Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'Duy' Kelimesinin Anlamları:

Aandoening Etki,Duygulanma,Hastalik,Aandoening
aangesloten worden, 3 (yakınlık duymak) toegewijd zijn aan, 4 (üstlenmek,
aanhoren, (duymak) horen
Aankondigen Bildirmek,Duyurmak,Tanitmak,Aankondigen
AANKONDIGEN ( en) 1 anons, ilan, duyuru, sunu, takdim, 2 tot
Aankondiging Bildiri,Duyuru,Takdim,Aankondiging
AANZEGGING ( en) bildirim, duyuru, exploot van bildirim
ACHTERDOCHTIG şüpheci, kuşkucu, kuşku duyan, güvenmeyen,
acı duymak pijn hebben
Aciya Duyarli
Aciya Duyarli kleinzerig,Aciya Duyarli
acıya duyarlı gevoelig voor pijn
adı duyulmak / n/ bekend/beroemd worden
afkondigen resmen ilan etmek, bildirmek, duyurmak,
AFKONDIGEN ( en) ilan, bildiri, duyuru, huwelijks evlenme
AFWACHTING in van nin beklentisiyle, nin umuduyla, in
ağır duyar slechthorend, hardhorend, hardhorig
Agre Duyan Kisi
Agre Duyan Kisi Slechthorend,Hardhorend/Hardhorig ,Agre Duyan Kisi
ağzından çıkanı kulağı duymamak niet op zijn woorden letten
ağzından çıkanı kulağın duysun Let op je woorden!
ahlak duygusu zedelijkheidsgevoel
ajani, tech/tek göstergeç, sayaç, gösterge, duyurma cihazi
alakasız (duyarsız) onverschillig, ongeïnteresseerd, 2 (ilgisi olmayan)
alim duyan,
alışmak vertrouwd raken met iets/iemand, 4 (bir şeye ilgi duy warm
ANESTHESIE 1 ( en) anestezi, duyum yitimi, hissizlik, 2 med/tib
ANESTHESIOLOGIE med/tib anestezi bilim, duyum yitimini inceleyen
anlayişi, van eer şeref anlayişi, rechts sağduyu
ANTIPATHIE ( en) antipati, sevemezlik, karşit duygu,
APATHIE psych /psik duygusuzluk, hissizlik, isteksizlik,
APATIE psych /psik duygusuzluk, hissizlik, isteksizlik,
APATISCH z, duygusuz, isteksiz, isteksizce,
arasinda, başkalari duymadan, vier ogen baş başa, başka kimse olmadan, 3
arzu duymak / verlangen (naar), wensen, willen, zin hebben in
aşağılık duygusu minderwaardigheidsgevoel
aşırı duyarlı overgevoelig, hypergevoelig
aşırı duyarlık overgevoeligheid d. idiosyncrasie d.
aşırı duygulu vatbaar voor indrukken
aşırı duygusal sentimenteel, melodramatisch
aşırı duygusallık sentimentaliteit d.
aşırıduygu overgevoeligheid
ateşsiz, isteksiz, duygusuz, 4 (niet fel) donuk, mat
ayıp duygusu schaamtegevoel
Baktım ki bilmiyor (duymamış), bir yey demedim. Ik begreep dat hij niet op
başkasindan duymak/işitmek, tot over de oren in de schuld zitten
BEKENDMAKING ( en) duyuru, bildiri,
BELANGSTELLEND z, ilgi gösteren, ilgilenen, ilgi duyan, sempati
BELUISTEREN g, (beluisterde, h, beluisterd) 1duymak, işitmek,
benekler, (plaats) yer, nokta, mahal, mevki, een gevoelige duyarli nokta
BENODIGDHEDEN mv/çoğ ihtiyaçlar, malzemeler, gereksinim duyulan
beş duyu vijf zintuigen d.
