Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'Hak' Kelimesinin Anlamları:

aan jou. 3 / (hakkında (ergens over) nadenken, overwegen,
aan zijn hartstochten hirsina boyun eğmek, iradesine hakim olamamak
aandoen birine haksizlik etmek, ten e haksizca, haksiz yere
aandoen, aanzetten, (devreye sok inschakelen, (çeşme, kraan) opendraaien,
AANEENSCHAKELEN g, (schakelde aaneen, h, aaneengeschakeld)
aaneenschakeling 2 (keşik) beau d. 3 (hiyerarşik rang d.
AANEENSCHAKELING ( en) dizi, sira, zincirleme, een van
AANGAANDE il ... ile ilgili, hakkinda, konusunda, (y)a/e dair,
AANHAKEN g, (haakte aan, h, aangehaakt) (çengel) birleştirmek,
AANKUNNEN g, (kon aan, h, aangekund) ...hakkindan gelmek, ile
Aanmatigen Zich Aanmatigen,Haksiz Talepte Bulunmak,Aanmatigen
AANSLAGBILJET ( ten) vergi tahakkuk formu, vergi ödeme belgesi,
açik olmak, iyi niyetli olmak, 2 (v, vriendschap) gerçek, hakiki, güvenilir,
Acmak Openen,Openmaken,Uitpakken,Inschakelen,,Acmak1
adam kaldırmak iemand ontvoeren, kidnappen, schaken
AFFRONT ( en) hakaret, kirma, tahkir,
AFHAKEN I f, g, (haakte af, h, afgehaakt) 1 (losmaken) çikarmak,
afhaken, niet meer meedoen
afhaken, niet meer meedoen, 6 (deniz) wegebben, 7 (bulut, wolken)
afhaken, niet meer meedoen, afvallen, opstappen, uittreden, aftreden, 4 (yol
AFHAKKEN g, (hakte af, h, afgehakt) kesmek, baltayla ayirmak,
afhakken, (pişman ol zich de haren uit het hoofd trekken, ergens spijt
afsnijden, laten afkappen, laten afhakken, 4 (köprü vb. van brug)
afwennen, afleren, 3 (hakkından) afzien van, afstand doen van
aksi halde önüne geçilmez, het bij het rechte hebben hakli olmak,
aksi halde önüne geçilmez, het bij het rechte hebben hakli olmak,
al, het is a) (je hebt gelijk) öyle, haklisin, doğru, b) doğrusu bu,
ALLEENRECHT tekel hakki, inhisar hakki,
ALLEENVERKOOP hand/tic tek yetkili temsilcilik hakki
almak, danişmak, bij iemand ergens naar birinden bir şey hakkinda bilgi
als ik me niet vergis yanilmiyorsam, zich in iemand biri hakkinda yanilmak
ana şalter elek. hoofdschakelaar d.
Anahtar Sleutel,Schakelaar,Anahtar
anla- herkennen, 4 (hak vb. toekennen, toewijzen, 5 (nasıl bin
anlamayanin hakki kötektir, zich ergens thuis evinde gibi hissetmek, evi
anlatmak, vertel me (er) eens over ...nin hakkinda birşeyler anlatsana, 2
ANNEXATIE (s) ilhak,
Annexeren Ilhak Etmek,Annexeren
ANNEXEREN g, (annexeerde, h, geannexeerd) ilhak etmek, istila
APPELRECHT jur/huk temyiz hakki,
Arbiter Hakim,Yargic,Hakem,Arbiter
ARBITER (s) hakem,
Arbitrage hakem heyeti
ARBITRAGE hakemlik,
ASIELRECHT 1 siğinma hakki, 2 scheep/den savaş zamaninda
ateş etmek, 4 op iemand (iets) biri (bir şey) hakkinda kötü
Auteursrecht Telif hakki
AUTEURSRECHT ( en) telif hakki,
ayirip birakmak, 2 zich het recht hakki kendinde tutmak
Ayricalik Hakki Tanima
Ayricalik Hakki Tanima Capituleren,Ayricalik Hakki Tanima
azara müstahak olmak, dank teşekkürü hak etmek, zijn verdiende loon
azınlıklar söz hakkı minderheidsinspraakregel d.
