Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'Hava' Kelimesinin Anlamları:

aan het slechte weer kaza kötü havaya yüklendi, dat heb je aan je zelf te
Aanvuren Tesvik Etmek,Havaya Sokmak,Aanvuren
Acceptgirokaart Havale Karti,Acceptgirokaart
ACCEPTGIROKAART ( en) havale karti, havale formu, transfer
ACCLIMATISATIE havasina alişma, een proces bir yerin havasina
açıcı (hava vb.) verfrissend, (söz) kalmerend, 2 (iştah eetlust
Acik Hava
açik bir hava, van iets krijgen bir şeyin kokusunu almak, bir şeyi sezmek,
Acik Hava Buitenlucht,Frislucht,Acik Hava
Acik Hava Banyosu
açık hava 1 buitenlucht d. 2 (bulutsuz hava) heldere lucht d.
açık hava banyosu natuurbad
açık hava gösterisi openluchtvoorstelling d.
açık hava sineması openluchtbioscoop
açık hava tiyatrosu openluchttheater
açık hava toplantısı openluchtbijeenkomst d.
Acik Hava Banyosu Natuurbad,Acik Hava Banyosu
açık havada in de open lucht, buiten
açılmak opengaan, (düğme) losgaan, (brug, köprü) ophalen, 2 (hava)
adem nefe soluk, droge kuru hava, een gas gaz kokusu, een heldere
ağarmış bleek, 2 (hava açmış) opgehelderd
ağzı bir karış havada onthutst, van zijn stuk gebracht
ağzı havada onthutst, van zijn stuk gebracht
ağzını havaya açmak met lege handen thuiskomen, met de kous op de kop
AIR (s) gösteriş, çalim, hava, poz, cilve, een aannemen tavir
AIRCONDITIONING havalandirma (cihazi), klimatizasyon,
aklı bir karış havada olmak / n/ met het hoofd in de wolken lopen, (de
allaha havale etmek /i/ aan zijn lot overlaten
Allure Gosteris,Hava,Allure
ALLURE (s) gösteriş, çalim, hava, een vrouw van gösterişli
AMBIANCE hava, ortam, çevre,
andere rechtbank başka mahkemeye havale etmek, 2 naar iets bir şeye
ani hava değişimi omslag van het weer d.
aniden döndü, het weer sloeg ineens om hava aniden bozdu, hava bozuldu, hava
Apostel Havari,Apostel
APOSTEL ( en, s) havari,
APOSTELSCHAP havarilik,
APRIL nisan, doet wat hij wil nisanda hava çok değişir,
argo/plat, etkili konuş doeltreffend spreken, 3 (havalara gir zich
ARROGANT z, kibirli, küstah, burnu havada, burnu büyük, kendini
ASPIRATEUR (s) 1 aspiratör, hava emici, 2 med/tib, emici alet,
ATM afk/kis atmosfeer, 1 nat/fiz atmosfer, hava, hava yuvari, 2
atmak, hava atmak, sükse yapmak, kabarmak, şişmek
ATMOSFEER (...feren) 1 nat/fiz atmosfer, hava, hava yuvari, 2
atmosfer Atmosfeer d. dampkring d. 2 (iklim) klimaat 3 (ortam, hava)
avcunu yalamak, hava almak, eli boş dönmek, in het vallen ağa düşmek,
avlamak, in water is het goed vissen kurt dumanli havayi sever
azaliyor, het weer bekoelt hava soğuyor, de vriendschap tussen ons
azamet - ti 1 (hava, gösteriş) air branie d. dikdoenerij d.vertoon
bağimli, tabi, de operatie is van het weer operasyon havaya
bahar havası lenteweer voorjaarsweer
balık avlamak in troebel water vissen, havadan sudan konuşmak over
ballon stijgt op balon yükseliyor, havalaniyor, 2 (te paard) ata binmek
bana göre hava hoş Mij best! ik zit er niet mee! Ik hou je niet tegen!
bana göre hava hoş! het is niet met hem a) durumu kötü, b) (ziek)
Bandenspanning lastiklerin havasi,Bandenspanning
BANDSPANNING (tekerde) hava, hava basinci,
banka havalesi overschrijving d. overmaking d.
basık gedrukt, 2 (hava) benauwd, benauwend, 3 (alçak) laag
başka bir görünüş vermek, başka bir hava vermek, 2 fig/mec (achting)
bayram havası feeststemming d.
