| aan het | slechte weer kaza kötü havaya yüklendi, dat heb je aan je zelf te |
| Aanvuren | Tesvik Etmek,Havaya Sokmak,Aanvuren |
| Acceptgirokaart | Havale Karti,Acceptgirokaart |
| ACCEPTGIROKAART | ( en) havale karti, havale formu, transfer |
| ACCLIMATISATIE | havasina alişma, een proces bir yerin havasina |
| açıcı | (hava vb.) verfrissend, (söz) kalmerend, 2 (iştah eetlust |
| Acik | Hava |
| açik bir | hava, van iets krijgen bir şeyin kokusunu almak, bir şeyi sezmek, |
| Acik Hava | Buitenlucht,Frislucht,Acik Hava |
| Acik Hava | Banyosu |
| açık hava | 1 buitenlucht d. 2 (bulutsuz hava) heldere lucht d. |
| açık hava | banyosu natuurbad |
| açık hava | gösterisi openluchtvoorstelling d. |
| açık hava | sineması openluchtbioscoop |
| açık hava | tiyatrosu openluchttheater |
| açık hava | toplantısı openluchtbijeenkomst d. |
| Acik Hava Banyosu | Natuurbad,Acik Hava Banyosu |
| açık havada | in de open lucht, buiten |
| açılmak | opengaan, (düğme) losgaan, (brug, köprü) ophalen, 2 (hava) |
| adem nefe | soluk, droge kuru hava, een gas gaz kokusu, een heldere |
| ağarmış | bleek, 2 (hava açmış) opgehelderd |
| ağzı bir | karış havada onthutst, van zijn stuk gebracht |
| ağzı havada | onthutst, van zijn stuk gebracht |
| ağzını havaya | açmak met lege handen thuiskomen, met de kous op de kop |
| AIR | (s) gösteriş, çalim, hava, poz, cilve, een aannemen tavir |
| AIRCONDITIONING | havalandirma (cihazi), klimatizasyon, |
| aklı bir | karış havada olmak / n/ met het hoofd in de wolken lopen, (de |
| allaha havale | etmek /i/ aan zijn lot overlaten |
| Allure | Gosteris,Hava,Allure |
| ALLURE | (s) gösteriş, çalim, hava, een vrouw van gösterişli |
| AMBIANCE | hava, ortam, çevre, |
| andere rechtbank | başka mahkemeye havale etmek, 2 naar iets bir şeye |
| ani hava | değişimi omslag van het weer d. |
| aniden döndü, | het weer sloeg ineens om hava aniden bozdu, hava bozuldu, hava |
| Apostel | Havari,Apostel |
| APOSTEL | ( en, s) havari, |
| APOSTELSCHAP | havarilik, |
| APRIL | nisan, doet wat hij wil nisanda hava çok değişir, |
| argo/plat, etkili | konuş doeltreffend spreken, 3 (havalara gir zich |
| ARROGANT | z, kibirli, küstah, burnu havada, burnu büyük, kendini |
| ASPIRATEUR | (s) 1 aspiratör, hava emici, 2 med/tib, emici alet, |
| ATM afk/kis | atmosfeer, 1 nat/fiz atmosfer, hava, hava yuvari, 2 |
| atmak, hava | atmak, sükse yapmak, kabarmak, şişmek |
| ATMOSFEER | (...feren) 1 nat/fiz atmosfer, hava, hava yuvari, 2 |
| atmosfer | Atmosfeer d. dampkring d. 2 (iklim) klimaat 3 (ortam, hava) |
| avcunu yalamak, | hava almak, eli boş dönmek, in het vallen ağa düşmek, |
| avlamak, in | water is het goed vissen kurt dumanli havayi sever |
| azaliyor, het | weer bekoelt hava soğuyor, de vriendschap tussen ons |
| azamet - | ti 1 (hava, gösteriş) air branie d. dikdoenerij d.vertoon |
| bağimli, | tabi, de operatie is van het weer operasyon havaya |
| bahar havası | lenteweer voorjaarsweer |
| balık avlamak | in troebel water vissen, havadan sudan konuşmak over |
| ballon stijgt | op balon yükseliyor, havalaniyor, 2 (te paard) ata binmek |