bakla tuinboon d. paardeboon d. 2 (zincir vb.) schakel d. ağzında bakla
BALBEZIT sp, top hakimiyeti,
baltalamak 1 (baltayla kes afhakken, afhouwen, 2 (sabote et
başını kesmek / n/ onthoofden, iemands hoofd afhakken
başkasinin onuruna konmak, haksiz iltifat kazanmak, parsa toplamak,
bastirmak, zich kendine kendini tutmak, hakim olmak, zijn tranen
Bazig mutehakkim,Bazig
bekendmaken een vonnis karari açiklamak, 3 zich over hakkinda
bekritiçeren yermek, yersiz/haksiz eleştirmek,
belangstelling hebben voor, inhaken op iets
BELASTINGAANSLAG ( en) 1 vergi tahakkuk fişi, 2 (te betalen
BELEDIGEN g, (beledigde, h, beledigd) hakaret etmek, aşağilamak,
Beledigen(Heb) Hakaret Etmek,Beledigen(Heb)
BELEDIGING ( en) hakaret, (krenking) gücendirme, kirma,
belofte kesin söz, kesin vaat, (zeer waarschijnlijk) pek muhtemel, muhakkak,
BESCHIMPEN g, (beschimpte, h, beschimpt) hakaret etmek, dil
BESPREKEN g, (besprak, h, besproken) 1 (hakkmda, üzerinde)
bevestigen, gemi aanklampen, (vagon) aanhaken, koppelen, 2 /,
bewaar me hak saklaya, haşaa, leven als in Frankrijk krallar gibi yaşamak,
BEZOEKRECHT (ayrilmiş eşlerin) çocuk görme hakki, ziyaret hakki,
bileğinin hakkıyla kazanmak dubbel en dwars/dik verdienen
bilgi vermek /- e, hakkında/ inlichtingen verstrekken, informatie geven
bilgi vermek, iemand over iets birine bir şey hakkinda bilgi vermek,
BILLIJK z, 1 adaletli, hakli, uygun, makul ve dürüst, 2
bir şeyi yanliş değerlendirmek, iets als een belediging bir şeyi hakaret
birbirine - ) ruzie krijgen, 13 / (hakkına düş (als recht)
biri hakkinda iyi izlenimi olmak, biri hakkinda iyi kanati olmak,
birinin hakki olduğunu belirlemek, bir şeyi birinin hakki olarak göstermek,
birleştirmek, (v, land) eklemek, katmak, ilhak etmek, bağlamak
BONAFIDE z, güvenilir, hakiki,
bone op inhakken bir şeyi kabaca ele almak, bir şeye kababaca
BOONTJE (s) fasulyecik, komt om zijn loontje insan hak
brieven retour! 4 (hakkı -, in rechten) herstel 5 (suçluyu -, van
bulmak- den/ (haksız kazanç sağla onrechtmatig winst maken,
bulunmak, over iets bir şey hakkinda tartişmak
bundelen, samenbinden, 5 / (devreye sokmak) aaneenschakelen, 6 /, -
BURGERRECHT ( en) yurttaşlik hakki, vatandaşlik hakki,
Calistirmak Inschakelen,Aandrijven,Starten,Calistirmak
çalıştırmak / starten, aanzetten, bedienen, aandrijven, inschakelen,
çapalamak omhakken
Capituleren Ayricalik Hakki Tanima,Capituleren
Ceki Demiri trekhaak d(haken),Ceki Demiri
cenabı hak Allah, Onze Lieve Heer
çene çalmak, over iets bir şey hakkinda konuşmak, dan/den bahsetmek,
çengellemek aan elkaar haken, vasthaken.
çengelli met haken
CENSUSKIESRECHT hist/tar vergiye göre seçim hakki
Centmek Hakken,Inkepen,Centmek
çevirgeç schakelaar
çeviri hakkı vertaalrecht
ceza hakimi strafrechter d.
ceza muhakeme usulü strafproces
cezalanmak, ceza almak, verdienen cezayi hak etmek, vermindering van
çiğköfte gerecht van rauwe gehaktballen met tarwegort, paprika en andere
cihana hakim olmak de wereld overheersen
CLAIM (s) talep, hak iddiasi, schade zarar talebi
CLAIMRECHT hand/tic hisse senetlerinden doğan hak
Cocuk Mahkemesi Hakimi
çocuk mahkemesi hakimi kinderrechter d.
