Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'Ulu' Kelimesinin Anlamları:

aan tot iets bir şeye katkida bulunmak, 2 (gift) bağiş, hibe,
AANBOD teklif, (het aanbieden) sunuluş, sunulma, sunma, een
Aanmatigen Zich Aanmatigen,Haksiz Talepte Bulunmak,Aanmatigen
Aansprakelijkheid Sorumluluk,Aansprakelijkheid
AANSPRAKELIJKHEID (...heden) 1 sorum, sorumluluk, mesuliyet,
AANSTALTEN mv/çoğ hazirlik, maken yolculuk hazirliklari
Aanwezig Bulunmak,Aanwezig
AANWEZIG 1 (persoon) bulunan, hazir, mevcut, de e leerlingen
AANWEZIGE I h, stok, mevcut, II d, (n) hazir bulunan kimse, de n
AANWEZIGHEID 1 (bir yerde) hazir bulunma, hazir bulunuş, uw is
Aanwezing Bulunan ,Mevcut,Aanwezing
Aanwezingheid Hazir Bulunma,Var Olma,Aanwezingheid
ABSENT hazir bulunmayan, gelmeyen, de en hazir bulunmayan
ABSENTEISME malin olduğu yerde bulunmama, iş başinda olmama,
acayip, tuha garip een e inval garip bir buluş, garip bir fikir
achter de hebben bir şeyi yedekte bulundurmak, ihtiyatan elinde
acı acı ulumak janken
acı paylaşılarak azalır (mutluluk paylaşılarak büyür) Gedeelde smart is
açık hava 1 buitenlucht d. 2 (bulutsuz hava) heldere lucht d.
açıklamada bulunmak een officiële verklaring afleggen, uitleg geven
açiklik, aydinlik, bulutsuzluk, iets tot brengen bir şeye açiklik
açmak, niyetini ortaya koymak, aan de groene zitten yönetimde bulunmak,
açmazda bulunmak zich in een impasse bevinden
ACQUISITEUR (s) üye veya abone bulucu kimse,
ACTE de presence geven hazir bulunmak,
adatavşanı, - ni (wild) konijn (OryctolAçus cuniculus)
Adel Soyluluk,Asalet,Adel
ADEL asalet, soyluluk,
Adeldom Soyluluk,Adeldom
ADELDOM soyluluk,
aet kıs/afk Avrupa Ekonomik Topluluğu) Europese Economische Gemeenschap
AFBLADEREN gs, (bladderde af, is afgebladderd) soyulmak, soyulup
afhaken, niet meer meedoen, 6 (deniz) wegebben, 7 (bulut, wolken)
Afspraak Randevu,Anlasma,Bulusma,Afspraak
AFSPRAAK (afspraken) anlaşma, randevu, buluşma, sözleşme, dat
afsunculuk toverij
Afwezig (Hazir ) Bulunmayan,Dalgin ,Afwezig
AFWEZIG 1 zijn (bir yerde) olmamak, bulunmamak, de en
AFWEZIGE (n) gelmeyen kimse, bulunmayan kimse
AFWEZIGHEID bulunmayiş, hazir olmayiş, yokluk, bij van
Afwezinheid Bulunmayis,Yokluk,Afwezinheid
afyonculuk opiumhandel
afzonderlijk pavyon, bir kuruluşa ait yapi,
akar yara, 5 het e jaar içinde bulunduğumuz yil, 6 schrift eğri yazi
akçakavak bot abeel d. zilverpopulier d. (Populus alba)
akkavak bot abeel d. zilverpopulier d. (Populusalba)
akşam okulu avondschool d.
akşam ortaokulu middelbare avondschool d.
akşam sanat okulu technische avondschool d.
aktavşan zo (woestijn) springmuis d. (Jaculus jaculus)
alevlendi, birden şiddetlendi, in de pijp çok coşkulu/istekli, ateşli
aleyhinde bulunmak / n/ kwaad spreken over iemand, over iemand roddelen
ALIBI (s) jur/huk bulunmama ispati, gaybubet, yokluk, başka bir
Alla bir kulu idareci yapmak istediği zaman ona yardım elini uzatır Als Allah wil om een van Zijn dienaren een beheerder, Hij geeft hem een hand (hulp)
allah yürü kulum demiş Hij is ongelofelijk rijk. zijn zaken gaan erg goed.
almak, vragen tavsiye sormak, geven tavsiyede bulunmak, öğüt
ALOMTEGENWOORDIG her yerde bulunan, her yerde hazir,
altijd op hetzelfde aambeeld hep ayni davulu çalmak
altında imzası bulunan ondergetekende d.
AMBACHTONDERWIJS vero/eski teknik, sanat okulu,
ambiance d. 3 (içinde bulunulan durum) omstandigheid d. toestand d.
anadolulu Anatolier d. Anatolische d.
anaokulu kleuterschool d. peuterschool d.
anasoyculuk racisme
Andean Toplulugu
Andean Toplulugu Andesgemeenschap
Andesgemeenschap Andean Toplulugu
anma pulu herdenkingszegel d.
AQUAREL ( len) suluboya resim, akvarel,
arabozuculuk 't tweedracht zaaien, het brengen van verdeeldheid
Arabulucu Intermeidair,Arabulucu
arabulucu bemiddelaar d. tussenpersoon d.
arabulucu, III s, arada olan, arada bulunan
arabuluculuk bemiddeling d. intercessie d. interventie d.
arabuluculuk etmek / bemiddelen, interveniëren
arabuluculuk etmek, aracilik yapmak
arabuluculukçabası bemiddelingspoging
aracı (Arabulucu) bemiddelaar d. tussenpersoon d. 2 (komisyoncu) makelaar
aracılık (Arabuluculuk) bemiddeling d. 2 (komisyonculuk) makelaardij d.
araştirmanin konusu, gevonden en bulunmuş eşyalar, bulunmuş şeyler, 2
ARGOT hirsiz dili, argo, tulumbaci lehçesi,
ARGWANEND kuşkulu, şüpheli, een e blik kuşkucu bakiş,
Arrestant (Erkek ) Tutulu,Arrestant
ARRESTATIE (s) tutukluluk, tutuklama, göz altina alma,
arzulu begeri happig
aşağıda bulunan onderstaande
ASCESE koyu sofuluk,
Asiri Ulusculuk
aşırı duygulu vatbaar voor indrukken
aşırı tutuculuk fundamentalisme
Asiri Ulusculuk Chauvenisme,Asiri Ulusculuk
astsubay okulu onderofficiersschool d.
ateşçi (hasta) koortsachtig, koortsig, 2 (coşkulu) enthousiast, fervent,
atış eğitim okulu schietschool d.
atkestanesi - ni bot paardekastanje d. (Aesculus hippocastanum)
AUTORIJSCHOOL (...scholen) şoför okulu, şoförlük okulu,
Avondschool Gece Olkulu,Avondschool
AVONDSCHOOL (...scholen) gece okulu,
avrupa ekonomik topluluğu Europese Economische Gemeenschap d. E.E.G. d
aygiti (broedmachine) kuluçka makinasi
Ayigulu pioen roos,Ayigulu
ayıyoncası - nı bot kardoen d. (Cynara cardunculus)
Ayni Kulupten
aynı davulu çalmak altijd op hetzelfde aanbeeld slaan
Ayni Kulupten Clubgenoot,Ayni Kulupten
Az Bulunan
Az Bulunan Schaars,Az Bulunan
azınlıklar okulu minderheidsschool d. minderhedenschool d.
BA afk/kis bij anwezigheid bulunmadiği taktirde,
Baanbrekend cigir acan,onculuk eden,Baanbrekend
BADSTOF fen) d, havlu kumaşi, havluluk bez,
bağdat Bagda Sora sora Bağdat bulunur. Met vragen komt men te Rome.
BAGGER balçik, sulu çamur,
Bahcivanlik Okulu
Bahcivanlik Okulu tuinbouwschool d(scholen),Bahcivanlik Okulu
bahçıvanlık okulu tuinbouwschool d.
