Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'Zaman' Kelimesinin Anlamları:

açik üniversite, ons huis staat altijd voor je kapimiz sana her zaman
ADVENT Noel bayrami için hazirlik zamani,
ahir zaman 1 laatste tijd, 2 (kıyamet) de dag des oordeels
AIs je boos op me bent, qeef me dan ook aI mijn kusjes maar teruq Eğer bana kızqınsan, o zaman öpücükIerimi qeri ver
Alla bir kulu idareci yapmak istediği zaman ona yardım elini uzatır Als Allah wil om een van Zijn dienaren een beheerder, Hij geeft hem een hand (hulp)
als liefde blind is, hoe gaat hij mij vinden dan?ask eger korse, o beni nasi bulcak o zaman?
Alsdan O Zaman,Alsdan
Altijd Her Zaman,Daima,Altijd
altijd [bw]herzaman--
ALTIJD z, 1 her zaman, daima, her vakit, sürekli, devamli, 2 (in
amanı zamanı yok Niet zeuren, het moet gewoon! Er is geen ontkomen aan.
anne gibi davranmak, zij wil hem altijd her zaman ona anne gibi
ANTIQUITEIT ( en) 1 antikalik, zamana uymayan şey, eskilik, 2
ASIELRECHT 1 siğinma hakki, 2 scheep/den savaş zamaninda
aşiri, iki günde bir, het is kort çok az zaman var, çok acele,
Ayni Zamanda
Ayni Zamanda/Anda
aynı zamana rastlamak / samenvallen, tegelijkertijd plaatsvinden
Ayni Zamanda passant,Ayni Zamanda
aynı zamanda gelijktijdig, gelijk, tegelijk, tevens, tegelijkertijd
aynı zamanda olmak samenvallen, tegelijkertijd plaatsvinden
aynı zamanda olmasını sağla doen samenvallen met, laten
Ayni Zamanda/Anda tegelijk,Ayni Zamanda/Anda
ayni, iedereen hemen hemen herkes, altijd nerdeyse her zaman, nooit
balık avlama zamanı vistijd d.
BARBERTJE Barbertje moet hangen her zaman bir günah keçisi bulunur,
barış zamanı vredestijd d.
başim ağriyor, bende son zamanlarda baş ağrisi var, een hele (lange) uzun
başını kaşımaya eli değmemek, başını kaşımaya zamanı yok, / n/ het
başka zamana kaydırmak / naar een andere dag verschuiven/verzetten
BEDENKTIJD düşünme süresi/zamani, een week vragen bir hafta
BEDTIJD ( en) yatma zamani,
belirli geçmiş zaman dilb/taalk voltooid tegenwoordige tijd d. perfectum
belirsiz bir zaman için voor onbepaalde tijd
belirsiz bir zaman için, verlof süresiz izin, 2 taalk/dilb belgisiz, een
bepaalde belirli bir zamanda, plaatselijke yerel saat, yerel zaman, komt
bespieden, (uygun zaman -, juiste moment) afwachten, fırsat kollamak azen,
bestuur yerel yönetim, e tijd yerel zaman, yerel saat, 2 lokal, belirli bir
bewaart, heeft wat sakla samani gelir zamani,
biçelim derken (çok zaman kaybediliyor,
biçim zamanı maaitijd d.
bileşik zaman dilb/taalk samengestelde tijd d.
Bir Zamanlar
Bir Seyin En Yogun Zamani
Bir Seyin En Yogun Zamani piekuur,Bir Seyin En Yogun Zamani
bir süre, de zal het leren zaman gösterecek, in de loop van de zamanla,
Bir Zamanlar Eens,weleer,Eertijds,Bir Zamanlar
bir zamanlar wel eens, eertijds, eens, weleer, vroeger
birakmamak, de tijd die ons gegund is bize kalan zaman, 2 (met plezier
birbirine olan durumu, 4 taalk/dilb karmaşik fiil, eylemi zamanla
birine yardim elini uzatmak, zij is altijd her zaman yardima
BLOEITIJD 1 çiçek açma zamani, 2 fig/mec yükselme dönemi,
boğmak, zaman tanimamak, iemand birini sikiştirmak, birini aceleye boğmak,
boş zaman vrije tijd d.
boş zamanları değerlendirme vrijetijdsbesteding d.