Cocuk Mahkemesi Hakimi kinderrechter,Cocuk Mahkemesi Hakimi
çok az insan var, 2 talep, istem, istek, hak, talep etme hakki,
COPYRIGHT telif hakki,
couperen, (ağaç) kappen, vellen, hakken, houwen, omhakken, 5 /
CRITICASTER (s) haksiz eleştirmen
çulhakuşu - nu buidelmees d. (Remiz pendulinus)
Daaromtrent hakkinda,uzerin(d)ekonusunda,o konuda,Daaromtrent
DAAROMTRENT z, hakkinda, üzerine, konusunda, ...ile ilgili, o
Daarvan hakkinda,o konuda ,Itibaren,Daarvan
DAARVAN z, hakkinda, o konuda, wat zeg je ? bu konuda ne
dağa kaldırma ontvoering d. schaking d.
dağa kaldırmak / ontvoeren, kidnappen, gijzelen, (kız) schaken
daldan dala atlamak van de hak op de tak springen
dalga, en dik tiknaz, bodur ve şişko, iemand te doen birine hak ettiği
dana kıyması kalfgehakt
darbe indirmek (düşmana) op de vijand inhakken, aanvallen
de rechter (persoon) mahkemeye çikmak, hakim önüne çikmak, (v, zaak)
de tafel gekrast. 2 (hakkında) over insan hakları üstüne bir
de tolk hakim tercümana yemin ettirdi,
DEELGERECHTIGD hisseye hak kazanmiş, kârda hakki olan
değer, recht jur/huk ayni hak, II z, (objectief) objektif, gerçeği olduğu
değişmek, değişime uğramak, van gedachten over hakkinda görüş alişverişi
değiştirmek, yön değiştirmek, görüş değiştirmek, hak vermek, ikna olmak
dejenere olmamiş, hakiki, halis
derin düşünmek, over iets bir şey hakkinda derin derin düşünmek
devre (dönem) fase d. periode d. tijd d. etappe d. 2 elek. schakeling d.
devre dışı bırakmak / uitschakelen, buitensluiten
devreye sokmak / inschakelen
devreyi kesmek uitschakelen
DIENAANGAANDE z, o konuyla ilgili, o konuda, o konu hakkinda
dile hakimiyet taalbeheersing d.
dilekçe verme hakki
dili dolaşmak / n/ stamelen van angst, hakkelen, niet uit zijn woorden
doğrama het in stukjes snijden/hakken, 2 (doğramacı işi) schrijnwerk
doğranmak in stukjes gesneden/gehakt worden
dolma het opgevuld zijn, 2 (tomato/paprika) met gehakt en rijst gevulde
Dominant etkin,baskin,hakim,Dominant
DOMINANT etkin, baskin, başat, hakim
domuz kıyması varkensgehakt
DOORHAKKEN g, (hakte door, h, doorgehakt) kesip parçalamak,
dünya hakimiyeti wereldheerschappij d.
duruma hakim olmak de situatie in hand hebben, de situatie meester zijn
düşmek, dillerde dolaşmak, iemand over de laten gaan biri hakkinda
düşünüp taşinmak, (bir şey) hakkinda düşünmek, ik moet er eens over o
e/ başka istasyona -, radıozender enz.) overschakelen (naar/op iets), 7 / -
ECHTHEID 1 hakikilik, halislik, sağlamlik, güvenirlik, 2
edilemez bir hakkin başka bir kişiye verilememesi), een erfgoed
een oordeel over hakkinda karar vermek, hüküm vermek, 3 geveld worden door
een steentje uitschakelen, 13 (kaçmak) 'm smeren, het hazenpad kiezen,
EERLIJK I s, 1 doğru, güvenilir, dürüst, samimi, is hak yerini
EIG I s, afk/kis eigenlijk,asil, esas, gerçek, hakiki, II z,
eigendomsrecht mülkiyet hakki, kullanma hakki,
EIGENDOMSRECHT 1 mülkiyet hakki, iyelik, sahiplik, 2 (v, boek)
EIGENLIJK I s, asil, esas, gerçek, hakiki, II z, gerçekten,
Elekrilcilige Ait Sivic parallelschakeling,Elekrilcilige Ait Sivic
Elektrik Dugmesi Schakelaar,drukknop,Elektrik Dugmesi
Elektrik Tevzi Schakelbord,Elektrik Tevzi
elektrik uitschakelen, 18 / (akıntı, water enz.) doen stoppen, 19 / -