Bakanlar Kurulu
Bakanlar Kurulu kabinet,Bakanlar Kurulu
bakanlar kurulu bunalımı kabinetscrisis d.
bakanlar kurulu kabinet
Bakanlar Kurulu Toplantisi
Bakanlar Kurulu Toplantisi kabinetszitting,Bakanlar Kurulu Toplantisi
balık pulu visschub d.
ballamak, (verheerlijken) yüceltmek, ululamak
BALLETGEZELSCHAP bale topluluğu,
BALSEMEN g, (balsemde, h, gebalsemd) 1 kokulu belesan sürmek, 2
BALUSTRADE ( s, n) parmaklik, korkuluk, tirabzan,
bang korkulu, ürkek, (angstig makend) korkunç, ürkütücü, 3
Barak baraka,kulube,Barak
BARBERTJE Barbertje moet hangen her zaman bir günah keçisi bulunur,
barış vrede d. uluslararası barış wereldvrede d. 2 (barışma) verzoening
baş biti zo. hoofdluis d. (Pediculus capitis)
basurotu - nu bot. speenkruid (Ranunculus fıcaria)
BEBOSSING 1 ağaçlandirma, 2 ( en) (plaats) koruluk, ormanlik,
BEDERFELIJK dayaniksiz, bozulur,
bedrijf yönetici, yürütme kadrosu, yönetim kurulu
BEDRIJFSRAAD (...raden) işyeri kurulu, iş düzenleme kurulu,
Beducht korkulu,Beducht
BEELDHOUWKUNST yontuculuk, heykeltraşlik, heykelcilik, (hout)
BEGERIG z, istekli, arzulu, (hebzuchtig) hirsli, tamahkar,
Begrensd tahditli olculu,Begrensd
BEHOUD 1 muhafaza, koruma, sakim, 2 kurtuluş, bidden voor het
BEHOUDZUCHT tutuculuk, bağnazlik, muhafazakarlik, gericilik,
beklenmedik yerde bulunmak, görünmek, hij is hier komen uit
Belachelijk gulunc,Belachelijk
belangen ulusal çikarlar
belediye başkani ve daimi encümenleri kurulu, 2 (les, voordracht,
Belezen okumus,gorgulu,Belezen
BEMIDDELAAR (s) arabulucu, araci
BEMIDDELEN g (bemiddelde, h, bemiddeld) arabuluculuk etmek,
BEMIDDELING aracilik, arabuluculuk, door van nin
BEMIDDELINGSPOGING ( en) arabuluculuk çabasi, uzlaştirma
Benauwdheid korkulu,havasizlik,sikisma,Benauwdheid
benzeyen yüzer eşya üzerinde köprü kurulur, taşima hizmetlerinde
BEROEPSOPLEIDING ( en) meslek kursu/okulu,
BESCHAAFD I s, z, 1 uygar, medeni, e volken uygar uluslar, 2
BESLAGEN rutubetli, buharlaşmiş, buğulanmiş, buğulu, goed ten
Bespottelijk gulunc,komik,Bespottelijk
Bestaan1 var olmak,bulunmak,Bestaan1
BESTAAND mevcut, varolan, bulunan, e toestand mevcut durum,
BESTUURSLID (...leden) yönetim kurulu üyesi, idare meclisi
BESTUURSVERGADERING ( en) yönetim kurulu toplantisi, idare
Betalingen Uluslararasi demeler
BETALINGSCONDITIE (s) ödeme koşulu, ödeme şarti,
Betrekken getirtmek,bulutlanmak,kapanmak,bulastirmak,,Betrekken
betrekt hava bulutlaniyor, 2 (v, gezicht) asilmak, ekşimek,
BETROUWBAAR güvenilir, güven duyulur,
bevatten, bestaan uit) bulunmak, de klas heeft 20 leerlingen sinifta 20
BEVLOGEN z, coşkulu, coşkun, esinli,
BEVRIJDING kurtuluş,
BEVRIJDINGSBEWEGING ( en) kurtuluş örgütü,
BEVRIJDINGSDAG kurtuluş günü,
BEVRIJDINGSFRONT ( en) özgürlük cephesi, kurtuluş cephesi,
BEVRIJDINGSOORLOG ( en) kurtuluş savaşi, özgürlük savaşi,
BEWIJSLAST jur/huk kanitlama yükümü, ispatlama zorunluluğu,
bewijzen birinin cenaze töreninde bulunmak, cenaze törenine
BEWOLKING bulut,
BEWOLKT bulutlu,
BEWOONBAAR yaşanabilir, oturulur, ikamet edilebilir,
bewoonbaar barinilir, oturulur
BEWUSTHEID şuurluluk, bilinçlilik, bilinç,
BEWUSTZIJN şuur, bilinç, het nationale ulusal bilinç, het
Bezorgd Endiseli,Uzuntulu,Bezorgd
BEZWAARD z, (meer , meest ) suçluluk hisli, vicdani rahatsiz,
Bijdragen katkida bulunmak,Bijdragen
bildirimde bulunmak een officiële verklaring afleggen, aankondigen
binicilik okulu manege d. paardrijschool d.
bir başkasi ile buluşturmak, ilişkiye geçirmek, taniştirmak, in
bir şeyi kendi sorumluluğu altina almak, op eigen mesuliyeti kendine olmak
bir şeyin doğruluğunu kabul etmek, 2 tanimak, de onafhankelijkheid
bir yerde bulunmak, aylaklik etmek
birakmak, hazir bulundurmak, hazirlamak, yapmak,
biriktirmek, toparlamak, devşirmek, postzegels posta pulu biriktirmek,
birini mahkemeye vermek, birinden bir talepte bulunmak, 5 iemand
birinin kurtuluşu için dua etmek, ziek zijn met van loon maaşi
Birleşmiş Milletler Uluslararası Çoçuklara Acil Yardım Fonu United
birleşmiş milletler uluslararası çocuklara acil yardım fonu United Nations
bisküvi kutusu, 3 tech/tek kasnak, tromel, 4 anat, kulak davulu
bit - ti luis d. (Pediculus), baş biti hoofdluis d. (Pediculus capitis),
BLIJHEID neşe, sevinçlilik, mutluluk,
blijheid özgürlük mutluluktur, insan istediği şeyi yapmali, persoonlijke
Bloedzuiger suluk, asalak,Bloedzuiger
blok, devletler topluluğu, een westeuropees Bati Avrupa bloku, 5
BNP afk/kis Bruto Nationaal Produkt kesintisiz ulusal gelir,
BOBBELIG yumrulu, çikintili,
bölge ilkokulu regionale basisschool d.
bölge okulu streekschool d. regionale school d.
bölümü, kapaniş kaydi, als dienen önemsiz bulunmak, pek gerekli görülmemek
BOOGSCHIETEN sp, okçuluk, ok atma,
borçluluk het schuld hebben (fınancieel)
BORSTWERING ( en) korkuluk duvari, (v, brug) korkuluk,
boş bulundurmak / vrijhouden
boş bulunmak 1 (sakıncalı şeyi söyle zijn mond voorbijpraten, 2 (ağzıyla
BOSJE (s) 1 ormanlik, koruluk, 2 (bundel) demetçik, destecik,
BOSSCHAGE (s) ağaçlik, koruluk, fidanlik,
bostan korkuluğu vogelverschrikker d. stropop d.
