| ADEMTOCHT | soluk, nefes, tot de laatste son nefese kadar, |
| ADLIB afk/kis | ad libitum istenildiği kadar, istenildiği gibi, |
| AFKIJKEN | g, (keek af, h, afgekeken) 1 sonuna kadar seyretmek, |
| AFLEZEN | g, (las af, h, afgelezen) 1 (tot het einde) sonuna kadar |
| ağzına kadar | dolu overvol, propvol, boordevol, eivol, stampvol, tjokvol |
| akıllı köprü | arayıncaya kadar deli suyu geçer Terwijl de wijzen naar een |
| akşam etmek | 1 (akşama kadar kal ergens tot de avond blijven, 2 (akşama |
| akşamlamak | (Akşama kadar kal ergens tot de avond blijven, 2 /- de/ |
| alakadar | betrokken, betreffend, 2 belanghebbende d. betrokkene d. |
| alakadar etmek | / interesseren, aangaan |
| alakadar olmak | geïnteresseerd zijn in, interesse hebben voor, interesse |
| alamayacağim kadar | pahali, 2 des beter öyle daha iyi, 3 iemand snel/vlug |
| Als | Eger,Kadar,Gibi,Olarak,,Als |
| ALS I | bağ,1 (zoals) kadar, gibi, lopen een haas tavşan gibi hizli |
| arada dağlar | kadar fark var Er zijn ongelofelijk grote verschillen tussen |
| aralarında dağlar | kadar fark var Ze zijn zo verschillend als dag en nacht. |
| argo kazik, | (kostbaar) değerli, hoe is dat? ne kadardir? kaça? |
| arpa gerst | d. arpa boyu kadar ilerlemek niet veel vorderingen maken, |
| avazı çıktığı | kadar bağırmak luidkeels schreeuwen. |
| avazı çıktığı | kadar luidkeels, uit volle borst |
| avuç içi | kadar zeer klein, erg smal |
| ayağına kadar | gelmek / n/ 1 (ziyarete gel persoonlijk bij iemand op |
| ayrıntılarına kadar | anlatmak / in details vertellen, in geuren en |
| azicik miktar, | zerrecik, zerre kadar miktar |
| babasinin huyunu | kapmiş, babasina çekmek, het zal zon niet lopen o kadar |
| bacak kadar | kort, klein (van gestalte), klein van stuk |
| BARSTENSVOL | tika basa dolu, ağzina kadar dolu, çok dolu, |
| başa, son | derece, iliğine kadar, iyice, kursağina kadar, een gek zirzop |
| başından sonuna | kadar van het begin rot het einde |
| başından sonunn | kadar van het begin tot het einde, 2 ( - günlerde, |
| baştan sona | kadar, alle is moeilijk her başlangiç zordur, |
| beklenildiği kadar | güzel olmamak, umulandan kötü olmak |
| BELANGHEBBENDE | (n) ilgili, alakadar, taraftar, |
| beşikten mezara | kadar van de wieg tot het graf |
| beşikten mezara | kadar, bütün ömür boyunca, |
| beşikten mezara | kadar, voor dichter in de gelegd doguştan şair, hij is |
| BETROKKEN | 1 ilgili, Alâkadar, de en ilgililer, de |
| BETROKKENE | (n) ilgili, alâkadar, alâkali kimse, |
| bıçak sırtı | kadar fark een haarbreed verschil, een heel klein verschil, |
| bij af | te likken pasta parmak yalatacak kadar tatli, |
| bildiğim kadariyla, | zover het oog reikt gözün alabildiği kadar, tot bu |
| bildiğim kadariyla, | zover het oog reikt gözün alabildiği kadar, tot bu |
| Bin Adet | Kadar |
| Bin Adet Kadar | duizendtal(,len),Bin Adet Kadar |
| Bin Tane | Kadar |
| Bin Tane Kadar | duizendtal(,len),Bin Tane Kadar |
| Bir Dereceye | Kadar |
| bir dereceye | kadar tot een bepaald niveau, tot op zekere hoogte |
| Bir Dereceye Kadar | Enigarmate,Bir Dereceye Kadar |
| bir şekilde, | eerder, beter ne kadar erken olursa o kadar iyi olur, III h, |
| bir şeyden | bikana kadar bakmak, güzelliğini kaniksamak, 2 iets van |
