| aan! Zo! | bak bak neler demiş! Kijk eens aan wat hij durft te zeggen! 2 |
| aan, O | pek paraya Bakmaz. Hij geeft niet zoveel om geld, 14 (kusura vb. |
| AANBLIK | ( ken) 1 bakiş, görüş, bij de eerste ilk bakişta, 2 |
| Aanblink | Gorus,Bakis,Gorunus,Aanblink |
| aandacht | op (y)a/e dikkatini vermek, de blik op iets bakişlari bir şeye |
| Aankijken | Bakmak,Aankijken |
| AANKIJKEN | g, (keek aan, h, aangekeken) 1 (y)a/e bakmak, 2 |
| AANLEUNWONING | ( en) bakimevi destekli ikamet, |
| Aanstaren | Dik ,Dik Bakmak,Aanstaren |
| AANSTAREN | g, (staarde aan, h, aangestaard) dik dik bakmak, |
| Aanzien | Bakmak,Aanzien 1 |
| AANZIEN I | f, g, (zag aan, h, aangezien) 1 bakmak, bakakalmak, |
| aardi sympathiek, | vriendelijk, beminnelijk, lieftallig, 5 (baklava |
| AARDLAAG | (...lagen) geol/jeol yer tabakasi, toprak tabakasi, |
| Achterbaks | Gizli,Gizlice,Achterbaks |
| ACHTERBAKS | z, ( er, meest) sinsi, güvenilmez, (niet openlijk) |
| Aci | Atbaklasi |
| Aci Atbaklasi | paardenboon,Aci Atbaklasi |
| Acibakla | tuinboon d(bonen),Acibakla |
| acıbakla bot | lupine d. (Lupinus) sarı acıbakla bittere lupine d. (Lupinus |
| açik licht | ~ koyu donker ( koyulk açiklik bakimindan) |
| adalet bakanı | minister van Justitie d. |
| adalet bakani, | het paleis van adliye sarayi, officier van savci, |
| adalet bakanlığı | ministerie van Justitie |
| adamın yere | bakanından, suyun ağır akanından kork Stille waters hebben |
| ADELAARSBLIK | ( ken) kartal bakişi, keskin bakiş, gururlu bakiş, |
| Ader | Damar,Katman,Tabaka,Ader |
| ADER | ( en, s) 1 (bloedvat) damar, 2 tabaka, damar, een goud |
| afal afal | bakmak / verbaasd kijken, dom kijken (naar) |
| AFBAKENEN | g, (bakende af, h, afgebakend) işaretlemek, işaretle |
| ağız kalabalığı | bakerpraat, veel omhaal van woorden, uitweiding, een |
| agobun kazı | gibi bakmak dom kijken, kijken of je water ziet branden |
| ağtabaka anat. | netvlies |
| ağzına bakakalmak | / n/ gefascineerd zijn door iemands woorden, aan |
| ağzına bakmak | / n/ 1 (hayranlıkla dinle aan iemands lippen hangen, |
| ağzında bakla | ıslanmamak / n/ geen geheim kunnen bewaren, zijn mond niet |
| ağzından baklayı | çıkarmak zijn ei kwijt kunnen, ermee voor de draad komen, |
| ağzının içine | bakmak / n/ gefascineerd zijn door iemands woorden, aan |
| aile bakımcısı | gezinsverzorgster d. gezinshulp d. |
| Aile Bakimi | Gezinsverzorging ,Aile Bakimi |
| aile bakımı | gezinsverzorging d. |
| al aanmerken | als, houden voor, 5 / (bakmak) uitzien op, 6 / |
| ala pişmiş | halfbakken, halfgaar |
| alaşaği etmek, | korte met iets maken bir şeyin çabucak icabina bakmak |
| alçalma, meddücezir, | als het verloopt, verzet men de bakens insan her |
| alev alev | yanmak vlammen, Bakkeren |
| alıcı gözüyle | bakmak / ergens nauwkeurig naar kijken, goed bekijken |
| alık alık | bakmak / dom kijken |
| allahın işine | bak Kijk wat er hier gebeurt! |
| Alleszins | Her Bakimdan,Alleszins |
| ALLESZINS z, | kesinlikle, her bakimdan, he açidan, her yönüyle, |
| almak, | (afbakenen) etrafini işaretlemek, 6 (stilzetten) kapatmak, |
| almak, işlemek, | konu edinmek, 3 jur/huk ele almak, görüşmek, bakmak, |
| alo! | (voor attentie) hey! bakar mism! bir baksana! |
| alt tabaka | grondlaag d. onderlaag d. ondergrond d. basis d. fundering d. |
| alt tabakayi | ortaya çikarmak, kazip açmak, |
| altı tabakhane, | üstü şişhane Dat staat als een vlag op een modderschuit. |
| altın adını | bakır etmek zijn goede naam verspelen, zijn reputatie |
| ALZIJDIG I | z, her yönden, her bakimdan, zij is ontwikkeld o her |
| anasına bak | kızını al, kenarına bak bezini al Zo moeder zo dochter. Zo |
| anlayış | (zihniyet) mentaliteit d. opvatting d. (bakış) blik d. kijk d. |
| anlayiş, haar | op het leven (de toekomst) hayata (geleceğe) bakişi, een |
| aptalca birine | bakmak, |
| Araba Yarislarinda | Otobakim Yeri |
| Araba Yarislarinda Otobakim Yeri | pit,Araba Yarislarinda Otobakim Yeri |
| arabaya bakitmak, | bekijk het maar sen bilirsin, ne yaparsan yap, ik |
| ARENDSBLIK | ( ken) kartal bakişi, haşin ve keskin bakiş, |
| ARGUSOGEN iets | met bekijken bir şeye aşiri kuşkuyla bakrnak, bir |
| ARGWANEND | kuşkulu, şüpheli, een e blik kuşkucu bakiş, |
| arkasına bakmadan | gitmek weggaan zonder achterom te kijken |
| arkaya bakınız | zie ommezijde, z.o.z. |
| ARMENHUIS | (...huizen) yoksullara bakirn evi, |
| aşağidaki şekle | bakiniz |
| aşağilik heri | 2 hor, aşağilayici, een e blik hor bir bakiş |
| Asbak | Kultablasi,Asbak |
| ASBAK | ( ken) küllük, kül tablasi, |
| aşik olmak, | birine vurulmak, iemand aankijken birine vurgun vurgun bakmak, |
| askeri bakımevi | hospitaal |
| asla, yok | canim! ! ! bak hele! yok ya! vay vay! ! be! dank u teşekkür |
| aslına bakılırsa | het feit is dat ... |
| Aspect | Yan Taraf,Bakis,Yon,Aspect |
| ASPIDISTRA | (s) bot, aspidistra, zambakgillerden bir süs |
| ASYMMETRIE | bakişimsizlik, simetrisizlik, simetrik olmama, |
| ASYMMETRISCH | z, bakişimsiz, simetrik olmayan, |
| at paard | beleş atın dişine bakılmaz, men moet een gegeven paard niet in |
| atbaklası bot | paardeboon d. tuinboon d. (vicia faba) |
| ateşine yanmak | / n/ met de gebakken peren blijven zitten, grote schade |
| atin dişine | bakilmaz, man en noemen adini sanini söylemek, het beste |
| aval aval | bakmak / dom/sip kijken (naar) |
| ayak bakım | uzmanı pedicure d. voetverzorger d. chiropodist d. |
| Ayak Bakimi | pedicure,Ayak Bakimi |
| ayak bakımı | pedicure d. voetverzorging d. |
| az kavrulmuş | halfbakken |
| aza çoğa | bakmamak geen punt maken van, niet moeilijk doen over, (cömert |
| B. Z. | afk/kis Buitenlandse Zaken Dişişleri Bakanliği, |
| babaköş zo | hazelworm d. (Anguis fragillis) |
| BABYSITTEN | gs, çocuk bakmak, |
| Babysitter | Cocuk Bakicisi,Babysitter |
| BABYSITTER | (s) 1 çocuk bakicisi, 2 (van auto) çocuk |
| BACIL | ( len) med/tib basil, bakteri, |
| Bacterie | Bakteri,Bacterie |
| BACTERIE | (...rien) bakteri, |
| bacterien bakteri | kültürü, 3 (tarwegras) bot, ayrikotu |
| BACTERIOLOGIE | bakteriyoloji, mikrop bilimi, |
| BACTERIOLOGISCH | bakteriyolojik, e oorlogsvoering |
| Bagrina Bakmak | koesteren,Bagrina Bakmak |
| Bahce Bakimi | Tuinieren,Bahce Bakimi |
| Bahce Bakmak | tuinieren,Bahce Bakmak |
| bahçe bakmak | tuinieren, een tuin onderhouden |