BEDOMPT kapali, havasiz,
BEESTENWEER çok kötü hava, firtinali ve sağanak yağişli hava,
beginnen, (hava, het weer) omslaan
belooft mooi weer te worden havada iyi olma umudu var, 3
Benauwdheid korkulu,havasizlik,sikisma,Benauwdheid
betrekt hava bulutlaniyor, 2 (v, gezicht) asilmak, ekşimek,
bewegen yeri göğü oynatmak, onder de blote açik havada, sterren aan de
bewolkt, 3 (havasız) bedompt, muf, 4 (gizli op bedekte manier,
bir hava, een e winter yumuşak bir kiş, * een e dood kolay ölüm, acisiz
bir iklim, een e regen hafif bir yağmur, weer yumuşak bir hava, mutedil
bir kariş havada, akli havalarda, van het tot de voeten baştan aşaği,
birden degişti, de stemming sloeg om atmosfer değişti, hava degişti, 2
birinin kazasi diğerine derstir, daar komt een met zure appelen kötü hava
bliksem şimşek çakmasi, 2 (karakter) karakter, (sfeer) hava, sociale
Bluffen hava atmak,Bluffen
BLUFFEN gs, (blufte, h, gebluft) blöf yapmak, caka satmak, hava
boğulma (suda) verdrinking d. 2 (havasız kalarak verstikking d.
boğulmak l (suda verdrinken, 2 (havasızlıktan verstikken, 3
BOMAANVAL ( len) bombali hücum, bombalama, bombali hava
BOORDSCHUTTER (s) havaci ateşi,
BOVENGRONDS z, toprak üstü, yukaridan geçen, havai, een e
BOVENLEIDING ( en) havadan geçen elektrik şebekesi,
BUIDERBAAN (...banen) gürültülü havaalani
BUITENBAD ( en) açik yüzme havuzu, açik hava havuzu
Buitenlucht Acik Hava,Buitenlucht
BUITENLUCHT 1 kir havasi, 2 (lucht buitenshuis) açik hava,
BUITENSPEL I h, sp, açik havada oyun, II z, ofsayt
bulamamak, hava almak, çabasi boşa gitmek, istediğini elde edememek
bulanık (su) troebel, 2 (hava) bewolkt, triest, somber, regenachtig,
bulut - tu wolk d. Havada bulut, sen onu unut. Dat kun je wel op je buik
bunalmak (sıcaktan 't benauwd krijgen, 2 (havasızlıktan stikken,
bunaltıcı (hava vb.) benauwd, benauwend, zwoel, broeierig, drukkend 2
bunaltici hava, (nauw) dar, daracik, het is hier erg burasi çok
bunaltici ve sicak olmak, sikici olmak, het is d weer hava
BURGERLUCHTVAART sivil havacilik,
burnu havada arrogant, verwaand, opgeblazen, aanmatigend, laatdunkend,
burnu havada olmak / n/ zijn neus in de wind steken, zich hoogmoedig
bütün gün hastayla meşgul oldu, 4 (v, vliegtuig) havalanmak, (v, autos)
buzlaşmak, d weer don havasi, ayaz, het kan het kan dooien sonuç
çalım (hava, gösteriş) air branie d. dikdoenerij d. vertoon
çalimlanmak, havalara girmek
Capriool Havada Takla Atma,Capriool
çember, (omgeving) çevreyolu, muhit, banliyö, havali, dolay, etraf, civar,
cereyan elek. elektriciteit d. stroom d. 2 (hava akımı) tocht d. trek d.
cereyanlı (hava akımlı) tochtig, 2 elektrisch
çevre kirliliği milieuvervuiling d. milieuverontreiniging d. hava kirliliği
ciğerleri bayram etmek / n/ 1 (temiz hava al frisse lucht inademen, 2
çikip temiz hava almak, overal zijn insteken her şeye burnunu sokmak, het
çok durgun (hava) bladstil, doodstil
Cok Kotu Hava
Cok Kotu Hava pestweer,Cok Kotu Hava
daar, (havadan sudan) over koetjes en kalfjes, over van alles en
DAMPKRING d ( en) atmosfer, havaküre, havayuvari
dat kan je op je buik havada bulut, sen onu unut, rüyanda görürsün, II gs,
de lucht havanin nemi
değişiklikler yapmak, van omgeving çevre değişikliği, van weer hava
degişimi, değişme, van het weer ani hava degişimi II d, 1 (v, boek) kapak,
değişken bir hava
değişken hava onbestendig weer
Deniz Havasi
Deniz Havasi Zeelucht,Deniz Havasi
deniz havası zeelucht d.