bovendien, Okulun yanı sıra birde çalışıyor. Naast zijn studie werkt
BOVENSTAD (...steden) yüksek semt, de van Istanbul Istanbulun
BOVENSTANDIG bot, üst tarafinda bulunan, een vruchtbeginsel
bozgunculuk defaitisme
BRANDERIG 1 yanik hissi veren, yanik kokulu, e lucht yanik
BRANDSPUIT ( en) yangin tulumbasi,
BRANDSPUITGAST ( en) itfaiyeci, tulumbaci,
Broed het kulucka,Broed
BROED kuluçka,
BROEDEI ( eren) kuluçkalik yumurta,
Broeden kuluckaya yatmak,Broeden
BROEDEN gs, (broedde, h, gebroed) kuluçkaya yatmak, fig/mec op
BROEDERIJ ( en) kuluçkaci işyeri,
BROEDHEN ( nen) kuluçka tavuk,
BROEDKOLONIE (s) kuluçka kolonisi,
BROEDMACHINE (s) kuluçka makinasi,
BROEDS kuluçkaya istekli, de kip is tavuk kuluçkaya istekli,
BROEDSEL (s) 1 kuluçka, 2 kuluçkadan çikan civcivler, yavrular,
BROEDTIJD ( en) kuluçka zamani,
BRUGLEUNING ( en) köprü korkuluğu, trabzan,
Brullen kukremek,ulumak,Brullen
BRULLEN gs, (brulde, h, gebruld) 1 (v, dieren) kükremek, ulumak,
Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur, Niets kan volmaakt zijn. Overal
bu kadar kusur kadı kızında da bulunur Elke gek heeft zijn gebrek. Niets
buğulu beslagen, bewasemd, wazig, dampig
BUIL I d, ( en) şiş, şişkinlik, yumruluk, tümsek, çikinti II d, (
BUITENLANDSE HANDEL Uluslararasi ticaret
bulucu detector
buluğ çağı puberteit d.
buluğa eren genç puber d.
buluğa ermek in de puberteit zitten
Bulujin Spijkerbroek,Bulujin
bulun- geslachtsgemeenschap hebben, naar bed gaan met, bijslapen
bulunamaz, gekleed kusursuz giyinmiş
Bulunan Gelegen ,Bulunan
Bulunan Aanwezing,Bulunan
bulunan ögrenciler, 2 elde, mevcut, de e voorraad stok,
bulundurmak in voorraad hebben, achter de hand hebben
bulundurmak, boş bulundurmak
bulundurmak, de en afhouden van dan/den uzak durmak, (bir şeye)
bulundurmak, düzenleyip birakmak,
bulundurmak, lekker is maar een lang gülün ömrü az olur, hij heeft lange
bulundurmak, stokta bulundurmak,
bulundurmak, zich hazir durrnak/olmak/bulunmak
bulunmadığı yerdefareler cirit atar. Als de kat van huis is, dansen de
Bulunmak Aanwezig,bestaan,Bulunmak
bulunmak gevonden worden, 2 /- de/ (bir yerde) zich bevinden, zijn, 3
bulunmak een discussie hebben
bulunmak, (feest) parti, eğlence, een geven eğlence vermek, 3 muz/müz
bulunmak, b birine karşi hareket etmek, tepki göstermek, tepkide
bulunmak, bir şeyden dolu olmak,
bulunmak, bir yerde olmak, in de gevangenis cezaevinde olmak, er zit een
bulunmak, cezaevinde olmak, tutuklu olmak, hapishanede olmak
bulunmak, çorbada tuzu bulunmak
bulunmak, dolaşmak, laten elden ele dolaştirmak
bulunmak, een boek bir kitabi degerlendirmek, iemand naar zijn
bulunmak, gözlemek, gözleyip öğrenmek
bulunmak, müjdelemek, de bloemen kondigen de lente aan çiçekler
bulunmak, münakaşa etmek
bulunmak, over iets bir şey hakkinda tartişmak
bulunmak, weet je ook waar Ali uithangt? Alinin nereye takildiğini biliyor
bulunmama afwezigheid d. absentie d.
bulunmamak /- de/ afwezig zijn, 2 (eksik ol ontbreken, missen, derven,
bulunmamak, noksan olmak, ihtiyaç duyulmak, het ontbreekt hem aan geld
bulunması zor met een lantarentje naar iets moeten zoeken
bulunmayan afwezige
Bulunmayan(Hazir ) Afwezig,Bulunmayan(Hazir )
bulunmayanlar listesi absentenlijst d. absentielijst d.
Bulunmayis Afwezinheid,Bulunmayis
bulunmayış afwezigheid d. absentie d.
Bulunmus Gevonden ,Bulunmus
buluntu vondst d. gevonden voorwerp
Bulunur Verkrijgbaar ,Bulunur
bulunur, tegenwoordigheid van ruhsal uyaniklik, tegenwoordigheid van
bulup buluşturmak / met moeite vinden, na lang zoeken vinden
bulur, eden bulur dünyasi, zijn eigen s doppen kendi işini kendi
Bulus Bulgu
buluş uitvinding d. vinding d. vondst d. 2 (iyi fikir) een goed idee,
Bulus Bulgu Vondst ,Bulus Bulgu
buluş yapan uitvinder d.
buluşçu vinder
Bulusma Afspraak,Bulusma
Bulusma Yeri
buluşma merkezi ontmoetingscentrum
buluşma ontmoeting d. samenkomst d.
Bulusma Yeri trefpunt h(,en),Bulusma Yeri
buluşma yeri ontmoetingscentrum ontmoetingsplaats d. trefpunt
buluşmak 1 (karşılaşmak) elkaar ontmoeten/treffen, 2 (bir araya
buluşmak elkaar ontmoeten, 6 (yol vb. kesiş elkaar kruisen
buluşturmak- i, (v. mensen) laten ontmoeten, een ontmoeting
Bulut Wolk,Bulut
bulut - tu wolk d. Havada bulut, sen onu unut. Dat kun je wel op je buik
bulutçuk wolkje
bulutlanma bewolking
Bulutlanmak betrekken,Bulutlanmak
bulutlanmak betrekken, bewolken
bulutlu bewolkt, betrokken
bulutsu mist d. nevel d.
bulutsuz onbewolkt, helder
bulutsuzluk van het weer) klaarheid d.
buluttan nem kapmak lange tenen hebben, gauw op zijn tenen getrapt zijn,
buluyorum, (ontdekken) bulmak, icat etmek
BUREAUCRATIE bürokrasi, kirtasiyecilik, memurculuk,
burulum torsie d. wringing d.
Buyu Formulu
Buyu Formulu toverformule d(,s),Buyu Formulu
Buyuculuk toverkunst d(,en),Buyuculuk
CABARETGEZELSCHAP ( pen) kabare topluluğu
çabuk yorulur, acele giden ecele gider,
çalıkuşu - nu zo. 1 goudhaantje (Regulus regulus), 2 winterkoninkje h
çalişmak, katkida bulunmak
çamaşir sikmak, zich (in bochten) kurtuluş yolu bulmaya çalişmak, weten
çapulculuk roof
çare bulunmaz/yoktur, iemand voor laten liggen birini ölüme terk
çarşi, pasaj, 3 muz/müz pasaj, 4 scheep/den seyahat, yolculuk, 5 (in boek)
CATECHISEREN g, (catechiscerde, h, gecatechiseerd) sorulu
cemiyet - ti 1 (topluluk) genootschap gezelschap sociëteit d. 2
cenazede bulunmak een begrafenis bijwonen
cezaevi okulu tuchtschool d.
cezaevinde bulunmak gevangenzitten, de gevangenis zitten
Charge Saldiri,Yukumluluk,Tufek Doldurma,Charge
Chauvenisme Asiri Ulusculuk,Chauvenisme
Chief Executive Officer Icra kurulu baskani
çift namlulu dubbelloop d.
cinsel ilişkide bulunmak / geslachtsgemeenschap hebben, naar bed gaan
cirit atmak /- de/ 1 (çok bulunmak) krioelen, 2 (dilediği gibi davranmak
cirit oynamak /- de/ 1 (çok bulunmak) krioelen, 2 (dilediği gibi davranmak
çitsarmaşığı - nı bot. Perzische winde d. (convolvulus persicus)
cıvalı met kwik, 2 (içinde civa bulunan) kwik bevattend
cıvık (çamurlu) modderig, blubberig, (sulu) waterig, (kar) papperig,
cizirdatmak, (zaniken) dir dir etmek, hep ayni davulu çalmak,
Club Kulup,Dernek,Club
Clubgenoot Ayni Kulupten,Clubgenoot
çoban herderin d. herkesin aklı bir olsa, koyuna çoban bulunmaz, als de
çocuk tulumu hansop d. kinderpakje
çocuklardan ben sorumluyum, çocuklarin sorumluluğu bende, 2 sorumluluk
çocuklari evde tutmak, 2 (bij zich houden) yaninda bulundurmak/tutmak, zijn
çocuksuluk kinderachtigheid d. flauwigheid d.