| bahçeye bakmak, | bahçenin bakimini sağlamak, een zieke hasta bakmak, |
| bak | (dikkat çeker) Kijk! Kijk eens! Luister eens! He! bak bak! Kijk eens |
| Bak | Hele |
| Bak Hele | welaan,Bak Hele |
| BAK I | d, ( ken) 1 (kist) kutu, 2 tekne, voer yem teknesi, |
| bak sen | curcunaya Dat komt ervan! Daar heb je de poppen aan het dansen! |
| bak sen | curcunaya, patirti kopuyor, |
| bak! bak | hele! |
| Bak(nl) | kap,kacak,Bak(nl) |
| Bak(tr) | Kijk,Bak(tr) |
| bakaç | zoeker |
| bakakaldik, ne | yapacagimizi bilmiyoruz, op hete kolen diken üstünde |
| bakakalmak | verbaasd staan kijken |
| bakakalmak, het | hart op zijn pen hebben çok açik kalpli olmak, hij heeft |
| bakakalmak/ donakalmak | verbluft staan kijken |
| bakalım par | var mı? Wij zullen eens zien of hij heeft. |
| bakalım Wij | zullen zien! |
| bakalim! wel | ara sira, bazen, firsat düştükçe, bent u wel in |
| bakalim, sen! | 5 (olumlu cevap beklemede) mooi ? güzel, değil mi? |
| bakalit - | ti bakeliet |
| bakan minister | d. adalet bakanı van justitie d. çalışma bakanı van sociale |
| bakan vekili | staatssecretaris d. |
| bakana ait | ministerieel |
| Bakani, | e werknemers yabanci işçiler, |
| Bakanlar | Kurulu |
| bakanlar konseyi | ministerraad d. |
| Bakanlar Kurulu | kabinet,Bakanlar Kurulu |
| bakanlar kurulu | bunalımı kabinetscrisis d. |
| bakanlar kurulu | kabinet |
| Bakanlar Kurulu | Toplantisi |
| Bakanlar Kurulu Toplantisi | kabinetszitting,Bakanlar Kurulu Toplantisi |
| bakanlar meclisi | ministerraad d. |
| Bakanliği, | van Landbouw Tarim Bakanliği, van Onderwijs Milli Eğitim |
| Bakanlik | departement(,en),Bakanlik |
| bakanlık denetmeni | inspecteur- generaal d. |
| bakanlık disiplin | komisyonu Ministeriele Tucht Commissie d. |
| bakanlik koltuğunda | oturmak |
| bakanlık ministerie | departement adalet bakanlıgı ministerie van |
| bakar kör | olmak ziende blind zijn |
| bakar kör | ziende blind |
| bakara Baccarat | (spel) |
| bakarak | (baka baka) al ziend, al kijkend, 2 (ile kıyasla) vergeleken met, |
| bakarak öğrenmek, | 2 (het moois van iets) bikasiya bakmak, 3 (tot het |
| bakarmısınız | (soru) Mag ik u misschien iets vragen? 2 (bir saniye!) Mag |
| bakarsın | (belki) misschien, wie weet, 2 (eğer) mocht het het geval zijn, |
| BAKBEEST | ( en) dev, dev gibi bir şev, |
| BAKBOORD | geminin sol tarafi, |
| BAKELIET | bakalit, |
| BAKELIETEN | bakalitten, |
| BAKEN | (s) scheep/den şamandira, fener, de s verzetten |
| baken şamandira, | duba, 2 (reddingsgordel) kurtarma simidi, |
| BAKER | (s) ebe, kabile, bebek bakicisi, |
| BAKEREN | gs (bakerde, h, gebakerd) ebelik yapmak, heel gebakerd |
| Bakermat | vatan,yurt,memleket,Bakermat |
| BAKERMAT | ( ten) 1 çocuk sepeti, 2 fig/mec (plaats van |
| BAKERPRAATJE | (s) 1 fig/mec laf salatasi, kuru laf, 2 |
| Bakfiets | triporter,Bakfiets |
| BAKFIETS | ( en) üç tekerlekli ve tezgahli bisiklet, |
| baki | (kalıcı, ölümsüz) onvergankelijk, onsterfelijk, bestendig, eeuwig, |
| baki kalmak | voortbestaan, continueren |
| baki kılmak | / vereeuwigen |
| Bakici | Oppas,Oppasser,Bakici |
| bakıcı | (çocuk bakıcısı) oppas d. oppasser d. Babysitter d. |
| bakıcı oppasser | d. oppas d. |
| bakici, zieken | erkek hemşire, |
| bakıcılık | (bebek oppas d. 2 (hasta vb.) verzorging d. 3 (hayvan) |
| bakilacak surat | değil |
| bakilik | onsterfelijkheid |
| bakilirsa | kötü |
| bakilirsa, göz | önüne alinirsa, ( den) dolayi, de moeilijkheden |
| Bakilmak | Nagekeken,Bakilmak |
| bakılmak | 1 (bakımı yapıl onderhouden worden, 2 (hasta vb.) |
| bakilmaksizin, yaşi | dikkate alinmadan |
| bakilmamali, voor | de yapmaciktan, görünüş adina, geen of schaduw van imi |
| bakılmaz. Men | moet een gegeven paard niet in de bek zien/kijken. 2 (çentik, |
| Bakim | Zorg,Standplaats,behandeling,Bakim |
| Bakim | Masraflari |
| Bakim | Tedavi |
| bakım | (ev, araba vb.) onderhoud instandhouding d. 2 (tedavi) |
| Bakim Evi | Verzorgingshuis,Verpleeghuis ,Bakim Evi |
| Bakim Masraflari | Onderhoudskosten ,Bakim Masraflari |
| bakım masrafları | 1 onderhoudskosten d. (tamir reparatiekosten d. 2 |
| Bakim Tedavi | Behandeling,Bakim Tedavi |
| bakım yapmak | / 1 (onarım, reparatie enz.) onderhouden, 2 (voet enz.) |
| bakim yapmak, | een woning ev yenilemek/yenileştirmek |
| bakım yurdu | bejaardenhuis |
| bakim, onder | zijn tedavi altinda olmak, 3 (v, onderwerp) işlem, |
| Bakimci | Verzorger ,Verzorgster ,waker,Bakimci |
| bakımcı onderhoudsman/monteur | d. hersteller d. reparateur d. |
| bakımevi - | ni verpleeghuis bejaardenhuis verzorgingshuis tehuis |
| bakımı verpleging | d. verzorging d. ziekenverpleging d. ziekenverzorging d. |
| bakimi, geneeskundige | tibbi bakim, van een kind çocuk bakimi, 2 tedarik |
| bakımından wat | betreft, inzake, omtrent, naar, ten aanzien van, uit het |
| bakimindan, ilgili | olarak, açisindan, ziek lichaam bedenen hasta, |
| bakımını sağlamak | / n/ 1 (ev vb.) onderhouden, 2 (hasta) verzorgen, |
| Bakimli | Verzorgd ,Bakimli |
| bakımlı | verzorgd, 2 verpleegde d. |
| bakımlık | viewer |
| bakımsız onverzorg | wild, (dağınık) slordig |
| bakımsızlık | slecht onderhouden verwaarloosd zijn, verkommerd zijn, 2 |
| bakın Kijk! | Luister eens! Even kijken! |
| bakınıp durmak | zitten te koekeloeren, staan kijken |
| bakinip duruyor, | bakiniyor, 3 op een cent bir kuruşun gözüne bakmak, bir |
| bakınız | zie, 2 Bakınız! Kijkt u eens! |
| bakınmak | rondkijken, om zich heen kijken |
| bakinmak, doe | wel en zie niet om iyilik et, ardina bakma, 2 niet naar |
| Bakir | koper,Bakir |
| bakir | maagdelijk, 2 maagd d. |
| bakır cevheri | kopererts |
| bakır gravür | kopergravure d. |
| bakır kaplamak | / verkoperen |
| bakır kim/scheik | koper |
| bakır kırmızısı | koperrood |
| bakır oksit | koperoxide d. |
| bakır oyma | kopergravure d. |
| bakır para | kopergeld |
| bakır pası | kopergroen |
| bakır tel | koperdraad d. |
| bakırcı koperslager | d. kopersmid d. |
| Bakire | Maag,Bakire |
| bakire | maagdelijk, 2 maagd d. |
| bakireliğini bozmak | / n/ ontmaagden |
| bakirelik | maagdelijkheid |
| Bakis | Kijk,Aspect,Aanblink,Blik,,Bakis |
| bakış | blik d. oogopslag d. 2 (görüş) kijk d. inzicht zienswijze d. 3 |
| bakış açısı | oogpunt standpunt |
| bakış çerçevesi | referentiekader |
| bakiş, göz | ucuyla bakiş |