| bana göre | hava hoş Mij best! ik zit er niet mee! Ik hou je niet tegen! |
| bana göre | hava hoş! het is niet met hem a) durumu kötü, b) (ziek) |
| Bandenspanning | lastiklerin havasi,Bandenspanning |
| BANDSPANNING | (tekerde) hava, hava basinci, |
| banka havalesi | overschrijving d. overmaking d. |
| basık | gedrukt, 2 (hava) benauwd, benauwend, 3 (alçak) laag |
| başka bir | görünüş vermek, başka bir hava vermek, 2 fig/mec (achting) |
| bayram havası | feeststemming d. |
| BEDOMPT | kapali, havasiz, |
| BEESTENWEER | çok kötü hava, firtinali ve sağanak yağişli hava, |
| beginnen, | (hava, het weer) omslaan |
| belooft mooi | weer te worden havada iyi olma umudu var, 3 |
| Benauwdheid | korkulu,havasizlik,sikisma,Benauwdheid |
| betrekt hava | bulutlaniyor, 2 (v, gezicht) asilmak, ekşimek, |
| bewegen yeri | göğü oynatmak, onder de blote açik havada, sterren aan de |
| bewolkt, | 3 (havasız) bedompt, muf, 4 (gizli op bedekte manier, |
| bir hava, | een e winter yumuşak bir kiş, * een e dood kolay ölüm, acisiz |
| bir iklim, | een e regen hafif bir yağmur, weer yumuşak bir hava, mutedil |
| bir kariş | havada, akli havalarda, van het tot de voeten baştan aşaği, |
| birden degişti, | de stemming sloeg om atmosfer değişti, hava degişti, 2 |
| birinin kazasi | diğerine derstir, daar komt een met zure appelen kötü hava |
| bliksem şimşek | çakmasi, 2 (karakter) karakter, (sfeer) hava, sociale |
| Bluffen | hava atmak,Bluffen |
| BLUFFEN | gs, (blufte, h, gebluft) blöf yapmak, caka satmak, hava |
| boğulma | (suda) verdrinking d. 2 (havasız kalarak verstikking d. |
| boğulmak l | (suda verdrinken, 2 (havasızlıktan verstikken, 3 |
| BOMAANVAL | ( len) bombali hücum, bombalama, bombali hava |
| BOORDSCHUTTER | (s) havaci ateşi, |
| BOVENGRONDS | z, toprak üstü, yukaridan geçen, havai, een e |
| BOVENLEIDING | ( en) havadan geçen elektrik şebekesi, |
| BUIDERBAAN | (...banen) gürültülü havaalani |
| BUITENBAD | ( en) açik yüzme havuzu, açik hava havuzu |
| Buitenlucht | Acik Hava,Buitenlucht |
| BUITENLUCHT | 1 kir havasi, 2 (lucht buitenshuis) açik hava, |
| BUITENSPEL I | h, sp, açik havada oyun, II z, ofsayt |
| bulamamak, hava | almak, çabasi boşa gitmek, istediğini elde edememek |
| bulanık | (su) troebel, 2 (hava) bewolkt, triest, somber, regenachtig, |
| bulut - | tu wolk d. Havada bulut, sen onu unut. Dat kun je wel op je buik |
| bunalmak | (sıcaktan 't benauwd krijgen, 2 (havasızlıktan stikken, |
| bunaltıcı | (hava vb.) benauwd, benauwend, zwoel, broeierig, drukkend 2 |
| bunaltici hava, | (nauw) dar, daracik, het is hier erg burasi çok |
| bunaltici ve | sicak olmak, sikici olmak, het is d weer hava |
| BURGERLUCHTVAART | sivil havacilik, |
| burnu havada | arrogant, verwaand, opgeblazen, aanmatigend, laatdunkend, |
| burnu havada | olmak / n/ zijn neus in de wind steken, zich hoogmoedig |
| bütün gün | hastayla meşgul oldu, 4 (v, vliegtuig) havalanmak, (v, autos) |
| buzlaşmak, | d weer don havasi, ayaz, het kan het kan dooien sonuç |
| çalım | (hava, gösteriş) air branie d. dikdoenerij d. vertoon |
