| aan jou. | 3 / (hakkında (ergens over) nadenken, overwegen, |
| aan zijn | hartstochten hirsina boyun eğmek, iradesine hakim olamamak |
| aandoen birine | haksizlik etmek, ten e haksizca, haksiz yere |
| aandoen, aanzetten, | (devreye sok inschakelen, (çeşme, kraan) opendraaien, |
| AANEENSCHAKELEN | g, (schakelde aaneen, h, aaneengeschakeld) |
| aaneenschakeling | 2 (keşik) beau d. 3 (hiyerarşik rang d. |
| AANEENSCHAKELING | ( en) dizi, sira, zincirleme, een van |
| AANGAANDE il | ... ile ilgili, hakkinda, konusunda, (y)a/e dair, |
| AANHAKEN | g, (haakte aan, h, aangehaakt) (çengel) birleştirmek, |
| AANKUNNEN | g, (kon aan, h, aangekund) ...hakkindan gelmek, ile |
| Aanmatigen | Zich Aanmatigen,Haksiz Talepte Bulunmak,Aanmatigen |
| AANSLAGBILJET | ( ten) vergi tahakkuk formu, vergi ödeme belgesi, |
| açik olmak, | iyi niyetli olmak, 2 (v, vriendschap) gerçek, hakiki, güvenilir, |
| Acmak | Openen,Openmaken,Uitpakken,Inschakelen,,Acmak1 |
| adam kaldırmak | iemand ontvoeren, kidnappen, schaken |
| AFFRONT | ( en) hakaret, kirma, tahkir, |
| AFHAKEN I | f, g, (haakte af, h, afgehaakt) 1 (losmaken) çikarmak, |
| afhaken, niet | meer meedoen |
| afhaken, niet | meer meedoen, 6 (deniz) wegebben, 7 (bulut, wolken) |
| afhaken, niet | meer meedoen, afvallen, opstappen, uittreden, aftreden, 4 (yol |
| AFHAKKEN | g, (hakte af, h, afgehakt) kesmek, baltayla ayirmak, |
| afhakken, | (pişman ol zich de haren uit het hoofd trekken, ergens spijt |
| afsnijden, laten | afkappen, laten afhakken, 4 (köprü vb. van brug) |
| afwennen, afleren, | 3 (hakkından) afzien van, afstand doen van |
| aksi halde | önüne geçilmez, het bij het rechte hebben hakli olmak, |
| aksi halde | önüne geçilmez, het bij het rechte hebben hakli olmak, |
| al, het | is a) (je hebt gelijk) öyle, haklisin, doğru, b) doğrusu bu, |
| ALLEENRECHT | tekel hakki, inhisar hakki, |
| ALLEENVERKOOP | hand/tic tek yetkili temsilcilik hakki |
| almak, danişmak, | bij iemand ergens naar birinden bir şey hakkinda bilgi |
| als ik | me niet vergis yanilmiyorsam, zich in iemand biri hakkinda yanilmak |
| ana şalter | elek. hoofdschakelaar d. |
| Anahtar | Sleutel,Schakelaar,Anahtar |
| anla- | herkennen, 4 (hak vb. toekennen, toewijzen, 5 (nasıl bin |
| anlamayanin hakki | kötektir, zich ergens thuis evinde gibi hissetmek, evi |
| anlatmak, vertel | me (er) eens over ...nin hakkinda birşeyler anlatsana, 2 |
| ANNEXATIE | (s) ilhak, |
| Annexeren | Ilhak Etmek,Annexeren |
| ANNEXEREN | g, (annexeerde, h, geannexeerd) ilhak etmek, istila |
| APPELRECHT | jur/huk temyiz hakki, |
| Arbiter | Hakim,Yargic,Hakem,Arbiter |
| ARBITER | (s) hakem, |
| Arbitrage | hakem heyeti |
| ARBITRAGE | hakemlik, |
| ASIELRECHT | 1 siğinma hakki, 2 scheep/den savaş zamaninda |
| ateş etmek, | 4 op iemand (iets) biri (bir şey) hakkinda kötü |
| Auteursrecht | Telif hakki |
| AUTEURSRECHT | ( en) telif hakki, |
| ayirip birakmak, | 2 zich het recht hakki kendinde tutmak |
| Ayricalik Hakki | Tanima |
| Ayricalik Hakki Tanima | Capituleren,Ayricalik Hakki Tanima |
| azara müstahak | olmak, dank teşekkürü hak etmek, zijn verdiende loon |
| azınlıklar söz | hakkı minderheidsinspraakregel d. |
| bakla | tuinboon d. paardeboon d. 2 (zincir vb.) schakel d. ağzında bakla |
| BALBEZIT | sp, top hakimiyeti, |
| baltalamak | 1 (baltayla kes afhakken, afhouwen, 2 (sabote et |
| başını kesmek | / n/ onthoofden, iemands hoofd afhakken |