| bakış, van | blik) verliefd, smachtend |
| bakışım | symmetrie |
| bakışımsızlık | asymmetrie |
| bakişlar, | zijn hasetçi olmak, |
| bakışmak naar | elkaar kijken |
| bakişta, een | slaan/werpen op (y)a/i göz atmak, göz süzmek, 2 |
| Bakiye | Saldo,Bakiye |
| bakiye | (hesap) saldo tegoed 2 (kalan) overschot rest d. |
| BAKJE | (s) 1 küçük kutu, 2 spreekt/kd (kopje) fincan, |
| Bakkal | Neringdoende,krudenier,Bakkal |
| bakkal | levensmiddelenwinkel d. kruidenierswinkel d. 2 ( - sahibi) |
| bakkal çakkal | (argo/plat) kruideniers en andere middenstanders d. |
| bakkal dükkanı | levensmiddelenwinkel d. kruidenierswinkel d. |
| bakkal malları | kruidenierswaren d. |
| bakkalcılık | kruideniersvak |
| bakkaliye | kruidenier d. kruidenierswinkel d. 2 (bakkal malları) |
| bakkallık | kruideniersvak |
| Bakkboord | geminin sol tarafi,Bakkboord |
| Bakkebaard | favori,Bakkebaard |
| BAKKEBAARD | ( en) favori, yanak sakali, |
| Bakkeleien | dovusmek,sacsaca basbasa gelmek,Bakkeleien |
| BAKKELEIEN | gs, (bakkeleide, h gebakkeleid) saç baş olmak, kavga |
| Bakken | pisirmek,kizartmak,kavurmak,Bakken |
| BAKKEN I | f, g, (bakte, h, gebakken) 1 kizartmak, kavurmak, 2 |
| bakken uit | de hemel. Het regent pijpenstelen. |
| Bakker | Firinci,emekci,Bakker |
| BAKKER | (s) firinci, ekmekçi, |
| Bakkerij | firin,Bakkerij |
| BAKKERIJ | 1 (vak) firincilik, ekmekçilik, 2 ( en) firin, ekmek |
| BAKKERSKAR | ( ren) firinci el arabasi, |
| BAKKERSKNECHT | ( en, s) firinci yardimcisi, firinci çiraği, |
| Bakkerswinkel | Firin,Ekmek Satis Yeri,Bakkerswinkel |
| BAKKERSWINKEL | (s) firinci, ekmekçi dükkani, |
| BAKKES | ( en) (plat/argo) 1 yüz, 2 (mond) ağiz, |
| BAKKIE | (s) 1 (koffie) bir fincan kahve, 2 (zendapparaat) argo |
| bakla | tuinboon d. paardeboon d. 2 (zincir vb.) schakel d. ağzında bakla |
| bakla halka, | 3 (voor garen) kalbur, gözer |
| Baklagiller | peulvrucht,Baklagiller |
| baklagiller bot. | peulvruchten d. (Leguminosae) |
| Baklagillerin | Meyvasi |
| Baklagillerin Meyvasi | peulvrucht,Baklagillerin Meyvasi |
| baklava laagje | bladerdeeg gevuld met noten en in siroop gedrenkt |
| baklayı ağzından | çıkarmak ermee voor de draad komen |
| Bakma | kijk,Verzorgen ,Bakma |
| bakma, görme, | tot s! hoşça kal, görüşmek üzere! |
| bakmadan | (görmeden) blindelings, 2 (dikkatsizce) roekeloos |
| bakmadan daktilo | yazmak / blind tikken |
| Bakmak | kijken,toekijken,bekijken,beschouwen,,Bakmak |
| bakmak | kijken, aanschouwen |
| bakmak - | ar/ 1 kijken (naar), bekijken, aankijken, blikken, toekijken, |
| bakmak, | ( en) in ieder ,in alle en her bakimdan, her yönden, her |
| bakmak, | (plotseling beginnen) bastirmak, aniden başlamak, de vorst is |
| bakmak, | ev, aile een brief van aileden bir mektup, de vrouw des huizes |
| bakmak, de | bloemen in een vaas çiçekleri vazoya güzelce yerleştirmek, 2 |
| bakmak, küçük | görrnek, basit görmek |
| bakmak, yaya | kalmak, eli boş kalmak, |
| bakmak, zich | laten falina baktirmak |
| bakmak, zijn | plicht görevini yerine getirmek, een les voor iemand biri |
| Bakmak,2 | Bekijken,Nagekeken,Aankijken,Aanzien ,,Bakmak,2 |
| bakmamak, maruz | görmek, bağişlamak, excuseer me dat ik u stoor sizi |
| bakmaya gelmek | / komen kijken |
| BAKMEEL h | karbonatli buğday unu, |
| BAKOVEN | (s) firin, |
| Bakpan | tava,Bakpan |
| BAKPOEDER | karbonat, kabartma tozu, |
| bakraç | emmer |
| BAKSEL | (s) kizartma, |
| Baksteen | tugla,Baksteen |
| BAKSTEEN | (,, stenen) tuğla, zakken als een sinifta çakmak, |
| Bakteri | Bacterie,Bakteri |
| bakteri | Bacterie |
| Bakteri | Cogaltma |
| Bakteri | Oldurucu |
| Bakteri Cogaltma | Bacteriecultuur ,Bakteri Cogaltma |
| bakteri çoğaltma | Bacteriecultuur d. reincultuur d. |
| Bakteri Oldurucu | Bactericide,Bacteriendodendmiddel,Bakteri Oldurucu |
| bakteri öldürücü | Bacteriedodend |
| Bakterie | Bakteri,Bakterie |
| bakterigiller çoğ/mv | Bacteriën d. |
| bakteriyolog | Bacterioloog |
| bakteriyoloji | Bacteriologie |
| bakteriyolojik | savaş, |
| Baktım ki | bilmiyor (duymamış), bir yey demedim. Ik begreep dat hij niet op |
| Baktirmak | Hasta |
| baktırmak- | i, 1 laten (in) kijken, laten zien, iemand toestemmen om |
| Baktirmak Hasta | Laten Verzorgen ,Baktirmak Hasta |
| Bakvis | genc kiz,Bakvis |
| BAKVIS | ( sen) 1 kizartmalik balik, 2 fig/mec (meisje) yeni |
| BAKZEILHALEN | gs, (haalde bakzeil, h, bakzeil gehaald) 1 |
| balta bijl | d. kapmes bir baltaya sap olmak (argo/plat) aan de bak komen, |
| balta girmemiş, | el değmemiş, bakimsiz, 4 (v, persoon) vahşi, barbar, asi, |
| baltaya sap | olamamak niet aan de bak kunnen komen, geen werk kunnen vinden |
| bana | naar mij (vb bana bak kijk naar mij) |
| bana bak | Luister eens! |
| bana bakma | Let maar niet op mijn woorden! |
| BANKET | ( ten) 1 (feestmaal) ziyafet, 2 (gebak) kek, kek türü |
| Banketbakker | patiserie,Banketbakker |
| BANKETBAKKER | (s) pastaci, |
| BANKETBAKKERIJ | ( en) pastaci dükkani, |
| başbakan premier | d. minister- president d. |
| başbakanlık | premierschap 2 (bina) kantoor van de minister- president |
| başı kabak | kaal, kaalhoofdig |
| başini çevirmek, | de blik bakişini başka yöne çevirmek, 2 (afweren) |
| başının çaresine | bakmak zich kunnen redden, zich behelpen, voor zichzelf |
| başlatmak, | (van ogen) yukari çevirmek, de blik bakişi yukari çevirmek, |
| basmak, een | kind bir çocuğa severe bakmak, çocuğa pervane olmak, 3 |
| BATIG | slot (saldo) kredi bakiyesi, |
| baygın baygın | bakmak / verliefd kijken, smachtend kijken |
| bebakenen, van | bakens voorzien |
| bebek bakıcısı | oppas d. babysit d. |
| bebek bakımevi | kinderdagverblijf crèche d. |
| BEDDING | ( en) 1 nehir yataği, 2 (v, grond) tabaka, katman, |
| BEGLUREN | g, (begluurde, h, begluurd) gözetlemek, sinsice bakmak, |
| behandeld worden | o belgelere bakilmasi gerekli, 4 (zieke) bakmak, |
| Behandeling | Muayene,tedavi,bakim,isleme,,Behandeling |
| behandeling | aile Bakımı gezinsverzorging d. çocuk bakımı oppas d. hasta |
| Bekijken | Bakmak,seyretmek,kasiklar,Bekijken |
| BEKIJKEN | g, (bekeek, h, bekeken) bakmak, incelemek, (v, |
| bel bel | bakmak / dom kijken, staren, perplex staan te kijken |
| beleş atın | dişine bakılmaz Men moet een gegeven paard niet in de bek kijh |
| BEREDDEREN | g, (beredderde, h, beredderd) bakmak, çekip çevirmek, |