BROEDTIJD ( en) kuluçka zamani,
BRONSTTIJD kösnüme zamani,
bu yana 1 /- den/ (zaman) vanaf, sedert (die tijd), 2 (yer) hiernaar toe,
bu zamanda, çağimizda
bunca zaman al heel lang, sinds jaar en dag
bundan böyle 1 (zaman) voortaan, van nu af, 2 (artık) niet meer
çağdaş yazarlar, II z, ayni zamanda, ayni anda
çağina uymak, maken zaman ayirmak, na kortere of langere er geç, morgen
CHRONOLOGIE ( en) 1 (tijdrekenkunde) kronoloji, zamanbilimi
Ciflesme Zamani
Ciflesme Zamani paartijd,Ciflesme Zamani
çiftleşme zamanı paartijd d.
COINCIDEREN gs, (coïncideerde, h, gecoïncideerd) ayni zamanda
çok zaman ayır veel aandacht besteden aan, veel bezig zijn
çözüm zamani vardir, sedert die o zamandan beri, uit de zijn modasi
CRISISTIJD ( en) kriz/buhran zamani
çur etmek, zijn tijd zamani boşa harcamak
çürütmek, yok etmek, de tijd zaman öldürmek
Dan o zaman o vakit ,karete,Dan
DAN I z, 1 (v, tijd) o zaman, o vakit, 2 nu en ara sira, bazen,
dat correspondeert niet met wat hij toen zei o zaman söylediği ile
dat geval o halde, öyle ise, o zaman, o durumda, is het pas zeven
Dat is dan geregeld. Oldu o zaman.
dat vereist veel tijd çok zaman gerektiriyor,
dayanmak goed blijven, lang houdbaar zijn, lange tijd meegaan, 9 (zaman -,
de werken zamana karşi yarişmak, zoals het je thuis tikt, tikt het
dek (zaman, yer, tijd, plaats) tot, 2 (yan cümlecikle) totdat
dem eski./vero. (nefes) adem d. 2 (zaman) tijd d.
Destijds o zamanlarda,o vakitlerde ,Destijds
DESTIJDS z, o zamanlarda, o vakitlerde
devamlı (her zaman) altijd, (hâlâ) steeds, (tekrar tekrar) telkens, 2
devran (talih) fortuin lot 2 (zaman) tijd d.
dezelfde tijd yaklaşik ayni tarihte, ayni zamanda, dat kost mij tien
DIACHRONISCH z, artzamanli, artsüremli
Dietist(,En) diyet uzamani ,Dietist(,En)
Digi Zaman
Digi Zaman wanner,Digi Zaman
diği zaman 1 wanneer, als, terwijl, 2 (- di'li geçmiş zamanla) toen
dikkat etmek, denk je de tijd? zamana dikkat et, denk je mijn auto?
dili geçmiş zaman hikâyesi, toekomende tijd gelecek zaman
di'li geçmiş zaman dilb./taalk. verleden tijd d.
dinlenme zamanı rusttijd d.
dişi, de des tijds zaman çarki, de en laten zien diş göstermek, iemand
dişindadir, bunun mesele ile ilgisi yok, dat is een van tijd zaman
Diyet Uzamani
Diyet Uzamani dietist(,en),Diyet Uzamani
doğru değil mi? alleen ... maar ook sadece ...değil ayni zamanda, dat was
Doorbrengen zaman gecirmek,harcamak ,Doorbrengen
Doorkomen ulasmak,zaman(gecirmek),Doorkomen
DRACHTTIJD ( en) gebelik zamani/dönemi/süresi,
e, -a değin 1 tot, tot dat, 2 (zaman) tot die tijd
e, -a kadar 1 tot, totdat, 2 (zaman) tot die tijd
Echte vrienden zijn als sterren je ziet ze niet altijd, maar je weet dat ze er zijngerçek arkadaşlar yılzdızlar gibidirler, onları her zaman göremezsin ama onların var olduklarını bilirsin
Echte vrienden zijn als sterren je ziet ze niet altijd, maar je weet dat ze er zijngercek arkadaslar yilzdizlar gibidirler, onlari her zaman goremezsin ama onlarin var olduklarini bilirsin..!