| başkasinin onuruna | konmak, haksiz iltifat kazanmak, parsa toplamak, |
| bastirmak, | zich kendine kendini tutmak, hakim olmak, zijn tranen |
| Bazig | mutehakkim,Bazig |
| bekendmaken | een vonnis karari açiklamak, 3 zich over hakkinda |
| bekritiçeren yermek, | yersiz/haksiz eleştirmek, |
| belangstelling hebben | voor, inhaken op iets |
| BELASTINGAANSLAG | ( en) 1 vergi tahakkuk fişi, 2 (te betalen |
| BELEDIGEN | g, (beledigde, h, beledigd) hakaret etmek, aşağilamak, |
| Beledigen(Heb) | Hakaret Etmek,Beledigen(Heb) |
| BELEDIGING | ( en) hakaret, (krenking) gücendirme, kirma, |
| belofte kesin | söz, kesin vaat, (zeer waarschijnlijk) pek muhtemel, muhakkak, |
| BESCHIMPEN | g, (beschimpte, h, beschimpt) hakaret etmek, dil |
| BESPREKEN | g, (besprak, h, besproken) 1 (hakkmda, üzerinde) |
| bevestigen, gemi | aanklampen, (vagon) aanhaken, koppelen, 2 /, |
| bewaar me | hak saklaya, haşaa, leven als in Frankrijk krallar gibi yaşamak, |
| BEZOEKRECHT | (ayrilmiş eşlerin) çocuk görme hakki, ziyaret hakki, |
| bileğinin hakkıyla | kazanmak dubbel en dwars/dik verdienen |
| bilgi vermek | /- e, hakkında/ inlichtingen verstrekken, informatie geven |
| bilgi vermek, | iemand over iets birine bir şey hakkinda bilgi vermek, |
| BILLIJK | z, 1 adaletli, hakli, uygun, makul ve dürüst, 2 |
| bir şeyi | yanliş değerlendirmek, iets als een belediging bir şeyi hakaret |
| birbirine - | ) ruzie krijgen, 13 / (hakkına düş (als recht) |
| biri hakkinda | iyi izlenimi olmak, biri hakkinda iyi kanati olmak, |
| birinin hakki | olduğunu belirlemek, bir şeyi birinin hakki olarak göstermek, |
| birleştirmek, | (v, land) eklemek, katmak, ilhak etmek, bağlamak |
| BONAFIDE | z, güvenilir, hakiki, |
| bone | op inhakken bir şeyi kabaca ele almak, bir şeye kababaca |
| BOONTJE | (s) fasulyecik, komt om zijn loontje insan hak |
| brieven retour! | 4 (hakkı -, in rechten) herstel 5 (suçluyu -, van |
| bulmak- | den/ (haksız kazanç sağla onrechtmatig winst maken, |
| bulunmak, over | iets bir şey hakkinda tartişmak |
| bundelen, samenbinden, | 5 / (devreye sokmak) aaneenschakelen, 6 /, - |
| BURGERRECHT | ( en) yurttaşlik hakki, vatandaşlik hakki, |
| Calistirmak | Inschakelen,Aandrijven,Starten,Calistirmak |
| çalıştırmak | / starten, aanzetten, bedienen, aandrijven, inschakelen, |
| çapalamak | omhakken |
| Capituleren | Ayricalik Hakki Tanima,Capituleren |
| Ceki Demiri | trekhaak d(haken),Ceki Demiri |
| cenabı hak | Allah, Onze Lieve Heer |
| çene çalmak, | over iets bir şey hakkinda konuşmak, dan/den bahsetmek, |
| çengellemek | aan elkaar haken, vasthaken. |
| çengelli met | haken |
| CENSUSKIESRECHT | hist/tar vergiye göre seçim hakki |
| Centmek | Hakken,Inkepen,Centmek |
| çevirgeç | schakelaar |
| çeviri hakkı | vertaalrecht |
| ceza hakimi | strafrechter d. |
| ceza muhakeme | usulü strafproces |
| cezalanmak, ceza | almak, verdienen cezayi hak etmek, vermindering van |
| çiğköfte gerecht | van rauwe gehaktballen met tarwegort, paprika en andere |
| cihana hakim | olmak de wereld overheersen |
| CLAIM | (s) talep, hak iddiasi, schade zarar talebi |
| CLAIMRECHT | hand/tic hisse senetlerinden doğan hak |
| Cocuk Mahkemesi | Hakimi |
| çocuk mahkemesi | hakimi kinderrechter d. |
| Cocuk Mahkemesi Hakimi | kinderrechter,Cocuk Mahkemesi Hakimi |
| çok az | insan var, 2 talep, istem, istek, hak, talep etme hakki, |