| beş kuruşun | ardına bakmak dood blijven op een halve cent, op de centen zijn |
| Beschouwem Als | saymakgozu ile bakmak,Beschouwem Als |
| Beschouwen | Bakmak,Seyretmek,Beschouwen |
| beşik | wieg d. 2 mec./fig. bakermat d. son beşik laatstgeborene d. |
| beslemek | 1 voeden, 2 (hayvan) mesten, grootbrengen, 3 (bakmak, |
| beslenmek | gevoed worden, 2 (kendine bak zichzelf goed voeden |
| BESTENDIG I | s, z, (duurzaam) kalici, sürekli devamli, baki, (niet |
| Bewaren | Saklamak,bakmak,Bewaren |
| beylik | oudbakken, afgezaagd, gewoon, alledaags, 2 tar/hist vorstendom |
| bezienswaardigheid gezip | incelemek, gezip görmek, bakmak, een auto |
| bezoek komen, | af en toe langs komen, 5 (bakmak) gaan kijken, 6 |
| bij | tentamen) bakip kopya çekmek, |
| bıkkınlık gelmek | /- e, - den/ iets beu zijn, er tabak van hebben, er schoon |
| bil bakalım | Raad eens! |
| bilgi için | bakmak, incelemek, d gesprek hazirlik/tanişma görüşmesi, d |
| bilinçlidir, II | s, çok yönlü, een e vorming hebben her bakimdan |
| bilmek, nou | raad eens! bil akalim! bul bakalim! tahmin et bakalim! II gs, |
| bir açidan, | belli bir bakiş açisindan, uit financieel mali açidan |
| bir bakıma | in zekere zin, in bepaald opzicht |
| bir bakiş | açisi |
| bir baltaya | sap olmak (argo/plat) aan de bak komen, een baantje |
| bir kuruşun | ardına bakmak zeer gierig zijn, op een cent kijken |
| bir şeyden | bikana kadar bakmak, güzelliğini kaniksamak, 2 iets van |
| bir şeye | bakip durmak, başlamaya cesaret edememek |
| bir şeye | tebessümle bakmak |
| bir şeyi | birindcn görerek öğrenmek, de straat caddeyi bakarak |
| bir şeyi | gözüyle yemek, aç gözlüce bakmak, a/e göz dikmek, onder vier |
| biri yer | biri bakar, kıyamet ondan kopar Ongelijke schotels maken kwade |
| birine bakmak | 1 naar iemand kijken, 2 (bakımını üstlen verzorgen, |
| birine dik | dik bakmak, |
| bkz afk/kıs. | bakınız) zie |
| BLIK I | d, ( ken) 1 bakiş, nazar, bij de eerste ilk bakişta, in |
| blik kaçamak | bakiş, 3 (oppervlakkig) üstünkörü, yüzeysel, gelişigüzel, |
| Blik2 | bakis,Blik2 |
| BLIND I | 1 s, kör, ama, ziende bakarkör, kör, bilinçsiz, als de e |
| BLOEMBAK | ( ken) büyük saksi, çiçeklik, |
| boek is | de moeite waard om te lezen bu kitap her bakimdan okuma |
| BOERENSTAND | çiftçi tabakasi, çiftçi kesimi, |
| Bof(de) | kabakulak,darbe,Bof(de) |
| boks müsabakası | bokswedstrijd d. |
| BOKSWEDSTRIJD | ( en) boks maçi, boks müsabakasi, boks |
| bol bol | yiyen, bel bel bakar Wie zijn wittebrood vóór eet, moet zijn |
| BOLUS | ( sen) 1 (gebak) bir çeşit şekerli çörek, 2 (drol) bok, |
| bön bön | bakmak / verbaasd kijken |
| BORDENDOEK | ( en) tabak kurulama bezi, bulaşik bezi, |
| BOSBOUW | ormancilik, ağaçlandirma ve bakimi, |
| BOVENLAAG | (...lagen) üst tabaka, üst katman, |
| boylatmak- | i, in de bak laten stoppen, iemand in de nor |
| bozmak, bakireliğini | bozmak |
| BROEIBAK | ( ken) küçük camekanli fidelik, limonluk |
| BROOD | (broden) 1 ekmek, 2 fig/mec geçim, de bakker verkoopt |
| BROODBAKKER | (s) firinci, ekmekçi, |
| Broodbakker(de) | Firinci,Broodbakker(de) |
| BROODBAKKERIJ | ( en) firin, ekmek dükkâni, |
| Broodbakkerij(de) | Firin ,Broodbakkerij(de) |
| BROODJE | çörek, küçük ekmek, sandviç, zoete s bakken yüzsuyu |
| bu bakımdan | uit dit oogpunt |
| bu kadar! | işte bu kadar! waarom? niçin? zomaar lafin gelişi, zó! bak |
| BULLEBAK | ( ken) korkunç adam, (schrikbeeld) umaci, gulyabani, |
| BURGERIJ | şehirli tabakasi, şehirliler, (v,land) yurttaşlar, |
| burnunu sürtmek | bakzeilhalen, een stapje terugdoen |
| burunotu - | nu snuiftabak d. snuif d. |
| buz tabakası | ijsschots d. schol d. |
| BZ afk/kis | Buitenlandse Zaken Dişişleri Bakanliği, |
| çabuk kızan | opvliegend, heetgebakerd, driftig |
| çakmak, | als een baksteen (sinavda) çakmak, çuvallamak, sinifta çakmak, 3 |
| çaktırmadan bakmak | / loeren, kijken zonder te laten merken |
| çalışma bakanı | minister van sociale zaken en werkgelegenheid d. |
| çalışma bakanlığı | ministerie van sociale zaken en werkgelegenheid d. |
| çalişmak, naar | iemand birine bakmak, birini aramak, 2 op (y)a/e bakmak, |
| canavar monster | onmens d. ondier gedrocht misbaksel wangedrocht |
| çantada keklik | Kat in 't bakkie. De buit is binnen. |
| Care (Nl) | Ozenli Hasta Bakimi,Care (Nl) |
| Catshuis | Hollanda Basbakanlik Binasi,Catshuis |
| cehennem yabanisi | monster onmens d. ondier gedrocht misbaksel |
| çekiştirme geroddel | bakerpraatje achterklap d. |
| çentiklemek, kesmek, | (v, tabak) ince kesmek, kiymak, II gs, (, is ) ( v, |
| centrum h. | middelpunt midden 4 (çıkış yeri) bakermat d. |
| çevre bakimi, | çevre koruma, zieken hasta bakimi, 3 (ongerustheid, |
| CHIROPODIST | ( en) ayak bakimi uzmani, diplomali pedikürcü |
| çiçek gibi | açılmak met iets te koop lopen, (kabak çiçeği gibi, v. mensen) |
| çiçeklik bloembak | d. bloemperk d. |
| çiğ | (pişmemiş) rauw, (az pişmiş) ongaar, halfbakken, 2 mec./fig. |
| ciğer kavurma | gebakken leverschotel d. |
| çiğnemelik tütün | pruimtabak d. pruim d. |
| cihetten, her | hususta, ne yönden bakarsan bak, in dit bu bakimdan, bu |
| çıkarına bakmak | op zijn eigen voordeel uit zijn |
| çıkış yeri | 1 uitgang d. uitrit d. 2 (beşik mec./fıg.) oorsprong d. bakermat |
| Cilt Bakimi | Huidverzorging,Cilt Bakimi |
| Cocuk | Bakicisi |
| Cocuk Bakicisi | Kinder oppas,Babysitter,Kinderverzorgster,Cocuk Bakicisi |
| çocuk bakıcısı | babysitter d. kinderverzorgster d. oppas d. |
| çocuk bakım | yurdu kinderdagverblijf crèche d. kinderopvangcentrum |
| Cocuk Bakimi | kinderzorg,Cocuk Bakimi |
| çocuk bakımı | kinderverzorging d. kinderzorg d. |
| çocuk bakmak, | een oude man yaşli bir adama bakmak, II gs, dikkat etmek, |
| çocuk sepeti | bakermat d. |
| çocuk, | kijken kiskanç bakmak, zien şaşi görmek, schele hoofdpijn yarim |
| çok manali | bakiş, |
| çömlek imalathanesi | pottenbakkerij d. |
| çömlekci | pottenbakker d. 2 verkoper van aardewerk d. |
| çömlekçilik | pottenbakkerij |
| CONCURRENTIE | 1 sp, yarişma, müsabaka, 2 hand/tic rekabet, 3 de |
| Congruentie | Esitlik,Mutabakat,Congruentie |
| çöp kovası | vuilnisemmer d. vuilnisbak d. |
| çöp kutusu | prullenmand d. vuilnisbak d. |
| Cop Tenekesi | Vuilnisbak ,Cop Tenekesi |
| çöreklenmiş ingebakken, | ingeworteld, vastgeroest |