çoğulculuk pluralisme
Cok Borulu Flut
Cok Borulu Flut panfluit,Cok Borulu Flut
çok uluslu sirket
Cok uluslu sirket multinationale ondernemingen
çokçuluk pluralisme
çomak knots d. stok d. kolf d. staf d. davulun çomağı elinde olmak de
COMPTABILITEIT 1 mali sorumlu, sorumluluk, mesuliyet, 2
confessionele tek mezhep okulu, ayni dine inananlarin gittiği okulu, een
Constructie Konstruksiyon,Insaat,Kurulus,Constructie
contant geld Uluslararası Para Fonu Internationaal Monetair Fonds
continueren, (depoda vb. bulunmak) in voorraad zijn, 14 (eylemsilerle)
CONTRIBUANT ( en) katkida bulunan kimse
çorbada tuzu bulunmak een steentje bijdragen, het zout in de pap zijn
Corps Kolordu,Topluluk,Corps
coşkulu enthousiast, uitgelaten, geestdriftig, uitbundig, geanimeerd,
COURTAGE (s) komisyonculuk ücreti
Credo Iman Kabulu,Credo
CRIMINALITEIT suçluluk, kanuna aykiri hareketler, cürüm, suç,
çulu düzeltmek 1 (yeni elbise giy nieuwe kleren aandoen, netjes
cümle kuruluşu zinsbouw d.
Curriculum Gecmis,Yasam Tarzi,Curriculum
CURRICULUM VITAE h, (curricula vitae) öğrenim programi
da bulur belasini da, hij zoekt mij altijd hep beni bulur, iets niet achter
DAGREIS (...reizen) günlük seyahat, günlük yolculuk
Dagreis (Reizen) gunluk yolculuk ,gunluk seyahat,Dagreis (Reizen)
DAGSCHOOL (...scholen) gündüz okulu, gündüzlü okul
Daluren sakin saatler (yolculukta),Daluren
DALUUR (...uren) tren yolculuğunda durgun saat
damga pulu belastingzegel d. plakzegel d.
DAMPIG buğulu, sisli, puslu, (v, paarden) nefes darliği olan,
dana uykuluğu kalfszwezerik d.
dans okulu dansschool d.
DANSSCHOOL (...scholen) dans okulu
dat kan je op je buik havada bulut, sen onu unut, rüyanda görürsün, II gs,
davulun çomağı elinde olmak de eerste viool spelen
davulun sesi uzaktan hoş gelir Van veraf gezien lijkt alles mooier.
davulun tokmağı dengi dengine çalar Je kunt maar het best op je eigen
de dood voor ogen ölümden başka çare bulamamak, kurtuluş yolu olmamak, het
Declareren gumruge bildirmek,masrafbildiriminde bulunmak ,Declareren
dedikoduculuk roddel d. achterklap d. geroddel
değerlendirme (yargıda bulunma) beoordeling d. 2 (kitap, van boek)
değil! sözümü olur! teşekküre değmez! II s, aç, istekli, arzulu, praat
değil, anlaşilmaz, het is niet vinden bulunmaz, bulunmasi zor, c) i/ip,
değiştirmek, değiş tokuş etmek, gedachten düşünce alişverişinde bulunmak,
deneme okulu experimentele school d.
denemek, bir şeye soyunmak, b) (voorspellen) tahminde bulunmak
denizcilik okulu zeevaartschool d.
derece, rütbe, mevki, een hoge bekleden yüksek mevkide bulunmak, yüksek
dernek yürütme kurulu,
derviş dervişi tekkede, hacı hacıyı mekke'de bulur soort zoekt soort.
Desnoods gerek duyulursa,ihtiyac halinde ,Desnoods
DESNOODS z, gerek duyulursa, ihtiyaç dahilinde
devlet kuruluşu overheidsbedrijf rijksinstelling d. staatsbedrijf
devlet okulu staatsschool d.
DEVOTIE (s) dindarlik, sofuluk
Devotie(,S) dindarlik,sofuluk ,Devotie(,S)
dieren bağirmak, ulumak, ciyaklamak
DIKBUIK ( en) diboş, şişko, yağ tulumu
dikiş okulu naaischool d.
DIKKERD (s) diboş, şişko, yağ tulumu
DIKTE ( n, s) 1 (v, plank) kalinlik, (dichtheid) koyuluk, 2
Dikte(,N,S) kalinlik,koyuluk,sislik ,yumru ,,Dikte(,N,S)
DIKZAK ( ken) spreekt/kd şişko, yağ tulumu
Dilekte Bulunmak
Dilekte Bulunmak toewensen,Dilekte Bulunmak
dilekte bulunmak / toewensen
dinsel topluluk religieuze gemeente d.
dişinda, ...sayilmazsa, 2 (op voorwaarde van) nin koşulu ile,
disiplin kurulu tuchtcommissie d.
DOCHTERMAATSCHAPPIJ ( en) yan kuruluş, bir şirketin şubesi
DOCHTERONDERNEMING ( en) yan kuruluş, bir şirketin şubesi
DOEDELZAK ( ken) muz/müz tulum, gayda,
Doedelzak(,Ken) tulum ,Doedelzak(,Ken)
doen beyan etmek, bildirimde bulunmak,
doen bol keseden atmak, büyük vaatlerde bulunmak,
Doezelig uykulu ,Doezelig
DOEZELIG I s, z, bulanik, belirsiz II s, z, (slaperig) uykulu
doğrudan doğruya, (plat/argo) kivirtmadan, langir lungur, uluorta, spreek !
doğruluğundan şüphe etmek,
Dogrulugunu Arastirma
Dogrulugunu Arastirma Verificatie ,Dogrulugunu Arastirma
Dogruluk perfectie,Dogruluk
doğruluk juistheid d. 2 (dürüstlük) eerlijkheid d. rechtschapenheid d. 3
doğruluk kağıdı bewijs van goed gedrag
doğulu oosterling
doğululuk oosters karakter oriëntaalse
dokunakli, güçlü, II z, duygulu, yaşayarak, hislerle, hissederek, spelen
dokunmak, faydasi dokunmak, van zijn yardimda bulunmak, yardimi
DOLGELUKKIG z, çok mutlu, mutluluktan uçar gibi, mutluluktan
dolmuşçuluk minibusexploitatie
doluluk het vol zijn
DOMMELIG uykulu
DOMPELAAR 1 tech/tek basma tulumba silindiri, musluk pompasi, 2
DONDERKOP ( pen) firtina bulutu
DONDERWOLK ( en) firtina bulutu
Donderwolk(,En) firtina bulutu ,Donderwolk(,En)
döndürüyor, hij duizelde van geluk mutluluktan başi dönüyordu
Doorreis transit yolculuk ,direkt seyahat ,Doorreis
DOORREIS transit yolculuk, direkt seyahat, direkt geçiş
Doortocht transit yolculuk,gecis,Doortocht
DOORTOCHT 1 (doorreis) transit yolculuk, 2 (doorgang) geçiş, de
DRABBIG tortulu, telveli, bulanik, tortu gibi,
Drijven yuzmek,batmamak,suruklenmek(bulut),Drijven
DROM d ( men) kalabalik, topluluk, yiğin, küme, in men kitle
DTREIN zamli expres, zamli uluslararasi tren
DUBBELLOOPS çift namlulu
DUBBELSPEL ( en) ikili oyun, ikişerlik oyun, çifter oyunculu
düğünçiçeği - ni bot. boterbloem d. ranonkel d. (Ranunculus)
duman bulutu rookwolk d.
Dun Ince,Zayif,sulu,seyrek daginik ,,Dun
duruluk helderheid
durum, zor durum, zich in een bevinden açmazda bulunmak
duygulu bir şekilde, 3 (besef) anlayiş, het voor het schone güzellik
duygulu emotioneel, gevoelig, sensibel
duygululuk gevoeligheid d. ontvankelijkheid d.
duyumculuk sensualisme zinnelijkheid d.