| COPYRIGHT | telif hakki, |
| couperen, | (ağaç) kappen, vellen, hakken, houwen, omhakken, 5 / |
| CRITICASTER | (s) haksiz eleştirmen |
| çulhakuşu - | nu buidelmees d. (Remiz pendulinus) |
| Daaromtrent | hakkinda,uzerin(d)ekonusunda,o konuda,Daaromtrent |
| DAAROMTRENT z, | hakkinda, üzerine, konusunda, ...ile ilgili, o |
| Daarvan | hakkinda,o konuda ,Itibaren,Daarvan |
| DAARVAN z, | hakkinda, o konuda, wat zeg je ? bu konuda ne |
| dağa kaldırma | ontvoering d. schaking d. |
| dağa kaldırmak | / ontvoeren, kidnappen, gijzelen, (kız) schaken |
| daldan dala | atlamak van de hak op de tak springen |
| dalga, | en dik tiknaz, bodur ve şişko, iemand te doen birine hak ettiği |
| dana kıyması | kalfgehakt |
| darbe indirmek | (düşmana) op de vijand inhakken, aanvallen |
| de rechter | (persoon) mahkemeye çikmak, hakim önüne çikmak, (v, zaak) |
| de tafel | gekrast. 2 (hakkında) over insan hakları üstüne bir |
| de tolk | hakim tercümana yemin ettirdi, |
| DEELGERECHTIGD | hisseye hak kazanmiş, kârda hakki olan |
| değer, | recht jur/huk ayni hak, II z, (objectief) objektif, gerçeği olduğu |
| değişmek, değişime | uğramak, van gedachten over hakkinda görüş alişverişi |
| değiştirmek, yön | değiştirmek, görüş değiştirmek, hak vermek, ikna olmak |
| dejenere olmamiş, | hakiki, halis |
| derin düşünmek, | over iets bir şey hakkinda derin derin düşünmek |
| devre | (dönem) fase d. periode d. tijd d. etappe d. 2 elek. schakeling d. |
| devre dışı | bırakmak / uitschakelen, buitensluiten |
| devreye sokmak | / inschakelen |
| devreyi kesmek | uitschakelen |
| DIENAANGAANDE z, | o konuyla ilgili, o konuda, o konu hakkinda |
| dile hakimiyet | taalbeheersing d. |
| dilekçe verme | hakki |
| dili dolaşmak | / n/ stamelen van angst, hakkelen, niet uit zijn woorden |
| doğrama | het in stukjes snijden/hakken, 2 (doğramacı işi) schrijnwerk |
| doğranmak in | stukjes gesneden/gehakt worden |
| dolma | het opgevuld zijn, 2 (tomato/paprika) met gehakt en rijst gevulde |
| Dominant | etkin,baskin,hakim,Dominant |
| DOMINANT | etkin, baskin, başat, hakim |
| domuz kıyması | varkensgehakt |
| DOORHAKKEN | g, (hakte door, h, doorgehakt) kesip parçalamak, |
| dünya hakimiyeti | wereldheerschappij d. |
| duruma hakim | olmak de situatie in hand hebben, de situatie meester zijn |
| düşmek, dillerde | dolaşmak, iemand over de laten gaan biri hakkinda |
| düşünüp taşinmak, | (bir şey) hakkinda düşünmek, ik moet er eens over o |
| e/ başka | istasyona -, radıozender enz.) overschakelen (naar/op iets), 7 / - |
| ECHTHEID | 1 hakikilik, halislik, sağlamlik, güvenirlik, 2 |
| edilemez bir | hakkin başka bir kişiye verilememesi), een erfgoed |
| een oordeel | over hakkinda karar vermek, hüküm vermek, 3 geveld worden door |
| een steentje | uitschakelen, 13 (kaçmak) 'm smeren, het hazenpad kiezen, |
| EERLIJK I | s, 1 doğru, güvenilir, dürüst, samimi, is hak yerini |
| EIG I | s, afk/kis eigenlijk,asil, esas, gerçek, hakiki, II z, |
| eigendomsrecht | mülkiyet hakki, kullanma hakki, |
| EIGENDOMSRECHT | 1 mülkiyet hakki, iyelik, sahiplik, 2 (v, boek) |
| EIGENLIJK I | s, asil, esas, gerçek, hakiki, II z, gerçekten, |
| Elekrilcilige Ait Sivic | parallelschakeling,Elekrilcilige Ait Sivic |
| Elektrik Dugmesi | Schakelaar,drukknop,Elektrik Dugmesi |
| Elektrik Tevzi | Schakelbord,Elektrik Tevzi |
| elektrik uitschakelen, | 18 / (akıntı, water enz.) doen stoppen, 19 / - |