| bir şeyi | en ince detaylarina kadar anlatmak, iciğini ciciğini anlatmak |
| bir sürü | iş, başini kaşiyamayacağin kadar iş, 2 (onbetaald werk) angarya, 3 |
| birçok şeye | maruz kaldi, 2 (bereiken) kadar yaşamak, erişmek, |
| birini/birşeyi timaği | kadar sevmemek |
| birkaç yil | öncesine kadar, zover buraya kadar, bu kadar, bitti, |
| bitirmek, sonuna | kadar yazmak, 2 een prijsvraag ödül koymak, 3 |
| BLADSTIL | sütliman, yaprak kimildamayacak kadar sakin, çok |
| boğazına kadar | borç içinde olmak tot aan zijn nek in de schuld zitten, tot |
| boğazına kadar | tot aan zijn nek |
| BOMVOL | spreekt/kd dopdolu, ağzina kadar dolu, tika basa dolu, |
| BOORDEVOL | ağzina kadar dolu, |
| BORSTHOOGTE op | göğse kadar, göğüs boyu, |
| breken birinin | yaninda affedilecek kadar iyi notu olmak, davranişlari hoş |
| Bu | kadar kusur kadı kızında da bulunur, Niets kan volmaakt zijn. Overal |
| bu kadar | çok zoveel |
| bu kadar | kusur kadı kızında da bulunur Elke gek heeft zijn gebrek. Niets |
| Bu Kadar | Yeter |
| bu kadar | ziezo! klaar is Kees! |
| Bu Kadar Yeter | welletjes,Bu Kadar Yeter |
| bu kadar! | işte bu kadar! waarom? niçin? zomaar lafin gelişi, zó! bak |
| bu kadar, | hijheeft boeken verkocht çok kitap satti, II z, bu kadar, o |
| Bu ne | kadar? |
| Bu ne | kadar? |
| Bu ne kadar? | Wat kost dit? Hoeveel kost dit? |
| Bu ne kadar? | Wat kost dit? Hoeveel kost dit? |
| bugüne kadar | tot op heden tot op de dag van vandaag, tot nu toe |
| buiten gaan | şimdi mümkün olduğu kadar erken dişari gitmek istiyorum, niet |
| bulanana kadar, | 2 fig/mec ik walg van mezelf kendimden tiksiniyorum, 3 |
| bungelen, | (çökmek) doorzakken, 3 (bir yere kadar git verder |
| buradan oraya | kadar, van 2 10 ikiden ona kadar, 2 liğe, olarak, iemand |
| burama kadar | geldi, ! yeter! bu kadari fazla! Zichzelf zijn kendi kendine |
| cehenneme kadar | yolu var Loop naar de bliksem! Loop naar de pomp! Loop naar |
| cehenneme kadar | yolun var, canin cehenneme! fig/mec de arme |
| çekemem, bu | kadarida fazla, |
| cemaat ne | kadar çok olsa, imam yine bildiğini okur Van niemand wordt het |
| çikarsa, tot | in de s en ince ayrintilarina kadar, noktasinoktasina, |
| çildirtmak, birini | çildirtacak kadar korkutmak |
| çileden çikaracak | kadar yavaş |
| çiplak gerçek, | katiksiz gerçek, uitgeschud worden iliklerine kadar |
| Cok Cok.Istenildigi | Kadar |
| Cok CokIstenildigi Kadar | keur,Cok CokIstenildigi Kadar |
| çok mutluydum! | o kadar mutluydum ki! zij zijn rijk çok zenginler, bir |
| dağ I | berg d. arada daglar kadar fark var, er zijn ongelooflijk grote |
| dağlar kadar | fark een enorm verschil, Aralarında dağlar kadarfark var, Ze |
| dağlar kadar | heel veel, enorm |
| dat zijn | gezicht rood aanliep o kadar ki öfkeden yüzü kizardi |
| de | uit girtlağima kadar geldi biktim, iemand het mes op de zetten |
| değil, | steeds hâlâ, şu ana kadar, 2 (verder) daha, yine, een appel bir |
| değin, ik | blijf hier dinsdag saliya kadar kaliyorum, 5 uur saat beşe |
| değin, meydana | kadar, nog toe şimdiye dek, henüz, nu toe şimdiye kadar, |
| derisi kalin | olmak, arsiz olmak, tot op de nat iliklerine kadar islak, |
| Dermate | o dereceki,o kadarki,o suretteki,Dermate |
| DERMATE z, | dat o derece ki, o kadar ki, o surette ki, hij was |
