Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'Dik' Kelimesinin Anlamları:

aan de natuur öldü, nallari dikti II d, ( len) (kinderspeeltuig) maymun,
Aandacht Ilgi,Dikkat,Ozen,Aandacht
aandacht [de]ilgi,dikkat--
aandacht ilgi/dikkat çekmek, conclusies sonuç çikarmak, gezichten yüz
aandacht op (y)a/e dikkatini vermek, de blik op iets bakişlari bir şeye
AANDACHT dikkat, ilgi, alaka, de trekken ilgi çekmek, dikkati
aandacht pür dikkat
aandacht trekken ilgi çekmek, dikkat çekmek, het trof mij, dat hij niet
AANDACHTIG I s, dikkatli, II z, dikkatle, ilgiyle, luisteren
Aandachttig Dikkatli,Dikkatle,Aandachttig
AANDIKKEN g, (dikte aan, h, aangedikt) 1 koyulaştirmak, 2
Aanhankelijk Bagli ,Sadik,Aanhankelijk
AANHANKELIJK bağli, vefali, sadik, (sevgi ile) bağlanma
AANMERKING ( en) 1 göz önüne alma, dikkate alma, zijn leeftijd
AANNAAIEN (naaide aan, h aangenaaid) dikip tutturmak, iemand
AANPLANT 1 (çiçek) dikme, 2 (het aangeplante) dikilmiş bitki, 3
aanplanten dikmek,
Aanstaren Dik ,Dik Bakmak,Aanstaren
AANSTAREN g, (staarde aan, h, aangestaard) dik dik bakmak,
aba gibi (van stof) grof en dik.
abartmak overdrijven, kd./spreekt. aandikken, opblazen, opkloppen,
acele ve kabaca yapilmiş, een naai dikiş iğnesi, van (de) tot (de) draad
Acht Dikkatli,Ozen,Acht2
Achteloos Dikkatsiz ,Onemsiz,Achteloos
ACHTELOOS z, (achtelozer, meest ) dikkatsiz, kayitsiz,
Achteloosheid Dikkatsizlik,Ozensizlik,Achteloosheid
ACHTELOOSHEID dikkatsizlik, kayitsizlik mv/çoğ dikkatsizlik,
ACHTERKLAP dedikodu, çekiştirrne,
Achteruitkijkspiegel Dikiz Aynasi,Achteruitkijkspiegel
ACHTERUITKIJKSPIEGEL (s) dikiz aynasi,
açiklik, aralik, (v, tand, in de grond) çukur, oyuk, yarik, gedik, iemand
ACTUEEL güncel, şimdiki, een actuele kwestie güncel bir sorun,
AFFIRMATIEF z, onaylayci, tasdik edici
AFGEZIEN il van dan/den başka, dikkate alinmadan, dan/den
afi vertoon pretentie d. dikdoenerij d.
AFLEIDEN g, (leidde af, h, afgeleid) 1 (van aandacht) dikkatini
AFLEIDING ( en) 1 dikkat dağitan şey, dikkat dağinikliği,
AFZOEKEN g, (zocht af, h, afgezocht) (een ruimte) didik didik
ağaçboom bir dikili ağacı olmamak / n/ geen nagel hebben om zijn gat
ağaçdikmek- el bomen planten, bebossen
ağdalanmak indikken, dikker worden (van stroop)
ağdalaşmak indikken, dikker worden (van stroop)
ağdalaştırmak laten indikken, dikker laten worden (van stroop)
ağzına tükürdüğümün Verdikkie! Jeetje! Shit!
ahbaplık etmek / goed met elkaar kunnen opschieten, dikke vrienden
ahlak hocası zedenmeester d. zedenprediker d. moralist d.
ahlak vaizi zedenprediker d.
akdiken bot wegedoorn d. (Rhamnus cathartica)
akıl vb. in de war brengen, (dikkat, aandacht) afleiden, 11 /l (kırıp
akla gelmedik onverwacht, onvoorzien
aldirmaz, artik kimsenin dikkatini çekmez, de kraait het hardst op zijn
ALLEENHEERSER (s) otokrat, diktatör
almak, ...olarak görmek, bilmek, dikkate almak, telakki etmek, 2
als een kaars dimdik, ok gibi, een e hoek dik açi, evenredig zijn doğru
Altina Kacirmak piessen,sidik dokmek,Altina Kacirmak
altinda diken olmak,
altinda kalmak, veel opjagen fig/mec dedikodusunu yapmak, dat heeft heel
anca beraber kanca beraber Door dik en dun, samen uit, samen thuis.
ani (beklenmedik) onverwacht, onvoorzien, 2 (birden, aniden) ineens,
ansiklopedik bilgi boekenwijsheid d.
araba devrildikten sonra akıl veren çok olur Raad na daad komt te laat.
araba devrildikten sonra öğüt veren çok olur Raad na daad komt te laat.
arabama dikkat et, ll geven (y)a/e önem/değer vermek, aldirmak, ik geef
araları kaymak gibi Het is koek en ei tussen die twee. Het is dikke mik
araları yağlı ballı Het is koek en ei tussen hen. Het is dikke mik tussen
araları yağlı ballı olmak / n/ dikke vrienden zijn.
aralarından su sızmamak / n/ dik met elkaar zijn, dikke vrienden
aralarından su sızmamak / n/ dik met elkaar zijn, dikke vrienden zijn,
aralarından su sızmaz onafscheidelijk, dik
aralik, yarik, gedik, açiklik, (gat) delik, açik, ağiz, 3 pol, esneklik,
Astacus fluviatilis), dikenli ıstakoz zo. langoest d. hoornkreeft d.
ATTENT z, l uyanik, dikkatli, düşünceli, tedbirli, ihtimamli,
ATTENTIE (s) 1 dikkat, itina, özen, 2 (hoffelijkheid) nezaket,
AUTOCRAT (...raten) diktatör, Otokrat,
AUTOCRATIE ( en) diktatörlük,
AUTOCRATISCH z, otoriter, diktatörce,
ayağa kalkmak 1 (dikilmek, yataktan kalk opstaan, 2 (iyileşmek) zich
Ayakda Isemek piessen,sidik dokmek,Ayakda Isemek
ayakları üstüne dikmek / iets op poten zetten
ayaklı dikiş makinası trap(naai)machine d.
ayiyi vurmadan derisini satma, doğmamiş oğlana don biçilmez, dikke hebben
ayrısı gayrısı olmamak / dikke vrienden zijn en elkaar alles gunnen
azamet - ti 1 (hava, gösteriş) air branie d. dikdoenerij d.vertoon
bağırsaklar darmen d. ince Bağırsak dunne darm kalın Bağırsak dikke darm
bağlamak, (blik, oog) dikmek, zijn ogen op iets gözlerini bir şeye
BAJESKLANT ( en) (plat/argo) hapishane gediklisi,
bak (dikkat çeker) Kijk! Kijk eens! Luister eens! He! bak bak! Kijk eens
bakakaldik, ne yapacagimizi bilmiyoruz, op hete kolen diken üstünde
bakilmaksizin, yaşi dikkate alinmadan
bakmadan (görmeden) blindelings, 2 (dikkatsizce) roekeloos
balaban in groot, (şişman) dik
Balsturig serkes,dik kafali,Balsturig
BALSTURIG z, inatçi, huysuz, dik kafali, dik başli,
BANDDIKTE ( n, s) teker kalinliği, met winnen ufak farkla
bardaği bir yudumda/dikişte içmek, met volle en van iets genieten bir
bardaği dikmek, içip boşalimak, iemand van maken birini temizlemek,
başgedikli sergeant- majoor d.