E.G. afk/kis Europese Gemeenschap Avrupa Ekonomik Topluluğu,
ebrulu kağıt gemarmerd papier
ecele çare bulunmaz Tegen de dood is geen kruid gewassen. De dood is
Economische Gemeenschap Avrupa Ekonomik Topluluğu
eden bulur dünyası Je oogst wat je zaait. Wie kaatst, moet de bal
eden bulur Kwaad straft zichzelf.
een bostan korkuluğu gibisin
een e reis sikintili yolculuk, 3 (vervelend) sikici, sikinti veren, can
Een dag zonder jou is als verdriet zonder een traan. Een nacht zonder jou is als blijdschap zonder een lac Maar 1 seconde het gevoel van jouw kus maakt alles weer goed.sensiz bir gün, göz yaşı olmayan kedere gibi,sensiz gece, gülüşsüz mutluluk gibiama bir saniyelik öpücüğünü hissetmek, herşeyi düzeltiyor
een rivier bizim köy nehrin kiyisinda bulunuyor, 3 fig/mec olmak, er ligt
EERLIJKHEID dürüstlük, doğruluk,
EGELANTIER ( en, s) kokulu bir yabani gül,
egemen sini üretim araçlarini elinde bulunduran sinif, 6 (rang) derece,
eğitim zorunluluğu leerplicht d.
eğitim zorunluluğu, vrienden arkadaşlik görevi
EINDVERANTWOORDELIJKHEID (...heden) son sorumluluk,
Ekonomik Topluluğu Europese Economische Gemeenschap d. E.E.G. d.
eksik olmak, bulunmamak, kayip olmak, noksan olmak
el altında bulundurmak / iets achter de hand hebben, iets in voorraad
Elbise Susleme Pulu
Elbise Susleme Pulu pailette,Elbise Susleme Pulu
elinde bulundurmak / in voorraad houden/hebben, achterhouden
elinde tutmak, een buek in de hand kitabi elinde bulundurmak, je mag het
elle tutulur, gözle görülür concreet, tastbaar, wezenlijk, duidelijk
emekleme tulumu kruippakje
endişeli an, een e blik korkulu bakiş,
ENIG I s, tek, yegâne, eşsiz, biricik, eşi bulunmayan, (prachtig)
enkele tek gidiş bileti, op seyahatte, een trein tren yolculuğu, een
ENSEMBLE (s) 1 müzik grubu, 2 thea/tiy tiyatro topluluğu,
ENTHOUSIAST I s, coşkulu, esinli, ateşli, II z, coşkuyla, şevkle,
er was geen levende in de stad şehirde Allahin bir kulu yoktu, 3 fig/mec
eşi bulunmaz Het is iets unieks.
eşkiyalık banditisme 2 (soygunculuk) roverij d.
ESTABLISHMENT 1 (inrichting) kurum, kuruluş, 2 (heersende
eten az yemek, 2 nadiren, seyrek, thuis zijn nadiren evde bulunmak
etmek, bir yere dolmak, 2 fikir, buluş, dat is een goede iyi bir fikir,
etmek, een doen teklif yapmak, öneride bulunmak, een indienen öneri
etmek, itirazda bulunmak
etmek, kalkişmak, çekinmemek, (sorumluluğa) girişmek, (iets) niet
etmek, kontrol altinda bulundurmak, denetlemek
etmek, zijn school okulu ihmal etmek, okula gitmemek, hij verzuimt nooit
EUREKA buldum! (ani bir buluş heyecani)
ev faresi zo. huismuis d. (Mus musculus)
ev idaresi okulu huishoudschool d.
evlilik mutluluğu huwelijksgeluk
evraklar elimde, emanetimde bulunuyor, 2 op (y)a/e dayanmak,
EXAMENCOMMISSIE (s) sinav kurulu, imtihan komisyonu
EXISTENTIALISME varoluşçuluk
EXISTENTIEFILOSOFIE varoluşçuluk felsefesi
EXPRESSIONISME dişavurumculuk, ekspresyonizm
EXTERRITORIAAL bulunduğu ülke dişinda
facia ramp d. catastrofe d. onheil ulusalfacia een nationale ramp, uçak
FANATISME fanatiklik, tutuculuk, bagnazlik
Fanclub Hayranlar Kulubu,Fanclub
Fazant Sulun,Fazant
FEMINISME feminizm, kadin haklari savunuculuğu
fig/mec de bal yanliş yargida bulunmak
fig/mec ulu görmek, çok sevmek, hayran olmak
fig/mec zich het juk boyunduruğu atmak, sorumluluktan kurtulmak,
FIJNBESNAARD ince ruhlu/duygulu, hassas
FIJNGEVOELIGHEID duyarlilik, hassaslik, ince ruhluluk
Filantelie Pulculuk,pul meraki,Filantelie
Filiaal Yan Kurulus,sube,Filiaal
FILIAAL I s, çocuğa ait, II h, (filialen) yan kuruluş, şube, temsilci
FILMKEURING ( en) 1 film sansürü, 2 (personen) sansür kurulu,
fındıksıçanı zo. hazelmuis d. (Muscarinus avellanarius, Mus musculus)
Firtina Bulutu
Firtina Bulutu donderwolk(,en),Firtina Bulutu
fırtına bulutu donderkop d. donderwolk d.
FLACON (s) lavantalik, koku şişesi, kokuluk
FLAUWIGHEID (...heden) çocuksuluk, saçmalik, tatsizlik
FLEXIBEL esnek, bükülür, eğilir, uydurulur, kaliba girer, uymasi kolay
Fluit Fulut,ney,Fluit
Fluitist Fulutcu,Fluitist
FORMIDABEL dehşetli, müthiş, korkulur
FRANKEERMACHINE (s) posta pulu yerine mühür basan makine,
Fulut Fluit,Fulut
Fulutcu Fluitist,Fulutcu
FUNDAMENTALISME aşiri tutuculuk, gericilik, irtica, şeriatçilik, dinin
Fundering Tesis,kurulus,Fundering
FUNDERING ( en) tesis, kuruluş
g , is ) 1(v, het weer) bulutlanmak, bulutlarla kaplanmak, de
GEBOCHELD kamburlu, yumrulu, hörgüçlü
GEBRAND kavrulmuş, kavrulup hazirlanmiş, e koffie kavrulmuş kahve,
Gece Kulubu
Gece Olkulu
Gece Kulubu Nachtclub,Gece Kulubu
gece okulu avondschool d.
Gece Olkulu Avondschool,Gece Olkulu
geçip gitmek passeren, voorbijgaan, voorbijtrekken, (bulut) overtrekken,
geçirir, ses duyulur, het is hier erg burada hiçbir gizlilik olmaz
Gecmis Verleden,Afgelopen,Geleden ,Curriculum,,Gecmis
gedragen davranmak, davranişta bulunmak, 3 (doen) yapmak, harekete geçmek,
GEEMOTIONEERD duygulu, duygusal, met e stem duygulu bir sesle,
GEESTDRIFTIG z, coşkulu, hevesli, coşkun, hararetli, ateşli, coşku dolu
GEESTESKIND ( eren) buluş, icat, eser
GEGRONDHEID dogruluk, hakkaniyet
GEINSPIREERD esin dolu, esinlenmiş, coşkulu
Gelegen Bulunan,Munasip,Uygun,Gelegen
GELEGEN 1 (liggend) yerleşmiş, bulunan, 2 uygun, münasip dat komt mij
gelip hazır bulunma) opkomst d.
GELUK 1 aangenaam gevoel) mutluluk, saadet, bahtiyarlik, dagen vol
GELUKWENSEN g, (wenste geluk, h, gelukgewenst) met de mutluluk
GELUKZALIGHEID (...heden) (dini) yüce mutluluk, ebedi saadet, sonsuz
Gemeenschap Topluluk,Cemaat,Gemeenschap
gençlik suçluluğu jeugdcriminaliteit d.