BETROUWBAAR güvenilir, güven duyulur,
BEWOGEN etkilenmiş, duygulanmiş, iedereen was herkes
BIKKELHARD 1 (hard) sert, kati, 2 (gevoelloos) duygusuz,
bildiri pamflet manifest (bülten) bulletin 2 (duyuru)
bildiri duyurmak, bildiri yapmak
bildirmek- i, e/ 1 (duyurmak) bekendmaken, meedelen, mededelen,
bildirmek, başlangici duyurmak
bildirmek, beyan etmek, (mondeling) anons etmek, duyurmak, 2 ilan
bilmek, sağir sultan bile duydu, de omgekeerde dünya hali, beklentinin tam
bir müziği duymak zevktir, 2 yararlanma, istifade, voor het oog göz
bir şeyden utanmak, bir şeyden utanç duymak, sikilmak, zij zich zoiets te
bir şeyden zevk almak, haz duymak, met zevkle, een voor de ogen göz
birine sempati duymak, birine yakinliği olmak
biriyle iftihar etmek, biriyle kivanç duymak, zo als een pauw koltuklari
BOMMELDING ( en) bomba ihbar/duyurusu,
bulunmamak, noksan olmak, ihtiyaç duyulmak, het ontbreekt hem aan geld
çanı duymuş ama tokmağın nerede olduğunu bilmiyor Hij heeft de klok horen
casına, -cesine als..., alsof..., duymuşçasına alsof hij gehoord heeft,
cesine, -casına duymuşçasına alsof hij gehoord heeft, görmüşcesine alsof
cinsel istek duymak / geilen op
Cok Duyarli
Cok Duyarli Fijngevoelig,Cok Duyarli
çok duyarlı fijngevoelig, teergevoelig, kleinzerig
çok duyarlılık overgevoeligheid d. teergevoeligheid d. kleinzerigheid d.
CONVOCATIE (s) davet, çağiri, toplanti duyurusu, davetiye,
Cynisch Nefretli,Duyarsiz,Cynisch
dayanışmaduygusu solidariteitsgevoel
de leven hayatini yaşamak, de hele heeft het gehoord bütün dünya duydu,
Deelgenoot(Noten) sirdas,duygudas,dost,Deelgenoot(Noten)
değil, idare eder, het te krijgen dayanamamak, duygulanna yenilmek,
DEJá VU h, önceden görmüşlük duygusu
DEMILITARISATIE orduyu kaldirma, orduyu dağitma, orduyu çekme
DEMILITARISERING d orduyu kaldirma, orduyu dağitma, orduyu çekme
DESINTERESSE ilgisizlik, duyarsizlik
Desnoods gerek duyulursa,ihtiyac halinde ,Desnoods
DESNOODS z, gerek duyulursa, ihtiyaç dahilinde
DIKHUIDIG I s, 1 kalin derili, 2 fig/mec vurdum duymaz,
dil duygusu taalgevoel
dinç, enerjik, 2 (streng) sert, kati, siki, duyulmamiş, olağanüstü,
dokunakli, güçlü, II z, duygulu, yaşayarak, hislerle, hissederek, spelen
dokunma duyusu tastzin d.
DOODNUCHTER z, soğukkanlica, vurdumduymazca
DOODSBERICHT ( en) ölüm haberi, ölüm duyurusu
Doof Sagir,duymaz ,Doof
DOOF (dover, st) 1 sağir, duymaz, hij is aan een oor bir
doofzijn vurdumduymaz olmak, van zeggen kulağina gelmek/çalmak,
DORSTIG susuz, susamiş, susayan, arzulayan, istek duyan
dostça hisleri olmak, birine yakinlik duymak
Duy Fitting,Duy
duy elek. fitting d.
duyar gevoeli sensitief, ontvankelijk
duyarga spriet d. antenne d. voelhoorn d.
duyarkat kim./scheik. emulsie d.
duyarlı gevoelig, sensibel, 2 (hastalıga karşı) ontvankelijk, vatbaar, 3
Duyarli(Gevoelig) teer,Duyarli(Gevoelig)
duyarlık sensibiliteit d. fijngevoeligheid d. ontvankelijkheid d.
duyarlılık sensibiliteit d. gevoeligheid d.