BASILIEK ( en) 1 dikdörtgen bina, 2 (titel v, kerken) basilik,
başına dikmek /,n/ 1 (korumak için) iemand opdragen om iemand te
başini eğmek, başini sallamak, başiyla tasdik etmek, hij knikte van ja evet
başının dikine gitmek niet naar iemand luisteren, zijn eigen weg gaan
Baska Yere Dikmek
Baska Yere Dikmek Verplanten ,Baska Yere Dikmek
batiyor, (struik) dikenlik
batiyor, (struik) dikenlik
bedachtzaamheid basiret, sağgörü, ihtiyat, özen, dikkat,
BEDONDEREN g, (bedonderde, h, bedonderd) madik atmak, aldatrnak,
Behoedzaam dikkatli,Behoedzaam
BEHOEDZAAM z, (...zamer, st) dikkatli temkinli, usulca,
Bekende tanidik,Bekende
BEKENDE (n) tanidik, bildik, een van mijn bekenden bir tanidik,
beklenmedik bir anda (ile) ortaya çikmak, bir şeyle görünmek
beklenmedik bir mesele/aksilik, çapanoğlu
beklenmedik onverwacht, onverhoeds, onverhoopt, verrassend, (öngörülmedik)
beklenmedik yerde bulunmak, görünmek, hij is hier komen uit
beklenmedik ziyaret onverwacht bezoek verrassingsbezoek
BEKRACHTIGING ( en) yasallik kazanma, onay, onama, tasdik,
belki de umulmadik bir şekilde başariya ulaşir/oluverir, de bij de horens
BELOEREN g, (beloerde, h, beloerd) gözetlemek, dikizlemek,
beni rahat birak, wij waren ons zessen alti kişiydik, feliciteren de
Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız. Als je geweten hebben wat ik wist dat je het lachen minder, maar je huilt veel
BESCHOUWEN g, (beschouwde, h, beschouwd) 1 (bekijken) dikkatlice
BESPIEDEN g, (bespiedde, h, bespied) dikizlemek, gözetlemek,
BESPIONEREN g, (bespioneerde, h, bespioneerd) dikizlemek,
BEZEGELEN g, (bezegelde, h, bezegeld) fig/mec tasdik etmek,
bildik (bilinen) bekend, 2 (tanıdık) kennis d. bekende d.
bildik çıkmak / elkaar opnieuw herkennen
bileğinin hakkıyla kazanmak dubbel en dwars/dik verdienen
binin yarısı beş yüz Maak je niet dik!
bir dikili ağacı olmamak / n/ geen nagel hebben om zijn gat te krabben,
bir şey, van dik zaagt men planken kaba tahtadan kalas olur, kaba saba iş
bir şeye dikkatini çekmek
bir şeye dikkatini çekmek,
bir şeyi gözüyle yemek, aç gözlüce bakmak, a/e göz dikmek, onder vier
biraz açik, door de en van het gordijn gluren perde arasindan dikizlemek
birinde dikiş turruramadı, bij hem is het twaalf ambachten, dertien
birinden dikkat göstermesini istemek,
birine dik dik bakmak,
birleştirmek, teyellemek, birbirine dikmek,
bitki dikmek / planten, beplanten
bitmek üzere, yüze yüze kuyruğuna geldik, er/ergens wel oren naar/voor
BLAAS (blazen) 1 anat kese, torba, urine idrar kesesi, sidik
BLIKSEMBEZOEK ( en) beklenmedik kisa ziyaret, ani ziyaret,
blunder! Yemedik nane bırakmadı. Hij heeft van alles uitgevreten.
böbürlenmek opscheppen, dik doen pochen, een hoge borst opzetten
BOEKENWIJSHEID (...heden) kitap bilgisi, ansiklopedik bilgi,
Bond de ittifak, birlik, sendik,Bond
BONDSBESTUUR sendika yönetimi,
BOOTSMAN (...lui, ...lieden) den, gedikli başçavuş,
BOULEVARDBLAD ( en) bulvar gazetesi, dedikodu gazetesi,
bouwk/mim şaküle vurmak, dikliğini ölçmek 2 scheep/den iskandil etmek, 3 (in
bozulmak, (plat/argo) (v, dieren) ölmek, zibarmak, nallari dikmek
BRAAM I d, (bramen) bot, böğürtlen, dikendutu II d, (bramen) çapak,
BRAAMSTRUIK ( en) böğürtlen dikeni,
BRES ( sen) gedik, deşik, yarik, voor iernand in de springen
BROCHEREN g, (brocheerde, h, gebrocheerd) kitap dikmek,
buitensporig görülmedik, acayip, (prijs) fahiş, iets s acayip bir şey
bumbar dikke darm (bij slachtvee) d.
BUNGALOWTENT ( en) bungalov çadir, dik çadir,
burnunun dikine gitmek zijn eigen gang gaan, halsstarrig optreden
BUURPRAATJE (s) 1 komşu sohbeti, 2 (kletspraatje) dedikodu,
caka etmek ostentatief handelen, dik doen, zich een air geven/nemen,
caka satmak ostentatief handelen, dik doen, zich een air geven/nemen,
caka yapmak ostentatief handelen, dik doen, zich een air geven/nemen,
çakırdiken bot. klis d. klit d. (Arctium)
çalıdikeni - ni bot. sleedoom d. (Prunus spinosa)
çalım (hava, gösteriş) air branie d. dikdoenerij d. vertoon
Cam Dikeni
Cam Dikeni dennennald(,en),Cam Dikeni
canına tükürdüğümün Verdikkie! Verdorie! Potverdikke!
canına yandığım Verdorie! Potverdikke! Verdomme!
canına yandığımın Verdorie! Potverdikke! Verdomme!