derece, het is koud hava oldukça soğuktur, hij is dom oldukça
dereye su taşimak, havanda su dövmek, een diamant van het zuiverste en iyi
DEUNTJE (s) hava, nağme
dişari havasi
dışarı (dışarısı) buiten, (dışandaki hava vb.) buitenlucht d. 2
DISCIPEL ( en, s) havari, mürit, öğrenci, kursiyer
dökmek, beton beton dökmak, 2 (betalen) yatirmak, hesaba geçirmek, havale
dolayi, yüzünden, ten van het slechte weer kötü havadan dolayi, kötü hava
DOMPIG havasiz, kapali, nemli, rutubetli, puslu
don havası vriesweer
DONDERBUI ( en) şimşekli yağiş, şimşekli yildirimli hava
Donderbui(,En) simsekli yagis,simsekli,yildirimli hava,Donderbui(,En)
dondurucu hava vriesweer
DOOIWEER ilik hava, iliman hava
Doorsturen havale etmek(hasta),gondermek ,Doorsturen
Doorzenden baskasina gondermek,havale etmek ,Doorzenden
DUIKVLUCHT ( en) (havacilikta) pike,
dumanlı (oda vb.) rokerig, 2 (hava) mistig, nevelig
dünya varmış Een hele opluchting voor mij! 2 (temiz hava için) Lekker fris!
duru (sos, çorba, soep enz.) dun, 2 (su, hava) helder, klaar, 3 (kahve,
durulmak, het weer klaart op hava açiliyor, II g, ( , h, ) 1 açmak,
durum, het is koud hava aşiri soğuk, 2 (v, mensen) anormal,
duurt een bir çeyrek sürüyor, 2 (stadswijk) semt, mahalle, havali, civar,
een e tijd zor bir dönem, weer çekilmez bir hava
een geven havalara girmek, kendine bir hava vermek, 2 in de gaan staan
een, Bir hava, bir hava! Wat een weer, wat een weer! Bir bitirsem! Was ik
eğitim, het is warm hava çok sicak
eğlence havası feeststemming d.
eğlenti havası feeststemming d.
elverişli (uygun) geschikt, doelmatig, 2 (hava vb.) gunstig, 3 (kullanımı
elverişsiz (uygunsuz) ongeschikt, ondoelmatig, inefficiënt, 2 (hava vb.
elverişsiz, muhali weer elverişsiz bir hava, 2 hand/tic kârsiz, az
ernsti (koku, hava) benauwd, klemmend, branderig, 13 (uyku, slaap)
ESCADRILLE (s) avci uçak alayi, hava filosu,
ETHER (s) 1 hava dalgasi, 2 scheik/kim eter,
etmek, sevketmek, postalamak, geld para havale etmek, brieven mektup
ezerek ufalamak, (havanda) dövmek
farfara, maken hava atmak, caka satmak
FEESTSTEMMING şölen atmosferi, bayram havasi, eğlenti havasi
ferah (hava, insan) luchtig, 2 (hava) fris
fesini havaya atmak een gat in de lucht springen, springen van vreugde, erg
fig/mec abartmak, şişirmek, 3 een brug havaya uçurmak
filtre fılter d. hava filtresi luchtfılter d. kahve filtresi koffıefılter
fırtınalı hava stormweer
fişek kogel d. patroon d. havaifişek vuurwerk
Flatteus Havali,gosterisli,Flatteus
FLATTEUS 1 (v, kleiding) havali, gösterişli, 2 ( vleiend) yağci, övücü
FLIEREFLUITER (s) hoppa, havayi kimse
Frislucht Acik Hava,Frislucht
Gas Gaz,Hava Gazi,Gas
GASBRANDER (s) 1 bek, havagazi memesi, gaz brülörü, 2 (kooktoestel)
Gasfabriek Havagazi Deposu,Gasfabriek
Gasfornuis Havagazi Firini,Gasfornuis
GASFORNUIS ...fomuizen havagazi ocagi,
GASKOMFOOR (...foren) küçük havagazi ocaği
Gaskraan Havagazi Muslugu,Gaskraan
GASLEIDING ( en) havagazi döşemi, havagazi tesisati
GASLICHT ( en) havagazi işiği
GASMAN ( nen) havagazi ölçeni,
Gasstel Kucuk Hava Gazi Ocagi,Gasstel
GASSTEL ( len) küçük havagazi ocaği
gat 2 (anlaşılırlık) duidelijkheid d. helderheid d. 3 (hava, van het
geluid se patirti, gümbürtü, 7 mil/ask çarpişma, lucht hava çarpişmasi,
gereserveer onpersoonlijk, 3 (soğukluk, soğuk hava) kou d.