| çörekleşmiş ingebakken, | ingeworteld, vastgeroest |
| Courgette | kabak (dolmalik),Courgette |
| COURGETTE | (s) dolmalik kabak |
| COUVEUSE | (s) 1 etüv, (zayif doğan bebeklerin bakimi için) |
| CREDITSALDO | (s) kredi bakiyesi |
| CRISISCENTRUM | (...centra) krizliler bakimevi |
| curcuna keet | d. tumult rumoer heme d. Bak sen curcunaya. Dat komt ervan! |
| dağinik, yirtik | pirtik, sefil, pejmürde, harap, yikik, virane, bakimsiz, een |
| Dagopvang | gunduz bakim yeri ,Dagopvang |
| DAGVERBLIJF | (...blijven) gündüz bakim yeri, kinder çocuk bakim |
| Dagverblijf (Blijven) | gunduz bakim yeri,Dagverblijf (Blijven) |
| daktilo yazmak | typen, machineschrijven, bakmadan daktilo yazmak blind typen |
| dalyarak, de | zijn kabak başina patlamak, hij is de kabak başina patladi |
| dama atmak | / hd./volkst. iemand in de bak stoppen, iemand in de |
| damarlı | vaatrijk, dooraderd, geaderd, 2 (tabakalı) met lagen, gelaagd |
| damda yatmak | in de bak zitten, in de lik zitten, in de gevangenis zitten |
| damper laadbak | die kan kiepen d. |
| de | aannemen telefona bakmak, de opnemen telefonu almak, telefona bakmak, |
| de | n van het onderhoud bakim masraflari, extra n ekstra giderler, reis n |
| de pisang | zijn, het kind van de rekening worden, met de gebakken peren |
| DEBETSALDO | (s) borç bakiyesi, borç kalani |
| defensie | tarım bakanı minister van Landbouw d. |
| defransiyel tek./tech. | versnellingsbak d. |
| DEK | ( ken) 1 (laag) tabaka, katman, een sneeuw kar tabakasi, |
| Dek(Ken) | tabaka,guverte,Dek(Ken) |
| DEKSCHAAL | (...schalen) kapakli tabak |
| delercesine bakmak | / aanstaren, iemand met een doordringende blik |
| deliğe atmak | / kd./spreekt. in de bak/nor zetten/stoppen, in de |
| deliğe tıkmak | / kd./spreekt. in de bak/nor zetten/stoppen, in de |
| denemek, prova | etmek, giyip bakmak, pas even die schoenen bu ayakkabilari |
| Departement(,En) | bolum,daire,bakanlik,Departement(,En) |
| deri tabakası | huidlaag d. |
| deri tabaklama | leerlooien |
| deri tabaklamak | leerlooien |
| derici | (tabakçı) looier d. 2 (deri tüccarı) handelaar in leer d. |
| derin olur, | (adamin yere bakanindan) suyun ağir akanindan kork, te en te |
| devlet bakanı | (staats)minister d. |
| dibi tutmak | / n/ aanbranden, aanbakken, aankoeken |
| dibi yanmak | / n/ aanbranden, aanbakken, aankoeken |
| DIJKWEZEN | set bakimi idaresi |
| Dik Bakmak | Aanstaren,Dik Bakmak |
| dik dik | bakmak / aanstaren, fixeren, staren |
| dik dik | bakmak, |
| Dik Dik Bakmak | turen,Dik Dik Bakmak |
| dikkat et | Voorzichtig! Pas op! Let op! (önüne bak) Kijk uit! |
| Dikkatle Bakmak | Gadeslaan ,Dikkatle Bakmak |
| dikkatle yapilmiş, | 2 (in vaste combinaties) bakim, hizmet, koruma, |
| dilinin altından | baklayı çıkarmak daar komt de aap uit de mouw, |
| Dinle Bak | Horen,Dinle Bak |
| diş bakımı | tandverzorging d. |
| dışişleri bakanı | minister van Buitenlandse Zaken d. |
| dışişleri bakanlığı | ministerie van Buitenlandse Zaken |
| diştan, diştan | bakilirsa, diş görünüş itibariyle, 2 (op zijn laatst) en çok, |
| dochter | 3 (bakire) maagdelijk |
| doğal gidişatina | ters, fig/mec voor de komen ağzindan baklayi |
| Dogum Sonrasi Bakim | kraamzorg,Dogum Sonrasi Bakim |
| dolayi cezalandirmak, | een de blik cezalandirici bakiş, |
| dönüp bakmak | / omkijken, omzien |
| DOORBAKKEN | iyi kizartilmiş, iyice kizarmiş |
| dooreen, door | elkaar, 2 (bakımsız) slordig, onverzorgd, 3 (seyrek) dun, 4 |
| dört gözle | bakmak / heel aandachtig bekijken |
| Dovusmek | Vechten ,bakkeleien,Dovusmek |
| DRENKBAK | ( ken) yalak |
| DRINKBAK | ( ken) yalak, sulama teknesi |
| Drinkbak(,Ken) | yalak ,Drinkbak(,Ken) |
| duiven | güvercin beslemek, güvercinlere bakmak, 9 görmek, ik houd hem vuur |
| dümenine bakmak | op zijn eigen voordelig zijn |
| düşünüp bulmak, | leugens yalan uydurmak, dat verzin je maar uydur bakalim, |
| ebe | oma d. grootmoeder d. grootje 2 (sağlıkçı) baker d. |
| ebedileştirmek, daimileştirmek, | baki kilmak |
| edalıca bakmak | / naar iemand lonken, koketteren |
| EELTLAAG | (...lagen) nasir tabakasi |
| een | ona bir bakayim, de zaak is zo bekeken bu kadar, şip şak, bir |
| eens | bir daha bakmak, yeniden gözden geçirmek, het hebben ardindan |
| EERSTELIJNS gezondheidszorg | ilk sağlikbakimi, ev doktoru, |
| EEUWIG I | s, ebedi, sonsuz, devamli, kalimli, baki, kalici, het e |
| eigen voordeel | kendi çikarina bakmak, zie beneden aşağiya bakiniz, III h, |
| EIGENGEBAKKEN | evde pişirilmiş, ev işi, brood ev işi ekmek |
| ekmek yapmak | (brood)bakken |
| ekmekçi bakker | d. broodbakker d. |
| ekmekçi dükkanı | bakkerij d. broodbakkerij d. bakkerswinkel d. |
| ekmekçilik | bakkerij |
| ekşi bakmak, | suratini ekşitmek, |
| el altından | achterbaks, onderhands, heimelijk, stiekem, onder de toonbank |
| elden geçirmek | / 1 (düzeltmek) reviseren, herzien, 2 (bakmak) nakijken |
| elden gel | bakalım 1 Goed zo! Bravo! Geef me de vijf! 2 (anlaştık) Akkoord! |
| eline bakmak | / n/ afhankelijk zijn van (financieel), niet in zijn |
| eline yüzüne | bakılır (van vrouwen) mooi |
| Emekci | bakker,Emekci |
| EMMER | (s) kova, bakraç, een water bir kova su |
| endişeli an, | een e blik korkulu bakiş, |
| enfıye tütünü | snuiftabak d. |
| ENGELENBAK | ( ken) thea/tiy yüksek ve ucuz sira, ucuz oturak |
| enz, mevki, | sinif, tweede ikinci mevki, 5 (klasse) sinif, zümre, tabaka, |
| eski bakan, | e kennissen eski tanidiklar, 7 en van dagen ihtiyarlar, |
| eskimiş | verouderd, ouderwets, oudbakken, afgezaagd, 2 (yıpranmış) |
| espri grap | d. mop d. gekheid d. klucht d. geestigheid d. kwinkslag d. bak |
| et- | repareren, doen, maken, Ben buna elli guldene bakarım. Ik kan het |
| et! gözünün | önüne bak! gözünü aç (sana)! pas komen çaylak olmak, toy olmak |
| et! gözünün | önüne bak! II g, zijn ogen göz kesilmek, |
| etmek, beklemek, | bakmak, een gevangene bir tutukluyu beklemek, |
| etmek, voeten | enz,) bakim yapmak, een zieke hastaya bakmak, 5 |
| etmek, yoklamak, | gözden geçirmek, bakmak |
| etrafa bakmak | rondkijken |
| etrafına bakmak | rondkijken |
| ev işi | 1 (evde yapılmış) eigengebakken, zelfgebakken, 2 (okul ödevi) |
| Evde Bakim | thuishulp d,Evde Bakim |
| Evde Saglik Bakimi | thuiszorg d,thuishulp d,Evde Saglik Bakimi |
| evde yapılmış | eigengemaakt, zelfgebakken |
