problemen brengen
belayı savmak de problemen ontlopen
belçikalı Belgisch, 2 Belg d. (bayan) Belgische d.
Belezoni Yay Spiraalveer,Belezoni Yay
belgelere dayalı documentair, op bewijsstukken
BELGISCH Belçikaya ait,
BELGISCHE (n) (bayan) Belçikali,
BELICHTEN g, (belichtte, h, belicht) 1 aydinlatmak,
beline kazmayi, saçma, hiç ilgisi yok, met geen aan te pakken zijn
belirlemek, maten en gewichten ölçü ve tartilar, in gelijke mate ayni
belirlenmemiş, e overgave kayitsiz şartsiz teslim
Belirli Isida Kaynatilmis Sut
Belirli Isida Kaynatilmis Sut pasteuriseren,Belirli Isida Kaynatilmis Sut
belirsiz vaag, onduidelijk, 2 (kesin olmayan) onbepaald, onzeker,
Belirsiz Net Olmayan
Belirsiz Net Olmayan Vaag ,Belirsiz Net Olmayan
belirsiz, olabilir de olmayabilir de, duruma bağli,
belirsizlik vaagheid d. 2 (kesin olamayış) onbepaaldheid d.
belki olur, nee verkopen yok satmak, II h, hayir
bellek kaybı amnesie d. geheugenverlies
bellek zayıflığı geheugenzwakte d.
belletmek, birini evire çevire dövmek, birini azarlamak, paylamak
BEMANNEN g, (bemande, h, bemand) scheep/den tayfa almak,
BEMANNING ( en) (v, vliegtuig) mürettebat, (v, schip) tayfa,
Bemiddelaar arayan giren,meyanci,Bemiddelaar
BEMOEIZIEK her şeye karişan, kaynana,
BEMOEIZUCHT kaynanalik, her şeye karişma isteği, burun sokma
Ben .... yasindayim Ik ben ... jaar
ben buraya geleli daha iyiyim, II ilg, dan/den beri, dan/den sonra, zijn
ben buraya geleli daha iyiyim, II ilg, dan/den beri, dan/den sonra, zijn
ben hier al buraya aliştim, met iemand worden (zijn) biri ile
ben je hier al ? buraya alişabildin mi?
BENEMEN g, (benam, h, benomen) yok etmek, kaybettirmek,
BENENWAGEN met de komen tabanvayla/yürüyerek/ yaya olarak gelmek,
BENIG 1 kemikli, iskeletli, 2 (weinig bevleesd) zayif, kuru,
benim anlayışımı aşar Dat gaat boven mijn pet. Dat gaat mijn kennis te
BENOEMBAAR atanabilir, tayin edilir, als lid üye olarak
Benoemen tayin etmek,Benoemen
Benoeming tayin,Benoeming
BENOEMING ( en) atama, tayin, in een ambt işe atama, een
BENUTTEN g, (benutte, h, benut) yararlanmak, faydalanmak,
benzerlik dayanışması mechanische solidariteit d.
benzetilemez, mukayese edilmez
Bepaald sabit muayyen,Bepaald
bepaald merk belli bir markayi tavsiye etmek, iemand een advocaat
BEPERKEND sinirlayici, kisitlayici, sinirlayan,
beraber (birlikte) samen, gezamenlijk, 2 (aynı seviyede) gelijkstaand
BEREDENEERD akla dayanan, mantikli, gerekçeli, sebepli,
BEREISD ( er, meest ) çok gezmiş, dünyayi dolaşmiş,
BEREJACHT ayi avciliği, ayi avlama,
BEREMUTS ( en) ayi postundan şapka,
BERGHELLING ( en) dağ, bayir,
BERIN ( nen) dişi ayi,
BERISPEN g, (berispte, h, berispt) azarlamak, paylamak, dersini
BEROEPSHALVE z, meslek gereği, işten dolayi,
BEROEPSMATIG z, meslek gereği, işten dolayi,
beş parasi olmamak, klein bozuk para, in het water gooien parayi
BESCHERMELING ( en) (erkek) korunan, himaye gören, mahmi,
BESCHERMELINGE (n) (bayan) korunan, himaye gören, mahmi,
BESCHERMER (s) koruyucu, hami, himaye eden,
BESCHERMING koruma, himaye, iets (iemand) in nemen bir şeyi
Bescherming(de) Koruma, himaye,Bescherming(de)
BESCHERMVROUWE (n) koruyucu bayan,
BESCHIJNEN g, (bescheen, h, beschenen) aydinlatmak, işik
BESCHOREN het was mij bana ayrilmiş, benim kismetimmiş,
Beschouwem Als saymakgozu ile bakmak,Beschouwem Als
beschouwen anlamak, yorumlamak, değerlendirmek, saymak, iets verkeerd
beschrijven tanimlanamaz, ifade edilemez, in de blijven hayata geçmemek,
BESCHRIJVEND tanimlayici, tasvir edici,
besle kargayi oysun gözünü
besle kargayı oysun gözünü Stank voor dank
beslemek 1 voeden, 2 (hayvan) mesten, grootbrengen, 3 (bakmak,
BESLOMMERING ( en) endişe, kaygi, iş endişesi/kaygisi,
BESLOTEN kapali, (sadece) üyelere açik, açik olmayan, een
BESMETTINGSHAARD ( en) enfeksiyon yuvasi, mikrop yayilma odaği,
Bespotten alay etmek,Bespotten
BESPOTTEN g, (bespotte, h, bespot) alay etmek, alaya almak,
Bespotting de alay,Bespotting
BESPOTTING ( en) alay,
BESPREEKBAAR tartişilir, tartişmaya açik, (voor onderhandeling)
bespringing hayvan çekimi,
bestaat toch niet! enz.), 6 (peki) goed dan, oké, 7 (haydi... bari)
Bestand dayanikli,Bestand
BESTAND I s, dirençli, dayanikli, zijn tegen ...karşi dayanikli
BESTEK ( ken) 1 iş plani, ayrintili açiklama, tasvir, 2
BESTEMMEN g, (bestemde, h, bestemd) voor a) (y)a/e ayirmak,
BESTEMMING ( en) 1 (doel) hedef, gaye, amaç, 2 (doel v, het
BESTENDIGHEID süreklilik, dayaniklilik, değişmezlik,
BESTIALITEIT 1 ( en) hayvanlik, vahşilik, 2 (geslachtsverkeer)
beter worden, niet meer bedlegerig zijn, 11 (kalkışmak) (gitmeye/yapmaya
beterde, gebeterd) zijn leven yaşamini düzeltmek, hayatina
BETOGEN I f, g, (betoogde, h, betoogd) kanitlamaya çalişmak, iddia
beton hazirlamak, sla salata hazirlamak, 2 de kachel sobayi
betrapt yakalandin, yakayi ele verdin, ze is weer kendine geldi,
Betreden ayak basmak,Betreden
BETREDEN g, (betrad, h, betreden) (y)a/e ayak basmak, girmek,
betrouwbaar itibarli, güvenilir, muteber, hatiri sayilir, hand/tic
BEUKENBOS ( sen) kayinağaci ormani,
BEUKENOOTJE (s) kayin meyvesi,
BEVATTELIJK z,1 kolay anlaşilir, kolay kavranir, makul, akil
BEVATTING kavrayiş, anlayiş,
BEVATTINGSVERMOGEN (s) kavrayiş yeteneği,
BEVESTIGEND z, onaylayici, olumlu, müspet,
BEVESTIGING ( en) (v, bericht) onay, onama, teyit
BEVLIEGEN g, (bevloog, h, bevlogen) uçmak, een route rotaya
BEVOLKEN g, (bevolkte, h, bevolkt) 1 bayindirlaştirmak,
BEVOLKINGSCIJFER (s) nüfus, nüfus sayisi,
Bevoordelen kayirmak,taraf tutmak,Bevoordelen
BEVOORDELEN g, (bevoordeelde, h, bevoordeeld) kayirmak, gözde
Bevoorrecht ayricalikli sansli,Bevoorrecht
BEVOORRECHT (persoon, positie) ayricalikli,
Bevoorrechting ayricalik,imtiyaz,Bevoorrechting
BEVOORRECHTING ( en) ayricalik, imtiyaz,
BEVORDERLIJK z, yararli, faydali, elverişli, kolaylaştirici,
BEVRAGEN g, (bevraagde/ bevroeg, h, bevraagd) te bij A Aya
BEVREEMDEN g, (bevreemdde, h, bevreemd) (het) şaşirtmak, hayrete
BEVRUCHTING ( en) döllenme, dölleme, kunstmatige yapay
bewaar me hak saklaya, haşaa, leven als in Frankrijk krallar gibi yaşamak,
bewaken, (hayvan yetiştirmek, van dieren) houden, verzorgen, 12 (tamir
beweeglijk kivil kivil, hareketli, kabina siğmayan, een kind
BEWERKER (s) 1 thea/tiy uyarlayici, 2 fig/mec fail,
BEWIJSGROND ( en) kanit temeli, kanitin dayanaği,
BEWINDSVROUW ( en) kabine üyesi bayan, (v, bestuur) yönetim
Bewonderaar de hayran,Bewonderaar
BEWONDERAAR (s) hayran,
Bewonderen Hayran Olmak,Bewonderen
BEWONDEREN g, (bewonderde, h, bewonderd) çok beğenmek, hayran
BEWONDERENSWAARDIG z, ( er, st/meer , meest ) hayran olmaya
BEWONDERING hayranlik, voor iets hebben bir şeye hayran olmak,
BEWONER (s) sakin, oturan/yaşayan kimse, mukim,
BEWOONSTER (bayan) sakin, oturan/yaşayan kimse, mukim,
Bewusteloos Sara Hastaligi,Baygin,Bewusteloos
BEWUSTELOOS baygin, şuursuz, kendinden geçmiş, ölü gibi,
Bewusteloosheid Bayginlik,Bewusteloosheid
BEWUSTELOOSHEID bayginlik, şuursuzluk, bilinç yitirme,
beyaz ayı zo. ijsbeer d. (Thalassarctos mantimus)
beyaz bayrak vredesvlag d. parlementaire vlag d.
beyaz saray het Witte Huis
Beyaz Saray het Witte Huis, adliye sarayı paleis van justitie
beygir, iemand len voor citroenen verkopen kargayi bülbül diye yutturmak,
BEZET 1 (v, ruimte) dolu, meşgul, tutulmuş, ayrilmiş, is deze
BEZOEKRECHT (ayrilmiş eşlerin) çocuk görme hakki, ziyaret hakki,
BEZORGD endişeli, tasali, kaygili, huzursuz, een gezicht
Bezorgdheid de kaygi endise,Bezorgdheid
BEZORGDHEID endişe, rahatsizlik, üzüntü, kuruntu, kaygi,
bezorgdheid endişe, sikinti, üzüntü, kasavet, kaygi, geen voor de tijd
BEZWAARSCHRIFT ( en) itiraz yazisi, şikayetname,
BEZWIJKEN gs, (bezweek, is bezweken) 1 çökmek, dayanamamak,
bezwijming bayginlik, in vallen bayilmak
BIBLIOGRAAF (...grafen) bibliyografyaci, kaynakça uzmani,
BIBLIOGRAFIE (...fieen) kaynakça, bibliyografya,
BIBLIOTHECARESSE (n) (bayan) kütüphaneci, kütüphane idarecisi,
biçak dayamak, birinin boğazina sarilmak, girtlağina basmak, sik boğaz
bıçak kemiğe dayanmak onverdraagbaar worden, onverdraaglijk worden
biçelim derken (çok zaman kaybediliyor,
biçim ayı oogstmaand d.
biçimlenmek, zijn leven op het spel hayatini tehlikeye atmak, zich iets
BIE (plat/argo) şahane, harika, apayri,
BIES I d, (biezen) bot, saz II d, (biezen) şerit, bağ, kaytan, zijn
bij elkaar, 3 (bilikte ayrnı anda) tegelijk
bij iemand birine uğrayivermek, birine damlamak,
bij iemand birini ziyaret etmek, orn het leven (kazada) hayatini
bij u thuis bezorgd evinize teslim edilir, de post postayi
BIJACCENT ( en) zayif vurgu,
bijassurantie sigortalinin ödeyeceği hasar yüzdesi, sigortaya tabi olmayan
BIJBELSPREUK ( en) ayet, incilden bir söz,
BIJBENEN spreekt/kd yetişme, (yürümeye) ayak uydurma, tempoya
BIJBLIJVEN gs, (bleef bij, is bijgebleven) 1 ayak uydurmak,
Bijboeken Hesaba Kayitetmek,Bijboeken
BIJDEHAND (bijdehanter, meest / st) anlayişli, zeki, açikgöz,
BIJDEHANDJE açikgöz çocuk, uyanik çocuk, kavrayişli çocuk,
BIJEENBRENGEN g, (bracht bijeen, h, bijeengebracht) bir araya
BIJGEVOLG z, sonuç olarak, netice olarak, dolaysiyla, bu nedenle,
BIJHARKEN g, (harkte bij, h, bijgeharkt) taraklayarak
Bijhouden yetismek,ayak uydurmak,Bijhouden
BIJHOUDEN g, (hield bij, h, bijgehouden) 1 yetişmek, ayak
BIJSCHRIFT ( en) dipnot, açiklayici not,
BIJSCHUIVEN I f, g, (schoof bij, h, bijgeschoven) (masaya
BIJSLOFFEN spreekt/kd yetişme, (yürümeye) ayak uydurma, tempoya
BIJSTAAN g, (stond bij, h, bijgestaan) 1 yardim etmek, dayanak
BIJSTELLEN g, (stelde bij, h, bijgesteld) ayarlamak, doğru
BIJSTER I s, het spoor zijn yolunu kaybetmiş olmak, II z,
Bijval de onay,Bijval
BIJVAL beğeni, onay, destek, tasvip, vinden beğenilmek, takdir
BIJVALLEN g, (viel bij, is bijgevallen) desteklemek, ayni görüşü
BIKINI (s) bikini, kadin mayosu,
bilek pols d. polsgewricht ayak bileği enkel d.
Bilgisayar Computer,Bilgisayar
bilgisayar computer
bilgisayar computer
bilgisayar çevirisi automatische vertaling d. vertaling met computer d.
Bilgisayar Icine Girmek
Bilgisayar Icine Girmek kraak,Bilgisayar Icine Girmek
bilgisayara işlenen bilgi
bilgisayım informatietheorie
bilimsel olmayan onwetenschappelijk
BILLEKOEK (kalçaya) şaplak, tokat,
BILLIJKEN g, (billijkte, h, gebillijkt) onaylamak, uygun
bilmek II 1 z, gitmiş, yok, geçmiş, kaybolmuş, kayip, hij is a) o gitti,
bilmem ki! als je me nou! asjemenou! hay allah (nasil olur)! zie je nou wel!
bilmeyen, okuryazar olmayan,
Bina Temelinde Kopru Payanda
Bina Temelinde Kopru Payanda penaant,Bina Temelinde Kopru Payanda
BINDEND bağlayici,
bindirmek /, (arabaya vb.) laten instappen, 2 /, (araba
binek hayvarnı rijdier
binnenkwam ...içeriye girdiği kapi, II z, ne ile, neden dolayi, ne suretle
BINNENWIPPEN gs, (wipte binnen, is binnengewipt) uğrayivermek,
BIO önt, biyo, hayat,
BIOINDUSTRIE (ëen) hayvan yetiştirme endüstrisi,
BIOSCOOPBEZOEK sinemaya gidiş,
bir (sayı) een, 2 (lidwoord) een, 3 (ayru) het/dezelfde, eender,
bir araya
bir bir, arka arkaya) een voor een
bir anlayiş, 5 az, cüzi, bir iki, birkaç, een e groep birkaç kişilik grup,
bir araya çağırmak / bijeenroepen
bir araya gelmek 1 (toplanmak) bijeenkomen, samenkomen, vergaderen, 2 (üst
bir araya getirmek / inzamelen, bijeenbrengen, samenbrengen,
bir araya koymak,
bir araya toplamak
bir araya toplamak / 1 verzamelen, samenbrengen, bijeenbrengen, 2
bir ayağı çukurda olmak met een voet in het graf staan
bir baltaya sap olmak (argo/plat) aan de bak komen, een baantje
bir bardak çay lütfen Een glaasje thee, alsjeblieft!
bir başlangiç işin yarisini başarmaktir, een jaar alti ay, yarim sene,
Bir Cesit Buyuk Maymun
Bir Cesit Buyuk Maymun baviaan,Bir Cesit Buyuk Maymun
bir cinayet, koud müthiş soğuk,
bir hava, een e winter yumuşak bir kiş, * een e dood kolay ölüm, acisiz
bir hayli heleboel, enorm, aanzienlijk, heelveel, nogal
bir hirsizi arayip bulmak
bir konu, 2 spreekt/kd aanzienlijk) bir hayli, çok, oldukça, büyük
bir kör oğlu bir ayvaz hd./volkst. ik en mijn vrouw
Bir mu’min Aynı delikten iki defa ısırılmaz. Een moslim is nooit twee keer geslagen uit hetzelfde gat
bir müddet uzatmak, met iemand een gesprek biri ile konuşmaya
bir payda altında toplamak / alles onder een noemer brengen
bir şekilde, muzafferce, başariyla, de witte beyaz bayrak, teslim bayraği
bir şevden almak, ayirip almak, bij iemand iets birinden bir şeyi
bir şey iets s iyi bir şey, 3 (nut) fayda, çikar, yarar, voor iemands eigen
bir şeye bakip durmak, başlamaya cesaret edememek
bir şeye inanmak, öylesine inanmak, dat is oude eski hikaye
bir şeyi ağira almak, ciddiye almak, bir şeyden dolayi kederlenmek,
bir şeyi anlayamamak
bir şeyi asla/hiç yapmamak, voor hetzelfde ayni şekilde/ölçüde, geen
bir şeyi dayatamazsin, een deur kapiyi zorlamak, 2 (doen groeien) vaktinden
bir şeyi en ince detaylarina kadar anlatmak, iciğini ciciğini anlatmak
bir şeyi hayati ile ödemek, ergens voor cezasini çekmek, cezasini
bir şeyler atiştirayim, 2 (ofschoon) diği halde,
bir sürü iş, başini kaşiyamayacağin kadar iş, 2 (onbetaald werk) angarya, 3
bir trafik, 2 (vurig, opgewekt) hayat dolu, kivil kivil, canli, güçlü, een
bir yayini dinlemek, 3 (v, dokter) dinleyerek incelemek, dinleyip
bir yerde bulunmak, aylaklik etmek
bira mayası biergist d.
birakmak, koymak, terk etmek, je mag je auto wel hier arabani buraya
birakmak, koymayi unutmak
biraraya toplamak, bir noktada toplamak
birbirimize hikaye anlatmayalım Laten wij elkaar geen Mietje noemen! Laten
birbirimize hikâye anlatmayalim, tereciye tere satmayalim
bireysel ayrılıklar individuele verschillen d.
biri, mülayim, yüzü yumuşak kimse, het van Columbus en basit
biridir, tot de besten en iyileri arasinda sayilmak, tot de
biriktir-, geld sparen, opzij leggen, 8 /, (birine ayır
biriktirdiğim parayi kullanmaliyim, 2 (toespreken) seslenmek, hitap
biriktirilmiş parayi harcamak, 2 (inzet) kumara konan para, 3 (voor bier)
biriktirmek 1 (para) sparen, bijeenleggen, 2 (bir araya getir
birinci mevkiden, van gelijke ayni rütbeden, 3 (stand) sinif, seviye,
birine bir şey öğretmek, iemand schrijven birine yazmayi öğretmek, 2
birine bir şeyi gelecek hayali olarak göstermek, birine hayli bir şey vaat
birine kanat olmak/germek, je contantje betalen eline/avcuna saymak, peşin
birine mektup yollamak, 2 radyo yayini yapmak
birine tahsis etmek, bir şeyi birine ayirmak, deze kamer is bestemd
birine yardim etmek, dat is haar zwakke zijde o onun zayif tarafidir,
Birini Kayirmak
Birini Aday Gostermek
Birini Aday Gostermek Voordragen ,Birini Aday Gostermek
birini azarlamak, iyice paylamak, ağzinin payini vermek
birini bir şeyele sözünde durmaya zorlamak,
birini çağirtmak, ayağina getirtmek, in het leven hayata geçirmek, meydana
birini ekmeğinden etmek, birine işini kaybettirmek,
birini en zayif yerinden vurmak, op eigen benen staan kendi ayaklari
birini enayi yerine koymak, birini makaraya almak, birini kandirmak, de
birini gayrete getirmek, de leerlingen ögrencileri
birini hiçe saymak, gözü görmemek
birini kafaya almak, birini kafa kola almak
birini karşi yakaya geçirmek III f, g, (overvoer, h, overvaren) scheep/den
Birini Kayirmak Voortrekken ,Birini Kayirmak
birini körkütük sarhoş etmek, de kaarten op leggen kartlarini masaya
birini ölümle tehdit etmek, birinin hayatina kastetmek, zijn op het spel
birini onurlandirmak, birine saygi sunmak, 2 een mening bir fikre taraftar
birini sabirsizlikla beklemek, gedeelde is halve aci paylaşilarak azalir
birinin başina dünyayi dar etmek, zure melk ekşi süt, II h, 1 scheik/kim
birinin girtlağina biçak dayamak, iemand bij de grijpen birini
birinin hayatini zehir etmek
birinin zayif yanina dokunmak, 2 (neiging) zaaf, düşkünlük, een voor iets
biriyle ayni görüşte olduğunu açiklamak, 3 (van aanhanger achter auto)
birkaç yil öncesine kadar, zover buraya kadar, bu kadar, bitti,
birleşilmek (biraraya gelmek) bijeenkomen, 2 (bir çatıda) verenigd
birleşme (katılma) aansluiting d. 2 (ayrnı çatıda combinatie d. fusie
birlik eenheid d. eendracht d. 2 (dayanışma) solidariteit d. 3 (kurum)
birlikler kişlaya geri döndü
birlikte oturmak, bir arada yaşamak, ayni yeri paylaşmak, ayni evde ikamet
bisiklet - ti fiets d. rijwiel bayan bisikleti damesfıets d. erkek
Bisiklet Hiz Sayaci
Bisiklet Hiz Sayaci Fietscomputer,Bisiklet Hiz Sayaci
bisikletini tamir ettirmek, ik ga mijn schoenen laten ayakkabimi tamir
bitirdi, De problemen hebben hem opgevreten. 14 dayak yemek,
bitirmek, sarf etmek, (hepsini) yemek, zijn geld parasini harcayip
bitişik, (behalve) hariç, başka, gayri, op mijn vader ... babam hariç,
Bitki Cayi
Bitki Cayi kruidenthee,Bitki Cayi
bitki, meyve telen, kweken, 3 (hayvan fokken, 4 (elektrik -
bitkindi, mijn thee is çayim bitti, kom ! haydi! vertel ! anlat!
bitkisel yağ, dierlijke hayvansal yağ, tereyaği, ruwe işlenmemiş yağ,
bittere moeten slikken hayalkirikliğini/aşağilanmayi yutmak zorunda
biyoğrafisi, aday tanitimi
BIZAR acayip, garip, tuhaf, mucizevi,
Bizim taraf maçı kaybetti, Onze partij heeft de wedstrijd verloren.
BLAAG (blagen) yaramaz, haylaz çocuk, velet, çenesi düşük,
BLACKOUT (s) geçici bayginlik, kendinden geçme,
BLADSPIEGEL druk/matb metin/sayfa yeri,
BLADSTIL sütliman, yaprak kimildamayacak kadar sakin, çok
BLADVULLING ( en) sayfa doldurma, şişirme,
BLADWIJZER (s) 1 fihrist, endeks, 2 (leeswijzer) sayfa
Bladzijde Sayfa,Bladzijde
bladzijde dördüncü sayfada, een verbliif van maanden dört aylik oturum,
BLADZIJDE (n) sayfa, sahife,
bladzijde één birinci sayfada, sahife birde
BLAMAGE (voor) ayip, yüzkarasi, rezalet,
BLASFEMIE ( en) Allahla alay, günaha girme, küfür,
blazen plat/argo hiç bir şey bilmiyor, Hanyayi Konyayi bilmiyor
bleef cinayet açiğa kavuşturulamadi
bleek worden, 4 (kaybolmak) verdwijnen
BLEEKNEUSJE (s) sararmiş ve ciliz çocuk, zayif çocuk,
BLESSURETIJD yarayi telafi süresi,
BLINDGANGER (s) kör mermi, patlamayan mermi,
blinkt her parlayan şey altin değildir, görünüş yaniltir, voor geen (ter
bloed kookt kan beynime yürüyor, çok sinirliyim, II g, pişirmek, kaynatmak,
BLOEDDONOR (s) kan veren kimse, kan bağişlayici,
BLOEDVERLIES kan kaybi,
BLOEDVERWANTE (n) (bayan) akraba, kandaş,
bloemen f 15 bu çiçekler 15 gulden, dat zal haar het leven hayatina mal
BLOEMENCORSO h, (s) çiçek bayrami,
bloementuin odayi çiçek bahçesine çevirdi
Bloodvoet yalin ayak,Bloodvoet
bloot, naakt, onbedekt, 8 (aydınlık) licht, (ışık) fel, hel, (renk) licht, 9
BLOOTGEVEN (gaf bloot, h, blootgegeven) zich zayif tarafini
BLOOTLEGGEN g, (legde bloot, h, blootgelegd) 1 (opgraven) ortaya
BLOOTSVOETS z, yalinayak, çiplak ayakla, çiplak ayak,
BLUT zijn a) oyunda her şeyini kaybetmiş olmak, b) (zonder
BLZ afk/kis bladzijde sayfa, sahife,
bn afk./kıs. bayan) Mevr. Mevrouw
BOA (s) 1 zo, Boğayilani, 2 (haisbont) boyun kürkü,
bocalamak, çelişkide olmak, karar verememek, 3 (denkbeeld) hayal, tasavvur,
BOEDELSCHEIDING ( en) miras paylaşimi, mal bölüşme, mal
BOEDELVERDELING ( en) miras paylaşimi, mal bölüşme, mal
boek kitabi açip birakmak, 2 açmak, een terrein bir sahayi açmak,
boek toka, kopça, 2 (kasteel) şato, saray, köşk, 3 (einde) sonuç, son,
BOEKELEGGER (s) sayfa gösterici,
Boeken kaydetmek,yer ayirtmak,Boeken
BOEKEN g, (boekte, h, geboekt) 1 bhk/muh kaydetmek, kayitlamak,
BOEKENWURM ( en) kitap kurdu, burnu kitaptan kalkmayan,
boekhouding muhasebe kayit işleri, de voeren/bijhouden
BOEKING ( en) kayit, tescil,
BOEKMAAG (,,magen) kirkbayir,
BOEKSTAVEN g, (boekstaafde, h, geboekstaafd) kaydetmek, not
BOEKWEIT kara buğday, Karabaş,
BOEMELEN f gs, (boemelde, h, geboemeld) 1 kaldirim saymak, avare
BOERENKERMIS ( sen) köylü festivali, köy panayiri,
boete opleggen, straffen, 3 (hayatını zehir et iemand het leven zuur
boğmak, gürültü yapmak, 2 sira, om sirayla, 3 (maal) sefer, defa, kere,
bok - ku 1 ontlasting d. fecaliën d. 2 (hayvan - sı) uitwerpselen d. drek
Bok(nL erkek hayvan,Bok(nL
bol wij slobberig, breed, 3 (sert olmayan) slap, zacht, 4 (tembel ve
BOLIVIAANS Bolivyaya ait,
bölmek - er 1 /, (paya ayır delen, verdelen, ikiye, yarıya
bölmek halveren, in tweeen delen, 2 / (ayırmak) afzonderen, afschutten,
bölmek, parçalara ayirmak, II gs, (, is ) yarilmak, bölünmek, ayrilmak,
BOLSTAAND (yelken) esneyen, şişen, apazlayan,
bölümü, kapaniş kaydi, als dienen önemsiz bulunmak, pek gerekli görülmemek
BOMBARIE yaygar, şamata, telaş,
BONDGENOTE (s) (bayan) 1 bağlaşik, dost, müttefik, yandaş, 2
BONVIVANT (s) cümbüş düşkünü, hayi adami,
Boog Yay,Boog
BOOG (bogen) 1 ok yayi, de kan niet altijd gespannen staan yay
BOOGSCHUTTER (s) 1 okçu, 2 (persoon) yay burcunda doğan,
BOOGSCHUTTER yay burcu,
BOORDSEL (s) şerit, kaytan, tiriz, kenar şeridi,
BOORHOUDER (s) toma bağlama aynasi,
BOOT (boten) bot, (reddings) filika, sandal, (roei) kayik, motor
Boot(de) kayik,Boot(de)
borçlu schuldig, 2 schuldenaar d. debiteur d. hayatını borçlu olmak / -
BORSTAMPUTATIE (hastaliktan dolayi) göğüs alma, göğüs kesme,
Borstonderzoek Gogus Muayenesi,Borstonderzoek
Bosama(Ayrilik) Zijn/Haar Man Verstoten,Bosama(Ayrilik)
Bosanma(Ayrilmak) Echtscheiding,Scheiden,Bosanma(Ayrilmak)
boşnak Bosnisch, 2 Bosnier d. (bayan) Bosnische d.
BOSUIL ( en) zo, alaca baykuş, orman baykuşu,
BOUDOIR (s) bayan odasi,
BOUWGROND ( en) 1 arsa, inşaya giren saha, te koop satilik
BOUWRIJP inşaya hazir, inşaya elverişli, een terrein maken bir
BOUWTERREIN ( en) inşaat sahasi, inşaya uygun arazi,
BOUWVAK 1 inşaatçilik, inşaat sanayi, 2 ( ken) inşaat sektörü,
BOUWVALLIG harabe, haşat, yikilmaya yüz tutmuş, ören gibi,
Bovendien Ayrica,Ustelik,Bovendien
bovendien ayrica, üstelik, bundan başka, hatta, niet alleen ... maar
BOVENDIEN z, bundan başka, ayrica, üstelik, dahasi,
BOVENHUIS (...huizen) ayni girişli üstkat, üst daire,
Bovenland het yayla,Bovenland
BOVENLAND ( en) yayla, plato, nehrin çikiş bölgesi,
BOVENLEDER ayakkabi yüz derisi,
BOVENLEER ayakkabi yüz derisi,
BOX ( en) 1 (ahirda) hayvan yeri, 2 (v, kinderen) parmaklikli
boyacılık beroep van schilder 2 (ayakkabı boyama) beroep van
boydan kaybetmek kd./spreekt. klein zijn (v. gestalte)
boylamak, ulaşmak, ik kom eraan (oraya) geliyorum, 2 aanstaande zijn) yolda
boyunca, langs diplomatieke diplomatik yolda, dezelfde opgaan ayni yola
boyunduruk altinda tutmak, in het lopen hizaya gelmek, üzerine düşeni
bozuk (arızalı) kapot, stuk, defect, (kötü) slecht, 2 (saf olmayan)
bozuk, net olmayan, düzensiz, een e uitspraak bozuk bir söyleyiş
bozulmak, sinirleri zayif olmak, op zijn en werken birinin sinirine
bozulmuş (arızalı) kapot, stuk, defect, (kötü) slecht, 2 (saf olmayan)
bozuşmak, biriyle kavga etmek, een achter de deur zorlayici bir neden, 2
BRADERIE ( en) dükkân sergisi/fuari, panayir,
BRANCHEVERVAGING sermayeyi çeşitli şeylere yatirma,
BRANDHAARD ( en) 1 ateş kaynaği, 2 fig/rnec kötülük yuvasi,
Brandverf emay,mine,Brandverf
BRANDVERF emaye, mine,
BRAZILIAANS Brezilyaya ait,
Breedsprakig ayrintili,Breedsprakig
BREEDSPRAKIG z, ayrintili, detayli, uzun uzadiya, enine boyuna,
BREEDUIT z, ayrintili, geniş, (duidelijk) açikça,
BREEDVOERIG z, geniş, ayrintili, uzun, ayrinti olarak, uzun
BREEDVOERIGHEID ayrintililik, genişlik,
Breng het maar alsjeblieft. jki çay getiriver! Twee thee, graag! 19
brengen uydurmak, yapmak, yapip çatmak, ortaya koymak
brengen, (ayaklandırmak) in opstand brengen, in oproer brengen, aanzetten
BREUKLIJN ( en) 1 kirik hatti, 2 geol/jeo fay hatti,
BREUKVLAK geol/jeo fay düzlemi,
BRIGADE ( s, n) mil/ask Tugay,
Brigade(de) Tugay,Brigade(de)
BRIGADECOMMANDANT ( en) mil/ask tuğbay
BRISANT çabuk patlayan,
BRISANTBOM (...men) çabuk patlayan bomba,
BRODDELAAR (s) acemi, çaylak, beceriksiz, toy,
Broeden kuluckaya yatmak,Broeden
BROEDEN gs, (broedde, h, gebroed) kuluçkaya yatmak, fig/mec op
BROEDS kuluçkaya istekli, de kip is tavuk kuluçkaya istekli,
BROEKPAK ( pen) pantolonlu bayan takimi,
BROKKELIG kolaylikla ufalanan, parçalanir, gevrek,
BROMMERIG homurdayan, homurdak, suratkan, suratsiz, ters,
BROMTOL ( len) (oyuncak) uğuldayan maymun,
BRON ( nen) 1 (v, water) kaplica, ilica, 2 (oorsprong) kaynak,
Bron(de) Kaplica,Kaynak,Bron(de)
BRONNENONDERZOEK ( en) kaynak araştirmasi,
BRONVERRNELDING ( en) kaynakça bildirimi,
BROODMAGER çok zayif, ciliz, bir deri bir kemik, ince, çelimsiz,
BROODWINNER (s) evin geçimini sağlayan kimse,
BROODWINNING geçim kaynaği, ekmek kapisi, geçim sağlayan iş,
Broos zayif,celimsiz,Broos
BROOS z, (brozer, t) 1 (breekbaar) kolay kirilir, gevrek,
broos nazik, zayif, dayaniksiz, kirilir, kolay incinir, 2 (delicaat)
BROS z, (breekbaar) kolay kirilir, gevrek, bükülmez
BRUGPIJLER (s) köprü payandasi, köprü sütunu,
Bruidsstoet gelin alayi,Bruidsstoet
BRUIDSSTOET ( en) gelin alayi,
BRUILOFT ( en) 1 düğün, 2 (gasten) düğün alayi, 3 de zilveren
BRUTO z, brüt, nationaal produkt brüt milli gelir, gayri safi
Bruto binneands product Gayri safi yurti?i hasila
BRUUT I s, z, hayvani, vahşi, kaba, saldirgan, II d, (bruten) vahşi
bu nedenden dolayi, onun için, bu yüzden, bu sebepten
bu sporu yapanlarin sayisi,
Bu ümmetten ilk önce kaldırılacak olan haya ve emanettir. De eerste dingen die zullen worden verwijderd onder de Ummah (opvolger van de profeet Mohammed vrede zij met hem) zijn de verlegenheid en het vertrouwen (escrow)
BUFFEL (s) yaban siğiri, fig/mec kaba, hayvani, dağ ayisi,
Bugday tarwe d,Bugday
Bugday Ekmegi
buğday tarwe
buğday biti graanklander d. (Citophilus grananus), kasıkbiti platluis d.
buğday biti zo. graanklander d. (çitophilus grananus)
Bugday Ekmegi tarwebrood h,Bugday Ekmegi
buğday ekmeği tarwebrood
buğday tarlası tarweakker d.
buğday unu tarwemeel tarwebloem d.
buğday vb. griesmeel gries
buğulayıcı verdamper
buharlı tramvay stoomtram d.
BUIDELDIER ( en) keseli hayvan,
BUIGZAAM ( zamer, st) 1 esnek, elastiki, bükülebilir, kolay
BUITENBEENTJE (s) ayrilikçsi kimse
BUITENGEMEEN harika, şahane, fevkalade, müstesna, hayret verici,
BUITENHUIS (...huizen) yazlik, yazlik ev, sayfiye
BUITENISSIG z, tuhaf, acayip, garip, hij is altijd wat her
Buitenlandse Directe Investeringen Yabanci Sermaye Girisi
BUITENLEVEN kir yaşami, köy hayati
Buitenspel ofsay,Buitenspel
BUITENSPEL I h, sp, açik havada oyun, II z, ofsayt
BUITENSPELVAL sp, ofsayta düşme
buitensporig görülmedik, acayip, (prijs) fahiş, iets s acayip bir şey
BUITENSTAANDER (s) 1 ilgisi olmayan biri, 2 (kenner) uzman
BUITENVERBLIJF (...verblijven) kir evi, köy evi, sayfiye
bulmak - ur 1 / vinden, Nereden buldun bu parayı? Hoe kom je aan dit
bulmak, ortaya çikmak, hasil olmak, olup bitmek, het is zo gebeurd böyle
bulunmayan afwezige
Bulunmayan(Hazir ) Afwezig,Bulunmayan(Hazir )
bulunmayanlar listesi absentenlijst d. absentielijst d.
Bulunmayis Afwezinheid,Bulunmayis
bulunmayış afwezigheid d. absentie d.
buluşmak 1 (karşılaşmak) elkaar ontmoeten/treffen, 2 (bir araya
Bundan Dolayi
Bundan Dolayi daarom,dientengevolge,Bundan Dolayi
bundan dolayı daarom, hierom, om die/deze reden, dientengevolge
bundan dolayi, bunun için
BUNGALOW (s) bungalov, sayfiye, tek katli ev,
Bunu okumak zorundayım, Dat moet ik lezen.
burada ne işi var, ne ariyor burada, wie zoekt, die vindt arayan mevlasini
buradan oraya kadar, van 2 10 ikiden ona kadar, 2 liğe, olarak, iemand
buradayim het is warm burasi sicak
buraya hierheen, hiernaartoe
burayi iyi biliyorum, ik ben hier niet burayi tanimiyorum, buranin
BURGERZIN yurttaşlik anlayişi,
BUS I d, ( sen) 1 kutu, suiker şeker kutusu, thee çay kutusu, 2
but dijbeen (hayvan - u) bout d. eti budu yerinde olmak goed in zijn
bütün gün hastayla meşgul oldu, 4 (v, vliegtuig) havalanmak, (v, autos)
Buyuk Bas Hayvanlar
Buyuk Bas Hayvanlar Veestapel ,Buyuk Bas Hayvanlar
büyük etkisi olmak, kaderini belirlemek, zijn leven op het zetten hayatini
büyükayı astr. de Grote Beer
büyükayı takım yıldızı het gestemde van de Grote Beer
büyükbaş hayvan grootvee n.
büyükbaş hayvan rund dier 4 (argo/plat) stommeling d. koe d. schurk
Buyurun Alin/Baslayin
Buyurun Alin/Baslayin toetasten,Buyurun Alin/Baslayin
buz ijs 2 (çok soğuk) ijskoud, steenkoud, eli ayağı buz kesilmek a)
buz gibi 1 (soğuk) ijskoud, steenkoud, 2 mec./fıg. (bayan) frigide
buzlaşmak, d weer don havasi, ayaz, het kan het kan dooien sonuç
BYTE com/komp Bayt,
CABRIOLET ( ten) küçük fayton
çabuk kavrayişli olmak, zeki olmak, hebben voor anlamak, anlayiş
CAFELEVEN kahvehane hayati
çağdaş yazarlar, II z, ayni zamanda, ayni anda
çağina uymak, maken zaman ayirmak, na kortere of langere er geç, morgen
çağirmak, II s, apayri, göze çarpan, ilginç, garip, bambaşka, çok
Caglaya Stromen,Caglaya
çağlaya çağlaya akmak ruisend stromen
Caglayan waterval,Caglayan
cağlayan cascade d. waterval d.
caiz olmayan ongeoorloofd, ontoelaatbaar
Calilik Ova Yaya Yolu
Calilik Ova Yaya Yolu paadje,2,Calilik Ova Yaya Yolu
çalıntı eşyadan hayır gelmez Gestolen goed gedijt niet.
çalişiyor, (gaarne werkend) çalişkan, aktif, (ijverig) gayretli, hamarat
çalişmak, te ontkomen kurtulmaya/kaçmaya çalişmak, II gs, 1 (niet blind
Calismaya Devam Etmek
çalişmaya devam etmek, 2 (voortgang maken) işte ilerlemek, 3 (van
Calismaya Devam Etmek doorwerken,Calismaya Devam Etmek
çalişmaya vb, teşvik etmek, desteklemek
çalişmaz, aptaldir, Amerikayi yeni keşfetti,
çaliştirmaya devam etmek, vee siğirlari satmamak, II gs, 1
cam sanayi glasindustrie d.
cam yıkayıcı glazenwasser d.