elemek l zeven, ziften, wannen, 2 sp. uitschakelen, elimineren
elenmek gezeefd worden, 2 sp. uitgeschakeld worden, geëlimineerd worden
elinden aldirmamak, haklarina sahip çikmak
emrihak vaki olmak hd./volkst. doodgaan, sterven
engellemek dwarszitten, tegenwerken, hinderen, iemand pootje haken, iemand
engellemek dwarszitten, tegenwerken, hinderen, iemand pootje haken, iemand
ENTREE (s) 1 giriş, 2 giriş hakki,ergens hebben bir yere
enz, görünmek, gözükmek, 2 jur/huk mahkemeye çikmak, hakim önüne çikmak
ERFGERECHTIGDE (n) varis, mirasta hakki olan
Erover Hakkinda,Erover
EROVER z, hakkinda,
eşgüdüm sağlama gelijkschakelen
Esit Hak pariteit,Esit Hak
etmek, çekip çevirmek, 2 zich kendini tutmak, kendine hakim olmak,
etmek, hakim olmak, zijn ongeduld sabirsizliğini bastirmak,
etmek, II gs, hakim olmak, baskin olmak
ETS ( en) gravür, oymacilik, hakkaklik
ETSNAALD ( en) hakkak kalemi, hakkak iğnesi
ettirmek, temize çikarmak, 2 zich temize çikmak, hakli çikmak
FACTO haklar ve fiiliyat
Feit Gercek,hakikat olay,olgu,Feit
FEIT ( en) mesele, gerçek, hakikat, olay, olgu, het was een voldongen
Feitelijk Gercek,hakiki,asil,Feitelijk
FEMINISME feminizm, kadin haklari savunuculuğu
FEMINIST ( en) feminist, kadin haklari savunucusu
fiili hizmette, een gevaar gerçek tehlike, II z, gerçekten, hakikaten,
Fijhakken Kiymak,ince kesmek,Fijhakken
FIJNHAKKEN g, (hakte fijn, h, fijngehakt) ince kesmek, kesip inceltmek
fikri haklar
fikri haklar Intellectueel eigendom
gamalı haç hakenkruis
GEBOORTERECHT ( en) doğuştan kazanilan hak
GEBRUIKSRECHT jur/huk kullanim hakki
geçirmek, (v, dieren) dişari çikarmak, 3 zich over iets bir şey hakkinda
GEEMANCIPEERD özgürleşmiş, özgür, ayni haklari almiş, eşit haklara
gegrilde gehaktballen verkoopt
GEGRONDHEID dogruluk, hakkaniyet
Gehakt Kiyma,Gehakt
Gehakt Kiyma,Gehakt
GEHAKT kiyma
Gehaktbal Kofte,Gehaktbal
gekrast. (hakkında) over insan hakları üstüne bir konferans
geld krijgen parasina değmek II s, z, gerçek, doğru, sahi, hakiki, het is
Gelijk Hakli,Gelijk
gelijk in, dat geef ik toe o konuda hakli olduğunu kabul ediyorum, zoals
gelijk, anderdeels niet! bir yandan haklisin, bir yandan değil!
gelijk, Sen haklısın. Je hebt gelijk.
GELIJKGERECHTIGD eşit haklara sahip, eşit hakli
GELIJKSCHAKELEN g, (schakelde gelijk, h, gelijkgeschakeld) 1 elek, seri
gelince (geldiğinde) wanneer hij/zij hier aankomt/arriveert, 2 (hakkında)
genelde, in het heb je gelijk genelde haklisin, het toplum, tot
gerçek echt, waar, 2 (hakiki) echt, onvervalst, 3 (masraf, kosten enz.)
gerçekten, hakikaten, aslinda, esasen
gerçekten, in de hebt u gelijk temelde haklisin, op van dan/den dolayi,
GERECHTIGD yetkili, hak sahibi, hakli
GERECHTIGHEID adalet, hakkaniyet
gesproken heb hakkinda konuştuğum konu
GEZAG (macht over anderen) hakimiyet, otorite, (overheid) yetkili organ
giriş hakki
GOD I Allah, (cenabi) Hak, Huda, met s hulp Allahin inayetiyle,
GORDIAANSE KNOOP d, kördüğüm, iskender düğümü, de doorhakken kördüğümü
görüşüyorum? over iemand (iets) biri (bir şey) hakkinda konuşmak, birinden
GRENSRECHTER (s) sp, yan hakem
grev hakkı stakingsrecht
GRONDIG I s, derin, esasli, köklü, hakkiyla, itinali, tam tertip, II
GRONDRECHTEN mv/çoğ, temel haklar
gruptan - ) eliminatie d. verwijdering d. uitschakeling d.
