| Aandoening | Etki,Duygulanma,Hastalik,Aandoening |
| aangesloten worden, | 3 (yakınlık duymak) toegewijd zijn aan, 4 (üstlenmek, |
| aanhoren, | (duymak) horen |
| Aankondigen | Bildirmek,Duyurmak,Tanitmak,Aankondigen |
| AANKONDIGEN | ( en) 1 anons, ilan, duyuru, sunu, takdim, 2 tot |
| Aankondiging | Bildiri,Duyuru,Takdim,Aankondiging |
| AANZEGGING | ( en) bildirim, duyuru, exploot van bildirim |
| ACHTERDOCHTIG | şüpheci, kuşkucu, kuşku duyan, güvenmeyen, |
| acı duymak | pijn hebben |
| Aciya | Duyarli |
| Aciya Duyarli | kleinzerig,Aciya Duyarli |
| acıya duyarlı | gevoelig voor pijn |
| adı duyulmak | / n/ bekend/beroemd worden |
| afkondigen | resmen ilan etmek, bildirmek, duyurmak, |
| AFKONDIGEN | ( en) ilan, bildiri, duyuru, huwelijks evlenme |
| AFWACHTING | in van nin beklentisiyle, nin umuduyla, in |
| ağır duyar | slechthorend, hardhorend, hardhorig |
| Agre Duyan | Kisi |
| Agre Duyan Kisi | Slechthorend,Hardhorend/Hardhorig ,Agre Duyan Kisi |
| ağzından çıkanı | kulağı duymamak niet op zijn woorden letten |
| ağzından çıkanı | kulağın duysun Let op je woorden! |
| ahlak duygusu | zedelijkheidsgevoel |
| ajani, | tech/tek göstergeç, sayaç, gösterge, duyurma cihazi |
| alakasız | (duyarsız) onverschillig, ongeïnteresseerd, 2 (ilgisi olmayan) |
| alim | duyan, |
| alışmak vertrouwd | raken met iets/iemand, 4 (bir şeye ilgi duy warm |
| ANESTHESIE | 1 ( en) anestezi, duyum yitimi, hissizlik, 2 med/tib |
| ANESTHESIOLOGIE | med/tib anestezi bilim, duyum yitimini inceleyen |
| anlayişi, | van eer şeref anlayişi, rechts sağduyu |
| ANTIPATHIE | ( en) antipati, sevemezlik, karşit duygu, |
| APATHIE | psych /psik duygusuzluk, hissizlik, isteksizlik, |
| APATIE | psych /psik duygusuzluk, hissizlik, isteksizlik, |
| APATISCH | z, duygusuz, isteksiz, isteksizce, |
| arasinda, başkalari | duymadan, vier ogen baş başa, başka kimse olmadan, 3 |
| arzu duymak | / verlangen (naar), wensen, willen, zin hebben in |
| aşağılık duygusu | minderwaardigheidsgevoel |
| aşırı duyarlı | overgevoelig, hypergevoelig |
| aşırı duyarlık | overgevoeligheid d. idiosyncrasie d. |
| aşırı duygulu | vatbaar voor indrukken |
| aşırı duygusal | sentimenteel, melodramatisch |
| aşırı duygusallık | sentimentaliteit d. |
| aşırıduygu | overgevoeligheid |
| ateşsiz, isteksiz, | duygusuz, 4 (niet fel) donuk, mat |
| ayıp duygusu | schaamtegevoel |
| Baktım ki | bilmiyor (duymamış), bir yey demedim. Ik begreep dat hij niet op |
| başkasindan duymak/işitmek, | tot over de oren in de schuld zitten |
| BEKENDMAKING | ( en) duyuru, bildiri, |
| BELANGSTELLEND | z, ilgi gösteren, ilgilenen, ilgi duyan, sempati |
| BELUISTEREN | g, (beluisterde, h, beluisterd) 1duymak, işitmek, |