Echte vrienden zijn als sterren je ziet ze niet altij maar je weet dat ze er zijn gercek arkadaslar yilzdizlar gibidirler, onlari her zaman goremezsin ama onlarin var olduklarini bilirsin..!
een onderzoek zaman isteyen araştirma
Eens Bir Kere,Gelecekte,eskiden,bir zamanlar,,Eens
eens ara sira, bir ara, bir zamanlar, (ooit) hiç, 7 je weet het niet, ?
Eertijds Eskiden,bir zamanlar ,Eertijds
EERTIJDS z, önceleri, vaktiyle, bir zamanlar, evvel zaman içinde
eisen, opeisen, vorderen, 3 (zaman vb. gerektirmek) vereisen, vergen, vragen
epey zaman epey zamandır lang, al lang, een lange tijd
ertelememek, üzerine ot bitirmemek, zamaninda yapmak, iemand het voor de
eski zamanlarda oudtijds, voorheen, eertijds
eskitti, de tijd zamani harcamak, geçirmek, 3 iemand voor iets birini
eşzamanlamak synchroniseren
eşzamanlamak, eşzamana uydurmak
eşzamanlı synchroon, synchronisch, gelijktijdig
eşzamanlılık synchronisatie d. synchronisme gelijktijdigheid d.
ETENSTIJD yemek zamani,
etmek, geld (tijd) aan (y)a/e para (zaman) harcamak, veel moeite
etmek, zaman öldürmek
evvel zaman içinde vroeger, (masal anlatımında) Er was eens ...
fırsat her zaman ele geçmez Je moet je kansen niet voorbij laten gaan.
geçe I (zaman, van tijd) over, Saat ikiyi on geçe bir randevum var. Ik heb
Gecmek (Zamanin Gecmesi) Versrijken (verstreek,Gecmek (Zamanin Gecmesi)
Gecmek Zamanin Gecmesi)
geçmiş olmak, modadan düşmek, vrije boş zaman, van die af o zamandan
geçmiş zaman verleden tijd d.
geçmiş zamanla toen
geçti, III s, geçen, geçmiş e tijden geçen zaman
geen tijd şimdi vaktim yok, of nooit şimdi veya hiçbir zaman, firsat bu
gehoorzaamheid çocuklarin yatma zamani
Gehoorzaman Itaat Etmek,Gehoorzaman
geklokt sp, zamani ölçmek
gel zaman git zaman lang daarna, lange tijd daarna
gelecek zamanla als, wanneer, taşındığı zaman... Toen hij
Gelijktijdig Ayni Zamanda,Gelijktijdig
GELIJKTIJDIG I s, eşzamanli, zamandaş, çağdaş, ayni çağdan, e schrijvers
GELIJKTIJDIGHEID eşzamanlilik, zamandaşlik
gelmek, onder de van nin hükümeti zamaninda, saltanati altinda
gelmek, şansli olmak, zamaninda yetişmek,
gemiyle ne kadar zamanda katedilebilir? 2 een afgevaren schip
GENERATIE (s) 1 soy, nesil, 2 (tijdgenoten) kuşak, göbek, zamandaşlar,
geniş zaman aoristus d. (herhalend) tegenwoordige tıjd d.
gerektirmek 1 noodzaken, eisen, vereisen, 2 (zaman, tijd) vergen,
GERUIM oldukça uzun, (een) e tijd oldukça uzun bir zaman
getirmek, birini komt altijd op zijn poten terecht kedi her zaman dört
gitmek, het geld is gevlogen para uçtu, suyunu çekti, de tijd vliegt zaman
goed zamanini (iyi) kullanmak, (iyi) harcamak,
GROEITIJD ( en) büyüme zamani
GUNNEN g, (gunde, h, gegund) 1 iemand geen tijd birine zaman
halletmek, (afpassen) tam olarak ölçmek, tam miktari/zamani belirlemek
harcamak, de tijd zamani boşa geçirmek, çarçur etmek
harman zamanı maaitijd d. oogstijd d. pluktijd d.