| elemek | l zeven, ziften, wannen, 2 sp. uitschakelen, elimineren |
| elenmek | gezeefd worden, 2 sp. uitgeschakeld worden, geëlimineerd worden |
| elinden aldirmamak, | haklarina sahip çikmak |
| emrihak vaki | olmak hd./volkst. doodgaan, sterven |
| engellemek dwarszitten, | tegenwerken, hinderen, iemand pootje haken, iemand |
| engellemek dwarszitten, | tegenwerken, hinderen, iemand pootje haken, iemand |
| ENTREE | (s) 1 giriş, 2 giriş hakki,ergens hebben bir yere |
| enz, görünmek, | gözükmek, 2 jur/huk mahkemeye çikmak, hakim önüne çikmak |
| ERFGERECHTIGDE | (n) varis, mirasta hakki olan |
| Erover | Hakkinda,Erover |
| EROVER z, | hakkinda, |
| eşgüdüm sağlama | gelijkschakelen |
| Esit Hak | pariteit,Esit Hak |
| etmek, çekip | çevirmek, 2 zich kendini tutmak, kendine hakim olmak, |
| etmek, hakim | olmak, zijn ongeduld sabirsizliğini bastirmak, |
| etmek, II | gs, hakim olmak, baskin olmak |
| ETS | ( en) gravür, oymacilik, hakkaklik |
| ETSNAALD | ( en) hakkak kalemi, hakkak iğnesi |
| ettirmek, temize | çikarmak, 2 zich temize çikmak, hakli çikmak |
| FACTO haklar | ve fiiliyat |
| Feit | Gercek,hakikat olay,olgu,Feit |
| FEIT | ( en) mesele, gerçek, hakikat, olay, olgu, het was een voldongen |
| Feitelijk | Gercek,hakiki,asil,Feitelijk |
| FEMINISME | feminizm, kadin haklari savunuculuğu |
| FEMINIST | ( en) feminist, kadin haklari savunucusu |
| fiili hizmette, | een gevaar gerçek tehlike, II z, gerçekten, hakikaten, |
| Fijhakken | Kiymak,ince kesmek,Fijhakken |
| FIJNHAKKEN | g, (hakte fijn, h, fijngehakt) ince kesmek, kesip inceltmek |
| fikri | haklar |
| fikri haklar | Intellectueel eigendom |
| gamalı haç | hakenkruis |
| GEBOORTERECHT | ( en) doğuştan kazanilan hak |
| GEBRUIKSRECHT | jur/huk kullanim hakki |
| geçirmek, | (v, dieren) dişari çikarmak, 3 zich over iets bir şey hakkinda |
| GEEMANCIPEERD | özgürleşmiş, özgür, ayni haklari almiş, eşit haklara |
| gegrilde gehaktballen | verkoopt |
| GEGRONDHEID | dogruluk, hakkaniyet |
| Gehakt | Kiyma,Gehakt |
| Gehakt | Kiyma,Gehakt |
| GEHAKT | kiyma |
| Gehaktbal | Kofte,Gehaktbal |
| gekrast. | (hakkında) over insan hakları üstüne bir konferans |
| geld krijgen | parasina değmek II s, z, gerçek, doğru, sahi, hakiki, het is |
| Gelijk | Hakli,Gelijk |
| gelijk in, | dat geef ik toe o konuda hakli olduğunu kabul ediyorum, zoals |
| gelijk, anderdeels | niet! bir yandan haklisin, bir yandan değil! |
| gelijk, Sen | haklısın. Je hebt gelijk. |
| GELIJKGERECHTIGD | eşit haklara sahip, eşit hakli |
| GELIJKSCHAKELEN | g, (schakelde gelijk, h, gelijkgeschakeld) 1 elek, seri |
| gelince | (geldiğinde) wanneer hij/zij hier aankomt/arriveert, 2 (hakkında) |
| genelde, in | het heb je gelijk genelde haklisin, het toplum, tot |
| gerçek | echt, waar, 2 (hakiki) echt, onvervalst, 3 (masraf, kosten enz.) |
| gerçekten, hakikaten, | aslinda, esasen |
| gerçekten, in | de hebt u gelijk temelde haklisin, op van dan/den dolayi, |
| GERECHTIGD | yetkili, hak sahibi, hakli |
| GERECHTIGHEID | adalet, hakkaniyet |
| gesproken heb | hakkinda konuştuğum konu |
| GEZAG | (macht over anderen) hakimiyet, otorite, (overheid) yetkili organ |
| giriş | hakki |
| GOD | I Allah, (cenabi) Hak, Huda, met s hulp Allahin inayetiyle, |
| GORDIAANSE KNOOP | d, kördüğüm, iskender düğümü, de doorhakken kördüğümü |
| görüşüyorum? over | iemand (iets) biri (bir şey) hakkinda konuşmak, birinden |