| benekler, | (plaats) yer, nokta, mahal, mevki, een gevoelige duyarli nokta |
| BENODIGDHEDEN | mv/çoğ ihtiyaçlar, malzemeler, gereksinim duyulan |
| beş duyu | vijf zintuigen d. |
| BETROUWBAAR | güvenilir, güven duyulur, |
| BEWOGEN | etkilenmiş, duygulanmiş, iedereen was herkes |
| BIKKELHARD | 1 (hard) sert, kati, 2 (gevoelloos) duygusuz, |
| bildiri | pamflet manifest (bülten) bulletin 2 (duyuru) |
| bildiri duyurmak, | bildiri yapmak |
| bildirmek- | i, e/ 1 (duyurmak) bekendmaken, meedelen, mededelen, |
| bildirmek, başlangici | duyurmak |
| bildirmek, beyan | etmek, (mondeling) anons etmek, duyurmak, 2 ilan |
| bilmek, sağir | sultan bile duydu, de omgekeerde dünya hali, beklentinin tam |
| bir müziği | duymak zevktir, 2 yararlanma, istifade, voor het oog göz |
| bir şeyden | utanmak, bir şeyden utanç duymak, sikilmak, zij zich zoiets te |
| bir şeyden | zevk almak, haz duymak, met zevkle, een voor de ogen göz |
| birine sempati | duymak, birine yakinliği olmak |
| biriyle iftihar | etmek, biriyle kivanç duymak, zo als een pauw koltuklari |
| BOMMELDING | ( en) bomba ihbar/duyurusu, |
| bulunmamak, noksan | olmak, ihtiyaç duyulmak, het ontbreekt hem aan geld |
| çanı duymuş | ama tokmağın nerede olduğunu bilmiyor Hij heeft de klok horen |
| casına, -cesine | als..., alsof..., duymuşçasına alsof hij gehoord heeft, |
| cesine, -casına | duymuşçasına alsof hij gehoord heeft, görmüşcesine alsof |
| cinsel istek | duymak / geilen op |
| Cok | Duyarli |
| Cok Duyarli | Fijngevoelig,Cok Duyarli |
| çok duyarlı | fijngevoelig, teergevoelig, kleinzerig |
| çok duyarlılık | overgevoeligheid d. teergevoeligheid d. kleinzerigheid d. |
| CONVOCATIE | (s) davet, çağiri, toplanti duyurusu, davetiye, |
| Cynisch | Nefretli,Duyarsiz,Cynisch |
| dayanışmaduygusu | solidariteitsgevoel |
| de | leven hayatini yaşamak, de hele heeft het gehoord bütün dünya duydu, |
| Deelgenoot(Noten) | sirdas,duygudas,dost,Deelgenoot(Noten) |
| değil, idare | eder, het te krijgen dayanamamak, duygulanna yenilmek, |
| DEJá VU | h, önceden görmüşlük duygusu |
| DEMILITARISATIE | orduyu kaldirma, orduyu dağitma, orduyu çekme |
| DEMILITARISERING d | orduyu kaldirma, orduyu dağitma, orduyu çekme |
| DESINTERESSE | ilgisizlik, duyarsizlik |
| Desnoods | gerek duyulursa,ihtiyac halinde ,Desnoods |
| DESNOODS z, | gerek duyulursa, ihtiyaç dahilinde |
| DIKHUIDIG I | s, 1 kalin derili, 2 fig/mec vurdum duymaz, |
| dil duygusu | taalgevoel |
| dinç, enerjik, | 2 (streng) sert, kati, siki, duyulmamiş, olağanüstü, |
| dokunakli, güçlü, | II z, duygulu, yaşayarak, hislerle, hissederek, spelen |
| dokunma duyusu | tastzin d. |
| DOODNUCHTER z, | soğukkanlica, vurdumduymazca |