Genel Kontrol Kurulu
Genel Kontrol Kurulu keuringsraad,Genel Kontrol Kurulu
genel yönetim kurulu hoofdbestuur
Gerek Duyulursa
Gerek Duyulursa desnoods,Gerek Duyulursa
GESCHIEDBOEK ( en) (bir ulusa ait) tarih kitabi
GESTICHT ( en) I yurt, kuruluş, kurum, bakimevi, manastir, barinak II
getirmek, aan een voorwaarde bir koşulu yerine getirmek, aan zijn plicht
getirrnek, hazir bulundurrnak
GEURIG hoş kokulu, güzel kokulu
gevangenschap mahpusluk, tutukluluk
GEVANGENSCHAP tutukluluk, mahpusluk, hapislik
geveleye yemek, 2 fig/mec söyleyip durmak, ayni davulu çalmak
gevoelens ulusal duygularla, de nationale industrie ulusal sanayi, nationale
GEVOELIGHEID (...heden) hassaslik,duyarlilik, duygululuk
GEVOELVOL z, duygulu, hassas, hisli
Gevonden Bulunmus,Gevonden
gewassen yapilacak bir şey yok, önüne geçilemez, çaresi bulunmaz
geweest? hiç Türkiyede bulundunuzmu? hiç Türkiyeye gittiniz mi?
geweest? Türkiyede bulundunuz mu? wij zijn gezakt sinifta kaldik,
GEWETEN (s) vicdan, bulunç, iets op zijn hebben bir şeye vicdani
GEZELSCHAP ( pen) 1 cemiyet, topluluk, meclis, parti, 2 thea/tiy
GEZONDHEIDSORGANISATIE sağlik örgütü/kuruluşu, wereld Dünya Sağlik
GEZWOLLEN ( er, st/meer , meest ) 1 şişmiş, kabarmiş, yumrulu, 2
girişimde bulunmak / initiatief nemen, ondernemen, iets op touw
girmek een baantje vinden, 2 (okulunu bitir zijn studie/opleiding
gissen, denken, veronderstellen, 2 (kehanette bulun voorzeggen,
Glimlach Gulumsemek,Glimlach
Glimlachen Gulumsemek,Glimlachen
GODSDIENSTIGHEID dindarlik, sofuluk,
godsdienstoefening ibadet, 5 (openbare instelling) kurum, kuruluş,
GOEDAARDIGHEID uysallik, selimlik, iyi huyluluk
Gorgulu belezen,Gorgulu
görür, tutar, ilgi görür tutulur
görüşme, in met ... ...ile anlaşarak, ile görüş alişverişinde bulunarak,
GOUACHE (s) 1 guvaş, zamkli sulu boya, 2 (schilderij) guvaş resim,
GOUDHOUDEND altinli, içinde altin bulunan
gövde göstermek, gösteride bulunmak, II g, göstermek, de juistheid
göz önünde bulundurmak / (iets/iemand) in de gaten houden
gözlem altında bulunmak ter observatie liggen
gözü sulu kimse huilbui d. huilebalk d.
GRIEZEL 1 ürpertici şey, 2 (engerd) bostankorkuluğu, ürpertici kimse,
GROEP ( en) grup, küme, zümre, birlik, topluluk, takim, actie eylem
GROOTHEID 1 büyüklük, 2 (voortreffelijkheid) ululuk, yücelik, 3
Groots Buyuk,Ulu,Heybetli,Groots
guguk kuşu zo. koekoek d. (cuculus canorus)
Gulumsemek Glimlachen,Gulumsemek
Gulunc belachelijk,bespottelijk,Gulunc
Gulunc Duruma Dusmek
Gulunc Duruma Dusmek Hemd,Gulunc Duruma Dusmek
Gulunc Ederek Taklit Etmek
Gulunc Ederek Taklit Etmek paradieren,Gulunc Ederek Taklit Etmek
gündüz okulu dagschool d.
Gunluk Yolculuk
Gunluk Yolculuk dagreis (reizen),Gunluk Yolculuk
gününü görmek / n/ 1 (mutluluğunu gör iemands geluk meemaken, iemand
Gurultulu Lawaaierig,Schreeuwerig,Gurultulu
güven duyulur betrouwbaar
güzel kokulu geurig
h. ecele çare bulunmaz, tegen de dood is geen kruid gewassen. De dood is
h. raming d. 4 kd./spreekt. (matematik) wiskunde d. 5 (sorumluluk)
Hac Yolculugu
Hac Yolculugu pelgrimage,Hac Yolculugu
hac yolculuğu pelgrimstocht d.
hac yolculuğu yapmak pelgrimeren, een pelgrimstocht maken
hacı hacıyı mekkede, derviş dervişi tekkede bulur Soort zoekt soort. Het
haftaya buluşmak üzere Tot volgende week!
hak yerini bulur Het recht zal zegevieren.
Haksiz Talepte Bulunmak
Haksiz Talepte Bulunmak Aanmatigen,Haksiz Talepte Bulunmak
HALLUCINAIR z, kuruntulu
HANDELSAKKOORD ( en) uluslararasi ticari anlaşma
HANDELSHOGESCHOOL (...scholen) ticaret yüksek okulu, ticaret akademisi
HANSOP ( pen) çocuk tulumu
HAPPIG düşkün, istekli, arzulu, op iets zijn bir şeye istekli olmak
hararetli (ateşli) koortsig, koortsachtig, 2 (coşkulu) vurig, opgewonden,
hareketli, coşkulu, faal, oynak, hayat dolu, kivil kivil
harekette bulunmak, de de personen in een toneelstuk bir tiyatronun
harp okulu cadettenschool d. krijgsschool d.
HARTSTOCHTELIJK I s, hirsli, tutkulu, ihtirasli, (vurig) ateşli, coşkulu,
hatıra pulu herdenkingszegel d.
havada bulut, sen onu unut Dat kun je wel op je buik schrijven. Dat kun je
Hayranlar Kulubu
Hayranlar Kulubu Fanclub,Hayranlar Kulubu
Hazir Bulunma
hazir bulunanlari saymak, de voor iets (iemand) ophalen (optrekken) bir
hazır bulundurmak / klaarleggen, klaarzetten,gereedmaken
Hazir Bulunma Aanwezingheid,Hazir Bulunma
hazır bulunma aanwezigheid d. presentie d.
hazır bulunmak 1 (toplantıda ve bv) bijwonen, aanwezig zijn (bij), 2
hazir bulunmak, iemand laten birini çağirtmak/getirtmek, birini hazir
hazır olmak 1 (bulunmak) aanwezig zijn, 2 (bitmiş ol gereed zijn, klaar
hebben birini göz önünde bulundurmak, iets in de en krijgen bir şeyin
hebben burnundan kil aldirmamak, buluttan nem kapmak, çok çabuk alinmak/
hebben evde içkisi olmak, içki bulundurmak
HEENREIS (...reizen) gidiş seyahati/yolculuğu
HEIL 1 refah, selamet, sağlik, 2 (redding) kurtuluş, zijn bij God
HEILIG z, kutsal, mukaddes, ulu, kutlu, aziz, değerli, mübarek, de
HEKWERK ( en) 1 çit, (balustrade) trabzan, korkuluk, 2 scheep/den
Hemd Gomlek,gulunc duruma dusmek,Hemd
HEMELS z, semavi, ilahi, ulu, yüce
HERDENKINGSZEGEL (s) hatira pulu, anma pulu
herkesin aklı bir olsa, koyuna çoban bulunmaz Verschillende vakken eisen
Herkesin aklı bir olsa, koyuna çoban bulunmaz, Verschillende vakken eisen
het hebben yoğun işi olmak, ik heb het met ...ile meşgulum,
het huis ligt een tuin evin arkasinda bir bahçe bulunuyor, ons dorp ligt aan
hirsli, canli, tutkulu, 3 (dol, verzot) düşkün, müptela, tutkun op iets
hızlı koşan çabuk yorulur Hardlopers zijn doodlopers.