GEWEST ( en) 1 (landstreek) bölge, mintika, yer, yöre, semt, havali,
göbek havası dansmuziek d.
gösteriş (sükse, hava) vertoon pronk d. air allure d. parade d.
GRONDPERSONEEL hava alani yer personeli,
GROOTDOEN gs, (deed groot, h, grootgedaan) hava atmak, şişmek
GROOTDOENERIJ hava, şişme, övünme, çalim
günlük çevresi, onun arkadaşlari, 2 (buurt) civar, dolay, havali, çevre, de
gürlemek hava donderen
gürüldemek murmelen, 2 (hava) donderen
haren nog niet kwijt zijn gençlik havaliliğini henüz üzerinden atamamak,
harika, güzel, iyi, het is weer hava çok güzel, II z, güzel, iyi, zo!
hastasi, (verwaand) burnu havada, kurumlu, burnu kafdağinda, kendini
HAUTAIN z, kibirli, kendini beğenmiş, kurumlu, burnu havada, burnu kaf
Hava Hemel,Allure,Sfeer,klimaat,,Hava
Hava Alani
Hava Atmak
Hava Degismesi
Hava Durumu
Hava Gazi
Hava limani
Hava meydan
hava weer 2 (yeryüzünü kaplayan gaz) lucht d. 3 (gökyüzü) hemel d.
hava - ) inhaleren, 33 / (çiftleştirmek) doen paren, dekken, 34
hava açmak helder worden (van de lucht), opklaren
hava akımı luchtstroom d.
Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak
Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak kilitlememek,Hava Alacak Kadar Aralik Tutmak
Hava Alani Vliegveld ,Hava Alani
hava almak 1 (dışarı çıkıp een luchtje scheppen, 2 mec./fig. achter het
Hava Atmak Bluffen,Hava Atmak
hava atmak / zich een air geven, pronken, dikdoen, pralen, snoeven,
hava bağlantısı luchtverbinding d.
hava basıncı luchtdruk d.
hava basınçlı pneumatisch, werkend door luchtdruk
hava basmak 1 / (hava vur oppompen, lucht ergens in pompen, 2
hava bombardımanı luchtbombardement
hava borusu luchtpijp d.
hava boşluğu (atmosferisch) vacuüm
hava bozmak verslechteren (van het weer), onweer krijgen, stormachtig en
hava bulanmak regenachtig worden, onweer krijgen
hava cereyanı tocht d. luchtstroom d.
Hava Ceyranini Onleyici Sita
Hava Ceyranini Onleyici Sita Tochtlat,Hava Ceyranini Onleyici Sita
hava dalgası ether (als drager van radiogolven) d.
hava değişimi 1 weersverandering d. 2 (hasta için) het gaan naar een ander
Hava Degismesi klimaatverandering,Hava Degismesi
hava deliği tochtgat luchtgat
hava direnci luchtweerstand d. wrijving d.
Hava Durumu Weerbericht,Hava Durumu
hava durumu 1 (hava raporu) weerbericht weersverwachting d. 2
hava düzenleyicisi luchtverversing d.
hava filosu luchtvloot d.
hava filtresi luchtfilter d.
hava fotoğrafı luchtfoto d.