çamaşır (kirli wasgoed kirli çamaşırlarını ortaya dökmek / n/
çamaşir sikmak, zich (in bochten) kurtuluş yolu bulmaya çalişmak, weten
can (ruh) ziel d. geest d. 2 (hayat) leven 3 (enerji) energie d.
Can Hayalet
can çıkmayınca huy çıkmaz Natuur trekt meer dan zeven paarden, Natuur gaat
can dayanmamak / onverdraaglijk
Can Hayalet Geest ,Can Hayalet
can ve mal kaybı verlies aan mensenlevens en materiele schade
CANADEES I d, (...dezen) Kanadali, II s, Kanadali, Kanadaya ait
CANAILLE I h, ayaktakimi, hergele takimi, II d, (s)
çanak yalayici, otlakçi, asalak
çangirdamak, şikirdamak, 2 (babbelen) çok ve çok hizli konuşmak, kaynatmak,
canlandirmak, tahayyül etmek
canlı (yaşayan) levend, organisch, 2 (resim vb.) levendig, helder, 3
canlı hayvanlar levende dieren d.
canlı yayın live (uitzending)
canlilik, (spook) hayalet, peri, hortlak, cin, boze en kötü ruhlar, je
Capituleren Ayricalik Hakki Tanima,Capituleren
CARDIOGRAAF (...grafen) med/tib kalbin devinimini kaydeden
Caritatief Hayirsever,Sefkatli,Caritatief
CARNIVOOR (...voren) etobur, et yiyen hayvan
çarpanlarına ayırmak / in factoren ontbinden
cartayı çekmek (argo/plat, ölmek) creperen, verrekken, het hoekje omgaan,
CASCADE ( s, n) çağlayan, çavlan, küçük şelâle
CASEHISTORY (s) örnekolay bilgisi
CASESTUDY (s) örnek olay incelemesi
CASSATIE (s) jur/huk temyiz, het hof van yargitay, temyiz
CATARACT ( en) 1 büyük çağlayan, şelale, 2 med/tib (gözde)
çatlayası Verdorie!
CAVALCADE ( s, n) süvari alayi
Cavia Kobay,Cavia
CAVIA (s) zo, kobay
Cay thee d(,en),Cay
Cay Boseti
Cay Fincani
Cay Kasigi
Cay Ocagi
Cay Salonu
Cay Suzgeci
Cay Takimi
Cay Yapragi
çay salonu theesalon d. düğün salonu trouwzaal d. konferans
çay thee d. açık çay slappe thee d. 2 (dere) beek d. vliet d. wetering d.
çay vb.) slap, 18 (aralık) opening d. gaping d. 19 (uzak yer) verre
çay bahçesi theetuin d.
çay bardağı theeglas
Cay Boseti theezakje h(,s),Cay Boseti
çay demlemek thee maken/zetten
çay demleniyor, 3 (, h/is ) (reizen) geziye çikmak, zij trokken naar het
çay demliği theepot d. theeketel d.
çay evi theehuis
çay fabrikası theefabriek d.
Cay Fincani theekopje h(,s),Cay Fincani
çay fıncanı theekopje theemok d.
çay gülü bot. theeroos d.
çay içmek, ze zijn aan het drinken onlar çay içiyorlar, zetten çay
Cay Kasigi theelepeltje h(,s),Cay Kasigi
çay kaşığı theelepeltje
çay kaşiği, 2 (v, haas) kulak
çay kutusu theebus d. theekistje
çay molası theepauze d.
Cay Ocagi theehuis h(huizen),Cay Ocagi
çay ocağı theehuis theesaloon d. café
çay poşeti theezakje
Cay Salonu Foyer,Cay Salonu
çay salonu theesalon d.
çay sehpası theetafeltje
çay servisi theeservies
Cay Suzgeci theezeefje h(,s),Cay Suzgeci
çay süzgeci theezeefje
çay tabağı theeschoteltje
Cay Takimi theeservies h(serviezen),Cay Takimi
çay takımı theeservies theegerei theegoed
çay tarlası theeplantage d.
çay tepsisi theeblad
çay ticareti theehandel d.
çay verirmisiniz? 2 (geven) sunmak, vermek, aandacht ilgi göstermek, 3
Cay Yapragi theeblad h(,eren blaren),Cay Yapragi
çay yaprağı theeblad
çay ziyareti theevisite d.
Cay,2 beek,Cay,2
çaycı iemand die thee teelt/verkoopt, 2 (garson) ober (in theehuis) d. 3
çaycılık het telen van thee, 2 (kahve işletme) exploitatie van theehuis
çaydan geçip derede boğulmak de grootste problemen de baas kunnen en de
Caydanlik theepot d(,ten),Caydanlik
Caydanlik Kulahi
Caydanlik Kulahi theemuts d(,en),Caydanlik Kulahi
çaydanlık külahı theemuts d.
çaydanlık mumu theelichtje
çaydanlık örtüsü theemuts d.
çaydanlık theepot d. düdüklü çaydanlık fluitketel d.
CaydanlikDemlik theeketel d(,s),CaydanlikDemlik
caydırıcı afraden ontradend
caydırıcılık ontrading d. afrading d.
caydırma het afraden, het ontraden, het weerhouden
caydırmak- i, - den/ afraden, ontraden, ompraten, doen opgeven,
CAYENNEPEPER kirmizi toz biber
çayevi - ni theehuis
Cayhane theehuis h(huizen),Cayhane
çayhane theehuis theesalon d. café
çayır gras 2 (alan) weide d.
cayır cayır vurig, woest, fel
cayır cayır yanmak fel branden, in lichterlaaie staan
Cayir Ot Gras ,Cayir Ot
çayır papatyası margriet d. (Chrysanthemum leucanthemem)
çayıra sürmek / laten grazen
cayırdamak schetteren, tetteren
cayırdatmak doen schetteren/ tetteren
çayırdoğanı - nı grauwe kiekendief d. (Circus pygargus)
çayırgüzeli - ni bot. groot liefde gras (Eragrostis major)
çayırincirkuşu - nu zo. boompieper d. (Anthus trivialis)
çayırkuşu - nu zo. leeuwerik d. (Alauda arvensis)
çayırlık grasland grasveld weide d. weiland
çayırlık saha weidegrond d. weide d.
çayırmantarı - nı bot. champignon d. kampernoelje d. (Agaricus campestris/
çayırmelikesi - ni bot. geitenbaard d. (Aruncus dioicus)
çayırteresi - ni bot. pinksterbloem d. (Cardamine pratensis)
cayırtı geschetter getetter
çaylak (acemi) nieuw, groen, onervaren, baardeloos, 2 (acemi kimse)
çaylak olmak nog niet droog achter de oren zijn, een groentje zijn,
çaylak yerine koymak / iemand ontgroenen
çaylak, acemi, tecrübesiz, het van je buurman is altijd groener dan het
çaylık theekistje
cayma intrekken van een belofte
cayma tazminatı smartengeld schadevergoeding bij een contractbreuk d.
caymaca intrekken (een belofte) 2 dilb./taalk. anakoloet d.
caymak - ar/- den/ zijn belofte intrekken, zich terugtrekken, opgeven,
caymamak, tükürdüğünü yalamamak,
çayocağı - nı theehuis theesalon d. cafe
çaysever iemand die veel van thee houdt
çayüzümü - nü bot. bosbes d. (Vaccinium myrtillus)
cebinden ağalik yapmak kolaydir, 4 (papier) bir top kağit,
çek mi? Geld of een cheque? Yapacak mı yoksa yapmayacak mı
çekilmek, ayrilmak, istifa etmek
çekilmek, ayrilmak, istifa etmek, II g, (, h, ) 1 (afstand) sonuna
çekilmemek, ayrilmamak, (görevini) sürdürmek
çekim (fılm vb.) opname d. 2 (hayvan çekimi) dekking d. 3 dilb./taalk.
çekinmek, cesaret edememek, niet iets te doen bir şeyi yapmaya cesaret
çekmek, d en steunend ikina sikina, oflaya puflaya
çekmek, meye/ maya karara varamamak,
çekmek, dayak atmak
çekmek, kaydirmak, 2 (v, tafel enz,) dişari çekerek büyütmek
çelişik davranmak, uit de en kunnen kolay hareket edebilmek, met iets uit
çember, (omgeving) çevreyolu, muhit, banliyö, havali, dolay, etraf, civar,
CEMENT d, 1 çimento, 2 fig/mec bağlayici güç
cenaze alayı begrafenis d. uitvaart d.
çene çalmak, gevezelik etmek, komen çene çalmaya gelmek, 3 (v, klok)
çeneni! zijn gebruiken saksiyi çaliştirmak, kafayi kullanmak, iemand op
çenesi açılmak / n/ 1 (konuşmaya başla beginnen te praten, 2 (içkiden
CENSUS 1 nüfus sayimi, sayim, 2 (belasting) vergi
CENTEREN g, (centerde, h, gecenterd) topu ortaya sürmek
cep aynası zakspiegeltje
CEREMONIE (...nien, s) 1 tören, merasim, 2 (dini) ayin
ceset lijk (hayvan kadaver kreng
cevaplayicisi, otomatik cevap aleti,
çevirmek, yapmak, vleesverwerkende industrie et sanayi, 2 (v,
çevre kaynakları lokale culturele voorzieningen d.
cezalanmak, ceza almak, verdienen cezayi hak etmek, vermindering van
cezaya çarptırmak / veroordelen, straf opleggen
cezaya karşılık Ik zal het nooit meer doen!
cezaya maruz kalmak een straf oplopen/krijgen
cezayı ağırlaştırıcı sebepler verzwarende omstandigheden (van straf) d.
cezayı gerektiren strafbaar
cezayı hafifletici sebepler verzachtende omstandigheden (van straf) d.
cezayir Algerije
cezayirli Algerijnse
CHAPERONNE (s) (bayan) şaperon
CHARITAS hayirseverlik, yardimseverlik
Charitatief Hayirsever,Charitatief
CHARITATIEF hayirsever, yardimsever, yardim amacina yönelik
CHARMEREN g, (charmeerde, h, gecharrneerd) büyülemek, hayran
CHAUFFEUSE (s) bayan şoför, sürücü
CHEMISCH z, kimyasal, kimyevi, de e industrie kimya sanayi
CHEVRON (s) kol şeridi, kaytan, (plat/argo) pirpir
CHIROPODIST ( en) ayak bakimi uzmani, diplomali pedikürcü
CHOLESTEROL kolesterol, safrayaği
cı, -ci, -cu, -cü - er, - ster, - maker, - maakster, ayakkabıcı schoenmaker
çift cinsiyetli çiçekler, 2 (amfibisch) iki yaşayişli, amfibi, hem karada
çiftsayı mat./wisk. even getal
ciğerim Mijn vriend! Mijn makker! 2 (hayatım!) Lieverd! schat!
ciğerleri bayram etmek / n/ 1 (temiz hava al frisse lucht inademen, 2
ciğerpare Mijn vriend! Mijn makker! 2 (hayatım!) Lieverd! schat!
çiğnetmek- i, 1 laten kauwen, 2 (arabaya iemand laten aanrijden,
Cijfer Rakam,Sayi,Cijfer
CIJFERMATERIAAL sayisal veriler
çikagelmek, ugrayivermek, hij kwam op een avond bij ons bir akşam
çikar, başkalarinin kesesinden saltanat sürmek kolaydir, başkalarinin
çikarmak, (bekend maken) açiklamak, yaymak, een verslag rapor vennck, 3
çikarmak, een klas ayni sinifi iki kez okumak, ayni sinifi
çikarmak, gevşetmek, een schroef vidayi çikarmak, II (, is ) (losgaan)
çikarmak, hesaplayip çikarmak, düşmek, 2 (betalen) ödemek, ober! kan
çikarmak, iskartaya çikarmak, iemand mil/ask birini sakata
çikarmak, methetmek, zich gelukkig kendini mutlu saymak, goede waar prijst
çikarmak, meydana çikarmak, kazip ortaya çikarmak, 2 fig/mec ortaya
çikarmak, ortaya çikarmak, een eiland ada keşfetmek, een fout bir
çikarmak, vidalarini söküp ayirmak
çikarmaya çalişmak,
çikarmaya çalişmak, kizdirmak
çikarsa, tot in de s en ince ayrintilarina kadar, noktasinoktasina,
çıkıntı uithoek d. 4 (ayakkabı -, van een schoen) punt d. 5 (dağ - u)
çikmak, (v, gevoelens enz,) yeniden ortaya çikmak, akla gelmek,
çikmak, (verschijnen) yayimlanmak, çikmak, wanneer zal je boek ? kitabin
çikmak, çok kizmak, het water raast in de ketel su çaydanlikta ötüyor, fokur
çikmayabilir, dat valt mij tegen işime gelmiyor, düşündüğümden daha zor,
çıkmaz ayın son çarçambasında tot je een ons weegt, als Kaatje verjaart,
çikmaza girdi, 3 scheep/den (schip) karaya oturmak, saplanip kalmak
cılız (zayıf) mager, broodmager, zwak, teder, 2 (eser vb.) oppervlakkig,
cılızlaşmak (zayıflamak) mager worden, vermageren, 2 (güçsüz düş
cılızlık (zayıflık) magerheid d. magerte d. 2 (eser vb.) oppervlakkigheid
Cimen Cayir
Cimen Cayir Gazon ,Cimen Cayir
cin I (hayalet) geest d. spook aardmannetje II (içecek) jenever d.
cinayet - ti moord d. moordzaak d.
cinayet aleti moordwapen moordtuig
cinayet aracı moordwapen moordtuig
cinayet davası moordzaak d.
cinayet dolu film,
cinayet girişimi / moordaanslag d. poging tot moord d.
cinayet işlemek een moord plegen
cinayet silahı moordwapen
cinayet teşebbüsü / moordaanslag d. poging tot moord d.
Cinayetli Crimineel,Cinayetli
çinayvası - nı bot. Japanse kwee d. (Chaenomeles lagenana)
çingene hayatı zigeunerleven
cinleri ayağa kalkmak / n/ het op de (zijn) zenuwen hebben/krijgen, erg
çinli Chinees, 2 Chinees d. (bayan) Chinese d.
Cins Cins Ayirmak
Cins Cins Ayirmak Sorteren,Cins Cins Ayirmak
Cinsakayagi pioen roos,Cinsakayagi
çinşakayığı - nı pioen d. pioenroos d. (Paeonia offıcinalis)
cinsel ayrılıklar seksuele verschillen d. geslachtsverschillen d.
cinsel ayrım seksediscriminatie d.
çıplak ayakla blootsvoets, barrevoets
CIRKELBOOG (...bogen) wisk/mat kavis, yay, daire çevresinin bir
çirkin lelijk, (estetik olmayan) onesthetisch, onooglijk, afstotend,
çişini tutamayan incontinent
civarinda, dolayinda, er hangt een foto de muur duvarda bir resim
civarinda, üç sularinda, üç gibi, onder één dak wonen ayni evde
civil ötmek, şakimak, 2 (v, personen) kaynatmak, dudu gibi konuşmak, çene
çizgi hikaye stripverhaal
çizgi, çubuk, yol, şerit, (op uniform) tirtil, şerit, kaytan, bij hem loopt
cizirdatmak, (zaniken) dir dir etmek, hep ayni davulu çalmak,
CLAUSULE (s) özel şart/kayit/madde, özel hüküm, sözleşme
CLIENTE (n) (bayan) 1 alici, müşteri, 2 jur/huk müvekkil,
CLOSET (s) yüznumara, tuvalet, kenef, ayakyolu, helâ, w,c,
Clubgenoot Ayni Kulupten,Clubgenoot
çobanmayası - nı bot. vleugeltjesbloem d. (Polygala vulgaris)
çocuğu sallayip uyutmak
Cocuk Ayakkabisi
Cocuk Ayakkabisi Kinderschoenen,Cocuk Ayakkabisi
çocuk ayakkabısı kinderschoen d.
çocukbilimci pedagoog d. (bayan) pedagoge d.
Cocuklar Icin Sevimli Hayvan Oyuncak
Cocuklar Icin Sevimli Hayvan Oyuncak knuffelbeest,Cocuklar Icin Sevimli Hayvan Oyuncak
COEFFICIENT ( en) mat, katsayi, emsal
çoğalmak (artmak) toenemen, vermeerderen, 2 (nehir) wassen, 3 (sermaye
çoğaltmak, üretip çoğaltmak, 2 (verspreiden) yaymak, zich yayilmak
COGNITIEF kavrayişla ilgili
COINCIDEREN gs, (coïncideerde, h, gecoïncideerd) ayni zamanda
çok zaman ayır veel aandacht besteden aan, veel bezig zijn
çok alkol kullanmak, çok içmek, ayyaşlik etmek
çok çalişmali, die reden o nedenden dolayi, bekend ile taninmiş,
çok gayretli volijverig, vlijtig
çok güzel 1 (ay parçası) beeldschoon, aanbiddelijk, 2 (durum) prachtig,
çok hararetli olmak, c) (verliefd zijn) sevdalanmak, sevdaya tutulmak, het
çok hayat tecrübesine sahip olmak, görmüş geçirmiş olmak, her şeyden bir şey
çok kolay zeer eenvoudig, doodeenvoudig, erg gemakkelijk
çok muhabbet tez ayrılık getirir Als de vriendschap te groot is, loopt zij
çok namuslu 1 (dürüst) goudeerlijk, doodeerlijk, 2 (bayan) zedig, kuis,
çok zayıf broodmager
çokayaklılar zo. duizend- en miljoenpoten d. (Mynapoda)
Collectant Yardim Toplayan,Collectant
COLLECTANT ( en) para toplayan, bağiş toplayici
COLLISIE (s) çarpişma, jur/huk aykirilik, yasalarin
COLLOCATIE (s) siraya koyma, düzenleme, siralama
COMATEUS med/tib komada, baygin
COMBINATIETANG ( en) ayarli kerpeten
COMPAREREN gs, (compareerde, h, gecompareerd) jur/huk davaya
COMPLEMENT ( en) ek, tümleyici kisim, tamamlayici bölüm
COMPLEMENTAIR tamamlayici, bütünleyici
COMPLIMENT ( en) iltifat, kompliman, gönül okşayici söz, een
Computer Bilgisayar,pc,Computer
COMPUTER (s) bilgisayar, kompütür
COMPUTERCENTRUM (s) bilgisayar merkezi
COMPUTERCRIMINALITEIT bilgisayar cinayeti, compütürü kötüye
COMPUTERDESKUNDIGE (n) bilgisayar uzmani
COMPUTERFRAUDE (s) bilgisayar yolsuzluğu
COMPUTERGEHEUGEN (s) bilgisayar belleği/hafizasi
COMPUTERGESTUURD bilgisayar güdümlü
COMPUTERKRAAK (...kraken) (telefonla) bilgisayar hafiza
COMPUTERKRAKER (s) bilgisayar hafiza işgalcisi
COMPUTERPROGRAMMA (s) bilgisayar programi, çizeylem
COMPUTERPROGRAMMEUR (s) bilgisayar progamcisi
COMPUTERSPELLETJE bilgisayar oyunu
COMPUTERTAAL (...talen) bilgisayar dili
COMPUTERTECHNIEK bilgisayar tekniği
COMPUTERUITDRAAI (s) bilgisayar basimi
COMPUTERVIRUS ( sen) bilgisayar/kompütür virüsü
concert konser yayimlamak, 3 stralen işin yaymak
CONCESSIEAANVRAAG (...vragen) ayricalik müracaati, ruhsat
CONCESSIEHOUDER (s) ayricalik sahibi, imtiyazli
CONDITIE ( s, ...tien) 1 şart, kayit, ilke, onze s bizim
CONDUCTRICE (s) (bayan) biletçi
confessionele tek mezhep okulu, ayni dine inananlarin gittiği okulu, een
CONGE d, (s) (işten) ayrilma, çikiş, iemand ( zijn) geven
Congres Kongre,Kurultay,Congres
CONGRES ( sen) kurultay, kongre, toplanti
CONGRUENTIE 1 uygunluk, ahenk, aynilik, mutabiklik, 2
Conjecturaal Varsayimsal,Conjecturaal
Consideratie Goz Onune Alma,Sayginlik,Consideratie
Constitutie Anayasa,Constitutie
CONSTITUTIE (s) 1 (grondwet) anayasa, kanun i esasi, 2
CONSTITUTIONEEL z, anayasal, anayasaya ait, een constitutionele
consul birini elçi olarak göndermek, 2 (door radio) yayimlamak, een
CONTACTGESTOORD ilişki kuramayan
CONTINENTAAL kitasal, kitaya ait, het continentale plat kara
CONTRADICTIE (s) çelişme, aykirilik
CONTRAST ( en) karşitlik, zitlik, ayrilik
CONTROVERSE ( n, s) çekişme, zitlik, görüş ayriliği
CONVERGENT yakinsak, tek bir noktaya doğru yönelen (işinlar,
CONVOCEREN g, (convoceerde, h, geconvoceerd) (bir araya)
çöpü olmamak, çok fakir olmak, ter komen dünyaya gelmek, wat/hoe ter
çorba vb. opgeschept worden, (çay vb.) ingeschonken worden, 6 (ölü hayvan,
CORPORATIEF z, ayni meslekten olanlarin meydana getirdiği
CORSICAANSE (n) (bayan) Korsikali
CORSO (s) alay, geçit
COULANT yumuşak, uysal, hirçin olmayan
COULOIR (s) fuaye, koridor
COUVEUSE (s) 1 etüv, (zayif doğan bebeklerin bakimi için)
Crapuul Ayak Takimi,Crapuul
Crayon Kursun Kalem,Crayon
CRAYON d, (s) resim kalemi, kurşun kalem
CREEREN g, (creeerde, h, gecreeerd) oluşturmak, ortaya
CREME I d, (s) krema, kaymak, II s, kaymak renginde, de de la
CRIMINALITEIT suçluluk, kanuna aykiri hareketler, cürüm, suç,
Crimineel Cinayetli,Crimineel
CROISSANT (s) ayçöreği, kroyisant
CUBAANSE (bayan) Kübali
çukur ayna holle spiegel d.
CURATORIUM (...ria) idare heyeti, idari kurul, kayyimlar heyeti
curcuna keet d. tumult rumoer heme d. Bak sen curcunaya. Dat komt ervan!
curcunaya çevirmek / rommelig en veel lawaai maken, in wanorde
curcunaya vermek (ortalığı) / veel lawaai maken
CURIEUS (curieuzer, t) garip, acayip, ilginç nadir, ender
CURIOSITEIT ( en) tuhaflik, gariplik, acayiplik
çürüğe çikarmak, hij is afkekeurd sakata ayrildi, 2 geri çevirmek,
çürük tahtaya basmak ondoordacht risico lopen, erin lopen, in de val lopen,
çuval paraya mal olur,
CYBERNETICA ayarlama yönelme bilgisi, sibernetik
CYNISCH z, kinik, insanin iyiliğine inanmayan
Daar Orada,Surada,Dolayi,Cunku,,Daar
DAAR I z, 1 orada, oraya, 2 işte, komt hij işte geliyor, heb je
daar zijn. cesur olmalısın. Je moet braaf zijn. Buraya geleli iki yıl oldu.
Daarbij ayrica,buna ilaveten ,Daarbij
DAARBIJ z, ayrica, buna ilaveten
DAARENBOVEN z, ayrica, bundan başka, ondan başka, üstelik, bunun
Daarheen oraya, suraya ,Daarheen
DAARHEEN z, oraya, şuraya
Daarnaast bunun yaninda ,ayrica,buna ilaveten,Daarnaast
DAARNAAST z, bunun yaninda, ayrica, buna ilaveten
Daarom Bu Yuzden,bundan dolayi,bunun icin o/bu nedenle,Daarom
DAAROM z, bundan dolayi, bunun için, o nedenle, ondan ötürü
dağ ayısı gibi lummelachtig, lomp
dağ ayısı lomperd d. ruwe man d. vlegel d. wildeman d. een ongelikte beer
dağ bayırı berghelling d.
Dagbehandeling (,En) ayakta tedavi ,Dagbehandeling (,En)
DAGDIEVERIJ aylaklik, haylazlik
Dagdromen hayale dalmak ,Dagdromen
DAGDROMEN dagdroomde, h, gedagdroomd) hayal görmek, hayal kurmak,
DAGDROMER (s) hayalci, hulyaci
DAGDROOM ( dromen) hayal, hulya
dağılmak (grup vb.) uiteengaan, uit elkaar gaan, 2 (boncuk vb. yayıl
dağitmak, bölüştürmek, üleştirmek, pay etmek, paylaştirmak, in tween ikiye
Daglicht Aydinlik,gunisigi ,Daglicht
DAGREGISTER (s) günlük kayit defteri, yevmiye defteri, günlük
DAGVAARDING ( en) mahkemeye çağri, duruşmaya çağri
Dagvaarding (,En) durusmaya/mahkemeye cagri ,Dagvaarding (,En)
daha, bir daha, II (v, zelfde mening) mutabik, ayni kanida, ayni
DAKRAAM (...ramen) bouw/mim aydinlik, çati penceresi
Dakraam(Ramen) aydinlik,cati penceresi ,Dakraam(Ramen)
DAKVENSTER (s) çati penceresi, aydinlik
dalga geçmek, II g, vurup bayiltmak
dalgalı (deniz) onrustig, golvend, 2 (sabit olmayan) onstabiel, onvast, 3
dalgaya gelmek zich vergissen, (door afwezigheid) vergeten
dalıp kaybolmak onderduiken, wegduiken
dalmak ar 1 / (hayale) suffen, dagdromen, mijmeren, doezelen, soezen,
dam başında saksağan, vur beline kazmayı Wat een onzin! Dat slaat als een
Dame Bayan,Dame
DAME (s) 1 bayan, aanspreektitel) hanimefendi,
Dame(,S) bayan,hanimefendi ,Dame(,S)
DAMESBLAD ( en) bayan magazini, kadin dergisi
DAMESFIETS ( en) bayan bisikleti
DAMESKAPPER (s) bayan kuaförü
Dameskleding bayan elbisesi ,Dameskleding
DAMESKLEDING bayan elbisesi
DAMESTASJE (s) bayan çantasi
Damestasje(,S) bayan cantasi ,Damestasje(,S)
Damestoilet bayan tuvaleti ,Damestoilet
DAMESVERBAND ( en) fidet bezi, aybaşi bezi,
Damesverband(,En) adet bezi,aybasi bezi ,Damesverband(,En)
DAMESZADEL h, (s) (bayanlar için) at veya bisiklet eyeri
damızlık (hayvan) fok , 2 (maya) gist d. ferment
damlaya damlaya göl olur Vele kleintjes maken een grote. Klein gewin brengt
damlayip akmak,
DAMPKRING d ( en) atmosfer, havaküre, havayuvari
dan het lachen nerdeyse ağlayacak, ağlamasi gülmesinden daha yakin
danıştay Raad van State d.
Dankzij yardimiyla, sayesinde ,Dankzij
DANKZIJ il (n)in yardimiyla, sayesinde, yüzünden
dapperheid kranigheid d. manmoedigheid d. 3 mec./fig. (kayırıcılık)
darmadağinik olmak, dağilmak, dağilip yayilmak
DARTEL z, neşeli, şen, kabina siğmayan, haspa
DARTELEN gs, (dartelde, h, gedarteld) oynaşmak, atlayip
Dat Ik Het Zeg! Ayiptir Soylemesi,Dat Ik Het Zeg!
dat is een apart bu başka/ayri bir konu
dat is om oud ijzer ayva kasap hep bir hesap, al birini vur ötekine,
DATO tarihli, twee maanden na tarihinden iki ay sonra
dava etmek / 1 (şikayetçi ol aanklagen, 2 (dava aç procederen,
dava yarin ele alinacak, moord cinayet davasi, 4 hand/tic iş, ticaret,
davayı kaybetmek een proces/zaak verliezen
davayi kaybetmek, 2 (pleidooi) savunma
davayı kazanmak een proces/zaak winnen
davet et- ) uitnodigen, inviteren, (bir araya bijeenroepen,
davet et- ) uitnodigen, inviteren, (bir araya bijeenroepen,
davranmaya söz vermek, bir daha yapmayacağina söz vermek,
davul çalmak 1 trommelen, roffelen, 2 mec./fıg. (yaymak) iets aan de grote
davul trom d. drum d. trommel d. anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul
Dayak Slaag,pijler,Dayak
Dayak Atmak
dayak slaan pak slaag klap d. slaag d. 2 (destek) onderlaag d.
Dayak Atmak Aframmelen,Afrossen,Dayak Atmak
dayak atmak / iemand slaan, een pak slaag geven
dayak çekmek, de warmte sicakliği ölçmek, zich met iemand biriyle boy
dayak kirişi draagbalk d.
dayak slaag d. klap d. een pak slaag krijgen, geslagen worden
dayak yemek /- den/ een pak slaag krijgen, geslagen worden
dayakcezası lijfstraf
dayalı döşeli gemeubileerd
Dayamak baseren,Dayamak
dayamak /, doen leunen, doen steunen, tegen iets aan zetten, 2 /-
dayamak, destek vurmak, alta destek koymak, dayanak olmak, 2 (maddi, manevi)
dayan! kendini koyverme! kendini birakma! ouwe e eski toprak, yaşli ve dinç
Dayanak Fundament,Dayanak
dayanak steun d. ondersteuning d. onderlaag d. schoor d. steunpilaar d.
dayanak noktası steunpunt
dayanak olmak / 1 (destek görevi gör stutten, ondersteunen, 2
dayanak, taban, destek grup, maatschappelijk toplumsal taban, 3 (v,
Dayanakli Stabiel,Dayanakli
dayanaksız ongegron ongefundeerd
dayanamamak 1 (katlanamamak) niet kunnen uithouden, niet kunnen
dayanarak berustend op, ervan uitgaand, wegens
Dayanclmaz Ondraaglijk,Dayanclmaz
dayandırmak- i, baseren op
dayandirmak, ik baseer deze woorden op mijn eigen ervaring bu sözler
dayanıklaştırma versteviging
Dayanikli duurzaam,deugdelijk,degelijk,bestand,,Dayanikli
dayanıklı (yiyecek vb.) duurzaam, houdbaar, bestendig, 2 (sağlam)
dayanikli değildir II h, ( en) (wapenstilstand) ateşkes 3 III h, (
dayanıklı solide, sterk, stevig, gedegen, 8 kd./spreekt. (mutlaka)
dayanikli, solmaz, çikmaz, e kleuren solmaz renkler,12 e planten uzun
dayanikli, vochtbestendig neme dayanikli, roest çürümez,
dayanıklılık bestendigheid d. weerstandsvermogen sterkte d. stevigheid
Dayaniksiz teer,Dayaniksiz
dayanıksız (yiyecek) bederfelijk, niet houdbaar, 2 mec./fıg. niet stevig,
dayanıksızlık onbestendigheid d. instabiliteit d. 2 (zayıflık) zwakte d.
Dayanilir draaglijk,Dayanilir
dayanılmaz onverdraaglijk, ondraaglijk, onduldbaar, onuitstaanbaar,
dayanılmazlık onverdraaglijkheid
dayanırlık duurzaamheid
dayanışma grevi solidariteitsstaking d.
dayanışma solidariteit d. verbondenheid d. saamhorigheid d.
dayanışmaduygusu solidariteitsgevoel
dayanışmak solidair handelen
dayanma (bozulmama) houdbaarheid d. 2 (direnebilme) doorzetten 3
Dayanma Gucu
Dayanma Gucu doorzettingsvermogen,Dayanma Gucu
dayanma gücü uithoudingsvermogen doorzettingsvermogen
dayanma noktası rustpunt steunpunt
Dayanmak Aanleunen,Schragen,Standhouden,doorzetten,,Dayanmak
dayanmak 1 (sebat et volhouden, doorstaan, doorzetten, tegen iets
dayanmak goed blijven, lang houdbaar zijn, lange tijd meegaan, 9 (zaman -,
dayanmak, çekmek, ik kan het daar niet langer orada daha fazla
dayanmak, eli kulağinda olmak, gelmesi yaklaşmiş olmak, yaklaşiyor
dayanmak, pijn aci çekmek, angst korku çekmek, korku içinde olmak, hitte
dayanmak, tahammül etmek, geçirmek, atlatmak,
dayanmak, tahammül etmek, kaldirmak, zo iets kan ik niet böyle bir şeye
dayanmak, tegen iets bir şeye yaslanmak, dayanmak II f, gs, (steunde, h,
Dayanmak,2 Volhouden ,doorstaan,Dayanmak,2
dayanmayan, e vrees mantiksiz bir korku, 2 (onnadenkend) düşüncesiz,
dayatma doorzetten het zijn zin doordrijven, het ergens op staan
dayatmak- i, 1 laten leunen op! laten zetten tegen, 2 mec./fıg. zijn
Dayayip Inrichten,Dayayip
dayayıp döşeme (v. huis enz.) inrichting d. meubileren
dayayıp döşemek / meubileren, inrichten
Dayi Oom,Dayi
dayı oom (moederskant)
dayı oom (broer van moeder) d.
dayıcılık nepotisme
dayılık het oom zijn, 2 mec./fig. (kabadayılık) heldhaftigheid d.
de en bij elkaar steken kafa kafaya vermek, görüşmek, iemand voor het
de leven hayatini yaşamak, de hele heeft het gehoord bütün dünya duydu,
de lopen imkânsizlikla uğraşmak, tegen de opvliegen kendini yapayalniz
de op de echtscheiding boşanma kanunu, door de bepaald yasayla
de zijn hurdasi çikmak, bozulmak, kullanilmaz hale gelmek, şifayi bulmak
de bir boyu da, ha yedi gün ha bir hafta, ha hasan dayi ha dayi hasan, een
de dag işlerin gidişi, in dezelfde van grootte yaklaşik ayni büyüklükte,
de familie weggeroepen aileden ayrildi, öldü
de haven limanin dibini tarayip temizlemek,
de kurk van een fles tapayi şişeden almak, 2 (prijs) kirmak,
de mantel birini paylamak, birine çikişmak, birini pataklamak
de medaille, Namazda yüzü olmayanın, ezanda gözü olmaz, Met
de naald kruipen dara dar kurtulmak, paçayi zor kurtarmak, om (en) tand
de post postayi dağitmak, 2 ismarlamak, sipariş etmek, boeken
de toekomst ileride, gelecekte, günün birinde, 3 kom hier! buraya
de vingers birini cezalandirmak, paylamak, azarlamak, 4 (typen) daktilo
de, (nauwkeurig) tam, harfi harfine, aynen, tamamiyla, tam olarak,
Dealer(,S) bayi,satici,Dealer(,S)
Debiteren zimmet kaydetmek,uydurmak,Debiteren
debriyaj yapmak ontkoppelen, debrayeren
DEBUTANT ( en) (erkek) ilk defa piyasaya çikan
DEBUTANTE (n) (bayan) ilk defa piyasaya çikan
Debuteren ilk kez ortaya cikmak ilk kez sahnede gorunmek ,Debuteren
DEBUTEREN gs, (debuteerde, h, gedebuteerd) ilk kez ortaya
December aralik ayi ,December
DECEMBER aralik, aralik ayi
DECEPTIE (s) hayal kirikliği, sükütu hayal
dedektif hikaye detectiveverhaal
dedikodusu ayyuka çıkmak / n/ veel stof doen opwaaien
Deejay(,S) diskjokey ,Deejay(,S)
Deel(Delen) kisim,bolum,parca,hisse /pay ,,Deel(Delen)
DEELGENOOT (...noten) hand/tic (erkek) ortak, hissedar, paydaş,
DEELGENOOTSCHAP hissedarlik, paydaşlik
DEELNEEMSTER (s) (bayan) katilan, ortak, iştirakçi
Deens Danimarkaya ait,Danimarka dili ,Danimarkaca,Deens
DEENS I s, Danimarkaya ait, II h, Danimarka dili
DEENSE (n) (bayan) Danimarkali
DEERNISWAARDIG ( er, st) acikli, elim, esefe değer, şayani
defol! git! kaybol!
defol! kaybol! gözüm görmesin! goed iyi bir iş bulmak, ergens goed bij
deftere kayit etmek
Degelijk dayanikli,saglam,dogru,durust ,,Degelijk
DEGELIJK z, 1 dayanikli, sağlam, e kleren sağlam elbiseler, 2
değer kaybetmek waarde verliezen, ontwaarden
değer, recht jur/huk ayni hak, II z, (objectief) objektif, gerçeği olduğu
değerini bilemez, 2 (niet op de hoogte) bilinmeyen, yabanci, taninmayan, het
değerlendirme, (v,plaatsen) rezervasyon, yer ayirtma, plaats yer
değerli kostbaar, waardevol, onschatbaar, 2 (sevgili, sayın) beste,
değersiz, kalitesiz, adi, bayaği, kiymetsiz, 4 (ziekelijk) kötü, hasta gibi,
değil mi? 1 Niet waar? Of niet? He? Toch ...? 2 (onaylatıcı tümcede) ...,
değil, idare eder, het te krijgen dayanamamak, duygulanna yenilmek,
değinilmeden kaliyor, 2 (niet gereserveerd) boş, ayrilmamiş, tutulmamiş,
değişken, kesin olmayan
değişmeyen filler, II h, 1 zayiflik, zayif nokta, iemand in zijn tasten
değişmez, sarsilmaz, sağlam, dayanikli, sürekli, istikrarli, kararli,
değiştirmek, (veranderen) (uyum sağlayarak) dönüştürmek, uyarlamak,
DEKHENGST ( en) 1 çekim aygiri, 2 (plat/argo) (man) eteğine
Dekking kaplama,siper ortu,hayvan cekimi ,Sigorta teminati ,,Dekking
Delen bolmek,paylasmak,katilmak,ortak olmak ,,Delen
DELEN I f, g, (deelde, h, gedeeld) bölmek, paylaştirmak,
DELIRIUM sayiklama, med/tib tremens ayyaş cinneti, sarhoş
delirmiş, kafayi oynatmiş, keçileri kaçirmiş, daar staat mijn bij stil ona
deliye her gün bayram Voor een gek is het altijd feest.
DEMARCATIE (s) sinir, hudut ayirimi
demlemek 1 (çay) thee klaar maken, 2 (kafa, hoofd) hijsen, zuipen
DEMOGRAFIE nüfus sayimi ve toplumsal istatistik bilgisi
DEMOGRAFISCH z, nüfus sayimi ile ilgili
DEMONSTRANTE ( s, n) (bayan) gösterici
den, -dan dolayı wegens, door
den/ sayı, getal) afgetrokken, 4 (çizilmek) weggestreept worden, 5 (atıl
den/ ülke vb. v. land) verdedigen, 3 (himaye et beschermen, patroneren,
Deneme Test,Essay,Deneme
deneme (deney) proef d. experiment 2 edeb./lit. essay 3 (kalkışma)
deneme yazarı essayist d.
denemek, prova etmek, giyip bakmak, pas even die schoenen bu ayakkabilari
denemek, yapmaya gayret etmek, iets bir şey için elinden geleni yapmak
denetlemek, başindan ayrilmamak,
deney hayvanı proefdier
Denigrerend kucumseyici ,asagilayici ,Denigrerend
DENIGREREND z, küçümseyici, aşağilayici
deniz hayvanı zeedier
deniz mayını zeemijn d.
denizaygırı - nı zo. nijlpaard (Hippopotamus amphibius)
denizayısı - nı zo. zeebeer d. (Arctocephalus)
denizci hayatı zeemansleven
denizden çıkıp çayda boğulmak grote problemen afhandelen en de kleine
denizşakayığı - nı zo. zeeanemoon d.