CASSETTE ( n, s) 1 (kistje) küçük kutu, küçük sandik, 2
çekmek, bir şeyi dikkate almamak, op zijn strepen staan çizgisini sürdürmek,
çetin ceviz 1 (dikkafalı) eigenwijs, eigenzinnig, eigengereid, 2 (zor)
CHIROPODIST ( en) ayak bakimi uzmani, diplomali pedikürcü
çiçek dikmek, 2 yetiştirmek, aardappelen patates yetiştirmek
çift dikiş blijven zitten doublure d.
çift dikiş gitmek (okulda) doubleren, blijven zitten
çift dikişçi doubleur d. zittenblijver d.
çifte dikiş blijven zitten doublure d.
çikamadik, bütün gün yağmur yağdi, o nedenle dişari çikamadik
çimdik atmak / knijpen
çimdik izi kneep d.
çimdik knijpen ( zi) kneep d.
çimdikçi knijper
Cimdiklemek Nijpen,Cimdiklemek
çimdiklemek knijpen
çocuk bakmak, een oude man yaşli bir adama bakmak, II gs, dikkat etmek,
Cogu Kez Vaak ,dikwijls,Veelal,Cogu Kez
çoğu kez vaak, dikwijls, veelal
Cogunlukla dikwijls,Cogunlukla
çoğunlukla meestal, vaak, dikwijls
çok kere vaak, menigmaal, dikwijls
çok memnun olmak /- den/ dik tevreden zijn
COL (s) dik yaka, (bergpas) dağ geçidi
CONTAINER (s) büyük sandik, kutu
CONTAINERSCHIP (...schepen) yükü sandikla taşiyan gemi
çoprabalığı - nı zo. modderkruiper d. (cobitis), dikenli çopra kleine
CURATOR ( en, s) (batkida) tasfiye memuru, sendik, murakip
cüsseli for forsgebouwd, groot, dik
çuvalladik, ik ben naar Utrecht geweest Utrechte gittim, IV h, olma,
dağitma, iemand bezorgen birinin dikkatini dağitmak, ik heb echt
dağitmak, iemand van zijn werk birinin işinden dikkatini dağitmak,
dalga, en dik tiknaz, bodur ve şişko, iemand te doen birine hak ettiği
dansen birinin suyundan gitmek, de aan Maarten geven a) nallari dikmek,
DARM ( en) bağirsak, de dikke en de dunne ince ve kalin
davranişini beğenmedik, 4 een haven limana uğramak, 5 (licht,
de ne darm ince bağirsak II h, met iemand door dik en gaan
de kwaliteit kaliteye göre, II bağ, dikça, naar wij verder in het zuiden
de mond ağzin sulanir, ağzini sulandirir, 2 (lichaamsvocht) sidik, 3 ( s,
dediği dedik olmak / n/ op zijn stuk blijven staan, niet toegeven
Dedikodu klets praat,Dedikodu
dedikodu roddel d. achterklap d. geroddel
dedikodu yapmak roddelen
dedikodu, çekiştirme,
dedikoducu roddelaar d. roddelaarster d.
dedikoducu, çan çan III d, ( en) şakgadak vuruş, iemand een om de oren
dedikoduculuk roddel d. achterklap d. geroddel
dedikodusu ayyuka çıkmak / n/ veel stof doen opwaaien
dedikodusunu yapmak / n/ roddelen over iemand
değil, bekennen suçu itiraf etmek, eigen , dikke bult kendi düşen
Demonstratief gosterisci,dikkat/ilgi cekici ,Demonstratief
dempt men de put at çalindiktan sonra ahirin kapisi kapatilir, balik ağa
denemek, kaldirmadik taş birakmamak
Dennennald(,En) cam dikeni ,Dennennald(,En)
derisi kalın olmak / n/ een dikke huid hebben, onbeschaamd zijn, een
derisidikenliler zo. stekelhuidigen d. (Echinodermata)
DESPOOT (...poten) despot, diktatör, zorba, (plat/argo) kazak
DEUS EX MACHINE d, lit/edeb beklenmedik yardima yetişen kimse
Deve Dikeni
Deve Dikeni distel(,s),Deve Dikeni
devedikeni - ni bot. distel d. (genus Carduus) büyük devedikeni kardoen d.
devrimci işçi sendikaları konfederasyonu, DİSK Confederatie van de
diboş dikzak d. dikkerdje
dichter ünlü bir şair, 2 tanidik, tanişik, bildik, zij komt mij
DICTAAT (...taten) 1 yazi, imla, dikte, not, maken not
Dictaat(Taten) imla,yazi, dikte,Dictaat(Taten)
DICTAFOON (...fonen) diktafon
DICTATOR (s) diktatör, zorba
Dictator(,S)Diktator zorba ,Dictator(,S)Diktator
DICTATORSCHAP diktatörlük, otokratlik
DICTATUUR (...turen) diktatörlük rejimi
Dictatuur(,S) diktatorluk,zorbalik ,Dictatuur(,S)
DICTEE (s) dikte, yazi
Dictee(,S) dikte ,yazi ,Dictee(,S)
didik didik aramak / in alle hoeken en gaten zoeken, alles afzoeken
didik didik in stukjes verdeeld, vezelig
didiklemek 1 (yün, van wol) met de hand kaarden, hekelen, kammen,
Dik sisman ,kalin iri ,(sivi)koyu 4,sk,tok 5,siskin kabarik ,Dik
Dik Basli
Dik Kafali
Dik Yokuslu
dik - ki 1 recht, rechtopstaand, rechtstandig, rechtop, overeind,
Dik (nl) Kalin,Sisman,Dik (nl)
Dik (tr) Stram,Steil,Stijf,Star,,Dik (tr)
dik ~ zayif
dik ~ zayif "sisman dun"
dik açı een rechte hoek, een hoek van 90 graden
dik açılı rechthoekig
dik alası kd./spreekt. 1 het beste, het neusje van de zalm, (pekiştirici,
Dik Bakmak Aanstaren,Dik Bakmak
Dik Basli Eigenwijs,Eigengereid,Dik Basli
dik başlı koppig, eigenwijs, hardnekkig, balorig, obstinaat, eigengereid,
dik başlılık eigenwijsheid d. koppigheid d. eigenzinnigheid d. grilligheid
dik dik bakmak / aanstaren, fixeren, staren
dik dik bakmak,
dik dik star, starend
Dik Dik Bakmak turen,Dik Dik Bakmak
dik durmak rechtop staan
DIK I ( ker, st) s, 1 şişman, tombul, yağli, etli, etli butlu,
Dik Kafali Stijfhoofdig,balsturig,Dik Kafali
dik kafalı koppig, eigenwijs, eigenzinnig, hardnekkig, balorig, obstinaat,
dik kafali, inatçi
dik kafalılık eigenwijsheid d. eigenzinnigheid d. halsstarrigheid d.