Hava Gazi Gas ,Hava Gazi
hava geçirmez luchtdicht, hermetisch
hava gücü luchtmacht d. luchtstrijdkrachten d.
hava harbi luchtoorlog d.
hava haritası weerkaart d.
hava helder, klaar, onbewolkt, 6 (müstehcen) obsceen, goor, 7 (çıplak)
hava hoş (bana göre)! Mij best! Het maakt me niet uit! Het kan me niet
hava hücumu luchtaanval d.
hava ile karşilaşacağiz, iets nog wat biraz daha sabir etmek, 2
hava kabarcığı luchtbel d. luchtblaas d.
hava kirliliği luchtvervuiling d. luchtverontreiniging d.
hava köprüsü luchtbrug d.
hava korunması luchtbescherming d.
hava koşulları weeromstandigheden d. weersgesteldheid d.
hava kuvvetleri Luchtmacht d. luchtstrijdkrachten d.
Hava limani Vliegveld
Hava meydan Vliegveld
hava mukavemeti luchtweerstand d. wrijving d.
hava nakliyatı luchtvervoer
hava parası overnemingkosten d.
hava pompası luchtpomp d.
hava pompasi, loop naar de ! yallah!
hava postası luchtpost d.
Hava Raporu Sunucusu
hava raporu weerbericht
Hava Raporu Sunucusu weerman,Hava Raporu Sunucusu
hava saldırısı luchtaanval d.
hava savaşı luchtoorlog d.
hava savunması luchtverdediging d.
hava sıkkınlığı broeierigheid d. benauwdheid (van het weer) d.
hava süzgeci luchtfilter d.
hava tabakası luchtlaag d.
hava tahmini weersverwachting d.
hava tedavisi aerotherapie d.
hava trafıği luchtverkeer
hava tutması luchtziekte d.
hava ulaşımı luchtvaart d. luchtverkeer
hava üssü luchtmachtbasis d. vliegbasis d.
hava vanası luchtklep d.
hava yuvarı atmosfeer d.
hava, kati voedsel kati/kuru yiyecekler, 7 (verbonden) sabit, bağli, 8
hava, çalım dikdoenerij d. verwaandheid d. verbeelding d. hoogmoed d.
hava, deniz vb.) luwen, stillen, stil worden
Havaalani Vliegveld,Havaalani
havaalanı - nı luchthaven d. vliegveld
havaalanı personeli luchthavenpersoneel
havaalanı polisi luchthavenpolitie d.
Havaci Vliegenier ,Havaci
havacı werknemer van een luchtvaartmaatschappij d. 2 (pilot) piloot d.
havacılık vliegkunst d. luchtvaart d.
havacıva argo/plat onaanzienlijk, waardeloos, onbelangrijk, nietszeggend
havacıva otu bot. (valse) alkanna d. (Alkanna tinctoria)
Havada In De Frisse Lucht ,Havada
havada bulut, sen onu unut Dat kun je wel op je buik schrijven. Dat kun je
havada kalmak 1 in de lucht blijven hangen, 2 (uygulanmamak) niet
Havada Takla Atma
Havada Takla Atma Capriool,Havada Takla Atma
havada, düşünmeden, hoppaca
havadan nem kapmak 1 (çok hassas ol overgevoelig zijn.
havadan sudan konuşmak over koetjes en kalfjes praten
havadan sudan over koetjes en kalfjes, over van alles en nog wat
havadar (havalandırılmış) goed geventileerd, 2 (yüksek) hoog
havadar, havali, 3 (onbezorgd) kaygisiz, tasasiz, havai
havadarlık het lekker fris zijn, veel frisse lucht hebbend, een lekker
havadevimbilim aerodynamica
havadis nieuws bericht tijding d.
Havagazi Deposu
Havagazi Firini
Havagazi Muslugu
havagazı - nı gas
Havagazi Deposu Gasfabriek ,Havagazi Deposu
havagazı döşemi gasleiding d.
Havagazi Firini Gasfornuis ,Havagazi Firini
Havagazi Muslugu Gaskraan ,Havagazi Muslugu
havagazı ocağı gasfornuis
havagazı saati gasmeter d.
havagazı sayacı gasmeter d.
havagazı tesisatı gasleiding d.
havai (hoppa) lichtzinnig, onbezonnen, 2 (önemsiz) waardeloos,
Havai Fisek
Havai Fisek Vuurpijl ,Havai Fisek
havai fişek vuurpijl d.
havailik lichtzinnigheid d. onbezonnenheid d.
havaküre dampkring d. atmosfeer d.
havalandırma ventilatie d. klimaatregeling d. luchtkoeling d.
havalandırma bacası luchtkoker d.
havalandırma tesisatı airconditioning d.