Denkbeeldig sanal,dussel,hayali,Denkbeeldig
DENKBEELDIG z, düşünsel, düşsel, hayali
denken, (kaygılandırıcı) kritiek, bedenkelijk, zorgwekkend, onrustbarend,
DEPRECIATIE aşinma payi, kiymetten düşme
DERAILLEMENT ( en) raydan çikma
dere gelmeden paçayı sıvama Men moet de appels niet plukken, voordat ze
dere gelmeden paçayı sıvamak zijn kuikens tellen voor de eieren gelegd
derecede even...al zo.....als, 3 (dek, değin) tot, totdat. Buraya gelene
Derhalve dolayisiyla,o nedenle,bunun icin ,bu sebepten ,,Derhalve
DERHALVE z, dolaysiyla, sonuç olarak, o nedenle, bunun için, bu
derin bir araştirma, e meningsverschillen derin görüş ayriliği
derin görüş ayrılığı een diepgaand meningsverschil
derin saygı respect waardering d. eerbied d.
derler, yerin kulaği vardir, met de rug tegen de staan kimildayacak hali
derleyip toplamak, çeki düzen vermek, toplayip düzeltmek, kaldirip koymak,
dermansiz, zayi güçsüz
Dersten Kaytarmak
Dersten Kaytarmak Spijbelen,Dersten Kaytarmak
DESCRIPTIEF z, tanimlayici, tanimsal
DESEM (s) maya
DESILLUSIE (s) hayal kirikliği, sükutu hayal
destek (dayanak) steun d. ondersteuning d. schoor d. pijler d. standaard
desteklemek 1 (dayanak ol-, yardı et ondersteunen, steunen,
desteklenmek gesteund worden, 2 (payanda ile) gestut worden
DESWEGE z, o nedenle, bundan dolayi, onun için, bu yüzden
DETAIL (s) ayrinti, detay, in a) hand/tic parça, perakende,
Detail(,S) ayrinti,detay ,Detail(,S)
Detay detail(,s),Detay
detay detail
detaylandırmak detailleren
detaylar details d. bijzonderheden d.
detaylara inmek in details treden, nader op iets ingaan
detaylardan bütünü görememek, de bomen groeien niet tot in de hemel
detaylarına kadar tot in de puntjes, tot in de kleinste bijzonderheden
detaylı uitvoeri breedsprakig, gedetailleerd
detayli, e berichten daha detayli bilgi, tot order yeni bir emre kadar,
DETECTIVEVERHAAL h ( ,,verhalen) dedektif hikaye
Deugdelijk saglam,dayanikli ,Deugdelijk
DEUGDELIJK I s, dayanikli, sağlam, güvenilir, iyi, II z, (op goede
Deugniet yaramaz haylaz ,Deugniet
DEUGNIET ( en) yaramaz, haylaz, eme seme gelmez
dev ayna lachspiegel (die het beeld vergroot) d.
dev aynasında görmek (kendini) zichzelf overschatten, zich heel wat
Devali Olmayan Is parttimebaan,Devali Olmayan Is
devaynası - nı bolle spiegel d. vergrotende spiegel d.
devir sayacı toerenteller d.
devirmek, gaf yapmak, küçük düşmek, maskaraya dönmek,
devlet tahvilleri, 4 (boeken enz,) yayin, neşriyat, yayinevi eserleri
Dezelfde ayni,bizzat kendisi,tipki aynisi,Dezelfde
dezelfde richting volgen) paralel gitmek/olmak, 3 (horizontaal zijn) yatay
dezelfde tijd yaklaşik ayni tarihte, ayni zamanda, dat kost mij tien
DEZELFDE za, ayni, bizzat kendisi, precies aynisi, tipki aynisi,
Dia Slayt
DIA (s) dia, slayt
Dia Slayt dia(,s),Dia Slayt
Dia(,S) dia slayt ,Dia(,S)
DIABETE ( s, n) (bayan) şeker hastasi,
DIABETICA (...cea) (bayan) şeker hastasi
DIAMANT I h, elmas, II d ( en) elmas taşi, industrie sanayi
DIAPOSITIEF (...tieven) slayt, dia
DIAPROJECTOR (s) projeksiyon, dia/slayt projektörü
DIARAAMPJE slayt çerçevesi
DICHTERES ( sen) (bayan) şair, ozan
die niet werkt, zal niet eten çalişmayan yemez, de rem werkt niet fren
DIENARES ( sen) (bayan) hizmetçi
dienen, behoren te Çok şey bilmek zorundayız, Wij moeten veel
dienst işten ayrilmak, işi birakrnak, 2 (achterlaten) geride birakmak,
DIENSTER (s) bayan garson
DIENSTIJVER meslek gayreti
Dientengevolge bundan dolayi,dolayisiyla,sonuc olarak,Dientengevolge
DIENTENGEVOLGE z, bundan dolayi, sonuç olarak, netice olarak,
Diepgaand esasli, ayrintili,derin,Diepgaand
DIEPGAAND (grondig) esasli, ayrintili, derin, büyük, een
Dier Hayvan,Dier
DIER ( en) hayvan, een wild vahşi hayvan
Dier(,En) hayvan ,Dier(,En)
DIERENARTS ( en) veteriner, hayvan doktoru
DIERENASIEL ( en) (sahipsiz) hayvan barinaği
Dierenasiel(,En) hayvan barinagi (sahipsiz),Dierenasiel(,En)
Dierenbescherming hayvanlari koruma ,Dierenbescherming
DIERENBESCHERMING hayvanlari koruma
DIERENBEUL ( en) hayvan celladi, hayvan düşmani,
DIERENMISHANDELING ( en) hayvan zulmü, hayvanlara eziyet etme
Dierenmishandeling(,En) hayvanlara eziyet etme ,Dierenmishandeling(,En)
DIERENTEMMER (s) hayvan terbiyecisi
Dierentemmer(,S) hayvan terbiyecisi ,Dierentemmer(,S)
DIERENTUIN ( en) hayvanat bahçesi
Dierentuin(,En) hayvanat bahcesi ,Dierentuin(,En)
DIERENVRIEND ( en) hayvan dostu, hayvan sever kimse
Dierenwinkel(,S) hayvan ve hayvan malzameleri satan dukkan ,Dierenwinkel(,S)
DIERGAARDE ( n, s) hayvanat bahçesi
DIERGENEESKUNDE d veterinerlik, hayvan hastaliklari hekimliği
Dierkunde zooloji,hayvanbilim ,Dierkunde
DIERKUNDE hayvanbilim, zooloji
DIERKUNDIG hayvanbilimme ait, zoolojik
DIERKUNDIGE (n) zoolog, hayvanlar bilimi uzmani
Dierlijk hayvansal ,Dierlijk
DIERLIJK z, 1 hayvansal, e olie hayvansal yağ, 2 (tot het
Dierproef(Proeven) hayvan deneyi ,Dierproef(Proeven)
DIERSOORT ( en) hayvan türü, hayvan cinsi,
Diersoort(,En) hayvan turu/cinsi ,Diersoort(,En)
DIFFERENTIATIE (s) fark, ayrim
DIFFUSIE 1 difüzyon, 2 (terugkaatsing) yayinma
Diffuus yaygin, daginik ,Diffuus
DIFFUUS (diffuser, t) yaygin, dağinik, licht yaygin işik
diğerine - ) gieten, overgieten, uitgieten, 5 /, e/ (çay vb. v. thee
diğinden dolayı vanwege het feit dat, omdat
Digitaal djital,sayisal,numerik,Digitaal
DIGITAAL z, 1 sayisal, numerik, digitale klok elektronik saat,
dik ~ zayif
dik ~ zayif "sisman dun"
dik kenar rechthoekzijde d. 2 hdholkst. (ayakta dur-, niet zitten) staan
dikilmek (ekilmek) bebouwd/beplant worden, 2 (ayakta dur staan, (ayağa
Dikiz Aynasi
Dikiz Aynasi Achteruitkijkspiegel,Dikiz Aynasi
dikiz aynası achteruitkijkspiegel d.
dikkatini vermek, 2 (v, camera) odaği ayarlamak
dikmek, de koers naar (y)a/e rotayi çevirmek, de troepen birlikleri
dikmek, imamin kayiğina binmek, tahtali köyü boylamak, ölmek, 3 papaz, dini
dikmek, kuyrugu titremek, imamin kayigina binmek, uit elkaar ayrilmak, van
dile kolay makkelijk gezegd (moeilijk gedaan/ te verdragen)
DILIGENT z, gayretli, çalişkan, azimkar
dilin - ) een taal verminken bij het spreken/ verbasteren, Besle kargayı
diline sağlam olmak 1 (sır saklayabil discreet zijn, 2 (kötü laf
dilinin altından baklayı çıkarmak daar komt de aap uit de mouw,
DING ( en) 1 (voorwerp) şey, 2 (zaak) iş, mesele, olay, dat is
ding dik durmak, (stilstaan) durmak, niet op zijn benen kunnen ayakta
Dininizin en hayırlısı en kolay olanıdır. De meest gunstige ding in uw godsdienst is het gemakkelijk
dipnot, hij heeft veel noten op zijn zang çok şey ister, kolay memnun olmaz
Dirayet Scherpzinnigheid,Dirayet
dirayet vaardigheid d. bedrevenheid d. bekwaamheid d. talent handigheid
dirayetli kundig, capabel, effectief, 2 (yetenekli) talentvol, succesvol
Direct Direkt,dolaysiz,hemen,Derhal,,Direct
DIRECT z, 1 direkt, dolaysiz, een e verbinding direkt
DIRECTRICE (s) müdire, bayan müdür
Directrice(,S) mudire,bayan mudur ,Directrice(,S)
dirençli, çelik gibi, wie niet is, moet slim zijn akil kişiye sermayedir,
diretip gerçekleştirmek, dayatip yapmak, vazgeçmemek, sonuna kadar
dış için aynasıdır Aan de veren kent men de vogel.
dişaridayim, naar gaan a) dişari çikmak, b) (naar een andere stad
DISCREPANTIE (s) ayrilik, zitlik, fark
Discriminatie ayrimcilik ,Discriminatie
DISCRIMINATIE ayrim, ayrimcilik, rassen irk ayrimi
discriminatie olumlu ayrim(cilik), (vast) kesin, kati, mutlak, 2 elek,
DISCRIMINATOIR z, ayrimci, ayrimcilik temelinde, ayrimci
Discrimineren ayrimcilik yapmak,dislamak ,Discrimineren
DISCRIMINEREN g, (discrimineerde, h, gediscrimineerd) ayrim
DISCUSWERPSTER (s) (bayan) diskçi, disk aticisi
DISCUTABEL tartişilir, tartişmaya açik, tartişma götürür
dişi birakmak, atmak, kullanmamak, iskartaya çikarmak,
dişinda, ...sayilmazsa, 2 (op voorwaarde van) nin koşulu ile,
dışkı ontlasting d. fecaliën d. (hayvan - sı) uitwerpselen d. drek d.
Diskjokey diskjockey(,s),deejay(,s),Diskjokey
dişlileri ayirmak, dişlileri açmak
DISPERSIE 1 yayma, dağitma, dağilma, 2 nat/fiz dağilim, saçilim
Display(,S) ekran ,Display(,S)
DISSIMILATIE (s) taalk/dilb ayrişma, benzeşmezlik
dissociatie 3 (yayılma) verspreiding d. verstuiving d. 4 kim/scheik.
DISTINCTIEF I h, (...tieven) rütbe, ünvan, II s, farkli, ayri
DISTINETIE (s) 1 ayrim, fark, farklilik, 2 (v, manieren)
Dito ayni, onceki gibi ,Dito
DITO z, ayni, önceki gibi, anilan gibi
DIV kar payi, ortaklik kari, temettü,
DIVERGENTIE (s) dağiliş, yayiliş
DIVIDEND ( en) kar payi, ortaklik kari, temettü,
Dividend(,En) kar payi ,Dividend(,En)
DIVIDENDBEWIJS (...bewijzen) kar payi kuponu, temettü kuponu
dizi hikaye feuilleton vervolgverhaal
dizilmek (sıraya gir rijen vormen, (sırada ol op een rij staan, 2
Docente Bayan Ogretmen,Docente
DOCENTE (n) (bayan) öğretmen
DOCTORANDA (...dae, s) (bayan) lisansli
DOCUMENTAIR belgesel, belgelere dayali
DODENCIJFER ölü sayisi, het officiéle resmi ölü sayisi
DODENTAL ölüm sayisi
DOEDELZAK ( ken) muz/müz tulum, gayda,
DOEL h ( en) 1 erek, amaç, hedef, gaye, meram, zijn bereiken
Doel(,En)1,Amac hedef / nisan,gaye,kale(spor),Doel(,En)1,Amac
DOELLOOS z, (...lozer, st) amaçsiz, ereksiz, gayesiz,
doen böyle bir şey yapmaya utanirlar, böyle bir şey yapmayi utanç sayarlar
doen onu yapmayi canim istemiyor,
doen van ayrilmak, istifa etmek, birakmak, zijn ambt istifa etmek,
doen, (arayı düzelt verzoenen, het goedmaken
doen? schitterend, prachtig. Canım kitaplarımı kaybetmiş! Hij is mijn
DOENIET ( en) aylak, avare, haylaz, tembel
doğada olduğu gibi, yabanice III h, yabani hayvanlar
Dogal Olmayan
doğal (tabi) natuurlijk, natuur- , naturel, 2 (yapmacık olmayan)
doğal ayıklanmacılık natuurlijke selectie d.
doğal gidişatina ters, fig/mec voor de komen ağzindan baklayi
doğal kaynaklar natuurlijke bronnen (mijnen, zee, bossen, olie enz.) d.
Dogal Olmayan tegennatuurlijk,Dogal Olmayan
doğaya sahip olmak,
doğayı koruma natuurbescherming d.
doğmak - ar 1 (çocuk) geboren worden, 2 (güneş, ay) opkomen, opgaan
doğru değil mi? alleen ... maar ook sadece ...değil ayni zamanda, dat was
doğru mu? 4 (effen) düz, müsavi, II z, 1 (tegelijkertijd) ayni anda, ayni
doğru, akşam üzeri, 6 (contra) karşi, aykiri, ik ben uw voorstel
doğurmak 1 bevallen, baren, ter wereld brengen, (hayvan) jongen, 2
DOKTERSASSISTENTE (n) (bayan) doktor yardimcisi
dokuma sanayi textielindustrie d.
dokunakli, güçlü, II z, duygulu, yaşayarak, hislerle, hissederek, spelen
dokunmak, dat zal je o sana iyi gelecek, faydasi dokunacak, 2 ferahlatmak,
dokunmak, ellemek, 2 iemand birini parmakla muayne etmek, 3 geld para
dokunmak, faydasi dokunmak, van zijn yardimda bulunmak, yardimi
dokunmamak, dat zal niet veel pek yarari dokunmaz, pek faydasi olmaz, 5
döl vermek 1 (hayvan) jongen ter wereld brengen, jongen werpen, 2 (bitki)
dolambaçlı (dolaylı) indirect, 2 (eğri) kronkelig, 3 (karışık)
dolandırmak oplichten, beetnemen, 4 mec./fig. (kafayı getikt worden,
dolaşmak, iemand birini arabayla gezdirmek
Dolayi Waardoor,daar,Van,Dolayi
dolayi cezalandirmak, een de blik cezalandirici bakiş,
dolayı omgeving d. omstreken d. omtrek d. regio d.
dolayi üzülen kimse
dolayı vanwege, wegens, ingevolge, tengevolge van
dolayi, de kou soğuktan dolayi,
dolayi, liefde trouwen severek evlenmek, 3 dan/den, la/le, ile, een
dolayı, ders çıkar door schade en schande wijs worden
dolayi, yüzünden, ten van het slechte weer kötü havadan dolayi, kötü hava
dolayında (yaklaşık) circa, ongeveer, plusminus, bij benadering, 2 (yer)
Dolayisiyla Door,dientengevolge,derhalve,Dolayisiyla
dolayisiyla, sayesinde, deze ziektes kan ik niet werken bu
dolaylarında (yaklaşık) circa, ongeveer, plusminus, bij benadering, 2
Dolayli Indirect,Impliciet,Dolayli
dolaylı anlatım indirecte rede d.
dolaylı indirect, impliciet
dolaylı nesne meewerkend voorwerp
dolaylı seçim getrapte verkiezing d.
dolayli, (onmiddellijk) hemen, derhal, direkt, ik kom bij u
dolaysıyla wegen vanwege, daardoor, door, derhalve
Dolaysiz direct,Dolaysiz
dolaysız anlatım directe rede d.
dolaysız direct, rechtstreeks, onmiddellijk
dolaysız nesne lijdend voorwerp
Dolblij gayet mutlu,sevincten dort kose ,Dolblij
DOLBLIJ gayet mutlu, sevinçten dört köşe
dölleme bevruchting d. inseminatie d. (yapay kunstmatige inseminatie d.
döllenme (bayan) voortplanting d. 2 (bitki) bevruchting d.
dolunay volle maan d.
dombay zo. buffel d.
domen. Armudun iyisini ayı yer. Het geluk is met de domen. ayının kırk
DOMPTEUR (s) hayvan terbiyecisi
DONDERPREEK (...preken) çikişma, azar, ağiz payi
Donderpreek(Preken) cikisma,azar,agiz payi,Donderpreek(Preken)
DONDERSPEECH ( es) çikişma, azar, ağiz payi
dönek (güvenilmez) kameleontisch, onbetrouwbaar, 2 (maymun iştahlı)
Donemecli Kayak Yapisi
Donemecli Kayak Yapisi Slalom,Donemecli Kayak Yapisi
döner sermaye vlottende middelen d. bedrijfskapitaal
döner, yürüyen, de e band döner şerit, taşiyici kayiş, 3 geçerli, de e
dönmek, viran olmak, 2 (afnemen) azalmak, gerilemek, zayiflamak, 3 (geraken
dönmesinden şikayet etmek
donor bagislayan
Donor(,S,En) kan veren ,organ bagislayan ,Donor(,S,En)
donuklaştirmak, II gs, (, is ) (minder worden) azalmak, zayiflamak
DOODBLOEDEN gs, (bloedde dood, is doodgebloed) 1 kan kaybindan
DOODDOENER (s) hiçbir işe yaramayan cevap
DOODEENVOUDIG z, son derece basit, çok kolay
DOODGEMAKKELIJK z çok kolay, çok basit
Doodgewoon bayagi,siradan,basma kalip,Doodgewoon
DOODGEWOON z, son derece yaygin, bayaği, basit, bilinen,
DOODGOOIEN g, (gooide dood, h, doodgegooid) taşlayarak öldürmek
DOODMAKEN g, (maakte dood, h, doodgemaakt) (hayvan) öldürmek,
DOODSGEVAAR (...gevaren) ölüm tehlikesi, hayati tehlike
DOODSHOOFD ( en) 1 kurukafa, baş iskeleti, 2 fig/mec zayif ve
DOODSIMPEL z, son derece basit, çok basit, çok kolay
doodskist birinin başbelasi, sikinti kaynaği, op zijn s bijten
DOODSTIL ölü gibi sessiz, sakin, durgun, çit yok, çit çikmayan,
DOODSVERACHTING ölümü hiçe sayma
Door Dolayisi Ile,Door
door overleg regelen) görüşüp ayarlamak/düzenlemek
door! haydi, çalişmaya devam et! naar de stad kasabaya doğru, dat doet er
DOORBABBELEN gs, (babbelde door, h, doorgebabbeld) konuşmaya
doorbreken görünmek, ortaya çikrnak, dogmak, 2 yerine ulaşmak,
DOORDAT bağ dan/den dolayi, yüzünden, nedeniyle, diğindan
DOORDRINGEND içine işleyen, iliğine işleyen, yayilan, etki
DOORKLIEVEN g, (doorkliefde, h, doorkliefd) ayirmak, arasindan
doorkomen, (ortaya çık verschijnen, zichtbaar worden, ontstaan
Doorliegen Bayilmak,Doorliegen
DOORMIDDEN z, tam ortasindan, iki parçaya, breken iki parça
DOORPRIKKEN g, (prikte door, h, doorgeprikt) 1 (igne) sokmaya
Doorschijnend yari seffaf/saydam ,Doorschijnend
DOORSCHIJNEND yari şeffaf, yari saydam,
DOORSCHUIVEN g, (schoof door, h,doorgeschoven) kaydirmak, ileri
DOORSIJPELEN gs, (sijpelde door, is doorgesijpeld) damlayarak
DOORSPREKEN I f, gs, (sprak door, h, doorgesproken) konuşmaya
Doorstaan katlanmak, dayanmak ,Doorstaan
Doorwerken calismaya devam etmek ,Doorwerken
DOORWROCHT esasli, derin, ayrintili
Doorzetten dayanmak,direnmek,guclenmek ,Devam Etmek,,Doorzetten
Doorzettingsvermogen dayanma gucu,sabir,sebat,Doorzettingsvermogen
DOORZICHT sağgörü, basiret, kavrayişlilik, engin düşüncelilik,
Doorzichtig seffaf,saydam,cam gibi ,acik belli(mecazi),,Doorzichtig
DOORZICHTIG 1 şeffaf, saydam, cam gibi, 2 fig/mec açik, belli,
Doorzoeken aramak,arayip taramak ,Doorzoeken
DORPELINGE (n) (bayan) köylü
Dorpsbewoner(,s) Koyde Yasayan,koylu,koy sakini,Dorpsbewoner(,s)
DORPSLEVEN köy hayati
Dorsen dovmek,basaklarini ayirmak ,Dorsen
DORSEN g, (dorste, h, gedorst) dövmek, başaklarini ayirmak,
DORSTIG susuz, susamiş, susayan, arzulayan, istek duyan
dört ayak üstüne düşmek met zijn neus in de boter vallen, met zijn gat in
dörtayaklılar zo. quadrupeden d. viervoetige dieren d. viervoeters d.
Doseme Fayansi
Doseme Fayansi Vloertegen ,Doseme Fayansi
döşeme fayansı vloertegel d.
döşemek, maskelemek, 2 sofra kurmak, de tafel masayi kurmak, 3
DOUBLEUR (s) ayni sinifi tekrarlayan öğrenci, çiftdikişli
DOVEMAN dat is aan geen s oren gezegd unutmayacağim, yabana
dövmek - er / 1 (dayak atmak) slaan, mishandelen, aframmelen,
dövmek, met woorden) terslemek, paylamak, ağzinin payini vermek
Downladen internetten yuklemek,internetten kayit yapmak ,Downladen
DRAAGBALK ( en) dayak kirişi,
DRAAGBAND ( en) aski kayişi, kayiş aski
Draaglijk katlanilir,cekilir,dayanilir,tahammul edilir ,,Draaglijk
DRAAGLIJK z, katlanilir, dayanilir, çekilir, tahammül edilir,
DRAAGRIEM ( en) taşima askisi, aski kayişi, omuz kayişi,
DRACHTIG (hayvan) gebe, yüklü,
DRACHTIGHEID (hayvan) gebelik,
dragen taşimak, een vlag bayrak taşimak, 4 oorlog savaşmak, savaş
DRAMA (s) 1 thea/tiy dram, 2 fig/mec acikli olay, drama
DRANKBESTRIJDER (s) yeşilayci, alkol düşmani, alkolle
DRANKBESTRIJDING alkolle mücadele, yeşilaycilik
DRANKORGEL (s) spreekt/kd ayyaş, sarhoş, içkici
Dresseren terbiye etmek(hayvan),egitmek,alistirmak,Dresseren
DRESSEREN g, (dresseerde, h, gedresseerd) (hayvan) terbiye
Dressuur egitme(hayvan),terbiye ,Dressuur
DRESSUUR eğitme, terbiye, (hayvan) yetiştirme yöntemi
DRIEDELIG üç bölümlü, üçlü, üç kisma ayrilmiş, kostuum
DRIEINDEPAN küçük kaygana
Driemaandelijk uc ayda bir ,Driemaandelijk
DRIEMAANDELIJKS z, üç ayda bir olan, üç ayda bir
DRIEVOET ( en) nihale, sacayaği, sacayak, üç ayakli altlik
DRIEVOETIG üç ayakli
DRIJFRIEM ( en) tech/tek döndürme kayişi,
DRIJFVEER (...veren) 1 yay, zemberek, 2 fig/mec saik, güdü,
Drijfveer(Veren) yay,zemberek,gudu(mecazi),sebep ,,Drijfveer(Veren)
DRIJVER (s) 1 (opjager) sürücü, kovalayici, 2 pol fanatik, 3
DRINKEBROER (s) ayyaş, alkolik
DRINKER (s) alkolik, ayyaş
Drinker(,S) alkolik,ayyas ,Drinker(,S)
DROGBEELD ( en) hayal, illüzyon, fantom, kuruntu
Dromen Ruya Gormek,ruya/dus gormek,hayal kurmak,duslemek ,,Dromen
DROMER (s) dünyadan bihaber kimse, dünyayi toz pembe gören
Dromerig dalgin,uyuklayan ,Dromerig
DROMERIG z, dalgin, uyuklayan
DROMERIJ ( en) hayal, düş, hayal edilen şey
DRONKAARD (s) içkici, ayyaş, alkolik
Dronkaard(,S) ickici,ayyas,alkolik,Dronkaard(,S)
DRONKELAP ( pen) içkici, ayyaş, alkolik
DROOGVOETS z, ayaklar islanmadan
DROOMBEELD ( en) hayal, imge
Droombeeld(,En) hayal,imge ,Droombeeld(,En)
DROPPING ( en) gece birakilan yerder bir noktaya toplanma
DRUKPERS ( en) 1 (werktuig) matbaa makinasi, 2 basim ve yayim,
dua gebed bede d. hayır dua etmek / voor iemand bidden, her duaya
dubbele ramen çift cam, 2 (lijstwerk) çerçeve, het van een spiegel ayna
DUBBELSPOOR (...sporen) çift ray, çift hat,
DUBBELTJE (s) 1 on kuruş, on kuruşluk, 2 (suffen) ayakta
DUBIEUS (dubieuzer, t) şüpheli, kesin olmayan, hand/tic
düdük fluit d. Parayı veren düdüğü çalar, Geen geld, geen Zwitsers.
Duduklu Caydanlik
Duduklu Caydanlik Fluitketel,ketel,Duduklu Caydanlik
düdüklü çaydanlık fluitketel d.
düğünde bayramda söylemek uit de biecht klappen, uit de school klappen
DUIDELIJK z, açik, belli, bariz, aşikar, açik seçik, kolay
duidelijk açikça, iyice, iyiden iyiye, iyi bir şekilde, 3 kolayca, het is
DUIKSTER (s) (bayan) dalgiç
DUITS I s, Alman, Almanyaya ait, de e mark Alman marki, II h,
DUITSE (n) (bayan) Alman
DUIZENDERLEI bin türlü, bin çeşit, sayisiz
DUIZENDPOOT (...poten) 1 zo kirkayak 2 fig/mec elinden her iş
Duizendpoot(Poten) kirkayak,becerikli kimse (mecazi),Duizendpoot(Poten)
dul aylığı weduwepensioen
duman rook d. ateş olmayan yerde duman tütmez, waar rook is, is vuur. Geen
Dun Ince,Zayif,sulu,seyrek daginik ,,Dun
DUNDOEK ( en) flama bezi, bayrak bezi, (vlag) bayrak
dünya olayı wereldgebeurterus d.
dünya wereld d. aardrijk aarde d. aardbol d. eşkiya dünyaya hükümdar
dünyaya gelmek geboren worden, ter wereld komen
dünyaya getirmek / ter wereld brengen
dünyaya gözlerini açmak het levenslicht zien, voor het eerst het daglicht
dünyaya gözlerini kapamak de ogen sluiten, doodgaan, overlijden, sterven
dünyaya hükümdar olmaz, zalimin saltanati kisa olur
dünyaya kazık çakmak een zeer hoge leeftijd bereiken, lang leven
dünyaya veda etmek overlijden, sterven, doodgaan
dünyayı anlamak meer van het leven begrijpen, wereldwijs worden, weten wat
dünyayı başına dar etmek / n/ iemands leven zuur maken, iemands leven
dünyayı başına yıkmak / n/ iemands leven zuur maken, iemands leven tot
dünyayı başına zindan etmek / n/ iemands leven zuur maken, iemands leven
dünyayı sarsan olaylar wereldschokkende gebeurtenissen d.
dünyayı sarsan wereldschokkend
dünyayı toz pembe görmek de wereld door een roze bril zien, met het hoofd
dünyayı verseler voor geen goud (ter wereld), voor niets ter wereld, voor
durmaksizin, het regent sürekli yağmur yağiyor, yağmur yağmaya
dürmek, sarmalamak, iets op een klos bir şeyi makaraya sarmak, 2
durultmak, berraklaştirmak, 2 fig/mec (toelichten) aydinlatmak, açiğa
duruma ayak
duruma sok-, in een slechte toestand enz.) brengen, 16 / (sayfa
durumda, biçak kemiğe dayandiğinda, II z, büyük ölçüde, aşiri bir şekilde
durumu sallantida olmak IId, siçrayiş, siçrama, in (met) een hemen,
duruşmaya çağrı dagvaarding d.
Durusmaya/Mahkemeye Cagri
Durusmaya/Mahkemeye Cagri dagvaarding (,en),Durusmaya/Mahkemeye Cagri
Durust Oyun Fair Play,Durust Oyun
Durustluk Fair Play,Durustluk
durven yapmaya cesaret edememek, 6 (ingrijpend tussenbeide komen) müdahele
düş (rüya) droom d. 2 (hayal) hersenschim d. dromerij d. fantasie d.
duş - ) een douche nemen, douchen, 25 / (çay vb. -, thee, koffie)
düşmek, değer kaybetmek
düşmek, gerilemek, inmek, 4 (verzwakken) azalmak, zayiflamak, 5 (terugkeren)
düşmek, II g, (, h, ) rulosunu açmak, yaymak, sermek, een vlag bayraği
düşmek, op de pedalen pedallamak, 2 ayak basmak
düşmemek, het zal u hayal kirikliğina uğrayabilirsin, umduğun gibi
düşük, (gemeen) alçak, kötü, adi, bayaği, banal, seviyesiz II d, (lagen) 1
düşünce vb. dayan-, idee enz.) baseren op
düşünceleri olmak, ayri düşünmemek
düşüncesine dalmak, bir şeyin planini kurmak, op wraak öç almayi düşünmek,
düşünmek, op zich(zelf) tek başina, kendi başina, tek, ayri, müstakil, uit
düşür- neerslaan, 3 (birden iç achterover slaan, 4 (kayık vb.) om laten
düşürmek, değerini kaybettirmek, II gs, (, is ) değer kaybetmek, değerini
düşürmek, hayret ettirmek, afallatmak,dilini yutturmak, dat verwondert mij
düşürüp sermayeyi azaltmak
DUURTETOESLAG ( en) (pahaliliktan dolayi) ücret zammi
Duurzaam dayanikli,kalici ,Duurzaam
DUURZAAM I s, (...zamer, st) 1 (langdurend) dayanikli, 2
duvar fayansı muurtegel d.
duvar söküp odayi büyütmek, II gs, (, is ) 1 kaçmak, firar etmek, 2
duyarsızlık (olaylara vb.) onverschilligheid d. 2 (acıya vb.)
duygulu bir şekilde, 3 (besef) anlayiş, het voor het schone güzellik
duymak, dan/den korkmak, voor zijn leven hayatindan endişe duymak, voor
duymak, birine saygi duymak, 2 fig/mec tegen iets bir şeyden çekinmek,
Duyu Organlariyla Algilanamayan
Duyu Organlariyla Algilanamayan paranormaal,Duyu Organlariyla Algilanamayan
duyurrnaya çalişmak, 2 (het toegankelijk zijn) halka açiklik
düz saha, zich op de houden görüşünü bildirmemek, ne evet ne hayir demek,
düzen, een geluids ses cihazi, ses aygiti, telefoon telefon aygiti,
DWAALGAST ( en) yolunu kaybetmiş kuş
DWANGMAATREGEL ( en) zorlayici önlem,
DWARSLIGGER (s) 1 ray tabanliği, çapraz kiriş, 2 (persoon)
Dweepziek hayranlik hastasi(sanatciya),fanatik ,Dweepziek
Dwepen bayilmak,hayran kalmak ,Dwepen
DWEPEN gs, (dweepte, h, gedweept) met (y)a/e bayilmak,
DWEPERIJ ( en) coşkunluk, hayranlik, bayilma, fanatiklik
Dwingend zorlayici ,Dwingend
DWINGEND zorlayici
Dyslexie okuma zorlugu,okuma zayifligi,alek,Dyslexie
DYSLEXIE okuma zorluğu, okuma zayifliği
E.O. afk/kis en omstreken ve civari/dolayi,
E.O. afk/kis Evangelische Omroep Hiristiyan Yayin Kurumu,
e/ ayrılmış bestemd voor, 4 (özellikle) vooral, met name
e/ dayanmak volhouden, volharden, doorzetten, 3 /- de/ (kararında vb.) op
Echtscheiding Bosanma,Ayrilmak,Echtscheiding
ECHTSCHEIDING ( en) boşanma, ayrilik, ayrilma, een verzoek tot
ECLIPS ( en) astr tutulma, güneş tutulmasi, ay tutulmasi
ECLIPSEREN gs, (eclipseerde, is geeclipseerd) (güneş, ay)
econ/ekon emek, kapitaal en sermaye ve emek, adelt çalişmak insani
Eczeem Egzama,mayasil,Eczeem
ECZEEM (eczemen) egzama, mayasil, tuzlubalgam,
ECZEEM (eczemen) egzama, mayasil, tuzlubalgam,
ED edidit yaymlayan, 2 editio basi, basim
edebe aykırı obsceen, onwelvoeglijk, indecent
edebe aykiri, obscene gebaren maken müstehcen hareketler yapmak
edebilirsin, zich goed iyi dayanmak, zich doof sağir gibi davranmak, 6
edebiyat yapmak alay./iron. dure woordengebruiken
EDELACHTBAAR sayin, değerli, pek muhterem, edelachtbare!
EDELWEISS d bot edelvays
edememek, matig ölçülü yaşamak II 1 yaşam, hayat, dirim, het der mensen
edemezsin, II ( zich , h, zich ) iyi kalmak, dayanmak, sağlam kalmak
edemezsin, met grote heren is het kwaad kersen eten zenginlerle ayni harala
eder, hij zal het niet lang fazla yaşayamayacak, fazla ömrü kalmadi, dat
edilecek, şaşilacak, 2 (buitengewoon) inanilmayacak kadar, duyulmamiş,
edilmemiş niet meegerekend, exclusief, ongerekend, 4 (- den gayrı) behalve,
een aan iemands been zijn birine ayakbaği olmak, iemand voor het
een aangaan (sluiten) anlaşmaya varmak, sözleşme yapmak, 2 muz/müz
een kan de was doen çocuk oyuncaği, çok kolay het met het badwater
een levensverzekering hayat sigortasi yapmak
een ona bir bakayim, de zaak is zo bekeken bu kadar, şip şak, bir
een toneelstuk harika bir tiyatro oyunu, II z, çok, aşiri, inanilmayacak
een tot moord öldürmeye teşebbüs, cinayet girişimi, een tot zelfmoord
een zonder end dipsiz kuyu, yilan hikayesi, sonu olmayan bir şey/iş,
een bezoek bir ziyaretin olmayacağini bildirmek, zijn meisje
een boot kayiktan atlayip uzaklaşmak, 4 op iemand (op iets)
Een dag zonder jou is als verdriet zonder een traan. Een nacht zonder jou is als blijdschap zonder een lac Maar 1 seconde het gevoel van jouw kus maakt alles weer goed.sensiz bir gün, göz yaşı olmayan kedere gibi,sensiz gece, gülüşsüz mutluluk gibiama bir saniyelik öpücüğünü hissetmek, herşeyi düzeltiyor
één gedachte sen benden çok yaşayacaksin (iki kişinin ayni anda bir şeyi
een kamer odayi toparlamak, ortaliği toplamak, 2 (uitverkopen) hepsini
een kasteel saray gibi ev, huizen bouwen op iemand birine tamamen güvenmek,
Een Keer Per Maannd Ayda Bir,Een Keer Per Maannd
een kubus kübün alti yüzü, (v, plat) yüz, een bladzijde bir sayfa, (bij
een man van het işinin ehli, usta, het schoenmakers ayakkabicilik, zij
een mijn bir mayina çarpmak, zij Ioopt naar de veertig kirkina merdiven
een nummer numarayi çevirmek, telefonu çevirmek, fig/mec een zaak
een radioprogramma radyo programi sunmak, 2 ikram etmek, thee çay ikram
een straf cezayi değiştirmek, cezayi çevirmek, zijn gedrag davraniş
Een vIinder kan niet zonder vIeuqeIs , een ijsbeer kan niet zonder kou en ik, ik kan niet zonder jou keIebek kanatsız yapamaz, kutup ayısı soğuksuz yapamaz, ben, ben sensiz yapamam
een vitale kwestie hayati bir mesele, 2 (vol levenskracht) hayat dolu,
Een vlinder kan niet zonder vleugels , een ijsbeer kan niet zonder kou en ik, ik kan niet zonder joukelebek kanatsız yapamaz, kutup ayısı soğuksuz yapamaz, ben, ben sensiz yapamam
Een vlinder kan niet zonder vleugels … een ijsbeer kan niet zonder kou en ik … ik kan niet zonder joukelebek kanatsiz yapamaz, kutup ayisi soguksuz yapamaz, ben…. ben sensiz yapamam
Een vlinder kan niet zonder vleugels … een ijsbeer kan niet zonder kou en ik … ik kan niet zonder jou kelebek kanatsiz yapamaz, kutup ayisi soguksuz yapamaz, ben…. ben sensiz yapamam
een zaak bir işi aceleye getirmek, zich çok acele etmek, iki ayağini bir
Eender Ayni,tipki,Eender
EENDER z, ayni, tipki, eşit, farksiz, gekleed ayni giyinmiş,
EENKENNIG ürkek, çekingen, başkasini yadirgayan
eens bir daha sorayim
EENSLUIDEND 1 sesdeş, eşsesli, 2 fig/mec ayni, farksiz, ayni
EENVORMIG (gelijkvormig) şeklen benzer, ayni şekilde olan,
Eenvoudig Kolay,sade ,yalin,Eenvoudig
EENVOUDIG z, 1 (niet ingewikkeld) kolay, basit, 2
EENVOUDIGWEG z, basbayaği, basitçe
EERBETOON saygi gösterisi
EERBEWIJS (...bewijzen) saygi gösterisi, şeref gösterisi
Eerbied Saygi,Eerbied
EERBIED hürmet, derin saygi
Eerbiedig Saygili,Eerbiedig
EERBIEDIG I s, saygili, hürmetkar, II z, saygiyla
Eerbiedigen Saygi Duymak,Eerbiedigen
EERBIEDIGEN g, (eerbiedigde, h, geeerbiedigd) saygi duymak,
Eerbiedwaardig Saygin,Eerbiedwaardig
EERBIEDWAARDIG saygiya değer, saygin, hürmetli
EERBIEDWEKKEND saygi uyandiran, muhteşem, heybetli
EERLOOS (...lozer, t) şerefsiz, haysiyetsiz, alçak, namussuz,
eerste zien doğmak, hayat işiğini görmek, iets in een kwaad
EERVOL ( ler, st) şerefli, onurlu, yüzü ak, haysiyetli,
EERWAARDIG saygiya değer, saygi uyandiran
EEST ( en) (çay, bitki) kurutma yeri
efendim? (bij telefoongesprek) Hallo! 2 (anlaşılmayanı tekrarlatır) Ja?