| GRENSRECHTER | (s) sp, yan hakem |
| grev hakkı | stakingsrecht |
| GRONDIG I | s, derin, esasli, köklü, hakkiyla, itinali, tam tertip, II |
| GRONDRECHTEN | mv/çoğ, temel haklar |
| gruptan - | ) eliminatie d. verwijdering d. uitschakeling d. |
| gulden yaklaşik | bana on guldene mal oluyor, II ilg, (betreffende) hakkinda, |
| HAAK | (haken) kanca, çengel, aski, fig/mec haken en ogen zorluklar, |
| Hak | Topuk,Recht,Hak |
| hak | etti, |
| Hak | Gormek |
| hak eder, | iemand in houden birine saygi göstermek/duymak, |
| hak edilmemiş | onverdiend |
| hak edilmiş | verdiend |
| hak etmek | 1 (hakkı ol recht/deel hebben, 2 (kazanmak) verdienen, recht |
| hak ettiği | cezayi bulmak |
| Hak Gormek | toekennen,toewijzen,Hak Gormek |
| hak görmek | /, toekennen, toewijzen |
| HAK I | d, ( ken) 1 kesme, kiyma, 2 (slag) vuruş, darbe, iemand een zetten |
| hak iddia | etmek /- de/ aanspraak maken op, claimen, zijn recht |
| hak iddiası | claim d. (rechts) vordering d. aanspraak d. |
| hak işi | graveerwerk |
| hak kalemi | graveernaald d. graveerstaal |
| hak kazanmak | recht krijgen |
| hak sahibi | gerechtigde d. rechthebbende d. |
| hak saklaya | God verhoede! God behoede! |
| hak sanatı | graveerkunst d. |
| hak talebi | eis d. claim d. |
| hak vb. | toegewezen worden, toegekend worden |
| hak vermek | / 1 gelijk geven, overstag gaan, 2 (pay ver zijn deel |
| hak yemek | (dini, religieus) onrechtmatig/ongeoorloofd zich toe- eigenen, |
| hak yerini | bulur Het recht zal zegevieren. |
| hak yolu | weg naar rechtvaardigheid d. |
| hakan | khan |
| Hakaret | Smaad,Beledigen,personaliteit,Hakaret |
| Hakaret | Dolu |
| Hakaret | Etmek |
| Hakaret | Sozu |
| hakaret - | ti belediging d. hoon d. schimpscheut d. krenking d. |
| Hakaret Dolu | Smadelijk,Hakaret Dolu |
| hakaret dolu | beledigend, smadelijk, honend |
| Hakaret Etmek | Beledigen,Hakaret Etmek |
| hakaret etmek | / beledigen, beschimpen, schimpen, verguizen, krenken |
| Hakaret Sozu | Schimpscheut,Hakaret Sozu |
| HAKBIJL | ( en) el baltasi, satir |
| HAKBLOK | ( ken) kiyma kütüğü, odun kirma kütüğü |
| HAKBORD | ( en) (et, ekmek) kiyma tahtasi |
| hakça | rechtvaardig, 2 om de waarheid te zeggen, om eerlijk te zijn |
| Hakem | Arbiter,Scheidsrechter,Hakem |
| hakem | heyeti |
| hakem heyeti | Arbitrage |
| hakem heyeti | arbitragecommissie d. scheidsrechtersraad d. |
| hakem kararı | beslissing van de scheidsrechter d. |
| hakem mahkemesi | scheidsgerecht |
| hakem scheidsrechter | d. arbiter d. yan hakem grensrechter d. |
| hakemlik | arbitrage |
| hakemlik etmek | als scheidsrechter optreden, fluiten |
| HAKEN I | f, (haakte, h, gehaakt) g, 1 çengellemek, çengelle takmak, |
| HAKENKRUIS | en) gamali haç |
| hakeza eski./vero. | evenzeer, ook, eveneens |
| HAKHOUT | ( en) çalilik |
| Hakikat | Olay |
| hakikat - | ti waarheid d. feit realiteit d. werkelijkheid d. |
| Hakikat Olay | Feit,Hakikat Olay |
| hakikaten werkelijk, | inderdaad, zowaar, feitelijk |
| hakikaten, | (immers) değil mi, je bent ziek hastasin değil mi? je bent |
| hakikaten, sahi, | 4 her ... ise de, her ne kadar ...olsa da, hoe klein hij |
| hakikaten, sahi, | doğrusu, aslen, wat bedoel je ? gerçekten ne demek |
| hakikatleştirmek | realiseren, verwerkelijken, verwezenlijken |
| hakikatleştirmek, zich | iets bir şeyi anlamak, idrak etmek, tasavvur etmek |
| hakikatli trouw, | loyaal |
| Hakiki | Feitelijk,Hakiki |