| DOODSBERICHT | ( en) ölüm haberi, ölüm duyurusu |
| Doof | Sagir,duymaz ,Doof |
| DOOF | (dover, st) 1 sağir, duymaz, hij is aan een oor bir |
| doofzijn vurdumduymaz | olmak, van zeggen kulağina gelmek/çalmak, |
| DORSTIG | susuz, susamiş, susayan, arzulayan, istek duyan |
| dostça hisleri | olmak, birine yakinlik duymak |
| Duy | Fitting,Duy |
| duy elek. | fitting d. |
| duyar gevoeli | sensitief, ontvankelijk |
| duyarga spriet | d. antenne d. voelhoorn d. |
| duyarkat kim./scheik. | emulsie d. |
| duyarlı | gevoelig, sensibel, 2 (hastalıga karşı) ontvankelijk, vatbaar, 3 |
| Duyarli(Gevoelig) | teer,Duyarli(Gevoelig) |
| duyarlık sensibiliteit | d. fijngevoeligheid d. ontvankelijkheid d. |
| duyarlılık sensibiliteit | d. gevoeligheid d. |
| Duyarsiz | Cynisch,Duyarsiz |
| duyarsız gevoelloo | onverschillig, onverstoorbaar, onvatbaar, flegmatiek |
| duyarsızlaşma het | ongevoelig(er) worden, desensibilisatie d. |
| duyarsızlaşmak | (vurdumduymaz ol onverschillig worden, 2 (hissini |
| duyarsızlaştırma het | ongevoelig(er) maken |
| duyarsızlaştırmak | gevoelloos maken |
| duyarsızlık | (olaylara vb.) onverschilligheid d. 2 (acıya vb.) |
| duydum, | van de naald sicaği sicağina, dumani üstünde, hemen, ik heb het |
| Duygu | Gevoel,Emotie,Duygu |
| duygu | gevoel emotie d. aşağılık duygusu mindenvaardigheidsgevoel 2 |
| duygu uyandır- | ) een aangenaam gevoel opwekken/ geven, (gurur het ego |
| Duygudas | deelgenoot(noten),Duygudas |
| Duygudaslik | Sympathie,Duygudaslik |
| Duygulandiran | pakkend,Duygulandiran |
| duygulandırıcı ontroeren | aangrijpend |
| duygulandırmak | ontroeren, aangrijpen, sentimenteel/emotioneel maken |
| duygulanım ontroering | d. beroerdheid d. ontroerdheid d. |
| Duygulanma | Ontroering,Aandoening,Duygulanma |
| duygulanma | ontroering |
| duygulanmak sentimenteel/emotioneel | worden, aangedaan worden, |
| duygulanmış bewogen, | ontroerd |
| duygulari yansitmak, | 2 (in hoger beroep gaan) yüksek mahkemeye |
| duygulu bir | şekilde, 3 (besef) anlayiş, het voor het schone güzellik |
| duygulu emotioneel, | gevoelig, sensibel |
| duygululuk gevoeligheid | d. ontvankelijkheid d. |
| duygun gevoeli | ontvankelijk |
| Duygusal | Emotioneel,Duygusal |
| duygusal emotioneel, | gevoelig, sentimenteel, sensibel, fijngevoelig |
| duygusal yansızlık | emotionele neutraliteit d. |
| duygusallık emotionaliteit | d. gevoeligheid d. |
| duygusuz ongevoeli | gevoelloos, harteloos, liefdeloos, koel, apathisch, |
| duygusuz, taş | gibi, vurdumduymaz, şefkatsiz |
| duygusuzlaşmak ongevoelig | worden voor iets |
| duygusuzlaştirmak, sertleştirmek, | II gs, (, is ) 1 (hard worden) |
| duygusuzluk ongevoeligheid | d. gevoelloosheid d. apathie d. harteloosheid d. |