gulden yaklaşik bana on guldene mal oluyor, II ilg, (betreffende) hakkinda,
HAAK (haken) kanca, çengel, aski, fig/mec haken en ogen zorluklar,
Hak Topuk,Recht,Hak
hak etti,
Hak Gormek
hak eder, iemand in houden birine saygi göstermek/duymak,
hak edilmemiş onverdiend
hak edilmiş verdiend
hak etmek 1 (hakkı ol recht/deel hebben, 2 (kazanmak) verdienen, recht
hak ettiği cezayi bulmak
Hak Gormek toekennen,toewijzen,Hak Gormek
hak görmek /, toekennen, toewijzen
HAK I d, ( ken) 1 kesme, kiyma, 2 (slag) vuruş, darbe, iemand een zetten
hak iddia etmek /- de/ aanspraak maken op, claimen, zijn recht
hak iddiası claim d. (rechts) vordering d. aanspraak d.
hak işi graveerwerk
hak kalemi graveernaald d. graveerstaal
hak kazanmak recht krijgen
hak sahibi gerechtigde d. rechthebbende d.
hak saklaya God verhoede! God behoede!
hak sanatı graveerkunst d.
hak talebi eis d. claim d.
hak vb. toegewezen worden, toegekend worden
hak vermek / 1 gelijk geven, overstag gaan, 2 (pay ver zijn deel
hak yemek (dini, religieus) onrechtmatig/ongeoorloofd zich toe- eigenen,
hak yerini bulur Het recht zal zegevieren.
hak yolu weg naar rechtvaardigheid d.
hakan khan
Hakaret Smaad,Beledigen,personaliteit,Hakaret
Hakaret Dolu
Hakaret Etmek
Hakaret Sozu
hakaret - ti belediging d. hoon d. schimpscheut d. krenking d.
Hakaret Dolu Smadelijk,Hakaret Dolu
hakaret dolu beledigend, smadelijk, honend
Hakaret Etmek Beledigen,Hakaret Etmek
hakaret etmek / beledigen, beschimpen, schimpen, verguizen, krenken
Hakaret Sozu Schimpscheut,Hakaret Sozu
HAKBIJL ( en) el baltasi, satir
HAKBLOK ( ken) kiyma kütüğü, odun kirma kütüğü
HAKBORD ( en) (et, ekmek) kiyma tahtasi
hakça rechtvaardig, 2 om de waarheid te zeggen, om eerlijk te zijn
Hakem Arbiter,Scheidsrechter,Hakem
hakem heyeti
hakem heyeti Arbitrage
hakem heyeti arbitragecommissie d. scheidsrechtersraad d.
hakem kararı beslissing van de scheidsrechter d.
hakem mahkemesi scheidsgerecht
hakem scheidsrechter d. arbiter d. yan hakem grensrechter d.
hakemlik arbitrage
hakemlik etmek als scheidsrechter optreden, fluiten
HAKEN I f, (haakte, h, gehaakt) g, 1 çengellemek, çengelle takmak,
HAKENKRUIS en) gamali haç
hakeza eski./vero. evenzeer, ook, eveneens
HAKHOUT ( en) çalilik
Hakikat Olay
hakikat - ti waarheid d. feit realiteit d. werkelijkheid d.
Hakikat Olay Feit,Hakikat Olay
hakikaten werkelijk, inderdaad, zowaar, feitelijk
hakikaten, (immers) değil mi, je bent ziek hastasin değil mi? je bent
hakikaten, sahi, 4 her ... ise de, her ne kadar ...olsa da, hoe klein hij
hakikaten, sahi, doğrusu, aslen, wat bedoel je ? gerçekten ne demek
hakikatleştirmek realiseren, verwerkelijken, verwezenlijken
hakikatleştirmek, zich iets bir şeyi anlamak, idrak etmek, tasavvur etmek
hakikatli trouw, loyaal
Hakiki Feitelijk,Hakiki
hakiki (sahte olmayan) echt, authentiek, niet vals, 2 (gerçek) werkelijk,
hakiki, de e inhoud van een boek kitabin ana içeriği, e waarde gerçek
hakikilik echtheid d. authenticiteit d.