| çalimlanmak, havalara | girmek |
| Capriool | Havada Takla Atma,Capriool |
| çember, | (omgeving) çevreyolu, muhit, banliyö, havali, dolay, etraf, civar, |
| cereyan | elek. elektriciteit d. stroom d. 2 (hava akımı) tocht d. trek d. |
| cereyanlı | (hava akımlı) tochtig, 2 elektrisch |
| çevre kirliliği | milieuvervuiling d. milieuverontreiniging d. hava kirliliği |
| ciğerleri bayram | etmek / n/ 1 (temiz hava al frisse lucht inademen, 2 |
| çikip temiz | hava almak, overal zijn insteken her şeye burnunu sokmak, het |
| çok durgun | (hava) bladstil, doodstil |
| Cok Kotu | Hava |
| Cok Kotu Hava | pestweer,Cok Kotu Hava |
| daar, | (havadan sudan) over koetjes en kalfjes, over van alles en |
| DAMPKRING d | ( en) atmosfer, havaküre, havayuvari |
| dat kan | je op je buik havada bulut, sen onu unut, rüyanda görürsün, II gs, |
| de lucht | havanin nemi |
| değişiklikler yapmak, | van omgeving çevre değişikliği, van weer hava |
| degişimi, değişme, | van het weer ani hava degişimi II d, 1 (v, boek) kapak, |
| değişken bir | hava |
| değişken hava | onbestendig weer |
| Deniz | Havasi |
| Deniz Havasi | Zeelucht,Deniz Havasi |
| deniz havası | zeelucht d. |
| derece, het | is koud hava oldukça soğuktur, hij is dom oldukça |
| dereye su | taşimak, havanda su dövmek, een diamant van het zuiverste en iyi |
| DEUNTJE | (s) hava, nağme |
| dişari | havasi |
| dışarı | (dışarısı) buiten, (dışandaki hava vb.) buitenlucht d. 2 |
| DISCIPEL | ( en, s) havari, mürit, öğrenci, kursiyer |
| dökmek, beton | beton dökmak, 2 (betalen) yatirmak, hesaba geçirmek, havale |
| dolayi, yüzünden, | ten van het slechte weer kötü havadan dolayi, kötü hava |
| DOMPIG | havasiz, kapali, nemli, rutubetli, puslu |
| don havası | vriesweer |
| DONDERBUI | ( en) şimşekli yağiş, şimşekli yildirimli hava |
| Donderbui(,En) | simsekli yagis,simsekli,yildirimli hava,Donderbui(,En) |
| dondurucu hava | vriesweer |
| DOOIWEER | ilik hava, iliman hava |
| Doorsturen | havale etmek(hasta),gondermek ,Doorsturen |
| Doorzenden | baskasina gondermek,havale etmek ,Doorzenden |
| DUIKVLUCHT | ( en) (havacilikta) pike, |
| dumanlı | (oda vb.) rokerig, 2 (hava) mistig, nevelig |
| dünya varmış | Een hele opluchting voor mij! 2 (temiz hava için) Lekker fris! |
| duru | (sos, çorba, soep enz.) dun, 2 (su, hava) helder, klaar, 3 (kahve, |
| durulmak, het | weer klaart op hava açiliyor, II g, ( , h, ) 1 açmak, |
| durum, het | is koud hava aşiri soğuk, 2 (v, mensen) anormal, |
| duurt een | bir çeyrek sürüyor, 2 (stadswijk) semt, mahalle, havali, civar, |
| een | e tijd zor bir dönem, weer çekilmez bir hava |
| een | geven havalara girmek, kendine bir hava vermek, 2 in de gaan staan |
| een, Bir | hava, bir hava! Wat een weer, wat een weer! Bir bitirsem! Was ik |
| eğitim, het | is warm hava çok sicak |
| eğlence havası | feeststemming d. |
| eğlenti havası | feeststemming d. |
| elverişli | (uygun) geschikt, doelmatig, 2 (hava vb.) gunstig, 3 (kullanımı |
| elverişsiz | (uygunsuz) ongeschikt, ondoelmatig, inefficiënt, 2 (hava vb. |