| Duyma | Gehoor,Duyma |
| duyma | horen |
| Duymak | Horen,Vernemen ,Duymak |
| duymak - | ar / 1 horen, 2 (haber vb. al van iemand horen, vernemen, |
| duymak, | dan/den korkmak, voor zijn leven hayatindan endişe duymak, voor |
| duymak, bir | şeye istekli olmak |
| duymak, bir | şeye kafasina takmak, tasalanmak, bir şeyi evirip çevirmek, over |
| duymak, bir | şeye memnun olmak, 2 (betaling) ödeme |
| duymak, bir | şeye önem vermek, aldirmak, bir şeyi istemek, hij taalt er niet |
| duymak, birine | saygi duymak, 2 fig/mec tegen iets bir şeyden çekinmek, |
| duymak, er | is geen gevaar te korkacak bir tehlike yok, nergens te |
| duymak, meraki | olmak, 2 (s) (voorwerp) ilgi duyulan şey, 3 (belang) önem |
| duymak, şevk | duymak |
| duymamak, itimat | etmemek, II h, güvensizlik, itimatsizlik, koesteren tegen |
| duymamazlıktan gelmek | / doen alsof je iets niet hoort, Oost-Indisch |
| Duymaz | doof,Duymaz |
| Duyu | Zintuig,Duyu |
| Duyu | Organi |
| Duyu | Otesi |
| Duyu Organi | Zintuig,Duyu Organi |
| duyu organı | zintuig beş duyu organı de vijf zintuigen, dokunma organı |
| Duyu Organlariyla | Algilanamayan |
| Duyu Organlariyla Algilanamayan | paranormaal,Duyu Organlariyla Algilanamayan |
| Duyu Otesi | paranormaal,Duyu Otesi |
| duyu zintuiglijk | gevoel |
| duyulabilirlik | hoorbaarheid |
| duyulabilmek, dat | station komt niet goed door bu istasyon |
| duyulmak | gehoord worden, 2 (algılanmak) bemerkt worden, gewaarworden |
| Duyulmamis | kul,Duyulmamis |
| duyum | gewaarwording d. 2 (duyu) het zintuiglijke gevoel |
| duyum kabiliyeti | waarnemingsvermogen |
| duyumculuk sensualisme | zinnelijkheid d. |
| duyumlama | gewaarwording |
| duyumlamak | gewaar worden, bespeuren, voelen |
| duyumölçer | esthesiometer |
| duyumsal zintuiglijk, | zinnelijk, sensorisch |
| duyumsamak | gewaar worden, bespeuren, voelen |
| duyumsamazlık | apathie |
| duyumsatmak- | i, (iemand, iets) laten voelen |
| duyumsuz ongevoeli | gevoelloos |
| duyumsuzlaştırıcı verdoven | narcotisch |
| duyumsuzlaştırmak | verdoven, onder narcose brengen |
| Duyurmak | Aankondigen,Duyurmak |
| duyurmak- | i, aankondigen, bekendmaken, mededelen, annonceren |
| duyurrnaya çalişmak, | 2 (het toegankelijk zijn) halka açiklik |
| Duyuru | Aankondiging,Duyuru |
| duyuru mededeling | d. aankondiging d. bekendmaking d. kennisgeving d. |
| duyuru tahtası | mededelingenbord prikbord |
| duyurulmak | meegedeeld worden, aangekondigd worden, bekend gemaakt |
| duyuş | (işitiş) horen 2 (algılama) gewaarwording d. |
| duyusal zintuiglijk, | zinnelijk |
| duyusu vardir, | 2 (verstand) akil, zihin, kafa, anlik, niet goed bij nen |