hasat zamanı oogstijd d. pluktijd d. maaitijd d.
hayatini öğrenimine adiyor, zijn tijd aan ... (y)a/e zamanini vermek,
Hayvanlarda Eslesme Zamani
Hayvanlarda Eslesme Zamani paartijd,Hayvanlarda Eslesme Zamani
hazirdaki, e tijd taalk/dilb şimdiki zaman, onder de e omstandigheden var
hebben, ergens druk mee bezig zijn, 2 wanneer, (geçmiş zamanla)
heeft zijn her şeyin zamani var, bijde zijn a) (modern zijn) modern
heelmeester zaman her şeyin üstesinden gelir, het is hoog vakit dar, het
hep (hepten) alle, totaal, geheel, volkomen, algeheel, 2 (her zaman)
Her Zaman
her şeyin bir zamanı var Alles op z'n tijd. Keulen en Aken zijn niet op een
Her Zaman Altijd,Immer,Altijd,Her Zaman
her zaman altijd, continu, voortdurend
her zaman karşilaştiğimiz şey, her zaman olan şey
her zaman züğürttür
hesaplamak, zamanini iyi seçmek, 2 (tijdsduur opnemen) zamanini ölçmek
het je schikt zamanin uygunsa, sana zaman uygunsa, het schikt me niet bana
hiç -çi 1 niets, niks, (hiçbir zaman) nooit, (soru tümcesinde) ooit, 2
Hicbir Zaman
Hicbir Zaman Nooit,Nimmer,Hicbir Zaman
hiçbir zaman nooit, nimmer, nimmermeer
hikaye bileşik zamanı dilb./taalk. onvoltooid verleden tijd d. imperfect
HOELANG z, zal het nog duren? daha ne kadar sürecek, tot ne zamana
houden, zaman, tijd) maken, reserveren, (para. geld) ergens voor
Ik denk altijd aan je Seni her zaman dsnyorum
Immer Her Zaman,Immer
Itaat Etmek Gehoorzaman ,Itaat Etmek
Langzamerhand Yavas Yavas,Zaman Gectikce,Langzamerhand
Lentetijd Bahar Zamani,Lentetijd
Lijnrecht Dosdogru,Zaman Kaybetmeden,Lijnrecht
Linea Recta Dosdogru,Zaman Kaybetmeden,Linea Recta
Loops Es Isteme Zamani Gelmis (Hayvan),Loops
maalesef tam zamaninda, şimdi, aksi gibi tam o anda, aksi gibi tam ...
Maaltijd Yemek Zamani,Maaltijd
Meestal Zaman Zaman,Ekseri,Ekseriyetle,Meestal
Meteen Derhal,Hemen,Hemen Ayni Zamanda,Birden,,Meteen
Mettertijd Zamanla,Giderek,Mettertijd
Ne Zaman? Wanneer?,Ne Zaman?