| evine bakmak, | II g, göz atmak, göz gezdirmek, de krant gazeteye göz atmak |
| evlenmek, | (elektrik) geçirmek, iletmek, koper geleidt electriciteit bakir |
| EX I | 1 eski, ex minister eski bakan, 2 siz/siz, ...olmadan, |
| faça | den./scheep. achterwaarts, achteruit, bak, 2 den./scheep. halen van |
| fal bakmak | de toekomst voorspellen, waarzeggen |
| fali, iemands | opmaken (trekken) birinin falina bakmak |
| falına bakmak | / n/ iemand de toekomst voorspellen, iemand waarzeggen |
| faraş vuilnisemmer | d. vuilnisbak d. vuilnisvat |
| Favori | Favoriet,bakkebaard,Favori |
| favori I | (yüzde) bakkebaard d. II (sevilen) favoriet |
| fayansçılık | tegelbakkerij |
| fig/mec afbakenen | açikça belirlemek, çerçevesini çizmek, çerçevelemek |
| Firin | bakkerij,Fornuis,broodbakkerij,Firin |
| fırın | bakkerij d. broodbakkerij d. 2 (ocak) bakoven d. oven d. Aç köpek |
| Firinci | broodbakker,bakker,Firinci |
| fırıncı | bakker d. broodbakker d. 2 bakkerswinkel d. |
| fırıncılık | bakkerij |
| fırınlamak | bakken |
| fişlik kaartenbak | d. kaartenkastje |
| FORMATEUR | (s) hükümet kurmakla görevli bakan, kabine kurucu |
| Frak | Bakis,pandjesjas,Frak |
| g blikte, | h, geblikt) vero/eski göz atmak, bakmak, zonder of |
| gaan nemen | gidip bakmak |
| Gadeslaan | Dikkatle Bakmak,Gadeslaan |
| Gebak | Pasta,Gebak |
| Gebak | Pasta,Gebak |
| GEBAK | pasta, turta |
| Gebakje | Kucuk Pasta,Gebakje |
| GEBAKJE | (s) pasta, |
| Gebakken | kizartma,Gebakken |
| Gebakken | Pismis Kizarmis,Gebakken |
| Gebakken | Aardappelen |
| GEBAKKEN | zitten gül bahçesinde olmak, durumu iyi olmak |
| Gebakken Aardappelen | Patates Kizartmasi,Gebakken Aardappelen |
| gebakken peren | zitten şapa oturmak, zor durumda kalmak, kabak başina |
| gebakken. Het | zijn twee handen op een buik. |
| GEBAKSCHOTEL | (s) pasta tabaği |
| GEBAKVORKJE | (s) pasta çatali |
| gebruikt met | değil) niet, Kalitesine bak, yoksa parasrna değil, Let |
| geçmek, delmek, | fig/mec met een de blik kijken keskin bakmak, |
| GEELKOPER | scheik/kim pirinç, bakir ve çinko alaşimi |
| GELAAGD | katmanli, tabaka tabaka, tabakalardan oluşmuş |
| gelmeyenler, | (verstrooid) dalgin, e blikken dalgin bakişlar |
| Geminin Sol Tarafi | bakkboord,Geminin Sol Tarafi |
| Genc Kiz | Jongejuffrioew,bakvis,Genc Kiz |
| Genel | Bakis |
| Genel Bakis | Overzicht,Genel Bakis |
| gerekeni yapmak, | (y)a/e bakmak, 4 ( stoel) koltuk, * geen en voor de dag |
| Geriye | Bakis |
| Geriye Bakis | terugblik d(,ken),Geriye Bakis |
| GESLAGEN | dövülmüş, koper dövülmüş bakir |
| GESTAAG gestadig | s, z, 1 (voortdurend) sürekli, kalici, devamli, baki, |
| GESTICHT | ( en) I yurt, kuruluş, kurum, bakimevi, manastir, barinak II |
| GESTICHTVERPLEGING | yurt bakiciliği, enstitü bakimi |
| geven aman | vermemek, II ünl, ! pardon! afedersiniz! kusura bakma! |
| GEWEZEN | önceki, evvelki, eski, een minister önceki bakan |
| gezeg | (met een ander werkwoord) door- içmene Bak! Drink gewoon door! |
| gezicht blik | ilk bakişta, voor het her şeyden önce, |
| GEZICHTSPUNT | ( en) görüş, bakiş açisi, een heel nieuw tamamen yeni |
| Gezinsverzorging | Aile Bakimi,Gezinsverzorging |
| GEZINSVERZORGING | aile bakimi, aile bakma, (organisatie) aile bakim |
| GEZINSVERZORGSTER | (s) (diplomali) aile yardimcisi, aile bakimcisi |
| GEZINSZORG | aile bakimi |
| gezondheids sağlik | hizmeti, sağlik bakimi, gezins aile bakimi, milieu |
| Gezondheidszorg | Saglik Bakimi,Gezondheidszorg |
| GEZONDHEIDSZORG | 1 sağlik bakimi, hifzisihha, 2 (sector) sağlik sektörü |
| Gezondheidszorg Gezer | hastalar ruhsal bakim kurumu |
| Gidip Bakmak | kijkje,Gidip Bakmak |
| gidip gitmediğine | bakilmaksizin |
| giet. Het | komt met bakken uit de hemel. Het regent pijpestelen. |
| gitmek, | (luieren) zevkine bakmak |
| Gizli | Verborgen,Geheim ,Achterbaks,Clandestien,,Gizli |
| Gizlice | Achterbaks,Steels,Stiekem,tersluiks,,Gizlice |
| GLACE | güderi, tabaklanmiş deri, |
| GLACEREN | g, (glaceerde, h, geglaceerd) 1 (gebak) üzerine şerbet |
| GLASBAK | ( ken) şişelik, şişe deposu, |
| GLASPLAAT | (...platen) cam levha, cam tabaka |
| GLUNDEREN | gs, (glunderde, h, geglunderd) çok mutlu ve gülerek bakmak |
| GLUREN | gs, (gluurde, h, gegluurd) dikizlemek, yan yan bakmak |
| goed | bir yola iyi bakmak, een tuin bahçeye bakmak, 2 aangenaam bezig |
| goede keren | iyiye gitmek, hou me goede ...kusura bakrnayin ama ... |
| göklere çikarmak, | geef op die pen! ver bakalim kalemi! |
| gör bak | Je zal het zien! |
| göre | (uyarınca) volgens, naar, 2 (bakılırsa) gezien, aangezien, in |
| görek/değerlendirmek/ saymak, | nazariyla bakmak, gibi telakki etmek, |
| görmedim, | moeder, dochter anasina bak kizini al (kenarina bak bezini |
| görmek istememek, | II z, bakmadan typen bakmadan daktilo yazmak III |
| görmek, aşağisamak, | küçümsemek, tepeden bakmak, 2 (niet tellen) hiçe saymak, |
| görünüre bakılırsa | gezien de omstandigheden, klaarblijkelijk, blijkbaar, |
| görünüşe bakılırsa | blijkbaar, schijnbaar, naar het zich laat aanzien |
| göz tabakası | oogvlies |
| göz ucuyla | bakmak / vanuit de ooghoeken kijken, tersluiks kijken |
| gözden geçirmek | / 1 (düzeltmek) herzien, reviseren, 2 (kabaca bak |
| gözetmek | 1 (korumak, bakmak) beschermen, bewaken, oppassen, 2 (önem |
| gözlemek, dikkatle | bakmak müşahade etmek |
| gözünün içine | baka baka / n/ koel en brutaal |
| gözünün önüne | bak Uitkijken! Kijk uit (je ogen)! |
| gözünün önüne | bakmak uitkijken, goed uit je ogen kijken, goed opletten, |
| gözünün yaşına | bakmamak / n/ niet tolereren, streng optreden tegen |
| gözüyle bak! | o işi bana birak! |
| gözüyle bakmak | 1 beschouwen als, 2 (başka gözle bak met andere ogen |
| GRAVEREN | g, (graveerde, h, gegraveerd) oymak, (bakir, tahta) oyarak |
| GRIFFEN | g, (grifte, h, gegrift) in koper bakiri oyup yazmak, in |
| GRONDLAAG | (...lagen) al t tabaka, astar |
| grote ogen | birine şaşkin şaşkin bakmak, iemand niet birine |
| GRUTTER | (s) (winkelier) bakkal |
| güçlüklerden dolayi, | güçlüklere bakilirsa, * en goedgekeurd görülmüş ve |
| gül bahçesinde | olmak op rozen zitten, gebakken zitten |
| gülünç duruma | düşürmek, birini rezil etmek, 2 (inzicht) görüş, bakiş, |
| gulyabani ondier | reus d. boeman d. kolos d. misbaksel wangedrocht |