| edilecek, şaşilacak, | 2 (buitengewoon) inanilmayacak kadar, duyulmamiş, |
| Eerbiedigen | Saygi Duymak,Eerbiedigen |
| EERBIEDIGEN | g, (eerbiedigde, h, geeerbiedigd) saygi duymak, |
| EERGEVOEL | şeref duygusu |
| EIGENWAARDE | gevoel van özsaygi, izzetinefis, benlik duygusu |
| Emotie | Duygu,Emotie |
| EMOTIE | (s) heyecan, duygu |
| EMOTIONALITEIT | duygusallik |
| Emotioneel | Duygusal,Emotioneel |
| EMOTIONEEL | duygusal |
| endişelenmek, bir | şeyden endişe duymak, 2 fig/mec dat zit er niet in olacağa |
| estetik duygu | gevoel voor esthetiek |
| etki altında | bırakmak / 1 beïnvloeden, 2 (duygulandırmak) ontroeren |
| etkilenmeden, dat | heeft hem niet gelaten onu duygulandirdi |
| ettirmemek, zijn | gevoelens hislerini gizlemek, duygularini belli etmemek |
| evlenmeduyurusu | huwelijksaankondiging |
| ezan vb. | voor gebed) omroepen, 9 (duygu vb. kavramak, gevoelens, enz.) |
| FADING | yavaş duyulma, (ses) azalma, hafifleme |
| FEELING | his, duygu |
| fig/mec duygusuzlaştirmak, | II gs, (, is ) taşlaşmak, duygusuzlaşmak |
| fig/mec uğuldamak, | mijn oren van zijn geluid sesten kulaklarim uğulduyor |
| FIJNBESNAARD | ince ruhlu/duygulu, hassas |
| Fijngevoelig | Cok Duyarli,Fijngevoelig |
| FIJNGEVOELIG | çok duyarli, hassas, ince ruhlu |
| FIJNGEVOELIGHEID | duyarlilik, hassaslik, ince ruhluluk |
| Fitting | Soket,Duy,Fitting |
| FITTING | ( s, en) elek, duy |
| FLAIR | d, pratiklik, fig/mec duyarli burun |
| FLEGMA | rahatsiz edilmezlik, etkilenmezlik, duyarsizlik |
| Flegmatiek | Asiri Sogukkanli,vurdumduymaz,Flegmatiek |
| FLEGMATIEK | z, duyarsiz, hissiz, soğukkanli, vurdumduymaz |
| FLEGMATISCH | z, duyarsiz, hissiz, soğukkanli, vurdumduymaz |
| geçirir, ses | duyulur, het is hier erg burada hiçbir gizlilik olmaz |
| GEDACHTELEZEN | uzaduyum, telepati |
| GEEMOTIONEERD | duygulu, duygusal, met e stem duygulu bir sesle, |
| GEESTVERHEFFEND geestverheffend | s, ruhu yücelten, yüce duygulara ulaştiran |
| Gehoor | Duyma,Isitme,Gehoor |
| GEHOOR | 1 işitim, duyma, işitme, 2 işitim yetenegi een fijn ince bir |
| GEHOORAFSTAND | ( en) işitme mesafesi/uzakliği, duyma mesafesi, |
| GEMOED | ( eren) 1 (hart) kalp, yürek, gönül, (gevoel) his, duygu, |
| GEMOEDSAANDOENING | ( en) duygulanim |
| Gerek | Duyulursa |
| Gerek Duyulursa | desnoods,Gerek Duyulursa |
| gerekmek | (zorunlu ol moeten, dienen, behoren, 2 (ihtiyaç duyul |
| gereksinimi olmak, | bir şeye ihtiyaç duymak, b) (rijp zijn) hazir |
| Gevoel | Duygu,Gevoel |
| Gevoel | Duygu,His,Gevoel |
| GEVOEL | l duyu, het hissetme duygusu, 2 ( ens) duygu, his, ns van |
| gevoelens ulusal | duygularla, de nationale industrie ulusal sanayi, nationale |
| gevoelig | duyarli, hassas, 3 (zacht en liefdevol) narin ve sevgi dolu, |