dik kenar rechthoekzijde d. 2 hdholkst. (ayakta dur-, niet zitten) staan
Dik Yokuslu Steil,Dik Yokuslu
dik, dun is de mesele etme, takma abartma
DIKBUIK ( en) diboş, şişko, yağ tulumu
DIKBUIKIG s , etli butlu, şişman, karni büyük, göbekli
Dikca (,) Naarmate,Dikca (,)
dikçe zolang
Dikce (,) Naarmate,Dikce (,)
DIKDOENER (s) çalimci, fasaryaci, bolavurt, gösterişçi
DIKDOENERIJ gösterişçilik, fasaryacilik, fiyakacilik
Dikdortgen Rechthoek,Dikdortgen
dikdörtgen rechthoek
dikeç kolom d. zuil d.
dikelmek (kafa tut zich verzetten, opstandig worden, het hoofd bieden,
Diken Stekel,doorn(,en,s),Diken
diken diken olmak, dehşete kapilmak, ik griezel ervan tüylerim ürperiyor
diken diken olmak, voor (van) iets bir şeyden irkilmek, bir şeyden
diken doorn d. doren d. stekel d. Gül dikensiz olmaz. Geen roos zonder
diken gibi doornachtig, stekelig
diken üstünde oturmak op hete kolen zitten
diken üzümü bot. zuurbes d. berberis d. (Berberis vulgans)
Dikenli Stekelig,Dikenli
dikenli defne bot. hulst d. (ilex aquifolium)
dikenli doornachti doornen, doornig, stekelig
dikenli ıstakoz zo. langoest d. hoornkreeft d. (Palinurus vulgans)
dikenli tel prikkeldraad
dikenlibalık zo. stekelbaarsje (Gasterosteus), üç dikenli balık
dikensi doornachti stekelig
dikensiz zonder doorn Dikensiz gül olmaz. Er zijn geen rozen zonder
dikerek - ) hechten, naaien, bevestigen, 3 /, (tutkalla
Dikette(,S) disket,disk ,Dikette(,S)
dikey hat loodlijn d.
dikey kesit verticale doorsnee d.
dikey küme verticale groep d.
dikey verticaal, loodrecht, rechtopstaand, haaks
DIKHUIDIG I s, 1 kalin derili, 2 fig/mec vurdum duymaz,
dikili (ekili) bebouwd, beplant, 2 (dikişli) gehecht, genaaid
dikili ağacı olmamak / n/ heel arm zijn, zo arm als Job zijn, niets in
dikili taşı olmamak / n/ heel arm zijn, zo arm als Job zijn, niets in de
dikilitaş obelisk
dikilmek (ekilmek) bebouwd/beplant worden, 2 (ayakta dur staan, (ayağa
Dikilmek Icin Koparilan Dal
Dikilmek Icin Koparilan Dal Stek,Dikilmek Icin Koparilan Dal
dikim naaien
dikimatölyesi - ni naai atelier
dikimevi - ni naai atelier
dikine kesit, dikey kesit
dikine verticaal, rechtop
dikip büyütmek,
Dikis Naad,Steek,Naaien,Dikis
Dikis Dikmek
Dikis Ignesi
Dikis Ipligi
Dikis Makinesi
dikiş naaien naai, 2 (yara) hechting d.
dikiş almak de hechting verwijderen (na operatie)
Dikis Dikmek Naaien,Stikken,Dikis Dikmek
dikiş dikmek naaien
Dikis Ignesi Naainaald,Dikis Ignesi
dikiş iğnesi naainaald d.
Dikis Ipligi Naaigaren,Dikis Ipligi
dikiş ipliği naaigaren
dikiş kursu naaicursus d.
dikiş kutusu naaidoos d. naaikistje
dikiş makinası naaimachine d.
Dikis Makinesi Naaimachine,Dikis Makinesi
dikiş malzemesi naaigerei
dikiş masası naaitafel d.
dikiş odası naaikamer d.
dikiş okulu naaischool d.
dikiş sepeti naaimand d.
dikiş şeridi bies d.
dikiş tutturamamak nergens succes hebben, nergens in slagen, door
dikiş yeri 1 naad d. 2 (yara vb. van wond) hechting d.
dikiş yüksüğü vingerhoed d.
dikişçi naaister d. kleermaker d.
dikişsiz naadloo zonder naad
dikit druipsteen d. stalagmiet d. stalactiet d.
Dikiz Aynasi
dikiz argo/plat gluren bespieden
Dikiz Aynasi Achteruitkijkspiegel,Dikiz Aynasi
dikiz aynası achteruitkijkspiegel d.
dikiz etmek / gluren, beloeren, bespieden
dikizci gluurder d. bespieder d. voyeur d.
dikizcilik (gözcülük) de rol van degene die op de uitkijk staat bij een
dikizlemek gluren, beloeren
Dikkat Aandacht,Letten,Merkwaardig,Dikkat
dikkat Attentie! 2 ask./mil. Geef acht!
Dikkat Cekici
Dikkat Etmek
dikkat voorzichtigheid d. omzichtigheid d. 2 (ilgi) aandacht d. zorg d. 3
dikkat çeken opvallend, opzichtig, aandacht trekkend, opmerkelijk, markant,
Dikkat Cekici Frappant,Dikkat Cekici
dikkat çekici opvallend, opzichtig, aandacht trekkend, opmerkelijk,
dikkat çekmek 1 opvallen, in het oog springen, aandacht trekken, 2
dikkat dağınıklığı afwezigheid (v. gedachten) d. sufheid d.
dikkat edile nota bene, let wel
dikkat edin! Pas in godsnaam op! Wees in godsnaam voorzichtig! 4
dikkat et ha Pas maar op!
dikkat et Voorzichtig! Pas op! Let op! (önüne bak) Kijk uit!
dikkat et! zijn dikkatli olmak
Dikkat Etmek Zcht Slaan Op,Dikkat Etmek
dikkat etmek / 1 oplenen, oppassen, uitkijken, 2 (itina göster om
dikkat etmek, denk je de tijd? zamana dikkat et, denk je mijn auto?
dikkat etmek, dikkatli olmak, uyanik olmak
dikkat etmek, kendine özen göstermek, in nemen voor (y)i dikkate
dikkat etmek, wie voor een geboren is, wordt nooit een kwartje aç
dikkat gösterme oplettendheid d. 4 (bir şeye yoğunlaşma) concentratie d.