| hakiki | (sahte olmayan) echt, authentiek, niet vals, 2 (gerçek) werkelijk, |
| hakiki, de | e inhoud van een boek kitabin ana içeriği, e waarde gerçek |
| hakikilik echtheid | d. authenticiteit d. |
| Hakim | Beheersen,Arbiter,dominant,Hakim |
| hakim | dominant, overheersend, 2 (mahkemede) rechter d. magistraat d. |
| Hakim | Olmak |
| hakim kürsüsü | rechterstoel d. |
| Hakim Olmak | Intomen,Hakim Olmak |
| hakim olmak | / 1 (yönetmek) overheersen, heersen, 2 (kontrol altında |
| hakim olmak, | kaplamak, er heerste stilte ortaliği sessizlik kapladi |
| hakim önüne | çıkarmak / voor de rechter brengen, voorbrengen, |
| hakim önüne | çıkmak voor de rechter verschijnen, voorkomen |
| hakimiyet - | ti 1 soevereiniteit d. opperheerschappij d. gezag 2 (dile -, |
| hakimiyeti altına | almak / onderwerpen |
| hakimlik rechtersambt | rechterschap beroep van rechter |
| hakir görmek | geringschatten, minachten, bagatelliseren, kleineren |
| hakir smadelijk, | beledigend, honend |
| hakkak graveur | d. graveerder d. |
| hakkak iğnesi | etsnaald d. graveernaald d. |
| hakkak kalemi | etsnaald d. graveernaald d. |
| hakkaniyet - | ti recht gerechtigheid d. rechtvaardigheid d. |
| HAKKELAAR | (...laren) kekeme, pepe |
| HAKKELEN | gs, (hakkelde, h, gehakkeld) (stamelen) kekelemek, pepelemek |
| Hakken | Centmek,Hakken |
| HAKKEN | I g, (hakte, h, gehakt) kesmek, kiymak, yarmak, II gs, op iemand |
| HAKKENBAR d | (s) ayakkabi tamir köşesi |
| HAKKETAKKEN | hirgür, dalaş |
| hakketakken, kibbelen, | als kat en hond leven |
| hakketakken, kibbelen, | als kat en hond leven, ruziën, ruzie maken |
| hakketmek | graveren, etsen, insnijden |
| hakkı geçmek | / moeite voor iemand gedaan hebben |
| hakki II | d, reklam, maken voor een artikel bir malin reklamini yapmak, |
| hakkı olmak | /- de/ 1 (payı ol recht hebben op iets, tegoed hebben, 2 |
| hakki olmak, | hebben aan een misdaad cinayette payi olmak, aan |
| hakki olmak, | het hebben om... meye hakki olmak, hebben op iets bir |
| hakkı var | Hij heeft gelijk. |
| hakki vb,alana | kadar) diretmek, ergens een onder zetten bir şeyi |
| Hakkinda | Over(dit/dat),daaromtrent,daarvan,Hakkinda |
| hakkinda hüküm | yürütmek, |
| hakkında hüküm | vermek / n/ besluiten, een oordeel geven over, oordelen |
| Hakkinda Karar | Vermek |
| hakkında karar | vermek / n/ besluiten, een oordeel geven over, oordelen |
| Hakkinda Karar Vermek | Vellen (velde,geveld),Hakkinda Karar Vermek |
| hakkinda konuşmak, | 2 (v, boek) eleştirmek, tenkit etmek, |
| hakkinda konuşmak, | hij redeneert zo... şöyle düşünüyor, öyle akil yürütüyor, |
| hakkında olmak | gaan over Ne hakkında? Waar gaat het over? |
| hakkında omtrent, | over, aangaande |
| Hakkinda,2 | Over Hem/Haar,Erover,Hakkinda,2 |
| hakkından gelmek | / n/ 1 (başarmak) ergens in slagen, iets onder de knie |
| hakkindan gelmek, | iemand over de leggen birini dövmek, op zijn schrijven |
| hakkından vazgeçmek | zijn rechten prijsgeven, afstand doen van zijn rechten |
| hakkını aramak | voor zijn rechten opkomen, op zijn recht staan |
| hakkını helal | etmek / (dini, religieus) gaarne van zijn rechten |
| hakkını vermek | 1 / n/ aan de vereisten/voorwaarden voldoen, zijn best |
| hakkıyla | (haklı olarak) terecht, met recht, 2 (esaslıca) grondig, goed |
| haklamak | 1 (yenmek) overwinnen, verslaan, 2 hd./volkst. (yemek) |
| haklari sakli, | bütün haklari mahfuz olmak kaydiyla, zonder kayitsiz |