| DES I | z, te meer/ ...(d)er ne kadar ...sa o kadar ... hoe |
| detaylarına kadar | tot in de puntjes, tot in de kleinste bijzonderheden |
| detayli, | e berichten daha detayli bilgi, tot order yeni bir emre kadar, |
| dili döndüğü | kadar anlatmak / zo goed mogelijk proberen uit te leggen |
| diploma o | kadar okudu vb,) yine de diplomasi yok, |
| direkteur bevorderen | birini müdürlüğe terfi ettirmek, II bağ, ... kadar, |
| diretip gerçekleştirmek, | dayatip yapmak, vazgeçmemek, sonuna kadar |
| dişan çikarmak | iemand birine kapiyi göstermek, birini kapiya kadar |
| DOORNAT | sirilsiklam, yamyaş, tamamen islak, iliklerine kadar |
| dörtlük, | fundum (drinken) bardaği dibine kadar (içmek), interim |
| Duizendtal(,Len) | bin adet kadar,bin tane kadar ,Duizendtal(,Len) |
| dünyalar kadar | fark olmak een enorm verschil |
| düşünmemek, in | de ileride, in de verste niet hiç, zerre kadar, hiç mi |
| Dusver | simdiye kadar ,Dusver |
| DUSVERRE z, | tot şimdiye kadar, henüz |
| duurt het | ? ne kadar sürüyor? ne kadar sürer? jaren yillarca, het is |
| DWERGACHTIG | cücemsi, çok küçük, parmak kadar |
| e, -a | kadar 1 tot, totdat, 2 (zaman) tot die tijd |
| ECHTER z, | yine de, her ne kadar... ise de, ama, ancak, lakin, |
| edilecek, şaşilacak, | 2 (buitengewoon) inanilmayacak kadar, duyulmamiş, |
| EDOCH bağ | yinede, bununla beraber, her ne kadar,, ise de, oysa, |
| een | ona bir bakayim, de zaak is zo bekeken bu kadar, şip şak, bir |
| EER I | 1 z, erken, önce, hoe hoe liever ne kadar erken olursa o |
| EIVOL | dopdolu, tika basa dolu, tiklim tiklim, ağzina kadar dolu |
| elden geldiği | kadar zo veel mogelijk |
| eli uzundur, | om je s bij af te likken parmak yalatacak kadar tatli, |
| elinden geldiği | kadar zoveel als hij kan, naar zijn capaciteit, binnen zijn |
| en dan | ..., 6 (edat vb. pekiştireci) niet zo ...(als), beklediğin kadar da |
| en ince | ayrıntılarına kadar tot in de details, in de finesses |
| Enigarmate | Bir Dereceye Kadar,Enigarmate |
| ENIGERMATE z, | kismen, biraz, bir ölçüde, bir dereceye kadar, |
| Er is | geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou hou…dunyada seni ne kadar sevdigimi anlatabilen bi mesaj yoktur |
| Er is | geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou houdünyada seni ne kadar sevdiğimi anlatabilen bir mesaj yoktur |
| Er is geen sms ter wereld die kan beschrijven hoeveel ik van jou hou… | dunyada seni ne kadar sevdigimi anlatabilen bi mesaj yoktur |
| Er is qeen sms ter wereId die kan beschrijven hoeveeI ik van jou hou | dünyada seni ne kadar sevdiğimi anIatabiIen bir mesaj yoktur |
| ervoor? ona | ne kadar istiyor? (om) een aalmoes sadaka istemek, wij een |
| erzakta, uit | depodan, zo lang de strekt yettiği kadar, depo bitene |
| eşek kadar | groot genoeg (om te begrijpen enz.) |
| eşek sudan | gelinceye kadar dövmek / iemand bont en blauw slaan |
| etmemek, ne | kadar kötüleşse de devam etmek, het e! âlâsi! harika! |
| etmemek, ne | kadar kötüleşse de devam etmek, het e! âlâsi! harika! |
| EVENVEEL bl | sa, ayni derecede çok, o kadar çok, studenten ayni |
| EVENZEER z, | ayni ölçüde, ayni derecede, aynen, en az... kadar, |
| EVENZO z, | groot als kadar büyük, en zijn vader ve hem de |