| GEVOELIG I | s, l (v, lichamen) hassas, duyarli, voor pijn aciya duyarli, |
| GEVOELIGHEID | (...heden) hassaslik,duyarlilik, duygululuk |
| GEVOELLOOS | z, (...lozer, meest ) cansiz, ruhsuz, hissiz, duyarsiz, |
| GEVOELLOOSHEID | duygusuzluk, duyarsizlik, hissizlik, vurdumduymazlik |
| GEVOELSKWESTIE | (s) duygu meselesi |
| GEVOELSMENS | ( en) duygusal insan |
| GEVOELSWAARDE | (n) duygusal değer |
| GEVOELSWERELD | duygu dünyasi/alerni |
| GEVOELVOL | z, duygulu, hassas, hisli |
| GEWAARWORDING | ( en) duyum, izlenim, |
| girtlaklamak, een | brok in de hebben (duygulanip) boğazi düğümlenmek, een |
| giyaben mahkum | etmek, 2 işitilmemiş, duyulmamiş, duyulmadik, ong/ols |
| görülmedik ongelofelijk, | (duyulmadık) ongehoord |
| göstermek, ilgi | duymak, ile ilgilenmek, zij stelde belang in de |
| Gurur | Duymak |
| Gurur Duymak | trots,Gurur Duymak |
| gurur duymak | / trots op iets zijn |
| gurur duymak, | bir şeyle iftihar etmek, bir şeyden kivanç duymak, bir şeye |
| güven duymak | / iemand vertrouwen |
| güven duymamak | / wantrouwen |
| güven duyulur | betrouwbaar |
| güzelduyu | esthetica |
| haat nefret | duygulari, ns van liefde aşk duygulari, met hissederek, |
| hak eder, | iemand in houden birine saygi göstermek/duymak, |
| halka yayilmak, | herkesçe duyulmak, de zoeken basin yoluyla halka |
| hangt çani | duymuş ama tokmağin nerede olduğunu bilmiyor, bir şeyler duymuş |
| Hardhorend | Agir Duyan Kisi,Hardhorend |
| HARDHOREND hardhorig | s, 1 ağir duyar yari sağir, 2 fig/mec serkeş, laf |
| Hardhorig | Zorlukla Duymak,Hardhorig |
| HARDVOCHTIG | z, taşkalpli, acimasiz, duygusuz, gaddar, insafsiz, kalpsiz |
| HARTELOOS | z, kalpsiz, yüreksiz, duygusuz, acimasiz, kati yürekli, |
| HARTELOOSHEID | duygusuzluk, kalpsizlik, acimasizlik, soğukluk |
| HARTVERWARMEND | z, sicak duygu uyandiran |
| hassa duyarli, | nazik, zayif, een punt aanraken hassas/zayif bir noktaya |
| hassa fig/mec | aşiri hassas, duyarli, ifrat derecede hassas |
| hassas | (duyarlı) gevoelig, sensibel, (burun, vb.) fıjn, 2 (hastalığa vb.) |
| HATEN | g, (haatte, h, gehaat) 1 kin beslemek, kin gütmek, kin duymak, |
| haykirmak, | (afkondigen) duyurmak, ilan etmek, de staking grev ilan |
| hayret verici, | istisnai, olağanüstü, duyulmamiş, görülmemiş, |
| haz duymak | /- den/ ergens plezier in hebben, ergens behagen in scheppen |
| He? Ach! | A, a a! Ach nee! 4 (versterking van een zin) Duydum a! Ik heb het |
| hebben om | ... bir şeye uyanik ve tez tepki göstermek, 2 duygu, his, ruh, |
| hebben voor, | interesse tonen voor, 2 (yakınlık duymak) aandacht |
| hem gehoord | ondan hiç kaba bir söz duymadim |
| herkese duyurmak | /- ü/ rondvertellen, rondbrieven, roddelen |