| elverişsiz, muhali | weer elverişsiz bir hava, 2 hand/tic kârsiz, az |
| ernsti | (koku, hava) benauwd, klemmend, branderig, 13 (uyku, slaap) |
| ESCADRILLE | (s) avci uçak alayi, hava filosu, |
| ETHER | (s) 1 hava dalgasi, 2 scheik/kim eter, |
| etmek, sevketmek, | postalamak, geld para havale etmek, brieven mektup |
| ezerek ufalamak, | (havanda) dövmek |
| farfara, | maken hava atmak, caka satmak |
| FEESTSTEMMING | şölen atmosferi, bayram havasi, eğlenti havasi |
| ferah | (hava, insan) luchtig, 2 (hava) fris |
| fesini havaya | atmak een gat in de lucht springen, springen van vreugde, erg |
| fig/mec abartmak, | şişirmek, 3 een brug havaya uçurmak |
| filtre fılter | d. hava filtresi luchtfılter d. kahve filtresi koffıefılter |
| fırtınalı hava | stormweer |
| fişek kogel | d. patroon d. havaifişek vuurwerk |
| Flatteus | Havali,gosterisli,Flatteus |
| FLATTEUS | 1 (v, kleiding) havali, gösterişli, 2 ( vleiend) yağci, övücü |
| FLIEREFLUITER | (s) hoppa, havayi kimse |
| Frislucht | Acik Hava,Frislucht |
| Gas | Gaz,Hava Gazi,Gas |
| GASBRANDER | (s) 1 bek, havagazi memesi, gaz brülörü, 2 (kooktoestel) |
| Gasfabriek | Havagazi Deposu,Gasfabriek |
| Gasfornuis | Havagazi Firini,Gasfornuis |
| GASFORNUIS ...fomuizen | havagazi ocagi, |
| GASKOMFOOR | (...foren) küçük havagazi ocaği |
| Gaskraan | Havagazi Muslugu,Gaskraan |
| GASLEIDING | ( en) havagazi döşemi, havagazi tesisati |
| GASLICHT | ( en) havagazi işiği |
| GASMAN | ( nen) havagazi ölçeni, |
| Gasstel | Kucuk Hava Gazi Ocagi,Gasstel |
| GASSTEL | ( len) küçük havagazi ocaği |
| gat | 2 (anlaşılırlık) duidelijkheid d. helderheid d. 3 (hava, van het |
| geluid se | patirti, gümbürtü, 7 mil/ask çarpişma, lucht hava çarpişmasi, |
| gereserveer onpersoonlijk, | 3 (soğukluk, soğuk hava) kou d. |
| GEWEST | ( en) 1 (landstreek) bölge, mintika, yer, yöre, semt, havali, |
| göbek havası | dansmuziek d. |
| gösteriş | (sükse, hava) vertoon pronk d. air allure d. parade d. |
| GRONDPERSONEEL | hava alani yer personeli, |
| GROOTDOEN | gs, (deed groot, h, grootgedaan) hava atmak, şişmek |
| GROOTDOENERIJ | hava, şişme, övünme, çalim |
| günlük çevresi, | onun arkadaşlari, 2 (buurt) civar, dolay, havali, çevre, de |
| gürlemek hava | donderen |
| gürüldemek | murmelen, 2 (hava) donderen |
| haren nog | niet kwijt zijn gençlik havaliliğini henüz üzerinden atamamak, |
| harika, güzel, | iyi, het is weer hava çok güzel, II z, güzel, iyi, zo! |
| hastasi, | (verwaand) burnu havada, kurumlu, burnu kafdağinda, kendini |
| HAUTAIN | z, kibirli, kendini beğenmiş, kurumlu, burnu havada, burnu kaf |
| Hava | Hemel,Allure,Sfeer,klimaat,,Hava |
| Hava | Alani |
| Hava | Atmak |
| Hava | Degismesi |
| Hava | Durumu |
| Hava | Gazi |
| Hava | limani |
| Hava | meydan |
| hava | weer 2 (yeryüzünü kaplayan gaz) lucht d. 3 (gökyüzü) hemel d. |
| hava - | ) inhaleren, 33 / (çiftleştirmek) doen paren, dekken, 34 |
| hava açmak | helder worden (van de lucht), opklaren |
| hava akımı | luchtstroom d. |
| Hava Alacak | Kadar Aralik Tutmak |
| Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak | kilitlememek,Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak |
| Hava Alani | Vliegveld ,Hava Alani |
| hava almak | 1 (dışarı çıkıp een luchtje scheppen, 2 mec./fig. achter het |
| Hava Atmak | Bluffen,Hava Atmak |
| hava atmak | / zich een air geven, pronken, dikdoen, pralen, snoeven, |
| hava bağlantısı | luchtverbinding d. |
| hava basıncı | luchtdruk d. |
| hava basınçlı | pneumatisch, werkend door luchtdruk |
| hava basmak | 1 / (hava vur oppompen, lucht ergens in pompen, 2 |
| hava bombardımanı | luchtbombardement |
| hava borusu | luchtpijp d. |
| hava boşluğu | (atmosferisch) vacuüm |
| hava bozmak | verslechteren (van het weer), onweer krijgen, stormachtig en |
| hava bulanmak | regenachtig worden, onweer krijgen |
| hava cereyanı | tocht d. luchtstroom d. |
| Hava Ceyranini | Onleyici Sita |
| Hava Ceyranini Onleyici Sita | Tochtlat,Hava Ceyranini Onleyici Sita |
| hava dalgası | ether (als drager van radiogolven) d. |
| hava değişimi | 1 weersverandering d. 2 (hasta için) het gaan naar een ander |
| Hava Degismesi | klimaatverandering,Hava Degismesi |
| hava deliği | tochtgat luchtgat |
| hava direnci | luchtweerstand d. wrijving d. |
| Hava Durumu | Weerbericht,Hava Durumu |
| hava durumu | 1 (hava raporu) weerbericht weersverwachting d. 2 |
| hava düzenleyicisi | luchtverversing d. |
| hava filosu | luchtvloot d. |
| hava filtresi | luchtfilter d. |
| hava fotoğrafı | luchtfoto d. |
| Hava Gazi | Gas ,Hava Gazi |
| hava geçirmez | luchtdicht, hermetisch |
| hava gücü | luchtmacht d. luchtstrijdkrachten d. |
| hava harbi | luchtoorlog d. |
| hava haritası | weerkaart d. |
| hava helder, | klaar, onbewolkt, 6 (müstehcen) obsceen, goor, 7 (çıplak) |
| hava hoş | (bana göre)! Mij best! Het maakt me niet uit! Het kan me niet |
| hava hücumu | luchtaanval d. |
| hava ile | karşilaşacağiz, iets nog wat biraz daha sabir etmek, 2 |
| hava kabarcığı | luchtbel d. luchtblaas d. |
| hava kirliliği | luchtvervuiling d. luchtverontreiniging d. |
| hava köprüsü | luchtbrug d. |
| hava korunması | luchtbescherming d. |
| hava koşulları | weeromstandigheden d. weersgesteldheid d. |
| hava kuvvetleri | Luchtmacht d. luchtstrijdkrachten d. |
| Hava limani | Vliegveld |
| Hava meydan | Vliegveld |
| hava mukavemeti | luchtweerstand d. wrijving d. |
| hava nakliyatı | luchtvervoer |
| hava parası | overnemingkosten d. |
| hava pompası | luchtpomp d. |
| hava pompasi, | loop naar de ! yallah! |
| hava postası | luchtpost d. |
| Hava Raporu | Sunucusu |
| hava raporu | weerbericht |
| Hava Raporu Sunucusu | weerman,Hava Raporu Sunucusu |
| hava saldırısı | luchtaanval d. |
| hava savaşı | luchtoorlog d. |
| hava savunması | luchtverdediging d. |
| hava sıkkınlığı | broeierigheid d. benauwdheid (van het weer) d. |
| hava süzgeci | luchtfilter d. |
| hava tabakası | luchtlaag d. |
| hava tahmini | weersverwachting d. |
| hava tedavisi | aerotherapie d. |
| hava trafıği | luchtverkeer |
| hava tutması | luchtziekte d. |
| hava ulaşımı | luchtvaart d. luchtverkeer |
| hava üssü | luchtmachtbasis d. vliegbasis d. |