Duyarsiz Cynisch,Duyarsiz
duyarsız gevoelloo onverschillig, onverstoorbaar, onvatbaar, flegmatiek
duyarsızlaşma het ongevoelig(er) worden, desensibilisatie d.
duyarsızlaşmak (vurdumduymaz ol onverschillig worden, 2 (hissini
duyarsızlaştırma het ongevoelig(er) maken
duyarsızlaştırmak gevoelloos maken
duyarsızlık (olaylara vb.) onverschilligheid d. 2 (acıya vb.)
duydum, van de naald sicaği sicağina, dumani üstünde, hemen, ik heb het
Duygu Gevoel,Emotie,Duygu
duygu gevoel emotie d. aşağılık duygusu mindenvaardigheidsgevoel 2
duygu uyandır- ) een aangenaam gevoel opwekken/ geven, (gurur het ego
Duygudas deelgenoot(noten),Duygudas
Duygudaslik Sympathie,Duygudaslik
Duygulandiran pakkend,Duygulandiran
duygulandırıcı ontroeren aangrijpend
duygulandırmak ontroeren, aangrijpen, sentimenteel/emotioneel maken
duygulanım ontroering d. beroerdheid d. ontroerdheid d.
Duygulanma Ontroering,Aandoening,Duygulanma
duygulanma ontroering
duygulanmak sentimenteel/emotioneel worden, aangedaan worden,
duygulanmış bewogen, ontroerd
duygulari yansitmak, 2 (in hoger beroep gaan) yüksek mahkemeye
duygulu bir şekilde, 3 (besef) anlayiş, het voor het schone güzellik
duygulu emotioneel, gevoelig, sensibel
duygululuk gevoeligheid d. ontvankelijkheid d.
duygun gevoeli ontvankelijk
Duygusal Emotioneel,Duygusal
duygusal emotioneel, gevoelig, sentimenteel, sensibel, fijngevoelig
duygusal yansızlık emotionele neutraliteit d.
duygusallık emotionaliteit d. gevoeligheid d.
duygusuz ongevoeli gevoelloos, harteloos, liefdeloos, koel, apathisch,
duygusuz, taş gibi, vurdumduymaz, şefkatsiz
duygusuzlaşmak ongevoelig worden voor iets
duygusuzlaştirmak, sertleştirmek, II gs, (, is ) 1 (hard worden)
duygusuzluk ongevoeligheid d. gevoelloosheid d. apathie d. harteloosheid d.
Duyma Gehoor,Duyma
duyma horen
Duymak Horen,Vernemen ,Duymak
duymak - ar / 1 horen, 2 (haber vb. al van iemand horen, vernemen,
duymak, dan/den korkmak, voor zijn leven hayatindan endişe duymak, voor
duymak, bir şeye istekli olmak
duymak, bir şeye kafasina takmak, tasalanmak, bir şeyi evirip çevirmek, over
duymak, bir şeye memnun olmak, 2 (betaling) ödeme
duymak, bir şeye önem vermek, aldirmak, bir şeyi istemek, hij taalt er niet
duymak, birine saygi duymak, 2 fig/mec tegen iets bir şeyden çekinmek,
duymak, er is geen gevaar te korkacak bir tehlike yok, nergens te
duymak, meraki olmak, 2 (s) (voorwerp) ilgi duyulan şey, 3 (belang) önem
duymak, şevk duymak
duymamak, itimat etmemek, II h, güvensizlik, itimatsizlik, koesteren tegen
duymamazlıktan gelmek / doen alsof je iets niet hoort, Oost-Indisch
Duymaz doof,Duymaz
Duyu Zintuig,Duyu
Duyu Organi
Duyu Otesi
Duyu Organi Zintuig,Duyu Organi
duyu organı zintuig beş duyu organı de vijf zintuigen, dokunma organı
Duyu Organlariyla Algilanamayan
Duyu Organlariyla Algilanamayan paranormaal,Duyu Organlariyla Algilanamayan
Duyu Otesi paranormaal,Duyu Otesi
duyu zintuiglijk gevoel
duyulabilirlik hoorbaarheid
duyulabilmek, dat station komt niet goed door bu istasyon
duyulmak gehoord worden, 2 (algılanmak) bemerkt worden, gewaarworden
Duyulmamis kul,Duyulmamis
duyum gewaarwording d. 2 (duyu) het zintuiglijke gevoel
duyum kabiliyeti waarnemingsvermogen
duyumculuk sensualisme zinnelijkheid d.