dikkat kesilmek / aandachtig luisteren naar
dikkat toplaşimi, 2 (bundeling) toplanim, derişme, van troepen
dikkat zararin yarisini önler
dikkat, büyük bir dikkatle, iemands vragen birinden ilgi rica
Dikkat/Ilgi Cekici
Dikkat/Ilgi Cekici demonstratief,Dikkat/Ilgi Cekici
dikkate alınmak in aanmerking komen
dikkate alinmasiyla, met van de nodige voorzichtigheid gerekli dikkatin
dikkate almak / in acht nemen, ontzien, in aanmerking nemen
dikkati -, v. aandacht) afgeleid worden
dikkatimi dağitacak bir şeye ihtiyacim var, 2 taalk/dilb türetme,
Dikkatini Cekmek
Dikkatini Vermek
Dikkatini Cekmek waarschuwen,Dikkatini Cekmek
dikkatini çekmek /n, attenderen, waarschuwen, de aandacht vestigen
dikkatini çekmek iemand attent maken op, iemand attenderen op, 4 (bir kızı
Dikkatini Vermek Focussen,Dikkatini Vermek
dikkatini vermek, 2 (v, camera) odaği ayarlamak
Dikkatle Aandachttig,Dikkatle
dikkatle aandachtig, oplettend. voorzichtig, 2 (özenle) nauwgezet,
Dikkatle Bakmak Gadeslaan ,Dikkatle Bakmak
dikkatle dinlemek, ilgiyle dinlemek, het is niet om aan te horen o
dikkatle izlemek, zich lelijk in de s snijden ağzi yanmak, boyunun ölçüsünü
dikkatle yapilmiş, 2 (in vaste combinaties) bakim, hizmet, koruma,
Dikkatli Nauwlettend,Aandachttig,Acht,behoedzaam,,Dikkatli
dikkatli aandachtig, voorzichtig, oplettend, attent, opmerkzaam,
Dikkatli Olmak
dikkatli davranmak, birini/bir şeyi korumak, hij moet worden ona nazik
Dikkatli Olmak waakzam,Dikkatli Olmak
dikkatli olmak voorzichtig zijn, oplettend zijn
dikkatlice aandachti oplettend, voorzichtig
dikkatlilik zorgvuldigheid d. nauwkeurigheid d. nauwlettendheid d.
Dikkatsiz Achteloos,Dikkatsiz
dikkatsiz onopletten onvoorzichtig, onnauwkeurig, onopmerkzaam,
dikkatsizce onvoorzichti onbezonnen, 3 (kaba) lomp, ruw
Dikkatsizlik Achteloosheid,Dikkatsizlik
dikkatsizlik onvoorzichtigheid
dikkatsizlik onvoorzichtigheid d. onachtzaamheid d. achteloosheid d.
DIKKE (s) diboş, şişko
dikke vrienden zijn
DIKKERD (s) diboş, şişko, yağ tulumu
DIKKOP ( pen) 1 dik kafali, koca kafali, fig/mec kalinkafali,
Dikkoymak Zetten,Dikkoymak
dikkoymak opzetten, rechtsopzetten
diklenmek (kafa tut zich verzetten, opstandig worden, het hoofd
dikleşmek (kafa tut zich verzetten, opstandig worden, koppig worden,
dikme fide stek d.
Dikmek Naaien,Dikmek
dikmek - er 1 / (dikiş) naaien, 2 (bitki) aanplanten, kweken, planten,
dikmek, de koers naar (y)a/e rotayi çevirmek, de troepen birlikleri
dikmek, dikip daraltmak, (v, boek) dikip tutturmak
dikmek, imamin kayiğina binmek, tahtali köyü boylamak, ölmek, 3 papaz, dini
dikmek, kuyrugu titremek, imamin kayigina binmek, uit elkaar ayrilmak, van
dikmek, tahtali köyü boylamak, kuyruğu titremek
dikmek, zijn aandacht op iemand dikkatini birine yöneltmek, vermek, 4 zich
dikoturmak rechtopzitten
Diksinmek walgen,Diksinmek
diksiyon dictie d. voordracht d. manier van zeggen d.
diksiyon, (lezing) okuma, konferans, een houden konferans vermek, 3
dikta dictaat
dikta rejimi dictatoriaal regime
diktacı aanhanger van een dictatoriaal regiem
diktafon dictafoon
Diktator tiran d(,nen),Diktator
diktatör dictator d. autocraat d. despoot d. tiran d. alleenheerser d.
Diktatorluk dictatuur(,s),Diktatorluk
diktatörlük dictatuur d. dictatorschap autocratie d.
Dikte dictaat(talen),dictee(,s),Dikte
DIKTE ( n, s) 1 (v, plank) kalinlik, (dichtheid) koyuluk, 2
dikte dictaat dictee
dikte etmek /, 1 (yazmak) dicteren, 2 (emretmek) commanderen,
Dikte(,N,S) kalinlik,koyuluk,sislik ,yumru ,,Dikte(,N,S)
Dikten Sonra (,) Nadat,Dikten Sonra (,)
diktirmek (kleren op maat) laten maken, laten naaien, (planten)
Dikwijls Cogunlukla,sik sik ekseriyetle, cogu kez,cogunlukla ,,Dikwijls
DIKWIJLS z, sik sik, ekseriyetle, çoğu kez, çoğunca
DIKZAK ( ken) spreekt/kd şişko, yağ tulumu
dimdik kaarsrecht, (kazık gibi) stokstijf
ding dik durmak, (stilstaan) durmak, niet op zijn benen kunnen ayakta
Disk Schijf,Floppy,dikette(,s),draaischijf(schijven),,Disk
Disket Floppy,dikette(,s),Disket
DISTEL (s) bot, devedikeni, kengel, kengerotu
Distel(,S) deve dikeni ,Distel(,S)
DOGE ( n/ s) hist/tar Vendik dükasi
doğru durmak 1 (dik dur loodrecht staan, 2 (uslu dur stilzitten, geen
doğrultmak 1 (dik koy rechtop zetten, oprichten, rechtzetten,
doğrultup koymak, dikmek, 2 (tent) kurmak, çatmak, (paraplu) açmak, (hoed)
dolgunluk molligheid d. dikte d.
dominik dominee d. predikant d.
domuzuna (dikkafalılığından) uit koppigheid, 2 (şiddetli, adamakıllı)
Door dik en dun.