Nerede Ve Ne Zaman waar en wanner,Nerede Ve Ne Zaman
Nimmer hicbir zaman,Nimmer
Nooit Hicbir Zaman,Asla,Nooit
O Zaman Alsdan,toentertijd,toen,O Zaman
O Zaman O Vakit dan,O Zaman O Vakit
O Zamanin toenmalig,O Zamanin
O Zamanlarda destijds,O Zamanlarda
Oruc Zamani Vastentijd ,Oruc Zamani
Otopark Zaman Diski parkierschijf,Otopark Zaman Diski
Paartijd ciflesme zamani,hayvanlarda eslesme zamani,,Paartijd
Parkierschijf otopark zaman diski, ,Parkierschijf
Passant yoldan gecen kimse,bu arada,ayni zamanda, ,,Passant
Perfectum perfektum,tamamlanmis simdiki zaman,,Perfectum
Piekuur en yogun sat,bir seyin en yogun zamani,yogun kullanim saati, ,,Piekuur
Schafttijd Yemek Zamani,Schafttijd
Seni her zaman dsnyorum Ik denk altijd aan je
Steeds Surekli,Herzaman,Steeds
tam zamanında precies goed, op het juiste moment
Tamamlanmis Simdiki Zaman perfectum,Tamamlanmis Simdiki Zaman
Tatil Zamani Vakantietijd,Tatil Zamani
Tegelijk Birden,ayni zamanda/anda,beraber,birlikte ,,Tegelijk
Tegelijkertijd Ayni Zamanda,zie tegelijk ,Tegelijkertijd
ten tijde van) zamaninda, esnasinda, sirasinda, de regering van nin
Tevens,2 Da/Dahi,Ayni Zamanda,Tevens,2
tij zaman) kosten, 29 / (emmek) opnemen, opzuigen, 30 /
Tijd Zaman,Zaman,Tijd
Tijd D(,En) zaman,vakit ,Tijd D(,En)
Tijdgebrek H zamansizlik,zaman yetersizligi ,Tijdgebrek H
Tijdnood D zamansizlik ,Tijdnood D
Tijdschakelaar D(,S) zamanli salter,zamanli devre anahtari ,Tijdschakelaar D(,S)
Tijdsverschil H(,Len) zaman farki ,Tijdsverschil H(,Len)
Tijdverlies H zaman kaybi ,Tijdverlies H
Timing zamanlama,uygun zaman secimi ,Timing
Toekomen vakti/zamani olmak ,Toekomen
Toen o zaman,o vakit ,Sonra,Toen
Toenmalig o zamanin ,Toenmalig
Toentertijd o zaman,o vakitler ,Toentertijd
TZTAfk Te Zijner Tijd zamani gelince ,TZTAfk Te Zijner Tijd
Uygun Zaman Secimi timing,Uygun Zaman Secimi
v, dingen eskimek, zamani geçmek,
Vakantietijd Tatil Zamani,Vakantietijd
Vakti/Zamani Olmak toekomen,Vakti/Zamani Olmak
Vastentijd oruc zamani,Vastentijd
Verjaard zaman asimina ugramis,Verjaard
Verlies kayip,zaman kaybi ,zarar,ziyan,,Verlies
Versrijken (Verstreek is verstreken) , gecmek (zamanin gecmesi),Versrijken (Verstreek
Voorbarig vakitsiz,zamansiz,Voorbarig
Waar En Wanner nerede ve ne zaman, ,Waar En Wanner
Wanner? Ne Zaman?,ne vakit,digi zaman,diginda,,Wanner?
Weleer onceleri,eskiden,vaktiyle,bir zamanlar,,Weleer
Yemek Zamani Schafttijd,Yemek Zamani
yolunu kaybet- ) de weg kwijt raken, 5 (zamanında ol op tijd
Zaman Tijd,tijd d(,en),Zaman
zaman al- ) duren, (tijd) kosten, Çok sürmez, het duurt niet lang.
Zaman Asimina Ugramis Verjaard ,Zaman Asimina Ugramis
Zaman Farki tijdsverschil h(,len),Zaman Farki
Zaman Gecirmek doorbrengen,Zaman Gecirmek
Zaman Kaybi tijdverlies h,Verlies ,Zaman Kaybi
zaman vermek, 6 iemand in de hoogte birini yağlamak, övmek, een ring aan
Zaman Yetersizligi tijdgebrek h,Zaman Yetersizligi
Zaman Zaman Meestal,Zaman Zaman
Zaman(Gecirmek) doorkomen,Zaman(Gecirmek)
zaman, miktar precies, Hollanda'da tam beş yıl çalıştı, Hij heeft
Zamani Gelince tztafk te zijner tijd,Zamani Gelince
zamanla tegen akşam üzeri tegen de avond
Zamanlama timing,Zamanlama
Zamanli Devre Anahtari tijdschakelaar d(,s),Zamanli Devre Anahtari
Zamanli Salter tijdschakelaar d(,s),Zamanli Salter
Zamansiz Voorbarig ,Zamansiz
Zamansizlik tijdnood d,tijdgebrek h,Zamansizlik

Ana Sayfaya Dön