Havalandirmak Ontluchten,Ventileren ,Havalandirmak
havalandırmak 1 luchten, ventileren, 2 (balon vb.) oplaten, doen
havalandirmak, gevangenen tutsaklari açik havaya çikarmak, 2 (uiten) açiğa
havalanış opstijgen opstijging d.
Havalanmak Luchten,Havalanmak
havalanmak (uçak vb. yüksel stijgen (van ballon enz.), 2 (oda vb.)
havalara girmek zich een houding geven, zich een air geven, zijn neus in de
havalarda uçmak in de wolken zijn, tot aan de balken springen, een gat in
havale (para - si) storting d. overmaking d. 2 ( - kartı) wissel d.
Havale Etmek
Havale Etmek(Hasta)
Havale Karti
havale emri opdracht tot overmaking d.
havale et- ) overmaken, geld opsturen, 7 / (yaslamak) doen/
Havale Etmek doorzenden,Havale Etmek
havale etmek /, overmaken.
Havale Etmek(Hasta) doorsturen,Havale Etmek(Hasta)
havale fişi stortingsbewijs overmakingbewijs
havale gelmek / een epileptische aanval krijgen/ hebben
havale kaartı postwissel d. stortingsbewijs overmakingbewijs
Havale Karti Acceptgirokaart,Havale Karti
havale makbuzu postwissel d. stortingsbewijs overmakingbewijs
Havaleli topzwaar,Havaleli
Havali Flatteus,Havali
Havali Kisi
havalı pneumatisch, met lucht werkend, 2 mec./fig. (alımlı) attractief,
Havali Kisi patser,Havali Kisi
havali omgeving d. gewest kwartier omstreken d. omtrek d. buurt d.
havalı teker luchtband d.
havalı yastık luchtkussen windkussen
havalı yatak luchtbed
havalimanı luchthaven d. vliegveld
havan tokmağı mortierstamper d.
havan topu houwitser d.
havan vijzel d. mortier d.
havanda su dövmek water naar de zee dragen, voortdurend iets nutteloos
havanı alırsın Dat gaatje neus voorbij. Dat moet je op je buik schrijven.
havani alirsin, doen of zijn neus bloedt fark ettiğini çaktirmamak, fark
havaölçer barometer
Havari Apostel,Havari
havari apostel d. discipel d.
havarilik apostelschap
havası olmak 1 (benzerlik hissi ver-, door gelijkenis enz.) aan iemand doen
havasına uymak / n/ zich aanpassen aan (de sfeer)
havasından geçilmemek / n/ de patser uithangen
havasını almak /- den/ achter het net vissen, aan zijn neus voorbij gaan,
Havasiz Vacunm ,Havasiz
Havasiz Kalarak
havasız vacuüm, luchtledig, zonder lucht 2 (havası kötü) bedompt.
Havasiz Kalarak Verstikking ,Havasiz Kalarak
havasız yaşar 1 anaëroob (micro organisme, 2 anaëroob
havasiz, nefes aldirmayan, 3 (niet levendig) uyuşuk, sikici
Havasizlik benauwdheid,Havasizlik
havasızlık luchtledigheid d. vacuüm zijn 2 (kötü hava) bedomptheid d.
Havaya Sokmak
havaya gitmek vergeefs zijn,
havaya gitti De moeite/poging is tevergeefs.
havaya kaldirmak, yukari kaldirmak, zijn vinger parmağini kaldirmak, de
Havaya Sokmak Aanvuren,Havaya Sokmak
havaya uçurmak / (van brug, huis enz.) opblazen, iets in de lucht
Havayolları Koninklijke Luchtvaart Maatschappij d. K.L.M. d.
havayolu - nu luchtlijn d. luchtweg d. Hollanda Kraliyet Havayolları
havayolu ulaşım şirketi luchtvaartmaatschappij d.
havayolu yolcusu luchtreiziger d.
havayuvarı - nı dampkring d.