EFFENEN g, (effende, h, geeffend) düzlemek, tesfiye etmek, ayni
EGARD d, (s) saygi, iemand met s behandelen birine saygin
EGGEN I f, g, (egde, h, geegd) tirmiklamak, tirmiklayip inceltmek,
Egitme(Hayvan) dressuur,Egitme(Hayvan)
eğlence yapmak, bayram yapmak
eğlendirici oyun, oyalayici bir oyun
ehli, een van computers bilgisayar uzmani
EIGENAARDIG z, tipik, kendine özgü, garip, tuhaf, acayip,
EIGENWAARDE gevoel van özsaygi, izzetinefis, benlik duygusu
EIND ((e)n) 1 son, nihayet, bitiş, akibet, aan alles komt een
EINDDOEL asil amaç, erek, asil gaye,
EINDE ((e)n) 1 son, nihayet, bitiş, akibet, aan alles komt een
Eindelijk Nihayet,(En) Sonunda,Eindelijk
eindelijk afgestudeerd nihayet mezun oldu
EINDELIJK z, nihayet, en sonunda,
EINDSCORE (s) sonuç sayisi, bitiş puani,
EISERES ( sen) (bayan) davaci, dava eden
ekim ayı oktobermaand d.
eklemden çikarmak, zijn voet ayaği burkmak
ekmeğine kuru, ayranına duru mu dedik? Heb ik me ooit met jouw zaken
ekmeğini kazanmak, geld para kazanmak, hoeveel verdient u per maand ? ayda
ekmeğini zor kazanmak, in de wond strooien yaraya tuz biber ekmek, II s,
Ekran Beeld,display(,s),Scherm,Beeldscherm,,Ekran
ekran (televizyon, bilgisayar vb. beeldscherm scherm 2
eksik olmak, bulunmamak, kayip olmak, noksan olmak
eksik olmayın Dank je wel!
eksik, er is niets yok, geriye bir şey kalmamiş, onder başka, ayrica,
el ayası handpalm d.
el için ağlayan gözünden olur zelfopoffering heeft ook een grens.
el sürmek, Ellemek, 2 (roerende aanmengen) çalkalayip kariştirmak, 3
el, yerli olmayan,
Elbetde Hayir
Elbetde Hayir welnee,Elbetde Hayir
elden ayaktan düşmek uitgeput/uitgemergeld raken door ziekte of ouderdom
eli ayaği dolaşmak, şaşkin olmak, zijn slaan firsattan yararlanmak, zonder
eli ayağı bağlı olmak / n/ niet vrij zijn, aan handen en voeten gebonden
eli ayağı buz kesilmek / n/ 1 (çok üşü het erg koud hebben, 2
eli ayağı dolaşmak / n/ zenuwachtig zijn en niets goed kunnen doen
eli ayağı olmak / n/ aan iemand) hulp verlenen, helpen
eli bayraklı ruziezoeker d.
eli dursa ayağı durmamak / n/ 1 ijverig zijn, het altijd druk hebben, 2
eli sopalı olmak / n/ (bayan) de broek aan hebben
Eliminatie Cikarma,ayirma,Eliminatie
ELIMINATIE (s) çikarma, ihraç, ayirma
Elimineren Cikarmak,ayirmak,Elimineren
elinden geleni yapmak, (onhoorbaar lopen) ayaklari ucunda yürümek, van top
elinden geleni yaprnak, maya/meye gayrete gelmek, maya/meye
eline ayağina kapanmak
eline ayağına düşmek / n/ smeken, afsmeken
eline ayağına kapanmak / n/ smeken, afsmeken
eline ayağına sarılmak / n/ smeken, afsmeken
eline ayağına üşenmemek iets doen zonder te mopperen/klagen
eline saymak /, n/ boter bij de vis leveren, handje contantje betalen
elini ayağını çekmek /- den/ 1 (ziyareti kes niet meer bezoeken, 2
elini vicdanina koymak het zijn twee en op een buik ayni kafadalar, vulg/k
elkaar niet veel aralarinda pek fark olmamak, ayrim göstermemek, benzemek
elkaar waaien, (boncuk vb. yayılmak) wegrollen, 4 (kırılıp in elkaar
elkaargaan v, mensen) ayrilmak, (v, dingen) ayrilmak, parçalanmak, iets
ellende çekilmez, içler acisi, acinacak, dayanilmaz, 3 (in
Email Emay,sir,Email
EMAIL emaye, sir, mine
EMAILLEREN g, (emailleerde, h, geemailleerd) emayelemek,
Emay brandverf,Emay
Emay Email,Emay
emaye email
emaye vb. email glazuur
emayelemek emailleren
emekli aylığı (ouderdoms) pensioen
emekli aylığı almak /- den/ pensioen krijgen
emeklilik aylığı (ouderdoms) pensioen
emekliye ayırmak / pensioneren
emekliye ayrılmak zijn pensioen bereiken, gepensioneerd zijn
EMERITAAT (papaz veya profesör için) emeklilik, işten ayrilma
EMERITUS I s, emekli, işten ayrilmiş, II d, (emeriti) emekli
EMIGRANTE (n) (bayan) (dişariya) göçmen, mülteci, muhacir
emir subayı ordinariusoffıcier d. adjudant d.
EMISSIE (s) emisyon, piyasaya para sürme,
EMPIRIE ampiri, bilginin tecrübeye dayandiğini savunan görüş
EMPLOYEE (s) (bayan) memure, memur
emzik fop d. fopspeen d. 2 (çaydanlık vb.) tuit d.
emzikli met speen, 2 (bayan) zogend, borst gevend
en ince ayrıntılarına kadar tot in de details, in de finesses
en son ben olurum, herkes yapsa belki ben yapmayacağim, hij kwam het en
enayi mal, dom, stom, onnozel, gek
enayi oğlu enayi idioot, zot
enayi yerine koymak / iemand voor de gek/mal houden, beetnemen,
enayi/aptal yerine koymak
enayice idioot, dom, stom, op een onbenullige manier
enayicesine idioot, dom, stom, op een onbenullige manier
enayilik domheid d. stomheid d. stompzinnigheid d.
ENCYCLOPEDIE ( en) ansiklopedi, een wandelende ayakli
endeks sayı indexcijfer
ENERGIEBRON ( nen) enerji kaynaği
enerji kaynağı krachtbron d.
ENERLEI ayni cinsten, van kleur ayni türden renk
ENGELSE (n) (bayan) Ingiliz
ENGERLING ( en) zo, mayisböceği kurtçuğu,
ENIG I s, tek, yegâne, eşsiz, biricik, eşi bulunmayan, (prachtig)
Enkel Tek Gidis ( Tren ),Ayak Bilegi(Anat),Enkel
ENKEL I d, (s) anat, ayak bileği II 1 s, tek, yalmz, bir, e
Enkel2 Ayak Bilegi,Enkel2
ENKELGEWRICHT ( en) ayak bileği,
ENKELVOUDIG 1 bir ögeli, 2 taalk/dilb tekil, çoğul olmayan,
ENQUETRICE (s) (bayan) anketçi,
envay türlü van alle soorten, verscheiden
enz, derece, ünvan, mertebe, kerte, aşama, paye, een academische akademik
epilepsi, wegens hastalik yüzünden, hastaliktan dolayi
EPISODE ( n, s) (hikaye, roman) bölüm, parça,
EQUIVALENT I s, eşdeğer, eşit, ayni, II h, ( en) eşiti, Aynisi,
ER I iy, za, (haar) spreekt/kd r, dr, onun, Ayşe dr tas Ayşenin
er is niets meer aan te doen) ok yaydan çikti, atilan ok geri dönmez,
er onderdoor dayanamamak, dayanamayip hastalanmak, te ver ileri gitmek,
er ontzetten hoogst, (hayli) aanzienlijk, 3 (sık sık) vaak, 4 (uzun
er zijn verschillende n van hetzelfde woordenboek ayni sözlüğün farkli
Er2 Orada,oraya,Er2
eraan postu pazara çikarmak, kelleyi koltuğa almak, zijn leven hayatini
ERBARMEN I h, acisini paylaşma IIf, gs, (erbarmde zich, h, zich
ERBIJ z, zijn a) yakayi ele vermek, b) (biryerde, aanwezig)
ERE 1 onur, şeref, haysiyet, yüzaki, naar en geweten açik
EREBLIJK ( en) saygi gösterisi
ERECODE (s) yazili olmayan usul ve kurallar
ERECTIE (s) 1 penis şişmesi, penis dikilmesi, ayağa gelme, 2
Eren Saygi Gostermek,Eren
EREN g, (eerde, h, geeerd) saymak, hürmet etmek, saygi
ergens laten, 2 (içine stoppen, ergens in steken, doen in, 3 (çay, kahve
ergens van bir şeye şaşirmak II h, hayret, şaşkinlik, baren şaşkinlik
ERHEEN z, ona/oraya doğru
erin faka basmak, tongaya basmak, yutmak, aldanmak, gevaar tehlikeye
erin! bir daha gayret! haydi bir daha!
Eritip Kaynastirmak
Eritip Kaynastirmak Versmelten ,Eritip Kaynastirmak
Erkek Hayvan
Erkek Hayvan bok,Erkek Hayvan
erken birakmak, b) (geslachtsgemeenschap) cinsel boşalmayi yanda kesmek
Erkenning Kabul Etmek,onay,Erkenning
EROTIEK erotik, aşk hayati, erosallik,
ertussen birini enayi yerine koymak, aldatmak, de moeite zahmet etmek,
ERUDIET alimane, bilgin inceliğinde olan, aydin,
ervaren, doorstaan, 10 (dayaktan geç geslagen worden, 11 /- den/
ervaring pratik tecrübe, 2 kolay ve kullanişli, elverişli, pratik, 3
erzak, op stellen tayina bağlamak
esasa dayandirmak, (ispatla) kabul edilir hale getirmek
ESCADRILLE (s) avci uçak alayi, hava filosu,
eşdeğerlilik katsayısı equivalentiecoëfficiënt d. coëfficiënt
esenlikler dilerim 1 Ik wens je het beste! 2 (hastaya) Beterschap!
esir hayatı slavenleven
eşitçe, eşit olarak, ayni derecede, sp, spelen berabere oynamak, III h, je
eşitlik gelijkheid d. pariteit d. 2 (bayanların emancipatie d.
eski eş (bay) ex- man d. (bayan) ex- vrouw d.
eski yaralari deşmek, de vinger op de wonde leggen yaraya parmak basmak
eskime payı afschrijvingspercentage d. amortisatie d.
eskime payina saymak,
eskime payına saymak / afschrijven, amortiseren
eskimek, bayatlamak, een ouwe taaie eski toprak, 5 (v, oude tijd) eski,
eskitmek, de zolen van zijn schoenen ayakkabisinin pençelerini
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz Strenge heren regeren niet lang.
esnemek gapen, geeuwen, 2 (yay vb.) veren, meegeven
Essay Deneme,makale,Essay
ESSAY (s) deneme, makale,
ESSAYEUR (s) altin ve gümüş ayarcisi,
ESSAYIST ( en) deneme yazari,
ESTAFETTE ( n, s) 1 kurye, 2 sp, bayrak koşusu,
estetik olmayan onesthetisch
et- laten wegsturen/uitbannen, 5 / (ortaya aan het licht laten
et muayenesi vleeskeuring d.
et tırnaktan ayrılmaz De vriendschap is hecht. Bloed zoekt bloed. Naaste
et! gözünün önüne bak! gözünü aç (sana)! pas komen çaylak olmak, toy olmak
etek (bayan rok d. 2 (uç kısmı) voeteneind 3 (edep yeri)
eten sofrayi kaldirmak, 6 (kopen) satin almak, 7 almak, neem maar
eten masaya getirmek, sofraya koymak, 5 het niet kunnen bir şeyi
eten onunla ayni harala girilmez, onunla bir alişverişin/ilişkin olmasa daha
etin kemiklerini ayirmak
etkilemek, (ontzag afdwingen) saydirmak
etkilemez, ter zake van ... dan/den dolayi, ötürü, yüzünden, nedeniyle,
etkisiz (pasif) passief, 2 (etkin olmayan) ineffectief, 3 (zarar veremez)
etlenmek dikker/vetter worden, (kilo) aankomen, 2 (v. dieren, hayvan)
etmek, (v, radio enz,) hurdaya çevirmek, tahrip etmek, 3 (uitputten)
etmek, ayirmak,
etmek, op iets ingaan bir şeyin detaylarina girmek, het huilen staat hem
etmek, araya girmek, karişmak, 7 (zich voordoen) ortaya çikmak, baş
etmek, ayirt etmek, iets bir şeyi ayirt etmek
etmek, batirmak, zich a) (financieel) mahvolmak, batmak, iflas bayrağini
etmek, beoordelen değerlendirmek, 2 (bevitten) kinamak, ayiplamak, kulp
etmek, bir şeyi yapmaya çekinmemek,
etmek, birine saygili davranmak,
etmek, birlikte yapmak, niet kunnen ayak uyduramamak, parasi yetmemek
etmek, de aannemer zal het gebouw voor 1 maart müteahhit binayi 1 marttan
etmek, dolayli olarak belirtmek
etmek, dünyayi zindan etmek II s, z, ( ler, st) 1 (ses) net, açik, ince,
etmek, een verdrag anlaşma onaylamak
etmek, haylazlik etmek
etmek, iemands klachten birinin şikayetlerini kabul etmek,
etmek, ik drink thee dan koffie çayi kahveye tercih ederim, niets willen
etmek, incelemek, kontrol etmek, kontrolden geçirmek, muayene etmek,
etmek, iştirak etmek, 2 in (his) paylaşmak, ortak olmak, in
etmek, karşi koymak, dayatmak, direnmek
etmek, kaydetmek, med/tib teşhis etmek
etmek, kurmak, düzeltmek, een kijker dürbünü ayarlamak, 3
etmek, men moet zaaien, wil men tarlada izi olmayanin harmanda yüzü olmaz
etmek, met zijn in de boter vallen dört ayağinin üstüne düşmek, wie zn
etmek, onamak, 2 (nuttig achten) iyi bulmak, faydali görmek, yararli görmek,
etmek, saygi göstermek, iemands besluit birinin kararina saygi
etmek, tammlamak, göstermek, ayirt etmek, ortaya koymak, 2 zich door ile
etmek, taniştirmak, (in de mode brengen) ortaya koymak, çikarmak
etmek, veronderstel dat ...varsayalim, farz edelim, farz edin (ki), diyelim
etmek, voeten enz,) bakim yapmak, een zieke hastaya bakmak, 5
etmeliyim ki... 6 (ontdekt worden) ortaya çikmak, çözülmek, keşfedilmek, gün
etmeye çalişmak, çaba/gayret göstermek, iets te grijpen bir şeyi
etrafini çevrelemek, sarmalamak, çembere almak, ortaya almak, met ile
etrnek, yorumlamak, een droom bir rüyayi açiklamak, rüyaya açiklik
ettiği hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek, yaptığı hayır ürküttüğü
ettiği hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek / n/ iemand van de wal in de
ettirmemek, sezdirmemek, dayanmak, metanetli davranmak
euf/ört, kafayi bulmak, çakirkeyf olmak, zich ergens over maken bir şeye
EUTHANASIE med/tib ölümü kolaylaştirma, rahat ölüm
EUTROOR ötrof, hayvan ve bitki beslenmesine elverişli
EUVEL I s, z, duiden fenaya almak, kötüye çekmek, içerlemek, II
Ev Bilgisayari
ev basmak 1 een huis binnenvallen, 2 huk./jur. (hanaye tecavüz et
Ev Bilgisayari pc,Ev Bilgisayari
ev gibi yer (ana gibi yar) olmaz, ne ora ne bura, bülbüle saraydir yuva
ev hanımı huisvrouw d. 3 (bayan) dame d. vrouw d.
EVEN I s, 1 çift, of oneven tek veya çift, 2 (hetzelfde) ayni,
Even,1 Ayni,cift ,biraz,Even,1
Evenals Gibi,Ayni,tipki,Evenals
EVENALS bağ, gibi, ayni, tipki
EVENAREN g, (evenaarde, h, geevenaard) eşdeğerde olmak, ayni
Evenement Olay,Evenement
EVENEMENT ( en) önemli olay, vaka, hadise
EVENGOED z, ayni ölçüde, je bent schuldig als hij sen de ayni
EVENVEEL bl sa, ayni derecede çok, o kadar çok, studenten ayni
EVENWICHTSSTOORNIS ( sen) denge bozukluğu, denge kaybi
EVENZEER z, ayni ölçüde, ayni derecede, aynen, en az... kadar,
evet demem onu hayir demesi kadar yerindedir, een vraag met beantwoorden
evinde, mijn leven hayatimda, hayatim boyunca, ons bizde, haar
evlendirmek uithuwelijken, (kızı birine ayarla-, v. vrouw)
evlilik hayatı huwelijksleven
evraklar elimde, emanetimde bulunuyor, 2 op (y)a/e dayanmak,
examen sinavdan dolayi tedirginim, sinavimdan dolayi diken üstünde gibiyim
EXAMENKANDIDAAT (...didaten) sinav adayi, imtihan adayi
EXAMINANDUS (...di) sinav adayi, sinava giren
EXAMINATRICE (s) (bayan) mümeyyiz, sinav komisyonu üyesi
EXCENTRIEK z, fig/mec çarpik, eksantrik, apayri, tuhaf
EXCEPTIE (s) istisna, ayriklik
EXCEPTIONEEL z, ayrikli, istisnai
EXEMPT bağişik, muaf, ayri tutulan
EXPANDEREN I f, gs, (expandeerde, is geexpandeerd) yayilmak,
EXPANSIE genişleme, yayilma, nat/fiz genleşme, politieke
EXPANSIEF genişleyen, gelişen, yayilan
EXPANSIEPOLITIEK genişleme siyaseti, yayilim politikasi
EXPANSIONISME genişlemecilik, yayilmacilik
EXPERIMENTEEL z, deneysel, tecrübey dayanan
EXPLOSIEF patlayici, patlamali
EXPRES z, kasitli, bile bile, kasten, kasti, belli bir gaye ile
EXTASE (s) kendinden geçme, bayginlik, vecit
EXTENSIEF geniş, yaygin
EXTERN z, 1 yatili olmayan, gündüzlü, leerlingen gündüzlü
EXTRA I z, 1 fazla, ayrica, 2 ala, çok iyi, II s, ek, ilave, een
eylül ayı septembermaand d.
ezan oproep tot gebed d. gebedsoproep Namazda yüzü olmayanın, ezanda
ezberlemek, uygulayarak pekiştirmek, öğrenmek
EZELSOOR (...oren) kivrik sayfa köşesi, kivrik köşe
FABELDICHTER (s) hayali fikra yazan
FABRIEKSSTAD (...steden) sanayi şehri
FABRIEKSTERREIN ( en) fabrika sahasi, sanayi sahasi
fabrika malı 1 (fabrika ürünü) fabriekswaar d. fabrikaat 2 (fabrikaya
Fabrikaci Sanayici
Fabrikaci Sanayici Fabrikant,Fabrikaci Sanayici
Fabrikant Fabrikator,fabrikaci sanayici,Fabrikant
FABRIKANT ( en) fabrikatör, fabrikaci, sanayici
Faciliteit Kolaylik,imkan,Faciliteit
FACILITEIT ( en) kolaylik, imkan, belasting vergi kolayliği, n
FACTOR ( en) 1 wisk/mat çarpan, in en ontbinden çarpanlarina ayirmak 2
FACTUM (...ta) gerçek, olgu, olay, iş
fahrenayt - tı Fahrenheit d.
Fahrenhayt Fahrenheit,Fahrenhayt
Fahrenheit Fahrenhayt,Fahrenheit
Fair Play
Fair Play Durust Oyun,durustluk,Fair Play
faizci geldschieter d. ols./ong. woekeraar d. 2 (faizden yaşayan)
FAKKELOPTOCHT ( en) fener alayi
faktörlere ayırmak / ontbinden
falakaya çekmek / afstraffen met stokslagen op de voetzolen
falakaya yatırmak / afstraffen met stokslagen op de voetzolen
falakaya yıkmak / afstraffen met stokslagen op de voetzolen
FALIE (s) kapşon, kukuleta, iemand op zijn geven birini paylamak,
Fan Tutkun,hayran,Fan
FAN (s) 1 (bewonderaar) hayran, tutkun kimse, 2 (ventilator)
Fanclub Hayranlar Kulubu,Fanclub
FANCLUB (s) hayranlar kulübü
Fanmail Hayran Postasi,Fanmail
FANMAIL hayran postasi,
Fantaseren Hayal Etmek,uydurmak,hayellere kapilmak,Fantaseren
FANTASEREN (fantaseerde,h, gefantaseerd) I g, 1 hayal etmek, imgelemek,
FANTASIE ( en) 1 (droombeeld) fantezi, hayal, düş, 2
FANTASIEBEELD ( en) hayali imaj
Fantast Hayal Perest,hayalci,Fantast
FANTAST ( en) hayalperest, hayalci
FANTASTISCH I s, z, 1 hayali, fantastik, een plan hayali bir plan, 2
Fantoom Hayalet,Fantoom
FANTOOM 1 (spok) hayalet, 2 med/tib insan modeli
farkli türlere ayirirlar, 2 zich ayrilmak, farkli olmak, fark göstermek, 3
farklı verschillen verscheiden, (ayrı türden) onderscheiden, niet
FASEREN g, (faseerde, h, gefaseerd) aşamalara ayirmak, safhalara bölmek
fasulye gibi kendini nimetten saymak een hoge dunk van zichzelf hebben
FATSOENSRAKKER (s) ahlak taslayici,fig/mec ahlak hocasi
FAUN ( en) myth/mit yari insan yari hayvan bir ilah
FAUNA bir bölgede yaşayan hayvanlarin tümü,
fay jeo./geol. breuk d.
Fayans tegelwerk h,tegel d(,s),Fayans
fayans döşeme tegelvloer d.
fayans fabrikası tegelfabriek d.
fayans faience d. tegel d. tegelwerk
fayansçılık tegelbakkerij
Fayda Voerdeel,baat,Fayda
fayda etmek (ilaç vb.) helpen, beter maken, genezen
fayda etmemek / niet helpen, niet genezen, niet heilzaam zijn
fayda nut nuttigheid d. voordeel baat d. (kâr) winst d.
faydacı profıteur d. utilist d.
faydacılık utilitarisme
faydalanilir, tombaz köprü,
faydalanmak- den/ benutten, profıteren, ergens gebruik van maken
faydalanmak, almak, de vrucht van zijn arbeid işinin meyvesini almak, een
faydalanmak, yararlanmak, kullanmak
faydalı bruikbaar, nuttig, 2 (ilaç) heilzaam, bevorderlijk, goed voor ...
faydalı olmak / 1 van nut zijn, 2 (ilaç) heilzaam zijn, helpen, beter
faydası dokunmak / 1 helpen, 2 (iemand) vooruithelpen, iemand van
faydası olmak / helpen, van nut zijn
faydasız nutteloo onnut, uitgediend, vergeefs, oneconomisch
faydasızlık nutteloosheid
fayton koets d. rijtuig
Faytoncu koetsier,Faytoncu
faytoncu koetsier
fazladan er nog bij, extra, (ayrıca) benevens
FEBRUARI şubat, şubat ayi
FEDERATIEF z, federatif, federal, federasyona dayanan
Feest Bayram,Festival,Parti,Eglence,,Feest
FEEST ( en) 1 bayram, lente bahar bayrami, een nationaal milli
feest eğlenti alayi, een begrafenis cenaze alayi, 2 (gevolg) maiyet,
FEESTDAG ( en) eğlenti günü, christelijke en hiristiyanlik bayrami
FEESTELIJK z, eğlentisel, şölenle ilgili, bayramlik, şatafatli, een
FEESTGEWAAD (...gewaden) şölen elbisesi, bayramlik elbise
FEESTMAAL (...malen) ziyafet, şenlik yemeği, bayram yemeği
FEESTSTEMMING şölen atmosferi, bayram havasi, eğlenti havasi
FEESTVARKEN (s) (alayci) onuruna eğlence düzenlenen kimse
FEESTVREUGDE eğlenti sevinci, bayram sevinci
FEILBAAR yanilabilir, hataya düşebilir
FEILEN gs, (feilde, h, gefeild) yanilmak, hataya düşmek
Feit Gercek,hakikat olay,olgu,Feit
FEIT ( en) mesele, gerçek, hakikat, olay, olgu, het was een voldongen
FEITENMATERIAAL gerçekler, gerçekler dayanan malzemeler/veriler
felaket getirir, güzel görünen felaket kaynaği, 2 (plat/argo) hij
felaket, (v, het weer) sert, soğuk, ayaz, re winter çok soğuk
felsefe fılosofie d. wijsbegeerte d. hayat felsefesi levensopvatting d.
fenalık slechtheid d. 2 (bayılma) flauwvallen
fenaya çekmek / iets in ongunstige zin opvatten, iets negatief
fenaya çekmek / iets negatief interpreteren
fener alayı fakkeloptocht d.
FENIKS ( en) myth/mit hüma, hümay masal kuşu
Fenomeen Olay,olgu,hadise,Fenomeen
FENOMEEN I h, (...menen) 1 (gebeurtenis) olay, olgu, hadise, 2
Fenomenaal Olaganustu,hayret verici,Fenomenaal
FENOMENAAL z, 1 görüngül, görüngü ile ilgili, 2 (buitengewoon) hayret
FENOMENOLOGIE fil/fel görüngübilim olaybilim, fenomenoloji
FERM z, dinç, enerjik, dayanikli, sağla kuvvetli
FERMENT ( en) maya
FERVENT ateşli, coşkun, şevkli, fanatik, een e aanhanger ateşli hayran
fesini havaya atmak een gat in de lucht springen, springen van vreugde, erg
FEUILLETON , d, (s) tefrika, (gazetede) dizi, hikaye dizisi
fi/mec, verspreiden saçmak, yaymak
FIAT onay, müsaade, izin, zijn geven onaylamak
FIATTEREN g, (fiatteerde, h, gefiatteerd) onamak, onaylamak
FICTIEF kurgusal, uyduruk, hayali
FIETS ( en) bisiklet, çiftteker, dames bayan bisikleti, heren erkek
Fietscomputer Bisiklet Hiz Sayaci,Fietscomputer
FIETSENREK (...rekken) bisikletlik, bisiklet park ayakçaği
fig/mec abartmak, şişirmek, 3 een brug havaya uçurmak
fig/mec aydinlatmak, açiklamak, een kwestie van alle kanten sorunu
fig/mec ayri tutmak
fig/mec bela saçmak, belaya neden olmak II f, gs, (brouwde, h,
fig/mec bilgilendirmek, bilgi vermek, malumat vermek, aydinlatmak, işik
fig/mec bir araya çağirmak, vrienden voor een feest arkadaşlari eğlenceye
fig/mec de boot işi savsaklamak, kaytarmak, hij kon zijn ogen niet
fig/mec een uit de pan krijgen ağzinin payini almak, iyi bir azar işitmek
fig/mec ergens vreemd van bir şeye şaşirmak, tegen iemand birine saygi
fig/mec isyan vb,) için için kaynamak, kizişmak
fig/mec kaçmaya çalişmak, zorluktan siyrilmak
fig/mec over zijn en zijn dengesizleşmiş olmak, sinirleri rayindan çikmak,
fig/mec pay, een hebben in een fabriek bir fabrikada hissesi olmak, ergens
fig/mec teerhartig hassas, kolay incinir, yufka yürekli, hij is van hart
fig/mec ulu görmek, çok sevmek, hayran olmak
FIGURANTE (n) (bayan) figüran
fıkır fıkır 1 (kaynayış) borrelend, kokend, kolkend, golvend, 2 (cilveli)
fıkır fıkır kaynamak borrelen
fıkırdamak (kaynamak) borrelen, 2 (gülmek) giechelen
Fileren Kilciklarini Ayirmak,Fileren
FILEREN g, (fileerde, h, gefileerd) (vis) kilçiklarini ayiklamak,
film zirva bir film, 3 (raar) acayip, garip, tuhaf, een geval garip bir
FILMINDUSTRIE (...en) film sanayi
FINALISTE ( s, n) (bayan) finalist
finansman financiering d. (işe ayrılmış para) subsidie (voor een project)
fincan çay, bir bardak çay, 2 (hoofd) baş, kafa, iemand een kleiner maken
fincanlar bu çaydanliğa aittir, Karel behoort bij ons Karel
Finesse Incelik,ayrinti,Finesse
FINESSE (s) incelik, ayrinti, tot in de s en ince ayrintilarina
FINS I s, Finlandiyaya ait, Finlandiyadan, II h, Fince,
firçalamak, schoenen ayakkabi boyamak
firçayla sürmek, 2 (schilderen) firçayla yapmak, firçayla çizmek
fırdolayı rondom, van alle kanten, overal, in de omgeving van
firil firil dönmek, de bladeren firildayip uçuşan yapraklar
firla! elini çabuk tut! b) (ga weg) kaybol! git! goed met elkaar
firlayip açilmak, 2 op iemand birinin üzerine atilmak
Firlayis Sprong,Firlayis
fırlayış het springen, sprong d.
Firsat Kollayan
fırsat - ) de kans missen, de gelegenheid missen, 4 / (kaybetmek)
Firsat Kollayan kaper,Firsat Kollayan
fişlemek 1 (fışle kayıtlamak) indelen, registreren, een register
fittirik, yerinde durarnayan, kipir kipir kimse,
FIXATIEF (...tieven) koruyucu ve solmayi önleyen madde
fiyat ayarlamak 1 (fıyatları belirle de prijs bepalen, 2 (fiyat artır
fiyat ayarlaması prijsbepaling d. prijsbeheersing d.
FLANEUR (s) boşgezen, aylak, kaldirim sayan
FLANSEN g, (flanste, h, geflanst) in elkaar bir araya getirmek, derme
Flauvallen Bayilmak,Bayilma,Flauvallen
FLAUW z, 1 (v, voedsel) yavan, tatsiz tuzsuz, 2 (slap, zwak) zayif,
Flauwte Bayginlik,Flauwte
FLAUWTE ( n, s) bayginlik, een krijgen bayginlik geçirmek
Flauwvallen Bayilmak,Flauwvallen
FLAUWVALLEN gs, (viel flauw, is flauwgevallen) bayilmak, güçsüz düşmek,
fles benim için yeni bir şişe açmayiniz, 2 kullanmaya başlamak,
FLESSENTREKKER (s) dolandinci, üçkağitçi, kayişçi
FLEUR canlilik, in de van zijn leven hayatin baharinda, in volle
FLEXIBEL esnek, bükülür, eğilir, uydurulur, kaliba girer, uymasi kolay
FLIEREFLUITER (s) hoppa, havayi kimse
FLINK I s, 1 (v, gestel) sağlam, kuvvetli, dayanikli, dinç, dirençli,
FLINKERD (s) 1 (alayci) cesur kimse,2 (v, dingen) büyük/kocaman şey
FLITSEND parlayan, işildayan
FLOEPEN gs, (floepte, h,lis gefloept) pattadak kaymak
FLOODLIGHT projectörle aydinlatma
FLORISTIEK çiçek yayiliş biligisi
Fluitenkruid Yaban Maydanozu,Fluitenkruid
FLUITENKRUID bot, yaban maydanozu
FLUITISTE (n) (bayan) f1ütçü
Fluitketel Duduklu Caydanlik,Fluitketel
FLUITKETEL (s) düdüklü demlik,düdüklü çaydanlik
Focussen Dikkatini Vermek,odaga ayarlamak,Focussen
FOELIE 1 (voor spiegels) ayna siri, 2 (specerij) hindistancevizi
FOETSIE z, spreekt/kd gitti, uçtu, yok, kayip
FOKKEN g, (fokte, h, gefokt) (hayvan) üretmek, Yetiştirmek
Fokker Hayvan Yetistiricisi,Fokker
FOKKER (s) hayvan yetiştircisi, kippen tavukçu,
Fokkerij Hayvancilik,Fokkerij
FOKKERIJ ( en) hayvancilik, hayvan yetiştirme
FOKPREMIE (s) (hayvan) üretici primi,
FOLIO (s) druk/matb formasi dört sayfalik, folya boy,
FONDS ( en) 1 (kapitaal) sermaye, kapital, fon, karşilik, bütçe,
FONDSLIJST ( en) yayin listesi
FORFAIT (s) geven yarişmaya katilmayip kaybetmek
FORS z, ( er, t) 1 güçlü dayanikli, sağlam, kuvvetli, iri, in
fout begaan yanilmak, hataya düşmek,
Foyer Lobi,cay salonu,Foyer
FOYER (s) lobi, (eğlence yerinde) çay salonu, çay ocaği,
Fragiel Kolay Kirilir,gevsek,Fragiel
FRAGIEL kolay kirilir, gevrek
FRAGMENTATIEBOM (...men) parçaliri yayilir bomba
FRANCAISE (s) Fransiz bayan
FRANCO FIEL d, ( en) Fransiz hayrani
FRANS I S, Fransali, Fransiz, Fransaya ait, iets met de e slag doen bir
FRANSE (n) (bayan) Fransiz
fransız Fransman d. (bayan) Française d. Franse d.
Fransizca, wisk/mat kesirli, een getal kesirli sayi, 4 bitkin, çökkün,
Fransizcaya tercüme etmek
FREAK (s) 1 fanatik, aşiri tutkun kimse, 2 (majkees) tuhaf/acayip
frenkmaydonozu - nu bot. kervel d. (Anthriscus cerefolium)
FRIETMET mayonezli frit
FRIVOLITEIT ( en) kayitsizlik, ilgisizlik, düşüncesizlik, hoppalik
Frunnuiken Parmakla Birseyle Oynayip Durmak,Frunnuiken
FRUSTRATIE (s) aksiliğe çatma (hissi), hayal kirikliği, hayal
FRUSTREREN g, (frustreerde, h, gefrustreerd) hayal kirikliğina
fuaye koffiekamer d. kantine d. foyer d.
FUIK ( en) balik tutma sepeti, in de lopen çürük/yaş tahtaya basmak,
Fundalik Yaya Yolu
Fundalik Yaya Yolu paadje,2,Fundalik Yaya Yolu
Fundament Temel,dayanak,Fundament
FUNDAMENT ( en) 1 (v, gebouw) temel, 2 (basis) temel, dayanak, 3
Fuseren Kaynasmak,birlesmek,Fuseren
FUSEREN gs, (fuseerde, h, gcfuseerd) kaynaşmak, birleşmek
FUSIE (s) 1 nat/fiz kaynaşma, ergime, 2 (v, partijen enz,) birleşme,
g , is ) 1 op (y)a/e yayilmak, bulaşmak, de ziekte slaat op
g , is ) belirsizleşmek, (aralannda) ayrim/fark kalmamak
g lang duren) dayanmak, eskimemek, aşinmamak tegenin ergens gaan bir
G.V. ünl, (godverdomme) euf/ört, hay Allah!
gaan yatmaya gitmek, uyumaya gitmek, zit je weer te ? yine mi uyuyorsun?
gaan, (öbür yakaya) rivier oversteken, (yoldan) weg oversteken
gaat boven recht zor oyunu bozar, zora dağ dayanmaz, şiddetin olduğu yerde
gaat niet door olmuyor, 4 ergens voor (olarak) geçmek, sayilmak,
gaf yapmak, çam devirmek, baltayi taşa vurmak, çiğlik etmek,
GAGE (s) scheep/den tayfa ücreti, ücret (v, artiesten) yevmiye, maaş,
GAJES ayaktakimi
Galatasaray Galatasarayli, 2 aanhangwagen) römork,
GALGEMAAL 1 (...malen) idam öncesi son ögün, 2 iron/alay veda yemeği
GALLISCH Gallik, Fransaya ait, ergens van worden bir şeye kizmak
GALLOMANIE Fransiz hayranligi
GALON d, ( s, nen) şerit, kaytan, kurdele, süs şeridi
GALONNEREN g, (galonneerde, h, gegalloneerd) şeritlemek, kaytanlanmak
gam çekmek, ergens over bir şeyden dolayi kahirlanmak, üzülmek, zich dood
GAMBIAANS I Gambiyaya ait, II h, Gambiya dili,
GAMBIAANSE n (bayan) Gambiyali
gang. Dat moet je zelf weten! 3 (hastaya) (Ik wens je) beterschap.
GANGMAKER (s) 1 med/tib ayarlayici cihaz, 2 fig/mec teşvik edici,
GANZENVOET ( en) bot, kazayaği, nezle otu
garip oynaşa çıkmış, ay erkenden doğmuş Het lot valt altijd op Jonas,
garip raar, zonderling, cins bir adam een rare vent, 6 (hayvan, iyi
garip, acayip, tuhaf
garip, tuha acayip
GARNEERSEL (s) 1 süs, kaytan, 2 (gerecht) garnitür
GASMETER (s) gaz sayaci, gazölçer, gaz saati
Gastenboek Ziyaretci Kayit Defteri,Gastenboek
GASTENBOEK ( en) ziyaretçi kayit defteri
GASTHEER (...heren) ev sahibi, konuk ağirlayan kimse, (instelling) ev
GASTHUIS (...huizen) hastane, sayrilarevi, düşkünleryurdu,
GASVERLICHTING gazla aydinlatma
gaybubet - ti afwezigheid d.
gayda müz./muz. doedelzak d.
Gaye doel(,en),amac,Gaye
gaye doel streven
Gayert Etmek
Gayert Etmek Ijveren,Gayert Etmek
Gayet Mutlu
gayet - ti zeer, erg, veel, heel veel, in hevige mate
gayet açik, gün gibi ortada, besbelli, gunstig te staan iyi
Gayet Mutlu dolblij,Gayet Mutlu
gayet mutlu dolblij
gayr - n eski./vero. anders
Gayret Ispanning,toewijding d,Vlijt,Gayret
Gayret Gostermek
gayret - ti ijver d. vlijt d. naarstigheid d.
gayret etmek / ijveren, streven, zich inspannen
Gayret Gostermek trachten,Gayret Gostermek
gayret göstermek / ijveren, streven, zich inspannen
gayret göstermek, didinmek, naar iets bir şeye gayret göstermek, II h,
gayretkeş ijveraarster
gayretkeşlik ijver d. vlijt d.
gayretle met ijver
gayretlenmek bedrijvig worden
Gayretli ,Gayretli
Gayretli Ijvering,Streber,Naarstig,Voortvarend ,,Gayretli
gayretli ijveri naarstig, arbeidzaam, bedrijvig, vlijtig
gayretli olmak ijverig zijn
gayretli olmak, hevesli olmak, fazla istek göstermek, voor een zaak bir
gayretli/hamarat bir kadin,
gayretsiz lui, lusteloos, sloom
gayretsiz lui, slap, gemakzuchtig, indolent, traag, laks, lauw
gayri (artık) van nu af aan, 2 (bundan böyle) niet langer
gayri behalve, 2 (ontkenning van Arabische bijvoeglijke naamwoorden) on-,
Gayri Safi
gayri ihtiyari onvrijwillig, gedwongen
gayri iradi yapmak, 3 zich niet zijn van iets bir şeyin farkinda olmamak
gayri menkul onroerend goed
gayri meşru onwettelijk, onwettig
gayri resmi offıcieus, informeel
Gayri safi yurtiçi hasila
Gayri safi yurti?i hasila Bruto binneands product
gayri, II bağ, yoksa, olmadikça
Gayrimesruu Cocuk
Gayrimesruu Cocuk bastaard,Gayrimesruu Cocuk
gaz sayacı gasmeter d.
gazete krant d. dagblad nieuwsblad blad courant d. aylık gazete
gazino fedayisi uitsmijter d.
Gazon Cimen Cayir,Gazon
GAZON (s) çimlik, çimenlik, çayirlik, yeşil saha
Geacht SayginSaygi Deger,Geacht
GEACHT sayin, değerli, muhterem, Geachte heer Sayin bay
GEAFFECTEERD z, yapay, suni, yapmacik, doğal olmayan, taklitçi, pozcu
gebe (bayan) zwanger, in verwachting, 2 (hayvan) drachtig, 3 mec./fıg.
geber! canin cehenneme! 2 de naar de nering zetten ayağini yorganina göre
gebermek, ölmek, tahtali köyü boylamak, imamin kayiğina binmek
Gebeurtenis Olay,Gebeurtenis
GEBEURTENIS ( sen) olay, hadise, vaka, önemli olay, olgu, een blijde
gebeurtenis anilacak bir olay
gebeurtenissen iki olay arasinda bağ kurmak
gebeurtenissen siradan olaylar
gebied h. rayon areaal domein 3 (ortam) kring d. 4 (spor)
GEBIEDSUITBREIDING ( en) toprak büyütme, yayilma
GEBOERDE ayaktakimi
GEBOORTELAND ( en) vatan, anavatan, anayurt, memleket
GEBOUW 1 inşa, inşaat, yapi, bina, 2 ( en) ev, konak, bina, saray
GEBROED i civcivler, 2 fig/mec ayaktakimi
gebruik kullanmadan önce çalkayin/sallayin, hij schudde met het hoofd (van
GEBRUIKELIJK kullanilan, yaygin, (gewoon) alişilmiş, alişilagelmiş
GEBRUIKSTER (s) 1 (bayan) alkolik, esrarkeş, 2 (consument) kullanan,
geç saatten dolayi,
gece ayazı nachtvorst d.
gece hayatı nachtleven
gece hayatı olan nachtbraker d.
geçen ay vorige maand d.
geçici, kalici olmayan, dünyevi, fani, goederen geçici mallar, het met
geçidi spoorwegovergang d. yaya geçidi oversteekplaats d. 2 (dehliz) pas d.
geçinmek, iki yakasini bir araya zor getirmek, iets op zetten bir şeye
geçinmek, lapaya tuz bulamamak
geçirmek, zich süslenmek, 4 (verleiden) tavlamak, ayarlamak, een meisje
geçirmek, birini el sallayarak göndermek
geçirmek, kaydetmek, tescil etmek
geçirmek, zimmet kaydetmek II f, g, (debiteerde, h, gedebiteerd) 1
geçmek, jur/huk (persoon) vekil tayin etmek, vekil etmek
geçmeye hazir durmak, hamleye hazir olmak, zich zetten savunmaya
geçmiş ola 1 (geçmiş olsun) Sterkte! (hastaya) Beterschap! 2 (şansı
geçmiş olsun 1 (geçmiş olsun) Sterkte! (hastaya) Beterschap! 2 (şansı
geçtikçe, (v, sterren) kayiş, akiş, 4 (ontwikkeling) gelişme, 5 (v,
GEDACHTIG düşünceli, saygiyla düşünen, kulak asarak
GEDEELD parçalara aynlmiş, bölünmüş
GEDENKWAARDIG ( er, st) anmaya değer, anilir, anilacak, een
GEDESILLUSIONEERD hayal kirikliğina uğramiş
GEDETACHEERD mil/ask müfreze, bir bütünden ayrilmiş, geçici bir yere
GEDETAILLEERD ayrintili, detayli, incelikli, derinlemesine
gedichten derlemek, bir araya toplamak, fig/mec krachten
GEDIERTE ( n, s) (bütün) hayvanlar
GEDIJEN gs, (gedijde, h/is gedijd) 1 (hayvan) büyümek, gelişmek, 2
gedijt niet haram maldan hayir gelmez
GEDOCUMENTEERD belgeli, belgeye dayali, delillerle pekitilmiş
Gedraag Je! Ayip Ediyorsun,Gedraag Je!