Hakim Beheersen,Arbiter,dominant,Hakim
hakim dominant, overheersend, 2 (mahkemede) rechter d. magistraat d.
Hakim Olmak
hakim kürsüsü rechterstoel d.
Hakim Olmak Intomen,Hakim Olmak
hakim olmak / 1 (yönetmek) overheersen, heersen, 2 (kontrol altında
hakim olmak, kaplamak, er heerste stilte ortaliği sessizlik kapladi
hakim önüne çıkarmak / voor de rechter brengen, voorbrengen,
hakim önüne çıkmak voor de rechter verschijnen, voorkomen
hakimiyet - ti 1 soevereiniteit d. opperheerschappij d. gezag 2 (dile -,
hakimiyeti altına almak / onderwerpen
hakimlik rechtersambt rechterschap beroep van rechter
hakir görmek geringschatten, minachten, bagatelliseren, kleineren
hakir smadelijk, beledigend, honend
hakkak graveur d. graveerder d.
hakkak iğnesi etsnaald d. graveernaald d.
hakkak kalemi etsnaald d. graveernaald d.
hakkaniyet - ti recht gerechtigheid d. rechtvaardigheid d.
HAKKELAAR (...laren) kekeme, pepe
HAKKELEN gs, (hakkelde, h, gehakkeld) (stamelen) kekelemek, pepelemek
Hakken Centmek,Hakken
HAKKEN I g, (hakte, h, gehakt) kesmek, kiymak, yarmak, II gs, op iemand
HAKKENBAR d (s) ayakkabi tamir köşesi
HAKKETAKKEN hirgür, dalaş
hakketakken, kibbelen, als kat en hond leven
hakketakken, kibbelen, als kat en hond leven, ruziën, ruzie maken
hakketmek graveren, etsen, insnijden
hakkı geçmek / moeite voor iemand gedaan hebben
hakki II d, reklam, maken voor een artikel bir malin reklamini yapmak,
hakkı olmak /- de/ 1 (payı ol recht hebben op iets, tegoed hebben, 2
hakki olmak, hebben aan een misdaad cinayette payi olmak, aan
hakki olmak, het hebben om... meye hakki olmak, hebben op iets bir
hakkı var Hij heeft gelijk.
hakki vb,alana kadar) diretmek, ergens een onder zetten bir şeyi
Hakkinda Over(dit/dat),daaromtrent,daarvan,Hakkinda
hakkinda hüküm yürütmek,
hakkında hüküm vermek / n/ besluiten, een oordeel geven over, oordelen
Hakkinda Karar Vermek
hakkında karar vermek / n/ besluiten, een oordeel geven over, oordelen
Hakkinda Karar Vermek Vellen (velde,geveld),Hakkinda Karar Vermek
hakkinda konuşmak, 2 (v, boek) eleştirmek, tenkit etmek,
hakkinda konuşmak, hij redeneert zo... şöyle düşünüyor, öyle akil yürütüyor,
hakkında olmak gaan over Ne hakkında? Waar gaat het over?
hakkında omtrent, over, aangaande
Hakkinda,2 Over Hem/Haar,Erover,Hakkinda,2
hakkından gelmek / n/ 1 (başarmak) ergens in slagen, iets onder de knie
hakkindan gelmek, iemand over de leggen birini dövmek, op zijn schrijven
hakkından vazgeçmek zijn rechten prijsgeven, afstand doen van zijn rechten
hakkını aramak voor zijn rechten opkomen, op zijn recht staan
hakkını helal etmek / (dini, religieus) gaarne van zijn rechten
hakkını vermek 1 / n/ aan de vereisten/voorwaarden voldoen, zijn best
hakkıyla (haklı olarak) terecht, met recht, 2 (esaslıca) grondig, goed
haklamak 1 (yenmek) overwinnen, verslaan, 2 hd./volkst. (yemek)
haklari sakli, bütün haklari mahfuz olmak kaydiyla, zonder kayitsiz
haklari tanimak, aile hâkimiyetinden kurtarmak
haklarina yeniden kavuşmak
Hakli Gelijk,Terecht,Jusst,Hakli
haklı rechtmatig, rechtvaardig, gerechtigd, 2 (yerinde) terecht, 3
haklı bulmak gelijk geven
haklı çıkarmak / 1 rechtvaardigen, 2 gelijk geven
haklı çıkmak gelijk hebben
haklı ol- ) gelijk hebben, het bij het rechte eind hebben
haklı olarak terecht, met recht
haklı olmak 1 gelijk hebben, 2 (belli bir konuda gelijk hebben in
hakli zafer, hak edilmiş zafer, heb ik dat aan je verdiend? bir teşekkür mü
Hakli(Olarak) terecht,Hakli(Olarak)
haklılık rechtmatigheid
haklısın Je hebt gelijk
haklisin, ama pratikte...