| gümüş damgalamak, | ayar basmak, 2 (proeven) tadina bakmak, denemek, wijn |
| Gunduz Bakim | Yeri |
| gündüz bakım | yeri dagverblijf |
| Gunduz Bakim Yeri | dagopvang,dagverblijf (blijven),Gunduz Bakim Yeri |
| Gunduz Cocuk Bakimevi | kinderdagverblijf,Gunduz Cocuk Bakimevi |
| günebakan bot. | zonnebloem d. (Helianthus annuus) |
| güreş müsabakası | worstelwedstrijd d. |
| gururlu bakiş, | een e houding kendinden emin bir davraniş, II z, göğsünü |
| güzellik bakımı | schoonheidsbehandeling d. |
| h. | (bakım) toilet verzorging d. |
| h/volkst. belli | bir işi ol werken, fungeren als, Ne işe bakıyorsun? a) |
| HA afk/kis | hectare, hektar, ha! vay! bak hele! |
| hadi/haydi ya! | ... nou goed! pekala öyle olsun! nou, nou! bak hele! bak sen |
| hadibakalım Toe! | Kom nou! Durf het eens! |
| hale bak! | Ne yapiyorsunuz? ne demek bu ya! |
| HALFBAKKEN | z, 1 ala pişmiş, az pişmiş, biraz çiğ, pek kizarmamiş, az |
| haline bakmamak | zijn capaciteit te boven gaan, boven zijn kunnen gaan |
| halk tabakası | volksklasse d. volk |
| halletmek, yoluna | koymak, icabina bakmak, (slinks verkrijgen) kurnazca ele |
| halloldu Het | is opgelost. Het is voor elkaar. Het is voor de bakker. |
| handen enz, | bakimsiz, (tuin enz,) dağinik, dağ gibi, dökük saçik, |
| hanımgöbeği - | ni een zoet en rond gebakje |
| hapishaneyi boylamak | in de bak terechtkomen, in de nor zitten, in de |
| Harita Bakmak | kaartlezen,Harita Bakmak |
| haşin | streng, bits, 2 (bakış) nors, stuurs |
| Hasta | Bakici |
| Hasta Bakici | Ziekenverpleging,Ziekenverzorging ,Verzorgster,Hasta Bakici |
| Hasta Bakim | Masraflari |
| Hasta Bakim Masraflari | Verplegingskosten,Hasta Bakim Masraflari |
| Hasta Bakimi | Verzorging,Behandeling,Hasta Bakimi |
| hasta bakımı | ziekenverpleging d. ziekenverzorging d. |
| hasta bakmak | 1 zieken verzorgen, 2 (tedavi et zieken behandelen |
| hastabakıcı verpleger | d. verpleegster d. ziekenverzorg(st)er d. |
| hastabakıcılık ziekenverpleging | d. ziekenverzorging d. |
| hastaya bakmak | 1 zieken verzorgen, 2 (tedavi et zieken behandelen |
| hatıra gönüle | bakmamak onpartijdig zijn, onbevooroordeeld zijn |
| hava tabakası | luchtlaag d. |
| HAVERKIST | ( en) yulaf sandiği, erop zitten als de bak op de bir şeye |
| Haydi | Bakalim! |
| haydi bakalım | Kom op! Toe! Schiet op! Komaan! |
| Haydi Bakalim! | Vooruit ,Haydi Bakalim! |
| HAZELWORM | ( en) zo, babaköş, ayaks kertenkele |
| hebben, iets | beu zijn, balen van, tabak hebben van iets, iets zat zijn |
| HEETGEBAKERD | z, öfkeci, içi dar, çabuk kizar |
| hele bak | ... 1 (dikkat çekmek için) Luister eens,..., 2 (şaşma) Kijk eens |
| Her Bakimdan | Alleszins,Her Bakimdan |
| her bakımdan | in alle opzichten, alleszins, in elk opzicht, volkomen |
| her kamıştan | kaval olmaz. Alle vis is geen bakvis. Alle hout is geen |
| hesap bakiyesi | saldo |
| het | niet waard bakmaya değmemek, 3 iemand op iets birine bir |
| het balkon | ziet uit op het park balkon parka bakiyor, 3 er görünmek, er |
| het hoge | kwam eruit ağzindan baklayi çikartti, itiraf etti, zijn houden |
| het trommel | davul derisi, 2 bot, kütikül, 3 (v, melk) yüz, ince tabaka |
| hilkat garibesi | misbaksel ondier (wan)gedrocht d. monster |
| hirçin, met | e blik vahşi bir bakişla, II h, yabanlik, yabanilik, in het |
| HOEDER | (s) koruyucu, bakici, muhafiz, (herder) çoban |
| HOFJE | (s) düşkünlerevi, bakimevi, bakim yurdu, darülaceze |
| Hollanda Basbakanlik | Binasi |
| Hollanda Basbakanlik Binasi | Catshuis,Hollanda Basbakanlik Binasi |
| hoop/liejde | umut/sevgi beslemek, 2 (verplegen) severek bakmak, bağrina |
| HOOPVOL | 1 ümitli, umut dolu, beklentili, een le blik ümitli bakiş, 2 |
| HOORNVLIES | (...vliezen) (gözde) saydam tabaka |
| HOORNVLIESTRANSPLANTATIE | (s) göz saydam tabakasi nakli |
| hor bakmak | / minachtend kijken, geringschatten, minachten |
| Horen | Hic duymamak,Dinle Bak,Duymak,Horen |
| HOSPITAAL | (...talen) mil/ask revir, askeri bakimevi, küçük hastane |
| Huidverzorging | Cilt Bakimi,Huidverzorging |
| huisgezin | aile bakmak, ailenin geçimini sağlamak, bakmak, een tuin |
| huizen dan | kerken. Overal wordt brood gebakken. Geen handvol maar een land |
| hulpbron | 3 (buluş yeri) oorsprong d. origine d. vindplaats d. bakermat d. |
| humus tabakası | humuslaag d. |
| HUMUSLAAG | (...lagen) humus tabakasi |
| iemand | bir şeye (birine) bakmamak, ilgilenmemek, hij kijkt niet naar |
| ilgi göster- | ) aandacht besteden aan, 2 (bakmak) ervoor zorgen dat, 3 |
| Ince Tabakalar Halinde Soyulmak | Schilferen,Ince Tabakalar Halinde Soyulmak |
| Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk | Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen |
| Kaartlezen | yol haritasi okumak,harita bakmak,,Kaartlezen |
| Kabak (Balkabagi) | pompoen,Kabak (Balkabagi) |
| Kabak (Dolmalik) | courgette,Kabak (Dolmalik) |
| Kabakulak | de bof,Kabakulak |
| Kabinet | Hukumet,bakanlar kurulu,Kabine, ,,Kabinet |
| Kabinetszitting | bakanlar kurulu toplantisi,kabine oturumu,,Kabinetszitting |
| Kacak | Smokkel,bak,Voortvluchtig,Kacak |
| kâğıt - | sı) vel II (sigara - sı) tabaksdoos d. |
| Kap(tr) | bak,Kap(tr) |
| Kattenbak | kedi lazimligi, ,Kattenbak |
| Kavurmak | bakken,Kavurmak |
| Kedi Lazimligi | kattenbak,Kedi Lazimligi |
| Kendine Bakmak | Verzorgen ,Kendine Bakmak |
| Keuren | genel kontrol etmek,damgalamak,saglam olup olmadigina bakmak,denemek tat icki,,Keuren |
| Keuren,2 | tahlil etmek,tatina bakmak,Keuren,2 |
| Kijk | Bakis,bakma,Gorunus,Kijk |
| Kijk eens achter je! | Arkana bir bak! |
| Kijken | Bakmak,Seyretmek,Izlemek,Kijken |
| Kijkje | gidip bakmak,goz atmak,,Kijkje |
| Kinder Oppas | cocuk bakicisi,dadi,,Kinder Oppas |
| Kinderdagverblijf | gunduz cocouk bakimevi,Kinderdagverblijf |
| Kinderverzorgster | Cocuk Bakicisi,Kinderverzorgster |
| Kinderzorg | cocuk bakimi, ,Kinderzorg |
| Kizartma | gebakken,Kizartma |
| Kizartmak | branden,bakken,Kizartmak |
| Koesteren | severek bakmak,bagrina bakmak,cocuk gorme ozlemi, ,,Koesteren |
| Koper | bakir, ,Koper |
| Kraamzorg | dogum sonrasi bakim, ,Kraamzorg |
| Krudenier | bakkal,dar kafali,,Krudenier |
| Kucuk Pasta | Gebakje ,Kucuk Pasta |
| Kul Tablasi | asbak,Kul Tablasi |
| Kultablasi | Asbak,Kultablasi |
| Kus Bakisi | Overzicht,Kus Bakisi |