DOORDOUWER s (dik kafali) azimkli bir kimse
DOORN ( en, s) 1 bot diken, fig/mec dat is hem een in het
Doorn(,En,S) diken ,Doorn(,En,S)
DOORNACHTIG dikenli, diken gibi, dikensi
DOORNEN dikenli
DOORNHAAG (...hagen) diken parmaklik, dikenli çit
DOORNIG dikenli
DOORNSTRUIK ( en) dikenli çalilik
doorzeven, (dikkatle gözden geçir doorbladeren, doorkijken, 6
DOREN (s) 1 bot diken, fig/mec dat is hem een in het oog
dört gözle 1 (özlemle) smachtend, verlangend, ongeduldig, 2 (dikkatle) met
dörtgen vierhoekig, 2 (dik vierhoek vierkant
dost olmak hecht bevriend raken, intiem worden, dikke vrienden worden
DOUBLEUR (s) ayni sinifi tekrarlayan öğrenci, çiftdikişli
droogstaan (talih vb. kötü) slecht, 6 (dikkatsiz) onoplettend,
DUIMDIK het ligt er bovenop bal gibi belli, anlamamak için
DUIMENDIK het ligt er bovenop bal gibi belli, anlamamak için
DUN I s, z, ( ner, st) 1 (niet dik) ince, yufka, narin,
durmak - ur 1 stoppen, 2 (dik staan, (yatık liggen, 3 (saat, makina
duruma düşmek, çok gerilemek, (mali) topu dikmek, iflas etmek, batmak
DWARSKIJKER (s) gözcü, hafiye, dikiz
een air geven, pronken, dikdoen, pralen, snoeven, hoog opgeven
een dikke huid hebben, onbeschaamd zijn, zich niets aantrekken van
een gericht schot nişanli atiş, het oog op (y)a/e gözlerini dikmek, het
eet yemek köşesi, zit oturma köşesi, het je om gaan nallari dikmek,
eğri büğrü, naaien zigzag dikmek, lopen zigzaglarla yürümek
Eigengereid Dik Basli,Eigengereid
EIGENGEREID dik kafali, kendi bildiğini okuyan, keyfi,
Eigenwijs Dik Basli,Eigenwijs
EIGENWIJS z, (...wijzer, t) dik kafali, dikbaşli, bildiğini
EIGENWIJSHEID d dik kafalilik, başina buyrukluk,
EIGENZINNIG z, direngen, keçi inatli, inatçi, dik başli, domuz,
ekili toprak, dikili toprak,
ekmeğine göz dikmek / n/ iemand het brood uit de mond proberen te
ekmeğine kuru, ayranına duru mu dedik? Heb ik me ooit met jouw zaken
ekseri meestal, vaak, veelal, doorgaans, dikwijls, in het algemeen
Ekseriyetle Gewonlijk ,doorgaans,dikwijls,Ekseriyetle
ekseriyetle meestal, vaak, veelal, doorgaans, dikwijls
emsalsiz, inanilmaz, görülmedik, büyük, müthiş, çok aşiri
enz. doorzeven 4 (dikkatle gözden geçir doorbladeren
enz. indikken, 3 mec./fig. overdrijven, aandikken
ERECTIE (s) 1 penis şişmesi, penis dikilmesi, ayağa gelme, 2
Erkend Taninmis,Bilindik,Erkend
ERKENNING kabul, tasdik, onama, (het erkend worden) taninma,
eşekdikeni - ni bot. distel d.
eski bakan, e kennissen eski tanidiklar, 7 en van dagen ihtiyarlar,
et bağlamak (een paar kilo) aankomen, dikker worden
etlenmek dikker/vetter worden, (kilo) aankomen, 2 (v. dieren, hayvan)
etli butlu dik, corpulent
etmek, laf etmek, gevezelik etmek, çene çalmak, 2 (kwebbelen) dedikodu
etmek, yeniden dikmek, yeniden düzenlemek
eve hırsız girdikten sonra kapıya kilit vurmak de put dempen als het kalf
evinizdeymiş gibi davranin, rahat edin, 5 (tenzij) madikça/medikçe,
examen sinavdan dolayi tedirginim, sinavimdan dolayi diken üstünde gibiyim
EXTREEM z, aşiri, kökten, radikal, uç
EXTREMIST ( en) pol köktenci, radikal
Fabelachtig Gorulmedik,muthis,Fabelachtig
failliet gaan iflas etmek, (platlargo) topu dikmek,
FASET h, ( ten) muz/lmüz foset, dik ses, kafa sesi
fidan dikmek / stekken
fide dikmek / stekken, planten
fig/mec op iemand maken birini didik didik aramak, II h, ( en) (schip)
fig/mec arkadan çekiştirmek, dedikodusunu yapmak
Findik Noot,Findik
fiyaka atmak zich airs geven, vertoon maken, dik doen
fiyaka satmak zich airs geven, vertoon maken, dik doen
fiyaka yapmak zich airs geven, vertoon maken, dik doen
fiyakacı posseur d. pronker d. geurmaker d. dikdoener d.
fiyakacılık vertoon air d. pronkerij d. dikdoenerij d.
Focussen Dikkatini Vermek,odaga ayarlamak,Focussen
FOCUSSEN g, ( focuste, h, gefocust) 1 (v, aandacht) dikkatini toplamak,
FOURNITUREN mv/çoğ dikiş malzemeleri, iğne iplik vb,
FOURNITURENZAAK (...zaken) dikiş malzemeleri dükkani
Frappant Ilginc,goze carpan,dikkat cekici,Frappant
FRAPPANT z, göze çarpan, gösterişli, dikkat çeken, alli pullu,
Gadeslaan Dikkatle Bakmak,Gadeslaan
GADESLAAN g, (sloeg gade, h, gadegeslagen) dikkatle gözlemlemek,
GAPING ( en) açik, yarik, aralik, açiklik, gedik
gayri, II bağ, yoksa, olmadikça
gebracht worden, van de goede weg afgeleid worden, 2 (dikkat vb.)
geçirmek, siralamak, 2 eğreti dikmek, teyelleyip dikmek, 3 schoenen
geconcentreer (koyu, van saus enz.) dik
GECONCENTREERD 1 yoğun, 2 (ingespannen) konsantre, pür dikkat
gedaantewisseling gedik güdük başkalaşim
gedik bres d. spleet d. hiaat kloof d. opening d. 2 (tepe bergpas
gedikli (sürekli müşterı) vaste klant d. 2 (emikli) nestor d.
geen dikke vrienden meer zijn, 2 (hoşlanmamak) ergens niet van houden, niet
GEHANDICAPT l özürlü, handikap, mağdur, geestelijk ruhsal dengesi
GEHANDICAPTE (n) handikap, mağdur kimse
GEKLEURD renkli, er op staan göze batmak, dikkat çekmek
gekomen is gelmemesi dikkatimi çekti, 3 (overkomen) yüz yüze gelmek,
GEL jeli, saç dikleştirici madde
geldik, bitmek üzere, eli kulağinda, çoğu gitti azi kaldi (keli gitti dazi
gelmek, de en bijzetten bütün gücünü seferber etmek, devirmedik taş
gereksiz yere vır vır etme Maak je niet dik, dun is de mode!