HAKMES ( sen) satir
HAKSEL kesmik, saman kalintisi, kiyilmiş hayvan yemi
Haksiz Onrecht,Oneerlijk,wederrechtelijk,Haksiz
haksız ongerechtvaardigd, onrechtmatig, onrechtvaardig, onterecht, 2 (hak
haksiz çikarmak, bekennen haksizliğini kabul etmek II s, z, 1
haksız çıkmak 1 ongelijk hebben, 2 (belli bir konuda ongelijk hebben in
haksız olarak onterecht, ten onrechte, onbillijk, ongerechtvaardigd,
haksiz olduğun kanisindayim, 3 bij zijn werk işine devam etmek,
haksız olmak ongelijk hebben
haksız onredelijk, onterecht, onverdiend, 2 (yeri yurdu yok)
Haksiz Talepte Bulunmak
Haksiz Talepte Bulunmak Aanmatigen,Haksiz Talepte Bulunmak
haksız yere onterecht, ten onrechte, onbillijk, ongerechtvaardigd,
haksızlık etmek / iemand onrecht doen, onbillijk behandelen
haksızlık onrecht ongerechtigheid d. onrechtvaardigheid d. onbillijkheid
HAKSTRO zie/bkz haksel
haktanırlık rechtvaardigheid
HAKVRUCHTEN mv/çoğ toprak mahsülleri
HALFOMHALF d, 1 (gehakt) karişik, kiyma,
Halka Schakel,Halka
hatali/haksiz olmak, dat heb je sen yaniliyorsun, het is weer met hem
hayata geçirmek, hakikatleştirmek, een plan plani gerçekleştirmek
hebt haklisin, daar heb je in o konuda haklisin
HEERSZUCHT otorite hirsi, tahakküm ihtirasi, güç hirsi
HEERSZUCHTIG yetke hirsli, tahakküm hirsli
her iki taraf da biraz hakli, her iki hikaye de tam doğru değil, iemand
hij zal komen muhakkak gelecek, 2 (wezenlijk) gerçek, hakiki, asil, var
hırsına hakim olmak zichzelf in de hand hebben, zich beheersen, zijn woede
hoofd afsnijden, afkappen, afhakken, 3 /, (köprü vb. van
HOON aşağilayici söz, hakaret
HOTELSCHAKELAAR (s) elek, ikili devre anahtari
HOUTHAKKER (s) oduncu, odun yanci, odun kesici
iets biri (bir şey) hakkinda konuşuyor olmak, iets te zeggen diyeceği
Ilhak Etmek Annexeren,Ilhak Etmek
Ince Kesmek Fijhakken,Ince Kesmek
Inschakelen Acmak,Inschakelen
Intellectueel eigendom fikri haklar
Ipotek Hakki pandrecht,Ipotek Hakki
Kantonrechter sulh mahkemesi hakimi, ,Kantonrechter
Kendine Hakim Olmak Zick Inhouden,Kendine Hakim Olmak
Kiesrecht secme hakki, ,Kiesrecht
Kinderrechter cocuk mahkemesi hakimi, ,Kinderrechter
Kiyma Gehakt,Kiyma
Kiymak Fijhakken,kappen,Kiymak
Kiz Kacirma Schaking,Kiz Kacirma
Kofte Gehaktbal ,Kofte
laftan anlamayani etmeli tekdir) tekdirden anlamayanin hakki kötektir, 3
Leed Uzuntu,Zarar,Haksizlik,Leed
Lichtschakelaar Elektrik Salteri,Lichtschakelaar
Lijnrechter Yanhakem,Lijnrechter
Mensenrechten Insan Haklari,Mensenrechten
Miras Hakki Erfrecht,Miras Hakki
Muhakeme Rechtzitting,Overleg,Oordeel,Muhakeme
Muhakkak Zeker,In Elk Geval,Absoluut,Stellig,,Muhakkak
Mutehakkim bazig,Mutehakkim
Om Hakinda,Om
omschakelen van ene onderwerp naar de andere bir konudan diğerine geçmek