HOBBELIG tümsekli, yumrulu, pürüzlü, inişli yokuşlu, engebeli,
HONGERIG z, 1 aç, acikmiş, karni boş, 2 fig/mec istekli, arzulu
HOOFDBESTUUR (...besturen) genel idar kurulu, genel yönetim kurulu
HOOG z, (hoger, st) 1 yüksek, 2 (adellijk) ulu, yüce, hoge druk yüksek
HOOGHARTIGHEID kibirlilik, gururluluk, kurumluluk
HOORBAAR z, işitilir, duyulur
hoş kokulu geurig, welriekend, aromatisch
Hosgorulu Verdraagzaam ,Ischikkelijk,tolerant,toegeeflijk,,Hosgorulu
HOTELSCHOOL (...scholen) otelcilik okulu
HOUDBAAR 1 savunulur, korunur, de toestand is niet meer durum artik
houden, ilişkide bulunmak omgang hebben, verkering hebben, tartışmada
HOUTVRIJ selülozsuz, içinde tahta bulunmayan
HUILEBALK ( en) sulugöz, çok ağlayan,
HUILERIG z, sulugöz, gözü yaşli, ağlamakli
huis i de muizen op tafel kedinin bulunmadiği yerde fareler
HUISHOUDSCHOOL (...scholen) ev idares okulu
hükmetmek - der 1 / overheersen, regeren, 2 (yargıda bulun een
hulpbron 3 (buluş yeri) oorsprong d. origine d. vindplaats d. bakermat d.
hurdasini çikarmak, je , havada bulut, sen onu unut,
Hut kulube,Hut
Icra kurulu baskani Chief Executive Officer
ijverig gayretli, een e man hirsli bir adam, II z, tutkulu bir şekilde,
Iman Kabulu Credo,Iman Kabulu
Insan Toplulugu krioelen,pakweg,Insan Toplulugu
Instelling Kurulus,Kurum,Instelling
Internationaal Uluslar Arasi,Internationaal
Internationaal uluslararasi
Internationale betrekkingen Uluslararasi iliskiler
Internationale handel Uluslararasi ticaret
internationalisatie Uluslararasilasma
Ischikkelijk Hosgorulu,Ischikkelijk
Iskambil Kulubu kaartclub,Iskambil Kulubu
Itirazda Bulunmak tegenspreken,Itirazda Bulunmak
Kaalheid kellik,dazlazlik,yapraksizlik,kuruluk,,Kaalheid
Kaartclub iskambil kulubu, ,Kaartclub
Kabinet Hukumet,bakanlar kurulu,Kabine, ,,Kabinet
Kabinetszitting bakanlar kurulu toplantisi,kabine oturumu,,Kabinetszitting
Kamerfractie parlamentoda gurubu bulunan parti, ,Kamerfractie
Katkida Bulunmak bijdragen,Katkida Bulunmak
Keet Kulube,baraka,Keet
Keuringsraad muayene heyeti,muayene kurulu,genel kontrol kurulu,tam ,,Keuringsraad
Kim bir kimsenin arkasından onda bulunan bir şeyi söylerse gıybet etmiş olur Als iemand praat iets achter de rug van iemand die ze al hebben, dat iemand sets geruchten boven water (tot roddels)
Kim bir topluluğu severse, Allah onu o toplulukla birlikte haşreder Als iemand houdt van de gemeenschap, Allah brengt hem / haar met die gemeenschap in het paradijs
Kleunen yanlis tahminde bulunmak,yanlis hesap yapmak,,Kleunen
Korkulu beducht,benauwdheid,Korkulu
Kosnutculuk parallelisme,Kosnutculuk
Koyuluk dikte(,n,s),Koyuluk
Krioelen kaynasmak,kaynamak,insan toplulugu,dolup tasan insanlar,,Krioelen
Kulube Keet,hut,barak,Kulube
Kulucka broed,Kulucka
Kuluckaya Yatmak broeden,Kuluckaya Yatmak
Kulup Club,Societeit,Kulup
Kuruluk kaalheid,Kuruluk
Kurulus Instelling,Instituut,Constructie,Fundering,,Kurulus
Kurulus Tesis Vestiging ,Kurulus Tesis
Kuskulu kwestieus,Kuskulu
Kwestieus kesin degil,supheli,kuskulu, ,,Kwestieus
Kwezelarij sahte sofuluk,yobazlik,,Kwezelarij
Laaghartig Alcak,Kotulukcu,Laaghartig
Laatdunkend Hayali,Kuruntulu,Laatdunkend
Lach Gulmek,Gulus,Lach
Lacherig Gulunc,Lacherig
Landenwedstrijd Uluslararasi Mac,Landenwedstrijd
Lasterpraatjes Dedikoduculuk,Lasterpraatjes
Lawaaierig Gurultulu,Lawaaierig
Lbo Temel Meslek Okulu,Lbo
Lehinde Bulunmak Opkomen,Lehinde Bulunmak
leuning parmaklik, tirabzan, korkuluk,
leveringsvoorwaarden Uluslararasi Ticari Teslim Sekilleri
listenin sonunda bulunmak, sallantida olmak,
Lodderig Uyku Basmis,Uykulu,Lodderig
Loeihard Gurultulu,Loeihard
Lok Sac Lulesi,Zuluf,Lok
Lumineus Parlak Bulus,Lumineus
Mals Yumusak,Olgun Ve Sulu,Mals
Manege Binicilik Okulu,At Egitimi,Manege
Masrafbildiriminde Bulunmak declareren,Masrafbildiriminde Bulunmak
Matig Olculu,Matig
Middelaar Ara Bulucu,Middelaar
Mide Bulundurucu walgelijk,Mide Bulundurucu
Mide Bulunmak walgen,Mide Bulunmak
Miezerig Kapali,Bulutlu,Hastalikli,Miezerig
mil/ask hareket yapmak, hareketta bulunmak, II g, med/tib ameliyat etmek,
milyoner magnaat d. rijkaard d. rijke d. 3 / (çok bulunan)
Minder Valide Ozurluluk,Minder Valide
Ministerraad Bakanlar Kurulu,Ministerraad
Moet,2 Iz,Hafif Derinlik,Zorunluluk,Ister Istemez,,Moet,2
Muayene Kurulu keuringsraad,Muayene Kurulu
Mubadele Usulu Ile Alis Veris Etmek Sjacheren,Mubadele Usulu Ile Alis Veris Etmek
Multinationaal Cok Uluslu,Multinationaal
multinationale ondernemingen ?ok uluslu sirket
Mutluluk Gelukkig,Mutluluk
mutluluk paylaşilarak büyür)
Mytylschool Ozurlu Cocuklar Okulu,Mytylschool
Nachtclub gece kulubu,Nachtclub
Natie ulus millet,Natie
Natinoaal ulusal,milli,Natinoaal
Nationaliseren ulusallastirmak,Nationaliseren
Noodzakelijkheid Zorunluluk,Noodzakelijkheid
Okestra Davulu pauk,Okestra Davulu
Okulu Asmak Spijbelen,Okulu Asmak
Onculuk Eden baanbrekend,Onculuk Eden
openbare instelling d. devlet kuruluşu overheidsbedrijf rijksinstelling
ortaklar kurulu Raad van Commissarissen
Pafterig yag tulumu gibi, ,Pafterig
Pailette elbise susleme pulu,pul,payet, ,,Pailette
Pakweg,2 insan toplulugu,Pakweg,2
Panfluit pan kavali,cok borulu flut,,Panfluit
Paniek panik,telas,urku,ruhsak korkulu,,Paniek
Panturkisme turkculuk,turke ait yurtseverlik,turancilik,pantukizm,,Panturkisme
Paradieren alay ederek taklidini yapmak,yansilamak,gulunc ederek taklit etmek, ,,Paradieren
Parallelisme kosutluk,paralellik,kosnutculuk,paralelizim,,Parallelisme
Parlamentoda Gurubu Bulunan Parti kamerfractie,Parlamentoda Gurubu Bulunan Parti
Pasage pasaj,gecit,seyahat,yolculuk,,Pasage
Patent patent,ihtira berati,uluslar arasi patent almis urunler,patent hakki olan imalat urunleri,,Patent
Patent,2 uluslar arasi uso lisans almis urunler,hazir,belge,ruhsat verilmis meslek tali,,Patent,2