| EVENZOGOED z, | 1 (net zo goed) als ... kadar iyi, 2 (desondanks) |
| evet demem | onu hayir demesi kadar yerindedir, een vraag met beantwoorden |
| fiyata, fig/mec | ne pahasina olursa olsun, en met (kadar) ve de dahil, en |
| fiyatı ne | kadardır? Wat kost het? Hoeveel kost het? Hoe duur is het? |
| geen | zonder schuim bu kadar kusur kadi kizinda da olur, waard zijn |
| geen tijd | çabucak, çarçabuk, hoe ... hoe beter ne kadar azsa... o kadar |
| gelecek yil | açiliyor, geopend van ... tot ... dan/den (y)a/e kadar açik |
| gelene kadar | bekle, |
| gelene kadar | beklemek |
| gemiyle ne | kadar zamanda katedilebilir? 2 een afgevaren schip |
| gerçektir, daar | is niets van zerre kadar gerçek payi yok, niet ? ...değil |
| gevallen zijn | her şeyi anlamak, her şeyi anlayacak kadar uyanik |
| gidemem, zover | zijn we nog niet o kadar ilerlemedik, voor zover ik weet |
| gidemem, zover | zijn we nog niet o kadar ilerlemedik, voor zover ik weet |
| girişmek, yapamayacaği | kadar iş üstlenmek, te en te gras düzensiz, |
| girtlağina kadar | borçlu olmak, tot over de oren verliefd zijn karasevda |
| gırtlağına kadar | borç içinde olmak tot aan zijn nek in de schuld zitten, |
| gırtlağına kadar | borç içinde olmak tot over zijn oren in de schulden zitten, |
| Gördüğüm/ anladığım | kadarıyla Voor zover ik het kan zien, Voor zover ik het |
| görebilecek kadar | olmak, idare etmek, en gezond sapasağlam, turp |
| göremeyecek miyiz? | tot het (toe) sonuna kadar, wij zijn nog niet |
| göremeyecek miyiz? | tot het (toe) sonuna kadar, wij zijn nog niet |
| GORTIG het | al te maken çok ileri gitmek, dat is me te bu kadarini da |
| göründüğü kadar | aptal değildir, zo als het achtereind van een |
| göründüğü kadar | zor degil, |
| görünen tehlikeli | kişi, met de wolven in het bos huilen köprüyü geçene kadar |
| görüşünü bildirmek, | II gs, (, is ) (ten einde spreken) sonuna kadar |
| göz açıp | kapayıncaya kadar in een handomdraai, in een wip, in een oogwenk |
| gözü alabildiği | kadar zover het oog reikt, zover als je met de ogen kunt |
| GREINTJE | zerrecik, geen verschil zerre kadar fark yok |
| gücü yettiği | kadar zoveel als hij kan, naar zijn capaciteit, binnen zijn |
| günahı kadar | sevmemek / afkeer hebben van, een hekel hebben aan, |
| günümüze kadar | tot op de huidige dag, tot nu toe, tot op de dag van vandaag |
| günümüze kadar, | bugüne kadar, ten en dage bugünlerde |
| hadde kadar | 3 mant./log. mat./wisk. term d. |
| hakikaten, sahi, | 4 her ... ise de, her ne kadar ...olsa da, hoe klein hij |
| hakki vb,alana | kadar) diretmek, ergens een onder zetten bir şeyi |
| HANDOMDRAAI | in een kaşla göz arasinda, göz açip kapayincaya kadar, |
| HARTELUST | naar doya doya, cani istediği kadar, bikana kadar |
| Hava Alacak | Kadar Aralik Tutmak |
| Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak | kilitlememek,Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak |
| haver tot | kennen (weten) bir şeyi tüm ayrintilarina kadar anlatmak, zo |
| hem in | de ogen gözüne batiyor, zich in de schulden girtlağina kadar borca |
| Her Ne | Kadar |
| her ne | kadar ise de hoewel, ofschoon |
| Her Ne Kadar | wel is waar,Her Ne Kadar |
| het is | niet eenvoudig als je denkt düşündügün kadar kolay degil, is het zo |
