Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek |


Turks > Nederlands <> Nederlands > Turks Woordenboek.
Türkçe > Felemenkçe <> Felemenkçe > Türkçe Sözlük.
Türkçe > Hollandaca <> Hollandaca > Türkçe Sözlük.
77238 Kelime - Woord.


'çay' Kelimesinin Anlamları:

acemi çaylak groentje nieuweling d. beginneling d.
açık çay slappe thee d.
adaçayı bot salie d. (Salvia)
bahçe tuin d. 2 (park) park çay Bahçesi theetuin çocuk Bahçesi
bardak glas drinkglas kom d. beker d. mok d. kopje çay bardağı
BEEK (beken) dere, çay
BEEMD ( en) çayirlik, otlak,
BILLEKOEK (kalçaya) şaplak, tokat,
bir bardak çay lütfen Een glaasje thee, alsjeblieft!
bitkindi, mijn thee is çayim bitti, kom ! haydi! vertel ! anlat!
Breng het maar alsjeblieft. jki çay getiriver! Twee thee, graag! 19
BRODDELAAR (s) acemi, çaylak, beceriksiz, toy,
BUS I d, ( sen) 1 kutu, suiker şeker kutusu, thee çay kutusu, 2
çay salonu theesalon d. düğün salonu trouwzaal d. konferans
çay thee d. açık çay slappe thee d. 2 (dere) beek d. vliet d. wetering d.
çay vb.) slap, 18 (aralık) opening d. gaping d. 19 (uzak yer) verre
çay bahçesi theetuin d.
çay bardağı theeglas
çay demlemek thee maken/zetten
çay demleniyor, 3 (, h/is ) (reizen) geziye çikmak, zij trokken naar het
çay demliği theepot d. theeketel d.
çay evi theehuis
çay fabrikası theefabriek d.
çay fıncanı theekopje theemok d.
çay gülü bot. theeroos d.
çay içmek, ze zijn aan het drinken onlar çay içiyorlar, zetten çay
çay kaşığı theelepeltje
çay kaşiği, 2 (v, haas) kulak
çay kutusu theebus d. theekistje
çay molası theepauze d.
çay ocağı theehuis theesaloon d. café
çay poşeti theezakje
çay salonu theesalon d.
çay sehpası theetafeltje
çay servisi theeservies
çay süzgeci theezeefje
çay tabağı theeschoteltje
çay takımı theeservies theegerei theegoed
çay tarlası theeplantage d.
çay tepsisi theeblad
çay ticareti theehandel d.
çay verirmisiniz? 2 (geven) sunmak, vermek, aandacht ilgi göstermek, 3
çay yaprağı theeblad
çay ziyareti theevisite d.
çaycı iemand die thee teelt/verkoopt, 2 (garson) ober (in theehuis) d. 3
çaycılık het telen van thee, 2 (kahve işletme) exploitatie van theehuis
çaydan geçip derede boğulmak de grootste problemen de baas kunnen en de
çaydanlık külahı theemuts d.
çaydanlık mumu theelichtje
çaydanlık örtüsü theemuts d.
çaydanlık theepot d. düdüklü çaydanlık fluitketel d.
çayevi - ni theehuis
çayhane theehuis theesalon d. café
çayır gras 2 (alan) weide d.
çayır papatyası margriet d. (Chrysanthemum leucanthemem)
çayıra sürmek / laten grazen
çayırdoğanı - nı grauwe kiekendief d. (Circus pygargus)
çayırgüzeli - ni bot. groot liefde gras (Eragrostis major)
çayırincirkuşu - nu zo. boompieper d. (Anthus trivialis)
çayırkuşu - nu zo. leeuwerik d. (Alauda arvensis)
çayırlık grasland grasveld weide d. weiland
çayırlık saha weidegrond d. weide d.
çayırmantarı - nı bot. champignon d. kampernoelje d. (Agaricus campestris/
çayırmelikesi - ni bot. geitenbaard d. (Aruncus dioicus)
çayırteresi - ni bot. pinksterbloem d. (Cardamine pratensis)