GEDULDIG z, 1 sabirli, havsalasi geniş, hazimli, tahammüllü, dayanikli,
GEDWEEP hayranlik, fanatizm, bayilma
GEDWONGEN z, 1 zoraki olan, doğal olmayan, yapmacik, een lach zoraki
geëlimineerd worden, 3 (yayınlanmak) uitgegeven worden, gepubliceerd worden
GEEMANCIPEERD özgürleşmiş, özgür, ayni haklari almiş, eşit haklara
geen sorun değil, 2 (tegenwerping) itiraz, şikayet, hebben tegen
geen oog gözümü kapayamiyorum, uyku tutmuyor, 2 aan iets etki yapmak,
geen woorden over konuşmaya (bile) degmemek, ağiza alinmaya bile değmemek
geen Zwitsers parayi veren düdüğü çalar, 2 fiyat, kinderen betalen half
geen, er is niet... bende para şinanay, ik heb geen rooi cent. ik
GEENGAGEERD z, sorumlu, çağini yaşayan ve yansitan e auteurs çağini
Geest Ruh,Can Hayalet,Geest
GEESTENBEZWEERDER (s) büyücü, muskaci, üfürükçü, cin kovalayici
GEESTENZIENER (s) cin gören, hayalet gören
GEESTESHOUDING ( en) anlayiş, zihniyet, mentalite
GEESTVERRUKKING ( en) kendinden geçme, bayginlik geçirme,
GEESTVERSCHIJNING ( en) hayalet
GEFORCEERD yapay, yapmacik, zoraki, eli mecbur
GEGROND sağlam temelli, dayanikli, geçerli, gerekçeli
GEHARD dayanikli, sağlam, güçlü, çelik gibi
GEHARDHEID dayaniklilik
GEHEELONTHOUDER (s) yeşilayci, içki kullanmayan kimse
GEHEUGENSTOORNIS ( sen) hafiza zayifliği/hastaliği
GEHEUGENVERLIES hafiza kaybi,
GEHEUGENZWAKTE hafiza zayifliği
geholpen. (argo/plat) dronken zijn Sen bayağı sarhoş oldun. Je bent
GEHOORZAAMHEID itaat, boyun eğme, uysallik, mülayimlik
GEHOUDEN (yasal) zorunlu, zijn om (tot) iets bir şeyi (yapmaya)
GEHUIL ağlama, ağlayiş
GEIJKT 1 (gewicht, metaal) damgali, ayarli, 2 fig/mec genel, geçerli,
GEISHA (s) geyşa, konuk ağirlayan Japon kadini
GEJAMMER şikayetçilik, sizlanma
GEJOEL çiğlik, yaygara, bağriş
GEKKENGETAL (...getallen) on bir sayisi
GEKLAAG sizlanma, şikayetlenme, yakinma
GEKRIOEL kaynaşma, karinca gibi kaynaşma
gekropen hasta kil payi kurtuldu, ölümün eşiğinden döndü
GEKUNSTELD z, yapay, yapmacik, suni, sahte
GEKUNSTELDHEID yapaylik, yapmaciklik, taklitçilik
gelaakt afkeuren yermek, ayiplamak, kinamak, çirkin görmek, kusur görmek
geld zijn eli dar olmak, paraya muhtaç olmak, beter mee dan om fazla
geld aan burada para önemlidir, burada her şey paraya bağlidir,
geld bir kenara koymak, 5 scheik/kim ayriştirmak, 6 zich
geld gekost o bir yiğin paraya mal oldu, bir çuval paraya mal oldu, de grote
geld naar onderwijs parayi eğitime kanalize etmek
geld van de regering los te peuteren hükümetten para koparmaya çalişti
GELDBELEGGING ( en) sermaye yatirma, faize yatirma
GELDSCHIETER (s) para veren, finanse eden, sermayedar, tefeci
GELDVERSPILLING ( en) para israfi, parayi çarçur etme
GELEDEN z, önce, het is een maand bir ay önceydi, kort kisa bir süre
GELEED eklemli, gelede dieren eklemli hayvanlar
GELEIDSTER (s) (bayan) refakatçi
GELETTERDE (n) aydin, edip, edebiyatçi, okumuş
Gelijk Ayni Benzer,Gelijk
gelijk soortig değişik, 2 farkli, ayri, başka, de meningen farkli
GELIJKELIJK z, eşit olarak, eşitçe, ayni ölçüde
GELIJKGERICHT ayni yönde, ayni yöne yönelmiş
GELIJKGEZIND hemfikir, ayni görüşlü, kafadar, kafa dengi
GELIJKHEID 1 eşitlik, 2 (v, karakter enz,) benzerlik, aynilik
GELIJKLIGGEN gs, (lag gelijk, h, gelijkgelegen) eşit olmak, ayni
GELIJKMAKER sp, beraberlik sayisi/puani
GELIJKMATIG z, eşit, ayni, bir karar üzere, düzenli, eşit olarak,
Gelijknamig Ayni Isimle,Gelijknamig
GELIJKNAMIG adaş, ayni adli, twee e personen iki adaş
GELIJKSOORTIG ayni türden, ayni cinsten, cinsteş
GELIJKSOORTIGHEID ayni cinstenlik
GELIJKSTAAN gs, (stond gelijk, h, gelijkgestaan) met ile ayni
GELIJKSTELLEN g, (stelde gelijk, h, gelijkgesteld) ayni tutmak, eş
Gelijktijdig Ayni Zamanda,Gelijktijdig
GELIJKTIJDIG I s, eşzamanli, zamandaş, çağdaş, ayni çağdan, e schrijvers
GELIJKVLOERS z, yerle ayni seviyede, yerle bir
GELIJKVORMIG benzer, ayni şekilde, görünüşte ayni
GELIJKWAARDIG eşdeğerli, eşdeğer, ayni kiymette, başa baş
GELIJKZETTEN g, (zette gelijk, h, gelijkgezet) (saat) ayni ayarlamak,
Gelin Alayi
Gelin Alayi bruidsstoet,Gelin Alayi
gelin alayı bruidsstoet d.
gelir kaynağı bron van inkomsten d.
gelmeden paçayi sivamak, zo sterk als een ayi gibi güçlü, 2 astr,
gelmek, (v, geld) cebe gelmek, kasaya girmek, hoe is de inbreker
gelmek, hoe komje aan dat geld? o parayi nereden buldun? ll achter iets
gelmek, aylaklik etmek, vaktini boşa geçirmek
gelmek, fig/mec dan/den kaynaklanmak, dan/den türemek
gelmek, kolay elde etmek
gelmiyor, het is net kil payi, het zit er bij hem niet kesesi
geloof dönmek, çekilmek, ayrilmak, (van) iemand birine
GELOOFSIJVER dini yayma ve savunma çabasi
GELOOFWAARDIG ( er, st) inanilir, güvenilir, güvene layik
gelovig zijn iman etmek, inanmak, itikat etmek, in spoken hayaletlere
GELUIDLOOS sessiz, ses yapmayan
GELUIDSBRON ( nen) ses kaynaği
Geluidsinstelling Ses Ayari,Geluidsinstelling
GELUIDSOPNAME ses kaydi
geluidsopname kayit için okumak, okuyup kaydetmek, nieuws op de band
GELUKSNUMMER (s) uğur sayi(si)
GEMAAKT z, yapay, yapma, suni, yapilmiş, yapmacik, e kleren hazir
Gemakkelijk Kolay,Gemakkelijk
Gemakkelijk Rahat,Kolay,Gemakkelijk
GEMAKKELIJK I s, 1 ko1ay, eziyetsiz, külfetsiz, zahmetsiz, 2 (gerieflijk)
GEMAKZUCHTIG rahat düşkünü, işin kolayina kaçan, tembel
GEMALIN ( nen) vero/eski bayan eş, refika
GEMEEN I s, z, (gemener, st) 1 (niet eerijk, vals) alçak, adi, bayaği,
GEMEENHEID (...heden) bayağilik, adilik, alçaklik, itlik
GEMEUBILEERD mobilyali, (dayali) döşeli,
gemeubileerde kamers dayali döşeli odalar
gemicilik hayatı zeemansleven
gemide tayfa oldu,
gemisi erkâni, kaptan ve subaylar
gemisi karaya oturmak / n/ stranden, op de klippen lopen, mislukken
gemisi karaya oturmak, kötü sonuçlanmak, başarisizliğa uğramak, tegen de
gemlemek 1 (hayvan, v. dieren) beteugelen, tomen, breidelen, 2
GENADE 1 (dini) lütuf, kerem, inayet, hikmet, rahmet, 2 (vergiffenis)
GENADIG z, 1 kerim, inayetli, 2 (niet, streng) merhametli
genç bayan jongedame d.
Genel Olmayan
genel kurmay Generale Staf d.
genel kurmay, erkaniharbiye, 3 (leidende medewerkers enz,) yönetici kadro,
Genel Olmayan partiel,Genel Olmayan
GENERALIST ( en) genelci, bir dalda uzmanlaşmayan
geniş (enli) breed, wijd, 2 (elbise bol) slobberig, 3 (detaylı) nader,
genişçe (elbise) wijd, ruim, 2 (detaylı) uitgebreid, uitvoerig, ruim,
genişletmek, fig/mec uzatmak, een gesprek konuşmayi uzatmak II gs, (,
genişlik, om dezelfde zijn ayni büyüklükte olmak
GEOGRAFISCH z, coğrafi, coğrafyaya ait
GEPEUPEL (insan) sokak takimi, ayaktakimi, avam
GEPLAAG takilma, makaraya alma
GEPROMOVEERD doktorali, doktoraya yükselmiş
gerçek bu, is het leven hayat bu, yaşam böyle, gerçekler acidir, is het!
gerçek değilse iki büklüm olayim, in de bonen zijn ne yapacağini
gerçekleştirmek, hayata
gerçekleştirmek, hayata geçirmek
gerçeklik anlayışı waarheidszin d.
gerçekten, in de hebt u gelijk temelde haklisin, op van dan/den dolayi,
gerçektir, daar is niets van zerre kadar gerçek payi yok, niet ? ...değil
gerdan keel d. hals d. onderkin d. (hayvan gerdanı) halskwab d.
gerechtshof yüksek mahkeme, 4 een dame het maken bayana kur yapmak
gereksiz iş yapmak, het water stroomt altijd naar de para parayi çeker,
GERESERVEERD z, 1 ayrilmiş, ayirilmiş, 2 (terughoudend) mesafeli,
geri çekilmek, çekilip kaybolmak, (v, mist) çekilip gitmek, kaybolmak,
geri çekmek, een wet (voorstel) bir yasayi (teklifi) geri çekmek, iptal
geri geri gitmek teruggaan, (arabayla) achteruitrijden, achteruitgaan
geri gitmek / 1 teruggaan, (dönmek) terugkeren, 2 (arabayla)
geri kalmak, de de partij kaybeden parti
geri saymak / aftellen
GERONNEN koyulaşmiş, pihtilaşmiş, zo gewonnen, zo haydan gelen, huya
GERSTENAT (alayci) arpa suyu, bira
GERUCHT ( en) 1 söylenti, şayia, rivayet, slechte en kötü söylentiler,
GESCHEIDEN ayri, ayrilmiş, boşanmiş
gescheiden boşandilar, ayrildilar, 2 (uiteengaan) ayrilmak, hier onze
geschikt layik, uygun, iyi
GESCHIL ( len) anlaşmazlik, ayrilik, ikilik, ihtilaf, uyuşmazlik,
GESCHILPUNT ( en) ayrilik noktasi, ihtilaf konusu, uyuşmazlik konusu
geschonken worden, 3 (kan,bloed) gegeven worden Bağışlayın(ız)! Pardon! Neem
GESCHREEUW bagirma, çiğlik, yaygara, veel en weinig wol duman çok
GESCHUIFEL ayak sürtme, ayak sürüme
geslaagd Almancayi geçtim, Almancayi başardim, in iets bir şeyde başarili
GESLACHTSREGISTER (s) soy kaydi
gesmokkel smokkel-, 4 (yasal olmayan) illegaal, onwettig, 5 (delik) lek
GESPREKBEHANDELING ( en) konuşmayla tedavi
GESPREKSPARTNER (s) konuşma arkadaşi, konuşmaya katilan arkadaş
GESPUIS ayaktakimi
GESTEENTE (n) kaya, kütle, taşçil mineral
gestopt met roken sigarayi biraktim
gestort hesabiniza 50 gulden transfer edildi, het geld bij een bank parayi
Getal Sayi Rakam,Getal
GETAL ( len) sayi, rakam, miktar, adet, een groot büyük bir miktar,
GETALLENREEKS ( en) sayi dizisi
GETALSTERKTE (n) mil/ask mevcut, sayisal güç
GETEISEM ayaktakimi,
getirmek, (als lid opnemen) törenle (kayit ve) kabul etmek, 3 (inrichten)
getirmek, anlamina getirmek, dolayli dile getirmek
getirmek, enayi yerine koymak,
getirmek, fig/mec gözünü açmak, şaşirtmak, hayal kirikliğina uğratmak
getirmek, hij komt mij beni almaya geliyor, 4 (inzamelen) toplamak,
getirrnek, in praktijk brengen) hayata geçirrnek, een muziekstuk müzik
GETRAPT dolayli, een e verkiezing dolayli seçim
getrouwd eşsiz, yalniz (yaşayan)
geuren en en vertellen bir şeyi en ince ayrintilariyla anlatmak, hij weet
gevaarlijk rizikolu, tehlikeli, güvenliksiz, sakincali, güvenlikli olmayan
GEVAL ( len) 1 olay, hadise, vaka, een afzonderlijk (speciaal)
gevallen zijn her şeyi anlamak, her şeyi anlayacak kadar uyanik
GEVANGENISOPSTAND ( en) tutuklu ayaklanmasi
gevangenisstrafveroordeeld beş aylik hapis cezasina mahkum edildi, 2
geveleye yemek, 2 fig/mec söyleyip durmak, ayni davulu çalmak
geven birine bir şeyi) layik görmek, (birinin bir şeyini) kiskanmamak,
geven om, geen aandacht besteden aan, 'ık' dememek geen kik geven, paraya
gevişgetiren hayvan herkauwer d.
GEVLOEK küfür, lanet okuma, sövme, sövüp sayma
gevoelens ulusal duygularla, de nationale industrie ulusal sanayi, nationale
GEVOELSLEVEN iç dünya, hissi hayat
GEVOGELTE kuşlar, kümes hayvanlan
gevşek (sıkı olmayan) los, onvast, ongespannen, niet gespannen, 2 (elbise
gevşek, gayretsiz
gevşetmek, çevirerek çikarmak, een schroef bir vidayi gevşetmek/çikarmak,
gevşetmek, kirip ayirmak
gewaad bayramlik elbise, dank je , ben yokum, hiç niyetim yok, (yapmak)
GEWEIDE (hayvan) iç organlar, bağirsaklar
GEWERVELD omurgali e dieren omurgali hayvanlar
GEWICHTSVERLIES (...liezen) ağirlik kaybatme
GEWOEL kaynaşma, (kaynaşan) kalabalik, karişiklik, tikişiklik
Gewoon Basbayagi,Gewoon
gewoon bayaği, siradan, adi, normal, yaygin, basmakalip
GEWOONTEDRINKER (s) ayyaş, devamli içen kimse
GEWOONTJES z, bayaği, basmakalip, alelade, siradan
GEWOONWEG z, adeta, bayaği, kolayca, normal bir şey gibi, açikça
gezelim mi? volgende week gaat hij verhuizen haftaya taşinacak, 5
gezellig babbelen, kakelen, kwetteren, ratelen, 3 /, (kaynak yap
GEZELLIN ( nen) arkadaş, yoldaş, eş, een levens hayat arkadaşi
GEZIEN I s, saygin, zeer zijn çok saygin olmak, çok sayilmak, II ilg,
GEZINSLEVEN aile yaşami, aile hayati
gezinti kayığı plezierboot d.
gezip eğlenmek, haylazlik etmek, 2 (met boemeltrein) dilenci
gezmek, aylak aylak dolaşmak
gezondheid sağliği paraya yeğlerim,
GEZONDHEIDSREDENEN mv/çoğ om sihhi nedenlerden dolayi
GHANEES I Ganaya ait, II d, (Ghanezen) Ganali
gibi (aynı şekilde) zoals, evenals, 2 (olarak) als, 3 (böyle) zo, 4 (-
gibi yapivermek, kolayca yapabilmek, (tevoorschijn toveren) hazirliksiz
gibi, şahane, çok güzel, hayran olunacak
gıdasız niet voedzaam, 2 (zayıf) ondervoed, zwak
gidelim. laten we gaan, 4 (varsayalım ki) stel (dat)..., aangenomen dat ...,
giderayak op het nippertje, op het laatste moment
GIEREN gs, I (gierde, h, gegierd) 1 bağirmak, haykirmak, 2 (gillen v,
GIL ( en) feryat, bağiriş, haykiriş, bağirma
GILLEN gs, (gilde, h, gegild) haykirmak, feryat etmek, bağirmak, çiğlik
giriş çıkış sayacı prikklok d.
girişmek, aan een werk işe başlamak, işe koyulmak, işi yapmaya
girişmek, yapamayacaği kadar iş üstlenmek, te en te gras düzensiz,
girmek, beraber çalmaya başlamak, 4 (mager worden) zayiflamak, zayif düşmek,
GISSEN g, (giste, h, gegist) tahmin etmek, varsaymak, ihtimal vermek
GIST maya
Gisten Mayalamak,Gisten
GISTEN gs, (gistte, h, gegist) 1 mayalanmak, ekşimek, 2 fig/mec
GISTEREN z, 1 dün, 2 van tecrübesiz, dünkü çocuk, çaylak, hij is niet
GISTING ( en) 1 mayalanma, köpüklenme, fermantasyon, 2 fig/mec galeyan,
GISTINGSPROCES ( sen) mayalanma süreci,
gitmek, (zich verspreiden) akip yayilmak
gitmek, de zee denizde seyretmek, 2 een schip (tayfa olarak)
gitmek, op okulda, uit de klappen düğünde bayramda söylemek, sirri
gitmek/olmak, ayni gitmek, mijn horloge loopt gelijk saatim doğru gidiyor, 2
gitsin, kellemi koyanm, de is eraf nihayet başladi, ilk bölümü yapildi,
giyim sanayi kledingindustrie d.
GLAD I s, 1 (effen) düz, düzgün, yassi, pürüzsüz, 2 (glibberig) kaygan,
GLADGESCHOREN damat tiraşli, sinekkaydi
GLADHARIG (hayvan) ipek gibi tüylü, parlak ve düz killi
GLADHEID düzlük, (yol) kayganlik
GLANS ( en, glanzen) 1 parlaklik, pirilti, aydinlik, 2 fig/mec şatafat,
GLANZEND parlayan, parlak, pirildayan
GLAS 1 cam, het van een spiegel aynanin cami, 2 (glazen) pencere,
GLASHELDER z, cam gibi açik, saydam, fig/mec gün gibi ortada, apaçik,
glayöl bot. gladiool d. (Gladiolus)
GLAZENWASSER (s) cam yikayici
GLAZIG 1 cam gibi, cama benzer, saydam, 2 (v, blik) donuk, manasiz,
GLAZUUR (...zuren) 1 sir, sir maddesi, 2 (tandemail) diş emayesi, mine,
GLIBBEREN gs, (glibberde, is geglibberd) kayivermek
GLIBBERIG kaygan, kaygin
GLIBBERIGHEID kayganlik, kayginlik
GLIJBAAN (...banen) kizak sahasi, kayma yolu
Glijden Kaymak,Glijden
GLIJDEN gs, (gleed, h/is gegeleden) kaymak, süzülmek, het geld glijdt
glijden kaymak, kayivermek, het mes schoot uit biçak elimden kaydi, mijn
GLIJMIDDEL ( len) cinsel birleşmeyi kolaylaştirici madde, vagina kremi
GLIJVLAK ( ken) kayma düzlemi, buz düzlemi
GLIPPEN gs, (glipte, is geglipt) kaymak, er door arasindan kaymak,
GLITTER (s) (versierseltje, elbisede vb,) pul, parlayan pul
GLOBAAL z, genel, detaylara inmeden hesaplanan, kabaca, yaklaşik,
GLOSS (glossen) (yazida) çikma, açiklayici not
gn kur (kıs./afk. Genellcurmay) Generale staf
GOD I Allah, (cenabi) Hak, Huda, met s hulp Allahin inayetiyle,
GODENDRANK ( en) abihayat, bengisu,
GODGEKLAAGD ayip, het is çok ayip
GODSDIENSTIJVER dini yayma ve savunma gayreti
GODSDIENSTOEFENING ( en) ibadet, tapiniş, ayin
GODSGRUWELIJK aşiri, pek fazla, acayip, çok büyük, er een e hekel aan
GODSLASTERING ( en) sövüp sayma, kafirlik, anasini belleme
GOEDAARDIG z, 1 (v, ziekte) habis olamayan, tehlikesiz, 2 (v, dieren)
GOEDDOEN g, (deed goed, h, goedgedaan) 1 iyi gelmek, yaramak, faydasi
goede keren iyiye gitmek, hou me goede ...kusura bakrnayin ama ...
Goedemiddag Tunaydin,Goedemiddag
Goedemorgen Gunaydin,Goedemorgen
GOEDEMORGEN ünl, günaydin, iyi sabahlar
GOEDKEUREND onaylayici
GOEDKEURING ( en) onay, tasdik, inceleyip onama, uygun bulma, uygun
GOEDLACHS çabuk güler, kolay gülen
GOEDLEERS çabuk öğrenir, iyi öğrenir, kolay alir
GOEDMOE z, iyi yürekli, gönlü geniş, yumuşak yüzlü, mülayim, babacan
Gogus Muayenesi
Gogus Muayenesi Borstonderzoek ,Gogus Muayenesi
göğüs muayenesi borstonderzoek
göl meer Damlaya damlaya göl olur. Vele kleintjes maken een grote, klein
golven 2 (sevgili) jongen d. meisje (van iemand) 3 (alay) grapje
gömme ayak pilaster d.
gönül okşayıcı söz compliment
gönüllü vrijwillig, 2 (hazır) bereid, bereidvaardig, (zorunlu olmayan)
GOOCHELAAR (s) sihirbaz, hokkabaz, gözboyayici
GOOCHELARIJ ( en) sihirbazlik, hokkabazlik, gözboyayicilik
Gordel Kayis,Kemer,Gordel
GORDEL (s) 1 kemer, kuşak, baş, kayiş, auto emniyet kemeri, 2
GORDELDIER ( en) zo, kertenkele cinsinden bir hayvan
GORDIJNKOORD d, ( en) perde kaytani, perde kordonu
GORDIJNROEDE (...roeden) korniş, perde rayi,
gördün mü? kom nou! hadi/haydi ya! ... nou goed! pekala öyle olsun! nou,
görek/değerlendirmek/ saymak, nazariyla bakmak, gibi telakki etmek,
görev anlayışı plichtsbesef
görev III d, ( en) hand/tic hesapta ayri bir rakam, münferit miktar IV d, 1
görevlendirip göndermek, delege tayin etmek
görme, mil/ask sağlama ayirma, ter voorleggen onaya sunmak
görmek, aşağisamak, küçümsemek, tepeden bakmak, 2 (niet tellen) hiçe saymak,
görmek, gezmek, een zieke bir hastayi ziyaret etmek, hastayi
görsün! ik kan er niet op hatirlayamiyorum, aklima gelmiyor, dat komt van
GORTDROOG yavan, kuru, çok sikici, een verhaal sikici bir hikaye
görülmedik, acayip, havsalaya siğmaz
görünmek, het dunkt mij, dat... ...,,kanisindayim ki,,
görünmez, een e klip görünmez kayalik, sualti kayaliği, 3 (zonder
Goruntu Ayarlari
görüntü sin./film. beeld 2 (hayali şey) spooksel fantoom d. schim
Goruntu Ayarlari Beeldinstelling,Goruntu Ayarlari
görünüş insanin aynasi değildir, her sakalliyi deden sanma, veel s bederven
görüş ayrılığı meningsverschil
görüşler, (in groot aantal) birçok, büyük sayida, çoğu, e delen van de
görüşmek üzere! volgende week! haftaya görüşürüz! voor enkele jaren
görüşmek, ele almak, (anlaşma üzerinde) anlaşmaya çalişmak
görüşten yola çikmak, de thee vlekken gaan er niet uit çay lekeleri
görüşünü dayatmak, görüşunü empoze etmek, een plan bir plani
GOSJEMIJNE gosjemikkie, gosjepietje ünl, hay Allah
Gosteri Hazirlayan Kimse
Gosteri Hazirlayan Kimse performer,Gosteri Hazirlayan Kimse
gösteri yapmak, de is gebarsten bomba patladi skandal ortaya
göstermek, het kapitaal sermayeyi büyütmek, de microscoop vergroot de
göstermek, ortaya çikmak
göstermek, ortaya koymak, fig/mec geen kunnen (mogen) zien
göstermek, su yüzüne çikmak, ortaya çikrnak
götürmek, fig/mec yaymak, dişari aktarmak, başkalarina götürmek,
götürmez, een onderscheid belli bir ayrim, belli bir fark,
GOUDDELVER (s) altin arayicisi
GOUDSBLOEM ( en) bot, altincik, aynisefa,
GOUDZOEKER (s) altin arayicisi,
göz açıp kapayıncaya kadar in een handomdraai, in een wip, in een oogwenk
göz hapsine almak / 1 iemand onder toezicht houden, 2 (gözünü ayırma-
göz önüne almak, (y)a/e riayet etmek,
gözden ayirmamak, çok dikkat etmek, birine/birşeye göz kulak olmak
gözden kaybetmek / iemand/iets uit het gezicht verliezen
gözden kaybolmak uit het gezicht verdwijnen
gözden kaybolmak, 2 (stoom, lucht enz,) sizmak, dişari çikmak
göze çarpmayan onopvallend
göze göz dişe diş, op de en bijten dişini sikmak, dayanmak, je moet op je
gözetimi altinda, himayesinde, korumasi altinda,
gözlerini yummak, cani çikmak, (plat/argo) imamin kayiğina binmek, tahtaliyi
gözün aydın Goed nieuws!
gözünü ayırmamak /- den/ iets in de gaten houden
gözyaşi boşanmak, in lachen kahkaha atmak, kahkayi basmak
gra (yabancısı, ergens) onbekend, 3 (yeni başlayan kimse) beginneling d.
GRAAGTE hir istek, gayret,
GRAAT (graten) kilçik, balik kemiği, mager als een kilçik gibi zayif,
GRABBELEN gs, (grabbelde, h, gegrabbeld) kariştirarak/yoklayarak aramak
GRABBELTON ( nen) panayirda eşya kutusu
Gras Cim,Cayir Ot,Gras
GRAS ( sen) çim, çimen, çayir, Engels kuduz otu, zo groen als
gras çayirlik, çimenlik, 3 (gebied) saha, magnetisch manyetik alan, (v,
GRASGROEN 1 çim yeşili, 2 (onvervaren) çaylak, acemi
GRASLAND ( en) çimenlik, çayirlik, otlak
GRASMAAND ( en) nisan ayi, nisan
GRASPIEPER (s) zo, çayir incirkuşu
GRASVELD ( en) çayirlik, otlak, yeşil saha, çayir alani
GRAZEN gs, (graasde, h, gegraasd) otlamak, laten otlatmak, çayira
GRAZING çayirlik çimlik, otlak, otu bol
GRENSINCIDENT ( en) sinir olayi
grevi, solidariteits dayanişma grevi, in gaan greve gitmek, in zijn
GRIEF (grieven) şikayet, itiraz, memnuniyetsizlik
GRIEKSE (n) (bayan) Yunan, Yunanistanli,
GRIFFIE (s) kalem odasi, kayit bürosu sekreterlik
GRIFFIER (s) zabit katibi, kayit memuru, (okul) sekreter, idari
GRIL ( len) kapris, acayip fikir, maymun iştahi, ani istek, limoni arzu
GRILLIG z, 1 kaprisli, oynak, kararsiz, maymun iştahli, limoni, 2
GROEICIJFER (s) büyüme sayisi,
GROEIMARKT gelişme pazari, yayilama pazari
GROENBLIJVEND (yaprak) solmayan, yeşil kalan
GROENTIJD (okulda) acemilik devresi, çaylaklik dönemi
groentje h. brekebeen d. broddelaar d. 3 zo. wouw d. (Milvus), kara çaylak
GROENVOER hayvan otu, yeşil yem
GROF grover, st) I s, iri, kaba, kalin, hantal, (ruw) bayaği,
grond temelsiz, asilsiz, dayanaksiz, 3 (vruchteloos) poging boşuna
GRONDBEGRIP ( pen) esas anlayiş
GRONDEN g, (gronde, h, gegrond) 1 op (y)a/e dayandirmak, gegrond
GRONDKAPITAAL anasermaye, kapital
GRONDLEGGING ( en) kurma, hayata geçirme, meydana getirme
GRONDSLAG ( en) temel, esas, dayanak, asil, (prensip) ilke, kural, ana
Grondwet Anayasa,Grondwet
GRONDWET (...wetten) anayasa
GRONDWETSARTIKEL ( en, s) anayasa maddesi
GRONDWETSHERZIENING ( en) anayasa reformu, anayasa değişikliği
GRONDWETTELIJK z, anayasal, anayasa ile ilgili, een e regering yasal
GRONDWETTIG anayasaya uygun, yasal, meşru, anayasayla uyum içinde
GROOTINDUSTRIEEL büyük sanayi
GROOTKAPITAAL büyük sermaye
GROOTMETAAL demir ve çelik sanayi
GROOTZEIL ( en) scheep/den mayistra yelkeni,
grote hebben ağzi büyük olmak, kaba olmak, saygisiz olmak, breek
grote gebeurtenissen staan önemli olaylarin arifesinde olmak
grotel/kleine Beer Büyük/Küçük Ayi II d, (beren) 1 (varken) erkek
GROTESK z, tuhaf, acayip, komik grotschildering d, ( en) mağara resmi
gruplar zich verenigen, zich verbinden (aynı çatıda fuseren, 3 (hayvan
gruplara ayirmak, gruplamak, bölümlemek, 2 scheep/den gemi
GRUTTEN g, (grutte, h, gegrut) kirma yapmak, (arpa, buğday) kirmak, iri
gsmh kıs./afk. Gayri Safi Milli Hasıla) Bruto Nationaal Product
güç kaynağı krachtbron d.
gücenmek, incinmek, op zijn tenen lopen birçok zahmetle ayak uydurmak,
güçlüklerden dolayi, güçlüklere bakilirsa, * en goedgekeurd görülmüş ve
gücü, een als een gamaal zayif bir hafiza, unutkan bir akil, 3 (s)
guldene bahse giriyorum, veel geld bahse birçok paray vermek, bahiste çok
gülerek biriyle alay etmek, II gs,(, is ) gülmeye son vermek
gülmekten bayılmak flauwvallen van het lachen, omvallen van het lachen,
gümüş damgalamak, ayar basmak, 2 (proeven) tadina bakmak, denemek, wijn
gün gibi ortada olmak, dat ligt voor de besbelli, izah gerektirmez, gayet
Gunaydin Goedemorgen ,Gunaydin
Günaydin Goedemorgen
Günaydın Goede morgen
güncel olay actuele gebeurtenis d.
gündeme getirmek, ortaya koymak, ter komen görüşülmek, değinilmek
günleri sayılı olmak / n/ zijn dagen zijn geteld
günlük çevresi, onun arkadaşlari, 2 (buurt) civar, dolay, havali, çevre, de
günlük hayat het dagelijkse leven
günlük kayıt defteri dagregister
GUNSTIG z, müsait, uygun, iyi, olumlu, elverişli, yararli, faydali, een
günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çikar, 2 achterhaald
günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çikar, de ligt in het midden
gurbette övünmesi hamamda türkü çağırmaya benzer Wie van verre komt, kan
güruh aşağılayıcı, minachtend gebruikt) kudde d.
gürültü, patirti, yaygara, * iets in het roepen bir şeyi oluşturmak,
güvenilir, aslina yakin, aslina uygun, asli gibi, özünün ayni, een e
güvenirlik katsayısı betrouwbaarheidscoëffıciënt d.
güvenmek, iemand op zijn woorden birine sözlerinden dolayi güvenmek, 2
güzellik anlayışı schoonheidsgevoel schoonheidszin d.
güzellik anlayişi, voor humor mizah anlayişi, goede hebben neşeli olmak,
Gympen Jimlastik Ayakkabisi,Gympen
GYMPIE (s) spreekt/kd jimnastik ayakkabisi
GYMPJE (s) spreekt/kd jimnastik ayakkabisi
GYMSCHOEN ( en) jimnastik ayakkabisi
h. aard d. geaardheid d. can çıkmayınca huy çıkmaz. Natuur trekt meer dan
h. dolaysız nesne lijdend voorwerp 2 (şey) object voorwerp ding
h/is gescheerd siyirip geçmek, scheer je weg! kaybol! defol! II f, g,
h/volkst. Kurbanın olayrm! ik bid/smeekje!
HA afk/kis hectare, hektar, ha! vay! bak hele!
ha gayret Even volhouden! Nog eens! (duwen enz.)
ha hasan dayı, ha dayı hasan Het is zo lang als het breed is.
HAAIIG hükmeden, patronluk taslayan
haar gözünü o kizdan ayiramadi, 3 (aftrekken) (ücretten) kesmek,
haar (bayanlar icin) Onu
haar bayanlar icin)
HAAR I 1 iy, za, (bayan) onun, moeder onun annesi, boek onun kitabi,
Haar Man Verstoten Bosama(Ayrilik),Haar Man Verstoten
Haar Naam Laten Uitschrijven Bayan Adini Sildirmek,Haar Naam Laten Uitschrijven
haber kaynağı nieuwsbron d.
haberi olmayan niet op de hoogte
habis olmayan goedaardig
hadi/haydi ya! ... nou goed! pekala öyle olsun! nou, nou! bak hele! bak sen
hadsiz hesapsiz, sayisiz, birçok, bir sürü, az buz değil
hafif kaynamış zachtgekookt
hafifletmek, je boord kil payi, neredeyse, hemen hemen, zar zor, het is een
hafifmeşrep, IV z, 1 çabuk, hemen, kolay, iets opnemen sorun olarak
hafıza kaybı amnesie d. geheugenverlies
hafta, het e jaar geçen yil, evvelki yil, önceki yil, de e maand geçen ay
haftadan haftaya wekelijks, van week tot week, een keer per week
haftaya buluşmak üzere Tot volgende week!
haftaya görüşürüz Tot volgende week!
haftaya tot volgende week
haftaym sp. rust d.
haftaym, devre, 8 (orde) düzen, asayiş, 9 in hareketsiz, roest işlemeyen
hak eder, iemand in houden birine saygi göstermek/duymak,
hak ettiği cezayi bulmak
hak saklaya God verhoede! God behoede!
hak vermek / 1 gelijk geven, overstag gaan, 2 (pay ver zijn deel
Hakikat Olay
Hakikat Olay Feit,Hakikat Olay
hakiki (sahte olmayan) echt, authentiek, niet vals, 2 (gerçek) werkelijk,
HAKKENBAR d (s) ayakkabi tamir köşesi
hakkı olmak /- de/ 1 (payı ol recht hebben op iets, tegoed hebben, 2
hakki olmak, hebben aan een misdaad cinayette payi olmak, aan
haklari sakli, bütün haklari mahfuz olmak kaydiyla, zonder kayitsiz
HAKSEL kesmik, saman kalintisi, kiyilmiş hayvan yemi
haksiz olduğun kanisindayim, 3 bij zijn werk işine devam etmek,
hala gözümün önünde, ga uit mijn ogen! gözümden kaybol! uit het , uit het
halay volksdans d. rondedans d.
halayık slavin d. odalisk d.
HALFDOOD 1 yari ölü, yari cansiz, baygin, can çekişen, 2 (moe) bitkin,
HALFJAARLIJKS z, alti aylik, alti ay süren, yarim senelik
HALFMAANDELIJKS z, yarim aylik, on beş günlük, on beş günde bir,
Halk Bayrami
halk ayaklanması volksopstand d. volksoproer
Halk Bayrami Volksfeest ,Halk Bayrami
halk bayramı volksfeest
halka yayilmak, herkesçe duyulmak, de zoeken basin yoluyla halka
halki baski altinda tutmak, een opstand ayaklanmayi bastirmak
halletmek, een ruzie kavgayi sona erdirmek,
HALSSNOER ( en) gerdanlik, bayan kolyesi
HALVEMAAN (...manen) yarimay, hilâl
HALVEMAANVORMIG yarimay şeklinde, hilal şeklinde
HALVEREN g, (halveerde, h, gehalveerd) 1 ikiye ayirmak, ikiye bölmek,
hamle, (duw) itiş, düriüş, kakiş, 3 (sprong) siçrayiş, atlayiş, ziplayiş,
hand schoot uit elim kaydi
hand/tic paraya/nakde çevirmek, bozdurmak
hand/tic son gün, een vaststellen vadeyi belirlemek, tayin etmek, binnen
HANDBEREIK elin uzaştiği yer, buiten elle ulaşilamayan, uzak
HANDELAARSTER (s) (bayan) tüccar, esnaf, satici, tacir
HANDELBAAR 1 (madde) kolay işlenir, kullanişlilik, 2 (persoon) uysal,
HANDELSKAPITAAL (...kapitalen) ticari sermaye, ticaret ana mali,
HANDGEMEEN I s, worden kavgaya tutuşmak, döğüşmek, II h, (erkek erkeğe)
HANDLICHTING jur/huk kazai rüşt, mezuniyet, reşit sayilma
HANDOMDRAAI in een kaşla göz arasinda, göz açip kapayincaya kadar,
HANDPALM ( en) el ayasi, avuç,
handtekening zetten, 8 (katmak) toevoegen, doen in, 9 (para ayır-, een
hapishaneye atmak, tutuklayip hapsetmek, (plat/argo) kodese tikmak
HAPPENING (s) olay
har vurup harman savurmak, tot aan de en springen ayaklari yere
harala girmek Onunla aynı harala girilmez. Met hem is geen goed garen te
haram maldan hayır gelmez Gestolen goed gedijt niet.
hararet, gayret, het der jeugd gençlik ateşi, met spreken ateşli
hararetli, (v, discussie) delilli, sağlam temellere dayanmiş
harcamak, geld parayi çarçur etmek,
harcamak, met een in het graf staan bir ayaği çukurda olmak, aan handen en
harcanmak içindir, over de balk smijten su gibi para harcamak, parayi
HARDDISK comp/komp, Harddisk, bilgisayarin kendi hafizasi
HARDLOPER (s) koşucu, sürat koşucusu s zijn doodlopers hizli başlayan
hareket etmek 1 (kımıldamak, oynamak) bewegen, 2 /- den/ (ayrılmak, gitmek)
harekete geçmek, dode hoek (aynada) kör nokta, al slaat u me , ik
hareketler, II z, gayri ihtiyari, kendiliğinden, elinde olmadan, istemeyerek
hareketli, coşkulu, faal, oynak, hayat dolu, kivil kivil
hareketli, gayretli, doorwerken hamaratça çalişmak, 5 hand/tic durgun,
harıl harıl 1 (gayretle) druk, bedrijvig, heel actief, ijverig, 2
HARPISTE (n) (bayan) arpçi, arp çalgicisi
HARPOENEERBOOT (...boten) zipkinci botu/kayiği
hart birinin gönlünü kirmak, 2 (verzwakken) zayiflatmak, gücünü
HARTIG z, 1 ağir, sert, paylayici, een woordje ağir söz, 2 (gezouten)
hartstochtelijk hirsli, gayretli, hararetli, e baden sicak banyolar, e
HARTSVRIENDIN ( en) (bayan) can yoldaşi, samimi arkadaş
HARTVERSCHEUREND yürek parçalayici, yürekler acisi, çok acikli
haşa (Allah korusun) God verhoede! 2 (kesinlikle hayır) Absoluut niet!
haşarı (çocuk, kind) ondeugend, stout, 2 (hayvan) wild
hasis (cimri) gierig, vrekkig, 2 (bayağı) laag, gemeen
hasislik (cimrilik) gierigheid d. vrekkigheid d. 2 (bayağılık) laagheid
haşlama (kaynatma) koken 2 (kızma, tersleme) uitbrander d. standje
haşlamak 1 (kaynatmak) koken, aan de kook brengen, 2 mec./fig.
haşlamak, paylamak, iemand birine bağirip çağirmak
haşlanmak (kaynatılmak) gekookt worden, 2 (azarlanmak) berispt worden, op
haşlayip kabuğunu ayirmak, II gs, (, is ) haşlanarak kemikten
HASPELEN I f, g, (haspelde, h, gehaspeld) makaraya sarmak, çile yapmak,
hassa duyarli, nazik, zayif, een punt aanraken hassas/zayif bir noktaya
Hasta Sayisi
Hasta Kayit Listesi
Hasta Kayit Listesi patientenbestand,Hasta Kayit Listesi
Hasta Sayisi patientenbestand,Hasta Sayisi
hasta/rahatsiz olmak, 2 spreekt/kd (teleurgesteld worden) hayal kirikliğina
hastalanmak, straf ceza almak, cezaya maruz kalmak, 3 yukari yürümek, de
hastalığa ayrılma ziekteverlof
hastalığa ayrılmak met ziekteverlof zijn
hastaya bakmak 1 zieken verzorgen, 2 (tedavi et zieken behandelen
Hastaya Verilen Ilyilesme Tatil Izni
Hastaya Verilen Ilyilesme Tatil Izni klimaatverandering,Hastaya Verilen Ilyilesme Tatil Izni
hastaya, askere verlof verlenen, 3 (göz yum toelaten, toestaan,
hastayi ziyaretle memnun etmek, sevindirmek
hat, demiryolu hatti, uit het raken raydan çikmak, fig/mec yoldan çikmak,
hata işlemek, een moord cinayet işlemek, een ongeluk kaza
hatasini yüzüne vurmak, birini hatasindan dolayi paylamak
hataya düşmek zich vergissen, het mis hebben
hatır saymak rekening houden met, achten.
hatırı sayılır achtenswaard(ig), geacht
hatırı sayılmak / n/ gerespecteerd worden, geacht worden
hatırını saymak / n/ iemand achten, respect hebben voor iemand
hatta (bile) zelfs, 2 (ayrıca) overigens, daarnaast, bovendien, trouwens
HATTRICK (s) sp, bir yanda ayni oyuncunun attiği üç gol
hava weer 2 (yeryüzünü kaplayan gaz) lucht d. 3 (gökyüzü) hemel d.
havadar, havali, 3 (onbezorgd) kaygisiz, tasasiz, havai
havagazı sayacı gasmeter d.
havalandirmak, gevangenen tutsaklari açik havaya çikarmak, 2 (uiten) açiğa
havasiz, nefes aldirmayan, 3 (niet levendig) uyuşuk, sikici
Havaya Sokmak
havaya gitmek vergeefs zijn,
havaya gitti De moeite/poging is tevergeefs.
havaya kaldirmak, yukari kaldirmak, zijn vinger parmağini kaldirmak, de
Havaya Sokmak Aanvuren,Havaya Sokmak
havaya uçurmak / (van brug, huis enz.) opblazen, iets in de lucht
Havayolları Koninklijke Luchtvaart Maatschappij d. K.L.M. d.
havayolu - nu luchtlijn d. luchtweg d. Hollanda Kraliyet Havayolları
havayolu ulaşım şirketi luchtvaartmaatschappij d.
havayolu yolcusu luchtreiziger d.
havayuvarı - nı dampkring d.
haver tot kennen (weten) bir şeyi tüm ayrintilarina kadar anlatmak, zo
havlayan köpek ısırmaz Blaffende honden bijten niet.
havsalami aşar, benim boyutlarimi aşar, anlayamam, is macht bilgi güçtür 4
hay Oh! 2 (sevinme) He he! 3 (kızma) Verdikkie! Jeetje! Shit!
hay allah Gosjemijne! Gosjemikkie! Gosjepietje!
hay anasını (argo/plat) Wat jammer!