| hava vanası | luchtklep d. |
| hava yuvarı | atmosfeer d. |
| hava, | kati voedsel kati/kuru yiyecekler, 7 (verbonden) sabit, bağli, 8 |
| hava, çalım | dikdoenerij d. verwaandheid d. verbeelding d. hoogmoed d. |
| hava, deniz | vb.) luwen, stillen, stil worden |
| Havaalani | Vliegveld,Havaalani |
| havaalanı - | nı luchthaven d. vliegveld |
| havaalanı personeli | luchthavenpersoneel |
| havaalanı polisi | luchthavenpolitie d. |
| Havaci | Vliegenier ,Havaci |
| havacı | werknemer van een luchtvaartmaatschappij d. 2 (pilot) piloot d. |
| havacılık vliegkunst | d. luchtvaart d. |
| havacıva argo/plat | onaanzienlijk, waardeloos, onbelangrijk, nietszeggend |
| havacıva otu | bot. (valse) alkanna d. (Alkanna tinctoria) |
| Havada | In De Frisse Lucht ,Havada |
| havada bulut, | sen onu unut Dat kun je wel op je buik schrijven. Dat kun je |
| havada kalmak | 1 in de lucht blijven hangen, 2 (uygulanmamak) niet |
| Havada Takla | Atma |
| Havada Takla Atma | Capriool,Havada Takla Atma |
| havada, düşünmeden, | hoppaca |
| havadan nem | kapmak 1 (çok hassas ol overgevoelig zijn. |
| havadan sudan | konuşmak over koetjes en kalfjes praten |
| havadan sudan | over koetjes en kalfjes, over van alles en nog wat |
| havadar | (havalandırılmış) goed geventileerd, 2 (yüksek) hoog |
| havadar, havali, | 3 (onbezorgd) kaygisiz, tasasiz, havai |
| havadarlık het | lekker fris zijn, veel frisse lucht hebbend, een lekker |
| havadevimbilim | aerodynamica |
| havadis nieuws | bericht tijding d. |
| Havagazi | Deposu |
| Havagazi | Firini |
| Havagazi | Muslugu |
| havagazı - | nı gas |
| Havagazi Deposu | Gasfabriek ,Havagazi Deposu |
| havagazı döşemi | gasleiding d. |
| Havagazi Firini | Gasfornuis ,Havagazi Firini |
| Havagazi Muslugu | Gaskraan ,Havagazi Muslugu |
| havagazı ocağı | gasfornuis |
| havagazı saati | gasmeter d. |
| havagazı sayacı | gasmeter d. |
| havagazı tesisatı | gasleiding d. |
| havai | (hoppa) lichtzinnig, onbezonnen, 2 (önemsiz) waardeloos, |
| Havai | Fisek |
| Havai Fisek | Vuurpijl ,Havai Fisek |
| havai fişek | vuurpijl d. |
| havailik lichtzinnigheid | d. onbezonnenheid d. |
| havaküre dampkring | d. atmosfeer d. |
| havalandırma | ventilatie d. klimaatregeling d. luchtkoeling d. |
| havalandırma bacası | luchtkoker d. |
| havalandırma tesisatı | airconditioning d. |
| Havalandirmak | Ontluchten,Ventileren ,Havalandirmak |
| havalandırmak | 1 luchten, ventileren, 2 (balon vb.) oplaten, doen |
| havalandirmak, gevangenen | tutsaklari açik havaya çikarmak, 2 (uiten) açiğa |
| havalanış opstijgen | opstijging d. |
| Havalanmak | Luchten,Havalanmak |
| havalanmak | (uçak vb. yüksel stijgen (van ballon enz.), 2 (oda vb.) |
| havalara girmek | zich een houding geven, zich een air geven, zijn neus in de |
| havalarda uçmak | in de wolken zijn, tot aan de balken springen, een gat in |
| havale | (para - si) storting d. overmaking d. 2 ( - kartı) wissel d. |
| Havale | Etmek |
| Havale | Etmek(Hasta) |
| Havale | Karti |
| havale emri | opdracht tot overmaking d. |
| havale et- | ) overmaken, geld opsturen, 7 / (yaslamak) doen/ |