çaylak (acemi) nieuw, groen, onervaren, baardeloos, 2 (acemi kimse)
çaylak olmak nog niet droog achter de oren zijn, een groentje zijn,
çaylak yerine koymak / iemand ontgroenen
çaylak, acemi, tecrübesiz, het van je buurman is altijd groener dan het
çaylık theekistje
çayocağı - nı theehuis theesalon d. cafe
çaysever iemand die veel van thee houdt
çayüzümü - nü bot. bosbes d. (Vaccinium myrtillus)
çikmak, çok kizmak, het water raast in de ketel su çaydanlikta ötüyor, fokur
çorba vb. opgeschept worden, (çay vb.) ingeschonken worden, 6 (ölü hayvan,
de naald kruipen dara dar kurtulmak, paçayi zor kurtarmak, om (en) tand
demlemek 1 (çay) thee klaar maken, 2 (kafa, hoofd) hijsen, zuipen
denizden çıkıp çayda boğulmak grote problemen afhandelen en de kleine
dere gelmeden paçayı sıvama Men moet de appels niet plukken, voordat ze
dere gelmeden paçayı sıvamak zijn kuikens tellen voor de eieren gelegd
diğerine - ) gieten, overgieten, uitgieten, 5 /, e/ (çay vb. v. thee
DOORMIDDEN z, tam ortasindan, iki parçaya, breken iki parça
düdüklü çaydanlık fluitketel d.
duş - ) een douche nemen, douchen, 25 / (çay vb. -, thee, koffie)
een radioprogramma radyo programi sunmak, 2 ikram etmek, thee çay ikram
EEST ( en) (çay, bitki) kurutma yeri
emzik fop d. fopspeen d. 2 (çaydanlık vb.) tuit d.
ergens laten, 2 (içine stoppen, ergens in steken, doen in, 3 (çay, kahve
et! gözünün önüne bak! gözünü aç (sana)! pas komen çaylak olmak, toy olmak
etmek, ik drink thee dan koffie çayi kahveye tercih ederim, niets willen
fincan çay, bir bardak çay, 2 (hoofd) baş, kafa, iemand een kleiner maken
fincanlar bu çaydanliğa aittir, Karel behoort bij ons Karel
firçayla sürmek, 2 (schilderen) firçayla yapmak, firçayla çizmek
FLUITKETEL (s) düdüklü demlik,düdüklü çaydanlik
FOYER (s) lobi, (eğlence yerinde) çay salonu, çay ocaği,
GAZON (s) çimlik, çimenlik, çayirlik, yeşil saha
gelmeden paçayi sivamak, zo sterk als een ayi gibi güçlü, 2 astr,
GISTEREN z, 1 dün, 2 van tecrübesiz, dünkü çocuk, çaylak, hij is niet
görüşten yola çikmak, de thee vlekken gaan er niet uit çay lekeleri
GRAS ( sen) çim, çimen, çayir, Engels kuduz otu, zo groen als
gras çayirlik, çimenlik, 3 (gebied) saha, magnetisch manyetik alan, (v,
GRASGROEN 1 çim yeşili, 2 (onvervaren) çaylak, acemi
GRASLAND ( en) çimenlik, çayirlik, otlak
GRASPIEPER (s) zo, çayir incirkuşu
GRASVELD ( en) çayirlik, otlak, yeşil saha, çayir alani
GRAZEN gs, (graasde, h, gegraasd) otlamak, laten otlatmak, çayira
GRAZING çayirlik çimlik, otlak, otu bol
GROENTIJD (okulda) acemilik devresi, çaylaklik dönemi
groentje h. brekebeen d. broddelaar d. 3 zo. wouw d. (Milvus), kara çaylak
haymana (çayırlık) weiland 2 hd./volkst. (tembel) lui
hebt yenisi olmadan eskisini atma, dereyi görmeden paçayi sivama,
onrijp taze, 3 (onervaren) acemi, çaylak, II h, yeşil renk, III de Groenen
snotjongen toy, çaylak, sümüklü burun
v, thee) demlenmek, thee laten çayi demlendirmek, de thee staat te
ya/e can atmak, naar een kopje thee bir bardak çaya can atmak

Ana Sayfaya Dön