Haya Schaamte,testikel d(,s),Haya
haya etmek / zich schamen, zich generen
haya schaamte d. (utanma) verlegenheid d. gene d.
haya testis d. zaadbal d.
Hayal Teleurgesteld,Illusie,droombeeld(,en),Verbeelding ,,Hayal
Hayal Etmek
Hayal Kirikligi
Hayal Kurmak
Hayal Perest
hayal - li fantasie d. dromerij d. dagdroom d. hersenschim d. illusie d.
Hayal Etmek Fantaseren,Hayal Etmek
hayal etmek / dromen, fantaseren
hayal gibi als een droom
hayal gücü verbeeldingskracht d. fantasie d. voorstellingsvermogen
Hayal Kirikligi Teleurstelling,teleurstelling d(,en),tegenvaller d(,s),Hayal Kirikligi
hayal kırıklığı teleurstelling d. tegenvaller d. deceptie d. desillusie d.
Hayal Kirikligina Ugramis
Hayal Kirikligina Ugratmak
hayal kırıklığına uğramak teleurgesteld worden, een klap in zijn gezicht
hayal kırıklığına uğramış teleurgesteld, ontmoedigd
hayal kırıklığına uğratmak / teleurstellen, frustreren, ontgoochelen,
Hayal Kirikligina Ugramis teleurgesteld,Hayal Kirikligina Ugramis
Hayal Kirikligina Ugratmak teleurstellen,Hayal Kirikligina Ugratmak
Hayal Kurmak dromen,Hayal Kurmak
hayal kurmak fantaseren, dromen
hayal meyal (bij het voorstelen/denken) vaag, troebel, onduidelijk
hayal meyal hatırlamak / zich iets vaag herinneren
Hayal Perest Fantast,Hayal Perest
hayal, ik kan me er geen van maken hoe het gebeurde nasil olduğunu tahayyül
Hayal,2 Visioen ,Hayal,2
Hayalci Fantast,Hayalci
hayalci denkbeeldig, 2 dagdromer d. fantast d.
Hayale Dalmak
Hayale Dalmak dagdromen,Hayale Dalmak
hayale dalmak dagdromen
hayale kapılmak zich overgeven aan fantastische voorstellingen
hayale sığmaz onvoorstelbaar, ongelooflijk
Hayalet Spook,Fantoom,Hayalet
Hayalet Goren
hayalet spook
hayalet - ti spook geest d. geestverschijning d.
hayalet gibi spookachtig
Hayalet Goren paranormaal,Hayalet Goren
hayalet görmek spoken zien
Hayali Virtueel ,denkbeeldig,Hayali
hayali denkbeeldi imaginair, fantastisch, (öykü vb.) fictief, ( -
hayali ihracat frauduleuze export d.
hayalinden geçirmek / (iets) dromen, ergens aan denken
hayallemek fantaseren, dagdromen, zich verbeelden
hayalperest - ti 1 illusionair, fantastisch, 2 dagdromer d. fantast d.
hayalperestlik het dagdromer/fantast zijn
hayasız schaamteloo onbeschaamd, brutaal
hayasızca schaamteloo onbeschaamd
hayasızlık schaamteloosheid
Hayat Leven,Hayat
Hayat Dolu
hayat - tı 1 (yaşam) leven bestaan 2 (kader) lot
hayat adamı iemand die zich makkelijk aanpast en de moeilijkheden te boven
hayat ağacı stamboom d. geslachtsboom d.
hayat anlayışı levensopvatting d.
hayat arkadaşı huwelijkspartner d. levenspartner d. levensgezel d.
hayat arkadaşı levensgezel d. huwelijkspartner d. levenspartner d. 5
hayat belirtisi levensteken
hayat damarı levensader d.
hayat dolmak, civil civil olmak, şenlenmek,
Hayat Dolu kwiek,Hayat Dolu
hayat dolu levendig, vrolijk, springlevend, vitaal
hayat felsefesi levensfilosofıe d. levensopvatting d. levensbeschouwing d.
hayat geçirmek / (als getrouwden) samenleven met, samen oud worden
hayat görüşü levensopvatting d. levensbeschouwing d. levensfılosofıe d.
hayat işiği, het zien doğmak, dünyaya gelmek, * aan het komen/treden
hayat kadını hoer d. prostituee d.
hayat kavgası strijd om het bestaan d.
hayat kaynağı levensbron d.
hayat kurtarmak een leven redden
hayat meselesi levenskwestie d.
hayat mücadelesi strijd om het bestaan d.
hayat pahalılığı hd./volkst. inflatie d. prijsstijging d.
hayat şekli leefwijze d. levenswijze d
hayat sigortasi yaptirmak, tegen ziekte hastaliğa karşi sigorta yapmak,
hayat sigortası levensverzekering d.
hayat sigortası şirketi levensverzekeringsmaatschappij d.
hayat sigortası yapmak een levensverzekering afsluiten
hayat sigortası yaptırmak een levensverzekering afsluiten
hayat standardı levensstandaard d.
hayat süresi levensduur d.
hayat tarzı leefwijze d. levenswijze d.
hayat tehlikesi levensgevaar
hayat vermek / bezielen, verlevendigen, opvrolijken, opwekken
hayat, een aangenaam hoş bir hayat, middelen van geçim araçlari,
hayat/doğa, canlilar dünyasi, de e talen yaşayan diller, 2 (v, vereniging)
hayata geçirmek,
hayata atılmak met zijn eerste baan beginnen, beginnen te werken
hayata geçir- ) ten uitvoer brengen, toepassen, 4 (işi
hayata geçirilemez niet toepasbaar, onuitvoerbaar
hayata geçirmek / verwerkelijken, verwezenlijken, tot stand brengen,
hayata geçirmek, hakikatleştirmek, een plan plani gerçekleştirmek
hayata geçirmek, uygulamak, yerine getirmek
hayata geçmek verwezenlijkt worden, uitgevoerd worden
hayata gözlerini kapamak de ogen sluiten, sterven, doodgaan, de geest
hayata gözlerini yummak de ogen sluiten, sterven, doodgaan, de geest geven,
hayata küsmek zwaarmoedig worden, zijn levenslust verliezen
hayata veda etmek sterven, doodgaan, de geest geven, inslapen, overlijden
hayatağacı - nı stamboom d. geslachtsboom d.
hayati (hayati önemi olan) vitaal, van levensbelang, 2 (tehlikeli)
hayati bir mesele een vitale kwestie
hayati geçmek, meydana gelmek
hayatı kaymak / n/ (argo/plat) instoaen van iemands leven, kapotgemaakt
hayati olan kimse
hayatı pahasına ten koste van zijn leven
hayati tehlike doodsgevaar levensgevaar
hayati, hotel otel işletmeciliği, otelcilik, 2 (firma) şirket,
Hayatim Mijn leven
hayatım Schat! Liefje! Lieverd!
Hayatima seni almak istiyorum
Hayatima seni almak istiyorum Ik wil jou in mijn leven (nemen)
hayatın akışı levensloop d.
hayatın baharı de lente van het leven
hayatın sırrı levensmysterie
hayatin son anlari, ömrün son dakikalari
hayatın tadını çıkarmak genieten van zijn leven, de dag plukken
hayatına girmek / n/ het leven delen met iemand, samenleven, samenwonen
Hayatina Mal Olmak
hayatına mal olmak / zijn leven kosten
Hayatina Mal Olmak kosten,Hayatina Mal Olmak
hayatından bezmek levensmoe zijn
hayatından bezmiş levensmoe
Hayatini Yitirmek
hayatını - ) begenadigen, iemands leven sparen, 5 (para -, geld)
hayatını - ) begenadigen, iemands leven sparen, 5 (para -, geld)
hayatını adamak / zich wijden aan, zich in dienst stellen van
hayatını borçlu olmak / zijn leven aan iemand verschuldigd zijn, zijn
hayatını kaybetmek om het leven komen, omkomen, sneuvelen, doodgaan
hayatını kazanmak de kost verdienen, zijn brood verdienen, in zijn
hayatini kurtarmak, de zaak işi kurtarmak, de situatie durumu kurtarmak,
hayatini öğrenimine adiyor, zijn tijd aan ... (y)a/e zamanini vermek,
hayatını tehlikeye atmak zijn leven wagen/riskeren, zijn leven in de
hayatını vermek / 1 zijn leven geven voor iets, zich wijden aan, 2
hayatını yaşamak genieten van het leven, de dag plukken
hayatını yazmak zijn autobiografie schrijven
Hayatini Yitirmek Omkomen,Hayatini Yitirmek
hayatını yitirmek /- de/ om het leven komen, omkomen, zijn leven verliezen,
hayatını zehir etmek / n/ iemand het leven zuur maken, iemands leven
hayatiyet - ti vitaliteit d.
hayatıyla ödemek / met de dood moeten bekopen, zijn leven kosten
hayatıyla oynamak 1 (kendi hayatıyla) zijn leven op het spel zetten, zijn
hayatta kalan overlevende d.
hayatta kalmak overleven, voortbestaan
hayatta olmak leven
Hayb Engerek Adder,Hayb Engerek
Hayb. Engerek
haydan gelen huya gider Zo gewonnen, zo geronnen.
haydi (çabuk ol) haydi-! komaan! kom op! toe! schiet op! 2 (birden,
Haydi Bakalim!
haydi bakalım Kom op! Toe! Schiet op! Komaan!
Haydi Bakalim! Vooruit ,Haydi Bakalim!
haydi canım sen de Onzin! Ik geloof er niets van! Maak dat de kat wijs!
haydi git 1 (argo/plat, defol) Maak dat je wegkomt! Donder op! 2 (istersen
haydi haydi 1 (en fazla, olsa olsa) hooguit, hoogstens, 2 (kolaylıkla) met
haydi oradan 1 (uzak dur) Afblijven! 2 (dalga mı geçiyorsun?) Houd me niet
haydin Kom op! Toe! Schiet op! Komaan!
haydisene Kom op! Toe! Schiet op! Komaan!
Haydut bandiet,Haydut
haydut çetesi roversbende d.
haydut gibi 1 (insan) forsgebouwd, reusachtig, corpulent, 2 (çocuk)
haydut rover d. bandiet d. struikrover d.
haydut yatağı rovershol
haydut yuvası rovershol
haydutluk etmek roven
haydutluk roverij d. vrijbuiterij d. piraterij d.
Hayellere Kapilmak
Hayellere Kapilmak Fantaseren,Hayellere Kapilmak
hayhay Ja zeker! Oké! natuurlijk!
hayhuy lawaai herrie d.
hayıflanmak (be)treuren, jammeren, Maren
hayinleri, gizli işbirlikçiler
Hayir Niet,Nee(n),Hayir
Hayir Nee
hayır beklememek /- den/ 1 (yardım bekleme geen gunst/hulp van iemand
hayır cemiyeti hulporganisatie d.
hayır demek / nee zeggen
hayır dua etmek / voor iemand bidden
hayır etmemek 1 / (yararı olma niet helpen, geen nut hebben, geen
hayır I nee(n) II - yrı (iyilik, yardım) liefdadigheid d. weldaad d. gunst
hayır işlemek goed werk doen
hayır kalmamak 1 /- den/ (kullanılmaz ol onbruikbaar worden, 2 (araba)
hayır ola Wat is er? Wat is er aan de hand? ik hoop dat alles goed is!
hayır yok Het is hopeloos. Het heeft geen zin/nut.
hayırdır inşallah Ik hoop dat alles goed is!
hayırdua zegenwens d. heilwens d.
hayırlı (yararlı) nuttig, bevorderlijk, 2 (uğurlu) geluk brengend, zegen
Hayirli Is weldaad,Hayirli Is
hayırlı olsun Veel succes! Geluk ermee!
hayirli, uğurlu, bereketli,
Hayirsever Charitatief,Caritatief,weldoener,Hayirsever
hayırsever liefdadi caritatief
hayırseverlik liefdadigheid d. goedgunstigheid d.
hayırsız (işe yaramaz) nutteloos, 2 (ihanet) ontrouw, 3. (ilgisiz)
hayırsızlık (işe yaramama) nutteloosheid d. 2 (ihanet) trouweloosheid d.
haykırış kreet d. schreeuw d.
haykırışmak samen schreeuwen, met elkaar schreeuwen
haykırmak gieren, gillen, schreeuwen
haykirmak, (afkondigen) duyurmak, ilan etmek, de staking grev ilan
haykirmak, om iemand birini çağirmak, II g, çağirmak, een dokter doktor
haylaz (yaramaz) ondeugend, stout, ongehoorzaam, 2 (tembel) lui.
haylaz çocuk deugniet d.
haylazlaşmak lui worden, werk verzuimen
Haylazlik kattenkwaad,Haylazlik
haylazlık (yaramazlık) ondeugendheid d. ongehoorzaamheid d. 2 (tembellik)
haylazlık etmek 1 rondhangen, rondlummelen, niets doen, 2 (yaramazlık)
Hayli Nogal,Hayli
Hayli Onemli
Hayli Onemli Aanzienlijk,Hayli Onemli
hayli veel, tamelijk/behoorlijk veel, aanzienlijk veel
haymana (çayırlık) weiland 2 hd./volkst. (tembel) lui
haymana beygiri gibi dolaşmak dolen, rondslenteren, zonder doel rondlopen
hayra alamet goed voorteken
hayra yormak / 1 (rüya) een droom gunstig interpreteren, 2 (olumlu
Hayran Bewonderen,Fan,bewonderaar,Hayran
Hayran Birakmak
Hayran Kalmak
Hayran Postasi
hayran bewonderaar d. fan d. aanbidder d. vereerder d.
Hayran Birakmak bekoren,Hayran Birakmak
hayran bırakmak / fascineren, charmeren, verrukken
hayran birakmak, zich over (y)a/e hayret etmek, dat verbaast me van je
Hayran Kalmak dwepen,Hayran Kalmak
hayran kalmak / gefascineerd worden door, bewonderen
hayran olmak / bewonderen, aanbidden
Hayran Postasi Fanmail,Hayran Postasi
Hayranlar Kulubu
Hayranlar Kulubu Fanclub,Hayranlar Kulubu
Hayranlik Hastasi(Sanatciya)
hayranlık bewondering d. aanbidding d. (aşırı dweperij d. gedweep
hayranlık göstermek / bewondering betonen
Hayranlik Hastasi(Sanatciya) dweepziek,Hayranlik Hastasi(Sanatciya)
Hayranolmak bewonderen,Hayranolmak
hayrat - tı goed werk liefdadigheid d.
Hayret Etmek
Hayret Saskinlik
Hayret Verici
hayret Wat een verrassing! 2 (olamaz) Ik geloof mijn eigen ogen niet!
hayret - ti verbazing d. verwondering d.
Hayret Etmek Verwonderen ,Hayret Etmek
hayret etmek / verbaasd zijn, verwonderd zijn
hayret ettirmek / verbazen, verwonderen, opzien wekken
Hayret Saskinlik Verwondering ,Hayret Saskinlik
Hayret Verici Fenomenaal,Hayret Verici
hayret verici verbazend, verbazingwekkend, verbluffend, verwonderlijk
hayret verici, istisnai, olağanüstü, duyulmamiş, görülmemiş,
Hayrete Dusme
Hayrete Dusmek
Hayrete Dusmus
Hayrete Dusme perplex,Hayrete Dusme
Hayrete Dusmek Verstommen ,Hayrete Dusmek
Hayrete Dusmus Verbaasd ,Hayrete Dusmus
hayrete düşürmek / verbazen, verwonderen
hayrette bırakmak / onthutsen, schokken, verbijsteren
hayrette kalmak zich verbazen, verbaasd zijn, verwonderd zijn
hayrını gör Geluk ermee! Veel plezier ermee!
hayrını görmemek / n/ ergens niet van profiteren, ergens geen profijt
hayrola Wat is er aan de hand? Is er iets mis?
haysiyet - ti eo d. eergevoel
haysiyet divanı ereraad d.
haysiyetli eerlijk, karaktervol, met goede karakter
haysiyetsiz eerloo karakterloos
Hayvan Dier,dier(,en),beest,Hayvan
Hayvan Cekimi
Hayvan Deneyi
hayvan dier beest evcil hayvan huisdier memeli hayvan zoogdier
Hayvan Gibi
hayvan gömen
Hayvan Kumesi
Hayvan Pazari
Hayvan Tasimaciligi
Hayvan Terbiyecisi
Hayvan Tuccari
Hayvan Turu/Cinsi
Hayvan Yetistiricisi
Hayvan Yetistirme
Hayvan Barinagi (Sahipsiz)
Hayvan Barinagi (Sahipsiz) dierenasiel(,en),Hayvan Barinagi (Sahipsiz)
hayvan beslemek dieren houden, fokken
Hayvan Cekimi dekking,Hayvan Cekimi
hayvan çekimi (van dieren) dekking d.
hayvan cesedi kadaver
hayvan çiftliği veeteelt d. veefokkerij d.
hayvan cinsi diersoort d.
Hayvan Deneyi dierproef(proeven),Hayvan Deneyi
hayvan doktoru dierenarts d. veearts d.
Hayvan Gibi beestachtig,Hayvan Gibi
hayvan gibi beestachtig
hayvan gübresi mest d. drek d.
Hayvan Kumesi kudde,Hayvan Kumesi
hayvan kursağı, van vogels) krop d. 6 hd/volkst (yemek) eten en drinken
hayvan memesi uier d.
Hayvan Pazari Veelmarkt ,Hayvan Pazari
hayvan pazarı veemarkt d. beestenmarkt d.
hayvan ruhbilim dierenpsychologie d.
hayvan sağlığı memurları meslek lisesi hogere beroepsopleiding voor
Hayvan Tasimaciligi Veevervoer ,Hayvan Tasimaciligi
hayvan taşımacılığı veevervoer
Hayvan Terbiyecisi dierentemmer(,s),Hayvan Terbiyecisi
hayvan tersi mest d. drek d.
hayvan ticareti veehandel d.
Hayvan Tuccari Veehandelaar ,Hayvan Tuccari
hayvan tüccarı veehandelaar d. veedrijver d.
hayvan türü diersoort d.
Hayvan Turu/Cinsi diersoort(,en),Hayvan Turu/Cinsi
hayvan üretme çitliği veefokkerij d. boerderij voor veeteelt d.
hayvan üretme veeteelt d. veefokkerij d.
hayvan vb. sürüp çıkart verjagen, wegjagen, verdrijven, 3 (sürgün et
Hayvan Ve Hayvan Malzameleri Satan Dukkan
Hayvan Ve Hayvan Malzameleri Satan Dukkan dierenwinkel(,s),Hayvan Ve Hayvan Malzameleri Satan Dukkan
hayvan vebası veepest d. veeziekte d.
hayvan yemi veevoer veevoeder diervoer
hayvan yetiştirici veefokker d. veehouder d. fokker d.
Hayvan Yetistiricisi Fokker,Hayvan Yetistiricisi
Hayvan Yetistirme Veeteelt ,Hayvan Yetistirme
hayvan yetiştirme veefokkerij d. veeteelt d. fokkerij d. fok d.
hayvan yetiştirmek (van dieren) fokken, houden
hayvan yiyeceği veevoer voer
hayvan, dier slachten, afslachten, 6 (kurban offeren, 7 /
hayvan, van dieren) opsluiten, 3 (içende alıkoymak) binnenshuis houden,
hayvanat - tı dieren d.
Hayvanat Bahcesi dierentuin(,en),Hayvanat Bahcesi
hayvanat bahçesi dierentuin d.
Hayvanbilim dierkunde,Hayvanbilim
hayvanbilim dierkunde d. zoölogie d.
hayvanbilimci zoöloog
hayvanbilimsel zoölogisc dierkundig
hayvanca beestachti ruw, bruut
hayvancı veefokker d. veehouder d. fokker d.
Hayvancilik Fokkerij,Veehouder ,Hayvancilik
hayvancılık veeteelt d. veefokkerij d. fokkerij d. fok d.
hayvani beestachti ruw, bruut
hayvani, (paar) çift,
hayvani, (paar) çift,
hayvanı, yük hayvanı trekdier 2 (kaba kimse) ruw iemand, beest
hayvanin boğazini kesmek, een droge hebben boğazi kurumak, het hangt mij
Hayvanin Kopyesisi Olusturmak
Hayvanin Kopyesisi Olusturmak klonen,,Hayvanin Kopyesisi Olusturmak
hayvanlar krali aslan, de ongekroonde taçsiz kral
hayvanlar, (onkuis) kötü, uçari, piç, cenabet
Hayvanlara Eziyet Etme
Hayvanlara Eziyet Etme dierenmishandeling(,en),Hayvanlara Eziyet Etme
Hayvanlarda Eslesme Zamani
Hayvanlarda Eslesme Zamani paartijd,Hayvanlarda Eslesme Zamani
Hayvanlarda Gizleyici Renk
Hayvanlarda Gizleyici Renk Schutkleur,Hayvanlarda Gizleyici Renk
Hayvanlarda Koklasarak Sikisme
Hayvanlarda Koklasarak Sikisme kezen,Hayvanlarda Koklasarak Sikisme
Hayvanlari Koruma
Hayvanlari Koruma dierenbescherming,Hayvanlari Koruma
hayvanları koruma derneği vereniging van dierenbescherming d.
hayvanları koruma dierenbescherming d.
hayvanlaşmak ruwer worden, verruwen
hayvanlık beestachtig gedrag
hayvanlık etmek zich beestachtig gedragen
Hayvansal dierlijk,Hayvansal
HAZELWORM ( en) zo, babaköş, ayaks kertenkele
hazen vangen namazda gözü olmayanin ezanda kulaği olmaz, isteksiz köpekle
hazine arayıcı schatgraver d.
hazir bulunanlari saymak, de voor iets (iemand) ophalen (optrekken) bir
hazıra dağlar dayanmaz Al is het bed nog zo breed, men kan er wel afrollen.
hazırcı (hazır satan) verkoper van confectiegoederen, 2 (kolaycı) iemand
hazırıayıcı voorbereidend, 2 voorbereider d.
hazirlamak, (v, computers voorzien) bilgisayar sağlamak,
hazmı kolay licht verteerbaar, makkelijk te verteren
heb geen oog dichtgedaan gözlerimi kapayamadim, uyuyamadim
heb je başarilar, uğurlar ola! 2 (heil, hulp) inayet, lütuf, refah, uğur,
hebben bir şeyden acayip nefret etmek
hebben keskin gözleri olmak, iyi görmek, de ogen sluiten ölmek, hayata
hebben, (konuşmaya firsat bulama niet aan het woord komen
hebt yenisi olmadan eskisini atma, dereyi görmeden paçayi sivama,
HECHTHEID dayaniklilik, sağlamlilik
hedefı tuttur- ) in het doel doen/ laten komen, 4 (aynı seviyede
HEDEN z, bugün, over 8 dagen haftaya bugün, ik, morgen gij gülme
HEDONISME hazcilik, hedonizm, yaşamin amacini zevk sayan öğreti
heeft, Herşey kolay, paramız olsun yoksa, Alles is makkelijk, wat we
heel veel) müthiş, acayip, dehşetli, het is koud müthiş soğuk
heen oraya artik gitmiyorum, ik lees okumuyorum, hij heeft het gezegd o
HEER (heren) 1 bay, goeden avond dames en heren! iyi akşamlar baylar ve
Heer/Heren Bay,Heer/Heren
HEERSEND yaygin, olagelen, üstün gelen, hüküm süren, een godsdienst
HEERSERES ( sen) (bayan) hükümdar, amir
HEET z, (heter, st) 1 sicak, kaynar, kizgin, van de naald sicaği
HEILZAAM ...zamer, st) yararli, faydali, şifali, uğurlu
heilzaam yararli, faydali, frisse lucht is voor de gezondheid temiz hava
HEKSENSABBAT ( ten) büyücü bayrami
hele wereld bütün dünyayi gezmek,
HELEBOEL een birçok, çok, pek fazla, bir hayli, een boeken birçok
helezoni yay spiraalveer d. springveer d.
HELLEPIJN ( en) cehennem azabi, dayanilmaz aci
HELLING ( en) 1 eğim, meyil, rampa, bayir, iniş, 2 scheep/den gemi
HELPSTER (s) (bayan) 1 yardimci, asistan, muavin, 2 çömez, yamak,
hem suda yaşayabilen
hem zijn leven lang te kadin onu hayati boyunca kendine bağlamayi
hemcins (aynı türden) van dezelfde soort, 2 medemens d. naaste d.
hemde karaya inen,
HEMELWAARTS z, göğe doğru, semaya
hemen ödemek, 3 (v, leven) kolay ve hareketli, 4 (v, kleding) güzel ve
hemşeri (aynı ülkeli) landgenoot d. 2 (aynı şehirli) stadsgenoot d.
HENGST ( en) zo, aygir, erkek at
hep ayni
hep ayni nağme, hep ayni hikaye, het einde van het je sözün kisasi,
hep aynı hikaye Het is weer het oude liedje.
hep aynı nağme Het is weer het oude liedje.
hepsini ayni kefeye koymak, farklilik gözetmemek, herkesi/her şeyi bir
her ay elke maand, (aydan aya) maandelijks
her boyaya girip çıkmak een paar baantjes geprobeerd hebben, overal aan
her duaya amin demek ja en amen zeggen
HER I z, 1 bura, buraya, burada, 2 van eeuwen çok eskiden, asirlik II
her iki taraf da biraz hakli, her iki hikaye de tam doğru değil, iemand
HERBERGIERSTER (s) (bayan) hanci, tavernaci
HERDERIN ( nen) (bayan) çoban
HERDERLIJK leven çoban hayati
herhangi bir sayi, keyfi bir sayi
HERKAUWER (s) geviş getiren hayvan
herkesçe anlaşilan, anlaşilabilir, spreken halkin anlayacagi dille
HERKOMST köken, kaynak, çikiş yeri
HERRIE 1 (lawaai) gürültü, patirti, velvele, yaygara, curcuna, 2
herrie maken, 2 (hafıf kaynat aan de kook brengen, beetje koken
herrie patirti, gürültü, yaygara, curcuna, şamata, maken/schoppen
herrie, ruzie) didiş, dalaş, münakaşa, velvele, yaygara, hirgür
HERRIEMAKER (s) gürültücü, yaygaraci, (ruziezoeker) kavgaci, dalaşkan
HERSENLOOS (...lozer) beyinsiz, kuşbeyinli, anlayişi kit, aptal, gerzek
HERSENSCHIM ( men) hayal, fantazi, illüzyon, düş
HERSENSPINSEL (s) 1 hayal, fantazi, illüzyon, düş, 2 (verzinsel)
HERVATTING ( en) yeniden başlayiş, tekrar başlama
hesaba alinmadilar, 2 (afslanken) kilo vermek, zayiflamak, ik ben 5
hesabini sormak, yanina koymamak, ik zal het hem onu yanina koymayacağim
hesabini vermek, b) (standje krijgen) paylanmak, azarlanmak, 2 (mandje)
hesap, dat was een hayal kirikliğiydi
Hesap/Sayma Yanlisi
Hesap/Sayma Yanlisi telfout d(,en),Hesap/Sayma Yanlisi
hesaplayarak, scheep/den yük aktarma, 5 sp, salto,
het leven akademi hayati,
het niet waard bakmaya değmemek, 3 iemand op iets birine bir
het sonunda, nihayet, komt er dan geen aan? sonu yok mu? sonunu
het sonunda, nihayet, komt er dan geen aan? sonu yok mu? sonunu
het van fortuin feleğin çarki, hayatin çarki, iemand een voor (de) ogen
het begint te (yağmur) damlamaya başliyor
het begint te regenen yağmur yagmaya başliyor, te praten konuşmaya
het bericht aangeslagen o haberden etkilenmişti, 7 (hond) havlamaya
het eeuwige verwisselen fani dünyadan ebedi dünyaya gitmek, terki diyar
het fluitspelen verleerd flüt çalmayi unuttum, 2 zie/bkz, afleren
het gebeurde olay, hadise, mesele, 4 ( sen) (verhaal) hikaye, mesel, de
het goed a) (durumu vb,) iyi olmak, b) (na ruzie) (arayi) düzeltmek,
het hoge kwam eruit ağzindan baklayi çikartti, itiraf etti, zijn houden
het hoofd boven houden fig/mec ayakta kalabilmek, het komt je ervan in
het hout drijven tahtaya çivi çakmak,
het in houden onu unutmayacağim, hij kwam tot betere n aklima daha iyi
het is een boek sikici bir kitap, 3 (volhoudend) dayanikli, dirençli,
het is mij te benim anlayişimi aşiyor, aklim ermez,
het is niet eenvoudig als je denkt düşündügün kadar kolay degil, is het zo
het plan is afgesprongen plan bozuldu, 3 atlayip kaybolmak,
het strand dalgalar kumsala çarpiyor II s, kayin ağacindan,
het valt haar makkelijk ona kolay geliyor, kolay gelir, de tijd valt mij
het water Ioopt altijd naar de zee para parayi çeker, şans zengine güler, op
het Witte Huis Beyaz Saray, 3 het van bewaring nezarethane, 4 ocak, yuva,
het? ne kadar ağir? de zware industrie ağir sanayi, 2 (v, alcohol, sigaar)
HETEROGEEN çokyapimli, farkli türden, ayricinsten, heterojen, ayni
Hetzelfde Ayni,Aynisi,Hetzelfde
hetzelfde een pak ayni, ayni şekilde (muamele vb,) II f, g, (laakte, h,
HETZELFDE I iş, za, ayni, bizzat kendisi, in boek ayni kitapta, het was
HEXAMETER (s) alti ayakli misra
Hey Mubarek! Hay Allah!
Hey Mubarek! Hay Allah! Verdorie ,Hey Mubarek! Hay Allah!
Heykel Ayagi
Heykel Ayagi piedestal,Heykel Ayagi
heykel ayağı voetstuk piëdestal
hiç asmaz, hiç ihmal etmez, 2 (veronachtzamen) kaçirmak, kaybetmek, zijn
hiçe saymak / negeren, ignoreren, niet serieus nemen, (dikkate alma
hiçe saymak, tinlamamak, het gevaar tehlikeye meydan okumak, iemand
hicran verdriet (na afscheid) smart d. 2 (ayrılık) afscheid weggaan
hidayet - ti het zoeken van de juiste weg
HIELENLIKKER (s) yaltakçi, kiç yalayan
hier burasi aydinlik, 2 (v, kleur) açik, bruin açik kahverengi III s, z,
HIER z, burada, buraya, burasi, hij komt buraya geliyor, ik ben
HIERDOOR z, bu nedenle, bundan dolayi,
HIERHEEN z, buraya doğru
HIERNAMAALS I z, öbür dünyada, het leven öbür dünyadaki hayat, II h, het
hij tot nihayet kendine gelebildi, saatlerce sonra kafasini
hij vertrekt..., 2 (amacıyla) met de bedoeling om Sinemaya gitmek
hij, ie, (bayanlar için) zij, ze, 3 (özne olarak) het,'t
Hikaye Verhaal,Sage,Novelle,Hikaye
Hikaye Etmek
hikaye verhaal relaas 2 edeb./lit. verhaal novelle d. historie
hikaye bileşik zamanı dilb./taalk. onvoltooid verleden tijd d. imperfect
Hikaye Etmek Verhalen ,Hikaye Etmek
hikaye etmek / verhalen, vertellen
hikaye kitabi, 3 (v, krant) (gazetede) özel bölüm, özel köşe, letterkundige
hikaye, hep ayni nağme,
hikayeci verhalenverteller d. verhalenschrijver d.
hikayelemek een verhaal maken van
hikayesine benzemek, dalli budakli olmak, (vertellen) uzatmak, uzun uzadiya
Hikmetin başı Allah’a saygısızlık yapmaktan korkmaktır. Het begin van wijsheid is om bang voor te negeren Allah
Himaye patronaat,bescherming,Himaye
himaye bescherming d. patronaat protectoraat
himaye etmek beschermen, patroneren
himayecilik protectionisme
himayesinde, nin eşliğinde, 2 eşlik edenler, konvoy
HINDERNIS ( sen) engel, mani, mania, zorluk, müşkülat, ayakbaği
HINKELEN gs, (hinkelde, h, gehinkeld) (ayakla) sekmek
HIPPEN gs, (hipte, h, gehipt) siçramak, siçrayarak gitmek
hırsızlık yaptır- ) doen stelen, 2 (hırsıza ,kaybetmek) laten stelen, zich
Hirtlak Tutulmasi Sikayeti
Hirtlak Tutulmasi Sikayeti kroep,Hirtlak Tutulmasi Sikayeti
hislerini kaybettirmek / n/ ongevoelig maken, desensibiliseren
hispanica, takırdayan kuyrukkakan roodborsttapuit d. (Saxicola torquata)
Hisse /Pay
Hisse /Pay deel(delen),Hisse /Pay
hisse senedi sermayesi aandelenkapitaal
hisse, pay, üleş
hissi hayat gevoelsleven
hissizleştirmek, hislerini kaybettirmek
HISTORICA (...cae, s) (bayan) tarihçi
HISTORIE ( s, ...rien) 1 tarih, 2 (verhaal) hikaye
HITTEBESTENDIG sicağa dayanikli
hizaya gelmek zich fatsoenlijk beginnen te gedragen, zich verbeteren, in
hizaya getirmek, siraya koymak, een vraag aan (y)a/e soru yöneltmek, zijn
hizaya getirmek, terzijde bir şeyi kullanmamak, hesaba almamak, göz önüne
hizlanmak, geld erdoor kisa sürede su gibi para harcamak, çabucak parayi
hizlica ilerlemek, 3 (volharden) direnmek, sebat etmek, dayanmak,
hizmet etmek, faydasi dokunmak, yardim etmek
hoe is uw ? adiniz ne? het mag geen hebben adini anmaya değmez, een goede
HOED ( en) şapka, kep, de afnemen (şapkayla) selamlamak, şapka
HOEFDIER ( en) toynakli hayvan
HOEKSTEEN (...stenen) 1 köşe taşi, 2 fig/mec esas, temel, esas dayanak,
HOERENJONG ( en) 1 piç kurusu, 2 druk/matb sayfa başinda yarim satir,
HOEVEELSTE si, sa kaçinci, kaçi de van de maand hebben wij? ayin
HOFDAME (s) kraliçe refakatçisi (bayan)
hoffelijkheid 3 (detay) detail bijzonderheid d.
HOFHOUDING ( en) saray ailesi, saray aşireti
HOFMAARSCHALK ( en) saray naziri
HOFPREDIKER (s) saray vaizi, saray papazi
hoger beroep temyiz etmek, davayi üst mahkemeye devrettirmek,
hoger sferen zijn a) burnu havada olmak, b) (zitten te soezen) hayal
HOKVAST külkedisi, evden çikmayan,
HOLEBEER (...beren) mağara ayisi
HOLLANDS Hollandaya ait, Hollandadan, e kaas Hollanda peyniri, e
HOLTEDIEREN selentere, torba vücutlu hayvan
Homepage anasayfa
HOMOGEEN türdeş, ayni cinsten, cinsteş, homojen
HOMOLOGEREN g, (homologeerde, h, gehomologeerd) onamak, onaylamak
HONDERD sa, yüz, tot tellen yüze kadar saymak, tien maal tien is on
HONEN g, (hoonde, h, gehoond) aşağilamak, alaya almak
hongerige beer wil niet dansen. Ahlatın iyisini ayı yer. Het geluk is met de
HONGERLOON (...lonen) doyurmayan ücret, az ücret
HONKVAST evcimen, dişari pek çikmayan
HOOFDBRON ( nen) ana kaynak
HOOFDOFFICIER ( en) mil/ask üssubay, kurmay subay
HOOFDSCHUDDEN (hayir anlaminda) baş sallama,
HOOFDTELWOORD ( en) esas sayi
HOOFDWEG ( en) anayol, anacadde
HOOFDWOORD , ( en) esas sayi
hoogachten takdir etmek, saymak, geachte heer değerli bay, sayin
HOOGACHTEN g, (achtte hoog, h, hooggeacht) saymak, saygi göstermek,
HOOGACHTEND z, saygilarimla,
HOOGACHTING saygi, hürmet, met de meeste saygilarimla
HOOGNODIG z, çok gerekli, hayati önemi olan, çok lüzumlu, elzem
HOOGSTENS z, en fazla, maksimal, azami, en çok, olsa olsa, haydi haydi, en
HOOGTIJDAG ( en) önemli bayram günü, ziyafet günü
HOOGUIT z, en fazla, maksimal, azami, en çok, olsa olsa, haydi haydi, en
HOOGVLAKTE ( n, s) düz yayla
HOON aşağilayici söz, hakaret
HOONGELACH alayci gülüş, aşağilayici gülüş,
HOOR I ünl, peki, nee ik doe het niet hayir efendim yapmiyorum, ja , ik
HOORBUIS (...buizen) (yapay) işitme borusu, kulak borusu
HOORNVLIES (...vliezen) (gözde) saydam tabaka
HOORNVLIESTRANSPLANTATIE (s) göz saydam tabakasi nakli
hoplamak, ziplayarak ilerlemek
hoplayıp sıçramak opspringen
HORIZONTAAL yatay, ufki, ufka paralel
HOROSCOOP (...scopen) 1 zayiçe, yildiz durumu çizelgesi, 2 fal, yildiz
HORRELVOET ( en) sakat ayak
hoş olmayan onaangenaam, niet prettig
hoş, hoşa giden, okşayici, 4 (vrijgevig) eliaçik, cömert, bonkör, de e
hoşlanmaz, hij zal ervan yanina kalmayacak, 3 het lust mij niet dat te
hoşnutsuz, hoşnut olmayan, tatmin olmamiş
HOTPANTS çoğ, kisa ve dar bayan şortu
HOTSEN gs, (hotste, h, gehotst) yaylanmak
hou je sakin ol, gürültü çikarma, 2 ( ken) (gerief) konfor, ko1aylik,
HOUDBAARHEID savunulabilirlik, çürütülmezlik, dayaniklilik
houden bir şeyi dengede tutmak, het verliezen dengeyi kaybetmek,
houden birini deli yerine koymak, birini enayi yerine koymak
houden birini/bir şeyi gözden ayirmamak, çok dikkat etmek, birine/bir şeye
houden formunu korumak, zayiflamak
houden kendini sinirlamayi bilmemek, kendine hâkim olamamak, in de lopen
HOUTINDUSTRIE kereste sanayi
HOUTVRIJ selülozsuz, içinde tahta bulunmayan
HOUVAST ( en) 1 tutamaç, 2 fig/mec (steun) dayanak
hovarda gek op vrouwen, 2 rokkenjager d. 3 playboy d.