GERODDEL çekiştirrne, dedikodu
GESPITST zijn op (y)a/e pür dikkat olmak, dikkat kesilmek
getirmek, dile getirmek, bir şeye dikkat çekmek,
getirmek, op zijn en passen sözlerine dikkat etmek, iemand te staan
GETROUW z, 1 sadik, bağli, vefakâr, sadakatli, vefali, 2 (betrouwbaar)
geven işaret etmek, göstermek, moed cesaret göstermek, zijn hoofd dik
geweest? Türkiyede bulundunuz mu? wij zijn gezakt sinifta kaldik,
gewicht dekagram, in het dosdoğru, dimdik, uit het hangen eğik olmak,
geyikdikeni - ni bot. wegedoorn d. (Rhamnus cathartica)
GEZET I s, ( ter, st/meest ) 1 (bepaald) belirli, kesin, belli, 2 (dik)
gezondheid sağliğina dikkat etmemek, zijn werk işine özen göstermemek,
gidemem, zover zijn we nog niet o kadar ilerlemedik, voor zover ik weet
gidemem, zover zijn we nog niet o kadar ilerlemedik, voor zover ik weet
girdikten sonra akli başina gelir, eve hirsiz girdikten sonra kapiya kilit
giyaben mahkum etmek, 2 işitilmemiş, duyulmamiş, duyulmadik, ong/ols
GLUREN gs, (gluurde, h, gegluurd) dikizlemek, yan yan bakmak
GLUURDER (s) dikizci, röntgenci
göbek bağlamak een buikje krijgen, dikker worden, (een paar kilo) aankomen
göbeklendirmek (van mensen) dikker maken
göbeklenmek een buikje krijgen, dikker worden, (een paar kilo) aankomen
GODSLASTERLIJK z, kâfirce, zindik, küfürlü, (tanriya) küfürbaz, e taal
GOEDKEURING ( en) onay, tasdik, inceleyip onama, uygun bulma, uygun
Gorulmedik Fabelachtig,Gorulmedik
görülmedik ongelofelijk, (duyulmadık) ongehoord
görülmedik, acayip, havsalaya siğmaz
görüşte olmak, het ergens mee zijn bir şeyi tasdik etmek, iyi
Gosjemikkie! Gosjepietje! Verdikkie! JeetIe! Shit!
göstermemek, iets met volgen bir şeyi dikkatle izlemek, met grote
göstermemek, let op de kinderen çocuklara dikkat et, çocuklara göz kulak ol,
gövdeli corpulent, dik, forsgebouwd
Goz Dikmek
Goz Dikmek Staren,Goz Dikmek
göz dikmek / oog hebben op iemands bezitting, onder iemands duiven
gözden ayirmamak, çok dikkat etmek, birine/birşeye göz kulak olmak
gözlemek, dikkatle bakmak müşahade etmek
gözleri takilmak, gözlerini dikmek,
gözlerini dikmek / aanstaren, zijn ogen op iets vestigen
gül dikensiz olmaz Geen roos zonder doornen. Wie de vis heeft, moet ook de
gülü seven dikenine katlanır Geen roos zonder doornen. Wie de vis heeft,
gülü seven dikenine katlanir, op rozen zitten gül bahçesinde olmak, onder de
HAAKS z, dikey, dik açili, kare şeklinde, tegenover elkaar staan
had de kraag van zijn jas op pardesüsünün yakasini dikti, 3 zijn hoed
HALSSTARRIG z, fig/mec dik kafali, inatçi, söz dinlemez, serkeş
HALSSTARRIGHEID inatçilik, dik kafalilik
handikap handicap
HANDWERKSTER (s) elişçi, örgücü, dikişçi, işlemeci, dantelci
hapi yutmak, nu zijn wij in de gelogeerd hapi yuttuk, yandik,
hararetli bir savunucusu, iets houden dikkatlerde tutmak, sicak tutmak,
HARDHOORDIG dik kafali, inatçi
HARDNEKKIG z, 1 inatçi, dik kafa, dik kafali, direngen, başina buyruk,
HARDNEKKIGHEID inatçilik, dik kafalilik, dik başlilik, başina buyrukluk
harfine izlemek, dikkatle takip etmek, noktasi noktasina bir şeyi izlemek,
HARINGHAAI ( en) zo, (dik burunlu) harharyas türünden bir balik
HAUTECOUTURE ünlü desinatörlerin diktiği elbise,
hava atmak / zich een air geven, pronken, dikdoen, pralen, snoeven,
hava, çalım dikdoenerij d. verwaandheid d. verbeelding d. hoogmoed d.
hay Oh! 2 (sevinme) He he! 3 (kızma) Verdikkie! Jeetje! Shit!
HAZELAAR ( s, laren) bot, findik
HAZELAARSBOS ( sen) findiklik, findik fidanliği
HAZELMUIS (...muizen) findik siçani, findik faresi
HAZELNOOT (...noten) findik
hazirdaki, e tijd taalk/dilb şimdiki zaman, onder de e omstandigheden var
HECHTING ( en) dikiş
HECHTNAALD ( en) (yara) dikiş iğnesi
HEIDEN ( en) dinsiz, kafir, gavur, zindik
hele bak ... 1 (dikkat çekmek için) Luister eens,..., 2 (şaşma) Kijk eens
henüz sonuna gelmedik, zijn voelen naderen sonunun geldiğini
henüz sonuna gelmedik, zijn voelen naderen sonunun geldiğini
her şeye rağmen hoe dan ook, ondanks alle moeilijkheden, door dik en dun
HERALDIEK heraldik, hanedan armaciliği
hesaplanmadik, e uitgaven öngörülmemiş/beklenmedik masraflar, 2
het opgemerkte dikkat çeken şey
HIAAT d, (hiaten) gedik, noksanlik, boşluk, aralik
hiçe saymak / negeren, ignoreren, niet serieus nemen, (dikkate alma
hij daar zegt, beaam ik dediklerini onuyorum, kabul ediyorum,
HOFPREDIKER (s) saray vaizi, saray papazi
hollanda işçi sendikaları konfederasyonu federatie van Nederlandse
HOOFDIG z, inatçi, dik kafali, bildiğini okuyan,
hop dedik 1 Kijk uit! Kijk uit je doppen! 2 (dur) Stop!
houden birini/bir şeyi gözden ayirmamak, çok dikkat etmek, birine/bir şeye
HULST ( en) bot, dikenli defne, çobanpüskülü,
Inpianten Kdikmek,Inpianten
Kalin Dik,Kalin
Kalinlik dikte(,n,s),Kalinlik
Kdikmek Inpianten,Kdikmek
Kennis Tanidik,Dost,Kennis
Keter dinsiz,kafir,zindik, ,,Keter
Klets Praat sacma,cacma konusma,dedikodu, ,,Klets Praat
kötü bir şey için) birden bire, beklenmedik bir anda, ansizin
Koyuluk dikte(,n,s),Koyuluk
kulak - si) (oor)lel d. 5 (şişlik) gezwel verdikking d.