HEIIG (hava) sisli, puslu, kapali, bulanik,
heilzaam yararli, faydali, frisse lucht is voor de gezondheid temiz hava
Hemel Gok,Gokyuzu,Hava,Hemel
her biri başka hava çalmak (in een groep) eigen mening hebben, het helemaal
her havadan çalmak van alle markten thuis zijn
herkes başka bir hava çalıyor Iedereen praat langs elkaar heen.
herkes bir hava,
HERMETISCH z, hava geçirmez, simsiki kapali
het wordt al donker hava iyice karanyor
HETELUCHTBALLON ( nen) sicak hava balonu
HITTEGOLF (...golven) sicak hava dalgasi
hoger sferen zijn a) burnu havada olmak, b) (zitten te soezen) hayal
HONDENWEER çok kötü hava
HOOGMOEDIG z, kibirli, kendini beğenmiş, burnu havada, gururlu,
hoppa, havai, dar kafali, een meisje hoppa bir kiz
hoş, lezzetli, nefis, şahane, het is weer şahane hava, 4 verklaren
HOUWITSER (s) mil/ask obüs, havan topu
hurdasini çikarmak, je , havada bulut, sen onu unut,
In De Frisse Lucht Havada,In De Frisse Lucht
Kilitlememek hava alacak kadar aralik tutmak, ,Kilitlememek
Klaar Hazir,Bitmis,acik hava,berrak,,Klaar
Klimaat iklim,hava,isi,klima,,Klimaat
Klimaatverandering hava degismesi,hastaya verilen ilyilesme tatil izni,,Klimaatverandering
Kucuk Hava Gazi Ocagi Gasstel ,Kucuk Hava Gazi Ocagi
landstreek bölge, mintika, havali, 4 mil/ask karargâh,
Lastiklerin Havasi bandenspanning,Lastiklerin Havasi
Lenteweer Ilkbahar Havasi,Lenteweer
Lucht Hava,Atmosfer,Sema,Lucht
Luchtaanval Hava Hucumu,Luchtaanval
Luchtbed Havali Yastik,Luchtbed
Luchtbel Hava Kabarcigi,Luchtbel
luchtbel hava kabarciği,
Luchten Havalanmak,Luchten
Luchtgekoeld Hava Ile Sogutulmus,Luchtgekoeld
Luchthaven Havalimani,Luchthaven
Luchtig Havadar,Luchtig
Luchtkussen Havali Yastik,Luchtkussen
Luchtledig Havasiz,Vakum,Luchtledig
Luchtpomp Hava Pompasi,Luchtpomp
Luchtreiziger Hava Yolcusu,Luchtreiziger
Luchtruim Hava Sahasi,Luchtruim
Luchtsprong Sicrayis,Havada Takla Atmak,Luchtsprong
Luchtstrijdkrachten Hava Kuvvetleri,Luchtstrijdkrachten
Luchtvaart Hava Trafigi,Luchtvaart
Luchtverbinding Hava Baglantisi,Luchtverbinding
Luchtvervuiling Hava Kirliligi,Luchtvervuiling
Luchtvracht Hava Nakliyesi,Luchtvracht
Luchtziek Hava Hastasi,Ucak Tutmasi,Luchtziek
Luw Sicak Hava,Luw
Luwen Dinmek (Havanin Dinmesi),Luwen
Mart Havasi Maartse Buien,Mart Havasi
Meiweer Mayis Havasi,Meiweer
Mortier Havan,Mortier
Natuurbad Acikhava Banyosu,Natuurbad
Ontluchten Havalandirmak,Ontluchten
ortam sfeer d. ambiance d. samimi bir hava içinde in zeer vriendelijke
Patser frapan,gosterisci kimse,safsatali kimse,havali kisi,,Patser
Pestweer cok kotu hava, ,Pestweer
Sfeer Hava, kure,Sfeer
sfeer hava, atmosfer
Tochtlat Hava Ceyranini Onleyici Sita,Tochtlat
Topzwaar havaleli,fazla yuklu ,Topzwaar
v, het weer) açilmak, het begint te hava açiliyor
Vacunm bosluk,havasiz,vakkum,Vacunm
Ventileren havalandirmak,Ventileren
Verstikking Havasiz Kalarak,Verstikking
Vliegenier havaci,Vliegenier
Vliegveld Havaalani,Vliegveld
Vliegveld Hava limani
Vliegveld Hava meydan
Vuurpijl havai fisek,Vuurpijl
Weerbericht Hava Durumu,Weerbericht
Weerman hava raporu sunucusu,meteroloji spikeri,,Weerman
Yildirimli Hava donderbui(,en),Yildirimli Hava
Zeelucht Deniz Havasi,Zeelucht

Ana Sayfaya Dön