HOVELING ( en) sarayli, malikhaneden bir kimse,
hücum haykırışı strijdkreet d.
HUIFKAR ( ren) fayton
HUILEBALK ( en) sulugöz, çok ağlayan,
Huis Beyaz Saray, Witte Donderdag paskalyadan evvelki perşembe günü, maken
huis bütün ev, de hele klas was ziek bütün sinif hastaydi, dat is een
HUISCOMPUTER (s) ev bilgisayari/kompütürü
HUISDIER ( en) evcil hayvan, ev hayvani
huismus Yuvayı dişi kuş yapar. Een zuinige vrouw is de beste spaarpot.
HUISTUIN ENKEUKEN basit, siradan, bayaği
HUISVRIENDIN ( nen) (bayan) aile dostu
huizen işgal etmek, een huis ev işgal etmek, 3 (petroleum) ayirmak,
HULDE iemand brengen (bewijzen) birine saygi göstermek, birini
HULP I d, yardim, destek, dayanak, eerste ilk yardim, verlenen yardim
HULPBRON ( nen) yardim kaynaği
hulpkantoor h. rayon askerlik şubesi afdeling van militaire zaken
hulyaya dalmak dagdromen
hurdaya çevirmek / stukmaken, kapotmaken, slopen, (yıkmak, v. huis
hürmeti olmak, 2 (prestige) prestij, sayginlik
hüsran (hayalkırıklıgı) teleurstelling d. eski./vero. schade d. verlies
Huwelijksreis Balayi,Huwelijksreis
için kaygilanmak, tasalanmak, endişe etmek, endişelenmek, aldiriş
idioot aptal, enayi, budala, sersem, (onbezonnen) akilsiz, kaz beyinli,
Ijsbeer Kutup Ayisi,Ijsbeer
Ijveren Gayert Etmek,Ijveren
ijverig gayretli, een e man hirsli bir adam, II z, tutkulu bir şekilde,
Ijvering Gayretli ,Ijvering
Ijzervreter Kabadayi,Ijzervreter
ik hou van je! Van de aarde tot de maan seni seviyorum! topraktan aya kadar!
Ik hou van je! Van de aarde tot de maan! seni seviyorum, topraktan aya kadar..!
Ik kan het bewijzen. Kanıtlayabilirim.
ik kan niet zonder jou Ieven ben sensiz yaşayamam
Ik moet nu echt weg. Gerçekten şimdi gitmek zorundayım.
ik ook op jou bende sana hayranım
Ik wil jou in mijn leven (nemen) Hayatima seni almak istiyorum
İki aç vardır ki doymaz İlmi arayan ve dünyayı isteyen
Iki Aylik tweemaandelijks,Iki Aylik
iki dilde yayimlanmis Tweetalig
Ilk Kez Ortaya Cikmak Ilk Kez Sahnede Gorunmek debuteren,Ilk Kez Ortaya Cikmak Ilk Kez Sahnede Gorunmek
Illumineren Aydinlatmak,Illumineren
Illumunatie Aydinlatma,Illumunatie
Illusie Hayal,Illusie
Imperatief Zorlayici,Imperatief
Imzalayan Ondergetekende,Imzalayan
in zijn bezit krijgen) almak, kazanmak, elde etmek, çabayla kazanmak, iets
indien eğer, şayet, ik geld had ... eğer param olsaydi... 3
Indirect Dolayli,Indirect
Indiscreet Sir Tutmayan,Indiscreet
Industrialisatie Sanayilesme,Industrialisatie
Industrie Endustri,Sanayi,Sanayilesme,Industrie
Industriecentrum Sanayi Merkezi,Industriecentrum
Ingeval Sayet,Ingeval
ingoede staat houden) korumak, muhafaza etmek, dayaniklaştirmak
Inlassen Araya Sokmak,Inlassen
Inrichten Duzenlemek,Dayayip Dosemek,Yerlestirmek,Inrichten
İnsanlar iki kısımdır Öğreten ve öğrenen. Bu ikisinin dışındakilerde hayır yoktur Mensen verschillen in twee soorten
İnsanlardan utanmayan Allah’tan utanmaz. De mensen die nooit te schamen mensen, nooit beschaamd van Allah
Inscheiten Kaybetmek,Inscheiten
Inschrijven Kaydetmek,Yazmak,Inschrijven
Insgelijk Ayni Sekilde,Insgelijk
inspecteren gözetmek, kontrol etmek, 5 iets kunnen bir şeyi tahayyül
Instellen Ayarlamak,Kurmak,Instellen
Intellectueel2 Aydin (Kimse),Intellectueel2
Internet sayfasi Webpagina
Internetten Kayit Yapmak downladen,Internetten Kayit Yapmak
Irk Ayrimi Apartheid,Irk Ayrimi
Is Arayan Kimse werkzoekende,Is Arayan Kimse
Isin Yayilmasi Straling,Isin Yayilmasi
ısınmak broeien, warm worden, 4 (hayvan) paringsdrift krijgen
Iskartaya Cikarmak weggooien,Iskartaya Cikarmak
Isleyen Sermaye bedrijfskapitaal,Isleyen Sermaye
Ispanyaya Ait Spaans,Ispanyaya Ait
Iyi Ayileden Olmak komaf,Iyi Ayileden Olmak
Jamayik Biberi piment,Jamayik Biberi
Jimlastik Ayakkabisi Gympen ,Jimlastik Ayakkabisi
Kabadayi Ijzervreter,Kabadayi
Kabel kablo,internet hatti,kablo yayin,kaplo yoluyla internet,,Kabel
Kabelabonee kablo abonesi,kablo yayin abonesi,,Kabelabonee
Kablo Yayin kabel,Kablo Yayin
Kablo Yayin Abonesi kabelabonee,Kablo Yayin Abonesi
Kabul Onaylama Aanneming,Kabul Onaylama
kaçak mal binnensmokkelen, 9 (araya koy invoegen,
Kachel Volslagen Zijn kafayi bulmak,sarhos olmak,cakirkeyf olmak, ,,Kachel Volslagen Zijn
kadar uzanmak, yayilmak, gitmek, dit strekt zich ook uit tot ...için de
Kadin (Bayan) vrouw,Kadin (Bayan)
Kafayi Bulmak kachel volslagen zijn,Kafayi Bulmak
Kalay tin,Kalay
Kalkaanslag,3 hareketsiz,olu kimirtamayan,serinkanli insan,Kalkaanslag,3
Kamillethee papatya cayi, ,Kamillethee
Kanatli Hayvanlarda Bogaz krop,Kanatli Hayvanlarda Bogaz
Kantlijn kenar cizgisi, ayrit,,Kantlijn
Kantwerkster bayan tandelci, ,Kantwerkster
Kaper korsan,firsat kollayan,,Kaper
Kapi Aynasi paneel,2,Kapi Aynasi
Kapitaal sermaye,kapital,buyuk harf,kitap,,Kapitaal
Kapitaalbelegging sermaye yatirim,plasman,kapital yatirimi, ,,Kapitaalbelegging
Kapitaalgoederen sermaye mallari, ,Kapitaalgoederen
Kapitaalintensief asiri sermaye getiren, ,Kapitaalintensief
Kapitalisatie sermayeye katma,sermayeye donusturme,,Kapitalisatie
Kapitaliseren sermayeye katmak, sermayeye donusturmek,,Kapitaliseren
Kar Payi dividend(,en),Kar Payi
Karalayarak Yazmak kladden,Karalayarak Yazmak
Karaya Oturtmak Stranden,Karaya Oturtmak
Karnemelk ayran, ,Karnemelk
Karnen yag cikarmak,yagini ayirmak,,Karnen
Kattenkwaad yaramazlik,haylazlik,muziplik,seytanlik,,Kattenkwaad
Katzwijm sicakdan bayilma hissi,sicakdan bayilma hali,sicakdan yikilma,sicakdan bayilip dusmek,,Katzwijm
kavgaya -, in gevecht) raken met, 14 (bahse / wedden om,
kavrama yetisi begrip bevattingsvermogen (ayrım yetisi)
Kaya Rots,Kaya
Kayak Ski,Kayak
Kayak Ayakkabisi Skischoenen,Kayak Ayakkabisi
Kayak Bastonu Skistok,Kayak Bastonu
Kayak Yapmak Skien,Kayak Yapmak
Kayak Yuksek Atlama Skischans,Kayak Yuksek Atlama
Kayalik Rotsachtig,Kayalik
Kaybetmek Verloren,Kwijtraken,Inscheiten,Verliezen ,,Kaybetmek
Kaybetmis kwijt,Kaybetmis
Kaybolmak verdwijnen,Kaybolmak
Kaybolmus Verloren ,Kaybolmus
Kaydetmek Inschrijven,Register,Registreren,Bijboeken,,Kaydetmek
Kaydetmek,2 boeken,Kaydetmek,2
Kaydolmak Inschrijven,Kaydolmak
Kaygan Vlak,Kaygan
Kaygana panekoek,Kaygana
Kaygi Endise bezorgdheid,Kaygi Endise
Kaygi Verici Angstid,Verontrustend ,Kaygi Verici
kaygılı ongerust, bezorgd
Kaygisiz Zorgeloos,Kaygisiz
kaygısız onbezorg onbekommerd, zorgeloos
Kayik Boot,Kayik
Kayin Birader zwager,Kayin Birader
Kayin Peder schoonvader,Kayin Peder
Kayinbaba Schoonvader,Kayinbaba
Kayinpeder Schoonvader,Kayinpeder
Kayinvalide Schoonjmoeder,Kayinvalide
Kayip kwijt,Verlies ,Vermiste ,Verloren ,,Kayip
Kayip (Izi) Spoorloos,Kayip (Izi)
Kayip Etmek wegmaken,Kayip Etmek
Kayip Olmak wegwezen,wegkomen,wegraken,Kayip Olmak
kayırıcı begunstiger d. helper d.
Kayirmak bevoordelen,Kayirmak
Kayis Gordel,Kayis
Kayisi Abrikoos,Kayisi
kayıt defteri register nüfus kütüğü bevolkingsregister
kayıt vb. için) zich aanmelden, zich opgeven, 10 (sezdirmek, çıtlatmak) te
Kayitsiz Nalatig,Kayitsiz
Kayma Tehlikesi Slipgevaar,Kayma Tehlikesi
Kaymak ( sut) Slagroom,Kaymak ( sut)
Kaymak,1 Glijden ,Slippen,Kaymak,1
Kaynak Bron,wel,Kaynak
Kaynakca biblografie,Kaynakca
kaynaklanan ontstaan uit, voortkomen uit
Kaynaklanmak Voortkomen ,Kaynaklanmak
Kaynamak krioelen,koken,Kaynamak
Kaynana Schoonjmoeder,Kaynana
Kaynasmak Fuseren,krioelen,Kaynasmak
Kaynatma kook,Kaynatma
Kaynatmak Smeden,Kaynatmak
kaynayarak küçülmek, koyulaşmak, topaklaşmak,
Kayser keizer,Kayser
Keihard,2 muthis,acayip,korkunc,acimasiz,,Keihard,2
Keizer imparator,kayser,,Keizer
kemirici hayvanlar muul d. 2 (nehir inlaat d. invaart d. monding d. 3
Ketel kazan,duduklu caydanlik,,Ketel
Ketenen zincire vurmak,parangaya vurmak,ozgurlugu kisitlanmak,mabusda kalmak,,Ketenen
Keuring kontrol,muayene,tibbi tetkik,saglik kontrolu,,Keuring
Keuringsdienst muayene dairesi,tetkik dairesi,,Keuringsdienst
Keuringsraad muayene heyeti,muayene kurulu,genel kontrol kurulu,tam ,,Keuringsraad
Kezen kedi,kopek hayvan kic koklayarak sikmesi,hayvanlarda koklasarak sikisme, ,,Kezen
Ki Oraya waarheen,Ki Oraya
Kibarlik Taslayan Snobistisch,Kibarlik Taslayan
kiesstem oy, rey, de men tellen oylari saymak, meerderheid van men oy
Kilciklarini Ayirmak Fileren,Kilciklarini Ayirmak
Kinderbijslag cocuk parasi,yeni dogan cocuklara verilen odenek, ayda bir verilen cocuk parasi, ,,Kinderbijslag
Kinderschoenen cocuk ayakkabisi, ,Kinderschoenen
Kink,2 ani bir olay ceyran etmesi,Kink,2
Kir Ve Coban Hayatini Anlatan pastoraal,Kir Ve Coban Hayatini Anlatan
Kiraya Verilen pacht,Kiraya Verilen
Kiraya Verme Verhuur ,Kiraya Verme
Kiraya Vermek Verhuren ,Kiraya Vermek
Kirkayak duizendpoot(poten),Kirkayak
Klacht Sikayet,Klacht
Klachten sikayet, ,Klachten
Klachtschrijf sikayet dilekcesi, ,Klachtschrijf
Kladden karalayarak yazmak,kotu yazmak,lekelemek,kotu boyamak,,Kladden
Klager davaci,sikayetci,,Klager
Klagerig sikayetci,sikayeci olan,,Klagerig
kledingstuk kötü elbise, pili pirti, de steken met... ile alay
kleingeestig dar kafali, bağnaz, anlayişi kit
Kleinzielig dar kafali,anlayisi kit,,Kleinzielig
Klimaatverandering hava degismesi,hastaya verilen ilyilesme tatil izni,,Klimaatverandering
Kliniek d klinik,ayakda tedavi merkezi,,Kliniek d
Klonen,2 insanin kopyesini olusturmak,hayvanin kopyesisi olusturmak,Klonen,2
Klos makara,bobin,sargi,payanda,,Klos
Knellen,Dar Gelmek sikmak,bogmak,ayakkabi vurmasi,can sikmak,,Knellen,Dar Gelmek
Knuffelbeest oyuncak hayvan,cocuklar icin sevimli hayvan oyuncak,,Knuffelbeest
Kobay Cavia,Kobay
Koetsier paytoncu,faytoncu,,Koetsier
Koken(nl) Pisirmek,kaynamak,Koken(nl)
Koklayarak Aramak Snuffelen,Koklayarak Aramak
Kolay Gemakkelijk,Makkelijk,Kolay
Kolay Eenvoudig,Kolay
kolay kirlenir, een e kleur kolay kirlenen renk,
kolay gemakkelijk, niet moeilijk, 4 (yiyecek) licht, verteerbaar, 5 (uyku,
Kolay Is bagatel,Kolay Is
Kolay Kirilir Fragiel,Kolay Kirilir
Kolay Usutmek Vatbaar ,Kolay Usutmek
Kolaylastirmak Verzachten,Kolaylastirmak
Kolaylik Faciliteit,Voorziening ,Kolaylik
Komaf iyi ayileden olmak,koken,soy,asil aileden,,Komaf
Kook pisirmek,haslama,kaynatma, ,,Kook
Kopek Hayvan Kic Koklayarak Sikmesi kezen,Kopek Hayvan Kic Koklayarak Sikmesi
Kosten masraf,gider,para etmek,hayatina mal olmak,,Kosten
Kosum/Yuk Hayvani trekdier h(,en),Kosum/Yuk Hayvani
Koyde Yasayan dorpsbewoner(,s),Koyde Yasayan
Kraak kirmak,bos evi isgal etmek,ev soymak,bilgisayar icine girmek,,Kraak
Krek ayni olmak,benzemek,tamamen, ,,Krek
Krenterig cimri,eli siki,para saklama hastasi,anlayisi kit,,Krenterig
Krioelen kaynasmak,kaynamak,insan toplulugu,dolup tasan insanlar,,Krioelen
Kroep krup,krup hastaligi,kuspalazi gibi bogaz iltihabi, hirtlak tutulmasi sikayeti,,Kroep
Krombenig paydak,carpik pacakli,seyanmi seytan,kurnaz ayak,,Krombenig
Kroniek gunlem,kronik,kose yazari,tarihi hikaye,,Kroniek
Krop bir bas marul,taslik,kursak,kanatli hayvanlarda bogaz,,Krop
Kruidenthee bitki cayi, ,Kruidenthee
Kudde(nl) hayvan kumesi,suru,surek,cemaat,,Kudde(nl)
küfür ineens schelden, 11 / (dayak een pak slaag geven, 12
Kullanilmayan Ongebruikelijk,Kullanilmayan
kullanılmayan ongebruikelijk, 5 (elbise, dil, göçüş vb.) ouderwets,
Kullanmaya Baslamak Aanbreken,Kullanmaya Baslamak
Kuluckaya Yatmak broeden,Kuluckaya Yatmak
Kunsmatige Uitgang Yatay Anus,Kunsmatige Uitgang
Kunst Sanat,yapay,suni,taklit,,Kunst
Kunstzin sanat anlayisi,sanat zevki ve duygusu,,Kunstzin
Kurnaz Ayak krombenig,Kurnaz Ayak
Kursun Kalem Potlood,Crayon,Kursun Kalem
Kurultay Congres,Kurultay
Kutup Ayisi Ijsbeer,Kutup Ayisi
Kuyruk Sallayan kwikstaart,Kuyruk Sallayan
Kwalijk Ayip,kotu,cirkin,ayip,,Kwalijk
Kwartal uc ay,uc ayda odenen,senenin dorte biri, ,,Kwartal
Kwee ayva, ,Kwee
Kweeboom ayva agaci, ,Kweeboom
Kwiek hayat dolu,enerjik,diri,cevik,,Kwiek
Kwijt kayip,yok,yitirmis olmak,kaybetmis,,Kwijt
kwijt kayip, b) (kapot) bozuk, naar de zijn a) (geld, kans, reputatie)
Kwijtraken Kaybetmek,Kwijtraken
Kwikstaart kuyruk sallayan, ,Kwikstaart
Laat me m’n werk doen. Bırak işimi yapayım.
Laatdunkend Hayali,Kuruntulu,Laatdunkend
Laatdunkenheid Hayal,Kurgu,Laatdunkenheid
Labiel Saglam Olmayan,Labiel
Lady Bayan,Hanim,Lady
laftan anlamayani etmeli tekdir) tekdirden anlamayanin hakki kötektir, 3
Lakayt Onverschillig,Indifferent,Lakayt
Lakayt Kalmak Geen Nota Nemen,Zich Niet Storen (Aan),Lakayt Kalmak
Lamenteren Sizlanmak,Haykirmak,Lamenteren
lamp işik, lamba, het aandoen işiği açmak, 3 (venster) aydinlik, 4
land himaye altindaki devlet
Landen Karaya Cikarmak,Landen
Langdradig Detayli,Sikici,Langdradig
Langlaufen Kayak Yapmak,Langlaufen
Lankmoedig Sabirli,Dayanikli,Lankmoedig
Las Baglanti,Kaynak Yeri,Las
Lassen Kaynak Yapmak,Lassen
Lasser Kaynakci,Lasser
Lastdier Yuk Hayvani,Lastdier
Layik Waard,Passend,behoorlij,Layik
Layik Olmak Verdienen,Layik Olmak
Lazcm Nodig,Saymak,Lazcm
Leefwijze Hayat Tarzi,Leefwijze
Leeuwedeel Aslan Payi,Leeuwedeel
Leeuwerik Cayirkusu,Leeuwerik
Lel Kulak Memesi,Hayvanlarda Imik,Lel
Lerares Bayan Ogretmen,Lerares
leren tekrarlaya tekrarlaya öğretmek
Leugenachtig Yalanci,Gercek Olmayan,Leugenachtig
Leukweg Kayitsiz,Ehemmiyetsiz,Leukweg
Leus (Leuze) Bir Seyi Benzerlerinden Ayiran Ozellik,Leus (Leuze)
Leven Yasamak,Hayat,Canlilik,Yasam Suresi,,Leven
leven canlilik, hareket, 3 velvele, yaygara, veel over iets
Levend Canli,Yasayan,Canli Tablo,Levend
levendigheid canlilik, hareket, hayat, er is in de handel ticarette
Levensbelang Hayati Onem,Levensbelang
Levensbeschouwing Hayat Gorusu,Levensbeschouwing
Levensduur Dayanim,Saglamlilik,Levensduur
Levensgenieter Hayatin Tadini Cikaran,Levensgenieter
Levensgezel Hayat Arkadasi,Can Yoldasi,Levensgezel
Levenshouding Yasayis,Levenshouding
Levenslang Hayat Boyunca,Levenslang
Levensloop Hayatin Gidisi,Biyografi,Levensloop
Levensmoe Hayattan Bezmis Olan,Levensmoe
Levensopvatting Hayat Felsefesi,Levensopvatting
Levenstandaard Hayat Standardi,Levenstandaard
Levensverzekering Hayat Sigortasi Sirketi,Levensverzekering
Levensvoorwaarde Hayat Sarti,Levensvoorwaarde
levenswijze hayat tarzi, het is geen yakişmaz, yakişir bir şey değil II
Lezenswaardig Okumaya Deger,Lezenswaardig
Licht Aydinlik,Hafif,Isik,Acik Renk,,Licht
licht işin yaymak, II gs, (, is ) isi veya işik yayilmak
Lichtbron Isik Kaynagi,Lichtbron
Lichterlaaie Cayir Cayi Yanmak,Lichterlaaie
Liedje Sarki,Ayar,Liedje
Liefdadig Hayirsever,Sefkatli,Liefdadig
Liefde is als oorlog gemakkelijk te beginnen, maar moeilijk te beeindigen. ask savas gibidir. baslamasi kolay ama bitirmesi zor..!
liggen uzanmak, 9 ( is ) (zich uitstrekken) uzanmak, yayilmak, de weg
Lijfstraf Dayak Atma,Bedensel Ceza,Lijfstraf
Lijnrecht Dosdogru,Zaman Kaybetmeden,Lijnrecht
lijst v, kandidaten) aday listesi, een indienen aday listesi sunmak
Linea Recta Dosdogru,Zaman Kaybetmeden,Linea Recta
Live Uitzending Canli Yayin,Live Uitzending
Logies Han,Kervansaray,kalacak yer,Logies
Loodje Dolgu,Kozu Kaybetme,Loodje
Loopje Yaya Gezinti,Loopje
Loops Es Isteme Zamani Gelmis (Hayvan),Loops
Loos Ici Bos,Dogru Olmayan,Loos
Lopend Yuruyen,Yayan,Lopend
Losbranden Yakarak Ayirmak,Losbranden
Losjes Oynak,Kolayca,Icli Disli,Losjes
Loskomen Cezaevinden Ayrilmak,Konusmaya Baslamak,Loskomen
Loskoppelen Bir Birinden Ayirmak,Loskoppelen
Luchtkasteel Hayal,Luchtkasteel
luchtruimte uzay, feza,
Luchtsprong Sicrayis,Havada Takla Atmak,Luchtsprong
Ludiek Oyun Gibi,Ciddi Olmayan,Ludiek
Luistervaardigheid Anlayis,Luistervaardigheid
Luitenant Kolonel Yarbay,Luitenant Kolonel
Luizen Bitlerini Ayiklamak,Luizen
maaltijd yemek, sofra, aan ! sofraya! yemeğe! de afnemen sofrayi
Maan Ay,Yeni Hilal,Dolunay,Maan
Maanblad Aylik Dergi,Maanblad
Maand Ay,Senenin Onikide Biri,Maand
Maand Ay
Maand Ay
Maandelijks Ayda Bir,Aylik,Her Ay,Maandelijks
Maandenlang Aylarca,Maandenlang
Maandkaart Aylik Bilet,Maandkaart
Maanlicht Ay Isigi,Mehtap,Maanlicht
Maansverduistering Ay Tutulmasi,Maansverduistering
Maanziek Ay Hastasi,Maanziek
Maanziekte Ay Hastaligi,Ay Tutmasi,Maanziekte
Maart Mart Ayi,Maart
Maceraya Atilmak Zich In Een Avontuur Storten,Maceraya Atilmak
Madeliefje Cayirpapatyasi,Koyungozu,Madeliefje
Mager Zayif,Yagsiz,Mager
mager zayi ince, er uitzien zayif görünmek, 3 (armoedig) fakir,
Mailing Postalama,Alaya Alma,Mailing
Makale Artikel,Behandeling,Essay,Makale
Makaraya Almak Foppen,Bespotten,Makaraya Almak
Makkelijk Kolay,Zahmetsiz,Makkelijk
Makkie Cok Kolay Is,Makkie
Maksata Aykiri Ondoelmatik,Maksata Aykiri
Manayi Tekit Icin Kullanilan Mukerrer Kelime Stopwoord,Manayi Tekit Icin Kullanilan Mukerrer Kelime
Maneschijn Ay Isigi,Mehtap,Maneschijn
Marineofficer Bahriye Subayi,Marineofficer
Maritiem Donanmaya Ait,Maritiem
Matroos Gemici,Tayfa,Matroos
Maya Zuurdeeg,Gist,Karakter,Maya
Mayalamak Gisten ,Mayalamak
Mayasil Eczeem,Mayasil
Maydonoz Peterselie,Maydonoz
Mayhos Zoetzuur,Zuurachtig,Mayhos
Mayin Mijnwerker,Mayin
Mayis Mei,Droge Koeiemest,Mayis
Mayis mei
Mayismak Slaperig Zijn,Dommelen,Mayismak
Maymun Aap,Maymun
Maymun Gozunu Acti Nu Zijn We Op De Hoogste,Maymun Gozunu Acti
Maymun Istahli Grillig,Maymun Istahli
Maymuncuk Aapje,Loper,Maymuncuk
Mayo Zwembroek,Badpak,Gympak,Mayo
Mayonaise Mayonez,Mayonaise
Mayonez Mayonaise,Slasaus,Mayonez
Maytap Vuurpij,Spot,Maytap
med/tib nikris, (ayakta) gut hastaliği
Medeleven Acisini Paylasmak,Medeleven
Mediteren Hayale Dalmak,Mediteren
Meeleven Ayni Duygulara Sahip Olmak,Meeleven
Mei Mayis,Mei
mei Mayis
Meid Kiz,Kucuk Bayan,Hizmetci Kiz,Meid
Meikever Mayisbocegi,Meikever
Meisjesgek Kiz Delisi,Maymun Istahli,Meisjesgek
Meiweer Mayis Havasi,Meiweer
Melande Karisim,Kaynasma,Melande
Memeli Hayvan Zoogdier,Memeli Hayvan
Memorabel Hatirlamaya Deger,Memorabel
Meneer Bay,Bey,Efendi,Meneer
Meningsverschil Fikir Ayriligi,Meningsverschil
Mensaap Insanimsi Maymun,Mensaap
Merhabayi Kesmek Niet Meer Groeten,Merhabayi Kesmek
met een apparaat kunnen) bir aygiti/araci kullanmasini bilmek, niet met
Met Uw Verlof! Ayiptir Soylemesi,Met Uw Verlof!
Met wie ben jij hier gekomen? Buraya kiminle geldin?
Metaalindustrie Metal Sanayi,Metaalindustrie
Meteen Derhal,Hemen,Hemen Ayni Zamanda,Birden,,Meteen
Meter Sayac,Metre,Meter
Meterstand Sayac,Meterstand
Meubelen Dayayip Dosemek,Meubelen
Mevrouv Bayan,Hanimefendi,Mevrouv
Mevrouw Bayan,Hanimefendi,Mevrouw
Meydan Dayagi Openbare Afranseling,Meydan Dayagi
Middagpauze Ogle Paydosu,Middagpauze
Middelen Ortalama Olmak,Ortayi Bulmak,Middelen
mijmeren hayal kurmak, dalmak, zit je weer te ? midye mi
Mijn leven Hayatim
Mijnlegger Mayin Doseme Gemisi,Mijnlegger
Mijnveld Mayin Tarlasi,Mijnveld
Mijnworm Eklem Kaynasmasi,Mijnworm
Minderjarig Resit Olmayan,Minderjarig
Minnetjes Zayif,Fena,Minnetjes
Miralay Kolonel,Miralay
Misdaad Suc,Cinayet,Misdaad
Misdeeld Kotu Ayrilmis,Misdeeld
Misleiden Aldaymak,Ihanet Etmek,Misleiden
Mislopen Yolunu Kaybetmek,Basarisizliga Ugramak,Mislopen
Misprijzen Ayiplamak,Kusur Bulmak,Misprijzen
Misrekenen Hayal Kirikligina Ugramak,Misrekenen
Mits Sayet,Olmasi Sartiyla,Yeter Ki,Mits
Mitsdien Buna Gore,Bundan Dolayi,Mitsdien
Modaya Uymak In De Mode Zijn,Modaya Uymak
Modieus Modaya Uygun,Modieus
Moederlijk Anaya Ozgu,Moederlijk
Moederziel Yapayalniz,Yalnizca,Moederziel
moeilijk ~ kolay "zor makkelijk"
Moeiteloos Zahmetsiz,Kolayca,Moeiteloos
Monddood Konusmayan,Monddood
Moord Cinayet,Moord
Moordzaak Cinayet Davasi,Moordzaak
Mormel Korkunc Hayalet,Asiri Cirkin,Mormel
Muayene Onderzoek,Visitatie,keuring,Muayene
Muayene Dairesi keuringsdienst,Muayene Dairesi
Muayene Heyeti keuringsraad,Muayene Heyeti
Muayene Kurulu keuringsraad,Muayene Kurulu
Muayene Odasi Spreekkamer,Muayene Odasi
Muayene Saati Spreekuur,Muayene Saati
muayeneden geç- ) controle ondergaan, 12 (modası vb. uit de mode zijn,
Muf Bayat,Somurtkan,Kuflu,Muf
Muhalefet Adayi tegenkandidaat d(daten),Muhalefet Adayi
Muil Hayvan Agzi,Melez,Muil
Muildier Melez Hayvan,Muildier
Mukayese Vergelijk,Mukayese
Mukayyet Gebonden,Voorwaardelijk,Mukayyet
Mukayyet Olmak behartigen,Mukayyet Olmak
Mulayim Glooiend,Goedmoedig,Mulayim
Munteenheid Para Ayari,Munteenheid
mutluluk paylaşilarak büyür)
Mutualiteit Karsilikli Dayanisma,Mutualiteit
Muurvast Kaya Gibi,Muurvast
Muzayede Veiling,Muzayede
naaimachine enz, ayakla işletmek 4 (zwaar onderdrukken) ezmek, eziyet
naar zijn vader oğlan babasina çeker, II gs, (, ) op benzemek, ayni
Naarstig gayretli,hamarat,Naarstig
Nalatig ihmalci,kayitsiz,Nalatig
Narcotisch Bayiltici,Narkoz,Narcotisch
Naylon Nylon,Naylon
Nee Hayir,Nee
Nee(N) hayir,Nee(N)
Niet Degil,Olumsuzluk,Hayir,Niet
niet glijdend) ağir, ağir kayan, hand/tic durgun, hareketsiz, 3 (niet
niet om geven, 17 /, (kafaya geobsedeerd zijn, niet
niet los siki, 9 (onroerend) taşinmaz, gayrimenkul, e goederen taşinmaz
niet militair sivil, asker olmayan, 3 (eenvoudig) sade, basit,
niet vriendelijk soğuk, sevimsiz, hissiz, kayitsiz, duvar gibi, een le
Nihayet Eindelijk,tenslotte,Nihayet
Nijlpaard suaygiri,Nijlpaard
Nijverheid sanayi,endustri,Nijverheid
Nogal Baya,Hayli,Oldukca,Nogal
Novelle oyku,hikaye,Novelle
Nuchter ayik,Nuchter
Nufus Sayimi Volkstelling ,Nufus Sayimi
Numeriek sayisal,Numeriek
Nummer numara,Sayi,Nummer
nut yarar, fayda, çikar, ieder zoekt zijn herkes kârini arar, fig/mec
Nylon naylon,Nylon
Ocak (Ayi) Januari,Ocak (Ayi)
Odaga Ayarlamak Focussen,Odaga Ayarlamak
Officier Subay,Officier
Ofkeden Kendini Kaybetmek tilt dp~slaan(van personen),Ofkeden Kendini Kaybetmek
Ofsay buitenspel,Ofsay
Okuldan Kaytarmak Spijbelen,Okuldan Kaytarmak
Okuma Zayifligi dyslexie,Okuma Zayifligi
Olay Gebeurtenis,Incident,Evenement,Fenomeen,,Olay
Olay,2 Voorval ,Olay,2
olaylar overlappen, in contact komen
Olmasaydi behoudens,Olmasaydi
Olmayan Slank,Olmayan
ölü hayvan, van dieren) opzetten, 7 (kadro vb.) bezetten, 8 (diş, tanden)
Olu Kimirtamayan kalkaanslag,,Olu Kimirtamayan
ölüm, zijn is een groot verlies ölümü büyük kayiptir
Omkomen Hayatini Yitirmek,Omkomen
Omroep Radyo Yayin Kurumu,Omroep
omverlopen yürüyerek devirmek, yikmak, eet tafeltje masayi yürürken
On (sayi) Tien,On (sayi)
Ona " aan haar (bayanlar iciin)"
onaandoenlijk etkilenmeden, kayitsiz, aldirmadan,
Onamayan Afkeurend,Onamayan
Onay Toestemming (de),Erkenning,bijval,Onay
Onbegrip Anlayissizlik,Onbegrip
Onbestelbaar Adresi Olmayan,Onbestelbaar
Onder Narkose Bringen Bayiltmak,Onder Narkose Bringen
Ondergetekende Imzalayan,Ondergetekende
ondersteunen dayanmak, destek olmak, 2 (reiken) yetişmek, ulaşmak,
ondersteuning destek, dayanak, yardim, 3 (uitkering) ödenek, van de
Onderverdelen Alt Bolumlere Ayirmak,Onderverdelen
Onderzoek Arastirmak,Muayene,Onderzoek
Ondraaglijk Dayanilmaz,Ondraaglijk
Oneerbiedig Saygisiz,Oneerbiedig
önemsememe haydi sende, (öyle şey olmaz vb.) dat kan toch niet! (dat
Ongebruikelijk Eski,Kullanilmayan,Ongebruikelijk
onrijp taze, 3 (onervaren) acemi, çaylak, II h, yeşil renk, III de Groenen
onsamenhangend derli toplu olmayan, rabitasiz,
Ontelbaar Saygisiz,Ontelbaar
Onu " haar (bayanlar icin)"
onvermijdelijk kaçinilmaz, zorunlu, een afscheid kaçinilmaz bir ayrilik,
onvoordelig kârsiz, yararsiz, faydasiz
Oom Amca,Dayi,Oom
oorlog patlak vermek, başlamak, (ziekte) aniden ortaya çikmak, 3 het weet
oorzakelijk dan/den, yüzünden, dan/den dolayi, sterven de honger
op school ceza olarak beklemek, cezaya kalmak
openvouwen açmak, yaymak, germek, de vleugels a) kanatlari açmak,
ophijsen yukari kaldirmak, het anker scheep/den çapayi yukari çekmek
ophouden met birakmak, vazgeçmek, terk etmek, het roken sigarayi
Or Dolayi,Onun Araciligi Ile,Gebod,Or
Oraya daar,daarheen,Er,Oraya
Organ Bagislayan donor(,s,en),Organ Bagislayan
Ortaya Verschijnen,Ortaya
Ortaya Cikarmak Achterhalen,Ortaya Cikarmak
Ortaya Cikmak Voordoen ,Ortaya Cikmak
ortaya çıkması olası) ontvankelijk, vatbaar
Oyku Hikaye Verhaal ,Oyku Hikaye
Oynamayi Seven Speels,Oynamayi Seven
Oyuncak Hayvan knuffelbeest,Oyuncak Hayvan
Paadje patika yol,keci yolu,dar yol,arazi yaya yolu,,Paadje
Paadje,2 fundalik yaya yolu,calilik ova yaya yolu,ara yol,ara yol,,Paadje,2
Paardenmarkt at pazari,at panayiri,,Paardenmarkt
Paardje kucuk at,tay,poni, ,,Paardje
Paardrijdster bayan at binici, ,Paardrijdster
Paartijd ciflesme zamani,hayvanlarda eslesme zamani,,Paartijd
Paasfeest paskalya bayrami, ,Paasfeest
Pabklaar tavalik,tavaya hazir,uygulamaya hazir,hazir cozum,,Pabklaar
Pacht icar suresi,kira sozlesmesi,icar kontrati,kiraya verilen,,Pacht
Pacifiste bayan barissever,baris severyanlisi bayan,,Pacifiste
Padvindster bayan izci,bayan yavrukurt,,Padvindster
Pagina Sayfa,sahife,Pagina
Pagineren sayfalari numaralamak, ,Pagineren
Pailette elbise susleme pulu,pul,payet, ,,Pailette
Pakistaanse bayan pakistanli, ,Pakistaanse
Paleis saray,het pleis justitie,adliye sarayi, ,,Paleis
Palestijnse bayan filistinli, ,Palestijnse
Paneel,2 kapi aynasi,Paneel,2
Panekoek kaygana,tava gozlemesi,,Panekoek
Papatya Cayi kamillethee,Papatya Cayi
Pappot ana evinde kalmak,ana evinden ayrilmamak,,Pappot
Parade gosteris,gecit,alay, ,,Parade
Parademars gosteris,resmi gecit,alay mars yuruyusu,askeri mars yuruyusu,,Parademars
Paradieren alay ederek taklidini yapmak,yansilamak,gulunc ederek taklit etmek, ,,Paradieren
Paradox aykiri dusunce,paradoks,catiski,aykirikani,,Paradox
Paradoxaal paradoks gibi,aykiri dusunce niteliginde,aykiri gorunen,gercek disi soylemeler,,Paradoxaal
Paraguay Paraguay, ,Paraguay
Parangaya Vurmak ketenen,Parangaya Vurmak
Paranormaal duyu otesi,duyu organlariyla algilanamayan,hayalet goren, ,,Paranormaal
Parenthese ayrac,parantec,ara soz, ,,Parenthese
Pari esit,ayni,ayni degerde,ozdes,,Pari
Park Sayaci parkeermeter,Park Sayaci
Parkeermeter park sayaci, ,Parkeermeter
Parmakla Birseyle Oynayip Durmak Frunnuiken,Parmakla Birseyle Oynayip Durmak
Part kisim,bolum,pay,ules,,Part
Partaym parttime,Partaym
Partaym Gorev parttimefunctie,Partaym Gorev
Partiel kismi,cuzi,kismen,genel olmayan,,Partiel
Parttime yarim gunluk,partaym,tam gun olmayan,yarim gunluk is,,Parttime
Parttimebaan yarim gun calisan,yarim gunlukcu,devali olmayan is, ,,Parttimebaan
Parttimefunctie yarim gunluk is gorevi,partaym gorev,yarim is, ,,Parttimefunctie
Paskalya Bayrami paasfeest,Paskalya Bayrami
Paskalyadan Sonraki Ellinci Gun Bayrami pinksteren,Paskalyadan Sonraki Ellinci Gun Bayrami
Pasklaar provaya hazir,hazir,dort dortluk,dortbasi mamur,,Pasklaar
Passant yoldan gecen kimse,bu arada,ayni zamanda, ,,Passant
Passer bergel,yaycizer,,Passer
Pasteuriseren pastorize etmek,belirli isida kaynatilmis sut,,Pasteuriseren
pastor enz, imam, ayin lideri
Pastoraal papazlik ve depastoral,patoralla ilgili,kir ve coban hayatini anlatan, ,,Pastoraal
Patenle Kaymak Schaatsen,Patenle Kaymak
Patiente bayan hasta, ,Patiente
Patientenbestand hasta mevcudu,hasta sayisi,hasta kayit listesi, ,,Patientenbestand
Patlayici Springstof,Patlayici
Patronaat himaye,koruma,hamilik, ,,Patronaat
Patroon fisek,mermi,batlayici, ,,Patroon
Pauze mola,ara,tenefus,paydos,,Pauze
Paviljoen sahil cay bahcesi,sahil gazinosu,pavyon,sergi bolumu,,Paviljoen
Pay Aandeel,part,Pay
Pay "Pay per click per click "
Pay per click "Pay per click"
Pay Sendi Aandeel,Pay Sendi
Payanda klos,Payanda
Paydak krombenig,Paydak
Paydos pauze,Paydos
Payet pailette,Payet
Paylasmak delen,Paylasmak
Paytoncu koetsier,Paytoncu
Pc computer,ev bilgisayari,kucuk kapasiteli komputur, ,,Pc
Pedal pedal,ayaklik,gaz pedali,debrijaj bedali,,Pedal
Pedal/Ayak Freni terugtraprem d(,men),Pedal/Ayak Freni
Pedicure pedikur,ayak bakimi,pedikurcu, ,,Pedicure
Pellen soymak,kabugunu soymak,cikarmak,yumurtayi soymak,,Pellen
Penaant bina temelinde kopru payanda, ,Penaant
Performer gosteri yapan,gosteri hazirlayan kimse,artis,oyuncu,,Performer
Perplex cok saskin,dilini yutma,hayrete dusme,sasirmak,,Perplex
Personel Kaybi Verloop ,Personel Kaybi
persoon dönek, kaypak, sebatsiz
persoon adam, zijn staan (moeilijkheden) ayak diremek, (tegen personen)
Peruanse perulu kiz/bayan,perulu,,Peruanse
Perulu Kiz/Bayan peruanse,Perulu Kiz/Bayan
Pesten alay ederek dalga gecmek,alay ederek dalga gecmek,sinirlendirmek,sikmak,,Pesten
Peterseli maydonoz, ,Peterseli
Piedestal sutun ayagi,heykel ayagi,,Piedestal
Pier iskele,yaya gecit,solucan,yer solucani,,Pier
Piessen,Sidik Dokmek isemek,altina kacirmak,ayakda isemek, ,,Piessen,Sidik Dokmek
Pijler direk,sutun,dayak,destek,,Pijler
Piment jamayik biberi, ,Piment
Pimpelaar ickici,ayyas,kafa ceken,sarhos gezen,,Pimpelaar
Pinksteren hamsi yortusu,paskalyadan sonraki ellinci gun bayrami,,Pinksteren
Pioen Roos ayigulu,yersakayagi,cinsakayagi, ,,Pioen Roos
Piraat korsan radyo, yayin,,Piraat
Pirildayan Schitterend,Pirildayan
piyasaya - ) in omloop brengen, 11 (piyasaya kaçak sür illegaal
piyasayi segmentlere segmentatie
Plaageest bas belasi insan,karin agrisi insan,takilma hastasi herif,alay etme hastasi insan,,Plaageest
Plaats Vervangster bayan vekil,yerine bakan,gecici gorevli,muavin,,Plaats Vervangster
plat/argo nallari dikmek, zibarmak, ahreti/tahtali köyü boylamak, zartayi
plat/argo ortaya çikmak, ortalikta görünmek, II g, ( , h, ) arayip
plat/argo seçmek, ayirmak
plusteken arti işareti, arti, ayrica, een draaitafel een plaat bir pikap
politikaya uygun
postbode postaci, per postayla, met de eerste ilk postayla
pratik olmayan, kuramsal,
Provaya Hazir pasklaar,Provaya Hazir
Radyo Yayin Kurumu Omroep,Radyo Yayin Kurumu
rakam vb.) afgetrokken worden, 34 (elbise kayıp -, kleren enz.) uit/af
regelen düzenlemek, dayayip döşemek, yerleştirmek, tertip etmek, çeki
Register Kaydetmek,Register
Registreren Kaydetmek,Registreren
rekabet concurrentie d. 3 (gayret) rivaliteit d. wedijver d.