duyumlama gewaarwording
duyumlamak gewaar worden, bespeuren, voelen
duyumölçer esthesiometer
duyumsal zintuiglijk, zinnelijk, sensorisch
duyumsamak gewaar worden, bespeuren, voelen
duyumsamazlık apathie
duyumsatmak- i, (iemand, iets) laten voelen
duyumsuz ongevoeli gevoelloos
duyumsuzlaştırıcı verdoven narcotisch
duyumsuzlaştırmak verdoven, onder narcose brengen
Duyurmak Aankondigen,Duyurmak
duyurmak- i, aankondigen, bekendmaken, mededelen, annonceren
duyurrnaya çalişmak, 2 (het toegankelijk zijn) halka açiklik
Duyuru Aankondiging,Duyuru
duyuru mededeling d. aankondiging d. bekendmaking d. kennisgeving d.
duyuru tahtası mededelingenbord prikbord
duyurulmak meegedeeld worden, aangekondigd worden, bekend gemaakt
duyuş (işitiş) horen 2 (algılama) gewaarwording d.
duyusal zintuiglijk, zinnelijk
duyusu vardir, 2 (verstand) akil, zihin, kafa, anlik, niet goed bij nen
edilecek, şaşilacak, 2 (buitengewoon) inanilmayacak kadar, duyulmamiş,
Eerbiedigen Saygi Duymak,Eerbiedigen
EERBIEDIGEN g, (eerbiedigde, h, geeerbiedigd) saygi duymak,
EERGEVOEL şeref duygusu
EIGENWAARDE gevoel van özsaygi, izzetinefis, benlik duygusu
Emotie Duygu,Emotie
EMOTIE (s) heyecan, duygu
EMOTIONALITEIT duygusallik
Emotioneel Duygusal,Emotioneel
EMOTIONEEL duygusal
endişelenmek, bir şeyden endişe duymak, 2 fig/mec dat zit er niet in olacağa
estetik duygu gevoel voor esthetiek
etki altında bırakmak / 1 beïnvloeden, 2 (duygulandırmak) ontroeren
etkilenmeden, dat heeft hem niet gelaten onu duygulandirdi
ettirmemek, zijn gevoelens hislerini gizlemek, duygularini belli etmemek
evlenmeduyurusu huwelijksaankondiging
ezan vb. voor gebed) omroepen, 9 (duygu vb. kavramak, gevoelens, enz.)
FADING yavaş duyulma, (ses) azalma, hafifleme
FEELING his, duygu
fig/mec duygusuzlaştirmak, II gs, (, is ) taşlaşmak, duygusuzlaşmak
fig/mec uğuldamak, mijn oren van zijn geluid sesten kulaklarim uğulduyor
FIJNBESNAARD ince ruhlu/duygulu, hassas
Fijngevoelig Cok Duyarli,Fijngevoelig
FIJNGEVOELIG çok duyarli, hassas, ince ruhlu
FIJNGEVOELIGHEID duyarlilik, hassaslik, ince ruhluluk
Fitting Soket,Duy,Fitting
FITTING ( s, en) elek, duy
FLAIR d, pratiklik, fig/mec duyarli burun
FLEGMA rahatsiz edilmezlik, etkilenmezlik, duyarsizlik
Flegmatiek Asiri Sogukkanli,vurdumduymaz,Flegmatiek
FLEGMATIEK z, duyarsiz, hissiz, soğukkanli, vurdumduymaz
FLEGMATISCH z, duyarsiz, hissiz, soğukkanli, vurdumduymaz
geçirir, ses duyulur, het is hier erg burada hiçbir gizlilik olmaz
GEDACHTELEZEN uzaduyum, telepati
GEEMOTIONEERD duygulu, duygusal, met e stem duygulu bir sesle,
GEESTVERHEFFEND geestverheffend s, ruhu yücelten, yüce duygulara ulaştiran