| Havale Etmek | doorzenden,Havale Etmek |
| havale etmek | /, overmaken. |
| Havale Etmek(Hasta) | doorsturen,Havale Etmek(Hasta) |
| havale fişi | stortingsbewijs overmakingbewijs |
| havale gelmek | / een epileptische aanval krijgen/ hebben |
| havale kaartı | postwissel d. stortingsbewijs overmakingbewijs |
| Havale Karti | Acceptgirokaart,Havale Karti |
| havale makbuzu | postwissel d. stortingsbewijs overmakingbewijs |
| Havaleli | topzwaar,Havaleli |
| Havali | Flatteus,Havali |
| Havali | Kisi |
| havalı | pneumatisch, met lucht werkend, 2 mec./fig. (alımlı) attractief, |
| Havali Kisi | patser,Havali Kisi |
| havali omgeving | d. gewest kwartier omstreken d. omtrek d. buurt d. |
| havalı teker | luchtband d. |
| havalı yastık | luchtkussen windkussen |
| havalı yatak | luchtbed |
| havalimanı luchthaven | d. vliegveld |
| havan tokmağı | mortierstamper d. |
| havan topu | houwitser d. |
| havan vijzel | d. mortier d. |
| havanda su | dövmek water naar de zee dragen, voortdurend iets nutteloos |
| havanı alırsın | Dat gaatje neus voorbij. Dat moet je op je buik schrijven. |
| havani alirsin, | doen of zijn neus bloedt fark ettiğini çaktirmamak, fark |
| havaölçer | barometer |
| Havari | Apostel,Havari |
| havari apostel | d. discipel d. |
| havarilik | apostelschap |
| havası olmak | 1 (benzerlik hissi ver-, door gelijkenis enz.) aan iemand doen |
| havasına uymak | / n/ zich aanpassen aan (de sfeer) |
| havasından geçilmemek | / n/ de patser uithangen |
| havasını almak | /- den/ achter het net vissen, aan zijn neus voorbij gaan, |
| Havasiz | Vacunm ,Havasiz |
| Havasiz | Kalarak |
| havasız | vacuüm, luchtledig, zonder lucht 2 (havası kötü) bedompt. |
| Havasiz Kalarak | Verstikking ,Havasiz Kalarak |
| havasız yaşar | 1 anaëroob (micro organisme, 2 anaëroob |
| havasiz, nefes | aldirmayan, 3 (niet levendig) uyuşuk, sikici |
| Havasizlik | benauwdheid,Havasizlik |
| havasızlık | luchtledigheid d. vacuüm zijn 2 (kötü hava) bedomptheid d. |
| Havaya | Sokmak |
| havaya gitmek | vergeefs zijn, |
| havaya gitti | De moeite/poging is tevergeefs. |
| havaya kaldirmak, | yukari kaldirmak, zijn vinger parmağini kaldirmak, de |
| Havaya Sokmak | Aanvuren,Havaya Sokmak |
| havaya uçurmak | / (van brug, huis enz.) opblazen, iets in de lucht |
| Havayolları Koninklijke | Luchtvaart Maatschappij d. K.L.M. d. |
| havayolu - | nu luchtlijn d. luchtweg d. Hollanda Kraliyet Havayolları |
| havayolu ulaşım | şirketi luchtvaartmaatschappij d. |
| havayolu yolcusu | luchtreiziger d. |
| havayuvarı - | nı dampkring d. |
| HEIIG | (hava) sisli, puslu, kapali, bulanik, |
| heilzaam yararli, | faydali, frisse lucht is voor de gezondheid temiz hava |
| Hemel | Gok,Gokyuzu,Hava,Hemel |
| her biri | başka hava çalmak (in een groep) eigen mening hebben, het helemaal |
| her havadan | çalmak van alle markten thuis zijn |
| herkes başka | bir hava çalıyor Iedereen praat langs elkaar heen. |
| herkes bir | hava, |
| HERMETISCH | z, hava geçirmez, simsiki kapali |
| het wordt | al donker hava iyice karanyor |