Reserveren Ayirtmak,Reserveren
resmi belge vermek, 3 (verspreiden) yaymak, birakmak, vuur bir
Respect tonen Saygi Gostermek,Respect tonen
Respectvol Saygili,Respectvol
rondvertellen her yere yaymak
Rots Kaya,Rots
Rotsachtig Kayalik,Rotsachtig
Ruimte Uzay,Ruimte
s (geschrift) önerge, teskere, van toelichting aydinlatici yazi
sabahlayan nachtbraker d.
Sabit Muayyen bepaald,Sabit Muayyen
Sabrediniz ve cezalandırmayınız. O, gij geduldig en niet straffen!
Sacrament Ayin,Sacrament
sağa, sola kaydır schuiven, 9 (tarla beploegen, ploegen,
Sage Masal, hikaye,Sage
Sahil Cay Bahcesi paviljoen,Sahil Cay Bahcesi
Salvo Selam Topu, yaylim atesi,Salvo
Sanat Anlayisi kunstzin,Sanat Anlayisi
Sanayi Industrie,Nijverheid,bedrijfsleven,Sanayi
Sanayi Merkezi Industriecentrum,Sanayi Merkezi
Sanayilesme Industrialisatie,Sanayilesme
Saray paleis,Saray
Sayac teller d(,s),Meter,Meterstand,Sayac
Saydam doorzichtig,transparant,Saydam
Sayesinde dankzij,Sayesinde
Sayet Als,Mits,Ingeval,Sayet
Sayetmek Streven,Sayetmek
Sayfa Pagina,Bladzijde,Sayfa
Sayfalari Numaralamak pagineren,Sayfalari Numaralamak
Saygi Achting,Eerbied,Saygi
Saygi Duymak Eerbiedigen,Saygi Duymak
Saygi Gostermek Eren,Respect tonen,Saygi Gostermek
Saygideger Achtbaar,Saygideger
Saygili Respectvol,Eerbiedig,Saygili
Saygin Eerbiedwaardig,Saygin
Saygin Aanzienlijk,Saygin
Saygın olmak malla, cömertlik ise takva ile olur. Wordt prestigieuze komt met rijkdom en met de taqwa (vrees van God) komt met vrijgevigheid
Sayginlik Consideratie,Aanzien,Sayginlik
SayginSaygi Deger Geacht,SayginSaygi Deger
Saygisiz Oneerbiedig,Saygisiz
Sayi Nummer,Aantal,Cijfer,tel/tal d(,len),,Sayi
Sayi Kazanmak Scoren,Sayi Kazanmak
Sayi Rakam Getal ,Sayi Rakam
Sayiklamak Ijlen,Sayiklamak
Sayin wel edele,wele delgestrenge,Sayin
Sayisal Numeriek,Sayisal
Sayisiz Ontelbaar,talrijk,talloos,Sayisiz
Sayma telling,Sayma
Saymak Tellen,Aanmerken,Saymak
Saymakgozu Ile Bakmak beschouwem als,Saymakgozu Ile Bakmak
Sayman Accountant,Sayman
Schaamstreek Ayip Yeri,Schaamstreek
Schaamte Utanma, ar, haya,Schaamte
Schaatsen Patenle Kaymak, paten yapmak,Schaatsen
Scham Je! Ayip Ediyorsun,Scham Je!
Schamper Alayli, istihzali,Schamper
Schande Ayip, rezalet, utanacak sey,Schande
Scheiden Bosanmak,Ayrilmak,Ayirmak,Scheiden
Scheiding Ayrilma, ayirma,Scheiding
Scherpzinnigheid Dirayet, feraset,Scherpzinnigheid
Schiften Ayirmak, tefrik etmek,Schiften
Schifting Ayirma,Schifting
Schimpscheut Alay, hakaret sozu,Schimpscheut
Schitterend,2 Pirildayan, parlak,Schitterend,2
Schoen Ayakkabi, kundura, pabuc,Schoen
Schoenborstel Ayakkabi Fircasi,Schoenborstel
Schoenenwinkel Ayakkabi Dukkani,Schoenenwinkel
Schoenlepel Ayakkabi Cekecegi, kerata,Schoenlepel
Schoenmeker Ayakkabi Tamircisi,Schoenmeker
Schoenpoetser Boyaci, ayakkabi boyacisi,Schoenpoetser
Schoensmeer Ayakkabi Boyasi,Schoensmeer
Schoonjmoeder Kaynana, kayinvalide,Schoonjmoeder
Schoonmoeder kaynana,Schoonmoeder
Schoonvader Kayinpeder, kayinbaba,Schoonvader
Schraal Zayif,Schraal
Schragen Dayanmak, kaldirmak,Schragen
Schuifelen Ayaklarini Suruyerek Yurumek,Schuifelen
Schuldige Adi, rezil, bayagi,Schuldige
Schutkleur Hayvanlarda Gizleyici Renk,Schutkleur
Scoren Sayi Kazanmak,Scoren
segmentatie piyasayi segmentlere
Seker Bayrami Suikerfeest,Seker Bayrami
Selecteren Secmek, ayirmak,Selecteren
Selectie Secme, ayirma,Selectie
Sensiz hayatimin tadi olmaz Zonder jou heeft mijn leven geen zin
Sermaye kapitaal,Sermaye
Sermaye Mallari kapitaalgoederen,Sermaye Mallari
Sermaye Yatirim kapitaalbelegging,Sermaye Yatirim
Sermayeye Donusturme kapitalisatie,Sermayeye Donusturme
Sermayeye Donusturmek kapitaliseren,Sermayeye Donusturmek
Sermayeye Katma kapitalisatie,Sermayeye Katma
Sermayeye Katmak kapitaliseren,Sermayeye Katmak
Ses Ayari Geluidsinstelling,Ses Ayari
Sicakdan Bayilip Dusmek katzwijm,Sicakdan Bayilip Dusmek
Sicakdan Bayilma Hali katzwijm,Sicakdan Bayilma Hali
Sicakdan Bayilma Hissi katzwijm,Sicakdan Bayilma Hissi
Sicrayip Stoeien,Sicrayip
Sicrayis Sprong,Sicrayis
Sikayeci Olan klagerig,Sikayeci Olan
Sikayet Klacht/klachten,Aanklacht ,beklag,Sikayet
Sikayet Dilekcesi klachtschrijf,Sikayet Dilekcesi
Sikayet Etmek Aanklagen,Sikayet Etmek
Sikayetci klagerig,klager,Sikayetci
simpel önemsiz, basit, ufak, küçük, kayda değmez, een e fout önemsiz
Sinifa Ayrilmak Opschuiven,Sinifa Ayrilmak
Sir Tutmayan Indiscreet, ,Sir Tutmayan
Sirayla Achtereenvolgens,toerbeurt d(,en),Sirayla
sisman " dik ~ zayif dun "
Sizler kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak değil. Je hebt gestuurd om niet te vereenvoudigen maken het moeilijk
Ski Ski,Kayak,Ski
Skien Kayak Yapmak, ski yapmak,Skien
Skischans Kayak Yuksek Atlama,Skischans
Skischoenen Kayak Ayakkabisi,Skischoenen
Skistok Kayak Bastonu,Skistok
Slaag Dayak, kotek,Slaag
Slagroom Kaymak, krema,Slagroom
Slalom Slalom,Donemecli kayak yapisi,Slalom
Slank Zayif,Sisman Olmayan,Ince,Slank
Slappe Thee Acik Cay,Slappe Thee
Slasaus Mayonez,Slasaus
Slijterij Icki Dukkani, tekel bayi,Slijterij
slinger d. birbaltaya sap olamamak (argo/plat) niet aan de bak
Slipgevaar Kayma Tehlikesi,Slipgevaar
Slippen Kaymak,Slippen
Smalen Sovup Saymak,Smalen
Smeden Dovmek, kaynatmak,Smeden
Snelbinder Bagaj Kayisi,Snelbinder
Snobistisch Kibarlik Taslayan,Snobistisch
snotjongen toy, çaylak, sümüklü burun
Snuffelen Koklamak, koklayarak aramak,Snuffelen
Sober Makul, temkinli, ayik,Sober
Sofrayi Kaldirmak Afdekken,Sofrayi Kaldirmak
soğuk afstandelijk, kil, 3 (kaydedilmemiş) ongeregistreerd, (okula
Sollicitant Aday, talip,Sollicitant
solmayan bitkiler, (op school) okulda kalmak, eve gitmemek
Sorteren Tasnif Etmek, cins cins ayirmak,Sorteren
Sovup Saymak Smalen,Sovup Saymak
Spaans Ispanyolca, ispanyaya ait,Spaans
Spannen Germek, yaymak,Spannen
Speels Oynamayi Seven,Speels
Sperziebonen Ayse Kadin Fasulye,Sperziebonen
Spiegel Ayna,Spiegel
Spijbelen Okulu Asmak, dersten kaytarmak, okuldan kaytarmak,Spijbelen
Spiraalveer Belezoni Yay,Spiraalveer
Splitsen Ayirmak, gruplastirmak,Splitsen
Splitsing Ayirma,Splitsing
Spook Hayalet,Spook
spoorbreedte ray açikliği, ray genişliği, 5 (spoorweg) tren, demiryolu,
Spoorloos (Izi) Kayip,Spoorloos
Spor Ayakkabisi Sportschoenen,Spor Ayakkabisi
Sportschoenen Spor Ayakkabisi,Sportschoenen
Spot Hiciv,Istihza, alay,Spot
Spotten Alay Etmek, istihza etmek,Spotten
Spreekkamer Muayene Odasi,Spreekkamer
Spreekuur Gorusme Saati,Muayene Saati, konusma saatleri,Spreekuur
Spreiden Yayilmak, dagitmak, dagilmak,Spreiden
spreken konuşmaya devam etmek
Springstof Patlayici,Springstof
Sprong Atlama, sicrayis, firlayis,Sprong
Staan Ayakta Durmak,Staan
Staat Ayakta Durmak,Staat
Stabiel Dengeli, saglam, dayanakli,Stabiel
Stampvoeten Ayagi Ile Yere Vurmak,Stampvoeten
Standaard Standart, ayar,Standaard
Standhouden Dayanmak, durmak, direnmek,Standhouden
Stappen Ayak Basmak, ayak atmak,Stappen
stemmen tutmak, uymak, (eensgezind) uyuşmak, ayni kanida olmak
Sterio Ayari Stereogeluid,Sterio Ayari
steunbeer payanda, destek,
Steunzool Ayak Destegi,Steunzool
Stoeien Sicrayip, oynamak,Stoeien
Stofbril Tayyareci Gozlugu,Stofbril
Stond Ayakta Durmak,Stond
Stopwoord Manayi Tekit Icin Kullanilan Mukerrer Kelime,Stopwoord
Stranden Karaya Oturtmak,Stranden
Streber Gayretli,Streber
Strekken Uzatmak, yaymak,Strekken
Strekking Meyil, istidat, temayul,Strekking
Streven Cabalama, sayetmek,Streven
Strijkstok Yay,Strijkstok
Strippenkaart Otobus Bileti,Tramvay Bileti,Strippenkaart
Stromen Caglaya Caglaya Akmak, cereyan etmek,Stromen
Strooien Savurmak,Dagitmak, sacmak, yaymak,,Strooien
Stuiptrekken Topallama Hali,Ayak Cekmesi,Stuiptrekken
stuk hout payanda, de zijn kurban gitmek/olmak
Suaygiri Nijlpaard,Suaygiri
Subay Officier,Subay
Suikerfeest Seker Bayrami,Suikerfeest
Suraya daarheen,Suraya
süslemek, allayip pullamak, 2 zich süslenmek, takip takiştirmak
Sutun Ayagi piedestal,Sutun Ayagi
t,v, kablo yayinli televizyon
taalk/dilb telaffuz edilmeyen, söylenmeyen, okunmayan, een me letter
tabaklanmış leer yapay deri kunstleer
Tabiata Aykiri tegennatuurlijk,Tabiata Aykiri
Taiwan tayvan ,Taiwan
Tal H(,Len) sayi ,miktar (bazi bilesimlerde),Tal H(,Len)
Talloos sayisiz,hesapsiz ,Talloos
Talrijk sayisiz,pek cok ,Talrijk
Tam Gun Olmayan parttime,Tam Gun Olmayan
tamelijk groot mutedil, geçer, geçerli, kayda değer, succes kayda değer
tamelijk nispeten, goed nispeten iyi, fena sayilmaz, idare eder, 5
Tanen azalmak,zayiflamak ,Tanen
Tanga D(,S) tanga,ucgen mayo ,Tanga D(,S)
Tapen1 bantlamak ,banda almak/kaydetmek,Tapen1
Tarihi Hikaye kroniek,Tarihi Hikaye
Tarwe D bugday ,Tarwe D
Tarwebrood H bugday ekmegi ,Tarwebrood H
Tavaya Hazir pabklaar,Tavaya Hazir
Tay paardje,Veulen ,Tay
tay Thee
tay Thee
Tayin benoeming,Verplaatsing ,Tayin
Tayin Etmek benoemen,Tayin Etmek
Tayin Etmek Aanstellen,Tayin Etmek
Tayvan Taiwan,Tayvan
Tayyareci Gozlugu Stofbril,Tayyareci Gozlugu
te laat iş işten geçti, ok yaydan çikti
Teen Ayak Parmagi,Teen
Teen D ayak parmagi ,Teen D
Teer nazik,dayaniksiz,hassas ,duyarli(gevoelig),,Teer
Tegel D(,S) fayans,cini ,Tegel D(,S)
Tegelijk Birden,ayni zamanda/anda,beraber,birlikte ,,Tegelijk
Tegelijkertijd Ayni Zamanda,zie tegelijk ,Tegelijkertijd
Tegelwerk H fayans ,Tegelwerk H
Tegenkandidaat D(Daten) muhalefet adayi ,Tegenkandidaat D(Daten)
Tegennatuurlijk tabiata aykiri,dogal olmayan ,Tegennatuurlijk
Tegenstelling D(,En) zitlik,karsitlik,aykirilik,Tegenstelling D(,En)
Tegenstrijdig celisik,celiskili,aykiri,Tegenstrijdig
Tegenstrijdigheid D(Heden) zitlik,tezat,aykirilik,Tegenstrijdigheid D(Heden)
Tegenvaller D(,S) hayal kirikligi ,Tegenvaller D(,S)
tek ayakla sekmek
Tekel Bayi Slijterij,Tekel Bayi
teknik kullanima hazirlamak, dayamak, döşemek, 4 (v, machines enz,)
Tekst Bilgisayari tekstverwerker d(,s),Tekst Bilgisayari
Tekstil Sanayi textielindustrie,Tekstil Sanayi
Tekstverwerker D(,S) tekst bilgisayari ,Tekstverwerker D(,S)
Tel D(,Len) sayi ,Tel D(,Len)
Teleurgesteld Hayal Kirikligi,hayal kirikligina ugramis ,Teleurgesteld
Teleurstellen hayal kirikligina ugratmak ,Teleurstellen
Teleurstelling D(,En) Hayal Kirikligi,Teleurstelling D(,En)
Televisieuitzending D(,En) televizyon yayini ,Televisieuitzending D(,En)
Televizyon Yayini televisieuitzending d(,en),Televizyon Yayini
Telfout D(,En) hesap/sayma yanlisi ,Telfout D(,En)
Tellen Saymak,Tellen
Teller D(,S) numarator,sayac ,Teller D(,S)
Telling sayma ,Telling
Temayul Strekking,Temayul
Tenslotte nihayet, sonunda ,Tenslotte
Terbiye Etmek(Hayvan) dresseren,Terbiye Etmek(Hayvan)
Terugtraprem D(,Men) pedal/ayak freni ,Terugtraprem D(,Men)
Testikel D(,S) haya,testis ,Testikel D(,S)
Tevens ve de ,ayrica,bundan baska,Tevens
Tevens,2 Da/Dahi,Ayni Zamanda,Tevens,2
Textielindustrie tekstil sanayi ,Textielindustrie
Thee tay
Thee tay
Thee D(,En) cay ,Thee D(,En)
Theeblad H(,Eren Blaren) cay yapragi ,Theeblad H(,Eren Blaren)
Theehuis H(Huizen) cayhane,kahvehane,cay ocagi,Theehuis H(Huizen)
Theeketel D(,S) caydanlikdemlik ,Theeketel D(,S)
Theekopje H(,S) cay fincani ,Theekopje H(,S)
Theelepeltje H(,S) cay kasigi ,Theelepeltje H(,S)
Theemuts D(,En) caydanlik kulahi ,Theemuts D(,En)
Theepot D(,Ten) demlik,caydanlik ,Theepot D(,Ten)
Theeservies H(Serviezen) cay takimi ,Theeservies H(Serviezen)
Theezakje H(,S) cay boseti ,Theezakje H(,S)
Theezeefje H(,S) cay suzgeci,suzek ,Theezeefje H(,S)
Tijdverlies H zaman kaybi ,Tijdverlies H
tijnstampen, verpulveren, (buğday vb. graan) laten dorsen
Tilt Dp~Slaan(Van Personen) ofkeden kendini kaybetmek ,Tilt Dp~Slaan(Van Personen)
Tin kalay ,Tin
Tipki Aynisi dezelfde,Tipki Aynisi
Tjonge vay vay!vay hele! ,Tjonge
toegangskaart serbest giriş karti, paso, 3 (sleutel) maymuncuk
toegankelijk maken, girişe vb,) açmak, een gebied bir sahayi açmak
Toelichten aydinlatmak,aciklamak ,Toelichten
Toerbeurt D(,En) sirayla,nobetlese ,Toerbeurt D(,En)
toereikend zijn yetişmek, yetmek, II g, 1 germek, uzatmak, yaymak, de
Toerental H(,Len) tur/devir sayisi ,Toerental H(,Len)
Toerenteller D(,S) tur/devir sayaci ,Toerenteller D(,S)
Toestel H(,Len) alet,aygit,cihaz,Toestel H(,Len)
Toestemming Onay,Onay,Toestemming
Toestemming D(,En) onay,riza,kabul,Toestemming D(,En)
Toetasten buyurun alin/baslayin ,Toetasten
Toewijding D gayret,fedakarlik ,Toewijding D
tohuma ayrılmış bewaard voor het zaaien, 4 hd./volkst. (çocuklara,
toparlayip almak, iemand (als gast) birini misafir etmek, konuk
Toparlayip Kaldirmak wegruimen,Toparlayip Kaldirmak
toprak hariç sermaye mallari produktieproces h, ( sen) üretim süreci
Trachten gayret gostermek ,Trachten
Tram D(,S) tramvay ,Tram D(,S)
Tramhalte S(,S,N) tramvay duragi ,Tramhalte S(,S,N)
Tramlijn D(,En) tramvay hatti ,Tramlijn D(,En)
Tramvay tram d(,s),Tramvay
Tramvay Duragi tramhalte s(,s,n),Tramvay Duragi
Tramvay Hatti tramlijn d(,en),Tramvay Hatti
Transparant saydam,seffaf ,Transparant
Trekdier H(,En) kosum/yuk hayvani ,Trekdier H(,En)
Trimester H(,S) uc aylik sure ,Trimester H(,S)
Triomftocht D(,En) zafer alayi ,Triomftocht D(,En)
troepen dağitmak, terhis etmek, 4 wisk/mat çarpanlara/faktörlere ayirmak,
Trottoir kaldirim,Patika,Yaya Kaldirimi,Keci Yolu ,,Trottoir
Tugay brigade,Tugay
Tunaydin Goedemiddag,Tunaydin
Tur/Devir Sayaci toerenteller d(,s),Tur/Devir Sayaci
Tur/Devir Sayisi toerental h(,len),Tur/Devir Sayisi
Tussenbeide araya girmek ,Tussenbeide
Tussenvoegen araya eklemek ,Tussenvoegen
tutturmak vastmaken, 3 /, (bayrak -, v. vlag) uithangen, 4
Tweemaandelijks iki aylik ,Tweemaandelijks
Tweetalig iki dilde yayimlanmis
Uc Ay kwartal,Uc Ay
Uc Ayda Bir driemaandelijk,Uc Ayda Bir
Uc Ayda Odenen kwartal,Uc Ayda Odenen
Uc Aylik Sure trimester h(,s),Uc Aylik Sure
Ucgen Mayo tanga d(,s),Ucgen Mayo
ufak bir şey, değersiz bir şey, vele s maken een grote damlaya damlaya
uitgetrokken worden çikmak, mijn schoenen gaan moeilijk uit ayakkabilarim
Uitspoelen Suyla Yikayarak Temizlemek,Uitspoelen
uittreksel maken v,) özetini çikarmak, 3 scheik/kim ayriştirmak,
uitvoeren hayata geçirmek, uygulamak, maatregelen önlem/tedbir almak, 5
Uitzenden Yayin Etmek,Uitzenden
Uygulamaya Hazir pabklaar,Uygulamaya Hazir
Uyuklayan dromerig,Uyuklayan
Uzay Ruimte,Uzay
üzerine yayıp dök overheen gieten, 5 (temiz, kirli giydir-, kind)
v, geesten) aydinlanma, de Verlichting Aydinlanma çaği II d, ( en)
v, thee) demlenmek, thee laten çayi demlendirmek, de thee staat te
v, auto kayma
v, camera, enz,) ayar, kurma, ayarlama, 4 (v commissie) oluşturma, kurma,
v, ei bozuk, bayat, 2 (laag) adi, bayagi, e taal açik saçik dil,
v, krant enz,) eski sayi, 6 (voormalig) eski, önceden, önceki, oud minister
v, lonen enz,) ayni seviyeye getirmek, eşitlemek
v, trekdieren koşum, koşum takimi, 4 (gemeen volk) ayaktakimi, avam,
v,fototoestel ayaklik, 3 (stellage) ayaklik, sehpa
v,persoon hayalperest, hayalci, een mens hayalci bir insan, 3
Vaag belirsiz net olmayan,Vaag
Vaandel sancak,bayrak,Vaandel
Van dan/den ,dan/den beri , yuzunden,dolayi,,Van
van vogels yuvadan uçmak, yuvayi terk etmek
Vandoor gitmek,ayrilmak,Vandoor
Vanwege adina,namina , yuzunden dolayi,Vanwege
vanwege dan/den dolayi, yüzünden, ...için, dan/den ötürü, nedeniyle,
Varsayimsal Conjecturaal,Varsayimsal
Varsaymak Veronderstellen ,Varsaymak
Vatbaar kolay usutmek ,anlamamak,Vatbaar
Vay Be! Verrek ,Vay Be!
Vay Vay!Vay Hele! tjonge,Vay Vay!Vay Hele!
Veearts veteriner,baytar,Veearts
Veehandelaar hayvan tuccari,Veehandelaar
Veehouder hayvancilik,Veehouder
Veelmarkt hayvan pazari,Veelmarkt
Veer tuy telek ,zemberek,yay,feribot (veren) ,,Veer
Veerkracht yaylanis gucu , esneklik,Veerkracht
Veestapel buyuk bas hayvanlar,Veestapel
Veeteelt hayvan yetistirme,uretme,Veeteelt
Veevervoer hayvan tasimaciligi,Veevervoer
Verbaasd saskin,hayrete dusmus,Verbaasd
Verbeelding hayal,imge , begenmis kibir,Verbeelding
verbeeldingskracht hayal gücü, onzinnige en saçma fanteziler 3 muz/müz
Verdorie hey mubarek! hay Allah!,Verdorie
Verdwijnen Yok Olmak,kaybolmak,Verdwijnen
vergunning imtiyaz, ruhsat, izin, gedik, ayricalik, lisans
Verhaal Hikaye, oyku hikaye,Verhaal
verhaal benzetmeli hikaye, mesel,
Verhuren kiraya vermek,Verhuren
Verhuur kiraya verme,Verhuur
Verlaten Terk Etmek, ayrilmak, gecikmek, geride birakilmis,,Verlaten
Verleiden ayartmak,yoldan cikarmak,Verleiden
Verlichten hafifletmek,azaltmak, aydinlatmak,isiklandirmak,,Verlichten
Verlichting aydinlatmak,Verlichting
Verlies kayip,zaman kaybi ,zarar,ziyan,,Verlies
Verliezen kaybetmek,yitirmek,Verliezen
verliezen kaybetmek, yitirmek, ik ben mijn horloge kwijtgeraakt saatimi
verliezen onu kaybettim, b) ondan kurtuldum, c) (vergeten) aklimdan kaçti,
Verloop gecis,akis,surec ,personel kaybi,,Verloop
Verloren Yitirmek,Kaybetmek, kaybolmus,kayip,,Verloren
Vermageren zayiflamak,Vermageren
Vermageringdiet Zayiflama Rejimi,Vermageringdiet
Vermageringskuur zayiflama tedavisi,Vermageringskuur
verminderen azalmak, düşmek, de kleur gaat eraf o renk kayboluyor,
verminderen azaltmak, II gs (, is ) incelmek, zayiflamak
Vermiste kayip,Vermiste
Veronderstellen varsaymak,Veronderstellen
veronderstellen farz etmek, varsaymak, stel dat je niet kunt komen ...
Verontrustend kaygi verici,Verontrustend
veroorzaakt worden kaynaklanmak, gelmek, vuku bulmak, ortaya çikmak, dat
Verplaatsing yer degistirme,tayin,Verplaatsing
Verrek vay be!,Verrek
Verschijnen Ortaya Cikmak,Verschijnen
verschijnen zich görünmek, ortaya çikmak, (firsat vb,) düşmek, olmak,
Verschijnen,2 gorunmek,gozukmek , cikis,yayim,,Verschijnen,2
Verschil Fark,ayrim,Verschil
verschillen ayrilmak, farklilaşmak
verschillend farkli, değişik, ayni değil, eşitsiz, van breedte farkli
Versmelten eritip kaynastirmak , birlestirmek,Versmelten
Versplinteren yarmak,parcalamak ,yarilmak,ayrilmak,,Versplinteren
Verspreiden yaymak,dagitmak,Verspreiden
verstand akil, zekâ 3 zihin, kabiliyet, yetenek, eğilim, anlayiş, zijn
Verstandig anlayisli,Verstandig
Verstellen ayarlamak,Verstellen
Verstommen dilini yutmak,hayrete dusmek,Verstommen
vertoning gösteri, temsil, 2 (denkbeeld) psych/psik tasavvur, tahayyül,
verwezenlijken gerçekleştirmek, yerine getirmek, hayata geçirmek, zijn
Verwonderen hayret etmek,Verwonderen
Verwondering hayret saskinlik,Verwondering
Verzachten Kolaylastirmak, yumusatmak,Verzachten
Verzwakken zayiflatmak,Verzwakken
Veulen tay , sipa,Veulen
Video Kaydedici Videorecorder,Video Kaydedici
Videorecorder Video Kaydedici,Videorecorder
Virtueel hayali,gorsel,Virtueel
Visioen hayal,Visioen
Vlag bayrak,Vlag
vlees hafif pişirmek, 3 tech/tek (benzine, gas) kismak, ayar etmek, 4
Vlijt gayret, hamarat,Vlijt
Vloertegen doseme fayansi,Vloertegen
Voedbad Ayak Banyosu,Voedbad
Voerdeel Fayda,Kar ,Voerdeel
Voet ayak,Voet
Voet Ayak,Voet
Voetganger yaya,Voetganger
Voetschemmel Ayakmantari,Voetschemmel
Voetstap adim ,ayak izi,Voetstap
Voetzool ayakalti,Voetzool
Volhouden dayanmak,direnmek ,israr etmek,Volhouden
Volksfeest halk bayrami,Volksfeest
Volkstelling nufus sayimi,Volkstelling
Voor Dames Bayanlar Icin,Voor Dames
voor de dag brengen) toparlamak, bir araya getirmek
Voor Heren Baylar Icin,Voor Heren
Voordeel yarar,fayda,Voordeel
Voordoen gostermek ,ortaya cikmak,Voordoen
Voordragen okumak,sunmak , birini aday gostermek,Voordragen
Voorrijden arabayla tamire gelmek,Voorrijden
Voortkomen kaynaklanmak,ileri gelmek,Voortkomen
Voortrekken birini kayirmak,Voortrekken
Voorts ayrica,ustelik,Voorts
Voortvarend atik,gayretli,Voortvarend
Vooruit Ileriye,Ileri,haydi Bakalim!,Vooruit
vooruitnemen ayirtmak, een plaats yer ayirtmak,
Voorval olay,hadise,Voorval
Voorziening tedarik,temin ,olanak,kolaylik,,Voorziening
vreemd acayip, garip, tuhaf
vreemd acayip, garip, tuhaf, gedrag acayip davraniş
vreemd garip, tuhaf, acayip, ilginç
Vrijheid Van Drukpers basim ve yayim ozgurlugu ,Vrijheid Van Drukpers
Vrouw Bayan,Kadin,Es,Vrouw
vulg/k, halanin taşaklari olsa dayin olurdu (ama, eğer, lakin,
Vulgair kaba,bayagi,Vulgair
Vunzig kuflu,kokusmus , kokuk , bayagi,,Vunzig
vurmak için ayaği geri çekmek, II g, ayakla arkaya vurmak, ayakla
Waardoor Neden,Dolayi,Onun Araciligi Ile,Waardoor
Waarheen nereye,ki oraya,,Waarheen
waarschijnlijk dat zal Ayşe zijn muhtemelen Ayşe olacak, Ayşe olsa gerek,
wandelen gezmek, yürüyüş yapmak, 2 (van hoeren, hayat kadini) sokakta
wat te diep in het gekeken kafayi buldu
Waterval selale,caglayan,caglar, ,,Waterval
Webpagina Internet sayfasi
Weggooien Atmak,iskartaya cikarmak,cope atmak,Weggooien
Wegkomen gitmek,sivismak,kayip olmak,kayip olmak,,Wegkomen
weglopen uzaklaşmak, ayrilmak, 6 (y)a/e doğru yürümek, koşmak, op
Wegmaken kayip etmek,yitirmek,,Wegmaken
Wegraken kayip olmak,yitmak,,Wegraken
Wegruimen toparlayip kaldirmak,ortadan kaldirmak,,Wegruimen
Wegscheiden yol ayrami, ,Wegscheiden
Wegspoelen Sudan gecirmek,durulamak,Yikayarak Temizleme,Wegspoelen
Wegwezen kayip olmak,def olmak,,Wegwezen
weker, st) 1 yumuşak, sert olmayan, 2 (persoon) zayif, çelimsiz, pörsük, 3
Wel Edele sayin, ,Wel Edele
Weldaad hayirli is,iyilik,yardim,is,,Weldaad
Weldoener yardim sever,hayirsever,,Weldoener
Wele Delgestrenge sayin,muhterem,,Wele Delgestrenge
Welnee,2 elbetde hayir,asla,Welnee,2
Werkzoekende is arayan kimse, ,Werkzoekende
Wittebroodsweken Balayi,Wittebroodsweken
xxx (bölme) (af)scheiding d. 9 (su kaynağı) bron d. 10 (in samenstellingen
xxx (hayvan) temmen, dresseren, 3 /, (çaltştırmak) trainen,
xxx (sağlık) gezondheid d. welzijn 4 (fayda) nut voordeel
ya/e ayak diremek, (y)i birakrnamak, dan/den vazgeçmemek, dan/den
ya/e bağlamak, kunt u mij met meneer x ? beni bay xe bağlar
ya/e can atmak, naar een kopje thee bir bardak çaya can atmak
ya/e hayran, zij zijn s van Ayşe Ayşeye hayranlar, Ayşenin
ya/e uymak, tutmak, ayni olmak, dat klopt niet met wat je gisteren gezegd
ya/e yaslanmak, dayanmak, 3 fig/mec op (y)a/e bağimli olmak
ya/e, paard stijgen ata binmek, Ankara komen Ankaraya varmak,
Yaban Maydanozu Fluitenkruid,Yaban Maydanozu
Yabanci Sermaye Girisi Buitenlandse Directe Investeringen
yabani hayvan wild/ongetemd dier yırtıcı hayvan roofdier koşum
Yagini Ayirmak karnen,Yagini Ayirmak
Yalin Ayak Bloodvoet,Yalin Ayak
Yalinayak barrevoets,Yalinayak
Yapay kunst,Artifeceel,Yapay
Yaramaz Haylaz deugniet,Yaramaz Haylaz
Yardim Toplayan Collectant,Yardim Toplayan
Yari Seffaf/Saydam doorschijnend,Yari Seffaf/Saydam
yasayla korunan wettelijk gegarandeerd
Yatay Anus Kunsmatige Uitgang,Yatay Anus
Yay Boog,Strijkstok,drijfveer(veren),Veer,,Yay
Yaya Voetganger ,Yaya
Yaya Gecit pier,Yaya Gecit
Yaya Kaldirimi Trottoir,Yaya Kaldirimi
Yayagecidi Zebrapad,Yayagecidi
Yaycizer passer,Yaycizer
Yaygin Algemeen,Yaygin
Yayilmak Spreiden,diffuus,Yayilmak
Yayim Verschijnen ,Yayim
Yayin Uitzenden,Zender,piraat,Yayin
yayıncılık radio- omroep d. het verzorgen van een radio-
Yayla bovenland,Yayla
Yaylanis Gucu Veerkracht ,Yaylanis Gucu
Yaylim Atesi Salvo,Yaylim Atesi
Yaymak Spannen,Strekken,Strooien,Verspreiden ,,Yaymak
yaymak uitspreiden, uitrollen, 26 / (kanat, vleugel) uitslaan, open
Yer Ayirtmak Reserveren,boeken,Yer Ayirtmak
Yerel Yayin Rehberi Omroepgids,Yerel Yayin Rehberi
yerine geçmek için) ayağini kaydirmak, 2 zich (yer kapmak için) itişip
Yersakayagi pioen roos,Yersakayagi
Yesilayci Afschaffer,Yesilayci
Yikayarak Wegspoelen,Uitspoelen,Yikayarak
yıldız, van ster) vallen, 3 (kayıp yer aç opschuiven, schuiven II crème
yla, -yle 1 met, arabayla geldiler, ze zijn met de auto gekomen. 2 en,
Yol Ayrami wegscheiden,Yol Ayrami
yolunu kaybet- ) de weg kwijt raken, 5 (zamanında ol op tijd
Yumurtayi Soymak pellen,Yumurtayi Soymak
yumuşak, kolay soepel, talimatları esnek uygulamak voorschriften soepel
Yuz (Sayi ) Honderd,Yuz (Sayi )
Yuzunden Dolayi Vanwege ,Yuzunden Dolayi
Zafer Alayi triomftocht d(,en),Zafer Alayi
Zaman Kaybi tijdverlies h,Verlies ,Zaman Kaybi
zavallı armzali 3 (acayip) raar, vreemd, zonderling, ongewoon,
Zayif Dun,Schraal,Slank,broos,,Zayif
Zayiflama Afvallen,Zayiflama
Zayiflama Rejimi Vermageringdiet,Zayiflama Rejimi
Zayiflama Tedavisi Vermageringskuur ,Zayiflama Tedavisi
Zayiflamak Afslanken,tanen,Vermageren,Zayiflamak
Zayiflatmak Verzwakken ,Zayiflatmak
zayıflatmak doen vermageren, 4 (kökünü iets met wortel en tak
Zebrapad Yayagecidi,Zebrapad
Zelfde Ayni(Si),Zelfde
Zender Yayin,Zender
Ziayret Saat Uur,Bezoekuur,Ziayret Saat
zijn geven görüş belirtmek, düşünce söylemek, bij (zijn) blijven ayni
Zimmet Kaydetmek debiteren,Zimmet Kaydetmek
zinnebeeld hayal, imge, imaj, (voorstelling in woorden) tasvir,
Ziyaretci Kayit Defteri Gastenboek ,Ziyaretci Kayit Defteri
Zoek Kayip,Zoek
zoeken köşe bucak araştirmak, kurcalayip aramak, arayip taramak,
Zonder jou heeft mijn leven geen zin Sensiz hayatimin tadi olmaz
Zonder jou kan ik niet Ieven,zonder jou qaat aIIes mis. want door JOU heb ik qeIeerd wat echte Iiefde is sensiz yaşayamam, sensiz herşey ters qider. çünki senin sayende qerçek aşkın ne oIduqunu öğrendim
Zonder jou kan ik niet leven,zonder jou gaat alles mis…want door JOU heb ik geleerd wat échte liefde is!! sensiz yasayamam, sensiz hersey ters gider. cunku senin sayende gercek askin ne oldugunu ogrendim
Zonderling Acayip,Tuhaf,Zonderling
Zoogdier Memeli Hayvan,Zoogdier
zor " moeilijk ~ kolay makkelijk "
Zorgeloos Kaygisiz,Zorgeloos
Zorlayici dwingend,Imperatief,Zorlayici
Zwager Eniste,kayin birader,Zwager
zwak zayi çelimsiz, 3 (vergankelijk) geçici,
Zweetvoeten Ayak Terlemesi,Zweetvoeten
Zwembroek Mayo,Zwembroek

Ana Sayfaya Dön