Lade Cekmece,Sandik,Konsol Gozu,Lade
Lasterpraatjes Dedikoduculuk,Lasterpraatjes
Ledikant Yataklik,Karyola,Ledikant
Letten Dikkat Etmek,Goz Kulak Olmak,Hurmet,Zarar Acmak,,Letten
Lichtvaardigheid Dikkatsizlik,Lichtvaardigheid
Lichtzinnig Dikkatsiz,Dusuncesiz,Lichtzinnig
Loodrecht Dusey,Dikey,Loodrecht
Loyaal Sadik,Vefali,Loyaal
Luister heel goed naar mij! Beni çok dikkatli dinle!
Meende je wat je hem zei? Ona söylediklerinde ciddi miydin?
Meger Ki tenzij bag,madikca/,medikce/,Meger Ki
Melodieus Ahenkli,Melodik,Melodieus
Merkwaardig Dikkat Cekici,Goze Carpan,Harika,Merkwaardig
Miskin Dikhuidig,Erbarmelijk,Miskin
Naad dikis,Naad
Naaien Dikis Dikmek,Naaien
Naaigaren dikis ipligi,Naaigaren
Naaimachine dikis makinesi,Naaimachine
Naainaald dikis ignesi,Naainaald
Naarmate ,dikca , ,dikce,Naarmate
Nadat ,dikten sonra,Nadat
Nauwlettend dikkatli,Nauwlettend
Nijpen cimdiklemek,Nijpen
Noot findik,Noot
onder zijn oog brengen) (göz) önüne serrnek, göstermek, nazari dikkate
Pedicure pedikur,ayak bakimi,pedikurcu, ,,Pedicure
Pedikur pedicure,Pedikur
Pedikurcu pedicure,Pedikurcu
pencere vb. bakmak) uitzien op, uitkomen op, 14 (beklenmedik para harca
Perfectum perfektum,tamamlanmis simdiki zaman,,Perfectum
Perioddiek periyodik,donemsel,belirli araliklarla olan,dergi,,Perioddiek
Periyodik perioddiek,Periyodik
periyodik dergi, mecmua
Pies su dokmek,sidik,,Pies
Piessen,Sidik Dokmek isemek,altina kacirmak,ayakda isemek, ,,Piessen,Sidik Dokmek
Pis(nl) sidik, ,Pis(nl)
Pislucht isdrar kokusu,sidik kokusu,,Pislucht
plat/argo nallari dikmek, zibarmak, ahreti/tahtali köyü boylamak, zartayi
predikant istemek, davet etmek, çağirmak,
Rechthoek Dikdortgen,Rechthoek
Rechtop Dik,Rechtop
Sadik Aanhankelijk,toegewijd,trouw,Sadik
Sanctie Tasdik, teyit,Sanctie
Sendik Bond,Sendik
Sendika Vakbond ,Sendika
Sendikalar Birligi Vakbeweging ,Sendikalar Birligi
Sidik pies,pis,Sidik
Sidik dokmek Plassen,piessen,Sidik dokmek
Sidik Kokusu pislucht,Sidik Kokusu
Simdiki tegenwoordig,Simdiki
Sislik dikte(,n,s),Sislik
Sisman Dik,Corpulent,Sisman
sisman " dik ~ zayif dun "
Sisman 2,Kalin Iri 3,(Sivi)Koyu 4,Sk dik,Sisman 2,Kalin Iri 3,(Sivi)Koyu 4,Sk
Star Dik, kati, sert,Star
star dik, sabit, iemand aankijken birine dik dik bakmak, 3 (v, gezicht)
Staren Goz Dikmek,Staren
Steek Dikis,Steek
Steil Dik, sarp, dik yokuslu,Steil
Stek Dikilmek Icin Koparilan Dal,,bijstand,Stek
Stekel Diken, ige,Stekel
Stekelig Dikenli,Stekelig
Stijf Dik, kati, sert,Stijf
Stijfhoofdig Dik Kafali,Stijfhoofdig
stijfhoofdig dik kafali, inatçi
Stikken,2 Dikis dikmek,Stikken,2
stikte, gestikt) yüz yüze dikmek
Stram Dik,Stram
Tamamlanmis Simdiki Zaman perfectum,Tamamlanmis Simdiki Zaman
Tanidik Kennis,bekende,Tanidik
Tasdik Sanctie,Tasdik
Tegenwoordig simdiki,gunumuz,guncel,gunumuzde bugunlerde ,,Tegenwoordig
Tenzij Bag,Madikca/,Medikce/ meger ki,Tenzij Bag,Madikca/,Medikce/
Tiran D(,Nen) tiran,despot,diktator,Tiran D(,Nen)
Toegewijd bagli,sadik,duskun,Toegewijd
Tok 5,Siskin Kabarik dik,Tok 5,Siskin Kabarik
Trouw baglilik,sadakat ,sadik,bagli ,,Trouw
Turen dik dik bakmak ,Turen
unutkan vergeetachti verstrooid, 3 (dikkatsiz) onoplettend,
v, plant saksiya dikmek
Vakbeweging sendikalar birligi,Vakbeweging
Vakbond sendika,Vakbond
vergunning imtiyaz, ruhsat, izin, gedik, ayricalik, lisans
Verplanten baska yere dikmek,fidelemek,Verplanten
Waakzam uyanik,tetik,dikkatli olmak,kapilmamak,,Waakzam
Waarschuwen uyarmak,ikaz/ihtar etmek,tembih etmek,dikkatini cekmek,,Waarschuwen
Walgen kusacak gibi olmak,mide bulunmak,igrenmek,diksinmek,,Walgen
ya/e dikkat et(me)mek, itina göster(me)mek, zich in nemen
Yumru dikte(,n,s),buil,Yumru
Zcht Slaan Op Dikkat Etmek,Zcht Slaan Op
Zetten Dikkoymak,Yerlestirmek,Koymak,Zetten
Zindik keter,Zindik
Zorba dictator(,s)diktator,Zorba

Ana Sayfaya Dön