Gehoor Duyma,Isitme,Gehoor
GEHOOR 1 işitim, duyma, işitme, 2 işitim yetenegi een fijn ince bir
GEHOORAFSTAND ( en) işitme mesafesi/uzakliği, duyma mesafesi,
GEMOED ( eren) 1 (hart) kalp, yürek, gönül, (gevoel) his, duygu,
GEMOEDSAANDOENING ( en) duygulanim
Gerek Duyulursa
Gerek Duyulursa desnoods,Gerek Duyulursa
gerekmek (zorunlu ol moeten, dienen, behoren, 2 (ihtiyaç duyul
gereksinimi olmak, bir şeye ihtiyaç duymak, b) (rijp zijn) hazir
Gevoel Duygu,Gevoel
Gevoel Duygu,His,Gevoel
GEVOEL l duyu, het hissetme duygusu, 2 ( ens) duygu, his, ns van
gevoelens ulusal duygularla, de nationale industrie ulusal sanayi, nationale
gevoelig duyarli, hassas, 3 (zacht en liefdevol) narin ve sevgi dolu,
GEVOELIG I s, l (v, lichamen) hassas, duyarli, voor pijn aciya duyarli,
GEVOELIGHEID (...heden) hassaslik,duyarlilik, duygululuk
GEVOELLOOS z, (...lozer, meest ) cansiz, ruhsuz, hissiz, duyarsiz,
GEVOELLOOSHEID duygusuzluk, duyarsizlik, hissizlik, vurdumduymazlik
GEVOELSKWESTIE (s) duygu meselesi
GEVOELSMENS ( en) duygusal insan
GEVOELSWAARDE (n) duygusal değer
GEVOELSWERELD duygu dünyasi/alerni
GEVOELVOL z, duygulu, hassas, hisli
GEWAARWORDING ( en) duyum, izlenim,
girtlaklamak, een brok in de hebben (duygulanip) boğazi düğümlenmek, een
giyaben mahkum etmek, 2 işitilmemiş, duyulmamiş, duyulmadik, ong/ols
görülmedik ongelofelijk, (duyulmadık) ongehoord
göstermek, ilgi duymak, ile ilgilenmek, zij stelde belang in de
Gurur Duymak
Gurur Duymak trots,Gurur Duymak
gurur duymak / trots op iets zijn
gurur duymak, bir şeyle iftihar etmek, bir şeyden kivanç duymak, bir şeye
güven duymak / iemand vertrouwen
güven duymamak / wantrouwen
güven duyulur betrouwbaar
güzelduyu esthetica
haat nefret duygulari, ns van liefde aşk duygulari, met hissederek,
hak eder, iemand in houden birine saygi göstermek/duymak,
halka yayilmak, herkesçe duyulmak, de zoeken basin yoluyla halka
hangt çani duymuş ama tokmağin nerede olduğunu bilmiyor, bir şeyler duymuş
Hardhorend Agir Duyan Kisi,Hardhorend
HARDHOREND hardhorig s, 1 ağir duyar yari sağir, 2 fig/mec serkeş, laf
Hardhorig Zorlukla Duymak,Hardhorig
HARDVOCHTIG z, taşkalpli, acimasiz, duygusuz, gaddar, insafsiz, kalpsiz
HARTELOOS z, kalpsiz, yüreksiz, duygusuz, acimasiz, kati yürekli,
HARTELOOSHEID duygusuzluk, kalpsizlik, acimasizlik, soğukluk
HARTVERWARMEND z, sicak duygu uyandiran
hassa duyarli, nazik, zayif, een punt aanraken hassas/zayif bir noktaya
hassa fig/mec aşiri hassas, duyarli, ifrat derecede hassas
hassas (duyarlı) gevoelig, sensibel, (burun, vb.) fıjn, 2 (hastalığa vb.)