| haklari tanimak, | aile hâkimiyetinden kurtarmak |
| haklarina yeniden | kavuşmak |
| Hakli | Gelijk,Terecht,Jusst,Hakli |
| haklı | rechtmatig, rechtvaardig, gerechtigd, 2 (yerinde) terecht, 3 |
| haklı bulmak | gelijk geven |
| haklı çıkarmak | / 1 rechtvaardigen, 2 gelijk geven |
| haklı çıkmak | gelijk hebben |
| haklı ol- | ) gelijk hebben, het bij het rechte eind hebben |
| haklı olarak | terecht, met recht |
| haklı olmak | 1 gelijk hebben, 2 (belli bir konuda gelijk hebben in |
| hakli zafer, | hak edilmiş zafer, heb ik dat aan je verdiend? bir teşekkür mü |
| Hakli(Olarak) | terecht,Hakli(Olarak) |
| haklılık | rechtmatigheid |
| haklısın Je | hebt gelijk |
| haklisin, ama | pratikte... |
| HAKMES | ( sen) satir |
| HAKSEL | kesmik, saman kalintisi, kiyilmiş hayvan yemi |
| Haksiz | Onrecht,Oneerlijk,wederrechtelijk,Haksiz |
| haksız | ongerechtvaardigd, onrechtmatig, onrechtvaardig, onterecht, 2 (hak |
| haksiz çikarmak, | bekennen haksizliğini kabul etmek II s, z, 1 |
| haksız çıkmak | 1 ongelijk hebben, 2 (belli bir konuda ongelijk hebben in |
| haksız olarak | onterecht, ten onrechte, onbillijk, ongerechtvaardigd, |
| haksiz olduğun | kanisindayim, 3 bij zijn werk işine devam etmek, |
| haksız olmak | ongelijk hebben |
| haksız onredelijk, | onterecht, onverdiend, 2 (yeri yurdu yok) |
| Haksiz Talepte | Bulunmak |
| Haksiz Talepte Bulunmak | Aanmatigen,Haksiz Talepte Bulunmak |
| haksız yere | onterecht, ten onrechte, onbillijk, ongerechtvaardigd, |
| haksızlık etmek | / iemand onrecht doen, onbillijk behandelen |
| haksızlık onrecht | ongerechtigheid d. onrechtvaardigheid d. onbillijkheid |
| HAKSTRO | zie/bkz haksel |
| haktanırlık | rechtvaardigheid |
| HAKVRUCHTEN | mv/çoğ toprak mahsülleri |
| HALFOMHALF | d, 1 (gehakt) karişik, kiyma, |
| Halka | Schakel,Halka |
| hatali/haksiz olmak, | dat heb je sen yaniliyorsun, het is weer met hem |
| hayata geçirmek, | hakikatleştirmek, een plan plani gerçekleştirmek |
| hebt | haklisin, daar heb je in o konuda haklisin |
| HEERSZUCHT | otorite hirsi, tahakküm ihtirasi, güç hirsi |
| HEERSZUCHTIG | yetke hirsli, tahakküm hirsli |
| her iki | taraf da biraz hakli, her iki hikaye de tam doğru değil, iemand |
| hij zal | komen muhakkak gelecek, 2 (wezenlijk) gerçek, hakiki, asil, var |
| hırsına hakim | olmak zichzelf in de hand hebben, zich beheersen, zijn woede |
| hoofd afsnijden, | afkappen, afhakken, 3 /, (köprü vb. van |
| HOON | aşağilayici söz, hakaret |
| HOTELSCHAKELAAR | (s) elek, ikili devre anahtari |
| HOUTHAKKER | (s) oduncu, odun yanci, odun kesici |
| iets | biri (bir şey) hakkinda konuşuyor olmak, iets te zeggen diyeceği |
| Ilhak Etmek | Annexeren,Ilhak Etmek |
| Ince Kesmek | Fijhakken,Ince Kesmek |
| Inschakelen | Acmak,Inschakelen |
| Intellectueel eigendom | fikri haklar |
| Ipotek Hakki | pandrecht,Ipotek Hakki |
| Kantonrechter | sulh mahkemesi hakimi, ,Kantonrechter |
| Kendine Hakim Olmak | Zick Inhouden,Kendine Hakim Olmak |
| Kiesrecht | secme hakki, ,Kiesrecht |
| Kinderrechter | cocuk mahkemesi hakimi, ,Kinderrechter |
| Kiyma | Gehakt,Kiyma |
| Kiymak | Fijhakken,kappen,Kiymak |
| Kiz Kacirma | Schaking,Kiz Kacirma |
| Kofte | Gehaktbal ,Kofte |
| laftan anlamayani | etmeli tekdir) tekdirden anlamayanin hakki kötektir, 3 |
| Leed | Uzuntu,Zarar,Haksizlik,Leed |
| Lichtschakelaar | Elektrik Salteri,Lichtschakelaar |