| HETELUCHTBALLON | ( nen) sicak hava balonu |
| HITTEGOLF | (...golven) sicak hava dalgasi |
| hoger sferen | zijn a) burnu havada olmak, b) (zitten te soezen) hayal |
| HONDENWEER | çok kötü hava |
| HOOGMOEDIG | z, kibirli, kendini beğenmiş, burnu havada, gururlu, |
| hoppa, havai, | dar kafali, een meisje hoppa bir kiz |
| hoş, lezzetli, | nefis, şahane, het is weer şahane hava, 4 verklaren |
| HOUWITSER | (s) mil/ask obüs, havan topu |
| hurdasini çikarmak, | je , havada bulut, sen onu unut, |
| In De Frisse Lucht | Havada,In De Frisse Lucht |
| Kilitlememek | hava alacak kadar aralik tutmak, ,Kilitlememek |
| Klaar | Hazir,Bitmis,acik hava,berrak,,Klaar |
| Klimaat | iklim,hava,isi,klima,,Klimaat |
| Klimaatverandering | hava degismesi,hastaya verilen ilyilesme tatil izni,,Klimaatverandering |
| Kucuk Hava Gazi Ocagi | Gasstel ,Kucuk Hava Gazi Ocagi |
| landstreek | bölge, mintika, havali, 4 mil/ask karargâh, |
| Lastiklerin Havasi | bandenspanning,Lastiklerin Havasi |
| Lenteweer | Ilkbahar Havasi,Lenteweer |
| Lucht | Hava,Atmosfer,Sema,Lucht |
| Luchtaanval | Hava Hucumu,Luchtaanval |
| Luchtbed | Havali Yastik,Luchtbed |
| Luchtbel | Hava Kabarcigi,Luchtbel |
| luchtbel hava | kabarciği, |
| Luchten | Havalanmak,Luchten |
| Luchtgekoeld | Hava Ile Sogutulmus,Luchtgekoeld |
| Luchthaven | Havalimani,Luchthaven |
| Luchtig | Havadar,Luchtig |
| Luchtkussen | Havali Yastik,Luchtkussen |
| Luchtledig | Havasiz,Vakum,Luchtledig |
| Luchtpomp | Hava Pompasi,Luchtpomp |
| Luchtreiziger | Hava Yolcusu,Luchtreiziger |
| Luchtruim | Hava Sahasi,Luchtruim |
| Luchtsprong | Sicrayis,Havada Takla Atmak,Luchtsprong |
| Luchtstrijdkrachten | Hava Kuvvetleri,Luchtstrijdkrachten |
| Luchtvaart | Hava Trafigi,Luchtvaart |
| Luchtverbinding | Hava Baglantisi,Luchtverbinding |
| Luchtvervuiling | Hava Kirliligi,Luchtvervuiling |
| Luchtvracht | Hava Nakliyesi,Luchtvracht |
| Luchtziek | Hava Hastasi,Ucak Tutmasi,Luchtziek |
| Luw | Sicak Hava,Luw |
| Luwen | Dinmek (Havanin Dinmesi),Luwen |
| Mart Havasi | Maartse Buien,Mart Havasi |
| Meiweer | Mayis Havasi,Meiweer |
| Mortier | Havan,Mortier |
| Natuurbad | Acikhava Banyosu,Natuurbad |
| Ontluchten | Havalandirmak,Ontluchten |
| ortam sfeer | d. ambiance d. samimi bir hava içinde in zeer vriendelijke |
| Patser | frapan,gosterisci kimse,safsatali kimse,havali kisi,,Patser |
| Pestweer | cok kotu hava, ,Pestweer |
| Sfeer | Hava, kure,Sfeer |
| sfeer hava, | atmosfer |
| Tochtlat | Hava Ceyranini Onleyici Sita,Tochtlat |
| Topzwaar | havaleli,fazla yuklu ,Topzwaar |
| v, | het weer) açilmak, het begint te hava açiliyor |
| Vacunm | bosluk,havasiz,vakkum,Vacunm |
| Ventileren | havalandirmak,Ventileren |
| Verstikking | Havasiz Kalarak,Verstikking |
| Vliegenier | havaci,Vliegenier |
| Vliegveld | Havaalani,Vliegveld |
| Vliegveld | Hava limani |
| Vliegveld | Hava meydan |
| Vuurpijl | havai fisek,Vuurpijl |
| Weerbericht | Hava Durumu,Weerbericht |
| Weerman | hava raporu sunucusu,meteroloji spikeri,,Weerman |
| Yildirimli Hava | donderbui(,en),Yildirimli Hava |
| Zeelucht | Deniz Havasi,Zeelucht |