| het mooiste | ik ooit gezien heb şimdiye kadar gördüğüm en güzel şeydi, IV |
| het weten | bilme, vukuf, naar mijn bildigim kadariyla, bana ulaştiği |
| het? ne | kadar ağir? de zware industrie ağir sanayi, 2 (v, alcohol, sigaar) |
| hetzelfde zijn, | niet onderdoen, (diğeri kadar iyi olmak) net zo goed zijn |
| heveslendirmek, ilgi | çekmek, alakadar etmek, merak uyandirmak, dit |
| hier om | te burasi insani boğacak kadar sicak |
| Hoe | Nasil,Nekadar,Hoe |
| Hoelang | Ne kadar sure,Hoelang |
| HOELANG z, | zal het nog duren? daha ne kadar sürecek, tot ne zamana |
| HOEVEEL kaç, | ne kadar, kaç tane, is het? ne kadar? kaça? kaç lira? |
| hoeveel kost | het? ne kadar? kaça? kaça mal oluyor? kaç para ediyor? deze |
| HOEVERRE z, | ne ölçüde, ne kadar, in ne dereceye kadar |
| HOEWEL bağ, | diği halde, her ne kadar ...ise de, rağmen |
| HOEZEER bağ, | her ne kadar (çok) ...(i)se de, ne kadar ...se de |
| HONDERD sa, | yüz, tot tellen yüze kadar saymak, tien maal tien is on |
| hoog? ne | kadar yüksek? vaak? ne kadar sik? II bağ, hangi şekilde, nasil |
| hulp vragen | yardim istemek, 13 het heeft niets het lijf (o kadar) önemi |
| HUMMEL | (s) parmak kadar çocuk, küçük çocuk |
| ik hou van je! Van de aarde tot de maan | seni seviyorum! topraktan aya kadar! |
| Ik hou van je! Van de aarde tot de maan! | seni seviyorum, topraktan aya kadar..! |
| ik zat tijdens wiskunde te denken aan jou, maar het is niet te berekenen hoeveeI ik van je hou | matematik çaIışırken oturup seni düşünüyordum ama seni ne kadar sevdiqim hesapIanıIamaz! |
| Ik zat tijdens wiskunde te denken aan jou, maar het is niet te berekenen hoeveel ik van je hou!! | matematik calisirken oturup seni dusunuyordum ama seni ne kadar sevdigim hesaplanilamaz..! |
| İlim öğrenmeye çalışan evine dönünceye kadar Allah yolundadır | Iemand die probeert om wijsheid te leren (wetenschap) is op het pad van Allah totdat hij / zij terug naar huis |
| Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk | Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen |
| Kadar | Zoveel,Peron,Als,toe,,Kadar |
| Kadar (A/E ) | totdat,Kadar (A/E ) |
| kadar uzanmak, | yayilmak, gitmek, dit strekt zich ook uit tot ...için de |
| Keur | cok cok,en iyisini secme,istenildigi kadar,bol bol,,Keur |
| Kilitlememek | hava alacak kadar aralik tutmak, ,Kilitlememek |
| ls het zo erg? | Bu kadar kötü, ha? \ O kadar kötü mü? |
| Ne Kadar Sure | Hoelang,Ne Kadar Sure |
| Nekadar | Hoe,Nekadar |
| O Kadarki | dermate,O Kadarki |
| Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen | Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk |
| Simdiye Kadar | dusver,Simdiye Kadar |
| ten | einde schrijven) yazip bitirmek, sonuna kadar yazmak, 3 (niet |
| Toe | Dogru,yonune dogru,kadar,Toe |
| Tot | kadar,Tot |
| tot | einde) sonuna kadar izlemek, 3 (yol, şehir, dükkan) dolaşmak, |
| Totdat | kadar (a/e ),Totdat |
| Wat kost dit? Hoeveel kost dit? | Bu ne kadar? |
| Wat kost dit? Hoeveel kost dit? | Bu ne kadar? |
| Wat kost een kaartje? | Yolculuk creti ne kadar? |
| Wel Is Waar | gerci,ama,her ne kadar,se de yine,,Wel Is Waar |
| Welletjes | bu kadar yeter,zo is het,,Welletjes |
| Yolculuk creti ne kadar? | Wat kost een kaartje? |
| Zoveel | O Kadar Cok,Zoveel |