| herkese duyurmak, | hij heeft de horen luiden, maar weet niet waar de klepel |
| het van | de onu elden duydum |
| het zeker. | 3 (kesin) heel goed, zeker PekâIâ duydu, Hij heeft het |
| HETEROSEKSUEEL | hetoroseksüel, karşi cinse ait, karşi cinse ilgi duyan |
| hi belirsiz | bir duygu |
| Hic | Duymamak |
| hiç böyle | bir şey duydun mu? |
| Hic Duymamak | Horen,Hic Duymamak |
| hiçbir kuşku | duymadan, zonder e reden hiçbir neden olmaksizin, 2 |
| hissiz | (duygusuz) ongevoelig, gevoelloos, 2 (organ uyuşuk) ongevoelig, |
| hissizleştirmek, | (persoon) duygusuz, kalpsiz, taş kalpli, kati yürekli, 3 |
| hissizleştirmek, uyuşturmak, | duyarsizlaştirmak, de middelen uyuşturucu |
| HOORBAAR | z, işitilir, duyulur |
| HOORBAARHEID | işitilebilirlik, duyulabilirlik |
| Horen | Hic duymamak,Dinle Bak,Duymak,Horen |
| horen duymak, | (lezen) okumak, je weet wat je hebt, maar niet wat je krijgt |
| HOREN I | g, (hoorde, h, gehoord) 1 (niet doof zijn) işitmek, duymak, , |
| HULPBEHOEVEND | yardima gereksinim duyan, yardima muhtaç |
| iets birine | (bir şeye) sevgi duymak, een plan plan yapmak, planlamak, 2 |
| Kleinzerig | aciya duyarli,aciya hassas,,Kleinzerig |
| Kul(nl) | sacma,sacmalik,zirvalik,duyulmamis,,Kul(nl) |
| Kunstzin | sanat anlayisi,sanat zevki ve duygusu,,Kunstzin |
| Kusku Duymak | twijfelen,Kusku Duymak |
| Lichtgevoelig | Isiga Duyarli,Lichtgevoelig |
| lusteloos cansiz, | hissiz, duygusuz, 4 (v, geluid) boğuk |
| Lustgevoel | Sevinc Duygusu,Lustgevoel |
| Meeleven | Ayni Duygulara Sahip Olmak,Meeleven |
| Melding | Basvurmak,Duyuru,Bildiri,Melding |
| nodig hebben | gereksinim/ihtiyaç duymak, gereksinimi/ihtiyaci olmak, ik mis |
| Ontroering | Duygulanma,Ontroering |
| over ya/e | karşi güvensizlik duymak |
| Pakkend | etkileyici,duygulandiran,ilgi ceken,ilgi ,,Pakkend |
| Paranormaal | duyu otesi,duyu organlariyla algilanamayan,hayalet goren, ,,Paranormaal |
| Sanat Zevki Ve Duygusu | kunstzin,Sanat Zevki Ve Duygusu |
| Saygi Duymak | Eerbiedigen,Saygi Duymak |
| Slechthorend | Agir Duyan Kisi,Zor Duyan,Slechthorend |
| Sympathie | Sempati, duygudaslik,Sympathie |
| Teer | nazik,dayaniksiz,hassas ,duyarli(gevoelig),,Teer |
| Trots | gurur duymak ,Trots |
| Twijfelen | kusku duymak ,Twijfelen |
| verklappen duyurrnak, | agzindan kaçirmak, söylemek, çitlatmak, uit de |
| Vernemen | duymak,isitmek,Vernemen |
| Vurdumduymaz | Flegmatiek,Vurdumduymaz |
| ya/e arzu | duymak |
| ya/e ilgi | duymak |
| ya/e özlem | duymak, naar vrijheid özgürlük aşki çekmek, özgürlük hasreti |
| Zintuig | Duyu,His,Duyu Organi,Zintuig |
| zonder gevoel | enz,) ruhsuz, cansiz, ölü gibi, duygusuz, ifadesiz, durgun, |
| Zor Duyan | Slechthorend,Zor Duyan |