| Kusura Bakma | Meem Me Niet Kwaliyk,Kusura Bakma |
| Kusura Bakma! | pardon,Kusura Bakma! |
| Laadbak | Kutu,Cekmece,Laadbak |
| Laf (Tr) | Woord,Geklets,Onnodig Onderwerp,Bakerpraatje,,Laf (Tr) |
| Laf Kalabaligi (Laf Salatasi) | Bakerpraat,Laf Kalabaligi (Laf Salatasi) |
| Laten Verzorgen | Baktirmak Hasta,Laten Verzorgen |
| Leerlooien | Tabaklamak,Leerlooien |
| Lelie | Beyaz Zambak,Lelie |
| Loensen | Sasi Bakmak,Loensen |
| Lonken | Goz Kirpmak,Suzerek Bakmak,Lonken |
| Looien | Tabaklamak,Sepilemek,Looien |
| Maag | Migde,Bakire,Mide,Maag |
| Maagd | Bakire,Temiz,Maagd |
| Maagdelijk | Bakirelik,Maagdelijk |
| maliye | bakanı minister van financiën d. savunma bakanı minister van |
| Mart Kapidan Baktirir | Kazma Kurek Yaktirir,Maart Roert Zijn Staart,Mart Kapidan Baktirir |
| Maziye Bakis | terugblik d(,ken),Maziye Bakis |
| Meem Me Niet Kwaliyk | Kusura Bakma,Meem Me Niet Kwaliyk |
| Memleket | Land,Geboorteplaats,bakermat,Memleket |
| Ministerieel | Bakanlikca,Ministerieel |
| Ministerpresident | Basbakan,Ministerpresident |
| Ministerraad | Bakanlar Kurulu,Ministerraad |
| Misbaksel | Bicimsiz,Cirkin,Misbaksel |
| Mombakkes | Karnaval Maskesi,Mombakkes |
| Musabaka | Concurrentie,Wedstrijd,Toernooi,Musabaka |
| Mutabakat | Overeenstemming,Identiteit,Congruentie,Mutabakat |
| Naar wat kijk je? | Sen neye bakıyorsun? |
| Nagekeken | Bakmak,Bakilmak,Nagekeken |
| Nagelverzorging | Tirnak Bakimi,Nagelverzorging |
| Nakijken | Bakmak,Nakijken |
| Neringdoende | bakkal,Neringdoende |
| niet uitgevoerd | kalmiş, yapilmamiş onderhoud bakimi |
| Olu Deri Hucrelerinin Yok Edildigi Bir Tur Cilt Bakimi | peeling,Olu Deri Hucrelerinin Yok Edildigi Bir Tur Cilt Bakimi |
| Onderhoudskosten | Bakim Masraflari,Onderhoudskosten |
| Oppas | Bakici,Oppas |
| Oppasser | Bakici,Oppasser |
| Overzicht | Genel Bakis,Genel Gorunum,Icindekiler,Overzicht |
| Ozenli Hasta Bakimi | Care,Ozenli Hasta Bakimi |
| Paardenboon | aci atbaklasi, ,Paardenboon |
| Pardon(nl) | pardon!,affedersiniz!,kusura bakma!, ,,Pardon(nl) |
| Pasta(tr) | Gebak,Pasta(tr) |
| Patates Kizartmasi | Frites,Gebakken Aardappelen,Patates Kizartmasi |
| Patiserie | pastahaneci,yas ve kuru pasta imalatcisi,banketbakker,pastaci,,Patiserie |
| Pedicure | pedikur,ayak bakimi,pedikurcu, ,,Pedicure |
| Peeling | peyling,guzellik balimi,olu deri hucrelerinin yok edildigi bir tur cilt bakimi,meyveyi soymak,,Peeling |
| pencere vb. | bakmak) uitzien op, uitkomen op, 14 (beklenmedik para harca |
| Peulvrucht | baklagillerin meyvasi,baklagiller,,Peulvrucht |
| Pijptabak | pipo tutunu, ,Pijptabak |
| Pipo | tabakspijp d(,en),pijp,Pipo |
| Pipo Tutunu | pijptabak,Pipo Tutunu |
| Pisirmek | Koken,kook,bakken,Pisirmek |
| Pismis Kizarmis | Gebakken ,Pismis Kizarmis |
| Pit | cekirdek,araba yarislarinda otobakim yeri,araba yaris otomobil kontrol istasyonu, ,,Pit |
| Plaats Vervanger | vekil,vekalet eden, yerine bakanmuavinlogo, ,,Plaats Vervanger |
| Plaats Vervangster | bayan vekil,yerine bakan,gecici gorevli,muavin,,Plaats Vervangster |
| Pompoen | kabak (balkabagi),Pompoen |
| regelen plat/argo | halletmek, icabina bakmak, yoluna koymak |
| Sacsaca Basbasa Gelmek | bakkeleien,Sacsaca Basbasa Gelmek |
| Saglam Olup Olmadigina Bakmak | keuren,Saglam Olup Olmadigina Bakmak |
| Saldo | Mizan, bakiye,Saldo |
| Sana baktik?a ne kadar mutlu oldugumu bir bilsen | Je moest eens weten hoe gelukkig ik ben als ik naar je kijk |
| şaşma, verbazing | Zie je! 3 (küçümseme, minachtend) Moet je zien! bak şu |
| Saymakgozu Ile Bakmak | beschouwem als,Saymakgozu Ile Bakmak |
| Schakel | Halka, zincir baklasi,Schakel |
| schalen | (v, schaaldier, eieren) kabuk, 2 (schotel) tabak, kap, 3 (weeg) |
| Schilferen | Ince Tabakalar Halinde Soyulmak,Schilferen |
| Schotel | Tabak, fincan tabagi,Schotel |
| Severek Bakmak | koesteren,Severek Bakmak |
| slinger | d. birbaltaya sap olamamak (argo/plat) niet aan de bak |
| Standplaats | Gorus Noktasi, noktai nazar, bakim,Standplaats |
| star dik, | sabit, iemand aankijken birine dik dik bakmak, 3 (v, gezicht) |
| Tabak | Schotel,Tabak |
| Tabaka | Laag,Ader,dek(ken),Tabaka |
| TabakD(,Ken) | tutun ,TabakD(,Ken) |
| tabaklanmış | leer yapay deri kunstleer |
| TabaksBlad H(,Eren) | tutun yapragi ,TabaksBlad H(,Eren) |
| TabaksPijp D(,En) | pipo ,TabaksPijp D(,En) |
| TabaksPlantage D(,S) | tutun tarlasi ,TabaksPlantage D(,S) |
| Tatina Bakmak | keuren,,Tatina Bakmak |
| Tava | Pan,bakpan,Tava |
| ten aanzien | van) nin bakimindan, nin açisindan, hususunda, e dair, |
| Terugblik D(,Ken) | geriye bakis,maziye bakis ,Terugblik D(,Ken) |
| Thuishulp D | evde bakim,evde saglik bakimi ,Thuishulp D |
| Thuiszorg D | evde saglik bakimi ,Thuiszorg D |
| Tirnak Bakimi | Nagelverzorging ,Tirnak Bakimi |
| Toekijken | bakmak,seyretmek ,Toekijken |
| Triporter | bakfiets,Triporter |
| Tugla | dakpan(,nen),baksteen,brik,Tugla |
| Tuinboon D(Bonen) | acibakla ,Tuinboon D(Bonen) |
| Tuinieren | Bahce Bakimi Yapmak,bahce bakmak ,Tuinieren |
| Turen | dik dik bakmak ,Turen |
| Tutun | Tabakd(,ken),Shag,Tutun |
| Tutun Tarlasi | tabaksplantage d(,s),Tutun Tarlasi |
| Tutun Yapragi | tabaksblad h(,eren),Tutun Yapragi |
| v, metaal | tel, kablo, een koper bakir kablo, de telefoon |
| v, stad | bakimini üzerine almak, üstlenmek, |
| Vatan | bakermat,Vaderland ,Vatan |
| Verpleeghuis | bakim evi,Verpleeghuis |
| Verplegingskosten | Hasta Bakim Masraflari,Verplegingskosten |
| verward şaşkin, | kijken şaşkin şaşkin bakmak |
| Verzorgd | temiz,bakimli,Verzorgd |
| Verzorgen | Bakmak,bakma ,kendine bakmak, bakimci,,Verzorgen |
| Verzorging | Hasta Bakimi,Verzorging |
| Verzorgster | bakimci,hasta bakici,Verzorgster |
| Vetlaag | yag tabakasi,Vetlaag |
| Vooruit | Ileriye,Ileri,haydi Bakalim!,Vooruit |
| Vuilnisbak | cop tenekesi,Vuilnisbak |
| Waker | nobetci,bakimci,nezaretci, ,,Waker |
| Welaan | bak hele, ,Welaan |
| xxx | ( - memuru) agent d. (argo/plat) smeris d. klabak d. kit d. |
| Yag Tabakasi | Vetlaag ,Yag Tabakasi |
| Yalak | drinkbak(,ken),trog d(,gen),Yalak |
| Yerine Bakan | plaats vervangster,Yerine Bakan |
| Yerine Bakanmuavinlogo | plaats vervanger,Yerine Bakanmuavinlogo |
| Yurt | Vaderland ,bakermat,Yurt |
| Ziekenverpleging | Hasta Bakici,Ziekenverpleging |
| Zincir Baklasi | Schakel,Zincir Baklasi |
| Zorg | Bakim,Zorg |