Oneerlijk Haksiz,Namussuz,Oneerlijk
Onrecht Haksiz,Onrecht
Over(Dit/Dat) o konuda ,Hakkinda,Over(Dit/Dat)
overschakelen geçmek, op iets başka bir şeye geçmek, başka bir şey
Oy Hakki Stemrecht,Oy Hakki
Pandrecht ipotek hakki,rehin hakki,,Pandrecht
Paralel Devre parallelschakeling,Paralel Devre
Paralel Devre Baglama parallelschakeling,Paralel Devre Baglama
Parallelschakeling paralel devre baglama,paralel devre,elekrilcilige ait sivic, ,,Parallelschakeling
Pariteit esit hak,esitlik,fiyat birligi, ,,Pariteit
Patent patent,ihtira berati,uluslar arasi patent almis urunler,patent hakki olan imalat urunleri,,Patent
Patent Hakki Olan Imalat Urunleri patent,Patent Hakki Olan Imalat Urunleri
Personaliteit kisilik,sahsiyet,hakaret,mahiyetinde soz,,Personaliteit
Recht Hak,Sag,Recht
rechterlijke macht hakimler, yargi yetkisi, kaza kuvveti, ministerie van
rechtschapen doğru, hakkaniyetli, dürüst, tarafsiz, adaletli
rechtvaardigheid adalet, hakkaniyet
Rehin Hakki pandrecht,Rehin Hakki
Renk Renk Olma Schakering,Renk Renk Olma
Renklilik Schakering,Renklilik
Rey Hakki Stemrecht,Rey Hakki
Salter Schakelaar,Salter
Santranc Oynamak Schaken,Santranc Oynamak
Schakel Halka, zincir baklasi,Schakel
Schakelaar Anahtar, salter, elektrik dugmesi,Schakelaar
schakelaar devre, kontak
Schakelbord Elektrik Tevzi, tablosu,Schakelbord
Schakelen Vites Degistirmek,Schakelen
Schaken Santranc Oynamak,Schaken
Schakering Renklilik, renk renk olma,Schakering
Schaking Kiz Kacirma,Schaking
Scheidsrechter Hakem,Scheidsrechter
Schimpscheut Alay, hakaret sozu,Schimpscheut
Secme Hakki kiesrecht,Secme Hakki
Smaad Tahkir, hakaret,Smaad
Smadelijk Hakaret Dolu,Smadelijk
Stellig Mutlak, muhakkak,Stellig
Stemrecht Rey Hakki, oy hakki,Stemrecht
Sulh Mahkemesi Hakimi kantonrechter,Sulh Mahkemesi Hakimi
Tablosu Schakelbord,Tablosu
Telif hakki Auteursrecht
Terecht Hakli,hakli(olarak) ,Terecht
Terugschakelen vitesi dusurmek ,Terugschakelen
Tijdschakelaar D(,S) zamanli salter,zamanli devre anahtari ,Tijdschakelaar D(,S)
Toekennen tanimak,hak gormek ,Toekennen
Toewijzen hak gormek ,Toewijzen
Topuk Hak,Topuk
Trekhaak D(Haken) ceki demiri ,Trekhaak D(Haken)
U had gelijk. Haklıymışsınız.
Vellen (Velde,Geveld) agac kesmek , hakkinda karar vermek,Vellen (Velde,Geveld)
Vites Degistirmek Schakelen,Vites Degistirmek
Vitesi Dusurmek terugschakelen,Vitesi Dusurmek
Wederrechtelijk kanuna karsi,yasa disi,kanunsuz,haksiz,,Wederrechtelijk
werkelijk gerçek, hakiki, asil de e toestand gerçek durum, II z,
Zamanli Devre Anahtari tijdschakelaar d(,s),Zamanli Devre Anahtari
Zamanli Salter tijdschakelaar d(,s),Zamanli Salter
Zick Inhouden Kendine Hakim Olmak,Zick Inhouden
Zincir Baklasi Schakel,Zincir Baklasi

Ana Sayfaya Dön