HATEN g, (haatte, h, gehaat) 1 kin beslemek, kin gütmek, kin duymak,
haykirmak, (afkondigen) duyurmak, ilan etmek, de staking grev ilan
hayret verici, istisnai, olağanüstü, duyulmamiş, görülmemiş,
haz duymak /- den/ ergens plezier in hebben, ergens behagen in scheppen
He? Ach! A, a a! Ach nee! 4 (versterking van een zin) Duydum a! Ik heb het
hebben om ... bir şeye uyanik ve tez tepki göstermek, 2 duygu, his, ruh,
hebben voor, interesse tonen voor, 2 (yakınlık duymak) aandacht
hem gehoord ondan hiç kaba bir söz duymadim
herkese duyurmak /- ü/ rondvertellen, rondbrieven, roddelen
herkese duyurmak, hij heeft de horen luiden, maar weet niet waar de klepel
het van de onu elden duydum
het zeker. 3 (kesin) heel goed, zeker PekâIâ duydu, Hij heeft het
HETEROSEKSUEEL hetoroseksüel, karşi cinse ait, karşi cinse ilgi duyan
hi belirsiz bir duygu
Hic Duymamak
hiç böyle bir şey duydun mu?
Hic Duymamak Horen,Hic Duymamak
hiçbir kuşku duymadan, zonder e reden hiçbir neden olmaksizin, 2
hissiz (duygusuz) ongevoelig, gevoelloos, 2 (organ uyuşuk) ongevoelig,
hissizleştirmek, (persoon) duygusuz, kalpsiz, taş kalpli, kati yürekli, 3
hissizleştirmek, uyuşturmak, duyarsizlaştirmak, de middelen uyuşturucu
HOORBAAR z, işitilir, duyulur
HOORBAARHEID işitilebilirlik, duyulabilirlik
Horen Hic duymamak,Dinle Bak,Duymak,Horen
horen duymak, (lezen) okumak, je weet wat je hebt, maar niet wat je krijgt
HOREN I g, (hoorde, h, gehoord) 1 (niet doof zijn) işitmek, duymak, ,
HULPBEHOEVEND yardima gereksinim duyan, yardima muhtaç
iets birine (bir şeye) sevgi duymak, een plan plan yapmak, planlamak, 2
Kleinzerig aciya duyarli,aciya hassas,,Kleinzerig
Kul(nl) sacma,sacmalik,zirvalik,duyulmamis,,Kul(nl)
Kunstzin sanat anlayisi,sanat zevki ve duygusu,,Kunstzin
Kusku Duymak twijfelen,Kusku Duymak
Lichtgevoelig Isiga Duyarli,Lichtgevoelig
lusteloos cansiz, hissiz, duygusuz, 4 (v, geluid) boğuk
Lustgevoel Sevinc Duygusu,Lustgevoel
Meeleven Ayni Duygulara Sahip Olmak,Meeleven
Melding Basvurmak,Duyuru,Bildiri,Melding
nodig hebben gereksinim/ihtiyaç duymak, gereksinimi/ihtiyaci olmak, ik mis
Ontroering Duygulanma,Ontroering
over ya/e karşi güvensizlik duymak
Pakkend etkileyici,duygulandiran,ilgi ceken,ilgi ,,Pakkend
Paranormaal duyu otesi,duyu organlariyla algilanamayan,hayalet goren, ,,Paranormaal
Sanat Zevki Ve Duygusu kunstzin,Sanat Zevki Ve Duygusu
Saygi Duymak Eerbiedigen,Saygi Duymak
Slechthorend Agir Duyan Kisi,Zor Duyan,Slechthorend
Sympathie Sempati, duygudaslik,Sympathie
Teer nazik,dayaniksiz,hassas ,duyarli(gevoelig),,Teer
Trots gurur duymak ,Trots
Twijfelen kusku duymak ,Twijfelen
verklappen duyurrnak, agzindan kaçirmak, söylemek, çitlatmak, uit de
Vernemen duymak,isitmek,Vernemen
Vurdumduymaz Flegmatiek,Vurdumduymaz
ya/e arzu duymak
ya/e ilgi duymak
ya/e özlem duymak, naar vrijheid özgürlük aşki çekmek, özgürlük hasreti
Zintuig Duyu,His,Duyu Organi,Zintuig
zonder gevoel enz,) ruhsuz, cansiz, ölü gibi, duygusuz, ifadesiz, durgun,
Zor Duyan Slechthorend,Zor Duyan

Ana Sayfaya Dön