| anlaşamamak, ihtilâfa | düşmek |
| ANORGANISCH | inorganik, yaşamayan, cansiz, |
| araliksiz, | (geleidelijk) tedrici, aşamali, 3 tekrarlanan, nöbetli |
| artiklik derecesi, | 4 (fase) aşama, op de hoogste van beschaving uygarliğin |
| asalak yaşamak | 1 parasiteren, 2 mec/fig (beleşçi olmak) klaplopen |
| aşama | rang d. graad d. 2 (safha) stap d. trap d. stadium fase d. |
| aşama aşama | stap voor stap, gradueel, trapsgewijs |
| aşama sırası | hiërarchie d. |
| aşamalı | geleidelijk, trapsgewijs, geleidelijk, gestaag, 2 (belirli |
| aşamalı olarak | geleidelijk, trapsgewijs, geleidelijk, gestaag, 3 (belirli |
| aşamalı sıralı | çözümleme hiërarchische analyse d. |
| aşamasinda olmak, | başlangiç döneminde olmak, ilkel durumda olmak |
| başlangiç aşamasi, | başlangiç devresi |
| beraber yaşamak | / samenwonen |
| beraber yaşamak, | (dichtbij zitten) yan yana oturmak |
| bewaar me | hak saklaya, haşaa, leven als in Frankrijk krallar gibi yaşamak, |
| bey gibi | yaşamak leven als God in frankrijk |
| bir arada | yaşamak / samenwonen |
| birçok şeye | maruz kaldi, 2 (bereiken) kadar yaşamak, erişmek, |
| birinci devrede, | in dit bu aşamada, een kritiek kritik bir dönem |
| birlikte oturmak, | bir arada yaşamak, ayni yeri paylaşmak, ayni evde ikamet |
| çılgınca yaşamak | aan de rol zijn, een losbandig leven leiden |
| çocuk, başlangiç | aşamasinda sonuçsuz kalan iş, het boek was een |
| CONCUBINAAT | nikahsiz birlikte yaşama |
| de | leven hayatini yaşamak, de hele heeft het gehoord bütün dünya duydu, |
| dereceli | gegradueerd, met graden, in graden verdeeld, (aşamalı) |
| dilb./taalk. graad | d. 3 (aşama) fase d. niveau |
| diyetle yaşamak | op dieet zijn |
| düşünce, de | van een volk bir halkin ruhu, 3 (vernuft) yaşama gücü, |
| edememek, matig | ölçülü yaşamak II 1 yaşam, hayat, dirim, het der mensen |
| efendi gibi | yaşamak als een heer leven |
| EINDFASE | ( s/ n) son aşama/safha, |
| EINDSTADIUM | (...stadia) son aşama, bitiş sathasi |
| ekmek elden | su gölden yaşamak leven op andermans zak/ van andermans geld, |
| en vrede | huzur ve bariş içinde yaşamak, 5 (stilte) sakinlik, sessizlik, |
| en yüksek | aşamasinda, op de eerste van de maatschappelijke ladder |
| enz, derece, | ünvan, mertebe, kerte, aşama, paye, een academische akademik |
| etmek, asalak | yaşamak, asalak olmak, kenelik etmek, kene gibi yaşamak |
| etmek, het | pad van de deug erdem yolunu izlemek, erdemli yaşamak, |
| FASE | ( s, n) dönem, devre, evre, aşama, safha, merhale, begin |
| FASEREN | g, (faseerde, h, gefaseerd) aşamalara ayirmak, safhalara bölmek |
| fil dişi | kulesinde yaşamak in een ivoren toren leven, leven als een oester |
| GELEIDELIJKHEID | aşamali gelişme |
| gerilim içinde | yaşamak onder hoogspanning leven |
| geteerd | op idare etmek, geçinmek, ile yaşamak |
| görmek, yaşamak, | II s, tecrübeli, deneyimli, een leraar deneyimli |
| GRADATIE | (s) derece, aşama |
| GRADUEEL | aşamali, tedrici, aşama aşama, derece derece olan |
| gül gibi | yaşamak als een vis in het water leven |
| günübirlik yaşamak | bij de dag leven |
| had - | ddi 1 eski./vero. (sınır) grens d. 2 (aşama) fase d. stap d. (bir |
| hayatını yaşamak | genieten van het leven, de dag plukken |
| HIERARCHIE | ( en) hiyerarşi, aşama sirasi hierarchiek |
| HINKSTAPSPRONG | aşamali uzun atlama, |
| hızlı yaşamak | in het volle leven staan, snel leven |
| kral | gibi, leven krallar gibi yaşamak |
| kurallari gözeterek | yaşamak |
| termometre koortsthermometer | d. 3 (not) cijfer 4 (aşama) rang d. trap |
| yaşamak leven, | 8 (üzerinde veel tijd besteden aan, (kafa yor zich |