| Lijnrechter | Yanhakem,Lijnrechter |
| Mensenrechten | Insan Haklari,Mensenrechten |
| Miras Hakki | Erfrecht,Miras Hakki |
| Muhakeme | Rechtzitting,Overleg,Oordeel,Muhakeme |
| Muhakkak | Zeker,In Elk Geval,Absoluut,Stellig,,Muhakkak |
| Mutehakkim | bazig,Mutehakkim |
| Om | Hakinda,Om |
| omschakelen van | ene onderwerp naar de andere bir konudan diğerine geçmek |
| Oneerlijk | Haksiz,Namussuz,Oneerlijk |
| Onrecht | Haksiz,Onrecht |
| Over(Dit/Dat) | o konuda ,Hakkinda,Over(Dit/Dat) |
| overschakelen geçmek, | op iets başka bir şeye geçmek, başka bir şey |
| Oy Hakki | Stemrecht,Oy Hakki |
| Pandrecht | ipotek hakki,rehin hakki,,Pandrecht |
| Paralel Devre | parallelschakeling,Paralel Devre |
| Paralel Devre Baglama | parallelschakeling,Paralel Devre Baglama |
| Parallelschakeling | paralel devre baglama,paralel devre,elekrilcilige ait sivic, ,,Parallelschakeling |
| Pariteit | esit hak,esitlik,fiyat birligi, ,,Pariteit |
| Patent | patent,ihtira berati,uluslar arasi patent almis urunler,patent hakki olan imalat urunleri,,Patent |
| Patent Hakki Olan Imalat Urunleri | patent,Patent Hakki Olan Imalat Urunleri |
| Personaliteit | kisilik,sahsiyet,hakaret,mahiyetinde soz,,Personaliteit |
| Recht | Hak,Sag,Recht |
| rechterlijke macht | hakimler, yargi yetkisi, kaza kuvveti, ministerie van |
| rechtschapen doğru, | hakkaniyetli, dürüst, tarafsiz, adaletli |
| rechtvaardigheid adalet, | hakkaniyet |
| Rehin Hakki | pandrecht,Rehin Hakki |
| Renk Renk Olma | Schakering,Renk Renk Olma |
| Renklilik | Schakering,Renklilik |
| Rey Hakki | Stemrecht,Rey Hakki |
| Salter | Schakelaar,Salter |
| Santranc Oynamak | Schaken,Santranc Oynamak |
| Schakel | Halka, zincir baklasi,Schakel |
| Schakelaar | Anahtar, salter, elektrik dugmesi,Schakelaar |
| schakelaar devre, | kontak |
| Schakelbord | Elektrik Tevzi, tablosu,Schakelbord |
| Schakelen | Vites Degistirmek,Schakelen |
| Schaken | Santranc Oynamak,Schaken |
| Schakering | Renklilik, renk renk olma,Schakering |
| Schaking | Kiz Kacirma,Schaking |
| Scheidsrechter | Hakem,Scheidsrechter |
| Schimpscheut | Alay, hakaret sozu,Schimpscheut |
| Secme Hakki | kiesrecht,Secme Hakki |
| Smaad | Tahkir, hakaret,Smaad |
| Smadelijk | Hakaret Dolu,Smadelijk |
| Stellig | Mutlak, muhakkak,Stellig |
| Stemrecht | Rey Hakki, oy hakki,Stemrecht |
| Sulh Mahkemesi Hakimi | kantonrechter,Sulh Mahkemesi Hakimi |
| Tablosu | Schakelbord,Tablosu |
| Telif hakki | Auteursrecht |
| Terecht | Hakli,hakli(olarak) ,Terecht |
| Terugschakelen | vitesi dusurmek ,Terugschakelen |
| Tijdschakelaar D(,S) | zamanli salter,zamanli devre anahtari ,Tijdschakelaar D(,S) |
| Toekennen | tanimak,hak gormek ,Toekennen |
| Toewijzen | hak gormek ,Toewijzen |
| Topuk | Hak,Topuk |
| Trekhaak D(Haken) | ceki demiri ,Trekhaak D(Haken) |
| U had gelijk. | Haklıymışsınız. |
| Vellen (Velde,Geveld) | agac kesmek , hakkinda karar vermek,Vellen (Velde,Geveld) |
| Vites Degistirmek | Schakelen,Vites Degistirmek |
| Vitesi Dusurmek | terugschakelen,Vitesi Dusurmek |
| Wederrechtelijk | kanuna karsi,yasa disi,kanunsuz,haksiz,,Wederrechtelijk |
| werkelijk gerçek, | hakiki, asil de e toestand gerçek durum, II z, |
| Zamanli Devre Anahtari | tijdschakelaar d(,s),Zamanli Devre Anahtari |
| Zamanli Salter | tijdschakelaar d(,s),Zamanli Salter |
| Zick Inhouden | Kendine Hakim Olmak,Zick Inhouden |
| Zincir Baklasi | Schakel,Zincir Baklasi |