Pauk okestra davulu,timbani,,Pauk
Pelgrimage hac yolculugu,dini yerleri ziyaret,,Pelgrimage
Perfectie kusursuzluk,mukemmellik,dogruluk,duzgunluk,,Perfectie
Personeelsraad personel kurulu,personel temsilcileri meclisi,,Personeelsraad
Personel Kurulu personeelsraad,Personel Kurulu
Peruaan perulu, ,Peruaan
Peruans perulu erkek,perulu,,Peruans
Peruanse perulu kiz/bayan,perulu,,Peruanse
Perulu peruans,peruanse,peruaan,Perulu
Perulu Erkek peruans,Perulu Erkek
Perulu Kiz/Bayan peruanse,Perulu Kiz/Bayan
Pioen Roos ayigulu,yersakayagi,cinsakayagi, ,,Pioen Roos
Pulculuk Filantelie,Pulculuk
Raad van Commissarissen ortaklar kurulu
Reis Yolculuk,Seyahat,Voorzitter,Reis
Ricada Bulunmak Verzoeken ,Ricada Bulunmak
Ruhsak Korkulu paniek,Ruhsak Korkulu
s iş tulumu,
Sahte Sofuluk kwezelarij,Sahte Sofuluk
Sakin Saatler (Yolculukta) daluren,Sakin Saatler (Yolculukta)
samenstelling d. 3 (kuruluş) onderneming d. bond d. organisatie
Sappig Ozlu, sulu,Sappig
sappig olgun ve sulu
Schaars Nadir, kit, az bulunan,Schaars
Schreeuwerig Gurultulu, velveleci, bagiran,Schreeuwerig
Sjacheren Mubadele Usulu Ile Alis Veris Etmek,Sjacheren
Slaapzak Uyku Tulumu,Slaapzak
Slagwerk Vurgulu Calgilar,Slagwerk
Slaperig Uykulu,Slaperig
Societeit Cemiyet, kulup,Societeit
Sofuluk devotie(,s),Sofuluk
Sorumluluk Aansprakelijkheid,Verantwoorden ,Sorumluluk
Sorumluluk Sigortasi wa,Sorumluluk Sigortasi
sorumluluk, verantwoordelijkheid opgelegd worden, 5 (suç yüklen-,
Soyluluk Adel,Adeldom,Soyluluk
Spijbelen Okulu Asmak, dersten kaytarmak, okuldan kaytarmak,Spijbelen
Spijkerbroek Kot Pantolon, bulujin,Spijkerbroek
Sporen Tren Yolculugu Yapmak,Sporen
Suf Uykulu, bunak,Suf
Sulu Sappig,dun,Sulu
Suluk Bloedzuiger,Suluk
Sulun Fazant,Sulun
Suruklenmek(Bulut) drijven,Suruklenmek(Bulut)
taalk/dilb topluluk ismi, ortak ad
Tahditli Olculu begrensd,Tahditli Olculu
Tegenspreken itirazda bulunmak,yalanlamak,inkar etmek,Tegenspreken
Telefon Kulubesi telefooncel d(,len),Telefon Kulubesi
Telefooncel D(,Len) telefon kulubesi ,Telefooncel D(,Len)
Teselli Odulu troostprijs d(prijzen),Teselli Odulu
Tirannie D(,En) istibdat,zulum ,Tirannie D(,En)
Tiyatro Okulu toneelschool d(scholen),Tiyatro Okulu
Tiyatro Toplulugu toneelgezelschap h(,pen),Tiyatro Toplulugu
Toegeeflijk hosgorulu ,Toegeeflijk
Toewensen dilemek,dilekte bulunmak ,Toewensen
Tolerant hosgorulu ,Tolerant
Toneelgezelschap H(,Pen) tiyatro toplulugu,kumpanya ,Toneelgezelschap H(,Pen)
Toneelschool D(Scholen) tiyatro okulu ,Toneelschool D(Scholen)
Topluluk Gemeenschap ,Corps,Topluluk
Toverformule D(,S) buyu formulu ,Toverformule D(,S)
Toverkunst D(,En) buyuculuk ,Toverkunst D(,En)
Transit Yolculuk doorreis,doortocht,Transit Yolculuk
Trefpunt H(,En) bulusma yeri ,Trefpunt H(,En)
Treinreis D(Reizen) tren yolculugu ,Treinreis D(Reizen)
Tren Yolculugu treinreis d(reizen),Tren Yolculugu
Tren Yolculugu Yapmak Sporen,Tren Yolculugu Yapmak
treurig üzgün, neşesiz, 3 (bewolkt) bulutlu, sisli,
Troostprijs D(Prijzen) teselli odulu ,Troostprijs D(Prijzen)
Tuinbouwschool D(Scholen) bahcivanlik okulu ,Tuinbouwschool D(Scholen)
Tulum doedelzak(,ken),Tulum
Turkculuk panturkisme,Turkculuk
Ulu Groots ,Ulu
Ulumak brullen,Ulumak
Ulus Millet Natie,Ulus Millet
Ulusal Natinoaal,Ulusal
Ulusal Millet Marsi Volkslied ,Ulusal Millet Marsi
Ulusallastirmak Nationaliseren,Ulusallastirmak
Uluslar Arasi Internationaal,Uluslar Arasi
Uluslar Arasi Patent Almis Urunler patent,Uluslar Arasi Patent Almis Urunler
Uluslar Arasi Uso Lisans Almis Urunler patent,,Uluslar Arasi Uso Lisans Almis Urunler
uluslararasi Internationaal
Uluslararasi demeler Betalingen
Uluslararasi iliskiler Internationale betrekkingen
Uluslararasi ticaret Internationale handel
Uluslararasi ticaret BUITENLANDSE HANDEL
Uluslararasi Ticari Teslim Sekilleri leveringsvoorwaarden
Uluslararasilasma internationalisatie
Unutulup Konmamak wegvallen,Unutulup Konmamak
Uyku Tulumu Slaapzak,Uyku Tulumu
Uykulu Slaperig,Suf,doezelig,Uykulu
Uzuntulu Bezorgd,Uzuntulu
Vangrail yol korkulugu,Vangrail
Verantwoorden sorumluluk,mesuliyet,Verantwoorden
Verdraagzaam hosgorulu,toleransli,Verdraagzaam
Verificatie dogrulugunu arastirma,Verificatie
Verkrijgbaar Kullanilabilir, satilir,bulunur,Verkrijgbaar
Verzoeken ricada bulunmak,Verzoeken
Vestiging kurulus tesis,Vestiging
Vetzak yag tulumu,Vetzak
Volkslied ulusal millet marsi,Volkslied
Vondst bulus bulgu,Vondst
voorspellen kehanette bulunmak, önceden bildirmek
Vurgulu Calgilar Slagwerk,Vurgulu Calgilar
WA sorumluluk sigortasi,mecburi zarar karsilama sigortasi,zarar ziyan karsilama sigortasi,Arac sigortasi,,WA
Wagenziek Araba Tutmasi,Arac Tutmasi,arabada kusma hastaligi,yolculuk hastaligi,,Wagenziek
Walgelijk mide bulundurucu,igrenc,tiksindirici, ,,Walgelijk
Walgen kusacak gibi olmak,mide bulunmak,igrenmek,diksinmek,,Walgen
Wat kost een kaartje? Yolculuk creti ne kadar?
Wegvallen yok olmak,atlanmak,unutulup konmamak, ,,Wegvallen
Wolk Bulut,Wolk
xxx (yolculuk) reis d. 6 (düzen) orde d. (maksat) doel 7
Yag Tulumu Vetzak ,Yag Tulumu
Yag Tulumu Gibi pafterig,Yag Tulumu Gibi
Yan Kurulus Filiaal,Yan Kurulus
Yanlis Tahminde Bulunmak kleunen,Yanlis Tahminde Bulunmak
yaratık wezen creatuur schepsel bestaan 3 (bulunma)
Yasam Tarzi Curriculum,Yasam Tarzi
Yol Korkulugu Vangrail ,Yol Korkulugu
Yolculuk Reis,pasage,Yolculuk
Yolculuk creti ne kadar? Wat kost een kaartje?
Yolculuk Hastaligi wagenziek,Yolculuk Hastaligi
Yukumluluk Charge,Yukumluluk
zich bevinden bulunmak, (geschreven) yazili olmak, 5 (met infinitieven)
zich bevinden bulunmak, zij nog een paar dagen birkaç gün daha
Zorunluluk Noodzakelijkheid,Zorunluluk
Zulum tirannie d(,en),Zulum
zwanger zijn gebe olmak, yavru taşimak, yavrulu olmak, 6

Ana Sayfaya Dön